Etiket: haymana

  • Efsane İşportacı: Sistem çöktü, bütün dünyada değişim şart-VİDEO

    Efsane İşportacı: Sistem çöktü, bütün dünyada değişim şart-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da ‘Efsane İşportacı’ olarak tanınan Ramazan Ak, satışların artık rağbet görmediğini belirterek, “Sistem çöktü. Değişim bütün dünyada şart. Çok sayıda işsiz, atanamayan insan var. Bir yerlerde adamın varsa haksızlıkla her şey yapılabiliyor. Artık bu duruma bir ‘dur’ denilmesi lazım” dedi. Ramazan Ak ekledi: Zengini daha zengin yaptılar, fakirin borcu katlandı. 

    1988 yılında Haymana ilçesinden Ankara’ya gelen Ramazan Ak, yaklaşık 30 yıldır sokaklarda işportacılık yapıyor. İlk işportacılığına selpak mendil, balon satarak başlayan Ak, şimdilerde ise Ulus semtinde meyve-sebze soyacağı satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.

    Ramazan Ak, geçmiş yıllarda işportacılığın daha çok gelir sağladığını belirterek “Eskilerden bu işi yapan pek kalmadı” dedi. Ak, Türkiye’nin hemen hemen her ilinde işportacılık yaptığını belirterek “Tüm semt pazarlarında, sosyete pazarlarında, festivallerde tezgahımızı açarız. Tabii güneşi de çektik, ayazı da… Bazen yolda arabada da kaldık. Yeri geldi lüks otellerde, parklarda da yattık. Yani işportacı, emekçi insanların hali bu. İşportacılık serbest piyasadır. Tabii bunun cezası da var. Belediyeye 3-5 ödediğin zaman serbest oluyor” ifadelerini kullandı.

    “ZENGİNİ DAHA ÇOK ZENGİN YAPTILAR, FAKİRİN BORCU KATLANDI”

    Ramazan Ak gelinen süreçte artık hiçbir ürüne rağbet olmadığını da sözlerine ekledi. Halkın bir tek gıda ihtiyaçları için bütçe ayırabildiğini söyleyen Ak, halkın ekonomisini şu sözlerle yorumladı:

    “Ernesto Che Guevara’nın bir sözü vardır; ‘Gecekonduda oturanlar, sarayda oturanları alkışlayanlardır. Halinden memnun olanlar en büyük kölelerdir’. Şimdiki durum bu. Ülkenin %50’si fakir durumda. Zengini zaten zengin yaptılar. Zavallı fakirin 2 lira borcu varsa şimdi oldu 20 bin lira.
    1980 yılından beri sokaklardayım. Hayatımda yaşadığım en güzel yıllar 1990’lı yıllardaydı. Yaklaşık 10 arkadaş burada işportacıydık. Şu anda bir tek ben kaldım. Eski yıllarda kazandığımız parayı yerdik, içerdik ama yine de bitmezdi. Çünkü paramızın bir değeri vardı. Bir gün çalıştığımızda kiramızı, yememizi, içmemizi; hepsini çıkarırdık ama şimdi ne yazık ki bir ay çalışsan bir kiraya yetmez. Ve üstelik şimdi bir sosyal güvencem de yok.”

    “ARTIK BU DURUMA BİR DUR DENİLMESİ LAZIM”

    Toplumun artık sokak satıcılarından çok AVM’leri tercih ettiğini belirten Ramazan Ak, yaşadığı zorlukları da anlattı. Ülke halkının işsizlik sorunuyla mücadele ettiğini anlatan Ramazan Ak şunları anlattı:

    “Artık kredi kartları var. İnsanların zaten alım gücü de azaldı. Örneğin benim sattığım ürünleri lüks mağazalara gidip almaya çalıştığınızda orada iki güzel satıcı yanınıza gelir, içeride klima sistemleri o esnada çalışır olur. Ürünü alıp dışarı çıktığınızda ise buz gibi soyulduğunuzu anlarsınız. Onun için her daim dışarıda emekçi tezgahlarından alışveriş yapılmasını tavsiye ederim. Sokakta satılan bir ürün daha kalitelidir.
    Tabii bu işin zorluğu da var. Meyve sebze soymaktan ellerimizin hali ortada. Yaşam mücadelesi veriyoruz. Emekçi insanlarız, kimseden de bir beklentimiz yok. Burada emeğimizi alır 3 lira 5 lira neyse çekip evimize gideriz. Ama tabii aile geçindirmek artık çok güç hale geldi. Yarını dahi düşünemez hale geldik. Gerçekten çok sıkıntılı bir durumdayız. Ama örneğin yanıma biri geldi, diyor ki ‘Avrupa’da bizi kıskanıyorlar’. Öyle anlattı ki benim bile inanasım geldi!
    Avrupa’dan gelen bir insan bugün iki emekli maaşıyla Türkiye’yi komple gezebiliyor. Buradaki bir zavallı emekli ise alıyor 4.000 lira, hadi şuradan Edirne’ye kadar gitsin bakalım.
    Evet burada bir işporta özgürlüğümüz var. O nedenle de seviyorum işimi. Bu da bir yetenek işi, mesela herhangi bir ürünü alıp satabilirim. Ama her insan işportacılığı yapamaz. Şimdi çok sayıda işsiz, atanamayan insan var. Ülkemizde bir yerlerde adamın varsa haksızlıkla her şey yapılabiliyor. Artık bu duruma bir dur denilmesi lazım.”

    ‘EFSANE İŞPORTACI’ İSMİNİN HİKAYESİ

    Ramazan Ak ‘Efsane işportacı’ lakabının halk tarafından konulduğunu da anlattı. Yaz, kış demeden işportacılık yaptığını belirten Ak, şöyle devam etti:

    “İnsanları güldürdüm, kötü mal satmadım. Şu süreçte zamlanan her ürüne karşılık kârımı çok düşük tutarak satış yaptım. Çünkü insanlara kıyamıyorum. Aslında insanların kafasına göre zam yapma gibi bir durumu da yok. Örneğin dükkanların vergisi, elektrik, doğalgaz ve birçok ödemesi var. Akaryakıta, daha doğrusu her şeye zam geldi, otomatikman işletmeler de kâr amacını belirliyor.
    Havalar soğudu ancak yılmak yok. Zaten ben soğuğa da alışığım güneşin 45 derecesine de… Emekçiyiz ve soğuk bize işlemez. Hayatımı hep bu geçim mücadelesine verdim. İşimi severek yaparım. Ama tabii bu işler eskidendi. İlyas Salman’ın da bir filminde denirdi ki ‘git hıyar sat memurluktan iyidir’. Ama artık kimse kalmadı sokakta. Son nesil olarak bir ben kaldım.”

    İŞPORTADA ZABITA ENGELİ!

    Zabıtalarla yaşadığı husumetlere de değinen Ramazan Ak, gülerek “Zabıtalar bizim abilerimiz. Türkiye’nin 81 vilayetinde ne kadar zabıta varsa çoğu beni tanır” diye ekledi. Her belediyede bir kaydının olduğunu söyleyen Ak, “Zabıtalar sağ olsunlar yerine göre iki gün idare ediyorlar. Yerine göre göz yumuyorlar, bazen gelip ‘şikayet oldu’ deyip malı alıp gidiyorlar ama ben de belediyeye gidiyor ufak cezamı verip malımı alıp başka yere geçiyorum. Örneğin Afyon’dayım, sıkıntı oldu Uşak’a, Uşak’tan İzmir’e geçiyorum” dedi.

    “DEĞİŞİM ŞART”

    Yeni yıl dileklerini de paylaşan Ramazan Ak, ” Tüm emekçi halklara, esnaf kardeşlerime, herkese güzel, savaşsız, kavgasız bir yıl gelmesini dilerim” dedi. Ramazan Ak, asgari ücrete yapılacak zam oranı hakkında da görüşlerini paylaşarak şunları kaydetti:

    “Şu anda asgari ücret 5500 lira. Eğer bunu 8.000 lira yaparlarsa elimizdeki herhangi bir ürün 10 lirayken 20 lira olduysa çok daha kötü bir durum oluşur. Bir kira bedeli 4.000 lirayken 8000 lira olursa zammın hiçbir anlamı kalmaz. Önceden 2500 lira asgari ücret alan bir kişinin ev kirası 400 liraydı. Köşede parası artıyordu. Onunla da krediye girip kafasını sokacak mezar gibi de olsa bir ev alıyordu. Ama artık yazık bu insanlara. Böyle bir durum da kalmadı, sistem çöktü. Yani ortalık bozuk. Değişim bütün dünyada şart. Karl Marx’ın bir sözü var; ‘Dünyayı anlatmak yetmez değiştirmek lazım’”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • HDP’li Bülbül, yıkılıp camiye dönüştürülen Dergahı Meclis gündemine taşıdı

    HDP’li Bülbül, yıkılıp camiye dönüştürülen Dergahı Meclis gündemine taşıdı

    PİRHA-Milletvekili Kemal Bülbül, Haymana ilçesi Kutluhan Köyü yakınlarındaki Pir Hüsameddin Ankaravi dergâhının, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahrip edilerek camiye dönüştürülmesi konusunu Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Ankara’nın Haymana ilçesi Kutluhan Köyü yakınlarındaki Pir Hüsameddin Ankaravi dergâhındaki tahribatı Meclis gündemine taşıdı.

    HDP’li Kemal Bülbül, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahrip edilerek camiye dönüştürülen süreci, hazırladığı soru önergesiyle meclis gündemine sundu.

    MEZAR TAŞLARI KIRILIP DERGAHA BETON DÖKÜLDÜ!

    Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin 1568 tarihinde Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildiğini, 1826 ve 1925 yıllarında dergâhların kapatılmasına dair kararla birlikte Ankaravi’ye ait dergâhın da kapatıldığı bilgisini paylaştı.

    Kemal Bülbül, dergâhın kapatılmasıyla birlikte mallarına el konulduğunu da vurgulayarak “Camiye dönüştürülen dergâhın restorasyonunu gerçekleştiren Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın burada tarihe, hakikate, Hüsameddin Ankaravi’ye ve halkın kutsal değerlerine karşı suç işlediği öne sürülmektedir. Söz konusu türbenin zeminine beton döküldüğü, mezar taşları sökülerek yerlerinin de yok edildiği diğer iddialar arasındadır” ifadelerini kullandı.

    KUYUMCULUK ŞİRKETİNDEN RESTORASYON FAALİYETİ!

    Kemal Bülbül, uygulamaya itiraz eden çevre köylülerin itirazlarını da önergesinde belirterek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    *Bakanlığınız camiye dönüştürülen dergâh restorasyonu hakkında herhangi bir soruşturma başlatmış mıdır? Eğer başlatılmış ise sorumlular hakkında ne tür bir yasal işlem yapılmıştır?

    *Mekânın belleklerden silinmesine sebep olacak bu restorasyon çalışmasında Pir Hüsameddin dergâhının adından “Pir” ifadesinin kaldırılması ile ilgili bakanlığınız herhangi bir girişimde bulunacak mıdır?

    *Dergâhın restorasyonunu üstlenen şirket olan “Alperen Kuyumculuk İnş. Gıda Teks. Otom. Mad. Elek. ve Beyaz eşya Tic. Ltd. Şti.”nin faaliyet alanları içinde restorasyonun olup olmadığına dair Bakanlığınız herhangi bir araştırma yapmış mıdır?

    *Türbenin üzerinin yeşil şallarla örtüldüğü, mezar taşlarının söküldüğü ve yerinde olmadığına dair iddiaların araştırılması için Bakanlığınız herhangi bir girişimde bulunmuş mudur?

    PİRHA/ANKARA

  • Kuyumculuk şirketine restorasyon işi verildi: Dergahı yıkıp cami yaptılar!-VİDEO

    Kuyumculuk şirketine restorasyon işi verildi: Dergahı yıkıp cami yaptılar!-VİDEO

    PİRHA-HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin Dergahının Alperen Kuyumculuk isimli bir şirketi tarafından yıkılarak camiye dönüştürülmesini “İşte asimilasyon, işte tarihi yok etme, işte suç. Suçun delili de burada. Burada halkın değerlerini yok etme var” sözleriyle eleştirdi.

    Ankara’nın Haymana ilçesi Kutluhan köyü yakınlarındaki Pir Hüsameddin Ankaravi’nin dergahı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahrip edilerek camiye dönüştürüldü.

    Talanı ortaya çıkaran HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildiğinin altını çizerek dönemin Alevi katliamlarına vurgu yaptı.

    Milletvekili Kemal Bülbül, “Bu topraklarda ilk katledilen halklar Rumlar, Süryaniler, Ermeniler, Kürtler değil; Türkmenlerdi” diyerek şöyle devam etti:

    “Mesela Şeyh Bedrettin katliamı’nda Şah Kalender Şahkulu ve daha birçok katliamda on binlerce Türkmen katledildi. Yavuz ve Kanuni eliyle… Sebep ise Türkmen halkının saltanatta, iktidardan söz hakkı olacak kadar yekpare bir güce sahip olmasını istemiyorlardı. İktidar devşirme olsun istiyorlardı. Osmanlı’da sadrazam ve vezirlerin hepsi devşirmedir. Bugün de iktidarı yönetenler devşirmedir. Bunlar Türk falan değillerdir. Türklüğü kullanarak Kürt halkına, Alevi toplumuna, farklı inançlara zulüm eden devşirmelerdir. Bunlar Türk halkının değerini kullanıyorlar.

    2 Mayıs 1568 ve 13 Temmuz 1568 tarihli belgede ‘Meslup şeyh Hüsameddin’ deniliyor. Meslup ‘idam edilmiş’ demek. Bu Osmanlı kayıtlarında yazıyor. Hüsameddin Ankaravi, Osmanlı tarafından idam edilmiş, fakat buradaki halk bu konuyu bilmiyor.”

    CAMİSİ OLAN KÖYE BİR CAMİ DAHA!

    HDP’li Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’ye ait dergahın yağmalanıp, malzemelerin ise farklı zamanlarda yok edildiğine dikkat çekerek, 1826 ve 1925 yıllarında dergahların kapatılması ardından yaşanan süreci şu şekilde anlattı:

    “Çıkarılan yasalar ardından dergahların malları, elyazması kitaplar, hizmet yürütülen malzemeler yağmalandı. İşte o yağmanın en bariz örneği burada. Örneğin Hacı Bektaş makamına dokunmamışlar. Çünkü çok bilinen bir yer. Ama Pir Hüsameddin Ankaravi’nin makamı ücra bir yerde. Gelen yok giden yok. Burada her türlü şey yapılabilir. Ama burası camiye dönüştürülebilir mi? Var mı böyle bir ihtiyaç? Köyün camisi var. Aşağıdaki köyde altın rengiyle süslenmiş kocaman bir cami var. Burada camiye ihtiyaç yok. Peki neden bu? Çünkü münafıklık, riyakarlık için. Halka ‘Biz cami yapıyoruz’ diyerek halkın üzerinde bir zihin ilizyonu yapmak içindir bu. Bu bir hizmet değil. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı burada tarihe, hakikate, Hüsameddin Ankaravi’ye, Hacı Bayram Veli’ye, halkın kutsal değerlerine karşı suç işlemiştir.”

    “TÜRBEYE NEDEN BETON DÖKTÜNÜZ?

    Milletvekili Kemal Bülbül, söz konusu türbenin zeminine beton döküldüğüne işaret ederek mezar yerlerinin de yok edildiğine vurgu yaptı. Mezar taşlarının da söküldüğü dergaha ilişkin Kemal Bülbül şunları söyledi:

    “Buranın zeminine neden beton döktünüz? Daha önceden buraya geldim. Türbenin üzeri yeşil şallarla örtülmüş, mezar taşlarının olduğu, duaların yazıldığı bir yerdi. Şimdi mezar sökülmüş ve yerinde yok. Üzerine beton dökülmüş, mezar taşları da kapıya atılmış. Bizim gündemimiz hakikattir. Bizler ırkçılığa karşı eşitliği, zulme karşı adaleti, yoksulluğa karşı paylaşımı, çeteleşmeye karşı insaniyeti, münafıklığa karşı hakikati savunuyoruz. Dolayısıyla bu gündemin bir parçasıdır.”

    “İŞTE ASİMİLASYON, İŞTE TARİHİ YOK ETME, İŞTE SUÇ”

    Kemal Bülbül, konuyu Meclis gündemine de taşıyacaklarını ifade ederek “AKP’nin asimilasyon, yok etme, tekçilik ve ırkçılığının çok bariz bir göstergesi var burada. Pir Hüsameddin Ankaravi’ye, onun yürütmüş olduğu hakikat hizmetine, adalete ve halka yapılan bir zulüm var burada” ifadelerini kullandı.

    Bülbül, dergahın restorasyonunu üstlenen Alperen Kuyumculuk şirketine de dikkat çekerek, “Yüklenici Alperen Kuyumculuk İnş. Gıda Teks. Otom. Mad. Elek. ve Beyaz eşya Tic. Ltd. Şti. Her şeyi yapıyor! Her şeyin uzmanı! Alperen Kuyumculuk, tarihi bir makamın restorasyonunda ne anlar? Bu ne zulümdür? en önemli şey ise ‘Hüsameddin Ankaravi Cami’ diye tabela yazmışlar fakat ‘Pir’ kelimesini çıkarmışlar. Peki kimdir bu Hüsamettin Ankaravi? Ne yapmış, kim tarafından katledilmiş, neden yazmadınız bunları? İşte asimilasyon, işte tarihi yok etme, işte suç. Suçun delili de burada. Burada halkın değerlerini yok etme var” şeklinde konuştu.

    “BURADA YAPILAN YOK ETME PROJESİDİR”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, son olarak Haymana ilçesinin Alevi kimliğine değindi.

    Civar bölgede geçmişte Grek, Rum, Ermeni toplumunun da yaşam sürdüğünü söyleyen Kemal Bülbül, “Şimdi ise Kürt halkı var. 1700’lü yıllarda buraya yerleştirilmiş, bir tür sürgüne tabi tutulmuş ama burayı yurt edinmiş Kürtler. Fakat bundan önce Selçuklu ve Osmanlı döneminde burada Rumlar, Ermeniler, Süryaniler, Türkmenler yaşardı” dedi.

    Anadolu coğrafyasında Türkmen halkına ait birçok dergahın olduğundan bahseden Kemal Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “O dergah ve mekanlar Osmanlı tarafından planlı bir şekilde yok edildi. Ve bugün bu bölgede camiyi bir tür asimilasyon aracı olarak kullanmaktalar. Camiyi adeta kendi şubeleri gibi yapmışlar. Cami devlet dairesi gibi olmuş. Cami ibadet olma yeri olmaktan çıkmış Diyanet İşleri Başkanlığının fetvaları ile yürütülen bir duruma konulmuş.

    Resmi ideoloji, kendisi dışında halka ait ne var ise hepsini yok etmek, silmek, olmaz ise kendi hizmetine almak için elinden gelen her tür gayreti yürütmüş. Mesela Haymana’da çoğunlukla Kürtler var. Buralara yapılan hizmet ile başka yere yapılan hizmet arasında fark söz konusudur. Buralar vaktiyle Türkmen Alevilerinin, dergahların, ibadethanelerin olduğu merkezlerdi. Şimdi burada yine ırkçılık, yok etme gibi bir politika söz konusu. Osmanlı’da bunlar Şeyhülislam eliyle yapılıyordu, şimdi Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla yapılıyor.

    Bugün gündem, yoksulluk, işsizlik, sınır ötesi operasyonlar, çetelerin ifşaları, ahlaksızlık, yolsuzluktur. Fakat bu da gündemin bir parçasıdır. Kürt halkına, Alevi toplumuna saldırının bir parçası da budur. Burada yapılan bir asimilasyon, yok etme projesidir.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Kanuni idam etti AKP de dergahı camiye dönüştürdü!-VİDEO

    Kanuni idam etti AKP de dergahı camiye dönüştürdü!-VİDEO

    PİRHA-Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi dergahının yıkılıp yerine cami yapılmasına tepki gösterdi. Bülbül, “Pir Hüsamettin Ankaravi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildi. Şimdi buradaki makamı da AKP tarafından, yani onun ardılları tarafından tahrip ediliyor” diyerek yapılan asimilasyona dikkat çekti.

    15. Yüzyılda Ankara’nın Haymana ilçesi Kutluhan köyü civarında yaşam süren Pir Hüsameddin Ankaravi’nin dergahı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından camiye dönüştürüldü.

    Konuyu gündeme getiren HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “AKP eliyle bir tür yok etme, asimilasyon var” diyerek yapılanlara tepki gösterdi. Bülbül, söz konusu dergaha 3 yıl önce de ziyarette bulunduğunu ifade ederek “Aslında bu dergahta olanlar gündemin bir parçası, yani asimilasyonun, zulmün, yok etmenin, inkarın ve AKP münafıklığının bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.

    MELAMİ EKOLÜNÜ TEMSİL EDİYORDU

    Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin, Hacı Bayram-ı Veli’nin öğrencilerinden olduğunu belirterek şu aktarımda bulundu:

    “Hacı Bayram Veli, Ankara merkezli ve Orta Anadolu’da halka, hakka, hakikate hizmet bağlamında çalışmalar başlatır. Bu çalışmalarda üzerinde bulunduğumuz bu coğrafyada 3 öğrencisini irşad eder. Bu öğrencilerden birisi Pir Ali Aksarayi, yani Aksaraylı Pir Ali… Diğeri, Bünyamini Ayaşi, yani Ayaşlı Bünyamin… Öbürü de Pir Hüsameddin Ankaravi’dir. ‘Ankaravi’ Ankaralı demek. Bunlar, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaşarlar. Öncesinde Hacı Bayram Veli de dahil olmak üzere Melami ekolünü teşkil eden bu anlayış üzere topluma, Hakk’a, hakikate, adalete hizmet eden tüm kişiler kovuşturmaya tabi tutulur. Hacı Bayram Veli, Edirne Sarayı’na çağrılarak tehdit edilip, yaptığı çalışmalara müdahale edilir ama Hacı Bayram, çalışmalarına son vermez.

    Hüsameddin Ankaravi de diğerleri gibi ‘İnancımıza hakaret ediyor, zındıktır, münafıktır’ gibi hakaretlerle tutuklanır. İsmine ait olan makamı, dergah olarak halktan da yardım isteyerek, yani halkla birlikte yapar. Fakat Osmanlı tarihinde bu türde katledilen kişiler için arkasından onun torunları ve ardılları, büyüğünü aklamak için çeşitli şeyler uydururlar.

    Hüsameddin Ankaravi’nin de bir yakını, der ki ‘Dedemiz padişahı da severdi niye katledildi? Haksızlık yapıldı’ falan gibi şeyler anlatırlar. Fakat burada mesele şu: Bugün nasıl ki AKP iktidarı, dini hakikaten teslim almış, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla fetva vererek zülüm yapıyor ve bu zulmünü dine dayandırmaya çalışıp kendi karşısında mücadele eden herkesi ‘kafir, münafık, zındık’ diye adlandırıyorsa o dönemde de aynısı vardı. Dolayısıyla biz hakikat üzerine siyaset yapanlar da bunu görmeliyiz. Pir Hüsameddin Ankaravi, Kanuni döneminde derdest edilmiş, Ankara Kalesi’nde hapsedilmiş ve idam edilmiştir.”

    “PİRİ KANUNİ İDAM ETTİ, DERGAHI DA AKP YIKTI” 

    Vakıflar Genel Müdürlüğü, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin dergahında ‘restorasyon’ adı altında çalışma başlattı ancak, mevcut türbe betona gömülüp dergah da camiye çevrildi.

    Duruma tepki gösteren Milletvekili Kemal Bülbül, “Türbeyi dümdüz etmiş, beton dökmüş, mezar taşlarını sökmüş” diyerek yaşananlara ilişkin tepkisini dile getirdi. 3 yıl önce de dergaha ziyarette bulunduklarını ifade eden Bülbül, dergahın üst kısımlarının tamamen yıkılmış vaziyette olduğunu, zeminin ise hazine avcıları tarafından kazıldığı bilgisini verdi.

    Milletvekili Kemal Bülbül, söz konusu alanın cami değil, dergah olduğunu belirterek yazılı kaynaklar eşliğinde şu açıklamayı yaptı:

    “Pir Hüsameddin Ankaravi’nin hikayesinin kanıtları ‘Melametilik’ isimli Ali Bolat’ın kitap çalışmasında anlatılıyor. Ayrıca Fuat Köprülü’nün öğrencilerinden Abdulbaki Gölpınarlı’nın Melamilik ve Melamiler kitabında Pir Hüsameddin Ankaravi’nin karşı karşıya kaldığı zulüm çok ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor. Kanuni döneminde nasıl derdest ve idam edildiği de yazılıyor. Daha da önemlisi, ‘Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler’ isimli kitabın yazarı Ahmet Yaşar Ocak tarafından da nasıl katledildikleri anlatılıyor.

    Osmanlı, kendi nizamına uymayan, halkla adalet, eşitlik bağlamında ilişki kuran, halka hizmet eden mürşit, dergah, tekkeleri önce diyaloğa, işbirliğine davet eder; eğer işbirliği de olmazsa bu sefer dergahları yıkar, mürşitlerini de idam ederdi. Bugün de karşı karşıya olduğumuz durum bu. Mevcut hükümet, kendisinin ‘Yeni Osmanlıcı’ olduklarını söylüyor. Dolayısıyla şu hakikati söylüyoruz; bu makamı yapan Pir Hüsameddin Ankaravi, Kanuni Sultan Süleyman tarafından idam edildi. Şimdi buradaki makamı da AKP tarafından; yani onun ardılları tarafından tahrip ediliyor.”

    “ONLAR OSMANLI’NIN, BEN DE PİRİN ARDILIYIM”

    Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, dergahın ‘Restorasyon’ adı altında başkalaştırıldığına işaret ederek sözlerine şu cümlelerle devam etti:

    “Bir tür yok etme, bir tür asimilasyon var burada. Şimdi onlar, Osmanlı’nın ardılı olarak bu zulmü yapıyorlar. Ben de Pir Hüsameddin Ankaravi’nin ardılı, hakkın, hakikatin hizmetkarı olarak bu hakikati ifade etmek zorundayım. Onun için şöyle dememek lazım: ‘Gündem çok ağır, çeteler var, pandemi var, yoksulluk var’ Evet, onun bir parçası olarak da AKP’nin burada yaptığı münafıklık var.

    Melamilerin 3 temel unsuru var. Birincisi riyakar olmayacaksın. İkincisi; hakikati savunacaksın. Üçüncüsü; münafıklık yapmayacaksın. Şimdi burada riyakarlık, hakikate zulüm, tecavüz ve münafıklık da var. Bunu belgeleriyle yerinde belirtmek için bu tespiti yapmak durumundaydık.”

    “ONLAR SADECE HİZMETE, PAY ETMEYE, ADALETE BAKARLARDI”

    HDP’li Kemal Bülbül, Pir Hüsameddin Ankaravi’nin Yol inancında nasıl bir öneme sahip olduğunu da anlattı. Yol inancında isim olarak söz konusu kişilere ‘Melami’ denildiğini belirten Bülbül, sözlerine şöyle devam etti:

    “Nesimi’nin ‘Ben Melamet hırkasını kendim giydim eynime, arı namus şişesini taşa çaldım kimene’ dediği Melamiler… Bu Melamiler, devlet, hükümet varmış dinlemezlerdi. ‘Hükümdar vergi, asker istiyormuş’ bunlara bakmazlardı. Onlar sadece halka, yoksula, hizmete, pay etmeye, adalete bakarlardı. Dolayısıyla müesses nizamı dikkate almayıp, halka, adalete, eşitliğe baktığın zaman hükümdar ‘Bana vergi vereceksin’ derdi. Şu an içerisinde bulunduğumuz dergahın çevresine küçük bir duvar çevrilmiş ama burası dergah olduğu zamanlarda geniş bir alanı vardı. Çevredeki topraklar da dergaha aitti. Ve bu dergahtaki dervişler, hem hizmet yapıyor; ekip biçiyor, hem de burada eğitim görüyorlardı. Dergahın karşısında bulunan çeşme halen daha faal. Dergahların kurulduğu yerlerde su, tarım, ulaşım ihtiyacı dikkate alınırdı.

    Pir Hüsameddin Ankaravi, Kanuni güçlerince Ankara Kalesi’nde idam edilmiştir. Burası onun dergahı, makamıdır. Kendisi de küçük bir türbe yapılıp oraya sırlanmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü ‘restorasyon’ adı altında türbenin üzerine beton dökmüş, mezar taşlarını dışarıya atmış. Böylesine bir saygısızlık, riyakarlık ve münafıklık var.”

    Eren GÜVEN/ANKARA