Etiket: hasta tutsak

  • Ağır hasta mahpus Devrim Ayık’a işkence iddiası-VİDEO

    Ağır hasta mahpus Devrim Ayık’a işkence iddiası-VİDEO

    PİRHA- Antalya’da demokratik kitle örgütleri, Döşemaltı Kampüs Cezaevi önünde yaptıkları basın açıklamasında, S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan yüzde 76 engelli ve ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın hastane sevki sırasında jandarma tarafından işkenceye maruz bırakıldığı iddialarına dikkat çekti. Açıklamada, iddiaların bağımsız ve etkili bir şekilde soruşturulması çağrısı yapıldı.

    Antalya’da demokratik kitle örgütleri, Antalya Döşemaltı Kampüs Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Antalya S Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan yüzde 76 engelli ve ağır hasta mahpus Devrim Ayık’ın hastane sevki sırasında jandarma görevlileri tarafından sözlü ve fiziki işkenceye maruz bırakıldığı iddiaları kamuoyuyla paylaşıldı.

    Basın açıklaması metnini tüm katılımcı kurumlar adına Özgür Hukukçular Derneği’nden (ÖHD) Avukat Nesibe Bahadır okudu.

    Açıklamada, Devrim Ayık’ın 12 Mart 2026 tarihinde sağlığa erişim hakkını kullanmak amacıyla Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği ancak sevk sırasında jandarma görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığı yönünde ailesi aracılığıyla ciddi iddiaların kendilerine ulaştığı belirtildi.

    Avukatlar tarafından tutulan tutanaklar ve yapılan görüşmelerden edinilen bilgilere göre, Ayık’ın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları doğrultusunda tedavisinin eksiksiz yürütülebilmesi için mevcut doktorlarıyla devam etmek ya da tedavi koşullarının sağlanabileceği başka bir hastaneye sevk edilmek istediği ifade edildi. Ancak jandarma görevlilerinin bu talebe karşı çıktığı, ağır hasta ve engelli mahpusun muayene sırasında kelepçeli tutulduğu ve insan onuruna aykırı koşullara itiraz etmesi üzerine darp edildiği öne sürüldü. Açıklamada ayrıca Ayık’ın kamera bulunmayan alanlara götürülerek fiziksel şiddete maruz bırakıldığı ve yaşanan darp olayının rapor altına alındığı kaydedildi.

    Açıklamada, bir mahpusun sağlığa erişim hakkını kullanması nedeniyle şiddete maruz bırakılmasının yalnızca bireysel bir hak ihlali olmadığı aynı zamanda devletin gözetimi altındaki kişilerin yaşamını ve sağlığını koruma yükümlülüğünün açık bir ihlali olduğu vurgulandı. Sağlık hizmetine erişimin ceza infaz kurumlarında dahi sınırlanamayacak temel bir hak olduğu belirtilirken, tedavi amacıyla hastaneye sevk edilen ağır hasta ve engelli bir mahpusa yönelik darp iddialarının insan onuruna ve hukuk devletinin temel ilkelerine aykırı olduğu ifade edildi.

    Açıklamada, bu iddiaların Türkiye’de ceza infaz kurumlarında uzun süredir gündeme gelen işkence ve kötü muamele uygulamalarının yeni bir örneği olduğuna dikkat çekilerek, işkence yasağının ulusal ve uluslararası hukukta hiçbir istisnaya yer bırakmayacak şekilde düzenlenmiş mutlak bir yasak olduğu hatırlatıldı. Devletin görevinin bu yasağı ihlal etmek değil, ihlalleri önlemek ve sorumlular hakkında etkili soruşturma yürütmek olduğu vurgulandı.

    Demokratik kitle örgütleri açıklamada, Devrim Ayık’a yönelik işkence ve kötü muamele iddialarının derhal bağımsız ve etkili biçimde soruşturulmasını, işkenceye karıştığı iddia edilen kamu görevlilerinin açığa alınarak haklarında adli işlem başlatılmasını ve hasta mahpusların sağlık hakkının güvence altına alınmasını talep etti. Ayrıca ceza infaz kurumlarında işkence ve kötü muameleye karşı etkin ve bağımsız denetim mekanizmalarının işletilmesi çağrısında bulunuldu.

    Açıklama, “İşkence suçtur. İşkenceye karşı sessiz kalmayacağız” sözleriyle sona erdi.

    PİRHA/ANTALYA

     

     

     

     

  • Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesi: İşkenceler giderek arttığı için çok endişeliyim

    Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesi: İşkenceler giderek arttığı için çok endişeliyim

    PİRHA-Burdur Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne sürgün edildikten sonra ağır işkenceler gördüğü belirtilen Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, “Oğlum 7 yıldır bu hastalıkla mücadele ederken bir taraftan da insanlık onuruna aykırı işkencelerle mücadele ediyor. Şu anda oğlumun durumunun ne olduğunu bilmiyorum ve işkenceler giderek arttığı için çok endişeliyim” diye konuştu. 

    İstanbul’da Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 2016 yılında tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Tutukluluğunun ilk 1,5 yılını Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçiren Polat, daha sonra Bandırma, Manisa, Denizli, Tekirdağ ve son olarak da Burdur Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne sürgün edildi.

    Hapishaneye girmeden önce herhangi bir sağlık sorunu olmayan Polat’ın 6 yıllık tutukluluk sürecinde kalp ritim bozukluğu, KOAH, kemik erimesi, tümör, hipertansiyon, görme bozukluğu kanser ve yüksek felç gibi hayati risk taşıyan hastalıkları oluştu. Polat, içeride birçok kez kalp krizi geçirdi.

    Anne Songül İlker, tedavi hakkı engellenen oğlunun hapishanede gördüğü işkenceleri PİRHA’ya anlattı.

    “BİR YILDIR OĞLUMU GÖREMİYORUM”

    Oğlunun hastalığının genetik olmadığını ve hastalığa hapishanede yakalandığını belirten anne Songül İlker, “Oğlumun hastalığı bizden gizlendi. Oğlum 7 yıldır bu hastalıkla mücadele ederken bir taraftan da insanlık onuruna aykırı işkencelerle mücadele ediyor. Denizli’de tutukluğu bulunduğu zaman göstermelik olarak tedavisi yapılıyordu ve daha sonra Tekirdağ’a sürgün edildi. Tekirdağ’da tedaviye götürülürken kelepçeli tedavi ve tekli ring işkencesi dayatıldı. Ekim’de insanlık onuruna aykırı uygulamalar olduğun için bu duruma itiraz etti. Daha sonra ise Tekirdağ’dan Burdur Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’ne sürgün edildi. Oğluma moral oluyorum diye benimle görüştürülmedi. Bir yıldır oğlumu göremiyorum. Babası yakın zamanda kendisini görmeye gidiyor ancak görüş sonrasında işkenceye maruz kalıyor. İşkencenin sebebi ise çok ahlaksızca, onursuzca tacize varan üst araması yapılıyor. Cinsel organına, göğüslerine ve poposuna dokunuluyor. Ekim’de tabii ki buna itiraz ediyor ve koridorda oturmaya eylemi yapıyor. Gardiyanlar Ekim’i hücresine fırlatıyor ve tek başına tutuluyor.

    “İŞKENCELER GİDEREK ARTTIĞI İÇİN ENDİŞELİYİM”

    Oğlunun hastalığından dolayı tek başına kalmaması gerektiğini vurgulayan İlker, “Kalp, tansiyon ve şeker hastası bir insanın tek başına tutulması gerekirken adlilerin olduğu koridorda tutularak oğluma küfürler ve ölüm tehditleri yapılıyor. Oğluma hücresinde saldırılıyor cinsel organına tekme atılıyor, kalp hastası olduğu için ayaklarında morluk ve şişlik oluştuğu için ayaklarına basılıyor. Oğlumun tedavisi sağlanmıyor o yüzden kanser riski çok yüksek belki de kansere yakalandı ve bize söylenmiyor. Şu anda oğlumun durumunun ne olduğunu bilmiyorum ve işkenceler giderek arttığı için çok endişeliyim” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta mahpus İsmet Aslan için ‘tedavi haktır’ çağrısı!-VİDEO

    Hasta mahpus İsmet Aslan için ‘tedavi haktır’ çağrısı!-VİDEO

    PİRHA- Hasta mahpusların serbest bırakılması için yapılan eylemde hapishanelerde kesintisiz olarak mahpuslara manevi ve fiziki işkence yapıldığı ifade edildi. İHD İstanbul Şubesi, hasta tutuklu İsmet Aslan’ın durumuna dikkat çekerek “Hapishane koşulları Aslan’ın sağlığı açısından çok ciddi bir yaşamsal risk oluşturuyor” diye aktardı.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” talebiyle 667. F Oturması eylemini yaptı.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesi önünde yapılan eylemde “Tedavi haktır engellenemez” pankartı açılırken “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın. Tedavi haktır, engellenemez” sloganları atıldı.

    “YETKİLİLERİ UYARIYORUZ!”

    1. hafta eyleminde Silivri Cezaevi’nde tutulan kanser hastası İsmet Aslan’ın durumuna dikkat çekildi.

    Basın açıklamasını İHD üyesi Taylan Bekin okudu. Bekin, İsmet Aslan’ın hastalığının günden güne ilerlediğini söyleyerek, hapishanelerdeki hak ihlallerinin artarak devam ettiğini vurguladı.

    Taylan Bekin, sağlığa erişim hakkının ihlali konusında İHD’ye sıklıkla başvurunyapıldığını belirterek şunları söyledi:

    “Sağlığa erişim hakkı ihlali de dahil bütün hak ihlalleri kelimenin tam anlamıyla manevi işkencedir ve hapishanelerde kesintisiz olarak mahpuslara manevi işkence yapılıyor diyebiliriz. Bununla birlikte mahpuslara manevi işkence kadar yoğun olmasa da fiziki işkence de uygulanıyor. Son olarak Ağrı Patnos L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan 3 kadın mahpus, 18 Aralık 2024 tarihinde gardiyanların fiziki şiddetine maruz kaldıklarını duyurdu. Aileleri aracılığıyla yaptıkları çağrının ardından mahpusları ziyarete giden İHD Ağrı Şubesi gönüllü avukatının ‘Aradan dört gün geçmesine rağmen vücutlarında işkence izleri hala duruyordu’ dediği olayda, mahpuslar ’40-50 gardiyan tarafından 3 saat boyunca fiziki şiddete maruz kaldık’ diyerek kendilerine uygulanan işkenceyi anlattı ve yapılan hukuki başvurulara halen bir cevap verilmediğini belirtti. Hapishanelerde yaşanan hak ihlallerinin ve işkencenin derhal son bulmasını istiyor, yetkilileri sorumluluklarına uygun davranmaları konusunda uyarıyoruz.

    ASLAN’IN HASTALIĞI HIZLA İLERLEDİ

    Bu hafta; halen Silivri/Marmara 5 no’lu Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpus İsmet Aslan’ın sağlık durumunu paylaşıyoruz. 55 yaşındaki İsmet Aslan;  Ciltte döküntüler ve tümörlerle kendisini gösteren bir kan kanseri türü olan Mycosis Fungoides hastasıdır. Düzenli bir tedavi ve bakımla kontrol altında tutulması ve ilerlemesinin yavaşlatılması mümkün olan bu hastalık, ileri evrelerinde hastanın yaşamına tehdit oluşturmakta, yaşam süresini belirgin bir şekilde kısaltmaktadır.

    Eşi tarafından derneğimize verilen bilgiye göre; 7 Ekim 2024 günü gözaltına alınarak asılsız suçlamalarla tutuklanan İsmet Aslan’ın sağlık durumu da, hapishane koşulları ve özellikle sağlık ve tedavi hakkına erişimde yaşanan bilindik sorunlar nedeniyle hızla bozulmuş, dışarıda düzenli kontrol ve tedavi ile seyri yavaşlatılan hastalığı hızla ilerlemiştir. Tutuklandıktan sonra güvenlik gerekçesiyle ilaçları 3 ay boyunca verilmemiştir. Uzun uğraşlar sonucu Adalet Bakanlığı’na ulaşılmış ve ilaçların verilmesi sağlanmıştır. Ancak götürüldüğü doktor, hastalığı ilerlediği için ilaçların yetersiz kaldığını ve acil ışık tedavisi alması gerektiğini söylemiştir. İsmet Aslan son olarak Çam-Sakura Şehir Hastanesine sevk edilerek, iki bölgeye biyopsi yapılmış ancak henüz biyopsi sonuçları öğrenilememiştir.

    Eşi, açıklamasında devamla; ‘Bir hafta önce görüştük, hastalığı nedeniyle cildindeki lekeler ellerine kadar sıçramıştı. Genel durumu iyi değil. Işık tedavisi için haftalık seanslara girmesi gerekecek ama bu da hapishane koşullarında çok zor ve yıpratıcı olacak. Ne yazık ki hapishane koşulları sağlığı açısından çok ciddi bir yaşamsal risk oluşturuyor. Bu sebeple tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz.’ demiştir.

    667. F Oturması kapsamında bu hafta; 55 yaşındaki hasta mahpus İsmet Aslan ve bütün ağır hasta mahpusların serbest bırakılarak, sağlık ve yaşam haklarının korunmasıiçin yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz.”

    Basın açıklaması sonrasında İHD savunucularından Hatice Onaran ve Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için çağrı yapıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, ağır hasta mahpus Melek Akgün’ün durumuna dikkat çekti-VİDEO

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, ağır hasta mahpus Melek Akgün’ün durumuna dikkat çekti-VİDEO

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi yaptığı açıklamada, ağır hasta mahpuslardan Melek Akgün’ün durumuna dikkat çekerek, “Melek Akgün’ün hapishanede tutulması, yaşam hakkı ve sağlık hakkı ihlalini de beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Bir an önce tahliye edilmesini ve ailesinin yanında sağlıklı koşullarda tedavilerine devam edilmesini talep ediyoruz” denildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek üzere düzenledikleri eylemlerini Sakarya Meydanı’nda yaptı. Bu haftaki eylemde, Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Melek Akgün’ün durumuna dikkat çekildi.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi açıklamayı İHD MYK üyesi Nuray Çevirmenn okudu.

    Çevirmen, hapishanelerde hasta mahpusların yaşamış olduğu sorunlar, sağlığa erişim haklarının önündeki engeller, uzun süren hapislik koşulları, temiz suya, gıdaya erişimlerdeki yaşanan sıkıntılar, tek kişilik ring araçlarıyla sevkler ve kelepçeli muayene gibi hasta haklarını yok sayan uygulamalarla birlikte mahpuslar adeta ağır yaşam savaşı verdiğine dikkat çekti.

    “SAĞLIK HAKKININ KESİNTİSİZ OLARAK SAĞLANMASI ZORUNLUDUR

    Çevirmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İnsan Hakları Derneği olarak tespit edebildiğimiz kadarıyla hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus bulunmaktadır. Bu hastaların içerisinde kronik ve çoklu rahatsızlıkları olanlar, akciğer hastaları, kalp hastaları, kanser hastaları, yaşlı ve yaşamını tek başına devam ettiremeyecek durumda olanlar hapishanelerde ısrarla tutulmaya devam edilmektedirler.

    Hapishanelerden sürekli olarak ölüm haberleri gelmektedir. Oysa gerek iç hukukta gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde yaşam hakkının korunması devletin sorumluluğundadır. Hapishanelerde mahpusların tüm yaşamları ve sağlığa erişimleri de devletin kontrolü altındadır. Bu nedenle gerek yaşam hakkının korunması gerekse sağlık hakkının kesintisiz olarak sağlanması zorunludur.”

    “KALP HASTALIKLARI İÇİN BİR AN ÖNCE TEDAVİSİNİN YAPILMASI GEREKİYOR

    Bu hafta, Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde tutulan ağır hasta mahpuslardan Melek Akgün’ün durumunu paylaşan Çevirmen, “58 yaşındaki Melek Akgün’ün pek çok hastalığı bulunmaktadır. Kalp hastasıdır, mitral kapak yetmezliği mevcut ve kalbine stent takılmıştır, tekrardan anjiyo olması gerekiyor. Hipertansiyon hastasıdır ve hapishanede yapılan ölçümlerinde sürekli olarak yüksek çıkıyor ve aynı zamanda koroner arter hastasıdır. Kalp hastalıkları için bir an önce tedavisinin yapılması gerekiyor. KOAH hastasıdır ve yapılan tetkiklerde akut alevlenmeler teşhis edilmiştir. Osteoporoz yani ileri derecede kemik erimesi rahatsızlığı mevcuttur ve sendelese dahi kemikleri kırılacak düzeye gelmiştir. Romatoid artrit hastalığı bulunmakta ve bu hastalık için 20 yıldır kortizon kullanıyor. Bel kayması mevcuttur. Eklemi çevreleyen kas ve diğer yumuşak dokuların çeşitli sebeplerden esnekliğini yitirmesinden dolayı hareket kabiliyeti kısıtlıdır ve eklem ağrıları çekmektedir” dedi.

    “BÖBREK RAHATSIZLIĞINDAN DOLAYI %50 ENGELLİDİR

    Kronik böbrek yetmezliği hastalığı bulunan Melek Akgün’ün böbrekleri yaklaşık %37 oranında çalıştığını vurgulayan Çevirmen, şunları dile getirdi:

    “Tedavileri yapılmadığı ve diyetle beslenemediğinde diyaliz hastası olma riski meydana gelecektir ve böbrek rahatsızlığından dolayı %50 engellidir. Yine kulaklarda işitme kaybı mevcut ve gözlerde katarakt gibi rahatsızlıkları da bulunmaktadır.

    Tüm bu hastalıklarından kaynaklı olarak 21.12.2023 tarihinde %82 engelli olduğuna dair rapor düzenlenmiştir. Hastalıklarından kaynaklı olarak sürekli olarak hastaneye götürülüp getirilmektedir. Ailesi ile yapmış olduğu telefon görüşmesine dahi yürüyerek gelemeyen Melek Akgün, gardiyanların koluna girmesi ile getirilmiş ve dengede durması sağlanmıştır.

    Ağır hasta olan ve sürekli olarak doktor kontrolü altında olması gereken, hastalıkları nedeni ile ağır engelli olduğu raporlanmış Melek Akgün’ün hapishanede tutulması, yaşam hakkı ve sağlık hakkı ihlalini de beraberinde getirmesi kaçınılmazdır. Halihazırda tutuklu olarak yargılaması devam eden Melek Akgün’ün tutuksuz olarak yargılamasına devam edilmesi mümkündür. Bir an önce tahliye edilmesini ve ailesinin yanında sağlıklı koşullarda tedavilerine devam edilmesini talep ediyoruz.

    Bizler, Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 531. haftada, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumlarını dile getirdik. Tüm bu sorunlar ortadan kalkıncaya kadar bu sorunları kamuoyu ile paylaşmaya ve çözüm talep etmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • ‘Yüzde 98 engelli hasta mahpus Dede Anıl serbest bırakılsın’ – VİDEO

    ‘Yüzde 98 engelli hasta mahpus Dede Anıl serbest bırakılsın’ – VİDEO

    PİRHA – 659. F Oturması’nda Marmara 1 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutulan, yüzde 98 engelli ağır hasta mahpus Dede Anıl’ın serbest bırakılması istendi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F oturumunun 659. haftasında hapishanelerdeki hasta tutukluların durumu anlatılmaya devam edildi.

    “Tedavi haktır engellenemez”, “Dede Anıl serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, Marmara 1 No’lu L Tipi Hapishanesi’nde tutulan, yüzde 98 engelli ağır hasta mahpus Dede Anıl’ın sağlık durumu paylaşıldı.

    Açıklamayı İHD aktivisti Nevzat Açan okudu.

