Etiket: hasan altun

  • ‘AKP bilimsel eğitimi rejim değişikliğine giden yolda en büyük engel olarak görüyor’-VİDEO

    ‘AKP bilimsel eğitimi rejim değişikliğine giden yolda en büyük engel olarak görüyor’-VİDEO

    PİRHA-Okullarda zorunlu hale getirilen mescit projesine tepki gösteren Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube Başkanı Hasan Altun, “Bu gerici bağnaz ve asimilasyoncu eğitim sistemine dur denilmeli; parasız, bilimsel, ana dilde eğitimin ve diğer tüm anayasal hakları siyasi iktidarların kendilerine seçim malzemeleri yapmalarının önüne geçilmelidir” dedi. 

    MEB’in kurum açma, kapatma ve ad verme yönetmeliğinde yaptığı yeni düzenlemeye göre, yeni açılacak okullar için abdesthane ve mescit zorunluluğu getirilmişti. Kurumların açılabilmesi için her kurumda abdesthane ile doğal aydınlatmalı uygun mekanda kadın ve erkek için ayrı ayrı olmak üzere mescit bulunması zorunlu tutulmuştu. Konuya dair PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi Başkanı Hasan Altun, AKP iktidarının bilimsel eğitimi rejim değişikliğine giden yolda en büyük engel olarak gördüğünü kaydetti.

    “EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRI”

    Bu tür uygulamalarla ülkenin tüm ötekilerinin yok sayılarak halklar ve inançlar arasında kutuplaştırmanın derinleştirildiğini ifade eden Altun, “‘Okumuşlar bu ülkeye daha çok zarar veriyor’ diyerek eğitimin seviyesinin düşürülmesi sağlanmıştır. En son Çankaya Üniversitesinde akademisyen Ceren Damar’ın odasında öldürülmesi kız çocuklarının okumasını engelleyen zihniyetin yansımasıdır” dedi. Okul açmak için getirilen mescit zorunluluğunun anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyleyen Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Aynı zamanda Alevi çocuklarının özel okullarda eğitimini engelleyen bir uygulamadır. Ayrıca yaz tatili ve sömestr tatillerinde öğrencilere toplu namaz kıldırma uygulaması anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Sınıflarda haremlik selamlık uygulaması, Alevi çocuklarına namaz kıldırılması, okullarda mescit açılması mahalle baskısının yerini sınıf baskısına bırakmak olur ki eğitime emanet ettiğimiz çocuklarımız kültürel değerlerine düşman birer birey olarak karşımıza çıkar.”

    “ZULME SESSİZ KALAN BİR ALEVİLİK VAR”

    “İlkokul çağındaki kız çocuklarını cinsel obje olarak gören, bundan tahrik olan bir zihniyete karşı değerlerimize daha sıkı sarılarak dururuz.  At izinin it izine karıştığı bir anlayıştan uzaklaşıp net bir tutum gösterilmediği sürece kültürel yok oluş kaçınılmazdır” diyen Altun, günümüzde zulme sessiz kalan bir Aleviliğin olduğunu belirtti. Altun, “Devletin çıkarlarını gözeterek yol ve erkan yürüten bir Alevilikle karşı karşıyayız. Kendisini katleden faşistlere oy veren, plaket veren, fotoğraf çektiren, el veren, önlerinde semah dönen bir Alevilikle karşı karşıyayız. Tek din, tek devlet, tek millet düşüncesini ya benimseyecek biat edeceksiniz, kul olacaksınız, dindar nesil içinde yer alacaksınız ya da bedeli neyse ödeyeceksiniz dayatmasıyla karşı karşıyayız. Sorun da burada başlıyor. İzlenecek yol, sergilenecek tutum ne olmalı?” şeklinde konuştu.

    “AKP ÜLKEYİ KAOTİK ORTAMA SÜRÜKLEYEREK TOPLUMU REHİN ALDI”

    16 yıllık AKP iktidarının ülkeyi kaotik bir ortama sürükleyerek toplumu rehin aldığını vurgulayan Altun, “Baskı ve sindirme politikaları üzerinden beslenerek rejimini ayakta tutan AKP, sonucu şimdiden belli olan bir seçimi önümüze koyarak oyalama taktiği yürütmektedir. Dün yaptığı gibi bugün de polemikleriyle yani asıl en temel sorunlarımız olan siyasi ve ekonomik krizi, kirli savaş politikalarını bir yana bırakıp toplumu seçim tartışmaları içine sokarak asıl hedefine gidecek her türlü engeli ortadan kaldıran torba yasalar gibi pratiğini önümüze koyacaktır” diye belirtti.

    “BAĞNAZ EĞİTİM SİSTEMİNE DUR DENİLMELİ”

    DAD olarak Alevi inancının tahakküm altında alınmasının önüne geçmek için yolda birlik çalışmalarını önemsediklerini dile getiren Altun, “Bu gerici bağnaz ve asimilasyoncu eğitim sistemine dur denilmeli; parasız, bilimsel, ana dilde eğitimin ve diğer tüm anayasal hakları siyasi iktidarların kendilerine seçim malzemeleri yapmalarının önüne geçilmelidir. Eşit yurttaşlık hakları anayasal güvenceyle teminat altına alınmalıdır. Zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘İmam atanması talebinin cemevinden gelmesi Yola ihanettir’-VİDEO

    ‘İmam atanması talebinin cemevinden gelmesi Yola ihanettir’-VİDEO

    PİRHADiyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne ziyareti sırasında imam hatipli ve ilahiyat mezunu iki kişiyi, dede olarak atanması için Erbaş’a önermesine tepki gösteren Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, “Dersim’de cemevinden doğru talep sakat bir anlayıştır, yola ihanettir” dedi. 

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne ziyareti sırasında imam hatipli ve ilahiyat mezunu iki kişiyi, dede olarak atanması için Erbaş’a önermesine ve Kuran istenmesine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    PİRHA‘ya konuşan Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, “Diyanetin Tunceli Cemevi’ne ziyaretinin öncesine bakmadan konuyu ele almak, değerlendirmek eksik kalır. Biliyoruz ki AKP’nin Alevi kanaat önderleriyle yapmış olduğu çalıştaylar kendi Alevisini yaratmaktı” ifadelerini kullandı.

    “CAMİ, CEMEVİ PROJESİ TUTMADI, YENİ PROJELER DEVREYE SOKULDU”

    Altun, bunda başarılı olamayan siyasal iktidarın yeni bir proje devreye sokarak o dönem birlikte olduğu Fethullah Gülen ve Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ile birlikte Alevilerin asimilasyon politikasını hedefleyen cami- cemevi projesini devreye soktuğunu belirtti.

    Cami-cemevi projesine karşı Alevilerin tepkilerini dile getirmesi, AKP ve FETÖ’nun iç çelişkileri sonucunda bu projenin rafa kaldırıldığını vurgulayan Altun, “Seçimlerde Cumhurbaşkanının ‘cemevlerine statü tanıyacağız’ söyleminin ardından Süleyman Soylu’nun ABF Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül’le görüşmesi, ardından Sarıyer Armutlu Cemevi’nde yaşananlar, Sarıyer Ayazağa’da, Alevi mahallesinde ve Cemevinin karşısında hoparlörlerden yüksek sesle ezan dinletilmesi var. Asılan hoparlörlerden emniyetin, kaymakamlığın ve müftülüğün haberdar olmaması mümkün değil. Bu gelişmeler ışığında Diyanet’in Dersim’de Cemevine ziyareti oldukça düşündürücüdür” diye konuştu.

    “GRİ PASAPORTLU DEDELERİN DERSİM’DEN SEÇİLMESİ DÜŞÜNDÜRÜCÜDÜR”

    “Devlet için Dersim hala çıbanbaşıdır” diyen Altun, şöyle devam etti:

    “Ne hikmetse gri pasaportlu dedelerin Dersim’den çıkması da düşündürücüdür. Cemevlerine imam atanması özellikler de cemevinden doğru talep sakat bir anlayıştır, yola ihanettir. Bu talep üzerinden reya hak inancına yapılan saldırı, soykırım politikalarının devamıdır. Cemevine imam hatip mezunu ilahiyatçıların dede olarak atanması talebi kadim reya hak inancının pirine, ocağına, talibine ziyaretgahına, cem- civatına yüzünü dönmektir, yüzünü çevirmektir, yol düşkünlüğüdür.”

    “YOL DÜŞKÜNLERİNİN YAPTIKLARINA SEYİRCİ KALDIK”

    Alevilerin ne yazık ki bu zeminin olgunlaşma sürecine seyirci kaldıklarını belirten Altun, “Yol düşkünü bu Aleviler devlete ellerini verdiler kollarını alamayacaklar” diye tepki gösterdi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA 

  • DAD Mamak Şube’de ‘Kuşatılmış Alevilik’ konuşuldu-VİDEO

    DAD Mamak Şube’de ‘Kuşatılmış Alevilik’ konuşuldu-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Derneği’nin düzenlediği “Kuşatılmış Alevilik” panelinde cemevlerinin asmilasyonun kıskacında olduğu, bu tekçi zihniyet karşısında direnişçi yapıya uygun bir örgütlenme modeli oluşturmak gerektiği vurgulandı.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi tarafından, “Kuşatılmış Alevilik” konulu panel düzenlendi. Moderatörlüğünü Serpil Köksal’ın yaptığı panele konuşmacı olarak Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem, Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete, DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş katıldı.

