Etiket: gün sazak

  • Dede Nurettin Aksoy, Çorum Katliamı’nı anlattı: Bize kastedenleri biliyorduk-VİDEO

    Dede Nurettin Aksoy, Çorum Katliamı’nı anlattı: Bize kastedenleri biliyorduk-VİDEO

    PİRHA-Dede Nurettin Aksoy, Çorum Katliamı’nın 41. Yılında döneme ait tanıklığını anlattı. Aksoy, katliamda yaşamını yitirenleri ancak 29 yıl sonra anabildiklerine işaret ederek “Sayısal olarak çoğalmadığımız ve geçmişte olanları araştırmadığımız sürece yeni katliamların olmayacağının garantisi yok” dedi. Dede Nurettin Aksoy, Alevilerin örgütlenip birlik olması gerektiği mesajını da verdi.

    Çorum Katliamı’nın ilk fitili, MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın 27 Mayıs 1980’de Ankara’da öldürülmesi ile yakıldı. Bu saldırıyı bahane eden gerici-faşist gruplar, Çorum’da cami hoparlöründen “Alevilere ölüm” anonsunun ardından saldırıya geçti. Çocuk ve yaşlıların da olduğu savunmasız bir çok insan vahşice katledildi.

    Temmuz sonuna kadar süren saldırılar sonucu en az 57 kişi hayatını kaybetti. Alevi ve solculara ait yüzlerce ev ve dükkan ise tahrip edildi.

    “ÇORUM’U SAVUNDUK”

    Döneme tanıklık edip direnenlerden biri olan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Çorum Şube Başkanı/ Dede Nurettin Aksoy, katliam sürecine dair konuştu. Çorum’da yaşadıklarının Maraş’taki kadar savunmasız olmadığına işaret eden Aksoy, 1980 yılında henüz 18 yaşında bir genç olduğunu belirtti. Aksoy, saldırılar henüz başladığında “Olanları tam algılayabilmiş değildim” diyerek şunları söyledi:

    “Ama en azından bize kast edenlerin kim olduklarının farkındaydık. Yani Çorum’u savunduk. Barikatlar kuruldu ve büyük bir katliamı önledik. Neticesinde bir Maraş olmaması için büyük bir direnç sergilendi. Yediden yetmişe, Çorum halkı, faşizme karşı Cumhuriyet tarihinin en büyük direnişini gerçekleştirdi. Fakat Çorum, emperyalist güçlerin uygulamak istediği darbenin son ayağı oldu.

    Darbenin getirdiği ağır baskılar neticesinde Aleviler, solcular, sosyalistler, büyük baskı altındaydı. Ve bu baskının halen travmasını yaşıyoruz. Halen meydanlara çıkmada sıkıntı yaşıyoruz. Bizler 2008 yılında Çorum Alevi Kültür Merkezi Derneği’ni kurarak 2009 yılında da anma etkinliklerini gerçekleştirmek için çaba harcadık. Ancak ve ancak 2010 yılında, yani bu yıl 11’ncisini gerçekleştirdik. Alanlara çıkmada bir Sivas kadar olamadık.

    Çorum’da hiçbir sıkıntı olmadığı halde, bütün izinlerin alınmış olmasına rağmen insanlar sokağa çıkmaya ikilemde kalıyor. Ama sonuna kadar bu yönlü mücadelemize devam edeceğiz.

    “ÖRGÜTLENMEDEN HİÇBİR ŞEY OLMUYOR”

    Dede Nurettin Aksoy, Çorum Alevi Kültür Merkezi’nin 2. kuruluş yılında anma etkinliklerine başladıklarının altını çizdi. Aksoy, yitirdikleri canları ancak 29 yıl sonra anabildiklerini söyleyen Nurettin Aksoy, “Yani örgütlü olduktan sonra anma yapabildik. Bu demek oluyor ki örgütlenmeden hiçbir şey olmuyor” diye de not düştü.
    Dede Nurettin Aksoy, Çorum Katliamı’na dair Alevi toplumunun kimi taleplerinin olduğunu da dile getirerek “Kadeş Meydanı’nda bir Barış Anıtı’nın yapılması, yargılamanın topluca yapılıp gerçek faillerine ulaşılması, katliamın sebeplerinin ortaya çıkarılması ve bir daha katliam yaşanmaması için böyle bir çabamız var” ifadelerini kullandı.

