Etiket: hapishaneler

  • İHD Dersim ve Mersin Şubeleri: Hapishanelerdeki İdare ve Gözlem Kurulları iptal edilsin-VİDEO

    İHD Dersim ve Mersin Şubeleri: Hapishanelerdeki İdare ve Gözlem Kurulları iptal edilsin-VİDEO

    PİRHA-İHD Dersim ve Mersin Şubeleri, hapishanelerdeki tutukluların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesi için açıklama yaptı. Yapılan açıklamalarda, “En az 501 mahpusun tahliyesi birden fazla kez 1’er yıl, 9’ar ay, 6’şar ay ve 3’er aylık periyotlarla engellenmiş olup bazı mahpusların tahliyelerinin engellenmesine devam edilmektedir. Mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz” denildi. 

    DERSİM

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, hapishanelerdeki tutukluların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesi için Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı İHD Dersim Şube Yöneticisi Özgür Ateş okudu.

    Açıklamada, “Mahpusların özgürlüğünü engelleyen, umut hakkını ortadan kaldıran idare ve gözlem kurulları iptal edilsin” pankartı açıldı. Açıklamaya Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ile Dersim’de ki siyasi parti ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri de destek verdi.

    “MAHPUSLARIN TAHLİYELERİNİ ENGELLEYEN İDARE VE GÖZLEM KURULLARI İPTAL EDİLSİN”

    2021 yılı başında uygulanmaya başlanan yönetmelikle oluşturulan İdare ve Gözlem Kurulları’nın hem Anayasa’ya hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu belirten Özgür Ateş, “Bu yönetmelik doğrultusunda oluşturulan kurullar, kendilerini mahkeme yerine koyarak mahpuslar hakkında iyi halli olup olmadıklarına dair değerlendirmede bulunmakta; mahpusların koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarından yararlanıp yararlanmayacaklarına karar vermektedirler. Çoğu mahpus hakkında tahliye tarihlerine kadar iyi halli iken tahliye tarihinden hemen önce yapılan değerlendirmede “iyi halli değildir” şeklinde karar verilerek, kişi özgürlüğü ve güvenliğini doğrudan etkileyen “iyi hal” kavramı bu haliyle hapishane yetkililerinin keyfi kararlarına bırakılmış durumdadır” dedi.

    İDARE VE GÖZLEM KURULLARI, İKİNCİ BİR CEZALANDIRMA YOLUNA GİTMEKTEDİR”

    İdare ve Gözlem Kurulları’nın mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunduğunu dile getiren Ateş, şunları ifade etti:

    “Siyasi mahpuslardan da pişman olduklarına dair beyan istemektedirler. Bu kararlardan kaynaklı olarak yüzlerce politik mahpus denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır. Bazı hapishanelerde mahpusların kurula dahi çıkarılmadan tahliyelerinin engellendiğine dair başvurular almaktayız. Bu kurullar hukuk dışına çıkarak mahpusların koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik haklarını engelleyerek ikinci bir cezalandırma yoluna gitmektedir. İnsan Hakları Derneği olarak mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    MERSİN

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi de dernek binasında basın açıklaması yaparak İdare ve Gözlem Kurulları’nın iptal edilmesi çağrısında bulundu. Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Eş Başkanı Gazi İnci okudu.

    İnci, İdare ve Gözlem Kurulları’nın mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunduğunu, siyasi mahpuslardan da pişman olduklarına dair beyan istemektediklerine dikkat çekti. Bu kararlardan kaynaklı yüzlerce politik mahpusun denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakıldığını ifade eden İnci, şunları söyledi:

    “Bazı hapishanelerde mahpusların kurula dahi çıkarılmadan tahliyelerinin engellendiğine dair başvurular almaktayız. Mahpuslara, kurul görevlileri tarafından politik sorular sorulmakta ve bu sorular çerçevesinde bir yargı oluşturulmaktadır. Bir mahpus için “hükümlünün genel ve kısmi aramalarda sayımlarda idare ve kurum personelinin çalışmalarına zorluk çıkarmamış olsa da kolaylaştırmaya yönelik gayreti de olmamıştır” denilerek tahliyesi engellenmiştir.

    “MAHPUSLARIN TAHLİYELERİNE ENGEL OLUNUYOR”

    “Elektrik ve suyu tasarruflu kullanıp kullanmamak, kütüphaneden kitap almamak, psikoloğa çıkmamak” gibi hukuken geçersiz ve soyut gerekçeler öne sürülerek mahpusların tahliyelerine engel olunmaktadır. Bolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan bir mahpusun puanlamasına kriter olarak konulan gerekçelerden birinin de “Manevi danışmanlıkla görüşmeme” olarak belirtildiği, manevi danışman olarak görevlendirilen kişinin Sünni din adamı olduğu, kendisinin Alevi olduğunu ve manevi danışmanla görüşülecekse Alevi Dedesi, Piri ile görüşeceğini” söyleyerek dilekçelerde itirazlarda belirtmesine rağmen, Alevi Dedesi, Piri ile görüşmesi için olanak yaratılmadığı, ancak “iyi halli olmadığına” esas alınan raporların Sünni din adamı tarafından da düzenlenmeye devam edildiği öğrenilmiştir. Yine mahpusların kurullara çıkarıldıklarında kendilerini ifade etmelerine dahi izin verilmediği yönünde bilgiler tarafımıza ulaşmaktadır. Asıl olarak siyasi mahpuslar açısından bu kurullar mahpuslara pişmanlık dayatmaktadır ve mahpuslar kendisini mahkeme yerine koyan kurullar tarafından özgürlüklerinden mahrum bırakılmaktadır. Tahliyelerin engellenmesine dair mahpusların İnfaz hâkimliğine ve Ağır Ceza Mahkemelerine yapmış oldukları itirazlar gerekçesiz olarak reddedilmekte ve İdare ve Gözlem Kurulu kararları aynı şekilde onaylanmaktadır.

    Mahpusların tahliyelerinin engellenmesi, umut hakkını ortadan kaldırmakta ve hem mahpusları hem de ailelerini olumsuz etkilemektedir. İnsan Hakları Derneği olarak mahpusların özgürlüğünü engelleyen İdare ve Gözlem Kurullarının iptal edilmesini, tahliye şartları oluşan mahpusların bir an önce tahliye edilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM-MERSİN

  • Onlarca mahpusun öldürüldüğü 19 Aralık Hapishane Katliamı’nın 23. yılı

    Onlarca mahpusun öldürüldüğü 19 Aralık Hapishane Katliamı’nın 23. yılı

    PİRHA-19 Aralık Cezaevi Katliamı’nın üzerinden 23 yıl geçti. “Hayata Dönüş” adı verilerek yapılan operasyonda 30’u mahpus 32 kişi, ölüm orucunda ise 122 mahpus yaşamını yitirdi.

    İnsanlık tarihi açısından kara bir gün 19 Aralık 2000. Demokratik Sol Parti (DSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Anavatan Partisi (ANAP) koalisyonu döneminde cezaevlerinde uygulamaya sokulmak istenen F tipi cezaevi sistemine karşı 19 yıl önce, 20 Ekim 2000 tarihinde yüzlerce mahpus 19 temel taleple açlık grevine girdi. Talepleri kabul edilemeyen mahpusların bir kısmı 20 cezaevinde açlık grevini ölüm orucuna çevirdi.

    İçeride kritik günlere girilirken, dışarıda insan hakları kuruluşlarından oluşan bir heyet, hükümet yetkileriyle görüşmeler gerçekleştirip sorunun diyalog yoluyla çözülmesine çabalıyordu. Kapalı kapılar ardında ise cezaevlerine operasyonun planları yapılmıştı. Hükümetten “Anlaşma yapmayacakları, ölüm oruçlarına müdahale edilebileceği” açıklamaları gelirken, dönemin başbakanı Bülent Ecevit, “teröristlerle pazarlık yapmayız” diyordu.

    Ölüm orucunun 61. günü, 19 Aralık sabaha karşı 04.30 sıralarında eş zamanlı olarak operasyon başlatıldı. Operasyonlarda, 2’si asker -ki tutukluların öldürdüğü iddia edilmiş, hazırlanan adli tıp raporların G-3 tüfeği kurşunlarıyla arkadan vuruldukları ortaya çıktı- 30’u tutuklu olmak üzere 32 kişinin ölümüyle sonuçlanacak olan operasyon ‘Hayata Dönüş’ adıyla başlatıldı ve tarihe 19 Aralık Katliamı olarak geçti.

    Operasyon sabahı çıkan gazeteler “Devlet girdi – Sahte oruç, kanlı iftar” manşetleriyle çıkarken, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan, “Biz bu operasyona bir yıldır hazırlanıyorduk. Jandarma, özel tim ekipleri operasyon yapılacak cezaevlerinin maketleri üzerinde uygulamalı eğitim alıyordu” açıklamasını yaparken, Saadet Partili Mehmet Bekaroğlu ise, “Bakan Türk hem arabuluculuk yapan bizleri, hem de halkı kandırdı” diyerek görüşmelerin nasıl oyalamaya dönüştüğünü söyledi.

    “BİZİ DİRİ DİRİ YAKTILAR”

    Hacer Arıkan adlı tutuklunun ambulanstan indirilirken “Bizi diri diri yaktılar” dediği dakikalarda Hikmet Sami Türk, “Ölüm oruçlarında insanların göz göre göre ölmesine seyirci kalamazdık” açıklaması hafızalardaki yerini aldı. Operasyondan sonra ise açıklanan Adli Tıp raporları sonrası gazeteler “Hayata Dönüş Katliamı” başlığı taşıdı.

    Operasyon sonrasında F tiplerine konulan mahkumların ölüm orucu devam etti. Cezaevinde ve dışarıda ölüm orucuna katılan 122 kişi hayatını kaybetti, yüzlercesi de sürekli ya da geçici sakatlıklar yaşadı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Devlet, yaptığı yeni tip hapishanelerle tecriti daha da ağırlaştırmak istiyor’-VİDEO

    ‘Devlet, yaptığı yeni tip hapishanelerle tecriti daha da ağırlaştırmak istiyor’-VİDEO

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, “Hapishanelerde hak ihlalleri, şartlı tahliye, denetimli serbestlik hakkını ortadan kaldıran uygulamalar” konulu panel düzenledi. Devletin yaptığı yeni tip hapishanelerle tecriti daha da ağırlaştırdığını söyleyen avukat Destina Yıldız, “Mahpuslar özelinde aslında bütün bir toplum cezalandırılmak isteniyor. Devlet kendine itaat eden bir insan profili yaratmak istiyor ve bunun içinde hapishaneleri kullanıyor” diye belirtti.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında dernek binasında “Hapishanelerde hak ihlalleri, şartlı tahliye, denetimli serbestlik hakkını ortadan kaldıran uygulamalar” konulu panel düzenledi.

    Avukat Ümmühan Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleşen panele avukat Destina Yıldız, 31 yıllık tutuklu Mehmet Aytunç Altay, avukat Özge Akyüz ve doktor Rojda Welat konuşmacı olarak katıldı.

    “19 ARALIK CEZAEVİ KATLİAMIYLA BİRLİKTE YENİ BİR CEZAEVİ SİSTEMİ HAYATA GEÇMEYE BAŞLADI”

    19 Aralık Cezaevi Katliamı’nın ardından Türkiye’de yeni bir cezaevi sisteminin hayata geçmeye başladığını söyleyen Mehmet Aytunç Altay, “Cezaevlerindeki mahkumlar arasındaki dayanışmayı yok ederek bireyselleştirmeye yönelik bir sistem yapmaya çalıştılar. Devlet 2005 yılında yeni bir ceza infaz kanunu çıkarttı ve cezaevlerinde birçok yeni uygulama devreye girmeye başladı. Bir mahkum 30 yıl yatacaksa ve bu süre içerisinde üç kez hücre cezası aldıysa infaz indirimi olan altı yıl yanıyor ve altı yıl daha yatması gerekiyor” dedi.

    “HAPİSHANELERDE İŞKENCELER ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    Devletin yaptığı yeni tip hapishanelerle tecriti daha da ağırlaştırdığını söyleyen avukat Destina Yıldız, “Mahpuslar özelinde aslında bütün bir toplum cezalandırılmak isteniyor. Devlet kendine itaat eden bir insan profili yaratmak istiyor ve bunun içinde hapishaneleri kullanıyor” diye belirtti.

    Hapishanelerde ihlaller ve işkencelerin artarak devam ettiğini belirten doktor Rojda Welat, “Hapishanelerde 280 bine yakın insan var ve devlet halen cezaevi açmaya devam ediyor. Hapishanelerdeki işkence ve kötü muameleyi gündemleştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

    Cihan BERK-Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerini açıkladı- VİDEO

    İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerini açıkladı- VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin Şubesi, mahpusların yaşadığı hak ihlallerine ilişkin raporu kamuoyuna duyurdu. İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, “Mahpusların maruz kaldığı hak ihlalleri tüm haklarına ve manevi varlıklarına ağır bir saldırı niteliğindedir” dedi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi Hapishane Komisyonu, üç aylık hapishane raporunu dernek binasında bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.

    Açıklamadan önce İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’ne ilişkin konuşma yaptı. Özellikle yoksulluk, savaş ve afet dönemlerinde çocukların ağır hak ihlallerine maruz kaldığına değinen İnci, “Gazze’de 4 bin 506 çocuk, Rojava’da 4 çocuk yaşamını yitirdi, 10 çocuk ise uzuv kaybı yaşadı. Son 10 yılda 22 çocuk zırhlı araç çarpması sonucunda yaşamını yitirdi, 27 çocuk ise yaralandı” dedi.

    “MAHPUSLARIN HAKLARINA AĞIR BİR SALDIRI VAR”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ilişkin raporu okudu.

    Keçeci, mahpuslara ağır bir infaz sisteminin uygulandığını belirterek şunları kaydetti:

    “Mahpusların günün 23 saatini bir hücrede geçirdiği gözlemlenmiştir. Sağlık, beslenme ve hijyen ile ilgili; mahpusların hastaneye sevklerinin çok geç yapıldığı ya da hiç yapılmadığı, özellikle göz ve diş ile ilgili sağlık sorunlarının tedavisinin yapılmadığı ya da üstünkörü yapıldığı, cezaevi doktorunun mahpusların sağlık sorunları ile meslek etiğine ve sağlık mevzuatına uygun bir şekilde tedavi gerçekleştirmediği, mahpusların sağlık sorunlarını gardiyanların dinleyerek doktora ilettiği, doktorun buna göre ilaç yazdığı, birebir tedavi gerçekleştirilmediği gözlemlenmiştir.

    “TECRİT KOŞULLARI DAYATILIYOR”

    Haberleşme ve sosyal imkanları ile ilgili; mahpuslara havalandırmaya çıkma, spor yapma ve sosyalleşme imkanları tanınmadığı, tecrit koşullarının dayatıldığı, oda değiştirme taleplerinin yerine getirilmediği, eğitsel ve kültürel faaliyetlerin neredeyse tamamen durduğu, Kürtçe yazılan mektupların verilmediği ve sair ihlaller öğrenilmiştir.

    Kitap, dergi, gazete ve sair imkanları ile dilekçe hakkı ile ilgili; mahpuslara Yeni Yaşam gazetesi ve bakanlık onaylı Kürtçe kitapların verilmediği, kırtasiye ihtiyaçlarının karşılanmadığı, keyfi şekilde kitap kotasının uygulandığı, kurum ve kuruluşlara yazılan dilekçelerin gönderilmediği, dilekçeler için evrak kayıt numarasının verilmediği ve sair ihlaller tespit edilmiştir. Mahpusların idare ile iletişime geçemediği, görüşme taleplerinin dikkate alınmadığı, hukuki hakları talep edildiğinde yerine getirilmediği tespit edilmiştir.”

    İHD Mersin Şube Sekreteri Bekir Sıtkı Keçeci, İHD Mersin Şubesi olarak yaşanan hak ihlallerine ilişkin hukuki ve idari işlem başlatarak konunun takipçi olacaklarını ifade etti.

    PİRHA/MERSİN

     

  • Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO

    Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO

    PİRHA-Yaklaşık bir buçuk aydır eşinin tutuklu olduğunu söyleyen Özlem Aksoy, “Eşim tutuklandığında hamileydim, bu süreçte yalnız olduğum için doğumdan önce ve sonra zor bir dönem geçirdim. Bu süreci yalnız başıma atlatmaya çalışıyorum. Benim gibi birçok anne bu mağduriyeti yaşıyor, bu mağduriyetlerin bir an önce sona erdirilmesi gerekiyor” dedi.

    Bazı kaynaklarda Churchill, bazılarında ise, Tolstoy’a atfedilen “Bana hapishanelerini göster, senin ülkenin kültürünü tanıyayım” vecizesinin, Türkiye’deki hapishane sorunları karşısında ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Hapishanelerde, sağlık, beslenme ve temizlik koşullarının yetersizliğinden, görüşlerle ilgili olarak, ailelerin hapishane önünde saatlerce bekletilmesine, güvenliğin jandarma ve infaz koruma memurları tarafından sağlanmasının yarattığı çift başlılığa ve hükümlülerin topluma uyum gösterecek bireyler olarak iyileştirilememesine kadar çok çeşitli sıkıntılar bulunuyor.

    Bu sorunların en başında elbette hapishanelerde ölümlerin artması geliyor. Hangi sebeple olursa olsun, hapishanedeki ölüm olayları buralarda ciddi sıkıntılar olduğunun belirtisidir. Gerçekten de, tutuklu veya hükümlü olarak hapishaneye sağlıklı bir şekilde giren kişilerin, aynı sağlıklı durumda tutukluluğun veya cezanın infazının sona ermesinden sonra serbest bırakılmaları gerekir. Çünkü, hapishanelerde ölümlerin artmasının nedeni sadece hastalıklar değildir; kasten öldürme, hastalık, açlık ve ölüm oruçları gibi nedenlerle ölenlerin sayısı oldukça yüksek. 1981-1995 yılları arasında hapishanelerde ölenlerin sayısı 128 iken, sadece 1996 yılı içinde ölenlerin sayısı 44’tü.

    Adalet Bakanlığı  Ceza ve Tevfikevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi. Türkiye’deki hapishanelerin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle hapishanelerde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu. Hapishane nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Hapishanedekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor. 2021 yılında hapishanelerde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam hapishane nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görülüyor.

    Türkiye’de hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri son dönemlerde giderek artıyor. Hapishanelerde yaşanan ölümler, açlık grevleri, hasta mahpusların tedavilerinin sağlanmaması, keyfi sürgünler, infaz yakmalar ve yeni tip hapishaneler yapılarak tecrit derinleştiriliyor.

    23 Ağustos’ta tutuklanan Veysel Aksoy, Elazığ Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunuyor. İlk duruşması 25 Ekim’de Tunceli Adliyesi’nde görülecek.

    Özlem Aksoy, eşi Veysel Aksoy’un tutuklandıktan sonra yaşadığı mağduriyeti anlattı.

    “EŞİM TUTUKLANMADAN ÖNCE HAMİLEYDİM”

    Yaklaşık bir buçuk aydır eşinin tutuklu olduğunu söyleyen Özlem Aksoy, “Eşim tutuklandığında hamileydim bu süreçte yalnız olduğum için doğumdan önce ve sonra zor bir dönem geçirdim. Bir buçuk aydır çocuğum dünyaya geldi, çocuğumla beraber yalnız ve mağdur bir durumdayım” dedi.

    “ÇOCUKLAR ARTIK BABASIZ BÜYÜMESİN”

    Arkadaşlarının desteği sayesinde bu süreci atlatmaya çalıştığını belirten Aksoy, şunları dile getirdi:

    “Bir kadın olarak özellikle doğumdan sonraki süreci atlatmak çok zor, çünkü eşiniz yanınızda olmadığı için bu süreçte psikolojik olarak çok etkileniyorsunuz. Bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak çok sıkıntı yaşıyorsunuz. Hem gündüz hem de gece bebeğe zaman harcamam gerekiyor bu durum çok yorucu bir süreç oluyor. Bu süreci yalnız başıma atlatmaya çalışıyorum. Benim gibi birçok anne bu mağduriyeti yaşıyor. Binlerce kadın ve anne cezaevleri kapılarında bekliyor bu duruma artık son verilsin. Çocuklar artık babasız büyümesin, bu mağduriyetler bir an önce sona ersin.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

  • Hapishanedeki kadınlara ücretsiz hijyenik ped ve çocuk bezi verilecek

    Hapishanedeki kadınlara ücretsiz hijyenik ped ve çocuk bezi verilecek

    PİRHA- Adalet Bakanlığı, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Klinikleri’nin başvurusu üzerine hapishanelerdeki kadınlara hijyenik ped ve çocuk bezinin ücretsiz verilmesi için talimat verdi.

    Özyeğin Üniversitesi Hukuk Klinikleri, hapishanedeki kız çocukları ve kadınların hijyenik ped yoksulluğunun sağlık hakkı ihlali olduğunu belirterek 2 Ağustos 2022’de Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuru yapmıştı. Yapılan başvuru üzerine hapishanelere ücretsiz olarak hijyenik ped ve çocuk bezi dağıtılacak.

    Kısa Dalga’dan Esra Tokat’ın haberine göre Adalet Bakanlığı, hapishanelerdeki kadınlara hijyenik ped ve çocuk bezinin ücretsiz temin edilmesi için cezaevi yönetimleri ile savcılıklarına yazı gönderdi.

    PED VE ÇOCUK BEZİNİN ÜCRETSİZ VERİLMEMESİ HAK İHLALİ GÖRÜLDÜ

    Özyeğin Üniversitesi Hukuk Klinikleri adına Koordinatör Av. Selmin Cansu Demir, 2 Ağustos 2022’de Kamu Denetçiliği Kurumu’na yaptığı başvuruda, hapishanedeki kız çocukları ve kadınların regl yoksulluğunun sağlık hakkı ihlali olduğunu belirterek, bunun ayrımcılık kapsamında ele alınması gerektiğini belirtti. Av. Demir, hapishanedeki kadınlara hijyenik pedlerin ücretsiz verilmesini talep etti.

    Başvuruyu değerlendiren Kamu Denetçiliği Kurumu, dilekçeyi Adalet Bakanlığı’na gönderdi. Adalet Bakanlığı da 26 Aralık 2022’de verdiği Dostane Çözüm Kararı ile tüm cezaevi yönetimleri ile savcılıklara yazı yazarak, cezaevlerinde kalan kadınlara ve çocuklara gecikmeksizin ücretsiz hijyenik ped teslim edilmesi talimatını verdi.

    Bakanlık ayrıca annesinin yanında kalan çocuklar için de ihtiyaç duydukları çocuk bezlerinin yine ücretsiz olarak kendilerine tutanakla teslim edilmesi talimatını verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ’19 Aralık Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız’

    ’19 Aralık Katliamı’nı unutmadık, unutturmayacağız’

    PİRHA- Mersin’de İHD Merkezi Hapishane Komisyonu ve Wernicke Korsakofflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Derneği WKEMDD/Çukurova Grubu 19 Aralık Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla yaptıkları basın açıklamasında, “Türkiye hapishaneleri, mahpusların sadece özgürlüğünden mahrum bırakıldıkları mekanlar olmaktan çıkarılmış, sürekli olarak yeni ihlaller üreten, tecridi ağırlaştıran ve insanı sosyal bir varlık olmanın dışına iten mekanizmalar haline getirilmiştir” dedi.

    Mersin’de İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Hapishane Komisyonu ve Wernicke Korsakofflular ve Eski Mahpuslarla Dayanışma Derneği WKEMDD/Çukurova Grubu 19 Aralık Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla basın açıklaması yaptı.

    Yapılan açıklamaya NKP, HDP, HDK Halkevleri, Eğitim- Sen, Sol Parti, 68’liler Derneği, Mersin Tabip Odası da katıldı.
    Açıklamayı İHD Mersin Şubesi Yönetim Kurulu ve Hapishane Komisyonu üyesi Bekir Sıtkı Keçeci okudu.

    “HAPİSHANELERDE HAK İHLALLERİ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

    “Hayata Dönüş” adı altında yapılan katliamın üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar söz konusu operasyon emrini verenler, failleri ve siyasi sorumluları hakkında adaleti sağlayacak etkili bir soruşturma süreci yürütülmeyerek kamu görevlileri açısından bir zırh kalkanı olarak uygulanan cezasızlık politikasına devam edildiğini söyleyen Keçeci, şunları aktardı:
    “İnsan Hakları Derneği, 16-17 Kasım 2002 yılındaki Olağan Genel Kurulunda 19 Aralık Gününü “Cezaevlerinde İnsan Hakları İçin Mücadele ve Dayanışma Günü” olarak ilan etmiştir. Katliama konu operasyon emrini veren tüm sorumluların yargılanmasını ve adaletin sağlanmasını bir kez daha talep ediyoruz. Aradan geçen 22 yıllık süreçte hapishanelerde hak ihlalleri artarak devam etmektedir. Toplum üzerinde zor aygıtı olan hapsetme sistemi sonucunda 1 Aralık 2022 itibari ile hapishanelerde 336.315 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bu kadar kalabalık mahpus sayısı bile tek başına ihlallerin göstergesidir. Türkiye hapishaneleri, mahpusların sadece özgürlüğünden mahrum bırakıldıkları mekanlar olmaktan çıkarılmış, sürekli olarak yeni ihlaller üreten, tecridi ağırlaştıran ve insanı sosyal bir varlık olmanın dışına iten mekanizmalar haline getirilmiştir.”

    “HAPİSHANELERDEKİ TÜM ÖLÜMLER ÖNLENEBİLİR ÖLÜMLERDİR”
    Yeni açılan Yüksek Güvenlikli Hapishaneler ve S Tipi Hapishaneler ile yeni bir sistem uygulanmaya başlandığını ve mahpusların çok ağır izolasyon yöntemlerine maruz bırakıldığını söyleyen Keçeci, “Üstelik bu hapishanelerde İnfaz kanununa aykırı bir şekilde sadece ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlüleri değil tutuklu yargılananlar, süreli hapis cezaları alanlar da tutulmaktadır. Çoğunluğu tek kişilik yerlerde tutulan mahpuslar günde yalnızca 1 saat ile 1,5 saat arasında başka bir ünitede olan havalandırmaya çıkarılmakta, günün geri kalan 23 saatini tek başına hiç kimse ile konuşmadan, temas etmeden ve kimseyi görmeden geçirmektedir. Burada tutulan mahpuslara kitap, televizyon ve gazetelere erişim konusunda kısıtlamalar getirilmekte ve mahpuslar mutlak bir tecride tabi tutulmaktadırlar. Türkiye’de bulunan tüm hapishanelerde Mahpuslar, yoğun hak ihlallerine uğramakta, sağlığa erişim hakları engellenmekte ve yaşam hakları çiğnenmektedir. 2022 yılı başından bu yana tespit edebildiğimiz kadarıyla en az 74 mahpus hapishanelerde yaşamını yitirmiştir. Yaşamını yitiren mahpuslardan 34’ü sürekli hastalıkları olan kişilerdendir. Hapishanelerde şüpheli ölümler ve intihara sürüklenenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Sürekli bir şekilde dile getirdiğimiz üzere hapishanelerdeki tüm ölümler önlenebilir ölümlerdir” dedi.

    TALEPLER SIRALANDI
    Keçeci son olarak, “Aralık Katliamının yıldönümü vesilesiyle bir kez daha;

    -Katliamın yaşanmasında sorumluluğu olan faillerin yargılanması ve cezasızlık politikasına son verilerek gerçek anlamda adaletin sağlanması,
    -Mahpuslar üzerinde ağırlaşan tecrit uygulamalarına son verilerek, F Tipi, Yüksek Güvenlikli ve S Tipi Hapishanelerin kapatılması,
    -Mahpuslar üzerinde uygulanan insan onuruna aykırı muamele uygulamalarına son verilmesi,
    -Mahpusların özgürlüklerinin önünde engel teşkil eden İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılması, mahpuslar üzerinde tüm sosyal haklarını ortadan kaldıran “özgürlüğünden mahrum bırakma” ve ceza üstüne sürekli olarak ceza ekleme uygulamalarına son verilerek insan onuruna saygılı davranılması,
    -Hapishanelerin sivil denetim mekanizmalarına açılması,
    -Mahpuslara kötü muamele uygulayan görevliler hakkında etkin soruşturmalar yürütülmesi,
    -Mahpusların adil yargılanma, sağlık hizmetlerine erişim, yeterli beslenme, hijyen koşullarına, kültürel ve sosyal haklara, avukatları ve aileleriyle görüşebilme haklarına erişiminin ayrımsız bir şekilde sağlanması
    -Bulundukları ceza ve tutukevlerinde, kendi yaşamlarını tek başına sürdüremeyecek durumda olan hasta tutuklu ve hükümlüler derhal tahliye edilmesi taleplerimizi yineliyoruz.
    İnsan hakları savunucuları olarak 19 Aralık Katliamının sorumlularının peşini bırakmayacağımızı ve süregelen tüm hak ihlallerine karşı duracağımızı, mahpusların insan onuruna uygun bir yaşam sürmesi için mücadeleye devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz” dedi.
    PİRHA/MERSİN

  • İzmir gençlik örgütleri, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere tepki gösterdi-VİDEO

    İzmir gençlik örgütleri, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere tepki gösterdi-VİDEO

    PİRHA-İzmir’deki gençlik örgütleri, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere tepki göstererek cezaevlerindeki tecridin son bulmasını istedi.

    İzmir Özgür Öğrenci İnisiyatifi, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Yeni Demokrat Gençlik (YDG), Öğrenci Faliyeti (ÖF) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Gençlik Meclisi, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve ölümlere ilişkin Alsancak’ta bulunan ESP İzmir il binası önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne temsili tabutla yürüyüş yapmak istedi ancak polisler tabutu gerekçe göstererek, yürüyüş yapmalarına izin vermedi.

    Bunun üzerine gençler tepki olarak ESP il binası önünde kırmızı boya döktükleri tabutla oturma eylemi gerçekleştirdi. Eylemde “Bibin dengê zindana”, “Zindanlarda katliam  var” pankartaları taşınarak, sık sık “Bijî berxwedana zindana”, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük”, “Aysel Tuğluk rumetameye”,”Garibe Gezer onurumuzdur” sloganları atıldı.

    “HAPİSHANELER İKİNCİ BİR CEZALANDIRMA ARACI OLARAK KULLANILIYOR”

    Gençlik örgütleri adına açıklama yapan Meryem Yıldırım, “Kadın katilleri, tecavüzcü, tacizcilerin dışarda, devrimci, siyasi tutukluların, korkusuzca haber yapan gazeteci, yazar, adalet, eşitlik talebini yükselten gençler, erkek egemenliğine boyun eğmeyen kadınların tutsak ediliyor. Uluslararası sözleşmelerde belirtildiği üzere hapishanelerin amacı olan iyileştirme ve mahpusları topluma kazandırmanın aksine, hapishanelerin adeta ikinci bir cezalandırma aracı olarak kullanılıyor. Tutuklulara 12 Eylül dönemini aratmayan hak gaspları ve işkenceler yapılıyor. Hasta tutsaklar tedavi haklarına erişemiyor, ölüme terk ediliyor. İşkence, darp, cinsel şiddet, tehdit ve disiplin cezaları ile tutsaklar yalıtılmak isteniyor. Bu saldırılara karşı yaratmaya çalıştıkları korku iklimine karşı çıkıyoruz. Gençlik olarak devrimci tutsakları savunuyoruz. Hapishanedeki hak gasplarına, tecritte, katliamlara karşı AKP-MHP faşizmini her yerde teşhir etmeye, taleplerimiz karşılanana dek mücadele devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Hapishanede tutulması ölüme davetiye çıkarmaktır’-VİDEO

    ‘Hapishanede tutulması ölüme davetiye çıkarmaktır’-VİDEO

    PİRHA- F Oturması eyleminin 361’inci haftasında kanser, kalp, böbrek, şeker, yüksek tansiyon gibi pek çok kronik hastalığı olan ve ileri yaşı nedeniyle hapishane koşullarından olumsuz etkilenen Mehmet Bayram’ın serbest bırakılması talep edildi. 

    Hapishanelerde yaşanan hak ihlallerine ve hasta mahpusların durumlarına dikkat çekilmek amacıyla düzenlenen F Oturması eyleminin bugün 361’inci haftası. 27 haftadır İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nin bulunduğu Beyoğlu Çukurlu Çeşme Sokak’ta abluka altında gerçekleşen F Oturması, bu hafta da abluka altında yapıldı.

    Hapishanelerde sürdürülen açlık grevlerine dikkat çekilen eylemde açlık grevinde olanların taleplerinin gayet insani ve kabul edilebilir talepler olduğu vurgulandı.

    Bu haftaki basın metnini insan hakları savunucusu Mehmet Acettin okudu. Acettin, ağır hasta mahpus Mehmet Bayram’ın durumunu kamuoyu ile paylaştı.

    “HALA HAYATİ TEHLİKESİ VAR”

    2017 yılında tutuklanan 71 yaşındaki Mehmet Bayram, önce Bandırma hapishanesine sonra da Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Hapishanesine götürüldü. Hala Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Hapishanesinde tutuklu bulunan Bayram’ın gözaltına ve Bandırma hapishanesinde iken iki kez kalp krizi geçirdiğini söyleyen Acettin, şeker hastalığı nedeniyle böbrekleri etkilenen Bayram’ın vücudunda şişlikler oluştuğunu ve hala hayati tehlikesi olduğunu kaydetti. Acettin, yüksek tansiyon hastası olan Bayram’ın Akhisar T Tipi hapishanesinden hastaneye götürülürken yürüme zorluğu çekmesi nedeniyle merdivenlerden yuvarlanarak vücudunun çeşitli yerlerinden yaralar aldığını belirtti.

    “TÜMÖRÜ TEKRARLAYABİLİR”

    Böbrek yetmezliği nedeniyle vücudunda oluşan şişliklerin Nefroloji bölümü olan bir hastanede tetkiklerinin yapılması gerektiğini söyleyen Acettin, geçmişte kanser tedavisi gören Bayram hakkında şu bilgileri paylaştı:

    “Kanser hastalığı nedeniyle Ankara Gazi Üniversitesi hastanesinde ameliyat edilmiş, tümör alınmıştır. Tümörün tekrarlama ihtimaline karşı altı ayda bir kontrol olması gerekmektedir. Hapishanede kaldığı süre içerisinde kontrolleri yapılmamıştır. Kurum müdürlüğüne, hastaneye gitmek için defalarca sevk dilekçesi vermesine rağmen götürülmemiştir. Kanser hastalığından dolayı hapishanede gerekli kontrolleri yapılamadığı için tümörün tekrarlanacağı kaygısı taşımaktadır. Ayrıca 20 yıldır yüksek tansiyon hastasıdır, hapishanede tansiyon aletine ulaşmada bile sorun yaşamaktadır. Tansiyon hastalığı nedeniyle geçmiş yıllarda kısmi felç geçirmiştir. Tansiyonu kontrol altına alınamamaktadır.

    “HAPİSHANEDE OLMASI ÖLÜME DAVETİYE ÇIKARMAKTIR”

    Mehmet Bayram 20 yıldır diyabet hastasıdır. Şeker hastalığının yan etkileri nedeniyle böbrek yetmezliği, göz ve kalpte sorunlar yaşamaktadır. Yemekten 20 dakika önce olması gereken iğneler yanına verilmediği için tedavisinde sıkıntılar yaşamakta günlük yaşamı eziyete dönüşmektedir. Kendisine ait olan şeker ölçüm cihazı ve insülin ilaçlarının yanına verilmesi gerektiği halde verilmemektedir. İlaç ve cihaza erişim zorluğu çekmektedir ve böbrekleri ile ilgili yakınmaları dikkate alınmadığı için durumu gittikçe ağırlaşmaktadır. Kalbinden daha önce anjiyo olmuş, üç damarında tıkanıklık tespit edilmiştir. Dışarıdayken ameliyat olması gerektiği söylenmiş ancak şartları uygun olmadığı için ameliyat olamamıştır. Göğüs bölgesinde ağrıları devam etmektedir ve kontrol talepleri ise karşılanmamaktadır.

    Diyabetten kaynaklı olduğu düşünülen göz sorunu, boyun bölgesinde damar tıkanıklığı vardır. Ayrıca beyin cerrahı tarafından verilmiş raporları mevcuttur. Ciddi risk taşıdığından dolayı ameliyatı sakıncalı görülmüş; sabah ve akşam Nevratin ilacı kullanmaktadır.

    Acettin, kanser, kalp, böbrek, şeker, yüksek tansiyon gibi pek çok kronik hastalığı olan ve ileri yaşı nedeniyle olumsuz hapishane koşullarından etkilenen Mehmet Bayram’ın hala hapishanede tutulmasının ölüme davetiye çıkardığını kaydetti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Hasta mahpuslar kasıt veya bilinçli sebebiyet verme yüzünden hayatını kaybediyor’-VİDEO

    ‘Hasta mahpuslar kasıt veya bilinçli sebebiyet verme yüzünden hayatını kaybediyor’-VİDEO

    PİRHA – 355’inci F Oturmasında 2018 yılında hapishanede yaşamını yitiren hasta tutuklular konu edildi. Hapishanede yaşamını yitiren hasta mahpusların çoğu kasıt veya bilinçli sebebiyet verme yüzünden hayatını kaybetmiş. 

    Hasta mahpusların durumlarına ve hapishane koşullarına dikkat çekmek amacıyla her hafta Cumartesi günleri yapılan F Oturması bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde polis ablukası altında yapıldı. Her hafta bir hasta mahpusun durumunun anlatıldığı eylemde bu hafta 2018 yılında hapishanede yaşamını yitiren hasta mahpuslar konu edildi.

    “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” pankartının açıldığı eylemde “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “İnsan haklarıyla insandır” sloganları atıldı. Basın metnini İHD üyesi Hatice Onaran okudu.

    “TECRİT KALDIRILMALI”

    DTK Eş Başkanı ve HDP Milletvekili Leyla Güven’in tecridin kaldırılması için başlattığı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinin 66. gününde olduğunu hatırlatan Onaran, Güven’e destek için yapılan açlık grevlerinin birçok hapishaneye yayıldığını ve açlık grevindeki mahpuslara uygulanan su, tuz, şeker ile B1 vitaminini vermeme gibi uygulamalara son verilmesini istedi. Tecridin işkence olduğunu ifade eden Onaran, hapishanelerde yeni ölümlerin olmaması için tecridin kaldırılması ve hasta mahpusların taleplerinin karşılanarak sorunların çözülmesi için adımlar atılması gerektiğini kaydetti. Yaşamlarını yitiren mahpusların ölüm nedenlerinin genellikle ciddi sağlık sorunlarından kaynaklandığını söyleyen Onaran, ileri yaşlarda olan mahpusların da kalp ve kronik hastalıklardan birisi olsa bile hapishanenin olumsuz koşullarını atlatmada daha çok zorlandıklarını veya atlatamadıklarını belirtti.

    “YETKİLİLERİ UYARIYORUZ”

    Hapishanelerdeki ihmal ve keyfi uygulamalara son verilmesi temel hak ve özgürlüklerin sağlanması, yaşama haklarının korunması için yetkilileri uyarmak istediklerini ifade eden Onaran, haklarında bilgiye ulaşabildikleri hayatını kaybeden 22 mahpus hakkında da şu bilgileri paylaştı:

    • İbrahim Akbaba, 1948 doğumlu olan mahpus, Edirne F Tipinde tutulmaktaydı. 2015 yılında geçirdiği felç nedeniyle ellerini kullanamayan, ileri derecede kalp, şeker, tansiyon hastasıydı. Açık kalp ameliyatı geçiren ve şeker nedeniyle bir ayağı kesik olan İbrahim Akbaba, Şubat 2017’de tutuklanmış olup davası devam etmekteydi. Yani 70 yaşında çok ciddi sağlık sorunları olan bu mahpus hiçbir bürokratik işleme gerek kalmadan tutuksuz yargılanabilirdi. 6 Aralık 2017’de getirildiği Mardin’e yaklaşık bir yıl sonra 28.12.2018’de tabutla dönebildi. Bitmedi, 24 yıldır içeride olan oğlu Lokman Akbaba’nın babasının cenazesine gitmesine de izin verilmedi.
    • Koçer Özdal, 2014 yılında tutuklanan mahpus 70 yaşındaydı. Yaşından, yaşadığı hapishane koşullarından kaynaklı olarak ağır sağlık sorunları olduğunu, tek başına yaşamını idame ettiremediğini ve kendine bakacak durumu olmadığını vurgulayan dilekçelerini Bafra Kaymakamlığı’ndan Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CIMER)’e kadar göndermesine rağmen ne durumu ne de talepleri dikkate alınmadı. Kanser teşhisi konduğu zaman ise hastalık tüm vücuduna yayılmıştı. Hastaneye yatırıldığında durumu çok ağırlaşmış, böbrek, kalp ve akciğerler artık fonksiyonlarını kaybetmişti. Yaklaşık on gün yattığı yoğun bakımda bile ne bacağından ne de kolundan kelepçe çıkartılmayan mahpusun ailesi 27 Ağustos sabahı cansız bedenini kucakladığında kolunda kelepçeden kaynaklı derin yara izlerini fark etmiştir. Bitmedi; Koçer Özdal’la son vedalaşmasını yapmak isteyen yakınları, dostları cenazesine katılamadığı gibi taziye boyunca köy ve mahallesine girişler engellenmiştir. Gene bitmedi; Bafra Kaymakamlığı aylar önce kendilerine dilekçe gönderen kuruma, vefatından iki ay sonra verdiği yanıtta durumunun iyi olduğu ve bu bilginin de halen hapiste olan oğluna gönderildiğini belirtmiştir.
    • CeIaI Şeker, 2015 yılında tedavi için gittiği hastanede, daha önce hakkında açılan bir davanın kesinleşmesi nedeniyle tutuklanarak hapishaneye götürülür. 12 yıldır diyaliz hastasıdır; hem de evde her gün 4 defa periton diyalizi, iki günde bir hastanede hemodiyaliz tedavisi görmekte, %96 engelli ve hapishanede kalamaz raporu vardır. Aile ve avukatlarının tüm girişimlerine rağmen serbest bırakılmayan mahpus, 19 Ocak’ta kalp krizi geçirince hastaneye kaldırılır. 3 Şubat tarihinde yaşamını yitiren Celal Şeker aşırı kilo kaybı nedeniyle tanınmayacak hale gelmiştir.
      Yaşamını yitiren diğer mahpuslar, bulundukları hapishane ve vefat etme sebepleri şöyledir.
    • Emre Kambur; Trabzon/Bahçecik E Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte.(20.11.2018)
    • Burhan Karatay; Giresun E Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulan 67 yaşındaki mahpusun defalarca yaptığı başvuru reddedilir. Kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği için 10 gün sonraki mahkemesine katılamaz.(07.11.2018)
    • İbrahim Yılmaz; (T)Erzurum E Tipi Hapishanesi. 77 yaşında ve intihar ettiği iddia edilmekte. (1 1.10.2018)
    • Hüseyin Bozyiğit; Batman M Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (07.10,2018)
    • Sabri Çolak; Van Yüksek Güv. ClK. ATK’nın hapiste kalamaz raporu vardı. Kalp krizi (24.08.2018)
    • Davut Demirkale; Mersin E Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (14.07.2018)
    • Nesrin Gençosman; Ordu Hapishanesinde tutulan ve zatürre hastası olan 30 yaşındaki kadın mahpus ilaçlarının çok geç verilmesi nedeniyle ağırlaşır, kaldırıldığı hastanede bir hafta sonra yaşamını yitirir. (I I .07 2018)
    • Zeki Güven; Eskişehir Hapishanesi, kalp krizi. (01 07.2018
    • İbrahim Halil Özyavuz; Silivri Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (01.06.2018)
    • Uğur Kart, Konya E Tipi Hapishanesi. İntihar ettiği iddia edilmekte. (28 04.2018)
    • Halime Gülsu, Tarsus Kadın Hapishanesi, SLE (Sistematik upuseritematozus) hastalığı. (27 04.2018)
    • Cemal Gürer, Elazığ Yüksek Güvenlikli CİK. Kanser, (25.04.2018)
    • İsmail Arslan, Balıkesir/Bandırma 1 Nolu T Tipi Hapishanesinde tutulmaktaydı. 1993 yılında tutuklanan mahpus çok ağır mide, solunum şikayetleri yaşaması ve İHD avukatının yoğun çabasıyla 2016 yılında şartlı tahliye edilir ancak bir yıl sonra tekrar tutuklanır. Kendine bakamayacak durumda olmasına rağmen bırakılmayan mahpus 7 Nisan’da yaşamını yitirir.
    • Teoman Gökçe; Ankara/Sincan Hapishanesi. Kalp krizi. (02.04.2018)
    • Çağlar; Van F Tipi Hapishanesi. Afrin harekatını protesto etmek için bedenini ateşe vermiştir. (20.03.2018)
    • Ahmet İncir; Diyarbakır E Tipi Hapishanesi. Tutuklanıp hapishaneye götürüldükten iki saat sonra intihar ettiği iddia edilmektedir. (16.03.2018)
    • Ahmet Turan Özcerit; Balıkesir/Bandırma T Tipi Hapishanesi. Kanser. (12,022018)
    • Vahyettin Yahya Bayat; Diyarbakır E Tipi Hapishanesi. Kalp krizi, (09.02.2018)
    • Abdullah Gülle, Giresun E Tipi Hapishanesi. Cinayet. (22.012018)
    • Lokman Ersoy; Balıkesir/Kepsut L Tipi Hapishanesi. Yoğun sağlık şikayetlerine rağmen hastaneye geç sevk edilir. Safra kesesinde tümör teşhisi nedeniyle tahliye edilir ancak birkaç gün sonra hastanede yaşamını yitirir.(08.01.2018)

    İnsan hakları savunucuları olarak 2019 yılında hapishanelerde yeni ölümlerin olmaması için tecrit politikasına son verilmesi gerektiğini dile getiren Onaran, “Hapishanelerdeki ölümlerin sebepleri, kasıt veya bilinçli sebebiyet verme varsa sorumluları açığa çıkartılıp yargılansın. Vefat eden mağdur yakınlarına en temel insani yaklaşım gösterilip acılarına saygı duyulsun. Tam teşekküllü hastanelerin vermiş olduğu raporlar dikkate alınsın. Yüzlerce ağır hasta mahpusa yaşatılan işkenceye son  verilerek serbest bırakılmalıdır”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL