Etiket: haydar çetinkaya

  • Doğa aktivisti Haydar Çetinkaya gözaltına alındı

    Doğa aktivisti Haydar Çetinkaya gözaltına alındı

    PİRHA – Doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, Dersim’de yapılan ‘avcılığa hayır’ basın açıklamasından dolayı gözaltına alındı.

    Dersim’de avcılığa hayır diyerek yaptıkları basın açıklamasından dolayı doğa aktivistleri Haydar Çetinkaya ve İsmail Ateş gözaltına alındı. İsmail Ateş ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılırken Haydar Çetinkaya ise savcılığa sevk edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Doğa Aktivistleri: İl dışından avlanmaya gelen katiller derhal Dersim’i terketmeli

    Dersim Doğa Aktivistleri: İl dışından avlanmaya gelen katiller derhal Dersim’i terketmeli

    PİRHA- Dersim Doğa Aktivistleri il dışından av için Dersim’e gelen avcılara tepki göstererek basın açıklaması gerçekleştirdi. Grup adına açıklama yapan Haydar Çetinkaya , “Dün itibariyle yaklaşık 14 kişilik grubun av için Dersim’e geldiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bugünde Pülümür vadisinde şu anda avdalar ve muhtemelen şu anda kutsal dağ keçilerimizi avlıyorlar” dedi.

    Dersim de son zamanlarda kaçak avlanmanın yanı sıra birde diğer illerden özel av için yaklaşık 14 kişilik grubun Dersim’e geldiği bilgisini alan Dersim Doğa Aktivistleri Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya gelerek bir an önce Dersim’i terk etmeleri çağrısında bulundu. Açıklamada Marçik kayalarında geçen yıl katledilen yaban geyiğinin yer aldığı  ‘Katil avcılar Dersim’den defolun!’ pankartı açıldı.

    “KATİLLERİ TEŞHİR EDECEĞİZ”

    Doğa aktivistleri adına açıklamayı yapan Çetinkaya, “Burada toplanmamızın sebebi öncelikle av turizmi. Avcılık sporu diyorlar ama esasta bu bir cinayet işlemedir. Biz bu katillerin dün ilimize geldiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bugünde Pülümür vadisinde şu anda avdalar ve muhtemelen şu anda kutsal dağ keçilerimizi avlıyorlar. Burada toplanmamızın sebebi bu katilleri teşhir etmek” diyerek avcılara bir an önce Dersim’i terketmesi çağrısında bulundu.

    “DOĞAMIZ AVCILAR TARAFINDAN KATLEDİLİYOR” 

    Dersim’in, Anadolu’nun en önemli yaban hayatı sahalarından olduğunun ifade eden Çetinkaya, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın her yıl Mart ayında toplanarak hayvanların avlanması için ihale açtığını hatırlattı. Devletin, Dersim’de yaban hayatını koruma altına aldığı ve imzaladığı sözleşmelerin tam tersi hareket ettiğinin altını çizen Çetinkaya, şunları vurguladı:

    “Her yıl Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Mart ayında toplantı yaparak illerde ne kadar hayvan avlanacak diye toplantı yapar ve bu toplantıda belli alanlarda,  belli sayıda hayvan belirler. Bu hayvanların avlanması için ihaleler açar ve bu kapsamda bu avcılar şu anda Dersim’deler. Yediden yetmişe biz bu şehrin insanları avcılık istemiyoruz. Bunu yapanlar gözlerini para bürümüş bunlara rehberlik edenlerle spor faaliyeti olarak avcılık yapanlardır. Dersim genelinde avcılık yok. Bu avcıları protesto etmek için buraya geldik. Dersim Anadolu’nun en önemli yaban hayatı sahalarındandır. Vaşağından su samuruna, porsuğundan ayısına, çengel boynuzlu keçisinden yaban keçisine kadar, ur kekliğine kadar yüzlerce kuş türü yaşıyor burada. Bu doğa, burada yaşayan insanlar tarafından korundu. Birçok canlı kutsal sayıldı. Maalesef bugün avcılar tarafından katlediliyor. Oysaki Devletin kanunları, yasaları, anayasası geçen doğayı koruma, çevreyi koruma ve yaban hayatını koruma kanunları ve altına imza atmış olduğu bir çok sözleşme tam tersi bu yaban hayatının korunmasını esas alıyor.”

    Açıklama, ‘Katil avcılar Dersimden Defolun, kutsallarımızdan elinizi çekin’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA / DERSİM

  • Yangınlara tepki: İnanç ve vicdanla bakarsak bu zulmün insanlığa aykırı olduğunu göreceğiz-VİDEO

    Yangınlara tepki: İnanç ve vicdanla bakarsak bu zulmün insanlığa aykırı olduğunu göreceğiz-VİDEO

    PİRHA – Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin PİRHA’ya konuşan doğa aktivistleri ve kurum başkanları, “Dersim halkı bir bütünüyle kendi doğasına sahip çıktığında tepkinin ne kadar geri adım attırabileceğini biliyoruz” ifadelerini kullandılar.  

    Dersim Geyiksuyu kırsalında geçtiğimiz günlerde doğa gönüllülerinin yoğun çalışması sonucu orman yangını kontrol altına alınmıştı. Dün sabah saatlerinde tekrardan aynı bölgede çıkan yangınlar geniş bir alana yayılmış durumda.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Demokratik Alevi Dernekleri Genel Merkez Eş Başkanı Musa Kulu, “Bugün coğrafyamıza bu kadar pervasızca böyle bir nehaq zihniyetle yaklaşanların bir şeyi bilmesi lazım. Dersim’de bir bölgeyi yakabilirsiniz, HES’lerle kapatabilirsiniz. Burada sizin gibi düşünenler dahil hepsinin sonunu getirmiş olacaksınız. Haq inancının birer bireyi olarak bu toprakların kutsallığına inanıyorsak biz yabandaki bir kelebeğin de, karıncanın da, bir diğer canlının da ve insanın da bu toprakta hakkı olduğunu bilmemiz gerekiyor. Eğer bu ahlak, inanç ve vicdanla bakarsak bu tür zulüm yaklaşımlarının insanlığa aykırı olduğunu göreceğiz” diye konuştu.

    “YANGIN ALANININ BÜYÜKLÜĞÜNÜ GERÇEKÇİ GÖSTERMİYORLAR”

    Yangın bölgelerinde diğer gönüllülerle birlikte yangın söndürme çalışmalarına katılan doğa aktivisti Haydar Çetinkaya bölgedeki tahribatı şöyle değerlendirdi:

    “Orman Genel Müdürlüğü’nün güncel orman yangınları sitesi var. Orada bilgi alınır. Ama bu bölgelerdeki yangınların hiçbir ne yazık ki Orman Genel Müdürlüğü sayfasına işlenmez. Orman yangınlarını tutanak altına alan memurlar her nedense alanın büyüklüğünü gerçekçi göstermiyorlar. Hozat bölgesindeki yangınlar için 40-50 hektar diyorlar; Bali Deresi bölgesine gitmediler, oraya sokulmadılar. Orası için de 3-5 hektar diyeceklerini tahmin ediyorum.  Alan üzerinde yaptığımız çalışmalar; Hozat Aliboğazı bölgesinde 650 hektardan az olmamak üzere, Bali Deresi bölgesinde de 150 hektardan az olmamak üzere bir orman alanının etkilendiğini gördük.

    “Burada yanan sadece ormanlar değil, ormanda yaban hayatı:; dağ keçileri, kuşlar var. Uçamayan kuşlar, yavrular var yuvalarda. Sincapların fotoğraflarını gördük, kaplumbağaları gördük. Dünyanın neresinde olursa olsun ormanlara sahip çıkılması korunması gerekiyor. Anayasal bir haktır. Uluslararası sözleşmelerde korumaya taahhüt edilen bir haktır. Bundan sonra da olacak. Orayı söndürmenin mutluluğu bambaşkaydı ama üzücü olayların olacağını, ormanların tekrar yanacağını biliyorduk. Nitekim üzücü haberi aldık. Ormanlar insanların şiddeti sonucu yanıyor. Doğal olarak yanan hiçbir orman yok burada. Dileğimiz bundan sonra olmaması.”

    “DERSİM HALKININ TEPKİSİ GERİ ADIM ATTIRABİLİR”

    “Sistem, coğrafyanın üzerinde yüzyıllardır bu askeri politik eylem planlarını gerçekleştirmeye çalışıyor” diyen HDP PM üyesi Cevdet Konak ise, “Bu yıl da Ağustos ayında yaşanan orman yangınları bu politikanın bir parçası, bir adımıdır. Hiçbir devlet kendi ormanlarını yakmaz bize göre. Hiçbir devlet halkın kutsalları üzerinde baraj, HES yapmaz. Halkına, onun kimliğine, kültürüne, siyasal haklarına değer veren hiçbir kurum coğrafyayı mermer ve maden arama yataklarıyla alt üst etmez” diye konuştu.

    Dersim Dernekler Federasyonu  Genel Başkanı Ali Haydar Ben ise, “Köylerine geri dönüş yapan insanlar oldu. Orman yangınları olan bölgelerde arıcılık yapan dostlarımız, köylülerimiz var. Bu insanların bir kısmı 94’te göçe tabi tutularak metropollere giden, oralarda kendini rahat ifade etmeyen yaşlı insanlar da dönüş sağladı. Buraya geri dönüp hayvancılık, arıcılık yapmaya başladı. Orman yakmalarda, 38’de ve 94’te benzer siyasetlerde farklı araçlar kullanılsa da aynı zihniyetin, aynı çizginin olduğunu düşünüyoruz. Bizler bu anlamda bu orman yakmalara karşı DEDEF olarak da gerçekten Dersim halkı bir bütününü kendi doğasına sahip çıktığında da tepkinin geri adım attırabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    DERSİM/PİRHA

     

  • Munzur kıyısına hafriyat dökülüyor, ağaçlar katlediliyor-VİDEO

    Munzur kıyısına hafriyat dökülüyor, ağaçlar katlediliyor-VİDEO

    PİRHA – Dersim Ana Fatma Ziyareti güzergahında yol yapım çalışmalarında ağaçlar katlediliyor ve hafriyat Munzur Suyu’na dökülüyor. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan doğa aktivisti Haydar Çetinkaya ve İsmail Ateş, “Burada ağaçlar kesiliyor, doğa tahrip ediliyor. Buradan çıkarılan hafriyat Munzur kıyısına dökülüyor, bunun durdurulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandılar.

    Dersim-Ovacık Karayolunun 2. km’sinde Ana Fatma Ziyareti’ne kadar yapılacak olan yol düzenleme çalışmasında ağaçlar katlediliyor, çıkarılan hafriyat Munzur Suyu’na dökülüyor.

    “AĞAÇLAR KATLEDİLİYOR, DOĞA TAHRİP EDİLİYOR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan doğa aktivisti Haydar Çetinkaya, “Tunceli-Ovacık karayolunun 2.km’sindeyiz. Burada bir yol genişletme ve düzenleme çalışması var Ana Fatma’ya kadar. İlk etapta 700 m’lik alan düzenlenecek aldığımız bilgiye göre. Burada ağaçlar kesiliyor, doğa tahrip ediliyor. Buradan çıkarılan hafriyatın normal olarak belediyenin göstereceği bir alana taşınıyor olması gerekirken yolun alt kısmında çalışma olmayan Munzur kıyısına dökülüyor” dedi.

    “ÇALIŞMALARIN DOĞAYA ZARAR VERMEMESİ GEREKİYOR”

    “Bu şekilde yapılan çalışma; birincisi çevre mevzuatı, yüklenici firmanın bu şekliyle yaptığı durum da işgüzarlıktır. Burada maliyetten kaçıldığı görülüyor. İhalenin bütçesinden ya da iş makinası çalıştırmama açısından zarara girmemek kaydıyla ne yazık ki doğamıza zarar veriyor. Buradaki kayaçlar, topraklar ne varsa hiçbir şekilde etkilenmemesi gereken, proje dahilinde olmayan alana dökülüyor. Bu çalışmayı doğru bulmuyoruz. Mutlaka Tunceli Valiliği’ne şikayette bulunacağız” diye konuşan Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı aradık onlar il müdürlüğüne yönlendirdiler. Onlara bildirdik. Burada mevcut haliyle yol düzenlemesinde zorunlu olmadıkça doğaya, ağaçlar, milli park sahasına zarar vermemesi gerekiyor. Ayrıca bu çevre mevzuatlarında da, kanunlarda da suç teşkil ediyor.

    Koca koca taşlar ağaçların gövdelerine çarpmış, yaralar oluşturmuş. Buradaki bütün hafrşyat Munzur’un içine dökülüyor. Mutlaka durdurulmasını istiyoruz. Hem valiliğin hem çevre ve şehirciliğin hem orman müdürlüğünün bu şekilde yapılan çalışmayı durdurmalarını talep ediyoruz.”

    “İSTEĞİMİZ; MUNZUR’UN DOĞAL ÖRTÜSÜNE ZARAR GELMEMESİ”

    İsmail Ateş ise şunları kaydetti:

    “Biz tabii ki yol yapımına karşı değiliz. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bu kadar doğal bir yere burada kamyonla taşınması gerekirken kamyonla taşınmıyor Munzur’un içine direk dökülüyor. Yolun kenarındaki ağaçlara yazıktır. Bu ağaçlar 50-100 yılda yetişiyor. Yolun üst tarafına yol yapımına karşı değiliz. Birçok meşe gidiyor. İsteğimiz; Munzur’un kenarındaki doğal örtüye hafriyat bırakılmaması. Ağaçlar tümden zarar görüyor.

    Bu çalışma; çıkarılan hafriyat uygun bir yere taşınacak. Makine alıp Munzur’un içine atıyor, maliyet azalsın diye. Herhalde ilgililer durdururlar. İl valisi kendisi görse karşı çıkar.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Ters laleler, Dersim Kırmızıdağ’da renkli görüntüler oluşturuyor-VİDEO

    Ters laleler, Dersim Kırmızıdağ’da renkli görüntüler oluşturuyor-VİDEO

    PİRHA – Dersim Kırmızıdağ’da, dünyada nadir bulunan bitki türü olan ters laleler renkli görüntüler oluşturdu. Aynı zamanda ağlayan gelin veya hüzün çiçeği olarak da adlandırılan ters lale, Dersim’in koruma altına alınan bitki türlerinden. 

    Dersim Pertek’e bağlı Kırmızıdağ yamaçlarında yetişen ters laleler renkli görüntüler oluşuyor. Dersim’in farklı bölgelerinde, Hakkari ilinde ve bazı illerde olan bu nadir bitki türü Kırmızıdağ eteklerinde oldukça yoğun bir şekilde yetişiyor. Bölgede ters lalenin yanı sıra; zambak, newroz çiçeği, mantar, gulik ve daha birçok bitki yetişiyor.

