Etiket: gülüstan kılıç koçyiğit

  • Koçyiğit’ten huzurevi ücretlerinin yüzde 200 oranında zamlanmasına tepki: Ücretsiz olmalı

    Koçyiğit’ten huzurevi ücretlerinin yüzde 200 oranında zamlanmasına tepki: Ücretsiz olmalı

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Devlete ait huzurevi ücretlerinin, geçtiğimiz aya oranla yüzde 200’den fazla arttığını belirterek yaşlılık politikalarının araştırılması amacıyla TBMM’ye araştırma komisyonu kurulmasını önerdi. Koçyiğit, “Yaşlılık, toplumun bir yükü değil, bir zenginliği olarak görülmeli” dedi. 

    DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, yaşlı aylıkları ve emekli maaşlarının mevcut ekonomik koşullarda temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Koçyiğit, devlete ait huzurevi ücretlerinin son dönemde yüzde 200’ün üzerinde arttığını da vurguladı.

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, yaşlı ve emeklilerin onurlu bir yaşam sürmesinin imkânsız hale geldiğini ifade ederek Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını talep etti.

    Devlete ait huzurevi ücretlerinin, geçtiğimiz aya oranla yüzde 200’den fazla arttığını aktaran Koçyiğit, çift kişilik odalarda bir kişinin aylık ücretinin 9 bin 300 TL, tek kişilik odalarda ise 10 bin 600 TL’ye çıkarıldığını belirtti. Koçyiğit, yapılan zammın “barınma hakkını gasp eder nitelikte” olduğunun altını çizdi.

    Milletvekili Koçyiğit, “Huzurevleri ve yaşlı bakım hizmetleri bir sosyal hak olarak sunulmalı, ticari bir hizmet gibi ele alınmamalıdır” diye de belirtti.

    “HUZUREVLERİ ÜCRETSİZ OLMALIDIR”

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunduğu önergenin gerekçesinde ise şu ayrıntılara yer verdi:

    “Huzurevleri, her emekli ve yaşlının ücretsiz olarak faydalanabileceği bir kamu hizmeti olmalıdır. Devlet, huzurevi hizmetlerini daha fazla sübvanse etmeli ve özel huzurevlerini sıkı bir şekilde denetlemelidir. Özel sektörde makul bir fiyatlandırma yapılmalı, kalite standartları belirlenerek huzurevlerinin hizmet kalitesi arttırılmalıdır. Yaşlı bakımında temel ilke, kâr değil, yaşlı haklarının merkezde tutularak gözetilmesi olmalıdır.

    Yaşlılık ve emekli aylıkları, onurlu bir yaşam sürebilmek için yeterli seviyeye çekilmelidir. Bugün, Türkiye’de birçok emekli, geçimini sağlayabilmek için ikinci, hatta üçüncü bir işte çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, sosyal güvenlik politikalarının yetersizliğini gözler önüne sermektedir.

    Huzurevleri, yaşlı bakımında önemli bir yer tutsa da, toplum temelli yaşlı bakım hizmetleri de yaygınlaştırılmalıdır. Evde bakım hizmetleri, yaşlıların kendi yaşam alanlarında desteklenmelerini sağlayarak, toplumsal bağlarını güçlendirecek bir model sunmaktadır. Devletin evde bakım hizmetlerini genişletmesi ve bu hizmetleri ücretsiz olarak sunması, yaşlıların toplumsal yaşamdan kopmadan, aktif bireyler olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri için önemlidir. Özellikle yalnız yaşayan yaşlıların, evde bakım hizmetlerinden faydalanması teşvik edilmeli, yerel yönetimlerle iş birliği içinde bu hizmetlerin kalitesi artırılmalıdır. Ayrıca, bu süreçte bakımı üstlenen aile bireylerine de daha makul ölçüde maddi ve sosyal destekler sağlanmalıdır.

    Yaşlılık, toplumun bir yükü değil, bir zenginliği olarak görülmeli; yaşlılar, deneyim ve bilgi birikimleriyle toplumsal hayata katılmaya teşvik edilmelidir. Yaşlanma politikaları, yalnızca bakım hizmetleriyle sınırlı kalmamalı; yaşlıların sosyal katılımını, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimini, güvenli barınma imkanlarını ve ekonomik refahlarını artırmayı hedeflemelidir.

    Bu bağlamda, yaşlılık politikaları, yaşlıları toplumsal hayattan koparmayan, onların sosyal haklarını merkeze alan bir yaklaşımı benimsemelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Koçyiğit: Bilinçli bir saldırıydı, Alpay Özalan’ın ceza alması gerekiyor

    Milletvekili Koçyiğit: Bilinçli bir saldırıydı, Alpay Özalan’ın ceza alması gerekiyor

    PİRHA-Meclis’te saldırıya uğrayan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Çok önceden kurgulanmış bilinçli bir saldırıydı, Alpay Özalan’ın ceza alması gerekiyor. Bunun için elimizden geleni yapacağız” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, TİP Milletvekili Ahmet Şık ve kendisine yönelik saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

    “BİLİNÇLİ BİR SALDIRIYDI”

    Saldırının planlı olduğunu dile getiren Koçyiğit, “Verilen aranın ardından Ahmet Şık tekrar konuşmaya başladığında ben, AK Parti Grup Başkanı’nın yanına giderek bunu yapmamaları gerektiğini söyledim. İşin şiddete doğru gittiğini söyledim. Biz bunları söylerken arkadan AKP milletvekili Alpay Özalan’ın Ahmet Şık’a doğru yürüdüğünü gördüm. Ben de araya girdim. Çok önceden kurgulanmış bilinçli bir saldırıydı. Bu münferit bir olay değildi. ‘Biz bunlara saldıralım, linç edelim’ diye bir saikle gelmişler. Bunun altını çizelim. Kesinlikle Alpay Özalan’ın ceza alması gerekiyor. Bunun için de elimizden geleni yapacağız” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Milletvekili Koçyiğit’in ana dilde eğitim talebiyle verdiği kanun teklifi reddedildi

    Milletvekili Koçyiğit’in ana dilde eğitim talebiyle verdiği kanun teklifi reddedildi

    PİRHA-DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in, ana dilde eğitimin anayasal güvenceye alınması, Kürtçe’nin Kürt çocukları için ana dil olarak kabul edilmesi talebiyle verdiği kanun teklifi “anayasaya aykırı” bulunarak işleme konulmadı.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in, ana dilde eğitim hakkının yasal güvence altına alınması, Kürtçe’nin Kürt çocuklarının ana dili olarak kabul edilmesi ve okullarda tüm kademelerde (okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve yüksek öğretim) Kürtçe eğitim verilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması talebiyle verdiği kanun teklifi reddedildi.

    Kanun teklifine verilen gecikmeli cevapta şu ifadeler yer aldı:

    “Talebinizin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ‘Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir’ hükmüne aykırılık taşıdığı değerlendirilmektedir.”

    PİRHA/ANKARA

  • Newroz, Dersim’de coşkuyla kutlandı: Modern dehaklara geçit vermeyeceğiz -VİDEO

    Newroz, Dersim’de coşkuyla kutlandı: Modern dehaklara geçit vermeyeceğiz -VİDEO

    PİRHA-Newroz, Dersim’de coşkuyla kutlandı. Dersim’in her zaman faşizme karşı mücadele ettiğini vurgulayan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Tarihi direnişimiz bizi bugünlere getirdi. Günümüzün modern dehaklarına karşı da direniyoruz. Dersim İttifakı olarak 31 Mart’ta dehaklara geçit vermeyeceğiz” dedi.

    Newroz, Dersim’de coşkuyla kutlandı. Sanat Sokağı’nda toplanan kitle Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte sık sık ‘Newroz Piroz Be’ sloganları atıldı.

    Newroz’a DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, Dersim Belediye Eş Başkan Adayları Birsen Orhan ile Cevdet Konak, Dersim İttifakı bileşenleri ve yüzlerce yurttaş katıldı.

    “DERSİM YÜZ YILLIK KIYIM YAŞADI, DERSİM HALKI 31 MART’TA FAŞİZME ŞAMARI VURACAK”

    Dersim Belediye Eş Başkan adayları Birsen Orhan ve Cevdet Konak açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

    Direnen bütün tutsaklara selam göndererek sözlerine başlayan Birsen Orhan, “8 Mart’ın coşkusunu Newroz’un coşkusuyla buluşturuyoruz. Newroz, Kürtlerin, Alevilerin yaşam sembolüdür, gençliğin yüreğindeki özgürlük ateşidir” dedi.

    DEM Parti Dersim Belediye Eş Başkan adayı Cevdet Konak ise, “Dersim yüz yıllık bir kıyım yaşadı. Koçgiri Katliamı, 38 soykırımında 50 binin üzerinde canımızı katlettiler. 1980’de binlerce devrimciyi tutsak aldılar. 94’lü yıllarda köylerimizi boşalttılar. Hala bu siyasal baskılar, Dersim’in tarihsel kimliği üzerinden devam ediyor. 31 Mart’ta Newroz’un coşkusuyla faşizme en büyük şamarı sizler Dersim’de vuracaksınız” diye konuştu.

    “DEMOKRATİK ÇÖZÜM TÜRKİYE VE KÜRDİSTAN HALKLARI İÇİN ŞARTTIR”

    PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 2013 Newrozu’nda tarihe not düştüğü mektubunu okuyan Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Kürt sorunun demokratik çözümünün Türkiye ve Kürdistan halkları için şart olduğuna dikkat çekti.

    “GÜNÜMÜZ DEHAKLARINA KARŞI BİRLEŞMEK TARİHSEL SORUMLULUĞUMUZDUR”

    SMF MYK Üyesi Mahir Gürz, ise şunları dile getirdi:

    “Günümüzün Dehaklarına karşı birleşmek tarihsel sorumluluğumuzdur. Ortak birikimlerimizi ve değerlerimizin kazanımı olan Dersim İttifakı’nı ucuz polemikler ve algı operasyonlarıyla zayıflatmaya çalışan her türlü kesimin sisteme hizmet ettiğini görüyoruz. 31 Mart seçimlerinde Dersim halkı kazanmıştır, ilan ediyoruz.”

    “NEWROZ ALANLARINI SERHİLDAN RUHUYLA DOLDURUYORUZ”

    Newroz alanlarının serhildan ruhuyla dolduğunu ifade eden ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, “Dersim Kürt’tür, Alevi’dir. Soldur, sosyalisttir. Bu direngenliği, baş eğmezliği birleşik mücadelemizle buluşturmamız gerek. Onun da adı birleşik mücadele partimiz DEM’dir. Hepimiz DEM’in sözünü yükseltmeliyiz” diye belirtti.

    “GELECEĞİMİZİ BİRLİKTE KAZANACAĞIZ”

    Dersim halkının baskılara hiçbir zaman boyun eğmediğini belirten EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, “İktidarın bütün baskılarına karşı bir aradayız ve geleceğimizi birlikte kazanacağız. Tek adam iktidarının ülkedeki baskı politikaları devam ediyor. Bu ülkede özgürlük mücadelesi verenler tutuklanıp cezaevine atıldı. Ne Türkiye halklara ne de Kürt halkı bu zulme asla boyun eğmeyecektir. Dersim İttifakı olarak mücadelemizi sürdüreceğiz ve halkımızla beraber tek adam düzenine 31 Mart’ta güçlü bir cevap vereceğiz” diye ifade etti.

