Etiket: hasta

  • Dersim’de sağlık emekçileri helikopterden aşağıya atıldı!

    Dersim’de sağlık emekçileri helikopterden aşağıya atıldı!

    PİRHA- SES Dersim Şubesi, acil bir vakaya giden sağlık emekçilerinin, helikopter personeli tarafından aşağıya atılmasına ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bu insani olmayan yaralanma ve sakat kalma riski taşıyan şiddet içeren uygulamayı reddedip kınıyoruz” dendi.

    Olay, 112 Komuta Kontrol Merkezine gelen çağrı ile Qişle(Nazımiye)’ye bağlı Hakis(Büyükyurt) köyünde, yatalak 106 yaşında bir hastanın sağlık durumunun kötüleştiğine dair yapılan ihbarın ardından yaşandı.

    Hasta yakını tarafından Ambulans talebi olduğu komuta kontrol merkezine bildiriliyor. Yetkililer, yolun kapalı olduğu ve açılması halinde gerekli sağlık hizmeti verileceği hasta yakınına bildiriliyor. İlerleyen saatlerde ise hasta için helikopterin ayarlandığı ve merkezden doktorlu ekibin helikopter pistine yönlendirilmesi Sağlık Hizmetleri Başkanı tarafından istendi.

    Bu arada komuta kontrol merkezinde görevli doktor, hasta yakınına ulaşıp yolun kapalı olmasından kaynaklı helikopter ile hastayı alacaklarını bildiriyor. Bunun üzerine hasta yakını ambulans talebinden vazgeçtiğini, hastanın daha iyi olduğunu bildiriyor.

    Bu bilgi Sağlık Hizmetleri Başkanı’na iletilip, kişinin talebi olmadığını ve amacın yolun açılması için böyle bir talep oluşturduğunu söylemesine rağmen, yine de sağlık hizmetleri başkanı ekibin helikoptere eşlik etmesini istiyor. Lakin bu yönlendirilme komuta kontrol merkezi dışında Halk Sağlığı Destek birimi başkanı tarafından organize ediliyor.

    112 çalışanlarının hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan, -10 derece soğukta, iki metreye varan kar kalınlığının olduğu, can güvenliğinin açıkça tehlikede olan bir alana, hastanın bulunduğu yerden yaklaşık 6-7 kilometre uzaklığında, iniş yapmadan AFAD ve 112 ekibinin yaklaşık 5 metre yükseklikten aşağı atlanması isteniyor.

    A.T.T adlı kadın sağlık çalışanı, ısrarla bu yükseklikten atlamayacağını ve helikopter ile geri döneceğini söylemesine rağmen, zor kullanmak suretiyle helikopter teknikeri tarafından personel aşağı atılmıştır. Yüz üstü karın üzerine düşen A.T.T adlı sağlık çalışanı, yüksekten düşmesi üzerine vücudunda çeşitli morarmalar oluşmuştur. A.T.T, bu durum üzerine adli rapor alıp hukuki sürecini başlatmıştır.

    “ARKADAŞLARIMIZ ÖLÜME ATILMIŞTIR”

    Yaşanan bu olay üzerine SES Dersim Şubesi, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla sert tepki gösterdi:

    “Bu insani olmayan yaralanma ve sakat kalma riski taşıyan şiddet içeren uygulamayı reddedip kınıyoruz. Sağlık ekibine ait tüm malzemeler yine aşağı atılarak hastayı almadan bölgeden uzaklaşmıştır. Tüm bu olumsuzlukların üzerine personel bölge koşulları için uygun olmayan 112 kıyafeti ve ayakkabısı ile -10 derecede 2 metre kalınlığında kar içinde yürümeye devam ederken bir süre sonra tükenmeye ve üşümeye başlayıp hipotermi riskiyle adeta yaşam mücadelesi vermeye başlıyorlar.”

    Hiçbir güvenlik önlemi alınmadan, sağlık çalışanlarının hayatının tehlikeye atıldığını savunan SES, “Arkadaşlarımız bölgede ayı, kurt vb. yabani hayvanların ayak izlerine rastlanmasıyla endişeleri giderek artıyor. AFAD ekibinden oldukça geride kalan A.T.T arkadaşımız ve doktor arkadaşımız yaklaşık 4 kilometrelik yürüyüşün sonunda tam hava kararmaya başlarken şans eseri bir eve denk gelerek buraya sığınıyorlar. Bu uygulama, ne hizmettir ne fedakârlıktır; açık bir iş güvenliği ihlalidir, emeğin ve emekçinin yok sayılmasıdır. Güvenlik tedbiri olmadan, Jandarmadan destek alınmadan, risk analizi yapılmadan, çalışan rızası gözetilmeden yapılan dayatmadır” dendi.

    “BU RIZA YOK SAYILARAK UYGULANAN AĞIR BİR ŞİDDETTİR”

    “Bu İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatının açık ihlalidir, Kamu emekçisinin canını hiçe saymaktır kabul etmiyoruz. 112 çalışanları hayat kurtaran kamu emekçileridir. Sağlık emekçilerini alkışla değil, güvenli çalışma koşullarıyla korumak zorundasınız” denilen açıklamada rıza olmadan böyle bir uygulamanın yapılamayacağına dikkat çekildi.

    SES Dersim Şubesi, açıklamanın sonunda ise uygulamanın sorumluları hakkında işlem yapılmasını, benzer dayatmaların derhal sonlandırılmasını ve sağlık emekçilerine insanca, güvenli çalışma koşullarının sağlanmasını talep etti ve devamında şunları belirtti:

    “Emeğimiz de hayatımız da reklam malzemeniz değildir! Biz SES Dersim Şubesi olarak, sağlık emekçilerinin hayatını tehlikeye atan, emeği görmezden gelen, propaganda uğruna çalışanları riske atan bu anlayışı reddediyoruz. Buradan açıkça söylüyoruz: 112 emekçileri, soğukta, karda, saat fark etmeksizin zaten görev başındadır. Kamu emekçisine reva görülen zor, baskı ve tahakkümün somut göstergesidir. Hiçbir görev tanımı, hiçbir talimat, hiçbir “emir” bir sağlık emekçisini ölüm riski taşıyan bir eyleme zorlamayı meşrulaştıramaz. Sağlık çalışanları askeri personel değildir.”

    PİRHA/DERSİM

  • Hekimler hükümete seslendi: 2 dakikada hasta muayene edilemez! -VİDEO

    Hekimler hükümete seslendi: 2 dakikada hasta muayene edilemez! -VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da hekimler hasta muayene süresinin 2 dakikaya kadar düşürülmesinin üzerine Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi önünde açıklama yaptı. “Emek bizim söz bizim” diyen hekimler 2 dakikalık muayene ile hekimlik yapılamayacağını vurguladılar, hastalara ise “sağlığınıza sahip çıkın” çağrısında bulundular.

