Etiket: halil güneş

  • Hücrede yaşamını yitiren hasta tutuklu Halil Güneş’e ilaçları verilmemiş

    Hücrede yaşamını yitiren hasta tutuklu Halil Güneş’e ilaçları verilmemiş

    Diyarbakır Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulduğu hücrede yaşamını yitirmiş halde bulunan hasta tutuklu Halil Güneş’e uzun bir süredir ilaçlarının verilmediği öğrenildi.

    İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutuklular listesinde bulunan ve tüm çağrılara rağmen tahliye edilmeyen hasta tutuklu Halil Güneş, bu sabah saatlerinde Diyarbakır 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulduğu tek kişilik hücresinde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Güneş’in cenazesi, Diyarbakır’da bulunan Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kaldırıldı. Güneş’in Adana’da yaşayan ailesi, cenazeyi almak için Diyarbakır’a doğru yola çıktı.

    Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUHAY DER), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi Eşbaşkanı Bünyamin Şeker ile bazı sivil toplum örgütü temsilcileri, cenazenin kaldırıldığı Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) önüne geldi. Cezaevlerindeki hasta ve infazları yakılan tutukluların serbest bırakılması için Diyarbakır Barosu hizmet binasında 30 gündür Adalet Nöbeti tutan aileler de ATK binası önüne geldi.

    İLAÇLARI VERİLMEMİŞ

    Güneş’in cenazesinin nerede toprağa verileceğine ailenin karar vereceği öğrenildi. Olayın duyulması üzerine cezaevine giden TUHAY DER yöneticilerinden avukat Aslıhan Bulut, Güneş’in geçtiğimiz günlerde muayene için hastaneye götürüldüğünü ve dönüşte diğer oda arkadaşlarının açık görüşlerini engellemek istemediği için tek kişilik hücreye gitmeyi talep ettiğini aktardı. Güneş’in 5 gündür tek başına hücrede tutulduğu ve sabah saatlerinde yapılan sayımda yaşamını yitirmiş halde bulunduğunu belirten Bulut, kanser hastası Güneş’e uzun zamandır ilaçlarının verilmediğini ve bundan kaynaklı cezaevi idaresine defalarca dilekçe yazılmasına rağmen talebin karşılanmadığını öğrendiklerini paylaştı.

    HALİL GÜNEŞ KİMDİR?

    Güneş, 2 Ocak 1993 yılında 23 yaşında iken tutuklandı ve hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası nedeniyle yaklaşık 29 yıldır cezaevinde tutuluyordu. Uzun zamandır akciğer ve kemik kanseri hastalığıyla mücadele eden Güneş, tutuklandığından bu yana 15 farklı cezaevine sevk edildi. Güneş’in hastalıkları, gözaltında gördüğü ağır işkenceler sonrasında ortaya çıkmıştı. Başlangıçta kaburgalarında oluşan kırıklar kalp ve akciğerini baskı altında tutarak nefes almada zorluklar yaşamasına sebep olmuş, cezaevlerindeki kötü sağlık koşulları, beslenme ve barınma koşullarıyla rahatsızlıkları zamanla daha da artmıştı.

    2007’de çekilen akciğer tomografisinde; akciğerinde yaklaşık 1 cm boyutlarında onlarca tümör olduğu tespit edilmiş, kırılan kaburgalarının ameliyatı sırasında ise ayrıca kemik kanseri olduğu tespiti yapılmıştı. 2 kere bu nedenle ameliyat edilen Güneş’e, 2009 yılında ağır derecede KOAH ve Uyku Apnesi teşhisi konulmuş; doktorları ömür boyu solunum cihazıyla uyuması ve gündüzleri de oksijen maskesi takması gerektiğini söylemişti.

    (Mezopotamya Ajansı)

    İLGİLİ HABERLER

    -29 yıldır cezaevinde tutulan hasta mahpus Halil Güneş yaşamını yitirdi

  • 29 yıldır cezaevinde tutulan hasta mahpus Halil Güneş yaşamını yitirdi

    29 yıldır cezaevinde tutulan hasta mahpus Halil Güneş yaşamını yitirdi

    PİRHA- Diyarbakır 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde hastalıklarından dolayı defalarca tahliyesi için başvuru yapılan hasta tutuklu Halil Güneş, hayatını kaybetti. Güneş, yazdığı şiirlerle dışarıdakilere sesleniyor, yaşadığı baskıları ve tecriti mektuplarında dile getiriyordu. 
    İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutuklular listesinde bulunan ve tüm çağrılara rağmen tahliye edilmeyen Diyarbakır 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halil Güneş, bu sabah yaşamını yitirdi.

    Halil Güneş, 2 Ocak 1993 yılında 23 yaşındayken tutuklandı ve hakkında verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası nedeniyle yaklaşık 29 yıldır cezaevinde tutuluyordu. Uzun zamandır akciğer ve kemik kanseri hastalığıyla mücadele eden Güneş, tutuklandığından bu yana 15 farklı cezaevine sevk edildi. Güneş’in hastalıkları, gözaltında gördüğü ağır işkenceler sonrasında ortaya çıkmıştı. Başlangıçta kaburgalarında oluşan kırıklar kalp ve akciğerini baskı altında tutarak nefes almada zorluklar yaşamasına sebep olmuş, cezaevlerindeki kötü sağlık koşulları, beslenme ve barınma koşullarıyla rahatsızlıkları zamanla daha da artmıştı.

    2007’de çekilen akciğer tomografisinde; akciğerinde yaklaşık 1 cm boyutlarında onlarca tümör olduğu tespit edilmiş, kırılan kaburgalarının ameliyatı sırasında ise ayrıca kemik kanseri olduğu tespiti yapılmıştı. 2 kere bu nedenle ameliyat edilen Güneş’e, 2009 yılında ağır derecede KOAH ve Uyku Apnesi teşhisi konulmuş; doktorları ömür boyu solunum cihazıyla uyuması ve gündüzleri de oksijen maskesi takması gerektiğini söylemişti.

    ADLİ TIP KURUMU VE ANAYASA MAHKEMESİ’NDEN OLUMSUZ KARARLAR

    Güneş’in kullanmak zorunda kaldığı yüksek dozdaki ağrı kesiciler nedeniyle ağır stres bozukluğu, epilepsi, her iki gözde Glokom hastalığı, boyunda fıtıklar ve böbreklerinde taşlar oluşmuştu. Avukatların başvurusu sonucu, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından “cezaevinde kalamaz” raporu verilmesine rağmen Adli Tıp Kurumu (ATK) 29 Ocak 2014 tarihinde yeni bir rapor hazırlayarak Güneş’in tek başına hayatını idame edebileceği ve hapiste kalabileceği sonucuna varmış, serbest kalması engellenmişti. 2014 Temmuz ayında yapılan tetkiklerde kanser hastalığının daha da ilerlediği tespit edilince, serbest bırakılması ve tedavisinin dışarıda sürdürülmesi için avukatları Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulunmuş ancak olumlu bir sonuç alınamamıştı.

    Kanserin yanı sıra birçok hastalığı bulunan Güneş için başlatılan kampanyalar da bir sonuç vermedi. 29 yıldır cezaevinde olan Halil Güneş’in hapse girdikten sonra başlayan hastalıkları her geçen gün daha da ilerliyordu.

    Şiir kitapları da bulunan Güneş, arkadaşlarına gönderdiği mektuplarında, “Hem tanık, hem taraf, hem de mağdur oldum. Ne kadar kamuoyundan gizlense de, devletin burjuva basını tarafından manüpüle edilse de cezaevlerinden tecrit, izolasyon, baskı, sürgün ve katliam girişimleri devam ediyor” demişti.

    Halil Güneş’in cenazesi, Diyarbakır’da Adli Tıp Kurumu’nda.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Çocuk istismarı toplumsal bir sorundur’ – VİDEO

    ‘Çocuk istismarı toplumsal bir sorundur’ – VİDEO

    PİRHA – Urfa’da 2019 yılında 894 çocuğun istismara uğramasını değerlendiren Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş, yaşananların sadece istismara uğrayan çocukların sorunu olmadığını toplumsal bir sorun olduğunun altını çizerek bu meselelerde mağdur olanın faille evlendirilmesinin çözüm olmadığına dikkat çekti. 

    Haberin Videosu

    Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, 2019 yılı içerisinde kentte 782 tecavüz ve istismar vakası nedeniyle müdafi avukat ataması yapıldığını, bunların 733’ünün 4 ile 18 yaş aralığında çocuk olduğunu kaydetti. Tecavüz ve istismara maruz kalanların 570’inin kız çocuğu, 163’ünün ise erkek çocuğu olduğunu belirten komisyon, aynı dönemde 18 ile 25 yaş aralığında 44 kadın ve 2 erkeğin, 25 yaş üstü ise 3 kişinin tecavüze maruz kaldığını aktardı.

    Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu Başkanı Halil Güneş konuyu CAN TV’de Gündem Özel programına katılarak değerlendirdi.

    “ÇOCUK İSTİSMARI TOPLUMSAL BİR SORUNDUR”

    Güneş, baronun Urfa’da yaşanan çocuk istismar olaylarında verdiği sayının dehşet verici olduğunu söyledi. 2019 yılında Urfa genelinde 894 çocuğun istismar edildiğini belirten Güneş, muhafazakar bir yerde bunların yaşanmasının hayret edici olduğunu söyledi.

    Türkiye’de istismar cezalarının 8 yıldan başlayıp 15-18 yıla kadar olduğunun altını çizen Güneş, “Bu kadar cezaların ağır olmasına rağmen bu kadar vaka meydana çıkıyorsa toplum olarak durup düşünmemiz gerekiyor. Bunu eğitim kurumları düşünmesi gerekiyor sağlık kurumların bunu düşünmesi gerekiyor hele devletin tüm organizmaların bunu düşünmesi gerekiyor. Kanunlar bu kadar çok ve katı iken bu olayların meydana gelmesinde buna neden olan hangi birim var. Bunun üzerinde düşünmemiz gerekiyor ülkede. Bu sadece istismara uğrayan çocukların sorun değil bu toplumsal bir sorundur, toplumun kanayan bir yarasıdır” dedi.

    “BEN MÜSLÜMANIN DİYEN İNDİRİM ALIYOR”

    Güneş, çocuk istismar olayında sayı için Emniyet Müdürlüğü’nden istediklerini ancak taleplerinin reddedildiğini belirterek bilgilere kendi çabalarıyla ulaştıklarını söyledi.

    Olayın faillerinin ‘Ben Müslümanım’ diyerek serbest bırakıldıkları iddialarını da yorumlayan Güneş, “Aslında buradaki iddia Çocuk Hakları Komisyonu Üyesi Güneş hanım iddiasıdır. Günümüzde kadın ve çocuk davalarına baktığımızda failler yada sanıklar bir takım elbise giydiklerinde direkt indirim alıyorlar. Öyle bir noktaya gelmiş ki artık ‘Müslümanım’ diyen indirim alıyor. Buradaki trajedi gözler önüne sermek de Müslümanlıktır. Toplumun kadınlara ve çocuklara nasıl yaklaştığında biliyoruz.  İstanbul sözleşmesine göre Birleşmiş Milletler çocuk hakları sözleşmesine göre bir sürü kurallarını kurallara göre çocuk ve kadın pozitif ayrımcılık uygulanması gerekirken bunlara ilişkin yargı da her zaman üstün yarar gösterilmelidir” dedi.

    “MAĞDURUN EVLENDİRİLMESİ ÇÖZÜM DEĞİL”

    Türkiye’de yargılama sürecini değerlendiren Halil Güneş, ‘Bir şekilde STK’ları, avukatları ve hak savunucularını mahkeme salonlarından uzak tutup üstü kapalı bir şekilde yargılama yapıp bir şekilde cezasızlık politikasını uygulama peşindeler” dedi.

    Türkiye toplumunun normalde uzlaşmacı bir toplum olmadığını ancak cinsel istismar davalarında uzlaşmacı olduğuna tepki göstererek, “Suçu işleyen ve suça uğrayan mağdur ile araya girerek evlendiriyorlar. Bizde diyoruz ki evlendirmek çözüm değildir. Bu olaylar böyle bitmeyecek. Bu toplumların kötü bir şekilde ilerlemesine neden olacak. Devletin buna el atması gerekir” ifadelerini kullandı.

    İSTİSMAR VAKALARININ ARAŞTIRILMASI İÇİN ÖNERGE

    Urfa ilindeki tecavüz ve istismar vakalarının araştırılması, incelenmesi ve sorunların tespit edilmesi için HDP Urfa Milletvekili Ömer Öcalan’ın Meclis Araştırması açılmasını talep eden araştırma önergesi ile Adalet ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarına yöneltmiş olduğu soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

    1- “2019 yılı ile birlikte son 10 yılda Urfa ilinde kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır?
    2- 2019 yılında Urfa ilinde yaşanan çocuk istismarı ve tecavüz vakalarında kaç kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmıştır? Bu soruşturma ve kovuşturmalar sonucunda kaç kişi ceza almıştır?
    3- Urfa ilinde yaşanan çocuk istismarı ve tecavüz vakalarında şüpheli kaç kamu görevlisi vardır? Bunlardan kaçı hakkında kovuşturma yapılmıştır?
    4- Son 10 yılda Türkiye’de kaç çocuk istismarı ve tecavüz vakası yaşanmıştır?
    5- Tecavüze veya istismara uğrayan çocukların rehabilitasyonu için herhangi bir çalışma yapılmak mıdır, yapılıyorsa nelerdir?
    6- Tecavüze veya istismara uğrayan çocuklardan kaçı devlet korumasına altına alınmıştı?”

    (HABER MERKEZİ)

  • Hasta tutuklu Halil Güneş için adalet istendi- VİDEO

    Hasta tutuklu Halil Güneş için adalet istendi- VİDEO

    PİRHA- Hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle gerçekleştirilen “F Oturumu”nun 322’nci haftasında ağır hasta tutuklu Halil Güneş’in serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek amacıyla Galatasaray Meydanı’nda sürdürülen “F Oturumu” eylemi, 322’nci haftasında devam etti.  Bu haftaki eylemde hasta tutuklu Halil Güneş’in durumuna dikkat çekildi.

    Eylemde ilk olarak Güneş’in kuzeni Ayşe Aksoy konuştu.

    Halil Güneş’in durumunun ağırlaştığını paylaşan Aksoy, tüm hasta tutukluların bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

    Bu haftaki açıklamayı ise İHD üyesi Gönül Sonbahar okudu. Hakkında bilgi verdiği Halil Güneş’in, 2 Ocak 1993 yılında, henüz 23 yaşında iken tutuklandığını ve yaklaşık 25 yıldır cezaevinde olduğunu belirten Sonbahar,  “Akciğer ve kemik kanseri hastalığı ile ölüm kalım savaşı veriyor. Halil Güneş, tutuklandığından bu yana 15 hapishaneye sevk edilmiş ve şuan Diyarbakır D Tipi Hapishanesinde tutulmaktadır” dedi.

    “NEFES ALMAKTA ZORLUK YAŞIYOR”

    Gözaltında kaldığı 29 günde, gördüğü ağır işkenceler nedeniyle ciddi sağlık sorunlarının başlamasına neden olduğunu aktaran Sonbahar, Güneş’in yaşadığı rahatsızlıkları şu şekilde sıraladı: “Kaburgalarında oluşan kırıklar nedeniyle göğsündeki kalp ve akciğeri baskı altında kaldığı için nefes almada zorluklar yaşamıştır. Hapishane koşullarında; açlık grevleri, kötü beslenme ve olumsuz barınma koşulları ile rahatsızlıkları daha da artmıştır. 2007’de rahatsızlığından dolayı gittiği hastanede çekilen tomografi sonucu akciğerinde bir cm ile 6-7 mm onlarca tümör olduğu tespit edilmiştir. Yoğun işkence nedeniyle kırılan kaburgalarının ameliyatı sırasında, göğüs kafesinde kemik kanseri olduğu tespit edilmiştir. Büyüyen kaburgalarının, kemiklerinin alınması için iki ameliyat daha yapılmıştır. 2009 yılında ağır derecede Obskürtif, uyku apnesi teşhisi de konulmuştur. Doktorlar; ömür boyu solunum cihazıyla uyuması, maske takması gerektiğini belirtmiştir. Yeniden büyüyen kaburgalarının kalp ve akciğere zarar verme riski olduğu, kemik kanserinin yarattığı ağrılar nedeniyle narkotik ilaç kullanmaktan kaynaklı, TSSB (Travma sonrası Stres bozukluğu), travmatik epilepsi, her iki gözde glokom hastalığı, boyun kısmında fıtıklar ve böbreklerinde taşlar oluşmuştur.”

    Güneşin hastalıklarının doktor ve heyet raporlarıyla belgeli olduğunu belirten Sonbahar, avukatlarının tahliye başvurusu üzerine Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktor heyetinin ‘Hapishanede kalamaz’ raporu vermesine rağmen Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) 29 Ocak 2014 tarihinde verdiği raporla Güneş’in tek başına hayatını idame edebileceği sonucuna vardığını ve serbest kalması engellendiğini paylaştı.

    “TÜM ÇABALAR SONUÇSUZ KALDI”

    2014 Temmuz ayı içerisinde yapılan son tetkiklerde göğsünde bulunan kanserli hücrelerin giderek büyüdüğünün doktorlar tarafından saptandığının altını çizen Sonbahar, “Bu koşullarda hapishanede kalması mümkün değildir diyen avukatları, serbest kalması için Mart ayı içerisinde AYM’ye başvuruda bulunmuşlar. ATK’nın bilimsellikten uzak raporuyla hapishanede her an yaşamını yitirebileceğine dikkat çekilmesine rağmen, çabalar sonuçsuz kalmıştır” dedi.

    Sonbahar, İHD Diyarbakır Şubesi’nin “yaşam hakkı ihlali” gerekçesiyle başlattığı kampanya kapsamında serbest bırakılması talebiyle toplanan 10 bin imzanın 11 Mart 2014 AYM’ye gönderildiğini de belirttiği Güneş’in serbest bırakılmasını istedi. (HABER MERKEZİ)