    “ACILARIMIZ ÇOK BÜYÜK”

    Aksoy, Çorum Katliamı’na dair geçmişte “Ekinler kan içinde” isimli bir belgesel çalışması yaptıklarını ancak bu yönlü çalışmanın genişletilebileceğini belirterek şunları söyledi:

    “Çorum olaylarını hatırlamayanlar ya da Çorum olaylarından sonra doğan gençlerimize, ‘Gerçekten böyle oldu’ diyerek ancak ve ancak kendi halkımızı ikna edebildik. Fakat halen aileler konuşmuyor. Tam anlamıyla istediğimiz bir belgesel olamadı.

    Halkımızı uyanık durmaya, bir daha böyle bir katliamın yaşanmaması için tedbirlerin, sebeplerin araştırılıp yüzleşilmesi gerektiğini belirttik. Ancak bu yüzleşmenin de demokrasi ve eşit yurttaşlık üzerinden gerçekleşmesi gerektiğini belirtiyoruz. Yoksa birilerinin mahkum edilmesi bizleri rahatlatacak şeyler değil. Acılarımız çok büyük. Kerbela’dan bu güne bir tek Alevilere değil bütün mazlum insanlar katledildi. Çünkü sistemin, zalimlerin zulümleri ancak mazlum insanlar üzerinde oluyor. İnsanlarımız aç susuz bırakılıyor. Ülkemizde şu andaki durumumuz hiç iç açıcı değil.

    “YARGILAMA İLE SADECE DAVANIN ÜSTÜ ÖRTÜLDÜ”

    Dede Nurettin Aksoy, Çorum Katliamı’nın hukuki boyutuna da değindi. Aksoy, katliam sonrası hukuki sürecin işlemediğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Çünkü katliamından sonra yargılama Erzincan’a alındı. Darbe olduktan sonra münferit bir olaymış gibi sıradan bir durummuşçasına, iki kişinin arasında olmuş bir kavga gibi yargılamalar oldu. O dönemde o baskılar altında Erzincan’a gidip gelme, davayı sürdürme, canların katilleri ile ilgili sorgulama hiç bizim istediğimiz gibi olmadı. Mağdurlar yine her zamanki gibi mağdur oldu. Yargılama döneminden bir Cumhuriyet Başsavcısı gelip belgeselimiz için konuştu. Yargılama şeklinin çok olumsuz olduğunu, yani davaya hiçbir katkı sunulmadığını, sadece üstünün örtüldüğünü söyledi.

    “İNSANLAR MARAŞ’TA, ÇORUM’DA, GAZİ’DE OLMALILAR”

    Bütün canlarımıza sesleniyoruz; böyle günlerde Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Gazi’de olmak gerek. Sayısal olarak çoğalmadığımız ve geçmişte olanları araştırmadığımız sürece yeni katliamların olmayacağını garantisi yok. Ne zaman ki birlik olup meydanlarda haykırırsak, unutturmayacağımızı dile getirdiğimiz zaman başarılı oluruz. İnsanlarımız bize sahip çıkarak Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’ da olsunlar.”

    Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • ‘Çorum Katliamı’na ‘Çorum olayları’ demek hakikatin çarpıtılmasıdır’

    ‘Çorum Katliamı’na ‘Çorum olayları’ demek hakikatin çarpıtılmasıdır’

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Çorum Katliamı’nın 41. yılında yazılı bir açıklama yaparak “Çorum Katliamı’na ‘Çorum olayları’ demek hakikatin çarpıtılmasıdır. Çünkü 1980 yılında Çorum’da yaşananlar düpedüz devlet gözetiminde bir katliamdır” ifadelerini kullandı. 

    DAD Ankara Şubesi, Çorum Katliamı’nın başlangıç tarihi olan 27 Mayıs 1980’de yaşananları bir kez daha hatırlattı.

    Yazılı açıklama yapan DAD Ankara Şube, katliamın, Milliyetçi Hareket Partisi’nin önde gelen isimlerinden eski Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ın 27 Mayıs 1980’de Ankara’da Devrimci Sol tarafından öldürülmesi üzerine başlatıldığını belirtti.

    EN AZ 57 KİŞİ KATLEDİLDİ!

    Yapılan açıklamada, gerici-faşist grupların “Kana Kan İntikam- Kanımız aksa da zafer İslamın” diyerek sokağa inip Çorum’da halka saldırmaya başladığına vurgu yapılıp şu ifadeler kullanıldı:

    “Sürekli kargaşanın yaşandığı Çorum’da 1 Temmuz’a kadar yer yer saldırılara, çatışarak- direnerek cevap veren Çorum halkı ve sol güçler, 2 Temmuz’daki sokağa çıkma yasağına kadar direnmiştir. 2 Temmuz’da sokağa çıkma yasağına rağmen sivil faşistler sokakta istedikleri gibi hareket edip önceden belirledikleri Alevilerin ve sol görüşlü kişilerin evlerine girip canlarımızı katletmişlerdir.

    4 Temmuz’da TRT’nin Milönü Mahallesi’nde bulunan Alaaddin Camisinin bombalandığı ve kurşunlandığı şeklindeki yalan haberinden sonra cuma namazından çıkan kışkırtılmış lümpen kalabalıklar, sivil faşistlerin önderliğinde Çorum merkez ve ilçelerinde saldırıya geçmişlerdir. Devlet tüm olanlara göz yummuş, her zaman olduğu gibi katillere kol kanat germiştir.

    10 Temmuz’da olaylar sonlandığında 57 canımız katledilmiş, 300’e yakın canımız yaralanmış, 300’e yakın ev ve işyeri tahrip edilmiştir.

    Çorum Katliamı’na ‘Çorum olayları’ demek hakikatin çarpıtılmasıdır. Çünkü 1980 yılında Çorum’da yaşananlar düpedüz devlet gözetiminde bir katliamdır. 1980 yılının Mayıs ayında başlayıp Temmuz ayına kadar devam eden ve Alevi kırımına dönüşen bir katliamdır.

    Her Alevi katliamında olduğu gibi Çorum Katliamı’nda da inançsal, fiziksel, kültürel, ekonomik soykırım sürecine tabi tutularak yaşam alanlarından kopartılan Aleviler sığındıkları yerlerde inançlarından, dillerinden, kültürlerinden uzaklaştırılıp kaba bir asimilasyon sürecine itilmişlerdir. Her katliam sonrası Aleviler hem canlarını, hem mallarını, hem de inançlarını kaybetmeyle yüz yüze kalmışlardır ve Devlet her katliam sonrasında olduğu gibi demografik yapıyla oynamış, Türk İslam sentezi çerçevesinde Sünnileştirme projesini hayata geçirmiştir. Çorum’u da, Ortaca, Maraş, Sivas ve Malatya’da olduğu gibi Alevilerden arındırmaya çalışmıştır.

    Çorum’da katledilen canlarımızı, katliamın 41. yılında saygıyla anıyoruz. Hakk aşkına, Hakk’a yürüyen canlar için özümüz dardadır.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Çorum’da Allah Allah diyerek insanları diri diri yaktılar’-VİDEO

    ‘Çorum’da Allah Allah diyerek insanları diri diri yaktılar’-VİDEO

    PİRHA – Çorum Katliamı tanıklarından Yazar Gazi Eke, “Devlet, karşı devrimci gösteri biçiminde olayları planladı. Askerler ‘Allah Allah’ nidalarıyla köy bastı. Çorum’da adeta bir vahşet yaşandı. Yaşlı kadınlar işkence sonrasında benzinle yakıldı. Vatandaşların karnı yarılıp, kafa derileri yüzüldü” dedi.

    Cihat çağrıları eşliğinde Mayıs 1980’de Çorum’da başlayan ve Temmuz’a kadar sürdürülen saldırıların perde arkasında neler vardı? Dönemin tanıklarından Yazar Gazi Eke PİRHA’ya anlattı.

    MHP’li Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak’ın Dev-Sol üyelerince Ankara’da öldürülmesinin ardından Çorum merkezde harekete geçen gericiler, “Kanımız aksa da zafer İslam’ın, Kana kan intikam” sloganları atarak yürüyüşe geçmişti.

