PİRHA- Avrupa Alevi Kadınlar Birliği, Suriye’de katledilen ve kaçırılan kadınların akıbetini sormak için Berlin Parlamentosu’na dosya sundu. Parlamento önünde eylem yapan kadınlar, Suriye’de Alevilere dönük katliamların durdurulması için yetkililere çağrı yaptı.
Almanya’nın Berlin kentinde Suriye’de katledilen Aleviler için Avrupa Alevi Kadınlar Birliği öncülüğünde parlamento binası önünde eylem yapıldı. “Özgür Alevi kadını özgür Alevi toplumudur” yazılı pankartın açıldığı eylemde Suriye’de katledilen kadın ve çocukların fotoğrafları karanfiller eşliğinde taşındı.
Eyleme Almanya Alevi Kadınlar Birliği, Berlin Cemevi, Arap Alevileri kurum temsilcileri, Demokratik Alevi Kadınlar ve FEDA, Dersim Cemaati, Erzincan Küçük Oltu Derneği ve çok sayıda Alevi kadın katıldı.
ALEVİ KATLİAMINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Berlin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Hasan Canbaz dede gülbeng okudu, yaşamını yitirenler anısına çerağ uyandırdı. Ardından basın metnini okuyan Almanya Alevi Kadınlar Birliği Yönetim Kurulu adına Özgür Demir, Suriye’de yaşanan Alevi katliamına karşı tüm dünyanın sessiz kaldığına dikkatleri çekti.
Demokratik Alevi Kadınlar ve FEDA adına Zöhre Kurtulan Kürtçe yaptığı konuşmada “Alevi kadınlarının feryadına bugün sessiz kalmak hiçbir vicdana sığmaz. Alevi kadınlarına yönelik katliamları Maraş’tan, Sivas’tan, Dersim’den, Çorum’dan iyi biliyoruz. Bu katliamların Suriye’de tekrarlanmaması için mücadele etmek ve seslerini duyurmak borcumuzdur” dedi.
Berlin Cem Evi Kadınlar Genel Sekreteri Devrim Turan Özdemir ise, “6 Mart’ta Alevilere dönük başlayan katliam süreci hala devam ediyor. Oradan çığlıklar hala yükseliyor ve biz sadece seyretmek zorunda kalıyoruz. Bu katliamların tüm dünya kamuoyunda gündeme gelmesi için buradayız ve Suriye’deki Alevilerin sesini duyurmak için mücadelemiz sürecek” ifadelerini kullandı.
“SAVAŞIN BEDELİNİ ALEVİLER ÖDÜYOR”
Federasyon İnanç Kurulu İkinci Eş Başkanı Hasan Doğan Dede, “Suriye’de yıllardır süren savaşın bedelini inançları, kimlikleri ve varlıklarıyla hedef alınan Alevi kadınlar, çocuklar ve ötekiler çekmiştir” şeklinde konuştu.
Arap Aleviler adına konuşan Nadide Dağ ise Suriye’de yaşananlar karşısında çok üzgün olduklarını ve olanlara karşı sessiz kalmamak için mücadele edeceklerinin altını çizdi.
Eylem, lokmaların dağıtılmasının ardından son buldu.
PİRHA- Dersim’de Demirkapı ve Çılga köylüleri bir araya gelerek 2023 yılında yapımına başlanan aşevi inşaatını bitirmek için imece usulü çalışıyor. Köylüler, “Aşevi çok daha önce yapılması gereken bir ihtiyaçtı. Geçen sene yapımına başladık, köylüler olarak beraber emek vererek bitirmeye çalışıyoruz. İş insanlarımız ve çevre köylerden desteklerini bekliyoruz” dedi.
Dersim’in Merkez ilçesine bağlı Demirkapı ve Çılga köylüleri tarafından Demsır Aşevi projesi, 6 Eylül 2023 tarihinde yapımına başlandı. Köylüler, bir araya gelerek aşevi inşaatını bitirmek için imece usulü çalışıyorlar.
Köylüler, neden aşevine ihtiyaç duyduklarını ve bundan sonraki süreçte taleplerini PİRHA’ya anlattı.
AŞEVİNİ BİTİRMEK İÇİN BÜTÜN KÖYLÜLERİN YARDIMCI OLMASI GEREKİYOR”
Geçen yıldan itibaren köylüler olarak aşevini bitirmek için çalıştıklarını söyleyen İsmail Yasavur, “Aşevini bitirmek için bütün köylülerimizin katkı sunması gerekiyor. Aşevine ihtiyacımız var, cenazemiz olduğu zaman direkt buraya getiririz başka bir yere götürmemize gerek kalmaz” diye ifade etti.
Cenazelerini Dersim’e gidip almak kendileri için çok zor olduğu için aşevi yapma ihtiyacı duyduklarını belirten İsmail Ataç, “Yurtdışındaki ve köylülerimizin büyük bir desteğiyle aşevi yapılıyor. İş insanlarımız ve çevre köylerden desteklerini bekliyoruz” dedi.
“HERKES YARDIMCI OLSUN”
Arslan Atalay ise, “Kış şartları çok zor olduğu için cenazelerimiz köyümüze gelemiyor uzun bir süre. Aşevi yapımı bittiğinde cenazelerimiz direkt köyümüze gelir” diye konuştu.
Dersim’de kış şartlarından kaynaklı aşevi yapılması gerektiğini dile getiren Hasan Doğan, “Geçen sene yapımına başladık, köylüler olarak beraber emek vererek bitirmeye çalışıyoruz. Çağrımız, herkes yardımcı olsun” diye belirtti.
