Etiket: hayatın sesi televizyonu

  • Hayatın Sesi’ne beraat: Neden yayında değil?

    Hayatın Sesi’ne beraat: Neden yayında değil?

    OHAL sonrası çıkarılan Kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonuna örgüt propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davada, televizyon yöneticilerine verilen 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası İstinaf Mahkemesi tarafından bozuldu, yöneticiler beraat etti.

    İstinaf mahkemesi gerekçesinde, davaya konu olan haberlerin, “haber verme sınırlarını aştığı yönünde bir kanaat bulunmadığı”na oy birliğiyle karar verildiğini bildirdi. Kararı değerlendiren Avukat Devrim Avcı Hayatın Sesi Televizyonu’na Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan tek davanın bu olduğunu belirterek “beraat kararı verilen bir televizyonun kapalı olması hiçbir mantığa sığmamaktadır” dedi.

    ‘HABER VERME SINIRLARINI AŞTIĞI YÖNÜNDE VİCDANİ KANAATE VARILAMADI’

    ‘Zincirleme şekilde örgüt propagandası’ iddiasıyla yargılanan Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e 3’er yıl 9’ar ay hapis cezasını Bölge Mahkemesi (İstinaf) 27. Ceza Dairesi beraat kararı verdi.

    İstinaf Mahkemesi Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’in savunmalarını ve mahkemenin ceza kararını dikkate alarak “haber verme sınırlarını aştığı yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı”na hükmederek hapis cezasının bozulmasına karar verdi.

    Mahkeme kararında haber ve yayınlarla ilgili RTÜK tarafından idari cezalar verildiğini hatırlatarak şöyle dedi: “Somut olayda; sanıklar Mustafa Kara ve İsmail Gökhan Bayram’ın ortağı, sanık Gökhan Çetin’in de sorumlu müdürü olduğu adı geçen kanalda yapılan yayınların ve programların atılı suçu oluşturup oluşturmayacağı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Söz konusu haber ve yayınlarla ilgili olarak RTÜK tarafından değerlendirmeler yapılarak bir kısım yayın hakkında 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun kapsamında idari cezalar verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yapılan yayınların her ne kadar yayın etiği ilkelerine uymadığı kabul edilebilir ise de, haber verme sınırlarını aştığı yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığı tüm kovuşturma evrakı ve delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde anlaşılmıştır.”

    TELEVİZYONUN KAPALI OLMASI HİÇBİR MANTIĞA SIĞMAMAKTADIR

    Kara, Bayram ve Çetin’in avukatı Devrim Avcı davanın en başında açılmaması gerektiğini, böyle bir kararı bekledikleri ve olması gerekenin bu olduğunu belirterek “Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde haberlerin çarpıcı nitelikte olabileceği ortaya konulmuştu” dedi.  Avcı bu davanın Hayatın Sesi Televizyonu’na Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan tek dava olduğunu da belirterek “Dolayısıyla hakkında açılan ceza davası olamayan ve haber verme hakkı kapsamında kabul edilip beraat kararı verilen bir televizyonun hala kapalı olması hiçbir mantığa sığmamaktadır” dedi.

    Devrim Avcı Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri hakkında açılan davada beraat kararı verildiğine bir kez daha vurgu yaparak şöyle devam etti: “Televizyonun kapatılmasıyla ilgili açılan davada bugüne kadar hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir. Hatta televizyonu kapatan kurulun niteliğinin ne olduğunu mahkeme dahi tespit etmekte zorlanmıştır. Dolayısıyla hukuksuzca kurulan bir kurulun Hayatın Sesi Televizyonunu kapatması kabul edilebilir bir şey değildir, ülkede de hukukun geldiği yeri göstermektedir.”

    RSF TEMSİLCİSİ ÖNDEROĞLU KARARI DEĞERLENDİRDİ

    Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Hayatın Sesi TV’nin kanunsuzca kapatıldığına, ekipmanlarına el konulduğuna, yöneticilerinin yıllarca hapisle tehdit edildiğine dikkat çekti. Önderoğlu, iktidarın yargı üzerindeki etkisine vurduğu açıklamasında şunları kaydetti:

    “Temyiz Mahkemesinin Hayatın Sesi TV kararı bir yayın kuruluşuna hakkının geri teslim edilmesinin zorunluluğunu açıkça ortaya koyarken ‘bir çok açıdan da önemsiz’ görülebilir. Türkiye’de iktidarlar elini yargıdan çekmedikçe böylesi kararların tarihe gömüleceğinin hiçbir güvencesi yok. Ayrıca, bir kanala keyfi “Milli güvenlik” tespitiyle kilit vurulmamış, ekipmanları peşkeş çekilmemiş midir? Çalışanları hapis tehdidiyle yıllarca taciz altında tutulmamış mıdır? Bunlar yaşanmıştır ve ‘amaç hasıl olmuştur’. Dolayısıyla Yargı Reformu yoluyla ‘şiddet unsurunun dikkate alındığı’ sahtekarlığına hiç gerek yok. Çünkü o mahkumiyetlerin çıktığı duruşmayı izkeyenler zaten temyiz mahkemesinin yoğunlaştığı argümanları biliyordu: Kanal şiddeti hiçbir biçimde kutsamamıştı. Türkiye’de gazetecilerin bunun gibi bir yargı kararına değil yetkililerin her durumda sindirecekleri standarda ihtiyaçları var.”

    (Evrensel)

     

     

  • ‘Gazetecileri düşman gören bir iktidar var’-VİDEO

    ‘Gazetecileri düşman gören bir iktidar var’-VİDEO

    PİRHA- KHK ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e verilen hapis cezasına tepki gösteren gazeteciler,”Bu manipülasyondur, bu gazetecilerin haber verme ve haber yapma görevini engellemektir” dedi. 

    Kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu’na aynı anda hem IŞİD, hem TAK, hem de PKK propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın karar duruşması görüldü. İzleyicilerin ve avukatların salona alınmasıyla başlayan duruşma avukatların savunmasıyla devam etti. Verilen aranının ardından kararını açıklayan mahkeme, Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verilmesine hükmetti. Duruşma sonrası açıklama yapan avukatlar ve basın meslek örgütü temsilcileri karara tepki gösterdi.

    “HAYATIN SESİ HER ZAMAN EMEKÇİNİN YANINDA OLMUŞTUR”

    İlk söz alan Avukat Devrim Avcı, “Mahkeme kararında şöyle bir gerekçe sundu: Suçun meydana gelen ağırlığı, sanıkların güttüğü amaç ve saik… Müvekkillerim kamuoyuna haber verdi, siyasi iktidarın gizlediği ne varsa haber yaptı. Biz zaten bu sebeple kapatıldık. Zaten siyasi iktidar kendisi gibi olmayanlara çok kolay terör propagandası yaftası yapıştırıyor. Cezaevine atıyor. Bu manipülasyondur, bu gazetecilerin haber verme ve haber yapma görevini engellemektir. Hayatın Sesi her zaman emekçinin, muhalifin yanında olmuştur. Bu karara karşı bütün itirazlarımızı kullanacağız” dedi.

    “GAZETECİLER YAZMAYA DEVAM EDECEK”

    Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Gökhan Durmuş, verilen kararın hukukla bağdaştırılmayacağını söyleyerek şöyle devam etti:

    “Zaten KHK ile kapatılmış bir televizyonun yöneticilerine hem de alakasız örgütleri yan yana koyarak ceza vermek hukuk sisteminin işlemediğinin belgesi. Bundan sonra da bu tarz kararlar çıkacak. Gazeteciler için adliye süreci başladı. Gazetecileri ve gerçekleri düşman gören bir iktidar var. Gazeteciler yılmayacak ve haber yapmaya devam edecek.”

    “HABER ALMA HAKKI ENGELLENİYOR”

    RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ise eleştirel haber yapan gazetecilerin sistemli bir şekilde hedef haline getirildiğini söyledi. Önderoğlu şöyle konuştu:

    “Hayatın Sesi Televizyonu 3’ncü cezasını aldı. RTÜK tarafından cezalandırılması, KHK ile kapatılması yetmedi ve 3 yetkilisi bugün 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Orantısızlığın ötesinde kamuoyunun haber alma hakkının engellendiğini görüyoruz.” (HABER MERKEZİ)

  • Hayatın Sesi Televizyonu davasında 3 gazeteciye hapis cezası-VİDEO

    Hayatın Sesi Televizyonu davasında 3 gazeteciye hapis cezası-VİDEO

    PİRHA- KHK ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verildi.

    Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Hayatın Sesi Televizyonu’na aynı anda hem IŞİD, hem TAK, hem de PKK propagandası yaptığı iddiasıyla açılan davanın karar duruşması görüldü. İzleyicilerin ve avukatların salona alınmasıyla başlayan duruşma avukatların savunmasıyla devam etti. Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, Hayatın Sesi Televizyonu yöneticileri Mustafa Kara, İsmail Gökhan Bayram ve Gökhan Çetin’e 3’er yıl 9’ar ay hapis cezası verilmesine hükmetti.

    Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanının karar duruşmasında avukatlar Devrim Avcı, Gülşah Kaya, Gamze Gökoğlu, Mustafa Söğütlü, Osman Zeki Erdoğan, Taner Avşar, Semih Mutlu hazır bulundu. Dava kapsamında yargılanan Hayatın Sesi Televizyonu’nun sahibi Mustafa Kara ve ortağı İsmail Gökhan Bayram ile Genel ve Sorumlu Müdürü Gökhan Çetin vareste tutuldukları için duruşmaya katılmadı.

    Duruşmayı izlemek üzere aralarında Araştırmacı Yazar Erdoğan Aydın, İHD Gözaltında Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ve il yöneticileri, DİSK Gıda-İş Marmara Bölge Temsilcisi İbrahim Kızılyer, TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, MLSA Direktörü Barış Altıntaş, IPI Türkiye Savunuculuk Koordinatörü Caroline Stockford, RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP eski milletvekili Barış Yarkadaş, Evrensel Yazarı İhsan Çaralan ve televizyonun eski çalışanları ve Evrensel yazarları adliyeye geldi.

    Davanın üçüncü duruşmasında mütalaasını veren savcı Cem Üstündağ, televizyonun sahipleri Kara ve Bayram ile Genel ve Sorumlu Müdürü Çetin’in “zincirleme şekilde örgüt propagandası” suçunu işlediklerini sabit görerek ayrı ayrı 13 yıla kadar hapislerini talep etmişti.

    “HABERCİNİN HABER VERME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VAR”

    Duruşmada ilk olarak Avukat Devrim Avcı esasa ilişkin beyanda bulundu. Avcı, suçlamaya dayanak yapılan Türk Medeni Kanunu (TMK) madde 7’nin unsurlarının oluşmadığını söyledi. Avcı, yalnızca Hayatın Sesi Televizyonu’nun değil, ulusal ve uluslararası birçok kanalın ülkedeki en büyük katliam olan Ankara Gar katliamı ve peşi sıra yine Ankara’da ve İstanbul’da meydana gelen patlamaların haberini yaptığını hatırlattı. Avcı, AİHM Sürek kararını örnek göstererek habercinin bu tür haberleri verme yükümlülüğü olduğunu anımsattı.

    Avcı şöyle devam etti:

    “Terör eylemi haberi verdiğiniz zaman üye olmuyorsunuz. 15 Temmuz’da başta ATV olmak üzere birçok kanalda köprü üstündeki tanklar ve Meclisin bombalanması canlı yayınlandı. Hâlâ da yayınlanıyor, hatta belgesel yapılıyor. Nasıl ‘ATV, FETÖ propagandası yapıyor’ diyemezseniz haber yapan müvekkilere de bunu diyemezsiniz. Haber verme ile propaganda arasında fark vardır ve propaganda suçunun unsurları oluşmamıştır. Perinçek’in AİHM kararına müdahil olan Türk hükümeti, ‘Düşmanca bile olsa ifadenin dile getirilme biçimi ifade özgürlüğü kapsamında güvence altındadır’ diye savunma vermişti. Her eleştiriyi Cumhurbaşkanına hakaret, bakana hakaret, propaganda diye yargılıyorsanız bu iki yüzlü bir tutumdur.”

    Atılı suçun unsurlarının oluşmadığını vurgulayan Avcı, beraat talep etti.

    “DEVLET KENDİ KOYDUĞU KANUNA UYMADI”

    Avukat Gülşah Kaya da usule ilişkin beyanlarda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu vurgulayan Kaya, “Koyduğunuz kurallara uymakla yükümlü olan heyetiniz ve savcı makamıdır. Mütalaa veren savcı, hukuk temsilcisi olarak kendi koyduğu kuralları çiğneyemez. Ortada bir suç varsa bile faili müvekkiller değildir. RTÜK ve TRT Yasası göre şirket ortaklarının cezai sorumluluğu yoktur. Kanunlar bu şekilde. Devlet kendi koyduğu kanuna uymadı. Usulen ceza verilemez beraat etmeleri gerekir” dedi.

    “HUKUK DEVLETİNE UYGUN KARAR BEKLİYORUZ”

    Anayasa Madde 2’ye göre Türkiye’nin demokratik hukuk devleti olarak tanımlandığını da anımsatan Kaya, “Demokrasiyi yargı yoluyla sağlayacaksak Anayasa 90. maddeye göre usulüne uygun yapılmış uluslararası sözleşmeler kanun hükmündedir. Aslında üstündedir. Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletiyse hukuk devletine uygun karar bekliyoruz” diye konuştu.

    Avukatlar kararı istinaf mahkemesine taşıyacak. (HABER MERKEZİ)