Etiket: Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı

  • Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı: Hukuksuz uygulamalara son verilmeli!

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı: Hukuksuz uygulamalara son verilmeli!

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi, yayınladığı basın açıklamasında kayyum atamaları, tutuklamalar ve yargı eliyle siyasetin dizayn edilmeye çalışılmasına sert tepki göstererek, yaşananları “demokrasiye vurulmuş büyük bir darbe” olarak nitelendirdi.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Merkezi, Türkiye’deki son siyasi ve hukuki gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı sonrası yerel seçimlerde yaşananların ardından muhalefete yönelik adımların eleştirildiği açıklamada; kayyum atamaları, belediye başkanları, gazeteciler ve öğrencilerin tutuklanması ile devam eden hukuki süreçlere yönelik tepkiler dile getirildi. Vakıf yönetimi, adalet ve demokrasiye olan güvenin yitirilmesinin toplumsal barışı tehdit ettiğini vurguladı.

    “SEÇMEN İRADESİNİN GASBEDİLMESİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Açıklamada, yerel seçimlerin ardından kaybedilen belediyelere kayyum atanması ve seçilmiş yöneticilerin, öğrencilerin, gazetecilerin, sendikacıların tutuklanması eleştirilerek şu ifadelere yer verildi:

    “Dava sonuçlanmadan tedbirli mutlak butlan kararı girişimlerini, bir partinin üyelerinin verdiği kararı yok saymasını kabul etmiyoruz. Yargı eliyle halkın iradesini hiçe sayarak siyasete yön vermeye çalışan, seçimleri ve sandığı kabul etmeyen bu hukuksuz durum demokrasimize vurulmuş çok büyük bir darbedir.”

    DEMOKRASİ, HUKUK DEVLETİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU

    Gerçek bir demokrasinin inşası için adil seçimlerin yanı sıra ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin şart olduğu hatırlatılan metinde, Ortadoğu’daki savaşların gölgesinde Türkiye’nin demokrasi geleneğinin heba edilmemesi gerektiği belirtildi. Bu mücadelenin sadece tek bir siyasi partinin değil; sandık iradesinin, hukuk devletinin ve tüm Türkiye demokrasisinin meselesi olduğu ifade edildi.

    “BU YANLIŞTAN ACİLEN DÖNÜLMELİDİR”

    Henüz sonuçlanmamış davalar üzerinden siyasi sonuçlar doğuracak kararlar alınmasının kabul edilemez olduğunun altını çizen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı:

    Hukuksuz uygulamalara bir an önce son verilmelidir.

    Ülkemizi istikrarsızlığa, kutuplaşmaya ve demokrasi krizine sürükleyecek bu yanlıştan acilen dönülmelidir.

    Demokrasiye, sandığa ve hukuk devletine sahip çıkmak; yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye’nin ortak geleceğini, toplumsal barışını ve seçmen iradesini savunmaktır.

    Hak, hukuk ve halk iradesinin yanında durmak, yalnızca siyasal bir tavır değil, toplumsal vicdanın gereğidir.

    HABER MERKEZİ

     

  • Bilal Özkan: Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanemizdir! -VİDEO

    Bilal Özkan: Cemevleri kültür merkezi değil, ibadethanemizdir! -VİDEO

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı İskenderun Şube Başkanı Bilal Özkan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini “sosyal ve kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki gösterdi. Özkan, “Birilerinin demesiyle cemevleri kültür merkezi olmaz. Cemevleri bizim ibadethanemizdir, inanç merkezimizdir” dedi.

    Alevi toplumunun yıllardır süren “eşit yurttaşlık” ve “cemevlerine ibadethane statüsü” talebi karşısında iktidarın “kültürel tesis” nitelemeleri tepki çekmeye devam ediyor.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) İskenderun Şube Başkanı Bilal Özkan, konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunarak, cemevlerinin tarihsel ve inançsal kimliğinin yok sayılamayacağını vurguladı.

    “KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI’NA BAĞLANMAYI KABUL ETMİYORUZ”

    Cemevlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlanma sürecini hatırlatan Özkan, bu kararın Alevi kurumlarının iradesi dışında alındığını belirtti. Ankara’da Meclis kapısında verdikleri mücadeleyi anlatan Özkan, şunları söyledi:

    “Torba yasa meclis gündemindeyken biz bütün Alevi kurumları olarak Ankara’da toplandık, kapıda basın açıklamamızı yaptık. Ancak biz oradayken cumhurbaşkanı kararnamesi ile cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağladılar. Biz bunu asla kabul etmiyoruz. Cemevleri inanç merkezidir, ibadethanemizdir. Cami ve kilise nasıl bir inanç merkezini temsil ediyorsa, cemevleri de Alevileri temsil eder. Biz o kurumu tanımıyoruz.”

    “BAKANLIK ALEVİLERİ YOK SAYIYOR”

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini sosyal ve kültürel tesis kategorisinde değerlendirmesinin Alevi inancını asimile etme çabası olduğunu ifade eden Özkan, “Aleviliği bir inanç değil de bir kültür gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu, Alevileri yok sayan bir görüştür. Bizim için önemli olan canlarımızın burayı inanç merkezi olarak görmesidir” dedi.

    “DEPREMDE HERKESE KAPIMIZI AÇTIK”

    İskenderun Cemevi’nin toplumsal dayanışmadaki rolüne değinen Özkan, deprem sürecinde inanç ayrımı gözetmeksizin tüm yurttaşlara hizmet verdiklerini hatırlattı:

    “Hatay’da deprem zamanında tüm canlara kapımızı açtık. İnanç ayrımı yapmadan herkese yardımlar ulaştırdık. Bu hizmetimizden dolayı Emek ve Demokrasi Platformu da cemevini bir merkez olarak kabul etti. Anma törenlerimizi burada yapıyoruz. 5 Şubat’taki anmaya siyasî partilerin genel başkanları ve temsilcileri katıldı. HBVAKV Genel Başkanımız Ercan Geçmez de oradaydı. Bu yoğun katılım, cemevlerinin toplum için ne kadar hayati ve önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı.”

    “EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”

    Alevilerin vatandaşlık görevlerini eksiksiz yerine getirdiğini ancak hak aramaya gelince dışlandıklarını belirten Özkan, taleplerini şu sözlerle noktaladı:

    “Biz bu ülkede askerliğimizi yapıyor, vergimizi ödüyoruz. Vatandaşlık görevlerimizi yerine getiriyoruz. Peki niye dışlanıyoruz? Biz farklı bir şey değil, eşit yurttaşlık istiyoruz. Diğer inançlara hangi haklar tanınıyorsa bize de aynısı tanınmalıdır. Onlar ne derse desin; cemevleri bizim ibadethanemizdir ve biz inancımızın gereği neyse onu yapmaya devam edeceğiz.”

    Cevahir FINDIK/İSKENDERUN

    İLGİLİ HABERLER

    >AKP bunu da yaptı: Cemevi, kreş ve yaşlı bakımevi ile aynı statüde sayıldı!
    >Alevi kurumlarından tepki: Aleviler için Cemevi bir “Kültür Merkezi” değil, ibadethanedir!
    >Cemevlerinin kültürel tesis sayılmasına tepki: Bu bir yok saymadır!
    >‘Cemevlerini ibadethane olarak tanımayan zihniyeti kabul etmiyoruz!’
    >PSAKD Malatya Ören Şube Başkanı Mazlum Köse: Alevilik vardır, Alevilik haktır!

  • Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    Alevi kurumları: İkizce halkı ağır mağduriyetler yaşamaktadır

    PİRHA- Alevi kurumları yaptıkları açıklama ile Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunları ve taleplerini dile getirdi. Yapılan ortak açıklamada, “İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avusturalya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri Malatya Yeşilyurt İkizce (Haçova) Mahallesi’nin temel sorunlarına ve taleplerine ilişkin ortak açıklama yayınladı.

    6 Şubat 2023 depremlerinin ardından, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı İkizce (Haçova) Mahallesi’nde barınma ihtiyacının acil hale geldiğini belirten Alevi kurumları, “Ancak devlet eliyle yürütülen TOKİ projeleri, yeterli istişare yapılmadan, yerel dinamikler ve toplumsal hassasiyetler göz ardı edilerek hayata geçirilmiştir. İkizce halkı; mülkiyet hakları, inançsal değerleri ve kültürel varlıkları açısından ağır mağduriyetler yaşamaktadır” dedi.

    “HİÇBİR RESMİ SÖZ TUTULMAMIŞ, VERİLEN VAATLER HAYATA GEÇİRİLMEMİŞTİR”

    “17 Ocak 2025 tarihinde, mahallenin tapulu arazilere hiçbir resmi bildirim yapılmaksızın el konulmuş; yaklaşık 2500 dönümlük alan, ‘acele kamulaştırma’ adı altında halkın elinden alınmıştır” denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “TOKİ projeleri; evlerini bahçelerini, içme suyu hatlarını ve tarım arazilerini kullanılamaz hale getirmiştir. Yapılan tüm resmi başvurular ve itirazlar yanıtsız bırakılmıştır.

    Ankara’da gerçekleştirilen resmi görüşmelerde, inançsal ve kültürel değerlerini yaşatabilecekleri bir yerleşim alanı tahsis edileceği ve cemevi, Dernek Binası ve Spor Tesisi yapılacağı ifade edilmiştir. Ancak bu sözler yerine getirilmemiş, oluşturulan takip heyeti işlevsiz bırakılmıştır.

    TOKİ’nin onayladığı 49 dönümlük projede yer alan cemevi alanı Haziran 2025’te tahrip edilmiştir.

    Mahalle halkının yoğun tepkisine rağmen hiçbir müdahalede bulunulmamış; sonrasında TOKİ projeden çekilmiştir. Yerine sadece 16 dönümlük sınırlı bir alan önerilmiş; Cemevi, Dernek binası ve Spor Tesisi projeleri iptal edilmiştir.

    Ortak taleplerinin karşılıksız bırakılması, toplulukta derin bir güvensizlik ve hayal kırıklığı yaratmıştır. Muhtarlık ve dernek yönetimleri, halk nezdinde yeterli savunuculuk göstermedikleri gerekçesiyle eleştirilmektedir. Hiçbir resmi söz tutulmamış, verilen vaatler hayata geçirilmemiştir.

    Kamulaştırma bedelleri son derece düşük tutulmuş, açılan davalar yıllarca sürebilecek bir şekilde ilerlemektedir. Tarım alanları ve altyapı tahrip edilmiş, üretim faaliyetleri durma noktasına gelmiştir.”

    ALEVİ KURUMLARI, HAÇOVA HALKININ TALEPLERİNİN KARŞILANMASI İÇİN ÇAĞRIDA BULUNDU

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerini şöyle sıraladı:

    Cemevi, dernek binası ve spor tesisini içeren 49 dönümlük projenin eksiksiz olarak hayata geçirilmesi,

    Alevi inanç ve kültürünü sürdürebileceği, komşuluk ilişkilerini koruyabileceği bir yerleşim alanı tahsis edilmesi,

    Kamulaştırma sürecinde oluşan mağduriyetlerin tazmin edilmesini ve hukuki süreçlerin hızlandırılmasını bekliyorlar.

    Bakanlık düzeyinde oluşturulan heyetin, halkla doğrudan temas halinde, aktif ve hesap verebilir şekilde çalışmasını talep ediyorlar.

    Tarım, altyapı ve geçim kaynaklarındaki zararların ivedilikle telafi edilmesini ve yerel ekonominin yeniden ayağa kaldırılmasını istiyorlar.

    Alevi kurumları, Haçova halkının taleplerinin karşılanmasına ilişkin çağrıda bulundu.

    PİRHA/MALATYA

  • Alevi kurumları: Darbe ruhundan medet umanlar, tarihin karanlık yüzünde yer alacaklar!

    Alevi kurumları: Darbe ruhundan medet umanlar, tarihin karanlık yüzünde yer alacaklar!

    PİRHA- Alevi kurumları, CHP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ile çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını kınadı. Yapılan açıklamada “Ekrem İmamoğlu özelinde tüm gözaltıları şiddetle kınıyor, hukukun ve laik demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında yer alacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz!” denildi.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Ekrem Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan ve gazeteci İsmail Saymaz ile birlikte en az 100 kişi gözaltına alındı. Gözaltı operasyonuna dair tepkiler de gelmeye devam ediyor.

    “DARBE RUHUNDAN MEDET UMANLAR”

    Yazılı açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Avustralya Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, “12 Eylül ruhu geri döndü!” başlıklı bir mesaj paylaştı.
    Alevi kurumları, “Demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında olacaklarını” vurgulayarak şu mesajı paylaştı:
    “Bu sabah tanık olduğumuz şey, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesine yönelik bir darbedir. Milyonlarca oy alarak seçilmiş belediye başkanlarını gözaltına almak, kayyum atamak bunun en net örneğidir.
    Ülkemizi istibdat rejimine getirmek isteyenler, başta Aleviler olmak üzere Türkiye’nin aydınlık kamuoyunun direncine çarpacaktır. Bu toprakların halkları binlerce yıldır nice zalimler görmüştür.
    Ve tümünün karşısında duran direnişini de kendi bağrından çıkarmıştır.
    Bu nedenle sesimizi kısmak için her türlü zorbalığı uygulamak isteyenler, sandık iradesine göz dikenler, darbe ruhundan medet umanlar, tıpkı önceki darbeciler gibi tarihin karanlık yüzünde yer alacaklardır. Bu sabah yapılan gözaltıların hukuki değil siyasi olduğunu ve tüm dünyanın gözleri önünde seçme ve seçilme hakkının gasp edildiğini görüyoruz. Bu nedenledir ki Ekrem İmamoğlu özelinde tüm gözaltıları şiddetle kınıyor, hukukun ve laik demokratik cumhuriyet mücadelesi verenlerin yanında yer alacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz! KAHROLSUN İSTİBDAT! YAŞASIN HÜRRİYET!”

    (HABER MERKEZİ)

  • Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Adıyaman’da protesto edildi-VİDEO

    Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Adıyaman’da protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere yönelik saldırılar Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu ile Alevi örgütlerinin katılımıyla protesto edildi. Açıklamada, Alevilerin toplumsal taleplerinin karşılanması için çağrıda bulunuldu.

    Adıyaman’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Demokratik Alevi Derneği (DAD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı şubeleri ile Emek ve Demokrasi Platformu Suriye’de Alevilere yönelik saldırıları proteste etti.

    Adıyaman Demokrasi Parkı’nda düzenlenen protesto eyleminde kurumlar adın açıklamayı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şube Başkanı Ali Sekman okudu. Sekman, Alevilere yönelik baskıların son bulması ve taleplerin yerine getirilmesi amacıyla çağrıda bulundu.

    “İÇ SAVAŞ KAOSU DA BERABERİNDA GETİRMİŞTİR”

    Alevilerin inançlarının tehdit altında olduğuna dikkat çeken Sekman, “Bugün, Suriye’deki başta Alevi toplumu olmak üzere tüm halklar ve inançlar, tarihsel olarak maruz kaldığı zorluklarla birlikte, yeni bir dönemin eşiğindedir. Alevi toplumu, hem Suriye’deki iç savaşın mağdurlarından biri olarak hem de tarihi olarak maruz kaldığı dışlayıcı söylemler ve saldırılar nedeniyle zorlu bir dönemden geçmektedir. Aleviler, Suriye’deki dinamiklerin çok daha karmaşık hale gelmesiyle birlikte hem inanç özgürlüklerinin korunması hem de toplumun barışçıl bir ortamda yaşayabilmesi adına endişeler taşımaktadır. Alevi toplumunun Suriye iç savaşında yaşadığı zorluklar başta güvenlik ve koruma koşuludur. Zira, Aleviler, Suriye iç savaşının başlangıcından bu yana hem devlet güçleri hem de isyancı gruplar tarafından tehdit edilmiş, birçok köy ve kasaba yerinden edilmiştir. Güvenlik endişeleri, hala birçok Alevi’nin yurtlarını terk etmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte, Alevi toplumu, özellikle kırsal bölgelerde hala ciddi tehditler ve saldırılara maruz kalmaktadır. Alevi toplumu için yaşanan bir diğer zorluk ise inanç özgürlüklerinin tehdit altında olmasıdır. Zira, Aleviler, tarihsel olarak, diğer inanç gruplarına kıyasla sık sık maruz kaldıkları ayrımcılıkla mücadele etmiştir. İç savaşın getirdiği kaos, bazı dini grupların Alevilere yönelik saldırgan tutumlarını daha da şiddetlendirmiştir” dedi.

    “ALEVİLER, ULUSLARARASI TOPLUMUN DAHA FAZLA DESTEĞİNİ BEKLEMEKTEDİR”

    Alevilerin inanç ve yaşam alanlarının güvenliğinin sağlanmasına yönelik uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunan Sekman, Özellikle Alevilerin cinsiyetçi, toplumsal ve ekonomik sorunlardır. Yine savaşın yıkıcı etkileri, Alevi toplumunun sosyal ve ekonomik yapısını da derinden sarsmıştır. Birçok Alevi, hem savaştan hem de ekonomik baskılardan dolayı yerinden edilmiştir. Alevi kadınları, savaşın cinsiyetçi doğasından en fazla etkilenen gruplardan biri olmuş, toplumsal eşitsizlik daha da derinleşmiştir. Bu zorlu süreçte başta Suriye Alevi toplumu olmak üzere tüm halklar ve inançlar adına uluslararası toplumdan ve kamuoyundan beklentilerimiz buradan belirtmek isteriz: Suriye’deki Alevi toplumu, uluslararası toplumun daha fazla dikkatini ve desteğini beklemektedir. Aşağıda sıraladığımız talepler, Alevilerin hem güvenliğini hem de inanç özgürlüklerini korumak adına büyük bir öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.