    “DEHAKLARA GEÇİT VERMEYECEĞİZ”

    Dersimlilerin her zaman faşizme karşı mücadele ettiğini vurgulayan Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Tarihi direniş bizi bugünlere getirdi. Biz zulmedenlere karşı direndik. Günümüzün modern dehaklarına karşı da direniyoruz. Dersim İttifakı olarak dehaklara geçit vermeyeceğiz. Bu kutsal toprakları ele geçirmeye çalışıyorlar. Dersim’i yok etmek istiyorlar, biz Dersimliler her zaman bu topraklar için mücadele ettik. 1938 ‘de katliam yaptı ama bizi baş eğdiremediler, şimdi de içeriden kuşatmaya çalışıyorlar. Dersim İttifakı, sadece seçim ittifakı değildir. Dersim’in geleceğini kurtarma ittifakıdır” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Newroz ateşi yakılıp, halaylar çekildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Koçyiğit, Kars Ülkü Ocakları’nın okulda yaptığı propagandayı Meclis’e taşıdı

    Koçyiğit, Kars Ülkü Ocakları’nın okulda yaptığı propagandayı Meclis’e taşıdı

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kars Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından bir ortaokulda düzenlenen etkinliği Meclis gündemine taşıdı. Koçyiğit, “Türk Büyükleri Okuma Serisi” adlı dijital uygulamanın tanıtılması etkinliğinin izinli olup olmadığını Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sordu.

    DEM Parti Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, hazırladığı önerge ile Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e Kars Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından Sarıkamış Gazipaşa Ortaokulu’nda düzenlenen etkinliğin detaylarını sordu.

    Milletvekili Koçyiğit, “Türk Büyükleri Okuma Serisi” adlı dijital uygulamanın tanıtılması etkinliğinin izinli olup olmadığını, çocukların yüzlerinin aleni bir şekilde gösterildiği fotoğrafların sosyal medya hesapları ve yerel basında paylaşılmasının yarattığı çocuk hakları ihlallerine dikkat çekti.

    OKULDA MÜFREDATA AYKIRI FAALİYET!

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, önergesinde “Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Kars Ülkü Ocakları İl Başkanlığı olarak, ‘Türk Büyükleri Okuma Serisi’ dijital uygulamasını Akıllı tahta üzerinde Sarıkamış Gazi Paşa İlköğretim Okulu’nda öğrenci kardeşlerimize anlattık” ifadeleri kullanılmış ve çocukların yüzleri aleni bir şekilde görünecek şekilde birden fazla fotoğraf sosyal medya hesaplarından paylaşılmıştır. Bu etkinlik yine aynı şekilde çocukların fotoğrafları ve videolarıyla birlikte yerel basında da yer almıştır.

    Asena Haber isimli Ülkü Ocakları’na yakınlığıyla bilinen sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “Ülkü Ocakları faaliyetlerini, gençlerimize ve çocuklarımıza her yerde tanıtmaya devam ediyor. Ülkü Ocakları Kars İl Başkanlığı, Türk Büyükleri Okuma Serisini çocuklarımıza anlattı” ifadeleri kullanılmıştır” diye belirtti.

    “İSTİSMAR RİSKİ YARATTIĞI AÇIK!”

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanıtlanması istemiyle şu soruları yöneltti:

    Bakanlığınızın çeşitli tarikat ve derneklerle iltisaklı olduğu kamuoyuna mal olmuş dernek ve vakıflarla olduğu gibi Ülkü Ocakları ile de ülke veya Kars ili bazında imzalanmış protokol var mıdır?

    Ülkü Ocakları’nın sosyal medya hesaplarında boy boy fotoğraflarını paylaştığı etkinlik resmi onaylı bir etkinlik midir?

    Eğer bu etkinlik Bakanlığınız onaylı değilse sorumlular hakkında soruşturma açılmış mıdır?

    Çocukların fotoğraflarının Ülkü Ocakları’nın sosyal medyası hesaplarında, yerel ve hatta ulusal basında hala bulunmasının çocuk haklarının ihmali olduğu ve istismar riski yarattığı açıktır. Bu fotoğrafların kullanılması için çocuklardan ve velilerinden imzalı açık onay metni alınmış mıdır?

    Fotoğrafların kaldırılması ve çocuk haklarının korunması için bakanlığınız bir adım atacak mıdır?

    Ülkü Ocakları’nın okulda gerçekleştirdiği bu faaliyet MEB müfredatının hangi kazanım hedeflerine hizmet etmektedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Koçyiğit, tarikat yurdunda darbedilen eğitimcileri bakana sordu

    Koçyiğit, tarikat yurdunda darbedilen eğitimcileri bakana sordu

    PİRHA-HEDEP Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Ordu Çaybaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli şube müdürü ve bir eğitimcinin, Süleymancılara ait olduğu iddia edilen Özel İlküvez Ortaokul Erkek Öğrenci Yurdu’nda maruz bırakıldığı fiziksel saldırıya ve çocukların kayıt dışı yurtta tutulmasını meclis gündemine taşıdı. Koçyiğit, konuya ilişkin soru önergesini Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sundu.

    Önergede, yurtta yaş ve öğrenim çağı itibarıyla bulunmamaları gereken öğrencilerin tespit edildiği ve yaşanan olayın ardından jandarma ekiplerinin tutanağa imza atmayarak olay yerinden ayrıldığının belirtildiğini ifade eden Koçyiğit, Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu konuda nasıl bir önlem alacağını ve yaşanan saldırının aydınlatılması için başlatılan bir soruşturma olup olmadığını sordu.

    “TARİKAT ÜYELERİ OLDUĞU DÜŞÜNÜLEN KİŞİLER YURDUN ETRAFINI SARDI”

    Milletvekili Koçyiğit, sunduğu önergede olaya ilişkin şu ifadelere yer verdi:

    “Eğitimciler, yasadışı olarak tutulan öğrencileri ailelerine teslim etmek ve konuyu tutanak altına almak amacıyla jandarma çağırmıştır. Ancak, gelen jandarma ekipleri, yurdun ‘görev alanları’ dahilinde olmadığı gerekçesiyle hazırlanan tutanağa imza atmayarak olay yerinden ayrılmıştır. Bu sırada, tarikat üyeleri olduğu düşünülen kişiler yurdun etrafını sarmıştır. Bu durumu fark eden Çaybaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürü Aktaş, yurt binasından çıkmayıp jandarmayı arayarak yardım talep etmiştir. Ancak, içeride bulunan yurt görevlisi tarafından önce sözlü, ardından da fiziksel saldırıya uğramıştır. Saldırının ardından, şikâyetçi olunmuştur”

    “SORUMLULARIN ADALET ÖNÜNE ÇIKARILMASI İÇİN BAKANLIK TARAFINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI MI?”

    Koçyiğit, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’nin yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    1- Yurt hangi kişi ve/veya kurumun yönetimindedir?

    2- Yurt hangi tarihten beri Bakanlığınız bilgisi ve onayı altında öğrenci ağırlamaktadır?

    3- Yurdun kapasitesi kaç çocuktur? Kayıtlı çocuk sayısı kaçtır?

    4- Bu yurtta barınma dışında -eğitim dahil- herhangi bir faaliyet yürütülmekte midir?

    5- Yurt görevlilerinin pedagojik eğitimi ve gerekli yasal izinleri var mıdır?

    6- Yurtta en son ne zaman Bakanlığınız tarafından bir denetim gerçekleştirilmiştir?

    7- Yurtta daha önce tespit edilen bir ihlal var mıdır? Varsa bununla ilgili nasıl bir süreç işletilmiştir?

    8- Yurtta kayıt ve yasa dışı öğrencilerin tutulduğuna dair Bakanlığınıza iletilmiş herhangi bir şikayet var mıdır?

    9- Yaşanan saldırının aydınlatılması ve sorumluların adalet önüne çıkarılması için bakanlığınız tarafından soruşturma başlatılmış mıdır?

    10- Bu yurtta kayıt dışı tutuldukları tespit edilen çocukların üstün yararı gereği aileleri ile görüşülmüş müdür? Bu çocukların bakımına dair bir ihmal olması ihtimali göz önünde tutulmakta mıdır?

    PİRHA/ANKARA

  • Koçyiğit, Mor Cafe’nin adını ‘Turkuaz Kafe’ye dönüştüren kayyımın faaliyetlerini anlattı

    Koçyiğit, Mor Cafe’nin adını ‘Turkuaz Kafe’ye dönüştüren kayyımın faaliyetlerini anlattı

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kars Belediyesi’ne atanan kayyım ile toplumsal yaşamdaki değişimlere dikkat çekti. Konu hakkında İçişleri Bakannı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması için soru önergesi veren Koçyiğit, “Mor Cafe’nin adını ‘Turkuaz Kafe’, Mor Hat’tın adının ise ‘Kadın Dayanışma Hattı’ olarak değiştirmesinin sebepleri nelerdir?” diye sordu.

    HEDEP Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu soru önergesi ile Kars Belediyesi kayyım yönetiminin usulsüzlüklerine dikkat çekti. Koçyiğit, 2 Ekim 2020’de belediyeye atanan kayyım yönetiminin, toplumsal yaşama etkilerini de sıraladı.

    MOR CAFE’NİN İSMİNİ ‘TURKUAZ KAFE’ OLARAK DEĞİŞTİRİLDİ!

    Milletvekili Koçyiğit, önergesinde kayyım uygulamasının, demokratik sürece “darbe” vurduğunun altını çizdi. 31 Mart 2019 yerel seçimleri sonrasında Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından kazanılan belediyelere kayyım atandığını belirten Koçyiğit, “HDP, bu seçimlerde 3 büyükşehir, 5 il, 45 ilçe ve 12 belde belediyesi dahil toplamda 65 belediye kazanmıştır. Günümüzde ise bu 65 belediyeden sadece 6’sı, seçilmiş belediye başkanları tarafından yönetilmektedir” ifadelerini kullandı.

    Koçyiğit, sosyal yaşamı desteklemek amacıyla kayyım öncesi Kars’ta yapılan üretimlere dair şu bilgileri paylaştı:

    “Kars Belediyesi bünyesinde kurulan KarsBEL, kaz yetiştiriciliği ve peynir üretimi gibi yerel üreticilere ve kadınlara destek sunmuştur. Ayrıca, yerel üretimi desteklemek için kümes hayvancılığı ve tohum desteği başlatılmış ve üreticilerin katılacağı kooperatif çalışmaları başlatılmıştır. Belediye ait hayvan barınağında sokak hayvanlarının düzenli beslenmesini sağlamak amacıyla bir mama ve aşevi açılmıştır.

    Belediye tarafından yeniden aktifleştirilen Kent Konseyi, gönüllülerin bağışları ile 17 öğrenciye aylık burs vermiş ve gençlere Serhat Spor Kulübü çatısı altında futbol, basketbol, voleybol, güreş, masa tenisi, atletizm ve kick boks gibi spor dallarında ücretsiz eğitimler sunulmuştur.