“AŞEVİNİ BİTİRMEK İÇİN KÖYLÜLER OLARAK ÇALIŞIYORUZ”
Cenazelerinin kış aylarında Elazığ’da, Dersim’de morgda beklediğini vurgulayan Hüseyin Irmak, “Aşevi çok daha önce yapılması gereken bir ihtiyaçtı. Köylüler olarak bir araya geldik ve aşevini yapmaya karar verdik. En azından taziye yeri olur ve hayır yemekleri verilir. Para sıkıntısı yaşandığı için daha bitmedi ama aşevini bitirmek için köylüler olarak çalışıyoruz” dedi.
Kekil Şahin, ise konuşmasında şunları dile getirdi:
“Acı günümüzde bir araya geleceğimiz bir mekânımız yoktu. İnsanlar birbirleriyle görüşmeden acele bir şekilde ölen kişiyi defin edip tekrar gidiyordu. Esas olarak burada insanlar arasında bir bağ kopukluğu var. Bizim asıl amacımız insanlar arasındaki dayanışma ve ortaklaşmayı sağlayabilmek.”
PİRHA- Cemal Abdal Ocağı evladı Hıdır Doğan dede 95 yaşında İstanbul’da Hakk’a yürüdü.
Eski Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu Başkanı Hasan Doğan’ın babası, Cemal Abdal Ocağı evladı Hıdır Doğan dede 95 yaşında Hakk’a yürüdü.
Bugün saat 15.00’te Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi/Cemevinde Hakk’a yürüme erkanı yapılacak. Hüseyin Güzelgül dedenin yürüteceği Hakk’a uğurlama sonrası Hıdır Doğan’ın cenazesi Elazığ Karakoçan’nın Delikan Köyü’nde 4 Nisan’da toprağa sırlanacak.
PİRHA- Dersim’de Düzgün Baba Cemevinde 25 Temmuz’da yapılan toplantıya katılan PSAKD Yol Erkan Kurulu üyeleri Hasan Doğan ve Efe Engin yazılı bir açıklama yaparak, Hasret Gültekin heykeli konusunda yapılan tartışmaların sonlandırılması gerektiğini belirterek, Alevi kurumlarını sorumluluğa davet ettiler.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Yol Erkan Kurulu üyeleri Cemal Abdal Ocağı’ndan Hasan Doğan ve Bawa Qureş Ocağı’ndan Efe Engin, Düzgün Baba Cemevi bahçesinden kaldırılan Hasret Gültekin heykeli ile ilgili yapılan tartışmalara ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.
Dersim’de 25 Temmuz’da Düzgün Baba Cemevinde yapılan toplantıya katılan Hasan Doğan ve Efe Engin, oluşturulan bir heyetle incelemelerde bulunduklarını, önce mekanın Bawa Qureş Ocağı hizmet evlatları ile sonra Bawa Qureş ve Bawa Düzgün’ün Mürşiti Bawa Mansur Ocağı hizmet evlatları ile görüştüklerini belirterek, her iki Ocağın beyanının, anıtın ne konulmasında ne de kaldırılmasında rızalık alınmadığı hatta cemevi yapımında dahi rızalık alınmadığı şeklinde olduğunu kaydettiler.
Tüm Alevi kurumlarının sorumluluğa davet edildiği açıklamanın tam metni şöyle:
“Düzgün Baba Cemevinde iş insanı Sinan Samat’ın talebi, Yönetim Kurul kararı ile Sivas Madımak’ta serini verip sırlanan 33 can adına dikilen 33 fidan ve ailelerin rızalığı alınarak yapılan Hasret Gültekin anıtı, açılışa bir gün kala cemevi yönetimince yerinden sökülüp bir odada bekletilmeye alınmıştır. İş insanı Sinan Samat ve Madımak’ta serini verenlerin ailelerinin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetim Kurulu’na yetki vermesi nedeniyle Düzgün Baba Cemevi ile bir görüşme yapılıp 25.07.2020 tarihinde toplantı kararı alınmıştır.
PSAKD-Yol Erkan Kurulu’ndan Hasan Doğan ve Efe Engin ayrıca GM ve Şube yöneticilerinden oluşan bir heyet ile incelemelerde bulunduk. Önce mekanın Bawa Qureş Ocağı hizmet evlatları ile görüştük. Sonra Bawa Qureş ve Bawa Düzgün’ün Mürşiti Bawa Mansur Ocağı hizmet evlatları ile görüştük. Her iki Ocağın beyanı; Anıtın ne konulmasında ne de kaldırılmasında rızalık alınmadığı hatta Cemevi yapımında dahi rızalık alınmadığı şeklindedir. Yapılan bu görüşmeler rızalıkla kayıt altına alınmıştır.
Yapılan toplantıda cemevi yönetimi ortak yapılacak toplantıdan vazgeçip sadece savunma yapacaklarını belirterek PSAKD’yi yalnız bırakmışlardır. Toplantıda cemevi yönetimi hatalı olduklarını beyan etmişlerdir. Yol Erkan Kurulu olarak düşüncemiz Düzgün Bawa Cemevi yönetimi bu yanlıştan vazgeçip Düzgün Bawa’ya emanet edilen anıtı yerine dikmelidir ve gönülleri birlemelidir. Kaldırılması gereken reklam panolarıdır. Ekolojik zenginliği ile dünya mirası olan Dersim topraklarında Munzur Gözeleri işgal altındadır. Munzur Vadisi yapılaşma ile yüz yüzedir. Alevilerin birçok Dergah, Ocak ve kutsallarında bir çok tahribat ve müdahale ortada durmaktadır. Alevilerin enerjilerini birbirlerine değil, bu değerleri yok eden tahribata yöneltmeleri gerekir. İnancımız, varlığın birliği gereği cümle varlığı Hak bilmektedir. Sevginin, dayanışmanın, birliğin inancıyız. Aleviler bu yüzden egemenlerin sürekli hedefi olmuştur.
“TÜM ALEVİ KURUMLARINI SORUMLULUĞA DAVET EDİYORUZ”
Ülkemizde yaşanan anti demokratik uygulamalar karşısında birliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç varken medyada Alevi kurumlarının ve kişilerin birbirlerine kullandıkları ifadeler ise kabul edilemez. Bazı Alevi Kurumları yaptıkları açıklamalarda Alevi değerlerini tartıştıran ve etnisite ayrımı yapan sorumsuz bir dil kullanmaktadır. Alevi hareketini yeni sorunlarla baş başa bırakacak tarihi bir hata yapılmaktadır. Çok kısa bir süre önce başka bir konuda yan yana resim vermelerine rağmen bu konuya el atmayıp çözümsüz bıraktıkları için tüm Alevi kurumlarını sorumluluğa davet etmekteyiz. Aydınlar, akademisyenler, hizmet ehilleri, Pirler(ana-dede) kısaca yol için emek sarf edenlerin bir an önce bu yanlış gidişatın düzeltilmesi için ses vermelerini beklemekteyiz. Aşk ile.
“GÖNÜL KALSIN YOL KALMASIN”, “YOL CÜMLEDEN ULUDUR.”
Gazeteci Hasan Cemal’in pasaportuna el konularak, yurtdışına çıkış yasağı getirildi.
Gazeteci Hasan Cemal’in pasaportuna el konularak, yurtdışına çıkış yasağı getirildi. Berlin’e gitmek için bu sabah İstanbul Havalimanı’na giden Cemal, pasaportuna el konduğunu öğrendi.
T-24’dün geçtiği haberde, Cemal’e havalimanındaki polisler tarafından pasaportuna el konmasının ardından imzalatılan tebliğ tebellüğ tutanağında, yurtdışına çıkış yasağının tarihinin 11 Kasım 2019 olduğu kaydedildi.
PİRHA – Baki Kaya Dede ile Pir Hasan Doğan, Türkiye’nin Suriye topraklarında operasyon yürütmesini eleştirerek IŞİD’in bu süreçte tekrar faaliyete geçebileceğini söyledi.
Haberin videosu
Türkiye, Suriye’de yürüttüğü harekata anlaşma sonucu 5 günlük ara verdi ancak bölgedeki ÖSO güçlerinin saldırıları sürüyor.
Alevi inanç önderlerinin dikkat çektiği husus ise yaşanan gerilim sonrası IŞİD’in tekrardan faaliyete geçebileceği ihtimali oldu.
Baki Kaya Dede, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik operasyonu ile IŞİD tehdidini yorumladı. “Hedefleri; Alevi halkının yerleşik düzeni ve Alevilere karşı katliam yapmak” diyen Kaya, İsrail’in bölgedeki ‘asıl güç’ olduğuna işaret ederek şunları söyledi:
“İsrail, ABD Dışişleri Bakanı vasıtasıyla Orta Doğu’da 22 yeni devletin kurulacağını söylemişti. Uygulanması için de Büyük Orta Doğu Projesi oluşturmaya çalıştılar. Zamanında Recep Tayyip Erdoğan da bu projenin eş başkanı oldu. Geldiğimiz nokta şu; IŞİD diye bir olay çıkardılar başımıza. Hedefi ise Alevi köyleri ile Alevi halkının yerleşik düzeni ve Alevilere karşı katliam yapmak. Öyle bir fetva verilmiş ki ‘Alevileri yok eden cennete gidiyor’. Bunu İsrail’in kurmuş olduğu tarikat şefleri söylüyor. İsrail ‘Türkiye’de 72 tane tarikat kurdum’ diyor. Bu 72 tarikat, İslamiyet’e aykırı fetvalar vererek insanları öldürdü. IŞİD, El Kaide, El Nusra ve benzeri dinsel şeriat örgütleri hep İsrail’in propagandasının sayesindedir.
İsrail Orta Doğu’da ne istiyor? İsrail bayrağının üstünde ve altında olan iki siyah çizginin anlamı; Dicle ve Fırat ırmaklarıdır. Dicle ve Fırat ırmaklarının arasında kalan topraklara ‘Vaat edilmiş topraklar’ diyor. Dolayısıyla ‘bu topraklar elime geçmeli’ amacı taşıyor. Ama buna kendi nüfus ve ordusu yeterli değil. Dolayısıyla İslam toplumunu birbirine kırdırarak bu noktaya gelmeye çalışıyor.”
“SAVAŞ İSRAİL İÇİN YÜRÜYOR”
Kaya, “Bu savaşın sonu IŞİD’lilerin tekrar harekete geçmesi demektir” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şeriat örgütüne hizmet eden zihniyetin tekrar harekete geçmesi demektir. Türkiye’de Kürtlerin yaşadığı toprakları İsrail arzu ediyor. Vaat edilmiş topraklar bu topraklardır. Er geç su kaynaklarına ulaşmak ve sahip olmak istiyor. İsrail için savaş yürüyor ve onun adına savaşanlar da kendilerine ‘Müslüman’ diyor. Bunu göz ardı etmeyeceğiz. Aleviler zaten olayın büyük çoğunluğu ile farkında. Kendi topraklarına ve kendi su kaynaklarına da sahip çıkmalılar. Bunu yaptığımız zaman emperyalizmin oyununu da bozarız.”
“HAPİSHANELERİ NEDEN VURDULAR?”
Pir Hasan Doğan da Türkiye’nin Suriye operasyonunu kınayarak “Alevi topluluklarının bu savaşa herhangi bir cevaz vermeleri mümkün değildir” dedi. Türkiye’nin IŞİD ve El Nusra’yı besleyen ülke konumuna geldiğini de anlatan Doğan şunları söyledi:
“Alevi toplumuna mensup insanlar, dünya üzerindeki 72 millete tek nazarda bakan bir inanca sahiptir. Bu çerçevede değerlendirdiğimizde savaşların bir cinayet olduğunu hepimiz kabul ediyoruz. Kaldı ki gelen haberlerde izlediğimizde devletimizin aslında orada ilk vurduğu hapishaneler. O hapishanelerde kimler yatıyor? 60 bin IŞİD’linin o hapishanelerde tutulduğu söyleniyor. Dünya kamuoyu bunu açık açık deklare etti. Peki niye hapishaneyi vuruyorsun? Oradaki IŞİD’çileri kaçırmak ve bir şekilde IŞİD’e de destek vermek için. Dünya kamuoyu ve herkes de biliyor ki IŞİD’i, El Nusra’yı besleyen, lojistik ve silah desteği veren bir ülke konumuna düştük. Bunu Alevi topluluklarının kabul etmesi mümkün değil. Bir taraftan da Rıza Şehri üzerine kurulu bir inanç sistemimiz var. Sınırların ve sömürünün olmadığı bir dünyayı hayal ettiğimize göre Alevi inancına tamamıyla zıt bir durumla karşı karşıyayız. Bundan dolayı Alevi inancına mensup bir insan olarak savaşa ‘hayır’ diyorum. Asla bunu kabul etmiyorum ve desteklemiyorum.”
“DİYANET CİHAT ÜZERİNE KURULU BİR SİSTEM”
Doğan’ın eleştirilerinin odağında Diyanet İşleri Başkanlığı da vardı. “İnancını cihat üzerine kuran bir inanç sisteminden ne beklersiniz” diyen Doğan şunları söyledi:
“Muktedirimiz diyordu ki ‘ben Suriye’nin toprak bütünlüğüne inanıyorum’. Çıktı basın açıklaması yaptı ve ‘Biz Suriye’ye fetihe gidiyoruz’ dedi. Resmen savaş ilan etti. Nasıl ki biz kendi topraklarımıza herhangi bir dış güçten gelen saldırıyı esefle karşıladığımız gibi ülkemizin de başka bir devletin ve halkın toprak bütünlüğünü ihlal etmesini asla doğru bulmuyor ve desteklemiyoruz.”
PİRHA – 1-2 Haziran’da Erzincan’da gerçekleşen Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu toplantısına ilişkin PİRHA’ya konuşan PSAKD temsilcisi Hasan Doğan ile HBVAKV temsilcisi Kurtuluş Halis Çelik, “Alevi inancı ve toplumu üzerindeki haksızlığı görüyoruz; birlik sağlamak amacıyla bu toplantıyı gerçekleştirdik” ifadelerini kullandılar.
Alevi Bektaşi Federasyonu İnanç Kurulu, Alevi toplumunun sorunlarını görüşüp çözüm yolları bulmak adına 1-2 Haziran tarihlerinde Erzincan Cemevi’nde toplantı gerçekleştirdi. İnanç Kurulu’nda Pir Sultan Abdal Kültür Derneği adına bulunan Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan ve Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı adına bulunan Kureşan Ocağı dedelerinden Kurtuluş Halis Çelik, toplantının içeriği ve alınan kararlarla ilgili PİRHA’ya konuştular.
Hasan Doğan, Şubat ayında gerçekleşen kurultayda bu toplantıyı kararlaştırdıklarını belirterek “Bu toplantıda görev dağılımları, bölge sorumluları belirlendi. Birinci gündem oydu. Daha sonra bazı Alevi kurumlarının içerisine yansıyan problemler vardı; o problemler kısmen ele alındı. Detaylı olarak ele alınamadı. İhraç kararlarının yeniden gözden geçirilmesi, o tasfiyelerin oradaki muhataplarına iletilmesi kararı alındı. Bizim yaptırım gücümüz yok, tasfiye kararı aldık. Öyle bir görüş birliğine girildi” diye konuştu.
” MAZLUMUN YANINDA YER ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Kurtuluş Halis Çelik ise, Alevi inancı ve toplumu açısında önemli bir toplantı gerçekleştiğini belirtti.
Çelik, “İnanç Kurulu olarak birliktelik sağladık. Tekrardan bu kurulla bir arada olup ikrarımızı tazeledik. Güncel konularımızı, yolumuzu daha da geliştirmek, ileriye sürmek, sorunlarımızı özgürce tartışma kararına vardık. Alevi inancının tüm gerekleri, inancımızın değerini ve önemini tüm Türkiye’de bulunan Alevi hareketine birliğimizi belirtmek isteriz. Biz her zaman ileriye doğru düşünen, çağdaş yaşama destek veren, birlikteliğimizi sağlayan bir inancız” dedi.
“Sevgi, barış, hoşgörüyü savunan bir toplumuz. Her zaman ezilen toplumun yanındayız. Zalimin karşısında mazlumun yanındayız. O nedenle biz burada İnanç Kurulu olarak bir araya geldik. Türkiye’de Alevi toplumu ve inancı üzerine yapılan haksızlıkları, hukuksuzlukları görüyoruz. Onlar için birlik sağlamak amacıyla çok değerli bir toplantıda bulunduk” diye konuşan Çelik, bundan sonraki süreçte hak, hukuk, barış içerisinde mazlumun yanında yer almaya devam edeceklerini ifade etti.
PİRHA – PSAKD Yenimahalle Şube bahçesinde Newroz ateşi yakıldı. ABF İnanç Kurulu Üyesi Hasan Doğan’ın yürüttüğü cemde Ortadoğudaki her halkın kendine özgü Newroz bayramı olduğunu söyledi.
Ankaralı canlar, Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevi’nde buluşarak bahçede Newroz ateşi yakıp semah döndü ardından ise halaylar çekildi.
ABF ve PSAKD İnanç Kurulu Üyesi Hasan Doğan’ın yürüttüğü cem erkanında Dede Cemal Şahin posta otururken Zakir Türkan Akbıyık, Eylem Ulusoy ve Eylem Akbıyık da deyişler okudu.
Cemde ilk olarak gülbeng okunup oniki hizmet görüldü. Çerağların da yakıldığı cemde Newroz ayının önemine dikkat çekildi.
“NEWROZ, KAWA’NIN YÜREĞİNDEN TAŞAN CESARETTİR”
Pir Hasan Doğan, “Newroz, Şah Merdan Ali’ninFatma Ana ile yaren olduğu gündür. Newroz, güneş ile dünyanın aşk serenatı, doğanın doğum sancısıdır. Newroz, Demirci Kawa’nın çekicinden çıkan özgürlük kıvılcımının yüreğinden taşan cesarettir. Newroz yalçın dağlarda kar, tipi ve borana direnen kardelen çiçeğinin güneş ile buluşmasıdır. Newroz Kürt halkının varoluşudur. Ayrıca Newroz, Türkmenler için doğanın yeniden yeşermesi, bolluğun ve bereketin de simgesidir” dedi.
“ALEVİLİK DOĞA İNANCIDIR”
Dede Cemal Şahin de Newroz’un yeni gün anlamı taşıdığını belirterek “Alevilik bir doğa inancıdır. Xızır da doğuran doğanın doktorudur” diyerek sözlerini tamamladı ve on iki hizmet görürülerek lokma gülbengi okundu. Yakılan çerağlar da sırlandırıldıktan sonra gelen canlara lokmalar pay edildi.
PİRHA- Eski PSAKD Kartal Cemevi Başkanı Songül Tunçdemir’in bu sabah evine yapılan polis baskınıyla gözaltına alınmasına tepki gösteren Dede Hasan Doğan ve Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz “Tek hedefleri bu direngenliği kırmaktır” dediler.
KHK ile ihraç edilen resim öğretmeni, eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçemir, bu sabah saatlerinde İstanbul Kartal’daki evine yapılan baskınla gözaltına alındı. Gözaltına alınmasına PSAKD Kartal Cemevi ve Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan ile Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz tepki gösterdi.
Gözaltına alınan eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in Yakacık Karakoluna götürüldüğünü, neden gözaltına alındığına dair hiçbir bilgi vermediklerini sadece Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatıyla gözaltına alındığını kaydeden PSAKD Kartal Cemevi ve Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, “Türkiye’nin içinde olduğu konum belli. Amaçları Songül Tunçdemir ve birçok Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri üye ve yöneticilerini gözaltına alıp yıldırmak, susturmak. Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri bu konuda direngendir. Tek hedefleri bu direngenliği kırmaktır” diye konuştu.
“PSAKD KADROLARINA OPERASYON YAPILIYOR”
PSAKD’nin hem sınıf mücadelesi, hem inanç mücadelesi verdiğini dile getiren Doğan, “PSAKD sadece inanç örgütü değil. PSAKD aynı zamanda demokratik bir kitle örgütüdür. Alevi kurumları arasında en çok sokakta direnen, hak arayan bir örgüt olduğu için bu örgütün kadrolarına operasyon yapılıyor. Başka bir nedeni yok” dedi.
PSAKD Kartal Cemevinde yapılacak olan basın açıklamasına çağrı yapan PSAKD Kartal Cemevi ve Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan şunları kaydetti:
“Bütün Alevi kurumlarına burada çağrıda bulunuyorum. Dar gün birlik olma günüdür. Herkesi birlik olmaya çağırıyorum. Bu akşam saat 18:00’de PSAKD Kartal Cemevi önünde basın açıklaması yapılacak. Duyarlı Alevi örgütlülüğünü bu basın açıklamasına çağırıyoruz ve birlik olma günü diyoruz.”
“SONGÜL TUNÇDEMİR DERHAL SERBEST BIRAKILMALI”
Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in gözaltına alınmasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz de, “İki yıldır işini geri almak için mücadelesini yürütürken bir yandan da Alevi hak talep mücadelesinde ciddi enerji harcayan Songül cana yapılan baskıları kınıyoruz, her daim yanında olduğumuzu ve derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.” dedi.
KHK ile ihraç edilen eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir’in bu sabah evinde gözaltına alınmasına tepki gösteren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Aydın Deniz, “Songül Tunçdemir gibi bir çok canımız KHK’larla işinden gücünden edilerek cezalandırıldı. İki yıldır işini geri almak için mücadelesini yürütürken bir yandan da Alevi hak talep mücadelesinde ciddi enerji harcayan Songül cana yapılan baskıları kınıyoruz, her daim yanında olduğumuzu ve derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
PİRHA- Ankara’da Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın öncülüğünde başlayan “Uluslararası Geçmişten Geleceğe Alevilik” sempozyumuna tepki gösteren Aleviler, “Bizlerin bunlarla yan yana olmamız mümkün değil. Onların dertleri Alevilik değil bir yerlerden nemalanmaktır” diye konuştular.
Bu sempozyumu düzenleyen Alevi İnanç Birliği Vakfı Başkanı Faruk Ali Yıldırım Cem Vakfı çevresinden ihraç edilmiş, AKP’ye yakın isimlerden biri. Beraberinde bulunan Hüseyin Dedekargınoğlu ise geçtiğimiz yıllarda Cumhurbaşkanı Külliyesi’nde Muharrem ayında gösteriye benzer bir cem düzenlemiş ve Alevi kurumları bu duruma tepki göstermişti.
Ankara’da Alevi İnanç Birliği Vakfı’nın öncülüğünde “Uluslararası Geçmişten Geleceğe Alevilik Sempozyumu” adı altında yapılan toplantıya katılmayacaklarını ve katılanlarını kınadıklarını söyleyen ADFE Başkanı Celal Fırat ve Cemal Abdal Ocağı Dedelerinden Hasan Doğan Pir Haber Ajansı’na konuştu.
“Hükümet bu politikalarından ivedi bir şekilde vazgeçmeli ve Alevi kurumlarına karşı yeni alternatif kurumlar yaratmamalı” diyen Alevi Dernekleri Federasyonu ADFE Başkanı Celal Fırat, “Bu sempozyumu yapacak arkadaşlara ve sempozyuma katılacak arkadaşlar zorunlu din derslerini, okullarda açılan mescitleri ve hükümetin cemevleri politikalarını eleştirebilirler mi? Eleştiremezler çünkü onlardan besleniyorlar.” ifadelerini kullandı.
“YENİ BİR ALEVİLİK YARATMAYA GAYRET EDİYORLAR”
Recep Tayip Erdoğan’ın ‘Ali’yi sevmek Alevilik ise en büyük Alevi benim’ sözünü hatırlatan Fırat, şunları kaydetti:
“‘Alevilerin gittiği mekan camidir’ diyerek insanları camiye yönlendiriyorlardı. Böyle bir mantık ve zihniyet vardı. Bunun doğru olmadığını söyleyebilirler mi? Bu kadar hak hukuk ihlalleri var Türkiye’de. Yargıtay’ın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin vermiş olduğu kararlar var. Bu kararlara ilişkin Alevi örgütlerinin talepleri var. Bu talepleri yerine getirin diyebilirler mi? Tam tersi yeni bir Alevilik yaratmaya gayret ediyorlar. Bunu da maalesef içimizdeki Hızır Paşalar yapıyor. Parayla, pulla, güçle, kuvvetle kendi ekseni altına almaya çalışıyorlar. Bu yapılanı kesinlikle tasnif etmek doğru bir şey değil.”
Fırat, “Bu merdiven altı derneklere karşı halkımızın kesinlikle bilinçli olması lazım. Eğer bu duyarlılığı göstermezlerse tarih yarın bu sorunlu sıkıntılı süreçte etkin bir şekilde kimin nasıl rol aldığını yazacaktır. Hepimizin gür bir şekilde bu zulme karşı çıkması lazım. Sadece Alevilerin değil bu ülkede yaşayan eşit yurttaşlık hakkını talep eden her insanın buna gür bir şekilde tepki göstermesi lazım” dedi.
“BİZ BU ÜLKEDE EŞİT YURTTAŞLIK İSTİYORUZ”
Hükümete çağrıda bulunan Fırat sözlerini şöyle sonlandırdı:
“Hükümetin artık bu uygulamalarından vazgeçmesi lazım. Alevileri bir yere entegre etmemeli kendi inanç, gelenek ve göreneklerinde koparmamalıdır. Biz bu ülkede eşit yurttaşlık istiyoruz. Hükümet görüşme yapmak istiyorsa makul çerçeve içerisinde Alevi örgütlerinin üst çatıları ve kurumları var. Bu kurumlar ile görüşmesi lazım. Bu yapılanları kınıyorum. Ama bunu da net bir şekilde söylemek lazım. Bu sempozyuma giden bir sürü akademisyen var. Bu akademisyenlere de bizim bir sözümüz olmalı onlarda bu baskıyı zulmü yarın göreceklerdir.”
“ALEVİLİĞİ NEREYE GÖTÜRDÜKLERİ ORTADA”
Bu toplantıya kesinlikle katılmayacaklarını vurgulayan Cemal Abdal Ocağı Dedelerinden Hasan Doğan ise “Çünkü onların politikaları ve Alevileri nereye götürdükleri ortada. Onların cemevlerinin ve büyükleri olan İzzettin Doğan’ın kimlerle işbirliği yaptığı ortada. Onların dertleri Alevilik değil bir yerlerde nemalanmak. Hükümet taraftarları bir kemik ortaya atıyor onlar kemirip kemirip duruyor.” şeklinde konuştu.
“DEVLET AKLI İLE HAREKET EDİYORLAR”
Bu toplantının asimilasyona hizmet ettiğini düşünen Doğan, “Bu kurumlar daha çok hükümet ile birlikte çalışıyorlar. Bu akıl onlara ait değil bu devlet aklıdır. Ve devletin aklı ile hareket ediyorlar. Alevi Bektaşi Federasyonuna bağlı hiçbir kurum oraya destek ve katkı sunmayacak.” dedi.
PİRHA – Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, AKP iktidarının Alevi dedelerine maaş vereceği iddiasına ilişkin PİRHA’ya konuştu. Doğan, “Alevi dedelerinin devletten maaş alması kabul edilebilecek bir durum değil. Geçmişten günümüze kadar hiçbir pirimiz devletten ya da egemen sınıftan herhangi bir maaş ya da gelir elde etmediler ki biz yapalım” diye konuştu.
Cemal Abdal Ocağı dedelerinden Hasan Doğan, AKP iktidarının Alevi dedelerine maaş vereceği iddiasını PİRHA’ya değerlendirdi. Elazığ’dan İstanbul’a göç eden Doğan, 30 yıldır İstanbul’da yaşıyor. Uzunca bir süredir Pir sultan Abdal Kültür Derneği Kartal Şubesi’ne bağlı cemevinde dedelik yapan Doğan, Alevi dedelerinin devletten maaş almasının kabul edilebilecek bir durum olmadığını söyledi.
Geçmişten bugüne hiçbir pirin ya da dedenin devletten maaş almadığını belirten Doğan, 30 yıllık Alevi hareketi içinde eksikliklerin ve noksanlıkların olduğunu ancak dedelerin devletten maaş alamayacağını, alırlarsa imam- dede olacaklarını söyledi.
Doğan, “Bizler dedelik kurumundan çıkar, ilkin kendi ocaklarımızda pişerek, Alevi canlarımıza hizmet ehlilik yaparız. Bunun da karşılığı hiçbir maddiyatla ölçülmez” ifadelerini kullandı.
İktidarın Alevilerin içine böyle bir öneri attığını belirten Doğan, bin kişilik bir kadro alacaklarını söylüyorlar ama dedelerden 8 bin üzerinde bir başvuru var. Demek bu 8 bin kişi içimizdeki çürük elmalar” dedi.
“RIZALIK ORTADAN KALDIRILDI GİBİ GÖRÜNÜYOR”
Eskiden dedelerin talipleri ziyaret ettiğini ve verilen hak lokmalarıyla geçim sağladıklarını söyleyen Doğan, şöyle devam etti:
“Dedelerimizi, pirlerimizi eskiden şu şekilde finans ederdik: Pirlerimiz kendi ocak köylerine gider gezerlerdi, küskünleri barıştırırlardı, dar-ı mansur, Rıza şehri kurulurdu, bir hak lokması gelirdi, o hak lokmasını dedelerimiz alırdı köydeki fakir olanlara dağıtırdı. Eğer üç beş kuruş kalırsa dedelerimiz o toplumdaki insanların rızalığını ve helalliğini alarak çoluk, çocuğuna yedirirlerdi. Şimdilerde rızalığı ortadan kaldırdık gibi görünüyor. Bu da doğru bir yöntem şekli değil.”
Firik Dede’nin ‘Biz ne zaman ki sırtımızı döndük evliyalarımıza harap olduk’ Harami sofralarına oturmaya başladık’ sözlerini hatırlatan Doğan, yol erkanımıza ciddi bir şekilde zarar verildiğini ve maaş konusunu da o harami sofralarına oturmakla eş değer göründüğünü belirtti.
“DEVLETTEN ALINAN PARA RIZASIZDIR”
Dedelerin aldığı her lokmanın rızalık lokması olduğunun altını çizen Hasan Doğan, şunları belirtti:
“Devletten alınan paralar rızasız alınan paradır. Çünkü insanlar devlete bir vergi ödüyorlar, zorla ödüyorlar. Yani herhangi bir rızalık olmadan ödüyorlar o parayı. Bunun için pirlerimizin devletin o bütçesinden o haksız lokmadan pay almaları doğru değil. Dedelerimiz hızla bundan vazgeçmeli.
Devletten maaş alan dedeler olursa, nasıl ki bizim dışımızdaki diğer inanç yerlerinde dini bir fetva yazar önlerine koyar, bu fetvaları oralarda uygulayın der. Yarın bir gün bizlere de derler. Çünkü sana maaş veriyor. Sen de devletin memurusun. Biz tarihimizden bu yana hiç kimsenin memuru olmadık. Biz sadece toplumuza ve erkanımıza ikrar vermişiz. Verdiğimiz ikrar gereği bu maaşı almamamız lazım.”
“DEVLET ÖNCE ALEVİLERİN İNANCINI TANISIN”
Devletin yol erkanımızı tanımazken, cemevlerimizi ibadethane saymazken, eşit vatandaşlık hakkımızı vermezken maaş almanın doğru bir yöntem olmadığını söyleyen Cemal Abdal Ocağı Dedesi Hasan Doğan, bu yöntemin Alevileri böleceği, yol erkanı dağıtacağını ve inanca denk düşmeyeceğini söyledi.
Doğan, son olarak, devletin önce Alevilerin inancını tanıması ve Anayasal haklarını vermesinden sonra oturulup bu meselelerin konuşulması gerektiği çağrısını yaptı.
PİRHA- Dersim’de yaşayan Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını değerlendiren Kartal Pir Sultan Abdal Şubesi’ne bağlı cemevi pirlerinden Cemal Abdal Ocağı’na mensup Hasan Doğan, “Eskiden biz Alevileri katledip, yok edip, göç ettiriyorlardı. Şimdi ise kültürel ve inançsal olarak biz Alevileri yok ediyorlar” dedi.
Haberin Videosu
Alevilerin yoğun olarak yaşadığı ve Alevilerin ikinci serçeşmesi olarak görülen Dersim’e yönelik bir çok katliam, asimilasyon ve yerinden etme politikası uygulandı, hala da uygulanıyor. Kerbeladan bugüne kadar birçok defa katledilen Aleviler özellikle Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Dersim bölgesine yönelik birçok katliam, göç ve asimilasyon politikası uygulamıştır. Cumhuriyetin kurulmasının ardından 1938’li yıllarda ise Dersim harekatı adı altın 60 bine yakın insan katledilmiştir. Günümüzde ise Dersim’de katliamlar boyut değiştirerek bölgedeki halkın göç etmesi için barajlar yapılıyor, çeşitli baskı politikaları uygulanıyor.
Cemal Abdal Ocağı ve İstanbul Kartal Pir Sultan Abdal Şubesi’ne bağlı cemevi pirlerinden Hasan Doğan, Alevilerin yoğun yaşadığı ve geçmişten günümüze kadar farklı bir kimliğe sahip olduğu için katliamlara, baskılara ve göç politikalarına maruz kalan Alevilerin ikinci serçeşmesi olarak görülen Dersim’e ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
“DERSİM TARİHİ SÜREÇTE İYİ İRDELENMELİ”
Dersim’in tarihi süreçte iyi irdelenmesi gerektiğinin altını çizen Doğan, “Dersim’e Osmanlı ve Selçukluların yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti’nin de tam anlamı ile giremediğini belirterek şöyle devam etti:
“Çok sayıda asker ve kolluk kuvvetini Dersim’de bulundurmalarına rağmen Dersim halkı asla mevcut düzene boyun eğmiş değil. Çünkü biz Alevi toplumunun kendi iç hukuku vardır. Cemlerimizde kurulan mahkemede haklıyı haksızı belirleriz. Biz kendi iç hukukumuzu İslamiyet’ten asırlar önce oluşturmuşuz. Dersim bugün de genç Türkiye Cumhuriyeti tarafından hep bir çıbanbaşı olarak görüldü. Bir çıbanbaşı olarakta temizlenmeliydi. Nasıl temizlemeye çalıştılar peki? 1926’da Tunceli kanunu çıkararak toplu katliamlar ve göç ettirmeler ile yapıldı. 1934 ve 38 yıllarında ise iyice hat safhaya ulaştı. Devlet kaynakları 14-15 bin kişinin katledildiğini kabul etse bile aslında 60 binin üzerinde insan katledilmiş veya sürgün edilmiştir. Bugün halen yaşayan kayıp kızlarımız vardır. Benim ailemde göç ettirmeler ve sürgünler olmuştur. Babamın amcası olan Süleyman dedemin halen mezarının nerede olduğunu bilmiyoruz.”
“DERSİM ALEVİLERİN İKİNCİ SERÇEŞMESİDİR”
Doğan, “Dersim Türkiye’deki Aleviler için ikinci serçeşmedir. Hünkar Hacı Bektaş’ı Veli Dergahı’nda Nahşi postişlerin atılması ile pir ocakları Hünkar Hacı Bektaş’ı Veli bölgesi olan Karaca Höyük’ü terk edip Dersim’i serçeşme olarak aldılar. Bugün Anadolu’daki bütün ocak sahiplerinin hepsinin ocaklarının Dersim’de olması bir tesadüf değildir. Daha dağlık bölgeler olmasına rağmen oralara gitmediler. Bunu da şöyle açıklayabiliriz: Dersim, Deylem bölgesi olduğu için oraya gittiler. Asırlar önce Alevilik Anadolu’da vardı ve Anadolu halkının bir inancıydı. Bugünkü Dersim de bunun bir devamıdır. Devamı olduğu için sisteme sürekli muhalif ve sitemin dayattığı kurallara asla boyun eğmemiştir. Kendi kendini yönetmeyi bilmiştir. Ve bir dağ gibi orada durmuştur” diye konuştu.
“DERSİM CEMEVİ, ASİMİLASYONA YOL AÇIYOR”
“Günümüz koşullarında baktığımızda Dersim bölgesinde her dönem her gelen iktidar kendi Alevisini yaratmaya çalışıyor” diyen Doğan şunları ifade etti:
“Alan çalışması yaptığımızda bir bakıyoruz Dersim’de mevcut bir cemevimiz var. Dersim’deki cemevi, Tunceli Üniversitesi ve devletin kolluk kuvvetleri hep beraber ortak hareket ederek asimilasyon politikası uyguluyorlar. Eskiden biz Alevileri katledip, yok edip, göç ettiriyorlardı. Şimdi ise kültürel ve inançsal olarak biz Alevileri yok ediyorlar. Kültürümüzün ve inancımızın içini boşaltıp, ziyaretlerimizin büyük bir bölümünü sular altında bırakıyorlar. Ayrıca inançsal değerlerimizi boşaltacak insanları bu bölgelere atıyorlar.
Dersim’de belli başlı ailelerin çocuklarına molla eğitimi verildiğini söyleyen Doğan, “Molla eğitimini tamamlayan çocuklar köylerine geri döndüğünde bugünkü hal ve hareketler ortaya çıkıyor. İşte asimilasyon dediğimiz şey bu” dedi.
“HAK HUKUK YİYENLER CEMEVİNE GİRMEMELİDİR”
Alevi örgütlülüğünün Dersimi iyi gözden geçirmesi gerektiğini belirten Doğan, “Bugün Dersim’deki cemevinin yapısını, malum bir vakfa bağlı olduğu için değiştiremiyoruz. Bu vakfın yöneticileri Türkiye’deki Aleviler tarafından suçüstü yakalandı. Cemevlerine devlet erkinin götürülüp önünde el pençe durulması veya dedelerin devlet erkinin elini öpmesi kabul edilecek bir durum değildir” dedi.
Doğan, “Devleti yöneten insanlar ne yaparsa yapsın hak hukuk yemiştir. Hak hukuk yiyen insanlar bırak cemevine, bahçesine dahi girememelidir. Buna cemevi dedeleri ve yöneticileri izin vermemeliler. Ancak Dersim Cemevi’nde bunları yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Doğan, gençliğin önemine dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Bizim için önemli olan gençliktir. Elli yaş üzeri insanı dönüştürme şansımız yok bu saatten sonra. Ancak gençlerimizi de teslim etmeyelim. Özellikle Dersim bölgesine bakıldığında bar, pavyon ve alkolün çok tüketildiği yer olarak görülüyor. Özellikle dışarıdan konsomatrisler getirilip Dersim’de çalıştırıldı. Ancak halk buna karşı çıkarak bu gibi işletmelerin kapatılmasını sağladılar.”
“GENÇLERİMİZ ZEHİRLENİYOR VE ZEHİRLETTİRİLİYOR”
Dersim’de gençlerin devlet ve kolluk kuvvetleri tarafından zehirlendiğini belirten İstanbul Kartal Pir Sultan Abdal Şubesi’ne bağlı cemevi dedelerinden Hasan Doğan şunları ifade etti:
“Kişi başına iki buçuk güvenlik görevlisi düştüğü bir ilde uyuşturucun halk tarafından kullanılması mümkün değil. Bunun anlamı gençler güvenlik görevlileri tarafından uyuşturucu bataklığına düşürülüyor. Gençlerimiz zehirleniyor ve zehirlettiriliyor. Alevi kurumları kendi yol ve erkan çerçevesinde Alevi öğretisini gençlere öğretip, aşılatarak ancak bu sorunu aşabilir. Bunun için inanç kurulunun aldığı karar gereği cemevlerinin birer eğitim yuvası haline dönüştürülmesi gerekiyor. Bu şarttır ve kaçınılmazdır. Elbette ki çürük elmalarımız var. Ama yavaş yavaş içimizdeki çürük elmaları geçmişte yaptığımız gibi temizlemeliyiz. Çünkü Alevi tarihi başkaldırı ve isyanlar tarihidir. Asla haksızlığa boyun eğmeyecek ve hakkını hukukunu savunacak güce sahiptir.” (HABER MERKEZİ)