PİRHA – 81 Yaşındaki Gülkız Aslaner, okuma yazma bilmemesine karşın şiir üretmeye devam ediyor. Eşinin köyü olan Yozgat’ın Deremumlu köyünde yaşayan Şair Aslaner, “Bizim köye iyi bir hırsız dadandı” şiiriyle ülkenin içinde olduğu mevcut hale işaret ettiğini anlattı.
Çorum’un Alaca ilçesinde 1943 yılında dünyaya gelen Gülkız Aslaner, 13 yaşından beri sevinçlerini, üzüntülerini şiirlerle dile getiriyor.
Köy koşulları nedeniyle okula gidemeyen Aslaner, okuma yazma bilmeden şiir üretiyor.
Yayınlanmış üç adet şiir kitabı bulunan Gülkız Aslaner, son şiirini ise PİRHA için kaleme aldı.
“ŞİİRİ ŞİMDİKİ ORTAMA GÖRE SÖYLEDİM”
Şiirinin kaybolmaması için yakınlarından yardım isteyen Gülkız Aslaner, “Bizim köye iyi bir hırsız dadandı” isimli şiirinin nasıl oluştuğuna dair şunları söyledi:
“Televizyonlarda açık oturumları izlerken yiyenler, içenler, doyanlar, aç kalanlar aklıma gelerek bu şiiri oluşturdum. Bu şiiri mevcut ortam için söyledim. Elini uzatanlar alıyor, olmayanlar kalıyor. Yani çok fakir insan var. Yiyip içenler ise belirsiz. Dünyanın hali ortada. Bu şiiri şimdiki ortama göre söyledim.”
“ŞİİRİ ÜZERİNE ALAN ALSIN!”
Gülkız Aslaner, ömrü boyunca günümüzdeki gibi zorlu bir döneme rastlamadığının da altını çizdi. Aslaner, şöyle devam etti:
“82 yaşındayım, bu zamanki gibi bir darlık, zorluk hiç görmedim. Günümüzde parmağı uzun olan balı yiyor. Bizlere ise bir şey yok. Yanımda, çevremde çok perişan insan var. Şu an Ankara’da yaşıyorum ancak köye gelip buradaki halleri gördüğümde birçok şey aklıma geliyor. Onun için de bu şiiri söyledim. Üzerine alan alsın! Eğer o kişinin gözü, kulağı varsa görür, duyar ve fakir fukarayı da düşünür.
“Bizim köye iyi bir hırsız dadandı”
Hırsız geldi tepemize oturdu
Tırnağını gırtlağımıza batırdı
Ne varsa hepsini götürdü
Bizim köye iyi bir hırsız dadandı
Bizim köyde her ne varsa satıldı
Arsa gitti tarla gitti ev gitti
Kutular içinde paralar gitti
Bizim köye iyi bir hırsız dadandı
Hanlar gitti hamam gitti tas gitti
Bizim köye iyi bir hırsız dadandı
Paha biçilmeyen fabrikalar gitti
Bizim köye iyi bir hırsız dadandı
Cübbesi sırtında yüzü görünmez
Kara bassa izleri görünmez
İnsan mıdır şeytan mıdır bilinmez
Bizim köye iyi bir hırsız dadandı
Gitsin bu zalimler canımıza yetti
Hazine boşaldı tükendi bitti
Yandaşlar hısımlar yükünü tuttu
Bizim köye iyi bir hırsız dadandı
Gülkız söyler bu hırsızı kovalım
Götürdüğünün hesabını soralım
Kanunlarla zindanlara koyalım
Bizim köye iyi bir hırsız dadandı.
PİRHA– Okuma ve yazma bilmeyen Ozan Gülkız Aslaner, üçüncü şiir kitabını yayınladı. ‘Karanlıkta Açan Gül’ adlı eseri için yakınlarından destek alan Aslaner “Önceden ben söylerdim eşim ise yazardı. Birkaç yıl önce onu kaybettim. Sonra komşularım yardımcı oldu. Onlar da taşınıp gitti. Şimdi yalnız kaldım. Şiirlerim aklımdan uçup gidiyor” dedi.
Gülkız Aslaner, Çorum’un Alaca ilçesinde dünyaya gelip çocuk yaşta evlendirilerek bir yığın çilenin içerisine sürüklenmiş bir kadın ozan. Fakat zihnindekileri kağıda dökebilecek kadar dahi okuma yazması olmayan bir ozan.
76 yaşında, tek başına Ankara’da bir evde yaşayan Aslaner, “Aslında ben ne ozanım ne de şair” diyor. Fakat gerisinde üç şiir kitabı biriktirmiş durumda. 13 Yaşında şiir üretmeye başladığını anlatan Aslaner, köyde okul olmaması sebebiyle hiç eğitim alamamış. Bu nedenle şiirlerin kaybolmaması için eşi Hasan Aslaner, Ozan Gülkız’ın bir anlamda hep kalemi olmuş.
“ŞİİRLERİMİ KİMSEYE AÇIKLAYAMADIM”
“Ben şiir okudum, eşim ise hep yazdı” diyen Gülkız Aslaner, geçmişine dair şunları anlattı:
“Çorum’un Koçhisar köyünde doğdum. 14 Yaşını bitirip 15’e girdiğimde üç çocuklu bir adamla evlendirilip Yozgat’a gittim. Aile çok zengindi… 35 sene orada yaşadık. 5 çocukla ve evimle uğraştım. Köydeydim, bir zaman çok çalıştım ve sonra 1993’te Ankara’ya geldim. Ardından eşim vefat etti, yalnız kaldım. İlk şiirlerimi öksüz büyüdüğüm dönemde yazdım. Her şeye duygulanıyordum. Beni 5 yaşındayken teyzem alıp büyütmüş. Çok fakirlermiş. Ve ben her şeye duygulandım. Her şeyi kendime sorun yaptım. Söylediğim şiirleri kimseye açıklayamadım.”
İLK ŞİİR, ATINI YİTİREN KÖYLÜYE
Okuma ve yazma bilmeden şiir üretmenin güç olduğunu anlatan Gülkız Aslaner, ilk şiirini nasıl oluşturduğunu da şu cümlelerle anlattı:
“Köyümüzde at arabası şoförlüğü yapan biri vardı. Şehre gitmek isteyen onu çağırırdı. Birgün adamın atı öldü. Hasat zamanıydı ve o şoförün elde avuçta bir şeyi yoktu. Ne yapacağımızı şaşırdık. Kaynıma gelip yeni bir at alması için ‘bana biraz para ver’ dedi. O da ‘sana at alacak kadar param yok’ dedi. ‘Ne yapacak bu adam’ diye çok üzüldüm. Bunun üzerine bir şiir yazdım:
Kendirdendir fakirlerin halısı
Öküzü ölmüş yürümüyor kağnısı
Ne hükümet duyar ne de valisi
Ne olacak hali fakirin dedim
“YAZAN OLMAZSA UNUTUYORUM”
“Bu şiirle başladım. Fakat istediğim zaman şiir söyleyemiyordum” diyen Aslaner, yoksulun derdini kendi derdi görüp zorlu bir uğraşa girdiğinin altını çiziyor. “Aniden bir duygu geliyor, söylüyorum ama yazan olmazsa unutuyorum, yazan olursa kalıyor. Okumuşluğum yok ‘A’ derken ‘B’yi unutuyorum” diyen Aslaner, şiirleri nasıl bir araya getirdiğini ise şöyle anlatıyor:
“Hiç kimse ‘bu harf şuraya olmamış’ diyen olmadı. Bu konuda destek olunmadı. Kendim söyledim, kendim ayarladım. İş görürken, düşünürken bir anda ilham geliyor. Hani ben âşık, şair falan da değilim. Sadece içimdekileri söyleyeceğim.
Bir gün Sivas’tan dedemiz geldi. Çok bilgili insandı. Her söylediği yerine oturuyordu. O arada bir soru sorup ilk şiirimi de ona söylemek istedim. Fakat eskiden kadınlar, erkeğin yanında konuşamazlarmış ya… Aklımdakileri eve gelip akşam başladım söylemeye:
Bir hazine gördün mücevher dolu
Oradan payımı almak isterim.
Kimler kurdu tarikatın yalana
Ben onu pirimden sormak isterim
Güzeldir pirimin sözleri güzel
Muhabbet dağının düğümünü çözer
Eline asayı kim aldı ezel
Ben onu pirimden sormak isterim.
Gökteki melekler ummana daldı
Kimi yar eyleyip şeydaya saldı
Süleyman’ın mührü kimlere kaldı
Beni onu pirimden sormak isterim.
Ozan Gülkız Aslaner, şiir üretimi için hep içindekilere kulak verdiğini anlatarak, çevresinde hiç şair olmadığına da dikkat çekti. Köylerine gelen dedenin deyişlerinden çokça etkilendiğini anlatan Aslaner’in anlatımları şöyle:
“Beni yönlendiren kimse olmadı. Şiir içimden gelen bir şeydi. Beni büyüten ocaktan gelen dede oldu. Onun her şeyine imrenirdim. Dede söylerken deyişlerini kalbimde tutardım. Sonrada onları eşim sayesinde yazıya dökerdim. Eşim yanımda olmadığı zamanlarda aklımdakiler uçup gidiyordu. Çok üzülüyordum. Cepte bir para yitirmiş gibi oluyordum.”
İlk kitap yazma fikrinin nasıl ortaya çıktığını da anlatan Aslaner şöyle devam etti:
“Dikmen’de yürürken inşaat halinde bir yerin cemevi yapılacağını öğrendim. Çok sevindim. Yani Ankara benim oldu. O anda şunları söyledim:
Bir güneş yükseldi Dikmen üstünden
Yükselip geliyor müminler için
Bulutlar süzülmüş göklere ağır
Rahmet yağacak müminler için
Minnettarım bu temeli atana
Hayırlı olsun memlekete vatana
Bu şiiri söylediğimde bacımın oğlu beni aldı oraya götürdü. ‘Hala, şirin güzel olmuş gel cemevindekilere de söyle’ dedi. Ahmet Şahin isimli biri ‘Ablacığım çok güzel söylemişsin gel bir kitap bastıralım’ dedi. O önder oldu yani.”
Aslaner, son kitabı ‘Karanlıkta Açan Gül’ için kızı ve yeğeninden destek aldığını da şu sözlerle anlattı:
“Şurada iki kitabım var. Belki okuyan beni tanır. Değeri ne olacak bildiğim yok. Bu kitabın çıkmasına da kızım önder oldu. ‘Anne o kadar biriktirdin, bir kitap haline getirelim’ dedi. Diğer çocuklar karşı durdu ama ben yazdım. Hala şiir üretiyorum fakat hep unutuyorum. Yalnız kalınca komşum destek olup yazıyordu. O da taşındı gitti. Şimdi oturduğum bina hep iş yeri oldu, hiç kimse yok.”