    “ATK, ‘CEZAEVİNDE KALABİLİR’ RAPORU VERDİ”

    Nevzat Açan, Dede Anıl’ın Kalp yetmezliği, KOAH ve Fibromiyalji hastası olup, beynine pıhtı atmasına bağlı tek taraflı felç ve ağır beyin hasarı yanında nerede tutulduğunu, kim olduğunu ve temel ihtiyaçlarını bilemeyecek, ailesini tanımayacak derecede ciddi hafıza sorunları ve unutkanlık yaşadığını ve psikolojik tedavi gördüğünü belirtti.

    Nevzat Açan, açıklamanın devamında şunları ifade etti:
    “Ailesinin komisyona verdiği bilgiye göre; Dede Anıl, 2023 Mayıs ayında Metris R Tipi Cezaevine konuldu. Metris cezaevi idaresi, Dede Anılın mevcut sağlık durumu nedeniyle hapiste kalamayacağına kanaat getirerek, infaz ertelemesi için Adli Tıp’a re’sen baş vurdu. Ancak Adli Tıp Kurumu “cezaevinde kalabilir” raporu verdi.
    Sonrasında sevk edildiği Bahçelievler Devlet Hastanesi heyeti tarafından 13 Temmuz 2023 tarihinde verilen sağlık raporunun karar kısmında; “Akli dengesinin akıllıca yaşam sürmek için yeterli olmadığına, kendi işlerini görebilecek güce sahip olmadığına, sürekli yardıma muhtaç olduğuna, başkalarının emniyetini tehdit etmeyip bu anlamda muhafaza altında tutulmasına gerek olmadığına, hastalığının sürekli olduğuna, uyuşturucu ve alkol bağımlısı olmadığına… Hakimlikçe dinlenmesine yarar olmadığına, Türk Medeni Kanunu 405 maddesine göre vasi tayini gerektiği” belirtildi.

    SÜRESİZ YÜZDE 98 ENGELLİ OLDUĞU TESPİT EDİLDİ

    24 Ocak 2024 tarihinde Bahçelievler Devlet Hastanesi tarafından verilen engellilik raporunda ise ; “Kardiyoloji %55, göğüs hastalıkları %20, Nöroloji %67, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon %84 olmak üzere tüm hastalıkları çerçevesinde, Dede Anıl’ın süresiz %98 engelli olduğu tespit edildi. Ancak bu aporlara rağmen Adli Tıp Kurumu, 22.07.2024 tarihinde “Cezaevinde yaşamını sürdürebileceği” yönünde rapor düzenledi ve Dede Anıl, yaklaşık 2 ay önce, Metris R Tipi Kapalı Cezaevinden alınıp Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Cezaevine konuldu.

    YARI ÖLÜ GİBİ YAŞIYOR

    Kendisini ziyaret eden eski eşi anlatımında; “Hafızasını kaybetmiş bir insan. Bazen bizleri bile tanımıyor. Şu an neden cezaevinde kalıyor, ne suç işlemiş onu dahi bilmiyor. Çocuk gibi sürekli ağlıyor. Şu anda kendine bakamayacak durumda ve öz bakımı yanında kalan mahpuslar tarafından sağlanıyor. Eşim 20 yıllık evliliğimize dair hiçbir şey hatırlamıyor, yarı ölü gibi yaşıyor. Kendisine “Paran var mı, elbisen var mı?” diye soruyorum, hepsine “bilmiyorum” diyor. Metris’te iken SEGBİS ile mahkemeye katıldığında hakim tarafından sorulan sorulara bile cevap verememiş. Beyni %75 hasarlı olduğu için sorulan soruları anlamıyor. Araştırdığımızda ne yazık ki bu durumda olan hastaların fazla yaşamadığını öğrendik. Bizim için en önemli şey, onun dışarıya çıkması ve sevdiklerinin yanında olması, tedavilerinin daha iyi koşullarda yapılmasıdır. Ağır engelli olmasından dolayı kendine bakamadığı için şu anda cezaevinde kalabilecek durumda değil. Eşimin ev hapsi ve elektronik kelepçe ile de olsa serbest bırakılmasını istiyoruz” demektedir.”

    Açıklama sonrası, 30 gündür Gebze Kadin Kapalı Happishanesi’nde tutulan hasta mahpus Hatice Onaran’ın yalnız olmadığı vurgulanarak serbest bırakılması istendi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Kolon kanseri hastası Hatice Onaran serbest bırakılsın’ – VİDEO

    ‘Kolon kanseri hastası Hatice Onaran serbest bırakılsın’ – VİDEO

    PİRHA – 655. F Oturması’nda, mahpuslara para gönderdiği gerekçesiyle tutuklanan ayrıca kolon kanseri hastası ve yüzde 79 engelli raporu olan hasta mahpus Hatice Onaran’ın serbest bırakılması istendi. Suç isnadının akıl dışı bulunduğu belirtilen açıklamada, “Bu, hapishanede örgütsel faaliyet var ve idare eliyle finanse ediliyor anlamına gelmez mi? Böyle değilse, bu suçlamanın ve cezanın hukuk dışı olduğunu göstermez mi?” denildi.

    İnsan Hakları Derneği(İHD)İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği F oturumunun 655. haftasında hapishanelerdeki hasta tutukluların durumu anlatılmaya devam edildi.

    “Tedavi haktır engellenemez”, “Hatice Onaran serbest bırakılsın” pankartlarının açıldığı eylemde, Gebze Kapalı Kadın Hapishanesinde tutulan, Lomber Vertebrada ileri derecede Skolyoz ve kolon kanseri hastası olup, yüzde 79 engelli raporu bulunan hasta mahpus Hatice Onaran’ın serbest bırakılması istendi.

    Açıklamayı Halkların Demokratik Kongresi(HDK) Eşsözcüsü Cengiz Çiçek okudu.

    “ONARAN, YÜZDE 79 ENGELLİ VE KOLON KANSERİ HASTASI”

    Cengiz Çiçek, 60 yaşındaki Hatice Onaran’ın Lomber Vertebrada ileri derecede Skolyoz ve kolon kanseri hastası olup, yüzde 79 engelli raporunun bulunduğunu belirterek devamında şunları söyledi:

    “Derneğimizin ve Hapishane Komisyonumuzun üyesi ve özelde mahpus hakları savunucusu olan ve hasta mahpusların tedavi hakkına erişimi için mücadele eden Hatice Onaran, Kolon kanseri tedavisi devam ederken, hapisteki yakını ve derneğimize yardım başvurusu bulunan birkaç mahpusa, insani bir duyarlılıkla ve 450 TL gibi cüzi miktarda bir parayı, hapishane idaresi hesabına yatırmak yoluyla destekte bulunduğu iddiasıyla açılan davada, verilen hapis cezası kesinleştiği için, tutuklanarak hapishaneye konuldu.

    “HAPİSHANE KOŞULLARINDA KANSER HASTALIĞININ HIZLA YAYILMASI SÖZ KONUSU”

    Hatice Onaran, 2020 yılında kalın bağırsakta tespit edilen kitle nedeniyle ameliyat edilmiş, 2014 yılı Ocak ayında  yapılan tetkiklerde ise kanserin bağırsak içine yayıldığı tespit edilmiştir. 16 Ekim’de periyodik kontrol ve muayene randevusu bulunan ve 3 ayrı vücut bölgesinden tomografi çektirmesi ve detaylı biyokimyasal analiz yaptırması gereken Hatice Onaran’ın, hapishane koşullarında bu randevusuna götürülüp götürülmeyeceği dahi halen netleşmedi. Hatice Onaran’ın, hastalıklarının tedavi ve takibi yanında, özel beslenme ve hijyenik bir ortamda yaşama ihtiyacı bulunmaktadır. Hapishanede bu koşullar sağlanamayacağından kanser hastalığının hızla ilerlemesi ve yayılması ihtimali güçlenmektedir.

    “SUÇ İSNADI AKIL DIŞI”

    Mücadele arkadaşları olarak, Hatice Onaran hakkındaki suç isnadını akıl dışı bulurken, bu akıl dışı davada verilen akıl dışı ceza hükmü, yine akıldışı bir kararla kesinleşmiş oldu. Şu sorularımıza cevap istiyoruz. Mahpuslar için idare hesabına yatırılan ve idare tarafından harcanan bir para ile örgütsel faaliyete nasıl destek olunur? Bu, hapishanede örgütsel faaliyet var ve idare eliyle finanse ediliyor anlamına gelmez mi? Böyle değilse, bu, suçlamanın ve cezanın hukuk dışı olduğunu göstermez mi? Hatice Onaran’ın böylesine hukuk dışı bir kararla tutuklanmasını da, engelli ve hasta bir mahpus olarak hasta mahpus listemize yazmak durumunda kalmayı da kabullenmemiz, normalleştirmemiz beklenemez. Bu nedenle, hastalık durumu ve hapishane koşullarının sağlığına olumsuz etkileri de göz önüne alınarak derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hasta tutuklu Makbule Özer tahliye oldu

    Hasta tutuklu Makbule Özer tahliye oldu

    PİRHA-Hasta tutuklu Makbule Özer, 254 günün ardından cezasını tamamlayarak tahliye oldu.

    Van’ın Edremit ilçesinde “örgüte yardım etmek” iddiasıyla 9 Mayıs 2022 tarihinde tutuklanan ve 7 Eylül’de tahliye edilen 82 yaşındaki Makbule Özer, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde kalabilir” raporu sonrası 22 Mart’ta tekrar tutuklandı.

    Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; Hasta tutuklu Özer, 254 günlük tutsaklığının ardından cezasını tamamlayarak, tahliye oldu.

    (HABER MERKEZİ)

  • 30 yıllık hasta tutsağın tahliyesi bir kez daha engellendi

    30 yıllık hasta tutsağın tahliyesi bir kez daha engellendi

    PİRHA-30 yıldır Kırşehir Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Bekir Yollu’nun, infazını tamamlamasına rağmen “iyi halli” olmadığı gerekçe gösterilerek tahliyesi ikinci kez engellendi.

    1993 yılında gözaltına alınan Bekir Yollu hakkında yargılandığı Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından “Devletin birliği ve bütünlüğü bozmak” iddiasıyla müebbet hapis cezası verildi. Aralık 2023’de infazını tamamlayan Yollu ile ilgili Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, açlık grevlerine katıldığı, disiplin cezaları ve “iyileştirme programları”na katılmadığı gerekçeleriyle “iyi halli” olmadığına karar verdi.  Kurul, Yollu’nun tahliyesini iki kez 6’şar ay erteledi.

    YANLIŞ İĞNE VURULDU, AİLE 10 YILDIR GÖRÜŞE GİDEMİYOR

    Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre; cezaevi süresi boyunca kendi istemi dışında ailesinden uzak kentlere sürgün edilen Yollu, yaklaşık 6 ay önce dizine vurulan yanlış iğneden dolayı yürümekte zorlanıyor. Yollu’nun ayrıca mide ve böbrek hastalıkları bulunuyor. Yollu’nun ailesi ise, kendilerinden uzak kentte olduğu için ekonomik zorluklardan kaynaklı 10 yıldır görüşe gidemiyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • 30 yıllık ağır hasta mahpusun tahliyesi yine ertelendi, ÖHD’den tepki-VİDEO

    30 yıllık ağır hasta mahpusun tahliyesi yine ertelendi, ÖHD’den tepki-VİDEO

    PİRHA-Özgürlük için Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi, 30 yıllık ağır hasta mahpus Soydan Akay’ın tahliyesi, “iyi halli olmadığı” gerekçesiyle ikinci kez 6 ay ertelenmesine tepki gösterdi. Avukat Berivan Bekçi “Bu kararlardan kaynaklı yüzlerce siyasi mahpus, denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır ve mahpusların özgürlükleri kendisini mahkeme yerine koyan kurullar tarafından ellerinden alınmaktadır” dedi. 

    Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi, Marmara 9 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde bulunan ve tahliyesi “iyi halli olmadığı” iddiasıyla 6 ay ertelenen ağır hasta mahpus Soydan Akay için, basın toplantısı yaptı. 12 Şubat’ta tahliye olması gereken fakat tahliyesi 6 ay ertelenen Soydan’ın ailesi de basın toplantısına katıldı.

    Açıklamayı ÖHD Hapishane Komisyonu Sekreteryasından Avukat Berivan Bekçi okudu.

    “SOYDAN AKAY, 2018 YILINDAN BERİ TEKLİ HÜCREDE TUTULUYOR”

    Soydan Akay’ın İdare ve Gözlem Kurulu’nun “iyi halli olmadığı” gerekçesi ile tahliye edilmediğini ifade eden Berivan Bekçi, “Soydan Akay, 30 yılı aşkındır cezaevinde tutulmakta olup ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olmamasına ve kanser hastası olmasına rağmen, 2018 yılının Nisan ayından beridir tekli hücrede tutulmaktadır. Akay 6 yıldır cezaevi idaresinin yoğun gözetimi altındadır. Bu yoğun gözetime rağmen idare ve gözlem kurulu Soydan Akay hakkında düzenlediği raporda ‘mahkumiyetine esas oluşturan silahlı örgütten ayrılmadığına dair’ karar vererek hayatın olağan akışına aykırı bir karar vermiştir. Zira 5 yıldır avukat görüşmeleri dahi kamera ile kayıt altına alınarak izlenen ve yine 5 yıldır tekli hücrede tutulan, cezaevinde başka hiçbir mahpusla görüştürülmeyen bir mahpusun örgütle bağının olduğu iddiası devlet egemenliği altında bulunan bir cezaevinin güvenlik açığı olması dışında hiçbir şekilde açıklanamayacak bir durumdur.

    “KARAR İDARE VE GÖZLEM KURULLARININ KEYFİ DAVRANDIKLARINI GÖSTERİYOR”

    Soydan Akay’ın hapishanede tutulmasıyla İdare ve Gözlem Kurulu’nun ne kadar keyfi davrandıklarını gösterdiğini belirten Bekçi, şunları kaydetti:

    “Şu anda birçok cezaevinde İdare ve Gözlem Kurulları mahpusların iyi halli olup olmadığına karar verirken soyut ve sübjektif yorumlarda bulunmakta ve hukuka aykırı bir dayatma olmasına rağmen siyasi mahpuslardan pişman olduklarına dair beyan istemektedirler. Bu kararlardan kaynaklı olarak yüzlerce siyasi mahpus denetimli serbestlik ve koşullu salıverilme haklarından mahrum bırakılmaktadır ve mahpusların özgürlükleri kendisini mahkeme yerine koyan kurullar tarafından ellerinden alınmaktadır.”

    “CEZAEVİNE GİRİŞ VAR AMA ÇIKIŞ YOK”

    Açıklamanın ardından söz alan Soydan Akay’ın avukatı Esra Bilen ise “Cezaevine giriş var ama cezaevinden çıkış yok. Cezaevine giriş bir hakim, mahkeme kararıyla oluyor. Ancak cezaevinden çıkış, hukuki değerlendirme yapamayan, hukuki güvenilirliği olmayan idare kurulları tarafından engelleniyor” diye ifade etti.

    “ÜLKEDE HER ŞEY DAHA KÖTÜYE GİDİYOR”

    Tahliye kararının bozulmasıyla birlikte ailenin de cezalandırıldığını vurgulayan Soydan Akay’ın yeğeni Kıvılcım Akay da şunları dile getirdi:

    “Bizim için ağır ve zor bir süreç. Çocukluğumdan beri bu sürecin içerisindeyim ve artık bir yetişkinim, hala ülkede bir şeylerin değişmediğini, daha kötüye gidişini görmek bizler için gerçekten çok ağır.”

    ÖHD İstanbul Şube Eş Başkanı İshak Demirel ise İdare ve Gözlem Kurulu’nun siyasi mahpusların tahliyesinin engellenmesi amacıyla planlı bir şekilde kanun kapsamına alındığını belirtti.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • İHD Dersim: Hasta mahpuslar serbest bırakılmalıdır -VİDEO

    İHD Dersim: Hasta mahpuslar serbest bırakılmalıdır -VİDEO

    PİRHA- İHD Dersim Şubesi, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında hapishanelerdeki hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek için, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun 612. F Oturması’na destek amaçlı olarak eşzamanlı bir açıklama yaptı. Açıklamada tutsakların sağlık ve tedavi hakkına ilişkin hak ihlalleri sıralandı ve bu ihlallerin sonlandırılarak hasta mahpusların gerekli tedavilerinin yapılabilmesi için serbest bırakılmaları talep edildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında, hapishanelerde bulunan hasta mahpusların durumuna dikkat çekmek için Seyit Rıza Meydanı’nda, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun 612. F Oturması’na destek amaçlı olarak eşzamanlı bir açıklama yaptı. Açıklamayı Dersim İHD yöneticilerinden Hüseyin Yaşar Sezgin okudu.

    “MAHPUSLAR ÇOK AÇIK BİR EŞİTSİZLİĞE MARUZ BIRAKILIYOR”

    Türkiye’de mahpusların çok açık bir eşitsizliğe maruz kaldığını, adalete, sağlığa, beslenmeye, iletişime, temiz suya ve daha birçok hakka ulaşma noktasında ağır hak ihlalleri yaşandığını belirten Sezgin, “Hapishanelerin olumsuz fiziki koşulları ve insan haklarına aykırı infaz uygulamalarının yarattığı ağır stres nedeniyle binlerce mahpus beden ve ruh sağlığını kaybetmektedir. Özellikle sağlık ve tedaviye erişim noktasında yaşanan sorunlar mahpusların yaşam haklarına ağır tehdit oluşturmakta, tedavi edilebilir hastalıklar bile mahpusların ölümü ile sonlanabilmektedir” dedi.

    MAHPUSLARIN YAŞADIĞI SAĞLIK VE TEDAVİ HAKKINA İLİŞKİN SORUNLAR

    Mahpusların mektuplarında sıklıkla dile getirdikleri sorunlara değinen Sezgin, özellikle sağlık ve tedavi hakkına ilişkin olanları şöyle sıraladı:

    “Aşırı kalabalık koğuşlar,

    Yetersiz ve kalitesiz beslenme,

    Diyet beslenme ihtiyacının karşılanmaması,

    Temiz suya erişim sorunu,

    Yeterli sıcak su ve temizlik malzemelerine erişim sorunu,

    Koğuş ve odalarda yeterli ısınma ve havalandırma sağlanmaması,

    Mahpusların gün ışığından, güneşten yeterince faydalandırılmaması,

    Koruyucu sağlık hizmetlerinin sağlanmaması,

    Kanser vb hastalıkların erken teşhisinde kullanılan sağlık taramalarının yapılmaması,

    Revire ve hastaneye sevklerde aylara varan gecikmeler,

    Mahpusların tedavilerinin yapılabileceği üniversite, eğitim ve araştırma hastaneleri ile özel dal eğitim ve araştırma hastaneleri gibi üçüncü basamak sağlık kurumlarına sevklerinin yapılmaması yahut geç yapılması,

    Hastaneye sevklerin ring araçları ile yapılması,

    Kapalı, havasız ve dar bir yerde uzun süre kalamayacak durumdaki astım, tansiyon ve kalp hastaları ile fiziksel engelli mahpusların hücre tipi ring araçları ile hastaneye sevke zorlanmaları nedeniyle tedavilerinin engellenmesi,

    Hastaneye sevklerde ince arama adı altında mahpuslara onur kırıcı muamele dayatılması

    Kelepçeli muayene ve tedaviye zorlanma,

    Zaman zaman hastane personeli tarafından ayrımcılığa maruz kalma,

    Reçete edilen ilaçların verilmemesi veya geç verilmesi,

    Mahpusun hastalığı konusunda yeterince bilgilendirilmemesi,

    Ani kriz geçirme riski nedeniyle gözetim altında tutulması gereken veya kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan mahpusların tek kişilik odalarda tutulması,

    Rehabilitasyon ve tedavi amacıyla açıldığı belirtilen R Tipi hapishanelerin olumsuz koşulları, mahpusa yeterli tedavi ve bakım sağlanmaması,

    Ceza İnfaz Yasası imkan verdiği halde, ağır hasta olup hapishane koşullarında tedavisi mümkün olmayan yahut ağır engellilik ve yaşlılık nedeniyle hapiste kalamayacak durumdaki mahpusların infaz erteleme taleplerinin kabul edilmemesi suretiyle sağlık ve yaşam haklarının tehlikeye düşürülmesi,

     “HASTA MAHPUSLAR SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Ceza İnfaz Kanunu’nda, “hükümlülerin yaşam hakları ile beden ve ruh bütünlüklerini korumak üzere her türlü koruyucu tedbirin alınması zorunludur” denilerek bu sorumluluğun iç hukukta da tanımlandığını ifade eden Hüseyin Yaşar Sezgin, “Devlet bu sorumluluklarına uygun davranarak hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini sona erdirmeli, mahpuslar arasında ayrım gözetilmeksizin başta ağır hasta mahpuslar olmak üzere bütün hasta mahpusların tedavi ve sağlığa erişimleri önündeki engeller kaldırılmalı, gerekli tedavi ve bakımın yapılabilmesi maksadı ile  serbest bırakılmaları sağlanmalıdır” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Hapishaneleri ölüm evleri olmaktan çıkarın; Şakir Turan’ın yaşamını yitirmesi cinayettir’

    ‘Hapishaneleri ölüm evleri olmaktan çıkarın; Şakir Turan’ın yaşamını yitirmesi cinayettir’

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Hukuk Komisyonu, hasta tutuklu Şakir Turan’ın kaybıyla ilgili bir açıklama yayımladı. Açıklamada, “Hasta tutsakların hapishanede tutulması işkence ve kötü muameledir. Tutsakların hastalıkları için en iyi tedaviye erişmeleri ve hapishanelerde yaşanan ölümlerin son bulması için özellikle ağır hasta tutsakların tahliyelerini sağlayacak yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekmektedir” denildi. 

    Erzincan L Tipi Cezaevinde kalmakta olan, 4 ayda 23 kilo birden vermiş, konuşmakta zorluk çeken, 70 yaşındaki hasta tutuklu Şakir Turan’a Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 10 Ağustos’ta Turan’a “Ceza tehiri gerekmez” raporu verildi. 24 Ağustos’ta yeniden hastaneye kaldırılan Turan için yemek borusu kanseri şüphesiyle tetkikler yapılması istendi, ancak hasta tutuklu tetkikleri sürerken yaşamını yitirdi.

    “HASTA TUTSAKLAR GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME SÜRÜKLENİYOR”

    Yeşil Sol Parti Hukuk Komisyonu, konuya ilişki bir açıklama yayımladı. Açıklamada, bunun ecel veya kader değil, cinayet olduğunun altı çizilirken, “Bugün bir ağır hasta tutsağı daha kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Her geçen gün kapasitelerini fazlasıyla aşan hapishanelerde insani olmayan koşullarda tutulan tutsak sayısı artarken, hapishanelerin fiziki koşulları da tutsakları hastalığa sürüklüyor. Tutsaklar güneş almayan, havalandırması yeterli olmayan odalarda besin değeri düşük yemeklerle, sosyal olarak da tam bir tecrit halinde hayatlarını sürdürmeye mahkûm ediliyor. Tutsaklar revire zar zor çıkarılıyor, hastane sevkleri gecikmeli yapılıyor, sevkler sırasında tek kişilik ring araçlarında kelepçeyle yolculuğa, ağız içi aramaya, jandarmanın türlü işkencesine maruz kalıyor. İnsan onuruna aykırı olan, hele ki hasta tutsaklar için eziyete dönüşen bu uygulamaları kabul etmeyen tutsaklar sağlık hakkına erişemiyor. Bu zorlu süreçten geçebilen hasta tutsaklar ise hastanede tedavi görürken bile yatağa kelepçeleniyor, refakatçilerine izin verilmiyor, bakımsız mahkûm odalarında tutuluyor. Hastane doktorları, hapishanede kalamayacağına dair rapor verse bile Adli Tıp Kurumu, son derece siyasi saiklerle siyasi tutsakların hayatını hiçe sayarak “hapishanede kalabilir” diyor. Hasta tutsaklar hapishane idaresinin, revirdeki doktorun, hapishane savcısının, ATK’nın, Adalet Bakanlığı’nın her aşamada sorumluluğunun olduğu bu süreçte adeta göz göre göre ölüme sürükleniyor” denildi.

    “ŞAKİR TURAN’NIN ÖLÜMÜNÜN CİNAYET OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Yeşil Sol Parti, açıklamada yaşamını yitiren hasta tutuklunun oğlunun sözlerine de yer verdi. Siyasi iktidarı ve Adalet Bakanı’nı acil göreve çağırdıklarını belirttikleri açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Şakir Turan’ın oğlu “Cezaevi revirine götürülmüş ancak sadece ağrı kesici iğne yapıp göndermişler. Hastanenin bodrum katında nemli ortamda tutuluyordu. Zor konuşuyordu ve tutulduğu yer çok kötüydü. 6-7 jandarma başımızdaydı. Ayağı buz gibiydi, çorabını giydirmek istedim, izin vermediler” demişti. Ayrıca hastanede oğlunun refakatçi olma talebi de reddedilmişti. Şakir Turan’ın yaşamını yitirmesinin kader değil bir cinayet olduğunu hepimiz biliyoruz.
    Hasta tutsakların hapishanede tutulması işkence ve kötü muameledir. Tutsakların hastalıkları için en iyi tedaviye erişmeleri ve hapishanelerde yaşanan ölümlerin son bulması için özellikle ağır hasta tutsakların tahliyelerini sağlayacak yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekmektedir. Hapishane revirindeki doktorların ve hapishane idarelerinin tutsaklara düşman gibi yaklaşmalarının önüne geçilmeli, hastane sevkleri için zaman kaybettiren bürokratik engeller ortadan kaldırılmalı, sevk sırasında insan onuruna aykırı tutum ve davranışlardan vazgeçilmeli, infazın hastalık nedeniyle ertelenmesinde Adli Tıp Kurumu tekeli kaldırılmalıdır. Yeşil Sol Parti olarak; hapishanelerdeki hasta tutsakların durumuna ilişkin insan onurunu ve insan haklarını gözeten bir çözüm bulma noktasında siyasi iktidarı ve Adalet Bakanını acil göreve çağırıyoruz. Hapishaneleri ölüm evleri olmaktan çıkarın, hasta tutsakları serbest bırakın!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • 591. F oturması : Hasta mahpus Özge Özbek serbest bırakılsın – VİDEO

    591. F oturması : Hasta mahpus Özge Özbek serbest bırakılsın – VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu” eyleminin 591’incisini gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Özge Özbek’in durumuna dikkat çekilerek Özbek’in derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.

    İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla “F Oturumu” eyleminin 591’incisini  yaptı. Dernek binası önünde gerçekleştirilen eyleme insan hakları savunucuları ve hasta tutuklu yakınlarının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Musa Piroğlu katıldı.

    Eylemde “Hasta mahpus Özge Özbek serbest bırakılsın” ve “Tedavi haktır engellenemez pankartı açılırken “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Özge Özbek serbest bırakılsın” sloganları da atıldı.

    İHD İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu adına açıklamayı Meral Nergis Şahin okudu. Şahin, artan hasta mahpus ölümlerine rağmen, mahpusların sağlık ve tedaviye erişimlerine çıkarılan engellerin ortadan kaldırılmadığını belirterek “İşkence olarak tanımlanan bu uygulamalar nedeniyle, çok sayıda mahpus hastaneye gidememekte, tedavi hakkından vazgeçmeye zorlanmaktadır. Yetkililere, mevzuat gereğince bütün mahpusların sağlık ve yaşam haklarını korumaya yarar önlemleri almak zorunda olduklarını ve yaşanan bütün olumsuzluklardan sorumlu olacaklarını bir defa daha hatırlatıyoruz” dedi.

    “ÖZBEK’İN SERBEST BIRAKILMASI ENGELLENDİ”

    Özbek’in beynindeki tümör nedeniyle, 27 Ekim 2020’de İstanbul Acıbadem Hastanesi’nde açık beyin ameliyatı geçirdikten hemen sonra tutuklanarak, Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldüğünü söyleyen Şahin, şöyle devam etti:

    “Cezaevinde gerekli tedavi ve bakımın gelişmemesinden kaynaklı, Özbek’in hastalığı ağırlaştı. Cezasının ertelenmesi için yapılan girişimler sonucunda hakkında 3 ay infaz erteleme kararı verilerek, serbest bırakıldı. Özbek’in tedavisi tamamlanmadan, tekrar tutuklanarak Gebze Kadın Kapalı Cezaevi’ne konuldu. Durumu ağırlaştığı için gönderildiği Sağlık Bakanlığı Darıca Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu’nun, 24 Aralık 2021 tarihli ‘Hapishane şartlarında kalması uygun değildir’ diyen raporuna karşılık, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) tarafından hapishanede kalabileceği şeklinde rapor düzenlenmiş ve Özbek’in serbest bırakılması engellenmiş, ardından Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi’ne sevk edilmiştir.”

    “ÖZBEK, YAŞAMINA TEK BAŞINA DEVAM EDEMEZ”

    Şahin, ağır hasta mahpus Özge Özbek ve hasta mahpusların serbest bırakılması için çağrıda bulunarak sözlerine şöyle devam etti:
    “Beynindeki tümörlere bağlı olarak giderek artan baş ağrıları, nöbetler ve denge kaybı ile mücadele etmekte olan Özbek’in eşi Komisyonumuza yaptığı açıklamada; “10 Temmuz günü düşerek kafasını çarpmasının ardından çekilen tomografide beyninde kanamaların meydana geldiği ve tümör sayılarında ciddi bir artışın olduğu gözlemlendi. Tetkiklerinin yapıldığı hastanedeki doktorlar, ameliyat olması gerektiğini fakat ameliyatının yüksek ihtimalle koma veya ölümle sonuçlanabileceğini söyledi. Özge her gün yaşam kalitesini ciddi bir şekilde etkileyen baş ağrıları, nöbetler ve denge kayıpları yaşamakta ve cezaevi koşullarında hayatını devam ettirememektedir. Tedavisini gerçekleştiren doktorlarının görüşü Özge Özbek’in yaşamını tek başına devam ettiremeyeceği, geçirebileceği herhangi bir nöbetin oldukça riskli olabileceği yönünde” diyerek durumu özetlemiş, Özbek’in serbest bırakılması için destek talep etmiştir.”

    Devrim FINDIK – Zafer TAŞKIN / İSTANBUL

  • 590. F Oturumu : Hasta mahpus Halise Aksoy serbest bırakılsın – VİDEO

    590. F Oturumu : Hasta mahpus Halise Aksoy serbest bırakılsın – VİDEO

    PİRHA – İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla her hafta düzenlediği “F Oturumu” eyleminin 590’ıncısını dernek binası önünde gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, Diyarbakır Kadın Kapalı Hapishanesinde bulunan hasta tutsak Halise Aksoy’un sağlık durumuna dikkat çekildi. 

    Açıklama yapan İHD üyesi Yavuz Okçuoğlu, tutsak yakınlarının derneklerine yaptıkları başvurulara göre, Türkiye’deki hapishanelerde hak ihlallerinin giderek arttığını belirterek, buna karşın ilgili kurumların ise sessizliğini korumaya devam ettiğini söyledi. Bu sessizlik halinden dolayı hapishanelerde işkence, kötü muamele, infaz yakma, iletişim yasağı, hücre cezası vb. uygulamaların sıradanlaşmaya başladığını söyleyen Okçuoğlu, “Zira bu sorunlara duyarsız kalanlar bu suçların faillerini de cezasızlıkla ödüllendirip, yeni suçlar için dolaylı olarak destekliyor. Özellikle hasta mahpuslara yönelik duyarsızlık akıldışı bir hal almış durumda” dedi.

    “AKSOY GÖRME YETENEĞİNİ KAYBEDEBİLİR” 
    Hasta tutsak Halise Aksoy’un  “Diyabet, hipertansiyon ve kalp rahatsızlığı” gibi birçok hastalığı olduğunu belirten Okçuoğlu, tüm bunlara rağmen hapishane yönetiminin bu duruma kayıtsız kaldığını söyledi. Okçuoğlu, “Aksoy, diyabet nedeniyle görme yeteneğini tamamen kaybetme riski ile karşıya olup, iki defa ameliyat olmasına rağmen durumunda bir iyileşme olmamıştır. 3 aylık tutukluluğu süresince iki defa kalp krizi nedeniyle hastaneye sevk edilmiş ancak kelepçeli sevk dayatmasına maruz kalmış, geçici tedavilerle geri gönderilmiştir” dedi.

    “HASTANEDE KELEPÇELERİ ÇIKARTILMADI”
    Aksoy’un ilk olarak 19 Haziran’da fenalaşarak hapishane revirine kaldırıldığını belirten Okçuoğlu, doktorunun her an kalp krizi geçirebilme ihtimalinden dolayı Aksoy’un hastaneye sevkini istemesine rağmen uzun bir süre kelepçe ile ambulans içerisinde bekletildiğine dikkat çekti. Okçuoğlu, “Götürüldüğü hastanede de kelepçesi açılmamıştır. Geçirdiği ameliyatlar sonrası gözleri sürekli yaşardığından, gözünü silmek zorunda olduğunu belirtmesine rağmen kelepçeleri çıkartılmamış, ağabeyinin anlatımı ile ‘hastaneye gidip gelmesi de işkence noktasına’ gelmiştir” diye belirtti. Okçuoğlu, Aksoy’un 23 Haziran tarihinde tekrardan kalp krizi riski ile hastaneye kaldırıldığını ancak burada geçici bir tedavi ile geri gönderildiğini aktardı. Aksoy’un taşıdığı hastalıklarının hapishane koşullarına bağlı olarak hızla ağırlaştığını ve yaşamını tehdit eder noktaya geldiğini söyleyen Okçuoğlu, tüm yetkili ve ilgili kurumlara Aksoy’un bir an önce serbest bırakılarak tedavi edilmesi gerektiğini vurguladı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Morsümbül: Oğlumu kurtarmak istiyorum – VİDEO

    Morsümbül: Oğlumu kurtarmak istiyorum – VİDEO

    PİRHA- Hasta tutsak Eser Morsümbül’ün annesi Ayten Morsümbül, oğlunun yaşadığı sağlık sorunlarını anlatarak yetkililere seslendi. Morsümbül, oğlunun ciddi derecede kemik erimesi yaşadığını belirterek “Eser’in derhal serbest bırakılmasını istiyorum. Oğlumun bana çok ihtiyacı var” dedi.

    İnsan hakları Derneği’nin (İHD) 20 Nisan 2022’de açıkladığı verilerine göre, hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere en az 1.517 hasta mahpus bulunmakta.

    Hapishanelerdeki yaşam hakkı ihlalleriyle birlikte kişinin beden ve ruhsal bütünlüğüne zarar veren işkence ve kötü muameleler de sıklıkla görülmekte. Mahpusların bedensel ve ruhsal bütünlüklerine ağır şekilde zarar veren tecrit politikaları da Yüksek Güvenlikli hapishanelerle birlikte uygulanmakta.

    31 Mart 2023 itibari ile 399 Açık ve Kapalı Hapishanelerde 349.893 mahpus tutulmakta. Hasta Mahpusların yaşadığı sorunlar ise cezaevlerinin en derin hak ihlallerini oluşturmakta.

    Hasta tutsak yakınlarından Ayten Morsümbül de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube’nin F oturumu eylemine destek veren yurttaşlardan birisi. Morsümbül, “Tedavi haktır engellenmez” talebiyle oğlunun yaşadığı sorunları anlattı.

    “KEMİKLERİN ARTIK CAM GİBİ OLMUŞ”

    Anne Ayten Morsümbül, oğlunun birçok ağır hastalığıyla birlikte kemik erimesi de yaşadığını belirterek şunları aktardı:

    “Benim oğlum 1997’de beyin tümöründen ameliyat oldu. Uzun ve çok ağır bir süreç geçirdik. 2016’da böbrek nakli oldu. Ben böbreğimi verdim. Polisler, 12 Mart 2017’de kapının önünden alıp Silivri cezaevine götürdüler. 10 ay Silivri cezaevinde kaldı. O zamanlar Çapa’da tedavi görüyordu. Meclis’e, Adalet Bakanına dilekçe gönderdim. Dilekçeme cevap olarak ‘tedaviye götürüp getiriyoruz’ dediler. Normalde iki ayda bir götürülmesi gerekirken sürekli ‘asker yok’ diyerek bahane arıyorlardı. 10 ay sonra İzmir Şakran hapishanesine götürdüler. Oğlum 2022 yılında çok ağır şekilde zona hastalığı geçirdi. Telefonla arayarak ‘Çok kötüyüm, ölüyorum, kurtar beni anne” dedi. Avukatı arayıp ‘Lütfen yetiş Eser ölüyor. Eser’i kurtar’ dedim. Eser, sonrasında 17 gün hastanede yattı. Şimdi İzmir’den Antalya’ya S Tipi Hapishanesine götürdüler. Sekiz aydır S Tipi’nde kalıyor. Dilekçe vermesine rağmen hepsine red geldi. Hiçbir sonuç alamadı.

    Oğlum rahatsız, kemik erimesi var. Yakın zamanda hastaneye götürdüklerinde doktor; ‘Senin kemiklerin artık cam gibi olmuş’ dedi. Eser’in sağlık sorunları var. Nakilli bir hastaya iyi bakılması gerekiyor. Eser’in derhal serbest bırakılmasını istiyorum. Oğlumun bana çok ihtiyacı var. Hiçbir şey yapamıyorum o beni çok üzüyor. Oğlumu kurtarmak istiyorum. Bütün insanlara, Adalet Bakanına sesimi duyurmak istiyorum. Eser’imi serbest bıraksınlar.”

    “SADECE KEMİKLERİNİ ANNESİNE GÖTÜRMEK İSTİYORUZ”

    Aynı zamanda kayıp yakını da olan Ayten Morsümbül, tıpkı Fatma Ana gibi oğlu için mücadeleyi elden bırakmıyor. Ayten Morsümbül, Cumartesi Annesi olarak tanınan Fatma Ana ile beraber yaşadıklarını ise şöyle anlattı;

    “1993’te Fatma Ana ‘Ayten Cumartesi Anneleri varmış Taksim’de beni götürür müsün?’ dedi. Eser ile birlikte babaannesini getirdik. Oğlum, amcasının resmini aldı ama bugün amcası gibi hep hapishanelerde. Oğlumu, amcasıyla tehdit edip “Devam edersen böyle seni amcan gibi ortadan kaybederiz’ dediler. Babaannenin ilk konuşması beni çok etkiledi. O kadar haykırdı ki ‘annelik buymuş demek ki’ dedim. O yüzden 1993’ten beri Hüseyin amcayı aradık ama bulamadık. Babaanne çok işkence gördü. 12 Eylül darbesinde yemek yerken sofradan alıp götürdüler. Annesine ‘Yarın oğlunuzu gelip görebilirsiniz’ dediler. 2. gün babayı aldılar, ‘Oğlunuz gözaltından kaçtı. Oğlunu getir’ dediler. 7 gün boyunca Filistin askısıyla babaya işkence yapıldı ama maalesef işkencede kaybetmişiz Hüseyin’i. Bir battaniyeye sarıp nehre atmışlar. Biz sadece annesine kemiklerini götürmek istiyoruz. Sadece kemiklerini versinler bize.”

    Dilan ŞİMŞEK- Devrim FINDIK/ İSTANBUL

  • Tutuklu yakınlarının Aksaray’daki açıklamasına polis müdahalesi: Aileler gözaltına alındı

    Tutuklu yakınlarının Aksaray’daki açıklamasına polis müdahalesi: Aileler gözaltına alındı

    PİRHA-Tutuklu yakınlarının cezaevlerindeki hak ihlallerine ilişkin İstanbul Aksaray’da yapmak istediği açıklamaya müdahale eden polis tutuklu ailelerini gözaltına aldı.

    Hasta ve infazları yakılan tutukluların yakınları tarafından, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve ölümlere ilişkin İstanbul Aksaray Meydanı’nda yapılmak istenen basın açıklamasına polis müdahale etti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu’nun da destek verdiği açıklamaya polis izin vermedi.

    Gazetecileri alandan uzaklaştıran polis, tutuklu yakınlarını gözaltına aldı. Ailelerin 28 haftadır İstanbul’un çeşitli noktalarında yapmak istedikleri açıklama polis ekipleri tarafından engellenirken, her defasında gözaltı işlemi gerçekleştiriliyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • DAD Genel Merkez Yöneticisi Güzel: Aysel Tuğluk’a düşman politikası uygulanıyor-VİDEO

    DAD Genel Merkez Yöneticisi Güzel: Aysel Tuğluk’a düşman politikası uygulanıyor-VİDEO

    PİRHA-Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. Aysel Tuğluk’a yaşatılanların devlet şiddeti olduğunu vurgulayan DAD Genel Merkez Yöneticisi Nergiz Güzel, “Bir düşman politikası uygulanıp bir kadının yüzlerce doktor raporuna rağmen halen bırakılmamasından devletin mücadele eden, direnen kadınlara gösterdiği yaklaşımı anlıyoruz” dedi.

    Tutuklu bulunduğu cezaevinde ‘demans’ tanısı konulan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk‘un durumu gün geçtikçe kötüleşiyor. “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Tuğluk‘un durumuna ilişkin çağrılar da sürüyor.

    Geçtiğimiz yıldan bu yana “demans” hastalığı teşhisiyle hastalığı ilerleyen Aysel Tuğluk hakkında “cezaevinde kalabilir” diyen Adli Tıp Kurumu (ATK), 28 Şubat Davası’ndaki Çevik Bir hakkında ilk başvuruda “cezaevinde kalamaz” dedi. ATK’nın verdiği bu karar ülkedeki adaletsizliği bir kez daha gösterdi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez Yöneticisi Nergiz Güzel, demans tanısı konulmasına rağmen tahliye edilmeyen Aysel Tuğluk‘un durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “HERKESİN ADALETSİZLİĞE KARŞI SES ÇIKARMASI GEREKİYOR”

    Aysel Tuğluk’a yaşatılanların devlet şiddeti olduğunu vurgulayan DAD Genel Merkez Yöneticisi Nergiz Güzel, “Düşman politikası uygulanıp bir kadının yüzlerce doktor raporuna rağmen halen bırakılmaması ve bile bile ölüme terk edilmesiyle devletin mücadele eden, direnen kadınlara gösterdiği yaklaşımı anlıyoruz” dedi.

    Güzel şunları kaydetti:

    “Kadınları yok sayan anlayış bugün demans hastası olan Aysel Tuğluk’un serbest bırakılması için yapılan toplumsal baskıya rağmen halen serbest bırakmamakta. Sivas Katliamı faillerini yaşlandı diye özel af ile serbest bırakan devlet zihniyeti hastalığı bütün dünya tarafından görünen Aysel Tuğluk’u serbest bırakmıyor. Herkesin yaşanan bu adaletsizliğe ses çıkarması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Binlerce kadın Aysel Tuğluk için özgürlük istedi-VİDEO

    Binlerce kadın Aysel Tuğluk için özgürlük istedi-VİDEO

    PİRHA- Twitter üzerinden açılan “#BinlerceAyseliz” hastangı üzerinden mesajlarını paylaşan kadınlar Aysel Tuğluk için özgürlük istedi.

    Türkiye’de bulunan cezaevlerinde hasta tutuklular tedavi edilmedikleri için bir bir yaşamını yitiriyor. Serbest bırakılıp tedavi edilmesi gereken binlerce tutukludan biri de Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde 2016 yılından beri tutuklu bulunan HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk.

    Aysel Tuğluk’un sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi talebine toplumun her kesiminden destek gelmeye devam ediyor.

    Farklı ülkelerden bir araya gelen kadınlar, Aysel Tuğluk’un sağlık durumuna dikkat çekmek ve tahliyesi için “Aysel Tuğluk’a Özgürlük için 1000 Kadın” başlıklı imza kampanyası başlattı. Kampanyaya sosyal medya üzerinden binlerce kadından destek geldi.

    Twitter üzerinden açılan “#BinlerceAyseliz” hastangı üzerinden mesajlarını paylaşan kadınlar Aysel Tuğluk için özgürlük istedi. İşte o paylaşımlar:

    İLGİLİ HABERLER

    > Dersim Barosu: Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların infazı ertelensin
    > Sanatçı Aynur Doğan, hasta tutuklu Aysel Tuğluk için adalet istedi
    > Ali Kenanoğlu: Alevi kurumları, Aysel Tuğluk’a olan vefa borcunu ödemeli!
    > ‘Hafıza kaybı’ yaşayan Aysel Tuğluk için infaz erteleme talep edildi
    >  ‘Aysel Tuğluk, annesine yapılanları ve buna müsaade edenleri unutmadan yaşar’
    > ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti
    > ‘Aysel Tuğluk bir an önce tahliye edilmelidir’
    > Ulutaş ve Tunçdemir’den çağrı: Aysel Tuğluk geç olmadan tahliye edilmelidir!
    > Dersimli kadınlardan çağrı: Aysel Tuğluk serbest bırakılsın; zalimlik yapılmasın
    > ‘Aysel Tuğluk yüreğindeki acıları belleğini karartarak susturdu bizler unutmayalım, hatırlatalım’
    >  Avukat Yoleri: Hasta mahpuslar, sağlığa erişim engeli nedeniyle yaşamlarını yitiriyorlar
    > DAD Eş Genel Başkanı Kulu: Cezaevindeki her insanın sesine ses olmalıyız
    > Figen Yüksekdağ: Zulüm yanıbaşımızda yaşıyoruz, Aysel Tuğluk’a dönük baskıya son verilmeli!
    > 68 kadın örgütünden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı!
    > DEDEF Kadın Meclisi: Aysel Tuğluk ve tüm hasta mahpuslar serbest bırakılsın
    > Aysel Tuğluk’un abisi Aladdin Tuğluk: Tek talebimiz doğru bir teşhis ile tedavi edilmesi
    > Aysel Tuğluk’un abisi Aladdin Tuğluk: Tek talebimiz doğru bir teşhis ile tedavi edilmesi
    > ‘Aysel Tuğluk’un tahliye edilmemesi intikamcı bir yaklaşımdır’
    > Paris Alevi Kültür Merkezi’nden Aysel Tuğluk için tahliye çağrısı
    > DAD Kadın Meclisi’nden Aysel Tuğluk açıklaması: Bir an önce serbest bırakılmalı
    > Yazar Mehmet Kabadayı’dan Alevi kurumlarına Aysel Tuğluk çağrısı
    > Sürgündeki kadın milletvekillerinden Aysel Tuğluk açıklaması

     

  • HDP’li kadın milletvekilleri: Garibe Gezer’in ölümünü ‘intihar’ olarak kabul etmiyoruz-VİDEO

    HDP’li kadın milletvekilleri: Garibe Gezer’in ölümünü ‘intihar’ olarak kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kadın milletvekilleri Garibe Gezer’in ölümüne ilişkin Meclis’te açıklama yaptı. HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Gezer’in ölümünü “intihar” olarak kabul etmediklerini söyledi. 

    Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde hayatını kaybeden Garibe Gezer ile tutuklu bulunan Aysel Tuğluk’a dair Meclis’te açıklama yapan HDP milletvekilleri, hak ihlallerinin arttığını kaydetti. Türkiye’deki cezaevlerinin 1980’li yıllarda Diyarbakır Cezaevi’ni aratmayan uygulamalarla karşı karşıya olunduğunu belirten Başaran, “Her gün hak ihlallerinin artırıldığını, her gün cezaevlerinde tutsakların ve mahpusların insanlık onuruna aykırı bir biçimde kötü muamele ile yüz yüze kaldıklarını ifade ediyoruz. Bunu biz ifade ederken kulağını kapatan, görmezden gelen iktidarın politikaları sonucunda en son önceki akşam Garibe Gezer’in şüpheli ölümü oldu” dedi.

    “SÜNGERLİ ODA UYGULAMASI DİYARBAKIR CEZAEVİ’NDE YAPILANLARIN BENZERİDİR”

    Başaran, Gezer’in 15 Mart’a Kayseri Bünyan Cezaevi’nde tek kişilik hücreye alındığını hatırlatırken; “Bunun karşısında itiraz etti, akabinde hukuksuz bir biçimde Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. 22 günlük hücre cezasından sonra 3 kişilik koğuşa geçmek istedi. Ancak bütün başvurularına rağmen hiçbir talebi kabul edilmedi ve Garibe hukuksuz bir biçimde tek kişilik bir hücrede tutulmaya devam edildi. Buna itiraz ettiğinde süngerli odada tutuldu.

    Süngerli oda 80’li yıllardaki Diyarbakır Cezaevi’ndeki uygulamaların bir benzeri olarak bugün işletiliyor. Gezer’in avukatları ve ailesine aktardığına göre, 24 Mayıs günü erkek ve kadın gardiyanların işkencesine ve kötü muamelesine uğradı o gün cinsel saldırı ile yüz yüze kaldı. Garibe bunu kamuoyu ile paylaştı, bunun karşısında yine, tekrar ısrarlı bir biçimde tek kişilik hücrede kalmak istemediğini belirterek dilekçeler verdi, bu dilekçeler işleme alınmadı.

    7 Haziran günü hücresini yakmak istedi, öncesinde intihar girişiminde bulundu ısrarla hücrede tutuldu. Vekillerimize yaşadığı işkence, cinsel saldırı ile ve kötü muamele ile ilgili mektup yazdı. Bunların bir kısmı vekillerimize ulaşmadı, bir kısmı vekillerimize ulaştı. Bununla ilgili Meclise onlarca soru önergesi verdik, defalarca gündeme getirdik” ifadelerini kullandı.

    “GEZER’İN ÖLÜMÜNÜ İNTİHAR OLARAK KABUL ETMİYORUZ”

    Gezer’in intihar ettiği yönündeki açıklamaları kabul etmediklerini söyleyen Başaran, şöyle konuştu:

    “Garibe Gezer devletin, Adalet Bakanlığı’nın gözetimde olan cezaevinde kötü muamele ve cinsel saldırıya uğradı ve hala tek kişilik hücrede tutuluyor bu hukuksuzluğa son verilsin çağrısı yaptık. Meclis’te, sokakta, alanda Garibe’nin sesi olmaya çalıştık ama maalesef iktidar ve Adalet Bakanlığı her defasında olduğu gibi bütün çağrılarımızı yanıtsız bıraktı ve en nihayetinde önceki gece avukatlarının ve ailesinin açıkladığı biçimde Garibe şüpheli bir biçimde yaşamını yitirdi. ‘İntihar’ diye ailesine aktardılar, ama ailesi ve avukatları bunun intihar olduğuna inanmıyor. Biz de intihar olduğu konusunda ikna değiliz. Bu kadar sistematik bir biçimde işkence ve kötü muameleye uğrayan bir kadının ölümünü ‘intihar’ olarak kabul etmiyoruz.”

    “GEZER’İN CENAZESİ 2 BUÇUK SAAT BEKLETİLDİ”

    Başaran son olarak Gezer’in cenazesini almaya gidildiğinde yaşananlara değinerek, şunları söyledi:

    “Garibe yaşamını yitirdi avukatlar cenazesini almak için morga gittiler; avukatlar darp edildi, polisler ‘cenazenizi de alın gidin ulan’ diye hakaret ettiler. Bu da yetmedi, cenaze Mardin’e getirildi. 2 buçuk saat bekletildi. Düşmanlık bitmiyor, yetmiyor,  yaşamını yitirmesi bile birilerinin içini soğutmamış. 2 buçuk saat Garibe’nin cenazesi bu şekilde bekletildi. Mardin Büyükşehir Belediyesi cenaze aracı geldi ancak polisler aracı geri gönderdiler, aileye kendi imkanlarınızla cenazeyi alın dendi. Bu görüntü Türkiye’nin bütün utanç tablosu olarak bütün Türkiye’nin gündemine yansıdı.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP Kadın Meclisi: Aysel Tuğluk’a yaşatılanlar neyin intikamı?

    HDP Kadın Meclisi: Aysel Tuğluk’a yaşatılanlar neyin intikamı?

    PİRHA- HDP Kadın Meclisi, cezaevinde sağlık sorunları yaşayan HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, ‘Aysel Tuğluk’a yaşatılanlar neyin intikamı!’ diye sorulurken, ““Kadınlar için adalet” kampanyamızı önümüzdeki dönem, cezaevinde hasta tutsaklar başta olmak üzere siyasi rehine olarak tutulan kadınlar için bir kampanyaya evrilteceğiz. Kadınlara çağrımızdır; gelin hep birlikte Aysel Tuğluk şahsında tutsak edilen kadınlara dayatılan ölüm siyasetine karşı yaşam siyasetini savunalım!” ifadelerine yer verildi.

    2016 yılından beri Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, sağlık sorunları yaşıyor.

    Tuğluk, Mart 2018’de, “örgüt yöneticisi olmak” suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Tuğluk’un sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi talep ediliyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan ve ciddi sağlık sorunları yaşayan siyasetçi Aysel Tuğluk’un durumuna ilişkin açıklama yaptı.

    Tuğluk’un isteği üzerine, hastalığının kamuoyuna yansımaması için çaba sarf ettiklerini, ancak, durumunun giderek kötüleşmesi ve yaşam riskinin bulunmasıyla birlikte açıklama yapma gereği duyulduğu belirtilen açıklamada, “Tuğluk’un ağır sağlık sorunları yaşadığı aylardır kamuoyuna yansımasına rağmen; iktidar yetkilileri kulağını kapatsa da Tuğluk’un yaşadıklarına ilişkin itirazımızı yükseltiyor, dayanışmamızı büyütüyoruz” denildi.

    Uzman raporlarına göre hastalığın Tuğluk’un cezaevinde kalmasına engel olduğunun aktarıldığı açıklamada, şunlara yer verildi:

    “Tuğluk’un hafıza kaybı yaşamasına sebep olan devletin inkar, imha, asimilasyon ile Kürt düşmanlığı politikalarıdır. Neden mi bunu söylüyoruz? Çünkü, Tuğluk cezaevinde birinci yılı dolmadan annesi Hatun Tuğluk’un ölüm haberini aldı. Ve izinli olarak cenazeye katılmak üzere çıkarıldı. Cenazeye katılanlar, mezarlığa girdikleri andan itibaren ırkçı, sözlü saldırılara ve tacize maruz kaldı, akabinde de hepsine yönelik taşlı saldırılar başladı. Bu durum defin esnasında ve sonrasında da daha korkunç bir hal alarak devam etti. Havaya ateş açıldı. Aysel Tuğluk bütün bunları, gördü, duydu, yaşadı ve tanıklık etti. Naaşın gömüldüğü yerden çıkarılmasına da tanıklık etti. Avukatı günbegün Tuğluk’un bu etkiden kurtulamadığını, üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını, cezaevi idaresi ve personeli ile eş zamanlı gözlemlediğini dile getirdi.

    Tuğluk’un hastalığının ilerlemesiyle birlikte, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı, 5 dakikalık görüşme sonrası hazırladığı raporda; “Hayatını yalnız idame ettirebileceği” ifadelerine yer verdi. Önceki süreçlerde de gördüğümüz gibi, ATK’nin bu tutumu siyasidir ve hasta tutsaklar ya cezaevlerinde ya da serbest bırakıldıktan birkaç gün sonra yaşamlarını yitirmektedir.

    Tuğluk’un hastalığının birincil sorumlusu tekçilik rejimiyle saltanatını sürdüren iktidardır. Savaş ve ölüm siyaseti yürüterek, cinsiyetçi, kutuplaştırıcı, ayrımcı, militarist politikalarıyla ayakta durmaya çalışan İktidar; hapsederek, rehin tutarak mücadele etmelerini engelleyemediği kadınlara “yaşatmamayı”, “hafızasızlaşmayı” dayatmaktadır. Soruyoruz bu neyin intikamı? İşte düşman hukuku tam da Aysel Tuğluk üzerinden yürütülen politikadır!”

    Aysel Tuğluk ömrünü, kadın özgürlük mücadelesi başta olmak üzere Kürt ve Alevi kimliğine yönelik saldırılara karşı demokratik mücadeleye adadığına dikkat çekilen açıklamada, “Aysel Tuğluk, avukatlık yaptığı dönemde nerede bir hak ihlali varsa, oraya koşmuştur. Bugün, “Aysel Tuğluk için adalet” demek kadın özgürlük mücadelesini savunmaktır, “Aysel Tuğluk için adalet” demek, demokratik siyaseti savunmaktır, “Aysel Tuğluk için adalet” demek, iktidarın ölüm siyasetini reddetmek, yaşam siyasetini savunmaktır” diye belirtildi.

    Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunulan açıklamanın devamında, “Aysel Tuğluk derhal serbest bırakılmalı, aksi halde yaşanacak herhangi olumsuz bir durumda sorumlusu sizsiniz! Buradan duyuruyoruz; “Kadınlar için adalet” kampanyamızı önümüzdeki dönem, cezaevinde hasta tutsaklar başta olmak üzere siyasi rehine olarak tutulan kadınlar için bir kampanyaya evrilteceğiz. Kadınlara çağrımızdır; gelin hep birlikte Aysel Tuğluk şahsında tutsak edilen kadınlara dayatılan ölüm siyasetine karşı yaşam siyasetini savunalım!” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER

    1-Dersim Barosu: Aysel Tuğluk ve diğer hasta tutukluların infazı ertelensin

    2- Sanatçı Aynur Doğan, hasta tutuklu Aysel Tuğluk için adalet istedi

    3-Ali Kenanoğlu: Alevi kurumları, Aysel Tuğluk’a olan vefa borcunu ödemeli!

    4-‘Hafıza kaybı’ yaşayan Aysel Tuğluk için infaz erteleme talep edildi

    5- ‘Aysel Tuğluk, annesine yapılanları ve buna müsaade edenleri unutmadan yaşar’

    6-ATK, Aysel Tuğluk’un talebini reddetti

    7-‘Aysel Tuğluk bir an önce tahliye edilmelidir’

     

     

  • Bir ağır hasta mahpus daha cezaevinde yaşamını yitirdi

    Bir ağır hasta mahpus daha cezaevinde yaşamını yitirdi

    PİRHA- İlerleyen hastalığına rağmen Mersin Üniversitesi Hastanesi tarafından “Tutuklu hastaneye gidiş geliş yapabilir” diye rapor verilip tahliye edilmeyen kanser hastası tutuklu İsa Gültekin tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

    Mersin Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan 67 yaşındaki kanser hastası İsa Gültekin, tedavi gördüğü Tarsus Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

    Hastane morgun kaldırılan Gültekin’in cenazesinin cezaevindeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından ailesine teslim edileceği öğrenildi.

    Sağlık durumu kritik noktaya gelen Gültekin’in serbest bırakılması için hem aile bireyleri hem de İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi girişimlerde bulunup yetkililere çağrıda bulunmuş ancak olumlu sonuç alamamıştı.

    28 yıldır cezaevinde olan cezasının bitmesine az bir zaman kalan Gültekin için pankreas ve safra kesesinde bulunan tümörlerin bütün vücuduna yayılmasına karşın Mersin Üniversitesi Hastanesi tarafından “Tutuklu hastaneye gidiş geliş yapabilir” diye rapor vermesi sonucunda tahliye edilmeyip yaşamını yitirdi.

    PİRHA/MERSİN