    İstanbul Tabip Odası’nın çağrısıyla Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi önünde ‘2 dakikada hasta muayene edilemez’ diyerek bir araya gelen hekimler basın açıklaması yaptı.

    Açılış konuşmasını İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ertuğrul Oruç yaptı.

    Oruç, Sağlık Bakanı ve başhekimliğin olaya ilişkin açıklamalarına tepki göstererek, “İstanbul Tabip Odası olarak da biz bunu kamuoyuna taşıyınca, gündemleştirince bir anda infial yarattı. Sağlık Bakanlığı ve başhekimlik bunun sehven yapıldığına dair söylemler söyledi ama görüyorsunuz aslında meslektaşlarımız 12’yi geçmesine rağmen pek çoğu poliklinikte çıkamıyorlar. Çünkü 10 dakikaya sıkıştırılmış dört beş hastaya bakmaya çalışıyorlar. Ne kadar bakabilirlerse, hastalarda bu arada şifa bulmaya çalışıyor. Ne kadar şifa bulmaya çalışabilirlerse… Sağlık Bakanlığı yine kendi yarattığı sorunu, sağlığı piyasalaştırarak hekimler üstünden, hastalar üstünden çözmeye çalışıyor bugün de. Ne yapıyor? Hasta sayısını arttırarak hekim emeğini ucuzlatmaya çalışıyor. İkincisi de bunu yaparak hastalarımızın sağlık hakkını aslında gasp etmiş oluyor” diye konuştu

    “SİSTEMSEL BİR HATA DEĞİL, SİSTEMİNİZ HATALI!”

    İlk sözü İstanbul Tabip Odası Genel Başkanı Osman Küçükosmanoğlu aldı. Küçükosmanoğlu “Bu sistemsel bir hata değil, sisteminiz hatalı” diyerek sözlerine başladı ve “Şu andaki mevcut sağlık sistemi hastayı müşteri, sağlık kuruluşlarını da bir ticarethaneye dönüştürmüş durumda. Bu gördüğünüz hastalık bir kamu hastanesi olabilir ama bir ticarethane mantığıyla yürüyor. Döner sermayesi var. Ne kadar hasta görülürse ne kadar işlem ne kadar tetkik yapılırsa ona göre Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir pay alması söz konusu. Hekimler için ücretler de öyle. Bakılan işe yapılan işleme göre yapılan bir ücretlendirme var. Daha çok işlem daha çok para diye. sanki vatandaşın sağlığına değil de hastalığına dua edin diyen bir sistem. Ama bu yürümüyor. Sistem nasıl olmalı? Bizim koruyucu hekimliği önceleyen birinci basamak dediğimiz şu anda aile sağlığı merkezlerinde yürütülen hizmetin güçlendirilmesi lazım” dedi.

    “HATANELER İŞLETME DEĞİLDİR”

    Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Anadolu Şubesi adına konuşan Hatice Yayla, Sağlıkta dönüşüm politikasına dikkat çekti. Yayla, “Hastaneler birer işletme değil. Buraların bir sağlık kurumu olduğunu ve buraların bir fabrika gibi yönetilemeyeceğini yıllardır dile getiriyoruz. Fakat bugün geldiğimiz noktaya baktığımızda tamamen ranta ve özelleştirmeye dayalı sağlık emekçilerinin hakkını yok sayan, hastaların sağlık hakkını yok sayan bir sisteme dönüşmüş durumda. Bizler biliyoruz ki bu muayene sürelerinin kısaltılması demek aynı zamanda bu alanda çalışan her bir sağlık emekçisinin iş yükünün onlarca belki yüzlerce kat artması demek. Bizler biliyoruz ki bu muayene sürelerinin kısaltılması demek beyaz kot vakalarının daha da fazla artması demek olduğunu da biliyoruz. Sağlık emekçilerinin nefes almadan bir köle gibi çalıştırılmak istendiği bir sistem olduğunu da biliyoruz bu sistemin. Ne toplum ne de toplumun bir parçası olan biz sağlık emekçileri mevcut bu sağlık sistemini kabul etmiyoruz. Ve bu hastalıklı sağlık sistemine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz” diye belirtti.

    Günden güne kısalan muayene süresine dikkat çeken hekimler adına basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası ve SES Anadolu Şubesi adına Doktor Meltem Günbeyi okudu. Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Sağlık 2 dakikaya sığmaz! Uzun süredir İstanbul’da hastaların kamu hastanelerinde muayene randevusu bulması çok zorlaşmış, bazı branşlarda ise imkânsız hâle gelmişti. Sağlık Bakanlığı ise kendi yarattığı bu sorunu her zaman yaptığı gibi hekimler üzerinden çözmeye yöneldi. Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi’nde randevu sistemi hiçbir hekime bilgi verilmeksizin 10 dakikada 4-5 hasta bakılacak şekilde, yani her hastaya 1-2 dakika muayene süresi düşecek şekilde yeniden düzenlendi. İktidar, adına “Sağlıkta Dönüşüm Programı” dediği, 2003 yılında uygulamaya başladığı program ile birlikte hastaneleri ticarethaneye, hastaları müşteriye dönüştürdü. Sağlık merkezlerine başvuru sayısı yıldan yıla ciddi artış gösterdi. Yıllık hekime başvuru sayısı 2000’lerin başında 200 milyon mertebesinden son açıklanan 2022 Sağlık İstatistikleri Yıllığı verisine göre 850 milyona yükseldi. Ve bu eğilim artarak devam etmekte. Sağlıklı olma hâlini değil sağlıksızlığı, daha çok hasta başvurusunu önceleyen bu anlayışla yönetilen sağlık sistemi toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını ve hekimlik değerlerini yok saymaktadır.

    “SAĞLIĞINIZA SAHİP ÇIKIN”

    Bir hastaya ayrılması gereken muayene süresi en az 20 dakikadır. Ancak buna rağmen ülkemizde birçok hastanede bu süre 10 dakikanın altına, hatta 5 dakikaya inmiş bulunmaktaydı. Bu yolla hekimlere günlük muayene ettikleri hasta sayısını en üst seviyeye çekmesi dayatması uzun süredir vardı. Bu randevular, bugün Göztepe Şehir Hastanesi’nde olduğu gibi, hekimin isteği ve bilgisi dışında MHRS sistemi üzerinden açılmakta, hekimin hastasına yeterli zaman ayırmasına, halkın nitelikli sağlık hizmeti almasına engel olmaktadır. Sağlıkta yaşatılan kriz hastanın yalnızca hastaneye gitmesi üzerinden kurgulanan yöntemlerle çözülmeye çalışılsa da bu suni çözüm arayışları 2 dakikada çözüm olunamayan sağlık sorunları sonrası hastaların yeniden ve yeniden sağlık kurumuna başvurularının artmasına neden olacaktır. Yani tam da sağlığı ticarileştirenlerin istediği gibi sürekli talep üretecektir. Hastalarımıza çağrımızdır. Sağlığınız 2 dakikadan daha kıymetlidir, sağlığınıza sahip çıkın!

    “SORUNUN KAYNAĞI AKP İKTİDARI VE SAĞLIK BAKANLIĞIDIR”

    Hastalıkların tanısını koyabilmek için ilk ve en önemli adım, hastanın şikayetini ayrıntılı şekilde dinlemektir. Dayatılan 2 dakikada ne hastanın derdi anlaşılabilir ne de yeterli muayenesi yapılabilir. Muayene için yeterli zaman tanımamak, hekim hasta ilişkisini birkaç dakikaya sığdırmak; hekimlik meslek etiği ilkelerimiz açısından kabul edilemez ve mesleki özerkliğimize yönelik bilinçli bir saldırıdır. Üstelik yeni hekimler, yeni uzmanlar yetiştirme sorumluluğu olan eğitim ve araştırma hastanelerinde tıp ve tıpta uzmanlık eğitimini imkânsız hale getirmektedir. Bu uygulama hekim, veri giriş personeli, hemşire, hastanede laboratuvar işlemlerinden, görüntülemeye kadar iş yükünde kabul edilemez bir artışa ve dolayısı ile tükenmişliğe daha çok istifa, daha çok hekim göçü, daha çok hastalık, daha çok sağlıksızlık, daha çok sağlıkta şiddet getirecektir. Halk sağlığını ve sağlık çalışanlarının sağlığını tehdit eden bu uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.
    Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sorunlarının sebebi biz hekimler, sağlık çalışanları ve hastalarımız değil. Sorunun kaynağı, bu programı uygulayan AKP iktidarı ve Sağlık Bakanlığı’dır. O nedenle sistemin tıkanıklığını mesleğimizi, emeğimizi ve halkın sağlığını hiçe sayarak çözme girişimlerini kabul etmiyoruz. Çözüm, dayatmalarda değil, hastayı müşteri,bizleri de ucuz iş gücü olarak gören, sağlığı piyasa haline getiren politikaların terk edilmesidir.

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARI KÖLE, HASTALAR MÜŞTERİ DEĞİLDİR”

    İlan ediyoruz: nasıl dün muayene süresi 5 dakikaya indirilmeye çalışıldığında bu uygulamanın karşısında olduysak bugün de 2 dakikalık muayene dayatmasının da sonuna kadar karşısındayız, bu dayatmayı kabul etmeyeceğiz. Nitelikli sağlık hizmeti talebimizde ısrarcıyız ve hastalarımıza şifa vereceğimiz şartlarda hekimlik yapmak istiyoruz. Sağlık çalışanları köle, hastalar müşteri değildir. Buradayız! Emeğimize, mesleğimize sahip çıkıyor bizlerin yok sayıldığı her türlü uygulamaya itiraz ediyoruz!”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sağlık emekçileri, ‘Sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem yapacak-VİDEO

    Sağlık emekçileri, ‘Sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem yapacak-VİDEO

    PİRHA- ‘Sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem ve etkinlikler yapacaklarını açıklayan SES Eş Genel Başkanı Selma Atabey, bu süre boyunca işyerlerinde siyah kurdele ve kokart takacak, şiddete karşı kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirecek, bu açıklamalar sırasında şiddete karşı korunmadıklarını ifade etmek için baret, kalkan gibi sembolik koruyucu ekipmanlar giyeceklerini söyledi.

    İstanbul Kartal’da bir Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire Ömür Erez, dün bir hasta yakınının silahlı saldırısına uğramış ve hayatını kaybetmişti.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Merkez Yönetim Kurulu, genel merkez binalarında yaptıkları basın açıklamasıyla sağlık emekçilerine yönelik artan şiddete ve alınmayan önlemelere karşı tepkilerini dile getirdi.

    Açıklamanın yapıldığı salona ‘Kadına ve sağlıkçıya yönelik her türlü şiddeti durduralım! Şiddete karşı sesimizi yükseltelim!’ pankartı asıldı. Açıklamayı sağlık emekçileri adında Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Eş Genel Başkanı Selma Atabey okudu. Atabey,  sağlık emekçilerinin maruz kaldığı şiddete karşı bir dizi eylem ve etkinlikler yapacakları bilgisini paylaştı.

    “ÖMÜR EREZ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’Nİ FESHEDEN İKTİDAR TARAFINDAN KATLEDİLDİ”

    ‘Sözün bittiği yerdeyiz! Artık tahammülümüz kalmadı! Nefes alamıyoruz! Tükendik!’ diyerek sözlerine başlayan Atabey, sağlık emekçilerinin güvenli ortamlarda çalışmadığını, her an şiddet tehdidi altında inanılmaz bir stresle yaşadıklarını belirtti.

    Kadına ve sağlık emekçilerine yönelik şiddetin her geçen gün arttığına vurgu yapan Atabey, “Şiddet pandemisi ile karşı karşıyayız. Dün çok acı bir haberle sarsıldık. İstanbul Kartal’da bir Aile Sağlığı Merkezi’nde çalışan hemşire arkadaşımız silahlı saldırıya uğradı ve hayatını kaybetti. Bu ülke kadınları korumuyor! Kadınlar her gün tanıdığı ve hatta tanımadığı erkekler tarafından şiddete maruz kalıyor ve gerekli mercilere başvurduklarında, hayatları için koruma istediklerinde bile yalnız bırakılıyor. Cezasızlık politikasından ve iktidarın kadın düşmanı politikalarından cesaret alan erkekler her gün en az 3 kadını katlediyor. Bu ülkede kadınlar her gün  evde, işte, sokakta, erkek şiddetine maruz kalmakta, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı her alanda saldırı gelişmekte. Ömür Erez yalnızca bir erkek tarafından katledilmedi. Ömür Erez İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden iktidar tarafından katledildi, erkek yargı tarafından katledildi ve her gün ekranlarda cinsiyet eşitsizliğini savunan siyasetçiler tarafından katledildi” şeklinde konuştu.

    “BU ÜLKE KADINLARI VE SAĞLIK EMEKÇİLERİNİ KORUMUYOR”

    Resmi rakamlara göre her gün 50 sağlık çalışanının sözlü ya da fiziksel olarak şiddete maruz kaldığı bilgisini paylaşan Atabey sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Hastaneler artık sağlıkla değil şiddetle anılmaktadır. Mevcut sağlık sisteminde herkes mutsuz, en çok da sağlık emekçisi mutsuzdur. Sağlıktan mutlu olan tek kesim sağlıkta dönüşüm sayesinde oylarımız artmıştır diyenlerdir. Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servis kapısını barikat ile kapatmaya çalışan sağlık çalışanları halen hafızalarımızdadır. Hasta yakınlarının tekmeli saldırısına uğrayan gebe hemşire, kafasında mermer blok kırılan hekim, boğazı kesilmeye çalışılan sağlık emekçisi, her gün her dakika elinde bıçakla, tabancayla sağlık emekçilerini canlarıyla tehdit eden yeni bir hasta yakını haberi almaktayız. Bu ülke kadınları ve sağlık emekçilerini korumuyor! Bu ülke sağlıkta şiddeti cezalandırmıyor, hatta ellerini ovuşturarak izliyor, bu sayede oyları artar mı onun hesabını yapıyor!”

    “SAĞLIK EMEKÇİLERİ, MESLEKLERİNİ YURTDIŞINDA YAPMANIN İMKÂNLARINI ARAŞTIRIYOR”

    ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın sağlık çalışanlarının canına kastettiğini, bu program sonucu oluşturulan kışkırtılmış sağlık talebinin, muayene sürelerinin 5 dakikaya kadar indirilmesiyle göğüslenmeye çalışılmakta olduğunu ifade eden Atabey, artan angarya ve iş yoğunluğu altında ezilen sağlık çalışanlarının her gün dozu artan şiddet olguları ile karşı karşıya kaldığını vurguladı.

    Sağlık emekçilerinin yaptıkları işe yabancılaştığını da kaydeden Atabey, “Hayatlarıyla meslekleri arasına sıkıştırılan, emeklerinin karşılığı ödenmeyen sağlık emekçileri bu cendereden kurtuluş olmadığını düşünmekte, mesleklerini yurtdışında yapmanın imkânlarını araştırmaktadır. Memlekette kalanlarsa özellere akın etmektedir. Kendisi de bir özel hastane zinciri patronu olan Sağlık Bakanı bu durumdan hoşnut bile olabilir ancak bundan zarar görenler yine özellerde çalışan sayısı arttıkça mali haklarında gerileme yaşayacak olan, iş güvencesinden mahrum bırakılmış sağlık emekçileri olacaktır. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı İstanbul sözleşmesinden ve sağlıktaki şiddete karşı etkin mücadeleden asla geri adım atmayacağız. Şiddetle yüz yüze kalan tüm sağlık emekçilerine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    “‘SAĞLIKTA ŞİDDETİ DURDURALIM’ TEMALI BİR DİZİ EYLEM VE ETKİNLİKLER YAPACAĞIZ”

    Bugün startını verdikleri ve 28 Ocak’a kadar sürecek olan ‘sağlıkta şiddeti durduralım’ temalı bir dizi eylem ve etkinlikler yapacaklarını açıklayan Atabey, bu süre boyunca işyerlerinde siyah kurdele ve kokart takacak, şiddete karşı kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirecek, bu açıklamalar sırasında şiddete karşı korunmadıklarını ifade etmek için baret, kalkan gibi sembolik koruyucu ekipmanlar giyeceklerini söyledi.

    Yine maskelerine sağlıkta şiddeti protesto eden yazılar yazacaklarını, üyeleri ve yöneticileri tarafından hazırlanacak kısa videoları sosyal medyada yaygın dolaşıma sokacaklarını, bu dönem içinde yapılacak tüm eylem ve etkinlikleri şube/temsilcilik hesaplarından paylaşacaklarını da dile getiren Atabey son olarak şunları aktardı:

    “Ekonomik özlük demokratik haklarımız ve şiddetsiz çalışma ortamı için dün sağlık meslek örgütleri ile ortak ve bugün de SES olarak açıkladığımız 14 Mart haftasına kadar devam edecek programlarımızı 10-11 Şubat 2022 tarihinde yapacağımız Merkez Temsilciler Kurulu toplantımızda yapacağımız tartışma ve kararlaşmalarla daha da kapsamlı ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.

    Başta sağlık bakanlığı ve çalışma bakanlığına çağrımızdır: Bir an önce gerekli tedbirleri almak ve sorunun çözümü için işkolunda örgütlü emek ve meslek örgütleri ile birlikte acil bir toplantı organize edilmesini ve şiddete karşı acil eylem planı oluşturmaya çağırıyoruz.

    İşkolu emekçilerine de yapacağımız eylem ve etkinlikleri daha güçlü ses vermek adına desteklemeye çağırıyoruz. Halkımıza çağrımızdır: Bu sistemin sorumlusu biz değiliz diyor ve sizleri başka bir sağlık sistemi mümkün diyen biz sağlık emekçileri ile birlikte mücadeleye etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Hasta tutuklular serbest bırakılsın’

    ‘Hasta tutuklular serbest bırakılsın’

    PİRHA- İnsan Hakları Derneği (İHD), Hasta Hakları Günü nedeniyle birçok kentte basın açıklaması yaparak, Türkiye cezaevlerinde 604’ü ağır, bin 605 hasta tutuklu bulunduğuna dikkat çekilerek, hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi.

    Ankara’da dernek binasında yapılan açıklamayı İHD Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut yaptı. Turgut, Türkiye cezaevlerinde 604’ü ağır, bin 605 hasta tutuklu bulunduğunu ve hasta tutukluların ya hiç tahliye edilmeyerek ya da ölüm sınırına geldiklerinde tahliye edildiğini, bunun açıkça yaşam hakkı ihlali olduğunu belirtti.

    Mersin’de açıklama dernek binasında düzenlendi. Emek ve Demokrasi Platformu bileşenlerinin destek verdiği açıklamayı İHD Mersin Şube sekreteri ve cezaevi komisyonu sözcüsü avukat Battal Gazi İnci okudu.

    Türkiye cezaevlerinde 30 Eylül 2021 itibari ile 278.711’i erkek, 11.467’si kadın ve 1896’sı çocuk olmak üzere 294.074 tutuklu ve hükümlü bulun Hapishanelerde pek çok sağlık hakkı ihlali yaşandığına dikkat çeken İnci, “2020 yılı başından bugüne kadar tespit edebildiğimiz kadarıyla  89 hasta mahpus yaşamını yitirmiştir. Bunların 23’ü Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirmişken, 6’sı ise ölüm sınırına geldiklerinde tahliye edilmiş ve çok kısa bir zaman içinde ise yaşamlarını yitirmişlerdir” dedi.

    İHD şubelerinin bulunduğu onlarca kentte de benzer açıklamalar yapılıp, Adalet Bakanlığını ve tüm yetkili kurumları sorumluluk almaya davet edilerek talepler şu şekilde sıralandı:

    “-Hapishanelerde bulunan ağır hasta mahpusların tümü tam teşekkülü herhangi bir hastane raporuna istinaden derhâl salıverilmeli, tedavileri ailelerinin yanında sürdürülmeli ve sağlık sigortası devlet tarafından karşılanmalıdır,

    -Resmi olmayan açıklamalara göre sadece 2020 yılında Adli Tıp Kurumu’nun 1330 kişiye hapishanede kalabilir raporu vermiştir. Tedavi ve bakım süreçlerinin hapishane koşullarında yürütülmesinin imkansız olduğu mahpuslar için dahi ‘hapishanede kalabilir’ raporları veren Adli Tıp Kurumu, sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi raporlarında son ve tek merci olmaktan çıkarılmalıdır,

    -Sağlık sebebiyle infazın ertelenmesi kararlarında cumhuriyet savcılarının takdir yetkisi kaldırılmalı, hastanelerin verdiği raporlar esas alınarak cezaların infazları ertelenmelidir;

    -Hasta mahpusların infaz ertelemesi önündeki “toplum güvenliği bakımından tehlike” kriteri kanundan çıkarılmalıdır,

    -Hasta mahpusların infaz ertelemesinin önündeki engel teşkil eden infaz kanununun 25. maddesindeki “infaza ara verilemeyeceğine” dair düzenleme ile 107. maddenin 16 fıkrasındaki düzenleme kaldırılmalıdır,

    -AİHM’nin Kaytan/Türkiye kararı uyarınca mahpusların müddetnamelerinde yaşları ve sağlık durumları dikkate alınarak tahliye olabilecekleri uygun bir tarih yer almalıdır,

    -AİHM’nin Gülay Çetin/Türkiye kararında belirttiği hususlara uyulmalı, hasta mahpusların tahliye edilmemesinin AİHS’nin 3. maddesinin ihlali olduğu hatırda tutulmalıdır,

    -5275 sayılı Ceza İnfaz Yasası’nın 16. Maddesi uyarınca; ihtiyaç duydukları tedaviye hapishanede erişemeyen ağır hasta mahpusların gerekli tedavilerinin dışarıda gerçekleşmesi için tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurulları ve bağımsız hekimlerin düzenleyeceği raporlar üzerine, ağır hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi sağlanmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Koronavirüs salgını: 188 kişi hayatını kaybetti, 30 bin 201 yeni vaka

    Koronavirüs salgını: 188 kişi hayatını kaybetti, 30 bin 201 yeni vaka

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı günlük koronavirüs tablosu verilerini açıkladı. Son 24 saatte 188 kişi yaşamını yitirirken; 30 bin 201 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre; son 24 saatte yapılan 360 bin 115 testte 30 bin 201 vaka tespit edildi. 188 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybederken, 28 bin 167 kişinin de tedavisi ve karantinası sona erdi.

    18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 87,69, 2’nci doz ortalaması yüzde 74,16 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 54 milyon 427 bin 81, 2’nci dozda 46 milyon 30 bin 897 ve 3’üncü dozda 10 milyon 714 bin 829 olmak üzere toplam 112 milyon 37 bin 763 aşı uygulandı.

    En az 2 doz aşı olmuş kişi oranının en yüksek olduğu iller; Kırklareli, Muğla, Ordu, Amasya, Çanakkale, Eskişehir, Edirne, Osmaniye, Balıkesir ve Burdur olurken 2 doz aşı olmuş kişi oranının en az olduğu iller ise Bayburt, Ağrı, Bingöl, Siirt, Bitlis, Mardin, Muş, Batman, Diyarbakır ve Şanlıurfa oldu.

    ‘”CİDDİ İHMALLERİMİZİN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ana gündeminizin salgın olmasını istemiyoruz. Konuya odaklanma görevi bizim. Olağan hayatınıza kavuşmanız için sizden beklediğimiz, tedbirli davranarak kendinizi korumanız. Aşı olarak, toplum bağışıklığı sürecini hızlandırmanız. Bu tablo ciddi ihmallerimiz olduğunu gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Okullar açılınca koronavirüse yakalanan çocuk sayısı arttı’

    ‘Okullar açılınca koronavirüse yakalanan çocuk sayısı arttı’

    Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Elif Dağlı, koronavirüsün görülme sıklığının çocuklar arasında da arttığını söyledi. Dağlı, “Temmuz 20-29 arasında 5-14 yaş grubunda 428 hasta bildirilmişken, 20-29 Ekim arası 5-14 yaş grubunda 799’a çıkmıştır. Bu yaş grubu okul çağı çocuklardır. Okul açılmasının çocukların hastalanmasını artırdığı söylenebilir” dedi.

    Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Elif Dağlı, İstanbul’daki koronavirüs vakalarının son durumunu ve çocuklar arasında korona görülme sıklığını Cumhuriyet’ten Sibel Bahçetepe’ye değerlendirdi.

    Hastalığın çocuklar arasında arttığını, bunda okulların açılmasının etkili olmuş olabileceğini söyleyen Dağlı, “Çocukların hastalık sıklığı konusunda sistemik ve bilimsel bir araştırma olmamakla birlikte, çocuk hekimleri izledikleri hastaların ailelerinden sıkça çocuklarının pozitif test sonuçlarını bildiren telefonlar almaktadır. Sağlık Bakanlığı Covid-19 Gündelik Durum Raporlarının sonuncusu 29 Ekim 2020 tarihine aittir” dedi.

    “OKULUN AÇILMASIYLA ÇOCUKLARIN HASTALANMASI ARRTTI”

    Dağlı şunları kaydetti:

    “20-29 Ekim’i içine alan 10 gün ile temmuz ayının aynı döneminde bildirilmiş çocuk vakalar karşılaştırıldığında ilginç bir sonuç çıkmaktadır. Temmuz 20-29 arasında 5-14 yaş grubunda 428 hasta bildirilmişken, 20-29 Ekim arası 5-14 yaş grubundaki hasta sayısı 799’a çıkmıştır. Ekim ayının 10 günündeki artış temmuz ayının aynı dönemine göre 1.8 kattır.
    2 yaş altındaki bildirilen hasta sayısı 20-29 Temmuz’da 77, ekim ayının aynı döneminde 80; 2-4 yaş grubunda 20- 29 Temmuz’da 115, ekim ayının aynı döneminde 111’dir. Artış 5-14 yaş grubunda olmuştur. Bu yaş grubu okul çağı çocuklardır. Okul açılmasının çocukların hastalanmasını artırdığı söylenebilir.”

    “AVRUPA’DAKİ GİBİ SONUÇ VERİCİ YAKLAŞIMLAR GEREKLİ”

    Paket servis hariç olmak üzere lokanta, restoran, pastane, berber, nikâh, düğün salonu, yüzme havuzu, kaplıca, hamam, internet kafe, halı saha, tiyatro, sinema, konser salonunda hizmetler saat 22.00’de sona ermesine yönelik alınan yeni kısıtlama kararlarını eleştiren Dağlı, “Bu önlemler maalesef sorunu kökünden çözmek için yeterli değildir. Avrupa’daki gibi daha sonuç verecek yaklaşımlar gereklidir. Avrupa’da ikinci dalga birincisinden şiddetli başladı, sıkı önlemler alındı. Bizde ise birinci dalganın ortasında takıldık, yükseliyoruz. Önlemlerimiz virüsün gücünü aşamazsa iyi sonuç beklemek hayalcilik olur” ifadelerini kullandı.

    AĞIR HASTAYA BİLE YER YOK

    İstanbul’da son günlerde yoğun bakım yataklarının dolduğunu, hatta ameliyathanelerin bile yoğun bakıma çevrildiği bilgisinin kendilerine geldiğini söyleyen Prof. Dr. Elif Dağlı, “İstanbul’da hastane yatakları ve yoğun bakım doluluk oranı ile ilgili bir araştırma bulunmamaktadır. Bununla birlikte, İstanbul’da pandemi konusunda çalışan birçok hekim çalıştıkları kurumda yoğun bakım yataklarının dolu olduğunu bildirmekte, son birkaç gündür ise ağır hastaları sevk edecek yer bulamadıklarından yakınmaktadırlar. Yoğun bakım yatakları yetersiz olunca ameliyathanelerin yoğun bakıma dönüştürüldüğü, ancak hâlâ ihtiyacı karşılamadıkları konusunda fikir birliği hâkimdir” uyarısını yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Covid-19 nedeniyle önceki döneme göre hasta sayısında iki katı artış var’

    ‘Covid-19 nedeniyle önceki döneme göre hasta sayısında iki katı artış var’

    İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, hastanelerine başvuran hasta sayısında iki katı artış yaşandığını söyledi. Tükek, insanların artık hastalığı önemsemez olduklarını kaydetti. 

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, vakaların yüzde 46’sının İstanbul’da tespit edildiğini açıklarken İstanbul’un en büyük üniversite hastanelerinden biri olan Çapa Tıp Fakültesi’nde hasta sayısında yaşanan artış endişe yarattı.

    İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, hastanelerine başvuran hasta sayısında artış yaşandığını belirterek uyarılarda bulundu.

    “Ağır pnömoni olgularında da artış var” diyen Tükek, “İnsanlar artık hastalığı önemsemez hale geldi. Ev gezmeleri, bayramlaşmalar sıkıntı olabilir. Telefonla bayramlaşalım” dedi.

    “AĞIR VAKALAR VAR”

    Koronavirüs başvurularının iki kat arttığını açıklayan İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek şunları söyledi:

    “Önceki döneme göre gelen hasta sayısının neredeyse iki katı kadar başvuru var. Gelenler içerisinde de ağır vakalar bulunuyor. Dikkat edilmezse sayı yükselir. Dün dışardaydım, maske takan görmedim. Takanlar da burun altı takıyor. Bunu bir türlü oturtamadık. Bakanlığın tüm uyarılarına rağmen insanlar önemsemiyor. Önemsenmezse eski rakamlara geri dönebiliriz. Bu işin şakası yok.

    ‘KURBAN BAYRAMINDA BAYRAMLAŞMAYI UZAKTAN YAPALIM”

    Salgın boyunca çok dikkat eden insanlar ani gafletle bile tedbirlerini gevşettiğinde hasta olabiliyor. Etrafımızda hastalık taşıyan bir sürü insan var. Hasta olan ama hastalığının farkında olmayan bir sürü taşıyıcı var. Hafif bir öksürük, bir boğaz ağrısını önemsemiyor. Basit gördükleri bu boğaz ağrısı koronavirüs olabilir. Dolayısıyla ev gezmeleri, bayramlaşmalar büyük sıkıntı olabilir. Kurban Bayramı’nda bayramlaşmayı uzaktan yapalım.

    Geçen bayram sokağa çıkma yasağı vardı, o süreç rahatlıkla atlatıldı. Bu bayramda serbest, şimdi bir de insanlar artık hastalığı önemsemez hale geldi. Ama yoğun bakımdaki hasta sayıları azalmıyor. Sayı aynı veya hafif yükselişte. Bayramda yaşlı ziyaretleri olacak. O büyükleri hasta etmememiz lazım. Onlarda hasta olursa durum daha da kötü olur.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Hasta mahpuslar acil olarak tahliye edilmelidir’-VİDEO

    ‘Hasta mahpuslar acil olarak tahliye edilmelidir’-VİDEO

    PİRHA – Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 293. haftasında İHD Ankara Şubesi’nde açıklama yaptı. Açıklamada, “Yeni infaz tasarısı içinde ne yazık ki hasta mahpusların bir kısmı siyasi olmalarından kaynaklı olarak kapsam dışı tutulmuş ve adeta bu hasta mahpuslar ölüme terk edilmişlerdir. Anayasal olarak güvence altına alınan eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir” denildi.

    Haberin Videosu:

    Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, bu hafta da koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle İnsan Hakları Derneği’nde basın toplantısı yaptı. İHD Genel Merkez MYK Üyesi Nuray Çevirmen tarafından yapılan açıklamada  eylemin 293. haftasında ağır hasta mahpuslardan olan ve Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde kalan Ebedin Abi’nin durumuna dikkat çekti.

    “ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERE UYUN VE HASTA MAHPUSLARI SERBEST BIRAKIN”

    Çevirmen, cezaevlerinde 590’ı ağır olmak üzere 1564 hasta mahpus bulunduğunu ve bu hastaların içerisinde kronik ve çoklu rahatsızlıkları olanlar, akciğer hastaları, kalp hastaları, kanser hastaları, yaşlı ve yaşamını tek başına devam ettiremeyecek kadar hasta olanlar, ATK tarafından cezaevlerinde kalamayacağı rapor edilen mahpuslar olmasına rağmen cezaevlerinde ısrarla tutulmaya devam edildiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Yeni infaz tasarısı içinde ne yazık ki hasta mahpusların bir kısmı siyasi olmalarından kaynaklı olarak kapsam dışı tutulmuş ve adeta bu hasta mahpuslar ölüme terk edilmişlerdir. Anayasal olarak güvence altına alınan eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri 25 Mart 2020 tarihinde yaptığı açıklamada; “Birçok ülkede, insanların kapalı tutulduğu kurumlar aşırı kalabalıktır ve bu bazı yerlerde tehlikeli boyuttadır. İnsanlar, sıklıkla hijyenik olmayan koşullarda tutuluyor ve buralarda sağlık hizmetleri ya yetersiz ya da hiç mevcut değil. Bu koşullarda fiziki mesafe koyma ve kendini izole etme pratik olarak olanaksızdır, Birleşmiş Milletler Hapistekilerin Tedavisi için Standart Asgari Kuralları (aynı zamanda Nelson Mandela Kuralları olarak da bilinir) uyarınca, devletlerin, hapistekilerin fiziksel, zihinsel sağlığını ve esenliğini korumak şeklinde özel bir görevleri vardır. Bir sağlık krizi sırasında alınan önlemler, hapishanedeki insanların, yeterli gıda ve su hakları da dâhil olmak üzere, temel haklarının göz ardı edilmesine yol açmamalıdır. Gözaltındaki insanlar için avukat ve doktora ulaşma hakkı dâhil olmak üzere kötü muameleye karşı koruma önlemlerine tam olarak uyulmalıdır. Hapis cezası vermek, özellikle bu kriz sırasında, başvurulacak en son önlem olmalıdır. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur kırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi (CPT)’nin 25 Mart 2020 tarihinde ilan ettiği ‘Özgürlüğünden Yoksun Bırakılan Kişilere Korona Virüs Pandemisi Bağlamında Muameleye İlişkin İlkeler’ e göre; “Yakın temas virüsün yayılımını artırdığı için bütün ilgili merciler özgürlükten yoksun kılma yerine başka alternatiflere başvurulması için birlikte çaba göstermelidir. Böyle bir yaklaşım özellikle aşırı kalabalık durumlarında zorunludur. Ayrıca yetkililer tutuklu yargılama yerine başka alternatifleri, cezaların hafifletilmesi ile erken tahliye ve şartlı tahliye işlemlerini daha fazla kullanmalı; psikiyatri hastalarının irade dışı yatırılmasının sürdürülmesi gereksinimini yeniden değerlendirmeli; uygun olan durumlarda bakım evlerinde kalanları tahliye etmeli veya kamu bakımına aktarmalı demektedir.”

     “EBEDİN ABİ’NİN DURUMU İYİCE AĞIRLAŞMIŞTIR”

    Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde kalan Ebedin Abi’nin durumuna dikkat çeken Çevirmen, Abi’ni sağlığı hakkında şu bilgileri paylaştı:

    “Ebedin Abi kalp hastasıdır ve kalbinde 5 damarda tıkanma var. Bu tıkanma oranı 2 yıl önce %64’tü. Son dönemlerde kalbine stent takılmıştır. Yakın zamanda tekrar anjiyo olmuş ve anjiyo yapılan yerde bir şişkinlik kalmış ve yaklaşık bir aydır ağrıların devam ettiğini iletmiştir. Tip 2 şeker (diyabet) hastasıdır ve zamanında kontrollere götürülmediği için kontrol altına alınamamaktadır ve artık insülin kullanmak durumunda kalmıştır. Bu hastalığı içinde diyet yemeği beslenmek zorundadır ancak bu ihtiyaçları da karşılanmıyor. Tek menü olduğu için kendi beslenmesine uygun yemeğe ulaşabilme imkanından da yoksundur. Son dönemlerde kullandığı şeker ilaçları yerine doktora gittiğinde farklı ilaçlar yazılmaya başlanmıştır. İtiraz etmesine rağmen mağduriyeti giderilmiyor. Akciğerinde 14 mm nodül var. Bu nodül 2016 yılında Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tespit edilmiştir. Kayseri’ye sevk edildikten sonra orada gitmiş olduğu Göğüs hastalıkları Hastanesi’nde ise akciğerlerinde bir sorun yok diyerek hapishaneye geri göndermiştir ve bu rahatsızlığı içinde bir tedavi uygulanmıyor. Bir hastanenin tespit ettiğini bir başka hastane yok diyerek teşhis koymuyor.  2016 yılında apandist ameliyatı, 2017 yılında da fıtık ameliyatı olmuştur. Kendisi ayrıca yüksek tansiyon hastasıdır. Bu hastalıklardan kaynaklı sürekli ilaç kullanmak zorundadır. Hastalıkları riskli ve ani müdahale gerektiren hastalıklardır. Son yolladığı mektubunda sağlık sorunlarının iyice ağırlaştığını belirtmiştir.”

    Çevirmen son olarak, cezaevinde bulunan hasta tutukluların serbest bırakılmasını ve cezaevlerinde gerekli tüm tedbirlerin alınmasını istedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Alevi Köyü Uzunalan tedbir amaçlı karantinaya alındı

    Alevi Köyü Uzunalan tedbir amaçlı karantinaya alındı

    PİRHA – Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Uzunalan Köyü 5 koronavirüs vakasının görülmesinden sonra tedbir amaçlı giriş çıkışlar kapatılarak kontrol altına alındı. 

    Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Alevi Köyü olan Uzunalan 14 günlüğüne karantinaya alındı. 60 hanenin bulunduğu köyde 100 kişi yaşıyor.

    Koronavirüs salgınından etkilenen köyde 5 hastadan 3’ünün test sonucunun pozitif çıkmasıyla birlikte köy karantinaya alındı. Hastalar hastaneye yatırılırken köyde bulunanların çoğunluğunun yaşlı olması endişeleri artırırdı. Tedbir amaçlı köye giriş çıkışlar yasaklandı.

    Köyde bulunanların bağ bahçe işleriyle uğraşırken bir araya gelmesi yasaklandı. (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Elif Kısa’nın Avukatı Çıkın: Adil yargılama kültürü yok

    Elif Kısa’nın Avukatı Çıkın: Adil yargılama kültürü yok

    PİRHA – Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan 70 yaşındaki Elif Kısa’nın Avukatı Özgün Çıkın, Kısa’nın aylardır iddianamesinin kabul edildiğini ancak mahkemesinin 1 Nisan’a ertelenmesinin adeta bir cezalandırma yöntemi olduğuna dikkat çekti. Çıkın, Kısa’nın psikolojik sorunlarının olmasından dolayı sık sık hastaneye gittiğini söyledi. 

    Maraş’ın Elbistan ilçesinde 3 Aralık’ta eşi Ali Kısa ile gözaltına alındıktan sonra “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiası ile tutuklanan 70 yaşındaki Elif Kısa’nın sağlık sorunları devam ediyor.

    Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Elif Kısa’nın Avukatı Özgün Çıkın, Kısa’nın beş çeşit nörolojik ve psikolojik ilaç kullandığını belirterek, psikolojik rahatsızlığının olduğunu ve cezaevinde ‘Kalbim daralıyor’ dediğini kaydetti.

    Kısa’ya “Örgüt üyesi olmak ve örgütün talimatları doğrultusunda hareket etmek” isnad edilen suçlamayı da değerlendiren Çıkın, Kısa’nın 1 Nisan’da duruşmasının olacağını söyledi. İddanamenin kabul edilmesinden sonra mahkemenin 3-4 ay sonra mahkeme tarihini vermesinin alışık bir durum olmadığının altını çizen Çıkın, bunun bir cezalandırma yöntemi olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

    “Yani ilk kez ben böyle birşey görüyorum. Normalde iddianame kabul edilir, en fazla bir ay sonra sıra gelir. Bu ise dört ay sonrasına ertelendi. Bu şekilde duruşma tarihi çok uzak bir tarihe verildi ki işte o zamana kadar tutukluluk hali devam etsin. Bu bir cezalandırma yöntemidir. Çok ceza verilebilecek bir durumu yok. Suç olarak ispat edilen şeyler suç değildir. Yani cezaevine gidip gelirken küçük harçlıklar vermesi, iç çamaşırı vs götürmesi bunlar suç değil bunlar birer hak. Bunlar yasal hak niteliğindedir.”

    “ADİL YARGILAMA KÜLTÜRÜ YOK”

    Kısa’nın iddianamesinin şişirildiğinin altını çizen Özgün Çıkın, gizli tanık ifadesinin de eklenerek yapılanların ‘Örgüt talimatıyla yapıyorsunuz’ şeklinde bir senaryonun oluşturulduğunu belirtti. Çıkın, ‘Yargı FETÖ’cülerin kontrolündeyken gizli tanık ifadeleri başladı” diye de ekledi.

    Kamuoyunun da gördüğü gibi toplumun belli kesimleri yani muhalif olanlara karşı ‘Gizli tanık’ ifadelerinin birer silah olarak kullanıldığını belirten Çıkın, bunu hukukla icra etmenin mümkün olmadığını siyasi olarak icra edileceğini söyledi. Çıkın, adil bir yargılama kültürünün de kalmadığının altını çizdi.

    Elif Kısa’nın da aynı durumda olduğunu 3-4 yıldır takip edildiğini söyleyen Çıkın, “Cezaevinin önüne gittiğinde orada cezaevine gelen mahkum yakınlarıyla diyalogları felan hepsi fotoğraflanmış yani adım adım takip edilmiş. Okuması yazması olmayan biri. Aslında çok insani bir davranış içinde olmuştur. Oraya gelenlerle birer empati kuruyor aslında. Onlara yardımcı olmaya çalışan bir ruh hali var. Elif’in vasi olduğu hükümlü Suriyeli. Bu hükümlünün ailesi görüşe geldiğinde Elif ile tanışmışlar. Savaştan dolayı Türkiye’ye gidip gelmelerinin zor olduğunu söyleyerek Elif’den vasi olmasını rica etmişler, o da ailenin durumuna üzülüp vasi olmayı kabul etmiş. Mahkeme Elif’in vasilik talebini kabul etmiş” dedi.

    Çıkın, İstanbul’daki evinde polis tarafından vurularak katledilen Dilek Doğan’ın Elbitan’da gerçekleşen cenaze törenine katılmasının bile örgüt üyeliğine delil olarak sunulduğunu belirtti.

    “YASAL EYLEMLER SUÇ UNSURU HALİNE GETİRİLİYOR”

    Elif Kısa’nın normal hayatta da birçok insana yardımda bulunduğunu söyleyen Özgün Çıkın, Kısa’nın oğlu Ahmet Kısa’nın ciddi bir kampanya yürüttüğünü söyledi.

    “Dosyadaki gizlilk kararının olduğu dönemdeki hukuksal görüşlerimiz gizlilik kararı ortaya çıktığı zaman doğrulanmış oldu” diyen Avukat Çıkın, İnsanların böyle yasal eylemleri bir suç unsuru haline getirilerek insanların kriminalize edildiğini ve ondan dolayı cezalandırıldığının altını çizdi.

    Kısa için çağrıda bulunan Çıkın, “Hukuk bir gün herkese lazım olacak. Herkes elini vicdanına koyarak karar versin. Biran önce bu yanlıştan dönülsün hak yerini bulsun”diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Küba ilacı, koronavirüsün tedavisinde etkili oldu

    Küba ilacı, koronavirüsün tedavisinde etkili oldu

    Koronavirüsün tedavisinde kullanılan Küba ilacının hastalığın tedavisinde etkili olduğu öğrenildi.

    Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan yeni tip koronavirüs salgını sonrası önemli bir gelişme yaşandı.

    SoL’un haberine göre; Küba ilacı interferon alpha 2B (IFNrec) Çin’de bin 500’den fazla yeni koronavirüs hastasını iyileştirdi.

    IFNrec’in teknolojisini Küba birkaç yıl önce Çin ile paylaşmıştı.

    İlaç o günden beri Çin’in Changchun kasabasındaki bir Çin-Küba ortak şirketi tarafından üretiliyor.

    YAŞAMINI YİTİRENLERİN SAYISI 1110’A YÜKSELDİ

    Çin’in Hubey eyaletinde 94 kişinin daha hayatını kaybetmesiyle ülke çapında yeni tip koronavirüse bağlı ölümlerin sayısı 1110’a çıktı.

  • Hastaneden geri çevrilen hasta tutuklu yaşamını yitirdi

    Hastaneden geri çevrilen hasta tutuklu yaşamını yitirdi

    Tekirdağ F Tipi Hapishanesi’nde mide kanaması geçiren ancak götürüldüğü hastanede “yer olmadığı” gerekçesiyle geri gönderilen tutsak Hüseyin Polat hayatını kaybetti.

    24 yıldır hapishanede bulunan hasta tutsak Hüseyin Polat, Tekirdağ F Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 25 Ocak günü mide kanaması geçirdi. Hastaneye götürülen Polat, burada ‘yer olmadığı’ gerekçesiyle hapishaneye geri getirildi.
    Bu sırada ailesiyle telefonda görüşme imkanı bulan Polat, kendisine sadece bir iğne yapılarak hapishaneye geri gönderildiğini, vücudunda şişlikler oluşmaya başladığını aktardı. Telefonda “Öleceğimi hissediyorum” diyen Polat, bundan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.
    Polat’ın cenazesinin Bursa’nın Kestel ilçesinde toprağa verildiği belirtildi.
  • Adıgüzel Erbaş dedenin tedavisi sürüyor

    Adıgüzel Erbaş dedenin tedavisi sürüyor

    PİRHA- Alevi toplumunun önemli pirlerinden biri olan Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı evlatlarından Adıgüzel Erbaş, çeşitli sağlık sorunları yaşıyor. Kalp, solunum ve böbrek yetmezliği sorunu yaşayan Erbaş dede, Çorum Göğüs Hastanesi’nden evine getirildi. 

    Seyit Sultan Söylemezoğlu Ocağı dedelerinden Adıgüzel Erbaş, sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor.

    Çorum’da Göğüs Hastanesi’nde yer yer yoğun bakımda tedavisi süren Erbaş dede, yüksek tansiyon ve şekere bağlı olarak böbrek yetmezliği, kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle sağlık  sorunları yaşıyor.

    PİRHA‘ya bilgi veren eşi Medine Erbaş, Adıgüzel Erbaş dedenin iki yıl önce yaşamını yitiren oğlu için çok üzüldüğünü ve sağlık sorunlarının daha da arttığını söyledi.

    (HABER MERKEZİ)