Etiket: halil alpsoy

  • ‘Gözaltında kaybetme, devlet görevlileri tarafından işlenmiş bir insanlık suçudur’-VİDEO

    ‘Gözaltında kaybetme, devlet görevlileri tarafından işlenmiş bir insanlık suçudur’-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, 1050. hafta eyleminde bir kez daha kayıp yakınlarının akıbetini sordu. Yapılan açıklamada “Artık yeter! Kaybedilenlerin yakınlarına yaşatılan bu işkence sona ermeli. Devlet, kaybedilenlerin annelerine, ailelerine gerçek bir adalet ve çözüm sunma sorumluluğunu yerine getirmelidir” denildi.

    Cumartesi Anneleri, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması talebiyle bu hafta da Galatasaray Meydanı’ndaydı.

    Ellerinde karanfillerle eylem alanına gelen Cumartesi İnsanları, 1050. Hafta eyleminde 1994 yılında evlerinden gözaltına alındıktan sonra katledilen Kasım Alpsoy ile Halil Alpsoy’un dosyasını birkez daha gündeme getirildi.

    Bu haftanın basın açıklamasını Cumartesi insanlarından Sebla Arcan okudu.

    “31 Yıl Önce Gözaltında Kaybedilen Kasım ve Halil Alpsoy’u Unutmadık” diyerek söze başlayan Arcan, Galatasaray Meydanı’nın halen polis bariyerleriyle çevriliyor olmasını eleştirdi.

    “BEYAZ TOROS İLE GÖTÜRÜLDÜ VE BİR DAHA DÖNMEDİ”

    Sebla Arcan, basın açıklamasında şunları söyledi:

    “Yarın Anneler Günü… Biz bu Anneler Günü’ne de içimizde derin bir acı ve kapanmayan bir boşlukla girerken, Devleti yönetenler ise yine kamuoyuna ‘her daim hürmetlerin en büyüğünü hak eden annelerimiz’ diyen kutlama mesajları yayınlayacak. Ama yıllardır evlatlarını arayan, adalet için mücadele eden anneleri görmezden gelmeye devam edecekler. Gözaltında kaybedilenlerin anneleri, aileleri için Anneler Günü, bir kez daha tarifsiz bir boşlukla geçecek. Bugün birkez daha hatırlatıyoruz: Gözaltında kaybetme, devlet görevlileri tarafından ya da devletin bilgisi ve onayı dahilinde işlenmiş bir insanlık suçudur. Bu suça maruz kalanlar yalnızca kaybedilen kişiler değil; aynı zamanda onların akıbetini bilmeden, yıllarca belirsizliğin içinde yaşamaya zorlanan aileleridir. Artık yeter! Kaybedilenlerin yakınlarına yaşatılan bu işkence sona ermeli. Hukukun üstünlüğü sağlanmalı ve devlet, kaybedilenlerin annelerine, ailelerine gerçek bir adalet ve çözüm sunma sorumluluğunu yerine getirmelidir. 1050.haftamızda 31 yıldır inkâr ve cezasızlıkla unutturulmak istenen Kasım ve Hali Alpsoy için adalet talebimizi tekrarlıyoruz. Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte İstanbul Kanarya’daki evine dönerken, evinin önünde bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi karşı çıktığında polisler kimliklerini göstererek, ‘Merak etme, karakola kadar götürüyoruz. Yarım saat sonra gelir.’ dediler. Halil Alpsoy beyaz bir Toros ile götürüldü ve bir daha geri dönmedi.18 gün sonra, işkenceden tanınmayacak hale gelmiş bedeni evine 540 km uzaklıktaki Kırıkkale’de bir ormanlık alanda bulundu. Kardeşleri onu sadece elindeki çocukluk izinden teşhis edebildi.

    MİT BİNASINA GİRDİ ANCAK İNKAR EDİLDİ!

    Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir hafta sonra, bu kez polisler, kuzeni Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine baskın düzenledi. 30 yaşındaki Kasım, uzun namlulu silah taşıyan maskeli polisler tarafından 18 Mayıs 1994 sabahı gözaltına alınarak Adana İstihbarat Dairesi’ne götürüldü. Aynı günün akşamı serbest bırakıldı; ancak kimliğine el konuldu. ‘Yarın gel, kimliğini al.’ denildi. Eve döndüğünde işkenceden bitap haldeydi. Eşine, İstanbul’da gözaltına alındığında sorgulamasına katılan timin Adana’daki işkencesine de dahil olduğunu söyledi. Ertesi gün, kimliğini almak üzere MİT binasına gitti. Akrabası kapıda bekledi, ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkamadı. Bugüne kadar Halil ve Kasım Alpsoy’un gözaltına alındıkları inkâr edildi. Ailelerinin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Hiçbir devlet kurumu, gerçeğin açığa çıkarılması ve faillerin yargılaması için etkili bir araştırmasoruşturma yürütmedi. 31 yıldır tüm iktidarlar, bu ailelerin adalete ulaşmasını engelledi.Yargı Makamlarına Sesleniyoruz: Adaletin tesisi, hukuk sisteminin asli görevidir.

    Kasım ve Halil Alpsoy dosyasında adaleti sağlamak için harekete geçin!Kaç yıl geçerse geçsin; Kasım Alpsoy, Halil Alpsoy ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    “ERDOĞAN, SÖZÜNDE DURMADI

    1050. hafta eyleminde Kasım Alpsoy’un eşi Leyla Erdoğan Alpsoy da konuşma yaptı. Adalet arayışından vazgeçmeyeceklerini belirten Erdoğan Alpsoy, şunları söyledi:

    “31 yıldır bu acıyı çekiyoruz. Neden? Kayıp yakınları olarak, kimse bizim gibi acı çekmesin istiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile konuşmuştuk, failleri, sorumluları bulma konusunda bize söz verdi ama sözünde durmadı. Failler yargılansın, bu meydanları bize açsınlar.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Anneler Günü’nü kutlarken Cumartesi Annelerini unutmayın’-VİDEO

    ‘Anneler Günü’nü kutlarken Cumartesi Annelerini unutmayın’-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 998. haftasında gözaltında kaybedilen Halil Alpsoy ve Kasım Alpsoy’un akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Hak savunucuları, 12 Mayıs’ın anneler günü olduğunu hatırlatarak, evlatlarının mezarına kavuşamadan ölen Cumartesi Anneleri’nin fotoğraflarını Galatasaray Meydanı’ndaki demir bariyerler önüne bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.

    Cumartesi Anneleri eyleminin 998. haftasında yapılan açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına Sebla Arcan okudu.

    “YARIN CUMARTESİ ANNELERİ’NE KARŞI DUYARSIZLIĞIN SON GÜNÜ OLSUN”

    Sebla Arcan’ın okuduğu açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Yarın Anneler Günü. Yarın Anneler Günü’nü kutlarken Cumartesi Annelerini unutmayın. Bir yandan evlatlarının mezarlarına ulaşmak için ömürlerini tüketirken bir yandan da evlatları her an gelecekmiş gibi giysilerini ütülü, hemen uzanacaklarmış gibi yataklarını temiz tutan anneleri hatırlayın. Evlatlarının 50 yıl, 40 yıl, 30 yıl önce olduğu gibi anahtarlarıyla kapıyı açıp ‘anne ben geldim’ diyen seslerini duymayı umut etmekten hiç vazgeçmeyen anneleri hatırlayın. Yarın Cumartesi Anneleri’ne karşı duyarsızlığınızın son günü olsun. 998. haftamızda yine kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray Meydanı polis bariyerleri ile kapatılmış durumda. Kayıplarımızın fotoğrafları ve onların mezarlarına bırakamadığımız karanfillerimizle polis bariyerlerinin önündeyiz.

    “BEYAZ TOROSLA GÖTÜRÜLEN ALPSOY BİR DAHA EVİNE DÖNMEDİ”

    998. haftamızda bizi Galatasaray’a çıkmak zorunda bırakan inkâr ve cezasızlık politikalarının bir örneği olarak Halil ve Kasım Alpsoy dosyalarını kamuoyu ile paylaşıyoruz. 37 yaşındaki Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte akraba ziyaretinden dönüyordu. İstanbul Kanarya’daki evinin önünde bekleyen polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi itiraz edip bağırıp yardım istediğinde, kimliklerini gösteren polisler, ‘Merak etme. Karakola kadar götürüyoruz. Yarım saat sonra gelir’ dediler. Beyaz Toros araçla götürülen Halil Alpsoy bir daha evine dönemedi. 18 gün sonra, işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni, İstanbul’a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu. Üzerinde kimliğini belirlemeye yarayacak hiçbir şey yoktu. Halil’in gözaltındayken ceketinin astarına gizlice yazdığı anlaşılan evinin telefon numarası, onun cansız bedeninin bulunmasını sağlamıştı. Kardeşleri, tanınmaz hale gelmiş Halil’i, elindeki çocukluktan kalma izden teşhis edebildi.

    “30 YILDIR GERÇEĞİ AÇIĞA ÇIKARACAK BİR SORUŞTURMA YAPILMADI”

    Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir hafta sonra, 18 Mayıs 1994 günü sabaha karşı polisler, amcasının oğlu Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine baskın yaptı. Uzun menzilli silah taşıyan çelik yelekli, maskeli polisler, 30 yaşındaki Kasım Alpsoy’u gözaltına aldı. Seyhan İlçe Jandarma Komutanlığı’na götürülen Alpsoy, burada içinde istihbaratçıların da bulunduğu bir ekip tarafından sorgulandı. Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğine el koydular. ‘Yarın gel. Kimliğini al!’ dediler. Eve döndüğünde işkenceden perişan haldeydi. Ertesi gün, kimliğini almak üzere bir akrabasıyla birlikte Seyhan İlçe Jandarma Komutanlığı’na gitti. Akrabası tüm gün kapıda bekledi, ancak Kasım Alpsoy girdiği o binadan bir daha çıkamadı.

    Ailelerinin tüm girişimlerine rağmen, 30 yıldır devletin yetkili makamları onların akıbetlerini açığa çıkaracak, sorumluları tespit ederek, cezalandırılmalarını sağlayacak araştırma ve soruşturmalar yapmadı. Bugün bir kez daha adli makamları, Halil ve Kasım Alpsoy’un gözaltında kaybedilmesiyle ilgili olarak adil, tarafsız ve etkin bir soruşturma başlatmak için göreve çağırıyoruz. Kaç yıl geçerse geçsin Halil ve Kasım Alpsoy için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    998. Hafta eyleminde karanfiller, ömrünü evlatlarının bir mezarı olsun diye mücadele eden Cumartesi Anneleri için Galatasaray Meydanı’na bırakıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi ve Plaza De Mayo Anneleri: Vazgeçmeyeceğiz, unutmayacağız-VİDEO

    Cumartesi ve Plaza De Mayo Anneleri: Vazgeçmeyeceğiz, unutmayacağız-VİDEO

    PİRHA- Plaza De Mayo Anneleri’nin katıldığı Cumartesi Anneleri’nin 737. hafta eyleminde adalet sağlanıncaya kadar mücadeleye devam edileceği vurgulandı.

    Cumartesi Anneleri 737’nci hafta oturumunda kayıp yakınları 1994 yılında İstanbul’da Beyaz Toros’a bindirilerek gözaltına alınan ve işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni Kırıkkale’de ormanlık alanda bulunan Halil Alpsoy ile Adana’da gözaltına alınarak serbest bırakılan ve sonrasında kimliğini almak için MİT binasına giden, bir daha akıbetinden haber alınamayan Kasım Alpsoy’un faillerin cezalandırılması talebiyle bir araya geldi.

    Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması nedeniyle İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde bir araya gelen insan hakları savunucuları, gözaltında kaybedilen yakınlarının fotoğraflarının bulunduğu dövizler de taşıdı.

    Bu haftaki eyleme katılanlar arasında Arjantin’de 42 yıl önce kayıpları arama mücadelesini başlatan Plaza De Mayo Anneleri ile Şırnak ve Diyarbakır’daki kayıp yakınları da vardı.

    “ANNELİĞİ SİYASİ BİR KARŞI DURUŞA DÖNÜŞTÜRDÜLER”

    737. haftada basın açıklamasını Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ve Adli Tıp Uzmanı Şebnem Korur Fincancı okudu. Anneler günü öncesinde gerçekleşen buluşmada açıklamaya gözaltında kaybedilen sevdiklerinden bir haber alamadan yaşamını yitiren Cumartesi Anneleri’ni saygıyla anarak başlayan Fincancı, “‘Mücadelenizin devamcısı olmayı sürdüreceğiz; vazgeçmediniz, vazgeçmeyeceğiz!’ diyerek onları selamladı.

    Fincancı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu buluşma, aynı devlet terörüne maruz kalan, aynı acıyı yaşayan, aynı adaletsizliğe karşı mücadele eden insanların kıtalar arası mücadele yoldaşlığıdır. 1977 yılında Arjantin’de Plaza de Mayo Anneleri ‘Bir anne için en acımasız işkence, çocuklarının kaderi hakkındaki belirsizliktir’ diyerek darbecilerin karşısına dikildiler. 1995 yılında Cumartesi Anneleri bu karşı çıkışın Türkiye’deki devamcısı oldular. Onlar, iki ayrı kıtada gözaltında kayıplar gerçeğinin toplumsal hafızada yer almasını ve bugünlere aktarılmasını sağladılar. Onlar, kaybedilen evlatlarını arama mücadelesinde, anneliği özgürlükçü ve eşitlikçi bir yerden yeniden inşa ettiler; anneliği bir itiraza, siyasi bir karşı duruşa dönüştürdüler. 737. haftamızda bu kadınlardan Fikriye ve Leyla Erdoğan Alpsoy’un kuşaktan kuşağa geçen 25 yıllık hakikat ve adalet arayışına eşlik edeceğiz.”

    “KASIM VE HALİL ALPSOY DOSYASI KARANLIKTA BIRAKILDI”

    Fincancı ardından da 25 yıl önce İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen Kasım ve Halil Alpsoy’un dosyasını kamuoyu ile paylaştı:

    “Halil Alpsoy 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte, akraba ziyaretinden dönüyordu. İstanbul Kanarya’daki evinin önüne geldiğinde kendisini bekleyen sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi Fikriye itiraz edip bağırınca kimliklerini gösteren polisler; ‘Merak etme, karakola kadar götürüyoruz, yarım saat sonra gelir dediler ve Halil Alpsoy’u Beyaz Toros marka araca bindirerek götürdüler. İşkence edilerek katledilmiş cansız bedeni 18 gün sonra Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu.

    Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir süre sonra polislerin amcasının oğlu Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine de baskın yaptığı gözaltına alınarak MİT binasına götürüldüğü işkenceden sonra kimliğine el konularak ‘yarın gel al’ denilerek serbest bırakıldı. Ertesi gün bir yakınıyla MİT binasına giden Alpsoy’un bir daha dışarı çıkmadı. Ailelerin çabasına rağmen Kasım ve Halil Alpsoy dosyasının devlet tarafından karanlıkta bırakıldı.”

    “EŞİMDEN HABER ALANA KADAR BURADAYIM”

    Kasım Alpsoy’un eşi Leyla Erdoğan Alpsoy, 25 yıl önce eşinin gözaltına alınarak ağır işkence gördüğünü ve sabah eve geldiğini, kimliğini almak için tekrar karakola gittiğini ve kendisinden bir daha haber alamadıklarını dile getirdi. Eşinden haber alana kadar burada mücadelesini sürdüreceğini bildiren Alpsoy, “Bize Galatasaray’ı yasakladılar. Galatasaray’ı bize açıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz” dedi.

    “ADALET SAĞLANANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM”

    Kardeşi kaybedilen ve Plaza De Mayo meydanına ilk çıkan ailelerden Margarita Isabel Noia “Burada sizinle onur duydum” diyerek kendilerinin 30 Nisan’da meydana çıkışlarının 42’nci yılını doldurduklarını söyledi. Her Perşembe alana çıkmaya devam ettiklerini ve kayıplarına saygı duyulmasını istediklerini belirten Noia, “Adaletsiz olmaz adalet sağlanana kadar mücadeleye devam. Bir gün adalet sağlanacak.” şeklinde konuştu.

    “BİRAZ VİCDAN OLSA GALATASARAY MEYDANI’NI YASAKLAMAZLARDI”

    Diyarbakır’da 1996 yılında evinden gözaltına alınarak kaybedilen Şirin Bayram’ın annesi Remziye Bayram da söz aldı. Anne Bayram Kürtçe yaptığı konuşmasında hukuktan sonuç alamadıkları için davayı AİHM’e taşıdıklarını belirtti. “Hak, hukuk ve adalet yok” diyen anne Bayram, şunları aktardı:

    “Biraz vicdan merhamet olsa kayıp yakınlarına parkları, Galatasaray Meydanı’nı yasaklamazlardı. Hak, hukuk, adalet yok. Dün Diyarbakır’daydım, bugün İstanbul’dayım yarın da belki başka bir yerde olacağım. Ama bu devletin ayıbıdır.”

    “GÖZLERİNİZE HER BAKIŞIMDA SİZİ ORADA YARGILAYACAĞIM”

    Şırnak’ta 2001 yılında kaybedilen Kürt siyasetçi Ebubekir Deniz’in kızı Ceylan Deniz bugün buraya akıttığı gözyaşlarının hesabını sormaya geldiğini belirtti. Herkesin anne babasıyla birlikte yaşama hakkının bulunduğuna değinen Deniz, kendisinden bu hakkın alındığını dile getirerek şöyle devam etti:

    “Babama o kadar safça beslediğim duygular şimdi özleme dönüştü. Ben her gün her saat babamı düşünüyorum. Ben bugün onları anmaya geldim. Onların mücadele arkadaşlarının hikayelerini dinlediğimde her birinin bir kıtasında kendimi buluyorum. Hepsi babamın arkadaşlarıydı, hepsi kaybedildi. Onlara işkence mi edildi yoksa direkt olarak öldürüldüler mi, bilmiyoruz. Yaşıyorlar mı, bilmiyoruz. Umudumuz her daim var olacak. Ben babamı her zaman bekleyeceğim. Ya kemiklerini ya kendisini… Ben babamı istiyorum. Sizin gözlerinize her bakışımda sizi orada yargılayacağım. Babamı sizin gözlerinizin içine her baktığımda isteyeceğim.”

    “VAZGEÇECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜYORSANIZ YANILIYORSUNUZ”

    10 yaşındayken babası, amcası ve amca oğlu kaybedilen Adnan Orhan ise 25 yıldır onları bulmak için çaba harcadıklarını ama devletten bir yanıt alamadıklarını aktardı. Kayıp yakınlarının yasaklarla içerilere sığdırılmasını teşhir ederek “Mücadelemizden vazgeçeceğimizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz” diyen Orhan, aynı zamanda hukuk ve demokrasi mücadelesi de verdiklerini ancak düzen yargısının kayıp davalarını zaman aşımına uğratma çabası içerisinde olduğunu kaydetti.

    Konuşmaların ardından “Vazgeçmeyeceğiz, unutmayacağız, zalimlerle uzlaşmayacağız” sözleriyle eylem sonlandırıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 9 yaşındaki Samet Alpsoy: Annem, dedemin bir mezarı olsun istiyor-VİDEO

    9 yaşındaki Samet Alpsoy: Annem, dedemin bir mezarı olsun istiyor-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri 684. oturma eyleminde, kuşaktan kuşağa aktarılan adalet mücadelesinin 24. yılında Kasım ve Halil Alpsoy dosyasındaki hakikatin açığa çıkarılmasını ve kaybedenlerin yargılanmasını talep ettiler.

    Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 684’üncü kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde yine üzerine barışı simgeleyen beyaz tülbent ile karanfiller bırakılan “Failler Belli, Kayıplar Nerede” yazılı pankart açıldı, kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı.

    Bu haftaki eylemde 12 Mayıs 1994 tarihinde İstanbul Kanarya’da evinin önünde beklerken gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Halil Alpsoy ile ondan 6 gün sonra 18 Mayıs günü Adana’daki evine sabaha karşı yapılan baskında gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Kasım Alpsoy’un akıbetleri soruldu.

    “ZOR OLAN BU MEYDANI DİNLEMEKTİR”

    Eylemde ilk oarak 23 Şubat 1995 yılında gözaltına kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız konuştu. Yıldız, sözlerine “Bundan önceki hükümetin eserleri burada. Bugünkü hükümetin hangi eserinden bahsedeyim. Suruç, Gezi, Teybet ana, Ankara saymakla bitmez” diyerek başladı.

    Türkiye’de hukuk, adalet ve demokrasinin olmadığını vurgulayan Yıldız, “Hukuk diyorlar ama avukatlar içerde. Yargı diyorlar, yargı yok. Demokrasi var diyorlar ama gazeteciler tutuklu. Kayıplarımızı ellimizde aldıkları zaman basın özgürlüğümüzü de elimizden aldılar. Bir partinin eş genel başkanını düşünün Cumhurbaşkanı adayı ama içerde. O partinin vekilleri içerde. Hep içerdeyiz. Demokrasi nerede” dedi.

    “Bu ülkede ateş düşmeyen yer yok ama bir araya gelemiyoruz” diyen Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün ağlayan anneler, biz isterdik ki acılarımızı birlikte paylaşalım. Ama acı dağları büyüdü içimizde. Tüm ağlayan anneler kim olursa olsun gelin bir olalım, sesimizi bir yapalım” diye çağrı yaptı.  Yıldız, “Meydana gelen herkes terörist oldu. Bu insanların hepsinin içi yandı. Herkes adalet dedi ama bu adalet hiç buraya gelip uğramadı. Başkalarını dinlemek kolay ama burayı dinlemek zor.”

    “DEDEMİN BİR MEZARI OLSUN”

    Yıldız’ın ardından kaybedilen Kasım Alpsoy’un 9 yaşındaki torunu Samet Alpsoy konuştu.

    Küçük Samet, Galatasaray Meydanı’nda kaybedilen dedesi için “24 yıl önce dedem Kasım Alpsoy kaybedildi. Ben dedemin bulunmasını istiyorum. Annem, anneannem artık üzülmesin istiyorum. Annem, dedemin bir mezarı olsun istiyor. Dedemin bir mezarı olsun” sözlerini haykırdı.

    “BU MEYDANDA TANIDIĞIM DEDEME SARILMAK İSTİYORUM”

    Kasım Alpsoy’un 17 yaşındaki diğer torunu Gülbahar Alpsoy ise, “Tam 24 yıldır dedem kayıp ve hala arıyoruz. 6 yaşımda başladım dedemi aramaya. Ben dedemi burada, bu meydanda tanıdım. Bir soluk resminden tanıdım. Elinden tutup gezmek isterdim, beraber geçireceğimiz bayramlar olsun isterdim. Ben dedeme hep adressiz mektuplar yazdım ve hala yazıyorum. Ben dedemin öldüyse çiçek koyacak mezarını, kemiklerini istiyorum. Her seferinde umut içinde kapı açarken yanılmak yerine dedeme sarılmak istiyorum” ifadelerini kullandı.

    “Adaletsizliğe, haksızlığa uğranan bu ülkede dedemi kaybetme nedeni devrimci olmasıymış” diyen Alpsoy, devamında şunları söyledi: “Evet benim dedem bir devrimci ama sizden bir farkı yok ki. Oda sizler gibi evlat, eş, baba, kardeş, dede. Dedemi bizden alan devlet er ya da geç bunun hesabını gerçek yargı önünde verecek. Biz bunun için mücadele veriyoruz. Biraz elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün ya biz kaybolsaydık torunlarım, eşim, çocuklarım kaybolsaydı diye! Sadece dedem değil, dedem gibi bir sürü insan kayıp ve onları da arayan anneler, torunlar, eşler, çocuklar, kardeşler var. Ben mücadeleyi sürdüren 3. kuşak bir torunum. Dedemi ve kayıplarımızı istiyorum, onlar bulunana kadar bu meydanı terk etmeyeceğiz. Kayıplar bulunsun adalet, vicdan yerini bulsun.”

    “YARIM SAATE GELİR DEDİLER”

    Daha sonra Cumartesi İnsanlarından Hatice Onaran basın açıklamasını yaptı.

    Onaran, Galatasaray’da 3 kuşak birlikte adalet arayan Kasım ve Halil Alpsoy aileleri için “Gerçeği bilmeye, adalete ulaşmaya hakkımız var!” dedi.

    Onaran, “37 yaşındaki Halil Alpsoy, 12 Mayıs 1994 gecesi eşi ve 40 günlük bebeğiyle birlikte, akraba ziyaretinden dönüyordu. İstanbul Kanarya’daki evinin önüne geldiğinde kendisini bekleyen sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Eşi itiraz edip bağırınca kimliklerini gösteren polisler; ‘Merak etme, karakola kadar götürüyoruz, yarım saat sonra gelir’ dediler ve Halil Alpsoy’u Beyaz Toros marka araca bindirerek götürdüler. Halil Alpsoy bir daha evine dönemedi. 18 gün sonra işkenceden tanınmaz hale gelmiş bedeni, İstanbul’a 530 km uzaklıktaki Kırıkkale’de ormanlık bir alanda bulundu. Ailesi onu elindeki çocukluktan kalma izden teşhis edebildi” ifadelerini kullandı.

    “BİNADAN BİR DAHA ÇIKMADI”

    Halil Alpsoy’un gözaltına alınmasından bir hafta sonra ise, amcasının oğlu Kasım Alpsoy’un Adana’daki evine de baskın yapıldığını dile getiren Onaran, “Uzun menzilli silah taşıyan çelik yelekli polisler 18 Mayıs 1994 günü sabaha karşı 30 yaşındaki Kasım Alpsoy’u gözaltına alarak Adana İstihbarat Dairesi’ne götürdü. Gözaltına alındığı günün akşamı Kasım Alpsoy’u serbest bırakıp kimliğini alıkoydular, ‘Yarın gel, kimliğini al’ dediler. Eve geldiğinde işkenceden perişan haldeydi. Ertesi gün kimliğini almak üzere bir akrabasıyla MİT binasına gitti. Akrabası bütün gün kapıda bekledi ancak Kasım Alpsoy o binadan bir daha çıkamadı” diye belirtti.

    BAŞVURULAR YİNE KARŞILIKSIZ

    Bugüne kadar Kasım ve Halil Alpsoy’un gözaltına alındıkları inkâr edildiğini sözlerine ekleyen Onaran, ailelerinin tüm başvurularının karşılıksız bırakıldığını söyledi.

    “Devlet, Kasım ve Halil Alpsoy’ un akıbetleriyle ilgili ailelerini ve toplumu bilgilendirme zorunluluğunu yerine getirsin” diyen Onaran, “Gözaltında kaybedilişlerinin 24. yılında adli makamları Kasım ve Halil Alpsoy dosyalarında etkin bir soruşturma yaparak maddi gerçeği açığa çıkarma ve adaleti sağlama görevini yerine getirmeye çağırıyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)