Etiket: hasta tutuklu

  • Hasta tutuklu Bese Ecer tahliye edildi!-VİDEO

    Hasta tutuklu Bese Ecer tahliye edildi!-VİDEO

    PİRHA-Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan 78 yaşındaki ağır hasta mahpus Bese Ecer, kamuoyunun ve hak örgütlerinin yoğun baskıları sonucunda tahliye edildi.

    İleri derecede anemi, şeker, tansiyon ve kolesterol gibi kronik hastalıklarının yanı sıra mesanesinde tümör, beyninde pıhtı, omurilik kırığı ve kısmi felç gibi ciddi sağlık sorunları bulunan Ecer’in, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumda olduğu kamuoyuna defalarca duyurulmuştu.

    Ecer’in tahliye edildiği haberi, cezaevi önünde bekleyişini sürdüren insan hakları savunucuları, aileler ve milletvekilleri tarafından sevinçle karşılandı. Açıklama yapan İHD yetkilileri, “Bu karar sevindirici olmakla birlikte, cezaevlerinde sağlık hakkı ihlal edilen tüm hasta mahpuslar için mücadelemiz sürecektir. Yaşam hakkı ertelenemez, görmezden gelinemez” ifadelerini kullandı.

    Bese Ecer tahliye kararı sonrası Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nden ambulansla çıkarıldı. Sağlık sorunları olan Bese Ecer tedavi için ambulansla Tarsus Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.

    PİRHA/MERSİN

    İLGİLİ HABERLER:

    Hasta tutuklu Bese Ecer için cezaevi önünde oturma eylemi

  • DEM Parti Adalet Bakanlığı önünden seslendi: Hem müzakereyi hem de mücadeleyi büyüteceğiz-VİDEO

    DEM Parti Adalet Bakanlığı önünden seslendi: Hem müzakereyi hem de mücadeleyi büyüteceğiz-VİDEO

    PİRHA- Adalet Bakanlığı önündeki eylemde konuşan DEM Partili Öztürk Türkdoğan, sürecin ruhuna uygun olarak infaz rejimindeki ayrımcılığın mutlaka kaldırılması gerektiğini belirterek, “Bizler bu konuda hem müzakereyi hem de mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair Adalet Bakanlığı önünde açıklama yaptı. Açıklamada “İnfaz yakmalar dursun, cezaevi hak ihalleri son bulsun” pankartı açıldı.

    DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, cezaevlerinde yaşanan sorunlara dair Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve bakanlık yetkilileri ile görüştüklerini belirtti.

    Öztürk Türkdoğan, cezaevlerinde kendilerine sürekli şikayetlerin geldiğini vurgulayarak, “Hapishanelerden sürekli komisyonumuza ve partimize şikayetler geliyor. Aileler sürekli olarak eleştirilerini daha yüksek sesle dile getiriyorlar. Geçen hafta Bolu Cezaevi önünde basın açıklaması yapıldı. Çünkü Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu diye bir kurul var; infaz yasasına göre, koşullu salıverilme süresi biten mahpuslarla ilgili sürekli ertelemeli karar veriyor” dedi.

    “KİMSEYE AYRICALIK TALEP ETMEDİK”

    İdare ve Gözlem Kurullarının tutsaklara “pişman mısınız” şeklinde sorular sorduğunu belirten Türkdoğan, “Siz 30 yıl hapis yatmış bir insanı “pişman mısınız?” sorusuyla infazını uzatarak 33 yıl içeride tutamazsınız. İnsanlar pişman olsalar zaten bu kadar hapis yatmazlardı. Başka başka keyfi uygulamalarla bu sorunlar çözülmüyor. Bugüne kadar kimseye ayrıcalık talep etmedik. Hakkı neyse onun yapılmasını istedik” diye konuştu.

    “HEM MÜZAKEREYİ HEM DE MÜCADELEYİ BÜYÜTECEĞİZ”

    DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tespit ettiğimiz kadarıyla binlerce hasta mahpus cezaevlerinde bulunuyor. İçinde olduğumuz bu süreçte, infaz rejimindeki ayrımcılığın mutlaka kaldırılmasını istiyoruz. Mevcut infaz rejimi çok sayıda ayrımcı hüküm içeriyor. İnfaz koşulları giderek ağırlaştırılarak, iş içinden çıkılmaz bir hale geliyor. İdare ve Gözlem Kurullarının kaldırılması gerekiyor. Bu uygulamaların sona erdirilmesi gerektiğini bir kez daha güçlü şekilde vurguluyorum. Son dönemlerde S, Y ve Yüksek Güvenlikli cezaevi ismiyle adlandırılan kuyu tipi hapishaneler yapıldı. Bu hapishanelerde mahpusların tutulduğu koşullarda havalandırma kapısı yok. Bir insan bu koşullarda ne kadar dayanabilir? Temiz havanın, temiz ışığın girmediği bir odada ne kadar yaşayabilirsiniz? Yaşayamazsınız. Böyle acımasız bir infaz rejimi olabilir mi? Bu tarz hapishanelerin kapatılması gerekir.

    TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun hapishaneler üzerinde daha etkili denetim yapması gerekir. Bakanlığın etkili denetimlerini artırması gerekiyor, keyfi uygulama yapan müdürlerin görevden alınması gerekiyor. İnsan haklarına aykırı infaz rejimi uygulayan yargı mensuplarının uyarılması gerekiyor. Bizler bu konuda hem müzakere hem de mücadeleyi büyüteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ağır hasta mahpus Enver Yanık hastaneye kaldırıldı

    Ağır hasta mahpus Enver Yanık hastaneye kaldırıldı

    PİRHA- Adil yargılanma talebiyle 22 gündür açlık grevinde olan ağır hasta mahpus Enver Yanık hastaneye sevkedildi.

    Kırıklar 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde adil yargılanma talebiyle 22 gündür açlık grevinde olan Wernicke-Korsakoff hastası Enver Yanık, durumunun fenalaşmasıyla hastaneye sevkedildi.

    Bayraklı’da bulunan İzmir Şehir Hastanesi’ne sevkedilen Yanık’ın sağlık durumuna ilişkin bilgi elde edilemedi.

    ENVER YANIK KİMDİR?

    İzmir Buca’da bulunan Kırıklar Cezaevi’nde tutulan Enver Yanık, birçok hastalığına rağmen tahliye edilmiyor. 1996’da Ulucanlar Cezaevi’nde 69 gün ölüm orucu eylemi yapan Yanık’a eylem ardından Wernicke Korsakof Sendromu teşhisi konuldu. Yanık, 1999 yılında cezaevinde düzenlenen saldırılar sonucunda ağır yaralandı ve çeşitli ameliyatlar sonrası sağ bileğin üstündeki kemiğin parçalanması nedeniyle 8 platin takıldı. 19 Aralık 2000’de cezaevi saldırısında Sincan F Tipi’nde tek kişilik hücreye alındı. Yanık’ın, gerekli tedavileri yapılmadı ve bundan dolayı Yanık’ta oluşan kemik iltihabı ve dizlerde kireçlenme halen devam ediyor. Yanık, Wernicke Korsakoff Sendromu ve vücudundaki saldırılardan kaynaklı oluşan yaralanmalar, vücudunda kalan mermiler, uyluklarındaki platinler, kafa travması sonucu oluşan omurilikteki sıvı birikmeleri gibi birçok hastalığı bulunuyor.

    2003’te tahliye edilen Yanık, hastalıklarına rağmen 2005 yılında yeninden tutuklandı. 5 yıl tutukluluk ardından tahliye edilen Yanık 2024 yılında Yargıtay’ın cezasını onaması ardından yeniden tutuklandı.

    Yanık, adil yargılanma talebiyle 22 gündür açlık grevine devam ediyordu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

  • Tedavi hakkı verilmeyen 78 yaşındaki mahpus için henüz bir iddianame de yok!-VİDEO

    Tedavi hakkı verilmeyen 78 yaşındaki mahpus için henüz bir iddianame de yok!-VİDEO

    PİRHA- Hasta mahpusların serbest bırakılması için 671. F Oturması eylemi yapıldı. Mahpus İsa Özğan hakkında 3 aydır iddianame dahi hazırlanmadığını vurgulayan hak savunucuları, “Özğan, kalp, hipertansiyon, diyabet, prostat ve romatizma hastası. İlaçları ise verilmiyor. Yaşamını sürdürebilmek için başkalarının yardımına gereksinim duymaktadır” dedi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın” talebiyle 671. F Oturması eylemini yaptı.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesi önünde yapılan eylemde “Tedavi haktır engellenemez” pankartı açılırken “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın. Tedavi haktır, engellenemez” sloganları atıldı.

    11 YENİ CEZAEVİ DAHA!

    671’inci hafta eyleminde Marmara (Silivri) 5 No’lu Hapishanesi’nde tutulan 78 yaşındaki ağır hasta mahpus İsa Özğan’ın durumuna dikkat çekildi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu adına basın açıklamasını Zeynep Yıldız okudu.

    Hapishanelerin, kapasitesinin üzerinde dolu olduğunu söyleyerek açıklamaya başlayan Yıldız, kapasiteyi aşan doluluğun başta sağlığa erişim hakkı olmak üzere, birçok hak ihlaline neden olduğunu belirtti.

    Yıldız, Türkiye’deki cezaevlerinde 82 bin 819 kapasite fazlası kişinin tutulduğunun altını çizerek şöyle devam etti:

    “Keyfi tutuklamalarla giderek artan bu doluluk karşısında, ağır hasta mahpusların tedavi ve yaşam haklarının korunabilmesi için serbest bırakılmaları beklenirken, var olan hapishanelere 2025 yılında 11 tane daha ekleneceği ve bunun için merkezi bütçeden Adalet Bakanlığı’na 2025’te 1,2 milyar TL, 2027 yılı sonuna kadar ise 23,5 milyar TL ayrılacağı açıklanmıştır.

    2024 yılında 11 aylık sürede 709 mahpusun hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıklayan Adalet Bakanlığı ve yetkililerin, bu can yakıcı soruna yeni hapishaneler yaparak cevap vermeleri, birer cinayete dönüşen mahpus ölümlerinin devam edeceğini göstermektedir. Bu tutum karşısında, ağır hasta mahpusların tedavi ve yaşam hakkı başta olmak üzere hapishanelerde insan haklarını savunma ısrarımızı sürdüreceğiz.”

    2 AYDA 6 KG KAYBETTİ!

    Basın açıklamasının devamında 78 yaşındaki ağır hasta mahpus İsa Özğan’ın sağlık durumu aktarıldı. Zeynep Yıldız, şu bilgileri paylaştı:

    “İsa Özğan; kalp, hipertansiyon, diyabet, prostat ve romatizma hastası olup bu hastalıklar yanında mide rahatsızlıkları ve yaşa bağlı sağlık sorunları yaşamakta, yaşamını sürdürebilmek için başkalarının yardımına gereksinim duymaktadır.

    Oğlunun aktarımına göre; 26 Kasım 2024 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanan İsa Özğan’ın kronik hastalıklarının tedavisi için kullandığı ilaçların temininde, diyet beslenme ihtiyacının karşılanmasında ve düzenli yapılması gereken kontrollerinde, hapishane koşullarına bağlı olarak yaşanan aksamalar nedeniyle sağlık durumu hızla kötüleşmiş, Özğan cezaevinde kaldığı 2 ay içinde 6 kilo vermiştir. Özellikle tansiyon ve şeker ilaçları verilmemekte, revire çıkma talebi geç karşılanmaktadır. Hastaneye götürüldüğünde ise kelepçeli muayene dayatılmakta, zaman zaman muayene olamadan dönmek zorunda kalmakta, bu eziyete jandarmanın hakaretleri eklenmektedir. İsa Özğan hastalıkları yanında yaşlılığa bağlı sorunları nedeniyle kişisel bakımını yapamamakta, kıyafetlerini yıkarken, banyo yaparken hatta lavaboya giderken bile koğuştaki diğer mahpuslardan yardım almak durumunda kalmaktadır. Hastalıkları nedeniyle Adli Tıp Kurumu’na sevk edilen ancak henüz raporu hazırlanmayan Özğan ailesi ile yaptığı son görüşte, hapishane koşullarında yaşamını sürdürmekte zorlandığını ifade etmiştir.

    İsa Özğan’ın tedavi ve bakım imkanlarından yoksun bir şekilde hapiste tutulması sağlık ve yaşamına ağır tehdit oluşturmakta olup, yetkililere mahpusların sağlık ve yaşamlarının korunmasına dair önlem almanın devletin yasal sorumluluğu olduğunu tekraren hatırlatıyoruz.”

    Basın açıklaması ardından Özğan’ın avukatı Ferhat Boğatekin söz aldı. Müvekkiliyle 31 Ocak’ta görüşme yaptığını söyleyen Boğatekin, “Yaklaşık 3 saat bekledikten sonra kendisiyle görüşebildim. Çünkü 8 saat kelepçeli şekilde hastaneye götürülmüş, ancak tedavi olmadan geri getirilmişti. Yürümekte dahi zorluk yaşamakta. Yaşlı ve kronik rahatsızlıkları olmasına rağmen cezaevinde tutuluyor. İtirazlarımıza rağmen tutukluluğu devam ediyor. İsnat edilen suçlamalar ise resmi bir dernek üyesi olması sebebiyle whatsapp grubuna eklenmesi. Yasa dışı faaliyet gösterip tutuklanmasına karar verildi. Şu an iddianame de hazırlanmış değil. Bir an önce davanın açılmasını bekliyoruz. Bu süreç sonrasında müvekkilimiz serbest kalacaktır diye umuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Basın açıklamasında İHD İstanbul Şube üyeleri tutuklu Hatice Onaran ve Nimet Tanrıkulu’nun serbest bırakılması için çağrı da yapıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Hasta tutukluydu; İbrahim Yıldırım’ın Dersim’deki mezarı tahrip edildi-VİDEO

    Hasta tutukluydu; İbrahim Yıldırım’ın Dersim’deki mezarı tahrip edildi-VİDEO

    PİRHA- Elazığ Cezaevi’nde tahliyesine 10 gün kala şüpheli şekilde yaşamını yitiren hasta tutuklu İbrahim Yıldırım’ın Dersim’de bulunan mezarı tahrip edildi. Mezarın askerler tarafından tahrip edildiği öne sürüldü. 

    Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu İbrahim Yıldız, 14 Ağustos 2022 tarihinde günü şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş, cezaevi yönetimi Yıldırım’ın kalp krizine bağlı düşmeden kaynaklı yaşamını yitirdiğini ileri sürmüştü.

    5 yıldır hastalıklarına ve hastane raporlarına rağmen tahliye edilmeyen Yıldırım’ın beyninde tümör bulunuyordu ve geçirdiği ameliyatlar nedeniyle Yıldırım sağ gözünü kaybetmişti, sol gözünde ise yüzde 49 görme kaybı vardı. 2011 yılında yargılanıp ‘örgüt üyeliği’ iddiasıyla ceza verilen Yıldırım’ın tahliyesine 10 gün kaldığı biliniyordu.

    İbrahim Yıldırım’ın toprağa sırlandığı Dersim merkeze bağlı Weranîç (Suvat) köyünde bulunan mezarının askerler tarafından tahrip edildiği iddia edildi.

    Yıldırım’ın mezarının olduğu yerde çekilen görüntülerde de kırılıp etrafa saçılmış mezar taşlarının olduğu görülüyor.

    PİRHA/DERSİM

  • Hasta tutuklu Han yaşamını yitirdi

    Hasta tutuklu Han yaşamını yitirdi

    PİRHA- İHD’nin hasta tutuklular listesinde yer alan Yıldırım Han, yaşamını yitirdi. 

    Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutuklular listesinde yer alan Yıldırım Han, durumunun ağırlaşması üzerine yaklaşık 2 hafta önce Ankara’ya sevk edildi. Ankara’da tedavisi devam eden Han, gece saatlerinde yaşamını yitirdi.

    Han’ın cenazesi, 11.30 uçağıyla Hakkari’ye gönderilmesi bekleniyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hasta tutuklu Mehmet Güvel’in durumu Meclis gündeminde

    Hasta tutuklu Mehmet Güvel’in durumu Meclis gündeminde

    PİRHA-DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, hasta tutuklu Mehmet Güvel ile ilgili Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na başvurdu. 

    Yüzde 80 engelli, Wernicke Korsakof (WK) ve prostat kanseri olan 78 yaşındaki Mehmet Güvel, Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Hastanesinde kanser tedavisi görürken 6 Şubat’ta İstanbul’da gözaltına alındı, 9 Şubat 2024’te tutuklanarak Marmara (Silivri) Kapalı Cezaevine götürüldü. İki hafta sonra da İzmir’deki Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevine sevk edildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, hasta tutuklu Mehmet Güvel ile ilgili Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na başvurdu.

    “MEHMET GÜVEL’İN TEDAVİ HAKKI ELİNDEN ALINDI”

    Mehmet Güvel’in Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edilerek tedavi hakkının elinden alındığını belirten DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, “Ağır hastalıklarından ve Wernicke Korsakof’tan dolayı denge problemleri yaşayan Güvel, geceleri 7-8 defa tuvalete gittiğinden her defasında düşüp kendini sakatlama tehlikesi yaşıyor. Geceleri rahatsızlıkları nedeni ile uyuyamayan Güvel ile aynı hücrede kalan Cem Dursun ve Oktay Kelebek hem başka bir hapishaneye sevk hem de Mehmet Güvel’in tahliye edilmesi talebiyle açlık grevinde. Açlık grevlerini sürdüren Cem Dursun ile Oktay Kelebek, sağlık sorunlarından ötürü kendi yemeğini yiyemeyen, banyosunu yapamayan Güvel’in de tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Mahpusların bulundukları tuvalet ve yatak dahil tüm özel alanlar 7/24 izleniyor ve kayıt altına alınıyor. Bu durumu kabul etmeyen ve süresiz açlık grevinde olan Cem Dursun ve Oktay Kelebek ise kamerayı kapatmaları halinde tekli hücrelere alınmakla tehdit ediliyor. Güven’in tek başına hayatını iademe ettirememesi ve ölüm tehlikesi nedeniyle mahpuslar bu duruma katlanmak zorunda kalıyor. Buca Y Tipinde hiçbir hücrenin kendisine ait havalandırmasının bulunmadığı, mahpusların kaldığı hücrede dışarıya bakan tek pencerenin demir parmaklıklar ve bu demir parmaklıklar haricinde içeri girecek havayı engelleyen çok sık tel örgüsü ile kapatıldığı, mahpusların buradan sızan hava ile yıkadıkları elbiselerini 1.5 metrelik ipe asarak kurutmaya çalıştıkları ve hapishanenin tüm hücrelerinin özellikle kuzey cephesine bakacak şekilde konumlandırılması nedeniyle günün hiçbir saatinde güneş girmediği gelen bilgiler arasında” dedi.

    “EN KISA SÜREDE BUCA YÜKSEK GÜVENLİKLİ HAPİSHANESİ ZİYARET EDİLSİN”

    DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na yaptığı başvuruda talepleri şöyle sıraladı:

    -Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde bulunan Mehmet Güvel’in durumu da göz önüne alınarak mahpusun yaşadığı ağır hak ihlallerini tespit etmek ve önlenmesi için Komisyonun gerekli girişimlerde bulunması,

    -Yaşı ve hastalığı ilerlemiş Mehmet Güvel hakkında yıllar önce cezaevinde kalamaz raporu verilip verilmediğinin ilgili kurumlardan sorulması,

    -Yüzde 80 engelli, Wernicke Korsakof (WK) ve prostat kanseri olan 78 yaşındaki Mehmet Güvel, tutuklu bulunduğu halde müebbet hapis hükümlülerin kaldığı koşullarda tutulması dikkate alınarak Türkiye hapishanelerinde müebbet hapis hükümlüsü olmayıp bu koşullarda tutulan tutuklu ve hükümlülerin sayısının belirlenmesi için Adalet Bakanlığına sorulması ve önleyici tedbirlerin alınmasını sağlaması,

    -Komisyon bünyesinde faaliyet gösteren Hükümlü ve Tutuklu Hakları İnceleme Alt Komisyonu tarafından kamuoyunda “kuyu tipi hapishane” olarak bilinen Y ve S tipi hapishanelerinin mahpuslar üzerinde fiziksel ve psikolojik etkilerini, yarattığı sağlık sorunları tespit etmek ve gerekli tedbirlerin alınması için kapsamlı bir çalışma başlatması, bu kapsamda Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesine en kısa sürede bir ziyaret gerçekleştirmesi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hasta tutuklu Makbule Özer rapor için İstanbul’a sevk edildi

    Hasta tutuklu Makbule Özer rapor için İstanbul’a sevk edildi

    PİRHA- ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuyla tutuklanan 82 yaşındaki hasta tutuklu Makbule Özer, cezaevinde kalıp kalamayacağına dair ATK raporu için İstanbul’a götürüldü.

    Van’da yaklaşık bir ay önce Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde kalabilir” raporu verdiği 82 yaşındaki Makbule Özer, kamuoyunda oluşan tepkilerin ardından ATK’nin yeniden bir rapor düzenlemesi için İstanbul’a gönderildi.

    “Örgüte yardım etme” iddiasından tutukluyken ATK’nin “cezaevinde kalamaz” raporuyla önce cezası bir yıl ertelenen ardından yine ATK’nin “cezaevinde kalabilir” raporuyla tutuklanan Özer, yaklaşık bir aylık tutukluluğunun ardından dün yeni bir rapor için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) sevk edildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • 78 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Güvel ölüm riskiyle karşı karşıya

    78 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Güvel ölüm riskiyle karşı karşıya

    PİRHA-Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan 78 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Güvel, yaşamını kendi başına sürdüremiyor. Mehmet Güvel’in avukatı Doğa İncesu, müvekkilinin çok ciddi sağlık problemleri olduğunu belirterek, “Şu anda kendisi hapishanede ölüm riskiyle karşı karşıya. Hem yaşı hem de sağlık durumu sebebiyle bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz” dedi.

    İstanbul’da 6 Şubat’ta gözaltına alınan ve şu anda Buca Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Grup Yorum üyesi Cem Dursun ile Oktay Kelebek, başka bir cezaevine sevk edilmesi ve 78 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Güvel’in tahliye edilmesi talebiyle 39 gündür süresiz açlık grevinde.

    Mehmet Güvel, yüzde 80 engelli, wernicke korsakoff hastası, prostat kanseri ve denge sorunu yaşadığı için yaşamını kendi başına idame ettiremiyor.  Dışarıda tedavisi sürerken tutuklandı ve hapishanede tedavisine devam edemiyor.

    Mehmet Güvel’in avukatı Doğa İncesu, müvekkilinin sağlık durumuna ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “YEMEĞİNİ YİYEMİYOR VE BANYOSUNU DAHİ YAPAMIYOR”

    Mehmet Güvel’in çok ciddi sağlık problemleri olduğunu belirten Doğa İncesu, “Mehmet Güvel, denge sorunu, hafıza sorunu yaşayan birisiydi ve bu halde tutuklandı. Şu anda Buca Yüksek Güvenlikli Hapishanesi’nde kalıyor ve bulunduğu hapishanenin şartları da çok ağır. Mehmet Güvel’in yanında Cem Dursun ile Oktay Kelebek kalıyor. Onlar da hem başka bir hapishaneye sevk hem de Mehmet Güvel’in tahliye edilmesi için 39 gündür açlık grevinde. Mehmet Güvel, sağlık sorunlarından ötürü kendi yemeğini yiyemiyor ve banyosunu dahi yapamıyor. 39 gündür açlık grevinde olan Cem Dursun ile Oktay Kelebek Mehmet Güvel’e banyo yaptırıp, yemek hazırlıyor” dedi.

    “HAPİSHANEDE ÖLME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA”

    Mehmet Güvel’in sağlık durumu nedeniyle yanında kalan tutuklular için de ciddi bir zorluk olduğunu ifade eden İncesu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Mehmet Güvel’e prostat kanseri tanısı da konulmuştu sadece geceleri 6-7 defa tuvalete gidiyormuş. Dosyasında hiçbir delil olmamasına ve ciddi sağlık sorunlarının olmasına rağmen tahliye edilmiyor. Şu anda kendisi hapishanede ölüm riskiyle karşı karşıya. Hem yaşı hem de sağlık durumu sebebiyle bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz.”

    Cihan BERK/İSTANBUL

  • Koçyiğit, kanser hastası cemevi yöneticisi Eren Odabaş’ın durumunu Meclis gündemine taşıdı

    Koçyiğit, kanser hastası cemevi yöneticisi Eren Odabaş’ın durumunu Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, 9 Şubat’ta tutuklanan kanser hastası olan PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Yöneticisi Eren Odabaş’ın durumuna ilişkin Adalet Bakanlığı’na soru önergesi verdi. Koçyiğit, “Eren Odabaş, sağlık durumunun ciddiyetine rağmen neden tutuklu yargılanmaktadır?” diye sordu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Gazi Şehitleri Cemevi yöneticisi aynı zamanda kanser hastası olan Eren Odabaş, 6 Şubat’ta gözaltına alınıp, 9 Şubat’ta tutuklandı.

    DEM Parti Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, kanser hastası olan PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Yöneticisi Eren Odabaş’ın durumuna ilişkin Adalet Bakanlığı’na soru önergesi verdi.

    “EREN ODABAŞ DERHAL TAHLİYE EDİLMELİDİR”

    Koçyiğit, soru önergesinin gerekçesini şöyle açıkladı:

    “Hasta tutuklu Eren Odabaş, burada da sağlık hizmetlerine erişiminde sorunlar yaşanmaktadır. Cezaevinden hastaneye sevklerinde de sıkıntılar yaşanmış olup, Eren Odabaş gözaltına alındığı tarihinden itibaren tedavi alamamıştır. Etlik Şehir Hastanesi Onkoloji Hekimi ve İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü hekimlerinin sırasıyla 12 ve 14 Mart tarihlerinde vermiş oldukları raporlarda, hasta tutuklu Eren’in hayati risk altında olduğu belirtilmiştir. Onkoloji ve Kardiyoloji alanlarında uzmanların yakın takibi gerekmekte olup, nadir bir tümör cinsi nedeniyle tedavisine İstanbul Üniversitesi’nde devam edilmesi önem arz etmektedir.

    Eren Odabaş’ın avukatı, hasta tutuklunun güneş dahi görmeyen hücrede tutulduğunu belirtmiştir. Bu durum, Eren Odabaş’ın başta sağlık hakkı olmak üzere ulusal ve uluslararası sözleşme ve yasalarla garanti altına alınmış insan haklarının ve tutuklu haklarının açık bir şekilde ihlal edildiğini göstermektedir. Sağlık hakkı, insan onuruna yakışır bir şekilde korunmalı ve hiçbir koşul altında ihlal edilmemelidir. Eren Odabaş’ın sağlık durumu, cezaevi koşulları ve talepleri göz önüne alındığında, derhal tahliye edilmesi ve gerekli tıbbi tedavinin sağlanması gerekmektedir.”

    “EREN ODABAŞ’IN NEDEN GEREKLİ TIBBİ TEDAVİYE ULAŞMASI SAĞLANMAMAKTADIR?”

    Önergede, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a cevaplaması üzere şu sorular yöneltildi:

    -Eren Odabaş, sağlık durumunun ciddiyetine rağmen neden tutuklu yargılanmaktadır?

    -Eren Odabaş’ın neden gerekli tıbbi tedaviye ulaşması sağlanmamaktadır?

    -Eren Odabaş’ın avukatının belirttiği gibi, cezaevi koşullarında güneş dahi görmeyen hücrede tutulmasının ulusal ve uluslararası mevzuat ve insan hakları açısından meşruiyeti nedir?

    -Eren Odabaş’ın tıbbi raporları, hayati risk altında olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu durumda, neden acil tıbbi tedavi sağlanmıyor ve hastanın tahliye edilmesi için neden adımlar atılmıyor?

    -Adalet Bakanlığı, Eren Odabaş’ın durumuyla ilgili olarak ne tür önlemler almayı planlıyor ve hasta tutukluların haklarına saygı gösterilmesi için ne gibi adımlar atılacaktır?

    PİRHA/ANKARA

    İLGİLİ HABERLER:
    -Kanser hastası cemevi yöneticisi Eren Odabaş, hapishanede kötü koşullarda tutuluyor
    -Avukat Görgün Danacı: Eren Odabaş kanser hastası, tahliye edilmesi gerekiyor – VİDEO

  • 75 yaşındaki %97 engelli hasta tutuklu Mehmet Bayram için tahliye çağrısı-VİDEO

    75 yaşındaki %97 engelli hasta tutuklu Mehmet Bayram için tahliye çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslar İnisiyatifi, 483. hafta basın açıklamasında Sakarya Cezaevi’nde tutulan Mehmet Bayram’ın durumuna işaret etti. Yapılan açıklamada, 75 yaşındaki Bayram’ın %97 engelli olduğu hatırlatılarak bir an önce tahliye edilmesi çağrısında bulunuldu.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi 483. hafta basın açıklaması İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube binası önünde yapıldı. Açıklamayı İHD üyesi Sevil Turgut okudu.

    İnsan Hakları Derneği olarak hapishanelerde 651’i ağır olmak üzere 1517 hasta mahpus olduğunu belirten Turgut, “Bu hasta mahpusların durumları her geçen gün ağırlaşmakta ve yaşam hakları ihlal edilmektedir. Ağır hasta olmasına rağmen Nisan 2023 tarihinde ATK tarafından verilen “cezaevinde kalabilir” raporuyla tahliye edilmeyen mahpusların yaşam hakları ihlal ediliyor. 2023 yılı başından bu yana tespit edebildiğimiz kadarıyla hapishanelerde en az 40 mahpus yaşamını kaybetmiştir. Hapishanelerde meydana gelen tüm ölümler “önlenebilir ölümlerdir”. Devlet, yaşam hakkını korumak zorundadır ve ileri yaşta, engellilik durumu olan, ağır hasta olan mahpusları acilen tahliye etmelidir” dedi.

    %97 ENGELLİ RAPORUNA RAĞMEN SERBEST BIRAKILMIYOR!

    Bu hafta Sakarya/Ferizli Kapalı Hapishanesi’nde tutulan 75 yaşındaki Mehmet Bayram’ın durumuna dikkatleri çeken Sevil Turgut, şunları söyledi:

    “2016 yılında görülen davada, sosyal medya paylaşımları nedeniyle 3 yıl 9 ay ceza verilmiş ve 2 sene 2 ay cezaevinde yatmıştır. 2019 Kasım ayında yasa değişikliği nedeniyle tutuksuz yargılanmak üzere çıkmıştır. 2023 Kasım ayında dava ile ilgili Yargıtay tarafından onama kararı verildi ve 9 ay daha infazı kaldığı gerekçesiyle 30.11.2023 tarihinde tutuklanarak Sakarya/Ferizli Kapalı Cezaevi’ne konulmuştur.

    Mehmet Bayram’ın ciddi sağlık sorunları bulunmakta ve %97 engellilik raporu verilmiştir. Böbrek yetmezliği, kalp rahatsızlıkları var ve kanser tedavisi görmüştür. Başka rahatsızlıkları da bulunmaktadır. 2022 ve 2023 yılı içinde 4 kez rahatsızlıkları nedeniyle yoğun bakıma alınmış toplam 60 güne kadar yoğun bakımda yatmıştır. Mevcut durumda haftada 3 gün diyalize girmektedir. 30 Kasım 2023 tarihinde diyalizden çıktığı anda tutuklanmıştır. Tutuklandığı günden bugüne kadar neredeyse her gün, rahatsızlandığı için hastaneye götürülmektedir. 1 haftalık süreç içerisinde diyaliz tedavisi hiç alamamıştır. 05.12.2023’te sabah 09.00’da diyaliz tedavisi için getirildiği hastanede yoğunluktan dolayı akşam saat 20.00’ye kadar aç bekletilmiş, diyaliz yapılmadan cezaevine geri götürülmüştür.

    AİLESİ HALA GÖRÜŞ YAPAMADI

    75 yaşında, haftada 3 kez diyalize giren ve bu kadar ağır rahatsızlıkları Mehmet Bayram, bünyesi dayanamadığı ve rahatsızlandığı için 06.12.2023 tarihinde hastane acil servisine götürülmüştür. Ailesi tarafından, 05.12.2023 tarihinde açık görüş hakkı olmasına rağmen diyalize götürüldüğü için görüşme yapamamışlardır. Görüş yapabilmek için “ne zaman görüşebiliriz?” diye sorduklarında da bir sonraki ay görüşebileceklerinin bilgisi verilmiştir ve kendisi ile hala görüş yapamamışlardır.

    “SAĞLIĞI, HAPİSHANEDE 6 AY KALMAYA UYGUN DEĞİLDİR”

    Avukatları tarafından da ziyaret edilmek istendiğinde de tekrar hastaneye götürüldüğü için görüşme yapılmamış olup, infaz savcısı ve ceza infaz kurumu görüşmeleri sonucunda 6 aylık gözlem süresi başlatıldığı öğrenilmiştir. Ancak Mehmet Bayram’ın sağlığı, hapishanede 6 ay kalmaya uygun değildir. Cezasının çoğunu yatmış olup 9 ay gibi bir cezası kalmıştır.

    %97 engelli, sürekli olarak diyalize giren ve bunun yanı sıra birçok kronik, ağır hastalıkları olan Mehmet Bayram’ın acil olarak tahliye edilmesi gerekmektedir. Hapishanede kaldığı her gün yaşam hakkı ihlalini de beraberinde getirecektir.”

    PİRHA/ANKARA

  • HEDEP’ten Cemal Tanhan açıklaması: Yaşam hakkı ihlallerinin hesabını hukuk önünde soracağız

    HEDEP’ten Cemal Tanhan açıklaması: Yaşam hakkı ihlallerinin hesabını hukuk önünde soracağız

    PİRHA- Felç geçirdikten sonra tahliyesine karar verilen Cemal Tanhan, 43 gün sonra hayatını kaybetti. Konuya ilişkin açıklama yapan HEDEP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu,” Türkiye hapishaneleri, özellikle siyasi tutsakların yaşamlarını kaybetmeye varacak ihlaller yaşamasına sebep olan merkezler haline gelmiştir. Öyle ki hapishanelerden gelen ölüm, işkence, sağlık ihlali haberlerinin ardı arkası kesilmemektedir” ifadelerini kullandı.

    Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 30 yıldır tutuklu bulunan ağır hasta tutuklu Cemal Tanhan (68), 23 Ekim’de felç geçirmesi üzerine Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi’ne kaldırılmış, buradan da 27 Ekim’de Eskişehir Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’ne sevk edilmişti. 6 Kasım’da tahliyesine karar verilen Tanhan, 43 gün sonra hayatını kaybetti.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Tanhan’ın hayatını kaybetmesine ilişkin açıklama yaptı.

    “HAPİSHANELERDEN GELEN ÖLÜM, İŞKENCE, SAĞLIK İHLALİ HABERLERİNİN ARDI ARKASI KESİLMEMEKTE”

    Türkiye hapishanelerinin, özellikle siyasi tutukluların yaşamlarını kaybetmeye varacak ihlaller yaşamasına sebep olan merkezler haline geldiğini belirten komisyon açıklamasında, “Öyle ki hapishanelerden gelen ölüm, işkence, sağlık ihlali haberlerinin ardı arkası kesilmemektedir. Hasta tutsaklar ya hapishanede yaşamını yitirmekte ya da terminal dönemde yani yaşamlarının geri dönülmez şekilde risk altında olduğu, artık çok geç kalındığı dönemde serbest bırakılmaktadır.

    Sadece bu yıl içinde en az 37 mahpus, 2022’de en az 81 mahpus cezaevlerinde yaşamını yitirdi. Kimi mahpuslar ise zamanında tahliye edilmediği için cezaevinden çıktıktan kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin bir kısmının müsebbibi ise cezaevinde yaşamını idame ettiremeyecek derecede hasta olmalarına rağmen mahpuslara ‘cezaevinde kalabilir’ raporu veren ATK’dır” ifadelerine yer verdi.

    “TANHAN’IN TAHLİYESİ, İHD ANKARA ŞUBESİ’NİN 4 DEFA BAŞVURMASINA RAĞMEN ENGELLENDİ”

    “ATK’ın ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdiği, başvurulara rağmen tahliye edilmeyip hastalığı geri dönülmez şekilde ilerledikten sonra tahliye edilen Cemal Tanhan’ın ölüm haberini almış bulunmaktayız” diyen HEDEP komisyonu, “Bolu F Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan 30 yıllık ağır hasta tutsak Cemal Tanhan (68), 23 Ekim’de felç geçirmesinin ardından hastaneye kaldırılmıştı. Yapılan başvuru üzerine 6 Kasım’da infazı ertelenmiş ve 13 Kasım’da entübe edilmişti.

    Kanser hastalığından dolayı yaklaşık 40 kiloya düşmesine, yürüyememesine, konuşamamasına ve akciğerinde kitle olduğu tanısı konulmasına rağmen Tanhan’a biyopsi yapılmamıştı. Tedavisi engellenen Tanhan’ın tahliyesi de İnsan Hakları Derneği Ankara Şubesinin 2023’te 4 defa başvuruda bulunmasına rağmen engellenmişti. 5 Nisan 2023 tarihli ATK raporunda ise cezaevinde kalabileceği yönünde karar verilmişti” dedi.

    “HASTA TUTSAKLARIN DURUMUNA İNSANİ BİR ÇÖZÜM BULMA KONUSUNDA İKTİDARI GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ”

    Hasta tutukluların yaşam hakkı ihlallerinin hesabını hukuk önünde soracaklarını vurgulayan HEDEP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, şunları ekledi:

    “Yaşanan süreç göstermiştir ki Cemal Tanhan’ın ölümü doğal bir ölüm olmayıp tedavisinin engellenmesi ve zamanında tahliye edilmemesi sonucu gerçekleşmiştir. İş işten geçtikten sonra tahliye edilmiş olması, Adalet Bakanlığı başta olmak üzere ATK ve cezaevi idaresi gibi yetkililerin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

    HEDEP olarak; tüm hasta mahpusların yaşam hakkı ihlallerinin hesabını hukuk önünde soracağımızı bir kez daha tekrar ediyoruz. Cezaevlerinde hasta tutsakların durumuna insani bir çözüm bulma konusunda iktidarı bir kez daha göreve çağırıyor; çözüm bulunmadıkça yaşanan her ölümden sorumlu olacaklarını da bir kez daha hatırlatıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kordu: Şakir Turan tedavi hakkı elinden alındığı için ölmüştür, bu bir cinayettir -VİDEO

    Kordu: Şakir Turan tedavi hakkı elinden alındığı için ölmüştür, bu bir cinayettir -VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Avukat Banu Çukadar Yılmaz, hasta tutuklu Şakir Turan’ın yaşamını yitirmesine ilişkin Erzincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü önünde açıklama yaptı. Kordu, “Şakir Turan hastalıktan değil hakları ihlal edildiği ve tedavi hakkı elinden aldığı için ölmüştür. Bu bir cinayettir” dedi.

    Erzincan L Tipi Cezaevinde kalmakta olan, 4 ayda 23 kilo birden vermiş, konuşmakta zorluk çeken, 70 yaşındaki hasta tutuklu Şakir Turan’a Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından 10 Ağustos’ta Turan’a “Ceza tehiri gerekmez” raporu verildi. 24 Ağustos’ta yeniden hastaneye kaldırılan Turan için yemek borusu kanseri şüphesiyle tetkikler yapılması istendi, ancak hasta tutuklu tetkikleri sürerken yaşamını yitirdi. Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu ve Avukat Banu Çukadar Yılmaz Erzincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü önünde açıklama yaptı.

    “BU BİR CİNAYETTİR”

    Ayten Kordu hasta tutukluların yaşam haklarının elinden alındığına vurgu yaparak, “Cezaevlerinde hasta arkadaşlarımızın ölümü bir cinayettir, bir kader değildir. Sağlık hakkının engellenmesidir. Yaşam hakkının engellenmesidir. Uzun süren Adli Tıp Kurumu Raporlarının bir sonucudur. Sağlık konusunda yeterli destek alamadıkları ve hakları engellendiği için aslında bu bir cinayettir. Şakir Turan hastalıktan değil hakları ihlal edildiği ve tedavi hakkı elinden alındığı için ölmüştür. Bu bir cinayettir” dedi.

    Avukat Banu Çukadar Yılmaz ise şunları söyledi:

    “Geçen hafta görüşe geldiğimde yürüme güçlüğü, solunum güçlüğü ve nefes almakta çok zorlanmaktaydı. Sağlık problemleri gözle görülecek kadar ağır durumdaydı. Kendisi defalarca hastaneye sevkini talep etmişti. Yaşam hakları ihlal edilerek bir nevi cinayete kurban gitmiştir. Biz ailesinin avukatı olarak süreci takip edeceğiz.”

    Hayatını kaybeden hasta tutuklu Şakir Turan’ın cenazesini teslim alan Kordu, cenazeyi Diyarbakır’a götürecek. Sabah saatlerinde ise cenaze Mardin’e götürülüp defnedilecek.

    PİRHA/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER:

    ‘Hapishaneleri ölüm evleri olmaktan çıkarın; Şakir Turan’ın yaşamını yitirmesi cinayettir’

     

  • Hasta tutuklu Bişar Yazıcı yaşamını yitirdi

    Hasta tutuklu Bişar Yazıcı yaşamını yitirdi

    Van Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Bişar Yazıcı adlı tutuklu yaşamını yitirdi. 

    Van Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Bişar Yazıcı adlı 52 yaşındaki tutuklu bayramdan önceki Cuma günü akşamı Karaciğer yetmezliği nedeniyle Diyarbakır Dicle Üniversitesi’ne sevk edildi. Oğlunun refakatçi olmasına izin verilmezken, Yazıcı’nın bugün yaşamını yitirdiği öğrenildi.

    Yazıcı ailesi cenazeyi almak için Diyarbakır Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gitti. Alınacak olan Yazıcı’nın cenazesi, Van’ın Özalp ilçesine ilçesine bağlı Çavuşlar Mahallesi’ne götürülecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, kadın hasta tutukluların durumuna dikkat çekti

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, kadın hasta tutukluların durumuna dikkat çekti

    PİRHA- Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi 429’uncu hafta basın açıklamalarında Türkiye’nin çeşitli cezaevilerinde tutulan ağır hasta kadın tutukluların durumuna dikkat çekti.

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, hasta tutukluların durumuna dikkat çekmek için gerçekleştirilen eylemlerin 429’uncu haftasında, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla hasta tutuklu kadınların durumuna dikkat çekti. İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi’nde yapılan açıklamayı İHD Merkez Hapishaneler Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Çevirmen okudu.

    Türkiye hapishanelerinde kadın mahpusların maruz kaldığı pek çok sorun bulunduğuna dikkat çeken Çevirmen, “Hasta mahpuslar sağlık hakkına yeterince erişemiyor. Üçlü protokolden kaynaklı olarak birçok aksaklık, sağlığı tehdit eder nitelikte uygulamalara neden olmaktadır. Kelepçeli muayene, sağlıksız tek kişilik ring araçlarıyla sevkler, yapılmayan ya da aksatılan hastane sevkleri ve daha birçok etkenin yanı sıra 24 saat acil tıp hizmeti zorunlu olan hapishanelerin bunlardan yoksun olması gibi nedenler sağlığa erişimin önündeki engellerdir. Hasta ve ağır hasta mahpuslar infazları ertelenmediği için tahliye olamıyor. Hasta mahpusların haklarının korunmasını garanti altına alan yasalara ve uluslararası sözleşmelere de uyulmuyor. Hakları ihlal eden kamu görevlileri hakkında da cezasızlık politikası izlenmekte ve bu da ihlalleri süreklileştirmektedir” dedi.

    Afyon E Tipi Kapalı Hapishanesinde 1, Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesinde 2, Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesinde 19, Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde 15 olmak üzere tespit edebildikleri kadarıyla İç Anadolu Bölgesinde 37 Kadın hasta mahpus bulunduğunu belirten Çevirmen, şunları aktardı:

    “Afyon E Tipi Kapalı Hapishanesi Fatma Tüzzehra Babacan: Troid kanseri ameliyat oldu, ilaç kullanımı devam ediyor. Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi Mukadder Alakuş: Bel ve boyun fıtığı, iltihaplı eklem romatizması rahatsızlığı var. İltihaplı eklem romatizması gözüne sıçramış. Diş sorunlar var. Safra kesesinde taş var ameliyatı göze alamıyor. Ülkü Eyilcim: İleri derecede astım, kalp, şeker ve hipertansiyon hastalıkları var.

    Kayseri Kadın Kapalı Hapishanesi:

    Dicle Bozan: Bir bacağı kesik olup diğer bacağında şarapnel parçaları vardır. Bağırsakları parçalanmış olup dışarıda olan bağırsaklar için kolostomi torbası takılıdır. Ayrıca migren atakları var ve epilepsi hastalığından ötürü sürekli bayılmalar yaşamaktadır. Dilşad Şengül: Yaralanmadan kaynaklı kalp ve akciğerlerde çok büyük zedelenmeler var, yemek borusu parçalanmış, sağ akciğerinin yarısı çalışmıyor. Yemek borusunda cep oluştuğundan, yemek yerken zorlanıyor yutma güçlüğü çekiyor. Kaburgalarına gelen patlayıcı madde kana karışmış, kalbe doğru ulaşarak vücudun kalp üzerindeki seviyesinden yani baş, boyun ve kollardan kalbe dönen kirli kanı taşıyan ana toplar damara VENA KAVA SUPERİOR’u yırtmış, bu damar dikilmiş, aort damarının çevresinde virüs boşluğunda ve akciğerde şarapnelleri hala mevcut. Sağ kolundan şarapnel parçalarının sinirlerine isabet ettiğinden hareket kısıt sorunu var ve gittikçe ilerliyor, kaslarda sıkışma var, sağ kolunu kaldıramıyor. Serçe, orta ve yüzük parmağı kesilmiş.

    Gülazer Akın: Yumurtalıklarında kist var. Ayrıca mide ülseri sorunları da var. Son olarak boğaz kanseri teşhisi konuldu. Işıl Işık: İki kez beyin ameliyatı olmuş. Medya Aslan: Nefes darlığı, ileri derecede astım hastası ayrıca bel fıtığı var.

    Muhlise Karagüzel: Kalp hastası, 2021 ve 2022 yıllarında üç kez kalp krizi geçirdi ve stent takıldı. Şeker hastası ve şekerinin çok yüksek olmasından kaynaklı günde dört kez iğne yaptırmaktadır, şekerinin yüksek olması sebebiyle böbrekleri zarar görmüş ve şiddetli sancılar çekiyor. Tansiyon hastalığı için iki ilaç ve bir de dil altı hapı kullanmaktadır. Astım hastası ve bu hastalıklarına dair raporları bulunmaktadır. 2 kez göz anjiyosu olmuş, doktorlar tarafından acilen ameliyat olması gerektiği söylenmiş ancak gözlerini kaybetme ihtimali olduğu için ameliyat olmak istememiştir. Astım hastalığı giderek ağırlaşmakta, nefes almakta güçlük çekmekte, nefes darlığı nedeniyle uyuyamamakta, bu hastalık yüzünden çok kez uykuda bayılmakta ve arkadaşları tarafından uyandırılmaktadır.

    Gülgeş Tatlı: Her iki kol ve kalçasında ağır yaralar var ve tedavisinde aksaklıklar yaşıyor.

    Güzel Saraç: Şeker hastası. Hacer Halil Yusuf: 24 yıldır hapishanede, bağışıklık sisteminde sorun var. Memesinde sorun var hastalık ilerliyor.

    Jiyan Ay: Bel fıtığı var, bacakları ise zaman zaman tutmuyor.

    Medya Aslan: Nefes darlığı, ileri derecede astım hastası ayrıca fıtık var.

    Naime Encü: Bir gözünde katarakt var. Bir gözünde tümör çıkmış, ameliyat olacak. Diş tedavileri yapılmıyor. Bel ve boyun fıtığı var.

    Nazlı Soglin: Cezaevinde bulunduğu 11 yıllık süre zarfında midede ülser, beyninde iki damarı tıkalı ve lekeler oluşmuştur, Kalp kapakçığında kalınlaşma, eklem hastalığı, yumurtalıklarında kist, nefes darlığı vb. birçok hastalıkları mevcuttur.

    Nergiz Okan: Kolundan ameliyat edilip platin takılmış ancak yeniden ameliyat olması gerekiyor.

    Özgül Yaşa: Diyabet hastası. Yüzünde ve çenesinde yaralar var.

    Pakize Bilenci: 54 yaşında, panik atak hastası, düzenli günlük 2 öğün aldığı panik atak ilaçları alıyor. Karaciğer rahatsızlığı var, Hepatit-B hastası.

    Songül Aydın: Panik atak rahatsızlığı mevcut.

    Şilan Çetiner: Beyninde kitle var. Kusma, baş ağrısı, titreme, kulak uğuldaması var. Ayrıca boyun kemiğinde çatlak var.

    Zerga Açar: 57 yaşında, iki gözünden ameliyat olmuş, sol elini kullanamıyor.

    Sincan Kadın Kapalı Hapishanesi:

    Ayşe Topçu: Ciğerinde ve sırtında şarapnel parçaları var. En ufak bir soğuk aldığında, üşüttüğünde nefes alıp verme güçlüğü çekmekte, nefes darlığı sorunu yaşamakta, bazen kramp girmekte, soğuk algınlığında 70-80 yaşındaki gibi öksürmekte, öksürük esnasında ciğerinin kasıldığını hissetmekte, sırtında etkisinin ise sinirlere geldiği için kollarında uyuşma oluşmakta, elinden geldikçe parçaların hareket etmemesi için dikkat etmektedir.

    Bermal Birtek: Kalp Hastası.

    Canan Utangaç: Vücudunda 2.derecede yanıklar var. Beline ve bacağına kırıklar sebebiyle vidalar takılmış, enfeksiyon kapmaması gerekiyor. Koğuşta normal işlerini dahi yapamıyor.

    Dilek Hatipoğlu: Kalça kemiği rahatsızlığı (Bursit) hastalığı var. Ayrıca Vertigo hastasıdır.

    Elif Çetinbaş: Rozasea (gül) hastalığı var. Guatr hastasıdır. Bel fıtığı hastasıdır ve 2020’de ameliyat oldu.

    Fadik Adıyaman: İki kere rahim ameliyatı oldu. Kanser tehlikesi, tiroid olmasından kaynaklı doktor duruşmaya gelmesine izin vermiyor. Gülşan Adet: Kronik anklikozan spondolit (eklem iltihaplanması) ve ülser rahatsızlıkları bulunmaktadır.

    Nedime Yaklav: Böbrek hastası. Ayrıca guatr, alerji ve yüksek tansiyonu hastalıkları var.

    Nilüfer Şahin: Aşırı unutkanlık ve ellerde titreme var. Ayrıca hipertiroid hastasıdır ve tedavisi devam ediyor.

    Pınar Tikit: Beyinde araknoid kist var. Kist şu an 8 cm, bayılma, kriz şeklinde ataklar yaşıyor. Kist 10 cm olduğunda risklere rağmen cerrahi müdahale zorunlu olacak.

    Rihan Kavak Özbek: Kas ve sinir erimesi var. Astım hastası. Zehirli gautr teşhisi konuldu, ameliyat oldu. Bel fıtığı var. Göğüslerinde kitle var, yılda bir kez momografi çektiriyor. Panik atak rahatsızlığı bulunmaktadır.

    Sabite Ekinci: Hepatit B taşıyıcısıdır. Karaciğerde yağlanma var. Eklem romatizması, kemik erimesi, kalpte ritim problemi (Taşikardi), migren, kronikleşmiş mide ve bağırsak problemleri var.

    Selver İspir: Kalp Hastası Zerrin Yılmaz: Panikatak hastası. Ayrıca haşimato hastalığı da var.

    Zeynep Bingöl: 62 yaşında. Tansiyon hastası. Ayrıca migren ve sinüzit hastası.

    Kadın hasta mahpusların tüm sağlık kontrollerinin ve tedavilerinin aksatılmadan yapılması, hapishanede tedavisi yapılamayan ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenerek acil tahliye edilmesi gerekmektedir. İnsanlık onuruna aykırı kelepçeli muayene ve tekli ring araçlarıyla sevklere son verilmelidir. Hapishanelerde acil müdahalede bulunan sağlık ekipleri bulundurulmalı, revire çıkarılma ve hastane sevkleri hızlandırılmalıdır. Bizler; Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi olarak 429. Haftada kadın Hasta Mahpusların durumlarını getirdik. Tüm bu sorunlar kalıcı bir şekilde çözülünceye kadar dile getirmeye, taleplerimizi kamuoyu ile paylaşmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Aysel Tuğluk tahliye edildi

    Aysel Tuğluk tahliye edildi

    PİRHA-Kandıra 1 No’lu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan demans hastası Aysel Tuğluk tahliye edildi. 

    Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutulan demans hastası Aysel Tuğluk’a ilişkin dün Adli Tıp Kurumu (ATK) “Cezaevinde kalamaz” yönünde rapor verdi. Raporun açıklanmasının ardından avukatlar, daha önce Kocaeli İnfaz Hakimliği’ne verilen infaz erteleme talebini yineleyen bir dilekçe daha sundu. ATK raporu ve avukatların talebini değerlendiren İnfaz Hakimliği, Aysel Tuğluk’un tahliyesine karar verdi.

    ATK raporunun öğrenildiği saatten itibaren aile ve avukatları başta olmak üzere çok sayıda kişi dün geceden bu yana cezaevi önünde bekleyişe geçti. Kararın cezaevine gönderilmesi üzerine Aysel Tuğluk cezaevinden tahliye edildi.

    Aysel Tuğluk’u cezaevi kapısında, ailesi, avukatları, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay, Muş eski Milletvekili Burcu Çelik, Parti Meclis (PM) üyeleri, Kocaeli İl ve Gebze İlçe Örgütleri, Marmara Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (MATUHAY-DER) ile çok sayıda kişi karşıladı.

    Aysel Tuğluk, tahliyesinin ardından tedavisinin yapılması için İstanbul’a götürüldü.

    (HABER MERKEZİ)

  • Anne Songül İlker: Oğlum Ekim Polat’ın tedavisi yapılmıyor, ölümle tehdit ediliyor

    Anne Songül İlker: Oğlum Ekim Polat’ın tedavisi yapılmıyor, ölümle tehdit ediliyor

    PİRHA-Adalet Bakanlığı’nın ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın tedavisi için gönderdiği dilekçeye rağmen tedavi koşulları sağlanmıyor. Ekim Polat’ın tedavi hakkının sağlanması için 59 gündür oturma eylemini sürdüren anne Songül İlker, “Ekim, cezaevindeki gardiyanlar tarafından ‘Bizi şikayet ettiğin için senin tedavin yapılmayacak, buradan senin ölün çıkacak’ diyerek tehdit ediliyor” dedi.

    İstanbul’da Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 2016 yılında tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Denizli Cezaevi önünde oğlunun taleplerinin karşılanması için oturma eylemi başlatan anne Songül İlker de oğlunun açlık grevine ara vermesinin ardından eylemini İHD İstanbul Şubesi’ne taşıdı. Anne İlker, İstanbul’da oturma eylemini 59 gündür sürdürüyor.

    Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 24 yaşındaki ağır hasta tutuklu Ekim Polat, nitelikli koşullarda tedavi hakkı için 1 Ağustos’ta başlattığı açlık grevi eylemini kalp çarpıntısı ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarından dolayı 10 Eylül’de ara verdi. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı da Polat’ın tedavisinin sağlanması için cezaevine dilekçe gönderdi. Ancak bakanlığın dilekçesine rağmen Polat’ın tedavi koşulları sağlanmadı.

    “OĞLUMU KAYBETMEK İSTEMİYORUM”

    Ekim Polat’ın cezaevindeki gardiyanlar tarafından tehdit edildiğini vurgulayan anne Songül İlker, “Ekim cezaevindeki gardiyanlar tarafından ‘Bizi şikayet ettiğin için senin tedavin yapılmayacak, buradan senin ölün çıkacak’ diyerek tehdit ediliyor” dedi.

    İlker şunları kaydetti:

    “Oğluma işbirliği dayatılıyor, bizi şikayet ettiğin için seni burada öldüreceğiz diyorlar. Göstermelik bir tedavi süreci başlattılar ama Ekim’in tedavisinin yapılması için hastaneye yatışının yapılması gerekiyor. Ekim’in beyin MRG’si çekildi ancak ameliyatını bekliyoruz hapishane müdürü Ali Rıza Yıldırım özellikle tedaviyi engelliyor. Milletvekillerinden ve TBMM İnsan Hakları Komisyonu’ndan Ekim’in insani koşullarda tedavisinin sağlanması için mücadele etmesini istiyorum. Ben oğlumu kaybetmek istemiyorum, her gün işkenceye maruz kalıyor ve ölüm tehditleri alıyor. Ekim’e bir şey olursa bunun sorumlusu sadece cezaevi yönetimi ile Adalet Bakanlığı değil sessiz kalıp üzerine düşeni yapmayanlar da sorumlu olacak.”

    Cihan BERK/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER

    >Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesinden tahliye talebi: Bir cenaze daha çıkmasın
    >Anne İlker: Herkes sesimizi duysun, oğlum Ekim Polat’ın tedavi hakkı sağlansın-VİDEO
    >Denizli T Tipi Cezaevi müdürü hakkında soruşturma başlatıldı
    >Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın durumu çok ciddi, tedavisi engelleniyor

  • Hasta mahpus Hanefi Eser 30 yıl sonra tahliye oldu

    Hasta mahpus Hanefi Eser 30 yıl sonra tahliye oldu

    Hasta mahpus Hanefi Eser, 30 yıl sonra tutulduğu cezaevinden tahliye oldu.
    İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutuklular listesinde yer alan ve 29 Ekim 1992 tarihinde tutuklanan Hanefi Eser, 30 yıl sonra Kayseri Bünyan 2 No’lu T Tipi Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye oldu.
    Eser’in tahliyesini Rojeva Zindanan hesabı duyurdu. Paylaşımda şu ifadelere yer verildi:
    “Hoşgeldin 30 yıl sonra. O zorlu senelerle 30 yıl direnerek gelen Hanefi Eser tahliye oldu. Nice cefalardan, işkenceli zamanlardan, açlık grevlerinden geçtin. Hoşgeldin halkına.”

    (HABER MERKEZİ) 

  • 541’inci F Oturumu: Çevik Bir’de olduğu gibi Aysel Tuğluk da tahliye edilmelidir-VİDEO

    541’inci F Oturumu: Çevik Bir’de olduğu gibi Aysel Tuğluk da tahliye edilmelidir-VİDEO

    PİRHA-“Hasta Mahpus Aysel Tuğluk Serbest Bırakılsın” başlığı ile yapılan 541. F Oturması’nda Orgeneral Çevik Bir’in demans hastalığı nedeniyle tahliye edilmesine değinilirken, “Aysel Tuğluk da tahliye edilmelidir” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu tarafından gerçekleştirilen 541. F Oturması “Hasta Mahpus Aysel Tuğluk Serbest Bırakılsın” başlığı ile yapıldı.

    Tutuklu bulunduğu Kobane davasında hakkında tahliye kararı verilen Tuğluk’un durumunun da paylaşıldığı açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Başkanı Avukat Gülseren Yoleri okudu.

    “YAŞAMINI DEVAM ETTİREBİLMEK İÇİN İKİNCİ KİŞİLERİN YARDIMINA İHTİYAÇ DUYUYOR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Aysel Tuğluk; ağır demans hastası olmasına ve hapishanede kalamayacağına dair hastane raporuna rağmen, halen serbest bırakılmamakta, yaşamı riske sokulmaktadır. Bilindiği üzere; Aysel Tuğluk’un demans hastası olmasında, annesi Hatun Tuğluk’un vefatı ardından, defni sırasında cenazesine yapılan çirkin saldırının neden olduğu psikolojik yıkım önemli bir rol oynamış, söz konusu durum Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporunda da açıkça zikredilmiştir.

    Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından hazırlanan, 12 Temmuz 2021 tarihli raporda, Aysel Tuğluk’un;  demans hastalığından muzdarip olduğu, hayatını sürdürmek için ikinci kişilerin yardımına ihtiyaç duyduğu açık biçimde belirtilmiştir. Kurul, hapishane koşullarında yaşamını yalnız başına sürdüremeyeceğine vurgu yaparak, cezasının infazının ertelenmesi gerektiğini dile getirmiştir. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, üniversitenin raporunu görmezden gelen Adli Tıp Kurumu’nun, tıbbi dayanaktan yoksun raporunu esas alarak, “ infaz erteleme” talebini 03 Eylül 2021 tarihinde reddetmiştir.”

    “ÇEVİK BİR DE OLDUĞU GİBİ TUĞLUK DA SERBEST BIRAKILMALIDIR”

    Açıklamada ayrıca hastalığı nedeniyle Tuğluk hakkında 2 defa infaz erteleme talebinde bulunulduğu fakat olumlu sonuç alınamadığı belirtildi. Orgeneral Çevik Bir’in demans hastalığı nedeniyle tahliye edilmesine değinen Yoleri, “Demans hastası olması nedeni ile yaşamı risk altında denilerek geçtiğimiz günlerde cezasının infazına bir yıl süreyle ara verilerek serbest bırakılan Orgeneral Çevik Bir örneğinde olduğu gibi, aynı gerekçelerle Aysel Tuğluk da serbest bırakılmalı, yaşam hakkı korunmalıdır. 541’inci F oturması kapsamında bu hafta; “Hasta mahpus Aysel Tuğluk ve hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan bütün hasta mahpusların serbest bırakılarak sağlık ve yaşam haklarının korunması için yetkilileri göreve, kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesinden tahliye talebi: Bir cenaze daha çıkmasın

    Ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesinden tahliye talebi: Bir cenaze daha çıkmasın

    PİRHA- Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın annesi Songül İlker, “Doktor, oğlumun Akromegali hastası olduğunu ve iç organlarının çok fazla zarar gördüğünü söyledi. Beyninde tümör var. 4 ay içinde ameliyat olması gerekiyor. Ekim’i kaybedebiliriz. Cezaevinden bir cenaze daha çıkmasın” dedi.

    İstanbul’da Gezi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 2016 yılında tutuklanan ve 24 yıl ceza alan ağır hasta tutuklu Ekim Polat’ın sağlık durumu gün geçtikçe kötüye gidiyor.

    Tutukluluğunun ilk 1,5 yılını Silivri 5 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde geçiren Polat, ilk olarak Bandırma’ya, sonrasında Manisa Akhisar T Tipi Kapalı Cezaevi’ne ve ardından Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi.

    Cezaevine girmeden önce herhangi bir sağlık sorunu olmayan Polat’ın 6 yıllık tutukluluk sürecinde kalp ritim bozukluğu, KOAH, kemik erimesi, tümör, hipertansiyon, görme bozukluğu kanser ve yüksek felç gibi hayati risk taşıyan hastalıkları oluştu. Polat, içeride iki defa kalp krizi geçirdi.

    Polat’ın annesi Songül İlker, doktorların içeride tedavisinin mümkün olmadığını belirtmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) ısrarla ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdiğini ve bu yüzden tahliye edilmediğini söyledi.

    İlker, oğlunun sağlığının giderek kötüleştiğini ve bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini vurgulayarak yaşadıkları süreci anlattı.

    “BİR POLİS EKİM’E TUTUKLANACAĞINI VE ÇOK CEZA ALACAĞINI SÖYLEDİ; ÖYLE DE OLDU”

    Oğlu Ekim’e Gezi eylemlerinden sonra sistematik baskı uygulanmaya başlandığını ifade eden Songül İlker, “Polisler sürekli olarak oğluma işbirlikçilik yapması konusunda dayatmalarda bulunuyorlardı. İstediğin kadar para veririz, istediğin ülkeye göndeririz, diyorlardı. Oğlum bunları kabul etmeyince, tehdit etmeye başladılar. Tutuklanacağını, uzun yıllar cezaevinde kalacağını söylediler ve öyle de oldu. Aynı şekilde benimle de konuşuyorlardı. ‘Ekim, Berkin’in cenazesine neden gitti, toplumsal olaylara karışmasın’ diyorlardı. Daha sonra 2016 yılında bir itirafçının ifadeleri nedeniyle gözaltına alınıp tutuklandı. O günden bu yana tutuklu” diye konuştu.

    “BEYNİNDE TÜMÖR VAR, 4 AY İÇİNDE AMELİYAT OLMASI GEREKİYOR”

    Anne İlker konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “Doktorlar oğlumun Akromegali (Büyüme Hormonu Hastalığı) olduğunu, iç organlarına zarar verdiğini söyledi. Ekim’in acilen tedavi edilmesi gerekiyor. Oğlumun akromegali hastalığına yakalandığını yeni öğrendik. Bu hastalık bütün organlarına zarar vermiş. Acilen beynindeki tümörün alınması gerekiyor. 4 ay içerisinde ameliyat olmalı. Yoksa hayatını kaybedebilir. Göstermelik bir tedavi süreci başlattılar. Hastaneye götürülüyor, doktorun yanına götürüyorlar ama muayene etmeden, işlem yapmadan geri gönderiyorlar. Doktorlar burada suç işliyor. Oğlum, hastaneden sonra da hapishaneye girerken çıplak arama gibi insanlık dışı uygulamalara maruz kalmış. Ayrıca ilaçları da verilmiyor.”

    “HAPİSHANEDE SAĞLIKLI BESLENEMİYOR VE ÇEŞİTLİ BASKILARA MARUZ KALIYOR”

    Polat’ın hapishanede de çeşitli baskılara maruz kaldığını söyleyen İlker, hapishane müdürüne hasta koğuşu oluşturması için defalarca dilekçe yazdıklarını da kaydederek, “Bu onların yasal hakkı aslında. Onun gönderdiği dilekçeler işleme alınmıyor. Hapishanede gardiyanlar tarafından defalarca tehditlere, hakaretlere, işkenceye, tacize maruz kaldı. Havalandırmaya çıkarıldığında adlilere hedef gösterilmiş. ‘Senin buradan ölün çıkacak’ gibi söylemlerde bulunmuşlar. Sağlıklı beslenmesi engelleniyor. İstediği yiyecek ve içecekler için ‘sana kalmadı’ diyorlarmış ve vermiyorlarmış. Ya da bozuk yiyecek veriyorlarmış. Bu baskılarla ilgili suç duyurusunda bulunduk. Şikayet ettik ama bir sonuç alamdık. Milletvekilleri de Meclis’te Ekim’in durumunu gündeme getirdiler ama değişen bir şey olmadı. Hala aynı sorunları yaşamaya devam ediyoruz” dedi.

    “EKİM’DEN HER AN OLUMSUZ BİR HABER GELEBİLİR, ACİLEN TAHLİYE EDİLMELİ”

    ‘Ekim’in durumu çok ciddi. Her an olumsuz bir haberi gelebilir’ diyen anne Songül İlker, son olarak şunları aktardı:

    “Akromegali hastalığı yüzde 90 hipofiz bezinden ve tümörden kaynaklanıyor. Bu tümör görme kaybına, şekere ve bütün organlarına zarar vermiş durumda. Raporlarını başka bir doktora gösterdim, yanlış tedavi uygulandığı söylendi. Ekim’den her an olumsuz bir haber gelebilir. Ekim’i kaybedebiliriz. Cezaevinden yeterince cenaze çıktı, bir cenaze daha çıkmasın. 4 ay içinde cerrahi müdahale gerekiyor. Hastaneye yatırılarak tedavi olması gerekiyor. Her saniye yaşamından gidiyor. Sağlıklı bir şekilde tedavi olabilmesi için Ekim tahliye edilmeli. Geçen her saniyenin hayatı için ne kadar riskli olduğunu kendileri de çok iyi biliyorlar. Yaşam hakkını engellemesinler.”

    Melis CİDDİOĞLU/ANKARA