Etiket: hak gaspı

  • İstanbul’da irade gaspına karşı adalet nöbeti başlatıldı-VİDEO

    İstanbul’da irade gaspına karşı adalet nöbeti başlatıldı-VİDEO

    PİRHA – Şişhane Meydanı’nda Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin basın açıklaması yapan İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, “Halkın seçilmişlerini tanımayanları biz de tanımıyoruz” diyerek irade gaspına karşı Kürt illerinde başlatılan adalet nöbeti eylemini İstanbul’da da başlattıklarını duyurdu.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasına ilişkin “Hakkari için İstanbul ayakta” şiarıyla Beyoğlu’nda bulunan Şişhane Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Siyasi parti temsilcileri başta olmak üzere demokratik kitle örgütlerinin de yer aldığı açıklamada, alana giriş yapanlar “Kayyım defol” tişörtleri giyerek, “Hakkari için İstanbul ayakta” pankartı açtı. Kitle sık sık “Kayyımlar gidecek, biz kalacağız”, “Colemêrg ya me ye, şaredarî ya me ye (Hakkari bizimdir, belediye bizimdir)”, “Faşizme karşı omuz omuza”,”Colemêrg ya me ya” sloganlarını attı.

    TEMELLİ: DARBEYE KARŞI DİRENİYORUZ

    İlk sözü alan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, darbeye karşı yan yana gelme zamanı olduğunu vurgulayarak “Alanlardayız, sokaklardayız, darbeye karşı direniyoruz” dedi.

    Ardından 1 Mayıs Platformu üyesi Berkay Ustabaşı, söz alarak,”Taksim’den Hakkari’ye, Hakkari’den Taksim’e, direniş faşizmi dize getirecek” diye konuştu.

    İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri adına ortak açıklamayı ise KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Hüseyin Tosu okudu.

    “KÜRT HALKININ DEMOKRATİK İRADESİ BİR KEZ DAHA GASP EDİLDİ”

    Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanarak Kürt halkının demokratik iradesinin bir kez daha gasp edildiğini, mafya bağlantılarının yargı ve emniyet üzerinden ortaya döküldüğünü, MHP’nin merkezine kadar uzanan cinayetin saklanamadığını, her tür kirli, karanlık ilişkiler üzerine kurulu tek adam iktidarının, desteğini yitiren iktidarını ayakta tutmak için Kürt illerindeki Belediyelere Kayyım atamak dahil her yola başvurduğunu belirten Tosu, açıklamanın devamında şunlara yer verdi:

    “Tek adam iktidarı, sandıkta kaybettiği kentlerde, sahip olduğu devlet imkanlarını hukuksuzca kullanarak irade gaspı yoluna gitme tutumunu Van’da hayata geçirmeyi başaramayınca, bu kez Hakkâri Belediyesi’ne kayyum atayarak hukuksuzlukta sınır tanımıyor. Önce tek başına iktidar olma gücünü, ardından da birinci parti konumunu yitiren tek adam, tek partinin kayyım kararı sadece Hakkâri halkının değil, tüm Türkiye halklarının iradesine yönelik bir saldırıdır.

    “MAHKEMENİN SİYASİ BİR TERCİH OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR”

    Hakkari halkının iradesi ile seçilen eş belediye başkanı Mehmet Sıddık Akış’ı 10 yıldan beri süren bir dava gerekçe gösterilerek, gözaltına alınması ve akabinde kayyım atanması, ardından jet hızıyla 10 yıllık davanın savunma avukatlarını bile mahkemeye almadan 19 yıl 6 ay cezayla kayyımlarına gerekçe yaratmaya çalışmaları davanın da mahkemenin de siyasi bir tercih olduğunu göstermektedir. 31 Mart yerel seçimlerinde AKP-MHP/Cumhur ittifakı ağır bir yenilgi almış, ezilen tüm emekçi halklarımız bu iktidara “artık yeter!” demiştir. Bu yenilgiden ders almayan iktidar, şiddet ve baskıyla, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarına uymayan hukuksuzluklarıyla iktidarını sürdürmeye devam ediyor. Halk iradesini tanımıyor. Seçilmişleri usulsüzce görevden alıp kayyım atayarak yerel yönetimleri rantçı, hırsız atanmışlarıyla yöneterek halkların 31 Mart iradesini tanımadığını açıkça ilan ediyorlar. Halkın oylarıyla seçilmiş belediye eş başkanı yerine kayyım atamak, seçme ve seçilme hakkının temel bir yurttaşlık hakkı olmaktan çıkarıldığının açıkça ilanıdır.

