Etiket: halil konaklı

  • Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün zorunlu din dersi ısrarı

    Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün zorunlu din dersi ısrarı

    PİRHA- İstanbul’da Halil Konaklı adlı yurttaşın zorunlu din dersine karşı verdiği hukuk mücadelesi sürüyor. İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının ardından Beylikdüzü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü davayı İstinaf Mahkemesi’ne taşıdı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Avcılar Şube yöneticilerinden Halil Konaklı, 2018 yılının sonlarına doğru zorunlu din dersi ile ilgili hukuk mücadelesi başlatmıştı. İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Bizimkent ilkokul 4’üncü sınıfına giden çocuğunun zorunlu din dersine girmemesi için okula ve Beylikdüzü ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne dilekçe veren Konaklı, ikisinden de olumsuz yanıt gelmesinden sonra İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma davası açmıştı.

    “DEVLET TÜRK İSLAM SENTEZİNDEN VAZGEÇMİYOR”

    İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararının ardından ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü davayı istinaf mahkemesine taşıdı. Konaklı, istinaf mahkemesine cevaplarını gönderdiklerini ve davanın sonuçlanmasını beklediklerini kaydetti. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün davayı istinaf mahkemesine taşımasını “Klasik bir devlet refleksi. Devlet Türk İslam sentezinden vazgeçmiyor” diye yorumlayan Konaklı, ayrıca devletin zorunlu din dersi mücadelesinin yaygınlaşmasını istemediğini de ekledi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Bizi mağdur etmek Sivas Katliamı ile aynı kefededir’-VİDEO

    ‘Bizi mağdur etmek Sivas Katliamı ile aynı kefededir’-VİDEO

    PİRHA- Yıl dönümleri yaklaşan Sivas ve Çorum katliamlarının ardından Alevilere yönelik baskıların devam ettiğine vurgu yapan PSAKD Avcılar Şube yöneticisi Halil Konaklı, “Zorunlu din dersleri ve imam hatiplerin yaygınlaştırılması, Sivas’ın günümüzdeki devamı niteliğindedir” dedi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Avcılar Şube yöneticileri Halil Konaklı ve Nilay Baykın yaklaşan 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıl dönümü ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Sivas Katliamı’nın, günümüzde farklı ve inceltilmiş usulleri olan zorunlu din dersleri ve imam hatiplerle devem ettiğine değinen Konaklı ve Baykın çözümün, Alevi toplumunun örgütlenip mücadele etmesinde olduğunu vurguladı.

    “ALEVİLER DİRENMEYE DEVAM EDECEK”

    Devletin sindirme, baskı ve asimilasyon politikalarına karşın Alevilerin geri çekilmeyeceğini ve direnmeye devam edeceklerini belirten Konaklı şunlara dikkat çekti:

    “Bilindiği üzere Aleviler ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskılar, katliamlar devletin bir geleneği olarak devam ediyor. Alevileri sindirip asimile etmeye yönelik saldırılar da değişen bir şey yok. Özellikle zorunlu din dersleri dayatması, cemevlerinin inanç mekanı olarak tanınmaması Aleviler üzerindeki baskıyı göstermesi açısından önemlidir. Ama şu bir gerçek Aleviler de bu baskılara karşı direnmeye devam edeceklerdir. Bir toplumsal sözleşme oluşmadığı ve mevcut iktidar yapısı bütün halkı kapsayıcı bir şekilde halk iktidarına evrilmediği sürece bu iş böyle devam edecektir. Yani Aleviler üzerindeki baskılar, soykırım hareketleri, sindirme hareketleri, katliamlar devam edecek ve tabi ki direniş de devam edecektir. Bu baskılara karşı Aleviler ve bütün muhalif çevreler bir araya gelerek toplumsal bir sözleşme için çalışmalıdır.”

