Etiket: gültekin uçar

  • CAN TV’de Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla ‘Yol’un Yüzyılı’ başladı-VİDEO

    CAN TV’de Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla ‘Yol’un Yüzyılı’ başladı-VİDEO

    PİRHA-CAN TV’de yayınlanan Yol’un Yüzyılı programı Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumuyla izleyiciyle buluştu. Programda hakikatin bulunmaya çalışılacağı vurgulandı. 

    Cumhuriyet’in yüzyılını geride bırakırken, Alevilerin son yüzyılda yaşadıklarını tarihsel, sosyal ve kültürel açıdan değerlendiren Yol’un Yüzyılı programı CAN TV‘de ilk bölümü yayınlanarak izleyiciyle buluştu.

    Prof. Dr. Çiğdem Boz’un sunumunda yapılan programın ilk bölümüne Tarihçi-Yazar Alişan Akpınar, Doç. Dr. Cemal Salman, Araştırmacı-Yazar Gültekin Uçar, CAN TV Yayın Kurulu üyeleri Çilem Küçükkeleş ve Veli Büyükşahin katıldı.

    “SEYİRCİYLE BULUŞMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ BİR PROGRAMA DÖNÜŞTÜ”

    Programda ilk olarak konuşan CAN TV Yayın Kurulu üyesi Çilem Küçükkeleş, “Aslında tam da 100. yaşı tamamlarken birçok şeyi konuşmuş olmak istiyorduk. Türkiye’nin tarihi denilen tarihi seçim, büyük seçim aslında hepimizin kaderini belirleyen gibi çok abartılı yaklaştığımız ama gerçekte öyle bir abartının olmadığını hep birlikte deneyimlediğimiz, o deneyimin de bize bu programı getirdiğini daha da güçlendirdiğini söyleyebiliriz. Çünkü biz Aleviler, Cumhuriyet’in o kadar kolay değişmediğini, öyle sandıkla bir demokrasi gelmeyeceği meselesini demokrasinin tam da toplumsal bir mesele olduğunu biraz deneyimlediğimiz bir süreç oldu. Ve yeni yayın döneminde mutlaka seyirciyle buluşması gerektiğini düşündüğümüz bir programa dönüştü. Seyircimiz tarih programı gibi elbette algılanmasın. Çünkü biz bir yüzyıla, bir şekilde Cumhuriyet’te ne yaşadığımıza gideceğiz. Ama bir de geri döneceğiz biz bu yüzyılda neler yaptık diyeceğiz” dedi.

    “ALEVİLİKLE İLGİLİ HANGİ SORULARI CEVAPLAYABİLDİK?”

    Tarihçi-Yazar Alişan Akpınar ise programın amacına dair konuşarak, “Amacımız, son 30-35 yılda Alevilikle ilgili yapılan çalışmaları, bu çalışmaları yapan akademisyenleri davet etmek. Bu çalışmalarda Alevilikle ilgili biz hangi soruları cevaplayabildik? Hala hangi soruları soruyoruz? Biraz programın amacı da bu. Son 30-35 yılda Alevilikle ilgili yapılan çalışmaların sayısı epeyce arttı. Bu çok önemli” dedi.

    “GELECEK YÜZYILI DOĞRU KURMAMIZ LAZIM”

    Araştırmacı-Yazar Gültekin Uçar, programda nelere değineceklerini şöyle ifade etti:

    “Yaşananlara, itirazlara, alternatif önerilere, anayasa kısmında Koçgiri’ye de değineceğiz. Muhtemelen sonrasında da Dersim. Bunların hepsi kuruluşun problemleridir. Koçgiri, siyasal birliğin kurulması konusunda önerileriyle bir anahtar. Eğer o öneriler kabul edilseydi bugün bambaşka bir Türkiye’den söz ediyor olacaktık. Gelecek yüzyılı doğru kurmamız lazım. Bunun bir anlamı da bu, programın katabileceği belki.”

    “BURADA YAPILACAK ŞEY BİLGİ AKTARIMI VE HAFIZA TAZELEME OLACAK”

    Doç. Dr. Cemal Salman da, bilgi aktarımı ve hafıza tazelemeye dikkat çekerek, “Temelde ister adını tarih koyalım, ister sosyal bilimler koyalım. Burada yapılacak şey, bir tür bilgi aktarımı ve hafıza tazeleme olacak aslında. Çünkü Alevi tarihi hem sözlü hem yazılı kaynak olarak yüzyıllara uzanan bir geniş, derin bilgi hazinesini içeriyor” ifadelerini kullandı.

    “BU PROGRAMDA HAKİKATİ BULMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    CAN TV Yayın Kurulu üyesi Veli Büyükşahin ise programın bir ciddi karşılığının olabileceğini düşündüğünü söyleyerek, “Bu programda hakikati bulmaya çalışacağız” dedi.

    Programın linkine buradan ulaşabilirsiniz.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

     

  • Yazar Gültekin Uçar: Tekçi anlayışın bir sonucu olarak Koçgiri Katliamı yaşandı-VİDEO

    Yazar Gültekin Uçar: Tekçi anlayışın bir sonucu olarak Koçgiri Katliamı yaşandı-VİDEO

    PİRHA-Koçgiri Katliamı’nın 101’inci yılına dair konuşan Yazar Gültekin Uçar, tekçi anlayışın bir sonucu olarak katliamın yaşandığını belirterek, dilin, kültürün, inancın, kimliğin siyasal olarak kabulünün şart olduğunu ifade etti.

    Koçgiri Katliamı’nın ardından 101 yıl geçti. 6 Mart 1921’de başlayan, 17 Haziran’da binlerce Alevi Kürt’ün katledilmesi ve sürgün edilmesiyle son bulan katliama dair Koçgirili Zabit Kurnaz ve Bektaş Kılıç ile Yazar Gültekin Uçar, değerlendirmede bulundu.

    “BİR DAHA BÖYLE KATLİAMLAR YAŞAMAK İSTEMİYORUZ”

    Zabit Kurnaz, Koçgiri’de kadın, genç binlercesinin katledildiğini ve sürgüne yollandığını belirtirken, Bektaş Kılıç da, Alevilere yönelik katliamlardan biri olduğunu ifade ederek, “Devlet kendisi gibi düşünmeyenleri katlediyor ve kendisine benzetmeye çalışıyor. Bu politika çok yanlış. Devlet, katliamlara karşı sorumluluğundan kaynaklı özür dilemelidir. Bir daha böyle katliamlar yaşamak istemiyoruz” dedi.

    Yazar Gültekin Uçar ise, Mart ayının hem katliamların hem de Newroz gibi direnişin iç içe geçtiği bir ay olduğunu vurgulayarak, “Herhangi bir dilin, kültürün, inancın, kimliğin problem olarak görülmemesi için siyasal olarak kabulü şarttır. Bir ülkede kimlik, inanç çatışması yaşanması istenmiyorsa yasal bir statü tanınmalı ve anayasada eşitlenmelidir. O zaman kimlik siyaseti yapılmaz” diye konuştu.

    Her şeyi tekleştirerek sorunların çözülemeyeceğine işaret eden Uçar, “İngiltere’de Alevi temsiliyeti kabul edilirken, Türkiye’de bunu yapmak çok mu zor?” diye sordu.

    Elif TABAK/LONDRA

     

     

     

  • Araştırmacı Uçar: Koçgiri hem siyasal hem de kitlesel bir soykırımdır-VİDEO

    Araştırmacı Uçar: Koçgiri hem siyasal hem de kitlesel bir soykırımdır-VİDEO

    PİRHA- 6 Mart 1921 tarihinde başlayan Koçgiri Katliamı’nın 98’nci yıl dönümünde PİRHA’ya konuşan Araştırmacı Gültekin Uçar, “Koçgiri hem siyasal bir katliam, hem de Kürt ulusal bilincinin geliştiği ilk örgütlenmelerden sayılır” dedi. 

    6 Mart 1921 tarihinde başlayan ve 17 Mart 1921’de sonlanan Koçgiri Katliamı’nın 98’nci yıl dönümünde araştırmacı Gültekin Uçar PİRHA’ya konuştu.

    Anadolu’da yaşayan halkların etnik ve inançsal bakımdan tekleştirilmesi planının Koçgiri bölgesinde de uygulandığını ve Koçgiri halkının özerk olarak kendini yönetme talebinin kanla bastırıldığını ifade eden Uçar, katliam sonucunda halkın kimliğini koruyabilmek amaçlı ana diliyle ve kültürüyle mesafeli olarak yetiştiğini vurguladı.

    “KOÇGİRİ HEM SİYASAL HEM DE KİTLESEL SOYKIRIMDIR”

    “Koçgiri Katliamı üzerinde çok tartışma oldu, üzerinde konuşmak çok zor çok kısa zaman aralıklarında. Ama bu bir katliam” diyen Uçar, Koçgiri’nin hem siyasal bir katliam hem de Kürt ulusal bilincinin geliştiği ilk örgütlenmelerden sayıldığının altını çizdi.

    Koçgiri’nin hem bir siyasal soykırım hem de kitlesel katliam olduğunu ifade eden Uçar, Ermeni, Koçuşağı, Şeyh Sait ve Dersim katliamlarının bunun devamı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “Resmi kayıtlara göre 1000, yöredeki anlatımlara göre 3000-4000 insanın öldürüldüğü bir dönem oldu. Aslında Koçgiri’yi anlayabilmek için 1915-1938 aralığındaki 20 yıllık zamana bakmak lazım. Çünkü tablonun bütünü o zaman görülür oluyor. Hatırlayacaksınız büyük bir Ermeni Katliamı gerçekleştirildi. Şimdi soykırım olarak da niteleniyor, tartışılıyor. Hrant, “Büyük Kırım” diye tanımlıyordu. 1920-21 Koçgiri Harekatı yürütülürken Koçgirililerin de, genel olarak tarihçilerin de çok dikkat etmediği bir şey de oldu. Aynı dönemde aynı ordu, aynı komutan, aynı birlikler ve aynı aktörler resmi rakamlara göre 65 bin Rum’u göçertip, 11 bin-12 bin Rum’u öldürdüler. Hemen arkasından Koçuşağı Hareketi oldu. Arkasından Şeyh Sait isyanı oldu. Arkasından Dersim vurgunu oldu, katliamı oldu. İşte bu 20 yılı birlikte değerlendirdiğinizde ortaya çıkan manzara Anadolu’nun merkezinin tektipleştirilmesi, etnik ve dinsel bakımdan arındırılması hareketi olduğunu görürsünüz.”

    “KOÇGİRİLİLERİN KENDİNİ YÖNETME TALEBİ KANLA BASTIRILDI” 

    1921 Anayasası’nda bulunan 10 maddenin vilayetleri özerkliği ilgili olduğunu söyleyen Uçar, Anayasada var olan maddelerin tam tersi olarak Koçgiri halkının kendini yönetme talebinin kanla bastırıldığını vurguladı. Koçgiri Katliamı’nda görev alan insanların özel olarak seçildiğini ve bölgedeki diğer halklara karşı da katliam gerçekleştirerek özel mülkiyetlerine kadar eşyalarının talan edildiğini dile getiren Uçar, şunları kaydetti:

    “1921 Meclisi’nde kabul edilen Anayasanın 10 maddesi yörelerin, vilayetlerin özerkliği ile ilgiliydi ama o Anayasanın kabul edilmesinden bir ay sonra 6 Mart’ta Koçgirililerin özerk bir vilayet, kendi kendilerini yönetme talebini katliamla bastırdılar. Görevlendirilenler çok özel insanlar. Topal Osman Ermeni katliamı nedeniyle aranan, idama mahkum edilmiş birisi. Havza’da Mustafa Kemal ile görüştükten sonra idam cezası kaldırılıp Koçgiri’ye gönderilenlerden bir tanesi, aynı zamanda onun özel muhafız birliğinde komutanı. Sakallı Nurettin ise Abdülhamit döneminde dinci görüşleri nedeniyle ordudan atılmış ve sonra affedilmiş birisi. Merkez ordusunun komutanı olarak Koçgiri’ye gönderildi gerisingeriye. Öyle bir adam ki; İzmir’de Hristiyan metropolitin linç edilmesinde, İzmit’te eski gazeteci Ali Kemal’in linç edilmesinde görev almış birisi. Öyle birisi ki anasının kilisede yanmaktan kurtarmaya çalıştığı bir çocuğu kendi elleriyle tutup gerisingeri kiliseye atabilen bir adam. Ve sadece Koçgiri bölgesinden Giresun’a götürdüğü hayvan sayısı 60 bin adet olan bir insan. Bununla zenginleşen biri. Öldüğünde o günkü gazetelerde serveti 500 bin lira, ben de hesaplamıştım bir ara bir araştırma nedeniyle. Topal Osman o günkü Türkiye’nin bütçesi kadar mala mülke sahipler. Özel olarak korunan insanlar.”

    “TOPLUM ETNİK VE İNANÇ KİMLİĞİNDEN KORKAR HALE GELDİ”  

    “Koçgiri’de ne oldu bu hareketin sonuçları? Önemli ölçüde başarılı oldu” diyen Uçar, Koçgiri Katliamı sonrası toplumun etnik ve inançsal kimliğinden korkar hale geldiğini söyledi. Tüm bu soykırım ve asimilasyon politikalarına Koçgiri halkının politik olarak örgütlenmeye başladığını söyleyen Uçar, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Hala Koçgirililer’e bugün “gelecekle ilgili endişeniz var mı?” diye sorduğunuzda hepsi “evet var, korkuyoruz” diyorlar. Analarının, atalarının, dedelerinin diliyle ve kültürüyle mesafeli bir kuşak yetişti. Politik olarak bilinçlenmiş olan unsurların dışında insanların büyük bir kısmı bu korku içinde ve merkezle ilişkilerini korku temelinde kuran insanlar. Korunabilmek için kimliklerini gizleyen insanlar haline dönüştürüldüler. Genç kuşaklar çok ilgili değiller açıkçası. Koçgirililer politik olarak örgütlenmiş ve işin farkında olan insanlar. Henüz yeteri düzeyde bir birlik kurabilmiş değiller ama umut ışıkları da var tabii. Umut her zaman vardır derler ya, işte biz de yeşertmeye çalışıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

  • PSAKD ve Koçgiri Kültür Derneği, ‘Koçgiri İsyanı Paneli’ düzenledi-VİDEO

    PSAKD ve Koçgiri Kültür Derneği, ‘Koçgiri İsyanı Paneli’ düzenledi-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) ve Koçgiri Kültür Derneği (KKD) “Koçgiri İsyanı & Paneli” düzenledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Anadolu yakası şubeleri ve Koçgiri Kültür Derneğinin birlikte organize ettiği,  PSAKD Genel Merkez Yöneticisi Songül Tunçdemir’in moderatörlük yaptığı, “1920 – 1921 Koçgiri İsyanı ve Katliamı” paneline Araştırmacı Yazar Erdal Yıldırım ve Araştırmacı-Yazar Gültekin Uçar panelist olarak katıldılar.

    İstanbul Koçgiri Kültür Derneği ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Kadıköy Şubesine bağlı İçerenköy Cemevi ile ortaklaşa düzenledikleri ‘Koçgiri İsyanı ve Katliamı’ isimli  panelde  Güvenç Abdal Ocağı Pirlerinden Sefa Öztürk çerağları uyandırıp dua verdikten sonra bu uğurda baskı gören ve katledilenler için saygı duruşunda bulunuldu.

    Koçgiri Kültür Derneği ve Pir Sultan  Abdal Kültür Derneğinin Kadıköy Şubesine bağlı İçerenköy Cemevinin ortaklaşa düzenledikleri ‘Koçgiri İsyanı ve Katliamı’ isimli panele HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş, HDP 25. Dönem İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Sanatçı Cihan Çelik ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Panelde ilk konuşmayı anadili ile yapan Koçgiri Kültür Derneği Başkanı Rıza Karaman, “Benim dedem hep bana  ‘Sen nereye gidersen git dilini unutma ve dilinle konuş derdi.’ Bende dedemin sözünü unutmadım ve anadilimle konuşma yapacağım. Belki az biliyorum belki konuşurken zorlanacağım ancak annemin dili olan anadilim ile konuşacağım” dedi.

    “ÖLENLERİMİZ YAN YANA GELDİ YAŞAYANLARIMIZ GELMEDİ”

    Bu coğrafyada çok sayıda Kürt ve Alevi vatandaşın olduğunu belirten Karaman şunları ifade etti:

    Bugün köylerimizde kimse kalmadı. Hepimizi sürgün ettiler. Ölenlerimiz yan yana geldi ama biz yaşayanlar yan yana gelemedik. Artık biz yan yana gelmeliyiz. Çünkü ne yezit bizi öldürebilsin ne Hınzır paşa Sivas’ta Pir Sultan’ı asabilsin ne de Rayber Alişer’i asabilsin. Biz kendimiz olmalıyız ki güçlü olalım. Hak yolunda yan yana gelmeliyiz ki bizi güçlü görsünler ve haklarımızı bize versinler. Ama halen biz ne Kürt kimliğimizi yaşayabildik ne de Kızılbaş kimliğimizi yaşayabildik. Halen bu ülkede o zorluklar yaşanıyor.”

    “KATLİAMLARIN BİR DERİNLİĞİ VE ALT YAPISI VAR”

    Koçgiri katliamı gibi Türkiye tarihinde Mart aynıda yaşanan katliamlara değinen Eğitimci ve PSAKD Genel Merkez Yöneticisi Songül Tunç Demir, “Tarihi katliamlar ile dolu olan Türkiye’de son yıllarda peş peşe yaşanan bombalı saldırılar ile bu katliamlar devam etmektedir. Geçmişte günümüze yaşanan katliamlar bitmedi hesabı sorulmadı gerçek sorumluları cezalandırılmadı. Bu nedenle bu katliamlar günümüzde de devam etmektedir. Bu katliamların bir alt yapısı ve derinliği var. Geçmişten günümüze kadar yapılan bütün katliamların genel anlamda tek millet, tek dil ve tek din gibi üç temel hedefi bulunuyor” dedi.

    “GEÇMİŞ İNSANIN YANINDA GEZEN GÖLGESİ GİBİDİR”

    Tunçdemir’den sonra söz alan Koçgiri Kültür Derneği Üyesi Araştırmacı Gültekin Uçar ise, “Tarih ya da kimlik zaman çizgisi üstünde birleşen insan ve zamanın birlikte oluşturduğu bir olgudur. Bizler içinde yaşadığımız zamanın ve dünyanın nasıl ne tarafa döndüğünü bilirsek önümüze konan malzemenin nasıl kullanılacağı konusunda bir fikre sahip oluruz. Herhangi bir insan kendisini ancak bir geçmişle tanımlayabilir. Dolayısı ile bir insan topluluğu ve birey kendisini geçmiş ile tanımlayamıyorsa fiziken var olsa bile sosyal olarak yok demektir. Bir insanın varlığı doğrudan geçmişi ile ilgilidir. Geçmiş insanın yanında taşıdığı gölge gibidir. Onu yok edemezsiniz. Sizin yok etmeniz ve yok saymanızda bir fayda etmez. Çünkü siz bir canlı varlık olarak var olduğunuzdan sizi dışarda görenler size bir kimlik atfediyordu” diye konuştu.

    “KENDİSİ GİBİ DÜŞÜNMEYENLERİ KATLEDİP İNKAR ETTİLER”

    Son olarak konuşan Araştırmacı-Yazar Erdal Yıldırım, “Yüzyıllardır mevcut egemen sistem ve Zalim Dehaklar kendisi gibi düşünmeyen tek dil, tek din, tek millet düsturu dışında olan herkesi  inkar etti, asimilasyona uğrattı, katletti ve aşağıladılar. Ve ne yazık ki bu toplulukların ve toplumsal dinamiklerin tarihlerinin önemli bir bölümünü ya resmi tarihten öğrendik ya da bu toplulukların tarihleri onları sevmeyen düşmanları tarafından yazıldı. Bizler o yüzden yıllardır kendi tarihimizi, kendi geçmişimizi, kültürümüzü, inancımızı ve tarihten yaşananları incelemeye araştırmaya başladık. Çünkü geçmişini bilmeyenler geleceklerine asla yön veremezler” dedi.

    Panel Koçgiri Kültür Derneği erbane ve bağlama müzik grubu ile Sanatçı Cihan Çelik’in deyiş ve türküleriyle son buldu. (HABER MERKEZİ)