    “HALKIN SEÇİLMİŞLERİNİ TANIMAYANLARI BİZ DE TANIMIYORUZ”

    2016 yılında OHAL ilanından bu yana bu ülkede ayrımcı, kutuplaştırıcı, seçmen ve yurttaş iradesinin gaspına dayalı, hukukun üstünlüğü ilkesine, insan hakları ve demokratik değerlere tümüyle aykırı bir yerel yönetim rejimi hüküm sürmektedir. 2016 yılında ilan edilen OHAL’den bu yana kayyum atamaları, birkaç münferit örnek haricinde, tümüyle Kürt halkının yaşadığı il ve ilçelerde cereyan etmiştir. Önce Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) belediyelerine, sonra Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), şimdi ise Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) yönetiminde bulunan belediyeler iktidarın kayyım politikaları ile gasp ediliyor. Halkların seçilmişlerini tanımayanları biz de tanımıyoruz.

    “TEK ADAM İKTİDARININ HAKKARİ’DE ATADIĞI KAYYIM HÜKÜMSÜZDÜR”

    Kendi iktidarını pekiştirmek için birçok kez değiştirdiği Anayasayı kendisi ihlal eden iktidar, tüm bunlara rağmen ‘yeni anayasa’ için destek isteyebilecek kadar da aymazdır! Darbecilere şapka çıkaracak uygulamalara imza atan tek adam iktidarının Hakkâri’de atadığı kayyum halklar nezdinde hükümsüzdür. Her fırsatta hukuku katleden ve halk iradesini gasbeden tek adam iktidarına karşı mücadeleyi yükselteceğiz. Hukuku yok sayan tek adam ikidarına Hakkari belediye meclisinden hukuk dersi vermiştir. Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın hukuksuz bir biçinde  görevden uzaklaştırılmasının ardından belediye meclisi 7 Haziran Cuma günü toplanarak yapılan oylama sonucunda eşbaşkan Viyan Tekçe’nin belediye başkanvekili olarak seçmiştir. Bizler İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi güçleri olarak Hakkari belediye meclis üyelerinin almış olduğu bu kararın arkasındayız, Hakkari halkının, iradesine sahip çıkıyor, birlikte omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğimizi ilan ediyoruz.

    “SARAYA KARŞI BİRLEŞMEYE ÇAĞIRIYORUZ, BU ÇAĞRI HEPİMİZE!”

    Verdikleri hukuksuz kararlar geri alınana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Hukukun ayaklar altına alındığı, halkların en demokratik hakkının tek adamın kararı ile yok sayıldığı, işçilerin açlıkla terbiye edilmeye çalışıldığı, emeklilerin ölüme mahkum edildiği, kadınların sokak ortasında katledildiği, yoksul çocuklarının cemaat yurtlarına mecbur bırakıldığı, dilimizin yok sayıldığı bir ülkede hiç birimizin yarını olmayacak bu karanlığa karşı ses olmak için Saraya karşı birleşmeye çağırıyoruz. Öğrencisiyle işçisiyle, köylüsü emeklisiyle, kadını genciyle, Kürdü Türküyle, Çerkezi, Lazı, Alevisi, Sünnisiyle tüm ezilenler olarak haklarımız için, Laiklik, Bağımsızlık, Barış ve Demokrasi için Saraya karşı halkların mücadele cephesini kurmaya çağırıyoruz. Bu çağrı sana, bana, ona, bize, hepimize!”

    Açıklama sonrası İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri Şişhane Meydanı’nda oturarak irade gaspına karşı Kürt illerinde başlatılan adalet nöbeti eylemini İstanbul’da da başlattıklarını duyurdu. Eylemin her akşam saat 19.00’da Şişhane Meydanı’nda devam edeceği belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bakırköy Belediyesindeki işçiler ve emekçiler: Taleplerimiz yerine getirilmezse iş bırakacağız

    Bakırköy Belediyesindeki işçiler ve emekçiler: Taleplerimiz yerine getirilmezse iş bırakacağız

    PİRHA – Bakırköy Belediyesindeki Genel-İş üyesi işçiler ile Tüm Bel-Sen üyesi emekçiler, eylemlerinin üçüncü gününde yaptıkları açıklamada TİS haklarını istedi. Açıklamada, işçilerin talepleri yerine getirilmezse iş bırakma eylemine başlayacakları belirtildi. 

    Bakırköy Belediyesindeki Genel-İş üyesi işçiler ile Tüm Bel-Sen üyesi emekçiler eylemlerinin üçüncü gününde açtıkları ‘Toplu iş sözleşme hakkımız gasp edilemez’ pankartı açarak TİS haklarını istedi.

    Bakırköy Belediyesi bünyesinde çalışan ve Yüksek Hakem Kurulu tarafından iki yıl yüzde 4’lük zamma mahkum edilen Bakırköy Belediyesindeki Genel-İş üyesi işçiler ile 18 aydır toplu sözleşmeleri imzalanmayan KESK’e bağlı Tüm Bel-Sen üyesi emekçiler eylemlerini üçüncü gününde de sürdürüdü.

    Yapılan ortak açıklamada işçilerin haklarının gasp edildiğine değinilerek, “Bizler KESK Tüm Bel-Sen üyesi Kamu Emekçileri ve DİSK Genel-İş üyesi Kamu Emekçileri birlikte tüm belediye çalışanları olarak elimizden alınmak istenen, gasp edilen haklar ve kurulmayan toplu sözleşme masaları, limit dayatmaları ile kimimiz iki yıla yakın kimimiz iki yılı aşkındır çözülmeyen sorunlarla bugüne kadar dişlerimizi sıka sıka geldik. Artık sıkacak diş, tahammül edecek süre, elimizden alınacak ekmek kalmamıştır” denildi.

    İşverenlerin işçilerin taleplerini yerine getirmesi çağrısı yapılan açıklamada, eğer talepler yerine getirilmezse işçilerin iş bırakma eylemine başlayacakları belirtildi.

    İşçilerin demokratik yasal haklarını kullandıkları belirtilen açıklamada, işçi ve memurların yerlerinin değiştirilmesine ve iki işçinin işten çıkarılmasına tepki gösterildi.

    “DAYANIŞMA GÜÇLENDİRİR, YAŞATIR”

    Açıklamadın devamında şunlar kaydedildi:

    “Bize verilen bu gözdağına boyun eğecek değiliz. Riyasetin dahil olduğu siyasetin, ilçesi, ili, genel merkezi bu duruma karşı kulak tıkamaya devam edecekse, bu sorun meydanlarda çözülecek demektir. Kim emekçiyi karşısına almışsa her zaman kaybetmiştir. Sadece memur değil, Belediye Şirket işçilerinin ve kadro işçilerinin ya Toplu Sözleşmeleri imzalanmıyor ya da Toplu Sözleşme masaları kurdurulmuyor. Bakırköy Belediyesi Emekçisi tüm çalışanlara sesleniyoruz; Emeğe ve Emekçiye net olarak savaş açmış bir işverene karşı tüm emekçilere birleşin diyoruz. Bunu daha da ileriye götürüyor, İstanbul’un hatta yurdun çeşitli belediyelerindeki emekçilere Bakırköy’deki hak gasplarına karşı belediyelerinizden ses yükseltin diyor, tüm yurdun yurttaşın dayanışmasını bekliyoruz. Biliyoruz ki dayanışma güçlendirir, dayanışma yaşatır.”

    Son olarak açıklamada hakları gasp edilen işçilerin mücadelesine destek istendi. PİRHA/İSTANBUL

     

  • Rize Çayeli’de maden işçileri iş durdurma kararı aldı-VİDEO

    Rize Çayeli’de maden işçileri iş durdurma kararı aldı-VİDEO

    PİRHA – Rize Çayeli’de maden işçileri, gasp edilen hakları için iş durdurma eylemi yaptı. İşçi temsilcisi Mustafa Kara, işçilerin hakkının verilmemesi halinde işe başlamayacaklarını vurguladı. 

    Rize Çayeli’de Kanadalı FQM şirketi tarafından işletilen Çayeli Bakır işletmelerinde çalışan maden işçileri gasp edilen hakları için iş durdurma eylemi yaptı.

    İşyeri baş temsilcisi Mustafa Kara, 300 kişinin çalıştığı şirkette sendikalı olduklarını ve ofiste yapmak istedikleri bilgilendirme toplantısın müdürleri tarafından engellendiğini söyledi. Kara, toplantı haklarının olduğunu belirterek, işyerinde sendikacıların görevinin yaptırmama gibi bir durumun söz konusu olduğunu söyledi.

    “İŞ SÖZLEŞMESİNDEKİ MADDELER İHLAL EDİLİYOR”

    7 aydır işyeri temsilciliği görevini yürüttüğünü belirten Kara, “7 aydır sendikadan gelen baskılar ayrı, işverenden gelen baskılar ayrı. Biz buraya çalışmaya geliyoruz, şirketle sendikanın yapmış olduğu bir anlaşma var,  bir toplu iş sözleşmesi var,  bu sözleşmedeki kanunlar, maddeler tamamen ihlal ediliyor” dedi.

    Şirketin 30 yıllık alışkanlıklarını değiştirmesi gerektiği üzerinde duran Kara, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Burada bu göreve geldiğimiz günden itibaren sendika baş temsilciliğini tamamen paçavra etmek için bütün adımları atılar. Biz üzerimize düşeni fazlasıyla da yaptık, fazlasıyla da yapmaya devam edeceğiz. Bizi görevden de alsalar da, bizi bu işten de alsalar da biz yine o köprünün üzerinde duracağız, ama sendikacı olarak, ama işçi olarak, ama bu yöre halk olarak.

    Artık bu şirket yönetimi 30 yıllık alışkanlıklarını değiştirmek zorunda. Biz burada emekçiyiz, biz  hakkımızı, hukukumuzu biliyoruz, onlar da bizim hakkımızı hukukumuzu vermek zorunda. Bahanelerin arkasına saklanarak burada emekçinin hakkını kimse yiyemez, biz bunu yedirtmeyeceğiz. Burada kalmak isteyenler kalabilir, gitmek isteyenler gidebilir.”

    Kara, son olarak çadır kurarak her gün 5 ila 10 kişinin nöbet tutacağını ve işçilerin hakkının verilmemesi halinde şirketin işe başlamayacağına vurgu yaptı.

    PİRHA/RİZE

     

  • Kayyumlara bir tepki de KESK ve TMMOB’dan geldi

    Kayyumlara bir tepki de KESK ve TMMOB’dan geldi

    PİRHA – HDP’li üç belediyeye kayyum atanmasına bir tepki de meslek örgütlerinden geldi. TMMOB Yönetim Kurulu “Halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir” derken KESK ise “Vahim bir siyasal darbe ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir” dedi.

    Van, Mardin ve Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkanlarının görevlerinden uzaklaştırılıp yerlerine kayyum atanması kararına meslek örgütlerinden de sert tepki geldi.

    TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, yazılı yaptığı açıklamada “Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması sadece halk iradesine değil, halkın demokrasiye ve seçimlere olan inancına da darbe vurmaktadır” diyerek şunları aktardı:

    “KAYYUMLAR AKP’NİN HALK İRADESİNE BAKIŞININ ÖZETİDİR”

    “Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyum atanmasını kınıyoruz. Belediye başkanları hakkında yürütülen adli-idari soruşturmalar bahane edilerek yapılan bu görevden almaların demokrasiyle ve hukukun üstünlüğü anlayışıyla bağdaşır hiçbir yanı bulunmamaktadır.

    31 Mart seçimlerinde halkın büyük desteğiyle seçilen belediye başkanlarının, Cumhurbaşkanı tarafından atanmış İçişleri Bakanının kararıyla görevden alınarak yerlerine yine Cumhurbaşkanı tarafından atanmış Valilerin getirilmesi, AKP’nin demokrasiye ve halk iradesine bakışının özetidir. Cumhurbaşkanının kararının, halkın iradesinden üstün görüldüğü bu anlayış, benzerlerini darbe dönemlerinde gördüğümüz faşizan bir yönetim zihniyetinin ürünüdür.

    Belediyelerin seçilmişler tarafından değil, kayyumlar tarafından yönetilmek istenmesine karşı en büyük tepki, 31 Mart 2019 seçimlerinde bizzat halk tarafından verilmiştir. Yerel seçimlerde yaşadığı büyük yenilgiye rağmen AKP’nin, seçilmiş belediye başkanlarını görevden alarak kayyum rejiminde ısrar etmesi sadece halk iradesine değil, halkın demokrasiye ve seçimlere olan inancına da darbe vurmaktadır. Sandıkta kaybedileni demokrasi dışı yollarla gasp etmeye çalışmak, bunu alışkanlık haline getirmek, tek adam rejiminin siyasal ahlak düzeyinin de göstergesidir.

    Geçtiğimiz dönemde yine antidemokratik biçimde atanan kayyumların yerel yönetimleri uğrattıkları zararın bilançosu ortadadır. Halkla hiçbir bağı olmayan, halka karşı hiçbir sorumluluk duygusu taşımayan kayyumlar sadece demokrasiye değil, atandıkları yerel yönetimlere de büyük ve kalıcı zararlar vermektedir.

    Yaşanan bu demokrasi ayıbından, halk iradesine vurulan bu darbeden derhal vazgeçilmelidir. Hukuk dışı yollarla, baskı ve zor yöntemleriyle muhalif siyasetçileri etkisizleştirme anlayışı terk edilmelidir.”

    “ALIŞMADIK, ALIŞMAYACAĞIZ, ALIŞTIRAMAYACAKLAR”

    Kayyum atamalarına bir tepki de Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’ndan (KESK) geldi. “Demokrasinin son kırıntılarına bir darbe daha indirildi” başlığı ile paylaşılan yazıda şunlar kaleme alındı:

    “Geldiğimiz aşamada uygulanan tekçi ve faşizan politikaların sonucu olarak halkın ezici çoğunluğunun Meclise, yargıya, adalete, basına inancı ve güveni oldukça zayıflamıştır. Buna paralel olarak güdüme girmeyen, yandaş olmayan, muhalif kurumlar ise demokrasinin asgari kuralları dahi rafa kaldırılarak etkisizleştirilmeye, bastırılmaya ve kriminalize edilmeye çalışılıyor.

    Şimdi de seçimleri anlamsızlaştırmak, ortadan kaldırmak ve böylece umutsuzluğu hakim hale getirerek tek adam rejimine teslim olmamızı hedefliyorlar.

    19 Ağustos’ta, Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarının görevden alınarak yerlerine valilerin kayyum olarak atanması, meclis üyelerinin tümünün gözaltına alınması tam da bu amaçla yapılmaktadır. Seçilmelerinin üzerinden henüz dört ay geçmemiş iken, daha geçmiş dönemin bilançosunu çıkartmakla uğraşırlar iken, büyük bir gürültü ve binlerce polisin operasyonuyla görevden alınmalarının hukuki bir dayanağının olmadığı görülüyor. Öne sürülen gerekçelerin hiçbiri inandırıcı olmadığı gibi seçimlerden önce ‘gerekirse yine kayyum atayacağız’ denildiğini de unutmuş değiliz. Benzer bir tehdidin İstanbul seçimleri sürecinde de yapıldığını göz önüne aldığımızda kayyum politikasının genişleyerek devam edeceğini düşünmekteyiz.

    Halkın seçtiği temsilcilerin mahkeme kararı olmaksızın görevden uzaklaştırılıp yerlerine atanmış kişilerin konulması halk iradesinin açıkça hiçe sayılmasıdır. Üç büyükşehir belediye başkanının da yüzde 50’lerin çok üzerinde oy aldığı düşünüldüğünde vahim bir siyasal darbe ile karşı karşıya olduğumuz görülmektedir.

    Biliyoruz ki, kayyum politikası ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. Kimsenin kendini halkın iradesi ve yargının yerine koyma hakkı yoktur. Bu durum rejimin temel bir özelliği haline gelse de demokrasiye yapılan darbeleri kabul etmedik, etmeyeceğiz. Alışmadık, alışmayacağız, alıştıramayacaklar!

    Bu hukuksuz, bu antidemokratik zihniyete karşı, tüm kutuplaştırma ve düşmanlaştırma çabalarını aşarak, demokratik bir ülkeyi inşa etme mücadelemizi demokrasiden yana olan tüm kesimlerle yan yana gelerek sürdürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’li kadınlar: TİS, taleplerimizi yok sayan cinsiyet körü bir düzenektir-VİDEO

    KESK’li kadınlar: TİS, taleplerimizi yok sayan cinsiyet körü bir düzenektir-VİDEO

    PİRHA – KESK’li kadınlar, düzenlediği basın toplantısı ile Kadın Toplu İş Sözleşmesi (TİS) taleplerini duyurdu. TİS masasının antidemokratik olduğunu söyleyen KESK’li kadınlar, “TİS, isteklerimizi yok sayan cinsiyet körü bir düzenek. Kadın temsilinin ve kadın taleplerinin ayrıca masada tartışılması gerektiğini sürekli olarak dile getirmekteyiz” ifadelerini kullandı.

