Etiket: halklar ve inançlar komisyonu

  • DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu: Devlet Alevi toplumundan özür dilemeli!

    DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu: Devlet Alevi toplumundan özür dilemeli!

    PİRHA- Malatya Katliamı’nın 46. yılı nedeniyle yazılı bir açıklama yapan DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu ve Mahfuz Güleryüz, “Koçgiri, Dersim, Ortaca, Malatya, Sivas, Maraş, Çorum, Madımak ve Gazi katliamları da aynı zihniyetin ürünüdür. Bu katliamların hiç birisi devletin Kürt halkına ve Alevi toplumuna geleneksel bakışından, inkâr ve asimilasyon politikalarından ayrı düşünülemez” dedi.

    17-20 Nisan 1978 Malatya Katliamı’nın üzerinden 46 yıl geçti. Dönemin Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’na yapılan suikastı gerekçe gösteren faşistler, Malatya’da “Milletim Uyan” başlıklı bir bildiri dağıttı. Belediye hoparlöründen kuran okunup, “Din elden gidiyor. Camilere de bomba konuluyor” anonslarının yapıldığı katliamda 8 kişi yaşamını yitirirken yüzlerce kişi de yaralandı.

    Yazılı bir açıklama yapan DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüleri Yüksel Mutlu ve Mahfuz Güleryüz “1978 yılında, 17 Nisanda başlayıp 20 Nisana kadar devam eden saldırının arkasındaki karanlık eller ve asıl failler halen açıklığa kavuşturulamadı. Onlarca yurttaşımızın yaralandığı, 8 canımızın katledildiği, çok sayıda ev ve işyerinin talan edildiği Malatya Katliamı’nın acısını halen tazeliğini koruyor” dedi.

    “ALEVİLERİN ÖNEMLİ BİR KISMI MALATYA’YI TERK ETMEK ZORUNDA KALDI”

    Dönemin Malatya Belediyesi’nin hoparlörlerinden tahrik edici cihat çağrıları yapılırken, güvenlik güçlerinin günlerce saldırılara ve katliama seyirci kalmakla yetindiğinin belirtildiği açıklamada, “11 Aralık 1977’deki yerel seçimlerde Malatya Belediye Başkanlığı’nı ilk kez sağ güçlerin desteklediği bağımsız aday Hamit Fendoğlu kazanmıştı. Karanlık güçler harekete geçmiş ve provakatif girişimlerini artırıyorlardı. Kargoyla Hamit Fendoğlu’na gönderilen bombanın patlaması sonucu 17 Nisan 1978’de hayatını kaybetti. Benzer bir bomba da CHP Maraş Pazarcık Belediye Başkanı Memiş Özdal’a da gönderildi, ancak şüphe üzerine geri gönderilen paketi açan bir memur hayatını kaybetti. Fendoğlu’nun ölümü; çevre il, ilçe ve köylerden binlerce insanın Malatya’ya gelmesine neden oldu. Zaten kışkırtılmış ve hazırlıklı olan bu kitlenin saldırısının fitili ateşlenmiş oldu. Sayısı 20 bine yaklaşan faşist göstericiler, Alevlerin ve demokrat kesimlerin işaretlenmiş işyerlerini ve konutları tahrip ve yağma ederek ateşe verdi.
    Bu katliamdan sonra Alevilerin önemli bir kısmı Malatya’yı terk etmek zorunda kaldı. Malatya Katliamı, aynı yılın Aralık ayında gerçekleşen ve yüzlerce yurttaşın katledildiği Maraş Katliamı’nın da provası olmuştu” denildi.

    “NEFRET SUÇLARININ ÜLKEMİZDE DEVAM ETTİĞİNİ BİLİYORUZ”

    Malatya’da yaşananlar farklı halkların, inançların, kültürlerin beşiği olan Anadolu ve Mezopotamya topraklarında görülen ve dinmeyen acılardan sadece biri olduğunun altını çizen Eş Sözcüler, açıklamada şu ifadeleri kullandı:

    “Koçgiri, Dersim, Ortaca, Malatya, Sivas, Maraş, Çorum, Madımak ve Gazi katliamları da aynı zihniyetin ürünüdür. Bu katliamların hiç birisi devletin Kürt halkına ve Alevi toplumuna geleneksel bakışından, inkâr ve asimilasyon politikalarından ayrı düşünülemez.
    Bütün bu katliamlar için hiçbir zaman Alevi toplumundan özür dilenmedi; devlet Alevi toplumundan özür dilemelidir. Devletin katliamdaki rolü ve tutumu mahkûm edilmedi, üstü örtüldü; katliamın arkasındaki tüm failler açığa çıkarılmalı ve mahkum edilmelidir.
    Biliyoruz ki, bu katliamlarla yüzleşme gerçekleşmedikçe, yüzyıllar geçse de açılmış olan yaralar hiç bir zaman kapanmayacaktır. Geçmişlerindeki acı olaylarla yüzleşemeyen toplumların, demokratik ve ortak bir geleceği inşa edemeyeceklerini düşünüyor ve bu nedenle de nefret suçlarının ülkemizde devam ettiğini biliyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı’nın sonuç bildirgesi: Alevilerin sorunu politik

    ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı’nın sonuç bildirgesi: Alevilerin sorunu politik

    PİRHA – İstanbul’da DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu ile Halkların Demokratik Kongresi’nin birlikte gerçekleştirdiği “Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı”nın sonuç bildirgesi yayınlandı. Tespit, sorun ve taleplerin yer aldığı bildirgede, Alevilerle birlikte, her türden kimliğin kendi hakikatiyle tanındığı, ötekileştirilmediği, baskıya ve saldırıya uğramadığı eşit yurttaşlığa dayalı bir ülke için mücadele etmeye ve daha güçlü birliktelikler kurmaya devam edileceği vurgulandı.

    İstanbul’da 25 Şubat’ta DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu ile HDK’nin birlikte gerçekleştirdiği Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler Konferansı’nın sonuç bildirgesi yayınlandı.

    Konferans; Alevi çatı örgütleri, vakıfları, dernekleri, cemevleri, yöre dernekleri, ocakları, sürekleri, toplulukları temsilcilerinin katılımıyla, ‘Erken Cumhuriyet Döneminden Bugüne Politik Sistem ve Aleviler; Toplumsal Değişim Dinamikleri Bağlamında, Muhalefet ve Aleviler; Siyasal Katılım Arayışları, Siyasal Özne Olma/Yerel Yönetimlere Katılım ve Temsil; Aleviler Nasıl bir Gelecek İstiyor / Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ konuları tartışılarak sonuçlandırıldı.

    BİLDİRGENİN DEĞERLENDİRMESİ: ALEVİLERİN SORUNU POLİTİKTİR

    Sonuç bildirgesinde yapılan değerlendirmede Cumhuriyetin 100. yılını geride bırakırken, Aleviler ve tüm kimliklerin neler yaşadıklarını anlamanın, sorgulamanın ve tartışmanın, geleceğe dair bir perspektifin oluşturulması açısından oldukça önemli olduğu vurgulanarak, sistemin öteki diye tanımladığı her türlü kimliklere ve topluluklara karşı Osmanlı’dan, erken Cumhuriyet dönemine ve bugüne kadar oldukça sistematik bir örüntü içerisinde, süreklileşen, yok etme, asimilasyon, yerinden etme, sürgün, demografik yapıyı değiştirme daha da ağırlaşarak devam ettiği öne çıkarıldı.

    Devletin Alevileri tanımaması, inancına müdahalesi, yeniden tanımlama çabaları, zorunlu din dersleri ve eğitimin dinselleştirilmesi, ÇEDES ve benzeri projeler, baskılar, nefret söylemleri ve cezasızlık politikaları, cemevlerinin yasal statüye kavuşturulmaması, Alevi Bektaşi dergâhlarının yaşadığı sorunlar, Alevi köylerine zorla cami yaptırılması vb. birçok ayrımcılığın halen varlığını sürdürdüğü belirtildi.

    Türkiye’de yargı ve AHİM kararları uygulanmadığına dikkat çekilerek, bahsedilen sorunların yanında özellikle asimilasyonu hızlandırmak, Aleviliği yeniden biçimlendirip devlet tekeline alma çabalarının bir ürünü olarak kurulan, Kültür Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, Alevi kurumlarının ve toplumunun muhalefetine rağmen kurulduğu vurgulandı. Özellikle hak arayışlarını sürdüren Alevilerin, iktidara eklemleme, onları kendi hak arayışlarından ve demokratik kimlik mücadelesi yürüten yapılardan uzaklaştırıp karşı karşıya getirme çabasının devam ettiği de belirtildi.

    Alevilerin Cumhuriyet öncesinde de sonrasında da önemli değişim dinamiklerinden biri oldukları belirtilerek, Alevilerin, kadın hareketi, sınıf hareketi, Kürt hareketi, çevre hareketi, devrimci demokratik hareketlerin içinde her daim yerlerini alarak bedeller ödediklerine vurgu yapıldı.

    Gerek iktidar, gerekse de muhalefetin, Alevileri ne yeterince anlamaya çalıştığı ne de onu bir özne olarak gördüğü söylenerek, daha çok, onun muhalif toplumsal gücünden yararlanmaya çalıştığı, bu açıdan kurulan ilişkinin sahici, eşitlikçi değil pragmatist bir ilişki olarak devam ettiği kaydedildi. Alevilerin sorununun politik ve bunların çözümünün de siyasi aktörlerce yerine getirilmesi gerektiği bildirgede yer aldı.

    TESPİT, SORUN VE TALEPLER

    Konferansın sonuç bildirgesinin devamında şu ifadelere yer verildi:

    “Osmanlı’dan günümüze Alevilere yönelik yapılan sistemli ve sürekliliği olan politikalara/uygulamalara son verilmeli, kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmeli, arşivler tüm çıplaklığıyla açılmalı ve katliamlara dair hakikatleri araştırma komisyonu kurulmalıdır.
    Siyasette, yerel yönetimlerde ve parlamentoda pragmatist, arka bahçe, oy deposu gibi yaklaşımlara izin verilmemelidir. Tüm bunlarda özne olma, aktif katılma ve yeterli temsiliyet sağlanmasının koşulları yaratılmalıdır. Aleviler, Türkiye’nin en önemli toplumsal değişim dinamiklerinden biri olarak görülmeli, kendi öz güçleriyle siyasette yer almalarının zeminleri yaratılmalıdır.
    Devlet, iktidar, siyasi yapılar, hâkim din/mezhep/inançların ve farklı toplumsal kesimlerin Alevilerin inancını, teolojisini, ne oldukları, ne olabilecekleri ya da olmayacaklarına dair tanımlama çabalarından, Aleviliğin yeniden inşa girişimlerinden vazgeçmelidirler. Bu alanlar, tamamen topluluğun kendilerinin değerlendireceği bir durum olarak görülmeli ve her türlü müdahaleden kaçınılmalıdır.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI VE BENZERİ KURUMLAR DERHAL KAPATILMALI”

    Devletin ve iktidarın, Alevilere müdahale araçlarından biri olarak kurduğu Kültür Bakanlığı’na bağlı ‘Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ ve benzeri kurumlar derhal kapatılmalı, bu konudaki düzenlemenin yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa nasıl olacağına dair tüm irade Alevilere bırakılmalıdır.

    “EĞİTİMİN KAMUNUN VE YAŞAM ALANLARININ DİNSELLEŞTİRİLMESİNDEN VAZGEÇİLMELİDİR”

    Alevilerin ve her toplumun en hassas olduğu konuların başında, kimlik, inanç, yaşam tarzı ve kültürel yapıları gelmektedir. Bunlara yönelik başta Milli Eğitim Bakanlığı, DİB ve farklı kurumlar eliyle geliştirilmek istenen ÇEDES ve benzeri protokollerle yapılan tüm uygulamalara, zorunlu din dersleri ve zorunlu olarak seçtirilen dini dersler uygulamalarına son verilmedir. Eğitimin, kamunun ve yaşam alanlarının dinselleştirilmesinden vazgeçilmelidir. Başta kamusal ve eğitim alanı olmak üzere, basın yayın, yazılı kaynaklar; nefret söylemleri, hakaret gibi metin, sözcük, söylem, deyimler ve materyallerden arındırılmalıdır.
    Anayasada sadece adı olan, ancak uygulamada hiçbir karşılığı olmayan laiklik ilkesinin, sahici, gerçekçi ve özgürlükçü laik anlayışıyla yeniden ele alınması gerekmektedir. Devletin dinlerden elini çektiği, dinlere, mezheplere, inançlara eşit mesafede olduğu ve her inancın kendisini özgürce ifade ettiği koşulların yeniden yaratılması gerekmektedir.

    “ALEVİ KUTSAL MEKANLARI İADE EDİLMELİDİR”

    Yasalarda, her türlü ayrımcılığın önünü açan ‘Köy Kanunu’, ‘Tekke ve Zaviyeler Kanunu’, ‘İmar Kanunu’, gibi tüm düzenlemeler elden geçirilmeli ve değiştirilmelidir. Alevi yerleşim yerleri, kutsal mekânları ve coğrafi eski adları tekrar iade edilmeli. Tarihsel hafızayı yok etmeyi, inancın içini boşaltıp bağlamından koparmayı hedefleyen bu tür isimlendirmelere, mekân, coğrafya ve kültür kırımı girişimlerine son verilmelidir. AHİM kararları uygulanmalı; Cemevleri’nin ibadethane statüsü tartışma konusu olmaktan çıkarılmalı ve gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Devletin ve siyasi iktidarın, dine/inanca her türlü müdahalesine zemin olan, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilerek, yerine ülkemizdeki tüm din, inanç ve mezheplerin temsil edildiği ‘İnanç İşleri Kurulu’ gibi bir kurul oluşturulmalıdır. Yetkisiz ve bütçesiz olacak olan bu kurul, inançların hem kendi aralarında hem de devlet ile aralarında oluşabilecek sorunların çözümünde kolaylaştırıcı rol üstlenecektir. Alevilerin yaşadığı yerleşim yerlerine cami yapımına son verilmeli, var olanlar kapatılarak personeli geri çekilmeli ve bu tür uygulamalar da son bulmalıdır. Hacı Bektaşi Veli Dergâhı başta olmak üzere, el konulmuş, farklı kamu kurumlarının uhdesine verilmiş Alevi kutsal mekânları geri iade edilmelidir.

    “KATLİAMLARA DAİR UTANÇ VE HAFIZA ANITLARI/MÜZELERİ YAPILMALI”

    Sivas Madımak’ta yaşanan katliamın arka planı açığa çıkarılmalı ve ‘Madımak Utanç Müzesi’ haline getirilmelidir. Ayrıca, Koçgiri, Dersim, Ortaca, Sivas, Maraş ve Gazi katliamlarına dair utanç ve hafıza anıtları/müzeleri yapılmalıdır. Kamu ve özel işyerlerinde Alevilere yönelik ayrımcılıklara son verilmeli, ayrımcılık yapanlar hakkında gerekli cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

    Alevilerin özel günlerinde (Hızır – Muharrem – Gadir Hum – Hıdırellez gibi) kamu ve özel işyerlerinde, diğer tüm inançlarda olduğu gibi gerekli kolaylıklar sağlanmalı ve topluluk üyeleri belirli günlerde (Hızır lokması, Aşure günü gibi) idari izinli sayılmalıdır.

    Mezarlıklarda, hâkim din/mezhep/inancın tahakkümüne son verilerek, her inancın ve Alevilerin kendi inançlarına uygun ritüellerinin yerine getirilmesinin koşulları yaratılmalıdır.

    Alevilerin farklı etnik ve kültürel kimliklere sahip olduğu gerçeğinden hareketle, diğer inançlarda olması gerektiği gibi Alevilerin de kendi ana dillerinde ibadet etmesi, tartışmasız bir hak olarak görülmeli ve bunun önündeki engeller ortadan kaldırılmalıdır.

    Hapishanelerdeki ayrımcılık son bulmalı, Alevi inancındaki mahpusların inancına uygun koşullar yaratılmalı ve talepleri karşılanmalıdır.

    Aleviliğin tarihsel ve geleneksel taşıyıcısı olan Ocakların ve süreklerin var olma zeminlerine müdahale edilmemeli, mekânlarına el konulmamalıdır.
    Alevilerin kutsal mekân ve coğrafyasına yönelik, taş ocağı, mermer ocağı, maden sahası, turizm, HES, JES, baraj, kentsel dönüşüm yapma gibi gerekçelerle yağma, talan ve el koyma girişimlerine son verilmelidir. Türkiye genelinde bir envanter çıkarılmalı ve koruma altına alınmalıdırlar.

    “ALEVİLERLE BİRLİKTE EŞİT YURTTAŞLIĞA DAYALI BİR ÜLKE İÇİN MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    HDK ve DEM Parti olarak, konferansımızda açığa çıkarılan tespit, değerlendirme, eleştiri ve çözüm önerilerini sahipleniyoruz. Yukarıda ifade edilen, tespit, talep ve sorunlara dair, Alevi toplumu ve temsiliyetlerinin ortaya koydukları tutum bizim açımızdan tartışma konusu yapılamayacak değerdedir. Hiçbir şekilde Aleviliğin, topluluğun dışından tanımlanması çabalarına zemin olunmayacaktır. Aleviler ‘Cemevleri benim ibadethanemdir’ diyorsa, bizim için bunun tartışılacak hiçbir tarafı kalmamış ve nokta konulmuştur. Yapmamız gereken buna tüm gücümüzle sahip çıkmaktır.
    Alevi toplumunun ve kurumlarının bin bir emekle, mücadeleyle elde ettiği kazanımları çok önemli buluyoruz. Topluluğun, farklı etnisitelerden ve süreklerden oluştuğunu, farklı bakış açılarının, yerel ve bölgesel özgünlüklerin olduğunu biliyoruz. Tüm bu farklılıklar ve özgünlükler bizim açımızdan hiçbir şekilde tartışma konusu değildir ve saygındır.
    Bizim açımızdan, Alevi toplumu sadece destek istenecek, seçimden seçime hatırlanacak bir toplumsal kesim değil, Türkiye’nin demokratik değişiminde rol üstlenebilecek en büyük, ilerici demokratik güçlerden birisidir. Demokrasi, barış ve özgürlüklerin olduğu bir ülkenin yaratılmasında birliktelikler kurmak, ortak yol ve yöntemler bulmak zorunluluğu hepimizin önünde ertelenemez bir görev olarak durmaktadır.
    Alevi toplumunun belirtilen sorun ve taleplerinin çözümünde, siyasal iktidar, devlet, parlamento, siyasi partiler, yerel yönetimler gibi tüm muhataplar yükümlü ve sorumludur.
    Biz, kendi sorumluluğumuzun farkında olarak, meşru muhataplarımız olarak, Alevi toplumunun kurumlarını, ocaklarını, dergâhlarını, cemevlerini ve temsiliyetlerini esas alacağımızı belirtmek isteriz.
    Alevilerle birlikte, yıllardır yaptığımız gibi, demokratik, laik, özgürlükçü, inançların özgür ve eşit olduğu, her türden kimliğin tüm boyutlarıyla kendi hakikatiyle tanındığı, ötekileştirilmediği, baskıya ve saldırıya uğramadığı eşit yurttaşlığa dayalı bir ülke için mücadele etmeye ve daha güçlü birliktelikler kurmaya devam edeceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Fırat: Her canımızı ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konferansına bekliyoruz – VİDEO

    Fırat: Her canımızı ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konferansına bekliyoruz – VİDEO

    PİRHA – DEM Parti ve HDK’nin 25 Şubat’ta İstanbul’da yapacağı ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferansa dair konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, “Devlet bizi kendine benzeştirmeye gayret gösteriyor. Biz de ‘Biz varız, kendi kimliğimizle, inancımızla, dilimizle, sözümüzle, sazımızla, semahımızla biz buradayız’ diyeceğiz. 25 Şubat’ta biz bütün bu meseleler üzerinde söz kurduracağız. Bu konferans güzelliklere vesile olsun” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 25 Şubat Pazar günü saat 09.00-18.00 arasında İstanbul’da Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferans gerçekleştirecek.

    Konferansın açılış konuşmalarını HDK Eş Sözcüleri Esengül Demir, Cengiz Çiçek ve DEM Parti Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan yapacak.

    Konferansta; ‘Erken cumhuriyet döneminden bugüne siyasal sistem ve Aleviler’, ‘Toplumsal değişim dinamikleri bağlamında muhalefet ve Aleviler’ , ‘Siyasal katılım arayışları, siyasal özne olma ve yerel yönetimlere katılım ve temsil’, ‘Aleviler nasıl bir gelecek istiyor ve güncel sorunlar’ başlıklı konular konuşulacak. Konferans, öneriler ve sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erecek.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Celal Fırat, ‘Cumhuriyetin 100. Yılında Aleviler’ konulu konferansın neden yapıldığına ve Aleviler açısından önemine dair PİRHA’ya konuştu.

    “HER SENE ALEVİLERE YÖNELİK KONFERANSLAR YAPIYORUZ”

    DEM Parti ve HDK olarak her sene Alevilere yönelik konferanslar yaptıklarını söyleyen Fırat, “Özellikle Alevi toplumunu iyi anlamak, Alevilerin sorunlarını, sıkıntılarını anlatıp bundan sonraki çalışmalarımızda kendimize referans olması açısından böyle çalışmalar yapılıyor”dedi.

    Fırat, Yol bir sürek binbir kavramını Alevilerin çok kullandıklarına değinerek genellikle bu tür konferanslarda daha çok Alevi temsiliyet düzeyinde konuşulduğuna dikkat çekti. Fırat, “Bu sefer ocaklarımızın da farklı ritüellerini gelip anlatmalarını arzuluyoruz. Babalar, Bektaşilerin Babaları, Kızılbaş Alevilerin Ocak gelenek görenekleri, sürekleri, Türkmen ve Kürt Alevi temsilcileri gibi pirlerimizin ocaklarımızın da burada olmalarını arzuluyoruz ve davet ettik. Bunun özellikle sonuç bildirgesine de etkin bir çerçevede etki yapmasını biz arzuluyoruz” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE SİVİL BİR ANAYASADAN BAHSEDİLİYOR AMA O MASADA ALEVİLER YOK”

    Türkiye’de sivil bir Anayasadan bahsedildiğini ama o masada şu an Alevilerin olmadığını da belirten Fırat, “Aleviler de bu konuyla alakalı düşüncelerini söyleyeceklerdir ve söylemeleri de gerekiyor” dedi.

    Yerel yönetimlerle ilgili bir sunumun da yapılacağına vurgu yapan Fırat, “Tabii yerel yönetimlerle ilgili Alevi toplumunun yaşadığı en büyük sorun cemevlerinin büyük bir bölümü her anlamda şu an sıkıntılar yaşıyor. Bir çoğu arsalarından, yaptıkları cemevlerinden dolayı mahkemelik ve ciddi bir şekilde sıkıntı yaşıyorlar. Bu meselelerle ilgili sorunlarını da dillendirmelerini arzuluyoruz”diye konuştu.

    “BU KONFERANS GÜZELLİKLERE VESİLE OLACAK”

    Fırat, Alevilerin kendi sorunlarını kendilerinin anlattığına değinerek şunları ifade etti:

    “Alevi itikadının içerisinde zakiri vardır, dedesi vardır, semahçısı vardır. 12 hizmet diyoruz ya 12 hizmetlerin bütün temsilcilerinin o gün orada gelip birkaç kelam kullanmalarını istiyoruz. Bütün dostlarımızı biz o gün konferansımıza bekliyoruz. İnanıyorum ve umut ediyorum ki bu konferans güzelliklere vesile olacak. Bizim pirlerimiz ilimle gidilmeyen yolun sonunun karanlık olduğunu, her gövdenin kaşındığı yeri bildiklerini söylerler. Alevi halkı sorunlarını da sıkıntılarını da kendileri anlatırlar. Aleviler de gelecek, sorunlarını sıkıntılarını dillendirecekler, kendilerinin sorularına cevaplar bulmaya gayret göstereceğiz.”

    “DEVLET BİZİ KENDİNE BENZEŞTİRMEYE GAYRET GÖSTERİYOR”

    Hızır günleri içerisinde bulunduklarını kaydeden Celal Fırat, “Hızır Günleri içerisinde çok yoğun bir şekilde her yerde cemler, hizmetler yapılıyor, oruçlar tutuluyor, lokmalarını pay ettiriyorlar. Biz her kesimin kardeşçe yaşayabileceği bir ülkede yaşamalarını arzularız ama maalesef şu an herkes ötekileştiriliyor, Aleviler de ciddi bir şekilde sıkıntılar yaşıyor. Alevilerin birinci öncelikleri kendilerini kendi kimlikleriyle ifade edebilmeleri”dedi.

    Birçok sorunun dışında Alevi köylerinin boşaltıldığına dikkat çeken Fırat, şöyle devam etti:

    “Ama boşalmayan köylerin dışında medyada bir haber görmüştüm. Erzurum’da bir Alevi köyünde cami yapılmış, semah dönülerek temeli atılmış. Bunu bile Alevilerin çok etkin bir şekilde düşünmeleri gereken bir mesele olarak görmek gerekiyor. Devlet bizi kendine benzeştirmeye gayret gösteriyor. Biz de ‘Biz varız, kendi kimliğimizle, inancımızla, dilimizle, sözümüzle, sazımızla, semahımızla biz buradayız’ diyeceğiz. 25 Şubat’ta da biz bütün bu meseleler üzerinde söz kurduracağız. Hızır her canımızın yoldaşı olsun diyorum ve her canımızı da konferansımıza bekliyoruz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • ‘Aleviler ‘Kent Uzlaşısı’nda güçlü bir biçimde yer almalı’ -VİDEO

    ‘Aleviler ‘Kent Uzlaşısı’nda güçlü bir biçimde yer almalı’ -VİDEO

    PİRHA- DEM Parti’nin toplumun tüm kesimlerini içine dahil ederek, birlikte yaşam ve yönetme modeli olarak ifade ettiği ‘Kent Uzlaşısı’nın Aleviler açısından önemine değinen DEM Parti Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, “Alevilerin, özelde de Alevi kadın ve gençlerin Kent Uzlaşısı’nda çok güçlü yer almaları ve sözlerini söylemeleri gerekiyor” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) 31 Mart yerel seçimlerde izlenecek yol haritası kapsamında ‘Kent Uzlaşısı’ modelini hayata geçireceklerini duyurmuştu. Kent Uzlaşısı stratejisi ile kenti var eden, yaşatan sosyal ve siyasal dinamikleri geniş ölçekte kapsayan tüm kurum, kuruluş, toplumsal taraflar ve siyasi aktörlerle görüşmek ve ortak mücadeleyi örmek amaçlanıyor.

    DEM Parti Eş Genel Başkan Başkan Yardımcısı Halklar ve İnançlar Komisyonu Eş Sözcüsü Yüksel Mutlu, Kent Uzlaşısı’nda Alevilerin yer almasının önemine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ALEVİLER YEREL SİYASETTE SÖZÜNÜ SÖYLEMELİ”

    Yüksel Mutlu; Alevilerin yaşadıkları katliam ve soykırımlar, karşı karşıya oldukları asimilasyon politikaları nedeniyle örgütlenmeleri gerektiğinin altını çizdi. Bunun da yerel siyasette, belediyelerde ve kendi kurumlarında varlık göstererek sağlamlaştırılacağını belirten Mutlu, Kent Uzlaşısı’nın Aleviler açısından önemli olduğuna dikkat çekti.

    Alevilerin kent dinamiği içerisinde önemli bir rolünün olduğunu söyleyen Mutlu, “Alevilerin çok güçlü bir demokrasi anlayışı ve mücadeleleri var. Bu anlamda Alevilerin Kent Uzlaşısı’nda çok güçlü yer almaları ve sözlerini söylemeleri gerekiyor. Başvuruları yoksa bile gerekli yerlere gidip önerilerini sözlü veya yazılı olarak sunabilir. Bu öneriler doğrultusunda yerelde çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz” dedi.

    ALEVİLERE YEREL YÖNETİMLERE KATILMA ÇAĞRISI

    Kültür Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı ile Alevilere dönük asimilasyon politikalarının devam ettirilmek istendiğine işaret eden Mutlu, “AKP burada kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor. Alevilerin kendi inancına sahip çıkması, asimilasyona karşı mücadele etmesi, AKP’nin Alevisi olmayarak kendi yolunu, hakikatini bulması için yerel yönetimler başta olmak üzere siyasetin her kademesinde kendi sözünü söylemesi gerekiyor” diyerek, Alevilere yerel yönetimlere katılma çağrısı yaptı.

    DEM Parti’nin bu anlayışla mücadele ettiğini vurgulayan Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kent Uzlaşısı dediğimizde Alevilere de kent siyasetinin kapısının açılması, belediye hizmetlerinden yararlanması ve yerel yönetimlerde aktif olarak yer alması gerektiğini düşünüyoruz. Aleviler yerine bir söz kurmak istemiyoruz. Alevilerin aday olup, oralarda hizmet gerçekleştirmesinin daha kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Alevi nüfusunun çok olduğu kentlerde Aleviler aday olmalıdırlar. Kendilerini ifade etmeleri, belediyelerin kendilerine nasıl hizmetler sağlayacağını kendilerinin belirlemesi önemli.”

    “ALEVİ KADINLAR VE GENÇLER AKTİF SİYASETTE YER ALMALI”

    Yüksel Mutlu, Alevi çalışmalarında kadın ve genç sayısının azlığına değinerek, “Kadın ve gençlik öncüdür, onların olmadığı bir hareket eksiktir. Bu nedenle Alevi kadın ve gençlerin talepkâr olmaları anlamında alan açmak gerekiyor. DEM Parti olarak yerellerde daha çok Alevi gençlerin ve kadınların yerel siyaset alanlarına başvurmalarını, il genel meclis üyeliği, belediye meclis üyeliği, muhtarlıklar konusunda daha çok talepkâr olmaları gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü kendi toplumlarının sorunlarını ancak buralarda kendileri özne olarak çözebilirler” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA- Diren KESER/ MERSİN

     

  • HDP: Ezidi halkının Çarşema Sor bayramı kutlu olsun

    HDP: Ezidi halkının Çarşema Sor bayramı kutlu olsun

    PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, Ezidi halkının Çarşema Sor bayramını kutlayarak, “Êzidîler için mutlak iyiliği temsil eden Çarsema Sor Bayramının, Ezîdî kadın ve çocukların kurtuluşunun ve Ezidi halkının özgürlüğünün müjdeleyicisi olmasını umut ediyoruz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, Ezidi halkının, ilkbaharın başlangıç günü olarak kabul ettiği Çarşema Serê Nîsanê’ye (Çarşema Sor) ilişkin açıklama yayınladı.

    Hatimoğulları, Ezidi halkı tarafından ilkbaharın başlangıç günü olarak kabul edilen ve yeni yılın ilk günü olarak kutlanan Çarşema Serê Nîsanê yani Çarşema Sor’u kutlayarak, Çarşema Sor bayramının esir alınan Ezidi kadınların-çocukların kurtuluşu ve Ezidi halkının özgürlüğünün müjdeleyicisi olmasını diledi.

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları imzası ile yayınlanan açıklama şöyle:

    “BİNLERCE KADIN VE ÇOCUĞUN AKIBETLERİ HALEN BELİRSİZ”

    Dili, kültürü, kimliği ve inancı sebebiyle Êzidîler; sonuncusu Şengal’de olmak üzere 73 defa katliama uğradı. 73’üncü ferman tüm dünyanın gözü önünde yaşanırken, soykırımın gerçekleştiği 2014’ten bugüne IŞİD çetelerinin elinde esir tutulan binlerce kadın ve çocuğun akıbetleri halen belirsiz. 18 Nisan’da, Çarşema Sor Bayramı arifesi sayılan günlerde Êzidîler bir kez daha saldırıya uğradı. Êzidî halkının yaşadığı acıları yürekten hissediyoruz. Onlarla dayanışarak bu şiddet sarmalından hep birlikte çıkacağız. Ve bayramları acılarla değil, bayram tadında kutlayacağımız günleri hep beraber göreceğiz.

    “EZİDİ HALKININ ÖZGÜRLÜĞÜNÜN MÜJDELEYİCİSİ OLMASINI UMUT EDİYORUZ”

    Êzidîler için mutlak iyiliği temsil eden Çarsema Sor Bayramının, Ezîdî kadın ve çocukların kurtuluşunun ve Ezidi halkının özgürlüğünün müjdeleyicisi olmasını umut ediyoruz. Halkların ve inançların bir arada özgürce yaşayabileceğine olan inancımızla; yeni yaşamın simgesi olan Çarşema Sor Bayramının; bütün insanlık için barışa, özgürlüğe, adalete ve eşitliğe vesile olmasını diliyor, kadim Ezîdî halkının bayramını kutluyoruz. Cejna pîroz Çarşema Sor ya Gelê Êzidî pîroz be!”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Ortadoğu barış hareketini hep birlikte kuralım – VİDEO

    HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Ortadoğu barış hareketini hep birlikte kuralım – VİDEO

    PİRHA- Hatay’da “Halklar ve İnançlar Buluşması”nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, savaş politikalarına karşı hep birlikte Ortadoğu barış hareketinin kurulması çağrısı yaparak, “Eğer hep birlikte barış için bir araya gelmezsek bu politikalar daha binlerce, onbinlerce insanın canına, on yıllar sürecek yaraların açılmasına yol açacaktır. O nedenle bizim acil ihtiyacımız barışın gücünü oluşturmak, sesini yükseltmektir” dedi.

    Haberin videosu;

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) “Hep Birlikte Demokrasi Buluşmaları” kapsamında “Halkların Özgürlüğü, İnançların Eşitliği için Buluşuyoruz” şiarıyla Hatay’da “Halklar ve İnançlar Buluşması” gerçekleştirdi. Buluşmaya HDP Eş Genel Başkan Mithat Sancar, HDK Eş Sözcüsü İdil Uğurlu’nun yanı sıra halklar ve inançlar temsilcileri katıldı.

    “TEKÇİ ANLAYIŞA İTİRAZ”

    HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları’nın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, söz alarak etkinlikte emeği olanlara teşekkür ederek, şunları ifade eti:

    “Bu çağrı herkesin bulunduğu yerden haksızlığa, adaletsizliğe, baskıya zulme itiraz etmesine dönük bir çağrıydı. Bizim bu tutum belgesine bağlı bir de demokratik mücadele programımız var. Ona da yine 15 Haziran’da Eş Başkanlar olarak Edirne’den ve Hakkari’den başlamıştık. Demokratik mücadele programının ilk aşaması Demokrasi Yürüyüşü başlığıyla hayata geçirildi. Tam da tutum belgemizde altını çizdiğimiz itirazı Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna taşıma amacına dönüktü. İtirazımızı Türkiye’deki bütün insanlarla paylaşmayı hedefliyordu bu yürüyüş. Bütün engellemelere rağmen seslerimizi, çok geniş kesimlerle buluşturmayı başardık. Ve yürüyüş güçlü bir ortak ses yarattı. O ses itirazı sesi. O ses adaletsizliğe, savaş politikalarına, ayrımcılığa, düşmanlaştıran söyleme itiraz, zulme, sömürüye itiraz ve bu ülkedeki her türlü özgürlüğü bütün eşitlik imkanlarını yok etmeyi amaçlayan tekçi anlayışa itirazdı.”

    “HEP BİRLİKTE DEĞİŞİME, YENİYE YÜRÜYEN BİR GÜÇ YARATALIM”

    İtiraz; tek başına kötülükleri bitirmez, itirazdan inşaya geçmek gerekiyor, çağrısında bulunan Sancar, “Biz kötülüğe itiraz ediyoruz ama iyi de iyiliği de inşa etmek lazım. Bu buluşmaların amacı da tam da budur. Buradan, bu buluşmalardan biz yeniyi iyilik ve adalet temelinde, vicdan ve özgürlük temelinde çoğulculuk ve eşitlik temelinde kurmak için ortak güç yaratma arayışındayız. HDP’siz bir yeni yaşam mümkün değil diyoruz ama sadece HDP’yle de olmayacağını biliyoruz. O nedenle kendimizi parti olarak bütün buluştuğumuz oluşumlarla kesimlerle temsiliyetlerle eşit görüyoruz. Burada ortaya çıkacak olan dönüşüm gücünün eşit bir parçası olarak var olmak istiyoruz. O nedenle buradan doğacak olan dönüşüm gücü, ortak güç olacaktır. Hep birlikte değişime, yeniye yürüyen bir güç olacaktır. Amacı halkların özgürlüğü inançların eşitliği için bir ortak güç yaratma arayışını güçlendirmek. Bir ortak güç yaratma arayışını daha da ileri taşımaktır. Hedefe biraz daha yürümektir” dedi.

    Sancar, “Artık sadece bir ülkede savaşı bitirmekle Ortadoğu’da barışı sağlayamayacağımızın da iyice farkına varmış olmamız gerekiyor. Bir Ortadoğu barış hareketine ihtiyacımız var” diyerek, “Hükümetlerin ötesinde, hükümetleri ve devletleri aşan güçlü bir toplumsal barış hareketinin çalışmalarını tez elden başlatmak zorundayız. Ortadoğu’da bir barış enternasyonali bütün saydığımızı hedefler için şimdi her zamankinden daha acil bir ihtiyaç haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “KORKUYA TESLİM OLMAYALIM”

    İktidarın zalimane uygulamalarının, bir ayrıştırma, düşmanlaştırma ve tekleştirme zihniyeti taşıdığını ifade eden Sancar, “Korkuya teslim olursak kendimizi ve vicdanımızı kaybederiz. Korkuya karşı çıkmak haysiyetine sahip çıkmakla eş anlamlıdır” diyen Sancar, “Bir insanın dili haysiyetidir, kimliği ve inancı haysiyetidir. Bunlara yönelik her saldırı haysiyete yönelik saldırıdır. O nedenle özgürlük ve eşitlik mücadelesi aynı azamdan bir haysiyet mücadelesidir. Haddimi aşmadan bir iki cümle sarfedeceğim, dinler tarihi konusunda benden daha iyi söz edecek katılımcılar var, herhalde bunu söylersem yanlış olmaz. Bütün dinsel inançların temelinde zulme itiraz vardır. Zulme başkaldırı vardır. Ne zamanki inançlar bir iktidar aracı haline getirilmişse işte o zaman bu asli kaynaklarını kaybetmiştir. O zaman iktidarların yok edici zulum politikalarının ortaya çıktığı her yerde inançlar adına çok ciddi meseleler ile karşılaşmak durumunda kalınır. Bu nedenle çağrımız samimi bütün inananlaradır. Her dilde her dinden her mezhepten her inançtan gelin inançlarımızın kaynağını oluşturan o zulme karşı çıkma ruhunu ortaklaştırma. Buradaki bütün farklı inaç gruplarını bir araya getirecek en güçlü temel budur. Evet eğer bunu başarabilirsek Sünnilik adına Aleviliğe zulme, müslümanlık adına diğer inançlarla dinlere Musevilere, Hristiyanlara, Êzidiliğe zulmü ortadan kaldırırız” dedi.

    Sancar, son olarak “Toprağın altı huzur bulsun. Mezarsız ölülerin yası tutulabilsin ki bugüne daha güçlü eşitlik ve kardeşlik köprüsü oluşturabilelim. Toprağın altına da huzur istiyoruz” diyerek, “biliyorum buna gücümüz yeter, yeterki korkuya aşalım, gücümüze inanalım, yeter ki bu ülkede zayıf ve az olduğumuz yanılsamasına öncelikle biz aşalım. Bu ülkede kardeşlik ve özgürlük isteyenler çoğunluktadır. Adalet isteyenler çoğunluktadır, yeter ki kendimize güvenelim. Bugün çok güzel çok değerli konuşmalar olacaktır, her bir konuşmanın bu ortak hedefleri büyük katkılar sunacağından şüphe duymuyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    Sancar’ın konuşması ardından etkinlik basına kapalı devam etti.

    Diren KESER/HATAY

     

  • Avrupa Alevi Hareketi’ne yönelik karalama kampanyası için araştırma önergesi

    Avrupa Alevi Hareketi’ne yönelik karalama kampanyası için araştırma önergesi

    PİRHA – HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Çalışma Birimi’nde yer alan milletvekilleri Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül Avrupa Alevi Hareketi ile ilgili başlatılan karalama kampanyası ve asılsız iddialarla ilgili TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.   

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Alevi Çalışma Birimi’nde yer alan Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen ve Kemal Bülbül Avrupa Alevi Hareketine yönelik karalama kampanyası ve asılsız iddialarla ilgili ‘Hodri Meydan’ diyerek TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    TBMM’ye verilen önergede “Avrupa Alevi Hareketi’nin yabancı devletlerin güdümüyle, ülkemizde ve Avrupa’da “Ali’siz Alevilik”i yayarak Türkiye’yi bölmek için faaliyetler yürüttükleri yönünde mesnetsiz iddialar ileri sürülmektedir” denildi.

    Açıklamada, 2014 yılında iktidar partisi lideri tarafından dile getirilen ve gündem olan bu ithamları doğrulayan tek bir somut verinin bugüne kadar Türkiye kamuoyuyla paylaşılmadığı vurgulandı.

    “Yakın zamanda bir TV kanalında yayınlanan programda, iktidarla senkronize hareket eden bir kesimin temsilcisi tarafından, Avrupa Alevi Hareketi’nin başka ülkeler adına, Türkiye’yi bölmek için ajanlık faaliyetlerinin olduğu iddiası tekrarlandığı belirtilen araştırma önergesinde, şunlar kaydedildi:

    “Ajanlık faaliyetleri yürütüldüğü iddia edilen birçok Avrupa ülkesinde cemevlerinin ibadethane kategorisinde kabul edilmesinin yanı sıra talep gelmesi durumunda, Aleviliğin okullarda ders olarak verilmesi de mümkün kılınmıştır. Alevi toplumunun anavatanı olan ülkemizde ise tam aksine hiçbir sosyal, kültürel ve inanç hakları tanınmamaktadır. Bu haklara dair talepleri dile getiren Alevi kurumlarına karşı da sürekli itham edici bir tutum sergilenmektedir. Hatta Avrupa’da yaşayan Alevilerin hak eşitliği kapsamında elde ettikleri kazanımlar, “Ali’siz Alevilik”, “yabancı devletler adına ajanlık faaliyetleri yürütmek” vb. ithamlarla itibarsızlaştırılmakta ve bu yolla bu kazanımların Türkiye adına örnek teşkil etmesinin önüne geçilmeye çalışıldığına dair ciddi şüpheler mevcuttur. Daha da vahimi, bu iddialar neticesinde Alevifobi’nin ateşi yakılarak nefretin öznesi haline getirilen Alevilerin evlerinin işaretlenmesi ve cemevlerinin sık sık saldırılara uğraması gibi çeşitli nefret suçlarının gerçekleşmesine müsait bir ortam yaratılmaktadır.”

    “TOPLUMU KUTUPLAŞMAYA SEVK EDİYOR”

    İnançsal hak taleplerini dile getiren ve bu konuda yaşadıkları ülkelerde çeşitli kazanımlar elde eden Avrupa Alevi Hareketi’ne dair iktidar ve beraber hareket ettiği çevrelerin iddialarının açıklığa kavuşturulmasının elzem olduğu ve toplumu kutuplaşmaya sevk ederek, Alevilere yönelik nefret söylemini ve Alevifobiyi güçlendiren, bu iddia sahiplerinin dayanaklarının ne olduğunun ve hangi maksatla bu açıklamaları yaptıklarının anlaşılması amacıyla, Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması istendi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan PİRHA’ya ziyaret-VİDEO

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’ndan PİRHA’ya ziyaret-VİDEO

    PİRHA- HDP Haklar ve İnançlar Komisyonu ajansımızı ziyaret ederek, PİRHA’ya çalışmalarından dolayı başarılar diledi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu üyeleri Çilem Küçükkeleş, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve Mardin Milletvekili Tuma Çelik, Pir Haber Ajansı’nı (PİRHA) ziyaret etti.

    “PİRHA’YI KENDİMİZE YAKIN HİSSEDİYORUZ”

    Komisyon üyesi ve Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Birçok noktada, demokrasi mücadelesinde, inanç özgürlüğü mücadelesinde kesişiyoruz, buluşuyoruz. Bu anlamda PİRHA’yı kendimize, kendimizi de PİRHA’ya yakın hissediyoruz” dedi.

    PİRHA’nın doğru haber verme noktasında ciddi bir sorumluluğu olduğunu belirten Bülbül, “Alevi kamuoyunun nabzını tutma konusunda da ciddi bir sorumluluğu var” dedi.

    Bülbül, PİRHA’nın çalışmalarına desteği vereceklerinin altını çizdi; “Hizmetleriniz hak divanına yazılsın” dedi.

    “PİRHA ALEVİ TOPLUMUNUN AYNASI”

    Komisyon üyesi ve İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, PİRHA’nın alevi toplumunun aynası olduğunu ifade etti. Kenanoğlu, Alevi milletvekillerinin çalışmalarının PİRHA aracılığıyla kamuoyu tarafından bilinir hale geldiğini belirterek PİRHA’ya çalışmalarında başarılar diledi.

    “PİRHA’YA DESTEĞİ KENDİMİZE BİR GÖREV BİLİYORUZ”

    Komisyon üyesi ve Mardin Milletvekili Tuma Çelik tek tipleştirmeye karşı PİRHA’nın yanında olduklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:

    “Toplumun çoğulcu yapısına rağmen iktidar tek sesliliği öne çıkarıyor. Bu çerçevede PİRHA’yı farklılıkların sesini duyurma noktasında çabasından dolayı kutluyorum. Önümüzdeki dönemde de yapacakları tüm çalışmalarda elimizden gelen yardımı yapacağız. Türkiye farklılıklarıyla özel yere sahip olan bir ülke. Ama maalesef bugüne kadarki iktidarlar bunu engellemeye çalıştı. Bu güzel ülkeyi çirkinleştirmeye çalıştılar. Biz bu çirkinleşmeye karşı duranlar olarak PİRHA’ya desteği kendimize bir görev biliyoruz.”

    “ELEŞTİRİLERİNİZİ DİNLEMEK İÇİN BURADAYIZ”

    Komisyon üyelerinden Çilem Küçükkeleş, “Alevi basınının emeğine sağlık. Eleştiri ve önerilerinizi dinlemek için burada bulunmak, sizleri ziyaret etmek istedik” dedi ve PİRHA’ya çalışmalarından dolayı teşekkür etti.

    “HAKKIN VE HAKİKATİN SESİ OLACAĞIZ”

    PİRHA editörlerinden Turabi Kişin, komisyonun ziyaretini önemli bulduklarını belirtti. Kişin sözlerine şöyle devam etti:

    “PİRHA’yı Alevi toplumunun, ezilenlenlerin kendisini ifade edebileceği bir alan olarak konumlandırdık. Bütün toplumsal kesimlere kapımız açık. Kurulurken hakkın ve hakikatin sesi dedik, buna riayet edeceğimizi buradan ifade ediyorum.” (HABER MERKEZİ)

  • HDP eski Eş Genel Başkanı Kemalbay Gazi Cemevi’nde Muharrem lokmasına katıldı-VİDEO

    HDP eski Eş Genel Başkanı Kemalbay Gazi Cemevi’nde Muharrem lokmasına katıldı-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, HDP Halklar ve İnanç Komisyonu ile birlikte Muharrem orucunun 8’nci gününde İstanbul Gazi Mahallesi Cemevi’nde lokma dağıtımına katıldı. Kemalbay, Alevilere yönelik baskıların her geçen gün arttığına dikkat çekerek, “Yezitler kaybedecek, İmam Hüseyinler kazanacak” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, HDP Halklar ve İnanç Komisyonu ile birlikte Muharrem orucunun 8’nci gününde İstanbul Gazi Mahallesi Cemevi’nde lokma dağıtımına katıldı. Oruca Kemalbay’ın yanısıra HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Erdal Ataş, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Ali Kenanoğlu ve Çilem Küçükkeleş, HDP Parti Meclisi üyesi sanatçı Pınar Aydınlar ve HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Esengül Demir ile çok sayıda Alevi yurttaş katıldı.

    HDP heyeti oruç açma ve lokma dağıtımından önce Cemevi yönetimini ziyaret ederek sohbet etti. Burada sorunlarını dile getiren Gazi Cemevi Yönetim Kurulu Başkanı Hıdır Karataş cemevlerinde yaşanan sıkıntıların meclise taşınmasını talep etti. Heyet, Alevi yurttaşların mücadelesinin ve taleplerinin takipçisi olacağını söyledi.
    Cemevi yönetimiyle yapılan sohbetin ardından verilen lokma duası ile oruç açıldı.

    “YEZİTLER KAYBEDECEK, İMAM HÜSEYİNLER KAZANACAK”

    Burada kısa bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, Alevilere yapılan baskıların günden güne arttığına dikkat çekti. Birlikte mücadele etme çağrısı yapan Kemalbay, demokratik bir toplum inşasında Alevilerin taleplerini her fırsatta dile getireceklerini söyledi. Kemalbay, “Yezitler kaybedecek, İmam Hüseyin’ler kazanacak” dedi. Kemalbay, “Ceylan Önkol’un, Berkin Elvan’ın kocaman yürekleri açılan her lokmada bulunuyor” dedi.
    Ağuçan Ocağına Mensup Gazi Cemevi Piri Hıdır Cenan’ın verdiği lokma duasından sonra lokmalar dağıtıldı.
    Lokmalar paylaşıldıktan sonra Pir Hıdır Cenan’ın yönettiği Muharrem sohbetine geçildi.

    (HABER MERKEZİ)