PİRHA-Suriye’nin Hama kırsalında yer alan Qal’a Mıdık köyünde havaya ateş açılması üzerine güvenlik güçlerinin bölgeye sevk edildiği bildirildi. Aynı saatlerde Sukaylabiyah kasabasına ilişkin Hristiyanlara yönelik saldırı ve yağma iddiaları sosyal medyada geniş yer buldu.
Suriye’nin Hama iline bağlı farklı yerleşimlerde yaşanan gelişmeler, bölgede güvenlik hareketliliğini artırdı. Qal’a Mıdık köyünde silahlı kişilerin havaya ateş açmasıyla kısa süreli gerginlik yaşanırken, Sukaylabiyah kasabasına ilişkin ortaya atılan saldırı iddiaları sosyal medyada gündem oldu.
QAL’A MIDIK’TA HAVAYA ATEŞ AÇILDI, GÜVENLİK GÜÇLERİ BÖLGEYE GİTTİ
Yerel kaynaklara göre Hama’nın kuzeydoğusunda yer alan Qal’a Mıdık köyünde silahlı kişilerin havaya ateş açmasıyla bölgede kısa süreli panik yaşandı.
Olayın ardından hükümet güçlerinin yaklaşık bir saat içinde bölgeye intikal ettiği, güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve alanda kontrol sağlandığı aktarıldı.
Olayın nedeni ve taraflarına ilişkin resmi bir açıklama ise netlik kazanmadı.
SUKAYLABİYAH İDDİALARI SOSYAL MEDYADA YAYILDI
Öte yandan Hama kırsalındaki Sukaylabiyah kasabasında Hristiyanlara ait ev ve iş yerlerinin hedef alındığı, bazı bölgelerde yağma ve tahrip yaşandığı yönünde iddialar sosyal medyada paylaşıldı.
Paylaşılan görüntülerde motosikletli kişilerin bazı dükkânlara zarar verdiği öne sürülürken, olayın detaylarına ilişkin farklı anlatımlar bulunuyor.
Hama kırsalı, Suriye iç savaşının farklı dönemlerinde çeşitli silahlı grupların etkisi altında kalan ve zaman zaman güvenlik olaylarının yaşandığı bir bölge olarak biliniyor. Yerleşimlerde dönemsel gerginliklerin yaşandığı ve sivil alanların bu süreçlerden etkilendiği daha önceki raporlara da yansımıştı.
Qal’a Mıdık köyünde yaşanan havaya ateş açma olayı güvenlik güçlerinin müdahalesiyle kontrol altına alınırken, Sukaylabiyah kasabasına ilişkin saldırı iddiaları ise sosyal medyada geniş yankı bulmaya devam ediyor. Bölgede yaşanan gelişmeler yakından takip ediliyor.
PİRHA – Suriye’de Alevilere yönelik soykırım uygulamalarına dikkat çekmek amacıyla başlatılan grev 4. gününde geniş yankıyla devam ediyor. Mesyaf ve Hama’da dükkanlar kapanırken, Humus’ta ise okul müdürlerinin devamsız öğrencileri okuldan atmakla tehdit ettiği belirtildi.
Suriye’de HTŞ’nin kontrolü ele geçirmesinin ardından Alevi toplumu üzerindeki baskı ve katliamların artması, tepkileri büyüttü. Şeyh Gazel Gazel’in yaptığı “Suriye Devrim Kutlamalarına katılmayın, 5 gün boyunca grevde olun” çağrısı, 4. gün itibariyle karşılığını buldu.
MESYAF VE HAMA’DA DÜKKANLAR KAPANDI
Özellikle Suriye kıyı şeridi boyunca uzanan, Alevi çoğunluğun yaşadığı şehirler ve kırsal bölgelerde, Şeyh Gazel Gazel’in çağrısına yanıt olarak grevin dördüncü gününde de devam ettiği gözlemleniyor. Suriye İnsan Hakları Gözlem Merkezi’nin (SOHR) aktardığına göre Mesyaf ve çevresindeki köylerde, ayrıca Hama’nın doğu ve batı kırsalında dükkanların kapalı olduğunu ve sokaklarda belirgin bir sakinlik olduğunu, öğrencilerin de okula gitmediğini gözlemledi.
Bu arada, Humus’ta yerel kaynakların verdiği bilgiye göre okul müdürlerinin devamsız öğrencileri okuldan atmak ve kayıtlarını iptal etmekle tehdit ettiğini ve velilerine okul yönetimlerine bildirmeleri talimatı verdiği belirtildi.
PİRHA- Suriye’yi yöneten HTŞ’ye bağlı güçler, IŞİD ve SMO’lu çetelerin Alevilere ve diğer inançlara yönelik soykırım saldırılarını yerinde inceleyen Dr. Kemal Sido, “Evler yakılmış, insanlar katledilmiş ve insanlar günlerce dışarıda kalarak açlık ve susuzluk çekmişler. Çok üzücü hikayalerdi” dedi. Sido, Alevilerin örgütlü olmadığı sürece katliamlarla karşı karşıya kalmaya devam edeceğine vurgu yaparak, Alevi örgütlerine bir komisyon kurarak bu suçları uluslararası mahkemeye taşımaları çağrısında bulundu.
Suriye’de 61 yıllık Baas rejiminin çökmesinin ardından yönetimi Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün devralmasıyla birlikte Aleviler başta olmak üzere diğer etnik ve dini topluluklara karşı soykırım saldırıları devam ediyor. Özellikle Alevi nüfusunun fazla olduğu Lazkiye, Humus, Hama ve çevresindeki kentlerde yoğunlaşan şiddet vakaları ile işkenceler sebebiyle Aleviler yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalıyor. Darp, yaralanma, cinayet, kaçırılma, konutların basılıp yakılması, işkence gibi olaylarla karşı karşıya kalan Aleviler tüm bunların yanında açlık krizi ile boğuşuyor.
6 Mart’ta başlayan saldırılardan hemen sonra Nisan ayında Suriye’ye geçen ve katliamın yaşandığı sahil kentlerindeki durumu yerinde inceleyen Dr. Kemal Sido, izlenlerini PİRHA’ya aktardı.
Sido, 61 yıllık Baas rejiminin ve Esad ailesinin Alevi kökenli olmalarına rağmen Alevileri baskıladığına, örgütlenmesine engel olduğuna işaret etti. Örgütsüz ve öz savunmasız bırakılan Alevilerin bu yüzden kolayca hedef olduğunu ifade eden Sido, katliamın yaşandığı yerlerde Alevilerin büyük sıkıntılar içerisinde olduğunu kaydetti.
“HEM HAFIZ HEM BEŞAR ESAR DÖNEMİNDE ALEVİLERE BASKI UYGULANDI”
PİRHA: Aleviler iktidarın bir parçasıdır propagandası özellikle Esad iktidarı düşüşünde sıkça dillendirildi, ardında da katliam başladı. Bu tesadüf olmayan durum bölgede nasıl hissedilmedi? Yada bu kadarını da yapmazlar mı denildi?
Dr. Kemal Sido: Beşar Esad’ın ailesi Suriye’de Arap Alevisi olarak biliniyor. Esad ailesinin babası Hafız Esad ve Beşar Esad hiç birgün Alevi olduğunu söylemedi, sadece Arap milliyetçisi olduklarını söylemekle yetindiler. Hafız Esad 1970 yılında iktidara geldiğinde Sünniler gibi camide namaz kılıyordu. Her cuma bunu tekrarlıyordu. O yüzden Esad ailesi gerçekten Alevi bir aile diyemiyoruz, öyle bahsediyoruz.
Hem Hafız hem de Beşar Esad Alevilerin pozisyonuna baskı uyguladı. Birçok tanıdığım Alevi öncüler yıllarca hapishanelerde kaldı, bir kısmı da öldürüldü. Alevilerin şeyhleri kalmadı. Buda Aleviler için kötü bir durumdu. Alevilerin ne örgütlenmesi, ne partisi ne de silahlı grupları vardı. Rejim düştüğünde ise radikal grupların Alevilerin bölgelerine saldırması, insanları öldürmesi ve kadınları kaçırması bu yüzden çok kolaydı. Alevilerin Suriye’deki genel durumu böyleydi.
“CİHATÇI ÇETELER BÜTÜN BÖLGEDEKİ EVLERİ YAKMIŞTI”
Siz Alevi bölgesine gittiniz ne gördünüz, izlenimlerinizi aktarır mısınız?
Nisan ayında Suriye’de Dürzi bölgelerine ve Şam’a gittim. Alevilerin yaşadığı bölgelere de gitmek istedim, lakin birçok kişi durum sıkıntılı olduğu için gitmemi istemedi. Yine de gideceğimi söyledim. Arapça biliyordum. Tek başıma otobüse binerek sessizce kimseye söylemeden Humus’tan geçerek Tartus, Banyas, Ceble, Lazkiye, Kadmu, Şeyh Bedir, Musyaf’a gittim. Gözlerimde gördüm. Cihatçı çeteler bütün bölgelere dağıldığını ve birçok evin yandığını gördüm. Çok üzücü hikayeler anlattılar.
GÜNLERCE DIŞARIDA AÇ VE SUSUZ KALMIŞLAR
Şeyh Bedir köyünden Alevi bir kadın bahsetti; çetelerin saldırması sonrasında günlerce çocuklarıyla dışarıda kaldığını, yiyecek ve su olmadığını anlattı. Durumları çok zahmetli ve kötüydü. Çokça fotoğraf aldım. Onlara Almanya’ya döndüğümde Alevilerin sesi olacağıma dair çaba içerisinde olacağıma dair söz verdim.
Kimse Alevilere yardım etmiyor. Alevi kurumlarından istediğim bu katliama sessiz kalmasınlar. Türkiye’de 15 milyon Alevi olduğu söyleniyor ve bu çetelere yardım eden Türk devletidir. Türkiye’deki Aleviler buna karşı seslerini yükseltmeli ve Suriye’de kardeşlerini yalnız bırakmamalı.
“ALEVİLERİN ÖRGÜTLÜ YAPILARI OLMALI”
HTŞ SMO ve IŞİD denkleminde Aleviler ne yapmalı, nasıl bir yol izlemeli?
Alevilerin genel durumu iyi değil. Başta da bahsettiğim gibi şeyhleri, pirleri kalmamış, toplumsal yapıları kalmamış. Partileri ve örgütlü yapıları yok. Bu yüzden çetelerce katledilmeleri kolay oldu. Alevilerden İstenilen tek şey örgütlenmeleri, organizasyonlarını yapmaları. Silahlı grupları olmadığı sürece çeteler bir gece kolayca katliam yaparak, kadınları kaçırırlar. Ayrıca kendilerini korumak için Suriye Demokratik Güçleri, Dürziler, demokratik Sünniler iletişimleri olmalı. Merkezi bu Suriye değil federal bir Suriye istemeliler. Aleviler evlerinde, köylerinde, şehirlerinde kendilerini yönetmeli, kendi yerel asayiş güçleri (polis) olmalı.
ALEVİ ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI: ULUSLARARASI KOMİSYON KURULMALI VE SUÇLAR MAHKEMEYE TAŞINMALI
Şu anda güncel olarak Suriyede durum nedir? Ne yapılmak isteniyor, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Suriye’deki Aleviler Almanya’dan Amerika’ya, Balkanlar’dan Türkiye’ye kadar ilişkilerini güçlendirmeli. Almanya’da Alevi inancının mensup parlamenterler var. Şimdiye kadar büyük işler yapmadılar, şimdiden sonra yapmalılar. Suriye’de ne olduğunu bilmeleri gerekiyor. Suriye hükümetinin Alevilere karşı işlediği suçlar saklanıyor. 1500 insanın öldürüldüğü söyleniyor fakat bana göre öldürülen Alevilerin sayısı çok daha fazla. İslami rejim olan Şam hükümeti Alevilerin öldürülmesine dair karar vermiş durumda. Uluslararası bir komisyonun oluşmasını talep etmeliyiz. Bu komisyon bir araştırma yaparak Şam hükümeti ve Colani’nin işlediği suçları mahkemeye taşımalı.
PİRHA- BM İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Hama ve Tartus’ta yaptığı incelemeleri raporlaştırdı. Raporda, belgelenen vakaların çoğunun yargısız infaz olduğuna dikkat çekilerek, “Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir” denildi.
Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun, Alevileri hedef aldığı saldırılarda 3000’e yakın sivil katledildi. Çok sayıda kişi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus’ta HTŞ’ye bağlı gruplar, IŞİD ve Türkiye’nin desteklediği SMO’nun katliamına dair ilk raporunu paylaştı.
BM İnsan Hakları Ofisi şu ana kadar 111 sivilin öldürüldüğünü belgelediklerini, doğrulama süreci devam ettiğini ve öldürülen gerçek insan sayısının önemli ölçüde daha yüksek olduğuna inanıldığını aktardı.
Açıklanan raporda şu değerlendirmeler yer aldı:
“Belgelenen vakaların çoğu yargısız infazdır. Bu infazların Tartus, Lazkiye ve Hama vilayetlerinde mezhep temelli olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır – kimliği belirsiz silahlı kişiler, bakanlık yetkililerinin güvenlik güçlerini desteklediği iddia edilen silahlı grupların üyeleri ve eski hükümetle bağlantılı unsurlar tarafından gerçekleştirildiği bildirilmektedir.
Son derece rahatsız edici bazı vakalarda, kadınlar, çocuklar ve çatışmaya girmemiş bireyler de dahil olmak üzere tüm aileler öldürülmüş, özellikle Alevi şehir ve köyleri hedef alınmıştır. Ofisimiz tarafından toplanan birçok tanıklığa göre, failler evlere baskın düzenleyerek sakinlere Alevi mi yoksa Sünni mi olduklarını sorduktan sonra onları öldürmeye ya da bağışlamaya başladılar. Hayatta kalan bazı kişiler, birçok erkeğin ailelerinin önünde vurularak öldürüldüğünü anlattı.
6 ve 7 Mart tarihleri arasında, eski hükümetin güvenlik güçlerine bağlı olduğu bildirilen silahlı kişiler de Lazkiye, Tartus ve Baniyas’taki çeşitli hastanelere baskın düzenledi. Bu kişiler, geçici yönetimin güvenlik güçleri ve onlara bağlı silahlı gruplarla çatıştı. Bunun sonucunda aralarında hastalar, doktorlar ve tıp öğrencilerinin de bulunduğu onlarca sivilin hayatını kaybettiği ve hastanelerde hasar meydana geldiği bildirildi.
Son günlerde kaydedilen diğer ihlaller ve suiistimaller arasında, çoğunlukla sahadaki kaotik durumdan yararlandığı anlaşılan kimliği belirsiz kişiler tarafından evlerin ve dükkanların yaygın bir şekilde yağmalanması yer almaktadır. Çok sayıda sivil evlerini terk ederek kırsal bölgelere kaçarken, bir kısmının da bölgede Rus güçleri tarafından kontrol edilen bir hava üssüne sığındığı bildirildi. Bekçi yetkililer 10 Mart’ta kıyı bölgelerindeki güvenlik operasyonlarının sona erdiğini duyurdu. Ancak aralıklı çatışmalar rapor edilmeye devam etmektedir.
İhlal ve suiistimallere ilişkin belgelenmiş anlatım ve görüntülerimiz var. Ancak, çevrimiçi ve çevrimdışı olarak artan nefret söylemi ve bağlamından koparılmış görüntüler de dahil olmak üzere yanlış bilgilerin yaygın bir şekilde yayılması da halk arasındaki korkuyu daha da arttırarak gerilimi körükledi.
Nefret söylemi ve yanlış bilgilendirmedeki ciddi artışın, Suriye toplumundaki gerilimi daha da alevlendirme ve sosyal uyuma zarar verme riski taşımasından endişe duyuyoruz.”
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk tüm bu suçlar için hesap verebilirlik çağrısında bulunmaktadır. Geçici yetkililer tarafından bağımsız bir soruşturma komitesinin kurulduğunun açıklanmasını memnuniyetle karşılayan Türk, yetkililere yürütülen soruşturmaların hızlı, kapsamlı, bağımsız ve tarafsız olmasını sağlamaları çağrısında bulunur. İhlallerden sorumlu olduğu tespit edilen herkes, mensubiyetlerine bakılmaksızın, uluslararası hukuk normları ve standartları doğrultusunda hesap vermelidir. Mağdurlar ve aileleri hakikat, adalet ve tazminat hakkına sahiptir.
Bu tür üzücü ihlal ve istismarların tekrarlanmaması için, silahlı grupların incelenmesi ve Suriye’nin askeri yapılarına entegre edilmesi sürecinin, ülkenin uluslararası insan hakları ve insani hukuk kapsamındaki yükümlülükleriyle uyumlu olması ve Suriye’de geçmişte veya yakın zamanda meydana gelen insan hakları ihlallerine karışan herkesin sorumluluğunun tam olarak ele alınması zorunludur.”
PİRHA- Suriye’yi yönetimini ele geçiren HTŞ’ye bağlı çeteler, Alevilerin yaşadığı bölgelerde insanlık dışı uygulamalar ve infazlar gerçekleştiriyor. Ajansımıza konuşan Suriyeli Aleviler, evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.
Cihatçı çetelerden oluşan HTŞ’nin Lazkiye, Humus ve Tartus gibi Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hak ihlali gerçekleştirdikleri haberleri gelmeye devam ediyor. İnsanlık dışı uygulamaların merkezi olan Alevi coğrafyasında görüntü çekip, kamuoyuyla paylaşanların infaz edildiği aktarılıyor.
PİRHA olarak ulaştığımız yurttaşlar, Lazkiye, Tartus, Hama, Humus gibi Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde evlerin basıldığını, genç erkeklerin infaz edildiğini, silahlarına el konulduğunu ve işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar.
ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI
“Şebbia” adlı askeri birlikler bahane edilerek evlere girilip gençler evlerinden alınıyor, katledildikten sonra sokak başlarına atıldığını anlatan yurttaşlar, “Birçok yerde araçlara el konuyor. Evlerdeki değerli eşyalar ve paralar gasp ediliyor. Karşı çıkanlar işkenceye maruz kalıyor. Gençler ya gözaltına alınıp bilinmeyen yerlere götürülüyor ya da infaz ediliyor. Bölgede sadece Alevilerin silahlarına el konuyor. Diğer etnik yapıların silahlarına dokunulmuyor” diyerek uluslararası toplumun Alevilere sahip çıkması çağrısında bulundu.
Bir diğer yurttaş ise yaşadıklarının sadece katliamın provası olduğunun altını çizerek, Mart’ta yapılacak seçim sonrası daha büyük katliamla karşı karşıya kalma tehlikesinin olduğunu vurguladı.
“BARIŞ VE GÜVENLİK İÇİNDE İNSANCA YAŞAMAK HAKKIMIZDIR”
Suriye’de yaşayan bir yurttaş ise şunları ifade etti:
“Biz Aleviler, büyük vatanımıza bağlılığımızı, onun birlik ve toprak bütünlüğüne bağlılığımızı teyit ederken, mevcut ve koşulların ve bölgemizde tanık olunan aşırılık ve nefretin tırmandırılmasının varlığımızı tehdit ettiğini görüyoruz. Barış ve güvenlik içinde insanca yaşamak hakkımızdır.
Ülkemizi kasıp kavuran çatışmaların sonuçlarından diğer bileşenler gibi biz de acı çektik. Bizim Alevi bölgesi talebimiz vatanımızdan ayrılmak değil, haklarımıza saygı duyulan, kültürümüzü, inançlarımızı ve mirasımızı korku ve zulüm olmadan koruyabileceğimiz güvenli bir alan bulma çabasıdır. Aşırılıkçı söylemin yayılması nedeniyle hem ülke içinde hem de uluslararası alanda ilgili tüm partilere bu talebi ciddiye almaya ve onur ve barış içinde yaşam hakkımızı desteklemeye hitap ediyoruz. Milletin tüm bileşenleriyle yan yana, herkesin haklarını tanıyan, farklılıklarına saygı duyulan bir ortamda yaşamak istediğimizi beyan ederiz. Ancak mevcut koşullar bizi, kendimizi korumak ve çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlamak için gerekli bir önlem olarak bu çözümü talep etmeye itiyor.”
PİRHA- Suriye’de Halep’in Meyselun bölgesinde bulunan ‘Ebu Abdullah el-Hüseyin el-Hasibi’ türbesinin yakıldığı ve türbenin bakımından sorumlu beş kişinin öldürüldüğü görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Aleviler birçok kentte protesto gösterisi düzenledi. Protesto gösterilerinde bulunan Alevilerin üzerine HTŞ güçleri tarafından otomatik silahlarla ateş açıldı. Onlarca ölü ve yaralı olduğu bilgisine ulaşıldı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne (SOHR) göre Humus, Hama, Tartus ve Lazkiye’de Aleviler başta olmak üzere azınlıklar, Esad rejimini deviren Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki yönetimin “Baas döneminde memurluk yapan Suriyelilere” saldırılar düzenlediğini ileri sürerek, protesto gösterileri düzenledi. SOHR, “protesto gösterilerine HTŞ tarafından ateş açıldığını, ölü ve yaralıların olduğunu” açıkladı.
Suriye’de Halep’in Meyselun bölgesinde bulunan ‘Ebu Abdullah el-Hüseyin el-Hasibi’ türbesinin yakıldığı ve türbenin bakımından sorumlu beş kişinin öldürüldüğü görüntülerin ortaya çıkmasının ardından Aleviler birçok kentte protesto gösterisi gerçekleştirdi. SOHR, “Alevi mezhebinin dini sembollerine ve kutsallarına yönelik saldırıları protesto etmek için gösteriler” düzenlediğini belirtti.
Aktarılan bilgilere göre HTŞ üyeleri, Humus ve Tartus’taki göstericilerin üzerine ateş açtı. SOHR da “protesto gösterilerine yönelik HTŞ tarafından ateş açıldığını, ölü ve yaralıların olduğunu” duyurdu.