    5 milyon kamu emekçisi ve emeklisini kapsayan toplu sözleşme görüşmeleri 1 Ağustos’da başlıyor. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) çatısı altında yer alan kadınlar da yaptıkları basın toplantısı aracılığı ile TİS taleplerini açıkladı.

    Konfederasyon genel merkezinde yapılan açıklamayı KESK Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy okudu.

    Atasoy, “TİS görüşmeleri, yoksulluk sınırının çok altında yaşamaya mahkum edildiğimiz, gelir ve vergi adaletsizliğinin derinleştiği, iş güvencemizin ortadan kaldırıldığı, çalışma yaşamında cinsiyetçiliğin, ayrımcı ve anti demokratik uygulamaların hız kesmeden devam ettiği, sosyal ve özlük hak gasplarımızın arttığı bir süreçte gerçekleşiyor” dedi.

    Atasoy, hükümet tarafından kadın taleplerinin görmezden gelindiğini ifade ederek “Biriken sorunlarımızın bu masa düzeneğinde çözülemeyeceği ortadadır. TİS masasının antidemokratik, kadınların taleplerini ve sorunlarını yok sayan cinsiyet körü bir düzenek olduğunu belirterek kadın temsilinin ve kadın taleplerinin ayrıca masada tartışılması gerektiğini sürekli olarak dile getirmekteyiz” ifadelerini kullandı.

    “HAKKIMIZ OLANI TALEP EDİYORUZ”

    Atasoy, açıklamanın devamında şu başlıklara dikkat çekti:

    “Biz kadınlar kimseden lütuf ya da sadaka istemiyoruz! Hakkımız olanı talep ediyoruz ve bugüne kadar elimizden alınanları geri istiyoruz.

    Bu nedenle,  KESK’li kadınlar olarak; 2020-2021 yılları için imzalanacak TİS sözleşmesinde aşağıdaki taleplerimizin yer almasını istiyoruz.

    • Grevli, gerçek bir toplu sözleşme yasası yapılmalı, kadınların görüşmelerde temsiliyeti sağlanmalıdır. TİS görüşmelerinde taleplerimiz ayrı bir başlıkta ve gündemle ele alınmalı, mutabakat metninde de aynı şekilde tek başlık altında toplanmalıdır.
    • ILO standartları ve kamu emekçisi kadınların fiziksel ve sosyal koşulları dikkate alınarak, çalışan hamile kadına doğum öncesi 8 hafta, doğum sonrası 24 hafta olmak üzere en az 32 hafta ücretli doğum izni verilmelidir. Doğum sonrası ücretli-ücretsiz izin, süt izni kullananlar sosyal ve özlük hak kaybı yaşamamalıdır.
    • Kadınlara ve lgbti+ lara uygulanan ayrımcılık, şiddet, taciz, mobbing son bulmalı, cinsiyet eşitliğinin sağlandığı bir çalışma yaşamı ve ortamı sağlanmalıdır.
    • En fazla kadın emekçilerin olumsuz etkilendiği esnek ve güvencesiz istihdam biçimleri son bulmalıdır.
    • 20 hizmet yılını dolduran kadın emekçilere talepleri halinde emeklilik hakkı tanınmalıdır. Kadınlara çifte mesaisi, doğum vs göz önünde bulundurularak yıpranma payı ve erken emeklilik hakkı sosyal güvenlik sistemine dahil edilmelidir.
    • Cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığının ortadan kalkması için okul öncesinden itibaren tüm kademelerde ‘Toplumsal cinsiyet’ eğitimi zorunlu olmalıdır.
    • İş yerlerinde ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Ayrımcılık ve Mobbing’ başlıkları hizmet içi eğitim konuları haline getirilerek tüm kamu çalışanlarının yılda en az bir kez bu eğitimleri alması sağlanmalıdır.
    • Nüfusu 50 bini geçen belediyelerde şiddete ve istismara uğrayan kadın ve çocuklar için uluslararası standartlara uygun sığınma evleri açılmalı, bu hizmetlerden trans kadınların da yararlanması sağlanmalıdır.
    • Kadınların iş yerlerinde maruz kaldığı cinsiyete dayalı her türlü şiddet, ayrımcılık, taciz ve mobbingi önleyici mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kadın beyanı soruşturma başlatılması için yeterli olmalıdır.
    • Boşanan, boşanma aşamasında olan, mobbinge, şiddete, tacize ve istismara uğrayan kadın emekçilerin tayin talebi herhangi bir belge ibrazı istenmeksizin  kabul edilmelidir.
    • 8 Mart’ta tüm kamu çalışanı kadınların ücretli izinli sayılması için yasal düzenleme yapılmalıdır.

    PİRHA/ANKARA

  • Sosyal-İş Sendikası: Kıdem tazminatı iş güvencesi olmaktan çıkacak

    Sosyal-İş Sendikası: Kıdem tazminatı iş güvencesi olmaktan çıkacak

    PİRHA – Sosyal-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu, hükümetin bu yıl içerisinde yürürlüğe koyacağı ‘Kıdem Tazminatı Fonu’ hakkında açıklama yaparak “Kıdem tazminatı kara gün dostu olmaktan çıkacak. İşten çıkarmalar kolaylaşacak” dedi.

     Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “Kıdem tazminatında tüm paydaşların mutlu olacağı formül üreteceğiz” dedi. Sosyal-İş Sendikasından ise “İşçilerin emeğinin sermayeye peşkeş çekilmesini kabul etmiyoruz” yanıtı geldi.

    Konuya dair yazılı açıklama yapan Sosyal-İş Sendikası genel yönetim kurulu, “Kıdem tazminatı hakkımızın yok edilmesine ve zorunlu BES soygununa hayır” dedi.

    “KIDEM TAZMİNATI HAK OLMAKTAN ÇIKACAK”

    Kıdem tazminatının fona devredilmesiyle birlikte yaşanacak kayıplara dikkat çeken Sosyal-İş, şu açıklamayı yaptı:

    “Henüz bir yasa taslağı yok. Ancak Albayrak’ın açıklamalarından ve basına yansıyan haberlere göre zorunlu BES’ten çıkanlar yeniden sisteme dâhil edilecek. Belli bir süre boyunca zorunlu BES’ten çıkmak hiçbir biçimde mümkün olmayacak. Her ay işçilerin brüt ücretlerinden yüzde 3 oranında kesinti yapılacak. İşçinin 56 yaşına kadar sistemde kalması gerekecek. İşçi asgari bekleme süresini doldursa bile 56 yaşından önce sistemden ayrılırsa çok ciddi kesintilerle karşı karşıya kalacak.

    Kıdem tazminatı fonu kurulacak. Kıdem tazminatı iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı bir hak olmaktan çıkacak. Kıdem tazminatı artık işçi ve işveren arasındaki bir ilişki olmayacak. İşverenler her ay her bir işçi adına fonda açılacak hesaba kıdem tazminatı primi yatıracak. İşçi belli bir süre boyunca fondaki parasını çekemeyecek. İşçi asgari bekleme süresini doldursa bile emeklilik tarihinden önce fondaki parasını almak isterse ciddi kesinti ve kayıplar yaşayacak. Kıdem tazminatı iş güvencesi olmaktan çıkacak. İşten çıkarmalar kolaylaşacak. İşten çıkarılan ya da ayrılan işçi asgari süreyi doldurmamışsa fondaki parasını çekemeyecek. Kıdem tazminatı kara gün dostu olmaktan çıkacak. Kıdem tazminatı her 1 yıl için 30 günün altına, örneğin 20 ya da 14 güne düşebilecek. Kıdem tazminatı artık son ücret üzerinden hesaplanmayacak. Servis ve yemek gibi birçok yan hak artık kıdem tazminatı hesabına dâhil edilmeyecek. Fondaki tutar enflasyon karşısında değer kaybedebilecek. Sonuç olarak kıdem tazminatı hakkı yok edilecek ve çok ağır maddi kayıplar yaşanacak.”

    İŞÇİLER DEĞİL PATRONLAR DESTEKLENECEK

    “Zorunlu BES sistemi ve kıdem tazminatı fonu birbiri ile entegre edilecek. İşçi fonlardaki parasını istese ve ihtiyacı olsa bile alamayacak. Böylece fonlarda ciddi kaynaklar birikecek. İşçinin alamadığı, çekemediği parası şirketlere ucuz kredi olarak kullandırılacak.

    Bu tablonun karşısında sözümüz açık ve net! Kıdem tazminatı hakkımızın yok edilmesini, zorunlu BES soygununu, işçilerin emeğinin sermayeye peşkeş çekilmesini kabul etmiyoruz!

    Tüm üyelerimizi, tüm işçileri, tüm emekçileri haklarımıza sahip çıkmak için, soyguna dur demek için 1 Mayıs’ta alanlara davet ediyoruz!”

    PİRHA / ANKARA

  • Real Market İşçileri gasp edilen haklarını almak için eylemlerine devam ediyor

    Real Market İşçileri gasp edilen haklarını almak için eylemlerine devam ediyor

    PİRHA – Real Market İşçileri Hileli iflasa, gasp edilen haklarına, sarı sendikacılığa karşı tüm Metro ve Beğendik mağazalarını eylem alanına çevirmeye devam ediyorlar.

    Real Market işçileri direnişlerini İstanbul’da ve Ankara’da Metro mağazaları önüne taşıdılar. Cumartesi ve Pazar günü Real Market İşçileri İstanbul’da Kozyatağı, Güneşli Metro, Ankara’da Etlik Metro önünde mücadelesini sürdürdü.

    Mağazaların giriş ve çıkış kapılarının önlerinde sürecek eylemlerde direnişçi işçiler “Metro ve Beğendik, Haklarımız Gasp Ediyor”, Metro Ve Beğendik Haklarımızı Gasp Ettirmeyeceğiz” yazılı önlükler giydiler.

    MÜŞTERİLER MAĞAZAYI TERK ETTİ 

    İşçiler mağaza önlerinde, hakları ödenene kadar müşterilere Metro ve Beğendik Mağazalarından alışveriş yapmama çağrısında bulununca Metro mağazalarının çok sayıda müşterisinin direnişçilere destek için alışveriş yapmadan mağazaları terk ettiği, vatandaşların işçilere destek için çay ikram ettiği görüldü.

    “Metroya Girme Zulme Ortak Olma”, “Hırsız Metro”, “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”, Kayyum Dediler Hakkımızı Yediler”, “Hakkımızı Gasp Ettirmeyeceğiz”, “Direne Direne Kazanacağız” sloganları atıldı.

    1998 yılında Alman Metro AG’nin bir kuruluşu olarak Türkiye’de faaliyetine başlayan Real Hipermarketler Zinciri A.Ş. 2014 Haziran ayında Beğendik Grubuna devredilmiş. Beğendik Grubu devir aldığı yıl 20 milyon kar ettiğini açıklamıştır. Ancak daha sonraki yıllarda Beğendik Grubu adım adım Real Marketlerini hileli bir biçimde iflasa sürüklemiştir.

    Real Market İşçileri gasp edilen hakları için Nakliyat-İş Sendikası öncülüğünde “haklarımızı gasp ettirmeyeceğiz” diyorlar.

    “HİLELİ İFLASI YUTMUYORUZ!” “REAL- METRO- BEĞENDİK’TEN HAKLARIMIZI ALANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ!”

    Real Market işçiileri İstanbul, Ankara Konya’da eylemlerini sürdürüyor. İstanbul da Metro Genel Müdürlüğü ve Kayseri’de Beğendik Mağazası Genel Müdürlüğü önünde basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleşti. Beğendik Mağazası yöneticileri hakkında hileli iflasla ilgili Çağlayan Adliyesinde suç duyurusunda bulundular. Üyesi oldukları ancak ne bu süreçte ne de çalıştıkları dönem de yanlarında olmayan TÜRK-İŞ’e bağlı Sarı Tez Koop İş Sendikasını protesto için İstanbul 1 Nolu Şubenin önünde basın açıklaması yaparak Şube kapısına siyah çelenk bıraktılar. Metro ve Beğendik’ten alışveriş yapmamaya yönelik boykot çağrılarının olduğu binlerce sticker Metro ve Beğendik mağazalarının olduğu İstanbul, Ankara, Konya, İzmit’te yapıştırılıyor.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA