Etiket: gurp toplantısı

  • Hatimoğlulları: Bu rejime biat etmedikleri için 24 arkadaşımıza ceza verildi-VİDEO

    Hatimoğlulları: Bu rejime biat etmedikleri için 24 arkadaşımıza ceza verildi-VİDEO

    PİRHA- Meclis’te grup toplantısında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kobanê Davası kararlarına işaret ederek, “24 arkadaşımıza siyaset yaptıkları için, IŞİD katliamlarına karşı çıktıkları için, bu rejime biat etmedikleri için 407 yıl 7 ay hapis cezası verildi” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin Meclis grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. DEM Parti’nin grup toplantısına siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ile emek ve meslek örgütleri temsilcileri katıldı. Ayrıca Kobanê Davası’nda ceza verilen siyasetçilerin aileleri de katıldı.

    Hatimoğulları, Çerkeslere dönük 160 yıl önce gerçekleşen katliamı kınayarak, “Bizler Çerkeslere yaşatılan soykırımı, sürgünü asla unutmadık, unutmayacağız. Sürgünde ve bu soykırımda yaşamını yitiren bütün Çerkesleri, canlarımızı burada sizlerin huzurunda bir kez daha saygıyla anıyorum” dedi.

    “YARGILANANLAR TOPLUMSAL İTİRAZDI”

    Kobanê Davası’nda siyasetçilere verilen cezanın “toplumsal itiraz hakkına verildiğini” söyleyen Hatimoğulları, şunları söyledi:

    “Kobanê Kumpas Davası’nda 24 arkadaşımıza siyaset yaptıkları için, IŞİD katliamlarına karşı çıktıkları için, bu rejime biat etmedikleri için, AKP ve Erdoğan’a ‘kral çıplak’ dedikleri için 407 yıl 7 ay hapis cezası verildi. 16 Mayıs’ta yargılanan ve hakkında karar çıkan siyasetçiler değildi. Toplumsal itiraz hakkıdır yargıdır. Bu karar toplumsal itiraz hakkına verilmiş bir karar verilmiştir. Arkadaşlarımız ‘IŞİD’e hayır katliamlara hayır’ dedikleri için yargılandı. Burada yargılanan sadece Kobanê direnişi değildir, yargılanan karanlığa karşı aydınlığı savunanlar, ölüme tecavüze, soykırıma karşı topraklarını ve yaşamlarını savunanlardır. Yargılananlar; Gezi’de olduğu gibi demokrasiydi, toplumsal itirazdı. Türkiye halklarının birlikte yaşam umuduydu. Kürt halkının onurlu mücadelesiydi.

    “TAMAMEN SİYASİ BİR DAVADIR”

    Bu kumpas davasıdır ve tamamen siyasi bir davadır. ‘Kobanê düştü düşecek’ diyenlerin hayalleri sukuta erdiği için bu bir intikam davası olarak açılmıştır. Bu intikamı almak için yıllardır Yasin Börü’yü arkadaşlarımızın öldürdüğünü iddia ettiler. Bir çocuğun ölümünden bir siyasi intikam senaryosu çıkaracak kadar yürekleri kurumuş, vicdanları köhnemiş olan bir anlayış var karşımızda. Erdoğan daha dünkü konuşmasında karara rağmen bu kararda Yasin Börü’nün öldürülmesine ilişkin bir ceza olmamasına rağmen Yasin Börü’nün öldürüldüğü üzerinden halkı aldatmaya, halkta algı yaratmaya devam ediyor. Şimdi bu kararda ne var? Yargılanan hiçbir arkadaşımız bir tek kişinin ölümünden sorumlu değildir. Bu kararı bütün Türkiye kamuoyu lütfen öyle bilsin ve Erdoğan’ın şürekasının Saray şürekasının yaratmak istediği cinayet üzerinden yaratmak istediği dezenformasyona karşı lütfen bütün Türkiye halkları kulaklarını açsın.”

    (HBAER MERKEZİ)

  • Buldan: Deprem vergileri nereye harcandı?-VİDEO

    Buldan: Deprem vergileri nereye harcandı?-VİDEO

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, AKP’nin rantçı politikalarının eleştirerek, bu politikaların toplumu büyük felaketler ve yıkımlarla baş başa bıraktığını söyledi. 4 Kasım siyasi darbesinin parlamentonun iradesine ve halka karşı yapıldığını belirten Buldan “Siyasi darbe süreci Çöktürme Planı ile başlatıldı. Bu plan; AKP-MHP iktidarının güncellediği İkinci Şark Islahat Planı’dır” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Grup Toplantısında konuştu. İzmir’de yaşanan deprem felaketiyle ilgili konuşan Buldan, yaşamını yitirenlere başsağlığı dileyerek, enkaz altında kalanların bir an önce kurtarılması temennisinde bulundu. İzmir depreminin Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha acı bir şekilde gösterdiğini vurgulayan Buldan, “İnsanların ölümüne neden olan, afetler değildir, gerekli tedbirlerin zamanında alınmayışıdır, denetimsizliktir, yaşamın değil rantın esas alınmasıdır. İmar affıyla kaçak yapılaşmanın önünü açan rantçı zihniyet, depremi daha yıkıcı hale getirmektedir” dedi.

    “HANGİ ÖNLEMLERİ ALDINIZ?”

    Buldan, AKP’nin rantçı politikalarının eleştirerek, bu politikaların toplumu büyük felaketler ve yıkımlarla baş başa bıraktığını söyledi. Buldan, “AKP Genel Başkanı Erdoğan, kendi sorumluluklarını bir kenara bırakarak, afetlere dayanıksız yapılardan vesayetçi zihniyeti sorumlu tutmaktadır. Sanırsınız 18 yıldır iktidarda onlar değil, başkaları var. Buradan soruyoruz: Depreme hazırlık için bugüne değin ne yaptınız? Hangi önlemleri aldınız” diye konuştu.

    DEPREM VERGİLERİ NEREYE HARCANDI?

    Deprem vergilerinin nerelere harcandığını da soran Buldan, “Kanal İstanbul’a ayıracak paranız varsa, deprem için neden kullanmıyorsunuz? Olası bir İstanbul depremi en büyük tehlike olarak karşımızda durmaktadır. Allah korusun, yaşanacak bir felaketin sonuçlarını düşünmek dahi istemiyoruz. İstanbul için ne yaptınız? Bunların cevabını vermek zorundasınız? İktidarın halka hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz, sorumluluğu başka yerlere atamaz. İnsanlar enkaz altında kurtarılmayı beklerken, AKP’nin bakanı enkazın üzerine çıkmış, enkaz altındaki yurttaşımızla telefonla görüşme yapıyor ve kameralar önünde şov yapıyor. İnsanlar can derdinde, bunlar şov peşinde” diye konuştu.

    “MECLİS’TE DEPREMLE İLGİLİ GENEL GÖRÜŞME AÇALIM” 

    Buldan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İmar affıyla kaçak yapıların önünü açan, dere yataklarına bina yapılmasına izin veren bu iktidardır. Denetim yollarını kapatan bu rantçı anlayış depremden, afetlerden daha tehlikelidir. Evet, binalar çürüktür. Ama asıl çürük olan; yıllardır fay yasasını çıkartmayan, depremde mezara dönüşecek olan yapılara göz yuman bu rantçı sistemdir. Afetler kaderimiz değildir. Bu çürük düzen de kaderimiz değildir. Değiştirmek, elimizdedir. Deprem anından itibaren kriz masası oluşturan partimiz İzmir halkının yanında oldu, dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Buradan iktidara da çağrı yapıyorum: Bugün hemen Meclis’te depremle ilgili bir genel görüşme açalım ve Türkiye’nin deprem gerçeğini acil olarak masaya yatıralım, parlamento hızlı bir biçimde çalışma yürütsün, gerekli araştırmaları yapsın. Fay kanunu başta olmak üzere gerekli yasaları acil olarak çıkartalım.”

    4 KASIM DARBESİ

    Partisinin eski Eş Genel Başkanları ve milletvekillerine yönelik 4 Kasım “Siyasi darbesi”nin parlamentonun iradesine ve halka karşı yapıldığını belirten Buldan, “4 Kasım’a neden siyasi darbe diyoruz? Çünkü bu hukuk dışı rehin alma operasyonu demokratik siyasete, demokrasiye karşı yapılmıştır. 15 Temmuz’daki darbe girişiminin AKP iktidarı eliyle siyasi darbeye dönüştürüldüğü tarihtir 4 Kasım. 4 Kasım’dan bu yana son 6 yılda eş genel başkanlarımız, vekillerimiz, belediye eş başkanlarımız, yöneticilerimiz, üyelerimiz dâhil 20 bini aşkın kişi gözaltına alındı, 10 bine yakını hukuksuzca tutuklandı. Belediyelerimiz birer birer gasp edildi. Yetmiyor, her sabah gözaltı haberleri ile güne başlamaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “İKİNCİ ŞARK ISLAHAT”

    Buldan, şunları söyledi: “Bu siyasi darbe süreci 30 Ekim 2014’te MGK’da kararlaştırılan Çöktürme Planı’yla başlatıldı. Bu plan; AKP-MHP iktidarının güncellediği İkinci Şark Islahat Planı’dır. Faşizmi kurumsallaştırma, tekçilik rejimini inşa etme planıdır. 6 yıldır Türkiye’de bu planı uyguluyorlar. Sadece HDP’ye yönelik değil, tüm demokrasi güçlerine, sivil demokratik topluma yönelik bir darbe kuşatması söz konusudur. Aynı zamanda tüm toplumu hedef alan bir planla karşı karşıyayız.”

    “YURTTAŞA SİLAH ÇEKEN DEVLET OLMAZ”

    Van’da yaşamını yitiren Servet Turgut ile Osman Şiban’ın işkence edilerek helikopterden atılmasından sonra Hakkari’de Şerali Dereli’nin askerlerce katledildiğini söyleyen Buldan, “Kınıyorum, lanetliyorum. Cumhuriyetin 97’inci yıldönümünde sivil, savunmasız bir insanımız devletin resmi kurşunuyla öldürülüyorsa, bu devletin baştan aşağı sorgulanması gerekiyor. Yurttaşa silah çeken bir devlet olmaz” dedi.

    “DARBELERİ KIRIMA UĞRATACAĞIZ”

    Buldan, ““Tüm bu saldırıların, yönelimlerin amacı halkı sindirmek, korkutmaktır. Sanıyorlar ki; bu baskılar karşısında HDP susacak, HDP diz çökecek, halk bunlara boyun eğecek. Onların darbelerine karşı 6 yıldır direnen, 6 yıldır dimdik ayakta duran, onların barajlarını, seçim hilelerini boşa çıkaran, oyunlarını bozan bir HDP var karşılarında. Bir gidip, bin gelen, cezaevlerine sığmayan bir HDP ve halk gerçeği var karşılarında. Ve bu gerçeği asla yok edemeyecekler. Siyasi darbeleri bizim mücadelemizi değil, bizim mücadelemiz onların darbelerini kırıma uğratmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

    Demokratik siyasetin tasfiye edilemeyeceğini vurgulayan Buldan, “Çökertme planlarınız, kayyım gasplarınız, rehine operasyonlarınız asla sonuç vermeyecek. Bu planlarınızla sizin iktidarınız, faşizminiz çökecektir. Buradan bir tavsiyede bulunmak isteriz AKP iktidarına. Biraz siyasal tarih okuyun. Kimler nasıl çökmüş ve şu an nerededir iyi kavramaları için tarihe geri dönüş yapmaya ihtiyaç var. Çünkü aynı yerde buluşacak olan bir iktidar partisi var. HDP ise dün olduğu gibi bugün de yarın da tarih yazmaya devam edecektir. HDP’siz, halksız demokrasi olmaz, olmayacaktır. AKP’siz bir Türkiye mutlaka ama mutlaka gelecektir. 4 Kasım darbeleriniz, çökertme planlarınız karşısında bizim de 7 Haziranlarımız var, 31 Martlarımız var. Büyüyen demokrasi ittifakımız var” şeklinde konuştu.

    “5 BİN İNSANIN İNTİHARINA NEDEN OLDUNUZ”

    Ülkenin yarı açık cezaevine dönüştürüldüğünü söyleyen Buldan, şunları kaydetti.

    “Bu ülkeyi yarı açık cezaevine siz çevirdiniz. Geleceksiz bir toplumu, istikrarsız bir ülkeyi siz yarattınız. Bu ülkeyi kriz, savaş, faşizm sarmalına siz soktunuz. İnsanları işsizlik, açlık ve yoksulluk girdabına siz soktunuz. İnsanları askıda kuru ekmeğe siz muhtaç ettiniz. 18 yıllık iktidarınızda 5 bin insanın intiharına siz neden oldunuz. Yolsuzluğu, yoksulluğu siz büyüttünüz. Barışın, demokrasinin, adaletin olmadığı bir düzende ekonomik adalet olabilir mi? HDP’ye, demokratik siyasete, toplumsal muhalefete karşı uyguladığınız çökertme planlarıyla toplumun gelecek umutlarını ve ekonomiyi çökerttiniz. Halkı yoksullaştırdınız. Faşizmin maliyeti daha fazla işsizlik, daha fazla yoksulluk, açlık ve intihardır.”

    “PANDEMİYİ KONTROL ALTINA ALAMIYORLAR”

    Pandemiye değinen Buldan, “Hasta-vaka ayrımı gibi kelime oyunlarıyla gerçek rakamları başından beri sakladılar. Şimdi kontrol altına alamadıkları pandemi ile karşı karşıyayız. Halkı ekonomik yoksulluğun yanında bir de büyük bir sağlık kriziyle karşı karşıya bıraktılar. İstanbul’daki durumun vahametine bakın. Salgın korkutucu seviyelere ulaştı. Bakanın hayat kurtaran çözüm önerisi ne? ‘İstanbullular mecbur olmadıkça dışarı çıkmasın’. İnsanlar işsiz ve aç mı kalsın Sayın Bakan? Sorumluluğunuzu neden insanların üzerine atıyorsunuz. İktidar ve devlet olarak siz ne işe yarıyorsunuz? Şimdi derhal hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma, izin, ücret, test, ekipman gibi, onlar için ekmek kadar su kadar acil ihtiyaçlarını karşılamalı yani seslerini duymalısınız” dedi.

    “IŞİD DÜNYA HALKLARI İÇİN BÜYÜK BİR TEHDİT”

    Viyana’da gerçekleşen saldırıyı kınayan Buldan, şöyle konuştu:

    “Viyana saldırısının da IŞİD bağlantılı olduğuna dair bilgiler gelmeye devam ediyor. Fransa ve Viyana’daki bu cinayetlerin IŞİD karanlığının birer türevi olarak yaşandığını görmemiz gerekir. Bu vahşi cinayetler IŞİD’in bütün dünya halkları için büyük bir tehdit olduğunu bir kez daha göstermektedir. İlginçtir, AKP-MHP iktidarının partimize karşı kurduğu Kobanî kumpası IŞİD’e moral vermiş olsa gerek, son günlerde IŞİD yine boy göstermeye başladı. Bunlar, Fransa’da peş peşe yaptıkları saldırı ve cinayetlerle, Serêkaniyedeki bayraklı gösterilerle yeniden güç toplamaya çalışıyorlar.”

    “AKP İKTİDARI, IŞİD’LE MÜCADE EDENLERLE MÜCADELE EDİYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik operasyon sinyallerine dair konuşan Buldan, şunları ifade etti:

    “İktidarın tam da bu süreçte eş zamanlı olarak Kuzey ve Doğu Suriye halklarını yeniden hedef alması oldukça dikkat çekicidir. İktidarın Kuzey ve Doğu Suriye’yi hedef almasının nedenini de gayet iyi biliyoruz; her inanç ve kimlikten halkların ortak yaşam ve demokratik gelecek için birlikte inşa ettiği sistemi ortadan kaldırmaktır. İçeride HDP’nin hedef alınmasının bir nedeni de budur. Ortak, eşit, özgür ve demokratik bir yaşamın inşasını engellemektir. Açık söylüyorum: Bu iktidarın IŞİD’le mücadelesi yoktur. IŞİD’le mücadele edenlerle mücadele ediyor AKP iktidarı. Durum bu kadar nettir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Buldan’dan gözaltı tepkisi: Kadınlara yönelik operasyon darbedir, düşmanlıktır-VİDEO

    Buldan’dan gözaltı tepkisi: Kadınlara yönelik operasyon darbedir, düşmanlıktır-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, TJA aktivistleri ve gazetecilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Buldan, “Kadınlara ve demokratik siyasete yönelik yapılan bu operasyonlar; hukuk dışıdır, siyasidir, zorbalıktır, darbedir, kadın düşmanlığıdır” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında konuştu.
    Buldan, gündemdeki gelişmeleri değerlendirmeden önce, HDP önceki dönem milletvekili ve Kürt siyasetçi Dengir Mir Mehmet Fırat ile Kürt önderlerinden İran Kürdistan Demokrat Partisi Genel Sekreteri Dr. Abdurrahman Qasımlo’yu ölümünün yıl dönümünde andı.
    Buldan, “Dengir Fırat’ın eksikliğini her daim hissediyoruz. Onun birleştirici, uzlaştırıcı tutumu ve demokrat tavrı bizler için yol gösterici bir miras olmaya devam edecektir. Kürt önderlerinden İran Kürdistan Demokrat Partisi Genel Sekreteri Dr. Abdurrahman Qasımlo’yu ve iki yoldaşı 13 Temmuz 1989’da İran hükümet yetkilileri ile barış müzakeresi yapmak üzere gittikleri Avusturya’nın başkenti Viyana’da müzakerelerin yapıldığı odada, barış masasında katledildiler. 31. yıl dönümünde Dr. Qasımlo’nun anısı önünde saygıyla eğiliyor, Kürt halkının devam eden özgürlük, demokrasi, adalet ve barış mücadelesini selamlıyoruz” dedi.
    GÖZALTILARA TEPKİ
    Buldan, sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında, Özgür Kadın Hareketi (TJA) Sözcüsü Ayşe Gökkan ve gazeteci Ayşe Güney’in de aralarında olduğu çok sayıda kadının gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Buldan, “Kadınlara ve demokratik siyasete yönelik yapılan bu operasyonlar; hukuk dışıdır, siyasidir, zorbalıktır, darbedir, kadın düşmanlığıdır. Şiddetle kınıyorum. Bu operasyonların amacını çok iyi biliyoruz. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini durdurmak içindir. Kadınların örgütlülüğünü engellemek içindir. Demokratik siyasetin önüne bariyerler oluşturmak içindir. Halkı korkutmak ve sindirmektir içindir” diye konuştu.
    “İKTİDAR KADINLARIN MÜCADELESİNDEN KORKUYOR”
    İktidarın kadınların demokratik mücadelesinden korktuğunu söyleyen Buldan, sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Ne yaparlarsa yapsınlar başaramayacaklar. Sonuç alamayacaklar. Kadınları ve halkımızı asla mücadeleden alıkoyamayacaklar. Bizler, iktidarın kadın düşmanı politikalarına boyun eğmedik, bundan sonra da eğmeyeceğiz. Kadınlar yaşamın her alanında direnmeye, mücadele etmeye devam edecektir. Buradan çağrı yapıyoruz: Gözaltındaki kadın arkadaşlarımız ve tüm parti yöneticilerimiz derhal serbest bırakılmalı ve bu hukuksuzluğa son verilmelidir. Halkın karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve krizler her geçen gün derinleşmektedir. Halkın gündemi; işsizlik, yoksulluk, geçim derdidir. Sokaktaki insan aş ve iş istiyor, insanca yaşamak istiyor, yarınlarını güvence altına alan, herkese eşit davranan adil bir yönetim istiyor.”
    “HALK AKP’NİN 3 Y’SİYLE MÜCADELE EDİYOR”
    Buldan, iktidarın kendi hesaplarıyla uğraştığını belirterek, şunları söyledi: “İktidarları boyunca 25 milyon yoksul yarattılar. Milyonlarca işsiz yarattılar. İşten, aştan, gelecekten umudunu kesen gençlerin sayısı sadece son bir yılda 1 milyon 300 bine yükseldi. Vatandaşın sırtındaki yük her geçen gün artıyor. AKP zenginleştikçe halk fakirleşiyor. Kurdukları bu bozuk düzende gelir adaletsizliği uçurumu her geçen gün büyüyor. İşçi, emekçi, emekli, esnaf, çiftçi, üretici kan ağlıyor. İflaslar artıyor, her gün yeni kepenkler kapatılıyor. Hatırlayalım; AKP, iktidara gelirken ne demişti? ‘Üç Y’ ile yani ‘yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla mücadele edeceğiz’ dediler. Sözlerini tutmadılar. Mücadele etmediler, sadece yediler. Şimdi halk, AKP’nin 3 Y’siyle, yani iktidarın yolsuzluğuyla, yoksulluğuyla ve yasaklarıyla mücadele ediyor.
    AYASOFYA TARTIŞMASI
    Vatandaş iş ve aş istiyor, bunlar Ayasofya’yı gösteriyor. İnsanlar adalet diye haykırıyor, bunlar fetih diyor. Ayasofya gibi tarihsel bir mirası ve inançları siyasetlerine alet etmekten bir dakika bile geri durmuyorlar. Bu işi siyasi bir şova dönüştürdüler. Ayasofya ibadete açıldı. Peki, halka adaletin, refah ve huzurun kapısını ne zaman açacaksınız? Açım diyen vatandaşa ekmek kapısını ne zaman açacaksınız.”
    ‘ÇOKLU BARO YASASI ASLINDA AKP YASASI”
    AKP ve MHP’nin hazırladığı çoklu baro yasasını değerlendiren Buldan, yasanın savunmayı çöktürmeye dönük olduğunu ifade etti. Buldan, “Çoklu baro dedikleri yasa aslında çoklu AKP yasasıdır. Bunlarınki AKP’ye biat etmeyen tüm alanları kuşatma, ele geçirme ve AKP’lileştirme çabasıdır. Hukuksuzlukları ve suçları öyle çoğaldı ki bunları savunmak için Burhan Kuzu ve Feyzioğlu yetmiyor. 80 ilde yeni Kuzu ve Feyzioğlu yaratacaklar. Biz bu hukuksuzlukları Demirtaş, Yüksekdağ, Baluken ve tutuklu tüm arkadaşlarımızın davasından biliyoruz. Ne dediyse tersini yapan Erdoğan’ın filmini çekseler Netfliks’e 18 yıllık dizi çıkar” ifadelerini kullandı.
    “AYTAÇ VE ÜNSAL TAHLİYE EDİLMELİ”
    Adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda olan ÇHD’li avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın sağlık durumlarının kritik aşamada olduğunu belirten Buldan, avukatların bir an önce tahliye edilmeleri gerektiğini ve yargılama taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini ifade etti.
    SOSYAL MEDYA PAKETİ
    Buldan’ın grup toplantısında yaptığı açıklamalarının devamı şöyle: “İktidarın hedefinde şimdi de sosyal medya var. 15 Temmuz sonrası KHK’lerle muhalif medyayı kapattılar. Havuz medyasını oluşturdular. Trol ordusunu kurdular. Havuz bunların yalanlarını anlatmaya yetmedi. Baktılar baş edemiyorlar, yurttaş muhalefetini sosyal medya üzerinden yürütüyor. Şimdi bu alanı ortadan kaldırmak istiyorlar. Böyle giderse bunlar yakında matbaayı da yasaklarlar. Çünkü aykırı ses istemiyorlar. Adalet tanrıçasına, Twitter kuşuna, Netflix’e düşmanlar. Bunlar çağa, ilerlemeye, aydınlanmaya karşılar.
    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”
    Kadınların kazanımı olan İstanbul Sözleşmesine karşılar. Kadınların eşitlik talebine karşılar. Sözleşmeden çekilmeyi tartışıyorlar. İstanbul Sözleşmesini yok saymak çağ dışılıktır. Karanlığı dayatmaktır. Amaçları kadınların kazanımlarını ortadan kaldırmak, eril iktidarlarını kadınlardan korumaktır. Günde en az 3 kadının katledildiği bir ortamda kadınların yaşamını güvence altına alacak adımlar atmak yerine, İstanbul Sözleşmesi gibi kadın kazanımlarını ortadan kaldırmaya çalışmak kadın düşmanlığından başka bir şey değildir. Siz faşizm sözleşmesini dayatabilirsiniz ama kadınlar İstanbul Sözleşmesinden ve mücadele sözleşmesinden asla geri adım atmayacaktır.
    15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ
    Türkiye bu kaotik sürece 15 Temmuz’la birlikte girmiştir. Yarın 15 Temmuz’un yıl dönümüdür. 4 yılda yaşadıklarımız alt alta toplandığında çıkan sonuç, 15 Temmuz gecesinin çok daha ötesindedir. 15 Temmuz, AKP’nin devlet içerisinde örgütlediği cemaatin bir darbe girişimiydi. Bu darbe girişimi AKP’yle cemaat arasındaki iktidar çatışmasının sonucu olarak ortaya çıkmıştır. AKP-cemaat iktidar kavgası Türkiye’yi bir darbe ortamına sürüklemiştir. 15 Temmuz sonrasında yaşananlar ise darbenin el değiştirmesi, girişimin başka bir darbeye evirilmesidir. Yeni statükonun inşası bu darbe sürecinin aşamalarıdır.
    “ÇÖKTÜRME PLANINI AKP-CEMAAT HAZIRLADI”
    Bugün demokratik siyasete yönelik kapsamlı bir biçimde sürdürülen çöktürme planını yıllar önce AKP ve cemaat birlikte hazırladı. 2009’da cemaat tarafından yürütülen KCK operasyonlarıyla 10 bin siyasetçi gözaltına alınıp tutuklandı. 15 Temmuz sonrası gözaltına alınan, büyük çoğunluğu tutuklanan siyasetçi, belediye eş başkanı, gazeteci, aydın, yazar sayısı 15 binin üzerindedir. Dikkat edilirse HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, 15 Temmuz öncesidir. Bunlar demokratik siyasete yönelik darbenin hazırlığını çok daha öncesinden planladılar. Dolayısıyla 15 Temmuz’u değerlendirirken, asıl 16 Temmuz’dan itibaren Türkiye’nin içine sürüklendiği gerçek darbe ortamının görülmesi ve net anlaşılması gerekmektedir.
    DİYADİN BELEDİYE EŞBAŞKANINA YAPILANLARA TEPKİ
    Ağrı Diyadin Belediye Eş Başkanımız Betül Yaşar’ın evine ve belediye binasına kapısı kırılmak suretiyle baskın yapıldı ve Belediye Eşbaşkanımız ters kelepçe takılarak ve darp edilerek gözaltına alandı. Belediyemize hukuksuzca kayyım atandı. Bu zorbalıklar; AKP’nin seçimle kazanamadığı yerel yönetimleri siyasi hırsızlıkla ele geçirmesi sürecidir. Bölgede Anayasa ve yasalar tamamen ortadan kaldırılmıştır. Orada özel hukuk uygulanmaktadır. Bunlar, HDP’ye düşman, Kürde düşman, kadına düşman, gençlere düşman, halka düşman, doğaya çevreye düşmandır.
    “YOLSUZLUK ÇARKI KURDULAR”
    Eşbaşkanlık oldukça tek başkanlık ve tekçilik rahat uyku uyuyamayacaktır. AKP kayyımlarının yolsuzluklarını toplasanız inanın Diyadin’den Ankara’ya yol olur. Bizim belediye eş başkanlarımız çalmıyor, çırpmıyor, belediyenin sınırlı kaynaklarını halka hizmet olarak götürmenin mücadelesini yürütüyor. AKP İktidarının rahatsızlığının nedeni de budur. Kayyım atadıkları 50’ye yakın belediyemizi hırsızlıkların ve yolsuzlukların merkezi haline getirdiler. O belediyelerde yolsuzluk çarkı ve düzeni kurdular. Elbette tüm bunların hesabı hukuk ve demokrasi içerisinde mutlaka iktidardan sorulacaktır.
    DEMOKRATİK MÜCADELE PROGRAMI
    Demokratik Mücadele programımızın ikinci aşamasını geçen hafta Meclis’te yaptığımız bir açıklama ile başlattık. İlk aşamada kar topu gibi büyüyen demokrasi talebini, ikinci aşamada barış, adalet, emek, eşitlik ve gelecek taleplerimizle bir araya getireceğiz. Gençlerle buluşarak onlara kulak verecek, genç başladığımız bu yolda gençlerle kazanacağız. Gençlerden öğrenerek mücadelemizi büyüteceğiz. Fabrikalarda, tarlalarda olacağız. Alın terini döken işçilerle, emeği sömürülen mevsimlik tarım işçileri ile birlikte olacağız. Bereketli toprakların adil bir yaşamı vaat ettiği ülkemizde, eşit ve adil yaşamı ‘Hep Birlikte’ sağlayacağız.”  (HABER MERKEZİ)