    Masal Parkı içerisinde Kültür ve Sanat Kafesi açılmış, kitap söyleşileri, müzik dinletileri ve sanatsal etkinlikler düzenlenmiştir. Tarihi Aynalı Köşk, sergi ve sanat merkezi olarak kullanılmak üzere geri alınmıştır ve Serhat Kültür ve Doğa Festivali düzenlenmiştir.

    Seçilmiş eş başkanların görevden alınması ve kayyımların atanması, kentin yönetimine ve toplumsal yaşamına önemli değişiklikler getirmiştir.

    Kars Belediyesi’ne atanmış olan kayyım, HDP döneminde açılan Mor Cafe’nin ismini Turkuaz Kafe olarak değiştirmiş ve Mor Hat’ın adını Kadın Dayanışma Hattı olarak değiştirmiştir. Yerel ürünlerin tanıtımı ve satışını destekleyen bir mağaza olan işletme, kayyım döneminde kapatılmış ve bu nedenle yerel ürünlerin tanıtımı ve satışı olumsuz etkilenmiştir.

    “PERSONELLER HUKUKSUZCA İŞTEN ÇIKARILMIŞ, MAHKEME KARARINA RAĞMEN İŞBAŞI YAPTIRILMAMIŞTIR”

    Kayyım döneminde, belediyenin personel yapısında değişiklikler yaşanmış ve birçok personel işten çıkarılmıştır. Demokratik şekilde seçilmiş önceki dönem belediye başkanları tarafından işe alınan ve kadrosu önceki dönemden devir alınmakla birlikte yeni yönetimle uyumlu çalışan personeller hukuksuzca işten çıkarılmış, mahkemenin işe dönüş kararlarına rağmen iş başlangıçları yapılmamıştır.

    Ayrıca, Bakanlık, belediyeye ihtiyaç duyduğu ekipmanları temin etme konusunda farklı bir yaklaşım benimsemiş, seçilmiş yönetim tarafından talep edilen ve bir türlü gönderilmeyen ekipmanların kayyım atamasından hemen sonra misliyle gönderilmesine karar vermiştir.

    Anadolu Kültür tarafından düzenlenen Ani sergisi, kayyım döneminde kaldırılmış, Aynalı Köşk ise satışa sunulmuş ve seçilmiş eş başkanların çabalarıyla durdurulan satış kayyım döneminde gerçekleşmiştir.”

    KAYYIM KARARLARININ, GÜNLÜK YAŞAMA ETKİSİ!

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “*Kayyım döneminde alınan kararların, yerel halkın günlük yaşamına ve toplumsal dokusuna nasıl bir etkisi olduğuna dair bir izleme, değerlendirme çalışmanız var mıdır?

    *Kayyım atanmalarının demokratik katılım ve halkın yerel yönetimde söz sahibi olma hakkına etkilerini açıklar mısınız?

    *Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasının, yerel halkın yaşam kalitesine ve kentteki toplumsal dinamiklere etkilerini değerlendirebilir misiniz?

    *Kayyım atamalarının halk iradesine saygı açısından yarattığı tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu tartışmaların sonuçları nelerdir?

    *Kars Belediyesi’ne kayyım atamaları hangi gerekçelerle gerçekleştirilmiştir?

    *Kayyım atanmalarının demokrasiye etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    *Kars Belediyesi’nin kayyım dönemindeki bütçe harcamaları ve politikaları, seçilmiş belediye başkanları dönemine kıyasla nasıl bir değişiklik göstermiştir?

    *Kayyım atanmasının ardından Kars Belediyesi’nde çalışanların işten çıkartılmasının nedenlerini ve bu kararların hangi yasal gerekçelere dayandığını açıklar mısınız?

    *Kayyım atanmasının ardından Kars Belediyesi’nin kadın istihdamını destekleyen projeleri veya sosyal yardım programları nasıl değiştirilmiştir?

    *HDP döneminde açılan Mor Cafe’nin adının “Turkuaz Kafe”; Mor Hat’tın adının ise “Kadın Dayanışma Hattı” olarak değiştirmesinin sebepleri nelerdir?

    *Kayyım atanmasının ardından, Kars Belediyesi’nin sosyal yardım ve dayanışma projeleri nasıl değiştirilmiştir ve bu değişikliklerin gerekçeleri nelerdir?

    *Seçilmiş belediye başkanları döneminde gerçekleştirilen kültürel etkinlikler, sanatsal projeler veya spor faaliyetleri hangi değişikliklere uğramıştır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Koçyiğit, Kars’taki tarihi binanın TÜGVA’ya tahsisini ilgili bakanlara sordu

    Milletvekili Koçyiğit, Kars’taki tarihi binanın TÜGVA’ya tahsisini ilgili bakanlara sordu

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kars’taki bir kamu binasının TÜGVA’ya tahsis edilip, temizliğinin de kayyım belediyesi tarafınca yapılmasını Meclis gündemine getirdi.

    HEDEP Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kamuya ait bir binanın TÜGVA’ya tahsis edilmesini ilgili bakanlara sordu.

    Öğretmenevinin bitişiğinde olup öğretmen ve yurttaşların kullanımından alınarak TÜGVA’ya tahsis edilen binanın temizlik işlerini de kayyım yönetimindeki Kars Belediyesi üstlendi.

    Milletvekili Koçyiğit, Kars Öğretmenevi’nin yanındaki tarihi binanın, geçmişte kadın hapishanesi olarak kullanıldığını, sonrasında halk tarafından kafe amaçlı hizmete açıldığını belirtti. Koçyiğit, birkaç yıl önce ise söz konusu binanın kapatılarak üzerine “TÜGVA Gönül Bahçesi” yazılı bir tabela asıldığını da vurguladı.

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kaleme aldığı önergede, “O dönemde, tarihi binanın ve bahçesinin halk kütüphanesi olarak kullanılması için çaba gösterilmiş, ancak bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Tarihi bina, doğrudan AKP iktidarıyla ilişkili olduğu bilinen Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından kullanılmak üzere tahsis edilmiştir. Son olarak, 25 Kasım 2023 tarihinde, TÜGVA’nın kullanımında olup artık kamusal bir alan olmaktan çıkarak kullanılamaz hale gelen bu tarihi bina ve bahçenin, Kayyım yönetimindeki Kars Belediyesi temizlik işçileri tarafından temizlendiği basına yansımıştır” ifadelerine yer verdi.

    “KAMU YARARI NEDİR?”

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, konuya dair İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya şu soruları yöneltti:

    “TÜGVA’nın kullanımında olan tarihi binanın Kars Belediyesi tarafından temizlenmesiyle ilgili Kayyım yönetiminin uygulaması hangi yasal zeminde ne gerekçeyle almıştır?

    Kars halkının bu tarihi binayı kamusal bir alan olarak kullanma talepleri Bakanlığınız tarafından dikkate alınmış mıdır? Eğer hayır ise, bu talepler neden göz ardı edilmiştir?

    Kamu mülkiyetindeki bina, gayrimenkul, arsa gibi varlıkların başka kurum ve kişilere devredilmesine yönelik politikalar ve uygulamalardaki esaslar ve yasalar nedir?

    Kars Belediyesi’ne bağlı başka hangi arazi, arsa, bina ve gayrimenkuller hangi kurum ve kişilere tahsis edilmiştir?

    Bu tarihi bina hangi kurum tarafından, hangi usul ve esaslara dayanarak, hangi şartlarda ne kadar süreliğine TÜGVA’ya tahsis edilmiştir?

    Tüm yurttaşların kullanımında olan bir binanın iktidar ile doğrudan ilişkili bir kuruma tahsis edilmesindeki kamu yararı nedir?

    “BAKANLIĞINIZIN DEĞERLENDİRMESİ NEDİR?”

    Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a ise şu soruları yöneltti:

    “TÜGVA’ya tahsis edilen tarihi binanın kültürel ve turistik bir değeri var mıdır?

    Binanın kültürel ve turistik bir değeri varsa bu değer nasıl korunmuş veya güçlendirilmiştir?

    Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak, bu tür tarihi mekanların korunması ve kamusal kullanıma açık olması için alınan tedbirler nelerdir?

    Kars halkının tarihi binanın kamusal kullanımına devam etme talepleri doğrultusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir değerlendirme yapılmış mıdır?

    Bakanlığınızın binanın bu şekilde kullanımı ile ilgili değerlendirmesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Koçyiğit: Tahtacı Alevi Türkmenlerin, inanç özgürlüğü  de kültürel hakları da tehlike altında

    Koçyiğit: Tahtacı Alevi Türkmenlerin, inanç özgürlüğü de kültürel hakları da tehlike altında

    PİRHA- HEDEP Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Edremit’te yaşayan Tahtacı Aleviler’in Kazdağları ziyaretlerinin engellenmesi üzerine soru önergesi verdi. Önergede, “Bölge turizme açık olduğu halde, bölgenin kadim halkı olan Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları’nda gerçekleştirdiği inançsal ve kültürel ziyaretlerin yasaklanmasının yasal ve anayasal gerekçesi nelerdir?” diye soruldu.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 700 yıldır inancının bir parçası olarak Kazdağları’nı ziyaret eden Tahtacı Aleviler’in orman yangınları bahane edilerek inançlarını yaşamalarına engel olan kararı İçişleri Başkanlığı’na sordu. Koçyiğit’in, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın yanıtlaması talebiyle verdiği önergede şu ifadeler yer aldı:

    “Edremit ilçesinde yıllardır geleneksel olarak yapılan 700 yıllık bir etkinlik olan Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları’nı ziyareti, inançlarını ve kültürlerini yaşatma geleneği son üç yıldır yasaklanmış durumdadır. Tahtacı Alevi Türkmenleri, bu yasağa karşı Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaparak tepkilerini dile getirmiştir.

    Tepki gösterilen yasaklar, 700 yıldır gerçekleştirilen kültürel ve inançsal ziyaretin yerine getirilememesine yol açmış ve bu durum kültürel ve inançsal değerlerin tehlike altına girmesine neden olmuştur. Tahtacı Alevi Türkmenleri, yasakların sürdürülmesinin toplumun kültürel ve inançsal zenginliğini yok etme tehlikesi taşıdığına vurgu yapmıştır. Yasakların, toplum içinde hoşnutsuzluğa, kırılganlığa ve gönül yangınlarına neden olduğu ifade edilmiştir.

    Yasakların gerekçesi olarak orman yangınlarına karşı alınan tedbirler gösterilmiştir. Ancak Tahtacı Alevi Türkmenleri, bu gerekçenin sadece bahane olduğunu ve asıl amaçlarının kültürlerini yok etmek olduğunu düşünmektedirler. Tahtacı Alevi Türkmenleri, Kazdağları bölgesinde tarih boyunca önemli bir rol oynamışlardır. Geleneksel etkinlikleri ve kültürel mirasları ile bu topluluk, bölgenin kültürel çeşitliliğini ve zenginliğini korumuştur. Orman işçiliği ve kereste üretimi ile bölgeye katkıda bulunmuş, tarım ve hayvancılıkla da yerel üretimi desteklemiştir. Toplumsal dayanışma ve dayanışma kültürü ile bölgede birlik ve beraberlik duygusunu yaşatmış, aynı zamanda turizme katkı sağlamıştır. Tahtacı Alevi Türkmenleri, Kazdağları’nın sosyal dokusunu zenginleştirmiş ve bölgenin kültürel mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunmuşlardır.

    Alevi inancındaki ziyaretin gerçekleştirilmesine yönelik yasaklar, inanç ve kültürlerini yaşatmalarını engellemekte ve bu da bir inanç asimilasyonu biçimini lmaktadır. Alevi inancının doğa ile iç içe ilişkili olduğu bilinmektedir. Kazdağları ziyaretleri bu inançla bağlantılı bir ritüel olarak görülmektedir. Bu nedenle, yasaklar Alevi inancı ve kültürüne yönelik bir saldırı olarak algılanmaktadır.

    Bu durum, Türkiye’nin anayasal laiklik ilkesi ve inanç özgürlüğü temel insan hakları ile de çelişmektedir. Yasakların, Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inaçlarını ve kültürlerini özgürce yaşamalarını engellediği ve anayasal haklarını ihlal ettiği düşünülmektedir. Ayrıca, Kazdağları’nın turizme açık olması ve diğer etkinliklerin düzenlenmesine izin verilmesine rağmen Tahtacı Alevi Türkmenlerinin geleneksel etkinliklerine izin verilmemesi, adalet ve eşitlik ilkesi açısından sorgulanmaktadır.

    Tahtacı Alevi Türkmenlerin, inanç özgürlüğü  de kültürel hakları da tehlike altında görülmektedir. Bölge turizme açıkken Tahtacı Alevi Türkmenleri’ne uygulanan bu yasakların anayasal hakları ihlal ettiği düşünülmektedir. Bu tür uygulamaların dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi ve anayasal haklara saygı gösterilmesi önemlidir. Aksi takdirde, inanç asimilasyonu ve kültürel kayıplar gibi olumsuz sonuçlar kaçınılmaz olacaktır.

    Bu bağlamda;

    1. Bölge turizme açık olduğu halde, bölgenin kadim halkı olan Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları’nda gerçekleştirdiği inançsal ve kültürel ziyaretlerin yasaklanmasının yasal ve anayasal gerekçesi nelerdir?
    2. Orman yangınlarına karşı alınan önlemler çerçevesinde Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin inançsal ve kültürel ziyaretlerine getirilen yasaklar, alternatif çözümler düşünülerek ele alınmış mıdır?
    3. Bu yasaklamaların Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin inançsal ve kültürel değerlerine dair etkilerine, bu durumun da göçe sebep olabileceğine dair bir risk değerlendirmeniz var mıdır?
    4. Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin Kazdağları ziyaretinin yasaklanmasının, inanç ve kültürel değerlerin özgürce yaşatılması ve ifade edilmesi hakkına zarar verdiği düşüncesine dair değerlendirmeniz nedir?
    5. Yasakların uygulanmasının Tahtacı Alevi inancını asimile etme veya baskılama amacı taşıdığına dair kamuoyuna yönelik oluşan endişelere nasıl bir açıklama getireceksiniz?”

    ORMAN YANGINLARA TEDBİR

    İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan ise yalnızca orman yangınlarını bahane eden bir açıklama geldi. Doğaya karşı saygısıyla bilinen Tahtacı Alevilerin inançlarının bir parçası olarak Kazdağları’na yaptıkları ziyaretlerin engellenmesine ilişkin Yerlikaya tarafından yapılan açıklamada yalnızca şu ifadelere yer verildi:

    “İlgi (a) yazınızın ekinde yer alan Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç KOÇYİĞİT’e ait 7/3608 esas numaralı yazılı soru önergesi incelenmiştir. Balıkesir Valiliği’nin 18.09.2023 tarihli ve 81562 sayılı ilgi (b) yazısında özetle; Kaz Dağları’na ilişkin yapılan yasaklama işleminin orman yangın riskinin yüksek olması nedeniyle Balıkesir Valiliği’nin “Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Toplantısı”nda alınan karar gereği 24.06.2023-30.09.2023 tarihleri arasında olduğu, Kaz Dağları’na gitmek için müracaat eden vatandaşlara sınırlı sayıda izin verilmesi önerildiği ancak kabul edilmediği, alınan yasaklama kararının hiç kimsenin inançsal ve kültürel faaliyetlerine yönelik bir yasaklama olmadığı, orman yangınlarına karşı korumaya/önlemeye yönelik bir tedbir olduğu belirtilmiştir. Bilgilerinize arz”

    PİRHA/ ANKARA 

  • Koçyiğit, Tahtacı Alevilerin Kazdağları ziyaretinin yasaklanmasını Meclis’e taşıdı

    Koçyiğit, Tahtacı Alevilerin Kazdağları ziyaretinin yasaklanmasını Meclis’e taşıdı

    PİRHA- Yeşil Sol Parti Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Edremit ilçesinde geleneksel olarak yapılan Tahtacı Alevilerin 700 yıllık Kazdağları ziyaretlerinin yasaklanmasını Meclis’e taşıdı. Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’e ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya yönelttiği soru önergelerinde, yasal ve anayasal hakların ihlali ile inanç özgürlüğünün ve kültürel değerlerin risk altında olup olmadığını sordu.

    Yeşil Sol Parti Kars Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Edremit ilçesinde yıllardır geleneksel olarak yapılan 700 yıllık Tahtacı Alevilerin Kazdağları ziyaretlerinin son üç yıldır yasaklanmasını Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Kültür Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a ayrı ayrı soru önergeleri sunan Koçyiğit, yasağın inanç ve kültürel özgürlüklere yönelik bir saldırı olarak algılandığına dikkat çekti.

    Tahtacı Alevilerinin yıllardır devam eden Kazdağları ziyareti geleneği, son üç yıldır alınan bir kararla yasaklanmış durumda. Bu yasaklama, Tahtacı Alevileri’nin inançlarını ve kültürel değerlerini yaşatma geleneğine büyük bir darbe vurmuş durumda. Gülüstan Kılıç Koçyiğit, bu duruma dikkat çekerek, Tahtacı Alevileri’nin yasaklara karşı Cumhuriyet Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasına ve tepkilerine değindi.

    Yasakların, 700 yıldır devam eden kültürel ve inançsal ziyaretin yerine getirilememesine yol açtığını belirten Koçyiğit, bu durumun kültürel ve inançsal değerleri tehlike altına soktuğunu ifade etti. Yasakların toplum içinde hoşnutsuzluğa, kırılganlığa ve gönül yangınlarına yol açtığını vurgulayan Koçyiğit, yasakların sürdürülmesinin toplumun kültürel ve inançsal zenginliğini yok etme tehlikesi taşıdığını belirtti.

    Yasakların gerekçesi olarak orman yangınlarına karşı alınan tedbirler gösterilmiş olsa da, Tahtacı Aleviler, bu gerekçenin asıl amaçları olan kültürlerini yok etmek olduğuna inanıyor.

    Koçyiğit, Kazdağları bölgesinin tarih boyunca Tahtacı Alevileri için önemli bir rol oynadığını ve bu topluluğun geleneksel etkinlikleri ve kültürel mirasıyla bölgenin zenginliğini koruduğunu vurguladı.

    Alevi inancının doğa ile iç içe ilişkili olduğuna dikkat çeken Koçyiğit, Kazdağları ziyaretlerinin bu inançla bağlantılı bir ritüel olduğunu, yasakların Alevi inancı ve kültürüne yönelik bir saldırı olarak algılandığını belirtti. Bu durumun Türkiye’nin anayasal laiklik ilkesi ve inanç özgürlüğü temel insan hakları ile de çeliştiğine dikkat çeken Koçyiğit, yasağın Tahtacı Alevilerinin inançlarını ve kültürlerini özgürce yaşamalarını engellediğini ve anayasal haklarını ihlal ettiğini düşündüğünü ifade etti.

    Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yönelik soru önergesinde, Tahtacı Alevilerin kültürel mirasının ve inançsal değerlerinin korunması ve geleneksel etkinliklere destek taleplerini dile getirdi. Bu yasaklamaların Türkiye’nin kültürel çeşitliliği ve zenginliğini tehlikeye attığını belirten Koçyiğit, Tahtacı Alevilerin inançsal ve kültürel özgürlüklerinin korunması ve asimilasyon riskinin bertaraf edilmesi amacıyla atılacak adımları sordu.

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kazdağları ve çevresindeki inanç ve kültürleri koruma altına almak için bir çalışma planının olup olmadığını sordu. Yasakların sürdürülmesinin Tahtacı Alevilerin kültürel mirasının tehlike altına girmesine neden olduğunu belirten Koçyiğit, bu tehlikeyi önlemek ve kültürel mirasın korunmasını sağlamak amacıyla atılacak adımları da sordu.

    KÜLTÜR VE TURİZM BAKANINA SORULAR

    Milletvekili Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’e şu soruları yöneltti:

    *Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inançları gereği kutsal kabul ettikleri Kazdağlarını ziyaret edip inançsal ritüellerini yerine getirmelerinin yasaklanması inanç asimilasyonu değil midir?

    *Tahtacı Alevi Türkmenlerinin coğrafyadaki bin yıllardır varlığını ve kültürel mirasa katkılarını düşündüğümüzde mevcut yasaklamanın kültürel mirasa zarar vereceğini düşünmüyor musunuz?
    *Tahtacı Alevi Türkmenlerinin kültürünün korunması ve yaşatılmasına yönelik alınan önlemler nelerdir?
    *Tahtacı Alevi Türkmenlerinin Kazdağları ziyareti, hem inançsal hem de kültürel bir değer taşımaktadır. Bu ziyaretin yasaklanması, Tahtacı Alevi inancını ve kültürel mirası asimile etme tehlikesi taşıdığına dair kaygılara cevabınız nedir? Bu kaygının bertaraf edilmesi için almayı düşündüğünüz tedbirler nelerdir?
    *Kazdağları ve çevresindeki inanç ve kültürleri koruma altına almak için bir çalışma planınız var mıdır?
    *Yasakların sürdürülmesi, Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin kültürel mirasının tehlike altına girmesine neden olmuş ve bu durum toplumun kültürel çeşitliliğini zayıflatabileceği endişesini uyandırmaktadır. Bu tehlikeyi önlemek ve Tahtacı Alevi Türkmenleri’nin kültürel mirasını ve inanç özgürlüğünü korumak amacıyla atmayı düşündüğünüz adımlar nelerdir?
    *Bu yasaklamalar uygulamaya konulurken görüşleriniz alınmış mıdır? Yasaklamaya dair değerlendirmeniz nedir?

    İÇİŞLERİ BAKANINA SORULAR

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya ise şu soruları yöneltti:

    *Bölge turizme açık olduğu halde, bölgenin kadim halkı olan Tahtacı Alevi Türkmenlerinin Kazdağları’nda gerçekleştirdiği inançsal ve kültürel ziyaretlerin yasaklanmasının yasal ve anayasal gerekçesi nelerdir?
    *Orman yangınlarına karşı alınan önlemler çerçevesinde Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inançsal ve kültürel ziyaretlerine getirilen yasaklar, alternatif çözümler düşünülerek ele alınmış mıdır?
    *Bu yasaklamaların Tahtacı Alevi Türkmenlerinin inançsal ve kültürel değerlerine dair etkilerine, bu durumun da göçe sebep olabileceğine dair bir risk değerlendirmeniz var mıdır?
    *Tahtacı Alevi Türkmenlerinin Kazdağları ziyaretinin yasaklanmasının, inanç ve kültürel değerlerin özgürce yaşatılması ve ifade edilmesi hakkına zarar verdiği düşüncesine dair değerlendirmeniz nedir?
    *Yasakların uygulanmasının Tahtacı Alevi inancını asimile etme veya baskılama amacı taşıdığına dair kamuoyuna yönelik oluşan endişelere nasıl bir açıklama getireceksiniz?

    PİRHA/ANKARA

  • Erdoğan’ın seçim çalışması için memurlar da görevlendirildi!

    Erdoğan’ın seçim çalışması için memurlar da görevlendirildi!

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ‘Ulusal Ziyaret Programı’ konulu genelgeyi ve bu genelgede bakanlık çalışanlarının yapacağı ziyaretlerde cumhurbaşkanının mektubunun dağıtılacağı hususunu meclis gündemine taşıdı.

    Halkların Demokratik Partisi Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 09/08/2022 tarihli ‘Ulusal Ziyaret Programı’ konulu genelgeye dair soru önergesi hazırladı. Koçyiğit, genelgede bakanlık çalışanlarının yapacağı ziyaretlerde cumhurbaşkanının mektubunun dağıtılacağı hususunu da gündeme getirdi.

    SEÇİM PROPAGANDASI HALİNE GETİRİLMESİ HUKUKSAL MIDIR?”

    Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, konuya dair sorularının Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık tarafından yanıtlanmasını istedi. Koçyiğit şu soruları yöneltti:

    “*Bakanlığınızca 81 ile gönderilen genelge ile Bakanlığınıza bağlı çalışma yürüten memurların ev ziyaretlerinde bulunması ve bu ziyaretlerde Cumhurbaşkanının mektubunun dağıtılmasının istenmesinin amacı nedir?

    *09/08/2022 tarihli ‘Ulusal Ziyaret Programı’ konulu genelgenin içeriğinde yurttaşların hak ve ödevlerini etkileyen düzenlemelerin memurlar aracılığıyla işletilmesinin hukuksal dayanağı nedir?

    *Sosyal devlet ilkesi gereğince hanelere yapılan yardımların bir seçim propagandası haline getirilmesi hukuksal mıdır?

    *Bilhassa yapılması istenen ziyaretlerin memurlar aracılığıyla gerçekleştirilmesi memurların yaptıkları işle bağdaşmakta mıdır? Memurların görevi seçim çalışması yürütmek midir?

    *Gerçekleştirilmesi planlanan hane ziyaret sayısı kaçtır, bu hanelere ziyaret gelir durumuna göre mi belirlenmektedir?

    *Bakanlığınız sosyal yardım konusunu bir seçim faaliyeti olarak mı görmektedir?

    *Geçtiğimiz yıllarda konusu hane ziyareti ve sosyal yardım olan ziyaretler yapılmış mıdır?

    *Cumhurbaşkanı tarafından yazılan mektubun içeriğinde hangi konular yer almaktadır?

    *Belirtilen bu çalışmaya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıfları, kaymakamlıklar, Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlükleri ve ilgili bakanlıklarda çalışan personellerin haricinde başka personel görevlendirilmesinin gerekçesi nedir, bir kişiyi görev tanımına uymayan bir işte çalıştırmak yasal mıdır?

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Koçyiğit: Alevilerin taleplerini görünür kılmak istiyoruz-VİDEO

    HDP’li Koçyiğit: Alevilerin taleplerini görünür kılmak istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, partisinin Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun başlatmış olduğu ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık’ kampanyasına ilişkin konuştu. Koçyiğit, “Yaklaşık 25 milyon Alevi yurttaş var ülkemizde ve bu yurttaşların inançları yok sayılıyor. Biz bu durumun görünür olmasını istediğimiz için böyle bir kampanya başlattık” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası, ‘Alevi toplumuna eşit yurttaşlık’ kampanyası başlattı. HDP’li milletvekilleri ve partililer kampanya kapsamında ülkenin dört bir yanında ziyaretler gerçekleştirerek kampanyanın içeriğini yurttaşlara anlatıyor.

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Can TV’de katıldığı ‘Canda Bu Sabah’ programında kampanyaya ilişkin konuştu.

    25 milyon Alevi yurttaşın taleplerini görünür kılmak için bu kampanyayı başlattıklarını söyleyen Koçyiğit, seçimler yaklaşırken Alevilerin gücünün farkına varmalarını istediklerini ifade etti. Alevilik inancının ve ritüellerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun da altını çizen Koçyiğit, HDP olarak asimilasyon politikalarına karşı net bir şekilde karşı olmaya devam edeceklerini aktardı.

    “25 MİLYON ALEVİNİN TALEPLERİNİ GÖRÜNÜR KILMAK İÇİN BU KAMPANYAYI BAŞLATTIK”

    Bütün ezilenlerin, sistem tarafından ötekileştirilenlerin yan yana gelmesi ve sistemin demokratikleşmesi için ortak mücadele yürütmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerine başlayan Koçyiğit, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bizim özellikle Alevilik meselesini spesifik bir başlık olarak ele almamızın nedeni var. Ezelden beri bu coğrafyada Aleviler hiçbir zaman iktidarlaşmadı, hiçbir zaman iktidarla barışmadı. Aleviler her zaman dışlanmışlar, yok sayılmışlar ve katliamlara uğramışlar. 21. Yüzyıldayız ve Alevilik Avrupa’da tanınırken, Avrupa’da kendine özgü bir inanç olarak kabul edilirken, kendi coğrafyasında hala yok sayılıyor, hala asimile edilmeye çalışılıyor. Bu inancın mensupları kişi, 2 kişi, 3 kişi, 5 kişi değil. Milyonlardan bahsediyoruz. Yaklaşık 25 milyon Alevi yurttaş var ülkemizde ve bu yurttaşların inançları yok sayılıyor. Bu çok korkunç bir durum aslında. Bu anlamıyla biz bu durumun görünür olmasını istediğimiz için böyle bir kampanya başlattık.”

    “KİM ALEVİLİĞİN SORUNLARINI KENDİNE DERT EDİYOR?”

    Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin HDP’nin de talebi olduğunu söyleyen Koçyiğit, HDP’nin bu talebi dillendirmek ve bu talebin görünür olmasını sağlamak için çalıştığını kaydetti.

    Seçimlere doğru giderken Alevilere bir kez daha güçlerinin farkına varması çağrısında bulunduklarını söyleyen Koçyiğit, “Bu ülkede kim Alevilerin dertleriyle dertleniyor? Kim sizin inancınızın asimile edilmesini kendisi için bir sorun olarak görüyor? Hangi siyaset Aleviliğin dışlanmasını, cemevlerinin ibadethane olarak görülmemesini kendisi için dert ediyor? Biz halkımızın buna dair sorular sormasını istiyoruz. Bugün çocuklarımız okullarda zorunlu din dersleriyle asimile edilmeye çalışılıyorsa, Dersim gibi bir yerde kurslar eliyle asimilasyon politikaları hayata geçirilmeye çalışılıyorsa, dedeler Kerbela’ya götürülmeye çalışılıyorsa bunu herkesin oturup düşünmesi gerekiyor. Biz bunlara açık ve net bir şekilde karşıyız ve karşı olduğumuzu dile getiriyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLİK İNANCI VE RİTÜELLERİ YOK OLMAK ÜZERE”

    Alevi toplumunun eşit yurttaşlık talebinin her zaman yanında olduklarını ve bu talebi sahiplendiklerini ifade eden HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, son olarak şunları dile getirdi:

    “Biz bu talebin görünür olması, Alevilerin siyasette sözünü söylemelerini istiyoruz. Bu anlamıyla bir aracılık rolü oynadığımızı da düşünüyorum. Bu talep Alevilerin talebi, HDP’lilerin değil. Biz Alevilerin taleplerini sahiplenen, bu taleplerin görünür olmasını sağlamaya çalışan bir partiyiz. Bu diğer sorunlara duyarsızız, diğer sorunları dışlıyoruz ya da diğer ezilen kesimlerin taleplerini görmezden geliyoruz anlamına gelmez. Aleviler yüzyıllardır bu topraklarda sorunlar yaşıyorlar. Alevi inancını Anadolu coğrafyasında, Mezopotamya’da bitirmeye dönük bir yaklaşım olduğunu açıkça görüyoruz. Bu kampanyayı bu yüzden de başlattık. Bu inanç için varlık yokluk aşamasına gelmiş kritik bir dönemden geçiyoruz. Bu anlamda herkesin, her bir Alevinin bu meseleye daha özenli yaklaşması, daha duyarlı davranması gerektiğini düşünüyoruz. İnanç ve inancın ritüelleri yok olmakla yüz yüze.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Davul ve zurna nasıl bir milli güvenlik tehdidi yaratmaktadır?’

    ‘Davul ve zurna nasıl bir milli güvenlik tehdidi yaratmaktadır?’

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit; Dersim Dernekleri Federasyonu’nun (DEDEF) düzenlediği pikniğin yasaklanması sebebiyle İçişleri Bakanlığına “Müzik, davul ve zurna nasıl bir milli güvenlik tehdidi yaratmaktadır?” sorusunu yöneltti.

     

    DEDEF’in 32 yıldır düzenlediği Dersimliler Birlik ve Dayanışma Pikniği’nin yasaklanmasına bir tepki de Halkların Demokratik Partisi Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit’ten geldi.

    Konuya ilişkin İçişleri Bakanlığı’na önerge sunan HDP’li Milletvekili Koçyiğit, İstanbul Valiliği tarafından, söz konusu organizasyonun “Milli güvenlik, kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle yasaklanmasını eleştirdi.

    “KAMU GÜVENLİĞİ GEREKÇESİ NEDİR?”

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Bakan Süleyman Soylu tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “32 yıldır bir sorun olmadan gerçekleştirilen pikniğin bu yıl yasaklanmasının kamu düzeni ve milli güvenlik ile nasıl bir ilgisi bulunmaktadır?

    32 yıldır gerçekleşen piknik neden bu yıl milli güvenlik kaygısına dayanarak yasaklanmıştır?

    Uzun süreden beridir hazırlıkları devam eden piknik organizasyonunun etkinliğe 24 saat kala iptal edilmesi sonucunda ortaya çıkan zararın tazmini noktasında Bakanlığınızca bir adım atılacak mıdır?

    Bakanlığınız son zamanlarda valilikler ve belediyeler tarafından verilen konser, etkinlik yasak kararları hakkında ortaya çıkan manevi zararın tazmini için nasıl bir adım atacaktır?

    Müzik, davul ve zurna nasıl bir milli güvenlik tehdidi yaratmaktadır?

    Piknik yapma talebinde bulunanların güvenliği noktasında bir tehdit varsa bunu bertaraf etme yükümlülüğü kime aittir? Herhangi bir tehlike olasılığı ile yapılması planlanan etkinliğin iptal edilmesindeki kamu güvenliği gerekçesi nedir?

    Valilik tarafından piknik yapmak isteyen derneğin/yurttaşların talebinin milli güvenlik ve kamu düzeni gerekçe gösterilerek yasaklanması 2911 sayılı kanun, Anayasa m.34 ve uluslararası sözleşmeler bakımından nasıl gerekçelendirilmektedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Koçyiğit, gümrükten dönen zehirli gıdaların akıbetini sordu!

    Milletvekili Koçyiğit, gümrükten dönen zehirli gıdaların akıbetini sordu!

    PİRHA -HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 2021 yılında ihraç edilen 372 ürünün çoğunluğunun sınır kapılarında reddedilerek Türkiye’ye iade edildiğini belirtti. Koçyiğit, söz konusu ürünlerin kimyasal zehir barındırdıklarına işaret etti.

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, ihraç edilmek istenen ürünlerdeki tehlikeye dikkat çekti. Konuya ilişkin soru önergesi hazırlayan Koçyiğit, farklı ülkelere gönderilmek istenen birçok ürünün zehir barındırması sebebiyle sınır kapılarından geri döndüğünü aktardı.

    İHRAÇ ÜRÜNLERDE ZEHİR BULGUSU!

    Koçyiğit, AB Komisyonu’nun, gıda ve yemlerde yapılan kontroller sırasında tespit edilen gıda risklerini, Gıda ve Yemler İçin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) portalı üzerinden herkesin erişimine açık şekilde bildirdiğini belirtti. Koçyiğit, Türkiye’den ihraç edilen ürünlere dair sistemdeki verileri incelediğini ve 2018’de 113, 2019’da 98, 2020’de 194 parti üründe limitlerin üstünde pestisit tespit edildiğini aktardı.

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 2021 yılında ise zararlı ürün sayısının tavan yaptığını belirterek “Geçtiğimiz yıl, 372 parti ürünün çoğunluğu sınır kapılarında reddedilerek Türkiye’ye iade edildiği açıklanmıştır. Ayrıca geri dönen ürünlerde, çocuklar için oldukça zararlı ve ülkemizde de yasaklı olan klorprifos, hormonal sistem bozucu pestisitler arasında bulunan prochloraz ve toplu arı ölümlerine sebep olduğu bilinen acetamiprid gibi tehlikeli zehirler de bulunduğu açıklanmıştır” dedi.

    “ÜLKEYE GERİ DÖNEN ÜRÜNLERE NE YAPILMAKTA?”

    Milletvekili Koçyiğit, konuya ilişkin önerge hazırlayarak Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci’ye şu soruları yöneltti:

    “*Bakanlığınızca, rekor seviyeye ulaşan bildirimler ve geri dönen ürünlere ne olduğu hakkında açıklama yapılacak mıdır?

    *AB RASFF portalında yayınlanan ve Türkiye’deki artışa dikkat çekilen rapordan haberdar mısınız? Tehlike ve ürün kategorisine göre yapılan değerlendirmede, 2020 yılında en çok bildirim yapılan 10 konu başlığının 3’ünde Türkiye’nin adının geçmesi konusunda alınan bir önlem var mıdır?

    *Bakanlığınızca Türkiye’deki tarım politikaları hususunda ne tür yenilikler yapılmıştır? Ekolojik, ekonomik kayba ve hastalığa sebep olmayan stratejik eylem planı geliştirilmekte midir?

    *Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘son derece tehlikeli’, ‘yüksek seviyede tehlikeli’ ve ‘muhtemel kanserojen’ olarak belirlenen ve tarımda kullanılan 9 etken maddenin (ethoprophos, beta-cyfluthrin, zeta-cypermethrin, fenamiphos, formetanate X formetanate hydrochloride, tefluthrin, zinc phosphide, glyphosate, malathion) yasaklanacak mıdır? Yasaklanmamasının nedenleri nelerdir?

    *Pestisit nedeniyle ülkeye geri dönen ürünlere ne yapılmaktadır? İç piyasa sürülmemesi konusunda alınan önlemler nelerdir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Koçyiğit, Êzidî kadın ve çocuklar için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi

    Koçyiğit, Êzidî kadın ve çocuklar için Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını istedi

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit,  IŞİD tarafından kaçırıp internet aracılığıyla pazarlığa sunulan Êzidî kadın ve kız çocukları hakkında Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için önerge verdi.

    Halkların Demokratik Partisi Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, IŞİD’in kaçırdığı Êzidî kadın ve kız çocuklarını internet aracılığıyla para karşılığında satışa sunmasıyla ilgili Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için araştırma önergesi verdi.

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde IŞİD’liler tarafından kaçırılarak alıkonulan Êzidî kadın ve kız çocuklarının, derin internet yoluyla ailelerine satıldığını ifade ederek, konunun Meclis tarafından araştırılması gerektiğini belirtti. Koçyiğit, yasama organı olarak tedbirler alınması amacıyla Anayasa’nın 98’inci TBMM İç Tüzüğü’nün 104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için teklifte bulundu.

    ÊZİDÎ KADIN VE KIZLAR İNTERNETTE PAZARLANIYOR!

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, araştırma önergesi gerekçesinde ise şu ifadelere yer verdi:

    “IŞİD’in Şengal katliamı sonrası esir alınan birçok kadın ve kız çocuğunun Irak-Suriye ve Ankara’ya uzanan hikayeleri çok defa haberlere konu edilmiştir. IŞİD’in 2014 yılında Şengal ve çevresindeki köylere saldırmasının ardından yüzlerce Êzidî katledilmiştir. Saldırının gerçekleştiği tarihte 14 yaşında bir kız çocuğu köyün diğer kadın ve çocukları ile IŞİD tarafından kaçırılmış, katliamdan tesadüf eseri kurtulan kadının ağabeyi, 2014’ten itibaren ailesinden kaçırılanların izini sürmeye başlamış ve kız kardeşinin izine ilk olarak Telafer’de ulaşmıştır. 2017 yılı sonunda ağabey, IŞİD’in kardeşini Türkiye’ye gönderdiği bilgisine ulaşmış ve çeşitli desteklerle Ankara’ya gelmiştir. Basında yer alan bilgilere göre ağabey karakola giderek şikayetçi olmuş, IŞİD’in Telafer emirinin Keçiören’de oturduğunu, kardeşini kaçırarak zorla evde tuttuğunu belirtmiştir. Daha sonraki süreçte ağabey kardeşini çeşitli uğraşlar sonucu beraberinde götürebilmiştir. Fakat bu olay sonrasında IŞİD emiri ve beraberinde kaldığı insanlar hakkında bir kamu davası açılmadığı gibi akıbetine ilişkin de bir bilgi edinilememiştir. Benzer biçimde 28 yaşındaki Êzidî Hadiya Hussein Zandinan, IŞİD’li bir aile tarafından Türkiye’ye kaçırılan ve kaçıran ailenin sokağa bırakmasıyla devlet korumasına alınan biri 11 diğeri 9 yaşındaki iki kardeşinin vasiliğini üstlenebilmek için hukuk mücadelesi vermesi de basına yansımıştır. IŞİD’in kaçırdığı kadınların ve çocukların fotoğraflarını derin internete koyup satışa sunması üzerine Hadiya’yı ailesi bulmuş ve o da kardeşlerini bulmaya koyulmuştur.

    Yine geçtiğimiz yıl şubat ayında IŞİD’liler tarafından 2014 yılında para karşılığı satın alınıp daha sonra Türkiye’ye getirilen Êzidî kız çocuğunun polis operasyonunun ardından devlet koruması altına alındığı basında yer almaktadır. Son olarak ise 23 yaşında Êzidî bir kadının Ankara’nın Kazan ilçesine bağlı Saray Mahallesi’nde yaklaşık üç yıldır tutulduğu ve bir IŞİD’liye ait evden Kanada’da bulunan akrabalarının örgüt militanına derin internet aracılığıyla sekiz bin dolar ödemesiyle kurtarıldığı basında yer almıştır.

    Kaçırılan kadınlar ve çocuklar, örgüt üyeleri ve yöneticilerinin cinsel istismar ve cinsel tacizine uğramış, ‘ganimet’ olarak ele geçirilmiş, Irak ve Suriye’de kurulan köle pazarlarında ve derin internette açık artırmayla satışa çıkarılmıştır. Konuya dair meclis çatısı altında bir araştırma komisyonu kurulması ve insanlığa karşı suç işleyen IŞİD örgütünün kadınlara ve kız çocuklarına yaşattığı bu suçların tespit edilmesi ve yaşanılanların ulusalüstü hukuk normları kapsamında ele alınarak cezasızlık politikasının sonlanması adına çalışmalar yürütülmesi önem arz etmektedir. Gereğinin yapılmasını arz ederim.”

    “YARGISAL SÜREÇ NASIL İLERLEMİŞTİR?”

    Koçyiğit ayrıca IŞİD’in insanlığa karşı suçlar işlediğine vurgu yaparak örgüt üyelerine yönelik cezasızlık politikası uygulandığını belirterek Adalet Bakanlığına soru önergesi iletti.

    Koçyiğit, Bakan Bekir Bozdağ tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları sordu:

    “*Bir süredir basında yer aldığı üzere, Êzidî kadın ve kız çocuklarının IŞİD’liler tarafından kaçırıldıkları ve Türkiye’de olduklarına yönelik iddialar doğru mudur? Bakanlığınızca bu iddialara ilişkin başlatılmış soruşturmalar var mıdır veya başlatılmış soruşturmalara müdahil olunmuş mudur?

    *IŞİD tarafından derin internet aracılığıyla ailelerine para karşılığı teslim edilen Êzidî kadın ve kız çocuklarının maruz bırakıldığı hak ihlalleri hakkında Bakanlığınızca ne tür önlemler alınmaktadır?

    *23 yaşında Êzidî bir kadını Ankara’nın Kazan ilçesine bağlı Saray Mahallesi’nde yaklaşık üç yıldır alıkoyan IŞİD’linin akıbeti nedir, hakkında mahkemelerce verilmiş bir karar var mıdır?

    *IŞİD tarafından köle olarak satın alınan Êzidî kadınların ve çocukların sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapmaları esnasında ve sonrasında bir denetim yapılmamasının nedenleri nelerdir?

    *Gerçeğe aykırı bir şekilde beyanda bulunarak sınır kapılarından ülkeye alınan IŞİD’lilere göz yumanlar hakkında başlatılmış bir soruşturma var mıdır?

    *Geçtiğimiz yıl şubat ayında 7 yaşındaki kız çocuğunun derin internet yoluyla satışa çıkarıldığı ve Emniyetin yaptığı operasyonla IŞİD üyelerinin yakalandığı olay hakkında yargısal süreç nasıl ilerlemiştir? Gözaltına alınan şüpheliler hakkında dava açılmışsa hangi suçlamayla dava açılmıştır?

    *Şimdiye dek Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin diğer illerinde IŞİD üyelerinin Êzidî kadın ve kız çocuklarının kaçırılması olayı hakkında başlatılmış soruşturma sayısı kaçtır, soruşturmaların kaçı takipsizlikle sonuçlanmıştır, kaçı hakkında iddianame düzenlenmiştir?

    *Bir IŞİD’linin Gaziantep İl Göç İdaresi’ne başvurarak geçici koruma başvurusunda bulunması ve ardından kabul edilmesi nasıl mümkün olmaktadır? Bu şekilde geçici koruma statüsü alan IŞİD’li sayısı kaçtır?

    *Emniyet tutanaklarında yakalanan IŞİD’liler hakkında üst düzey yönetici olduğuna dair bilgi bulunmasına rağmen ‘yöneticilikle’ değil ‘üyelikle’ yargılandıkları iddiası doğru mudur?

    *Yakalanarak gözaltına alınan IŞİD’lilerin dosyalarındaki suç vasfının insanlığa karşı suç ya da insan ticareti kapsamında ele alınmamasının gerekçeleri nelerdir?

    *2014 yılından bu yana IŞİD’lilerin esiri olarak işkence gören çocuklardan kaçı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı yurtlara yerleştirilmişlerdir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Kürt-Alevi köyünün yolu açılmayınca cenaze 5 gün cemevinde kaldı; Meclis gündeminde

    Kürt-Alevi köyünün yolu açılmayınca cenaze 5 gün cemevinde kaldı; Meclis gündeminde

    PİRHA – Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Erzurum’da yaşamını yitiren Hakife Göl’ün naaşının kardan kapanan yollar sebebiyle 5 gün cemevinde bekletildiğini duyurdu. Konuya ilişkin Meclis’e soru önergesi veren Koçyiğit, Bakan Süleyman Soylu’ya “Bu ayrımcı uygulamaların nedeni yurttaşların Kürt ve Alevi kimliğine sahip olmaları mıdır?” diye sordu.

    Erzurum’un Karayazı ilçesine bağlı Yüceli Mahallesi’nin Tahtıravan Mezrası yolunun, kar nedeniyle uzun bir süredir kapalı olduğu öğrenildi.

    Kayyım yönetimindeki Karayazı Belediyesi’nin sorumluluğunda olan Tahtıravan sakinleri, yolun açılmamasından kaynaklı hastane başta olmak üzere temel ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını aktardı. Yurttaşlar ayrıca, hayvanlarını beslemek için iki kilometre uzaklıktaki Gülünmece Mahallesi’nden aldıkları yemi, sırtlayarak mezraya ulaştırdıklarını ifade etti.

    Erzurum’un Tekman ilçesine bağlı Çatkale (Mergezer) Mahallesi’nde yaşayan Hakife Göl’ün 26 Mart’ta yaşamını yitirmesiyle birlikte büyük bir mağduriyet daha basına yansıdı. İstanbul’da yaşayan Hakife Göl’ün çocukları, annelerinin Hakk’a uğurlama erkanına katılmak için Tekman’a gitti ancak mahalle yolunun uzun süredir kardan kapalı olması sebebiyle erkana katılamadı.

    Hakk’a yürüyen Göl’ün, 5 gün süreyle cemevinde bekletildiği ve Tekman Belediyesi ile yolun açılması için defalarca kez görüşme sağlanmasına rağmen ancak 30 Mart’ta yolun açıldığı aktarıldı.

    “ALEVİ VE KÜRT OLDUKLARI GEREKÇESİYLE…”

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, yaşanan mağduriyetleri Meclis gündemine taşıdı. Konuya ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya önerge sunan Koçyiğit, şu soruları yöneltti:

    “*Erzurum’da yaşayan halkların ciddi bir biçimde etkilendiği yoğun kar yağışlarının ve hava şartlarının yaşamın olağan akışını zorlaştırdığı biliniyorken, yolların açılmasına yönelik taleplere yetkililerin geç çözüm üretmesi hakkında Bakanlığınızca başlatılmış bir soruşturma var mıdır?

    *Hakife Göl adlı kadının cenazesi 5 gün boyunca cemevinde bekletilirken yetkililerin 5. günün sonunda yol çalışması için harekete geçmesinin nedeni nedir? Bakanlığınızca kişilerin maruz kaldıkları bu hak kayıplarının yaşanmasında sorumluluğu bulunan kişiler tespit edilmiş midir, bu kişiler hakkında soruşturma süreci başlatılmış mıdır?

    *Kayyım yönetimindeki Karayazı Belediyesi’nin sorumluluğunda bulunan Tahtıravan mezrasının yollarının açılmaması temel ihtiyaçların giderilmemesine sebep olmaktadır. Bölgede yaşayan yurttaşın, yaşamını kolaylaştıracak bir biçimde kış dönemi boyunca etkili planlama yapılmamasının ve desteklerin sağlanmamasının nedenleri nelerdir?

    *Bir yerleşim yerinde yaşayan yurttaşların siyasi görüşlerinin yöneticilerden farklı olması yapılan hizmetlerin niteliğini belirlemekte midir? Belirtilen yerlerde yaşayan yurttaşlar kendilerinin Alevi ve Kürt oldukları gerekçesiyle ayrımcılığa maruz bırakıldıklarını ifade etmişlerdir. Düşünüldüğü gibi bu ayrımcı uygulamaların nedeni yurttaşların Kürt ve Alevi kimliğine sahip olmaları mıdır?

    *Erzurum’da kış dönemi boyunca toplam kaç yerleşim yerine kar nedeniyle ulaşım sağlanamamıştır, yolların açıldığı ve çalışmaların devam ettiği yerleşim yerleri hangileridir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Kılıç Koçyiğit, PİRHA’nın erişime kapatılmasını Adalet Bakanı’na sormuştu; ret cevabı geldi

    Kılıç Koçyiğit, PİRHA’nın erişime kapatılmasını Adalet Bakanı’na sormuştu; ret cevabı geldi

    PİRHA- HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) pirha.net internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki göstererek konuyu Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sormuştu. Kılıç Koçyiğit’in soru önergesi Meclis Başkanlığı tarafından iade edildi.

    2016 yılından itibaren ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı (PİRHA), Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 08/03/2022 tarihli ve 2022/1028 sayılı kararıyla herhangi bir gerekçe gösterilmeden erişime engellenmişti. Engelleme sonrası PİRHA, yayınına ‘pirha.org’ üzerinden devam ederken, erişim engeli kararına karşı yapılan itiraz Hatay 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildi. Hakimlik ret kararında herhangi bir gerekçe bildirmedi.

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Pir Haber Ajansı’nın (PİRHA) pirha.net internet sitesine hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki göstererek konuyu Meclis gündemine taşımıştı.

    Kılıç Koçyiğit’in önergesini kabul etmeyen Meclis Başkanlığı, yazılı bir cevap ile önergenin kabul edilmediğini bildirdi.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop imzası ile yazılan cevapta, “Anayasa’nın 138’inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” hükmünü öne sürdü.

    Mustafa Şentop imzalı metinde şu ifadelere yer verildi:

    “Anayasa’nın 138’inci maddesinin üçüncü fıkrasında “Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.” hükmü yer almaktadır. Buna göre milletvekilleri tarafından, görülmekte olan bir dava ile ilgili olarak yargı yetkisinin kullanılmasına müdahale anlamına gelebilecek şekilde yazılı soru önergesi verilemeyeceği açıktır.

    TBMM İçtüzüğü’nün “Yazılı soru” başlıklı 96’ncı maddesinde “Yazılı soru, … kişisel görüş ileri sürülmeksizin; … bir önerge ile yazılı olarak cevaplanmak üzere milletvekillerinin, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı olarak soru sormalarından ibarettir.” kuralına yer verilmiş olup; bu madde uyarınca yazılı soru önergesi metninde önerge sahibi milletvekilinin kişisel görüşlerine yer verilmemesi gerekmektedir.

    TBMM İçtüzüğü’nün “Sorulamayacak konular” başlıklı 97’nci maddesi “Aşağıdaki sorular Başkanlıkça kabul edilmez: b) Tek amacı istişare sağlamaktan ibaret konular” hükmünü içermektedir. Bu maddede yazılı soru önergelerinde sadece belli bir konu hakkında istişarî amaçla sorulan soruların Başkanlıkça kabul edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.

    Bu çerçevede ilgide kayıtlı önergeniz İncelenmiş ve önergenizin 2 ve 3 numaralı sorularının yukarıda aktarılan Anayasa’nın 138’inci ve TBMM İçtüzüğü’nün 96’ncı ve 97’nci maddeleri hükümlerine aykırılık taşıdığı değerlendirilmiştir. Dolayısıyla önergeniz, söz konusu sorular çıkarıldığı veya yukarıda belirtilen Anayasa ve İçtüzük hükümlerine uygun olarak yeniden düzenlendiği takdirde işleme alınabilecektir.”

    GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT, MECLİS GÜNDEMİNE TAŞIMIŞTI

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltmişti:

    “*Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından Pir Haber Ajansı’nın ‘pirha.net’ alan adlı internet haber sitesine getirilen engelin gerekçesi nedir, erişim engeline gerekçe yapılan haber içerikleri hangileridir?

    *Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararı verilen ve benzer konularda pilot karar usulünün uygulanmasını esas kılan (Keskin Kalem Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri [GK], B. No: 2018/14884, 27/10/2021, § …) kararına rağmen halen Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından internet haber sitelerine erişim engeli kararı verilmesinin hukuksal anlamı nedir? Anayasa Mahkemesi içtihatları neden yok sayılmaktadır?

    1-Sulh Ceza Hakimlikleri tarafından verilen erişim engeli kararlarının genellikle talep edenden yana şekillenmesi ifade ve basın özgürlüğü açısından değerlendirildiğinde ihlal değil midir?

    2-Anayasa Mahkemesi Ekim 2017 yılında Ali Kıdık başvurusu ile ilgili vermiş olduğu kararında erişim engelleme kararlarının sulh ceza hakimlikleri tarafından ancak istisnai durumlarda verilebileceğini karara bağlamışsa da hakimliklerin istisnai halleri olağanlaştırması hakkında başlatılmış soruşturmalar bulunmakta mıdır?

    3-Anayasa Mahkemesi’nin 2018/14884 Başvuru Numaralı ihlal tespit kararının bir örneğinin Bakanlığınıza ulaşması konusunda karar verilmiştir. İlgili karar tarafınıza tebliğ edilmişse hangi çalışmalar yapılmıştır?

    4-Anayasa Mahkemesi’nin 2018/14884 Başvuru Numaralı ihlal tespit kararında ‘Yapısal sorunun çözümü için keyfiyetin Türkiye Büyük Millet Meclisine BİLDİRİLMESİNE’ şeklinde karar kılınmıştır. TBMM’de keyfiyetin sonlanması adına henüz bir çalışma yürütülmemesinin nedenleri nelerdir?

    5-Açıklanan verilere göre son 14 yılda Türkiye’den 467 bin 11 web sitesi, 764 farklı kurum (mahkemeler ve idari kurumlar) tarafından verilen 408 bin 808 farklı kararla erişime engellenmiştir. Bu kararların ardından yapılan itiraz sayısı kaçtır, kaçı hakkında kabul kararı verilmiştir, kaçı AYM başvurusu sonucunda ihlal kararı ile sonuçlanmıştır?

    6-İfade ve basın özgürlüğü ihlalinin önüne geçmek için Bakanlığınızca şimdiye dek yapılmış çalışmalar nelerdir?

    7-Pir Haber Ajansının web sitesine getirilen erişim engelinin Jandarma tarafından yapılan şikayet sonucu kararlaştırıldığı belirtilmektedir. İddia edilen bu bilgi doğru mudur? Şikâyet şayet kolluk tarafından yapılmışsa bu usulen mümkün müdür?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Alevi kimliğine sahip olmak Milli Eğitim bünyesinde çalışmak için bir engel midir?’

    ‘Alevi kimliğine sahip olmak Milli Eğitim bünyesinde çalışmak için bir engel midir?’

    PİRHA- Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Alevi olması sebebiyle Okul Müdürü Metin Bila hakkında görevden alma amaçlı soruşturma açılmasını Meclis gündemine taşıdı. Koçyiğit, Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e, “Alevi kimliğine sahip olmak Milli Eğitim bünyesinde çalışmak ya da okul müdürü olmak için bir engel midir?” diye sordu. 

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İstanbul Kadıköy Neriman İrfan Akça Mesleki Eğitim Merkezi Okul Müdürü Metin Bila hakkında görevden alma amaçlı soruşturma açılması konusunu Meclis’e taşıdı.

    Koçyiğit, Okul Müdürü Bila’nın Alevi olması gerekçesiyle kumpasa uğradığını belirterek, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Milli eğitim Müdürlüğü (MEB) Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya’nın İstanbul MEM Maarif Müfettişleri Koordinatörü Ayşegül Ekizceli’ye iletilmek üzere Maarif Müfettişi Semra Erdem’e yazdığı ‘meb’ uzantılı resmi e-posta, Teftiş Kurulu’ndaki 20 müfettişe gönderilince Müdür Bila hakkında kurulan kumpas ortaya çıktı.

    ‘Meb’ uzantılı resmi e-posta iletisinde, ‘Metin Bila Bey’in idareciliğinin sonlandırılması için elimizden geleni yaptık. Zaten, kendisi Aleviymiş bunu da gizleme gereği duymamış. Camiamıza uygun olmadığı aşikâr…’ denildiği belirtilmektedir.

    Ayrıca okul müdürü Metin Bila, Prof. Dr. Nedim Samancı’nın eşi ve okulun müdür yardımcısı Cemile Samancı’nın sahte sağlık raporu alıp, derse girmediği halde ders ücreti aldığı iddiasıyla soruşturma açılması için MEM’ne başvurduğu belirtilmiştir.”

    “ALEVİ KİMLİĞİNE SAHİP OLMAK OKUL MÜDÜRÜ OLMAK İÇİN ENGEL MİDİR?”

    Milletvekili Koçyiğit, konu ile ilgili hazırladığı önergesinde Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e şu soruları yöneltti:

    “*MEB Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya’nın İstanbul MEM Maarif Müfettişleri Koordinatörü Ayşegül Ekizceli’ye iletilmek üzere Maarif Müfettişi Semra Erdem’e yazdığı ‘meb’ uzantılı resmi e-posta’da Metin Bila hakkında belirtilen ayrımcı söylemler hakkına başlatılmış soruşturmada kimlerin ifadesine başvurulmuştur? Soruşturma kapsamında görevden alınan kişiler olmuş mudur?

    *Metin Bila adlı okul müdürünün görevden alınması amacıyla açıkça kin ve nefret suçu işleyen MEB Başmüfettişi Mehmet Ali Özkaya ve mailin gönderildiği diğer kişiler görevden alınmış mıdır?

    *İlgili e-postada yazılan ‘camiamıza uygun olmadığı aşikâr’ söylemi ne anlama gelmektedir? Camia derken kim veya kimler kastedilmektedir?

    *Okul Müdürü Metin Bila’nın sahte sağlık raporu alıp, derse girmediği halde ders ücreti alan kişiler hakkında soruşturma açılması için MEM’e yaptığı başvurunun akıbeti nedir?

    *İstanbul MEM Maarif Müfettişleri Başkanlığı’nın kendisine iletilen bir iddiayı soruşturmak yerine şikâyetçi müdüre soruşturma açmasının nedeni nedir?

    *Alevi ya da farklı inanç mensuplarının bu tür ayrımcı ifadelerle hedef gösterilmesi ve haksız yere işlerine son verilmesi hakkında Bakanlığınızca yapılan çalışmalar var mıdır?

    *Alevi kimliğine sahip olmak Milli Eğitim bünyesinde çalışmak ya da okul müdürü olmak için bir engel midir?

    *Şimdiye kadar, Alevi ya da farklı inanca mensup olduğu gerekçesiyle okul müdürlüğünden ya da bulunduğu görevden alınan kişiler olmuş mudur?”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Koçyiğit, Kur’an kursunda çocuklara cinsel istismar skandalını Meclis gündemine taşıdı!

    Milletvekili Koçyiğit, Kur’an kursunda çocuklara cinsel istismar skandalını Meclis gündemine taşıdı!

    PİRHA- Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Erzurum’da yatılı erkek Kur’an kursunda en az yedi çocuğa cinsel istismarda bulunup şiddet uygulayan H.A hakkında soru önergesi hazırladı. Koçyiğit, Bakan Derya Yanık’a “Kuran Kursunda 2021’in Mayıs ve Ekim aylarında çalışan bu kişinin çocuklarla vakit geçirmesine kim/kimler izin vermektedir? Bu kişi hangi eğiticilik vasfına sahiptir?” diye sordu. 

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursu’nda yaşanan istismar skandalını Meclis gündemine taşıdı.

    Yaşları 10-11 olan en az yedi çocuğa altı ay boyunca cinsel istismarda bulunan 22 yaşındaki H.A’nın, çocuklara şiddet uyguladığını da belirten Milletvekili Koçyiğit, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık tarafından cevaplandırılması talebiyle önerge hazırladı.

    “SÖZ KONUSU KURAN KURSUNU EN SON NE ZAMAN DENETLEDİNİZ?”

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit, cinsel istismara maruz kalan çocuklardan birinin babasının şikâyeti üzerine Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından H.A. hakkında dava açıldığını “Suç konusu olaylar hakkında açılan davaya müdahil misiniz?” diye sordu. Milletvekili Koçyiğit, hazırladığı önergede Bakan Derya Yanık’a şu soruları da yöneltti:

    “-Erzurum’da bulunan Kuran Kursunda yaşanan çocuğa yönelik cinsel istismar suçuna dair tarafınızca açılan bir soruşturma var mıdır? Varsa soruşturma süresince çocukları koruyacak ek tedbirler alınmış mıdır?

    -Yaklaşık 6 ay boyunca Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunda yaşanan cinsel istismar ve kötü muamelelerden İl Müftülüğü haberdar değil midir?

    -Söz konusu Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunun faaliyetleri devam etmekte midir?

    -Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursu’nun idarecileri kimlerdir?

    -Erzurum Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kuran Kursunda yedi çocuğa altı ay boyunca cinsel istismarda bulunan H.A hakkında açılan davada hangi güvenlik tedbirleri uygulanmıştır? Bu kişi 29 Ekim 2021 tarihinde neden Yozgat’a gönderilmiştir?

    -Kuran Kursunda 2021’in Mayıs ve Ekim aylarında çalışan bu kişinin çocuklarla vakit geçirmesine kim/kimler izin vermektedir? Bu kişi hangi eğiticilik vasfına sahiptir? Varsa bir eğitim geçmişi bu çocuklar alanında mıdır?

    -Erzurum’da bulunan erkek/kadın yatılı Kuran Kursları hangileridir? Bu kurslar kimlerin denetimindedir?

    -Çocukların eğitimlerinin; uzman, pedagojik eğitim almış, ruh ve beden sağlığı yerinde kişilerce verilmesi gerekirken Kuran kurslarında verilen eğitimlerde bu kriter gözetilmekte midir?

    -Sözü edilen bu kursların denetimlerinde aktif rol üstelenmekte misiniz? Söz konusu Kuran Kursunu en son ne zaman denetlediniz?

    -Cinsel istismara maruz kalan çocuklara psikososyal destek sunulmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kitaplara yapılacak %30’luk zamma itiraz etti!

    Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kitaplara yapılacak %30’luk zamma itiraz etti!

    PİRHA- Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, kitap fiyatlarına yapılacak %30’luk zammı Meclis gündemine taşıdı. HDP’li Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a “Bakanlığınız tarafından artan ve daha da artacak olan kitap fiyatları hakkında bir açıklama yapılacak mıdır? Kitaplarda sabit fiyat belirlenmesi konusunda bir yasa çalışmanız olacak mıdır?” diye sordu.

    HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, TL’de yaşanan değer kaybının kâğıt sektörünü de olumsuz etkilediğini belirtti. Kâğıtta %95 dışa bağımlılığın söz konusu olduğuna dikkat çeken Koçyiğit, “Bu durum yayıncılık sektörünün ekonomideki gidişattan kaynaklı zor dönemler yaşamasına da sebep olabilmektedir. Üstelik son zamanlarda artan maliyetlerden kaynaklı kitap fiyatlarına %30 zam yapılacağı açıklanmıştır. Ayrıca Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2021’de en yüksek fiyat artışı %168 ile selülozik kâğıtlarda gerçekleştiği yönündedir” ifadelerini kullandı.

    “KAÇ FABRİKA ÖZELLEŞTİRİLMİŞ VEYA KAPATILMIŞTIR?”

    Konuya ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soru önergesi sunan HDP’li Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    *“Bakanlığınız tarafından artan ve daha da artacak olan kitap fiyatları hakkında bir açıklama yapılacak mıdır? Kitaplarda sabit fiyat belirlenmesi konusunda bir yasa çalışmanız olacak mıdır?

    *Avrupa Birliği (AB) dışındaki ülkelerden ithal edilen kâğıttan alınan yüzde 10’luk fonun kaldırılması konusunda Bakanlığınızca yapılmış bir çalışma var mıdır?

    *Türkiye’de bir kâğıt endüstrisi bulunmamasının nedenleri nelerdir?

    *Kitaplardan alınan KDV uygulamasının kaldırılması konusunda Bakanlığınızca bir çalışma yapılmakta mıdır?

    *Bakanlığınız yayıncılık sektörünü nasıl desteklemekte ve hangi başlıklarda teşvik uygulamaktadır? Hammadde ve telif maliyetleri için sunduğunuz ek kaynak var mıdır?

    *Bakanlığınızca kitap okuma teşviki bakımından ne tür çalışmalar ve projeler yürütülmektedir?

    *Kitabevlerine belirli bir süre vergi ve sigorta muafiyeti tanınması konusunda bir adım atılacak mıdır?

    *Sosyal medya içerik üreticilerine KDV istisnası ve yüzde 15 gelir vergisi uygulanırken; yazar, çevirmen, editör ve illüstratörlerden yüzde 17 gelir vergisi ve yüzde 18 KDV uygulanmasında amaç ve dayanak nedir? Neden eşit ve adil bir düzenleme yapılmamaktadır?

    *Yapılacak zamlarla beraber kitap satışlarında ve buna bağlı olarak okuma oranlarında bir azalma yaşanacağını düşünüyor musunuz?

    *Artan kitap fiyatlarının özellikle öğrencileri zorladığı gerçeği konusunda Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır? Varsa bunlar nelerdir?

    *Türkiye’de, yılda kaç milyar dolar kâğıt ithal edilmektedir?

    *Türkiye’de halihazırda üretime devam eden kâğıt fabrikası sayısı kaçtır? 2002 yılından bu yana kaç fabrika özelleştirilmiş veya kapatılmıştır?

    PİRHA/ANKARA