    DOĞA HARİKASI TERS LALELERİN ÖZELLİKLERİ

    Ters lalelere ilişkin PİRHA’ya bilgi veren Doğa Koruma Gönüllüsü Haydar Çetinkaya, ters lalenin hikayesini şöyle anlattı:

    “Dersim’de ters laleyi sadece Hengirvan ve Haçkirik’te biliyorduk. Kırmızıdağ’da ters lalenin varlığından arkadaşlar sayesinde haberdar olduk ve gerçekten çok şaşırdık ve buraya doğa sever arkadaşlarımızla bir gezi düzenledik.
    Ters laleler, endemik bir türdür. Tehlike altında olan türler arasında yer alıyor. Koruma altındadır, bunlar her yerde bulunmayan çiçeklerdir.

    Ters lalelerin ortalama 80 cm’ye kadar boyu var. 120 cm’ye kadar uzadığı da oluyor. Ters lale, kokusuz bir çiçek. 200’ün üzerinde farklı türleri var. Fakat bizim burada gördüğümüz ters laleler, endemik olan ters lalelerdir. Dersim’de, Hakkari’de, Erzurum’da ve de birkaç şehirde daha tespit edildi. Kanımca en yaygın olduğu yerlerden biri Dersim coğrafyasıdır.”

    TERS LALELERİN İNANÇLARDA KUTSALLIĞI    

    Çetinkaya, “Ters lalenin inançlarda kutsallığı da vardır” diyerek bu bilgileri şöyle aktardı:

    “Hristiyanlıkta şöyle bir efsanesi var; Hz. İsa çarmığa gerildiği zaman Meryem Ana’nın gözlerinden akan yaşlar, ters lalenin içinden damlayan su, onu kastediyorlar.

    Asuri inancında da; ters lale geceleri suyu toplar, sabah da o su tomurcukların içerisinden kökten aşağı doğru akar. Bundan dolayı da; ağlayan gelin olarak adlandırırlar ve kutsal sayarlar.
    Aynı zamanda şöyle bir mit daha var: Hz. Hüseyin Kerbela’da şehit edilirken annesinin döktüğü gözyaşlarıdır. Bunlara rengini veren akan kandır. Böyle bir efsane de var.”

    BÖLGEDE BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİ: GULİK OTU

    Birçok bitkinin yetiştiği bölgede aynı zamanda gulik otu ve kenger de yetişiyor. Bölgeye en yakın köy olan Şüşenk’te yaşayan Cevriye ise gulik otu topluyor. Mevsimi olduğu zaman pişirecekleri kadar topladıklarını söyleyen Cevriye, “Kimisi satmaya götürüyor, kimisi evine pişirmek için götürüyor. Biz istediğimiz zaman yaylaya çıkıp topluyoruz, evimize götürüp pişiriyoruz” dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

      

  • Dersim’de yol yapımı için ağaçlar katlediliyor-VİDEO

    Dersim’de yol yapımı için ağaçlar katlediliyor-VİDEO

    PİRHA – Dersim merkezde Demiroluk mevkii boyunca uzanan dere üzerinde yol genişletme çalışmaları başladı. Bu kapsamda çarşı merkezine giden yol boyunca sıra sıra dizilen onlarca ağaç kesildi. 

    Dersim’de belediyenin Demiroluk Virajı Varyant Düzenleme Projesi, 19 Şubat’ta ‘Sorun niteliğinde taşıyan bu bölge duble yol olarak düzenlenip yapılan ıslah çalışması önemli bir hizmete dönüştürülmüş olacak’ diye açıklamasından sonra çalışmalar bugün devam ediyor. Bölgedeki arazilerin de bir bölümünü kapsayan projede ağaçların kesimine başlandı.

    “ARAÇ KULLANANLARIN KEYFİYETİ İÇİN AĞAÇLARA KIYIYORLAR”

    Doğa Koruma Gönüllüsü Haydar Çetinkaya tepkisini sosyal medyada şöyle dile getirdi:

    “Dersim Merkez’de Demiroluk boyunca uzanan dere üzerinde yol yapım çalışmaları başladı. Çarşı merkezine giden yol boyuca sıra sıra dizilen o güzel yeşile vahşice kıyıyorlar. Kaç yılda oluştu bu güzellik ne dersiniz? Sadece araç kullananların keyfiyeti için bu güzelliğe kıymaya gerek var mıydı? Hangi çağda yaşıyoruz? Yeşili korumak yerine yeşil katlediliyor. Burada uyulması gereken tek bir şey vardı. Dikkatli ve yavaş araç kullanmak. Bu sağlanabilirdi. Fakat yol için yeşili yok ediyorlar. Bunu doğru bulmuyoruz.”

    Demiroluk mevkisinin 200 metre bir alan olduğunu belirten Çetinkaya, “Burada yol olsa ne olurdu, olmasa ne olurdu. Mevcut yol neyimize yetmiyordu ki şehrimiz zaten çarpık kentleşme nedeniyle betona dönüşmüştü. Var olan yeşili de bu tür projelerle yok ediyorlar. Bugün buralar kesiliyor, yarın aile hekimliğinin bulunduğu alandaki büyük çam ağaçları” diye belirtti.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Munzur’da iki baraj projesinde şirketler geri adım attı

    Munzur’da iki baraj projesinde şirketler geri adım attı

    PİRHA – Munzur Nehri üzerinde yapılması planlanan Kaletepe ve Bozkaya barajı projelerinde yüklenici firma Hazal Elektrik Üretim Şirketi’nin projelerden çekildiği EPDK tarafından Av. Özgür Ulaş Kaplan’a bildirildi. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Kaplan, “Mahkeme süreçleri ve demokratik tepkiler şirketleri geri adım attırmıştır, diğer baraj projeleriyle ilgili hukuki mücadelemiz sürecek” dedi. 

    Munzur Nehri üzerinde planlanan Kaletepe ve Bozkaya baraj ve HES projelerinde şirketler geri adım attı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde yazı gönderen Av. Özgür Ulaş Kaplan’a cevabi yazı gönderildi.

    Yazıda “Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü her iki projenin de ÇED yönetmeliği kapsamı dışında değerlendirildiği belirtilmiştir. Diğer taraftan söz konusu projeler için DSİ ile şirket arasında Su Kullanım Hakkı Anlaşması imzalanmamıştır” ifadeleri yer aldı.

    Açıklamada şirketin Kaletepe Barajı ve HES, Bozkaya Barajı ve HES projeleri için yaptığı başvurulardan vazgeçtiğini bildirdiği belirtildi.

    “YARGI SÜRECİ YILLARDIR DEVAM EDİYOR”

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan AV. Özgür Ulaş Kaplan şunları kaydetti:

    “Munzur Vadisi üzerinde yapımı düşünülen birçok baraj projesi vardı. Bunlar Bozkaya, Kaletepe, Konaktepe 1,2 yine Mercan Vadisi üzerinde düşünülen baraj projeleri vardı. Ayrıca Pülümür Çayı üzerinde yapımı düşünülen HES ve baraj projeleri vardı. Bu baraj projeleriyle ilgili hukuki süreçler yürüttük, davalar açtık. Projelerin her birine karşı Ankara İdari Mahkemeleri’nde iptal davaları açtık. Bu kapsamda iptal davalarında Dersim’de çevreci, sivil toplum örgütü temsilcileri davacı olarak bu davalarda yer aldılar. Öncesinde yapılan başvurularla yargı süreci 10 yılı aşkın bir süredir devam etmektedir.”

    Kaplan, yargı süreçleriyle ilgili aşamalarda bazı projelerle ilgili olumlu kararlar verildiğini, projeler içerisindeki hukuka aykırılıklar tespit edildiğini belirterek şunları bildirdi:

    “Çünkü bu projelerin çevreye ne tür zararlar verileceği hiç değerlendirilmeden doğrudan masa başında Bakanlar Kurulu kararlarıyla onaylanmış projelerdi. Burada hiçbir zaman çevresel anlamda yaratacağı yıkım ve tahribatlar gözönünde bulundurulmamıştı. Halkın tepkisi, bölgede yaratacağı manevi tahribatlar göz önünde bulundurulmamıştı. Bunlar davada dile getirildi. Bununla ilgili değerlendirme ve yazışmalar yapıldı. Bu projelerin gerçekleşmesi halinde çevreye ne tür etkisi olacağına dair raporlar alınıp alınmadığı soruldu. İlgili idareler bu projelerin eski projeler olduğunu, eski projeler olduğu için de ÇED Raporu‘ndan muaf olduğuna dair savunmalarda bulundular.”

    YARGI SÜRECİ VE DEMOKRATİK TEPKİLER

    Kaplan, projelere karşı hukuki savunmalarla, gerekçelerle bunları dile getirdiklerini ve netice itibarıyla bu bölgedeki projelerin ÇED Raporu alınmadan yapılamayacağına dair mahkemelerin ayrı ayrı projeler hakkında iptal kararı verdiğini belirtti. Kaplan mahkemenin kararını ve demokratik tepkiler doğrultusunda projelere başlanılamadığını şöyle açıkladı:

    “Dendi ki; bu projenin çevreye etkisi değerlendirilmeden, zarar verip vermeyeceği tespit edilmeden, ÇED Raporu alınmadan bu projeler gerçekleştirilemez. İptal kararları verildi. Yargı sürecinin uzamasıyla beraber, buradaki demokratik tepkinin artmasıyla beraber bu baraj projelerinin inşaat çalışmalarına başlanılamadı uzun yıllar. Çünkü birkaç girişim oldu, bölgede sondaj çalışması yapılmak istendi ama bu çalışmalara halkımız ciddi anlamda demokratik tepkilerini gösterdiler. Halk birçok çevresel etkinlikte bu tepkilerini dile getirdi. Festival süreçlerinde, farklı etkinliklerde, panellerde, seminerlerle, basın açıklamalarıyla her fırsatta bu tepkiler dile getirildi. Yargı süreciyle birleşen bu demokratik tepkilerle bugüne kadar bu inşaat çalışmalarına başlanılamadı. Bu aşamalarla beraber idare de geri adım atmaya başladı bunların toplamının bir neticesi olarak. Çevreye zarar verecek bazı projelerden vazgeçilmesi adına bir irade gösterdi.”

    MERCAN AKYAYIK BARAJ VE PÜLÜMÜR HES PROJESİ

    AV. Özgür Ulaş Kaplan, son olarak bizim yine bu projelerin son durumuyla ilgili yapmış olduğumuz Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde talebimiz vardı. Bu talebe gönderdikleri yazıda da Bozkaya Barajı ve Kaletepe Barajı ile ilgili şirketlerin bu projelerden vazgeçtiklerini, kendi teminatlarının iade edildiği yönünde bir yazı elimize ulaştı” diyerek şunları belirtti:

    “Daha önceki aşamalarda da benzer şekilde başvurularımız oluyordu. Bu başvurularda baraj projeleriyle ilgili Devlet Su İşleri ile EPDK’nın kendi iç yazışmasında projelerin vazgeçilmesi yönünde bazı talepleri olduğu yönünde bilgi edinmiştik.”

    Mercan Akyayık Baraj Projesi’nin de bu kapsamda vazgeçilen bir proje olduğunu belirten Kaplan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şehrin içerisinde ve bölgede yapımı düşünülen Pülümür HES projesi olmuştur. Bu projeyle ilgili biz yine yargı yoluna başvurmuştuk. ÇED Raporu alınmadığı mahkeme yoluyla tespit edilmişti.
    Mahkeme süreci devam ederken yine idari yazışmalarda ÇED almak için bir girişimde bulundular.  O girişim sırasında bazı ilgili kurum ve kuruluşların olumsuz görüş bildirmesi, halkımızın demokratik tepkilerini gözönünde bulundurmasıyla bu cevabi yazılarla ÇED süreci de sonlandırılmıştı. ÇED sürecinin sonlandırılmasıyla beraber Pülümür üzerinde yapımı düşünülen baraj projesi de ÇED alınamadığı için sonlandırılmış oldu. Bu aşamada herhangi bir inşa çalışması yok. Ama tam anlamıyla ileriki aşamada böyle bir girişimde bulunup bulunulmayacağı muammadır. Ama şu an itibarıyla durdurulmuş.”

    “BÖLGE DOĞASINI YOK EDECEK OLAN KONAKTEPE PROJESİ”

    Problem yaratabilecek en büyük baraj projesi Konaktepe Tornova bölgesinde yapımı düşünülen Konaktepe Projesi olduğuna vurgu yapan Kaplan, “Tornova ile Ovacık arasındaki bölgeyi sular altında bırakacak bir proje. Yine Konaktepe-2 projesi adı altında Tornova bölgesi, Venk Köprüsü diye tabir edilen bölgeye kadar su tünelleriyle taşınacağı için Venk bölgesinden Ovacık’ın içine kadar olan bölgeyi tamamen tahrip edecek, doğasını yok edebilecek bir proje” dedi.

    “RAPORLAR ALINMADAN PROJE YAPILMAK İSTENİYOR”

    Konaktepe Baraj projesi ile ilgili çalışmaların devam ettiğini söyleyen Kaplan şunları kaydetti:

    “Bununla ilgili yargısal kararlar alınmasına rağmen bu aşamada yargı kararları dinlenilmeden kamulaştırma işlemine başlanılmış. Bizlerin ve farklı kişilerin açtığı davalar devam etmekte. Bizim açmış olduğumuz davalarda ÇED Raporu alınması gerektiği mahkeme tarafından tespit edildi. Bu husus hüküm altına alındı.
    Bununla beraber ayrıca projelerin hukuka tüm yönüyle aykırılıkları belirlenmesi ile ilgili yargı süreci devam etmektedir. Henüz ÇED raporu alınmadı. Rapor alınmadan proje yapılmak isteniyor. Bu hukuka aykırı bir durumdur. Şu anda idare tarafından Konaktepe bölgesinde baraj göl sahası içerisinde kalabilecek alanların da acele kamulaştırmaya yönelik bazı tespit davaları açılmış durumda. Bununla ilgili işlemler başlatıldı. Umuyorum önümüzdeki süreçte bu baraj projesiyle ilgili hem yargıdan çıkacak kararlarla hem de halkımızın göstermiş olduğu demokratik tepkiler doğrultusunda bu projeyi yapmak isteyenler tarafından gözönünde bulundurulur ve projeden vazgeçilir, Munzur ilelebet kurtulur.”

    “HUKUKSAL VE DEMOKRATİK MÜCADELE SÜRECEK”

    Av. Kaplan, bölgenin doğasını yok edecek olan projelere karşı hukuksal ve demokratik mücadelenin süreciğini belirterek şunları dile getirdi:

    “Bunları bütün olarak değerlendirmek gerekiyor. Dersim halkı uzun yıllardır bunu gündemleştirdi, tepkisini dile getirdi. Bunlar bu gündemleşmenin neticesidir. Demokratik tepkilerin sonuçlarıdır bu geri adım atmalar. Şöyle bir pazarlık düşüncesinde hiçbir zaman olamayız, Dersim halkı böyle bir pazarlığı hiçbir zaman kabul etmez; Munzur üzerinde 6 projenin 4’ünden vazgeçelim, 2’sine ses çıkarmayalım. Tek bir baraj projesi bile Munzur Vadisi’ni yok eder. Munzur’un bir bölümünün yok olması, tamamının yok olmasının neticelerini yaratır. O nedenle bütün projeler iptal edilene kadar hem hukuksal mücadele hem demokratik mücadele devam edecektir.”

    “MUNZUR VADİSİ MİLLİ PARKI KURTARILMALIDIR”

    Konuya ilişkin görüşlerini dile getiren Doğa Koruma gönüllüsü Haydar Çetinkaya da, şunları ifade etti:

    “Gelen yazıda bu projeler için yüklenici firma olan Hazal Elektrik Üretim Şirketinin söz konusu projeden tamamen çekildiği belirtilmiştir. Zira 2010 yılında her iki baraj projesinin iptaline karşı avukatımız ile açtığımız davaya dair de daha önceden verilen yargı kararlarında, her iki projenin yapılması durumunda telafisi imkansız zararlara neden olacağı ve projelerin esastan iptaline ve her iki barajın da ÇED olmaksızın yapılamayacağı hükme bağlanmıştı. Zaten ilgili projeler en son yapılan değişikliklerden sonra Malatya-Elazığ-Bingöl-Tunceli çevre düzeni planında da bu projelere yer verilmemişti. Diliyoruz ve inanıyoruz ki bu projeler hepten iptal edilecektir ve iptal edilmelidir. Munzur Vadisi Milli Parkı kurtarılmalıdır.” dedi.

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM

  • Barajlar Dersim’de mevsim ve yağış rejimlerini ciddi etkiledi-VİDEO

    Barajlar Dersim’de mevsim ve yağış rejimlerini ciddi etkiledi-VİDEO

    PİRHA – Dersim Doğa Koruma Gönüllüleri’nden Haydar Çetinkaya, mevsimsel değişiklikler ve bu değişikliğin Dersim üzerindeki etkisi hakkında PİRHA’ya konuştu. Çetinkaya, “Mevsimsel değişiklikler Dersim coğrafyasında ciddi bir şekilde yaşanır hale geldi. Ocak ayında kar göremez olduk. Yapılan baraj ve HES’ler ılıman etkiyle yağışı etkiliyor” dedi.

    Haberin Videosu

    Küresel iklimin dünya genelinde ve Türkiye’de yaratmış olduğu mevsimsel değişiklikler hakkında PİRHA’ya konuşan Haydar Çetinkaya, mevsim değişikliklerinin Dersim’de ciddi bir şekilde yaşanmasıyla ilgili konuştu.

    Çetinkaya, “Küresel iklimin dünya genelinde ve Türkiye’de yaratmış olduğu mevsimsel değişiklikler Dersim coğrafyasında ciddi şekilde yaşanır hale geldi. Ocak’ta bu coğrafyada kar göremez olduk. Bunlar genelde küresel iklim değişikliklerinin; özelde ise bu coğrafya üzerinde o kadar çok baraj ve HES yaptılar ki, su havzalarını, akarsuların önlerine set çekerek ya da dereleri kurutarak borulardan akıtarak buradaki yağış rejiminin değişmesine etki etti bütün bunlar” diye konuştu. 

    KEBAN BARAJI’NDAN ÖNCE YAKIN BÖLGELERE ÇOK SIK KAR YAĞARDI

    Son yıllarda özellikle son 15 yıl içerisinde tüm Türkiye genelinde olduğu gibi Dersim’de de çok sayıda barajın tamamlanıp faaliyete geçtiğini belirten Çetinkaya, şunları kaydetti:

    “Su havzası oluşturan barajların, yakın çevresinde yağışlarla ilgili oluşturduğu etki biliniyor. Buna en bariz örnek olarak yanı başımızdaki Keban Barajı’nı gösterebiliriz. Eskiler de çok iyi bilirler. Keban Barajı yapılmadan önce Elazığ, Pertek, Çemişgezek bölgeleri çok sık bir şekilde kar yağışı alırdı. Fakat Keban Barajı’ndan sonra o bölgelere kar düşemez oldu. 2009 yılında faaliyete geçen Uzunçayır Barajı onun dışında Peri Vadisi üzerinde kurulan barajların da yakın çevresinde yarattıkları ılıman etkiden dolayı kar yağmıyor.”

    Çetinkaya,”Dersim’de Keban Barajı dahil 9 baraj faaliyette. Planlamada başka barajlar da var. Dilerim ki bu baraj projeleri iptal edilir” dedi. 

    “PLANLANAN BARAJLAR YAPILIRSA AKAN NEHİR KALMAYACAK” 

    Orman ve Su İşleri Bakanı’nın kuraklık hakkındaki açıklamalarına değinen Çetinkaya, şunları söyledi:

    “Geçenlerde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu bir açıklama yaptı. Hem son 44 yıllık yaşanan çok ciddi kuraklıktan, hem de su kaynaklarının öneminden bahsetti. Ama başka bir açıklamasında da Türkiye’de 2023 yılına kadar var olan barajlarla beraber yapılması planlanan baraj sayısının 1484 olduğunu dile getirdi. Birbirine tamamen zıt olan açıklamalardır bunlar.
    Orman ve Su İşleri Bakanı sayın Veysel Eroğlu’nun açıklaması da bir taraftan su kaynaklarının korunmasına dair, bunlara dikkat çeken açıklamalar, 44 yıldır en büyük kuraklıktan bahsediyor olması ve yine de bununla birlikte barajlardan bahsediyor olması gerçekten zıt şeyler. Bunlar küresel iklim değişikliğine çok ciddi bir şekilde neden olan olgular.
    Türkiye’de son zamanlarda yapılan barajların, orman kesimlerinin, yapılan devasa boyuttaki kentleşmelerin, otoyolların, sahil projelerinin ve bunların birleşimi olan çevre kirliliği ile beraber özellikle küresel iklim değişikliğine çok ciddi bir katkısı var, bunu kabullenmek lazım. Türkiye’de 2023’e kadar 1484 baraj projesi var. Bunlar tamamlanırsa neredeyse akan bir nehir bir dere kalmayacak. Bu anlama gelmektedir.”

    “MERKEZDE KAR YOK İLÇELERDE 15 SANTİMİ GEÇEMİYOR” 

    “Şu anda Munzur Vadisi Milli Parkı bölgesinde bu mevsimde kar olmaması mümkün değildi eskiden” diye konuşan Çetinkaya, “Bu bölgeye uzun yıllardır yoğun kar düşmüyor. Bulunduğumuz bölgeye 1 m kadar kar yağardı. Ovacık’a 3-4 metre kar yağardı. Bunun çokça haberleri yapılırdı. Şu an Ovacık’ta kar kalınlığı 15 santimi geçemiyor. Buralarda hiç kar yok” ifadelerini kullandı. 

    Çetinkaya, “Şu an kar düşmemesi ve ardından gelecek olan yağışların yeterince olmaması ister istemez su kaynaklarını besleyen gözelerin, membaların akmamasına neden oluyor. Eskiden Munzur suyunun akışı bu şekil değil daha coşkun akardı, su miktarı daha çoktu. Ne yazık ki artık öyle bir döneme girdik ki Munzur suyunun gözeleri bugüne kadar görülmemiş en düşük seviyelerinde” şeklinde konuştu. 

    Doğayı Koruma Gönüllüleri’nden aynı zamanda Dersim’in doğasına dönük çok sayıda çalışması bulunan Haydar Çetinkaya, Dersim’in son 4 yılda gösterdiği mevsim değişikliğini ve baraj haritasını sosyal medya hesabından şu fotoğraf ile paylaştı:

    İNSANLAR, YABAN HAYATI VE BİTKİLER 

    Çetinkaya, su kaynaklarının azalmasının yol açacağı olumsuz etkileri de şöyle anlattı:

    “İnsanların sağlıklı bir içme suyuna erişimi açısından sıkıntı yaratıyor. Şehirlerde ve büyük şehirlerde çok ciddi su sıkıntıları meydana gelebiliyor.
    Bu coğrafyada dağlarda, yaylalarda birçok su kaynakları bulunmaktadır. Fakat son yıllarda yağışların az düşmesi nedeniyle o alanlardaki sularda da yok olma, çekilme durumu var. Bu durum da ister istemez coğrafyada yaşayan canlılar üzerinde, yaban hayatı üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır. Yaban hayatı o bölgeyi terk etmek zorunda kalmaktadır.

    Mevsimsel değişikliklerin sonucunun bir örneği olarak Ana Fatma Ziyareti’ni gösteren Çetinkaya, “Ana Fatma’da bulunan göze mutlaka baharda yeni yağmurlarla birleşir tekrardan su akardı. Fakat Ocak ayındayız ve yıllardır bu aylarda kurumaya başladı. Olumsuz bir örneğidir su kaynaklarının azalmasıyla ilgili” dedi.

    2017 KÖMÜRÜN TÜRKİYE’DE ZİRVE YAPTIĞI YIL

    Birleşmiş Milletler’in İklim Raporu’na da değinen Çetinkaya, şunları kaydetti:

    “2017 yılında İklim Raporu’nda küresel ısınmanın vardığı olumsuz boyutlara dikkat çekilmiş ve bu konuda önlemler alınması gerektiği belirtilmişti. Bundan sonraki süreçte fosil yakıtların özellikle kömür gibi yakıtların termik santrallerde kullanımının az olması yönünde politika izlenecek dendi. Türkiye’de özellikle 2017 kömürün sevdirildiği, kömürün zirve yaptığı bir yıl olarak geçti. Kömüre dayalı termik santrallerin sayısının da arttırılacağına dair çok ciddi çalışmalar içine girileceği belirtildi. Bunlar gerçekten zıt şeyler. Hem mevcut durumu görmek hem de Birleşmiş Milletler İklim Raporu’nun sonuçlarını görmek.”

    Hüseyin Yaşar SEZGİN/DERSİM