    TALEPLER

    Sekman, Alevilere karşı geliştirilen saldırıları durdurulmasına dair şu talepleri sıraladı:

    -Alevilerin, Suriye’deki diğer etnik ve dini gruplarla birlikte, savaşın etkilerinden korunabilmesi adına güvenli bölgelerin oluşturulması için uluslararası girişimler desteklenmelidir.

    -inançları ve diğer dini toplulukların özgürlükleri, Suriye’deki tüm kesimlerin güvenliğini ve barışını sağlamak için garanti altına alınmalıdır.

    -Alevi toplumu, savaştan zarar gören birçok kesim gibi, insani yardıma ihtiyaç duymaktadır. Sağlık, eğitim, barınma ve psikososyal destek gibi alanlarda uluslararası yardımların hızla ulaştırılması gerekmektedir.

    -Alevi toplumunun da dahil olduğu kapsayıcı bir barış süreci, Suriye’nin yeniden inşası için hayati önem taşımaktadır. Alevi temsilcilerinin yer alacağı barış müzakereleri, tüm etnik ve dini grupların haklarının eşit şekilde korunmasını sağlayacaktır.

    Sonuç olarak, Suriye’deki Alevi toplumu, sadece kendi hakları için değil, tüm Suriye halkının huzur ve güvenliği için önemli bir rol oynamaktadır. Uluslararası toplum, Alevilerin ve diğer azınlıkların haklarını savunarak, barışçıl bir Suriye’nin inşasına katkı sağlamalıdır. Suriye’deki Alevi toplumu, geçmişten bugüne kadar barış, hoşgörü ve kardeşlik değerlerine ve 72 millete bir nazarda bakma inancına sıkı sıkıya bağlı kalmış bir toplumdur. Bu değerlerin korunabilmesi adına uluslararası kamuoyu ve demokratik kitle örgütlerini duyarlılığa davet ediyoruz.”

    PİRHA/ADIYAMAN

     

     

     

  • Alevi örgütlerinden Suriye’de kalıcı çözüm için kamuoyuna sorumluluk alma çağrısı

    Alevi örgütlerinden Suriye’de kalıcı çözüm için kamuoyuna sorumluluk alma çağrısı

    PİRHA- Suriye politikasını Alevi düşmanlığı üzerinden şekillendirenlerin ve selefi gruplara destek verenlerin olası katliamların sorumlusu olacağını kaydeden Alevi örgütleri, kalıcı çözümün halkın istikrar ve adalet beklentilerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edileceğini vurguladı. 

    Suriye’de cihatçı grupların hükümet güçlerine saldırı başlatıp Şam’ı ele geçirmesi sonrasında farklı inançlar ve etnik kimliklere yönelik yaşam hakkını tehdit eden yaklaşımlara karşı Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi partiler ve tüm çevrelere sorumluluk üstlenmesi çağrısında bulundu.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Türkiye Alevi Federasyonu (ADFE), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Derneği (AKD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu (AFA) imzasıyla yayınlanan açıklamada yeniden şekillenen Suriye’de tüm grupları kapsayan bir toplumsal barış süreci başlatması ve ayrımcı politikalardan uzak durulması çağrısıyla uluslararası kamuoyuna talepler sıralandı.

    “SURİYE POLİTİKALARINI ALEVİ DÜŞMANLIĞINIYLA ŞEKİLLENDİRENLER OLASI KATLİAMLARDAN SORUMLUDUR”

    Alevi çatı örgütlerinin açıklaması şöyle: 

    Suriye topraklarında yıllardır yaşanan savaş yüz binlerce insanın yaşamının son bulmasına, milyonlarcasının da göç etmesine yol açmıştır. HTŞ liderinin 2014’teki açıklamaları, Aleviler, Hristiyanlar ve Ezidiler gibi azınlıkların Suriye’de yer bulamayacağını ifade etmesi, bölgeye yönelik kaygılarımızı arttırmaktadır.

    Savaşın başladığı günden bu yana yaptığımız çağrıyı bir kez daha yineliyoruz: Alevilerin ve bölgede yaşayan bütün halkların yaşam hakkını tehlikeye atan oluşumlara karşı halkların ortak yaşamını savunmaya devam edeceğiz. Cihatçı gruplara verilen destekle halkların ötekileştirilmesini kabul etmiyoruz. Demokratik kamuoyunu ve uluslararası toplumları çatışmasızlığı desteklemeye, Suriye halklarının eşit ve birlikte yaşamını tesis etmek için sorumluluk almaya çağırıyoruz.

    Suriye’de halkların yaşam hakları güvence altına alınmalı ve tüm kimliklerin eşit söz hakkına sahip olduğu bir yönetim modeli inşa edilmelidir. Süreç boyunca, Suriye politikasını Alevi düşmanlığı üzerinden şekillendirenlerin ve selefi gruplara destek verenlerin sorumluluğunu hatırlatıyoruz. Olası katliamların tüm sorumluluğu bu politikaları yürütenlerin omuzlarındadır. Halkların can güvenliği, her türlü siyasi hesap ve rantın üstündedir.

    SORUMLULUK ÜSTLENME ÇAĞRISI

    Suriye topraklarında yaşayan halkların yaşamını güvence altına alacak bir yönetim yapısının oluşturulması, barışa giden yolda temel adım olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti, siyasi partiler ve tüm çevreler bu konuda sorumluluk üstlenmelidir. Aleviler olarak, eşitliği ve demokrasiyi savunmaya devam edeceğimizi ve bölgede yaşanacak olası bir katliam karşısında sessiz kalmayacağımızı açıkça belirtiyoruz.

    Tarih boyunca mazlumların yanında duran ve 72 millete bir nazarda bakmayı ilke edinmiş olan biz Aleviler, halkların özgürlüğünü ve eşitliğini savunmaya devam edeceğiz. Bölgedeki Aleviler, Sunniler, Şiiler, İsmailililer, Ezidiler, Dürziler, Yahudiler, Hristiyanlar ve tüm inanç grupları için, Kürtler, Araplar, Türkmenler, Süryaniler, Çerkesler, Ermeniler ve tüm etnik kimlikler için eşitlik, özgürlük ve barış istiyoruz.

    Suriye’de savaşın ardından şekillenecek yeni yönetim, halkın barış, istikrar ve adalet beklentilerini karşılayan kapsayıcı bir yaklaşımla tesis edilmelidir. Bu çerçevede, etnik ve dini gruplar arasında adaleti sağlamak, laik ve demokratik bir sistemi hayata geçirmek büyük bir önem taşımaktadır.

    TALEPLER

    -Yeni yönetim, her grubu eşit vatandaşlar olarak kabul etmeli ve hiçbir gruba ayrıcalık ya da ayrım uygulamamalıdır.

    -Halkların din, dil, ırk ya da mezhep farkı gözetilmeksizin anayasal güvence altında eşit haklara sahip olması sağlanmalıdır.

    -Devlet, tüm dini inançlar karşısında tarafsız olmalı ve din işlerini kamusal hayattan ayırarak bireysel özgürlük alanında bırakmalıdır.

    -Resmi kararların, yasaların ve yönetim pratiklerinin herhangi bir dini inanca dayandırılmaması garanti altına alınmalıdır.

    -Eğitim sistemi laik bir temelde organize edilmeli ve tüm dini grupları kapsayan tarafsız bir içerik sunmalıdır.

    -Seçimler serbest, adil ve uluslararası gözetime açık bir şekilde yapılmalıdır.

    -Yeni yönetim, hukukun üstünlüğünü esas alarak tüm yurttaşlarına eşit şekilde adalet sunmalıdır.

    -Yargı, yürütmeden tamamen bağımsız olmalı ve her birey hukuk önünde eşit muamele görmelidir.

    -Geçmişteki hak ihlalleri bağımsız mahkemeler tarafından soruşturulmalı ve adalet sağlanmalıdır.

    -Kadınların siyasi, sosyal ve ekonomik hayata eşit katılımı sağlanmalıdır.

    -Toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine uygun politikalar geliştirilmeli ve kadına yönelik şiddetle etkin bir şekilde mücadele edilmelidir.

    -Eğitim sistemi, farklı kültürleri ve dilleri kucaklayan kapsayıcı bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.

    -Farklı grupların dillerini ve kültürlerini koruyabilmeleri için gerekli özgürlük alanları yaratılmalıdır.

    -Geçmişteki çatışmaların yaralarını sarmak için toplumlar arası diyalog ve uzlaşı teşvik edilmelidir.

    -Tüm grupları kapsayan bir toplumsal barış süreci başlatılmalı ve ayrımcı politikalardan uzak durulmalıdır.

    Yukarıdaki maddelerin uygulanması halinde Suriye’de kalıcı bir barışın tesis edileceğine inanıyor ve kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Okmeydanı Cemevi eğitime destek amacıyla piknik düzenledi -VİDEO

    Okmeydanı Cemevi eğitime destek amacıyla piknik düzenledi -VİDEO

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Okmeydanı Cemevi eğitime destek vermek amacıyla piknik düzenledi. Burada konuşma yapan Ercan Geçmez, “Türkiye’nin bir şansı var. Türkiye’nin şansı demokrasiyi ve laikliği benimseyen büyük bir Alevi kitlesi var. Onlarla birlikte mücadele eden demokratik kitleler var” dedi.

    Okmeydanı Cemevi, öğrencilerin eğitimine destek amacıyla Fatih Çeşmesi Piknik Alanı’nda eğitim destek pikniği gerçekleştirdi. Sabah saatlerinde başlayan pikniğe çok sayıda yurttaş katıldı. Sabah saatlerinde kahvaltı sonrası yağmurun yağmasına rağmen müzik dinletisi yapılarak, halaylar çekildi.

    Programda Ender Balkır, Nilüfer Sarıtaş, Müslüm-Mustafa Eke, İlknur Cabadan, Kenan Çoşkun ve Mehmet Ekici türküleriyle çoşkulu anlar yaşattılar.

    Okmeydanı Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Eren Yıldırım, 2024-2025 yılları arasında amaçlarının 200 öğrenciye burs vermek olduğunu söyleyerek Alevi toplumunun yardımlaşma ve dayanışma konusunda örnek bir toplum olduğunu belirtti.

    GEÇMEZ; “BU ETKİNLİK ÖRNEK BİR UYGULAMA”

    Etkinliğe çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti yöneticileri de katıldı. Piknikte konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, eğitimin anlam ve önemine vurgu yaparak, şu konulara temas etti; “Önemli bir iş yapıyoruz. Türkiye’de demokrasinin ve laikliğin yok sayıldığı, hukukun ve adaletin olmadığı bir yerde eğitime önem vermenin ne kadar değerli olduğunu, gençlere farklı bir eğitim vermesi gerektiğini, temel insan haklarını ele alan bir eğitimin gerektiğini anlıyoruz. Bu yapılan etkinlik örnek bir uygulama, umarım herkes bunu yapar” diye konuştu.

    “MAARİF MODELİ 12 EYLÜL’ÜN GETİRDİĞİ UYGULAMALARDIR”

    “Ülkemiz bir karanlığa doğru gidiyor. Bu ekonomik karanlığın asıl sebebi insanların kültürel ve sosyal olarak yoksullaştırılmasıdır, eğitimden geri bırakılmasıdır” diyen Geçmez, “Maarif modeli dedikleri, 12 Eylül faşist diktatörlüğünün bize getirdiği zulüm, faşizm, zorunlu din dersleri ve Türkiye’nin çeşitliliğini yok eden uygulamalardır. Dün OECD’nin yaptığı araştırmaya göre Türkiye her alanda en son sırada yer alıyor. Türkiye’nin bir şansı var. Türkiye’nin şansı demokrasiyi ve laikliği benimseyen büyük bir Alevi kitlesi var. Onlarla birlikte mücadele eden demokratik kitleler var” değerlendirmesinde bulundu.

    Etkinlik, okunan türküler ve halayların ardından pikniğe katılan sanatçılara plaket verilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Alevi kurumlarından Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bizi teslim alamazsınız

    Alevi kurumlarından Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki: Bizi teslim alamazsınız

    PİRHA- Alevi kurumları yaptıkları ortak açıklama ile PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Açıklamada, “Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yaptığı ortak açıklama ile; Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ün gözaltına alınmasına tepki gösterdi.

    “ALEVİLERİN SARAYLARA BİAT ETTİĞİNİ TARİH YAZMAMIŞTIR”

    Devletin, Alevi örgütlülüğüne göz dağı verme telaşının devam ettiğine vurgu yapan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

    “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm bu sabaha karşı evinden gözaına alınmıştır. Yıllardır yaşadığı yer belli olan, kurum yöneticimizin bu şekilde gözaltına alınmasını hepimize yapılmış bir saygısızlık olarak alıyoruz.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm’ü gözaltına alarak bize vermek istediğiniz mesajı çok iyi okuyoruz. Sizin zulmünüzü tanıyoruz, ülkeyi bir korku ikliminin içine sürüklemeye çalıştığınızı görüyoruz. Siz gerilimden ve inkardan beslenen bir avuç muktedir, şunu bilin ki halkı baskı, yalan ve hilelerinizle teslim alamayacaksınız. Alevilerin saraylara biat ettiğini tarih yazmamıştır. Biz Alevi kurumları olarak buradan size sesleniyoruz; Bizi gözaltı ve baskılarınızla yıldıramazsınız. Şah Hüseyin’in yolunda omuz omuza direnişimiz devam edecektir. Bizi teslim alamazsınız. Hasan Gülüm’ü derhal serbest bırakın!”

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:

    PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Hasan Gülüm gözaltına alındı

     

  • Hükümetin Hacıbektaş’ta tüm salonları Alevi kurumlarına kapattığı iddia edildi

    Hükümetin Hacıbektaş’ta tüm salonları Alevi kurumlarına kapattığı iddia edildi

    PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri kapsamında düzenlenecek programlar için kullanılması planlanan tüm salonların ve Dergah avlusunun AKP’nin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından kapatıldığını duyurdu. Vakıf, “Dergahımıza hep birlikte sahip çıkalım. 30 yıldır verdiğiniz emeklere el koymalarına, hazıra konmalarına müsaade etmeyelim” dedi.

    Alevi toplumunun/Alevi kurumlarının Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri 16-17-18 tarihlerinde Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde  yapılacak.

    MHP’nin desteğiyle AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevleri Başkanlığı’nın Alevi kurumlarını yok sayarak Hacıbektaş’ta program düzenlemesi, etkinlik yapılacak tüm salonları ve dergah avlusunu Alevilere kapatması tepkilere neden oldu.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) yaptığı açıklama ile tüm salonların ve dergah avlusunun Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kendisi için kapatarak Belediye ve Alevi Bektaşi sivil toplum örgütlerinin her sene ortak düzenlediği etkinliğe balta vurduğunu belirtti.

    HBVAKV’DEN ALEVİLERE ÇAĞRI: 17 AĞUSTOS’TA DERGAHIMIZA SAHİP ÇIKALIM

    “30 YILDIR VERDİĞİNİZ EMEKLERE EL KOYMALARINA, HAZIRA KONMALARINA MÜSAADE ETMEYELİM”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV)’nın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “Sevgili arkadaşlar 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan (SÖZDE) Alevi -Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tüm salonları ve dergah avlusunu kendisi kapatarak Belediye ve Alevi Bektaşi sivil toplum örgütlerinin her sene ortak düzenlediği etkinliğe balta vurmuştur. Sizde orada olun ve 17 Ağustos’ta Dergahımıza hep birlikte sahip çıkalım. 30 yıldır verdiğiniz emeklere el koymalarına, hazıra konmalarına müsaade etmeyelim.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kurumlardan hükümete yeni müfredat tepkisi: Bu müfredatı derhal geri çekin!-VİDEO

    Kurumlardan hükümete yeni müfredat tepkisi: Bu müfredatı derhal geri çekin!-VİDEO

    PİRHA- “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredata karşı tepkiler gelmeye devam ediyor. Sendikalar, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri konuya ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Ülkeyi yönetenlerin ve MEB’in eğitimin tüm bileşenleri, akademisyenleri, eğitim uzmanları, eğitim sendikaları, eğitim fakülteleri ile yan yana gelerek bir müfredat hazırlaması gerekirdi” dedi. Irmak, bu müfredatın bilime ve bilimsel gerçeklere savaş açtığını, laik eğitim ve laik yaşamı hedef aldığını kaydetti.

    video eklenecek…

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayladığı “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adlı yeni müfredata karşı, sendikalar, siyasi partiler, Alevi örgütleri ve demokratik kitle örgütleri ile birlikte yürütülecek ortak mücadele programı hakkında, Eğitim Sen Genel Merkezi’nde bir basın toplantısı düzenlendi.

    Eğitim Sen, Halkevleri, KESK ve bağlı sendikalar, Laiklik Meclisi, Öğretmen Sendikası, EĞİT-DER, CHP, Alevi Kültür Dernekleri, DEM Parti, Alevi Bektaşi Federasyonu, Sol Parti, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, EMEP, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, SYKP, VELİ-DER, İHD, ÖV–DER’in imzacısı olduğu açıklamayı, kurumlar adına Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak okudu.

    “HAZIRLIK SÜRESİNİN  10 YIL OLDUĞU AÇLANAN MÜFREDATA GÜN İÇİNDE GÖRÜŞ VE ÖNERİ İSTENDİ”

    26 Nisan 2024 tarihinde “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ismiyle kamuoyuna açıklanan müfredatın, dün Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından imzalandığını hatırlatan Kemal Irmak, “Bakanlık; kamuoyuna açıkladıkları müfredatla ilgili bir hafta süre vererek öneri, görüş ve eleştiriye açtığını ifade etmişti. Sürenin az olduğu eleştirilerine, ‘Süreyi %50 daha artırıyoruz’ diyerek (dalga geçer gibi) on güne çıkardığını açıkladı. Hazırlık süresinin 10 yıl olduğunu açıkladığı müfredata 10 gün içinde görüş ve öneri istiyordu.

    Öncesinde 1000 kişiyle hazırlandığı, onlarca çalıştay yapıldığı ifade edilmiş, ancak bu kişilerin kimler olduğu, bu çalıştayların kimlerle ve nerede yapıldığı soruları hep yanıtsız bırakılmış, bu soruları yönelten kurumlar ‘Size tek tek açıklamak zorunda mıyım?’ diyerek savuşturulmuştur. Bakan Tekin ardından 67 bin 284 öneri ve görüş geldiğini ifade etti, ancak bu açıklamadan kısa bir süre sonra, müfredat Talim ve Terbiye Kurulu’undan geçerek Bakanlığın onayına sunuldu ve hemen ardından da imzalandı. Bu kadar çok öneri ve görüşü bu kadar kısa sürede nasıl değerlendirdikleri, bu görüş ve önerilerin neler olduğuna dair bütün sorular havada kaldı” dedi.

    “BİR ORTA OYUNU OYNADIKLARINI BU SÜREÇTE NET BİR ŞEKİLDE GÖRDÜK”

    Yangından mal kaçırırcasına çok hızlı bir süreç işletilendiğine vurgu yapan Irmak, “Her şeyin ne kadar kurgu olduğunu, yaptıkları bu tür faaliyetlerin ne kadar ciddiyetsiz ve formalite olduğunu, bir orta oyunu oynadıklarını bu süreçte net bir şekilde gördük. Oysa ülkenin eğitim müfredatı hazırlanıyor. Ülkeyi yönetenlerin ve MEB’in çok büyük bir ciddiyetle ve samimiyetle konuyu ele alması ve eğitimin tüm bileşenleri, akademisyenleri, eğitim uzmanları, eğitim sendikaları, eğitim fakülteleri ile yan yana gelerek bir müfredat hazırlaması gerekirdi.
    Diğer yandan, değişim gerekçeleri, ihtiyaç analizleri, eğitim programı hazırlama teknikleri, vb. adımların hiç biri yapılmamıştır. Daha da önemlisi pilot uygulamaya gerek kalmadan müfredatın hemen önümüzdeki eğitim-öğretim yılı içinde uygulamaya başlanacağı açıklanmıştır. Dikkatinizi çekmek istiyoruz, yangından mal kaçırırcasına çok hızlı bir süreç işletilmiştir” diye ekledi.

    “LAİK, DEMOKRATİK YAŞAMA TOPYEKÛN BİR MEYDAN OKUMA HEDEFLENMİŞTİR”

    Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Bu sürecin bu kadar hızlı işletilmesinin sebepleri, aşağıda sıraladığımız müfredatın içine sindirilen sebeplerdir” diyerek şunları sıraladı:

    Bu müfredat:
    1. Bilime ve bilimsel gerçeklere savaş açtığı için,
    2. Laik eğitim ve laik yaşamı hedef aldığı için,
    3. Cumhuriyetin aydınlanmacı değerlerini ortadan kaldırdığı için,
    4. Cinsiyetçi olup, toplumsal cinsiyet eşitliğine yer vermediği için,
    5. Toplumsal, kültürel çeşitliği yok saydığı için,
    6. Eğitimi piyasaya açmak, kamusal eğitimi ortadan kaldırmaya yönelik hazırlandığı için,
    7. Öğrencileri belirsizliğe, umutsuzluğa ve geleceksizliğe sürüklediği için,
    8. Sınav odaklı eğitim sistemine devam ederek, öğrenci yeteneklerini beceriler üzerinden değil değerler üzerinden gerici bir yöntemle ölçmek için,
    9. Eğitimi bir bütün olarak dincileştirme ve bütün okulları imam hatip müfredatları ile eşleştirmek için,
    10. Birleştirici, bütünleştirici ortak yurttaş bilinci yerine, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı olduğu için.

    Ayrıştırma, kutuplaştırma, yok sayma, gericileştirme vb. yaklaşımlar ön plana çıkarılmış ve bu müfredatla, yukarıda sıralanan sebepler üzerinden laik demokratik yaşama topyekûn bir meydan okuma hedeflenmiştir.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Depremde yıkılan camiler yanına prefabrik yapılırken, Alevilere yapılmadı-VİDEO

    Depremde yıkılan camiler yanına prefabrik yapılırken, Alevilere yapılmadı-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminde hasar gördüğü için yıkım kararı verilen cemevine ilişkin konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Adıyaman Şubesi Başkanı Yusuf Arslan, “Bir yıldır inancımızı yerine getiremiyoruz. Yeni cemevi yapılmasını istiyoruz” diyerek destek istedi. Alevilere eşit davranılmadığını belirten Arslan, depremde yıkılan camilerin yanına ise hemen prefabrik ibadethane yapıldığını sözlerine ekledi. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Adıyaman Şubesi/Cemevi Başkanı Yusuf Arslan, 6 Şubat depreminde hasar gören cemevinin yıkılacağı için buradaki Alevilerin inançlarını yerine getiremediğini, yeni cemevi yapılana kadar ibadetlerini yapabilecekleri prefabrik bir ibadethane talebinde bulundu.

    “BİR SENEDİR İBADETİMİZİ YAPAMIYORUZ”

    Depremin üzerinden bir seneden fazla bir zaman geçmesine rağmen inançlarını yerine getirecek bir ibadethanelerinin olmadığını belirten Arslan, “Biz bir senedir ibadetlerimizi yapamıyoruz. Depremden sonra 6 ay boyunca cenazelerden, taziyelerden dolayı herhangi bir çalışma yürütemedik. 6 aydan sonra kamu kurumlarına, valiliğe, belediye başkanlığına başvurduk ama herhangi bir netice alamadık” dedi.

    “HALKIMIZ CEMEVİ YAPILMASI KONUSUNDA BASKI YAPIYOR”

    Cemevinin yıkılacağını, acilen eşyaların konulacağı bir deponun yapılması gerektiğine dikkat çeken Arslan, şunları şöyledi:

    “İçeride 20-30 senelik bir birikimimiz var. Maddi manevi değerlerimiz var, bunları muhafaza etmek durumundayız. Bugün bile Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne gittim. Daha önce Bakanlıkla konuştuğumuzda bize cemevini yapacaklarını söyledi. Seçimden sonra maalesef bir gelişme yok. Halkımız da bize cemevi yapılması konusunda baskı kuruyor. Bir an önce ibadetlerimizi yapmak istiyoruz.”

    “HER YIKILAN CAMİNİN ÖNÜNDE PREFABRİK İBADETHANELER VAR”

    Arslan, Alevilere eşit davranılmadığını belirterek, “Adıyaman’da 184 tane cami var. Yıkılan her caminin yanında prefabrik ibadethaneler yapılmış. Bizim herhangi bir prefabrik binamız yok. Bunun için valiliğe de, belediye başkanlığına da gittim. Onlar da başka yerlere yönlerdiler. Ne yazık ki bir netice alamadım” diye konuştu.

    “BÜTÜN DUYARLI KESİMLERDEN DESTEK İSTİYORUZ”

    Yeni cemevi yapımı için destek çağrısında bulunan Yusuf Arslan, “Acilen bir prefabrik ibadethane ve bir depo talep ediyoruz. Bizim bir bütçemiz yok önümüzü göremiyoruz. Hangi kamu kuruluşuna gideceğimiz konusunda bir belirsizlik var. Biz buradan bütün dostlarımıza, canlarımıza ve bu Yola gönül veren insanlardan talebimiz var. Türkiye’de olsun, Avrupa’da olsun sizin kanalınız aracılığıyla el ele el Hakk’a vermemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • Alevi örgütlerinden tepki: Alevilik, HÜDA-PAR’ın siyaset yapma alanı olamaz

    Alevi örgütlerinden tepki: Alevilik, HÜDA-PAR’ın siyaset yapma alanı olamaz

    PİRHA- HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel’in “HÜDA-PAR bir Alevi partisidir” sözlerine tepki gösteren Alevi çatı örgütleri, “Alevilik, tüm toplumsal hak taleplerini kan dökerek bastırmaya hizmet edenlerin siyaset yapma alanı olamaz” ifadelerini kullandı.

    HÜDA-PAR Dersim Belediye Başkan adayı Muhammet Ata Yüksel’in verdiği bir röportajda “HÜDA-PAR bir Alevi partisidir’’ sözlerini dile getirmesi büyük tepkilere neden oldu. Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Demokratik Alevi Dernekleri bu sözlere ilişkin ortak açıklama yayınladı.

    Açıklamada Aleviliğin her türlü şiddeti, tekçiliği, kadını ikinci sınıf olarak gören tüm anlayışları kesin olarak reddettiği ve HÜDA-PAR’ın Alevilikle uzaktan yakından alakasının olamayacağı belirtildi.

    “ŞERİAT DÜZENİ İSTEYENLERİN ALEVİLİKLE İLGİSİ OLAMAZ”

    Alevi kurumlarının açıklaması şöyle:

    “Bu ülkede insanların, domuz bağı ile katledilip evlerin odalarına gömüldüğünü, aynı siyasetin Madımak Oteli katillerini ‘’Sivas mağdurları’’ olarak sahiplendiğini de unutmadık. Doksanlı yılların en karanlık sayfalarını yazanlar, Kürt halkının ve tüm toplumsal hak taleplerini kan dökerek bastırmaya hizmet edenler Alevilerin siyaset yapma alanı olamazlar.

    Bu inkarcı, kadın düşmanı ve tekçi politika, bizlerin eşit, toplumsal cinsiyet eşitliği ve demokratik-laik bir yurttaşlık temelli mücadele ve duruşumuz karşısında, zulüm saltanatlarını sürdürmek için bin bir kılığa girerek, çok boyutlu ve sistematik saldırılarını sürdürmektedir.”

    “DERSİM HALKI SANDIKTA GEREKEN CEVABI VERECEKTİR”

    Bu parti, programına, ‘’kadınlar sahiplenilmelidir’’ gibi kadın kimliğini aşağılayan ve onu toplumsal yaşamdan soyutlayan politikaları koymuştur. Şeriat düzenini getirmek için mücadele veren ve siyaset tarihi karanlık şaibelerle dolu olan bu parti asla Alevilerin siyaset yapma alanı olamaz. Aleviler, bilimin ışığı ile gittikleri yolda, 73 millete bir nazarla bakar, kadın ve erkeği eşit olarak yaşamın merkezine alırlar.

    Hüda Par ve benzer siyasal akımlarla tarih boyunca mücadele ettik ve bugün de edeceğiz. Her türlü tekçi, ırkçı ve şeriatçı yapılanmalar karşısında, çağdaşlığı, eşitliği, laikliği ve özgürlüğü savunuyoruz. Bu karanlıkla ışığın, iyi ile kötünün mücadelesidir. Bir Alevi coğrafyası olan Dersimde halk bu saygısız ve hadsiz siyasete sandıkta gereken cevabı verecektir. Çünkü Aleviler ırkçı ve şeriatçılara destek vermeyecek kadar tarihsel bilince sahip onurlu bir halktır. Şeriata karşı laiklik, faşizme karşı demokrasi mücadelemiz devam edecektir.”

     

     

  • Alevi çatı örgütleri: Gazi Katliamı bir devlet organizasyonuydu; hesap soracağız!

    Alevi çatı örgütleri: Gazi Katliamı bir devlet organizasyonuydu; hesap soracağız!

    PİRHA- Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı kontrgerilla ve devlet güçlerinin işbirliğiyle gerçekleştirilen bir katliam olduğunu belirten Alevi çatı örgütleri, katliamın hesabını mutlaka sorulacağını, davanın üzerinin örtülerek unutturulmasına izin vermeyeceklerini kaydetti.

    İstanbul Gazi Mahallesi’nde bulunan ve Alevilerin gittiği kahvehanelere, bundan tam 28 yıl önce 12 Mart 1995’te kontrgerilla elamanlarının saldırması sonucu resmi verilere göre 22 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi ise yaralandı.

    28. yılına giren Gazi Katliamı’na dair Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ortak açıklama yayınladı.

    Açıklamada, Gazi Katliamı’nın Alevilere karşı kontrgerilla çetelerinin ve devlet güçlerinin işbirliğiyle bir katliam olduğuna vurgu yaparak, tıpkı Madımak Katliamı’nda olduğu gibi Gazi Katliamı’nda da sorumluluğu bulunan devlet yetkililerinin milletvekili, hatta bakan yapılarak ödüllendirildiği ifade edildi.

    “29 YIL ÖNCE ALEVİLER KATLEDİLDİ”

    Alevi çatı kurumlarının açıklaması şöyle:

    “12 Mart 1995’te kontrgerilla çetelerinin saldırması sonucu Dede Halil Kaya katledilirken, 5’i ağır olmak üzere 25 kişi yaralandı. İstanbul Gazi Mahallesi ve Ümraniye’de, bundan tam 29 yıl önce Aleviler katledildi.

    Bu saldırının üzerine mahalle karakoluna doğru yürüyüşe geçen halkın üzerine polis hedef alarak ateş açtı ve bir yurttaş daha polis kurşunuyla hayatını kaybetti. Ertesi gün saldırıları protesto etmek için, çoğunluğu Alevi, binlerce yurttaş İstanbul’un her yerinden Gazi Mahallesi’ne geldi. Saldırılar bir türlü bitmiyordu, burada emniyet güçleri halkın üzerine ateş açtı ve 15 yurttaşımız daha katledildi. Karanlık güçler işbaşındaydı. Daha 2 Temmuz katliamının üzerinden iki yıl geçmişti ki bu sefer İstanbul’da Aleviler katliama maruz kalıyordu. İstanbul’un ve Türkiye’nin birçok yerinde başta Aleviler olmak üzere, yüzbinlerce yurttaş, yaşanan bu katliamı protesto etmek için sokağa çıktı. 15 Mart’ta Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde polisin ateş açması sonucu 5 yurttaşımız daha katledildi. Sonuç dehşet vericiydi, 12-15 Mart tarihleri arasında yani üç günde devam eden saldırılarda onlarca canımız katledildi, yüzlercesi de yaralandı.

    “ALEVİLERE DÖNÜK KATLİAM POLİTİKASININ DEVAMI”

    Biz bu katliam pratiğini daha önce Dersim’de, Maraş’ta, Çorum’da, Ortaca ve Sivas’ta defalarca yaşadık. Ne gidenlerimizi ne de kalanlarımızı unutmadığımız gibi bu katliamı yapan ve yaptıranlara karşı verdiğimiz eşitlik, demokrasi ve özgürlük mücadelemizden asla taviz vermeden yürümeye devam ettik ve ediyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamları Alevilere dönük yüzyıllardır devam eden baskı ve katliam politikalarının bir devamıdır. Aynı zihniyet bu gün de, içimizdeki hain ve işbirlikçiler aracılığı ile iş başındadır. Tarih boyunca uğradığımız tüm saldırılara ve inkar politikalarına karşın, Aleviler dün vardı, bugün vardır, yarın da var olacak.

    “KATİLLERİN KİM OLDUĞUNU BİLİYORUZ!”

    Dün olduğu gibi bugün de eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren tüm çevrelerle omuz omuza, zulmün ve haksızlığın karşısında, ezilenlerin saflarında, asla boyun eğmeden mücadele etmeye devam edeceğiz. Aradan geçen 29 yıla rağmen Gazi ve Ümraniye’de katledilen canlarımızı unutmadık. Katliamı başlatan, saldırıyı gerçekleştiren kontrgerilla çete mensupları hiçbir zaman bulun(a)madı. Ama biz onların kimler olduğunu biliyoruz. Onlar korkaklığın, kahpeliğin, hainliğin mirasçıları, biz ise dostluğun, dayanışmanın, onurlu direnişin sembolü Şah Kalenderlerin, Pir Sultanların, Şey Bedreddinlerin mirasçılarıyız.

    “UNUTMAYACAĞIZ, HESAP SORACAĞIZ!”

    Gazi ve Ümraniye katliamlarında hedef gözeterek birçok canımızı katlettikleri görüntülerle ve adli tıp raporlarıyla açıkça kanıtlanan polislere göstermelik cezalar verildi. Katliam davası kaçırılarak şehir şehir gezdirildi. Daha önceki Alevi katliamlarında olduğu gibi bu katliamda da sorumluluğu bulunan devlet yetkilileri milletvekili ve hatta bakan yapılarak ödüllendirildi. Tıpkı Madımak katilleri gibi. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bizler bu katliamın hesabını mutlaka soracağız ve üzerinin örtülerek unutturulmasına asla izin vermeyeceğiz. 29. yılında Gazi ve Ümraniye’de katledilen tüm canlarımızı saygıyla anıyoruz. Gazi ve Ümraniye katliamlarını unutmadık, unutturmayacağız!”

     

  • Alevilerden cemevine hakaret eden MHP’li vekile tepki: İbadethanemize hakaret suçtur!

    Alevilerden cemevine hakaret eden MHP’li vekile tepki: İbadethanemize hakaret suçtur!

    PİRHA- Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var” denildi.

    MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu toplantısında “Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer” sözlerine tepki gösterdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun ortak açıklamasında, “Alevilerin ibadethanesini terörize etmek kimsenin haddi değildir” vurgusu yapıldı.

    “CEMEVLERİ BİLİM YUVASIDIR”

    Alevi kurumlarının yaptığı açıklamada, ibadethanelerine karşı yapılacak saygısızlıklar karşısında her türlü demokratik ve meşru tepkilerini gösterecekleri belirtilerek, “Milyonlarca insanın ibadethanesi olan Cem evlerinin statüsünü çarpıtmak için hiçbir şeyi bahane gösteremezsiniz. Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var.

    Alevilerin ibadethanesi olan Cemevleri aynı zamanda bilim yuvasıdır, orada sorgusuz sualsiz eşitlik kuralı vardır. İktidarın yarattığı karanlık iklimden beslenen, vicdan, akıl, saygı gibi kavramlardan bihaber olanlar insanî dilden, eşitlikten, bilimsellikten de habersizdir” dedi.

    “SİZE VE ZİHNİYETİNİZE RAĞMEN DEMOKRASİDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kurumları, “asıl eşitlik, demokrasi, bilim ve adalet gibi kavramlardan rahatsız olanlar teröristtir” diyerek açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Ülkeyi yönetenlerin akıl ikizi olan bu güruh, açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan hiç bahsetmezler. Onların tek amacı vardır, ‘Aleviliği nasıl asimile ederiz’. Ülke ve Dünyanın her yerinde örgütlü olan Alevi hareketi olarak diyoruz ki; tıpkı tarihteki Pirlerimiz ulularımızın yaptığı gibi, size ve zihniyetinize rağmen demokrasiden vazgeçmeyeceğiz, size rağmen türkülerimizi söylemeye, kardeşlik ve eşitlik iklimini büyütmeye devam edeceğiz.

    Siyasal İslamı kurumsallaştıran AKP ve onun siyasi beslemesi MHP derhal yaşamın tüm alanlarını kutuplaştıran bölücü politikaları terk etmelidir.
    Her fırsatta mağdur edebiyatı yapıp sağa sola kardeşlikten bahsedenler, bu kepazeliği nasıl açıklayacaksınız? Cemevlerimize yapılan bu saygısızlığı bu hakareti reddediyoruz. İnancı gereği ibadetini yürütmek suç değildir, ama milyonlarca insanın ibadethanesine hakaret etmek suçtur. Kendisini ve inancını türkülerle ifade eden bir halkın ibadethanesini terör ile ifade etmek hangi aklın ve vicdanın ürünüdür.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Antalya’daki Alevi kurum temsilcilerinden yeni yıl mesajı: İnkar politikaları son bulsun- VİDEO

    Antalya’daki Alevi kurum temsilcilerinden yeni yıl mesajı: İnkar politikaları son bulsun- VİDEO

    PİRHA- Antalya’da bulunan Alevi Kurum temsilcileri 2023 yılında yaşanan depremler, Alevilere dönük ötekileştirme ve inkar politikalarının son bulduğu, savaşların olmadığı, herkesin kardeşçe barış içerisinde bir arada yaşayacağı bir 2024 yılı olmasını dilediklerini belirttiler.

    İnkar ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele yürüten Aleviler, ikinci yüz yıla eşit yurttaşlık, özgürlük, barış ve demokrasi özlemiyle giriyor. 2024 yılı da tüm diğer yıllar gibi baskı politikalarının arttığı, zora, zorbalığa karşı mücadelenin büyütüleceği bir yıl olacak.

    Antalya’daki Alevi kurum başkanları ve pirler yeni yıla dair mesajlarını PİRHA ile paylaştı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “2024 yılı daha refah daha huzurlu daha sosyal ve ekonomik yönden huzura kavuşacak bir yıl olmasını diliyor, tüm canlarımıza saygı ve selamlar iletiyorum”dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, ” 2023 yılını acılarla tatlılarla yılın sonuna doğru geldik. Bir deprem yaşadık felaketler yaşandı. Alevler olarak zaten acılar çekiyoruz. 2024 yılında da acısız katliamsız ötekileştirilmemiş bir yıl olmasın diliyoruz.Bu ülkede kardeşçe yaşamak arzusu içerisindeyiz. İnşallah 2024 yılında ‘Eşit Yurttaşlık’ hakkımızı da ülkeyi yönetenler verir. Yerel seçimlere gidiyoruz. Bu yerel seçimler İnşallah hayırlı olur. Ülkemize amacımız birlik ve beraberlik içerisinde yaşamaktır. Üzerimizdeki kara bulutlar dağılır aydınlık bir ülke aydınlık bir dünya içerisinde hep beraberce yaşarız” diye belirtti.

    HBVAKV Döşemealtı Şube Başkanı Binali Efe, “2023 yılı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de çok hoş şeyler yaşanmadan nihayeti 2023 yılının sonuna geldik. İnşallah 2024 yılında bütün savaşlarım son bulduğu, insanların öldürülmediği Hak hukuk adaletin yok sayılmadığı bir yıl olması vesilesiyle en büyük temennimiz sağlık mutluluk ve huzurun gelmesi dileğimizdir” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/ANTALYA

  • Alevi kurumları,10 Aralık’ta İstanbul’da miting yapacak

    Alevi kurumları,10 Aralık’ta İstanbul’da miting yapacak

    PİRHA- İktidarın Alevilere yönelik günden güne arttırdığı baskı ve asimilasyon politikalarına karşı İstanbul’da 10 Aralık günü Alevi kurumlarının çağrısıyla demokratik kitle örgütleri ve eğitim kurumlarının destek vereceği bir miting yapılacak. Alevi kurumları adına yapılan açıklamada, “İktidar, başta eğitim olmak üzere hayatın tüm alanlarını dinselleştirmekte, inanç ve yaşam tarzlarını yok sayarak kendi dinsel pratiklerine göre biçimlendirmeye çalışmaktadır” denildi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekler Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Cem Vakfı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi Kültür Dernekleri, Demokratik Alevi Dernekleri, Anadolu Alevi Canlar Federasyonu Çerağın Bileşenleri’nin ortak açıklaması ile “Laik eğitim, insanca yaşam, demokratik Türkiye” şiarıyla düzenlenecek mitinge çağrı yapıldı.

    “HERKESİ MÜCADELEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Farklılıkların bir arada barış içinde yaşamasının ancak karşılıklı saygı, tam demokratik bir ülke koşullarında mümkün olabileceğinin vurgulandığı açıklamada, “Bizler sadece kendimize değil hepimiz için laik, insanca yaşayabileceğimiz, demokratik bir ülke ve eşit yurttaşlık için yola çıkıyoruz, herkesi mücadeleye çağırıyoruz. Demokrasiden, emekten, barıştan, laiklikten yana olan herkesi 10 Aralık Pazar günü İstanbul’da yapılacak “Laik Eğitim, İnsanca Yaşam ve Demokratik Türkiye” mitingine davet ediyoruz” denilerek mitinge çağrıda bulunuldu.

    “YARGI SİYASALLAŞMIŞ, HUKUK RAFA KALKMIŞTIR”

    “Hükümet, tüm hak temelli etkinlikleri ve farklılıkların kendisini ifade etme girişimlerini güçlerini kullanarak bastırmaktadır” ifadelerine yer verilen açıklamada şunlar söylendi:

    “Gözaltı ve baskılar her gün daha da artmaktadır. Yargı siyasallaşmış, hukuk rafa kalkmıştır. Türkiye’de farklı kimlik ve inançtan insanlar yaşamaktadır. Toplumumuz kendi içinde, farklı din, mezhep, inanç, kimlik, cinsiyet/ cinsel yönelim, inanan, inanmayan ve yaşam tarzları barındırmaktadır. Kimsenin bunu inkar etme ya da kendi anlayışını dayatma tutumu kabul edilemez”

    “TOPLUM DİNLE MANİPÜLE EDİLMEKTE”

    İktidarın başta eğitim olmak üzere her alanda dinselleştirme politikaları izlediğini belirten açıklamada, “Ülkemizin sürüklendiği noktada mevcut iktidar ve yandaşları, başta eğitim olmak üzere hayatın tüm alanlarını dinselleştirmekte, inanç ve yaşam tarzlarını yok sayarak kendi dinsel pratiklerine göre biçimlendirmeye çalışmaktadır. Kamusal ve özel alanda değişik projeler adı altında dinsel uygulamalar gerçekleştirmektedir. İktidar, temel insan haklarını, laikliği, din ve vicdan hürriyetini ihlal etmektedir.

    Ülkemizde gittikçe derinleşen ekonomik krizde, yoksulluğu, işsizliği/ açlığı, barınma sorununu yine fazlasıyla emekçi sınıflar çekmektedir. Hal böyle iken, yapılan dinsel uygulamalarla toplum dinle, imanla, şükürle manipüle edilmekte ve sorunlar görünmez kılınmaktadır” denildi.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • HBVAKV: Filistin’deki insanlık suçuna sessiz kalınmamalı!

    HBVAKV: Filistin’deki insanlık suçuna sessiz kalınmamalı!

    PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Gazze’de hastanenin vurulmasını yaptığını açıklama ile kınayarak, katliam ve ablukada payı olanların yargılanması çağrısında bulundu.

    İsrail’in Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi’ne yönelik bombardımanında, en az 500 kişi yaşamını yitirdi. İsrail’in gerçekleştirdiği katliama, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) başta olmak üzere dünyadan tepki yağdı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, saldırıya ilişkin açıklama yaptı.

    “İNSANLIK SUÇUNA SESSİZ KALINMAMALI”

    Kalkın katledilmesinin kabul edilemeyeceği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İsrail’in yıllardır devam eden, Filistin halkını yurtlarından ederek, topraklarına el koyma çabası 7 Ekimden bugüne planlı bir şekilde devam etmekte ve şiddetini gittikçe artırmaktadır. Bu saldırılarda yüzlerce sivil insan katledilmiş ve yurtlarından ayrılmaya zorlanmıştır. Son olarak İsrail’in bir hastaneye yapmış olduğu ve 500 den fazla sivilin ölümüne yol açan saldırı kabul edilemez. Hiç bir dünya ülkesi Filistin’de yaşanan insanlık suçuna sessiz kalmamalıdır. Filistin halkına yaşatılan ablukanın acilen kaldırılması ve acil ihtiyaçların ivedi bir şekilde insanlara ulaştırılması konusunda adım atılması elzemdir. İnsanların katledilmesinde, bölgeyi açık bir cezaevi haline getirerek insanların aç ve susuz kalmasında payı olan herkes uluslararası hukuk normları çerçevesinde yargılanmalı ve gereken cezaları alması sağlanmalıdır.
    Bütün öğretisi barış olan biz Aleviler, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi ‘düşmanınız dahi olsa, insan olduğunu unutmayınız’ sözünü tüm insanlığa hatırlatır, bütün savaşların insanlığa karşı bir suç olduğunu belirtir, tüm dünya barışı için mücadele edeceğimizi kamuoyuna bildiririz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • TİP Genel Başkanı Baş: Bugün adımlarımızı Alevilerin özgürlük mücadelesi için atıyoruz-VİDEO

    TİP Genel Başkanı Baş: Bugün adımlarımızı Alevilerin özgürlük mücadelesi için atıyoruz-VİDEO

    PİRHA –TİP Genel Başkanı Erkan Baş “Özgürlük Yürüyüşü”nün 20. gününde Ankara’da. Kendisini karşılayan Alevi kurum temsilcileriyle bir açıklama yapan Baş, “Bugün adımlarımızı Alevilerin özgürlük mücadelesi için atıyoruz” dedi. Alevi başkanlar ise özgürlük yürüyüşünü başından beri desteklediklerini vurguladılar. 

    Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş’ın, partisinin Hatay Milletvekili Can Atalay ve Gezi tutuklularının tahliye edilmemesine karşı Hatay’dan başlattığı, Ankara’da sona ermesi planlanan ‘Özgürlük Yürüyüşü’ 20. gününde.

    Ankara’da Alevi kurum temsilcileri, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Heyetine ve Erkan Baş’ın yürüyüşüne destek verdi . Erkan Baş ve Alevi kurum temsilcileri yürüyüş öncesi açıklama yaptı.

    “KAZANANA KADAR BU YÜRÜYÜŞ DEVAM EDECEK”

    Erkan Baş, Özgürlük yürüyüşünün bugün eşit yurttaşlık hakkı için olduğunu söyleyerek “Alevi yurttaşlarımızın özgürlük taleplerini yüceltmek, o mücadelenin sesine ses katmak için gerçekleştiriliyor. Bugün adımlarımızı Alevilerin özgürlük mücadelesi için atıyoruz”dedi.

    Baş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Biz bu yürüyüşü elbette vekilimiz özelinde başlattık ama 20 gündür her gün Türkiye’de özgürlükleri gasp edilen farklı toplumsal kesimlerin sesi olmaya, onların taleplerini bir de biz yükseltmeye, mümkün olduğunca onların kendi taleplerini, kendi sözleriyle ifade etmeleri için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Biz bu duruma alışmayacağız. Yasaların, anayasaların ayaklar altına alınmasına, bu ülkenin kaderinin bir kişinin iki dudağına sıkıştırılmasına bizi alıştırmak istiyorlar. Biz alışmayacağımızı göstermek için geçmişten gelen çok köklü bir yolculuğu, bugün yeniden güncelliyoruz. Ve kazanana kadar bu yürüyüş devam edecek.”

    “BAŞINDAN BERİ DOSTLARIMIZLA YAN YANA YÜRÜYORUZ”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, söz alarak “Biz de Türkiye İşçi Partisi’nin özgürlük yürüyüşüne destek vermek için ve seçilmesine rağmen halkın temsilcisi olan Can Atalay’ın biran evvel parlamentoda siyaset yapabilmesi için, Türkiye’nin daha demokratik bir ülke olabilmesi için, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinden tutun Türkiye’deki bütün diğer toplulukların tamamının temel hak ve özgürlüklerini desteklemek için bugün Türkiye İşçi Partisi’nin yürüyüşüne geldik. Desteğimiz sadece bugün için algılanmasın, başından beri birlikteyiz. Başından beri dostlarımızla yan yana yürüyoruz” dedi.

    “BU ÖZGÜRLÜK YÜRÜYÜŞÜNÜ CANI GÖNÜLDEN DESTEKLİYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe ise “Biz de Alevi kurumları olarak Türkiye İşçi Partisi’nin başlatmış olduğu bu özgürlük yürüyüşünü canı gönülden destekliyoruz. Talepleri taleplerimizdir. Alevilerin yıllardır vermiş olduğu eşit yurttaşlık mücadelesiyle adalet mücadelesi, örtüşen kavramlar ve örneklerdir. Bu anlamıyla bu yürüyüşü Aleviler olarak destekliyoruz ve Alevi kurumları olarak buradayız” diye konuştu.

    “CAN CANA OLMAYA GELDİK”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da, şunları kaydetti:

    “Türkiye İşçi Partisi’nin özgürlük yürüyüşünü selamlamak, onlara destek ve katkı vermek için buradayız. Türkiye’de hukukun ve adaletin yok edildiği, çiğnendiği bir süreçte hepimizin demokrasiye, laikliğe, özgürlüğe ihtiyacı var. Alevi kurumları olarak da bu topraklarda ülkenin daha laikleşmesi, demokratikleşmesi için mücadele veriyoruz. Bugün de o mücadelenin büyük bir parçası Türkiye İşçi Partisi’nin bu adalet, özgürlük yürüyüşünü selamlamaya, onlarla can cana olmaya geldik.”

    PİRHA/ANKARA

  • Geçmez’den Hacı Bektaş Veli portresinin değiştirilmesine tepki: Bunlar ölüleri severler!- VİDEO

    Geçmez’den Hacı Bektaş Veli portresinin değiştirilmesine tepki: Bunlar ölüleri severler!- VİDEO

    PİRHA- Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli portresi üzerinde yapılan dezenformasyonla ilgili konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, bunu Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının bir parçası olarak değerlendirdi.

    Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı’nın organize ettiği Hacı Bektaş Veli’yi Anma Etkinlikleri için kullanılan görselde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanın kaldırılması, Alevi toplumu tarafından tepki ile karşılandı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, “Bunlar ölüleri severler o yüzden Hacı Bektaş Veli’nin portresini bu şekilde öldürerek yansıtmaya çalışıyorlar” dedi.

    Geçmez şunları ifade etti:

    “Aleviliğin içindeki o çeşitlilik, saygı çerçevesinde birlikte yaşamak bu portreye de yansımış. Bu anlayışa düşman oldukları için kaldırdılar. Hele ki portredeki o aslan, ceylanın kaldırılmasını, fonun değiştirilmesini Alevi toplumu bir asimilasyon olarak görüyor” şeklinde konuştu.

    PİRHA/HACIBEKTAŞ

    İLGİLİ HABERLER

    >Hacı Bektaş portresinin dezenformasyonuna Alevi aydınlardan tepki: Sünniciliğin sefaleti!

  • Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda Muharrem Cemi yürütüldü- VİDEO

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda Muharrem Cemi yürütüldü- VİDEO

    PİRHA- Muharrem ayı dolayısıyla Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesinde Muharrem Cemi yapıldı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesinde yapılan cem erkanına Baba Mansur ocağı dedesi Veli Gülsoy, Kağıthane Nurtepe Cemevi Başkanı Baba Mansur ocağı dedesi Zeynel Şahan ve Baba Mansur ocağı mensubu Zakir Gökhan Erol katıldı.

    Yürütülen Muharrem ceminde Baba Mansur ocağı dedelerinden Veli Gülsoy, yaptığı konuşmada “Aşure hem tatlıdır hem de çok bereketlidir, bitmez. Çünkü onda hak sevgisi, hakkın duası vardır. Cenab-ı hak cümlemizin lokmalarını kabul etsin” dedi.

    12 Rakamının çok önemli olduğuna vurgu yapan Dede Gülsoy, “Hakk bir yerde 12 Muharremdir, bir yerde 12 imamdır, sene 12 aydır, Muharrem 12 gündür, gökkuşağı 12 renktir. Demek ki her şeyin başında 12 vardır. Bu ayda Allah rızası için Muharrem orucu tutuyoruz. Çünkü Muharrem orucu kişiye tutulmaz Allah rızasına tutulur. Dolayısıyla bu yası çekerken mecburen zevk-i sefadan mutlaka kaçınalım. Hala da duyuyoruz düğünler var, sünnetler var, eğlenceler var. Olmaması lazım” ifadelerini kullandı.

    Aşure lokmalarının Kerbela’da sağ kurtulan İmam Hüseyin’in oğlu İmam Zeynep Abiden için tutulduğunu belirten Gülsoy, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı:

    “Çok şükür ettik ne mutlu ki İmam Zeynel Abiden hayatta kaldı ve ehlibeytin kesilmedi, evladı resul cihanda baki kaldı.  Onun için de şükür ettik kurban kestik, aşure lokması yaptık. Lokmanız Kerbela lokması olsun. İmam Zeynel Abidin aşkına yapılan lokma olsun, Sırat köprüsü de hepinizin kılavuzu olsun, Allah kimsenin emeğini zayi etmesin”

    Muharrem ceminde gülbenglerin okunmasının ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/MUĞLA