Etiket: hacı bektaş veli postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy

  • ‘Hacıbektaş Dostluk ve Barış Ödülü’ Postnişin Veliyettin Hürrem Ulusoy’a verildi-VİDEO

    ‘Hacıbektaş Dostluk ve Barış Ödülü’ Postnişin Veliyettin Hürrem Ulusoy’a verildi-VİDEO

    PİRHA- 61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri kapsamında Dostluk ve Barış Ödülü Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy’a verildi.

    61. Ulusal 35. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri kapsamında dört kategoride verilen ödüllerin sahipleri belli oldu.

    Bu yıl planlanan programda ödüllerin Dostluk ve Barış Ödülü, Yaşayan İnsan Hazinesi Hizmet Ödülü, Akademik Araştırmalar Ödülü, Kültür Sanat Ödülü olarak dört dalda verilmesi kararlaştırıldı.

    Ödül komitesinde Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Kaim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Timisi Nalçaoğlu, bağımsız akademisyen Prof. Dr. Çiğdem Boz ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Aslan yer aldı.

    Ödül töreninde, “Hacı Bektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü” Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Hürrem Ulusoy’a, “Hacı Bektaş Veli Akademik Araştırmalar Ödülü” Doç. Dr. Meral Salman Yıkmış’a, “Hacı Bektaş Veli Kültür ve Sanat Ödülü” Kılavuz Bakır’a, “Hacı Bektaş Veli Yaşayan İnsan Hazinesi Ödülü” Adil Ali Atalay’a verildi.

    PİRHA/NEVŞEHİR

  • Alevi örgütleri Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda çerağ uyandırdı-VİDEO

    Alevi örgütleri Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda çerağ uyandırdı-VİDEO

    PİRHA- UNESCO’nun 2021 yılını Hacı Bektaş, Ahi Evran ve Yunus Emre yılı ilan etmesinin ardından Alevi örgütleri  Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda çerağ uyandırdı.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE), Alevi Vakıflar Federasyonu (AVF) ,Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV), Alevi Kültür Dernekleri (AKD) ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) öncülüğünde Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda çerağ uyandırıldı.

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişi Veliyettin Ulusoy’un çerağ uyandırdığı etkinlikte ayrıca deyiş ve nefesler seslendirildi.

    UNESCO tarafından 2021 yılının Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre yılı olarak ilan edilmesinden dolayı, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumları Hacı Bektaş Veli Dergahı’nda buluşup birlikte delil uyandırarak anma etkinliklerini başlattı.

    Hacı Bektaş Dergahı’nda yapılan ve kurumlar adına ortak açıklamayı okuyan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Pir Hüseyin Güzelgül, “Burada da uyandıracağımız çerağımızın ışığıyla, barıştan, kardeşlikten yana, karanlığa ışık olanların yolundan yürüyeceğiz. 73 millete bir nazarla bakmaya, bu topraklara eşitlik, kardeşlik ve barışı getirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Aşk olsun bu yolu sürdürenlere” diye konuştu.

    “ALEVİ İNANCI BU TOPRAKLARDA OLMASADA DÜNYADA HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRDÜ”

    Tarih boyunca yok sayılan Alevi inancının, felsefesinin, yol önderlerinin bu topraklarda olmasa da dünyanın farklı alanlarda hak ettiği değeri gördüğüne işaret eden Güzelgül, “Sizleri Pir Sultan gibi direnen, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre, Ahi Evran gibi bilim ve sevgi öğreten, Kadıncık Ana gibi yoluna sahip çıkan, ulularımızın, pirlerimizin, mürşitlerimizin bize ulaştırdığı delilin narındaki ışıkla, aşkla selamlıyoruz. Tarih boyunca yok sayılan inancımız, felsefemiz, değerlerimiz, yol önderlerimiz, bu topraklarda olmasa da dünyada farklı alanlarda hak ettiği değeri görüyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, 2021 yılını Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Ahi Evran yılı ilan etmesi, çok renkliliğimizi hiçbir baskın düşüncenin değiştiremeyeceğinin en güzel örneğidir. Görmezden gelinen her şey, daha da görkemli haliyle çıkar karşınıza” dedi.

    “TAŞIDIĞIMIZ, YAKTIĞIMIZ ÇERAĞ İNSANLIĞIN ÇERAĞIDIR”

    “Bugün doğanın uyandığı, zalime karşı direniş ateşinin yakıldığı, Şahı Merdan Ali’nin doğduğu Newroz bayramında, iyiye ve doğruya bağladığımız özümüzle bu meydandayız!” diyen Güzelgül, uluların, erenlerin ışığını tüm dünyaya ellerinden geldikçe her yere ulaştırmanın, anlatmanın başlangıcı olan çerağı yaktıklarını dile getirdi.

    Güzelgül, uyandırdıkları çerağın ışığıyla, barıştan, kardeşlikten yana, karanlığa ışık olanların yolundan yürüyeceklerini ifade ederek, “Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’den öğrendik, barışın, sevginin insanların yüreğini yeşerttiğini, iyinin kötüden üstün olduğunu ve 73 millete bir nazarda bakabilmeyi, İnsanlığa çağrımız da böyledir. Taşıdığımız, yaktığımız çerağ, insanlığın çerağıdır. İnsanlığa, sevgiye, akla, bilime, eşitliğe, kardeşliğe, adalete, birliğe, özgürlüğe delil olsun diye yakarız. Bu zulüm kokan topraklar, bu kanlı tarih bizi defalarca haklı çıkardı ki; yol kardeşlik yoludur. Yol eşitlik yoludur. Yol akıl ve bilim yoludur. Yol barış yoludur. Burada da uyandıracağımız çerağımızın ışığıyla, barıştan, kardeşlikten yana, karanlığa ışık olanların yolundan yürüyeceğiz. 73 millete bir nazarla bakmaya, bu topraklara eşitlik, kardeşlik ve barışı getirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Aşk olsun bu yolu sürdürenlere” şeklinde konuştu.

    Çerağ uyandırmanın ardından Alevi kurum temsilcileri ve Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişi Veliyettin Ulusoy dergah bahçesine karadut ekti.

    PİRHA/NEVŞEHİR

     

  • Çerağ-ı Hacı Bektaş Veli gülbenkler ile uyandırıldı-VİDEO

    Çerağ-ı Hacı Bektaş Veli gülbenkler ile uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA- Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2021 yılını “Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre Yılı” ilan etti. Alınan karar doğrultusunda, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre, 2021 yılında tüm dünyada farklı toplumsal, inançsal ve siyasi kesimler tarafından çeşitli etkinliklerle anılacaklar.

    UNESCO tarafından 2021 yılının Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre yılı olarak ilan edilmesinin ardından Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı tarafından çerağ uyandırıldı.

    Dertli Divani’nin deyiş-i duazları eşliğinde ve Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişi Veliyettin Hürrem Ulusoy’un gülbenkleri ile gerçekleşen çerağ uyandırılmasında ana tema olarak Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin çerağı uyarması ve aydınlanmayı gerçekleştirmesi sembolize edildi.

    Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı  tarafından yapılan bu çalışma Alevi Bektaşi inancı ibadetlerinden On İki hizmetten biri olan “Delil/Çerağ Uyarma Hizmeti” temel alınarak hazırlandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişinlerinden bildiri: Ali’yi bilmeyen kendini Ali bilir!

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişinlerinden bildiri: Ali’yi bilmeyen kendini Ali bilir!

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişinleri Sefa Ulusoy ve Veliyettin Hürrem Ulusoy’un imzalarıyla Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı ve Vakfı adına “Ali’yi bilmeyen kendini Ali bilir!” başlığı altında bir bildiri yayınlandı. Son dönemde meydana gelen, Yolumuzun temel düsturları ve Alevi Bektâşi toplumunun inancında yeri olmayan yaklaşımlara dair olan bildiri “Gelin gönül gözümüzü açalım! Nefis körlüğünden, dilli-dilsiz şeytanların esaretinden kurtulalım, aslımıza dönüp ve özümüzü dara çekip, ikrar verelim” sözleriyle son buluyor. 

    Hacı Bektaş Veli Dergâhı Postnişinleri Sefa Ulusoy ve Veliyettin Hürrem Ulusoy’un imzalarıyla Hünkar Hacı Bektaş Veli Dergahı ve Vakfı adına “Ali’yi bilmeyen kendini Ali bilir!” başlığı altında bir bildiri yayınlandı. Son dönemde meydana gelen, Yolumuzun temel düsturları ve Alevi Bektâşi toplumunun inancında yeri olmayan yaklaşımlara dair olan bildiriyi olduğu gibi yayınlıyoruz:

    ALİ’Yİ BİLMEYEN KENDİNİ ALİ BİLİR!

    Ali’yi karadan okuyan yüzünün karasını görmez de Ali’yi karadan sanır. Ali’yi karadan sananın teni kırk teneşirden geçse yunup arınmaz: Ali nurdur, nurdandır; biz o nurdayız, o nurdanız! can da O’dur, canan da! Ne canımızı ne cananımızı elden biliriz; Alidir ki o konuştuğumuz dilden biliriz! Dilimiz hiçbir kitaba gelmez; her kitap ondan bir fasıldır. Her kitap; her beden Ali’ye ten! Kitabı bırakıp kabına secde olan, canı bırakıp teni yuyan hem kitaptan olur hem Ali’den!

    Kimdir o Ali’ye hüccet getire; odur ki Ali’yi inkâr ede! Kim soyunu mızrak üzre çekip yürürse Ali’nin üstüne yürür. Hizmet eyle talibe, sofra kur, turap ol canana ki soyun kutlulansın denir de soyun kutludur ki sana sofra kurula denmez! Soyuna borcunu inkâr ile alacaklıyım deyu dolanan, soyuna borcunu talibe hizmet ile ifa etmeyen, soya borcu soya hizmet sanan Ali soyundan değil Muaviye tahtındandır! Tahtı Muaviye’dir kim bahtı Muaviye! Ali’nin yolundan ırak.

    “Ali dindir, Ali iman”: Ne dinimizi ne imanımızı müflis tüccar misali pazara sürmeyiz. Lal-ü Gevher taşır kervanımız ki kervancı başımız Ali’dir; Ali’ye Ali’den gayrı tellal gerekmez…

    Bühtanını burhan sanan ehl-i cehl bilmez Ali’yi Hind’in kazlarından da Mülcem’in kılıcından okuya; Ali’ye kılıç vuran kol onun koludur! Ol dinimizdir ki cenazemiz yedimizde, peşimizden koşan ol Hüseyin ile Hasan doğdular Ali ile Fatıma’dan da Ali doğdu döne döne; Haydar-ı Kerrar, ol nevcivandan, her nevcihanda; Bismişah, Bismişah, Bismişah… Ol Şah-ı Merdan, Fatımatü’z Zehra’dan ol sahip zaman!

    Baş odur ki, başının üstünde tutanlar ve başını dizine koyanların başı derd-i belaya girdiğinde, turap olup, başını meydana koya…

    Merhaba Sevgili Dostlar,

    Alevi Bektâşi toplumu yüzlerce yıldır, sadece Alevi Bektâşi Yolu’na inandıkları için katledildiler, zalimin zulmüne uğradılar. Kerbelâ’da, Başsaz’da kanlı katliamlar ile Alevi Bektâşiler katledilirken bir yandan da Alevilik üzerine oyunlar oynandı ve asimilasyon politikaları sürdürüldü. Hak Muhammed Ali Yolu’nu süren canlarımız bilirler ki daha önceki söylemlerimizde şunu ifade ettik: “Eskiden Aleviler katlediliyordu, şimdi Alevilik.” Bu alicengiz oyunları yeni değil, geçmişte de vardı, bugün de var, gelecekte de var olacak ve oynanmaya devam edecektir. Sıffin’de “Hakem Olayı” buna bir örnektir.

    “İnsan, dilinin arkasında gizlidir” der ulu Pir’imiz. Saldırganca öfke, tehdit ve iftiralar ile dolu dildir ki Muhammed Mustafa’ya karşı Ebu Süfyan tarafından kullanılmıştır. Aynı dil onun soyu Muaviye tarafından İmam Ali’ye ve torunu Yezit tarafından da İmam Hasan ve İmam Hüseyin’e karşı kullanılmıştır. Zalimler, hasetlik, çekememezlik, kin ile gözleri dönmüş olanlar iftiralar ile üste çıkmaya çalışmışlardır. Bu tür duyguları barındıranlar da zaten inancımıza iman getirmemiş olanlardır. Soyunun nemasını isteyerek benlik içinde kibirlenen; Yol’a hizmet edenlere üstünlük taslayanlar ise bir kast sistemi varmış gibi kibir ile tepeden bakmaktadırlar. Nuh’un oğlu, İsa’nın havarisi, Muhammed Mustafa’nın Leheb’i, İmam Ali’nin Ukayl/Akil’i gibi; Serçeşme’mize de birçok iftiralar ve ihanetler olagelmiştir, halen de sürmektedir: Bu dil Muaviye dilidir.

    “İnsanın cemâli sözünün güzelliğidir.” der, ulu Pir’imiz ve bize yol gösterir. Yol ulularımız; ocak Pirleri ataları olan İmam Ali’nin “Ebu Turap” olma özelliğinden ayrılmamışlar ve Kırklar’a girebilmek için “Hadim-ül Fukarayız” ile ilerlemesinin ne anlama geldiğini çok iyi bilmekte ve bu şekilde davranarak Yol sürmektedirler. Yolumuzun uluları, hak ile batılın mücadelesinde terk etmedikleri temel ilkeler ile örüntülü yaşamlarını bizlere örnek olarak sunmuşlar, son nefeslerinde bile Yol dili ile hareket etmiş; Yol dili ile insanları hakikate ve Hakk’ın doğru yoluna çağrılarını sürdürmüşlerdir. Bu çağrının en tepe noktalarından biri hatta en üst noktası Kerbelâ’da olmuştur ve bu çağrıya cevap veren Hür ise ilk şehit olandır: Bu çağrı dili, Yol Dili’dir.

    Yolumuzun, “Yetmiş iki fırkayı bir nazar ile görmeyen halka müderris olsa hakikatte asidir” gibi temel bir düsturu olmasına rağmen; içinde bulunduğumuz şu günlerde Aleviliği ve Alevileri çeşitli etnik gruplar üzerinden ayırmaya çalışan ve bununla da yetinmeyip yeni bir Alevilik tanımlamasına girmeye çalışanlar mevcuttur. Kimileri de kendilerine Aleviliğin koruyucu meleği olmak gibi bir görev biçerek iftira, tehdit, ahkâm kesme, kin ve kibir ile “güya soyun önemine vurgu yaparak” kendi kişisel nemalanmalarına zemin hazırlamaktadırlar. Kibir benliklerini öyle kaplamış ki kendilerinde Serçeşme’yi temsil etme yetkisini görmektedirler. Birileri de Serçeşme’yi taraf olmakla itham etmektedirler. Tarihte hep taraflar ve taraf değiştiren hariciler olmuştur. Önce mektup ile çağrılar yapıp Kerbelâ’da terk edenler olmuştur. Pirincin içinde beyaz taşlar; geçmişte de varlardı, şimdi de varlar, gelecekte de var olacaklardır. Serçeşme taraftır: Hakk’ın birliğine, Hünkâr’ın Pirliğine taraftır. Haksızlığın önünde eğilmeden dik duran Hamdullah Çelebi gibi, Kalender Çelebi gibi, Pir Sultan Abdal gibi. İmam Hüseyin ise bu duruşun en üst noktasındadır ve bu duruş, “Hüseyni Duruş” tur.

    Hünkârımız Molla Said’e, Muhammed Mustafa da amcası Ebu Leheb’e defalarca çağrılar yapmışlardır. İsa peygamber çarmıhta “Baba onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar affet onları” demiştir: Bu Yol’un çağrısıdır. Bu Hakk’tan batıla yönelmiş olanlara kurtuluş çağrısıdır.

    Bizler bu Yol’un çağrısını insanlık tarihi boyunca, insanlığın nefse karşı olan savaşında onun kötü emellerine kapılmış her insana tek tek yapacağız. Biz bu Yolu yaşayacağız ve yaşatacağız. Bizler, inancımızı yaşamak ve yaşatmak için Yol dilinden vazgeçemeyeceğiz ve haksızlığın karşısında eğilmeyeceğiz. Hüseyni duruşumuzu Kerbelâ’da, Başsaz’da, Amasya’ya giderken nasıl göstermiş isek; yine o duruşumuzla buradayız. Hak ile batılı seçmek akıl-gönül birliği ya da nefis ile olur.

    Görmek isteyenler için gönül gözü açıktır. “Asıl görmeyenler ise nankördür” Hünkârımızın düsturunu göremeyenlere, Yol dili ile diyoruz ki:

    “Destur-u Pir… Bismişah… Allah Allah…”

    “Yedi kat yerde, yedi kat gökte, arşta, kürşte, levh-i kalemde, on sekiz bin âlemde varlığını her nesneye nakş’eyleyen, kendini âdeme bahş’eyleyen, Hak aşkına;

    Üçlerin, Beşlerin, Yedilerin, Kırkların, On İki Sadr-ı Velayet, On Dört Masum-u Pak, On Yedi Kemerbest’in, enbiyanın, evliyanın, âşıkların, sadıkların, ariflerin, bilgelerin aşkına;

    Gelin gönül gözümüzü açalım! Nefis körlüğünden, dilli-dilsiz şeytanların esaretinden kurtulalım, aslımıza dönüp ve özümüzü dara çekip, ikrar verelim, ikrarımızda durup, “ikrarbend” olalım. Gelin birlikte yol alalım, Yolumuzu sürelim. Gönül birliğiyle diyelim Allah Allah…

    Secde haktır âdeme
    Seyrangâhız âleme
    El ele el Hakk’a dedik
    Geldik bu Dem’e
    Hal erenler halidir,
    Yol erenler yoludur,
    Gafil olmayın canlar,
    İnen ustaz elidir.
    El bizden, pençe; Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den ola!
    Hak, Muhammed, Ya Ali Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli!”
    Dil bizden nefes Hak erenlerden ola,
    Nur-ı Nebi, Kerem-i Ali, Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli. Gerçeğe Hü!”

    Aşk-ı muhabbetlerimizle,

    (HABER MERKEZİ)