Etiket: halk ozanı

  • Halk Ozanı Dertli Divani’den JES projelerine tepki: Yerin üstü altından daha değerlidir!-VİDEO

    Halk Ozanı Dertli Divani’den JES projelerine tepki: Yerin üstü altından daha değerlidir!-VİDEO

    PİRHA- Halk ozanı Dertli Divani, Varto’daki jeotermal santral projesi ve Amasya’daki maden arama girişimlerine tepki göstererek, halkın rızalığı alınmadan bu alanların açılmaması gerektiğini vurguladı ve ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Halk ozanı Dertli Divani, Muş’un Varto ilçesinde 16 Alevi köyünü etkileyecek olan Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesi ve Amasya’da hayata geçirilmek istenen maden arama faaliyetlerine ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    Çok bilinçli ve ileriye yönelik farklı hesapların yapılarak jeotermal ve benzeri maden arama şirketlerine bu alanların izni verildiğini belirten Halk ozanı Dertli Divani, “Gerek Kaz Dağlarında, gerek Varto bölgesinde gerek bugün Gümüşhacıköy bölgesindeki ve Anadolu’nun yarın bir başka bölgesine açılacak belki ki böyle devam edecek gibi görünüyor” diye belirtti.

    TOPLUMSAL DOKUYU AYRIŞTIRARAK YOK ETMEK İSTİYORLAR”

    Maden aranan alanların sosyal demokrat tabanlı ya da Alevi toplumunun çoğunlukta olduğu bölgeler olduğunu vurgulayan Divani, “Bu çalışmalara özellikle izin veriliyor. O toplumsal dokuyu orada yok etmek, ayrıştırmak istiyorlar, oysa yerin üstü altından daha değerlidir” diye belirtti.

    Anadolu’nun kadim geleneklerinde, kültürlerinde doğaya karşı kayıtsız şartsız bir saygı olduğunu hatırlatan Divani, “Can hakkı diye adlandırdığımız Alevi Bektaşi Kızılbaş öğretisinde sadece bu insan kastedilmiyor. Bitkide de can, çiçekte de can var, böcekte de can var, kurtta, kuşta, kedide de köpekte de can var” diye tarif etti.

    “YERYÜZÜNDE VAR OLAN ZENGİNLİKLER HEPİMİZE FAZLASIYLA YETER”

    Bütün varlık aleminde bulunan bir can olduğunu vurgulayan Divani, “O yüzden doğayı olduğu gibi kendi doğal haliyle korumak esastır. Yeryüzünde var olan zenginlikler ve doğal güzellikler hepimize fazlasıyla yeter. Biz bu var olanla yetinmemiz ve bunu zenginleştirmemiz gerektirir değil mi?” diyerek hatırlatmada bulundu.

    Doğanın tahrip edilerek kimyasıyla oynandığını belirten Divani, “Yerin altından ne çıkaracaksın? Çıkanın sana ne faydası olacak? Yani bu hak, hukuk, adalet kavramlarının dışında toplumsal iradenin, toplumsal rızalık düşünüldüğünde zaten bu söz konusu değil” dedi.

    Avrupa’da kendi mülkiyetinde olan bahçe de bir ağacın izinsiz dahi kesilmediği bilgisini paylaşan Divani, “Onun bile iznini alıyorsun. Bir mahallede bir park yapılacaksa o mahallede oturan o halka soruluyor ya da bir bina yapılacaksa üç katlı beş katlı orada oturan insanlara soruluyor” dedi.

    İnsanların çoğunluğu rızalık verirse inşaatın başladığını, hiçbir şeyin oldu bittiye getirilmediğini belirten Divani, “O yüzden burada yapılan bu tabiata, bu doğaya ve bu canlılara düşmanlıktan başka türlü bir eylem değil . O yüzden biz bu konuda ciddi manada rahatsızız. Doğanın görünen doğal güzellikleri bozulmasın” diye belirtti.

    “MADEN ŞİRKETLERİNE BU ALANLAR AÇILMASIN”

    Maden ocaklarına alanlar açılmaması gerektiğini belirterek ortak mücadele çağrısında bulunan Halk Ozanı Dertli Divani konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Maden ocaklarına, şirketlerine bu alanlar açılmasın. Orada yaşayan insanlar ‘hayır’ diyorsa buna saygı duyulması gerekir. Hele hele yerel yönetimlerin buna karar verme yetkisinin de olmaması gerekir. Bu konuda sesimizi yükseltmemiz lazım. Demokratik kitle örgütlerinin, kurum ve kuruluşların, doğadan yana olan bütün çevreci derneklerin, ortak bir noktada seslerini yükselterek bütün halk kesimlerine ve bütün yönetim erkine bu sesimizi daha gür bir şekilde duyurmamız gerekir diye düşünüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Tacim Baba köyünde toprağa sırlandı-VİDEO

    Tacim Baba köyünde toprağa sırlandı-VİDEO

    PİRHA – Hakikatçi gelenekten olan Halk Ozanı Tacim Baba, köyünde deyiş ve nefeslerle toprağa sırlandı.

    Sözlü geleneğin sürdürücülerinden, yaşamı boyunca 800 civarında eser bırakan Halk Ozanı Tacim Yıldız (Tacim Baba) 26 Ocak’ta tedavi gördüğü hastanede Hakk’a yürüdü.

    Naaşı ailesi tarafından alınan Tacim Baba, Maraş’ın Elbistan ilçesine bağlı Toprakhisar köyünde toprağa sırlandı. Ailesi, MARDEF yöneticileri ve yurttaşların katıldığı erkanı Cemal Şahin yürüttü.

    Okunan deyiş ve nefeslerin ardından Tacim Baba toprağa sırlandı.

    PİRHA/MARAŞ

    İLGİLİ HABERLER

    >Halk Ozanı Tacim Baba, Hakk’a yürüdü!
    >FEDA: Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecek
    >Elbistan Toprakhisar köyünde bir Aşık-ı Sadık: Tacım Baba

  • FEDA: Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecek

    FEDA: Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecek

    PİRHA – Hakikatçi gelenekten olan Halk Ozanı Tacim Baba’nın Hakk’a yürümesi ardından açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Tacim Baba’yı ve hizmetlerini unutmayacaklarını, bıraktığı değerlere Yol’un emaneti olarak sahip çıkacaklarını belirtti.

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde yaşayan Halk Ozanı Tacim Yıldız, 6 Şubat depreminin ardından Ankara’ya yerleşmek zorunda kalmıştı. Eylül 2022’den bu yana akciğer kanseri tedavisi gören Tacim Baba, 40 gündür yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi veriyordu. Hakikatçi gelenekten olan Tacim Baba, sabah saatlerinde, tedavi gördüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü.

    “UĞURLAR OLA TACİM BABA!”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Hakk’a yürüyen Halk Ozanı Tacim Baba için şu açıklamayı yaptı:

    “Elbistan-Pazarcık/Maraş bölgesinde hakikatçi Aleviliği deyiş ve duvazlarıyla yaşatan Tacim Baba Hakk’a yürümüş. Devri daim, yıldızlar yoldaşı olsun! Halkına, hakikatine ve inancına bağlı olan Tacim Baba, kendi yaratıcılığıyla tekniği ustaca kullanarak bizlere nefeslerini emanet bırakarak aramızdan ayrıldı. Hakikatçi Aleviliğin deyiş ve klamlarını telli turnası ile çalıp söylemesi onun büyük aşk ile yerine getirdiği Yol hizmetiydi. Tacim Baba’nın ömrü halkının yanında, Yol’ a hizmet ederek geçmiştir. Raa/Reya Heq inancına inanmış önemli bir değerimiz olan Tacim Baba kibir ve benlikten uzak mütevazi kişiliği ile örnek bir yaşam sürdü. Alevi inancı ve Kürt etnik kimliği konularında olduğu kadar toplumsal ve siyasal gelişmelere karşı çok duyarlı olan Tacim Baba her daim kalbimizde yaşamaya devam edecektir. FEDA olarak Tacim Baba’yı ve hizmetlerini unutmayacak, bizlere bıraktığı değerlere Yol’un emaneti olarak sahip çıkacağız. Aile ve tüm sevenlerine sabır ve metanet diliyoruz. Uğurlar ola Tacim Baba!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Aşık Veysel anıldı – VİDEO

    PSAKD Diyarbakır Şubesi’nde Aşık Veysel anıldı – VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde  Aşık Veysel anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Aşık Veysel’in 109 yıllık sazını çalıp türküler söyleyen Şentürk İyidoğan, sazın 1999’da kendisine verildiğini belirtti.

    UNESCO’nun ilan ettiği 2023 Aşık Veysel Yılı kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi/Cemevi’nde  Aşık Veysel anma etkinliği düzenlendi. Etkinlikte Sivaslı Saz Ustası ve Halk Ozanı Şentürk İyidoğan, Aşık Veysel’in sazıyla ozana ait türküleri seslendirdi.

    “AŞIK VEYSEL ÖNEMLİ BİR HALK OZANIDIR”

    Etkinlikte konuşan PSAKD Diyarbakır Şubesi/Cemevi Eşit Başkanı Aydın Atlı şunları dile getirdi:
    “2023 yılı UNESCO tarafından Aşık Veysel’i anma yılı olarak kabul edildi. Bu nedenle de bir etkinlik düzenlemek istedik. Sözlü kültürün ve aşık geleneğinin son büyük temsilcilerinden olan Aşık Veysel Şatıroğlu’nu özlemle anıyoruz. Aşık Veysel olarak bilinen Veysel Şatıroğlu 1894 yılında Sivas’ta doğmuştur. Türk edebiyatına kazandırdığı eserleriyle ölümsüzlük katan Aşık Veysel önemli bir halk ozanıdır. ‘Uzun ince bir yoldayım, ‘Benim sadık yarım kara topraktır’, ‘Dostlar beni hatırlasın’ gibi büyük eserlerin sahibi olan Aşık Veysel ölümünün 50. yıl dönümünde saygıyla anılıyor.”

    “AŞIK VEYSEL BENİM HAYATIMDA HEP OLDU”

    Aşık Veysel’in sazının 1999 yılında kendisine verildiğini söyleyen Şentürk İyidoğan, “Asıl bana türküyü söyleten rahmetli Muhlis Akarsu olsa da benim hayatımda hep Aşık Veysel olduğu için size hem Aşık Veysel’den çalıp hem de anlatmak istiyorum” dedi.

    İlgi ve beğeni toplayan etkinlik, Aşık Veysel’e ait türkülerin dinletisiyle son buldu.

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Vartolu halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Hakk’a yürüdü

    Vartolu halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Hakk’a yürüdü

    PİRHA- Kırmancki’nin bülbülü sayılan Halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Hakk’a yürüdü. 2017’de PİRHA’ya verdiği bir demeçte, ozanlığın aşktan doğduğunu çünkü her şeyin aşkta ve sevgide mevcut olduğunu belirterek, “Aşık olmazsan ozan olamazsın. Aşkın ateşinde yanmazsan bir şeyler üretemezsin, yanacaksın ki bir şeyler üretebilesin yoksa üretemezsin” demişti.

    Vartolu (Gımgım) halk ozanı Hıdır Çelik Baş, Hakk’a yürüdü. Yedi çocuklu bir ailenin tek erkek çocuğu olarak 1955 yılında dünyaya gelen Baş, Varto’nun Muskan (Beşikkaya) köyündendi.

    Kırmancki’nin (Zazaca) bülbülü kabul edilen, tüm kılamlarını Kırmancki söyleyen ve dile çok emeği geçen Baş, 2017 yılında PİRHA’ya verdiği bir demeçte, “Alabalık işi ile uğraşıyorum ama aynı zamanda şu ağacın tepesinde kendi yüreğimde oluşan volkanı değerli dostlarıma aktarmaya çalışıyorum” demişti.

    Ozanlığın aşktan doğduğunu çünkü her şeyin aşkta ve sevgide mevcut olduğunu belirten Çelik, “Aşık olmazsan ozan olamazsın. Aşkın ateşinde yanmazsan bir şeyler üretemezsin, yanacaksın ki bir şeyler üretebilesin yoksa üretemezsin” demişti.

    Hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi gören Hıdır Çelik Baş, bugün İstanbul Gazi Cemevi’nde yapılan Hakk’a uğurlama erkanı sonrası toprağa sırlanması için memleketi Varto’ya götürüldü.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    Bir gönüle aşk düşünce…-VİDEO

  • Halk ozanı Mehmet Çapan, Dersim’de konser verdi-VİDEO

    Halk ozanı Mehmet Çapan, Dersim’de konser verdi-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediyesi’nin düzenlediği etkinlikte Dersimli halk ozanı Mehmet Çapan, Seyit Rıza Meydanı’nda konser verdi. 

    Dersim Belediyesi’nin düzenlediği etkinlikte Dersimli halk ozanı Mehmet Çapan, Seyit Rıza Meydanı’nda konser verdi. Mehmet Çapan, konserde ‘Dûzgin Bawo, Daye Daye, Apo Sileman’ klamlarını okudu.

    Yoğun katılımın olduğu konserin ardından Dersim Belediyesi, halk ozanı Mehmet Çapan’a, plaket verdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Aşık-ı Sadık Tacım Yıldız’a 4. evre akciğer kanseri teşhisi konuldu

    Aşık-ı Sadık Tacım Yıldız’a 4. evre akciğer kanseri teşhisi konuldu

    PİRHA-Halk tarafından Tacım Baba olarak tanınan Tacım Yıldız, 4. evre akciğer kanseri teşhisi konuldu. 18 gündür Malatya İnönü Üniversitesi Hastanesi’nde yatan Tacım Baba ve ailesi tedaviyi bekliyor. 

    Halk tarafından Tacım Baba olarak tanınan Tacım Yıldız, 4. evre akciğer kanseri teşhisi konuldu. İsviçre’ye tedavi için parça gönderildi ancak uyumlu çıkmadı. 18 gündür Malatya İnönü Üniversitesi Hastanesi’nde yatan Tacım Baba ve ailesi tedaviyi bekliyor.

    “BABAMIN MORALİ ÇOK YÜKSEK”

    PİRHA’ya konuşan Tacım Yıldız’ın oğlu Ali Yıldız, babasının başka rahatsızlıkları da olduğu için tedaviyi ne kadar kaldırabileceğini bilmediğini söyleyerek, “Hakk’tan umudu kesmiyoruz, dostların evrene güzel enerjilerini yaydığını biliyoruz. Babamın söylediği dostlar sayesinde varım ben, onların güzel dilekleri her zaman yanımda olduğu için Hakk beni onlara bağışlayacak diyor. Babamın morali çok yüksek herkes toprak anadan geldi tekrar toprak anaya dönecek diyor ama dostların güzel dilekleriyle bunu da yeneceğim diyor” diye belirtti.

    PİRHA/MALATYA

    İLGİLİ HABERLER
    -Elbistan Toprakhisar köyünde bir Aşık-ı Sadık: Tacım Baba-VİDEO

  • Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ın Hakk’a yürümesinin 39. yılı

    Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ın Hakk’a yürümesinin 39. yılı

    PİRHA- Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ın Hakk’a yürümesinin üzerinden 39 yıl geçti. Aşıklık geleneğinin sürdürücülerinden olan Çınar, 1983 yılında Ankara’da geçirdiği kalp krizi sonrasında Hakk’a yürümüştü.

    Sivas’ın Divriği ilçesi Çamşıh yöresi Gürpınar köyünde, 1937 yılında dünyaya gelen Feyzullah Çınar, küçük yaşta saza merak sarar, o dönem âşıklık geleneğini sürdüren, büyüklerini ilgiyle takip eder.

    İlk gurbet deneyimini 17 yaşında İstanbul’a giderek yaşar. Hamallık ve bakkal çıraklığı gibi çeşitli işlerde çalıştıktan sonra askerlik vazifesini tamamladıktan sonra köyüne döner. Köyünde uzun süre kalamaz ve tekrar İstanbul’a çalışmaya gider. Çınar, dostları sayesinde İstanbul itfaiyesinde göreve başlar, fakat bu işi de kısa sürdüğü için tekrar köyüne döner. Maddi imkânsızlıklardan dolayı tekrar gurbete çıkar ve böylece Ankara serüveni başlar. Tuzluçayır’a yerleşir, bu dönemlerde tüm hayatını değiştirecek olan dostu Fikret Otyam ile tanışır.

    “AVRUPA’YA AÇILAN İLK OZANLARDAN”

    İlk plağı olarak bilinen “Fazilet” 1966 yılında çıkar ve 200 bin satar. O yıllarda Alevî deyişi söylemek kolay değildir. Fakat buna rağmen yaptığı plaklardan çok fazla maddi kazanç elde edemeyen Feyzullah Çınar, geçim sıkıntısına düşer, zor bir dönem başlamıştır. Fikret Otyam aracılığı ile Ankara Belediyesi temizlik işlerinde çalışmaya başlar. Tanıştığı Fransız Profesör, İrene Melikoff ile Avrupa’ya gider. Bu anlamda Avrupa’ya açılan ilk ozandır. Çeşitli Avrupa ülkelerinde Alevilik ve halk ozanlığı hakkında konferanslar verir. Radyo ve televizyonlarda programlar yapar, konserler düzenler. Burada bir ilk daha yaşar. Tüm gelirini Fransa’daki kimsesiz çocuklara bıraktığı bir Long Play çıkarır.

    YASAKLAMA, CEZAEVİ, İŞKENCE..

    Türkiye’ye dönüşünde Çınar örgütlenmenin gereğine inandığı için OZAN-DER kuruluşunda da yer alır. Bu arada plak ve kaset çalışmaları, konserler, dergi ve gazetelerle söyleşiler ve çok kısıtlı da olsa TRT’de programlar devam eder. Tiyatro çalışmalarında Pir Sultan Abdal’ı canlandırır. Âşığın yaşadığı dönem, toplumsal açıdan zor bir dönem olup, devrimci ve emekçilerin yanında yer alması, Çınar’ı deyişlerin yanında bugün dahi söylenmeye cesaret edilemeyen ağıt ve türküleri söylemeye iter. Çınar’ın bu çıkışları, dik duruşu, halkı tarafından ödüllendirilir ve halk ozanı kimliğini hak ederek kazanan ender kişilerden olur. Bu başkaldırısı, halkının sevgisi yanında Çınar’a yasaklar, işkence ve cezaevi kapılarını açar. Avrupa’ya çıkışı yasaklanır. Ülke sorunlarına kayıtsız kalamayan Feyzullah Çınar, türkülerinde bu sorunları sıklıkla dile getirmiştir. Ülke sorunlarını ve siyasi yapıyı o kadar çok dile getirir ki konser verdiği yerlerde olaylar çıkar, tutuklanır ve bu durum en sonunda pasaportuna el konmasına kadar gider.

    ANKARA’DA HAKK’A YÜRÜR

    Kısa yaşamına, türlü baskı ve yasaklara rağmen, 80 tane 45’lik plak, 4 adet Long Play, 20’ye yakın kaset, 200’e yakın eser, sayısız halk konseri ve turne sığdırır. Kendi tabiriyle o bir işçiydi. 23 Ekim 1983 Pazartesi sabah erkenden işe gitmek üzere yola çıkar. Kurtuluş Parkı’ndan geçtiği sırada rahatsızlanır ve kalbine yenik düşerek Hakk’a yürür.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ozan Esrari’nin ‘Sırdan Gelirim’ albümü yayınlandı

    Ozan Esrari’nin ‘Sırdan Gelirim’ albümü yayınlandı

    PİRHA-Halk Ozanı Esrari’nin (Mehmet Şahan) yeni albümünü ‘Sırdan Gelirim’ dijital platformlarda yayınlandı. “Sırdan Gelirim” adıyla yayınlanan albümün kaydını, 15 Mayıs 2000 yılında İstanbul, Bağcılar’da bulunan Stüdyo Bayşah’da yapıldı. Yapımcılığını üstlenen Ahmet Koçak, albümün tonmaister/masteringini Bayar Şahin, final editingini Tahir Palalı yaptı.

     

    Yapımcılığını Ahmet Koçak’ın üstlendiği Halk Ozanı Esrari’nin (Mehmet Şahan) yeni albümü ‘Sırdan Gelirim’ dijital platformlarda yayınlandı. “Sırdan Gelirim” adıyla yayınlanan albümün kaydı, 15 Mayıs 2000 yılında İstanbul, Bağcılar’da bulunan Stüdyo Bayşah’da yaptıklarını aktaran Koçak, albümün tonmaister/masteringini Bayar Şahin, final editingini Tahir Palalı’nın üstlendiğini ifade etti.

    12 Nisan günü dijital platformlarda yayınlanan albümde, on bir eser yer alıyor.

    Albümdeki eserler şunlar:

    “Bu Kâinat, Sırdan Gelirim (Semah), Gönüllerin Padişahı, Hakikat İlminin Gerçek Kapısı, Pirim Hacı Bektaş Velim Merhaba, Yetiş Ya Muhammed Ali, Sofu Hu Demeyi (Semah), Hakk’ı Pek Yakından, Nur-u Hakk’tan (Gel Ey Vaiz), Yücelere Çıkıp, Ey Vaiz.”

    Albümün tamamını aşağıdaki linkten dinleyebilirsiniz:

    https://open.spotify.com/album/5zPAwfsCFNL6cBNx5vg6tQ?si=AeKLTvGRQB-_ys3lcOtckQ

    Albümü 10 Mayıs’tan itibariyle Ahmet Koçak’a ait YouTube kanalında da yayınlayacak: https://www.youtube.com/channel/UCAMHG9tOD0K5t_eP3YIAe_A/videos

     

    ESRARÎ’NİN ÖZGEÇMİŞİ

    Ozan Esrarî, 1985 yılında Hatay, Kırıkhan’da dünyaya gelmiştir. Asıl adı Mehmet Şahan olan ozanımızın ailesi Malatya, Doğanşehir, Topraktepe köyünden Hatay’a göç etmiştir. Ozan, olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle öğrenimini yarım bırakmıştır. Askerlik sonrası, İskenderun Belediyesinde çalışmaya başlayan Ozan Esrarî, aynı dönemde yarım bıraktığı öğrenimine devam etmiştir. Ortaokulu dışardan tamamlayan ozan, Akşam Ticaret Lisesinden mezun olmuştur. Öğrenimine Açık Öğretim Fakültesi İç İdari bölümünde devam eden ozan, üçüncü sınıftan sonra yine ekonomik koşulların olumsuzluğu yüzünden örgün eğitime nokta koymak zorunda kalmıştır.

    İskenderun Belediyesinde yirmi yıl abone şefi olarak çalıştıktan sonra emekli olan Esrarî, 2000’li yıllarda Tarsus’a yerleşmiştir. Evli ve üç çocuk babası olan Esrarî, Mersin’de yaşamaktadır.

    Ozanımız bağlamayı yedi yaşlarında iken öğrenmeye başlamıştır. İlkokul yıllarında şiir yazmaya başlayan Esrarî, Pir Sultan Abdal, Şah Hatayî, Seyit Nesimî, Yunus Emre gibi ozanlardan etkilendiğini belirtir. Yirminci yüzyıl ozanlarından Melulî Baba, İbretî Baba, Çoban Mehmet Baba ve Mahrumî Babadan feyz aldığını dost muhabbetlerinde dile getirmektedir. Eserleri, Arif Sağ başta olmak üzere, Sabahat Akkiraz, Belkıs Akkale gibi birçok ünlü sanatçı tarafından okunmuştur.

    “Bad-ı Sabah” ozanımızın ilk albümüdür.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Kıvırcık Ali, Hakk’a yürüyüşünün 11. yılında unutulmadı

    Kıvırcık Ali, Hakk’a yürüyüşünün 11. yılında unutulmadı

    PİRHA- Halk ozanı Kıvırcık Ali, Hakk’a yürümesinin 11. yılında sevenleri tarafından unutulmadı.

    11 Ocak 2011 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu Hakka yürüyen halk müziği sanatçısı Kıvırcık Ali, “Isırgan Otu“, “Gül tükendi ben tükendim“, “Gülüm”, “Yanımda sen olmayınca” benzer biçimde eserleri ile akıllarda yer etti.

    Ömrünü deyişlere ve türkülere adayan, yazdığı ve bestelediği bir çok eserler toplumun gönlüne taht kuran Kıvırcık Ali,  sanatçı dostları, siyasetçiler ve sevenleri tarafından sosyal medyada anıldı. Kıvırcık Ali’nin seslendirdiği eserler paylaşıldı.

    KIVIRCIK ALİ KİMDİR?

    Ali Özütemiz ya da bilinen adıyla Kıvırcık Ali 11 Ekim 1968’de Tokat’ın Turhal ilçesinin Erenli köyünde doğdu. Aşık Ali adlı bir halk ozanının oğludur.İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. 1983 yılında İstanbul’a geldi ve saz yapım atölyesinde çalışmaya başladı. Bu sırada katıldığı bir ses yarışmasında aşıklama dalında birinci oldu. 1994-1998 yılları arasında yaptığı albümler piyasaya sürülmedi fakat bu sürede başta Aşık Nuri Yücel olmak üzere birçok sanatçının albümünde sanat yönetmenliği yaptı. 1995’te iki arkadaşı ile birlikte Grup Turnalar’ı kurdular ve Türkülerden Türkülere Yol Eyledik ve Türküler Kimliğimiz adlı iki albüm çıkarttılar.1999’da ilk solo albümü “Gül tükendi ben tükendim”i hazırladı ve aynı sene İber Müzik etiketiyle piyasaya sürüldü. Bestelerini birçok sanatçı seslendirdi.
    Kıvırcık Ali, 11 Ocak 2011 tarihinde saat 5.30’da kendi aracıyla geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti. İstanbul, Hadımköy’deki Gülbahçe Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler, Ankara’da Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak

    Aleviler, Ankara’da Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak

    PİRHA- Ankara’da bulunan Alevi kurumları ve yöre dernekleri 23 Ekim’de Tuzluçayır Mahallesi’nde düzenleyecekleri etkinlikle Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Ana Fatma Cemevi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği Ve Yuva Ve Külahlı Köyleri Derneği yarın (23.10.2021) düzenleyecekleri bir etkinlikle halk ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak.

    Tuzluçayır Mahallesi’nde bulunan Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılacak anma ekinliği saat 11:00’de başlayacak.

    ‘Feyzullah Çınar Bin Yıldır Saz Çalan Ozandır’ sloganıyla düzenlenecek etkinlik programı dara duruşla başlayacak. Ardından sunumlar ve konuşmalar yapılarak, deyişler söylenecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Dede Metin: Ülkede ‘üreten biziz yöneten de biz olacağız’ denilirse bayram olacaktır

    Dede Metin: Ülkede ‘üreten biziz yöneten de biz olacağız’ denilirse bayram olacaktır

    PİRHA-Halk Ozanı, Dede Hüseyin Gazi Metin kendi yazdığı bir atışmayı paylaşarak bayram mesajı verdi. Dede Metin “İnsanlar kirli savaşların yerine barışı getirerek, akan kanları, anaların ağlamasını, soygunu vurgunu, kadınlara tecavüzü, baskıyı kaldıran bir yönetime ulaşırlarsa bütün günlerimiz, yarınlarımız bayram olacaktır.” ifadelerini kullandı.

    Halk Ozanı, Dede Hüseyin Gazi Metin, kendi yazdığı bir atışmayı paylaşarak önemli mesajlar verdi.

    Dede Metin, din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapılmadığında, kirli savaşlar, şiddet, tecavüzler son bulduğunda her günün bayram olacağını dile getirdi.

    ‘Üreten biziz yönetende biz olacağız’ denilen mesajda şu ifadeler kullanıldı:

    “İnsanlar din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmayıp 72 millete bir nazarla bakıp, fakire, yetime, okuyan talebeye, muhtaç olanlara yardımcı, dirençli olmayı kendine ilke edinip, gerçek demokrasiyi, laikliği ülkemize getirip, ‘üreten biziz yöneten de biz olacağız’ deyip kirli savaşların yerine barışı getirerek, akan kanları, anaların ağlamasını, soygunu, vurgunu, kadınlara tecavüzü, baskıyı kaldıran bir yönetime ulaşırlarsa bütün günlerimiz, yarınlarımız bayram olacaktır.

    Hatayıyem oruç ol
    Oruçludan oruç ol
    Ye iç amma
    Yine de sen oruç ol
    Oruç tutmak yemeden içmeden sudan kesilmekle değil yaşadığı müddetçe kötülüklerden arınıp oruç olmalı. Gerçeklerin demine Hü… Aşk ile…

    Çarşambayı Perşembeyi unuttum

    Bayram olmuş seyran olmuş bana ne

    Üç yüz altmış beş gün hep oruç tuttum

    Bayram olmuş seyran olmuş bana ne

    Ben ki bu ellerin yaslı kuluyum

    Ben ki kırık sazın paslı teliyim

    Ben ki içi dışı keder doluyum

    Bayram olmuş séyran olmuş bana ne.

    Ben ki sarayıma halı döşemem

    Ben ki patron değil tatil yaşamam

    Ben ki zengin değilim içip coşamam

    Bayram olmuş seyran olmuş bana ne.

    Hüseyin Gazi’yim öter susamam

    Rüzgâr olup dost bağrına esemem.

    Şükür şeker deyip kurban kesemem.

    Bayram olmuş seyran olmuş bana ne

    Oruç bitmiş bayram gelmiş bana ne.”

    (HABER MERKEZİ)         

            

  • Usta Ozan Ali Ekber Çiçek’in Hakk’a yürümesinin bugün 15. yılı

    Usta Ozan Ali Ekber Çiçek’in Hakk’a yürümesinin bugün 15. yılı

    PİRHA- Bugün, Alevi deyişlerinin usta isimlerinden Ali Ekber Çiçek’in Hakk’a yürümesinin 15. yılı. 26 Nisan 2006’da Hakk’a yürüyen Ali Ekber Çiçek, Kaz Dağları eteklerindeki Tahtakuşlar Köyü’nde toprağa sırlanmıştı.

    Alevi-Bektaşi müziğinde çığır açan, nefes, deyiş, devriye, şathiye ve mersiyeleri bizlere kazandırıp ölümsüzleştiren bu büyük usta Ali Ekber Çiçek 1935’te Erzincan’ın Ulular Köyü’nde doğdu. Babasını 1939 Erzincan depreminde yitirdi. Çok küçük yaşlarda rençberlik yapmaya başlayan Çiçek, bu arada bağlama çalmayı öğrendi. İlkokuldan sonra öğrenimini sürdüremeyen Çiçek, 1961 yılında İstanbul Radyosu’na ses ve bağlama sanatçısı olarak girdi. Sanat yaşamı boyunca 400’den fazla türküyü derleyip Türk Halk Müziği’ne kazandıran Çiçek, halk müziğini geniş kitlelere ulaştırarak unutulmazlar arasına girdi.

    Türk Halk Müziği’nin en önemli isimlerinden Ali Ekber Çiçek, 26 Nisan 2006 yalında 71 yaşında İstanbul’da hakka yürüdü. Sanatçının cenazesi, Balıkesir’in Edremit İlçesi’nde Tahtakuşlar köyünde toprağa verildi.

    Dillerden düşmeyen, pek çok sanatçının repertuvarına almak istediği “Haydar Haydar”, “Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim”, “Derdim Çoktur Hangisine Yanayım” gibi birçok türkü, Ali Ekber Çiçek sayesinde halk müziğinin klasikleri arasına girdi. Yine klasikler arasındaki “El Vurup Yaremi İncitme Tabip” ve “Yolumuz Gurbete Düştü” gibi birçok türküyü de Ali Ekber Çiçek derledi.

    Hayatı 2003 yılında “Cahilden Uzak Dur, Kemale Yakın” adlı belgesele konu olan Ali Ekber Çiçek, bir röportajında “Türk Halk Müziği tekrar popüler oldu, ancak ben bu gelişmeyi hazırcılığa bağlıyorum. Şimdi şöhret olmuş kişiler benim 40-50 yıl önce yazdığım parçalardaki ezgilerin üzerine güfte yapıp söylüyorlar. Bir de bu okuduğum parçalarda leyleği kuşa çevirerek okuyorlar” demişti.

    “Irgat kendi tarlasında canını ortaya koyar, başkasına gelince oyalanır. Biz ırgat değiliz, her yer bizim tarlamız diye bakarız. Sazı elime aldığımda kainat benimle yek vücut olur. Ruhumuz, felsefemiz, varlığımız, benliğimiz neyse onu lisana getiririz. 6,5 milyar insanın hepsine sesleniriz çünkü biz oyuz.” İfadelerinin sahibi de usta ozanımız Ali Ekber Çiçek’tir.

    “Haydar Haydar” eseri, Alevi-Bektaşi inanç ve felsefesinin anlatımına derinlik kazandıran bu örneklerden biridir. Ve inancın uluslararası alanda tanınmasında da bu eserin katkısı büyüktür.

    Alevi-Bektaşi müziğinde çığır açan, nefesleri, deyişleri, devriye, şathiye ve mersiyeleri bizlere kazandıran ve ölümsüzleştiren bu büyük ustanın devri daim olsun diyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

  • Halk Ozanı Kul Duran 71 yaşında Hakk’a yürüdü – VİDEO

    Halk Ozanı Kul Duran 71 yaşında Hakk’a yürüdü – VİDEO

    PİRHA – Halk Ozanı, Şair, Duran Baba olarak bilinen Turan Cabul, 71 yaşında Hakk’a yürüdü. Cabul bugün Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Cemevinden doğup büyüdüğü Malatya’ya uğurlanarak, orada sırlanacak.

    Halk Ozanı, Şair Duran Baba olarak bilinen Turan Cabul, 1949 yılında Malatya’nın Arguvan İlçesine bağlı Asar Köyü’nde dünyaya geldi.

    Kul Duran mahlasını kullanan Cabul 71 yaşında Hakk’a yürüdü. Cabul, bugün saat 16.00’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Cemevinden, doğup büyüdüğü memleketi Malatya’ya uğurlanarak orada sırlanacak.

    “DEVRİ DAİM OLSUN, USTALARINA SELAM EYLE…”

    Duran’ın hakka yürüdüğünü öğrenen dostları şu paylaşımları yaptı:

    Sanatçı Binali İlgün: “İçinde bulunduğu onca olumsuzluklara rağmen insanca yaşam için doğru izler bırakan büyük üstad. Anadolu halk ozanlığı geleneğinin güçlü kalemlerinden Garip Kul Duran. Devri daim olsun. Görebilene, duyabilene aşk olsun. Sesin sözün baki kalsın. Ruhun şad olsun.

    Sanatçı Berin Suları: “Kul Duran… Ustalarına selam eyle bizden. Değerlerimizin biri daha Hakk’a yürüdü. Devrin daim olsun.

    Hüseyin Kelleci: “Yar olmaz olsun dedi ve Kul Duran’ı kaybettik dostlar… Bugün saat 16.00’da 1 Mayıs Pir Sultan Cemevinden Malatya’ya gidecek.

    TURAN CABUL KİMDİR?

    Duran Baba olarak bilinen Turan Cabul, 1949 yılında Malatya’nın Arguvan İlçesine bağlı Asar Köyü’nde dünyaya geldi. Geçimini hayvancılık ve çiftçilikle sağlayan 6 çocuklu ailenin ikinci çocuğudur. Ozan, maddi imkânsızlıklar nedeniyle ilkokuldan sonra eğitimine devam edemedi.

    1958 yılında İstanbul’ a geldi. Kısa süreli işlerde çalıştıktan sonra askerliğini tamamlamasıyla birlikte 1969 yılında İstanbul’a yerleşti. Mozaik merdiven işçiliği yaparak kendi atölyesini açtı. 10 sene sonra atölyesini kapatarak iş hayatını sonlandırdı. Materyalist hayalleri ve tutkuları olmayan, ancak kimseye muhtaç olmayacak kadar da geçinmeyi bilen Turan Cabul, hayallerinin peşinden gider. Şiir yazarak, türkü söyleyerek, saz çalarak, duygu ve düşüncelerini halka anlatmanın derdiyle yola çıkar.

    En büyük şansının şiir yazabilmek olduğuna inanan Duran Baba, kendini bildi bileli şiir yazıyor. İlk şiirini gurbet dediği İstanbul’da inşaat işinde çalışırken kaleme alıyor. Mütevazi kişiliği nedeniyle şiirlerini paylaşmaya çekinen ozanın şiirlerinin tanınması, yakın dostu Dr. Necati Özdemir ile birlikte katıldığı dost sohbetlerinde şiirlerinin okunmasıyla başladı. Şiirlerinin güzelliği dilden dile dolaştı ve tüm dost sohbetlerinde söylenir oldu.

    Duran Baba, şiirlerinde mahlas olarak Kul Duran’ı kullanıyor. Şiirlerine mecazi anlamda aşk şiirleriyle başlamasına rağmen; sufi, doğa ve politik şiirler de yazıyor. En sevdiği ozanlar; Şah Hatayi, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan, Yunus Emre, Fuzuli’ dir. En çok, 15*16 hece üzerine vurgu yapan tek ozan olan Fuzuli’den etkilenir.

    Kul Duran, ozan olmanın sadece şiirlerinde doğa, aşk, sevda ve gurbet konularını yazmak olmadığı görüşünde. Ozanın bir görevi olduğunu ve toplumsal olgulara da değinmesi gerektiğini savunuyor. Kötülüklere dokunmadan iyiliğe ulaşılmayacağına inanarak yazıyor; hakikatlerden yola çıkarak, gördüklerini, düşündüklerini ve hayallerini harmanlayıp şiirlerine aktarıyor.

    Yaklaşık 4000 adet yazılı şiiri bulunuyor. Duran Baba’nın Mimar Sinan Üniversitesi’nden Melih Durgulu, Eski Kültür Bakanı Erkan Mumcu ve İber Müziğin sahibi İbrahim Yılmaz tarafından şiirlerinin kitap haline getirilme projesi vardı.

    Ayrıca Kul Duran’nın şiirleri, birçok müzisyen tarafından da bestelendi, albümlerde yer aldı, Tolga Sağ, Cengiz Özkan, Arzu, Gülsen Bütün, Gülcan Koç, Özcan Türe, Sevgi Ateş, Beyhan Doru, Muharrem Temiz bunlardan bir kaçıdır. “Gül ki Güller Açsın Yanağında” en beğenilen eserleri arasındadır.

    Sazının onun için her şey olduğunu, kendisine can verdiğini söyleyen Duran Baba, kendi kendine saz çalmayı öğrenmiş ve bir saz ustası olmamasına rağmen Mahsuni Şerif, Mahmut Erdal, Arif Sağ, Erdal Erzincan, Yavuz Top ve Musa Eroğlu gibi duayenleri dinleme, onlarla sohbetlerde bulunma şansına sahip olmuştur. Edebi anlamda en büyük feyzi ise Muharrem Temiz’ in babası Meftuni’den almıştır.

    Kendisini yalnızken rahat hissetse de; güzel ve kalıcı dostlukların insanı olduğunu, sevmenin basit, sevilmenin ise çok zor olduğunu belirten Duran Baba’nın en büyük hayali ise şiirlerinin ve albümünün büyük kitlelere ulaşması. Halka ulaşmak, halk tarafından dinlenmek, dinleyenleri mutlu etmek onun en büyük mutluluğu.

    1967 yılında evlenen Duran Baba’nın 4 çocuğu ve 6 torunu var.

    (HABER MERKEZİ)