Etiket: hasan kaya

  • İHD Dersim Şubesi: Metin Can ve Hasan Kaya’yı unutmadık, unutmayacağız!-VİDEO

    İHD Dersim Şubesi: Metin Can ve Hasan Kaya’yı unutmadık, unutmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 33 yıl önce katledilen İHD Elazığ Şube Başkanı Av. Metin Can ile İHD üyesi Dr. Hasan Kaya’yı andı. Yapılan açıklamada, faillerin hâlâ cezasız kaldığına dikkat çekildi ve “Onları unutmadık, unutmayacağız” denildi.

    21 Şubat 1993’te kaçırılan Can ve Kaya’nın işkenceye uğramış cansız bedenleri 27 Şubat 1993’te Elazığ-Dersim yolu üzerindeki Dinar Köprüsü altında bulunmuştu. Kamuoyunda “Yeşil” kod adıyla bilinen ve birçok zorla kaybetme ile yargısız infazda adı geçen Mahmut Yıldırım’ın bu cinayeti işlediği resmi belgelerle ortaya konmuştu.

    İHD Dersim Şubesi tarafından yapılan açıklamada, cinayete dair ciddi delillere rağmen hiçbir yargısal sürecin işletilmediği, faillerin korunduğu ve aynı yöntemlerle yüzlerce kişinin daha zorla kaybedildiği hatırlatıldı.

    Açıklamayı İHD Dersim Şubesi adına Dersim Şube Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.

    “FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER AYDINLATILMALIDIR”

    Karanlık odaklarca işlenen faili meçhul cinayetlerin aydınlatılıp, hakikatle yüzleşilmesi gerektiğini belirten Yeşil, “Aradan geçen 33 yıla rağmen devletin adli ve idari makamları, Metin Can ve Hasan Kaya’nın katledilmesinde olduğu gibi yüzlerce olaya karşı kayıtsız tutumlarını sürdürüyor. Bu topraklarda barış, başta Metin Can ve Hasan Kaya cinayeti olmak üzere tüm yargısız infazlar ve zorla kaybetmelerin açığa çıkarılması; yüzleşme, hakikat ve onarım süreçlerinin eksiksiz yürütülmesiyle mümkün olacaktır” dedi.

    Nurşat Yeşil, 33 yıl önce katledilen üyeleri için adalet arayışlarının süreceğini vurgulayarak, bu mücadelenin cezasızlık politikasına karşı insan haklarını savunma mücadelesi olduğunu belirtti.

    Açıklamada son olarak, “33 yıl önce katledilen Metin Can ve Hasan Kaya’nın faillerinin bulunması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu mücadele cezasızlık politikasına ve insan hakları ihlallerine karşı bir mücadeledir. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz. Onları unutmadık, unutmayacağız” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Cem Vakfı’ndan kopuşlar sürüyor; Kıraç Cemevi de dayatmaya itiraz etti!

    Cem Vakfı’ndan kopuşlar sürüyor; Kıraç Cemevi de dayatmaya itiraz etti!

    PİRHA – Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı’nın (CEM VAKFI) Kıraç Cemevi yönetimine “Kayyum” usulüyle kadro atadığı ifade edildi. Hasan Kaya başkanlığındaki yönetimin yerine, bu zamana dek cemevinde hiçbir hizmeti olmayan isimlerin getirilmek istendiği bilgisi verildi. Mevcut yönetim, duruma itiraz ederek yargı süreci başlattı.

    Siyasal iktidarla kurduğu yakın ilişki sebebiyle eleştirilerin odağında olan Cem Vakfı’ndan kopuşlar sürüyor. Rızalık kültürünün işletilmediği vakıfta, demokratik yöntemlerden de uzak bir tavır sergileniyor.

    Esenyurt İlçesindeki Kıraç Cemevi de Cem Vakfı’nın baskıcı politikaları sebebiyle ayrılık kararı aldığını açıkladı.

    Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kaya, 4 Ekim’de kendilerine ulaşan kararla birlikte cemevi yönetiminden uzaklaştırılmak istendiğini öğrendi. Söz konusu karara tepki duyan Kaya ve beraberindeki yönetimi, 6 Ekim’de duruma itiraz etti ve Cem Vakfı’ndan ayrılmak için yasal süreç başlattı. Yapılanı “kayyum atamak” sözleriyle tarif eden Kaya, “Alakası olmayan kişileri yönetici yaptılar. Ancak buranın inşaatını biz yaptık, kurduk, emek verdik” dedi.

    “SABIKASI OLANI DAHİ YÖNETİM LİSTESİNE YAZMIŞLAR!”

