PİRHA- Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı’nın dergâhın iadesi ya da tahsisi talebinin reddine karşı açtığı davada ilk duruşma yarın Nevşehir İdare Mahkemesi’nde görülecek. Vakıf, ret kararının “hukuka aykırı” olduğunu vurguluyor.
Hacı Bektaş Veli Kültür ve Tanıtma Vakfı, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın vakfa iadesi ya da tahsisi talebinin reddedilmesi üzerine açtığı davada yargı süreci başlıyor. Davanın ilk duruşması yarın Nevşehir İdare Mahkemesi’nde görülecek.
Dava dilekçesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ret kararının iptali talep edilirken, söz konusu kararın kamu yararına ve hukuka aykırı olduğu ifade edildi.
“DERGÂHIN MEVCUT KULLANIMI VAKIF AMACINA UYGUN DEĞİL”
Dilekçede, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın tarihsel olarak bir inanç ve ibadet merkezi olduğu hatırlatılarak, mevcut kullanım biçiminin vakıf amacına uygun olmadığı belirtildi.
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasının ardından dergâhın asli işlevinden uzaklaştığı ifade edilirken, vakfedenin iradesine uygun bir kullanımın sağlanması gerektiği vurgulandı.
“TAHSİS KAMU YARARINA OLACAKTIR”
Vakfın başvurusunda, dergâhın Alevi-Bektaşi toplumu açısından taşıdığı önem vurgulanarak, iade ya da tahsis kararının toplumsal barış ve inanç özgürlüğü açısından kritik olduğu ifade edildi.
Bu doğrultuda talebin karşılanmasının kamu yararı ile uyumlu olduğu dile getirildi.
“RET KARARI HUKUKA AYKIRI”
Dilekçede, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ret kararının hukuki dayanağının bulunmadığı, işlemin yetki, şekil ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Ayrıca benzer tarihsel ve inançsal mekânlara ilişkin alınan kararlar hatırlatılarak, eşitlik ilkesi kapsamında aynı yaklaşımın uygulanması gerektiği savunuldu.
GÖZLER YARINKİ DURUŞMADA
Yarın görülecek duruşmada mahkemenin nasıl bir değerlendirme yapacağı merak konusu olurken, davanın yalnızca Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın statüsünü değil, benzer inanç mekânlarına ilişkin tartışmaları da etkileyebileceği belirtiliyor.
PİRHA – Alevi kurumlarının öncülüğünde Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde düzenlenen cem hizmeti esnasında aydınlatmaların kapatılması Meclis gündemine taşındı. Milletvekili Celal Fırat, “Cem’in böylesi bir tutumla engellenmeye çalışılması, inanç özgürlüğüne ve toplumsal barışa aykırıdır” cümleleriyle yaşananları eleştirdi.
Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde 15 Ağustos’ta düzenlenen cem hizmeti esnasında dergah önündeki aydınlatmanın kapatılması sebebiyle halk mağduriyet yaşamıştı.
Halkın tepki gösterdiği duruma karşın DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da konuyu Meclis gündemine taşıdı.
“KASITLI UYGULAMA”
Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri sırasında, Alevi kurumlarının öncülüğünde binlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirilen cem gizmetinde elektriklerin kesilmesini “Saygısızlık ve ayrımcılık” olarak yorumlayan Fırat, eleştirisi şu cümlelerle paylaştı:
“Cem esnasında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı konferans salonu ve kültür merkezi önünde bulunan meydanın ışıkları açıkken kasıtlı olarak kapatılarak, bölge karanlığa mahkûm edilmiştir. Aynı anda dergâh yönüne bakan kısımdaki küçük lambaların açık olduğu, ancak özellikle Cem’in yapıldığı alana denk gelen, bakanlık yetkisindeki güçlü aydınlatmaların kapalı bırakıldığı görülmüştür.
Oysa aynı gün ve saatlerde bölgede binlerce insan konserlere, etkinliklere, yeme-içmeye devam etmiş, dergâh bahçesi ve çevresi gece yarılarına kadar yoğun şekilde kullanılmaya devam etmiştir. Yalnızca Cem’in yapıldığı alanın karanlık bırakılması, bu uygulamanın kasıtlı olduğunu düşündürmektedir.
Alevi toplumunun en önemli inanç önderlerinden Hacı Bektaş Veli’yi anma gününde, binlerce yurttaşın huzurunda yapılan Cem’in böylesi bir tutumla engellenmeye çalışılması, inanç özgürlüğüne ve toplumsal barışa aykırıdır. Bugün Hacıbektaş’ta elektriği kesen zihniyetin Kerbala’da su vermeyen zihniyetten ne farkı vardır. Bu Alevi toplumunun yıllardır maruz bırakıldığı ayrımcılığın güncel bir örneğidir. İşgüzar kamu görevlilerinin yetkilerini kötüye kullandıklarını göstermektedir.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soru önergesi yönelten Fırat, şu soruların yanıtlanmasını talep etti:
“15 Ağustos 2025 tarihinde Hacı Bektaş Veli Anma Etkinlikleri sırasında Cem yapılan meydanda ışıklar neden kapatılmıştır?
Kültür Merkezi önünde yapılan Cem’in elektriği keserek sabote edilmesinden Bakanlığınızın bilgisi var mıdır? Varsa sorumlu personel hakkında herhangi işlem başlatılmış mıdır?
Alevi inancına mensup yurttaşların en önemli anma günlerinden birinde Cem yapılan alanın kasıtlı olarak karanlıkta bırakılması bir ayrımcılık değil midir?
Hacı Bektaş Veli Dergâhı ve çevresindeki kamusal alanlarda düzenlenen inanç temelli etkinliklerde aydınlatma, güvenlik veya lojistik destek konularında Bakanlığınızın uyguladığı standart bir uygulama var mıdır?”
PİRHA- Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) ile Türkiye Alevi Federasyonu ortaklığında Hacı Bektaş Veli Dergahı avlusunda cem yürütüldü.
Cemi, Ana Destigül Şahin, Pir Hüseyin Kayar, Celal Fırat, Ali Ekber Erden, Cihan Saltuk, Ali Önal, Hüseyin Doğan ile Zakirler Doğukan Kubat ve Aydın Gündüz yürüttü.
SABAH YAPILACAK YÜRÜYÜŞE ÇAĞRI
ADFE Başkanı Zeynel Abidin Koç, cem hizmeti öncesinde yaptığı konuşmada, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından 13 Ağustos’ta yapılan programa değindi. Cemevi Başkanlığı’nın, asimilasyon amaçlı program yürüttüğünü söyleyen Koç, “Alevi toplumunun birliğini bozmak isteyenlere karşı 16 Ağustos sabahı ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ talebiyle yürüyüş gerçekleştireceğiz. Tüm halkı, bu yürüyüşe destek vermeye davet ediyoruz” dedi.
“ALEVİLER OLARAK BARIŞ MASASINDA SÖZÜMÜZÜ SÖYLEYECEĞİZ”
Pir Ali Ekber Erden ise yaptığı konuşmada, “Hünkarımız, ‘İncinsen de incitme’ demiş. Birbirimizi hiçbir zaman incitmemeliyiz. Yan yana durup her zaman cem olmaya devam edeceyiz. Celal Fırat pirimiz de şu an Meclis komisyonunda bizler adına mücadele yürütüyor. Her zaman kendisinin yanında olduğumuzu belirtiyoruz” dedi.
Pir Celal Fırat da konuşmasında Hacı Bektaş Veli Dergahının, Alevi toplumuna iade edilmesi gerwktiğini vurguladı. Barış ve Demokratip Toplum Sürecinde Alevi toplumunun tüm taleplerinin Meclis komisyonuna aktarılacağını ifade ederek şunları söyledi:
“Bu coğrafyada çok acı yaşadık ve yaşıyoruz. Şu an dergahımızın içerisinde bir cami var. İstenilen an girip orada ibadet yapılabiliyor ama biz Aleviler, kendi dergahımızda yapamıyoruz. Biz Alevilerin adı barış. Bu topraklarda Alevilerin, Sünnilerin, Ermenilerin, Kürtlerin barış içerisinde bir arada yaşaması için çaba göstereceğiz.
Dergahımızın üzerindeki bu müze yazısının buradan çıkarılması lazım. Dergahın Alevilere tahsis edilmesi lazım. Cemevlerinin, yasal zeminde kabul görmesi lazım. Biz Aleviler olarak o barış masasında sözümüzü söyleyeceğiz ama bizlerin bir olması lazım. Mücadelemize devam edip birbirimizin Hızır’ı olacağız. Bir gün bu topraklarda içimizdeki Hınzır paşalar da gelip burada dara duracaktır, buna inanıyoruz.”
MEYDANIN ELEKTRİKLERİ KESİLDİ!
Pir Celal Fırat konuşmasının sonunda, Hacı Bektaş Veli Dergahının karşısındaki kültür merkezinin aydınlatmasının bilinçli kapatıldığını belirterek “Bizlere ‘Aleviler ne sorun yaşıyor ki?’ diyorlar. Umarız bundan sonra elektriklerin kesilmediği aydınlık günler yaşarız. Bugün de elektrikleri kapatan Yezid zihniyeti ile karşı karşıyayız. Bu kişileri, hünkarımıza havale ediyoruz” dedi.
LOKMALAR PAYLAŞILDI
Dede Ali Önal da şunları dile getirdi:
“Bizler, yol sürenler, taliplerimizle beraber biriz. Aleviler adına bir siyaset yürütülecekse eğer bütün vekaletimizi federasyonlarımıza verdik. Bizler onların arkasındayız. Bize reva görülen bu karanlığa karşı hep beraber mücadele edeceğiz. Yarın sabah da dergahlarımıza sahip çıkmak adına sabah 09:00’da yürüyeceğiz.”
Yürütülen hizmetler ardından çerağlar sırlanıp lokmalar pay edildi.
PİRHA- Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi değerleri ve inanç merkezleri üzerinde yürüttüğü çalışmalara tepki gösteren HBVAKV Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, “Mevcut anlayışın Alevileri asimile etmek için yapılıyor. Aleviler bu gibi uygulamalara teslim olmayacaktır” diye belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere yönelik asimilasyon faaliyetleri tepki çekmeye devam ediyor. 2022 yılında kurulan ve birçok asimilasyon faaliyetine imza atan Alevi Bektaşi ve Cemevi Başkanlığı faaliyetlerine devam ediyor.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere dönük asimilasyon politikasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.
Hacı Bektaş’ta ‘Ufka Yolculuk’ etkinliği her ne kadar Kültür Bakanlığı öncülüğünde yapılsa da esas olan rol verilen kesimin Nakşi tarikatı olduğuna dikkat çeken Zeynel Can, “Nakşibendliler geliyorlar orada çok kapsamlı ve geniş bir şekilde bu etkinliği yapıyorlar. Kültür Bakanlığı bununla beraber belediyenin de oraya katkı sunduğu ortaya çıktı. Bu da ayrıca üzücü ama sonra belediye masa, sandalye verdik onun dışında desteklemedik gibi bir açıklama yapmış. Buda tabii düşük tonda da olsa bir destektir. Orada bir net tavır koyması gerekirdi” dedi.
Hacı Bektaş’ın Aleviler açısından, ayrı bir önemi olduğunu belirten Can, konuşmasına şöyle devam etti:
“Biz Aleviler açısından pir, inancımızın piridir. Dolayısıyla buraya yönelik çıkarmaların, hedef almaların çok özel bir anlamı var. Geçen yıl geleneksel Ağustos etkinliklerinde Kültür Bakanlığı etkinliği yapmak istemişti. Ona karşı örgütlü ve demokratik bir tavır konarak bunun önüne geçilmişti.
Mevcut siyasal iktidar 25 yıllık iktidarında aslında takvime bağlı çalışmalar yürüttüğünü görüyoruz. Kendi ideolojileri ve siyasal yaklaşımları doğrultusunda bir takvim işliyor ve bu takvimde aslında sıra Alevilere gelmiş durumda.”
Özellikle bir taraftan ‘Kürt açılımı’ işletilirken Türkiye’nin çok temel bir meselesi hallediliyor gözükürken bir taraftan da Alevilere yönelik bir asimilasyon politikasının eşzamanlı olarak yürütüldüğüne dikkat çeken Can, “Bu son derece manidar bir durumdur” şeklinde ifade etti.
“HÜNKARIN DERGAHI HER ZAMAN TARİKATLARIN HEDEFİNDE”
Zeynel Can, Hacıbektaş Veli Dergâh’ına yönelik müdahalelerin geçmişten bu güne sürdüğünü vurgulayarak, “Hacı Bektaş Dergahına Sersem Ali Baba ile başlayan ve yine Nakşi Şeyhinin getirip Postnişin olarak atanması 1826’da dergahın içine cami yapılması gibi müdahalelere maruz kaldı. Bugün aslında o sürecin bir devamıdır. Bugünkü iktidar da bu meşrebin, bu inancın, bu ideolojinin, bu siyasal akımın bir devamı olarak o yarım kalmış işi tamamlamaya çalışmaktadır” diye belirtti.
“ABDAL MUSA ETKİNLİĞİNİ HEP BERABER ORTAK YAPACAĞIZ”
Alevileri asimilasyon politikalarına karşı direnecek gücü olduğunun altını çizen Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Sekreteri Zeynel Can, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Aleviler buna teslim olmayacaktır. Daha yakın zamanda da Abdal Musa’ya yönelik bir hamle de buna benzer yapılmıştı. Bu seneki etkinlikleri Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı beraber yapmak istedi. Bu da boşa çıkmış oldu ama bu sonda olmayacaktır. Vazgeçmeyecekler, ara ara yapacaklardır. Tabii bu inanç yerlerimizin bu kadar hani kolay hedef alınma nedenlerinden biri de bu inanç merkezlerimizi Alevilere teslim etmek yerine Kültür Bakanlığı, devletin uhdesinde olması, bunlara bu fırsatı vermektedir. Ama bu da tabii Alevilerin önemli taleplerinden biridir. Aleviliğin inanç olarak tanınması ve Alevi inanç merkezlerinin Alevilere teslim edilmesi mücadelesi devam edecektir. Bütün Alevi kurumları olarak Abdal Musa etkinliğini hep beraber ortak yapacağız.”
PİRHA- Hacıbektaş’ta Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılacağı bilgisi alınan altın madeni arama sondajlarına tepkiler büyüyor. Gazeteci Recai Aksu, “Hacıbektaş’ın köylerinde sularımızı zehirleyecek bir maden aramasına izin vermeyeceğiz. Hırka Dağı bizim için kutsal. Ardıç ağacı var orada Hacı Bektaş Veli’nin kaldığı, altında yattığı söylenen. Oradan gelen suların da zehirleneceğini düşünüyorum” dedi.
Alevi İnancına ait kutsal mekanlara saldırılar devam ediyor. Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun zamandır altın madeni arama sondajları yapan altın şirketleri, şimdi de gözlerini Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine dikti.
Keşlik bölgesinde altın sondajları başlatılacağı, Hırka Dağı’nda Hacı Bektaş Veli’nin altında yattığı belirtilen ardıç ağacının olduğu bölgede de uranyum arandığı haberleri tepkilere neden oldu.
Hacıbektaşlı gazeteci Recai Aksu konuya ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“KÖYLERİMİZİ SAVUNACAĞIZ”
Hacıbektaş’ın Karaburç köyünde de geçmiş dönemlerde maden ocağı yapıldığını ve verilen mücadelenin ardından mahkeme kararı ile davayı kazandıklarını belirten Recai Aksu, yapılmak istenen altın madeni arama sondajlarına da izin vermeyeceklerini vurguladı.
Aksu konuya ilişkin şunları söyledi:
“Net veriler yok elimizde gizli gizli yapıyorlar bu işleri. Bu konuyla ilgili toplantılar da olacak. Pazar günü bir toplantı yapılacak, yarın bir toplantı yapılacak. Hırka Dağı’ndan örnekler alınmış, Kızıldağ ve Keşlik mevkilerinden de örnekler alınmış. Muhtarlık tarafından ÇED raporu geldiği söyleniyor, ret geldiği söyleniyor ama tüm bunlara rağmen belirsizliğe karşı mücadele olmaz, bu yüzden toplantılar yapılacak. Biz de bunları araştırıyoruz.
Biz tüm ülkede olanları da, İliç’te olanları da gördük. İnsanların hayatlarını mahveden o Amerikan şirketlerine, Kanada şirketlerine bu altın madeni ile ilgili izin verilemeyeceği gibi Hacıbektaş’ın köylerinde sularımızı zehirleyecek bir maden aramasına izin vermeyeceğiz. Bunların niyetleri kesin, buna izin vermeyeceğiz. Köylerimizi savunacağız. Hırka Dağı’nda da maden araması başlatılmasına izin vermeyeceğiz. Hırka Dağı bizim için kutsal. Ardıç ağacı var orada Hacı Bektaş Veli’nin kaldığı, altında yattığı söylenen. Oradan gelen suların da zehirleneceğini düşünüyoruz. Siyanür ile ilgili yapılanları gördük; İliç’te gördük, başka birçok yerde gördük. Büyük şirketlere peşkeş geçiyorlar. Kimsenin burada maden araması yapmasına izin vermeyeceğiz.”
PİRHA- Alevilerin kutsal alanlarına saldırılar devam ediyor. Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine yapılacağı bilgisi alınan altın madeni arama sondajlarına tepkiler büyüyor. Alevi-Bektaşi inancında kutsal kabul eldilen Aslanağzı suyu tehdit altında.
Alevi İnancına ait kutsal mekanlara saldırılar devam ediyor. Aleviler için önem taşıyan bir çok alanda kıyımlar sürerken; Kırşehir-Nevşehir il sınırları arasında uzun zamandır altın madeni arama sondajları yapan altın şirketleri, şimdi de gözlerini Kızıldağ ve Keşlik mevkilerine dikti.
Keşlik bölgesinde altın sondajları başlatılacağı, ayrıca Hacıbektaş Veli’nin Velayetname’sinde adı geçen ardıç ağacının olduğu bölgede de uranyum arandığı haberleri tepkilere neden oldu.
Alevi-Bektaşi inancında kutsal kabul eldilen Aslanağzı suyunun kaynağı olan Keşlik mevkii aynı zamanda Aşıklar, Akçataş (Topain) ve Anapınar köylerinin içme suyunun sağlandığı su havzası olarak da biliniyor.
Evrensel’de yer alan habere göre; bölgede sondaj çalışması yapan firma çalışanları ile bölge halkı sık sık karşı karşıya gelmeye başladı. Son olarak Büyükkayı köyü yakında maden araması yapan ekipleri durduran köyüler bu kişilere sert tepki gösterdi. Kömür aradıklarını söyleyen ve kendilerini Aksoy Maden Şirketi çalışanı olarak tanıtan kişileri köylüler ‘Topraklarımızdan defolun’ diyerek kovdular.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Anma etkinlikleri kapsamında Alevi kurumları Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tutuldu. Cemi yürüten Pir Ali Haydar Kurt, “Biz bu yolun gerçek sahipleri olarak buradayız. Hakkın ve hakikatin olmadığı yerde cem olmaz” dedi.
Alevi kurumları, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda birlik cemi tuttu. Cemi Baba Mansur Ocağı evlatlarından Ali Haydar Kurt yürüttü.
Kurt, “Bizler burada razılık ile cem olacağız. Bizler burada cem yapmıyoruz cem oluyoruz. Ne mutlu bu yola, bu bilince sahip çıkana. Biz bu yolun gerçek sahipleri olarak buradayız. Hakkın ve hakikatin olmadığı yerde cem olmaz” dedi.
12 hizmet görüldükten sonra Alevi Kültür Derneği (AKD) Genel Başkanı Seher Şengünlü Yılmaz ise yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“3 gündür dergahımızın işgaline karşı koymaya çalıştık. Kendi dergahımızda cem yapabilmek için dilekçe verip izin istedik. Cemimizi hangi dedemizin yürüteceğini sordular. İnancımıza saygıları yok. Bu inanç kimsenin satın alabileceği bir inanç değildir.”
Cem lokmaların pay edilmesinin ardından sona erdi.
PİRHA- 61.Ulusal 35.Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri, Alevi örgütlerinin Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda yaptığı oturma eylemi ile başladı.
Alevi Bektaşilerin Yol önderlerinden Pir Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri bugün Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde Hünkarın dergahının önünde başladı. Etkinliğe; Alevi dedeleri, analar, Alevi kurum başkanları ve Yola gönül veren Aleviler katıldı.
61.Ulusal 35.Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri programının ilk günü Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapılan oturma eylemi ile başladı. Etkinlikler 16-17-18 Ağustos’ta olmak üzere 3 gün sürecek.
ERÇE: DERGÂHIMIZI BU GERİCİ, IRKÇI ZİHNİYETE TESLİM ETMEYECEĞİZ
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugün bir olmazsak yarın bir araya gelemeyeceğiz. Dergahımızı bu gerici, ırkçı zihniyete teslim etmeyeceğiz. Gün birlik olma günüdür. Kendi canlarımız yakasında bulunan kart ile alınıyor, bu bir zulümdür. Pir Sultan’ın boynuna geçirilen urgan şimdi canlarımızın boynuna geçirilmek isteniyor” dedi.
ASLAN: AKP, HACIBEKTAŞ HALKININ VERGİSİYLE YAPILAN KÜLTÜR MERKEZİNİ BİLE KULLANDIRMIYOR
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan ise “AKP iktidarı, Hacıbektaş halkının vergisi ile yaptığı merkezi bile kullandırmıyor. Alevilere o mekanlar kapalı. Onlar bize izin vermeseler de Hacıbektaşın her alanı bizim için kutsaldır. Biz buradayız” diye konuştu.
“ALEVİLER VARDIR, ALEVİLİK HAKTIR”
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Genel Başkanı Vakfı Ercan Geçmez de konuşmasında şunları söyledi:
“Aleviler yüzyıllardır dergahlarına gelerek niyaz oluyorlar. Dergahlarımız bizimdir. Aleviler üzerinde hegemonya oluşturmaya çalışıyorlar. Aleviler vardır, Alevilik haktır.”
Anma, semahlar ve deyişler ile devam ederken, Hacı Bektaş Veli Dergahı ziyaret edilecek.
PİRHA- 16 Ağustos tarihinde Hacı Bektaş Veli ve 24-26 Haziran tarihinde yapılacak Abdal Musa anma etkinlikleri ile ilgili Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın olumsuz etkisine dikkat çekti. Alevi kurumlarının dergahlarda yaptığı anmaların Cemevi Başkanlığı tarafından yapılmak istendiğini belirten Sazcı, “Gerekirse Aleviler tarafından protesto edilmeli” dedi.
MHP destekli AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Aleviler tarafından kabul görmedi.
Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir Alevi müessesesi olmadığı Alevi Bektaşi toplumunun açık ve net bir şekilde açıkladığını belirtti.
Sazcı, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev yapan kişiler cemevleri ile görüşmelerinde, ‘AİHM kararlarını uygulatmak için geliyoruz. İktidar bir kapı açtı, biz de bu kapıdan yararlanalım, iktidarla görüşmelerimizi sağlayalım, cemevleri ibadethane olarak kabul edilsin’ gibi yaklaşımla cemevlerindeki kişilerle, dedelerle, zakirlerle iletişime geçtiler” dedi.
Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın başında bulunanların, kendilerine bağlanmayı reddeden Alevi kurumlarını terörize ettiğini belirtti.
Doç. Dr. Ayfer Karakaya’nın Alevi Bektaşi dijital arşivi oluşturmak için çalışma başlattığını hatırlatan Sazcı, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı burada kendine bir pay çıkardı. Bir çalışma içerisine girdiler. İktidar her zaman Ali Bektaşi toplumunun lehine olabilecek çalışmaların karşısında yeni bir çalışmayı oluşturuyor. Maalesef bunda başarılı oluyor. En büyük örneği Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapmış oldukları program, Nevruz için ve daha önce de Alevi ozanları için yapmış oldukları program var” diye ifade etti.
“ALEVİ KURUMLARININ BOŞ BIRAKTIĞI ALANLAR CEMEVİ BAŞKANLIĞI TARAFINDAN DOLDURULUYOR”
Alevi Bektaşi kurumlarının bıraktığı boş alanların Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı tarafından doldurulduğunu belirten Sazcı, şöyle devam etti:
“Onların yapacağı Hacı Bektaş Veli anması Alevi- Bektaşi kurumlarının yapmış olduğu tarihte gerçekleşecek. Buna karşı şu an henüz Alevi kurumlarından herhangi bir açıklama olmamakla birlikte buna karşı doğru bir tepki de verilmiyor. Bu da açıkçası bizim eksik bıraktığımız bir alan ve iktidar bunu dolduruyor. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yaptığı çalışma sadece Hacı Bektaş Veli Dergahı ile de kalmayacak. Alevi Bektaşiler özlem ve hasretle bekledikleri Abdal Musa açılışı, İzmir Tire’de bulunan Ali Baba Dergahı açılışı, Hamza Baba’nın açılışı, Hüseyin Gazi Dergahı’nın açılışı gibi açılışları iktidarın kontrolündeki Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı yapacak gibi duruyor. Saydığım dergahların mütevelli heyetinde olan kişiler doğrudan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı içinde yer alıyor.
Burada iktidarın görevlendirdiği bu kişileri hem kurumlardan hem dergahlarımızdan sürmek, buna karşı ciddi bir mücadele içerisine girmek gerekiyor.
“ALEVİLER TARAFINDAN PROTESTO EDİLMELİ”
Aynı gün yeni bir etkinlik gerekiyorsa gövde gösterisi yapılmalı. Dergahlarımızı geri istiyoruz yalın ayak yürüyoruz, diye Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yapmış olduğumuz çalışmanın bir benzeri o gün orada yapılmalı. Gerekiyorsa yürüyüşle, eylemlerle o dergahların bize ait olduğu ortaya konulmalı, orada yapılan anmanın da bizler tarafından yapıldığı ve bizlerin rızası olmadan hiçbir devlet kurumunun böyle bir anmayı yapamayacağının belirtilmesi gerekiyor. Aksi takdirde biz geri adım atarsak iktidar bize 2-3 geri adım attırmayı deneyecektir. Yaşadığımız tarihsel süreç açıkçası bunu gösteriyor.”
PİRHA- Devletin Alevilere ve Aleviliğe yaklaşımının iki yüzlü olduğunu ifade eden İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, “Dedeleri maaşa bağlamak Aleviliğin felsefesine, Alevi Yolunun temel düsturlarına aykırı bir olaydır” dedi.
Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, kamu kaynaklarının, kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.
Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na büyük tepki gösteriyor. İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.
İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.
“ALEVİLİK İSMİ OLACAK, TABELALAR OLACAK AMA ALEVİLİK OLMAYACAK”
PİRHA:Britanya’da inanç olarak tanınan Alevilik, Türkiye’de resmi olarak tanınmamakta. Aynı zamanda iktidar Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında bir kurum açtı. Britanya’da Alevi örgütlülüğü olarak devletin bu çalışmaları konusunda neler söyleyeceksiniz?
İBRAHİM HAS: Tek kelimeyle söylemek gerekirse devletin Alevilere, Aleviliğe yaklaşımı iki yüzlüdür. Sadece cumhuriyet değil, cumhuriyetten önceki devletler, Anadolu topraklarındaki devletler Aleviliğe üç aşamalı bir saldırı düzenliyorlar. Birinci saldırı cumhuriyet dönemine kadar olan dönemde Alevileri keserek, asarak, katlederek Aleviliği bitirileceklerini hesaplıyorlardı. Bunda başarılı olamadılar. Evet birçok katliamlara uğradık ama Alevilik kendisini bir şekilde yaşattı.
İkinci olarak cumhuriyetle başlayan bir dönem, asimilasyon dönemidir. Asimilasyon döneminde de Alevileri başka bir inanca, İslamiyet’e devşirerek Aleviliği bitirmeye çalıştılar. Bunda da başarılı olamadılar. Bin yıllardır olduğu gibi Alevilik kendisini var etmeye devam etti. Son aşama ki bence üçüncü ve en tehlikeli olanı AKP hükümeti tarafından uygulanıyor. Buradaki amaç katlederek bitiremedikleri, asimilasyon ile devşiremedikleri Alevileri değil Aleviliği bitirmek, Aleviliğin içini boşaltmak için politika üretiyorlar.
“DEDELERİ MAAŞA BAĞLAMAK ALEVİ YOLUNUN DÜSTURUNA AYKIRI”
Kültür Bakanlığına bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurarak, cemevlerine ücret vermek için uğraşıyor. Özellikle de kırsal kesimde olan, ekonomik gücü zayıf ve yalnız olan cemevlerine giderek buradaki cemevlerini vaatlerle kandırmaya çalışıyor. Buradaki en büyük tehlikede budur. Bu şöyle tehlikelidir: Dedeleri maaşa bağlamak Aleviliğin felsefesine, Alevi yolunun temel düsturlarına aykırı bir olaydır.
Başkanlık bir emretme, hükmetme kurumudur. Bu Aleviliğin temeline aykırı bir olaydır. Çünkü Alevilikte dede pir, mürşit, rehber ve talip ilişkisi gönüllülük esasına dayanır. Her talip gönül verdiği birisini pir olarak kabul eder ve o ilişki özel bir ilişkidir. Dışarıda birisinin dayatacağı, emredeceği veya tayin edeceği bir şey değildir. Devletin tayin ettiği dedeyle Alevilerin herhangi bir yol açısından bir ilişkisi olamaz. Bu Aleviliğin zaten kökünü bitirmek için yapılmış dezenformasyondur. Bu yol eğer devam edilirse bir süre sonra Alevilik ismi olacak, tabelalar olacak ama Alevilik olmayacak. İslamiyet’e bağlanmış bir tarikattan farkı olmayan bir duruma geleceğiz. Onun için buna kesinlikle karşıyız.
Britanya’daki Alevi kurumları olarak Alevi kurum yöneticileri olarak Aleviler olarak asla böyle bir ilişkiyi kabul etmiyoruz. Bizim devletle ilişkimiz vatandaşlık ilişkisi olabilir. Eşit yurttaşlık temelinde bir ilişkiniz olabilir. Bizim inançsal olarak ne Türkiye Cumhuriyeti devletiyle ne de başka bir devletle bir ilişkimiz olamaz. Bizler dedelerimizin ekonomik ihtiyaçlarını bin yıllardır talip-pir ilişkisi için de zaten karşılıyoruz. Hakullah olarak her talip dedesinin ihtiyacını karşılar.
“DEDE KİMSEYE BAĞLI OLMAMASI GEREKİYOR”
Dede bizim için hakimdir, rehberdir, akıl hocasıdır. Dolayısıyla dede hüküm verirken, cemini bağlarken, vicdanının rahat, bağımsız kimseye bağlı olmaması gerekiyor. Onun için toplumsal olarak ilişkimiz bu şekildedir. Bundan dolayı başkanlığı asla kabul etmiyoruz. Böyle bir ilişkinin içine girmiyoruz. Bu ilişkinin içine giren Alevi kurumlarının veya Alevilerin bizimle hiçbir ilişkisi olamaz. Bizim Yol gereği düşkündürler. Asla kabul edilemez!
-Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından Hacı Bektaş Veli Anma Etkinliklerinde Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki ceylan ve aslanı kaldırdı. Yukarıda bahsettiğiniz tehlikeye örnek midir? Nasıl yorumluyorsunuz?
Bu yıl devletin Hacı Bektaş’daki etkinliklerle aldığı tutum söylediğim üçüncü aşamadaki dezenformasyonun açık bir örneğidir. Bakın bütün Alevilere mal olmuş herkes tarafından kabul edilmiş Hacı Bektaş’ın bir figürü var. Ceylan ve aslanı bir arada tutuyor ve hatta orada ceylanı kucaklayıp korurken aslanı da elini üstüne koyarak onun saldırısını önleyecek, beraber yaşamasını sağlayacak mıydı? Onları bile değiştirmiş. Hacı Bektaş’ın kendi figürü de yani sakalından tutun da bütün portre değiştirilmiş. Bu dezenformasyondur. Bu Alevi önderinden çok, daha çok İslami bir şeyhi andıran durumdur.
İkinci olarak da Alevi Bektaşi ismini kullanıyorsunuz. Aleviliği inanç olarak kabul etmiyorsunuz. Bektaşiliği kabul etmiyorsunuz. Ama öbür tarafta 1826’dan bu yana bütün Alevi dergahlarına el konuldu. Şu anda Alevi dergahlarının hepsi devlet tarafından işgal edilmiş durumdadır. Aynı zamanda Alevi kurumları kendi dergahlarında, kendi mülkleri içinde kiracı durumdadırlar. Bunu Alevilere geri vermeyen devlet, öbür tarafta Alevilik ismini kullanıyor.
Aleviler Hacı Bektaş Veli Dergahında ibadet edemiyorlar. Hatta yakın zamana kadar kendi dergahlarına biletle girmek durumundaydılar. Müze olarak kullanılıyor. Ama öbür tarafta dergahın avlusuna cami yapılarak başka bir inancın orada kendi inancını yaşatmasını, ibadet etmesini sağlıyor. Bu da devletin Alevilerle ve Alevilikle ilgili politikalarındaki samimiyetsizliğinin en basit örnekleridir.
PİRHA- Antalya’dan Hacıbektaş ilçesine gidip Hacı Bektaş Veli Dergahı’na niyaz olup avlusunda muhabbet cemi yürütmek isteyen Alevilere güvenlik görevlilerinin ve ilçe emniyet müdürünün müdahale ettiği duyuruldu. 7 Ağustos’ta yaşanan engellemeyi anlatan Yol hizmetkarı Mustafa Sazcı “Saz ile söz ile aşk ile yapılan bir hizmete edepsizce müdahale ettiler” dedi.
Alevilerin, Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda cem yapması, saz eşliğinde deyiş söylemesi hala yasak.
7 Ağustos’ta Antalya’dan Hacıbektaş ilçesine dergaha niyaz olmaya giden Abdal Musa Derneği Eşit Başkanları Gülçin Akça ve Süleyman Demir ile dernek yöneticileri ve Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı’nın da aralarında olduğu Alevilerin, Dergahta Abdallarla muhabbet edip, deyiş söylemelerinin engellendiği öğrenildi.
“SAZ İLE, SÖZ İLE, AŞK İLE YAPILAN BİR HİZMETE EDEPSİZCE MÜDAHALE EDİLDİ”
Kızıldeli Ocağı Yol Hizmetkârı Mustafa Sazcı, kilitli olan Kadıncık Ana’nın Evi’ne niyaz olduktan sonra dergahın avlusuna geçtiklerini, burada muhabbet etmek isterken güvenlik görevlilerinin müdahale ettiğini şöyle anlattı:
“Kadıncık Ana Sultan’ın kapısı sürekli kilitli olan makamına niyaz olup tekrar Mehmet Turan Dede ile hasbihal etmek üzere dergâha doğru sazlarımız ile yola koyulduk. Yolda çoğu ocağımızın da talibi olan Abdalların olduğu bir grup, uzun süredir cem görmediklerini, eğer dergâhın avlusunda muhabbet bağlarsak memnun olacaklarını söylediler. Biz de Mehmet Turan Dede, Süleyman Demir Baba ve diğer canların olduğu bir grup ile ilk avluda (Ücler Çeşmesi) oturup deyiş söyleyen canlara ayıp olmasın diye meydan evinin ve aslanlı çeşmenin olduğu orta avluya gidip oturduk. Canların toplanması ile birlikte bir deste bağlama arzusu ile saza pençemizi vurduk ancak Kültür Bakanlığı’nın dergâhta güvenlik görevlisi olarak gönderdiği kişi, Alevi Dergâhında Halveti zikirine alışık olmalı ki saz ile söz ile aşk ile yapılan bir hizmete edepsizce müdahale etti.
“SESİMİZİ, SAZIMIZI BASTIRMAK İSTEDİLER”
Aşıkların, ışıkların kabesi olan dergâhta hizmet yürüten bizlere ‘Yok, burada böyle şeyler yapamazsınız’ diyerek sesimizi, sazımızı bastırmak istedi. Kendi dergâhımızda, kendi mekânımızda; erenlerin, evliyaların, aşıkların, sadıkların, dervişlerin, muhiplerin kabesinde hizmet yürüten bizlerin bu gibi şeyleri yapabilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin alması gerektiğini söyledi. Aksi takdirde dergâhı boşaltmazsak zor kullanacaklarını söylediler. Bizler de ‘Ferman padişahın, dağlar bizimdir’ diyen Dadaloğlu’nun, boyun eğmemeyi bize salık veren Kalender Şah’ın, Hamdullah Çelebi’nin düsturu ile ellerinden geleni ardına koymamalarını söyledik. Daha önceden konuşulmuş olacak ki bir dönem ve halen ‘İç güvenlik sorunu’ olarak görülen Aleviliği yaşatmak isteyenleri gözaltı ile tehdit etmek üzre Hacıbektaş İlçe Emniyet Müdürü olduğunu söyleyen şahıs ve beraberinde bir grup polis, dergâha girdi.
Onlar tehditlerine devam ederken Mehmet Turan Dede elimizdeki sazı alıp, dertli döşüne niyaz ederek başladı:
“Kaf u nûn hitabı izhâr olmadan
Biz bu kâinatın ibtidasıyız
Kimseler vasıl-ı didar olmadan
Ol “kabe kavseyn”in “ev edna”sıyız.”
15 YAŞINDAKİ ABDAL ÇOCUĞU GÖZALTINA ALMIŞLAR
Mürşid-i Kâmil Harabi Baba’nın bu Hakikat kelamının dergâhta yankılanması rahatsız etmiş olacak ki bir anda celallenip çevrede bizleri dinleyen Abdallara saldırdılar. O sırada fakirin telefonu ile kayıt alan 15-16 yaşlarındaki bir Abdal gencini ise ite kaka kimlik ibraz edememesini bahane göstererek tüm engellemelerimize rağmen gözaltına aldılar. Oradaki güvenlik görevlileri belkide İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeyi referans alarak engellediler, saldırdılar ancak peki ya bizim içimizdeki rayberlere, Hınzır Paşalara ne demek gerek?”
“KARARLI OLMAMIZ LAZIM”
Mustafa Sazcı, Alevi kurumlarının el konulan dergahların istenmesi ve laik eğitim konusundaki eylemlerinin sürekli olması gerektiğini aksi taktirde yapılanların saman alevi gibi söneceğini belirterek, kararlı olunması gerektiğine dikkat çekti.
Sazcı, “Alevi gençlik mücadelesinin potansiyel enerjisini de kanalize ederek mücadeleyi menziline eriştirebiliriz. Bunu yapamazsak dün dergâhtan kovulduk, bugün ‘ceylanı, aslana yedirdik’, yarın ise Yunus gibi ‘Hünkâr’ı’ da elimizden alacaklar. İhtiyacımız olan, Hacıbektaş Belediye Başkanı olan zatın “Esmer vatandaşlar” olarak ötekileştirdiği Abdalların itikatı ve didar-ı Hünkâr’a varmaktaki kararlılıkları” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Aleviler, Hacıbektaş ilçesinde bu sabah Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin huzuruna yürüyerek ulaştılar. Dergah önünde bir konuşma yapan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslanla ceylanı yok ederek yeni portre oluşturan AKP hükümetine tepki gösterdi. “Bize yaşamayı değil ölümü” gösteriyorlar diyen Geçmez, demokratikleşmemesinin ülkenin en büyük sorunu olduğunu kaydetti.
Aleviler, Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde yapılan 60. Ulusal 34. Uluslarası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında, Hacı Bektaş Veli Dergahı’na yürüdü.
Dergah önünde Aleviler adına Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez bir konuşma yaptı.
“Barış diyen, insan çeşit çeşit diyen Hünkarın bir kez daha huzurundayız” diyen Ercan, dün akşam Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri sırasında bir konuşma yapan Hacıbektaş Kaymakamı İbrahim Engin Şenay’ın “Atilla’nın istilasından sonra Hacı Bektaş Veli’nin geldiğini söylemesine tepki gösterdi.
KAYMAKAMA TEPKİ: BİZ İSTİLACI DEĞİLİZ!
Alevilerin istilacı olmadığını hatırlatan Ercan Geçmez şunları ifade etti:
“Üç gündür burada hem Türkiye’nin sorunlarına özelinde de Alevilerin sorunlarına ilişkin etkinlikler, konuşmalar yapılıyor. Daha öncesinde alternatif bir etkinlik yapan Kültür Bakanının konuşmaları vardı. Herkes ağzını açtığında Hünkarın bir barış elçisi olduğunu söylüyor. Dün burada en büyük mülkiamir olan kaymakamın yaptığı konuşmada Atilla’nın istilasından sonra Hünkarın da buraya geldiğini söylüyor. Biz istilacı falan değiliz. Bizim inancımızda başkasının gözyaşı üzerinden toprak edinmek, yer edinmek yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.”
“HÜNKARIMIZIN KUCAĞINDAKİ ASLANI VE CEYLANI ALDILAR”
Geçmez, 13 Ağustos’ta anma etkinliği yapan AKP hükümetinin ve güdümünde kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın Hacı Bektaş Veli’nin kucağındaki aslan ile ceylanı kaldırarak yeni portre oluşturmalarına sert tepki verdi.
Geçmez, “Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin güvercin donunda buraya geldiğini hem kaymakam bey, hem diğer konuşmacılar yaptılar. Ama bu güvercin donunda geldiğini söyleyenler pirimizin huzurunda bu konuşmayı yapanlar, pirin yıllardır simgesi olan üç canlıyı, kendisi, ceylanı ve aslanı kucağından alıp canlıyı cansıza çevirmeye teşebbüs ettiler. Biz yaşamı kutsayan bir inancız. Yaşamı kutsayan inanç olarakta yaşamın içindeki her türlü çeşitliliğe hürmet gösteren bir inancız. Hünkarımızın kucağındaki aslanı ve ceylanı alanlar aslında şunu bize söylüyorlar: Size yaşamı değil, ölümü gösteriyoruz! İnadına diyoruz ki herkesin yaşam hakkı bizim yaşam hakkımız kadar kutsaldır” dedi.
“TÜRKİYE’NİN SORUNU, CEMEVİNİ İBADETHANE OLARAK KABUL ETMEYENLERDİR”
Alevilerin eşit yurttaşlık istediğini vurgulayan Geçmez, şöyle devam etti:
“Biz Aleviler birlikte yaşamayı hep savunduk. Türkiye’nin sorunu Alevilik değil, Türkiye’nin sorunu demokratik olmayan bir anayasa, hukukun üstünlüğünün kaybolması, çoğunlukta olanların azınlıkta olanların hakkını savunmamasıdır. Türkiye’nin sorunu, Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı kurup cemevini ibadethane olarak kabul etmeyenlerdir. Türkiye’nin sorunu bizim çocuklarımıza zorla din dersi öğretenlerdir. Türkiye’nin sorunu Alevi köylerine zorla cami yapanlardır. Türkiye’nin sorunu Sünni köylere yol hizmet götürürken, Alevi köylerine hizmet götürmeyip halkımızı birbirine düşman edenlerdir. Biz bunlara inat birlikte yaşamayı savunacağız, başka çaremiz yok.”
Ercan Geçmez, 16 Eylül’de İzmir’de yapılacak olan ‘Laik Eğitim, Laik Yaşam ve Eşit Yurttaşlık Mitingi’ne herkesi davet etti.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın içinde bulunduğu çamlıkta henüz nedeni bilinmeyen bir yangın çıktı. Kısa süreli paniğe yol açan yangın İBB İtfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.
Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne ev sahipliği yapan Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda yangın çıktı. Dergahın doğusunda kalan çamlık alanda çıkan yangının nedeni bilinmezken, yangın İBB İtfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.
Kısa süreli paniğe yol açan yangın sonrası dergah girişi polisler tarafından kapatıldı.
PİRHA- Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bulunduğu alandaki Hacıbektaş Belediyesi’ne ait olan bir kısım taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne satışının yapılması kararı yargıya taşındı. Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, satışın durdurulması için Hacıbektaş Cumhuriyet Savcılığına başvurduğunu açıkladı. Aksu, “Hacı Bektaş Alevilerin inanç merkezidir. Bir metrekare yerin devredilmesini, satılmasını istemiyoruz” dedi.
Hacıbektaş Belediye Başkanlığı’nın Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne yazmış olduğu 31.05.2022 tarihli yazısında, Savat Mahallesi’ndeki Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın bulunduğu parseldeki 4.459,60 m2’lik alanda bulunan Hacı Bektaş Belediyesi’ne ait taşınmazın Vakıflar Bölge Müdürlüğüne satışının yapılacağı açıklanmıştı.
Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, Hacı Bektaş Belediye Başkanlığı’nın almış olduğu meclis kararını yargıya taşıdı.
Aksu, satışın durdurulması için Hacıbektaş Cumhuriyet Savcılığına başvurduğunu açıkladı. Belediye meclis üyesi olan ve karar görüşmelerinde satışa karşı çıkan Mustafa İncesu’nun da ilerleyen günlerde İdare Mahkemesine bir başvuruda bulunacağı belirtildi.
Hacı Bektaş Veli Derneği Danışma Kurulu Başkanı Recai Aksu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, dergah içerisinde bulunan taşınmazın Vakıflar Bölge Müdürlüğüne devredilmesini doğru bulmadıklarını söyleyerek yargıya başvurduklarını aktardı.
Yapılan açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi:
“Hacıbektaş Veli Dergahı Alevilerin Serçeşmesidir. Hacı Bektaş Alevilerin inanç merkezidir. Bizler değerlerimize sahip çıkmalıyız. Bir metrekare yerin devredilmesini, satılmasını istemiyoruz. Baştan belirtelim, biz Aleviler camiye, kiliseye, havraya ve tüm inanç merkezlerine ve inanç önderlerine saygılıyız. Alevilerin kutsal mekanlarına da, cemevlerine de saygı duyulmasını isteriz.”
“BELEDİYE, VAKIFLARA SATIŞ İÇİN BAŞVURU YAPTI”
Belediye meclisinde konu ile ilgili yapılan tartışmaların tutanaklarını da yayınlayan Aksu, ellerindeki belgelere göre; Hacıbektaş Belediyesi’nin Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne satış için başvurduğunu belirtti.
Belediye meclisinde yapılan görüşmeler sırasında söz konusu arsanın satılmaması için direndiklerini ve konuyu ’halka soralım’ önerisinde bulunduklarını da kaydeden Aksu, Belediye Başkanı Yoldaş Altıok’un ‘hayır’ oyu kullandığını kaydetti.
Dergahın arsasının satışının meclis kararından 5 gün sonra 09.08.2022 tarihinde Hacı Bektaş Veli Tekke ve Camii Vakfı’na satışının gerçekleştiğini de söyleyen Aksu, 31.08. 2022 tarihinde Kayseri İdare Mahkemesine de dava açtığını ve davanın hala sürdüğünü aktardı.
“Bizler; Rızalık Şehri kuramıyla, insanların barış içinde, eşit koşullarda, birlikte yaşamını savunuruz, şiddete ve savaşlara karşıyız, bütün inançlara saygılıyız, insanlar arasında renk, ırk ayırımı yapmayız ve ötekileştirmeyiz. Halklar ve kültürler arasında dostluğu, kardeşliği, eşitliği ve dayanışmayı bir düstur olarak kabul ederiz ve yaşarız. Her türlü haksızlığa karşıyız. Biat kültürünü reddederiz. Kadının toplumda eşitliğini savunuruz.
Bizler; demokrasi penceresinden bakan, etnik ve inanç aidiyeti ne olursa olsun; Ülkemizde yaşayan tüm yurttaşların kardeşçe, barış içinde yaşadığı tam demokratik ve laik Türkiye’yi savunanlarız… Sizleri hem bilgilendirmek, Alevi-Bektaşi Toplumu Temsilcilerini ibadet merkezinize sahip çıkmaya çağırmak ve hangi inançtan ve etnik kökenden olunursa olunsun düşünce ve inanç özgürlüğünü savunan herkesi duyarlı olmaya ve dergah içindeki arsanın yeniden gerçek sahiplerine verilmesini istiyoruz.”
PİRHA- “Hacı Bektaş Veli Dergâhı bizim Serçeşmemizdir” diyen Yol yürütücüsü Ozan Dertli Divani, dergahın müze statüsünden kurtarılıp Alevi toplumunun iradesine teslim edilmesi gerektiğini söyledi. Alevilerin kutsal mekanlarının siyasete alet edilmemesini vurgulayan Dertli Divani, “Alevi öğretisine hiçbir siyasetin gölgesi düşmemeli” dedi.
Yol yürütücüsü Ozan Dertli Divani, Hacı Bektaş Veli Türbesinin Alevilere iade edilmemesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“Hacı Bektaş Veli Dergâhının bizim Serçeşmemizdir” diyen Dertli Divani, “Orası bizim hem inanç merkezimiz, hem de bütün müşküllerimizi çözdüğümüz en üst kurulumuz, gönülleri birleyip cem olduğumuz, erkanları yürüttüğümüz kutsal bir mekân” dedi.
Dertli Divani, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nın müze statüsünden kurtarılıp Alevi toplumunun iradesine teslim edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Alevilerin kutsal mekanlarının siyasete alet edilmemesini vurgulayan Dertli Divani, “Alevi öğretisine hiçbir siyasetin gölgesi düşmemeli. Zaten etik siyaset yapanlar da böyle düşünürler, olaylara böyle yaklaşırlar. İnançlar, kültürler, halkın yarattığı değerlerdir, buna toz kondurmamamız gerekiyor. Bugün sizin en yakın durduğunuz siyasi yapıda yarın yan çizebilir size hak ettiğiniz değeri vermeyebilir, sizin kabul görmeniz gerektiği noktada sizi reddedebilir. Bundan dolayı inanç yapılanmaları özerk olmalı” diye belirtti.
“1, 2 CEMEVİ YAPIP KULLANIMIMIZA SUNMALARI BİR İHSAN DEĞİL”
Dertli Divani, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Toplumun önde gelen canları, insanları, rehberleri, piri, zakiri, ozanı, aşığı kılı kırk yararak, attığı her adımı ölçerek, biçerek hesap etmesi gerekir. Politik sözler, vaatler bu kültürel değerleri imhaya yöneliktir. Bizim paraya pula ihtiyacımız yok. Düşünsel ve inançsal anlamda kendimizi ifade ettiğimiz biçimde kabul görelim, başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok.
Yüzyıllar boyu dedelerini, pirlerini, aşıklarını, sadıklarını, hizmet ehillerini bu toplum rıza lokmalarıyla muhannete muhtaç etmemişler, bugün de etmiyorlar. Onların bize 1,2 cemevi yapıp kullanımımıza sunmaları bir ihsan değil. Bunun kat kat fazlası bizim hakkımız ama bizler laik ve demokratik sistemin o hassas dokuları zedelenmesin diye bunların da artık yapılmasına gerek yok diye düşünmemiz gerekiyor.”
PİRHA- Aleviler, 12 imamlara atfen 12 kazan aşure pişirerek, Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde paylaştı.
59. Ulusal, 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’ta bir araya gelen Aleviler, aşure lokmalarını pay etti.
Çilehane’de yapılan Hasret Gültekin heykelinin açılışından sonra dergah önüne gelen Aleviler, 12 imamlara atfen 12 kazan aşure pişirerek, Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde lokmalarını paylaştı.
“AŞURE GİBİ TÜM ÇEŞİTLİLİĞİMİZLE BİR ARAYA GELECEĞİZ”
Lokma paylaşımından önce konuşma yapan AKD Genel Başkanı İsmet Kurt, “Biz Aleviler olarak buraya geldik, ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ dedik. Bir kez daha haykırdık bu talebimizi ve bu konuda mücadelemiz sürecek. Cemevlerini ziyaret ederek ve çimento vererek Alevi sorununu çözemezsiniz. Alevi sorunu haklarımızı vererek ve eşit yurttaşlık talebimizi kabul ederek çözülür. Bildiğiniz gibi aşurenin içerisinde binbir çeşit malzeme var. Bu malzemelerin hepsi ayrı ayrı ama bir araya geldiklerinde güzel bir lezzet ortaya çıkartıyorlar. Biz de bu ülkede çeşitliliğimizle bir araya geleceğiz ve herkesin özgürce yaşadığı bir düzen kuracağız” dedi.
Konuşmanın ardından lokma gülbengi okundu.
AKD İnanç Kurulu Başkanı Ercan Kazım Özer tarafından okunan gülbengten sonra aşure lokmaları dağıtıldı.
PİRHA- Alevi kurumları yöneticileri, üyeleri ve Alevi yurttaşlar, ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ sloganıyla Hacı Bektaş Veli Dergahı’na üç koldan yürüdü. Yürüyüşe CHP ve HDP’li milletvekilleri de katıldı.
Aleviler, 59. Ulusal 33. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri kapsamında Hacıbektaş’a üç koldan yürüyüş yaptı. Yürüyüşler Kayseri girişinden, Mucur girişinden ve otogar girişinden başlatıldı.
Alevi kurumları yöneticileri, üyeleri ve Alevi yurttaşların ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ sloganıyla yalınayak, başı açık şekilde yaptıkları yürüyüş, Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde sonlandırıldı.
Yürüyüş boyunca ‘Dergahlarımızı istiyoruz’ pankartları açılırken, yürüyüşe Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üyesi çok sayıda milletvekili de katıldı.
Yürüyüş boyunca sık sık, ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Devletin Alevisi olmayacağız’, ‘Aleviyiz haklıyız kazanacağız’, ‘AKP elini inancımızdan çek’ sloganları atıldı.
Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde bir araya gelen Aleviler burada ortak basın açıklaması yapacak.
PiRHA- Abdal yurttaşlar Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde semah döndü.
Her yıl Hacıbektaş’a gelen Abdallar, Hacı Bektaş Veli Dergahı önünde semah döndü.
Hacı Bektaş Veli’yi anma etkinlikleri kapsamında Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine gelen Abdallar dergah önünde bir araya geldi. Abdallar, Zakir Hüseyin Durmaz’ın söylediği deyişler eşliğinde semah döndü.
PİRHA- Adana Teberler Derneği Başkanı Suat Kömür, büyük ekonomik sıkıntı yaşamalarına rağmen her yıl Hacıbektaş’a niyaz olmaya gelen Abdalların yaşadıkları sorunları anlattı. En önemli sorunlarının barınma olduğunu ve polisin saldırısına maruz kaldıklarını söyleyen Kömür, “Sürekli ötekileştiriliyoruz. Temel ihtiyaçlarımızın sağlandığı, çadır kurabileceğimiz bir yer istiyoruz sadece. Ama bizi yıldırmak için bilinçli olarak yapmıyorlar” dedi.
Adana Teberler Derneği Başkanı Suat Kömür, büyük ekonomik sıkıntı yaşamalarına rağmen her yıl Hacıbektaş’a niyaz olmaya gelen Abdalların yaşadıkları sorunları PİRHA’ya anlattı.
Her yıl Hacıbektaş’a yüzlerce Abdalın geldiğini söyleyen Kömür, en önemli sorunlarının barınma olduğunu ve bu sorunun çok basit bir şekilde istenirse hemen çözülebileceğini belirtti.
Yetkililerin gösterdiği yerde çadır kurmalarına rağmen polisin saldırısına maruz kaldıklarını da aktaran Kömür, bilinçli olarak dışlandıklarını ancak hiçbir baskının Abdalları Hacıbektaş’a gelmekten vazgeçiremeyeceğini vurguladı.
“35 YILDIR BURAYA GELİYORUZ VE HER YIL AYNI SORUNLARI YAŞIYORUZ”
Adana’daki Teberlerin, Abdalların temsilcisi olan Suat Kömür, Hacıbektaş’ta her yıl aynı sorunları yaşadıklarını ifade etti. Kömür, pandemiden bu yana katılımın en fazla olduğu yılın bu yıl olduğunu belirterek, “Yoğun bir Abdal Alevi katılımı söz konusu. 3 gün içerisinde 50 bine yakın Abdal Alevi burayı ziyaret edecek. Bizler buraya 35 yıldır gelip gidiyoruz. Her yıl aynı sorunları yaşıyoruz. Burada her zaman ötekileştirilmeye maruz kalıyoruz. Çadır kuruyoruz, kurdurmuyorlar. Barınacak yer istiyoruz yer göstermiyorlar. Buraya gelen insanlar şartlanarak geliyorlar. Abdallar genelde yoksul insanlar. Hacıbektaş’a gideceğim diye şartlanıyorlar ve para biriktiriyorlar. Bütün birikimleri ile de buraya geliyorlar. Abdalların en önemli sorunu barınma sorunu. İnsanlar barınacak yer bulamadıkları zaman kamp çadırları alıyorlar ve uygun buldukları yerlere, kimseye zarar vermeyecek şekilde kuruyorlar. Bu durum da şehirde nedense yetkililerin gözüne batıyor” diye konuştu.
“POLİS, KAHVALTI YAPAN ABDALLARIN ÇADIRLARINI DAĞITIP, HAKARETLER ETMİŞ”
‘Bizi yıldırmaya çalışıyorlar. Açık açık gelmeyin diyorlar’ diyen Kömür, sözlerine şöyle devam etti:
“Diğer Alevilerin gözünde Abdallara karşı bir ön yargı yaratmaya çalışıyorlar. Bunlar Abdal, bunlar Çingen, bunlar hırsızlık yapar, diyorlar. Herkesin bu gözle Abdallara bakmasına neden oluyorlar. Bu yıl buraya geldiğimizde 5-6 dernek olarak belediye başkanıyla görüştük. Çadırlar bizden, bu çadırlarımızı kurabileceğimiz bir yer verin, dedik sadece. Ama belediye başkanı bunu çözemedi. Hala çözülmüş de değil. Çeşitli illerden 10 otobüs geldi şu an. Bu insanları barındıracak yer bulamıyoruz ve yetkililerden bir çözüm üretmesini bekliyoruz. Belediye çadır kurmamız için Babapınar diye bir köyü adres gösterdi. Biz de gittik gösterilen alana çadırlarımızı kurduk. Ancak daha sonra köylülerin şikayet ettiği gerekçesiyle polisler geldi ve sabah kahvaltı yapan Abdallara müdahale etti. Çadırlarını dağıttı. Hakaret etmişler ve insanların çadırlarını başlarına yıkmışlar. Orayı dağıtarak şiddetin bir türlüsünü uygulamış oldu polis. ‘Buradan gidin, şehir içine çadır kurmak yasak, şehrin dışına gidin. Biz mi çağırdık sizi, gelmeyin’ gibi laflar etmişler.”
“DÜN GELEN ABDALLAR KESİMHANEDE YATMAK ZORUNDA KALDI”
Sürekli bu şekilde dışlandıklarını ve ötekileştirildiklerini vurgulayan Kömür, 3 gündür sorunlarını dile getirmeye, seslerini duyurmaya çalıştıklarını aktardı.
Abdalların, Hacıbektaş’a inançlarının ritüellerini yerine getirmek için geldiklerini ve maddi anlamda çok fazla zorluk yaşadıklarını kaydeden Kömür, “Evinde ekmeği olmasa bile 3 ay çalışıyor, biriktiriyor ve gelip burada niyaz oluyor. Barınmanın yanı sıra su sorunu da yaşıyoruz. En temel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz. Dün gelenler kesimhanede yatmak zorunda kaldılar. Hiç hijyenik olmayan durumlarda yaşamlarını idare ettirmek zorunda kalıyorlar. Çünkü nereye gitseler dışlanıyorlar ve yerlerinden ediliyorlar. Abdallar kimseden bir şey istemiyor. Bize dokunmayın başka bir şey istemiyoruz. Yani gölge etmeyin başka ihsan istemez diyoruz. Bu insanlardan vergi alınıyor. O zaman niye dışlıyorsunuz? Belediye Başkanı çözüm bulsun diye girişimlerde bulunduk. Şimdi yine aynı köye çadır kurmamız için bizi yönlendirdiler. Oradaki köylüler de bizim orada çadır kurmamızı istemiyor. Geldiler ve bize sataştılar. Orada durursak kavga çıkacak, kan dökülecek. Bunu da istemediğimiz için o köye gitmek istemiyoruz. Şimdi aradılar ve tekrar aynı yere çadır kurmamızı, güvenlik görevlisi ve polislerin de orada bekleyeceğini belittiler. Biz böyle bir çözüm istemiyoruz” dedi.
“İSTERLERSE ÇADIR KURMAMIZ İÇİN BİR ALAN AYIRABİLİRLER”
Hacıbektaş’ta yapılan etkinliklerin tarihlerinin önceden belli olduğunu, buraya Abdalların barınması için temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir yer ayrılabileceğini dile getiren Kömür, şunları anlattı:
“İsterlerse çadır kurmamız için bir alan ayırabilirler. Oraya bir su çekebilirler ve mobil bir tuvalet koyabilirler. Çok basit ama bunu bilinçli olarak yapmıyorlar. Bunu bir yıldırma politikası olarak uyguluyorlar. Bu etkinliklere elit insanlar gelip gitsin istiyorlar. Abdalları öyle görmüyorlar, yakıştırmıyorlar buraya. İnançtan ziyade görünüşe önem veriyorlar.
“BU POLİTİKALAR BİZİ YILDIRAMAZ, HER YIL GELMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Belediye Başkanıyla yüz yüze görüşemedik. Bizimle 5 dakika görüşme lütfunda bulunmadı. Biz buranın yetkililerinden, mülkiye amirlerinden, belediye başkanından her yıl geldiğimizde çeşmesi olan, tuvaleti olan, bir çadır kurma alanı vermelerini istiyoruz. Buraya her yıl geliyoruz ve en az 3 gün kalıyoruz. Onu bile bize çok görüyorlar. Şunu da söylüyorlarmış, bunlara çadır alanı verirsek bunlar burada kalır, gitmezler. Burada Hacı Bektaş Veli Hünkar efendimizin türbesi olmasa Hacıbektaş’tan kimse arabayla bile geçmez, dolanıp geçerler. Öyle bir yer. Biz kendilerinden atla deve istemiyoruz, imkansız bir şey istemiyoruz. Barınma yeri istiyoruz sadece. Alevi kurumları ile de görüştük, konuştuk. Onlar da görüşmeler yaptıklarını söylüyorlar. Kim ne yaparsa yapsın biz Abdallar yılmayacağız. Her yıl buraya gelmeye devam edeceğiz. 2 gün dışarıda kalırız, bununla kimse ölmez. Polis müdahalesi de bizi korkutmaz. İnsanları dışlamasınlar, insanları hor görmesinler, ayrımcılık yapmasınlar. Türkiye’de 2 milyon Teber Abdal nüfusu var. Bunların bir milyonundan fazlası seçmen nüfusu. Kimse bizi yok sayamaz. Yarın seçim olduğunda da kapımıza gelmesinler.”
PİRHA-Hacı Bektaş Veli anmasına katılmak için gelen Abdalların çadırları sabah saatlerinde polis tarafından söküldü. Çadırların kaldırılmasına tepki gösteren Abdallar, “Dergahımıza girmemize izin vermiyorlar. Çadırlarımızı söktüler ve buradan gidin, dediler. Ellerinde gelse uçaktan bakıp dönün diyecekler. Bu zulümdür” dedi.
Her yıl binlerce kilometre yol kat edip Hacı Bektaş Veli Dergahına niyaz olmak isteyen Abdal Aleviler bu yıl da ayrımcılığa maruz kaldı. Sabah saatlerinde kurdukları çadırlar polis tarafından sökülürken, Abdallar bu duruma tepki gösterdi.
Her yıl olduğu gibi bu yıl yıl da Hacı Bektaş Veli Dergahına niyaz olmaya geldiklerini ifade eden Abdallar, “Bizim buraya gelmemizi kimse engelleyemez. Bizi sürseler de biz dergahımıza geleceğiz. Yatacak bir yeri bile bize çok görüyorlar. Biz konaklamak için yer istiyoruz, başka bir şey değil” dediler.
Hacı Bektaş Veli Dergahının talibi olduklarını ancak ayrımcılığa uğradıklarını belirten Abdallar, “Biz neden dışlanıyoruz? İçeceğimiz su yok. Bir çay içmemize bile izin vermiyorlar. Bu zulümdür. Dergah herkesindir. Bu ayrımcılık niye?” diye sorarak, ayrımcılığa son verip, sorunlarına çözüm istediler.