    Panele DAD Ankara Şubesi Eş Başkanı Murat Işık, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube üyeleri,  HDP Mamak ilçe temsilcileri, HDK Mamak Yürütmesi ve Tuzluçayır halkı katıldı.

    Süleyman Deprem’in gülbangıyla birlikte çerağ uyandırılarak başlayan panelde açılış konuşmasını DAD Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun yaptı.

    HÜSEYNİ DURUŞ VE DİRENİŞÇİ YAPIYA UYGUN BİR ÖRGÜTLENME MODELİ

    Alevi inancına ve değerlerine çok yoğun saldırıların olduğu bir dönemden geçildiğini vurgulayan Altun, “İnancımız üzerinde süre gelen inkar, red ve asimilasyon gibi tüm tahribatlara, yıkımlara karşı bireysel ve kurumsal olarak kendimizi dara çekmezsek, var olan sorunların çözümüne kalıcı, ileriye taşıyan bir çözüm üretemeyiz. Ancak doğru bir tarz, doğru bir üslup ve doğru bir temelde yaratacağımız örgütlülüklerle dost ve musahip kurumlarla koordinasyon içerisinde kolektif bir çalışmayla ifade ettiğimiz sorunları aşabiliriz. Öncelikle bütün kurumsal ilişkilerimizde birbirimize destek ve güç veren bir anlayışı oturtmalıyız. Bu zulümatın tekçi, katliamcı (fiziki ve kültürel), asimilasyon politikalarının önüne geçmenin yolu; bu öğretinin özüne, Hüseyni duruş ve direnişçi yapısına uygun bir örgütlenme modelini önümüze koymaktır” şeklinde konuştu.

    “HER İKTİDAR KENDİ ÖTEKİSİNİ YARATTI”

    Altun’dan sonra söz alan DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş, bu ülkede kadın olmanın başlı başına sorun olduğunu, Kürt Alevi kadın olmanın ise sorunun katmerleşerek devam etmesini beraberinde getirdiğini kaydetti. Her iktidarın kendisini var etmek için bir öteki yarattığını belirten Güneş, halklar arasındaki farklılıkların olmasının yaradılış esası olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

    “Hepimiz doğduğumuz haneyi seçemeyiz, doğduğumuz hanenin dilini seçemeyiz, doğduğumuz hanenin inancını seçemeyiz. Bunların her bir tanesi bizim doğuştan getirdiğimiz haklardır. Bunlar tartışma konusu değildir aslında. Tıpkı ceylanın hakikati gibi, tıpkı tırtılın hakikati gibi, tıpkı bir çamın hakikati gibidir bu. İnsanın hakikati de insanın doğduğu coğrafyayla, doğduğu toprakla, bir hak yasası olma halidir. Ama ne yazık ki iktidarlar kimlik adı altında kendilerini var etmek adı altında da işte bu farklılıkları öteden beri kaşıyor, bir öteki kavramı üzerinden halkları birbirine kırdırıyor. Öngördükleri, kendilerinin belirledikleri anlayış çerçevesinde de yaratmak istedikleri toplum modeline uygun insan yetiştirmek istiyorlar.”

    “HANELERİMİZ PİR GÖRMEZ OLDU”

    Türkiye’de yaşayan Kürt Aleviler olarak bu coğrafyanın en ötekisi olduklarını kaydeden Güneş, “Defalarca katliamlardan geçirildik, defalarca toprağımızdan edildik, yaşadığımız coğrafyalardan sürüldük. Her şeye rağmen bugün Ankara’da Mamak’ta bir apartmanın giriş katında gene cem olmayı becerebiliyoruz” dedi. Kentleşme ve göçlerle birlikte yaşanılan asimilasyon sonucu Aleviliğin olmazsa olmazı olan talip-pir-rehber ilişkisinin ortadan kalktığına vurgu yapan Güneş, “Hanelerimiz rehber görmez oldu, hanelerimiz pir görmez oldu. Yolumuzu nasıl yaşayacağımıza dair rehbersiz kaldık” diye ifade etti.

    “KENTLER BİR HAFIZASIZLAŞTIRMA TOPLUMU”

    Kente geldikten sonra yolun yegane yürütücüsü olan kadının kent hayatı içerisinde kendisini var etme, hane kültürünü geçmişten getirdiği tarihsel birikimi aktarma konusunda bir hafıza kırılması yaşadığını belirten Güneş, kentleri bir hafızasızlaştırma toplumu olarak tanımladığını ekledi.

    “İKRARLAŞMA VE RIZALIĞA BAĞLI BİR İLİŞKİ”

    Şıx Çoban Ocağı pirlerinden Zeynel Kete de Alevi inancında her klan, kabile ve aşiretinin bir ocağa bağlı olduğun belirtti. İlişkilerde ikrarlaşma ve rızalığın olduğuna dikkat çeken Kete, şöyle devam etti:

    “İlk kavim dönemlerde insanoğlu sapiens olup ayakları üzerine kalkıp alet kullandı, doğayı tanımaya başladı, kendi kendine kemalete erdi, doğayı tanıdı, kendini tanımaya başladığından itibaren bireyle, evrenle ve doğayla ilişki geliştirdi. Bu ilişki tahakküme bağlı, zora bağlı, baskı altına almaya bağlı, bir ilişki tarzı değil, ikrarlaşmak ve rızalığa bağlı bir ilişki. Toprakla da rızalık ve ikrarlık vardı, bitki ile de ilişkiye geçerken tarzı buydu.”

    “HİYERARŞİ VE İKTİDAR YOK” 

    Bu örgütlenme tarzının ana kadın etrafında oluştuğunu söyleyen Kete, “Gelişen süreç içerisinde her aşiret mutlaka bir ocağa bağlıdır. Bazı aşiretler Alevi aşiretleridir ve bir ocağa bağlılar. Bir ocağa niyaz etmişler. O ocağın bir piri var, bir mürşidi var, bir rehberi var. Rehber Kızılbaş Alevi inancında babadan oğula devam ediyor. Ama bu değildir ki ne olursa olsun pirin oğlu da posta oturacak, böyle bir şey yok. Yol buna bir çare bulmuş ve yol demiş ki ‘Yol taliple başlar. Talip hak kapısıdır. Aynı zamanda talip odur ki pirini ateşin içinden alır.’ O ocak içerisinde herhangi bir aile erkan yürütüyorsa, pir postuna oturmuşsa yanlış yaptığında o ocaktan başka birine niyaz edilir. Bu yönüyle pirler dokunulmaz değildir. Yanlış yaptığında çok rahatlıkla talibi pirini dara kaldırabilir. Niye? Pirin de piri var, o da mürşittir. Pir de ona taliptir. Sonuç itibariyle bu üçü yola taliptir. Biz buna el ele el hakka diyoruz. Kimse kimseden üstün değildir. Bu ilişki tarzında bir hiyerarşi ve iktidar yoktur” şeklinde konuştu.

    Ocakların devlet ve iktidar dışı oluşumlar olduğunu kaydeden Kete, gelinen aşamada Alevi ocaklarının bitirilmeye çalışıldığını belirtti. Ayrıca Kete, Diyanet İşleri Başkanı’nın Dersim Cemevi’ne gitmesini de eleştirdi.

    “DÖRT DUVARA SIKIŞTIRILMIŞ BİR İBADET MEKANI YOK”

    Sinemilli Ocağı pirlerinden Süleyman Deprem ise 20-30 yıla yakındır ülkede yaşanan kaos ortamıyla birlikte talan, sürgün, imha ve inkar politikalarının dayatılması sonucu mülteci konumuna düşen Alevilerin ülkenin varoşlarına sığınarak yaşamlarını sürdürmeye başladıklarını ancak inançlarını yaşama noktasında sıkıntılar çektiklerini kaydetti. Alevilerin şehirlerde inançlarını sürdürebilmek için devletten ve yerel yönetimlerden cem yapabilecekleri alanlar istediklerini ifade eden Deprem, “Gerçek anlamda kadim Alevilikte statü olarak cemevi diye bir ev yoktur. Cami gibi, kilise gibi, havra gibi kutsanmış dört duvara sıkıştırılmış bir ibadet mekanı Alevilerde yoktur” dedi.

    “CEMEVLERİ ASİMİLASYONUN KISKACINDA”

    Alevilerin ibadet mekanının bütün yeryüzü olduğunu söyleyen Deprem, şöyle devam etti:

    “Günün 24 saati ve dünyanın her yeri bir Alevi’nin hakla hak olabilmesi, hakkın huzurunda ikrar verebilmesi, hakkın huzurunda özünü dara çekebilmesi için her yer ve her saat müsait. Bu anlamda statü olarak bir cemevine ihtiyacı yoktur. Ancak toplumsal olarak bir araya gelmek için bir alana ihtiyacı vardır. Buradan kaynaklı olarak devletin kendisine vermiş olduğu dünya insan haklarının da imza altına aldığı ilkeler doğrultusunda hakkı olan bir toplanma alanı talep etmiştir. Ancak bu talep resmi olarak verilmemiş son dönemde Alevlerin kendileri kendi paralarıyla  köylerinde ve kendi mahallelerinde yaptıkları cemevlerini cemevi olarak isimlendirmelerine müsaade edilmemiş, kültür evi adı altında bunlara izin de verilmemiş, ses çıkartılmamış. Ancak devlet boş durmamış cemevi dediğimiz yerlere el altından pir ya da dede kılığında imam göndermiştir. Şu anda bütün cemevleri bu anlamda bir asimilasyonun kıskacındadır.”

    Panelin ardından Yoldaşça Türküler grubunun katıldığı bir müzik dinletisi gerçekleştirildi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • Ana Fatma cemevi: Muaviye zulmüne dur diyeceğiz – VİDEO

    Ana Fatma cemevi: Muaviye zulmüne dur diyeceğiz – VİDEO

    PİRHA- Ankara’da 1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma cemevi öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Yapılan basın açıklamasında konuşan Ana Fatma cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, “1 Eylül Dünya Barış Gününde, siyasal iktidarın, 16 yıldır uyguladığı politikalar ve son OHAL rejimi ile birlikte tekçi politikalarla farklı kimliklere, inançlara, kültürlere ve siyasal anlayışlara yani kısacası zulme biat etmeyen herkesi yok sayan, yaşam hakkı tanımayan, bu Muaviye zulmüne dur diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Ankara’da 1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle Demokratik Alevi Derneği Ana Fatma cemevi öncülüğünde basın açıklaması yapıldı. Ana Fatma cemevinde yapılan basın açıklamasına AKA-DER, BDSP Ankara Şube, DAD  Ankara Şube, Demokratik İslam Kongresi, Hacı Bektaş Kültür ve Dayanışma Derneği genel merkezi, HDK Mamak Meclisi, HDP/ DBP Mamak İlçe Örgütleri, Tüm Emekliler-Sen ve SYKP temsilcileri katıldı.

    “SAVAŞ DEĞİL KALICI BARIŞ SAĞLANSIN”

    Yapılan basın toplantısında ortak basın metnini okuyan Ana Fatma Cem Evi Eş Başkanı Hasan Altun, Hak ve hakikat aşkıyla cümle cana aşk olsun. Zulmet deryasına karşı nur deryasında buluşanlara aşk olsun ifadelerini kullandı.

    “1 Eylül Dünya Barış Gününde, siyasal iktidarın, 16 yıldır uyguladığı politikalar ve son OHAL rejimi ile birlikte tekçi politikalarla farklı kimliklere, inançlara, kültürlere ve siyasal anlayışlara yani kısacası zulme biat etmeyen herkesi yok sayan, yaşam hakkı tanımayan, bu Muaviye zulmüne dur demek için buradayız” diyen Altun şöyle devam etti:

    “Devletin tüm bu etnik ayrımcılığı ortadan kaldırmasını kadına yönelik şiddet ve tecavüz kültürü teşvik eden politikalardan vazgeçmesini, savaşın değil, kalıcı barışı sağlamasını. Her kesimi ve herkesi kucaklayan politikaları bir an önce hayata geçirilmelidir. Dolaysıyla biz aleviler, Sünniler, Süryaniler, ezildiler, Kürtler, Türkler, Ermeniler, Lazlar, sol, sosyalistleri emekçiler, aydınlar, kadınlar ve gençlerimiz bu ülkenin özgür, eşit bireyleri olarak bir arada yaşamak istiyoruz. İnancımızdan, kimliğimizden ve düşüncelerimizden dolayı işimizden, aşımızdan mahrum edilmek istemiyoruz” dedi.

    “RAHİM HÜSEYİN FENAHİ’NİN İDAMI DERHAL DURDURULSUN”

    Dersim dört dağ içinde dört dağ ateş içinde. Cem evlerimize, kutsal mekanlarımıza Dersim ve Bingöl’de savaş bahane edilerek ormanları ateşe verilen cümle canın katliamını, doğamıza, yönelik rant amaçlı saldırıları şiddetle kınıyoruz” ifadelerini kullanan Altun “1 Eylül Dünya barış günü dolayısıyla İran rejiminin açıkladığı Salı dünü idamı gerçekleştirilecek olan Ramin Hossein Panahi’nin  idamının derhal durdurulmasını talep ediyor ve ölümlerin son bulmasını istiyoruz. Tüm katılımcılara aşkı niyaz ederiz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Alevi değerlerini siyasi argüman olarak kullanan zihniyeti mahkum etmeliyiz’-VİDEO

    ‘Alevi değerlerini siyasi argüman olarak kullanan zihniyeti mahkum etmeliyiz’-VİDEO

    PİRHA- AKP’nin Alevilere yönelik seçim vaatlerini değerlendiren DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, “Binlerce yıllık Hak ve Hakikat aşkı günümüzde kültürel soykırımla karşı karşıyadır. Her can bu tehlikenin farkında olmalıdır. Buna karşı politika belirleyerek inancımızı korumalıyız” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şube ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, AKP’nin Alevilere yönelik seçim vaatlerini değerlendirdi.

    “Statü vereceğiz, cemevlerini ibadethane olarak tanıyacağız, din dersinde düzenlemeler yapacağız gibi açıklamalar bizlere yönelik kandırma, aldatma ve oyalamadır” diyen Altun, Alevilerin bu oyuna gelmemeleri gerektiğini vurguladı.

    “İNANCIMIZI KORUMALIYIZ”

    Altun, “Binlerce yıllık Hak ve Hakikat aşkı günümüzde kültürel soykırımla karşı karşıyadır. Her can bu tehlikenin farkında olmalıdır. Buna karşı bir politika belirleyerek inancımızı korumalıyız. Aleviliği seçimlere malzeme yapan, Aleviliğe ait değerleri siyasi argüman olarak kullanan zihniyeti mahkum etmeliyiz” şeklinde ifade etti.

    ALEVİLİĞİN ESAS ALINACAĞI BİR SİYASET ANLAYIŞI

    Alevilerin politik duruş olarak rızalık ve ikrarlığa dayalı partilerde yer alması gerektiğine işaret eden Altun, “Aleviler, Aleviliğin esas alınacağı bir siyaset anlayışının destekçisi olmalıdır. Güçlünün değil haklının yanında siyaseti desteklemelidir. Aleviler yaşadıkları bütün mekanlarda, şehirlerde kentin yönetimine doğrudan katılmalı, bunun araçlarını oluşturmalıdır” diye konuştu.

    “DEVLET ALEVİLERE YÖNELİK SİYASET ANLAYIŞIYLA HESAPLAŞMALI”

    Altun, son olarak şunları ifade etti:

    “Alevilerin inanç ve siyasal kimliklerinin kabul edilmesi demek, yaşamalarını, geleceklerini güvenceye alma, oluşabilecek katliamların önüne geçme ve tehlikeleri ortadan kaldırmaya yönelik politikaların uygulanması demektir. Hem geçmişte yaşananların bir daha tekrar etmemesi hem de gelecekleri ile ilgili söz, karar, yetki sahibi olmaları için son derece önemlidir. Devlet Alevilere yönelik geçmişteki siyaset anlayışı ile hesaplaşmalı, ayrışmaya ve ötekileştirilmeye yönelik bütün çalışmaların cezalandırılacağına dair kanun çıkarmalı ve yasa uygulanmalıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • AKA-DER Mamak Şubesi’nden 2 Temmuz ve seçimler konulu söyleşi

    AKA-DER Mamak Şubesi’nden 2 Temmuz ve seçimler konulu söyleşi

    PİRHA-AKA-DER Mamak Şubesi 2 Temmuz Sivas Katliamı ve seçimler konulu bir söyleşi düzenliyor.

    AKA-DER Mamak Şubesi “2 Temmuz’u ve seçimleri konuşuyoruz” konulu söyleşi düzenliyor. Söyleşiye Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şube Başkanı Hasan Gürer, Demokratik Alevi Derneği Mamak Şube Eş Başkanı Hasan Altun ve AKA- DER Mamak Şube Temsilcisi katılacak.

    Tuzluçayır Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılacak olan söyleşi 10 Haziran Pazar günü saat 17:00’da.

     

     

  • AKD GYK’sından 5 istifa: Tek adamlıkla kurum yönetiliyor

    AKD GYK’sından 5 istifa: Tek adamlıkla kurum yönetiliyor

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri’nin GYK üyeleri Canan Soykök, Serdar Altun, Yüksel Kapıkıran, Mehmet Şahin ve AKD Mersin Şube üyesi Abbas Tan, derneğin üst düzey yöneticilerini eleştirerek görevlerinden istifa ettiler. Derneğin Mersin Şubesi üyesi Tan, üyelikten de istifa etti. 5 AKD’li de yazdıkları istifa dilekçesinde dernekteki gidişatın iyi olmadığını belirterek, genel başkanı eleştirdiler. 

    Alevi Kültür Derneği’nin (AKD) GYK üyeleri Serdar Altun,  Mehmet Şahin, Canan Soykök, Yüksel Kapıkıran ve AKD Mersin Şube üyesi Abbas Tan, 16 Mayıs’ta yazdıkları dilekçelerle dernekteki görevlerinden istifa ettiklerini açıkladılar. Tan, ayrıca dernek üyeliğinden de istifa ettiğini belirtti.

    Bu arada istifa dilekçesi veren GYK üyeleri Ali Özveren ve Hasan Engin’in istifalarının kabul edilmediği öğrenildi.

    ABBAS TAN: YÖNETİCİLERİN TAVIRLARINA GÖZ YUMULMASI VİCDANIMI YARALIYOR

    Yazar Abbas Tan, Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube üyesi ve Bilim Kurulu Başkanı Tan, derneğin Mersin Şubesi Yönetim Kurulu’na sunulmak üzere yazdığı dilekçede, “Son dönemlerde Alevi kurumlarında görev alan, özellikle Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmının Alevilik diye bir kaygısının olmadığını gözlemledim. Amaç, yönetimlerde olmak, siyasilere şirin gözükmek, kariyer sahibi birisi olarak dolaşmak. Alevi kurumlarında görülen örgütlenme modeli tamamen yöneticilerin inisiyatiflerine bırakıldı. Ben ne dersem o olur mantığı ile tüzükler değiştirildi” ifadelerini kullandı.
    Tan, “Eline, diline, beline ilkesine uymayan üst düzey yöneticilerin bu tavırlarına göz yumulması vicdanımı yaralamaktadır” dedi.