    “DEVLET, SALDIRILARI KARŞI BİR AYAKLANMA BİÇİMİNDE ÖRGÜTLEDİ”

    Yazar Gazi Eke, “Devlet, sol hareketler, Alevi ve demokratlar da 28 Mayıs’tan önce hazırlık yaptı” diyerek o günlere dair şunları söyledi:

    “Devletin hazırlık yaptığı şuradan belliydi: 8-10 Eylül’den itibaren mahallelere bildiriler dağıtıldı. Bunlar milliyetçi ve dinci bildirilerdi. ‘Aleviler size saldıracak, kendinize sahip çıkın’ diye… Dolayısıyla Maraş olaylarından sonra bir hazırlık olduğu biliniyordu. Özellikle devlet, bu saldırıyı karşı devrimci bir ayaklanma biçiminde örgütledi. Milliyetçi güçler de Gün Sazak’ın ölümünü de buna dahil etti. Sazak’ın ölümünün bu olaylarla ilgisi yok. Bakıyorsunuz Gün Sazak Çorumlu değil, Eskişehirli. İlişkisi var mı, yok. Nitekim arabalarla Ankara’dan, İstanbul’dan, Yozgat’tan, Alaca’dan, Eskişehir’den ve çeşitli yerlerden Çorum’a gelenler oldu. Yekün bir hazırlık olduğu görülüyordu. En başından itibaren ‘Toplumsal olaylar var, bu toplumsal olaylara biz müdahale edemeyiz’ gibi göstermeye çalıştılar. Yani şöyle diyeceklerdi: ‘Bizler toplumsal olaylara karşı bir şey yapamadık.’ Ama bunu diyemediler. Yekün bir hazırlık direnişte somutlandı, sonuçlandı. Direniş içerisinden halk komiteleri, silahlı milisler ile örgütlü bir yapı ortaya çıktı. Dolayısıyla saldırılar geri püskürtüldü. Bu olayların Alevi-Sünni meselesi ile bir ilgisi yok. Genel olarak devrimci demokrat güçler ile toplumsal muhalefet birleşerek yekün bir direniş ruhu oluşturdu.

    Örgütlü bir direnişle karşılaştılar. Kimi mahallelerde % 60 Alevi % 40 Sünni vatandaş yaşıyordu. Özellikle olayların olduğu dönemde Sünnilerin ayrıştırılması için paramiliter güçlerin çalışmaları oldu ve bunu başaramadılar. Alevi-Sünni birlikteliği korundu. Şu anda da baktığımızda bu oranlarda bir değişiklik yoktur. % 40 Sünni, % 60 Alevi…”

    “ALLAH ALLAH DİYEREK SALDIRDILAR”

    Eke, askerlerin katliam sürecinde İbrahim Kaypakkaya’nın köyüne “Allah Allah” sözleriyle saldırdığını da söyleyerek,28 Mayıs’tan önce demokrat, ilerici, Alevi olarak bilinen insanların kaçırılıp, öldürülme olaylarıyla birlikte dükkanların yağmalanması, hırsızlık olayları oldu. Çorum olayları içerisinde İbrahim Kaypakkaya’nın köyüne gece saldırı düzenlendi. Köylülere sorduğumuzda olayı şöyle anlatıyorlardı: Gece ‘Allah Allah’ nidalarıyla köye girmeye çalışıyorlar, köylüler, faşist grupların geldiğini sanıyorlar. Bakıyorlar ki askerler, Karakaya köyüne ‘Allah Allah’ diyerek saldırıyor. O gün dört kişi yaralanıyor. Ardından da büyük bir tutuklama süreci gerçekleştiriliyor” dedi.

    “BARİKAT İÇİ ÇATIŞMALARDA DA KADINLAR CİDDİ ROL ALDI”

    Gazi Eke, Çorum direnişinde kadınların da rol üstlendiğine değinerek şöyle devam etti:

    “Özellikle saldırılar gece oluyordu. Gündüzleri pek de çatışma olmuyordu. Dolayısıyla geceleri erkekler, gündüzleri de ağırlıklı olarak kadınlar nöbet tutuyordu. Özellikle Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde ve barikatlar içerisinde yiyecek ve içecek teminini kadınlar organize etti. Kadınlar bir fiil direnişin içerisinde bu şekilde yer aldı. Kadınlar aynı zamanda çatışmalarda da yer alıyordu. Kadınlar olmasaydı gündüz nöbette kim bekleyecekti? O kadar insanın ihtiyacını kim karşılayacaktı? Kadınların ağırlıkta olduğu yerlerde, özellikle barikat içi çatışmalarda da kadınlar ciddi rol aldı.”

    İNSANLAR DİRİ DİRİ YAKILDI

    Çorum’da adeta bir vahşetin yaşandığına da vurgu yapan Eke, “Yaşlı bir kadının evini çeviriyorlar. Kocası kaçıyor. Kadını alıp bir sürü işkenceye maruz bırakıyorlar. Sonrasında da benzin döküp yakıyorlar” dedi. Eke, aynı süreçte işlenen cinayetleri şu sözlerle anlatı:

    “Hıdırlık katliamında bir şahsın karnı yarılıyor. Ayrıca bir vatandaşımız, yanan sacın üzerine koyularak yakılıyor. Yine genç bir çocuğun kafasına poşet sarıp yakıyorlar. Yine Alevi köyünden bir şahsın kafa derisini yüzüyorlar. Bu şekilde resimlerle anlattığım bir kitabım mevcut.”

    Cebrail ARSLAN – Eren GÜVEN / ANKARA

  • FEDA: Çorum’un hesabını sormak bu zihniyeti iktidardan indirmekle olur

    FEDA: Çorum’un hesabını sormak bu zihniyeti iktidardan indirmekle olur

    PİRHA-Demokratik Alevi Federasyonu yaptığı yazılı açıklamada Çorum Katliamı’nı unutmadıklarını belirterek “Çorumun hesabını sormak bu katliama yol açan zihniyeti iktidardan indirmekle olanaklıdır” dedi.  

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Çorum Katliamı’na ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Katliamın kınandığı açıklamada “12 Eylül 80 darbecilerine meşruiyet sağlamak amacıyla Maraş’ta, Malatya’da, Sivas’ta sahneye konulan Alevi katliamları serisinin devamı olan Çorum Katliamı’nın sorumlusu TC devletidir” denildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi Çorum’da da Sünni yurttaşlar, Alevi yurttaşlara karşı kışkırtılmaya çalışıldı. Provokasyon yaratmaya en elverişli enstrümanların başında gelen insanların dini duyguları, 12 Eylül’de darbe yapmayı planlayanların elinde, basit bir provokasyon aracı haline getirilip arkasına devleti aklama amaçlı  derinlerindeki güçlerin olanaklarını alan faşist ve dinci güruhlarca, Çorumda  kanlı bir katliama dönüştürüldü.

    “TÜYLER DİKEN DİKEN OLUYOR”

    27 Mayıs 1980’de  MHP’li Gün Sazak’ın öldürülmesini bahane eden karanlık güçlerin kışkırttığı MHP’li faşistlerin öncülüğünde bir grup, 28 Mayıs günü Çorum’un en işlek caddelerinde terör estirmeye başlar. Dükkanlar yağmalanır, Alevi esnaflar dövülür. Alevilerin yoğun olduğu Milönü mahallesine saldırı olur. Çorum’da katliamın startı verilmiştir ve bu saldırılar belli aralıklarla 5 Temmuz 1980’e kadar sürer. Alevilere yüzyıllar boyunca reva görülen katliamlar zincirinin son halkalarından olan Çorum katliamını anlatan insanları dinledikçe insanın tüyleri diken diken oluyor.

    “YARGILANAN BİRKAÇ PİYON ÖZEL YASALARLA AFFEDİLMİŞTİR”

    Her katliamdan sonra devlet sorumluları, hemen soruşturma başlatacaklarını, sorumlulardan hesap sorulacağını söylemişlerdir. Ancak biz Alevilere karşı gerçekleştirilen hiçbir katliamın gerçek sorumluları ortaya çıkarılıp yargılanmamıştır. Yargılanan birkaç piyon ise ilk fırsatta özel yasalar çıkarılarak af edilmiştir.

    “BELGELER KOZMİK ODALARDA HESAPLAŞILMAYI BEKLİYOR”

    Bundan 38 yıl önce gerçekleşen Çorum Katliamı, 57 yurttaşın hayatını kaybettiği, 200’ün üstünde yaralı; 300’e yakın ev ve iş yerinin tahrip edilerek yakılması; binlerce ailenin göçüyle tarihin en karanlık sayfaları arasında yerini aldı. Katliamın belgeleri ‘kozmik odaların’raflarından indirilerek hesaplaşılmayı bekliyor.

    Türkiye topraklarında yaşanan tüm katliamlar gibi Çorum Katliamı da bir devlet politikası olarak ortaya çıktı. Öncülü örnekleri Malatya’da, Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta görülmüştür. Özellikle son 40 yıldır da Kürt illerinin her bir köşesinde saymakla bitmeyecek yoğunlukta yüzlerce katliama tanık olmaktayız.  Katliamcılar tarafından ‘Bin operasyon yaptık’ diye itiraflarda bulunulmuştur. Ve bugün de katliam politikaları devam etmektedir.

    Diğer taraftan ise katliamcıların yargılanması, hesap sorulması ‘derin güçlerin’ marifetleriyle hep engellendi. Kimi katliamların sorumluları yakalanıyor gibi gösterilse de işin özüne dokunulmadı. Katliamcıların liderleri her iktidar döneminde işlerinin başında olmaya devam etti. Bu gerçek Çorum Katliamı’nda da değişmedi. Bu katliamların hepsinin arkasında, ‘Özel Harp Dairesi’nin, JİTEM’in, Ergenekon’un’ kanlı parmak izi çıktı.

    “ÇORUMU’N DA HESABINI SORMAK İÇİN OYLAR HDP’YE”

    FEDA olarak biliyoruz ki; Çorum Katliamı’nın hesabını sormak, bugün işlenen katliamlara sessiz kalmayarak, katliamcılara karşı sesimizi yükseltmekten geçiyor. Çorum’un hesabını sormak bu katliama yol açan zihniyeti iktidardan indirmekle olanaklıdır. Öyleyse 24 Haziran’da Çorum’un da hesabını sormak için oyları HDP’ye verelim.

    “BUGÜNÜN ALEVİSEVER YÖNETİCİLERİ 80 ÖNCESİNİN DİNCİ FAŞİST ÇETELERİYDİ”

    Unutmayalım ki bu topraklarda dün bize kanlı katliamları reva görenler bugün iktidarda olanlardır, onlar ile kol kola bu ülkeyi yönetenlerdir. Bugünün Alevisever  (!) devlet yöneticileri, 1980 öncesinin dinci ve faşist çeteleriydi. Bunu asla unutmayalım, onlar kuzu postuna bürünmüş kurtlardır. Ve puslu havada avlanmayı çok severler. Bugünde bize zorunlu din dersleriyle, Milli Eğitimi kökten imam hatiplileştirerek, Alevi çocuklarını zorla Kuran derslerine katarak, son darbeyi vurup asimile etmeye çalışıyorlar. Aleviliği tarihsel köklerinden kopararak, İslamın enteresan bir yorumu vb.  tanımlamalarla özgünlüğünü silmeye çalışarak tüm toplumu Sünnileştirme hedefine yürüyorlar.

    “DEMOKRATİK ALEVİ HAREKETİ ALEVİLERİN TÜM HAKLARINI SAVUNUYOR”

    Çorum Katliamı’ndan ders çıkarmak, dünün katliamcıları, bugünün iktidar yürütücüleri ittifakının gerçek yüzünü teşhir etmekten geçiyor. Çorum’un hesabını sormak tekçi, ırkçı iktidarı al aşağı etmekten geçiyor. Artık Aleviler örgütsüz değildir. Demokratik Alevi hareketi Alevilerin tüm haklarını savunmaktadır. Aleviler ülkede de yurt dışında da Alevi olarak yaşamak için mücadelelerini yükseltiyorlar. 24 Haziran seçimlerinde HDP’yi desteklememiz Çorum’un hesabını sormanın bir biçimi oluyor. O zaman FEDA olarak  bir kez daha diyoruz ki, Oylar Demirtaş’a, oylar HDP’ye.

    (HABER MERKEZİ)