Etiket: halk ozanları

  • ‘Hawazgê Kılamo-XIDIR-Ağıtların Sesi’ belgeselinin galası Dersim’de yapıldı-VİDEO

    ‘Hawazgê Kılamo-XIDIR-Ağıtların Sesi’ belgeselinin galası Dersim’de yapıldı-VİDEO

    PİRHA- Delil Xıdır ve Hıdır Akgül’ün sanat ve hayat yolculuğunu anlatan ‘Hawazgê Kılamo-XIDIR-Ağıtların Sesi’ belgeselinin galası Dersim’de yapıldı. Etkinliğe konuk olan Delil Xıdır, “Kılamlarımız nasıl oluşmuş, şairlerimiz kimlerdi, bize neler söylediler, geriye neler bıraktılar, bunlar mühim” dedi.

    Yönetmenliğini Hasan Sağlam’ın yaptığı, Dersim halk ozanları Delil Xıdır ve geçtiğimiz 1 Ağustos günü hakka yürüyen Hıdır Akgül’ün yaşamlarını, hikayelerini ve sanat hayatlarını anlatan belgesel film “Hawazgê Kılamo-XIDIR-Ağıtların Sesi”nin galası Delil Xıdır’ın katılımıyla, Dersim Belediyesi Yeraltı Çarşıüstü’nde yapıldı. Cem Vazo’nun moderatörlüğü ve Cemal Taş’ın sunumuyla gerçekleştirilen galaya sanatçı Mikail Aslan ve Dersim eski Milletvekili Alican Önlü de katıldı.

    “HENÜZ YAŞIYORKEN OZANLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Belgesel film gösteriminin ardından konuşmalara geçildi ve konuşmaların tamamı Kırmancki olarak yapıldı. İlk olarak söz alan araştırmacı-yazar Cemal Taş, belgeselde her iki ozanımızın da anlatılması gereken her şeyi anlattığını belirterek, “Dersim iyi ki var. Bir tarafımız Kırmancki, bir tarafımız Kırdaski. Dillerimiz, itikadımız, ozanlarımız var. Ama önemli olan ozanlarımız henüz yaşıyorken onlara sahip çıkabilmektir. Demem o ki kendinizi unutmayın, kim olduğunuzu unutmayın, dilinizi unutmayın” dedi.

    “EDEBİYATIMIZI VE KÜLTÜRÜMÜZÜ UNUTURSAK GERİYE BİRŞEY KALMAZ”

    Ardından sahneye çağrılan ozan Delil Xıdır, çok uzun yıllardır memleketine gelemediğini ama kılamlarını hep anadiliyle söylediğini, onunla hemhal olduğunu belirterek, “Dilimiz, edebiyatımız, kültürümüz çok mühimdir. Bundan 150-200 yıl önce halkımız nasıl yaşamış, başına neler gelmiş, kılamlarımız nasıl oluşmuş, şairlerimiz kimlerdi, bize neler söylediler, geriye neler bıraktılar, bunlar mühim. Bu yüzden diyorum ki edebiyatımızı hiç unutmayalım. Edebiyatı ve kültürü unutursak geriye hiçbir şeyimiz kalmaz. Bu yüzden ozanlarımıza, sanatçılarımıza sahip çıkmalıyız. İlla bize sahip çıkın demiyorum ama söylediklerimize, kılamlara, verilen ürünlere sahip çıkın” dedi.

    Konuşmasında Hıdır Akgül’ü de anan Delil Xıdır, “Keşke aramızda olsaydı. Bu akşam Hıdır Akgül’le birlikte karşınızda olmayı planlamıştık. Birlikte hem konuşup hem de kılamlarımızı söyleyecektik. Hardê Dewreş ona döşek ve yorgan olsun, yeri gülistan olsun ve sesi kulaklarımızdan hiç eksik olmasın” dedi.

    RINDEKA DERSİMİ KLAMININ HİKAYESİ

    Kılamların hepsinin mutlaka kendisine özgü bir hikayesinin, efsanesinin olduğunu ve bunların da önemli olduğunu ifade eden Xıdır, kendisine ait bir kılamın hikayesini şöyle anlattı.

    “Örneğin ‘Rındeka Dersim’ kılamını Avusturya’da yaptım. Yaşadığım yerde Tuna nehrinin kenarında bir meşe ağacı vardı, bir baktım ki yeni bir gelin gibi süslenmiş, kuşanmış ve çok güzel görünüyordu. Dersim’de de meşe ağaçları çoktur ve biz onların müptelasıyızdır. Ben o ağaca aşık oldum ve onunla konuşmaya başladım. Yakınımdan geçen bir Avusturyalı, ‘sen deli misin, kaç aydır bu ağaçla konuşuyorsun’ dedi. ‘Evet’ dedim. Dedi ‘niye’. Dedim ‘bu ağaca aşık oldum’. Sonra kendi hikayemi anlattım adama, bu ağacın bizim toprağın ağacı olduğunu söyledim. ‘Yok’ dedi ‘bu Avusturya’nın ağacıdır. Biraz konuştuk. Kendisinin de ressam olduğunu söyledi, sonra arkadaş olduk.”

    “BİR TOPLUM DİLİNİ, KÜLTÜRÜNÜ UNUTTUĞUNDA İLK ÖNCE ÇAYIRLARINI TERKEDER”

    Daha sonra konuşan Mikail Aslan ise, 20-25 yıl önce Almanya’ya gittiğinde, Delil Xıdır, Mehmet Çapan gibi bir çok ozanın dışarda gurbette olmasının kendisine büyük bir şans verdiğini, bu sayede onları yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirterek, “Diyorlar ki bir toplum dilini, kültürünü unuttuğunda, ilk önce çayırlarını bırakır, onlardan uzaklaşır. Ozanlarımız söyleyemediklerimizi, içimizde kalmışları dile getiriyorlar. Gerçekliğimizi dile getiriyorlar. Onlar olmasaydı belki bugün bu gerçekliğimiz de yok olup giderdi” dedi.

    Konuşmaların ardından Delil Xıdır ve Mikail Aslan sahne alarak kılamlar söylediler.

    Eyüp Hanoğlu / DERSİM

  • Ozanlardan çağrı: Herkes, çocuğunun geleceğini düşünerek sandığa gitmeli-VİDEO

    Ozanlardan çağrı: Herkes, çocuğunun geleceğini düşünerek sandığa gitmeli-VİDEO

    PİRHA – Halk ozanları, 28 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin tavrını açıkladı. OZAN-DER bünyesindeki ozanlar, “Sanatçı, haksızlığa, hukuksuzluğa ve gördüğü her olumsuzluğa karşı durmak zorundadır. Bu seçim bir dönüm noktası. Herkes, çocuğunun geleceğini düşünerek sandığa gitmeli” diye konuştu.

    28 Mayıs’ta yapılacak 2. tur Cumhurbaşkanlığı seçimi için halk ozanları çağrıda bulundu. Seçimlere katılımın önemli olduğunu vurgulayan ozanlar, oy kullanmanın yurttaş sorumluluğu olduğunu belirtti.

    “OZANLAR İÇİN BAMBAŞKA BİR ÖZGÜRLÜK OLACAK”

    Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan-Der) Başkanı Hüsnü İyidoğan, ozanlık geleneğinde demokrasi kültürünün olduğunu anlattı. İyidoğan, Pazar günü yapılacak seçime dair “Tabii ki demokrasi diyeceğiz” şeklinde konuştu.

    Hüsnü İyidoğan, ozanların tarih boyunca “Aydınlık yüzlerinden dolayı” katledildiklerini söyleyerek şu çağrıyı yaptı:

    “Ozanlar her zaman haklının yanındadırlar. Eşitlikçi bir düzen istiyoruz, onun için tabii ki Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceğiz. Kılıçdaroğlu zaten neler yapacağından bahsediyor. Dolayısıyla ozanlar için bambaşka bir özgürlük olacak. Bizim için demokrasi kıymetli. Onun için Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinden yola çıkarsak daha özgürlükçü daha eşitlikçi bir düzenin kurulmasında öncülük edeceğini düşünüyorum. Bu anlamda tüm ozanlarımızı demokrasinin yanına çağırıyoruz.”

    “ÜLKE OLARAK HEPİMİZİN ENDİŞELERİ VAR”

    Ozan Sefil de yaptığı değerlendirmede “Özgürlükten ve barıştan yanayız” mesajını verdi. 2. tur için umutlu olduğunu belirten Ozan Sefil, “Ozanlar özgürlükten, haktan, demokrasiden yanadır. Bizim çizgimiz hiçbir zaman değişmedi, değişmeyecektir. Halk ozanları, bu ülkenin aydınlık yüzleridir. Demokrasi konusunda ülke olarak hepimizin endişeleri var, bunu zaten herkeste biliyor. Ozanlar olarak icraatlerimizi yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    “KÖPRÜDEN SONRAKİ SON ÇIKIŞ”

    Ozan Abbas Koluaçık ise “Pir Sultanlardan, Nesimilerden, Hallaç-ı Mansurlardan bu tarafa hep haksızlığa, hukuksuzluğa, hırsızlığa karşı durmuştur sanatçılar” diye belirtti. Koluaçık, sanatın içerisinde anarşizm olduğunu da belirterek şöyle devam etti:

    “Sanatçı anarşist olmak zorundadır. Haksızlığa, hukuksuzluğa, yolsuzluğa ve gördüğü her olumsuzluğa karşı durmak zorundadır. Öbür türlü zaten sanatçı olmaz. Herkes nerede ne yapacağını ve geleceğini nasıl garantiye alacağını gayet iyi bilir. Bu seçim bir dönüm noktası, bunu herkesin iyi idrak etmesi lazım. Diyorlar ya ‘köprüden sonraki son çıkış.’ Herkes torununun, çocuğunun, kendisinin geleceğini düşünerek öyle sandığa gidip tercihini yapmak zorunda.”

    “ÜLKE İYİYE GİDECEK”

    Ozan Haydar Baba da sandıklara sahip çıkılması çağrısında bulundu. Ozan Haydar Baba, aşıklık geleneğinde demokratlığın baskın olduğunu söyleyerek şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Ne hikmetse sosyal demokratlar artık kendi oylarına sahip çıkamıyorlar. Oylarına sahip çıkamadığı gibi karşı tarafa da teslim oluyorlar. Şu anda oylardaki sonuç tamamen tersidir. Kamuoyu yoklamalarında gördük ki millet ittifakının oyu en azın 54,5 idi ne hikmetse 44.5 indi buna da bir anlam veremedik. Bu seçimlerde millet ittifakı alır diye düşünüyorum. Yalnız Millet İttifakı kaç parti olursa olsun kendi sandıklarına sahip çıkamıyor. Sandıkta sorun yok ama torbalar gittiği zaman değiştiriyorlar, farklı yazıyorlar. Yüksek Seçim Kurulu’nda farklı kaydediyorlar. Onun için orada mümkün olduğu kadar hâkim ve avukatların sahip çıkmalarını temenni ediyorum. Orada sahip çıkmazlarsa seçimi almamız mümkün değil. Umudum var. Ülke iyiye gidecek, çok umutluyum. Değişim olmaz ise çok karamsarım. Belki bizler görmeyiz ama çocuklarımız ve torunlarımızın Filistin’in durumuna düşeceğinden korkuyorum. O nedenle çok büyük endişem de var.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/ANKARA