     

    SERDAR ALTUN: DERNEK TEK ADAMLIKLA YÖNETİLMEYE ÇALIŞILIYOR

     

    AKD GYK Üyesi Serdar Altun da, istifa dilekçesinde, “Genel Başkan Doğan Demir’in, GYK’dan alınan kararları yok sayması, tek adamlılıkla kurumu yönetmeye çalışması ve güç sarhoşluğu içinde her şeyi ben bilirim tavırlarından dolayı GYK üyeliğinde istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

    MEHMET ŞAHİN: GYK ÜYELİĞİ KARTVİZİTİNİ ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN KULLANILIYOR

    Mehmet Şahin de Basın ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Yönetim Kurulu Üyeliği, Proje Koordinatörlüğü ve  SÜREK dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.

    Şahin’in, Alevi Kültür Dernekleri Genel Yönetim Kurulu’na yazdığı dilekçede, “Alevi Kültür Dernekleri Yönetim Kurulu’nda görev alıp sorumluluklar üstlenen kıt kaynakları doğru kullanan, yeni kaynaklar üreten, şeffaf, hesap verebilir, hataları ve eksiklikleri ile yüzleşebilen, vizyon sahibi kişiler olmamız gerekirken geldiğimiz noktada benlikten vazgeçip biz olamadığımız için, üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip GYK üyeliğini kartvizitini zenginleştirmek için kullanan, yarına dair proje üretemeyen günü kurtarmayı başarı sayan anlayışa ortak olmamak adına dernekteki görevlerimden istifa ediyorum” dedi.

    Şahin ayrıca, 2017 yılında “Haydi Canlar Birlikte Öğrenelim, Uygulayalım, Çalışalım” ismiyle yaptığı proje kapsamında İçişleri Bakanlığı Bütçesi’nden sağlanan 92.594,00 TL’lik maddi desteğin dernek hesabına 1 Mart 2018’de yatırıldığını ancak bu hesaptan 30 Nisan 2018’de 50.304,93 TL’nın dernek yetkilileri tarafından çekildiğini öne sürdü.
    Şahin bu nedenle de proje koordinatörlüğü görevinden istifa ettiğini kaydetti.

    CANAN SOYKÖK: KURUMSALLIK SORUNUMUZ VAR

    GYK Üyesi İzmir Bölge sorumlusu Canan Soykök de istifa ettiğini açıkladı. Soykök “Bizler iki yıldır bir cenaze erkânı ve dedeler kurulu konusunda somut hiçbir adım dahi atamazken, Kurumsallık sorunumuz varken. Genel Merkez olarak bir sürü borç ve maaşları dahi ödeyemezken. Anlayacağınız üzere kendi iç meselelerimize bile çözüm bulamazken GYK üyelerimizden herhangi birimiz ki ben de dahil, bırakın Büyük Millet Meclisinde Milletvekili olup derneğimize ve Milletimize yararlı iş yapmayı herhangi bir partide faydalı olabileceğine kim inanır?” ifadelerine yer vererek istifa gerekçelerini açıkladı.

    İşte 6 AKD yöneticinin istifa gerekçeleri ve dilekçeleri:

    ABBAS TAN:

    “Şubenizin  2458 nolu üyesiyim.
    Alevi hareketinin ülkemizde örgütlenmeye başladığı yıllardan (1992) bu yana Alevi örgütlülüğü içerisinde çeşitli görevlerde bulundum. Gerek siyasi ahlakım, gerekse Aile terbiyem ve Alevi öğretisi çerçevesinde hareket ederek hizmet vermeye çalıştım.
    Bu süre zarfında zaman zaman eksiklerim ve yanlışlarım olmuştur.
    Gördüğüm ya da uyarıldığım anda eksikleri ivedilikle tamamlamaya, yanlışlarımı düzeltmeye çalıştım. Aynı duyarlılığı kurumlarda hizmet veren gerek yöneticilerden gerekse inanç önderlerinden de bir Alevi olarak bekledim, bana yapılan uyarılar gibi ben de uyarılarda bulundum.
    Geldiğimiz noktada gerek şubelerde, gerekse Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmında bu duyarlılığı ne yazık ki göremedim.
    Yaptığımız uyarılar gayet masumane ve Alevilik adına kazanımlar elde edilebilmesi için yapılan uyarılardı.

    Son dönemlerde Alevi kurumlarında görev alan, özellikle Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmının Alevilik diye bir kaygısının olmadığını gözlemledim.

    Amaç, yönetimlerde olmak, siyasilere şirin gözükmek, kariyer sahibi birisi olarak dolaşmak temel ilke olmaktan öteye girmediğini görmekteyim.

    Alevi kurumlarında görülen örgütlenme modeli tamamen yöneticilerin inisiyatiflerine bırakıldı. Ben ne dersem o olur mantığı ile tüzükler değiştirildi.

    “TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİYLE ANTİDEMOKRATİK UYGULAMA BAŞLATILDI”

    Demokratik Alevi Hareketi olarak lanse ettiğimiz derneğimizin tüzüğünde yapılan değişiklikle antidemokratik uygulama başlatıldı. Bireysel seçilme hakkı üyelerin elinden alınarak çarşaf liste yerine Blok liste ile seçimlere gidilmesi esası getirildi.

    Elbette genel kurulda üyelerin talebi üzerine Blok liste ile de seçim yapılabilir ancak böyle bir talep gelmediği vakit normal seçimler çarşaf liste tabir edilen usulde seçim yapılır iken sadece Alevi Kültür Dernekleri tüzüğüne böyle bir madde yerleştirildi. Bu da yetmedi, delege olmayanın seçilme hakkının olmadığı da tüzüğe eklendi. Her şeyi çok iyi bildiğini iddia eden ve uzun yıllar yönetimlerde bulunan ya da postta oturan AKD üyelerinden bu antidemokratik uygulamaya karşı çıkan neredeyse olmadı (çok az insan hariç). Sade ve duyarlı üyelerin tepkileri de bu değişikliğe güçleri yetmedi.

    Alevi kurumlarına farklı düşüncelerle Alevi olmayan hatta Aleviliği yok etmeye çalışan düşünceden insanlar alınmaya başlandığı, bu da yetmiyormuş gibi Vakıf kurularak ve kurucular arasında bu tip insanlara yer verilirken ses çıkartanın kellesi alınır mantığı ile hareket edilmektedir.

    İstifa tek taraflı bir müessesedir, isteyen her yönetici şartlar uymadığı takdirde kuruma yararlı olamayacağı ya da daha fazla kalır ise zarar vereceği düşüncesi ile istifa edebilir ve buna da saygı duyulur.

    Ancak; beş (5) GYK üyesi (aynı ildeki şubelerin üyeleri) birden  topluca istifa etmesine rağmen bu olağanüstü durum nedir? Şayet olağanüstü bir durum ise nasıl çözülür diye kimsede bir kaygının olmadığını gözlemledim. Belli insanlar biraraya gelmişlerse de sorun en azından Danışma kurulu ya da Delegeler düzeyinde bilgilendirilip tartışılmadı.

    “ÖRGÜTLÜ ALEVİ HAREKETİ BİTME NOKTASINA GELDİ”

    Günümüzde Örgütlü Alevi Hareketi bitme noktasına gelmiştir.

    Halk tabiri ile “Dibe vurmuş” bir örgütlülük bu anlayışla ne Aleviliğe ne de Alevilere katkı sunabilir. Tam tersine geçmişten günümüze Devlet yöneticilerinin yapamadıklarını, siyasilerin ayak oyunları ile yapamadıkları asimilasyonu kurumlarımız kendi elleri ile yapmaktadırlar (istisnalar hariç).

    Cemevlerinde yapılan ritüellerde (cem ve Hakka yürüme erkanlarında salavat getirerek, kuranı Türkçe okuyarak).

    Şu an ABF, AKD’nin şubelerinin bir kısmı ve diğer Alevi kurumlarının büyük bir bölümü aynı noktada durmaktadır.

    Eline, diline, beline ilkesine uymayan üst düzey yöneticilerin bu tavırlarına göz yumulması vicdanımı yaralamaktadır.

    Sorumluluk bilinci ile hareket ettiğini iddia eden yöneticilerin yaşanan bu olumsuzluklar karşısında duyarsızlıklarının  hesabını bir gün mutlaka vicdanlarına vereceklerine olan inancımla, kendini bilmezlerin zorlaması ile değil  özgür irademle, Alevi adabından, inancımdan, onurumdan ödün vermemek için, Bilim Kurulu Başkanlığı’ndan ve Dernek üyeliğinden istifa ediyorum. Hızır herkesin yardımcısı olsun.”

    SERDAR ALTUN: 

    “Sevgili GYK üyesi arkadaşlarım
    Genel Başkan Doğan Demir’in, GYK’dan alınan kararları yok sayması, tek adamlılıkla kurumu yönetmeye çalışması ve güç sarhoşluğu içinde her şeyi ben bilirim tavırlarından dolayı GYK üyeliğinde istifa ediyorum.
    Yol cümleden uludur. Herkes hakkını helal etsin.
    Saygılarımla.

    MEHMET ŞAHİN: 

    “Yaşadığımız coğrafyada yıllardır Aleviler üzerinde yapılan baskı ve ötekileştirmelere karşı 25 yıldır mücadele eden Demokratik Alevi Hareketi örgütlülüğü içinde üzerime düşeni elimden geldiği kadarıyla her zaman yapma gayreti içinde oldum.
    Son olarak 12 Kasım 2016 tarihinde Genel Yönetim Kurulu’na seçildiğim ve bugüne kadar değişik zamanlarda değişik birimlerde görev almaktan onur duyduğum Alevi Kültür Dernekleri Yönetim Kurulu’nda görev alıp sorumluluklar üstlenen kıt kaynakları doğru kullanan, yeni kaynaklar üreten, şeffaf, hesap verebilir, hataları ve eksiklikleri ile yüzleşebilen, vizyon sahibi kişiler olmamız gerekirken geldiğimiz noktada benlikten vazgeçip biz olamadığımız için, üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip GYK üyeliğini kartvizitini zenginleştirmek için kullanan, yarına dair proje üretemeyen günü kurtarmayı başarı sayan, kolektif çalışma anlayışını benimsemeyen “yapılan işin değil edilen lafın” daha önemsendiği ve işin parmak hesabına bırakıldığı, kurumsal anlamda kötüye gidişi durdurmak, ilkesiz davranışlara daha fazla ortak olmamak adına “Yola yoldaş ile gidilir” diyerek üstlendiğim başta Basın ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Yönetim Kurulu üyeliği, Proje Koordinatörlüğü ve  SÜREK  dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerimden ‘Ya yol açacaksın, ya da yoldan çekileceksin’ düsturuyla yoldan çekilerek istifa ediyorum.
    Bilginize sunar, herkese  gidebildiği yolda  sağlık ve başarılar dilerim.”

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BÜTÇESİ’NDEN 92 BİN 594,00 TL’LİK YARDIM

    Mehmet Şahin, ayrıca Proje Koordinatörlüğü görevinden neden istifa ettiğini de yine AKD GYK’sına gönderdiği dilekçede belirtti:

    “Derneğimizin genel merkez ve şubelerimizde karşılaşılan ekonomik sorunlara çare bulmak, kaynak yaratmak üyelerimizin eğitim ve iş olanaklarını artırmak amacıyla projeler yapmanın önemine binaen 2017 yılında “Haydi Canlar Birlikte Öğrenelim, Uygulayalım, Çalışalım” ismiyle yaptığım proje, Dernekler Daire Başkanlığınca desteklenerek 15 Aralık 2017 tarihinde uygulamaya girmiştir.

    “50 BİN 304 TL PROJE AMACI DIŞINDA KULLANILMIŞTIR”

    Projeye derneğimizin katkısı yanında İçişleri Bakanlığı Bütçesi’nden sağlanan 92.594,00 TL’lik maddi destek derneğimiz hesabına 01.03.2018 tarihinde yatırılmıştır. Projemizin uygulama sürecinde yapılması gereken  sözleşme, protokol ve tanıtım, görünürlük faaliyetleri hiçbir bedel ödenmeksizin gerçekleştirilmiş olup, proje için gerekli makine ve ekipmanların alımı sürecine geçildiğinde derneğimiz proje hesabından 30.04.2018 tarihi itibariyle 50.304,93 TL para derneğimiz yetkilileri tarafından çekilmiş ve uyarılarıma rağmen üstlendiğim proje koordinatörlüğü bilgisi dışında, proje amaçları ve giderleri dışında harcanmıştır.
    Bugüne kadar bildirilen çalışma programının gerektirdiği harcamalar ve faaliyetler yapılamadığından, derneğimiz proje hesabında kalan 42.289,07 TL ile projenin yürütülmesi şartları ortadan kalktığından dolayı ücretsiz olarak üstlenmiş olduğum Proje Koordinatörlüğü görevinden istifa ediyorum.
    Bilginize sunarım.

    GYK ÜYESİ İZMİR BÖLGE SORUMLUSU CANAN SOYKöK: 

    “Sayın Başkanım ve GYK üyelerim,
    02.04.2016 ‘de önce Genel Sekreterlik ardından da İzmir Bölge Sorumluluğu makamına getirildim,
    Şahsım adına rahatsız olduğum birkaç konu var ki bunları arz etmek isterim. Bizler iki yıldır bir cenaze erkânı ve dedeler kurulu konusunda somut hiçbir adım dahi atamazken, Kurumsallık sorunumuz varken. Genel Merkez olarak bir sürü borç ve maaşları dahi ödeyemezken. Anlayacağınız üzere kendi iç meselelerimize bile çözüm bulamazken GYK üyelerimizden herhangi birimiz ki ben de dahil, bırakın Büyük Millet Meclisinde Milletvekili olup derneğimize ve Milletimize yararlı iş yapmayı herhangi bir partide faydalı olabileceğine kim inanır? Çünkü herkes bilir ki ‘iş kişinin aynasıdır’. Milletvekilli seçildiğinde kendi değerlerimizle beraber derneğimiz de yıpratmaktan başka hiçbir işe yaramaz ki yaramadı da. Son dönemlerde de buna bir zati şahit oldum.

    İki yıldır çok yetersiz iş yapıldığı kanaatindeyim. Bırakın iş yapmayı işler için bile bu kadar tartışmadık. Şahsen CHP’yi Alevi camiasında savunmak zorunda kalacağımı da asla düşünmezdim. Lakin eleştiriler gösterdi ki gerçekler dahi görmezden gelen arkadaşlarımız var. Geçen dönem CHP’nin 134 Milletvekilinin tam 36 tanesi Alevi kökenliydi. İstanbul da bulunan 186 delegenin 90’nı da Alevi kökenli mesela. Veriler bize şunu gösteriyor CHP çalışmadıysa Aleviler de çalışmadı. Hâl böyleyken ne diye kızıp küfreder arkadaşlarımız ve ne diye böyle bir ortama bu dernek çekilir anlamıyorum.

    Genel Merkez Parti işleri için dolup taşarken dernek sorunları ve faaliyetler için bir araya gelememek de ayrı bir tartışma konusu edilmeli. İsterdim ki bizler Başkanlarımızın destekleriyle, gençlerimiz ve kadınlarımızla her yıl aynı tarihte 101 şubemizle eşgüdümlü olarak alevi olmayanlara dahi bir kermes organizasyonuyla maddi sıkıntılarımızı giderelim görgü cemi yaparak inancımızı yayıp icra edelim. Ama başta ben bunu bile başaramadım, Böylece kitleler bizim birbirimize bağlılığımızı görüp saygı duysun istemiştim.

    İnancımızla alakalı etkinliklerimizi eşgüdümlü icra edebilseydik insanlar bizim parası ve gücü olan büyük ve güçlü bir dernek olduğumuzu görürlerdi ve tüm partiler Genel Merkezimizden icazet almadan Milletvekilli listesini açıklamaktan çekinir hale gelirlerdi. Bunlar olmadan ben imzamla ve ya varlığımla hiç kimsenin Milletvekilliği hayalinin bir parçası ve aracı olmam. Bunun için bu görevlere gelmedim, Bu sözlerim birilerini yerden yere vurmak değil. Bu sözlerim derneğimizin vizyon değiştirmesi gerektiğini vurgulamak ve gelecek arkadaşlara yön vermek içindir. İki yıllık çalışma dönemimde sizlere ve derneğime istediğim verimi veremediğim için özür dileyip çalışmak için sıra bekleyen arkadaşlarıma yol açmak istediğim için istifa ediyorum.

    Başta Başkanıma beni bu değerli makama getirdiği için teşekkürlerimi bir borç bilir onu yeterince çalışmalarımla destekleyemediğim için özür dilerim sonra da siz değerli çalışma arkadaşlarıma hoşgörüleriniz için ayriyeten teşekkür eder ve istifa ettiğimi böylelikle duyurup arz ediyorum.
    Saygılarıma/26.05.2018”


    AKD Genel Sekreteri ve Ankara Keçiören şubesi üyesi olan Canan Soykök.

    Yüksel Kapıkıran:


    Alevi Kültür Dernekleri GYK yedek listeden gelen Yüksel Kapıkıran aynı zamanda AKD Mersin şubesi üyesi. Kapıkıran’ın da katıldığı ilk GYK toplantısından çıktıktan sonra istifa ettiği kaydedildi. Kapıkıran’ın istifa dilekçesi elimize ulaşmadığı için yayınlayamıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ana Fatma Cemevi’nde Maraş, Roboski ve Ulucanlar anması-VİDEO

    Ana Fatma Cemevi’nde Maraş, Roboski ve Ulucanlar anması-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi’nin Tuzluçayır’da bulunan  Ana Fatma Cemevi’nde Maraş, Ulucanlar ve Roboski Katliam’larında yaşamını yitirenler anıldı. 

    Haberin Videosu

    Ankara Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi’nde anma gerçekleştirdi. Maraş, Ulucanlar ve Roboski Kstliamı’nda hayatını kaybedenlerin anıldığı anmaya PSAKD, HBVKD Cemevi Mamak Şubeleri, HDP Mamak İlçe Örgütü, HDK temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Anma, katliamda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sonrası Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun kısa bir konuşma yaptı. Altun, zulmün sokaklara taştığı bir dönemde, biat kültürüne karşı herkesin demokratik bir yaşam için üzerine düşmesi gerekeni yapmasını istedi.

    “KATLİAMA MARUZ KALANLARIN MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMELİ”

    Yeni katliamların önüne geçmek için Koçqiri’den Maraş’a, Sivas’tan Roboski’ye Ulucanlar Cezaevi’nden Gazi’ye, Gazi’den Sura, Cizre’ye tüm katliamların tarihsel süreç değerlendirmelerinin dikkate alınması gerektiğini kaydeden Altun, şunları kaydetti:

    “Devletin Alevilere, Kürtlere ve devrimci demokratlara karşı izlediği politikalar tek dil tek din tek devlet zihniyetini ifade etmektedir. Kimliklerinden ve inançlarından dolayı katliama maruz kalan halkların mağduriyetlerini bir nebzede olsa giderilmesi açılan davaların zaman aşımına uğramadan sorumluların yargılanarak mahkûm edilmesinden geçer.”

    “ROBOSKİ KATLİAMI SORUMLULARI YARGILANMALI”

     Ana Fatma Cemevi Eş Başkan Hülya Türkmen de Roboski Katliamı’na ilişkin şunları kaydetti.

    “Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Roboski Köyü yakınlarında 28 Aralık 2011 tarihinde TSK’ya ait savaş uçakları tarafından yapılan bombardıman sonucu çoğu çocuk 34 yurttaş yaşamını yitirmiştir. Birçok kişi de yaralanmıştır. Cenazelerin katır sırtında taşındığı görüntüler hala hafızalarımızda.

    Bizler insanlık dışı bu uygulamaları yok saymak, unutturmak ya da üstünü kapatmak mümkün değildir. Sadece geçmişte değil, bugün yaşananlarla de yüzleşmek hakikatleri ortaya çıkarmak vazgeçemeyeceğimiz bir amaçtır. Roboski’de yaşanan katliamın unutturulmasına müsaade etmeyeceğiz.

    Türkiye hakları demokrasi ve barış güçleri bu hesabı sormak için kararlı bir şekilde mücadeleyi sürdürecektir. Aynen bugün devletin hiçbir yasa tanımadan uyguladığı saldırılar karşısında susmadığımız gibi o günden bu güne başta Roboski’li aileler olmak üzere toplumdaki tüm vicdanlı bireylerin ve demokratik kurumların talebi sorumluların yargı önüne çıkarılması oldu.

    “KERBELA’DA YAŞANAN KATLİAM GÜNÜMÜZDE DE DEVAM ETMEKTE”

    Anmaya katılan Sinemilli Ocağı Pirlerinden Süleyman Deprem yaptığı konuşmada, Halaç-ı Mansur’dan, Şeyh Bedrettin’den Pir Sultan’dan bu yana Emevi İslami’yle birlikte başlayan bu katliamların günümüze kadar devam etmekte olduğunu belirtti.

    Kerbela’da yaşanan katliamın günümüzde devam etmekte olduğunu söyleyen Deprem, “Biz geçmişteki katliamları anarken, günümüzde yaşananları es geçmek değil, hala canlı olarak yaşadığımız katliamlara karşı birliğimizi, dirliğimizi, beraberliğimizi ve direnişimizi örgütlemek zulmün karşısında dik durmaktır görevimiz” dedi.

    Deprem, “Ne kadar susarsak o kadar sömürülürüz, ne kadar susarsak o kadar öldürülürüz, ne kadar susarsak zulme maruz kalırız. Bunlara karşı tek yok direnmektir”ifadesini kullandı.

    Konuşmaların ardından, Yönetmen Murat Özçelik’in kendisinin de mahkûm olarak kaldığı Ulucanlar Cezaevi’nde yaşanan katliamları ve sonrasını kendi çektiği ve yönettiği ‘Ölü Canlar’ belgesel gösterimi yapıldı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • ‘Asimilasyona karşı dayanışma cephesini büyüteceğiz’-VİDEO

    ‘Asimilasyona karşı dayanışma cephesini büyüteceğiz’-VİDEO

    PİRHA –  Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, cemevinin faaliyetlerini PİRHA’ya anlattı. Altun, Alevilere yönelik baskıların olduğu dönemde dayanışma cephesini büyüteceklerini söyledi. 

    Haberin Videosu

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şubesi Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, Mamak şubesini açtıkları günden itibaren Mamak halkından gelen talep doğrultusunda cemevi açtıklarını söyledi.

    Cemevi açtıklarında büyük eksikliklerinin olduğunu söyleyen Altun, eksikliklerini zaman içerisinde gidermeye çalıştıklarını ve Mamak yerelinde yer alan demokartik kitle örgütleri ile ortak etkinliklerde bir araya gelerek, Alevi inancının halk tarafından yeterince tanınmadığını gördüklerini, buna yönelik çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

    Altun, “Cemlerde 12 İmam Yas-ı Muharrem ayı içerisinde 12 gün boyunca verdiğimiz yemeklerde ve oruç lokmalarında bu eksiklikleri gidermeye yönelik çalışmalar ve faaliyetleri sürdürdük” dedi.

    “CEMLERDE SORUNLAR TARTIŞILMALI”

    Cemevlerinde hakka yürüme erkânı ve kırk yemeklerini yerine getirdiklerini söyleyen Altun, “Gerek dedelerimizi, pirlerin halka yaklaşımında, söylem tarzında gerek canların talibin pire yönelik, gerekse pirin talibe yönelik yaklaşımlarda eksiklikleri gördüğümüzde eğitim alanı ve kültürel faaliyetler olarak cemlerin süreklilik arz etmesi noktasında gerekli olduğunu hissettik buna yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

    Hadsan Altun, geçen günlerde yaptıkları muhabbet ceminde, bir canın, “hocam bizde namaz yoktur’ sözüne dedenin ise ‘bizde de hoca yoktur’ dediğini aktardı. Alevi inancının içerisinde kültürel yozlaşma ve bir siyasi sapmanın olduğunu ortaya çıkardığını belirten Altun, yapılan muhabbet cemlerinde sorunların tartışılarak çözüme ulaştıracak çalışmaların yapılması gerektiğini vurguladı.

    “CEMEVLERİNDE ÖRGÜTLENMENİN ÖNÜNÜ AÇMALIYIZ”

    Hasan Altun, Alevilere yönelik baskının arttığı bir dönemde cemevlerinde örgütlemenin önünün açılması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Cemevlerini sadece cem yapılmaktan öte bir ön savunma menşei olarak görmek gerekir. Cemleri ve cemevlerini öz savunma gücü olarak görmeliyiz. Burada örgütlenmenin önünü açmalıyız. Yaptığımız cemleri sadece saz çalıp türkü söyleyerek, gülbank vererek, 12 hizmeti yaparak daraltmamalıyız.  Topluma vereceğimiz mesajlarımızın, pirlerimizin vereceği mesajın, Alevi örgütlenmesi için bir olanak sağlanmasını hedefliyoruz.”

    “Devletin Aleviler üzerindeki egemenliğini kırmanın yolu da kendi iç eğitim çalışmalarımızla aşılabilir” diyen Altun, “Kültürel değerlerimizin özüne sahip çıkmak amacıyla semah, bağlama ve diğer kültürel faaliyetleri cemevlerinde işliyoruz”dedi.

    24 ARALIK’DA MARAŞ VE ROBOSKİ ANMASI

    Hasan Altun, Maraş Katliamı’nın 39 yılı nedeniyle 24 Aralık’ta yapacakları anmada, Roboski’de ve 19 Aralık Katliamında yaşamını yitiren devrimcileri de  anacaklarını söyledi.

    DAYANIŞMA CEPHESİ BÜYÜTÜLMELİ

    Alevileri bekleyen zor günlerin olduğunu belirten DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı Hasan Altun, “Bu zor günleri açmanın yolu da örgütlü mücadeleyi büyütmekten geçiyor. Demokratik kitle örgütleriyle bu mücadeleyi gerekli yerlerde, zeminlerde, platformlarda dile getireceğiz, sahipleneceğiz. Dayanışma cephesini büyüteceğiz” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Ankara’da ev baskınları ile gözaltına alınan DAD Mamak Şube Eş Başkanı Altun serbest bırakıldı

    Ankara’da ev baskınları ile gözaltına alınan DAD Mamak Şube Eş Başkanı Altun serbest bırakıldı

    PİRHA-9 Ekim tarihinde evlerine yapılan baskınla gözaltına alınan aralarında  Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun ile HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu 9 kişiden 8’i serbest bırakıldı.

    Ankara’da 9 Ekim’de sabah saatlerinde evlerine yapılan baskınla HDP PM üyesi Ahmet Kaya, Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Eş Başkanı Hasan Altun, KESK üyeleri Ciwan Yıldırım ile Rona Temelli, KHK ile kapatılan TUHAD-FED Ankara Temsilcisi Hava Özcan, KURD-DER Başkanı Mustafa Kahraman, Nihat İldan ve Mizgin Ermiş, HDP MYK üyesi Atiye Eren ve gazeteci Barış Boyraz gözaltına alınmıştı.

    Bugün Cumhuriyet savcılığına çıkartılan Mamak Şubesi Eş Başkanı Hasan Altun’un da aralarında bulunduğu 8 kişi serbest bırakıldı. TUHAD-DER Ankara temsilcisi Hava Özcan ise tutuklandı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Hasan Altun’un gözaltına alınmasına Özkan ve Işık’tan tepki-VİDEO

    Hasan Altun’un gözaltına alınmasına Özkan ve Işık’tan tepki-VİDEO

    PİRHA – Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şube Başkanı Hasan Altun’un gözaltında tutulmasına Alevi kurum temsilcileri tepki göstererek serbest bırakılmasını istedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun ile HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi önceki günlerde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınmıştı. Altun’un gözaltında tutulmasına tepkiler gelmeye devam ediyor. PİRHA’ya konuşan DAD Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık ve PSAKD Genel Merkez Sekreteri Turgay Özkan, baskıların sonuç vermeyeceğini, Alevi kurumları olarak mücadele edeceklerini ve Hasan Altun’un da serbest bırakılması gerektiğini söyledi.

    “ALEVİ KURUMLARINA YÖNELİK BASKI GİDEREK DEVAM EDİYOR”

    DAD Ankara Şube Eş Başkanı Murat Işık,  Türkiye’nin karanlığa sürüklendiğini belirten Işık,Bu karanlık AKP’nin faşist yeni kurduğu müesses nizamın bize köşe taşlarını gösteriyor. Kuşkusuz burada Alevilere, sosyalistlere, ötekilere yer yok, toplumun yüzde 50’si dediği kendi yandaşlarına çıkar çevrelerine rant çevrelerine ancak yer olduğunu görüyoruz” dedi.

    Alevi kurumlarının bu baskılara karşı mücadele verdiğini söyleyen Işık, “Alevi kurumları elbette bu haksızlıklara baskı ve zora karşı mücadele ediyor ve mücadeleyi büyütmeye çalışıyoruz. Bunun için de baskı görüyoruz. Giderek artan bir şekilde Alevi kurumlarına dönük saldırıların yoğunlaştığını görüyoruz” dedi.

    “BASKILAR ARTTIKÇA DAHA GÜÇLÜ CEVAP VERECEĞİZ”

    AKP’nin bir taraftan kendi Alevisini yaratma haliyle karışı karşıya olduklarını kaydeden Murat Işık sözleri şöyle sürdürdü:

    “Yani iftar sofralarında birlikte olmayan bugün siyasal iktidarla aynı masada bulunmayanların bir ötekileştirme, karşıtlaştırma, terörize etme hali söz konusu olduğunu biliyoruz. Buna elbette biz mücadelemizle itirazlarımızla cevap vereceğiz. Kartal mitingi böyle bir şeydi. Türkiye’de ötekileştirilen sistem dışına, kamusal alandan uzaklaştırılan emek ve demokrasi güçleri bir bütün Alevilerin ortak bir tutumu ortak bir direnişiydi diyebiliriz. Kuşkusuz ki bu baskılar devam ettikçe bu sürece bizim daha fazla birlik daha fazla iri olma diri olma haliyle cevap vereceğimizi buradan belirtmek istiyoruz.”

    Hasan Altun’un bir Alevi örgüt yöneticisi, cemevi başkanı olduğunu bunun dışında herhangi bir suçu olduğunu söyleyen Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Başkanı Murat Işık, “Bugün Alevi olmak, Alevi örgüt yöneticisi olmak eğer suçsa bu suçu bizde işliyoruz” ifadesini kullandı.

    “AKP ŞİDDETİN DOZUNU KONTROLLÜ BİR ŞEKİLDE ARTIRIYOR”

    PSAKD Genel Merkez sekreteri Turgay Özkan ise 2015’den sonra başlayan bu karanlık süreçte AKP şiddetin dozunu kontrolü bir şekilde artırdı” dedi.

    “Geziden sonra içine sindiremediği kendine başkaldıran, halkı yönlendiren, halkla birlikte aynı siperde yer alan, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler kimler varsa temsilcileri başta olmak üzere hepsini gözaltına, tutuklamaya, katletmeye sevdalandı” diyen Özkan “5 Haziran Amed mitinginden sonra katliamcı yüzünü gösteren devlet, Suruç,  yıldönümünü yaşadığımız 10 Ekim daha sonra Taksim, Reyna, her şekilde dozajını artıra artıra toplumu bir şiddetle eğitmeye çalıştı” dedi.

    En son Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesinde yapılan saldırıyı hatırlatan Özkan, “O saldırıda  bizler oradaydık. Oradaki zihniyet devletin tam da bilinçaltını ortaya koyuyordu. Madımak’ta nasıl ki Alevileri katledenler ‘cemevinden buraya cenaze gelemez. Cenazeyi imam gömer. Ermeniler buradan def olun. Sizin cenazelerini köpeklere yedireceğiz’ tarzında saldırılarla bize orada saldırdılar” diye konuştu.

    Özkan, Muharrem ayının bitiminde Nuriye ve Semih’in açlık grevine destek verdikleri için gözaltına alındıklarını ve ifadeye çağrıldıklarında hakkımızda dava açıldığını öğrendiklerini söyledi.

    “BİZLER VERDİĞİMİZ İKRARDAN DÖNMEYECEĞİZ”

    “Kendi iftar sofrasına oturmayanları cezaevlerinde birleştirmeye çalışıyor” ifadesini kullanan Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İstediği kadar uğraşsın, bizi katliama, zulüme, baskıya maruz bıraksın. Bu inanç biz kendimizi bu yola verdiğimiz andan itibaren, ikrarımızı verdiğimiz andan itibaren kalu beladan beri bizler inancımızı bütün katliamlara baskılara, zulümlere karşı devam ettirdik. Bu, bugün de böyle olacak. Yarın da biz ikrarımızdan dönmeyeceğiz. Nerede bir zulüm varsa, nerede bir yezit varsa, onun karşısında direnenler, onun karşısında Hüseyin’i duruşa sahip olanlar, onun karşısında Pir Sultanlar, Hacı Bektaşlar olacaktır. Baskılar bizi yıldıramayacak. Bu anlamda DAD Eş Başkanımız yalnız değildir. Biz onları asla yalnız bırakmayacağız. Bu anlamda PSAKD şu anda baskıya zulme uğrayan bütün canların yanındadır.” (HABER MERKEZİ)

  • Altun’un gözaltına alınmasına Alevi kurum temsilcilerinden tepki – VİDEO

    Altun’un gözaltına alınmasına Alevi kurum temsilcilerinden tepki – VİDEO

    PİRHA – Önceki gün gözaltına alınan DAD Mamak Şube Başkanı Hasan Altun için Alevi kurum temsilcileri PİRHA’ya konuşarak serbest bırakılmasını istedi. 

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Demokratik Alevi Dernekleri Mamak Şube Başkanı Hasan Altun ile HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi önceki gün yapılan ev baskınlarında gözaltına alınmıştı. Altun’un gözaltına alınmasına tepki gösteren Alevi kurum temsilcileri PİRHA’ya konuşarak Altun’un serbest bırakılmasını istedi.

    “ALEVİLERE VE CEMEVLERİNE SALDIRI BAŞLAMIŞTIR”

    HBVAKD Genel Başkanı Tuncer Baş, daha önce de Alevi kurum temsilcilerinin gözaltına alındığını vurgulayarak, “Bütün gözaltılara ilişkin somut, dişe dokunur bir açıklamada yapılmıyor. Uzayan bir gözaltının ardından canlarımız serbest bırakılıyor. Buradan net olarak aldığımız mesaj ‘biz hep Alevi’ye saldırının son dönemler de olduğunu’ söylüyorduk. Ama artık alevi kurumlarına ve cemevlerine de bir saldırı başlamıştır” dedi.

    “O ‘bin operasyon ve bin tane isim’ dönemleri geri gelmiştir” diyen Baş, “Operasyon başlamıştır ki bunu mevcut içişleri bakanı ‘bundan sonra her gün bir operasyon olacaktır’ diyerek altını çizmiştir. Türkiye yeniden karanlık günlere, kontrgerillanın hâkim olduğu, faili meçhullerin yoğun olduğu o günlere döndüğünün işaretini veriyor.”

    Bu durumlarda Türkiye’de bir kargaşa yaratıldığında ilk olarak alevi toplumuna ve kurumlarına yönelimin olduğunu vurgulayan Tuncer Baş, “Biz bu noktada artık okun bize net olarak döndüğünü, bunun devam edeceğini, sadece Hasan canla sınırlı kalmayacağını, bundan sonra tüm alevi kurumlarının ve tüm alevi toplumunun bu konuda dikkatli olması, kenetlenmesi gerektiğini, birlik olması gerektiğini, ifade ediyoruz. Ve kesinlikle bütün arkadaşlarımıza ve bütün kurumlarımıza sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

    “BU POLİTİKALAR ALEVİLERİ YILDIRAMAZ”

    PSAKD Mamak Şube Başkanı Mustafa Demirtaş ise AKP’nin Alevilere yapmış olduğu bu gözaltıların Alevileri yıldırma politikası olduğunu kaydetti. “AKP kendi muhalefetine hep aynı taktiklerle gidiyor” diyen Demirtaş, AKP’nin Alevileri teslim almak için Alevi çalıştayları düzenlediğini fakat bu çalıştaylar sonucunda da bir şey çıkmadığını belirterek şunları söyledi:

    “Alevi çalıştayına bakıyoruz, içi boş. Alevileri oyalama ve yandaş kazanma tavırlarıyla yapılan çalışmalar. Aleviler tarihi boyunca hep zalimin zulmüne karşı boyun eğmemiştir, biat etmemiştir. Aleviler olarak böyle bir geleneğimiz var. Onun için bu faşizan iktidarın bu uygulamalarına boyun eğmeyeceğiz. Her zaman zalimlerin karşısında olacağız. Bu politikalar Alevileri yıldıramaz.  AKP kendi Alevi yandaşlarını yaratamaz her zaman mücadelemiz sürecek. Boyun eğmeyeceğiz, yılmayacağız, korkmayacağız.”

    “SADECE ALEVİ İNANCINA HİZMET ETMİŞTİR”

    Hasan Altun’un haksız bir şekilde gözaltına alındığını söyleyen DAD Mamak Şube Ana Fatma Cemevi Yöneticisi Hüsniye Kat da “Ana Fatma Cem evinin kuruluşundan itibaren çok emekleri olmuştur. Her tür koşuşturmada bulunmuştur. Arkadaşımızın bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz. Hiç bir suç işlememiştir. Arkadaşımız kendi halkının inancına hizmet etmekten başka bir şey yapmamıştır” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • Gözaltına alınan Altun için açıklama: Alevi kurumlarına ‘sabah namazı’ operasyonu yapılıyor – VİDEO

    Gözaltına alınan Altun için açıklama: Alevi kurumlarına ‘sabah namazı’ operasyonu yapılıyor – VİDEO

    PİRHA – Önceki gün eş zamanlı yapılan ev baskınlarında aralarında Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun, HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi sabah saatlerinde gözaltına alındı. Gözaltılara ilişkin Ankara ve İzmir’de açıklama yapan Alevi kurumları, Altun’un serbest bırakılmasını istedi.  

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun ile HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi dün sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınmıştı. Konuyla ilgili İzmir’de Alevi Bektaşi Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açıklaması Çiğli Demokratik Alevi Dernekleri şube binasında gerçekleşti. Açıklamaya PSAKD Başkan Yardımcısı Kemal Yıldız, İzmir Dersim Derneği adına Aslan Sultan ve HDK üyeleri katıldı. Basın açıklamasını Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Eş başkanı Hüseyin Ozan’ın okudu.

    Öte yandan Ankara’da da aynı saatlerde  Ana Fatma Cemevi’nde Hasan Altun için basın açıklaması gerçekleşti. Ankara’da yapılan açıklamaya HBVAKV Genel Başkanı Tuncer Baş, ABF Genel merkez adına Genel Sekreter Müslüm Metin, PSAKD Genel Merkez Sekreteri Turgay Özkan, Onur Kaya, DAD Ankara Şube Yönetimi, DAD Mamak ilçe yönetim kurulu ve üyeleri, PSAKD Mamak Şube, Misket HBVKD Cem Evi, KESK, EMEP Mamak İlçe, HDP, Mamak İlçe, AKA -DER temsilcileri katıldı.

    “SABAH NAMAZI OPERASYONLARI”

    “Kendi Alevisini yaratmak için, ‘Alevi Açılımı’ için toplumu yıllarca uğraştıran, cemevlerimiz için ‘İrfan mektebi açacağız’ diyerek sorunun çözümünü zamana yayan AKP nihayet fabrika ayarlarına dönmüştür” denilen açıklamada, Alevi kurumlarına ve kurum yöneticilerine ‘Sabah Namazı’ operasyonları yapılmaya başlandığı belirtildi.

    “ALEVİ İNANCI İÇİN HİZMET YÜRÜTMEK SUÇTUR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Hasan Altun’un KHK’larla eğitim sistemindeki yapılan değişiklerle yenilenen müfredatta Alevi asimilasyonuna karşı çıkarak, eğitim sistemindeki çarpıklığa karşı 17 Eylül 2017’de İstanbul’da yaptığımız tamamen yasal ve demokratik olan mitingimize  katılmış ve destek verdiği Yas-ı Kerbela orucunda hizmetler yürütmüş, aşure lokması yapıp halka dağıtmıştır. Canları cemevine davet ederek cem yaptırmıştır. Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Mamak Şube Başkanı Ana Fatma Cemevi’nde bu hizmetleri yürütmekten başka bir ‘faaliyet’ yapmamıştır.

    Bu halde demek oluyor ki Alevi inancı için hizmet yürütmek suçtur. Bu gözaltının başka bir açıklaması yoktur. Yüzyıllardır, kutsallarımız olan; doğamıza, ormanlarımıza, inanç alanlarımıza, Cemevilerimize saldıran bu zihniyet dün de bir Cemevi başkanımızı gözaltına almıştır.

    Hasan Altun’un derhal serbest bırakılmasını ve Alevi kurumlarına yapılan bu saldırıların son bulmasını istediklerini dile getiren açıklamada tüm gelişmelerin takipçisi olacakları ve bütün süreci de sahiplenecekleri beyan edildi.

    “SUSMAYACAĞIZ, KORKMAYACAĞIZ, YOLUMUZDAN DÖNMEYECEĞİZ”

    Çarkı devran haksızdan yana olup, na-hak zihniyet tüm gücüyle saldırmaya devam etse de Kerbela’dan Miras kalan Hüseyni duruşumuzla, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin bilgeliği, Pir Sultan Abdal’ın bilinci ve diz çökmeyen Pir Seyit Rıza’nın inancıyla susmayacağız, korkmayacağız, yolumuzdan dönmeyeceğiz. Cemevlerimizi Alevi kurumlarını sahipleniyoruz. Ana Fatma Cemevi başkanımız Hasan Altun’u gözaltına alan zihniyeti de kınıyoruz.” (HABER MERKEZİ)

     

  • Ankara’da çok sayıda kişi ev baskınlarında gözaltına alındı

    Ankara’da çok sayıda kişi ev baskınlarında gözaltına alındı

    Aralarında Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun ile HDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alındı.

    Ankara’da birçok eve baskın düzenleyen polis, aralarında HDP PM üyesi Ahmet Kaya, Demokratik Alevi Derneği Mamak Şubesi Başkanı Hasan Altun, KESK üyeleri Ciwan Yıldırım ile Rona Temelli, KHK ile kapatılan TUHAD-FED Ankara Temsilcisi Hava Özcan, KURD-DER Başkanı Mustafa Kahraman, Nihat İldan ve Mizgin Ermiş gözaltına alındı. Gözaltı kararı olduğu öğrenilen HDP MYK üyesi Atiye Eren ve gazeteci Barış Boyraz’ın ev ve çalıştığı işyerlerine baskın düzenlendi. Gözaltı gerekçesi öğrenilemezken sayının artabileceği belirtiliyor.

    Gözaltına alınan ve aralarında Ahmet Kaya, Civan Yıldırım, Hava Özcan gibi isimler şimdiye kadar Ankara’da defalarca gözaltına alındı ve 3 isim kısa sürece önce yargılandıkları ve tutuklu bulundukları başka davalardan tahliye edilmişlerdi.

  • Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı: Semahın halk oyunu olarak gösterilmesi tepkisizliğimizden-VİDEO

    Ana Fatma Cemevi Eş Başkanı: Semahın halk oyunu olarak gösterilmesi tepkisizliğimizden-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube, Ana Fatma Cem Evi Eş Başkanı Hasan Altun, semahın Hayat Bilgisi ders kitabında halk oyunu olarak gösterilmesine tepki gösterdi. Altun, “Zamanında gerekli tavrı sergileyemediğimiz için bu suç bizimdir” dedi.

    Demokratik Alevi Derneği (DAD) Mamak Şube,Ana Fatma  Cem Evi Eş Başkanı Hasan Altun, semahın Hayat Bilgisi ders kitabında halk oyunu olarak gösterilmesine tepki gösterdi.

    Altun öncelikle devlet erkanını posta oturtanları eleştirerek, “Canlar taş yerinde ağırdır. İnanç değerlerini iktidarın ağzında pelesenk edersen, iktidara şirin gözükmek adına dara çekmeden silahlı devlet  erkanını posta oturtursan, ‘cemevleri cümbüş evidir’ diyenlere  ses çıkarmazsan geleceğimiz nokta burası olur” diye konuştu.

    “BU ZİHNEYE DUR DEMENİN YOLU TAVIR GÖSTERMEKTEN GEÇER”

    Televizyon spikeri Ümit Güneri’nin yıllar önce Aleviler üzerine yaptığı gafı da örnek veren Altun, “Televizyon kanallarına yürüyen Aleviler nasıl geri adım attırdı iseler, bu günde bu zihniyete dur demenin yolu aynı tavrı göstermekten geçer” dedi.

    “Çuvaldızını kendimize batırmadan bu sorunları çözemeyiz” diyen Altun, “Sen, ‘Maraş’tan bir haber geldi dediler ki Meyrik ölmüş’, ‘Celal oğlanı vurdular, baş ucunda döne döne’ ağıtlarında halay çekersen, barlarda, pavyonlarda semah dönersen, türkülerini söylersen, değerlerini hiçleştirirsen, senin için ne söylenirse itiraz etmezsen, hakkın ortadan kalkar. Aynı söylem ‘bakara, makara iki üç ayet sallıyorum işime bakıyorum’ diyen bakana tepki göstermeyen Sünni inanç için de geçerli” ifadelerini kullandı.

    “BUNUN TEK SEBEBİ BİZLERİZ”

    Semahın halk oyunları olarak müfredata girmesini eleştiren Altun, “Bunun tek sebebi yukarıda saydıklarıma zamanında gerekli tavrı serilemediğimizdendir. Şimdi atı alan Üsküdar’ı geçti ise, bunun tek sebebi bizleriz. Bunun içindir ki mezarlarımız yıkılır, ormanlarımız yakılır, yağmalanır, talan edilir, kültürel değerlerimiz ranta kurban edilir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA