Etiket: hakaret

  • AKD Aliağa Şube Başkanı Çiçekdal: CHP içindeki bölünmeler demokrasiye zarar verir – VİDEO

    AKD Aliağa Şube Başkanı Çiçekdal: CHP içindeki bölünmeler demokrasiye zarar verir – VİDEO

    PİRHA – Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılçdaroğlu’nun Alevi kimliğine yönelik eleştirileri doğru bulmadığını belirterek, Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun beraber yürümesinin demokrasiye katkı sunacağını söyledi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararını demokratik olmadığını kaydeden Alevi Kültür Dernekleri Aliağa Şube Başkanı Suat Çiçekdal, AKD örgütünün her zaman demokrasiden yana olduğunu hatırlattı.

    “ALEVİ KİMLİĞİ SİYASETE MALZEME YAPILMAMALI”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğine yönelik yapılan hakaretleri de değerlendiren Çiçekdal, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğine yapılanları provokasyon olarak nitelendirdi. Kılıçdaroğlu’nun yada herhangi bir siyasetçinin  Alevi kimliği üzerinden değerlendirilip hakaret edilmesini doğru bulmadığının altını çizen Çiçekdal, şunları söyledi:

    “Çünkü insan Alevi, Sünni, Kürt yada mezhebi ne olursa olsun siyaset yapabilir. Bu tamamen onu bağlar. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yürüttüğü siyaseti de Alevi toplumuna bağlamak doğru değil. Biz Alevileri gerçekten çok incitiyor, çok kırıyor.  Biz sonuçta bu ülkenin eşitsiz yurttaşlarıyız. Siyaset yapanlarımız da olacak farklı mecralarda görev alacak insanlarımız da olacak ama böyle konularda Alevi kimliği kullanıldığı zaman çok üzülüyoruz.”

    “ALEVİLER HER ZAMAN DEMOKRASİDEN YANA”

    Hacı Bektaşi Veli’nin ‘İncitsen de incitme’ sözünü hatırlatan Çiçekbal, Alevilerin her zaman 72 millete bir nazarda baktığını ve demokrasiden yana olduğunu belirtti.

    Çiçekbal, CHP’nin güçlü bir muhalefet partisi olduğunu ve  içinde yaşanan bu bölünmenin de demokrasiye zarar vereceğini belirterek, iki tarafında bir araya gelerek beraber yol yürümesi gerektiğini söyledi.

    Semra ACAR – İZMİR

     

  • PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Çelik: Kılıçdaroğlu kimliğiyle değil siyasetiyle eleştirilmeli-VİDEO

    PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Çelik: Kılıçdaroğlu kimliğiyle değil siyasetiyle eleştirilmeli-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, CHP’deki “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği üzerinden hedef alınmasına tepki gösterdi. Çelik, “Kılıçdaroğlu’nun kimliği veya inancıyla değil, liderlik vasfı ve siyasi tercihleriyle eleştirilmesini beklerdik” dedi.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlık görevine gelmesiyle başlayan tartışmalar sürerken, Alevi kimliği üzerinden yapılan eleştiriler de tepki çekiyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Bornova Cemevi Başkanı Barış Çelik, yaşanan sürecin toplumda kaygı yarattığını belirterek, PSAKD ve Alevi Bektaşi Federasyonu’nun mutlak butlan kararına karşı olduklarını daha önce yaptıkları açıklamayla kamuoyuna duyurduklarını hatırlattı.

    “KİMLİĞE YÖNELİK SALDIRILAR ALEVİLERİ ÜZDÜ”

    Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği ve inancı üzerinden yapılan hakaretlerin kabul edilemez olduğunu söyleyen Çelik, CHP içerisinden yükselen bazı söylemlerin Alevi toplumunda rahatsızlık yarattığını ifade etti.

    Bazı çevrelerin Kılıçdaroğlu’nu “düşkün” ilan etmeye çalıştığını belirten Çelik, şunları söyledi:

    “Düşkünlüğün ne olduğunu bilmeyen kişiler bile bu kavramı kullanıyor. İnançla ilgisi olmayan insanlar sırf Alevi kimliği nedeniyle Kılıçdaroğlu’nu düşkün ilan etmeye çalışıyor. Bir insanın kimliği ve inancı üzerinden eleştirilmesini doğru bulmuyoruz.”

    “ELEŞTİRİLER SİYASİ ZEMİNDE YAPILMALI”

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun eleştirilecekse yürüttüğü siyaset üzerinden eleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, kimlik ve inanç temelli saldırıların toplumsal barışa zarar verdiğini söyledi.

    “Bir insan Kürt olabilir, Alevi olabilir ya da farklı bir inanca sahip olabilir” diyen Çelik, “Bunları hedef göstererek eleştiri yapmak kabul edilemez. Güçlü bir muhalefet inşa edilmek isteniyorsa eleştiriler kimlikler üzerinden değil, siyasi tutum ve uygulamalar üzerinden yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLER CHP İÇİNDEKİ TARTIŞMANIN TARAFI DEĞİL”

    Kimlik temelli saldırıların ardından birçok kişinin Kılıçdaroğlu’na destek vermek zorunda hissettiğini dile getiren Çelik, CHP içerisinde tehlikeli bir kutuplaşma yaratılmaya çalışıldığını savundu.

    Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun ortak bir zeminde buluşması gerektiğini belirten Çelik, yaşanan gelişmelerin yalnızca CHP’yi değil, muhalefetin bütününü etkilediğini söyledi.

    Türkiye’de iktidar değişimi beklentisinin yükseldiği bir dönemde yaşanan bu krizin toplumda üzüntü yarattığını ifade eden Çelik, “Bu CHP’nin kendi iç sorunudur. Aleviler bu tartışmanın tarafı değildir” dedi.

    TOPLUMSAL BARIŞ SÜRECİ SAHİPLENİLECEKTİR”

    CHP’de yaşanan güç mücadelesinin toplumsal barış sürecine etkisine ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik, hem Özgür Özel’in hem de Kemal Kılıçdaroğlu’nun toplumsal barışa ilişkin süreci sahiplenmeye devam edeceğini düşündüğünü belirtti.

    “Toplumsal barış sürecini her iki tarafın da kucaklayacağını ve sahiplenmeye devam edeceğini düşünüyorum” diyen Çelik, süreci yakından takip ettiklerini kaydetti.

    Semra ACAR / İZMİR

     

     

  • Veli-Der Antalya Şubesi’nden öğrencileri tehdit eden Konyaaltı Lisesi müdürüne tepki!

    Veli-Der Antalya Şubesi’nden öğrencileri tehdit eden Konyaaltı Lisesi müdürüne tepki!

    PİRHA-Veli-Der Antalya Şubesi, Konyaaltı Anadolu Lisesi’nde öğrencilere ‘ahlaksızlık’ imasında bulunan okul müdürüne tepki göstererek, “Unutulmamalıdır ki; çocuklarımız, ne giyimleriyle ne de duruşlarıyla suç işlemiştir. Asıl sorun, onları baskı altına almayı görev bilen bu çağdışı ve otoriter zihniyettedir” dedi.

    Antalya’da Konyaaltı Anadolu Lisesinde mezuniyet fotoğrafı çektirmek isteyen kız öğrenciler, okul müdürü H.A.D.’nin sözlü tacizine ve tehdidine maruz kaldıklarını belirterek şikâyette bulundu. Veliler ve öğrenciler, müdür hakkında hakaret, tehdit ve hürriyeti tahdit suçlarından dava açılmasını talep etti.

    22 Nisan 2025 tarihinde okul yönetimi, mezuniyet fotoğrafı çekimi için kız öğrencilere etek ve gömlek giyilmesini bildirdi. Öğrenciler belirtilen kıyafetle okula gittiklerinde, girişte okul müdürü H.A.D. tarafından karşılandı. Dilekçede yer alan ifadelere göre Dinç, öğrencilerin kıyafetlerini beğenmeyerek, “Bu haliniz ne okula böyle mi gelinir? Örf adetlerimize ahlakımıza uygun değil. Ben size ahlak öğretirim. Adam gibi gelin. Böyle mini etekler benim lügatımda yok. Benim görev yaptığım okulda da aramaz. Öğrenci gibi gelip öğrenci gibi gideceksiniz” sözleriyle öğrencileri aşağıladı.

    “Çocuklarımızı susturamazsınız! Haklarını ve onurlarını savunmaya devam edeceğiz” başlığıyla yazılı açıklama yapan Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şubesi, sürecin takipçisi olacaklarını ifade ederek, hiç bir baskıya boyun eğmeyeceklerini belirtti.

    “ONUR KIRICI BİR OLAY”

    Öğrenci Veli Derneği Antalya Şubesi’nin açıklaması şöyle:

    “Çocuklarımızın hayatlarının en özel ve unutulmaz anlarından biri olan mezuniyet fotoğraf çekimi, ne yazık ki Konyaaltı Anadolu Lisesi’nde yaşanan onur kırıcı bir olayla gölgelenmiştir.

    22 Nisan 2025 tarihinde okul müdürü Hasan Ali Dinç’in, öğrencilerimize yönelik sergilediği tavırlar; yalnızca pedagojik ilkelere değil, aynı zamanda Anayasa, Türk Ceza Kanunu ve uluslararası insan hakları sözleşmelerine de açıkça aykırıdır.

    Velilerimizden aldığımız bilgiler doğrultusunda, öğrencilerimize yönelik kullanılan aşağılayıcı ifadeler, psikolojik baskılar, zorla kıyafet müdahalesi ve fiziksel sınırlamalar kabul edilemez. Öğrencilerimizin özgürlükleri ihlal edilmiş, insan onuruna aykırı biçimde topluluk önünde küçük düşürülmüş ve anayasal hakları zedelenmiştir.

    “SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Unutulmamalıdır ki; çocuklarımız, ne giyimleriyle ne de duruşlarıyla suç işlemiştir. Asıl sorun, onları baskı altına almayı görev bilen bu çağdışı ve otoriter zihniyettedir.

    Okul müdürü Hasan Ali Dinç’in fiilleri; TCK 125. madde (hakaret), 106. madde (tehdit) ve 109. madde (hürriyeti tahdit) kapsamında suç teşkil etmektedir. Bu nedenle velilerimiz tarafından ilgili şahıs hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur.

    Bizler Veli-Der Antalya Şubesi olarak bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğimizi ve çocuklarımızın onurunu korumak adına mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz. Çocuklarımızı susturmaya, bastırmaya ve baskı altına almaya kimsenin gücü yetmeyecektir!”

    PİRHA/ANTALYA

     

  • HTŞ güçlerinden Alevilerin yaşadığı bölgelere saldırı!

    HTŞ güçlerinden Alevilerin yaşadığı bölgelere saldırı!

    PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler Alevilerin yaşadığı bölgelerde, yaptıkları operasyonlarda kötü muamele, hakaret, darp ve infazlar yaptı.

    HTŞ’nin Humus ve Tartus’ta Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere düzenlediği operasyonlarda çok sayıda kişi gözaltına alındı. Videolarda Alevilere hakaretler eşliğinde gözaltına alınanların tekmelendiği, üstünde tepinildiği, hatta infaz edildiği görüldü.

    Gruplar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus ve başkent Şam’da operasyonlar düzenledi. Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde HTŞ’ye bağlı gruplara karşı eylemler yapılması ardından operasyon başlatıldığı belirtildi.

    HTŞ güçlerinin son 36 saatte Humus ve Tartus vilayetlerinde düzenlediği operasyonların Belkasa, Telkelh, İksa ve Hirbet Hamam gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelere odaklandığı kaydedildi. HTŞ gözaltıların Esad yönetimine ve Lübnan Hizbullahı’na yönelik yapıldığını iddia etti.

    ALEVİLERE HAKARET

    Akdeniz kıyısında Alevi nüfusun yoğun yaşadığı “sahil” denilen bölgede bulunan Tartus ve diğer operasyon bölgelerinden sanal medyaya düşen videolarda HTŞ güçlerinin Alevileri hakaretler eşliğinde gözaltına aldıkları, tekmeledikleri hatta infaz ettikleri görüldü.

    DAİŞVARİ UYGULAMALAR

    Londra merkezli Gözlemevi, dün yaptığı açıklamada “Rejimin yıkılmasından bu yana işlenen suçların sayısı 75’e, öldürülen sayısı 112 erkek, 4 kadın, 1 çocuk olmak üzere 117’ye yükseldi. Son olarak, askeri araçlı bir grup Hama’da Ali Diyab isimli sivili öldürdü ve 8 kişiyi bilinmeyen yere götürdü. Humus’ta silah taşımayan ve daha önce de taşımamış olan iki mühendis sivilin başları kesilerek katledildiğini” dedi.

    Dün Şam’da, HTŞ’ye bağlı Halid Bin Velid birliklerinin silahlarıyla geçit yapması dikkat çekti.

    (HABER MERKEZİ)

  • İzmir’de öğrenci ve öğretmenlere mobbing uygulayan okul müdürü protesto edildi!-VİDEO

    İzmir’de öğrenci ve öğretmenlere mobbing uygulayan okul müdürü protesto edildi!-VİDEO

    PİRHA- Eğitim Sen İzmir 5 Nolu  Şube, Buca’da bulunan Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi Müdürü Abdulvahap Gök’ün öğretmen ve öğrencilere mobbing uygulamasını kınayarak, bir an önce soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

    Eğitim Sen İzmir 5 Nolu Şube, Buca ilçesinde bulunan Fatih Sultan Mehmet Anadolu Lisesi Müdürü Abdulvahap Gök’ün öğretmen ve öğrencilere uyguladığı mobbinge karşı okul kapısı önünde basın açıklaması yaptı. Çok sayıda eğitim emekçisinin katıldığı açıklamada, “Öğretmeni baskı altına almaya çalışan anlayışı kabul etmiyoruz. Bu okulda öğretmene mobing var” pankartı açıldı.

    Açıklamayı yapan Eğitim Sen İzmir 5 Nolu Şube Başkanı Savaş Candemir, 2022 yılında okula müdür olarak atanan Abdulvahap Gök’ün göreve başladıktan bu yana okulda sıkıntı, problemlerin eksik olmadığını söyledi.

    Aydemir, Gök’ün 2024 -2025 Eğitim-Öğretim yılı başında “Tasarruf tedbirleri” kapsamında dört sınıfı kapatıp, bazı öğretmenlerin norm fazlası duruma düşmesine neden olduğunu belirterek, buna karşı öğretmenlerin yaptığı itirazların dikkate alınmadığını, sendika olarak iİçe Milli Eğitim Müdürüne yaptıkları taleplerin de kabul görmediğini aktardı.

    Savaş Aydemir, Buca ilçe Eğitim Müdürlüğü ve Buca Kaymakamlığı’na çağrıda bulunarak, konuyla ilgili verilen suç duyurusu dilekçesinin işleme konularak, görevini yapmayan okul müdürü Abdulvahap Gök hakkında gerekli soruşturmaların açılmasını istedi.

    HAKARET, KABA ÜSLUP, MOBBİNG

    Aydemir, ayrıca Gök’ün okulda uyguladığı mobbingi bazı başlıklar altında şu şekilde sıraladı:

    * Yönetmeliklere ve yasalara uygun okul aile birliği kurulu yapılmamış, yönetmeliklere uygun olmayan harcamalar yapılmış.

    * Müdür, yapmadığı DYK kursu nedeniyle ücret almış.

    * Müdür tarafından okula giriş saatlerinde öğrenciler kılık kıyafetleri nedeniyle rencide edilmiş hakarete uğramış ve derse alınmamışlardır. Öğrencilerden bazıları sinir krizi geçirmiş.

    * Okulda gereksiz yere öğrencilere nöbet tutturulduğu için, okulda her gün 12 öğrenci nöbet tutmakta, derslerinden alıkonulmaktadır.

    * Müdür öğretmenler kurulunda öğretmenlerin konuşmalarına izin vermeyip, yapılan tüm eleştirileri kendisine bir saldırı olarak görmekte, dikkate almamaktadır.

    * Okulda acil çıkış kapısı kilitlenmiş ayrıca güvenlik filesi, kaydırmaz bantlar gibi iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri alınmamıştır.

    * Personele ve öğretmenlere kaba ve öğretmenlik mesleğine yakışmayacak üslup ve tarzda davranılmaktadır.

    PİRHA/İZMİR

  • Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    Gezi direnişçisinin polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı

    PİRHA- Gezi direnişi döneminde gözaltına alınarak bombalı aracın kendisine ait olduğu yönünde ifade imzalatılmak istenen Aydın Aydoğan’ın polisler hakkında yaptığı suç duyurusunda takipsizlik kararı verildi. 

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Gezi olaylarına katılanlara yönelik hakaret içerikli sözleri sözlerine suç duyurusunda bulunan Aydın Aydoğan, 13 Aralık 2017’de gözaltına alındı. Bomba yüklü olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürülmeyen çalışılan Aydın’a gözaltında işkenceyle bomba yüklü araç suçunu üstlenmesi istendi. Aydın, olaya ilişkin yaptığı suç duyurusunda Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararına rağmen bir kez daha takipsizlikle sonuçlandı.

    Aydoğan, Gezi olaylarına katılanlara yönelik sarf ettiği “çapulcu”, “kemirgen”, “terörist”, “dış mihrakların piyonu” gibi sözleri nedeniyle Erdoğan hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına “halkı kin ve düşmanlığa tahrikten” suç duyurusunda bulundu. Aydoğan, suç duyurusunun ardından 13 Aralık 2017’de İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde 3 sivil polis tarafından kendi aracıyla seyir halindeyken durdurularak gözaltına alındı.

    Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer İbrahimoğlu‘nun haberine göre polisler, Aydoğan’dan aracıyla kendilerini takip etmelerini istedi. Daha sonra polis, Aydoğan‘ı “bomba yüklü” olduğu iddia edilen bir aracın yanına götürmek istedi. Polis, Aydoğan‘ı, “bomba yüklü olduğu iddia edilen ve etrafı güvenlik şeridiyle kapatılan alana” götürmeye çalıştı. Aydoğan, toplanan kalabalıktan birinin “Orada bombalı araç var gitmeyin” demesiyle aracın yanına gitmemek için direndi. Durumu cep telefonuyla çekmek isteyen Aydoğan, polisin saldırısına uğradı. Daha sonra emniyette götürülen Aydoğan’dan 3 gün haber alınamadı. Aydoğan hakkında dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi vermesinin ardından Aydoğan, serbest bırakıldı.

    7 YIL SONRA MUAYENE

    Aydoğan, kendisine kumpas kurmaya çalışan ve saldıran polisler hakkında 29 Haziran 2018’de Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Savcılık 4 Eylül 2018’de “kovuşturmaya yer yok” kararını verdi. Aydoğan bunun üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Anayasa Mahkemesi, 2022’de “etkin soruşturma yürütülmemesi” nedeniyle ihlal kararı verdi. Anayasa Mahkemesi’nin etkin soruşturma yürütmesi istemiyle dosyayı gönderdiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bunun için yeniden soruşturma başlatan savcılık, aradan geçen 7 yılın ardından Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) rapor istedi. 7 yıl sonra Aydoğan‘ın muayene eden ATK, “Aydoğan’da darp izinin bulunduğunu, ancak olayla illiyet bağının kurulamadığı” yönünde rapor hazırladı. ATK, raporunda darbın “Aydoğan’ın hayatını etkileyecek” şekilde olmadığını belirtti.

    Savcılık ATK’nin raporuna dayanarak 27 Eylül’de bir kez daha polisler hakkında “kovuşturmaya yer yok” kararı verdi. Kararın ardından Aydoğan, Bakırköy Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu.

    “TÜRLÜ İŞKENCELER VE HAKARETLER ETTİLER”

    Erdoğan hakkında suç duyurusundan yaşananları anlatan Aydoğan, “Gündüz evimden dışarı çıktım. 2-3 genç indi ve polis olduklarını beyan ettiler, ‘Hakkınızda bir ihbar var, bizimle karakola gelmeniz lazım. Bizi kendi aracınızla takip edin’ dedi. Ben de aracımla peşlerinden giderken evimin yakınında bir caddeye indiler. Sağda büyük bir kalabalık olduğunu fark ettim. Polis şeritleri çekilmiş, ambulans, itfaiye var. Onlar durdu, ben de durdum. Polis, ‘Burada birkaç dakika işimiz var. Onu halledip gidelim’ dedi. Daha sonra beni de araçtan indirdiler. Bir polis arkamda öbürleri önümde beni olay yerine doğru yürüterek, sürüyorlar. O esnada orada bulunan yaşlı bir kadın, ‘Gitmeyin orada bombalı araç varmış’ dedi. O sıra Tahir Elçi yeni öldürülmüştü. Ben orada çakıldım kaldım. Arkamdaki polis beni itmeye çalıştı, ama ben gitmedim. O an telefonumu açtım fotoğraflarını çekeyim, dedim. Fotoğrafları çekerken, birisi arkadan sert bir şekilde vurdu ve ağzımdan tutarak beni yere yatırdı. Orada beni yüzüstü yatırıp ters kelepçelediler. Ayağa kaldırdılar yüzümün bir kısmı betona çarptı. Daha sonra beni polis aracın içine soktular ve o dönem daha sonra emniyet amiri olduğu ortaya çıkan polis, yüzüme vurdu. Ağzım kanadı. O esnada fotoğraflarımı çekti. Daha sonra birileriyle konuştu ve ‘Bunu götürün canını almayın daha sonra ben alacağım’ dedi. Beni bir yere götürdüler, türlü türlü işkence ve hakaretler ettiler” diye konuştu.

    “İFADE HAZIRLATTILAR”

    İşkenceli geçen 3 günlük gözaltından ailesiyle tehdit edildiğini ifade eden Aydoğan, “Akşama doğru bir ifade hazırlayıp geri getirdiler. İfadede, güya bombalı aracı ben getirmişim. Aracıma dokunmayın, diye bağırmışım, koşmuşum ve örgütsel sloganlar atmışım. Bu ifadeyi imzalamamı istediler. Ben imzalamadım. Daha sonra dönemin milletvekili Barış Yarkadaş Meclis’e soru önergesi verince, 3 günün sonunda beni hızlıca savcılığa çıkardılar. Savcılıktan sonra olayla bağlantım olmadığı için serbest bırakıldım, fakat soruşturma devam ediyor. Olay yüzünden ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla yargılandım, daha sonra ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verildi” ifadelerini kullandı.

    “AYM, ETKİN BİR SORUŞTURMA YAPILMADIĞINI BELİRTTİ”

    Olaydan sonra olay yerinden görüntü ve fotoğraflara ulaştığını ve bunlarla birlikte polisler hakkında suç Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bulunduğu suç duyurusunda takipsizlik kararı verildiğini hatırlatan Aydoğan, bu karşı Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuruda bulunduğu belirtti. AYM, etkin bir soruşturma yapılmadığı, kişinin olayla ilgili araç plakalarını vermesine ve kişilerin görüntülerini vermesine rağmen savcılığın asıl görevi olan soruşturmayı genişletmediği için dosyada ihlal kararı verip savcılığa gönderdiğini vurgulayan Aydoğan, “Dosya aynı savcının önüne geldi. Ancak dönemin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Aydıner, dosyayı alıp ‘Ben inceleyeceğim’ dedi. Dosya 2 buçuk yıldır, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bekletiliyordu. Şu an yeni bir savcı geldi” şeklinde konuştu.

    7 YIL SONRA İŞKENCE İZİ ARANDI

    Kendisinin muayene için 2023’ün Şubat ayında ATK’ye giderek muayene olduğunu dile getiren Aydoğan, 2 yıl sonra ATK’nin kararını açıkladığını ifade etti. ATK’nin “olayla bir illiyet bağının bulunmadığına” değerlendirmesi yaptığını söyleyen Aydoğan, “Ben savcıya, 7 yıl sonra işkence izi mi kalır, o döneme ilişkin bütün raporlarımız var, dedim. Savcılık ise 16 Ekim’de ‘kovuşturmaya yer yok’ kararı verdi. Gerekçe, ATK raporu gösterilmiş. Savcılığın yapması gereken, olay anında geniş ve etkin bir soruşturma kapsamında götürüldüğüm karakolların kamera görüntülerini, MOBBESE’ler tespit etmeliydi. 7 yıl sonra ‘İşkence izleri kişinin hayatını etkileyecek şekilde değil’ demiş. Yani işkence var, ama hayatını etkilememiş demiş. O gün beni ağır şekilde engelli bıraksalardı. Ondan sonra mı ATK raporu uygun verecekti” diye belirtti.

    “SİYASİ KARAR”

    Savcılığa araç plakası ve MOBBESE kameralarının yerini gösterdiğinin altını çizen Aydoğan, savcılığın buna rağmen bir şey yapmadığını söyledi. Savcılığın “kovuşturmaya yer yok” kararına itiraz ettiklerini belirten Aydoğan, kararın siyasi olduğunu vurgulayarak, “Bu arada bunlardan biri o dönem emniyet müdür yardımcısıyken, Yozgat Emniyet Müdürü yapıldı. Yozgat Valiliği’nde verdiği ifadesinde, ipe sapa gelmez hakaretlerle bizi ‘terörle iltisaklı’ göstermiş. Yozgat Emniyet Müdürü, ‘Bu adam Gezi olaylarına karışmış. Barış Yarkadaş önerge verdi, o da CHP’nin milletvekili. Bunun haberini yapanlarda terörü öven gazeteler’ demiş” diye belirtti.

    MUAYENE RAPORU DEĞİŞTİRİLDİ 

    Hastane evraklarının değiştirildiğini ifade eden Aydoğan, “Beni hastanede erkek doktor muayene etti. 2019 yılında lösemi olan bir çocuğum vefat etti. Ben de o dönem Bakırköy Hastanesi’ne gittim ve hafif depresif tanısı kondu. Daha sonra savcılık ‘Aydoğan hakkında her şeyi istiyorum’ demiş. Bunlar muayene raporumu ‘alkol ve madde kullanımı’ şeklinde düzenlemişler, imzayı da bir kadın doktor atmış. Bunları da şikayet ettim. Daha sonra hastane ‘sehven’ bu işlemi yaptıklarını söyledi. Hastane çalışanlarını şikayet ettim, ama İstanbul Valisi Davut Gül, soruşturmaya izin vermedi” diye kaydetti.

    MUALİFLERE YÖNELİK TUTUM

    Muhalif duruşu bulunan kişilerin akıl sağlıklarının yerinde olmadığına yönelik hastanelere sevkini hatırlatan Aydoğan, şunları söyledi:

    “Dokunan yanıyor. Hatırlarsanız Erdoğan’a bir çiftçi sitem etmişti. Erdoğan o çiftçiye, ‘Ananı da al git’ demişti. O kişiye deli raporu aldırdıkları, hastaneye yatırdıkları basına yansıdı. Yine Avukat Dilek Ekmekçi için yurtlardaki çocuk tacizi ve istismarıyla ilgili çalışmaları nedeniyle ‘akıl sağlığı yerinde değil’ diye rapor aldırılmak isteniyor. Öyle bir sistem ki hakkınızı aradığınız an bunları önünüze koyuyorlar. Ama biz bunları kabul etmiyoruz. Gerekirse yine AYM’ye kadar gideriz. AYM’ye, AYM kararları uygulanmıyor, diyerek gideceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Varto’da Alevilere hakaret eden kamu çalışanı tekrar işbaşı yaptırıldı!

    Varto’da Alevilere hakaret eden kamu çalışanı tekrar işbaşı yaptırıldı!

    PİRHA-Muş Varto’da Alevilere hakaret ederek nefret suçu işleyen O.Ö isimli kamu çalışanı, hakkındaki suç duyurusuna rağmen tekrar işbaşı yaptırıldı. 

    Varto’da yaşayan O.Ö. isimli bir kamu çalışanı sosyal medya uygulamasında paylaşılan semah dönme videosunun altına Alevilere yönelik ayrımcı söylemlerde bulundu. Şahsın “Oh ne güzel, dans ederek ibadet ettiklerini zannediyorlar, bir de kadın erkek zevklenmişler. Şimdi nasıl keyifleri geliyor, mum da sönseydi iyiydi” paylaşımına yurttaşlar tepki gösterirken, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Cemevi Varto Şubesi Başkanı Kerem Akdağ, şahıs hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Devlet hastanesinde sözleşmeli sağlık personeli olarak çalışan O.Ö isimli şahıs hakkındaki suç duyurusu sonrasında adli ve idari soruşturma açılmış, O.Ö adlı şahsın bu süre zarfında açığa alınmak yerine başka bir ilçedeki hastaneye gönderildiği açığa çıkmıştı.

    Aradan geçen 6 ay sonrasında O.Ö isimli şahıs hakkında tüm soruşturmalar ve işlediği nefret suçu bir kenara bırakılarak yeniden Varto Devlet Hastanesi’nde işbaşı yaptırıldı.

    Ersin ÖZGÜL/MUŞ

    İLGİLİ HABERLER:

    Varto’da Alevilere ve semaha hakaret eden kamu çalışanının görevden alınması istendi

     

     

     

     

     

     

  • Melih Gökçek’ten Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanına saygısızlık! Tepkiler gecikmedi

    Melih Gökçek’ten Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanına saygısızlık! Tepkiler gecikmedi

    PİRHA- Skandal davranışlarıyla ve uygulamalarıyla ünlü eski Ankara Büyükşehir Belediyesi Melih Gökçek, Alevilerin Hakk’a yürüme erkanını hedef alarak nefret söyleminde bulundu. Bağlama ve deyişler ile Hakk’a uğurlanan Sanatçı Güven Çoşkuner’in erkanını paylaşan Gökçek, “Yakında orkestra ile gömülenleri görürseniz şaşırmayın’ diyerek Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanına saygısızlık etti. 

    Çoğunlukla yolsuzluk iddiasıyla gündeme gelen eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, X hesabından Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanına hakaret etti.

    Şubat ayında Antalya’da Hakk’a yürüyen Sanatçı Güven Çoşkuner, vasiyeti üzerine Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tahtacı olan Akçaenis köyünde deyişler ve devriyeler ile Hakk’a uğurlanmıştı.

    Hakk’a uğurlama erkanından bir görüntüyü X hesabından paylaşan Gökçek, “Haydaa. Bunu da gördük. Yakında orkestra ile gömülenleri görürseniz şaşmayın. Antalya’da ölmüş adama cenaze namazı kılmak yerine saz çaldılar” diyerek nefret söyleminde bulundu.

    Gökçek’in Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanını hedef alan nefret söylemine birçok sanatçı, aydın, Alevi kurum temsilcisi tepki gösterdi.

    Tepkiler şöyle:

    Avukat Polat Balkan: Burası Antalya Elmalı Akçaeniş. Türkmen Alevi Tahtacı Köyü (Mahallesi). Ölen çocukluk arkadaşım, saz ve söz üstadı Güven Coşkuner. Biz canlarımızı böyle uğurlarız. Saraylılar da, saraydan kovulanlar da bilmez…

    HDP önceki dönem milletvekili Kemal Bülbül: “Orkestra” değil, Aşık û Zakirler “Gömmek” değil, Sırlamak “Ölmüş” değil, Hakk’a Yürümüş “Cenaze Namazı” değil, Hakk’a Uğurlama Erkanı. Daha da Anlamadıysan İnsanı Kamil, Aşık û Sadık FUZULÎ’den dinle!…

    Sanatçı Kutsal Evcimen: “ÇALMAK” eylemi sende ne ifade ediyor? Biz çok iyi biliyoruz. Bu senin gibi yoz yobaz birisinin anlayacağı iş değil terbiyesiz!

    Sanatçı Metin  Karataş: İ. Melih yoksa cenneti de parsel parsel satacaktın da bu saz çalma planlarını mı bozdu ne? Üzülme bizim saz çalmamız, duayla kaldırılan cenazelere cenneti parsel parsel satmana engel değil. Size göre biz saz çalarak cehenneme gideceğiz nasılsa, cehennem varsa bile varsın olsun, senin gibilerin olmadığı her yerde mutlu oluruz biz.

    Sanatçı Ahmet İhvani: Kendini bilmeyen bizi ne bilsin! Anca böyle şaşırır görünce. Hey erenler, meşrebimi sormayın meşrebim aşk, mezhebim aşk, yolum aşk. İnancımı benden ayrı görmeyin inancım aşk, imanım aşk, dinim aşk… Hüdâi

    Siyaset Bilimci Ulaş Tol: Tüm inançlarda musiki vardır, örneğin ilahi bunun güzel örneklerinden biri. Deyişler eşliğinde uğurlamak da kadim bir gelenek. Aşağıdaki ise inanca saygısızlık, tersini yapan biri olsa linç yoluyla savcılara havale edilirdi, manevi değerlere atıfla.

    TİP MYK üyesi Yunus Başaran: Antalyamızın ve Anadolu’nun kadim halkı Tahtacıların defin ritüeli budur. Kes sesini!

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • FEDA: Aleviliğe herkes saygı duymak zorunda; hakaret basit bir hata olarak görülemez

    FEDA: Aleviliğe herkes saygı duymak zorunda; hakaret basit bir hata olarak görülemez

    PİRHA- FEDA, Yazar Çevirmen Murat Belge’nin yıllar önce ‘ensest’ kelimesini ‘kızılbaşlık’ olarak Türkçeye çevirmesine ve HÜDA-PAR’ın Dersim’de aday çıkartıp, Seyit Rıza heykelini ziyaret etmesine tepki gösterdi. Açıklamada “FEDA olarak bu zulüm düzenine her yerde ve her ortamda karşı çıkmak bizim boynumuzun borcudur. O nedenle Aleviliğe ve Alevilere karşı yapılan her saldırıya karşı sesimizi yükselteceğiz” denildi. 

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Yıllar önce çevirdiği kitapta geçen ensest sözcüğünü Kızılbaşlık olarak çeviren Yazar Çevirmen Murat Belge’ye ve HÜDA-PAR’ın Dersim Belediye Başkan Adayına sert tepki gösterdi.

    FEDA yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Alevilik vardır! Alevilik haktır! Herkes saygı duymak zorundadır! Alevilere yönelik saldırıların düzeyini anlamak için son birkaç günün bilançosunu hatırlatmak gerekiyor. Murat Belge adlı sözde aydın, değerli inancımız Kızılbaşlığı(Aleviliği) ensest olarak tanımlamış. Sanatçı olduğunu sanan birisi
    Aleviliği, ti’ye almaya çalışmış. Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Dersim’de Alevi aday çıkartmış ve pirimiz Seyit Rıza’nın evini ziyaret ederek açıklama yapmış. Elbette bizim bunların her birisine ayrı ayrı cevap vermemiz gerekiyor. Ayrı şekilde bunlara yol açan, bu sisteme, bu devlete ve bugün bu devletin başı olan Erdoğan’a da söyleyeceklerimiz olacaktır.

    “BASİT BİR HATA OLARAK GÖRÜLEMEZ!”

    Murat Belge bu ülkenin tipik aydını olarak kabul ediliyor. Bu şahsın esasında sözde aydın olarak yaptığı bir kitap çevirisinde “Kızılbaş” sözünün karşılığını “ensest” olarak çevirmesi, bu çok okumuşun aslında hiç de aydın olmadığının açık kanıtıdır. Çok okumuş olmak aydın olmak için yeterli kriter değildir. Elbette aydın olmak her şeyi bilmeyi gerektirmez. Ancak 20 milyon Alevi’nin yaşadığı ve Alevilerle ilgili sayısız sosyal, siyasal, kültürel çalışmanın olduğu, Alevilerin defalarca katliamlara ve soykırımlara uğradığı bu topraklarda, Aleviliği böyle tanımlamak, basit bir hata olarak görülemez. Bu düpedüz
    soykırımcı yaklaşımın tezahürüdür. Benzer bir ahlaksızlığı kendisini sanatçı sanan bir başkası da yapmıştır.

    HÜDA-PAR ADAYINA TEPKİ: DERSİM HALKI GEREKEN CEVABI VERECEK!

    Değerli canlar, sizlerle paylaşmamız gereken çok önemli bir başka konu da Dersim’de HÜDA-PAR’ın belediye başkan adayı çıkartmış olması ve bu adayın pirimiz Seyit Rıza’nın heykelini ziyaret etmiş olmasıdır. Öncelikle çok net olarak ifade etmek gerekir ki, bu Aleviliğe, özellikle de Reya Haq Aleviliğine yapılmış seviyesiz bir saldırıdır. Değerli pirimiz Seyit Rıza’nın HÜDA-PAR gibi bütün varlığını Alevi düşmanlığı üzerinde kurmuş olan bir zihniyetin temsilcilerinin ziyaretine ihtiyaçları yoktur. Pir Seyit Rıza’nın bu şekilde kirletilmesine hiçbir Alevi’nin rızalığı olmayacaktır. HÜDA-PAR’ın Dersim’de aday göstermesi, nahak AKP iktidarının Alevilere karşı yürütmekte olduğu soykırımdan bağımsız değildir. Dersim halkının inkârcılara, katliamcılara hak ettiği cevabı vereceğine olan inancımız tamdır.

    “ALEVİLİĞİ YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR” 

    Bu zihniyetin bugün iktidarda olan temsilcileri AKP ve MHP, işte tam da bu şekilde Aleviliği yok etmeye çalışıyorlar. Bir yanda sözde demokrat insanlar tarafından Alevilik, ‘sapkın’ bir inanç olarak tanıtılmaktadır. HÜDA- PAR gibi Alevi düşmanı, Hizbullah zihniyetli, eli kanlı örgüt, Aleviler’in serçeşmesinde Alevi değerlerini sahiplenmeye kalkışıyor. Bu yaklaşım Aleviliği yok etmek amacıyla, insanlık ve Alevi düşmanlarının, soykırımcıların yaklaşımıdır. Değerli canlar, hiç kuşku yoktur ki, bu yaklaşımlar, dün Koçgiri’de, Dersim’de, Sivas’ta, Maraş’ta, Malatya’da, Madımak’ta ve Gazi’de yapılan katliam ve soykırımlardan güç almaktadırlar. Devletin kendisi ve devletle iş tutan bütün kurum ve şahıslar, dün olduğu gibi bugün de Aleviliği ve Alevileri ortadan kaldırmak için bu saldırıları yapmaktadırlar.

    “SESİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ”

    Sevgili canlar, biz FEDA olarak yapılan saldırıların kimler tarafından yapıldığını da, neyi amaçladığını da biliyor ve çok yakından izliyoruz. HÜDA-PAR’ın varlığı ve yaptıkları Aleviliğin ve Aleviler’in temel mücadele sorunudur. FEDA olarak bizler bu İŞİD zihniyetinin kendisini de bu zihniyetin siyasi hayata taşınmasını da insanlık adına zararlı ve tehlikeli buluyoruz. O nedenle HÜDA PAR’a karşı mücadelemiz soykırımcılara karşı mücadele olarak zafere ulaşana kadar devam edecektir.
    Sevgili canlar, FEDA olarak bu zulüm düzenine her yerde ve her ortamda karşı çıkmak bizim boynumuzun borcudur. O nedenle Aleviliğe ve Alevilere karşı yapılan her saldırıya karşı sesimizi yükselteceğiz.”

    PİRHA/ALMANYA

  • Alevilerden cemevine hakaret eden MHP’li vekile tepki: İbadethanemize hakaret suçtur!

    Alevilerden cemevine hakaret eden MHP’li vekile tepki: İbadethanemize hakaret suçtur!

    PİRHA- Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, “Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var” denildi.

    MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in ‘Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer’ sözlerine tepkiler gelmeye devam ediyor. Alevi kurumları, MHP Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez’in TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu toplantısında “Cemevleri, terör örgütlerinin yoğun olduğu bir yer” sözlerine tepki gösterdi.

    Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Dernekleri Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun ortak açıklamasında, “Alevilerin ibadethanesini terörize etmek kimsenin haddi değildir” vurgusu yapıldı.

    “CEMEVLERİ BİLİM YUVASIDIR”

    Alevi kurumlarının yaptığı açıklamada, ibadethanelerine karşı yapılacak saygısızlıklar karşısında her türlü demokratik ve meşru tepkilerini gösterecekleri belirtilerek, “Milyonlarca insanın ibadethanesi olan Cem evlerinin statüsünü çarpıtmak için hiçbir şeyi bahane gösteremezsiniz. Irkçılıktan beslenen MHP ve onun vekili, 73 millete bir nazar ile bakan, tarih boyunca her türlü şiddete karşı durmuş Alevileri terör ile yan yana getirmeye çalışıyor. Bizim ibadethanemizi ispatlamaya ihtiyacımız yok, ama sizin faşist olmadığınızı ispatlama mecburiyetiniz var.

    Alevilerin ibadethanesi olan Cemevleri aynı zamanda bilim yuvasıdır, orada sorgusuz sualsiz eşitlik kuralı vardır. İktidarın yarattığı karanlık iklimden beslenen, vicdan, akıl, saygı gibi kavramlardan bihaber olanlar insanî dilden, eşitlikten, bilimsellikten de habersizdir” dedi.

    “SİZE VE ZİHNİYETİNİZE RAĞMEN DEMOKRASİDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

    Alevi kurumları, “asıl eşitlik, demokrasi, bilim ve adalet gibi kavramlardan rahatsız olanlar teröristtir” diyerek açıklamada şu ifadelere yer verdi:

    “Ülkeyi yönetenlerin akıl ikizi olan bu güruh, açlıktan, işsizlikten, yoksulluktan hiç bahsetmezler. Onların tek amacı vardır, ‘Aleviliği nasıl asimile ederiz’. Ülke ve Dünyanın her yerinde örgütlü olan Alevi hareketi olarak diyoruz ki; tıpkı tarihteki Pirlerimiz ulularımızın yaptığı gibi, size ve zihniyetinize rağmen demokrasiden vazgeçmeyeceğiz, size rağmen türkülerimizi söylemeye, kardeşlik ve eşitlik iklimini büyütmeye devam edeceğiz.

    Siyasal İslamı kurumsallaştıran AKP ve onun siyasi beslemesi MHP derhal yaşamın tüm alanlarını kutuplaştıran bölücü politikaları terk etmelidir.
    Her fırsatta mağdur edebiyatı yapıp sağa sola kardeşlikten bahsedenler, bu kepazeliği nasıl açıklayacaksınız? Cemevlerimize yapılan bu saygısızlığı bu hakareti reddediyoruz. İnancı gereği ibadetini yürütmek suç değildir, ama milyonlarca insanın ibadethanesine hakaret etmek suçtur. Kendisini ve inancını türkülerle ifade eden bir halkın ibadethanesini terör ile ifade etmek hangi aklın ve vicdanın ürünüdür.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Okullarda, Alevileri hedef alan Nurettin Topçu’nun kitapları dağıtılacak

    Okullarda, Alevileri hedef alan Nurettin Topçu’nun kitapları dağıtılacak

    PİRHA-Kayyum yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi’nin kentteki okullara göndereceği kitaplar arasında karma eğitimi hedef alan ve Aleviliğe “bozuk zihniyet” diyerek hakaret eden Nurettin Topçu’nun kitapları da var.

    Kayyum Ozan Balcı yönetimindeki Van Büyükşehir Belediyesi ile Van İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında 16 Haziran 2022 tarihinde bir protokol yapıldı. Bu protokol kapsamında belediyenin kitap alması, bunların da kentte bulunan okulların kütüphanelerine dağıtılması kararlaştırıldı. Belediyeye bağlı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı da “Kitap Van Projesi Kapsamında Kitap Mal Alım İşi” ve “15 bin 947 Adet Kitap Mal Alım İşi” başlığıyla farklı ihaleler açtı.

    BirGün’den Uğur Şahin’in haberine göre, “Kitap Van Projesi” kapsamında düzenlenecek ihalelerle alınacak kitaplar “okul öncesi”, “ilkokul”, “ortaokul” ve “lise” şeklinde sınıflandırıldı. Her yaş grubuna yönelik dini referanslı kitapların bulunması dikkat çekti.

    “Okul öncesi” dönem için alınacak kitapların arasında, Inda Ahmad Zahri’nin “Yılımı Şenlendiren Ay: Ramazan” kitabı ile Elif Santur’un “Peygamber Efendimiz”, “Musa Peygamber”, “Nuh Peygamber”,-“Salih Peygamber” ve “Süleyman Peygamber” isimli kitapları yer aldı. Bu kitapların her birinden 60’ar adet alınması planlandı.

    “İlkokul” dönemine dair alınacak kitaplar da ihale dosyasında yer aldı. Buna göre Veysel Akkaya’nın kaleme aldığı “Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri”, “Abdulkâdir Geylânî Hazretleri”, “Emir Sultan Hazretleri” kitapları temin edilecek. Geylânî, Kādiriyye tarikatının kurucusu olarak biliniyor. Bunun dışında “Ayetlerle Erdemli Davranışlar”, “Allah’ın İsimlerini Öğreniyorum”, “Peygamberimi Öğreniyorum”, “Peygamberimizin Çocuklarla Oynadığı Oyunlar” başlıklı kitapların da alınması kararlaştırıldı. Bu kitaplardan 125’er adet satın alınıp okullara dağıtılacak.

    ALEVİLERE ‘BOZUK ZİHNİYET’ DEMİŞTİ 

    Lise dönemi için alınacak kitaplar arasında ise ilk olarak göze Nurettin Topçu çarpıyor. Alınacak kitaplardan birisi Topçu’nun “Türkiye’nin Maarif Davası” adlı eseri. Laik ve karma eğitime karşı olduğunu bilinen Topçu, “Türkiye’nin Maarif Davası” adlı kitabında Aleviliği “bozuk zihniyet” olarak tanımlıyor. Söz konusu kitapta şunlar dile getiriliyor: “…Tarikatları ise, asırların arasında ta kalbinden kemiren şerir kuvvet Alevilik olmuştur. Ve böyle bozuk bir zihniyete, kolayca ortak olan hayati hazlarla yüklü bir adap ve erkan silsilesi, tarikatları çürütmeye kafi geldi. İslam alemi, bugün bu iki çürütülmüş zihniyetin harabesi halindedir. (…) Kız ve erkek öğretiminin terbiyedeki hususiyetlerini ayrı ayrı belirtmek ve kızların terbiyesine şimdikinden daha büyük önem vermek gayesiyle, liselerde kız ve erkek öğretiminin ayrılması lazımdır.”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2016’da öğretmenlerin seminer döneminde incelemesi ve tartışması istenen kitapların arasına koyduğu “Türkiye’nin Maarif Davası” kitabı, eğitimcilerin tepkisi çekmiş ve hatta eylemler yapılmıştı. Topçu’nun “Var Olmak”, “Büyük Fetih”, “Millet Mistikleri” adlı kitapları da alınacak. “Herkes İçin Siyer/Medine Dönemi”, “Hz. Hamza”, “İslam’ın İlk Mareşali Hz. Muhammed” de alınacak kitaplardan. Bu kitaplardan okullara 70’er adet dağıtılacak.

    “15 bin 947 Adet Kitap Mal Alım İşi” ihalesinde de benzer kitapların yer aldığı görüldü. İhale kapsamında Nurettin Topçu’nun kitaplarından da toplam 120 kopya alınacak. Bunlar arasında “Türkiye’nin Maarif Davası” kitabı da bulunuyor.

    Bu arada söz konusu kitapların temini için biri 5 Şubat’ta, diğeri ise 8 Şubat’ta olmak üzere iki ayrı ihale yapılacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • KAB-FED Başkanı Erkan’dan, hakaret davasında cezanın hafifletilmesine tepki

    KAB-FED Başkanı Erkan’dan, hakaret davasında cezanın hafifletilmesine tepki

    PİRHA-KAB-FED Genel Başkanı Muharrem Erkan’a, Tokat Cem Vakfı Başkanı Melih Gündüz tarafından hakaret edilmesine dair görülen davada, Gündüz’e verilen 8 ay 22 gün hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildi. Karara tepki gösteren Erkan, “Melih Gündüz’ e mahkemece verilen cezanın çok hafif olduğu düşüncesindeyiz. Bu tür olaylar yaşandığı için daha ağır cezalarla yaptırıma tabi tutulması gerekir” dedi. 

    Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu ( KAB-FED) Genel Başkanı Muharrem Erkan’a yönelik Tokat Cem Vakfı Başkanlığı’nı yürüten Melih Gündüz tarafından hakaret edildi.

    Hakaret sonrası Erkan, Gündüz hakkında şikayetçi olurken, mahkeme Gündüz’e 8’5 ay hapis cezası verdi. Mahkeme cezayı ertelerken, KAB-FED Genel Başkanı Erkan, yaşananlara dair değerlendirmede bulundu.

    Edepli olmak, döktüğünü dolduran, ağlattığını güldüren küstüğü ile barışan eline beline, diline sahip olan kendisine yapılmasını istemediği hal hareketleri bir başkasına yapmayan, kendi hakkına razı olup, başkalarının hakkını da kendi hakkı gibi koruyup koruyan, kişi, kişiler, canların Alevi olarak tanımlandığına dikkat çeken Erkan, şunları aktardı:

    “Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu genel Başkanlığı, Kalender Çelebi Genel Başkanlığı, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Başkan Yardımcılığı,  Tokat Pir Sultan Cemevi Başkanlığı, Hıdır Abdal Ocak Dedeliği yıllardır yürütürken, daha önce hiç görmediğim, tanımadığım Melih Gündüz 08/09/2022 tarih ve saat 16,50 de GOP Bulvarında insanların yoğun olarak hareket ettiği caddede inançsal olarak telli kuran olarak bildiğimiz Saz’a yönelik “Sazın sapını G….. S…” diyerek hakarette bulunmuştur.

    Şikayetimiz üzerine bu şahıs hakkında dava açılmış ve yapılan yargılama sonucu Tokat Cem Vakfı Başkanlığını yürüten Melih Gündüz hakkında Tokat 4. Asliye Ceza Mahkemesi, 09.01.2023 tarih ve 2022/411 Esas, 2023/1 sayılı kararı ile hakaretten dolayı 8 ay 22 gün hapis cezasına çarptırmıştır. Ancak bu ceza CMK 231/5 maddesi gereğince ilgili şahıs hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. Bu tesadüfi bir olay olabilir mi? Daha önce hiç görüşüp konuşmadığım, tanımadığım bir kişinin bu şekilde davranması ne kadar doğru? İnsani ölçütler boyutunda kurum başkanı, inanç yerlerinin temsilcisi olması ne kadar doğru? Bu ve bunun gibi düşünceye sahip insanların bizlerin, bilim yuvası olarak bildiğimiz GOP Üniversitesi’nde görev alması, ne kadar doğru?

    “BU OLAY MÜNFERİT OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR”

    Bu olay münferit bir olay olarak değerlendirilmemelidir. Melih Gündüz’ ün yapmış olduğu bu eylem benim şahsımda temsil ettiğim Alevi kurumları ile Alevi inanç ve öğretisine yapılmış bir saldırı olarak değerlendirmek gerekir. Bu saldırı benim şahsımda Alevilere yönelik asimilasyon politikasının bir parçasıdır. Bu olay nedeniyle Melih Gündüz’ e mahkemece verilen cezanın çok hafif olduğu düşüncesindeyiz. Bu tür olayların yaşandığı için daha ağır cezalarla yaptırıma tabi tutulması gerekir. Ayrıca ilgili şahsın çalışmış olduğu üniversite yönetimi de derhal harekete geçerek idari soruşturma başlatması gerekmektedir. Son gelişmeleri dikkatle izlemeye devam ediyoruz. Hakk büyüktür. Haklı olan her zaman kazanacaktır. İnancımız gereği kötülerden uzak durmak, onlar ile beraber olmamak bizim için bir ibadettir.”

    PİRHA/TOKAT

     

  • Yazar Ayhan Aydın ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret’ suçlamasıyla ifade verdi

    Yazar Ayhan Aydın ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret’ suçlamasıyla ifade verdi

    PİRHA- Yazar Ayhan Aydın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdi. Yazdıklarının arkasında olduğunu ifade eden Aydın, “Recep Tayyip Erdoğan’a söylediğim her şeyin arkasında olduğumu söylemenin büyük mutluluğunu yaşadım” dedi.

    Yazar Ayhan Aydın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla emniyette ifade verdi.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ifadeye çağırdığı Aydın, suçlamaya konu olan yazılarının eleştiri olduğunu belirterek, söylediklerinin arkasında olduğunu kaydetti.

    Ayhan Aydın şunları ifade etti:

    “Yaşam mücadeleden ibarettir. Yaşamın hakkını vererek hayat süreceksin. Gölgelerde gezinmek tutsaklıktan, korkaklıktan başka bir şey değildir. Aynı zamanda her şeyin bir bedeli vardır. Recep Tayyip Erdoğan için sosyal medya ortamında yaptığım yorumlar, yazdığım şiirlerle ilgili bugün, “Cumhurbaşkanına hakaretten” dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde ifade verdim.
    Her daim dürüst bir insan olmaya çalışan, söyleyeceği her şeyi açıklıkla ifade eden birisi olarak, tüm dünyadaki, yurdumuzdaki yanlışları, haksızlıkları, zaman zaman da Recep Tayyip Erdoğan’ın ruh ikizleri olan sözde Alevi – Bektaşi önderlerine ve bu yolu yozlaştıralara karşın eleştirilerimiz sürecektir.
    Bugüne kadar her zaman aynı yolda, aynı çizgide bir yaşamım oldu. Yeryüzündeki hiçbir güç bunu değiştiremez. Tüm yazdıklarım, yorumlarım, eleştirilerin, deli dolu hallerim bana aittir. Böyle olmaktan çok mutluyum. Mutlu olmayanlar kendi yollarına gidebilirler. Bugün, Recep Tayyip Erdoğan’a söylediğim her şeyin arkasında olduğumu söylemenin büyük mutluluğunu yaşadım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Melek Mosso hakkında, tecavüz zanlısına hakaret iddiasıyla dava açıldı

    Melek Mosso hakkında, tecavüz zanlısına hakaret iddiasıyla dava açıldı

    PİRHA-Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Batman’da İpek Er’e cinsel saldırıda bulunmakla ve İpek Er’i intihara sürüklemekle suçlanan Musa Orhan’a hakaret ettiği gerekçesiyle sanatçı Melek Mosso hakkında dava açtı.

    Melek Mosso, oyuncu Ezgi Mola’nın, Batman’da silahla yaşamına son veren İpek Er’in bıraktığı mektubunda kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu iddia ettiği Musa Orhan’a “tecavüzcü şerefsiz” diyerek hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada mahkum edilmesine sosyal medya hesabından tepki göstermişti.

    “Ezgi Mola yalnız değildir” etiketiyle paylaşım yapan Melek Mosso, “Tecavüzcüleri koruyan bu sisteme yazıklar olsun” dedi. Bunun üzerine Orhan’ın avukatı Mehmet Erkan Akkuş, Melek Mosso hakkında suç duyurusunda bulundu.

    Ankara Başsavcılığı, Melek Mosso hakkında “Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile alenen hakaret” suçundan iddianame düzenledi. İddianamede Melek Mosso’nun 2 yıl 4 aya kadar hapsi istendi.

    Ankara Başsavcılığı, daha önce de Ezgi Mola, Farah Zeynep Abdullah ve Hazal Kaya hakkında Musa Orhan’a hakaret ettikleri gerekçesiyle dava açmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Zorunlu din dersinde Alevilere hakaret eden öğretmen hakkında dava açıldı

    Zorunlu din dersinde Alevilere hakaret eden öğretmen hakkında dava açıldı

    Bursa’nın Osmangazi ilçesinde Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görevli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz hakkında, Aleviliğe ve Alevilere karşı nefret söyleminde bulunduğu gerekçesiyle dava açıldı.

    Bursa’nın Osmangazi ilçesinde Hürriyet Anadolu Lisesi’nde görevli Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Mehtap Cengiz hakkında, Aleviliğe ve Alevilere karşı nefret söyleminde bulunduğu iddiasıyla açılan suç duyurusunda iddianame hazırlanarak dava açıldı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada hazırlanan iddianame Bursa 14. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunuldu.

    İddianamede öğretmen hakkında; sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığı dayanarak aşağılama suçundan altı aydan bir yıla kadar hapis cezası istendi. İlk duruşma ise 6 Haziran 2023 tarihinde yapılacağı duyuruldu.

    KONU ÇARPITILMIŞ!

    BirGün’den Aycan Karadağ’ın haberine göre, Öğretmen Mehtap Cengiz ifadesinde suçlamaları kabul etmeyerek, yanlış anlaşıldığını ve konunun çarpıtıldığını düşündüğünü, söylediklerinin suç kastıyla söylenmediğini savundu. Öğretmen ayrıca böyle bir olaya adının karışmasından dolayı üzgün olduğunu, bu tür söylemlerin toplumun huzurunu kaçıracağının ve yanlış söylemler olduğunun bilincinde olduğunu dile getirdi.

    “EĞİTİM-SEN, EĞİTİM-İŞ DAVAYA MÜDAHİL OLACAKLAR”

    Suç duyurusu dosyasını hazırlayan Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Kemal Özgür Yetkin, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeninin Alevilere yönelik nefret söylemi ve laiklik karşıtı söylemleri nedeniyle suç duyurusunda bulunduk. Suç duyurumuz üzerine öğretmen hakkında iddianame düzenlendi ve en sonunda dava açıldı. İlk duruşma çok uzun bir süre sonraya verildi. Öğretmen hakkında el çekme işlemi hâlâ yaptırılmamıştır. Buna karşı mücadelemiz sürecek. Alevi kurumları da davayı takip edip müdahil olacaklar. Eğitim-Sen, Eğitim-İş sendikaları ve Bursa Laik ve Kamusal Eğitim Platformu da süreci takip ediyor” dedi.

    Avukat Yetkin, “Bu insanlık suçudur. Söylemin, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu oluşmuştur. Ayrıca bu durum laikliğe de aykırıdır. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimcinin eğitim faaliyetlerine devam etmesi kabul edilemez” diye belirtti.

    NE OLMUŞTU?

    Geçen yıl (2022) Hürriyet Anadolu Lisesi’nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni Mehtap Cengiz’in derste, “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değildir. Aleviler, Hz. Ali’yi Hz. Muhammed’in yerine koyuyor, çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları var. Bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması da zina” şeklinde ifadeler kullanmıştı. Okulda 10. sınıf öğrencisi olan K.G.’nin babası S.G. ve babaannesi Y.G.,’nin öğretmen hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Alevi kurumları ve kamuoyu da sert tepki gösterdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Adana Alevi Platformu: Alevilere ve Alevi inancına yönelik nefret söylemleri son bulmalı

    Adana Alevi Platformu: Alevilere ve Alevi inancına yönelik nefret söylemleri son bulmalı

    PİRHA- Bursa’da Alevilere hakaret eden din dersi öğretmenine tepki gösteren Adana Alevi Platformu Dönem sözcüsü Hamit Karaoğullarından, Alevilere ve Alevi inancına yönelik hakaret, nefret ve ötekileştirici ifadelerin son bulmasını istedi. 

    Bursa’da Hürriyet Anadolu Lisesinde görev yaparken Din kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi öğretmeni Mehtap Cengiz’in “Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede çocuğun kimden olduğu belli değil. Aleviler Hz. Ali’yi Hz. Peygamberimizin yerine koyuyor. Çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuklukları bulunuyor, bir erkek ile kız öğrencinin ders dışında konuşması zinadır” sözleri tepki çekmeye devam ediyor.

    Adana Alevi Platformu Dönem sözcüsü Hamit Karaoğullarından tarafından yapılan yazılı açıklamada, Alevilere ve Alevi inancına yönelik hakaret, nefret ve ötekileştirici ifadelerin son bulması istendi.

    “AHLAKTAN YOKSUN BİRİNİN BÖYLE BİR DERSİ VERMESİ DÜŞÜNDÜRÜCÜ”

    Karaoğullarından şunları ifade etti:

    “Bu şahsın Alevilere karşı nefret söylemleri çok açık ve net bir insanlık suçudur. Alevi halklarını kin, düşmanlaştırma ve aşağılama suçu işlemiştir. Nefret söyleminde bulunan bir eğitimci, mevcut okulda veya başka bir okula tayin edilerek eğitim faaliyetlerine devam etmemelidir. Başka bir okula tayin edilmesi halinde, nefret dolu düşüncelerini yaymaya devam etme ihtimali her zaman var olacağından bu şahsın görevden derhal uzaklaştırılması gerekir. Toplumsal barışı bozan gerici, yobaz ve düşmanlaştırıcı söylemler halklar ve inançlar arası nefret tohumları atmaktadır.
    Ahlaktan yoksun birinin böyle bir dersi vermesi düşündürücüdür. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğundan kaldırılması gerektiğini gerici, cinsiyetçi ve nefret söylemlerinin tüm halklar ve inançlar arasında son bulmasını umut ediyoruz. İnsana odaklı söylemlerin hakim olacağı, kişilerin inancı, dili ve rengi ile sorgulanmayacağı bir düzen umut ediyoruz.”

    PİRHA/ADANA

  • Vekillerden AKP’ye tepki: Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması hakarettir

    Vekillerden AKP’ye tepki: Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması hakarettir

    PİRHA- AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanacağını açıklamasının ardından tepkiler yükseliyor. HDP Milletvekili Zeynel Özen ve CHP Milletvekili Mahmut Tanal, “Devlet Alevileri bölerek, parçalayarak, kayyum atayarak temel olarak da inançlarını tanımayarak kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması hakarettir” yorumunu yaptılar. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve Cumhuriyet Halk Partisinden (CHP) İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, cemevlerinin yönetimini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamasını değerlendirdiler.

    Hükümetin samimiyetsiz olduğunu, Alevilere karşı dürüst davranmadığını vurgulayan vekiller, Alevilerin eşit yurttaşlık talebinin karşılanmasıyla tüm sorunların çözülebileceğini belirttiler.

    “CUMHURBAŞKANI HEM YASAL OLARAK CEMEVLERİNİ TANIMIYOR HEM DE ZİYARET EDİYOR”

    HDP Milletvekili Zeynel Özen, AKP hükümetinin Alevilere yönelik atacağı adımların sadece bir seçim yatırımı olmadığını ifade ederek, “Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin tekçi anlayışının bir devamıdır. Sorun çözmek yerine devlet kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Kürt sorununda da bunu gördük. Devlet kendi Kürt’ünü yaratmaya çalıştı. Şimdi de Alevileri bölerek, parçalayarak, kayyum atayarak temel olarak da inançlarını tanımayarak kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Cemevleri ibadethanedir diyemiyorlar. Bu ikiyüzlülüktür, samimiyetsizliktir. Cumhurbaşkanlığı cemevlerini ziyaret ediyor ama baktığın zaman cemevlerinin yasal bir statüsü yok. Yani cemevleri şu an yasadışı. Hem inancı tanımıyorsun hem yasal olarak statü vermiyorsun hem de kültür evi olarak değerlendirip inanca nifak sokmaya çalışıyorsun” dedi.

     “SORUNUN ÖZÜ EŞİT YURTTAŞLIKTIR, ÖNCE BUNU TANIYACAKSIN”

    Tek çözümün cemevlerinin ibadethane olduğunun kabul edilmesi olduğunu da dile getiren Özen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Alevilere eşit yurttaşlık hakkını vermeliler. Parayla, pulla, sadaka zihniyeti ile bu sorun çözülmez. Bu yapılanla cemevlerine kolaylıkla kayyum atayabilecekler. Tek yapmak istedikleri bu. Yıllardır dile getiriyoruz, sorunun özü eşit yurttaşlıktır diye. Eşit yurttaşlık hakkını tanıyacaksınız. Biz HDP olarak bir kampanya yürütüyoruz bu konuda. Devletin tüm inançlardan elini çekmesi gerekiyor. Demokratik bir ülkede devlet inançlara para vermez. Sadece belli projelerde destekleyebilir. Aleviler devletten inançlarını tanımasını istiyor. Şimdiye kadar yapılmış cemevlerini Aleviler kendi lokmaları ile yaptılar. Olması gereken budur. Sizin elektriğinizi, suyunuzu vereceğim, dedelerinize maaş vereceğim gibi yaklaşımlar bu sorunu çözmeyi bir kenara bırakın, sorunun daha da karmaşık hale gelmesine neden olacaktır.”

    “CEMEVLERİNİN KÜLTÜR BAKANLIĞI’NA BAĞLANMASI BİR HAKARETTİR”

    CHP Milletvekili Mahmut Tanal ise, AKP’nin açıkladığı söylemlerin din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bir inancın Kültür Bakanlığı ile ne alakası var? Erdoğan’ın geçmişteki söylemlerini unutmadık. Cemevlerine ‘cümbüş evi’ diyordu. Bir dinin, bir inancın bağımsızlığı vardır. İnanç herhangi bir vesayetin altına giremez. Ayrıca bir kuruma bağlayabilirsin ama bu Kültür Bakanlığı olamaz. Bağımsız bir birim, bir kurum oluşturulabilir. Cemevlerinin Kültür Bakanlığı’na bağlanması bir hakarettir.

    “SANSÜR YASASINI ÇIKARAN BİR HÜKÜMET ALEVİLERİN ÖZGÜR OLMASINI İSTER Mİ?”

    Bu ülkede Alevi vali, kaymakam, Cumhuriyet Başsavcısı gibi devletin üst kurumlarında hiç kimse yok. Hükümet Alevilere özgürlük getireceğini söylüyor ama sansür yasası şu anda Meclis’te görüşülüyor. Bu sansür yasası demokrasiye kesinlikle aykırı bir yasa. Sosyal medyanın şalterini indirecekler bu yasayla. Rüşvetlerin, yolsuzlukların, kirli ilişkilerin vs. bunların konuşulmaması, tartışılmaması, ortaya çıkmaması için bu sansür yasasını getirdiler. Bu zihniyet Alevilerin özgürlüğünü ister mi? Onların inanç özgürlüğünü ister mi? Tamamen seçime yönelik bir hamle olduğunu düşünüyorum. Birkaç tane daha oy fazladan alabilir miyim, diye düşünüyorlar. Hükümet bu konuda kesinlikle samimi değil, Alevilere dürüst yaklaşmıyorlar. Bir seçim rüşveti sunuyorlar.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

  • Akademisyenden, PSAKD Tokat Şube Başkanı Erkan’a tehdit!

    Akademisyenden, PSAKD Tokat Şube Başkanı Erkan’a tehdit!

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, kendisini, ‘Niçin Kuran okumuyorsunuz’ diyerek tehdit eden Melih Gündüz hakkında şikâyette bulundu.

    Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı ve Tokat Şube Başkanı Muharrem Erkan, kendisini tehdit eden Melih Gündüz hakkında şikayette bulundu.

    Erkan, Melih Gündüz’ün kendisine hakaret ettiğini ve tehditlerde bulunduğunu belirtti.. Gündüz’ün Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesi olduğu ve Alevilere yönelik daha önce de tehditlerde bulunduğu tartışma yaşadığı öne sürüldü.

    Muharrem Erkan, Melih Gündüz’ün Tokat GOP Bulvarında yolunu kestiğini belirterek, “Hacı Bektaş Veli’ye niçin Hace Bektaş Veli diyerek ismini değiştiriyorsunuz? Niçin Kuran okumuyorsunuz, cenazelerde niçin bağlama çalıyorsunuz” ifadelerini ile küfür, hakaret ve tehdit ettiğini dile getirdi.

    Melih Gündüz ise kendisinin de Alevi olduğunu söyleyerek, “Tartışma oldu, gerginlik yaşandı ve o anda söylenmemesi gereken sözler ağzımdan çıktı” savunmasında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kamilağaoğlu’ndan Banaz’da yapılacak etkinliğe çağrı: Banaz, Pir Sultan demek-VİDEO

    Kamilağaoğlu’ndan Banaz’da yapılacak etkinliğe çağrı: Banaz, Pir Sultan demek-VİDEO

    PİRHA – Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi’ye katılan ve Gezi’yi sahiplenen halka hakaret etmesine tepki gösterdi. “Tüm kadınların müdahil olup suç duyurusunda bulunması lazım. Çünkü çok aşağılayıcı bir sözcük” diyen Kamilağaoğlu, 25 Haziran’da başlayacak Sivas’ın Banaz köyünde yapılacak anmaya katılım çağrısı yaptı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Gezi protestolarının dokuzuncu yıldönümünde halka dönük hakaretlerine tepkiler sürüyor.

    “ERDOĞAN’IN OKUMADAN SÖYLEDİĞİ SÖZLERDİ ONLAR”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Çürük, s..tük” sözlerini “Aslında çok büyük bir talihsizlik” sözleriyle eleştirerek, tüm kadınları suç duyurusunda bulunmaya çağırdı. Kamilağaoğlu, iktidarın Gezi eylemleri nedeniyle korku içerisine girdiğini ifade ederek şunları söyledi:

    “Bir ülkenin Cumhurbaşkanı olacaksın, bir ülkenin kadınıyla, erkeğiyle o toplumun her bir bireyini kucaklayacaksın, arkasından da kalkıp o toplumun çoğunluğunu oluşturan kadınlara karşı o sözcüğü kullanacaksın! Aslında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o sözcüğü kullanmasının altında yatan neden Gezi eylemleriydi. 2013 yılında tüm Türkiye’ye yayılan eylemlerdi. Bu eylemler içerisinde herkes vardı. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı… Gezi eylemleri iktidarı çok fazlasıyla sarsıp korkuttu. Aslında Erdoğan’ın spontane olarak, yani okumadan söylediği sözlerdi onlar. Kabul edilir hiçbir yanı yok. Türkiye’de özellikle Pir Sultan Abdal Derneği’nin kadın örgütlenmesi suç duyurusunda bulundu. Diğer feminist gruplar da aynı şekilde suç duyurusunda bulundu. Yani kim olursa olsun, ister siyasi yapısı olsun ister olmasın tüm kadınların müdahil olup suç duyurusunda bulunması lazım. Çünkü çok aşağılayıcı bir sözcük.”

    “ARTIK OK YAYDAN ÇIKTI”

    AABK Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, iktidarın kitlesel eylemlere tahammül edemediğini ifade ederek, 25-26 Haziran’da Sivas’ın Banaz köyünde yapılacak anma etkinliklerine de değindi. Bu yıl yapılacak program için tüm Alevi kurumlarının ortak toplantı düzenlediklerini ifade eden Kamilağaoğlu, Banaz’ın önemine vurgu yaparak şu çağrıda bulundu:

    “Önümüzdeki 2 Temmuz ile ilgili bir yol haritası da çıkacak. Banaz çok önemli. Banaz eşittir Pir Sultan demek. Banaz direniş, paylaşım, kültür demek. Yani Banaz’da yapılan her türlü festival, etkinlik bir açılım getiriyor aslında. Ülkenin Alevisi, Sünnisi, sol-sosyalist hareketleriyle devasa etkinliklerin yapıldığı, deyişlerin okunduğu, türkülerin söylendiği, kitap tanıtımlarının yapıldığı, şiirlerin okunduğu bir kültür festivali. Onun için son derece önemli. Alevi inancında Pir Sultan’ın farklı bir yeri var. Direnişi, karşı koymayı simgeliyor. Onun için bu festivallerin orada yapılması son derece önemli. Benim de Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı olarak çağrım; herkesin orada olması lazım. Biz sayısal olarak ne kadar çoğalırsak o kadar amacına ulaşmış olur. Artık ok yaydan çıktı gibi. İnsanlar Türkiye’de de bu korku duvarını aşmış durumda. O nedenle Banaz’ı sahiplenmek lazım. Orada olmak, ortaklaştırmak lazım diye düşünüyorum.”

    Eren GÜVEN / ANKARA

  • Mersin Kadın Platformu, Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    Mersin Kadın Platformu, Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulundu-VİDEO

    PİRHA- Mersin Kadın Platformu, Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulundu. Mersin Adliye önünde yapılan açıklamada, “Ülkemizdeki tüm bu olumsuzlukların sebebinin mevcut tek adam rejimi olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, ilk seçimde biz kadınlar tek adamı göndereceğiz, bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz. Özgürlüğe, barışa ve 84 milyonun kardeşliğine adanmış Gezi direnişini de, kadın dayanışmasını da her zaman yaşatacağız” denildi.

    Mersin Kadın Platformu, Gezi direnişine katılanlara yönelik hakaretlerde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

    Suç duyurusundan sonra Mersin Adliyesi önünde toplanan kadınlar adına açıklama yapan CHP Mersin İl Kadın Kolları Başkanı Gülşah Yıldırım Genç, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Genel Başkanı olduğu AKP’nin 1 Haziran 2022 tarihli TBMM grup toplantısında, 9 yıl önce ‘orada olduğumuz’ Gezi Eylemlerini ve Gezi’ye katılanları hedef almış, kadınlara, yurttaşlara hakaret ve küfür etmiştir. Türkiye’nin neredeyse tüm illerinde gezi eylemlerine katılan büyük bir kitleyi karşısına almış, hedef göstermiştir. Kendisinden olmayanı ayıran, ötekileştiren, haklarımızı bir gecede elimizden alan tek adam, gün geçtikçe eril dilinin dozunu arttırmaktadır” dedi.

    “KAÇ CUMA GEÇTİ BU GÖRÜNTÜLER HALA YAYINLANMADI”

    Gülşah Yıldırım Genç, aynı toplantıda ‘’bu teröristler, eşkıyalar bira şişeleriyle caminin içine pislemişti’’ dediğini hatırlatarak, “Bilindiği üzere Dolmabahçe Camii Müezzini ‘’ben yalan söylemem camide içki içilmedi’’ demesine rağmen Erdoğan ‘’Cuma günü bu görüntüleri yayınlayacağız’’ dediği halde aradan geçen 9 yılda, bu cuma da dahil kaç cuma geçti bu görüntüler hala yayınlanmadı” diye konuştu.

    “GEZİ DİRENİŞİNİ DE KADIN DAYANIŞMASINI DA HER ZAMAN YAŞATACAĞIZ”

    Geçtiğimiz günlerde camide değil oturdukları sitenin bahçesinde bira içen 6 kadının, 5 erkeğin saldırısına uğradığına işaret eden Gülşah Yıldırım Genç, şunları ifade etti:

    “Cumhurbaşkanı’nın kadınları şiddete uğratacak hedef kitle haline getiren, tahrik ve nefret unsuru oluşturan sözleri, halkın bir kısmını diğer kısma kin ve düşmanlığa sevk etmiştir. Yaşanan bu olaylar da bunun somut örneğidir. Tek adamın, ülkenin gerçekleri olan; kadına şiddeti, kadın cinayetlerini, derinleşen yoksulluğu, hukuksuzlukları kapatmak olduğunun, tekrar seçilme derdine düştüğünün farkındayız. Ülkemizdeki tüm bu olumsuzlukların sebebinin mevcut tek adam rejimi olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, ilk seçimde, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, biz kadınlar tek adamı gönderecek, bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz. Özgürlüğe, barışa ve 84 milyonun kardeşliğine adanmış Gezi Direnişini de kadın dayanışmasını da her zaman yaşatacağız.”

    PİRHA/MERSİN