    Hasan Kaya, Kıraç Cemevi’nin 2006 yılında yapıldığını ve günümüze kadar sorunsuz bir yönetim anlayışıyla hizmet verdiğini de söyledi. 19 Yıldır yönetimde yer aldığını belirten Kaya, ilk kez merkezden bir atama yapıldığının altını çizdi. Atanan yönetim kadrosunu tanımadıklarını söyleyen Kaya, yaşananları şu sözlerle özetledi:

    “Bu atanan kişiler, cemevinin nerede olduğunu bilmiyorlar! Cemevi ile hiç alakası olmayanları yönetime yazdılar. Fakat biz henüz görevimizden ayrılmadık. Karara karşılık dava açtık. Yapılanlara ilişkin yetkileri yok. Yönetime atadıkları bir kişinin sabıkası var! Biliyorsunuz, sabıkalılar cemevine giremez. Hatta bu kişi, ‘benim sabıkam var, listeye yazmayın’ falan demiş. Kendisi itiraf etmiş. Ruhsatsız silah bulundurmak, kavga, dövüş yapmış. Kendi söylediği halde onu da yazmışlar. Yönetimi doldurmak adına yoldan geçeni yazmışlar.

    Bu zamana kadar Cem Vakfı’na bir muhalefet de yapmadım. Cem Vakfı’nda genel kurulla yönetim belirleme durumu eskiden vardı ama şimdi bunlar kendi kafasına göre karar almışlar. Atama usulüyle yapıyorlar. Hiçbir yasal dayanakları yok yani. Zaten yönetimi bırakacağım. Rahatsızım ve artık yaşlandıkça hastalıklarım oluştu. Bu sebeplerle genç ve yeni bir yönetim oluşturduk. 4 Ay önce listeyi gönderdik ancak onaylamadılar. Pırıl pırıl, hepsi eğitimli insanlardı. Ancak şimdi kendi kafasına göre liste oluşturmuşlar. İlgisi alakası olmayan, sarhoşu, berduşu, tinercisini; hepsini yazmışlar. Listeyi görünce şok oldum. Buranın inşaatını yapan, arsa tahsisini yaptıran benim. İzzettin hocayı sevdiğimiz için gittik onun çatısı altında bir şey kurduk. Benzer durumlar Şarköy Cemevi’nde, Maltepe Cemevi’nde de oldu. Bana yaptıklarının aynısını onlara da yaptılar ve vakıftan ayrıldılar.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Arguvan’ın 4 köyü maden sahası ilan edildi

    Arguvan’ın 4 köyü maden sahası ilan edildi

    PİRHA-Arguvan’da 4 köyün maden sahası ilan edilmesi üzerine Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) Nazım Hikmet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Bölgede “4. Grup Maden” olarak adlandırılan başta altın olmak üzere toryum, gümüş, nikel gibi madenler için çalışma yapılacak.

    Malatya genelinde süren çevre talanı, günden güne canlıların yaşam alanlarını daraltıyor. Arguvan İlçesi’nin 4 köyünde yeni maden sahası açılması kararı bölge halkının tepkisine neden oldu.

    MAL-ÇEP Sözcüsü Hasan Kaya, platform adına basın açıklaması yaptı. Kaya, ekoloji mücadelesinin siyaset üstü olduğunu; dili, dini, siyaseti olmadığını söyledi. Kaya, “Doğadan, ekolojiden ve yaşamdan yana olan her birey, ekoloji mücadelesine destek vermelidir. Yaşam alanlarımız olan topraklarımız, vatan ve namustur. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve doğamızı yabancı şirketlere peşkeş çektirmeyeceğiz. Maden sahası ilan edilen köylerimiz. İsaköyü, Hakverdi köyü, Tatkınık ve Tarlacık köyleri. Buraları vahşi kapitalizmin yıkım politikasına teslim etmeyeceğiz” dedi.

    9 İLÇE MADEN ŞİRKETLERİ TARAFINDAN KUŞATMA ALTINDA!

    Malatya’nın 9 ilçesinin maden şirketleri tarafından kuşatma altında olduğuna dikkat çeken Kaya, şöyle devam etti:

    “Bu kuşatmaya izin verecek miyiz? MAPEG tarafından duyurulan 303 ve 303. grup maden sahaları ihalesi, Arguvan, Arapgir, Akçadağ, Darende, Doğanşehir, Kuluncak, Hekimhan, Yazıhan ve Pütürge ilçelerini kapsıyor. Bu ihaleler, bölgedeki doğal yaşamı ve tarım alanlarını tehdit ediyor.”

    “ARGUVANI İLİÇ YAPTIRMAYACAĞIZ!

    “Arguvan’ı İliç yaptırmayacağız!” diyerek sözlerine devam eden Kaya, temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın Anayasal hak olduğunu hatırlattı. Kaya, devletin ve vatandaşın öncelikli görevinin çevreyi korumak olduğunu belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya’da asbestli deprem molozları tüm şehri kaplamış durumda!-VİDEO

    Malatya’da asbestli deprem molozları tüm şehri kaplamış durumda!-VİDEO

    PİRHA- Malatya’daki depremde yıkılan 60 binin üzerindeki bina molozlarının tamamı şehir mezarlığına 200 metre yakınındaki bir alana dökülüyor. Şehrin tamamının asbest tehlikesi altında olduğunu söyleyen, Malatya Çevre Platformu Sözcüsü Hasan Kaya, “Ancak molozları taşırken yoldan kalkan tozlar, asbestler ciddi anlamda insan sağlığını tehdit eden sıkıntılar doğurdu. Malatya’da henüz verimli bir sağlığa kavuşulamadı çünkü yıkımlar halen devam ediyor” dedi.

    Maraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, resmi açıklamalara göre en az 53 bin kişinin ölümüne 100 binden fazla kişinin yaralanmasına neden oldu. 6 Şubat depremlerinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın Malatya’da eğitimden sağlığa, barınmadan ekonomiye dair sorunlar giderilmedi.

    Malatya’da depremden sonra ilk etapta Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinin molozlarını Mamurek (Beydağı) beldesine taşındı. Ancak halkın tepkisinin ardından Akçadağ, Doğanşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerindeki molozların tamamını şehir mezarlığına 200 metre yakınındaki alana dökülüyor.

    Malatya Çevre Platformu Sözcüsü Hasan Kaya ile asbest tehlikesi yaratan molozların yaşam alanlarına yakın bölgelere dökülmesine ilişkin konuştuk.

    “MOLOZLAR TAŞINIRKEN İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR”

    Malatya’da depremin ardından 60 binin üzerinde bina yıkıldığını ifade eden Hasan Kaya, “İlk etapta Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerinin molozları Mamurek beldesine taşındı. Ancak halkın tepkisinin ardından Akçadağ, Doğanşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi ilçelerindeki molozların tamamını şehir mezarlığına taşıdılar. Ancak molozları taşırken yoldan kalkan tozlar, asbestler ciddi anlamda insan sağlığını tehdit eden sıkıntılar doğurdu. Akçadağ’da iki bölgede molozlar bahçe ve yerleşim yerlerinin ortasına döktüler. Battalgazi’de ise Mamurek beldesine döktüler ve tepkilerin ardından molozları şehir mezarlığının 200 metre yakınındaki alanlara molozları döktüler. Molozlar açık kamyonlarda ve molozlar ıslatılmadan taşındığı için ciddi anlamda sağlık tehdit altındaydı ancak tepkilerimiz sonucunda artık sulanan molozlar kamyonlar brandayla kapatıldı” dedi.

    “DEPREMİN ÜZERİNDEN 2 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN YIKIMLAR DEVAM EDİYOR

    Malatya’da depremin ardından geçen iki yılda halen yaraların sarılmadığını belirten Kaya, “Malatya’da evlerde çeşmeden su içebildiğimiz bir yerdi şimdi ise ayın belirli zamanlarda sular milli ve kırmızı renkli akıyor. Kayısı bahçeleri ve su kaynaklarının yanına molozlar taşındığı için o bölgelerde yapılan ölçümlerde de asbest değerinin yüksek olduğu tespit edildi. Malatya’da henüz verimli bir sağlığa kavuşulamadı çünkü yıkımlar halen devam ediyor. Depremin ikinci yılı olmasına rağmen molozları taşımak için her gün bir cadde kapatılıyor ve molozlar taşınırken de her yer toz içerisinde kalıyor ve insanlar ciddi anlamda etkileniyor. Bey Dağları’nı molozlar nedeniyle sis kaplamış durumda. Depremin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen yıkılan binaların sadece üçte biri yapıldı ancak yetkililer bize bir yıl içerisinde vatandaşları mağdur etmeden evlerini teslim edeceğiz demişlerdi” diye konuştu.

    Cihan BERK-Kamber YILDIZ/MALATYA

  • 800 yıllık Onar Cemevi RES tehdidi altında!

    800 yıllık Onar Cemevi RES tehdidi altında!

    PİRHA-Malatya’nın Arapgir ilçesinde RES elektrik üretim tesisinin kapasite artışı için Onar Mahallesi’nde bulunan 75 parsele acele kamulaştırma kararı çıktı. Karara tepki gösteren MAL-ÇEP Dönem Sözcüsü Hasan Kaya, “Alevilik felsefesinde kutsal sayılan bir yerin RES projesine kurban edilmesi ve acale kamulaştırma kararının verilmesi kabul edilemez” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazetede yer alan kararda, Malatya’nın Arapgir ilçesine bağlı Onar Mahallesi’nde bulunan 75 parsel, Rüzgar Enerji Sistemleri (RES) üretim tesisinin kapasite artışının sağlanması amacıyla acele kamulaştırılacak.

    “İNSAN HAKKI İHLALİDİR”

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) Dönem Sözcüsü Hasan Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Malatya’nın Arapgir ilçesinde kurulu bulunan Arapgir Rüzgar Enerji Santrali (RES) için Onar Köyü’nde 75 ayrı arsada acele kamulaştırma kararını imzalamasına tepki göstererek şunları söyledi:

    “RES için Arapgir İlçesinde bulunan 800 yıllık cemevinin bulunduğu Onar köyünün topraklarının kamulaştırma kararının verilmesi bir sürü sorunun oluşmasına neden olmuştur. Alevilik felsefesinde kutsal sayılan bir yerin RES projesine kurban edilmesi ve acale kamulaştırma kararının verilmesi kabul edilemez. Bu karar bir inanç ve insan hakları ihlalidir.”

    PİRHA/MALATYA

  • Malatya’da 1507 ÇED başvurusu var; Bilim insanları uyardı: Topraklarımıza sahip çıkalım -VİDEO

    Malatya’da 1507 ÇED başvurusu var; Bilim insanları uyardı: Topraklarımıza sahip çıkalım -VİDEO

    PİRHA-Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) Malatya’nın Arguvan ilçesinde onayı verilen bakır, gümüş, altın maden ocaklarına yönelik panel gerçekleştirdi. Panelde konuşan bilim insanları, bölgede faaliyete girecek olan maden işletmelerinin olası sorunlarıyla ilgili bilgi verdiler. Malatya’da 1507 ÇED  başvurusu olduğu belirtilirken, madenlerin durdurulması, sulu tarımın yapılması çağrısında bulunuldu. 

    Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP), Arguvan’da profesörlerden oluşan mühendis, mimar ve şehir bölge planlamacısıyla bir araya gelerek panel gerçekleştirdi.

    Arguvan Belediyesi İlgezdi Kültür Komleksi Konferans Salonu’nda yapılan panelde, bölgeden gelen aktivist ve halk, konferans salonunda açılması düşünülen bakır, altın ve gümüş maden ocaklarının ilçede yaratabileceği sorunlarla ilgili konuştu.

    Panelde öne çıkan konulardan biri de Arguvan bölgesine baraj yakın olduğu halde sulu tarımın yapılmaması. Panelde konuşan (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, rezerv alanlarının açılmasının nedenlerinden birinin demografik yapıyı değiştirmek olduğunu belirterek, “Maden bölgelerinde Alevi, Kürt, Sol, Sosyalist insanların olduğu bölgeleri dağıtıp parçalamak içinde rezerv alanları ilan edilebiliyor” dedi.

    Malatya Çevre Platformu üyelerinden Hüseyin Çıplak da panelde giriş konuşmasını yaparak, Arguvan ilçesindeki madenlerin yaratacağı sorunlara dikkat çekti.

    Çıplak, Erzincan İliç’teki maden faciasına işaret ederek, “Arguvan’ı İliç yaptırmayacağız. Kendi yaşam alanlarınıza sahip çıkmanız gerekiyor. Hep birlikte çıkamazsak yeni bir İliç’le, yeni bir Bergama’yla karşı karşıya kalacağız. Şu an dünyadaki en önemli sorunlardan biri çevre sorunu. Bu, Türkiye’de daha fazla yaşanıyor. Ülke ekonomisinin bir değeri de yok. Zaten çıkarılan madenlerin yüzde 4 payı ülkeye, yüzde 96 kısmı da yabancı şirketlere gidiyor. Bunun da zaten artı bir değeri yok” diye konuştu.

    “MALATYA’DA TOPLAM 1507 TANE ÇED BAŞUVURUSU VAR”

    Hüseyin Çıplak, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

    “Malatya’da şu an faaliyete olan 193 tane maden şirketi var. Başta Hekimhan olmak üzere her ilçede maden ocakları çalıştırılıyor. Malatya genelinde 230 tane taş ocağı var. Açılması beklenen maden ocakları da 130 küsür. Akçadağ ilçesine 136 tane ÇED başvurusu yapıldı. Arapgir’de 114 ÇED başvurusu var. Battalgazi’de 108 başvuru var. Darende’de 70, Doğanşehir 221, Hekimhan 130, Kale 14, Kuluncak 86, Malatya Merkez 10 tane Pötürge 60, Yazıhan 97 ve en çok ÇED başvurusu yapılan ilçelerin başında gelen Yeşilyurt’ta 376 tane olmak üzere toplam 1507 tane ÇED başvurusu var.”

    “MADENLER DURDURULMALI, SULU TARIM GELİŞTİRİLMELİ”

    İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi’nden emekli öğretim üyesi, orman mühendisi ve doğa bilimci Prof. Doğan Kantarcı ise rahatsızlığından dolayı panele telefonla katılarak sunum yaptı. Kantarcı, Arguvan’daki susuz tarım alanlarından bahsederek, baraja yakın olmasına rağmen sulu tarımın yapılmadığını, köyden kente artan göçün önüne geçmek için madenlerin durdurulmasını ve sulu tarımın geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

    “12 EYLÜL DARBESİYLE BİRLİKTE ÇEVREYLE İLGİLİ BİRÇOK KANUN DEĞİŞTİRİLDİ”

    Dönemin hükümetinin neoliberal politikaları Türkiye’de uygulaması mümkün olmadığı için 12 Eylül darbesinin yapıldığını söyleyen Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) üyesi ve Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi yöneticilerinden Ayşe Mücella Yapıcı, şu ifadeleri kullandı:

    “12 Eylül Darbesine baktığımızda hep siyasi nedenlerden dolayı yapıldığı söylenir. Türkiye’deki çevre politikalarına ilişkin her türlü korumacı bütün yasalar 12 Eylül darbesiyle birlikte değiştirildi ve bu yasalara karşı çıkmak yasaklandı. Neoliberal ülkeler gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin emeğini, doğasını, coğrafyasını, yer altı ve yer üstü varlıklarını kendilerine sömürge alanı yaptılar. Hep beraber bir araya gelip bu alanı koruyalım. Ne yapıp ne edelim bu topraklara sahip çıkalım.”

    “YABANCI SERMAYELERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR”

    Türkiye’de sık sık değiştirilen yasalarla birlikte ormanlık alanlarının, sahillerin, mera alanlarının ve birçok doğa alanın yabancı sermayelere peşkeş çekildiğine vurgu yapan Profesör Dr. Pelin Pınar Giritoğlu da “Kanal İstanbul, İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Yolu gibi projelere baktığımızda eksik bile olsa bu projelerin hiçbirinde ÇED raporu olumsuz kararı çıkmadı. O açıdan baktığımızda ÇED raporları o kadar da anlamlı sayılmıyor. Bugün yasalar aracılığıyla, piyasalar aracılığıyla, imar planları aracılığıyla, ÇED raporları aracılığıyla ekolojik alan kaynar kazan haline geliyor. Biz ne zaman havamızı, suyumuzu ekonomik yarar değil de kamusal bir yarar olarak görürsek o zaman bundan bir çıkış yolu bulabiliriz” dedi.

    “DEMOGRAFİK YAPIYI BOZMAK İÇİN DE REZERV İLAN EDİLEBİLİYOR”

    Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapkıran ise “Bütün rezerv alanlarında bir kamulaştırma rantı hesabı var. Rezerv alanları tayininde demografik müdahale var. Mesela maden bölgelerinde Alevi, Kürt, Sol, Sosyalist gibi bölgeleri dağıtıp parçalamak içinde rezerv alanları ilan edilebiliyor. Biz küresel sermayenin tüketicileri olmayı bırakıp kendi ürünlerimizi tüketen mekanizmaları kurmaya devam edip, bunun için aydınlanmayı sağlamaya devam edip bütün köye bu bilgileri taşımazsak, zehirlenmeye devam edeceğiz, hasta olmaya devam edeceğiz genetiği bozulmuş ürünleri yemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “DOĞAMIZA SAHİP ÇIKALIM”

    Malatya MAL-ÇEP Dönem Sözcüsü Hasan Kaya panel sonunda bir konuşma yaparak doğamıza sahip çıkalım çağrısında bulundu. Kaya, “Ekolojik sorunlara mutlaka sahip çıkmalıyız. Doğamızı, havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve yaşam alanlarımızı kesinlikle korumalıyız, yan yana gelip birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

    PİRHA/MALATYA

     

  • MAL-ÇEP ekolojik yıkıma ve neoliberal politikalara karşı 29 Eylül’de panel düzenleyecek-VİDEO

    MAL-ÇEP ekolojik yıkıma ve neoliberal politikalara karşı 29 Eylül’de panel düzenleyecek-VİDEO

    PİRHA-Malatya Arguvan ilçesinde açılacak olan madenlere karşı duyarlılık çağrısında bulunan MAL-ÇEP sözcüsü Hasan Kaya, 29 Eylül’de düzenlenecek olan panele duyarlı olan herkesin katılmasını istedi.

    Malatya’nın Pütürge, Kürecik, Doğanşehir, Arguvan’da işletilen ve yeni açılacak olan maden sahalarına karşı dikkat çekmek için panel düzenleyen Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP) Dönem Sözcüsü Hasan Kaya, ekolojik ve neoliberal politikalara karşı Arguvan Belediyesi konferans salonunda yapılacak olan panele herkesin katılmaya davet etti.

    “MALATYA HALKI MADENLERDEN RAHATSIZ”

    Hasan Kaya, Malatya’daki doğal yıkımının ve tahribatın oldukça fazla olduğunu ifade ederek, “Doğayı, çevreyi ve ekolojik yapılanmayı, hayvan popülasyonunu, mera alanlarını ortadan kaldırmak için gaza, toza, zehre boğuyorlar. Malatya halkı ciddi anlamda bu durumdan rahatsız” dedi.

    Şehirde artan maden alanlarının yarattığı sorunlara, ekolojik yıkıma ve neoliberal politikalara dikkat çekmek için panel düzenleyeceklerini belirten Kaya, “Orman, maden, çevre, ziraat mühendisi ve şehir plancısı katılımcıların yer alacağı panele tüm halkımızı katkı sunmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

    MAL-ÇEP Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Saraç ise pazar günü yapılacak olan panele bütün Arguvan halkının katılım sağlanması gerektiğini söyleyerek, şunları belirtti:

    “Malatya’da vahşi madencilik ve ekolojik politikalarını anlatacak 4 tane bilim insanın; ormanları, tarım alanlarımızı, kent ve yaşam alanlarımızı, madencilik yaparken siyanür, sülfürik asit ve 15 çeşit zehri nasıl kullandıklarını, Bergama’yı, Kazdağlarını, Cerahtepe’yi, Fatsa’yı, Eşme’yi, Şebinkarahisar’ı, İliç’i nasıl yok ettiklerini ve Malatya’yı, Arguvan’ı da nasıl İliç yapacaklarının anlatılacağı panele ilişkin afişleri yaygınlaştıralım. Bu panele mutlaka katılalım. Kişileri, bireyleri, kurum ve kuruluşları, çevrecileri, doğa severleri, hayvan severleri, insan severleri bu önemli tarihsel panele davet ediyoruz. Katılımınızı bekliyoruz. Sende katıl, sesimize ses ol. Ekolojik yıkıma dur diyelim.”

    PİRHA/MALATYA

     

  • AKD Altınoluk Şubesi yöneticileri: AKP’nin kamp ve Kerbela projesi asimile etme provası-VİDEO

    AKD Altınoluk Şubesi yöneticileri: AKP’nin kamp ve Kerbela projesi asimile etme provası-VİDEO

    PİRHA-AKD Altınoluk Şubesi yöneticileri, AKP’nin finanse ettiği gençlik kampı ve Kerbela gezisine tepki göstererek, “Gençlerin, sorgulayan ve düşünen olmasını istiyoruz. Bu bir asimile etme provasıdır. Alevi felsefesi ne diyorsa ona uygun davranmaya gayret edeceğiz” dediler. 

    İçişleri, Gençlik ve Spor ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 400 Alevi genci için 19-23 Ağustos tarihlerinde yapılması planlanan “Hacıbektaş Gençlik Kampı” ile 300 dedenin aralık ayında İçişleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından organize edilen programa tepkiler sürüyor.

    Alevi Kültür Derneği (AKD) Altınoluk Şubesi Yönetim Kurulu üyelerinden, gençlik kampı ve Kerbela gezisine tepki geldi. AKD Altınoluk Şubesi yöneticilerinden Hasan Kaya ile Hüseyin Önal, konuya dair PİRHA‘ya açıklamalarda bulundu.

    “GENÇLERİN SORGULAYAN VE DÜŞÜNEN OLMASINI İSTİYORUZ”

    Kendilerine herhangi bir davet gelmediğini belirten Hasan Kaya, şunları söyledi:

    “Bize böyle bir çağrı gelmedi. Gelseydi kabul etmezdik. Bir basın açıklamasıyla bunu sevgili halkımıza duyururduk. Biz, gençlerin ve çocukların sorgulayan, düşünen olmasını istiyoruz. Bu anlamda da böyle bağnaz, muhafazakar, tutucu düşüncelerle gençlerin yetişmemesini, bilimin, aydınlığın ışığından bir şekilde kendilerine yol bulmalarını ve o yolda yürümelerini istiyoruz. Bir sürü bilim ve aydın insanımız var. Bunların gittiği yolda yeni gençlerimizin yetişmesini, bu kültürü, inancı yaşatmalarını istiyoruz. Diyanet ile iş birliği yapan dedelerin veyahut da gençlerin oralara gitmesi hoş bir şey değil. Bunların da bir şekilde durdurulması için çok çaba sarf etmemiz gerekiyor. Gençlerimizi, insanlarımızı, çocuklarımızı aydınlatmamız gerekiyor.”

    “ALEVİ FELSEFESİNE UYGUN DAVRANMAYA GAYRET EDECEĞİZ”

    Bakanlıklar tarafından finanse edilen programların asimilasyon amaçlı olduğunu savunan Hüseyin Önal ise “Bizim hem federasyonumuz, hem de kurum içindeki arkadaşlarımız bunu doğru görmüyor. Bu bir asimile etme provasıdır. Buna karşı duruyoruz. Bizim geleneğimizde hiç böyle bir şey yok ve olmamıştır şimdiye kadar. Dedelerimiz cemlerimizde yetişir. Görgü cemlerimiz, hukuk ve eğitimin olduğu alanlardır. Bu anlamda biz cemlerimizde yetiştiririz dedelerimizi. Biz Hacı Bektaş’ın dediği gibi yönümüzü diriye döneriz, ölüye değil. Bu anlamda Hacı Bektaş’ın söylemlerinin hepsi geçerli bizim nazarımızda. Alevi felsefesi ne diyorsa ona uygun davranmaya gayret edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Barış KOP – Berfin YILDIZ / BALIKESİR

  • Kıraç Cemevi Başkanı: Davayı kazanmamız büyük kazanım, elektrik faturası ödemeyeceğiz

    Kıraç Cemevi Başkanı: Davayı kazanmamız büyük kazanım, elektrik faturası ödemeyeceğiz

    PİRHA-Esenyurt’ta bulunan Cem Vakfı’na bağlı Kıraç Cemevi, elektrik faturasını ödemediği için CK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş. ile mahkemelik olduğu davayı kazandı. 18. Asliye Hukuk Mahkemesi, Kıraç Cemevinin ibadethane statüsünde olduğu gerekçesiyle elektrik şirketinin açtığı davanın reddine karar verdi. Cemevi Başkanı Hasan Kaya, “Bizim için büyük bir kazanım oldu. Bu kararın cemevleri için emsal olması lazım” dedi. 

    İstanbul Esenyurt’ta bulunan Cem Vakfı’na bağlı Kıraç Cemevi artık elektrik faturası ödemeyecek. Elektrik faturasını 4 yıl boyunca ödemediği için CK Boğaziçi Elektrik Perakende Satış A.Ş. ile mahkemelik olan cemevi, 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde davayı kazandı.

    Şirket, 18. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davada Kıraç Cemevinin “mesnedsiz gerekçelerle, haksız ve kötü niyetli olarak” fatura ödemelerini yapmadığını iddia etmişti.

    Kıraç Cemevi avukatları da, davacı elektrik şirketinin haksız ve kötü niyetli olduğunu ve ibadethane işlevi nedeniyle vakfa elektrik borcu tahakkuk ettirilemeyeceğini, mahkeme kararlarıyla ibadethanelerin giderlerinin nasıl karşılanacağının belirtildiğini hatırlatmıştı.

    18. Asliye Hukuk Mahkemesi, Kıraç Cemevinin ibadethane statüsünde olduğu gerekçesiyle elektrik şirketinin davasının reddine karar verdi.

    DAVA 2 YIL SÜRDÜ

    Mahkeme kararına ilişkin PİRHA‘ya konuşan Kıraç Cemevi Başkanı Hasan Kaya, “Bizim için büyük bir kazanım oldu. Bekliyorduk bu kararı. Avukatlarımız ilgilendi” dedi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda 4 yıl boyunca elektrik faturası ödemediklerini belirten Kaya, davanın da iki yıl sürdüğünü ve kararın sevindirici olduğunu söyledi.

    Bu karar nedeniyle elektrik faturasını yine ödemeyeceklerini ifade eden Hasan Kaya, “Mahkeme kararının emsal olması lazım” dedi.

    CEMEVİNİN EKONOMİK SORUNLARI VAR

    Cemevinin ekonomik sorunları olduğunu söyleyen Kaya, çalışanların maaşlarını, dedelerin yol paralarını karşılarken zorlandıklarını dile getirdi.

    Kıraç Cemevi Başkanı Hasan Kaya, Muharrem ayının bitmesiyle birlikte 500 kişilik Aşure yaptıklarını da sözlerine ekledi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Hukuksuzluğun bu kadarı! Kaçak maden faaliyeti ile Aleviler göçe zorlanıyor

    Hukuksuzluğun bu kadarı! Kaçak maden faaliyeti ile Aleviler göçe zorlanıyor

    PİRHA- Malatya’nın Dedeyazı Mahallesi’nde kaçak faaliyet yürüten maden ocağı sebebiyle halkın mağduriyeti sürüyor. Çevrecilerin ise “Şirketlere rant sağlayıp ardından da Kürt Alevileri göçe zorlanmak isteniyor” sözleri dikkat çekiyor.

    Alevi yerleşkelerine yönelik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Malatya’nın Doğanşehir ilçesi Dedeyazı Mahallesi’ne 20 yıl önce kurulan maden ocağı kaçak faaliyetlerine devam ediyor. Yaşanan tahribat sebebiyle bir bütün olarak canlı yaşamı tehlikeye atılıyor.

    Hafriyat kamyonları, çıkarılan toprak ve kayaları mahallenin içinden geçerek taşıyor. Yüksek tonajlı araçlar ve patlatılan dinamitler sebebiyle bir bütün olarak çevresel tahribat yaşanıyor. Mahalledeki kayısı ağaçları başta olmak üzere birçok bitki de durumdan zarar görüyor.

    NE BİR İŞLETME RUHSATI NE DE BİR ÇED RAPORU MEVCUT DEĞİL

    Bölgedeki yurttaşlar, hukuksuz madencilik faaliyetleri karşısında tüm hukuki yollara da başvurdu. Mir Serhat Madencilik Şirketi’nin çalışmasına karşılık bölgede eylem ve etkinlik yapan Malatya Çevre Platformu, konuya bir kez daha dikkat çekti. Platformun Yürütme Kurulu Üyesi Hasan Kaya, mahallenin su kaynaklarının olduğu, rüzgarın geldiği bir yönde bu faaliyetin yürütülmesinin başlı başına yanlış olduğunu ifade etti. Kaya, aynı zamanda madenin çıkartıldığı bölgedeki bir ulaşım yolunun iki mahalleyi birbirine bağladığına işaret ederek “Vatandaşlar bu yoldan diğer bölgelere geçmek istiyor ancak maden ocağı yetkilileri, insanların oradan geçmesini engelliyor. ‘Geçemezsiniz, burası bize ait’ deniliyor” aktarımında bulundu.

    BOR MADENİ UĞRUNA ÇEVRE ZEHİRLENİYOR

    Hasan Kaya, şirketin mevcut bir ÇED raporu alamadığına da işaret etti. Kaya, şirketin geçmişte ‘ÇED raporuna gerek yoktur’ belgesi aldığını da belirterek “Daha sonrasında mahkeme, bu ocağın durdurulması için karar verdi. Ancak bu karara rağmen çalışma devam ediyor. Köylüler ise sürekli bu duruma tepki gösteriyor” dedi.

    Hasan Kaya, bölgede özellikle kayısı ağaçlarının çürüdüğüne de işaret ederek “Bütün mahalle toz toprak içerisinde kalıyor. Dinamit patlatıldığında camlar kırılıyor, evler hasar görüyor. Ocak neredeyse mahallenin içerisinde denilebilecek bir noktada. Bütün bunlar hazırlanan bilimsel raporlarda da ifade ediliyor” dedi.

    FAALİYETLERİN AMACI KÜRT ALEVİ KÖYLERİNİ BOŞALTMAK! 

    Kaya, asıl amaçlananın bölgedeki Kürt Alevi yurttaşları göçe zorlamak olduğunu ifade ederken şu konuların altını çizdi:

    “Özellikle bütün bu faaliyetler Malatya genelinde Alevilerin bulunduğu bölgelerde yapılıyor. Alevileri göçe zorlama, Alevileri asimile etme, Alevileri bu noktada dışlama politikası… Yani bu madem faaliyetlerini başka bir yerde yapma imkanları olmasına rağmen özellikle Alevi yerleşkeleri tercih ediliyor. Yani toplumsal birlikteliği dağıtma ve göçe zorlama amacı taşınıyor.

    Üç beş yabancı şirket ile işbirliği halinde olan yerli şirketlerin, rantına biraz daha rant katma amacı da var. Bu şirketler genelde Amerikan, İngiliz ve Fransız şirketleri. 3 tane büyük ana şirket var. O şirketlerin buradaki temsilcileri ise Çalık Grubu gibi şirketler. Yurtdışı şirketleri dolaylı olarak yerli firmalara para verip ‘bu işi sen yürüt’ diyor. Ama arkasındaki asıl güçler, yabancı şirketler. Toplumun karşısına yerli aracı firmaları koyuyorlar. O şirketler de gelip ‘Biz burayı devletten satın aldık. Sizlere de iş istihdamı sağlayacağız. Zarar gören ev ve arazileriniz için bol miktarda para vereceğiz. Bütün kurallara uyarak faaliyet yürüteceğiz’ diyerek politika yürütüyor. Fakat bu zararların telafisi mümkün değil. İşin içerisine girdikten sonra vahşi bir şekilde çukurlar açılıyor ve telafisi mümkün olmayan bir noktada bırakıp gidiyorlar.

    Madem ocağının durdurulması yönünde açılan dava netlik kazandı. Hatta Yargıtay da onadı. Ama gelin görün ki hukuksuzluk ve siyasi baskı devam ediyor. Siyasi otorite ile birlikte çalıştıkları için hukuk işlemiyor. Hukuk tanımaz bir düzen var.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Malatya PSAKD Şube’nin Başkanı Ulutaş ve üyelerin ilk duruşması 14 Ocak’ta

    Malatya PSAKD Şube’nin Başkanı Ulutaş ve üyelerin ilk duruşması 14 Ocak’ta

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyeleri Hasan Kaya ile Orhan Sever’in hakkında açılan davanın ilk duruşması Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 14 Ocak’ta görülecek. 

    Malatya’da 9 Temmuz 2020 tarihinde yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve dernek üyesi Hasan Kaya ile Orhan Sever’in duruşmaları var.

    14 Ocak tarihinde başlayacak davanın duruşması Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

    NE OLMUŞTU?

    Malatya’da Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Toplumsal Dayanışma Derneği’nde yürüttükleri faaliyetler ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Malatya Şube Başkanı Latife Ulutaş eşi İbrahim Ulutaş ve Hasan Kaya gözaltına alınmış, Orhan Sever ise ifade vermesi için Emniyet Müdürlüğü’ne çağrılmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Cemevi yöneticileriyle görüşen AKP’li aday: Kıymetli anılarla dönüyorum

    Cemevi yöneticileriyle görüşen AKP’li aday: Kıymetli anılarla dönüyorum

    PİRHA- İstanbul’da AKP Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü, Sarısaltık Cemevi dedesi Hasan Kaya ve yöneticiler tarafından ağırlandı. Görüşmeden memnun  ayrılan AKP’li aday, “Sohbet ettik, dertleştik. Daha mutlu Sancaktepe için birlikte çalışacağız, birlikte yürüyeceğiz. Kıymetli anılarla dönüyorum” diye yazdı. 

    İstanbul’da Sancaktepe Samandıra’da bulunan Sarısaltık Cemevi dedesi Hasan Kaya ve yöneticileri, AKP Sancaktepe Belediye Başkan Adayı Şeyma Döğücü’yü ve beraberindekileri ağırladı. Görüşmeye Sarıgazi Cemevi Başkanı Erdal Sağır’ın da katıldığı görüldü.

    Görüşmeden memnun ayrıldığını sosyal medya hesabından paylaşan AKP’li Şeyma Döğücü’nün, “Alevi dernekleriyle biraraya geldik. Sohbet ettik, dertleştik. Daha mutlu Sancaktepe için birlikte çalışacağız, birlikte yürüyeceğiz. Kıymetli anılarla dönüyorum” şeklinde yazması dikkat çekti.

    Bir çok Alevi yurttaş ise bu görüşmeye tepki göstererek, Alevi kurum ve cemevi yöneticilerinin AKP’li adaya açıkça seçim desteği sunduğunu belirtiyorlar.

    PİRHA/İSTANBUL