Etiket: hakim

  • Fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşiyle tehdit etti: 2 kişi gözaltına alındı

    Fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşiyle tehdit etti: 2 kişi gözaltına alındı

    PİRHA-Tarsus’ta biyometrik fotoğrafını beğenmeyen kadın, hakim eşini devreye sokarak fotoğrafçıları gözaltına aldırdı. Avukat Lütfiye Şeyma Özyazgan “Müştekinin eşi olan Tarsus Adliyesi’nde görevli hakim, makamını öne sürerek kamu gücünü özel işi için kullanmıştır. Kişisel hırs ve tatmin için yargının kullanılması kabul edilemez” dedi.

    Mersin’in Tarsus ilçesinde biyometrik fotoğraf çekimine giden ve fotoğraflarını beğenmeyen M.E.A adlı kadın, iddiaya göre burada fotoğrafçılarla tartıştı. Önce “Güvenlik kamerası çalışıyor mu” diye sordu, ardından çalışmadığını öğrenince “Benim eşim hâkim, buraya polis yığarım” dedikten sonra eşini aradı. Bunun üzerine M.E.A.’nın Tarsus’ta hakim olan eşi, yolda gördüğü polisleri yanına alarak dükkana geldi. Biri 17 yaşında çocuk olmak üzere iki kişi önce emniyete götürüldü, sonrasında doğrudan savcılığa çıkartılarak mahkemeye sevk edildi ve haklarında yurtdışına çıkış yasağı kararı verildi.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan fotoğrafçı N.T. ve avukatı Lütfiye Şeyma Özyazgan, konuya ilişkin şikayetçi olduklarını söylediler.

    “GERÇEK ADALET İSTİYORUM”

    Fotoğrafçı N.T., M.E.A adlı kadının fotoğrafı çekildiği sırada sorun çıkarmaya başladığını söyleyerek, “Başından bu yana bizimle emir kipiyle konuştu. Fotoğrafını beğenmeyip bizimle tartışınca kendisine hizmet vermeyeceğimizi, dükkanı terk etmesini rica ettim. Bunun üzerine kocasının hakim olduğunu ve buraya polis yığacağını söyledi. Bağırıp çağırıp tehditlerde bulundu. Güvenlik kamerasının çalışmadığını öğrenince personelimin fotoğraflarını çekip eşiyle tehdit etmeye devam etti. Hakim olan kocası polislerle birlikte geldi ve yanımda çalışan 17 yaşındaki kardeşimi bile gözaltına aldırdı” dedi.

    M.E.A’nın darp edildiği yönündeki beyanlarına da tepki gösteren N.T., “Yıllarca kadına yönelik sergi çalışmalarım ve farkındalık etkinlerinde bulundum. Bu konuda belli bir hassasiyeti olan birisiyim dolayısıyla bir kadın tarafından kendisini darp ettiğim iddiası çok zoruma gitti. Bunu asla kabul etmiyorum. Hakim eşinin görevini kötüye kullanması akıl alır gibi değil. Mağdur olan benken yurtdışı yasağı verilmesi beni maddi kayba uğrattı. Gerçek adaletin sağlanmasını istiyorum” sözlerini kullandı.

    “KAMU GÜCÜNÜ ÖZEL İŞİ İÇİN KULLANDI”

    Avukat Lütfiye Şeyma Özyazgan, yaşanan olayda polislerin de ihmali olduğunu belirterek, hakim kişiye isminin dahi sorulmadığını dile getirdi. Özyazgan, konuya dair şunları söyledi:

    “Polisler tarafından imza altına alınan tutanakta, özetle ‘Görevimizi ifa etmekteyken bir şahıs bize yaklaşmış, kendisinin hakim olduğunu, eşinin bir olaya karıştığını ancak olayı kendisinin de tam anlamadığını, bizden kendisine eşlik etmemizi istemesi üzerine olay yerine gidildiği, durumun acil olma ihtimaline binaen şahsa kimlik bilgilerinin sorulmadığı…’” ibareleri yer almaktadır.

    Somut olayda müştekinin eşi olan Tarsus Adliyesi’nde görevli hakim, makamını öne sürerek kamu gücünü özel işi için kullanmıştır. Dahası, bu durum polisler için de hayati risk taşımaktadır. Yani, sokaktan geçen herhangi biri “ben hakimim” diyerek polisleri istediği yere götürebilir anlamına geliyor bu yaşanan olay. Belki şahıs terörist, belki polisleri pusuya düşürmek, silahlı çatışmaya sokmak için böyle bir yalan söylüyor, bilebilmemiz mümkün mü? Zira yine tutanaktan anlıyoruz ki, sonradan hakim olduğunu öğrendiğimiz şahsa adı bile sorulmamış.”

    “KİŞİSEL HIRS İÇİN YARGI KULLANILAMAZ”

    İddianamede tanık beyanlarına hiç değinilmediğini de kaydeden Şeyma Özyazgan, “Salt ‘müşteki kadının şüphelilere yönelik iftira atma olasılığının düşük olduğu çünkü daha önceden husumetli olmadıkları’ ön kabulü ile müvekkilimin ve kardeşinin cezalandırılması talep edilmiştir. Masumiyet karinesi, bir kez daha ayaklar altına alınmıştır. Dosyaya müşteki tarafından sunulan, müvekkilimin özel hayatının gizliliğini ihlal ederek çekilmiş olan fotoğraf, müvekkilimin soruşturma konusu suçu işlediğini ortaya koymaktan son derece uzaktır. Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın adil yapılmadığına ve de yapılmayacağına yönelik büyük bir endişe içerisindeyiz” diye konuştu.

    Yargının üzerine düşen yükün çok fazla olduğunu, kişisel hırs ve tatmin için yargıyı kullanmak isteyenlerin ve bu uğurda çabalayanların yükünü daha da ağırlaştırdığını söyleyen Özyazgan, “Gerçekten şiddet tehdidine maruz kalan, gerçekten güvende olmayan kadınlara yardım eli uzatılamamasına yahut da yardım edilmesinde gecikmeye sebep olmaktadır. Bunun cezasını pek çok kadının canı ile ödemektedir” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • Hukuk meslek örgütleri: Betül Kozağaçlı ve Seda Şaraldı serbest bırakılsın-VİDEO

    Hukuk meslek örgütleri: Betül Kozağaçlı ve Seda Şaraldı serbest bırakılsın-VİDEO

    PİRHA- ÇHD Genel Merkez yöneticisi Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ile Seda Şaraldı’nın yargılandığı davanın duruşması görüldü. Duruşma öncesi açıklama yapan hukuk meslek örgütleri, avukatların mesleklerini yaptıkları için tutuklanamayacaklarını belirterek, serbest bırakılmalarını istedi. Duruşma, Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı’nın tutukluluk halinin devamına karar verilerek 6 Aralık’a, Av. Seda Şaraldı’nın ise 11 Aralık’a ertelendi. 

    Adalet için Hukukçular, Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi için Hukukçular, Katılımcı avukatlar, Özgürlükçü Demokratik Avukatlar, Özgürlük için Hukukçular Derneği, Sosyal Hukuk, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, 6 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştirilen polis operasyonu sonucunda haklarında hiçbir delil olmaksızın tutuklanan ÇHD Genel Merkez yöneticisi Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ile ÇHD üyesi Av. Seda Şaraldı’nın görülecek duruşmaları öncesinde İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.

    Duruşma öncesi hukuk meslek örgütleri tarafından yapılan açıklama ve konuşmalarda Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı ile ÇHD üyesi Av. Seda Şaraldı’nın, mesleki faaliyetlerinden ötürü tutuklandığına ve avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesi yasağına aykırı bir şekilde tutuklandığına dikkat çekilerek, meslektaşlarının bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundular.

    İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, avukatların içeri alınmaması; salonun güvenlik görevlileri ile doldurularak avukatlara yer bırakılmaması ve salon kapılarının kapatılması nedeniyle başlayamadı.

    Avukat Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, avukatlarının salona alınmadığı ve yargılamanın aleniyetinin sağlanmaması nedeniyle tüm avukatların içeri alınmadığı sürece savunmasını yapmayacağını söyledi. Avukatlar salonu terk etti.

    Yapılan görüşmelerin ardından Av. Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı’nın yargılanmasına başlandı. Mahkeme Av. Vangölü Kozağaçlı’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek, bir sonraki duruşmanın 6 Aralık’ta görülmesini kararlaştırdı. Av. Seda Şaraldı’nın duruşması ise 11 Aralık’a ertelendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alevi hak mücadelesinde emek veren Hukukçu Mehmet Tural Hakk’a yürüdü-VİDEO

    Alevi hak mücadelesinde emek veren Hukukçu Mehmet Tural Hakk’a yürüdü-VİDEO

    PİRHA- Uzun yıllar Alevi hak mücadelesinde emek veren Emekli Hakim Mehmet Tural, dün gece Mersin’de Hakk’a yürüdü.

    Emekli Hakim Mehmet Tural, Hakk’a yürüdü. Tural, yarın (27 Nisan) saat 14.00’te Mersin Cemevinde yapılacak Hakk’a yürüme erkanı sonrasında Mezitli Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.

    Tural, uzun yıllardır Alevi hak mücadelesine hukuki anlamda katkı sunarak emek veriyordu. Ayrıca son dönemler Alevilik üzerine yazmaya başlayan Tural, birçok kez ajansımız PİRHA‘nın sorularını yanıtlamıştı.

    BASKILARA DAYANAMAYIP MESLEĞİ BIRAKTI

    Mehmet Tural, en düşük rütbeli askerin bile tutuklanmadığı 12 Eylül döneminde işkence taraftarı olan ve hukuka diklenen bir subayın cezasız kalmamasını istemişti. Bu tavrı nedeniyle önce tayin edildi sonra hakkında art arda soruşturmalar açıldı. Bir keresinde ‘Kendisinden başka kimsenin Kürtçe bilmediği Kavak’ta Kürtçe afiş asmakla suçlandı. Hatta bir soruşturma konusu, ‘Söz ve davranışlarınız ve tutumunuz itibariyle; çevrede sol görüşlü olarak tanındığınız…’ diye başlıyordu.”  ‘Vatan hainliği’ ile suçlandı, sonunda baskılara dayanamayıp mesleğini bırakmak zorunda kaldı.

    Yıllar sonra hem ‘hukuk sevdalısı’ hem de Türkiye’de bir ‘öteki’ olarak demokrasi mücadelesi veren Tural “12 Eylül’de hem Kürt, hem Alevi, hem Solcu bir hâkim olmak” adlı kitabında darbe döneminin hukuk zihniyetini, anıları ve yaşadıklarıyla belgeledi.

    PİRHA/MERSİN

     

     

  • İkizköylülere hakaret eden hakim hakkında yapılan şikayet reddedildi-VİDEO

    İkizköylülere hakaret eden hakim hakkında yapılan şikayet reddedildi-VİDEO

    PİRHA- Muğla’daki Akbelen ormanına açılmak istenen maden ocağı için yapılan keşif sırasında avukat İsmail Hakkı Atal ve çevrecilere hakaret ettiği iddiasıyla hakim hakkında HSK’ye yapılan başvuru reddedildi. 

    Muğla’nın Milas ilçesi İkizköy Mahallesi’nde bulunan Akbelen Ormanı’nda genişletilmek istenen Linyit Maden Ocağı’na karşı bölge halkı ve çevre savunucularının nöbet eylemi devam ederken, 7 Ağustos’ta bölgede yapılan bilirkişi keşfini yöneten ve çevre savunucularıyla avukatlara hakaret eden hakim Murat Yüksel’in herhangi bir görevlendirme yazısı olmadan keşfe katılması ve İkizköylülerin avukatı İsmail Hakkı Atal ve çevrecilere hakaret etmesinin arından Hakimler ve Savcılar Kurulu’na (HSK) yapılan şikayet başvurusunda karar açıklandı.

    İkizköylülerin avukatı İsmail Hakkı Atal, söz konusu hakime meslekten el çektirilmesi yönündeki taleplerinin HSK tarafından kabul edilmediğini açıkladı.

    Atal, ret kararına karşı Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde HSK aleyhine iptal davası açtıklarını belirterek, HSK’nin şikayet başvurusu olmadan gereğinin yapması çağrısında bulundu.

    Atal, keşfe gelen iki hakimin görevlendirme yazısının olmadığını da aktararak, şunları dile getirdi:

    “Yasaya aykırı şekilde kendileri nasıl bir durumdan vazife çıkarmışlarsa görevlendirme yazısı olmaksızın keşfe katıldılar. Hukuka aykırı uygulamaların altına imza attılar. Anayasa’nın 10’uncu maddesine aykırı davrandılar. Burada bir zümreye, şirkete imtiyaz tanıdılar. Aynı zamanda bize hakaret ettiler. Buradaki yurttaşların haklarını korumaya çalışan davacı vekillerine ve İkizköy Çevre Komitesi’nden arkadaşımıza ‘geri zekalı ve ruh hastası’ diyerek hakaret ettiler. Bu hakimin hemen, ivediyetle HKS tarafından meslekten el çektirilmesi gerekiyor. Bizim şikayetimize gerek kalmadan el çektirilmesi gerekiyordu ama hala bizim şikayetimize rağmen bir şey yapılmadı.

    Adeta patlatmalarla İkizköylülüeri taciz edip buradan bir an önce gitmeye zorlarcasına sürekli bir patlatma yapıyorlar. Anayasa’nın 10’uncu maddesi, ‘Hiçbir aileye, zümreye, sınıfa imtiyaz tanınamaz. Kamu görevlileri kanun önünde eşitlik ilkesine uygun hareket etmek zorundadır’. Burada Limak, İçtaş, kimin yakını olursa olsun Anayasa’nın 10’uncu maddesine uygun davranmak zorundadır.”

    PİRHA/MUĞLA

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-İkizköylülülere hakaret eden hakim HSK’ya şikayet edildi.

  • 11 hakim ve savcı ihraç edildi

    11 hakim ve savcı ihraç edildi

    Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu, 11 hakim ve savcıyı ihraç etti.
    Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), 11 hakim ve savcıyı, “FETÖ” ile irtibat ve iltisaklı oldukları gerekçesiyle meslekten ihraç etti.
    HSK Genel Kurulu’nda, FETÖ ile “irtibatı, iltisakı ve münasebeti” belirlenen hakim ve savcıların durumu görüşüldü.
    Kurulda yapılan değerlendirmelerde, çözümlenen ByLock içerikleri, savcılık soruşturmalarında elde edilen sonuçlar, örgütün imamlarına ait operasyonel hatlarla iletişim, ankesörlü örgütsel ardışık arama, HSK müfettişlerinin tespitleri ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlananların anlatımları dikkate alınarak 11 hakim ve savcının FETÖ ile “irtibatı, iltisakı ve münasebeti” bulunduğu sonucuna varıldı.
    (HABER MERKEZİ) 
  • Yargıda AKP-MHP kadrolaşması; atamalarda MHP’ye özel kontenjan

    Yargıda AKP-MHP kadrolaşması; atamalarda MHP’ye özel kontenjan

    Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) geçen hafta yaptığı kura töreninde 1379 hakim ve savcı atandı. AKP ve MHP’ye yakın birçok isim de atananlar arasında yer aldı.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın videokonferans aracılığıyla katıldığı hâkim/savcı kura töreni kapsamında 20 Mayıs’ta 940 hakim, 439 savcı ataması yapıldı.

    Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) düzenlediği kurada, eski Adalet Bakanı Kenan İpek ve eski AKP milletvekili Burhanettin Uysal’ın gelinleri, eski Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz’in oğlu ve gelininin de hâkim ve savcı olarak atandıkları görüldü.

    Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, evlerde cemaat tarzı sohbet toplantıları düzenleyen Adalet ve Medeniyet Derneği’nin başkanı ve bazı üyeleri de artık yargı üyesi olarak görev yapacak.

    1379’luk listede yapılan araştırmada, dikkat çekici sonuçlar çıktı. Buna göre, yargıya alımlarda AKP ile MHP arasındaki Cumhur İttifakı etkili oldu. Atama listesinde MHP’ye özel kontenjan verildiği öğrenildi.

    Listede yer alan isimlerin bazılarının ülkücü kökenli olduğu görüldü. Eski MHP milletvekili, MYK üyesi Mehmet Parsak’ın danışmanı Avukat Samet Karpuz, Kuşadası (Söke) Hâkimliği’ne getirildi. Karpuz’un eşi de yargıda hakim olarak görev yapıyor.

    Listede, bazı siyasi ve bürokratların yakınları da hakim ve savcı olarak atandı.

    Bu kapsamda AKP döneminde Adalet Bakanlığı ve Müsteşarlığı yapan ve son olarak Yargıtay üyeliğine atanan Kenan İpek’in oğlu Mehmet Akif İpek’in eşi Ahsen Şenol İpek, Adana Hâkimi oldu. Eski Emniyet Genel Müdürü, Vali Celalettin Lekesiz’in oğlu Muzaffer Lekesiz Kırklareli Cumhuriyet Savcılığı’na, gelini Merve Lekesiz ise Kırklareli Hâkimliği’ne atandı. Kurada eski AKP Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal’ın oğlu Şamil Uysal ile evli olan Miyase Gümüş Uysal’a Söke Hakimliği çıktı.

    Kurada, Adalet ve Medeniyet Derneği’nin yönetici ve üyelerinin isimleri de yer aldı.

    Cemaat evi tarzında evlerde sohbet toplantıları yapan, hakim ve savcı alımı sınavlarına hazırlık için dersler verilen derneğin konuşmacıları arasında gerici yazar Nurettin Yıldız da yer alıyordu. Kura töreniyle bu derneğin Genel Başkanı Akif Tögel Boyabat Hakimliği, Ankara İl yöneticisi Mustafa Tayyib Güneş Pazarcık Savcılığı’na atandı. Twitter’da Siyer Vakfı ve gerici İhsan Şenocak paylaşımları yapan Talha Lütfü İnce Kırıkkale Hâkimliği’ne getirildi.

  • Turan Eser, yargıda Alevilere yapılan ayrımcılığı yazdı

    Turan Eser, yargıda Alevilere yapılan ayrımcılığı yazdı

    PİRHA- Yargıda Alevilere yapılan ayrımcılığı köşesine taşıyan yazar Turan Eser, “Memur alımları için listeleri, 2012-2013 yıllarında, Adalet Bakanlığı, Personel Genel Müdürlüğü’nde görev yapan Ünal Bozdağ göndermiş. Ünal Bozdağ, Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kardeşidir” dedi. 

    FETÖ üyeliği ile yargılanan ve ‘pişmanım’ dedikten sonra beraat eden eski hakim Murat Özkan, ifadesinde “Memur alımları için listeler gelirdi, Aleviler işe alınmazdı” demişti. Eski hakim Özkan’ın bu itirafı Alevilere yapılan ayrımcılığı bir kez daha gözler önüne serdi.

    Yazar Turan Eser, Birgün gazetesindeki köşesinde bu konuyu ele aldı. Eser, 2012-2013 yıllarındaki memur alım listelerini Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kardeşi Ünal Bozdağ’ın gönderdiğini kaydetti. Alevilere yönelik kamunun tüm makamlarında ayrımcılık politikalarının geliştirildiğine vurgu yapan Eser’in yazısının tamamı şöyle:

    MEMUR ALIM LİSTELERİNİ BEKİR BOZDAĞ’IN KARDEŞİ GÖNDERMİŞ

    Eski bir hakim olan Murat Özkan FETÖ üyeliğiyle yargılandı. ‘Pişmanım’ dedi ve beraat etti. İfadesi, Alevilerin Adalet Bakanlığı düzeyinde fişlendiği ve işe alınmadığına dair bir gerçeği ortaya koydu.

    O dönemin, Bakırköy Adliyesi Adalet Komisyonu üyesi ve eski hakimi olarak tanıklık ettiği bu durumu: ‘Memur alımları için listeler gelirdi, Aleviler işe alınmazdı’ diye itiraf etti.

    Memur alımları için listeleri, 2012-2013 yıllarında, Adalet Bakanlığı, Personel Genel Müdürlüğü’nde görev yapan kişi Ünal Bozdağ göndermiş. Ünal Bozdağ, Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın kardeşidir.

    Kamu kurumlarında mezhepçi bir yapılanma uğruna, farklı olanlara ayrımcılık yapılmış, ‘Adalet’ ve ‘Yargı’ kurumlarında mezhepçi kadrolaşma hedeflenmiş. Fethullahçılar ve AKP işbirliği, tam da bu nedenle, HSYK’da köklü değişikliğe yol açacak Anayasa Referandumu talep ettiler.

    12 Eylül 2010 Referandumu ile yargıyı FETÖ’ye teslim edenlerin o dönem ki sloganı bile dincilik üzerinden kurgulanarak ve taşralarda ‘Alevi hakimler gidecek, Müslüman hakimler gelecek’ şeklinde olmuştu.

    ALEVİ AYRIMCILIĞI VE NEFRETİ

    Dönemin başbakanı Erdoğan’a göre ise ‘Yargı artık dedelerden talimat almayacak’ diyordu. Olan oldu; Aleviler yargıdan temizlenmeye başlandı. Adalet Bakanlığı’na memur alımlarında Aleviler işe alınmadı! Sadece yargı değil, orduda da Alevi subaylarına karşı benzer ayrımcılık sürdürüldü.

    AKP bir yandan, ‘Yargı artık dedelerden talimat almayacak’ derken, Bekir Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden, Alevi dedelerine talimat ve gri pasaport vererek, yurt dışındaki Alevilerin asimilasyonuna hizmet için gönderiyordu.

    Aleviler bu ülkede ayrımcılığın, istismarın, dışlanmanın ve nefret söyleminin en sert yüzüne tanık olurken, ‘Aleviler bu ülkenin yüz akıdır’ diyenler, Alevilere yönelik sivil yaşam alanlarında olduğu gibi, devlet kurumlarında da süregelen sistematik Alevi ayrımcılığı ve nefretine dair söz etmiyorlar. ‘Aleviler şöyle iyidir, böyle güzeldir’, diyerek, Alevilere yönelik ayrımcılığı sessiz kalarak, dolaysıyla beslemeye devam ediyorlar.

    “SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ NEDEN SESSİZ?”

    Türkiye’deki resmi ve bir çok sivil insan hakları raporlarına göz atarsanız, sanki Alevilere yönelik ayrımcılık ve nefret söylemi yok sanarsınız. Her türden ayrıcılığa karşı sesini yükseltenler, söz konusu Aleviler olunca onlar da biraz sessiz kalmayı tercih ediyor. Kamuda memur alımı yapılırken, Alevileri işe almamak tepki gösterilmesi gereken bir hak ihlali ve ayrımcılık değil mi? Sivil toplum örgütleri bu duruma neden sessiz kalır?

    ‘Adalet’, sağlamak ve dağıtmak ile sorumlu bakanlık ve yargı kurumları düzeyinde nefret ve ayrımcılık uygulamaları yaşanıyor. Bu gerçek, bizzat devletin bürokratları tarafından dile getiriliyor.

    Yargı önündeki itiraflar, Türk Ceza Yasası ve kanunlarında yer alan ayrımcılık ve nefret suçu olarak görülmüyor! Buna rağmen ‘Alevileri fişleyerek işe almamak’ gibi ayrımcılık suçu işleyenler halen görevlerinin başındalar.

    Alevilere yönelik, sosyal, siyasal, hukuksal ve inanç alandaki doğrudan ve dolaylı ayrımcılıklar yeni değil. Devlet ve iktidar her ne kadar inkar etse de hakikat asi biçimde ortaya çıkıyor.

    ‘Mezardaki ölülerden oy vermeleri için’ dua edenlerle, dün ittifak kuranlar ‘hukukun üstünlüğü’ yerine, mezheplerin üstünlüğüne dayalı bir yargı inşa ettiklerini itiraf ediyor, ama ortalıkta bu vahim durumu yargı önüne çıkaracak savcı yok!

    Kamu kurumuna ve hizmetine dinsel, etnik, mezhepçi kimlik giydirmek, laiklik, demokrasi, eşitlik ve hukuk devleti anlayışına aykırıdır. Kamu kurumları ve kamu hizmetleri vatandaşlık esasına göre düzenlenir. Kamu görevi yapanlar, mezhepçi tekçileştirmeye değil, demokratik, laik ve evrensel hukuk değerlerine uymalıdır.

    Ayrımcılığın suç olduğunu bilen savcılar da ayrımcılıkla mücadele konusunda insan hakları ve onurunu koruyacak hukukun üstünlüğüne sahip çıkarak, mezhepçiliğin üstünlüğü uygulamalarına boyun eğmemelidir. (HABER MERKEZİ)

  • Gezi davasına bakan heyet dağıtıldı

    Gezi davasına bakan heyet dağıtıldı

    Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Gezi Parkı eylemleri davasına bakan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini dağıttı. Osman Kavala’nın tahliyesi yönünde oy kullanan Mahmut Başbuğ ile diğer üç üye, ikinci heyette görevlendirildi.

    Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yayımladığı ikinci yetki kararnamesiyle, Osman Kavala’nın tutuklu yargılandığı Gezi Parkı davasına bakan İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetini, bir üye haricinde tümüyle değiştirdi.

    Gezi Parkı eylemlerini finanse ettiği suçlamasıyla tutuklanan iş insanı Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 16 kişinin ‘hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs’ iddiasıyla  yargılandığı davaya, Utku Ercan başkanlığındaki İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi bakıyordu. Cumhuriyet’ten Alican Uludağ‘ın haberine göre HSK, 10 Temmuz’da, adli yargıya ilişkin yetki kararnamesi çıkardı. Bu kararnameyle Utku Ercan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na atanırken, yerine üye Mahmut Başbuğ’u başkan yaptı. Bu durum, iktidara yakın Türkiye gazetesinde, “Gezi’ye manidar atama” başlığıyla haber oldu. 18 Temmuz’da davanın ikinci duruşmasında da Kavala’ya tahliye kararı çıkmazken, Başbuğ tahliye yönünde oy kullandı. Bu süreçte HSK, yetki kararnamesine karşı itirazları topladı.

    DAVA HEYETİ TÜMÜ İLE DAĞITILDI

    HSK Birinci Daire, önceki gün “Adli Yargı Hâkimlerinin Müstemir Yetkilerinin Belirlenmesi ve Yeniden İnceleme Taleplerinin Değerlendirilmesine İlişkin Duyuru” yayımladı. Kararla, Gezi davası yargılamasını yapan heyet, bir üye hariç, tümüyle dağıtıldı. HSK, yetki kararnamesine, “İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2 heyet halinde çalışmasına, 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/74 ve 2019/313 esas sayılı dosyalar ile mezkûr dosyalara bağlantılı olarak gelebilecek davalara birinci heyetin, diğer tüm dosya ve işlere ise 2. heyetin bakmasına” karar verildiği notunu düştü.

    YENİ DAVALAR MI AÇILACAK?

    Kararda, “bağlantılı olarak gelebilecek davalar” vurgusu yapılması, Gezi Direnişi’yle ilgili yeni dava açılacağı yorumlarını da beraberinde getirdi.

    Bu kararla 30. Ağır Ceza’da iki yeni heyet oluşturuldu. HSK, doğrudan esas numaralarını yazarak, Gezi davası ve Adnan Oktar yargılamasını birinci heyetin yapmasına hükmetti. Gezi davasına bakacak birinci heyetin başkanlığına Galip Mehmet Perk, üyeliklerine ise Talip Ergen, Ahmet Tarık Çiftçioğlu getirildi.

    Mahmut Başbuğ ise ikinci heyetin başkanlığına atanırken, 1. heyetin Gezi ve Oktar dışındaki tüm dosyaları buraya devredildi. Daha önce Gezi davasına bakan 30. Ağır Ceza’nın üyeleri Sercan Karagöz, Hasibe Doğan ve Şule Yıldız ikinci heyet üyeliğine gönderildi. Bu üyeler, tutuklu Yiğit Aksakoğlu’nun tahliyesine imza atan heyette görev yapıyordu.

    8-9 Ekim tarihlerinde görülmeye devam edecek Gezi davasına yeni heyet bakacak.

    (HABER MERKEZİ)

  • Kadın avukatın etek boyuna karışan hakim açığa alındı

    Kadın avukatın etek boyuna karışan hakim açığa alındı

    İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi’nde yaşanan skandal olay, AKP iktidarında yargının ne duruma geldiğini gösterdi. Hakim, duruşmada avukatın etek boyunu kısa buldu, fotoğrafını çekip baroya göndermek istedi!

    İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi’nde görülen bir duruşmada hakim Mehmet Yoylu, kadın avukatın etek boyunu kısa olduğunu ve davacı vekilinin kıyafetinin ‘etiğe’ aykırı olduğunu savundu.

    Dava tutanağına yansıyan skandal olay, sosyal medyada paylaşıldı.

    Duruşma tutanağına şu ifadeler geçirildi:

    (…) Davacı vekilinin eteğinin diz üstünden yaklaşık 15 santim yukarıda olduğu, bu hâli ile avukatlık mevzuatına aykırı olduğu giyim kuşam etik kurallarına aykırı olduğu görüldü. Huzurda dinleyici sıralarında bulunan avukatlara (isimleri karalanmış) davacı vekilinin etek boyu hakkında fikirleri avukatlık hukuku mevzuatına uygun olup olmadığı soruldu.

    (Görüş bildiren avukatlar) ‘Davacı vekilinin etek boyu avukatlık hukuka ve örfüne uygundur’ dedi.

    Davalı vekili ‘bence de özgürlük alanı ile ilgilidir, müdahale edilmemesi gerekir.’ dedi.

    Mahkememiz yazı işleri müdürü huzura çağrıldı.

    Davacı avukatın etek boyunun çok kısa olduğu ve bir yanlış anlamaya vesile olmaması için hakimin ‘kısa’ değerlendirmesiyle huzurda bulunan avukatların ‘kısa’ değerlendirmesinin aynı olmayacağı nazara alınarak cep telefonu ile baro başkanlığına bildirilmesi için etek boyunun (fotoğrafının) cep telefonu ile çekilmesi istendi. Davacı vekili ‘Ben tek boyumun çekilmesini istemiyorum’ dedi.

    DAHA ÖNCE DE AVUKAT DARP ETMİŞ!

    Öte yandan hakim Yoylu’nun daha önce görev yaptığı Balıkesir’de bir avukatı darp ettiği ortaya çıktı.

    Yeni Asır’dan Devrim Derin imzalı habere göre, 2011 yılında bir bankaya ait ihale bedelleriyle ilgili davanın görüldüğü Balıkesir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi duruşma salonunda, mübaşire beklediği bir dosyanın gelip gelmediğini soran 40 yıllık avukat Muzaffer Zeybek, hakim Mehmet Yoylu’nun öfkeli bakışlarının hedefi oldu. Ardından oturduğu kürsüden inen hakim Yoylu’nun, duruşma salonundakilerin gözü önünde kendisinden 8 yaş büyük avukat Zeybek’i darp ettiği belirtildi.

    Balıkesir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan avukat Zeybek’in darp nedeniyle başında ve boynunda ezikler, kızarıklıklar tespit edildi. 3 günlük “iş göremez” raporu verilen avukat Zeybek’in şikayetçi olması üzerine, şaşkına çeviren duruşma salonundaki darp olayıyla ilgili Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı.

    Konuyla ilgili o dönem açıklama yapan Balıkesir Barosu Başkanı Yaşar Meyvacı, “Belki de ülkemizde ilk kez bugün gerçekleşen, bir yargıcın, duruşma salonunda, hiçbir neden olmaksızın, duruşma sırası gelen ve görevini yapmak üzere yerini alan, duayen bir meslektaşımızı yumruklayarak dövmesini kamuoyuyla paylaşmak için buradayız. Meslektaşımıza yöneltilen çok çirkin, hiçbir şekilde izah edilemeyecek bu tavrı şiddetle kınıyoruz. Adalet komisyonu başkanıyla görüşüp arkadaşımıza saldıran hakimin duruşmalarına girmeme kararı alacağız. Hiçbir avukat arkadaşımızın o hakimin duruşmasına girmesini istemiyoruz” dedi.

    PROTESTO EDİLDİ

    Hakim Yoylu’nun kadın avukata yönelik tutumunun duyulmasının ardından, avukatlar meslektaşlarına destek verdi. İstanbul Anadolu 2. İş Hukuk Mahkemesi önüne gelen avukatlar burada hakim Yoylu’yu alkışlara protesto etti.

  • Hakimden avukata: Etek boyunuz örf ve adetlere uygun değil

    Hakimden avukata: Etek boyunuz örf ve adetlere uygun değil

    İstanbul Anadolu Adliyesi’nde rezalet bir olay yaşandı. Hakim avukatın etek boyunun fotoğrafını çektirmek istedi. 

    İstanbul 2. İş Mahkemesi Hakimi Mehmet Yoylu, duruşmaya katılan avukatın etek boyunu “örf ve adetlere uygun değildir” diye tutanağa yazdırdı.

    “Bu sırada davacı vekilinin eteğinin diz üstünden yaklaşık 15 cm yukarıda olduğu bu hali ile avukatlık mevzuatına aykırı olduğu giyim kuşam etik kurallarına aykırı olduğu görüldü.”

    Bununla da kalmayıp, avukatın eteğinin fotoğrafını çekip Baro’ya şikayet ettirdi.

    Daha sonra dava taraflarına da avukatın etek boyu hakkındaki fikirlerini sordu. Avukatların,  “Özgürlük alanı ile ilgilidir, müdahale edilmemesi gerekir” ifadeleri de tutanağa geçirildi.

    Hakim Yoylu, bununla kalmadı. Yazı İşleri Müdürünü duruşmaya çağırdı. Yazı İşleri Müdürüne, avukatın eteğinin fotoğrafını çektirdi. Avukat bu işleme itiraz etti.

    Hakim Yoylu, tutanağın bir örneğinin etek boyu ile ilgili karar verilmesi için İstanbul Barosu’na gönderilmesine karar verirken, avukatlar da olayla ilgili Adliye’de tutanak tuttu.

    TBB AHM: TACİZE KARŞI EN ETKİN MÜCADELEYİ YÜRÜTECEĞİZ

    Konuya ilişkin Türk Barolar Birliği Avukat Hakları Birliği (TBB AHM) de “Avukat Tuğçe Çetin’e hakim kürsüsünden yönelen tacize karşı en etkin mücadeleyi yürüteceğimizi mesleki kamuoyumuza duyuruyoruz” açıklaması yaptı.

    Bugün (29/05/2019) İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesinde gerçekleşen ve meslektaşımız Av. Tuğçe Çetin’e karşı hakim kürsüsünden yönelen taciz öğrenildiği ilk anda TBB Avukat Hakları Merkezi Genel Sekreteri Av. Ramazan Çakmakcı olaya derhal müdahil olmuş zabtın içeriği ve olayın gerçekliği zabıtta ismi geçen avukat meslektaşlardan doğrulanmış ve konu etkin mücadele başlatılması için TBB Avukat Hakları Merkezi Başkanı ve TBB Yönetim Kurulu üyesi Av. Gültekin Uzunalioğlu ile TBB AHM Yürütme Kurulu üyelerine aktarılmıştır.

    TBB AHM olarak meslektaşımız Av. Tuğçe Çetin’in yanında olduğumuz ve kendisine yönelen tacizin hukuk karşısında gerekli yaptırımı alması için gerekli her türlü mücadeleyi yürüteceğimiz iletilmiştir.

    Konu acil başlığı ile gündemimizde olup meslektaşımız Av. Tuğçe Çetin’e hakim kürsüsünden yönelen tacize karşı TBB Avukat Hakları Merkezi’nin etkin mücadele yürüterek konunun sonuna kadar takipçisi olacağını ve meslektaşımız şahsında tüm kadın avukatlara yönelen bu hukuk dışı yaklaşımı kabul etmediğimizi mesleki kamuoyumuzun bilgisine sunarız.

    (HABER MERKEZİ)

  • Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    Beyoğlu PSAKD Başkanı Baba’dan Tunçdemir’in tutuklanmasına tepki-VİDEO

    PİRHA – Geçtiğimiz hafta eski PSAKD İstanbul Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in  tutuklanmasına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, “Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar” dedi. 

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi öğretmen, PSAKD’nin eski yöneticisi Songül Tunçdemir’in tutuklanmasına tepkiler sürüyor.

    İstanbul’da geçen hafta gözaltına alınan Tunçdemir’in Malatya’ya götürülerek çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmasını değerlendiren PSAKD Beyoğlu Şube Başkanı Erdal Baba, Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Her zaman olduğu gibi gündemi değiştirmek için tutuklamaların sık sık yaşandığını belirten Baba, “Yine birçok canımız sebepsiz yere gözaltına alındılar. Herhangi bir iddianame yok ve ortaya bir sebep koyamıyorlar. İşin garip tarafı hakim Songül canımızı bırakıyor ardından savcı tekrar itiraz ediyor ve yine aynı mahkeme tutuklama kararı alıyor. Ve bu daha da çelişkili bir durum. Bizi yıldıramayacaklar. Boş yere Aleviler üzerinde bu kadar oyun oynamasınlar. Biz kadimden bu yana çeşitli dönemlerde çeşitli zulümlere katlandık. Bizleri yıldıramadılar bu saatten sonra da yıldıramazlar. Bizler Songül canımızın her zaman yanındaydık, yanında olmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

    “EYLEMLERİ KALICI HALE GETİREREK SESİMİZİ DUYURMALIYIZ”

    Her an ne olacak diye ne bitecek diye beklediklerini dile getiren Erdal Baba, şunları kaydetti:

    “Seçim süreci yaklaşıyor. Yarın bizim de kapımızı çalabilirler. Hep beraber bekliyoruz. Yıldıramayacaklar, bıktıramayacaklar bizi. Biz canlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Ve Alevi kurumları olarak yapacağımız eylemsellikleri daha etkili hale getirmek için bir an önce sokaklara inmemiz, kalıcı hale getirerek sesimizi duyurmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Gazeteci Oğuz Güven’e tweet nedeniyle hapis cezası

    Gazeteci Oğuz Güven’e tweet nedeniyle hapis cezası

    PİRHA – Cumhuriyet gazetesi internet sitesi Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Güven’e trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper ile ilgili atılan ve 55 saniye sonra kaldırılan tweet nedeniyle 3 yıl 1 ay 2 gün hapis cezası verildi. Ceza onanırsa Güven tekrar hapse girecek.

    Güven, gazetenin internet sitesinde Denizli Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Alper’in trafik kazasında ölümünün duyurulduğu haberin “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper’i kamyon biçti” şeklinde tweet’i gerekçe gösterilerek, 12 Mayıs Cuma sabah saatlerinde evinden gözaltına alınıp tutuklanmıştı.

    Güven, savcılıktaki ifadesinde “Kesinlikle ‘Başsavcıyı kamyon biçti’ şeklinde tweet girilmek istenmemiştir. Ayrıca söz konusu tweet girildikten 55 saniye sonra suça konu tweet kaldırılıp ‘İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan Başsavcı Mustafa Alper kamyon kazasında feci şekilde can verdi’ şeklinde düzeltilmiştir. Bu da ilk tweetin sehven girildiğinin göstergesidir” demişti.

    “ADALET 52 SANİYEDE YERLE BİR EDİLMİŞTİR”

    Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş dava sonrası açıklama yatı. Yarkadaş, “Çağlayan Adliyesi’nde adalet 52 saniyede yerle bir edilmiştir, hukuk biçilmiştir” dedi.

    “Sevgili arkadaşlar, olağan salı duruşmalarımızdan birini yapıyor. Her salı, bir meslektaşımızın yargılanmasına, mahkûm edilmesine tanık oluyoruz” diyen Yarkadaş konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bildiğiniz gibi, merhum başsavcının hayatını kaybettiği haberle ilgili tweet atıldı ve bu tweet, ekranda sadece 55 saniye kaldı. Daha sonra editörler tarafından silindi. Basın tarihine 55 saniye davası geçen bu dava, ne yazık ki bir trajediyle sonuçlandı. Karar açıklanırken kronometre açtım. Hakim tamı tamına 55 saniyede karar okundu. Bugün, Çağlayan Adliyesi’nde adalet 55 saniyede yerle bir edilmiştir, hukuk biçilmiştir. Bu kararın haklı olduğunu söyleyebilmek için insanın aklını kaybetmesi gerekir. Önceki gün Erdoğan, gazetecilerin susturulacağını söylemişti. Demek ki iktidarın sarf ettiği her söz, adliyelerde çok çabuk karşılık buluyor. Bugün bir kez daha söylüyorum, 55 saniyede adalet yerle bir edilmiştir, hukuk biçilmiştir. Gazetecilik suç değildir. Gazetecilere düşman gibi yaklaşmayın.” (HABER MERKEZİ)