    “2 TEMMUZ’DA SİVAS’TA OLACAĞIZ”

    2 Temmuz anmalarında Sivas’ta olacaklarını belirten Konaklı sözlerini şöyle tamamladı:

    “Her sene olduğu gibi bir program düzenliyor ve Sivas’a otobüs kaldırıyoruz. Çoğu zaman kendimiz kaldırıyoruz ve diğer derneklerle ortak hareket ediyoruz. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarından destek alıyoruz. Yine Sivas’a en güçlü şekilde gideceğiz; en güçlü şekilde sloganlarımızı haykıracağız hesap sorulacağını orada ısrarla belirteceğiz. Her sene olduğu gibi unutturmamaya ve hesap sormaya devam edeceğiz.”

    “HESAP SORMAZSAK SİVAS BENZERLERİ YAŞANMAYA DEVAM EDECEK”

    Görüşlerini dile getiren Baykın, yeni Sivasların yaşanmaması için hesap sormanın zorunlu olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Hesap sormadığımız ve örgütlenmediğimiz sürece yeni Sivaslar yaşanmaya devam edecektir. Örneğin iki gün önce bir Alevi kurumunun sekreteri AKP’liler ve muhafazakar/dindarlar tarafından sokak ortasında dövüldü. Evlerimizin işaretlenmesi, zorunlu din dersleri dayatması Sivas’ın günümüzdeki devamı niteliğindedir. Cemevlerimizin ibadethane olarak sayılmaması başlı başına önemli bir örnektir. Bu saydıklarımız aslında şiddettin vardığı aşamadır. Yani sadece Sivas’ta yakmakla bitmiyor. Haklarımızın verilmemesi bizi mağdur etmek Sivas Katliamı’yla aynı kefededir.”

    “TEK ÇAREMİZ BİR ARAYA GELİP MÜCADELE ETMEK”

    Baykın sözlerini şu şekilde tamamladı: “Tek çaremiz bir araya gelmek. Cemevlerimize sahip çıkmak, zorunlu din derslerini reddetmek yani daha fazla derneklerde cemevlerinde bir araya gelip sorunlarımızı dillendirmek mekanlarımıza sahip çıkmaktır. Altı yedi yıl öncesinde zorunlu din derslerine karşı İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da yaptığımız büyük mitinglerimiz vardı bizim. Son senelerde bunlar yapılmaz oldu çünkü güç kaybettik ve güç kaybettiğimiz oranda üstümüze gelecekler. Gücümüzü tekrardan toparlayıp bir araya gelip alanlarda kendi haklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Din dersi çocuk hakkı ihlali, dava açmak zorunlu olmalı-VİDEO

    ‘Din dersi çocuk hakkı ihlali, dava açmak zorunlu olmalı-VİDEO

    PİRHA- Zorunlu din dersine karı başlattığı hukuk mücadelesini kazanan Halil Konaklı, “Sadece Alevilerle ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum bu konunun. Aslında bu çocuk hakları ihlali. Alevilerin ya da diğer inanç gruplarının düşüncesine, inançlarına karışmaktan ya da kendi inançlarını dikte etmekten ziyade aslında temel bir insan hakkı sorunu” dedi.

    Halil Konaklı, İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Bizimkent ilkokul 4’üncü sınıfına giden çocuğunun zorunlu din dersine girmemesi için hukuk mücadelesi başlatmıştı. Okul açıldıktan hemen sonra okula ve milli eğitim müdürlüğüne dilekçe veren Konaklı, ikisinden de olumsuz yanıt gelmesinden sonra İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma davası açmıştı.
    Geçtiğimiz günlerde hukuk mücadelesini kazanan Konaklı, mahkeme sürecinde yaşadıklarını anlattı.

    BUGÜNDEN KAZANIMLAR ELDE ETMEK LAZIM

    “Ortada devletin uyguladığı zorunlu din dersi denen bir ‘zorbalık’ var ve buna bir şekilde boyun eğmemiz gerekiyor.’ Zorunlu din dersi kaldırılsın’ diyenler, mahkeme kararlarını örnek gösterip eylemler yapanlar çok yalnız, dava açan insanlar nedense az” diyen Konaklı, bugünden mücadele edip kazanımlar elde etmek gerektiğini düşünerek böyle bir mücadeleye girdiğini kaydetti.

    MAHKEME SÜRECİ AĞIR İLERLEDİ

    Mücadelesine ilk olarak çocuğunun okuduğu okula ve ilçe milli eğitim müdürlüğüne dilekçe verdiğini bunun sonucunda da olumsuz yanıt aldıklarını belirten Konaklı, Bölge İdare Mahkemesine yürütmeyi durdurma davası açtıklarını söyledi. Normal koşullarda idare mahkemesinin 2 ay içerisinde yürütmeyi durdurma kararı vermesi gerektiğini ancak mahkemenin bu kararı vermediğini ifade eden Konaklı, sürecin sürüncemeli ilerlediğine vurgu yaparak şunları kaydetti:

    “Ben işin uzadığını gördüğüm anda müdahale etme gereği hissettim ve dilekçe verdim İdare Mahkemesi’ne. ‘Süreç neden uzuyor bir an önce karar verin?’ dedim. Hemen ertesi sefer bana yazı geldi. ‘Davalının yani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün savunmasını bekliyoruz’ denildi. Bir ay geçti, iki ay geçti savunma gelmedi. Milli Eğitim Müdürlüğü savunma yapmadı, yapma gereği duymadı ya da diyeceği bir şey yok bu konuda. Benim düşüncem bu yönde diyeceği bir şey yok ya da umursamıyor. ‘Güç, nasıl olsa devlet, her şey bizim elimizde her şeyi yaparız. Bize kimse bir şey yapamaz, istediğimizi uygularız’ mantığı vardı biraz. Tekrar dilekçe verdik ve tekrar aynı cevap geldi. Süreç böyle uzadı daha sonra ara karar geldi. Bize ret kararı verdiler biz de bir üst mahkemeye taşıdık. Bir üst mahkemeden de ret cevabı gelince tekrardan 12. İdare Mahkemesi’ne döndü. Orası sürdürecekti davayı. Tabi bu arada Milli Eğitim de hemen bize bir yazı yazdı ‘davayı kaybettiniz’ diye. Ama bu Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ne kadar bu konularda hazırlıksız ya da umursamaz olduğunu gösteriyor. Çünkü onlara ve bize de gelen yazı davanın bittiği değil sadece yürütmeyi durdurma talebinin reddedildiğine dair bir yazıydı.”

    Dava sürecinin bittiğini Mayıs sonu Haziran başı gibi öğrendiklerini dile getiren Konaklı, evrakı incelediğinde mahkeme sürecinin Mart ayının sonunda bittiğini fark ettiğini ve davayı kazandıklarını ekledi.

    Kazandıkları dava sonucunda çocuğunun bundan sonraki tüm eğitim hayatı boyunca din dersinden muaf olduğunu belirten Konaklı, “Çocuğum ilkokulu bitirdi şu an ortaokula geçti. Bakalım yazılacağı okul bu konuda nasıl bir tavır sergileyecek ayak direyecek mi, uygulayacak mı ya da ‘bize böyle bir yazı gelmedi Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından, yönetmelik çıkmadı, genelge yok’ vs. diyebilirler. Onu da yaşadığımız süreçte göreceğiz. Ona göre de mücadele şeklimizi belirleyeceğiz” dedi.

    DİN DERSİNE KARŞI DAVA AÇMAK ZORUNLU OLMALI

    Bugüne kadar zorunlu din dersine karşı verilen mücadelenin yeterli olmadığına dikkat çeken Konaklı, Alevi derneklerinin yönetimine ve üyelerine okuyan çocukları varsa eğer din dersine karşı dava açmanın zorunlu olması gerektiğini kaydetti.

    ÇOCUK HAKKI İHLALİ

    Bu sorunun sadece Alevilerle ilgili olmadığını da belirten Konaklı, “Aslında bu, çocuk hakları ihlali. Alevilerin ya da diğer inanç gruplarının düşüncesine, inançlarına karışmaktan ya da kendi inançlarını dikte etmekten ziyade aslında temel bir insan hakkı sorunu” dedi.

    HAYATI YAŞADIĞIMIZ ANDA DEĞİŞTİRMEK LAZIM

    Henüz soyut düşünceyi algılayamamış çocuklara zorunlu din dersi vermenin onlarda travmalar yaratacağını ve buna kimsenin hakkı olmadığını dile getiren Konaklı, “Bence bu sorun herkesin sorunu. Zorunlu din dersi sadece Aleviler için değil herkes için kaldırılmalı. Din sadece özel hayatta olmalı bence. Ama eğitim hayatında düşündüğümüz zaman bütün kesimler bütün çocuklar için zorunlu olmaktan kaldırılmalı hatta tamamen kaldırılmalı. Yani ‘gelecek güzel günler olacak bunun adına devrim mi derler ne derler, işte ondan sonra her şey düzelecek ya da bu hükümet gidecek daha demokratik bir hükümet gelecek. Ondan sonra her şey düzelecek’ gibi bakmamak lazım. Bütün kazanımları günümüzde yapmak lazım. Yani hayatı bugünden yaşadığımız anda değiştirmek lazım. Zaten davayı açmamın nedenlerinden biri de hiçbir şeyi gelecek güzel günlere bırakmamak, şimdiden yaşamak” diye konuştu.

    Suay ABAK/İSTANBUL

  • Zorunlu din dersine karşı bir mahkeme kararı daha…

    Zorunlu din dersine karşı bir mahkeme kararı daha…

    İstanbul Beylikdüzü’nde 4. sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf olmasını isteyen Halil Konaklı, açtığı davayı kazandı. Mahkeme laiklik ilkesini vurguladığı kararda çocuğun dersten muaf tutulması gerektiğini ifade etti. 

    İstanbul Beylikdüzü’nde Alevi bir yurttaş olan Halil Konaklı, ilkokul 4. sınıf öğrencisi çocuğunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için açtığı davayı kazandı.

    Mahkeme kararında Anayasa Mahkemesi’nin 1998 tarihli kararındaki laiklik tanımını hatırlattı. Mahkeme çocuğun zorunlu din dersinden muaf tutulmasına karar verdi.

    Baba Halil Konaklı ilkokul öğrencisi oğlunun zorunlu din dersinden muaf tutulması için geçen Eylül ayında Beylikdüzü Kaymakamlığı’na başvurmuş, Konaklı’nın başvurusu kaymakamlık tarafından “Hristiyanlık ve Musevilik dışındaki diğer dinlere mensup veya herhangi bir dine inanmayan öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini okumalarının zorunlu olduğu” gerekçesi gösterilerek reddedilmişti. Konaklı bunun üzerine kaymakamlığın işleminin iptali için dava açtı. İstanbul 12. İdare Mahkemesi kaymakamlığın işlemini hukuka uygun bulmayarak iptal etti.

    Mahkemenin kararında Anayasa Mahkemesi’nin 16 Eylül 1998 tarihli kararındaki laiklik tanımına atıfta bulunularak “laik devletin doğası gereği resmi bir dininin bulunmaması, belli bir dine üstünlük tanımamasını, onun gereklerini yasalar ve diğer idari işlemlerle geçerli kılmaya çalışmamasını gerektirdiği, bu bağlamda, laik bir devlette belli bir dinin, eğitim ve öğretimi zorunlu hale getirilemeyeceği” değerlendirmesine yer verildi.

    Aynı kararda dinler hakkındaki yansız ve tanıtıcı bilgileri vermek amacıyla Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinin ilköğretimde zorunlu olduğu ancak diğer din derslerinin küçüklerin kanuni temsilcilerinin iznine tabi olduğu vurgulanıyor.

    DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİNİ ALMAYA ZORLANAMAZLAR

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin içeriğiyle ilgili kararlarından örnekler veren mahkeme kararında şu ifadelere yer verdi:

    “Bu durumda T.C. Anayasası’nın 24. maddesinde hiçbir ayrım yapılmadan tüm vatandaşlar için Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin zorunlu olduğunun belirtilmesine ve ilk ve orta öğretim kurumlarında verilen öğretimin adının ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ olmasına rağmen bu dersin içerik olarak ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ öğretimi olarak kabul edilmeyeceği açık olduğundan ve din eğitiminin de ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlı olması karşısında, küçüklerin kanuni temsilcilerinin anılan dersin okulda çocuklarına verilmesini istemedikleri takdirde din kültürü ve ahlak bilgisi dersini almaya zorlanamayacaklarından, davacıların çocuklarının anılan dersten muaf tutulmasına ilişkin taleplerinin ‘Hristiyanlık ve Musevilik dışındaki diğer dinlere mensup veya herhangi bir dine inanmayan öğrencilerin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini okumalarının zorunlu olduğundan’ bahisle reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline…”

    Çocuğunun karnesinde “artık din dersinden muaf ” olduğunun yazılı olduğunu söyleyen Halil Konaklı, tüm ailelere cesaret edip bu konuda adım atmaları çağrısında bulundu.

     

     

  • ‘Cemevlerinin bütçesi Diyanet’e bağlı olmamalı’-VİDEO

    ‘Cemevlerinin bütçesi Diyanet’e bağlı olmamalı’-VİDEO

    PİRHA- Cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Üyesi Halil Konaklı, “Verdiğimiz vergilerin bize geri dönüyor olduğunu görmek bizler için önemli bir şey. Ancak bunun Diyanet vasıtası ile olmaması gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

    PSAKD Üyesi Halil Konaklı cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “VERDİĞİMİZ VERGİLER İNANÇSAL ANLAMDA BİZE GERİ DÖNMÜYOR”

    Konaklı, cemevlerinin elektrik, su faturasının Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneğinden karşılanması yönünde verilen mahkeme kararlarını bir haksızlığın giderilmesi açısından önemli bir gelişme olarak gördüğünü belirtti. Konaklı, “Biz her Türkiye vatandaşı gibi çalışıyoruz. Hepimizin farklı işleri var ve farklı bir şekilde vergimizi veriyoruz. Verdiğimiz vergilerin inançsal anlamda bize geri döndüğünü görmüyoruz. Ancak camilere ve Sünni inanca her türlü yardım yapılıyor. Bu da ister istemez insanlarda dışlanma hissi oluşturuyor. Zaten bizler inanç olarak dışlanıyoruz. Bu gibi uygulamalar sonucu dışlanmışlık hissi daha çok artıyor. Tabi ki bu karar bunu gidermeyecek.” diye konuştu.

    “BİZ KENDİMİZİ DİYANETE BAĞLI HİSSETMİYORUZ”

    “Verdiğimiz vergilerin bize geri dönüyor olduğunu görmek önemli. Ancak bunun Diyanet vasıtası ile olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü biz kendimizi Diyanet’e bağlı hissetmiyoruz. Ve Diyanet’in kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz.” diyen Konaklı şöyle devam etti:

    “Sadece Aleviliğin değil bütün inançların kendini özgür bir şekilde yaşaması ve özgür bir şekilde geliştirmesi için hepsinin kendi özerk yönetimlerinin olması gerektiğini düşünüyorum. Alınan bu karar eğer uygulanacak ise sadece bu elektrik olarak olmamalı maddi anlamda da bize geri dönüşü olmalıdır. Ya da verdiğimiz vergilerin tam olarak bize yansıması gerekiyor. Ancak bu şekilde değil bize özerk bir bütçe ile ya da daha farklı bir şekilde dönmesi gerekiyor.”

    “ÖZGÜR VE ÖZERK KALMAK İSTİYORUZ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kapatılması gerektiğini vurgulayan Konaklı, “Kesinlikle ve kesinlikle kapatılması gereken bir kurumun bize bunu ödemesini istemiyoruz. Kendimizi Diyane’e bağlı bir inanç olarak görmüyoruz. Bu şekilde olması Diyanet’i biraz daha cesaretlendirecek. Biz her zamanki gibi özgür ve özerk kalmak istiyoruz. Çünkü biz kendi kendimize yetiyoruz. Bize karışmayın ama verdiğimiz vergilerin bize dönmesini istiyoruz.” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Konaklı ailesinin zorunlu din dersi mücadelesi sürüncemede bırakılıyor-VİDEO

    Konaklı ailesinin zorunlu din dersi mücadelesi sürüncemede bırakılıyor-VİDEO

    PİRHA- “Alevi yurttaş olarak din dersi ‘zorbalığına’ karşı bir şeyler yapma gereğini hissettim” diyen Halil Konaklı, zorunlu din dersine karşı hukuk mücadelesi başlattı. İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma davası açan Konaklı, sürenin uzatılması ile mahkemenin sürüncemede bırakılmak istendiğine dikkat çekti.

    Halil Konaklı, İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan Bizimkent ilkokul 4’üncü sınıfına giden çocuğunun zorunlu din dersi görmesi üzerine hukuk mücadelesi başlattı. Okul açıldıktan hemen sonra okula ve milli eğitime dilekçe veren Konaklı, ikisinden de olumsuz yanıt gelmesinden sonra İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi durdurma davası açtı.

    Normal koşullarda Milli Eğitim Bakanlığı’nın herhangi bir savunma almadan yürütmeyi durdurma kararı vermesi gerektiğini söyleyen Konaklı, mahkemenin sürüncemede bırakıldığını vurguladı.

    Dilekçeye verilen cevapta, “Davanın durumuna ve olayın niteliğine göre yürütmenin durdurulması isteminin davalı idarenin birinci savunması alındıktan ve ara kararı gereği yerine getirildikten sonra incelenmesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 20. maddesi uyarınca ara kararı süresinin 30 gün olarak belirlenmesine karar verildi” denildi.

    “MAHKEME SÜRENCEMEDE BIRAKILMAK İSTENİYOR”

    Konaklı verilen bu karara ilişkin şöyle konuştu:

    “Duruşma celse yapmadan nedense idareden bir savunma isteme gereği duydu. Ara karardan önce. Ve bunun için bir ay süre verdi. Sürüncemede bırakmak istediklerini düşünüyorum. Ama sonuçta uzayan bir süreç var. Olmaması gerektiği şekilde uzayan bir süreç var. Tabi ben bunu daha sonradan öğreniyorum. Eve mahkeme kararı bekliyorum ki ilgili mahkeme kararını okula vereyim ve çocuğun din dersine girmeyeceği resmi olarak da kesinleşsin. Ulaşmayınca telefon açtım. Telefonda yürütmeyi durdurma kararı geldiği söylendi. Ben de rahatlamıştım. Yalnız karar elime ulaşmadığı için mahkeme kalemine gitmek zorunda kaldım. Gittiğimde böyle bir kararın gelmediğini öğrendim. Sadece savunma alındıktan sonra ara karar verileceği söylendi.”

    DİN DERSİ OLDUĞU SAATLERDE OKULA GİTMİYOR

    Konaklı, “Çocuğumun da bu zorbalığa maruz kalmaması için kazanılmış bir hak olan zorunlu din dersine karşı dava açtım. Ve bu dava süreci şu anda işlemekte” dedi.

    Duruma yeniden itiraz eden Konaklı, mağdur olduklarını da söyledi. Çocuklarını şu an din dersinin olduğu saatlerde okula göndermediklerini belirten Konaklı, “Elimizde herhangi bir mahkeme kararı olmadığı için mağdur oluyoruz. Ve bir an önce ivedilikle yapılması için bir dilekçe verdik. Şu anda da onun sonucunu bekliyoruz. Şu anda din dersi onun için zorunlu. Ancak biz göndermiyoruz. Din dersi olduğu saatlerde okula gitmiyor” ifadelerini kullandı.

    ÇOCUĞUNUN DA KENDİSİ GİBİ BU TRAVMAYI YAŞAMASINI İSTEMİYOR

    Konaklı, zorunlu din dersine ilişkin okul döneminde kendi yaşadığı mağduriyetleri de aktardı.

    Konaklı,  “Yaşadığım travmaları çok iyi hatırlıyorum. Zaten Arapça öğretilmeye çalışılmak benim için çok zor bir şeydi. Ve hiç görmediğim bir inancın bana zorla dayatılması hatta zorla namaz kıldırılmaya çalışılmak, sure öğretilmeye çalışılmak benim için çok travmatikti. Bizde de Alevi olarak inanç var. Ama bizde bu şekilde bir dayatma olmadı.” dedi.

    Çocuğunun da bu travmaya yaşamasını istemeyen Konaklı, bu konuda ciddi bir mücadele yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

    İnsanların zorunlu olan din dersini reddetmeleri gerektiğini kaydeden Konaklı, “Özellikle Alevilik için mücadele eden derneklerde çalışan insanlar kesinlikle yapmak zorundalar. Peşi sıra dava açılması lazım. Kampanyalar yürütülmesi gerekiyor.” dedi.

    ZORUNLU DİN DERSİNE KARŞI KAMPANYA

    Aynı zamanda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Avcılar Şubesi’nin Yönetim Kurulunda yer alan Konaklı, şube olarak buna ilişkin bir çalışma başlatacaklarını da duyurdu.

    Konaklı kampanyaya ilişkin şunları söyledi:

    “Nasıl dava açabilirler. Bu sürece dair nasıl mücadele edebilirler? Nasıl bizden destek alabilirler anlamında bir kampanya başlatacağız. Ve insanlara bu hukuki desteği sunacağız. Çok basit dilekçeler var internetten de indirebilirler. Gerekirse bizim derneğe de başvurabilirler. Biz her türlü desteği sağlarız. Yapmaları gereken o dilekçeyi doldurup idari mahkemesine dava açmak. Öncelikle okula dilekçe verecekler. Okul ve ilçe milli eğitim bakanlığı öncelikle reddedecek. Reddetmesine müteakip iki ay içerisinde dava açmaları gerekiyor ilgili dilekçeleri doldurup. Gidecekler idari mahkemesine verecekler bu dilekçeyi. Yaklaşık 300 TL kadar bir ücreti var. Ondan sonra mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verecek. Ve çocukları din dersine girmeyecek. Çok zor bir şey değil aslında. Sadece eylem gerektiren bir şey.”

    ALEVİ KURUMLARINA ÇAĞRI

    Bu konuda büyük sorumluluğun da Alevi kurumlarına düştüğünü ifade eden Konaklı, “Bence Aleviler ve dernekleri için bir ön şart olmalı. Ya da Aleviler bu konuda bir atılım başlatmalılar. Çünkü bu bilinmeyen bir zamana bırakılacak bir iş değil. Hayatı yaşıyoruz. Değişim dediğin süreç bu hayatın içerisinde oluyor. Yarına diğer güne güzel günlere bırakacağımız işler değil. Hayatın içerisinde olacak işler. Ve o yüzden hayatı bugünden yeşillendirmeliyiz.” dedi.

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL