Etiket: handan metin

  • Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    Sivas Madımak Katliamı Davası 12 yıldır tozlu raflarda tutuluyor: AYM neyi bekliyor?

    PİRHA- 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı. Sivas Madımak Oteli’ne saldıran 15 bin kişiden sadece 124 saldırgan yargılandı. Katliamın arkasındaki güçler ve dönemin sorumluları da dahil kimseye dokunulmadı. Türkiye’de süren davalar zamanaşımına uğrarken, AYM’ye yapılan başvuru ise 12 yıldır tozlu raflarda bekletiliyor; Peki neden?

     

    Sivas Madımak Oteli’nde Asım Bezirci, Asaf Koçak, Ahmet Özyurt, Asuman Sivri, Behçet Aysan, Belkıs Çakır, Carina Cuanna, Edibe Sulari, Erdal Ayrancı, Gülender Akça, Gülsüm Karababa, Handan Metin, Hasret Gültekin, Huriye Özkan, Koray Kaya, Mehmet Atay, Menekşe Kaya, Metin Altıok, Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Muammer Çiçek, Murat Gündüz, Nesimi Çimen, Nurcan Şahin, Uğur Kaynar, Yeşim Özkan, Yasemin Sivri, Serpil Canik, Sehergül Ateş, Serkan Doğan, Özlem Şahin, Sait Metin, İnci Türk bundan 33 yıl önce 2 Temmuz’da katledildi.

    30 Haziran’da başlayan Pir Sultan Abdal anma etkinliğine katılmak üzere Sivas’a gelmiş aydınlar, sanatçılar ile etkinlikleri izlemek üzere orada bulunanlar, Madımak Oteli’nde yakılarak, vahşice katledildiler. Devlet katliamı önleyebilirdi, önlemedi.  Orada, apaçık bir insanlık suçu işlendi ama gerçek sorumluları yargılanmadı, katiller korundu. 2 Temmuz 1993; tarihte kara bir gün ve utanç sayfası olarak insanlık tarihine kaldı.

    Sivas Madımak Katliamı, önceki pek çok katliamda yaşananlarla neredeyse aynıydı. Hazırlıklar çok öncesinde başlatılmış, saldırganlar örgütlenmiş, etkinlik sırasında Kuran’a , Kabe’ye, Peygambere ve Müslümanların maneviyatına saldırıldığına dair asılsız söylentiler yayılmış, bu içerikte bildiriler dağıtılarak, yerel gazetelerde haberler yapılarak belli bir kesim kışkırtılmış, tarih 2 Temmuz’u gösterdiğinde ise saldırının dozu artırılmış, önce etkinliğin yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırılmış, ardından bu saldırı kalabalık bir güruhla konukların kaldığı Madımak oteline yönelmiş, otel kuşatılmış, parke taşları sökülerek taşlanmış, ardından ateşe verilmiş, tüm çıkış kapıları kapatılmış, içindekiler ölüme teslim edilmişti. Madımakta alevlere karşı yaşam mücadelesi verildiği o dakikalarda;  dönemin Cumhurbaşkanı “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getirmeyin” buyurmuş, hükümettekiler olayı izlemekle yetinmiş,  otel çevresinde bulunan askerler saldırganlara müdahale etmediği gibi yangını söndürme ve kurtarma faaliyeti yürütmemiş, hatta bölgeyi terk etmişti.

    YARGILANMADILAR

    2 Temmuz 1993 tarihinde iktidarda SHP-DYP hükümeti bulunuyordu. Tansu Çiller başbakan, Erdal İnönü başbakan yardımcısıydı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner, Sivas Valisi ise Ahmet Karabilgin’di.

    2012 yılına kadar devam eden ve Sivas Madımak Katliamı Davası olarak bilinen katliam davasında diğer katliam davalarında olduğu gibi etkin bir süreç yürütülmedi.

    15 BİN SALDIRGAN

    15 bin saldırganın olduğu katliamda sadece 124’ ü hakkında dava açıldı. Dava sanıklarından Ali Kurt ve Mevlüt Atalay pişmanlık yasasından yararlanmak için mahkemeye yaptıkları başvurularında olayda Hizbullah, İslami Hareket Teşkilatı ve Kaplancılar gibi örgüt bağlantılarını anlattılar, ancak mahkeme “olayda örgüt yok” dedi. Olay sonrası tutuklanan 124 saldırgandan birçoğuna hafif cezalar verilerek, ağır tahrik indirimleri uygulandı.  33’ü hakkında idam cezası verildi ancak bu ceza, sonrasında müebbet hapse çevrildi. İdam cezası alan sanıklardan 8’i 1997 yılında tahliye edildi ve bir daha yakalanmadılar. Mahkeme 2012 yılında, yakalanmayan 7 saldırgan hakkında zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verdi ve dosyayı kapattı.

    Ceza almasına rağmen yakalanmayan katiller arasında Refah Parti yöneticileri de vardı. Katillerin savunmanlığını yapan sekiz avukat ise sonrasında AKP’den milletvekili seçildi.

    UTANÇ!

    Başta katliamda yakınları kaybedenlerin aileleri olmak üzere Alevi toplumu, 33 insanın yakılarak katledildiği Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi yapılmasına izin vermezken, katliam sırasında ölen iki saldırganın adının da yer aldığı isimler listesi “Bilim ve Kültür Merkezi”ne yazıldı.

    KATİLLERE AF!

    Katliamın asli faillerinden olduğu gerekçesi ile hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş bulunan dava sanığı Ahmet Turan Kılıç, tartışmalı ve uzman hekimlerin itirazını içeren bir Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından affedildi ve 31 Ocak’ta tahliye edildi.

    1997 yılında tahliye edilen ve sonrasında hepsi firar eden sanıklardan Murat Karataş, Eren Ceylan ve Murat Sonkur hakkındaki dava 2023 yılında zamanaşımı nedeniyle düştü.

    Katledilenlerin aileleri 33 yıldır bu katliamın sorumlularının ceza alması için bir hukuk mücadelesi veriyor. Yıllarca süren ve cezasızlık politikasına karşı aileler, avukatları aracılığıyla 2014 yılında davayı AYM’ye taşıdı. 2024 yılında yapılan görüşmenin ardından ek bir rapor hazırlanması talep edildi ancak 12 yıldır henüz bir karara varılmadı.

    ANA DAVA SÜRECİ

    1993-2001 yılları arasında 8 yıl boyunca çeşitli mahkemelerde yargılamalar yapıldı. Bu yargılamalar sonucunda 2001 senesinde Yargıtay tarafından 33 sanığa idam, 4 sanığa 20 yıl ve 1 sanığa ise 15 yıl hapis cezası verildi. 13 Mart 2012 tarihinde firari olan 5 sanık hakkında dava, zamanaşımı nedeniyle kapatıldı. 2014 yılında 5 sanık için verilen zamanaşımı kararının kesinleşmesinin ardından ailelerin avukatı Şanal Sarıhan AYM’ye başvuruda bulundu. 14 Eylül 2023 tarihinde dava zamanaşımı nedeniyle düşürüldü.

    AYM’YE BAŞVURU VE BEKLEME SÜRECİ

    2014: Aileler AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.
    29 Haziran 2021: Başvurunun 7.yılında AYM ilk olarak başvuruyu gündemine aldı.
    15 Şubat 2024: Başvurunun 10. yılında AYM Genel Kurulu başvuruyu görüştü.
    Şubat 2024: Ek rapor hazırlanmasına karar verildi.
    30 Haziran 2026: Başvurunun 12. yılında hala bir karar yok.

    AYM’NİN BENZER DAVALARDAKİ KARAR SÜRELERİ

    2012 Eylül – 2022 Ağustos tarihleri arasında 10 bin 397 davada AYM’nin ortalama karara süresi, 2 yıl 6 ay 27 gün. Delil sorunu/adil yargılanma ihlali kararlarındaki ortalama süre, 2 yıl 8 ay 19 gün. AYM’nin karara varmak için en uzun süre beklettiği dava için geçen süre ise 8 yıl 24 gün. Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden 33 yıl AYM’ye başvurunun üzerinden ise 12 yıl geçmesine karşın neden karar vermiyor? AYM neyi bekliyor?

    AİLELERİN BAŞVURU GEREKÇELERİ

    Aileler AYM’ye yapmış oldukları 2014 tarihli bireysel başvuruda şu ihlalleri iddia etmişlerdir:

    1.Yaşam Hakkının İhlali – 35 kişinin akıbetinin belirsizliğinin 30 yıldan fazla devam etmesi
    2.Adil Yargılanma Hakkının İhlali – Etkisiz ve oyalayıcı yargısal süreç
    3.Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlali – 30 yılı aşan yargılama süresi
    4.Toplantı ve Gösteri Hakkının İhlali
    5.İnsanlığa Karşı Suç Statüsü – Zamanaşımına uğramaması gerekliliği

    AİLELER VE AVUKATLARIN İDDİALARI

    Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan ve Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest durumda olduğunu, otuz yılı aşan bu süre zarfında faillerin korunması, firari sanıkların yakalanmaması ve yargılamanın bilinçli bir şekilde sürüncemede bırakılması konularını gündeme getirdiler.

    SOMUT İHMAL ÖRNEKLERİ

    Davanın yeterince önemsenmediği ve ihmallerin çok fazla olduğu belirtilen başvuruda, 30 yıl içinde firari sanıkların ciddi şekilde aranmadığı, yurt dışında bulunanların iade talep işlemlerinde gecikmeler olduğu ve seçici bir arama stratejisi izlendiği (bazı sanıkların evlerinde dahi aranmadığı) belirtilmiştir.

    AYM’NİN YAKLAŞIMI VE “ART NİYET” İŞARETLERİ

    1.2014-2021 (7 yıl): Başvuru gündeme alınmadı.
    2.2021-2024 (3 yıl): İnceleme yapıldı ancak kararlaştırılmadı.
    3.2024 (Şubat): Ek rapor hazırlanmasına karar verildi – (bir erteleme şüphesi)

    Avukatlar, dosyanın 33 yıldır derdest (görülmeye devam eden) durumda olduğunu ve 2014’teki başvurunun AYM tarafından 12 yıldır karara bağlanmadığını, bu süreçte herhangi bir ara karar dahi verilmediğini belirterek bunun etkisiz bir hukuk yolu oluşturduğunu savundu.

    ULUSLARARASI YARGIYA GİDİŞ

    AYM’deki bu bekletilme nedeniyle Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok, Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen adına avukatlar Av. Dr. Günal Kurşun, Av. Zahide Beydağ Tıraş Öneri ve Av. Deniz Özbilgin dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

    Başvuru gerekçeleri arasında ulusal yargı mekanizmalarının adaleti tesis etmekte tamamen yetersiz kalması, yargısal sürecin bir oyalama aracına dönüşmesi ve evrensel hukuk ilkelerine aykırılık nedenleri yer almıştır.

    Diren KESER-Fırat ALTINTAŞ/İSTANBUL

     

  • Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    Sivas’ta iki kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar: Devlet baka baka yaktı, baka baka bulamadı-VİDEO

    PİRHA- Sivas Katliamı’nda 2 kuzenini kaybeden Hüsniye Çınar, Sivas davasına toplumun sahip çıktığını ancak devletin hiçbir zaman yüzleşmediğini söyledi. Çınar, “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepki gösterdi. Çınar, 2 Temmuz anmalarına “Unutmadık, unutturmayacağız” diyerek herkesi davet etti.

    Sivas Katliamı’nın bütün dünyayı derinden etkileyen bir süreç olduğunu belirten halk ozanı Hüsniye Çınar, katliamda yaşamını yitiren 33 kişiden üçünün yakın köylüsü, ikisinin ise kuzeni Handan Metin ve Gülsüm Karababa olduğunu belirterek, ailece zor günler yaşadıklarını anlattı.

    Dinmeyen bir acı yaşadıklarını ifade eden Çınar, Almanya’nın Solingen kentinde yaşanan ve 5 kişinin yaşamını yitirdiği saldırının ardından Alman hükümetinin olayı kınadığını ve saldırının yaşandığı yeri müzeye dönüştürdüğünü hatırlattı. Çınar, “Bizim devletimiz bunu dahi kınamadı. Madımak ateşi hala dinmedi içimizde çünkü bir utanç müzesi istedik orada ama yapmadılar” diyerek tepki gösterdi.

    Sivas’ta katledilen aydınları, yazarları ve şairleri unutmanın mümkün olmadığını söyleyen Çınar, “Yani ben bir Behçet abiyi nasıl unutabilirim?” diyerek yaşananların büyük bir acı olduğunu dile getirdi.

    “DEVLET BAKA BAKA YAKTI, BAKA BAKA BULAMADI”

    Sivas davasına Alevi, Sünni, Kürt, Laz ve Çerkez olmak üzere tüm halkların sahip çıktığını vurgulayan Çınar, devletin ise hiçbir zaman Sivas Katliamı’yla yüzleşmediğini söyledi.

    Sanıkların avukatlığını yapan kişilerin daha sonra bakan ve milletvekili yapıldığını ifade eden Çınar, sanıklardan birinin ise karakola 100 metre uzaklıkta oturmasına rağmen 18 yıl boyunca bulunamadığını hatırlattı.

    “Yani devlet baka baka yaktı, baka baka da bulmadı” diyerek tepkisini dile getiren Çınar, toplumun davasına sahip çıktığını ve katliamın 33. yılında da sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

    Devletin Sivas dosyasının AİHM’e taşınmasına izin vermediğini kaydeden Çınar, dava sürecine sahip çıkan çok sayıda kişinin ve aile yakınının yaşamını yitirdiğini söyledi. O süreçte davadan yana tavır alan hakim ve savcıların görev yerlerinin değiştirildiğini ileri süren Çınar, davadaki başarısızlığın devlet eliyle yaratıldığını belirtti.

    “BİZ ÖLMEYE DEVAM ETSEK DE MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Sivas Katliamı’nın insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmemesine tepki gösteren Çınar, “Çünkü insanlığa düşmanlar bunlar, insana düşman, canlıya düşman, üreten, düşünen, aydın, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü, devrimci insana karşı bunlar” diyerek faşizan bir baskıyla egemenlik kurmaya çalıştıklarını söyledi.

    Sivas’ı unutturmayacaklarını ve mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Çınar, Gazi olayları sırasında Gülsüm Karababa’nın babası halk ozanı Mehmet Ali Karababa’nın, “Yine yavrularımızı mı yakacaklar, yine mi yakacaklar?” diyerek kalp krizi geçirip yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Çınar, “Yani biz ölmeye devam etsek de mücadelemiz sürecektir” dedi.

    “DAVAMIZA SAHİP ÇIKALIM, UNUTMUYORUZ DİYELİM”

    Her yıl 2 Temmuz Sivas anmalarına katıldığını belirten Çınar, şu çağrıyı yaptı:

    “Aydınlara, bütün devrimcilere seslenmek istiyorum. Dili, dini, rengi ne olursa olsun bir olursak, diri olursak bizi yıkmaya güçler yetmez. Sivas’ta yitirdiğimiz Muhlis Akarsu’nun bir sözüdür; ‘Bir olsaydık yer oynardı yerinden.’ O yüzden herkesi bir olmaya, birlik olmaya çağırıyorum. Davamıza sahip çıkmaya devam edelim dostlar. Biz bunu ülkemizin birçok yerinde yaşadık; Dersim’de yaşadık, Çorum’da yaşadık, Sivas’ta yaşadık, Ortaca’da yaşadık, Gazi’de yaşadık. Yaşadık, hem de çok yaşadık. Bugün sana, yarın bana. Hakikaten bir olmamız gerekiyor. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, dilimiz, dinimiz, ırkımız, cinsiyetimiz ne olursa olsun bir olmalıyız. Davamıza sahip çıkalım, bağıralım, diyelim ki susmuyoruz, unutmuyoruz.”

    Semra ACAR / İZMİR

  • Madımak’ta katledilen Handan Metin’in babası Sadık Metin Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    Madımak’ta katledilen Handan Metin’in babası Sadık Metin Hakk’a uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı’nda kızı Handan Metin’i kaybeden ve yıllardır adalet mücadelesini sürdüren Sadık Metin, Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Metin, Sivas Divriği’de toprağa sırlanacak. 

    2 Temmuz 1993 yılında Pir Sultan Abdal’ı anmak için gittikleri Sivas’ta radikal dinci, faşist kalabalık tarafından yakılarak katledilen 33 candan Handan Metin’in babası Sadık Metin Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nden Hakk’a uğurlandı. Metin, toprağa sırlanmak üzere 22.00’de Sivas Divriği’ye götürülecek.

    Sadık Metin’in Hakk’a uğurlama erkanına Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Madımak aileleri, DAD Ankara Şubesi yönetimi, çok sayıda Alevi kurum ve siyasi parti temsilcileri ile birlikte çok sayıda seveni katıldı.

    Hakan Erol Dede’nin yürüttüğü erkanda ayrıca nefesler ve deyişler seslendirildi.

    “BÜYÜK BİR AZİMLE MÜCADEYE DEVAM ETTİ”

    Sadık Metin’in yeğeni Müslüm Metin, tarifi olmayan bir acı yaşandığının altını çizerek, “Amcam çok beyefendi bir adamdı. Ailemiz adına gelen herkese teşekkür ediyorum. Handan’ına kavuştu, 33 canına kavuştu” diye konuştu.

    Sadık Metin’in kızı Şehriban Metin, “Babam için buradayız” diyerek, “Babam bir gün bana bütün dünya Alevi olacak demişti. Bütün dünya adaletten yana olacak demişti. Biz de onunla mücadelenin içerisinde olmaya çalıştık. Babam mücadeleye büyük bir azim ile devam etti. Bu son salıvermelerden sonra bedeniniz ve ruhunuz artık direnemiyor” ifadelerini kullandı.

    “BİR HAFIZAYI UĞURLUYORUZ”

    Metin’in oğlu Doğan Metin, “Bugün burada büyük bir acıyı paylaşmak için toplandık. O sadece bir baba, bir dost, bir eş değil. Bir şair, bir sanatçıydı. Bugün onu uğurlarken sadece bir insanı değil bir hafızayı, bir sanatı uğurluyoruz” dedi.

    “AİLELERİN HAKLARI GASP EDİLMİŞ DURUMDA”

    Madımak ailelerinden Hüseyin Karababa ise Anayasa Mahkemesi’nin haklarını gasp ettiğini belirterek, “Üst üste dava arkadaşlarımı kaybediyoruz. 11 yıldır Anayasa Mahkemesi’nde duran bir davamız var. Ailelerin hakları gasp edilmiş durumda. Bu insanlar davalarının sonuçlarını görmeleri gerekiyordu. Devlet bize bu son salınmalarla savaş açtı. Anayasa Mahkemesi bizim haklarimizi gasp etti” diye konuştu.

    Erkânın ardından lokmalar pay edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı’nda kardeşlerini kaybettiler: 2 Temmuz öncesinde bizleri hep bir sancı alır-VİDEO

    Sivas Katliamı’nda kardeşlerini kaybettiler: 2 Temmuz öncesinde bizleri hep bir sancı alır-VİDEO

    PİRHA-Sivas Katliamı’nın 28. yılında Madımak Oteli’nde yaşamını yitirenlerin yakınları Şehriban Metin ve Aynur Atay, PİRHA’ya konuştu. “Bizleri 2 Temmuz öncesinde hep bir sancı alır” diyen Metin ve Atay, Sivas Katliamı’nın aydınlatılmadan Türkiye’nin de demokratikleşemeyeceğine vurgu yaptılar. 

    33 aydın, yazar ve sanatçının, semah dönen çocukların ve gençlerin katledildiği Sivas Katliamı’nın 28. yıldönümünde k katliamda yaşamını yitiren Handan Metin’in ablası Şehriban Metin ve Mehmet Atay’ın ablası Aynur Atay duygularını PİRHA ile paylaştı.

    Madımak Oteli’nde yaşamını yitirenlerin yakınlarından Şehriban Metin, kardeşi Handan Metin’in öldürüldüğü süreçte ODTÜ öğrencisi olduğunu belirtti. Metin, yaşanan kayıplar sonrasında ise adaletin işletilmediğini belirterek, “Zanlılar hiçbir ceza çekmeden yurtdışında konforlu bir şekilde yaşıyorlar. Maalesef katliamın perde arkası açığa çıkarılamadı” dedi.

    “SİVAS AYDINLATILMADAN TÜRKİYE AYDINLATILAMAYACAK”

    Şehriban Metin, Sivas Katliamı dosyasının aydınlatılmadan ülkede gerçek bir adaletin mümkün olmayacağını ifade ederek şunları söyledi:

    “Her sene kameralar bize çevrildiğinde ‘bu sene yeni ne söyleyebiliriz?’ diye düşünüyorum. Çünkü 28 yıldır bu kanayan yara hiçbir şekilde azalmadı, hafiflemedi. Çünkü aydınlık bir dünya için seçkin insanlar, Sivas Katliamı’nda yok edildikten sonra Türkiye’de hiçbir şey aydınlığın önünü açacak şekilde ilerlemedi, gelişmedi. Ondan sonra bizleri çok üzen, yaralayan, bizim de peşine düştüğümüz pek çok acı yaşandı ve halen de yaşanıyor. Ne demokrasi ne adalet ne de gelecek güzel günlere olan özlemimizin hiçbirini sağlayamadık.

    Kardeşim, sadece Pir Sultan Abdal’ı anmak için Sivas’a gitmişti. 28 yıldır süren davadan hiçbir sonuç alamadık. Çünkü biz, bu işin tertipli ve planlı olduğunu biliyoruz. Ama onu açığa çıkaramadık.

    Şu anda ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan yaklaşık 12 zanlı, yurtdışında. Ve Türkiye’de pek çok talebimiz olmasına rağmen herhangi bir girişim yapılmadı. Zanlılar, hiçbir ceza çekmeden yurtdışında konforlu bir şekilde yaşıyorlar. Maalesef katliamın perde arkası açığa çıkarılamadı. Dolayısı ile davada halen pek çok soru işareti var. İnanıyorum ki Sivas çözülmüş olsaydı ondan sonraki süreç daha yaşanılabilir bir Türkiye için uygun olurdu. Özellikle bugün yaşadıklarımız sonucunda durup Sivas’ı bir kez daha düşünmekte olağanüstü fayda var. Yani Sivas aydınlatılmadan Türkiye aydınlatılamayacak. Sivas’ın aydınlatılması için Sivas’ın unutulmaması gerekiyor.”

    “ADALET DUYGUMUZ YARALANDI”

    Abla Şehriban Metin, Sivas Katliamı sanıklarından İhsan Çakmak’ın uzun yıllar İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmış olmasına da değinerek şöyle devam etti:

    “Bu tür haberleri pek çok kez duyduk. Hapisteyken evlenen, belediyelerde çalışan, çocuğunun adını ‘Hizbullah’ koyan, arandığı halde bulunamayan ama Sivas’ta evinde ölen, bakan veya milletvekili olan ve daha pek çoğunu duyduk. İnanılmaz derecede adalet duygumuzu yaralayan, acı ve öfkenizi arttıran haberler bunlar. Hepsi, başından beri bildiğimiz olaylar. Büyük bir örgütlenme ve güç birliği olmadan da gün ışığına çıkarılamayacak şeyler…”

    Şehriban Metin, “2 Temmuz’da Sivas’ta olacak mısınız?” sorusuna ise “Annem bir süredir rahatsız ve yoğun bakımda. Sağlık sorunlarının oluşmasındaki neden; bizleri 2 Temmuz öncesinde hep bir sancı alır. Sivas’a gitmeyi çok istiyorum. Her yıl da gidiyorum. Bu yıl da yine gideceğim” yanıtını verdi.

    “BU ÖZLEM GİTGİDE ARTIYOR”

    Katliamda yaşamını yitiren Mehmet Atay‘ın ablası Aynur Atay da katliamı yapanların, iktidar tarafınca korunduğuna işaret etti. Atay, “Sivas’ın yangını halen sürüyor” diyerek duygularını şu cümlelerle anlattı:

    “33 kişiyi katleden zihniyet, maalesef bizi yönetiyor. Gün gibi açık, her şeyi de biliyoruz. Bu katliamın organize bir şekilde yapıldığını herkes biliyor. Devletin yardımıyla bu katliamın yapıldığını biliyoruz. Katliam yapılmadan günler önce Sivas’a dışarıdan gelen yabancı insanlar, otelin karşısına yığılan taşlar… Bütün bunlar olayın organize olduğunu gösteriyor. Zaten uzun yıllardır devletin, o şenliğe nasıl oldu da izin verdiğine halen takılıyor, anlayamıyorum.

    Maalesef 28 yıldır bizlerin canı yanıyor. Ama arkamızda binlerce insan olduğu için bu acıyı çok daha paylaşarak yaşadık. Bu da bizi rahatlattı. İyi ki duyarlı insanlarımızla beraberiz. Yıllar geçse de yitirdiklerimizi özlüyoruz ve bu özlem gitgide artıyor.”

    “DEVLET YİNE GÖZ YUMUYOR”

    Aynur Atay Sivas sanıklarından İhsan Çakmak’ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde uzun yıllardır çalışıyor olduğunu öğrendikten sonra çok üzüldüğünü de ifade ederek şunları söyledi:

    “İşte yine devlet göz yumuyor. CHP’li belediye geldikten hemen sonra bu kişi hakkında işlem yapmalıydı. Ancak yine oluşan tepkilerden sonra işten çıkarma yapılmış” dedi.

    “SADECE BİR YIL GİTMEYE CESARET EDEBİLDİM”

    Atay, bu yıl Sivas’ta anmada olamayacağını da belirterek şunları kaydetti:

    “Zaten ben sadece bir yıl gitmeye cesaret edebildim. Duygusal olarak o oteli görmeye yıllarca cesaret edemedim. Bir kere gittim ve çok acıydı. Dayanmak çok zor. Ben ablayım ama o annelerin otelin içerisine girdiklerindeki duygularını Ankara’dan hep yürekten hissettik. Bizler de hep ‘Ankara’da olalım ve buradaki mitingi, anmayı büyütelim’ diye düşündük ama asıl gitmeme sebebim o acı yeri görmeye cesaret edemememdi. Bu yıl da yine gidemeyeceğim ama gönlümüz hep orada.”

    Eren GÜVEN/ANKARA 

  • ‘Herkes duysun; Madımak er ya da geç utanç müzesi olacak!-VİDEO

    ‘Herkes duysun; Madımak er ya da geç utanç müzesi olacak!-VİDEO

    PİRHA- 2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nda hayatını kaybeden Handan Metin’in babası Sadık Metin, dava boyunca saldırıların hedefi olduklarını söyledi. Baba Metin “Cem Vakfı Başkanı sayın İzzettin Doğan’a sitemim var. Bu kadar uluslararası hukuka sahip olan bir kişi, 27 senedir ailelerin hiçbirisi ile görüşmüş müdür? Madımak Katliamı davası ile ilgili ne demiştir?” sorularını yöneltti. Metin, er ya da geç Madımak’ın utanç müzesi olacağını söyledi. 

    2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Katliamı’nda hayatını kaybeden Handan Metin’in annesi Sultan Metin ve babası Sadık Metin dava boyunca yaşadıklarını ve sonrasında yaşanan gelişmeleri PİRHA’ya değerlendirdiler.

    “İZZETTİN DOĞAN 27 YILDIR AİLELERİN HİÇ BİRİYLE GÖRÜŞMÜŞ MÜDÜR?”

    Baba Sadık Metin, Cem Vakfı Onursal Başkanı İzzettin Doğan’a sitem ederek başladığı konuşmasında, “Bu kadar uluslararası hukuka sahip olan bir kişi, 27 senedir ailelerin hiçbirisi ile görüşmüş müdür? Bizi tanır mı? Bir mahkememize uğramış mıdır? Madımak Katliamı davası ile ilgili ne demiştir?” sorularını yöneltti.

    Geçen 27 yılda birçok zorluklarla ve polis şiddetiyle karşılaştıklarını beliren Sadık Metin, “Geriden, geriye bizi takip etmek bize hakarettir. Biz bunları kabul etmiyoruz. 27 senedir mahkemede görmedik. Bu davanın sahipleri ve kurumlar, ailelerle ilgilendiler ve hala da ilgilenmekteler. Dövüldüler, sövüldüler hep beraber adliyenin önünde yediğimiz gazın haddi hesabı yok. Biz bunları yaşarken, İzzettin Doğan neredeydi?” ifadelerini kullandı.

    “İKİ KATİLİN İSMİ ÇIKINCAYA KADAR BOYKOTUMUZ DEVAM EDECEK”

    Sivas Madımak Katliamı sanıklarından Ahmet Turan Kılıç’ın affedilmesine de tepki gösteren Sadık Metin, şunları söyledi:

    “Böyle dünyaca lanetlenmiş bir katili bırakmak hangi vicdana sığar, hangi insanlığa sığar. Kendi çocuğu olsa bunu kabul eder mi? Biz bunun hesabını vicdanımız da soruyoruz, insanlık utansın. Biz kendi yolumuzu biliyoruz, nereden gelip nereye gittiğimizi biliyoruz. Biz tarihler boyunca değişmedik, değişmeyeceğiz, kimse de bizi değiştiremez. Biz doğru yolun yolcusuyuz ve kendi vicdanımızla çalışırız. Müzedeki iki kişi için zaten iktidarın da haberi vardı. 33 kişinin ismini 35 yazmışlar. Zaten bunlar için tepkilerimizi her zaman gösteriyoruz. Sadece Madımak’ın önüne gidiyoruz. Orada basın toplantıları yapılıyor, gerekenler görüşülüyor, müzenin içerisine girmiyoruz. Boykotumuz devam ediyor, o iki isim çıkana kadar biz içeri girmeyeceğiz. Orası er ya da geç utanç müzesi olacak. Bunu valisi de duysun, Tayyip Erdoğan’ı da duysun, herkes duysun. 33 kişi yazılacak 33 kişiyle müze olacak.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • Gülsüm, Handan ve Gülender’in heykelleri yapılacak-VİDEO

    Gülsüm, Handan ve Gülender’in heykelleri yapılacak-VİDEO

    PİRHA PSAKD’nin yapmış olduğu 2 Temmuz Sivas Şehitleri Müze’si için Gülsüm Karababa, Handan Metin ve Gülender Akça’nın heykeli yapılacak. Bunların yapımını üstlenen CHP Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak, “Biz sanatı sanatla yaşatmaya, inancın ve ideolojinin hiçbir şekilde yok edilemeyeceğini, buradan bu mesajı geleceğe evrensele taşıyarak sürdürmüş olacağız” dedi. 

    2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenlerden Sivas şehidi Asım Bezirci’nin, 3 aylık ortak çalışması sonucu yapılan heykelinden sonra Madımak Müze Komitesi’nin daveti üzerine Gülsüm Karababa, Handan Metin ve Gülender Akça’nın heykelinin yapımını üstlenen Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak ve CHP örgütlemeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya PSAKD Genel merkezine bir ziyaret gerçekleştirdi.

    PSAKD Genel Merkez binasında biraraya gelen ve aralarında ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ve MYK, GYK üyeleri, CHP örgütlemeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, bir önceki dönem CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlı Aka, Avcılar Belediye Başkanı aynı zamanda Gülsüm Karababa’nın Kuzeni Handan Toprak ve 2 Temmuz aileleri katıldılar. Kısa bir değerlendirme toplantısından sonra 2 Temmuz Şehitleri Müze bölümüne geçilerek burada bir açıklama gerçekleştirildi.

    Açılış konuşmasını yapan Gülsüm Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Sivas Katliamı’nın üzerinden 25 yıl geçtiğini belirterek, 2 Temmuz Şehitleri Müzesi için Asım Bezirci ile birlikte somut adımların atıldığını söyledi. Karababa, Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak’a sunduğu katkılardan dolayı teşekkür etti.

    “EN KIYMETLİ SANATÇILAR, CUMHURİYETİN KURULDUĞU YERDE KATLEDİLDİ”

    Avcılar Belediye Başkanı aynı zamanda Gülsüm Karababa’nın kuzeni olan Handan Toprak da kısa bir konuşma yaptı. Toprak, “Sanatı sanatla yaşatan inancı ve ideolojisini yüz yıllardan beri sürdürmenin en önemli temsilcilerinden biri olan Pir Sultan Abdal’ın anma etkinliğinde Sivas’ta Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en kıymetli sanatçıların olduğu bir yerde  cumhuriyetin kurulduğu yerde yok edilmek için bir katliam gerçekleştirdi” dedi.

    “SANATLA TAŞINAN HİÇ BİR İDEOLOJİ VE İNANÇ YOK EDİLEMEZ”

    Güzel bir girişimin yapıldığını, yapılan müzeyle sanatçıların başka bir sanat dalı olan heykelle yaşatılmasının ve sanatın hiç bir zaman yok edilemeyeceğini belirten Toprak, “Hayatlarını kaybetmiş olanların burada başka bir sanat dalıyla buluşmasını sağlamak, onlar için yapılabilecek en güzel şeyin yapılacak bir müzeyle, sanatla buluşmasını sağlayarak yaşatmak olacaktır ” diye konuştu.

    Toprak, inancın ve ideolojinin hiçbir şekilde yok edilmeyeceğini belirterek şunları söyledi:

    “Bu odaya girdiğim zaman ben sanki Asım Bezirci’yi görmüş gibi oldum. Heykeli o kadar güzel yapılmış ki; onlar hep yaşamaya devam edecekler ve sanatını sürdürmeye, kitabını imzalamaya, türkülerini söylemeye ve semahlarını dönmeye devam edeceklerdir. Kaybettiğimiz çok değerli sanatçıların değerlerin arasında benimde yakınlarım vardı. Gülsüm Karababa, Handan Metin ve Gülender Akça’nın heykelinin sorumluluğunu da alarak müzeye bundan sonra yapılacak olanları da, yapılacak her şeyi de beraber sürdürmeye devam edeceğiz. Biz sanatı sanatla yaşatmaya inancı ve ideolojinin hiçbir şekilde yok edilemeyeceğini, buradan bu mesajı geleceğe evrensele taşıyarak sürdürmüş olacağız. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”

    “KERBELA’YI YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ”

    Daha sonra söz alan Gülsüm Karababa’nın annesi Sultan Karababa, “Bu halk olmasa biz buralara gelemezdik. Ama bu acı hiçbir acıya benzemiyor. Kerbela’dan beri aynı Kerbela’nın yaşadığını biz de aynı şekilde Kerbela’yı yaşıyoruz” dedi.

    “BU ACI HİÇ UNUTULMUYOR

    Sivas şehitleri aileleri olarak kimi zaman yalnız kaldıklarını belirten Karababa, Sivas davasının zaman aşımına uğradığının altını çizdi. Karababa, “Garda ölenler de benim çocuklarım, Hüseyin’in de, Yusuf’un da, Deniz’in de hepsinin de annesiyim. Hatta Pir Sultan’ın da annesiyim. Onunda bir annesi vardı, bu acı bambaşka bir acı hiç unutulmuyor” dedi.

    Handan Metin’in annesi Sultan Metin de duygusal anlar yaşadı. 25 yıl sonra Asım Bezirci ve kızı Handan Metin’in burada olduğunu söyledi. Metin, “Şu Allah’ın işine bak. İkisi de Sivas’ta ölüyor, burada resim çektiriyorlar, burada ikisi aynı masada. Asım Bezirci’yi gördüğümde canlı dedim. Handan’ım ölmedi yaşıyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Sultan Metin için Sivas’ın acısı hiç dinmedi: Kızımın adı artık ‘Pir Sultan Handan’-VİDEO

    Sultan Metin için Sivas’ın acısı hiç dinmedi: Kızımın adı artık ‘Pir Sultan Handan’-VİDEO

    PİRHA-Sultan Metin, dört çocuk annesi. Kızı Handan, 2 Temmuz 1993 Sivas’ta Pir Sultan Abdal anma etkinliklerinde Madımak otelinde yakılarak katledilen 35 insandan biri. Anne Sultan Metin, kızlarının katledilmesinin acısını ilk günkü gibi yaşıyor hala. Baba Sadık Metin de öyle. Ama bu acıyı katmerleştiren, kızları ve 34 kişiyi katledenlerin hala yargı önüne çıkarılıp adaletin yerini bulmaması olmuş. Bugün ise 24 yıllık davanın duruşmasına devam edildi. Firari 3 sanığın yargılandığı duruşma 20 Şubat 2018 tarihine ertelendi. 

    HABERİN VİDEOSU

    2 Temmuz 1993 yılında Sivas’ta Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılanlardan 35 kişinin siyasal islamcılar ve ırkçılar tarafından yakılarak öldürüldüğü Madımak Katliamı hala yürek burkmaya devam ediyor. 24 yıldır mahkeme salonlarını dolduran ailelerin acıları ise ilk günkü kadar taze. Handan Metin’in 24 yıl önce bıraktığı evi onun izlerini taşıyor. Ailesi yaşadıkları acıyı PİRHA’ya anlattı.

    Anne Sultan Metin, ODTÜ’de okuyan kızları Handan’ı sevgiyle anarken, onun Sivas’a giderken adeta onlarla vedalaşır gibi ayrıldığını şu sözlerle anlatıyor:

    “Sivas bizim memleketimiz, ilimiz. Baba dedi ‘Ben Sivas’a gideyim de dört gün kafamı dinleyeyim’ dedi. Gitmek için hazırlanırken bütün komşulara telefon etti. Komşular da yengesine, halasına, arkadaşlarına. Handan sanki helallik alıyor. Biz konduramadık. Benim Şehriban kızım Handan’a Allaha ısmarladık demedi. ‘Anne benim içimde bir şey var’ dedi. Derneğe telefon etti dedi ki, ‘Handan Aziz Nesin’in yanına gitme’ dedi. Yani Handan ölüme gidiyor.”

    “HANDAN’IM YANIYOR”

    2 Temmuz akşamı Madımak Oteli’nde mahsur kalan 33 kişiden biri olan Handan’ın ölüm haberini alan Metin ailesi yıkılır. 24 yılı Handansız geçiren aile, kızlarını böyle bir katliamda kaybetmenin bütün sarsıntısını yaşarlar. Anne Sultan Metin acısını “25 senedir Handan gitti ama hepimiz de hasta olduk. Ben belki ondan ilaç alıyorum. Bacıları evlenmedi. Hepimizi üzdü. Acımız da dinmiyor. 2 Temmuz geldi mi bir ağrı geliyor sanki bugün vefat etmiş. Tansiyonum yükseliyor, acile gidiyorum. Ölene kadar acı dinmez. Ne zaman ki ölürsem o zaman acımız diner belki. Ölene kadar Handan’ı unutmam bugün gitmiş gibi. Handan benim içimde yanıyor. Handan’ım yanıyor…” bu sözlerle dile getiriyor.

    “KIZIM ‘PİR SULTAN HANDAN’ OLMUŞ”

    Yine de Sultan Metin, kızının Pir Sultan Abdal etkinliklerinde katledilmiş olmasını ve pek çok insanın ve özellikle de Alevilerin hala unutmayıp onu anmasından kendine bir teselli bulmuş “Dünya anıyor Handan’ı. Ben bugün ölsem yarın beni unutacaklar. Hollanda’ya gittim, derneğe gittim Handan’ın resmi. Almanya’ya gittim derneğe gittim Handan’ın resmi. Handan’ım unutulmadı, Handan’ımı dünya seviyor. Ama anne olduğumuz için benim ciğerim yani… Evladın olduğu için üzülüyorsun. Yoksa her adama öyle ölüm kısmet olmaz. Kızım ‘Pir Sultan Handan’olmuş… O 33 kişi Pir Sultan, yalnız Handan değil. Orada ölenlerin hepsi de Pir Sultan gibi unutulmuyorlar. Yani unutulmayacak biri Handan’ım.

    “HANİ ADALET NEREDE?”

    Her sene 2 Temmuz anma gününü Sivas’ta geçiren ve yalnızca kızının anması için Sivas’a giden Sultan anne, “5 senedir Sivas’ta katılıyorum anmalara. Ankara’da olsam Ankara’da katılıyorum. Gitmesem o acı beni deli eder. Ben nasıl durayım 2 Temmuz ola da herkes gitse. Hasta da olsam, ilaç alarak gidiyorum kızımı anmaya” diyor.

    24 yıldır da 2 Temmuz davalarına katılan Sultan Metin, bunca yıldır adaletin yerini bulmamasının kızgınlığıyla konuşuyor; “25 senedir mahkemelere geliyoruz. Oraya gittiniz copunuz yok, asker geldi silah yok, ne yaptınız bu Alevi insanlarına? Ne yaptınız yani nasıl koruyorsunuz. Ben karşı geliyorum, polisten hiç kimseden korkmuyorum. Bir can değil mi, benim 20 yaşında kızım gitmiş ben gitsem ne olur. Hani adalet nerede? Adalet yok ki adalet bizim adalet değil.”

    “SUÇUMUZ ALEVİ OLMAK MI?”

    Bütün umutsuzluğuna rağmen yine de Sultan anne, bugün görülen dava için hükümete, ülkeyi yönetenlere şöyle sesleniyor:

    “Hükümet, Tayyip şu katilleri Hollanda’dan, Almanya’dan Türkiye’ye getir. Biz de bu Türkiye’nin vatandaşıyız. Vergimizi veriyoruz, askere gidiyoruz. Bizim suçumuz ne? Alevi olmak mı? Aleviliğimle gurur duyuyorum.”

    “CENAZENİN KALDIRILDIĞI ‘ALLAHU EKBER’ SÖZLERİ İLE KIZIMI YAKTILAR”

    Baba Sadık Metin de, sözlerine “Ölen biz, yakılan biz. Hala bu duruma geliyoruz. Bazı cenazelerimiz oluyor kaldırıyorlar. Kendi toplumumuz içinde dahi Allahu ekber diyerek cenaze kaldırmaya çalışıyorlar. Yahu Allhü ekber diye diye benim kızımı yaktınız daha dün” diye başlıyor.

    Baba Metin, dava süreciyle ilgili şu bilgileri veriyor:

    “Davalarımız çok iyi takip edildi. Avukat arkadaşlarımızın hepsi de sahip çıktılar. Bizden iyi davamızı takip ediyorlar hala da etmekteler. Adamlar belli yerde, adresleri belli her şeyi belli. Ondan sonra bir kısmını zaman aşımına uğrattılar. Uğraşıyoruz, ama hiç bir netice alacağımızı da tahmin etmiyorum zaten.”

    “MADIMAK YANMAYA DEVAM EDİYOR”

    Davanın mahkeme edileceği günlerde kendilerine her türlü zorluğun çıkarıldığını, polis saldırılarına maruz kaldıklarını belirten baba Sadık Metin, oysa tutuklu zanlıların mahkemede çok rahat davrandıklarını ifade ediyor.

    Sadık Metin, her ne kadar anmaya ve  davalara hala pek çok insanın katıldığını ama bunun ilk yıllardakinin çok altında olduğunu da üzülerek şu sözlerle belirtiyor:

    “İlk zamanlar 150-200 avukatla katılıyorduk biz oraya. Şimdi gitsen 2 tane 3 tane avukat kalıyor. Ama davamıza sahip çıkan insanlarımız da var. Şenal hanım (Şenal Saruhan) gibi gerçekçi bir insanımız var. O bize yetiyor, artıyor bile.”

    Baba Sadık Metin, aradan geçen 24 yıla rağmen, sürüp giden adaletsizlik dolayısıyla Madımak Oteli’nin hala yanmaya devam ettiğini söylüyor.

    Sevim KAHRAMAN/Semra ACAR

    SİVAS