Etiket: hayrettin eren

  • GÜNCELLENDİ/Cumartesi Anneleri, 1078. haftada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu-CANLI

    GÜNCELLENDİ/Cumartesi Anneleri, 1078. haftada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu-CANLI

    PİRHA-Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1078. haftasında Galatasaray Meydanı’nda Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. Yapılan açıklamada, “45 yıldır Hayrettin Eren’in akıbetini ortaya çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen tüm iktidarlar bu suçun devamcısıdır. Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1078. haftasında Galatasaray Meydanı’nda 45 yıl önce gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. Açıklamayı, Hayrettin Eren’in yeğeni Setenay Yarıcı okudu.

    “45 YILDIR HAYRETTİN EREN İÇİN ADALET İSTİYORUZ”

    Zorla kaybetmenin suç olduğu belirten Setenay Yarıcı, “Zorla kaybetmeler, yalnızca bir insanın ortadan yok edilmesiyle sınırlı bir insanlığa karşı suç değildir; geride kalan aileler için bitmeyen bir belirsizlik, tükenmeyen bir arayış ve kapanmayan bir yara anlamına gelir. Bu belirsizliğin açtığı yaraların iyileşmesinin yolu, gerçeğin ortaya çıkarılmasından, adaletin sağlanmasından ve kayıp ailelerinin yalnız bırakılmadığını gösteren güçlü bir dayanışmadan geçer. 1078. haftamızda bir kez daha yineliyoruz: Hayrettin Eren’i işkenceyle öldürüp bedenini kaybedenlerin isimleri devletin resmi kayıtlarında mevcuttur. 45 yıldır Hayrettin Eren’in akıbetini ortaya çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirmeyen tüm iktidarlar bu suçun devamcısıdır. Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” denildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Meclis’te gözaltında kaybetmeler için bir komisyon kurulsun!’-VİDEO

    ‘Meclis’te gözaltında kaybetmeler için bir komisyon kurulsun!’-VİDEO

    PİRHA – 30 yıldır Galatasaray Meydanı’nda mücadele yürüten Cumartesi Annesi İkbal Eren, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşması için hükümetin samimi olması gerektiğini söyledi. Eren, “Meclis komisyonu gerçekten demokrasinin tecellisi için çalışacaksa, özellikle gözaltında kaybetmeler için bir komisyon kurulsun” diye konuştu.

    Hayrettin Eren 21 Kasım 1980’de İstanbul Saraçhane’de aracıyla birlikte gözaltına alınıp Karagümrük Karakoluna götürüldü. Ertesi gün Eren’in arkadaşının aileye haber vermesi ardından baba ve anne, Karagümrük Karakoluna gitti. Karakoldaki görevliler, Hayrettin Eren’in İstanbul Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğünü söyledi. Gayrettepe’ye giden aileye, oğullarının orada da olmadığı söylendi.

    Tekrar Karagümrük Karakoluna dönen aileye bu kez Hayrettin Eren’in, hiç gözaltına alınmadığı söylendi. Hayrettin Eren’in kullandığı araç, birçok kişi tarafından Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü otoparkında görülse de sonrasında bu bilgi de karşılık bulmadı. Ardından, aracın da izine rastlanılmadı. Aile tarafından yapılan suç duyurusu üzerine Askeri Savcılık tarafından başlatılan soruşturma neticesinde “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı verildi.

    Hayrettin Eren dosyası da tıpkı diğer binlerce faili meçhul olayındaki gibi hiç açılmadan karartıldı. Eren ailesi, dönemin baskıcı rejimi sebebiyle yaşadıkları konusunda bir kamuoyu da oluşturamadı.

    Aradan 15 yıl geçmişti ki Galatasaray Meydanından yükselen sese Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren de dahil oldu. Cumartesi Anneleriyle birlikte tam 30 yıldır mücadele yürüten İkbal Eren, 20 Ağustos’ta da TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda konuştu. Barış ve Demokratik Toplum Süreciyle birlikte ilk kez TBMM çatısı altında dinlenen kayıp yakınları, yeni süreçle birlikte karanlık dönemin de perdelerinin açılmasını ümit ediyor.

    HAYRETTİN EREN İÇİN HİÇ HUKUK İŞLEMEDİ”

    İkbal Eren ile Cumartesi Anneleri’nin 1072. hafta eyleminin yapıldığı gün, Galatasaray Meydanı’nda buluştuk. Elinde kırmızı karanfil ve Hayrettin Eren’in portresini taşıyan İkbal Eren, kayıpları ardından gelinen süreci şu sözlerle özetledi:

    “1980 darbe dönemiydi. Kamuoyu oluşturamadık. Çünkü gazetelerde dahi bir haber yapamıyorduk. Hayrettin Eren’in gözaltına alındığı hep inkar edildiğinden kesinlikle ne bir dava açıldı ne de hukuksal bir süreç işledi. Babamın ve avukatlarımızın vermiş olduğu dilekçeler işleme konulmadı. Oysa beş tanık vardı. ‘Hukuki ne gibi girişimler yapıldı?’ diye sorduk ancak Hayrettin Eren için hiç hukuk işlemedi.”

    “FAİLİ MEÇHULLERİ BİLMEYEN VEKİLLER VARDI!”

    Cumartesi İnsanı İkbal Eren, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair de görüşlerini paylaştı. İkbal Eren, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri ve Tahir Elçi Vakfı’nın, barışın sağlanması adına faili meçhullerin araştırılması için Meclis’e yaptığı önerilerin de karşılık bulması gerektiğini vurguladı. Meclis komisyonunda yaptıkları konuşmalar sebebiyle kimi milletvekillerinin “çok şaşırarak” dinlediğini belirten Eren, şunları aktardı:

    “Komisyondan çağrı geldi ve biz görüştük, dinlendik. Taleplerimizi orada ilettik. Hem Türkiye’de gözaltında kaybetmenin ne olduğunu, nasıl başlayıp devam ettiğini anlattık. Bazı milletvekilleri hiç bilmiyordu ne yazık ki. Galatasaray Meydanı ya da Cumartesi Annelerini duymuş olsalar bile ne olduğunu bilmiyorlardı gerçekten. Çok şaşıranlar oldu.

    Bizim bu komisyondan talebimiz şuydu; komisyon gerçekten samimiyse bu ülkede demokrasinin tecellisi için çalışacaklarsa bir komisyon kurulmalı. Hakikat ve Adaleti Araştırma Komisyonu! Özellikle gözaltında kaybetmeler için bir komisyon kurulsun. Bu komisyon sadece Meclis çatısı altında, milletvekillerinden oluşan bir komisyon değil; bilim insanları, antropologlar, Cumartesi Anneleri, Tabipler Birliği’nden veya ilgili bilim insanlarının da olduğu bir komisyon olmalı. Gözaltında kaybedilen insanların akıbetinin araştırılıp, sorumluların yargılanması talebimiz var. Hakça bir yargılama talep ettik. Ama bunun için komisyonun gerçekten samimi olması gerekiyor. Yani ‘Yaptım oldu. Bak ben bir girişimde bulundum’ görüntüsü vermek yerine, gerçekten eğer samimiyseler bizim bu taleplerimizi yerine getirirler. İnanmak istiyorum ama çok da umutlu olduğumu söyleyemem.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Dersim’de Hayrettin Eren açıklaması: Gözaltında kayıplarımız için adalet istiyoruz-VİDEO

    Dersim’de Hayrettin Eren açıklaması: Gözaltında kayıplarımız için adalet istiyoruz-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri’nin eyleminin 974. haftasında, İHD Dersim Şubesi yöneticileri ve üyeleri Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Hayrettin Eren’in akıbeti açıklanana, korunan failleri yargılanıp cezalandırılana, adalet sağlanana kadar bu dava bizim için kapanmayacak” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi, Cumartesi Anneleri’nin eyleminin 974. haftasında Seyit Rıza Meydanı’nda bir basın açıklaması yaptı. Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon ve İHD ortak imzasıyla, tüm İHD şubelerince eşzamanlı yapılan “Gözaltında Kaybedildiğinin 43. Yılında Soruyoruz: Hayrettin Eren Nerede” başlıklı açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi yöneticilerinden Nilüfer Akdağ okudu.

    “OĞLUMUN ARABASI BURADA, KENDİSİ NASIL YOK!”

    43 yıldır inkar ve cezasızlıkla unutturulmak istenen Hayrettin Eren dosyasını kamuoyu ile paylaşmak istediklerini belirten Akdağ, “26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane’ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Hayrettin, arkadaşı ve otomobili önce Karagümrük Karakolu’na, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü” dedi.

    Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken kapıda bekleyen annesine ‘Gözaltında böyle biri yok’ dediğini, emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, ‘Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok’ diye ısrar eden anne Elmas Eren’in tartaklanarak dışarı atıldığını, daha sonra Hayrettin’in arabasının da kaybedildiğini ifade eden Akdağ, dosya ile ilgili şunları kayda geçirdi:

    “Hayrettin Eren’i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı. Ancak onun gözaltına alındığı inkâr edildi. Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Aradan geçen 43 yılda da ailenin tüm girişimlerine rağmen hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Eren Ailesi üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti aramaktan vazgeçmedi.”

    “DEVLET EVRENSEL HUKUK NORMLARI İÇİNDE HAREKET ETMEK ZORUNDA”

    Hayrettin Eren’in akıbeti açıklanana, korunan failleri yargılanıp, cezalandırılana, adalet sağlanana kadar bu davanın kapanmayacağını vurgulayan Nilüfer Akdağ, “Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Cumartesi Anneleri eylemi 974. hafta: Hayrettin Eren nerede?-VİDEO

    Cumartesi Anneleri eylemi 974. hafta: Hayrettin Eren nerede?-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri eylemlerinin 974. haftasında Galatasaray Meydanı’na kayıplarının fotoğrafları ve karanfilleri ile geldi. Kayıp yakınları, Hayrettin Eren ve diğer tüm kayıplar için meydana karanfiller bıraktı.

    Cumartesi Anneleri, 1995 yılından bu yana gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Galatasaray Meydanı’nda bir araya geliyor.
    8 Nisan’dan itibaren 30 hafta boyunca gözaltına alınan ve meydana karanfil bırakmaları engellenen Cumartesi Anneleri/ İnsanları geçtiğimiz 5 yılın ardından, 972. haftada Galatasaray Meydanı kısmi olarak açıldı.

    974. haftasında da abluka altında tutulmaya devam edilen Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakan kayıp yakınları Hayrettin Eren’in akıbetinin açıklanması ve faillerin yargılanmasını istedi.

    Oya Ersoy tarafından okunan açıklamada şunlar ifade edildi:

    “Barışçıl toplanma özgürlüğümüzün hukuka aykırı olarak engellendiği beş yılın ardından asıl buluşma mekanımız olan Galatasaray Meydanı’nı kapatan polis bariyerleri önünden kamuoyuna sesleniyoruz.
    Sesimizin, sözümüzün mekanı Galatasaray Meydanı’na en yakın noktadan devlete, inkara ve cezasızlığa son vererek zorla kaybetme suçlarında maddi gerçeği açığa çıkartma, suçun faillerini yargılayarak cezalandırma yükümlülüğünü yerine getirme çağrımızı yineliyoruz.
    Devletin sorumluluklarını hatırlatmak ve gözaltında kaybedilen insanların hikayelerini kamuoyuna duyurmak, unutulmalarının önüne geçmek kararlılığımızı sürdürüyoruz.
    974. haftamızda 43 yıldır inkar ve cezasızlıkla unutturulmak istenen Hayrettin Eren dosyasını kamuoyu ile paylaşıyoruz.
    26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane’ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Hayrettin, arkadaşı ve otomobili önce Karagümrük Karakolu’na, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.
    Hayrettin, Gayrettepe Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine, “Gözaltında böyle biri yok!” denildi. Emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, “Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?” diye ısrar eden Elmas Eren tartaklanarak dışarı atıldı. Sonra Hayrettin’in arabası da kaybedildi.
    Hayrettin Eren’i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı. Ancak onun gözaltına alındığı inkâr edildi.
    Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı. Aradan geçen 43 yılda da ailenin tüm girişimlerine rağmen hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Eren Ailesi üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti aramaktan vazgeçmedi.
    974. haftamızda bir kez daha “Hayrettin Eren’in akıbeti açıklanana, korunan failleri yargılanıp, cezalandırılana kadar, adalet sağlanana kadar bu dava bizim için kapanmayacak” diyoruz.
    Kaç yıl geçerse geçsin; Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cumartesi Anneleri: 12 Eylül’de kaybedilenler için adalet sağlanmıyor-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: 12 Eylül’de kaybedilenler için adalet sağlanmıyor-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri, 911. hafta açıklamasında 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinde kaybedilenler için adaletin sağlanmadığını belirtirken, “12 Eylül’ü aşmak ancak bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Bu yüzden herkesi 12 Eylül’le yüzleşmek ve hesaplaşmak konusunda talepkâr olmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. 

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak, fail ve sorumluların cezalandırılması talebiyle sürdürdükleri adalet mücadelesinin 911. haftasında 42. yıl dönümüne giren 12 Eylül askeri faşist darbesine değindi. 12 Eylül kayıplarından Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren’in İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde okuduğu basın açıklamasında “12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilen insanlarımızı unutmadık! 12 Eylül rejimi anayasası, yasaları, kurumları ve zihniyetiyle bugün de devam eden eşitlik, özgürlük ve demokrasi karşıtı bir düzen yarattı. 12 Eylül’ü aşmak ancak bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Bu yüzden herkesi 12 Eylül’le yüzleşmek ve hesaplaşmak konusunda talepkâr olmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

    “TÜRKİYE’DE DARBECİLER HİÇBİR ZAMAN HESAP VERMEDİ”

    Cumartesi Anneleri ile İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

    “911. hafta açıklamamızı 12 Eylül Askeri Darbesi’nin 42. yıldönümüne girerken yapıyoruz. 42 yıl önce 12 Eylül 1980 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri emir-komuta zinciri içinde askeri bir darbe gerçekleştirdi. Darbe sürecinde insan yaşamının, onurunun, hak ve özgürlüklerinin ayaklar altına alındığı koşullarda yarası hala kapanmayan ağır suçlar işlendi. Türkiye’de fiili darbe dönemleri kısa sürmesine rağmen darbecilerin kurdukları sistem sivil yönetimler tarafından sürdürülerek bugüne taşındı. Öyle ki ülkemizin siyasal tarihi sıkıyönetimler ve olağanüstü haller tarihi olarak şekillendi. Bu durum insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti değerlerine dayanan bir siyasal kültür ve sistem inşasını da imkansız kıldı.

    Şili, Arjantin ve Yunanistan gibi askeri darbeler yaşamış ülkelerin aksine, Türkiye’de darbeciler hiçbir zaman yaptıklarının hesabını vermedi. Bu yüzden12 Eylül Askeri Darbesi yüzleşilmemiş, hesaplaşılmamış, yaraları sarılmamış toplumsal travmalarımızdan biri olarak kalmaya devam etti. 911. haftamızda 12 Eylül Askeri Darbesi döneminde işlenen insanlığa karşı suçlardan biri olan gözaltında kaybetmeleri bir kez daha hatırlıyor ve hatırlatıyoruz:

    “12 EYLÜL’DE KAYBEDİLENLER İÇİN ADALET SAĞLANMIYOR”

    Kars’ta Cemil Kırbayır ve Mahmut Kaya, Bingöl’de Hüseyin Morsümbül, Ankara’da Nurettin Öztürk, Yalova’da Zeki Altunbaş, İstanbul’da Hayrettin Eren, Nurettin Yedigöl, Süleyman Cihan, Mustafa Hayrullahoğlu ve Maksut Tepeli 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedildiler. Süleyman Cihan’ın işkence ile öldürülen bedenine 3 ay sonra, Mustafa Hayrullahoğlu’nun işkence ile öldürülen bedenine 5 ay sonra “kimliği meçhul kişi” olarak gömüldükleri kimsesizler mezarlığında ulaşıldı. Diğerlerinin mezarları ise hala gizleniyor. 12 Eylül rejiminde Antep’te Veysel Güney, İzmir’de İlyas Has idam edildi. Onların bedenleri ailelerine teslim edilmedi, mezar yerleri açıklanmadı. İlyas Has’ın mezarına 28 yıl sonra ulaşılabildi. Veysel Güney’in mezarı ise hâlâ gizleniyor.

    Tanıklara rağmen, belgelere rağmen, Adli Tıp raporlarına rağmen, TBMM raporuna rağmen tüm hukuki yollarını kullanmamıza rağmen 42 yıldır 12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilen insanlarımız için adalet sağlanmıyor. 12 Eylül’ün gözaltında kayıpları inkâr eden ve kaybedenleri cezasız bırakan zihniyeti bugün de sürüyor. 12 Eylül Askeri Darbe’sinin 42.yılına girerken bir kez daha “12 Eylül işkencehanelerinde kaybedilen insanlarımızı unutmadık! Onları kaybedenleri, kaybedenleri cezasızlıkla koruyanları, 12 Eylül zihniyetini yaşatanları affetmeyeceğiz! 12 Eylül’le yüzleşme ve hesaplaşma talebimizden vazgeçmeyeceğiz” diyoruz.

    “12 EYLÜL’Ü AŞMAK, KURUMLARIYLA HESAPLAŞMAKLA MÜMKÜNDÜR”

    12 Eylül Askeri Darbesi’nin 42.yılına girerken bir kez daha hatırlatıyoruz: 12 Eylül rejimi anayasası, yasaları, kurumları ve zihniyetiyle bugün de devam eden eşitlik, özgürlük ve demokrasi karşıtı bir düzen yarattı. 12 Eylül’ü aşmak ancak bütün bir 12 Eylül anlayışıyla, anayasası, yasaları ve kurumlarıyla yüzleşmek, hesaplaşmakla mümkündür. Bu yüzden herkesi 12 Eylül’le yüzleşmek ve hesaplaşmak konusunda talepkâr olmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA / İSTANBUL

  • 41 yıldır ağabeyini arayan İkbal Eren: Helalleşme ve yüzleşmeyi karıştırmayın!-VİDEO

    41 yıldır ağabeyini arayan İkbal Eren: Helalleşme ve yüzleşmeyi karıştırmayın!-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri, kaybedilen yakınlarının akıbetlerini sormak için her hafta düzenledikleri eylemlerinin 869’uncusunu yaptı. Ağabeyi Hayrettin Eren’in akıbetini sorgulayan İkbal Eren, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” açıklamasına dair, “Helalleşmek ile yüzleşmeyi karıştırmayalım. Bu zulmü bize yaşatanlarla helalleşmem” dedi.

    Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetlerini sormak ve faillerin yargılanması için her hafta düzenledikleri eylemlerinin 869’uncusunu gerçekleştirdi. Online yapılan eylemde, 21 Kasım 1980’de İstanbul Saraçhane’de polislerce gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu.

    Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, 5 kişinin tanıklığına rağmen ağabeyinin akıbetinin ortaya çıkarılmadığına dikkati çekti. Eren, adaletin işletilmediğine işaret ederek, “41 yıldır adalet mücadelesi veriyoruz. Bu mücadele sırasında annelerimizi, babalarımızı, kardeşlerimizi yitirdik. Annem ve babam oğullarının akıbetini öğrenemedi ve yasları hiç bitmedi. Onların bıraktığı mücadeleyi kaldığı yerden biz devam ediyoruz” dedi.

    “MEHMET EYMÜR’ÜN KAYIPLARIMIZIN FAİLİ OLDUĞUNU SÖYLEDİK”

    Türkiye’de son aylarda “anormal” durumların yaşandığını söyleyen Eren, “Mafya babası (Sedat Peker) çıkıyor ve Mehmet Ağar’ı işkenceci ve faili meçhul cinayetlerin sorumlusu olarak ihbar ediyor. Mehmet Ağar’ın kendisi de ‘Bir tuğlayı çekersem duvar yıkılır herkes altında kalır’ diyerek kendisini ihbar etmişti. Eğer varsa bu ülkenin savcıları hadi bizi duymadınız bu mafya babasını ve Mehmet Ağar’ı da mı duymuyorsunuz? Mehmet Eymür işkence yaptığını ve insanlık suçu işlediğini gönül rahatlığıyla itiraf ediyor. Biz de sürekli ‘failler belli kayıplar nerede?’ diye sorduk. Mehmet Eymür’ün kayıplarımızın faili olduğunu söyledik. Cumartesi Annelerine dava açan savcılar bu caninin kendisini de mi duymuyorsunuz?” diye sordu.

    HELALLEŞME VE HESAPLAŞMA

    Eren, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çağrısına da değindi. Eren, şunları söyledi:

    “Benden ne yapmam isteniyor? Ağabeyime işkence yapan, öldüren, cansız bedenini ortadan kaldıranlarla ‘neyse oldu bir hata hadi helalleşelim ve unutalım’ demem mi bekleniyor? Bu katillerin yargılanıp ailemle yüzleşmesi her zaman istediğimiz bir şeydir. Ama helalleşmek ile yüzleşmeyi karıştırmayalım. Helalleşmek derseniz asla ağabeyimin yaşam hakkını elinden alan 41 yıldır bu zulmü bize yaşatanlarla helalleşmem söz konusu bile olamaz.”

    SORUMLUSU DEVLET

    Haftalık basın metnini okuyan Hayrettin Eren’in yeğeni Setenay Yarıcı, Eren’in kaybedilmesinde sorumluluğun devlete ait olduğunu vurguladı. Faillerin korunmasının bir devlet politikası olduğunu söyleyen Yarıcı, “Gözaltında kaybetmelerle ilgili açılan soruşturmalar, maddi ceza hukukuna aykırı yürütüldüğü için suça karışan kamu görevlilerinin ortaya çıkarılmasını, yargılanarak cezalandırılmasını hukuken imkansız kılıyor. Öyle ki üst düzey güvenlik bürokratlarının kamu görevlilerinin devletin bilgisi dahilinde işlediği işkence, kaybetme, siyasi cinayet itirafları devlet nezdinde sessizlikle karşılanarak, normalleştirilmek isteniyor” şeklinde konuştu.

    İNSANLIĞA KARŞI SUÇ

    41 yıldır akıbeti gizlenen Hayrettin Eren için adalet talep eden Yarıcı,  şöyle devam etti: “Sosyalist kimliği ile bilinen 26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. Darbenin hemen ardından 21 Kasım 1980 tarihinde İstanbul Saraçhane’de bir arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Önce Karagümrük Karakolu’na oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Hayrettin Eren’in gözaltına alınırken kullandığı otomobil Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’nün bahçesindeydi ama ailesine ‘Oğlunuz burada yok’ denildi. Onu karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkence ile sorgulanırken gören çok sayıda tanık vardı ama gözaltına alındığı inkar edildi. 3 kuşaktır Hayrettin’i arayan ailesinin tüm başvuruları 41 yıldır sonuçsuz bırakıldı. Hayrettin Eren’in bilinen failleri cezasızlıkla korunduğu için işkence, kaybetme, siyasi cinayetler gibi insanlığa karşı suçları işlemeye devam etti.”

    Yarıcı, olayın aydınlatılması ve sorumluların bulunmasının savcıların ve mahkemelerin görevi olduğuna işaret ederek, “Kaç yıl geçerse geçsin Hayrettin Eren için, tüm kayıplarımız  için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 170 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekanımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Kaynak: MA

  • Cumartesi Anneleri: Adliye kapılarını artık adalete açın-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Adliye kapılarını artık adalete açın-VİDEO

    PİRHA-Cumartesi Anneleri gözaltına alındıktan sonra kaybedilmesinin üzerinden 40 yıl geçen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. Yapılan açıklamada, “Adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın” denildi.

    Cumartesi Anneleri, 817. hafta eyleminde 1980 yılında 26 yaşındayken İstanbul Saraçhane’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbetini sordu.

    Eylem, koronavirüs nedeniyle sosyal medya hesapları üzerinden yapıldı.

    “40 YIL NE ÇABUK GEÇTİ”

    Abla Cemile Eren konuşmasında kardeşi Hayrettin’in kaybedilişinin üzerinden 40 yıl geçtiğini vurgulayarak “40 yıl ne kadar çabuk geçti, ama bize daha dün gibi” dedi. Cemile Eren, Hayrettin’in gelecek nesillere güzel bir yaşam bırakmak istediğini söylerken “Bunu bir suç saydılar. Anneleri, babaları acılar içinde bıraktılar” ifadelerini kullandı.

    Cemile Eren, Galatasaray Meydanı’nın kendilerine yasaklanmasına ilişkin de konuştu. Eren, “Vicdanları rahat mı? Çocuklarına, torunlarına yaptıkları işkenceyi anlatabildiler mi? Anlatamazlar. Çünkü torunları kendilerinden hesap soracak. Kaç tane anne, kaç tane baba vefat etti. Hepsi evlatlarının özlemleriyle gittiler” diye konuştu.

    “KAYBEDİLEN YÜZLERCE İNSANDAN BİRİYDİ”

    817. hafta eyleminde Hayrettin Eren’in kardeşi Faruk Eren de söz aldı. “O, kaybedilen yüzlerce insandan biriydi” diyen Faruk Eren “Hakikat ve adalet arayışımızı İnsan Hakları Derneği ve Cumartesi Anneleri ile birlikte sürdürüyoruz. Artık aramızda olmayan annem ve babamızın tek talebi çocuklarının mezarına ulaşmaktı. O mücadeleyi devam ettiriyoruz. Bu mücadele sadece ellerinde yakınlarının fotoğraflarıyla Galatasaray’da bekleyen Cumartesi Anneleri ve insanlarının mücadelesi değil, tüm Türkiye’nin mücadelesi olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “VERDİĞİNİZ SÖZÜ TUTUN”

    Kardeşlerden İkbal Eren Yarıcı da, “Bizler terörist değiliz. Kaybettiklerinizin yakınlarıyız” diyerek şöyle devam etti:

    “Cumartesi Anneleri’yiz. Sırtımızı kimseye dayamadık. Sadece birbirimize yaslanarak, sizin kaybettiğiniz sevdiklerimiz için adalet arıyoruz. Eğer biz terörist olsaydık, dönemin başbakanı, bugünün Cumhurbaşkanı annelerimizle görüşme talebinde bulunmazdı. ‘Sizin sorununuz, benim sorunum’ demezdi; ‘sorunlarınızı çözeceğim’ diye söz vermezdi. Bu annelerden biri de benim annem Elmas Eren’di. Annelerimize verdiğiniz sözü tutun. 40 yıl önce gözaltına aldığınız Hayrettin Eren’e ne yaptığınızı açıklayın. Faillerini cezasızlık zırhı ile korumaktan vazgeçip, yargılanmalarının önünü açın.”

    BU TÜR SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Eren Keskin ise yaptığı konuşmada, Hayrettin Eren’in gözaltına alınması ardından yaşanan hukuki süreci anlattı. Keskin şunları söyledi:

    “Türkiye Cumhuriyeti devleti maalesef zorla kaybetme olaylarında cinayet suçunun zaman aşımını uygulamaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Zorla Kaybetmelere Karşı Sözleşmeyi imzalamadığı için maalesef ki bu tür dosyalar zaman aşımı ile sınırlı kalıyor. Oysa bize göre bu tür suçlarda zaman aşımı olmaz.”

    Hafta basın metnini ise Hayrettin Eren’in yeğeni Işık Su Eren okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane’ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Hayrettin, arkadaşı ve otomobili önce Karagümrük Karakolu’na, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.”

    Hayrettin Eren, Gayrettepe Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine ‘gözaltında böyle biri yok’ denildiğini belirten Işık Su Eren, annesinin emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, “Oğlumun arabası burada, kendisi nasıl yok?” diye ısrar etmesi sonucu tartaklanarak dışarı atıldığını söyledi. Yeğen Eren, daha sonra bu arabanın da kaybedildiğini belirtti.

    ÜÇ KUŞAK ADALET ARIYOR 

    Hayrettin’i gözaltına, karakolda ve Siyasi Şube’de gören çok sayıda tanığın olduğunu söyleyen yeğen Eren, ancak buna rağmen inkar edildiğini ifade etti. Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyurularının da yine sonuçsuz bırakıldığını dile getiren Eren şu bilgileri paylaştı:

    “Aradan geçen 40 yılda hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Dosyayı canlandırmak için girişimlerde bulunmayı sürdüren Eren ailesi üç kuşaktır Hayrettin’i ve adaleti arıyor. Demokrasi-adalet reformu diyerek toplumu ve bizleri oylamaktan vazgeçin. Önce adalet arayışını suç sayan zihniyetinizi değiştirin. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinizi yerine getirin. Cezasızlığa son vererek, adaleti sağlayacak bütünlüklü politikaları hayata geçirin. Toplumun ve bizim adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın. Hayrettin Eren’in akıbetini açığa çıkarma ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama görevinizi yerine getirin.”

    HABER MERKEZİ

     

  • 39 yıl oğlunu arayan Cumartesi Annesi Elmas Eren yaşamını yitirdi

    39 yıl oğlunu arayan Cumartesi Annesi Elmas Eren yaşamını yitirdi

    1980 darbesinin hemen ardından gözaltında zorla kaybedilen oğlu Hayrettin Eren’in akıbeti için 39 yıldır mücadele eden Cumartesi Anneleri’nden Elmas Eren hayatını kaybetti.

    Cumartesi Anneleri’nden Elmas Eren, İstanbul Avcılar’daki evinde yaşamını yitirdi.

    12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından 20 Kasım’da İstanbul’daki Haşim İşcan Geçidi’nde gözaltına alınan ve zorla kaybedilen Hayrettin Eren’in annesi olan Eren, 39 yıldır oğlunun akibetini öğrenmek için Cumartesi Anneleri’ye mücadele yürütüyordu.

    Elmas Eren’in ölümüne ilişkin Cumartesi Anneleri’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda “Çiçeklerle donatacağı bir mezar peşinde 39 yıl tüketen mücadele arkadaşımız, 12 Eylül kayıplarımızdan Hayrettin Eren’in annesi Elmas Eren’i kaybettik. Cenaze bilgileri netleşince paylaşılacaktır” denildi.

    HAYRETTİN EREN KİMDİR?

    1954 doğumlu Hayrettin Eren, 1970’li yıllar boyunca sosyalist hareket içinde yer aldı.

    12 Eylül askeri darbesinin ardından 26 yaşındaki Hayrettin Eren hakkında arama kararı çıkarıldı.

    21 Kasım 1980 tarihinde babasına ait 34 F 6798 plakalı otomobille evden ayrılan Eren, bir arkadaşı ile buluşmak üzere Saraçhane Haşim İşcan Geçidi’ne gitti. Orada arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı.

    Önce Karagümrük Karakolu’na ardından da aynı operasyonda gözaltına alınan sekiz kişi ile birlikte Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şube’ye götürüldü.

    Gayrettepe’ye giden anne Elmas Eren, oğlunun gözaltına alınırken kullandığı otomobili Siyasi Şube’nin bahçesinde gördü. Ancak oğlunu soran Elmas Eren’e ‘Gözaltında böyle biri yok’ cevabı verildi.

    Aynı operasyon kapsamında yakalanan sekiz kişi mahkemeye çıkarıldıklarında, ‘Hayrettin Eren de bizimle birlikte gözaltındaydı’ diyerek suç duyurusunda bulundu.

    Ancak buna rağmen ailenin yaptığı bütün başvurular sonuçsuz kaldı ve dosya zamanaşımı ile kapatılmak istendi.

  • Cumartesi Anneleri: Bizim bitmemiş yasımız var-VİDEO

    Cumartesi Anneleri: Bizim bitmemiş yasımız var-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Anneleri adalet arayışlarının 733. haftasında üniversite eğitimi için İstanbul’a gelen ve 1981’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün akıbetini sordu.

    Cumartesi Anneleri, zorla kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 733. kez bir araya geldi. Buluşma mekanları olan Galatasaray Meydanı’nda toplanmalarına izin verilmeyen Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki eylemi de İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde polis ablukasında gerçekleştirildi.

    Cumartesi Anneleri, üzerinde kaybedilen yakınlarının fotoğraflarının bulunduğu tişörtlerini giyerek ellerinde kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ve kırmızı karanfilleri taşıdılar. Bu haftaki eyleme, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP Milletvekili Hüda Kaya, kayıp yakınları ile beraber çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı. Eylem de, 1981 yılında gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün akıbeti soruldu.

    “EN AĞIR İŞKENCELERE MARUZ KALDI”

    Basın açıklamasını gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın kız kardeşi Maside Ocak okudu.

    Ocak, “Nurettin Yedigöl, 70’li yıllarda üniversite eğitimi için İstanbul’a geldi. İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun oldu. Öğrenciliği dönemi ve sonrasında sosyalist gençlik hareketinin içinde yer aldı. 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ardından hakkında yakalama kararı çıkartıldı. 10 Nisan 1981 tarihinde İstanbul/ İdealtepe’de bir eve yapılan baskında gözaltına alındı. Dönemin ünlü işkence merkezi Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Tayyar Sever yönetimindeki 1.Şube’de Honduras’ta işkence eğitimi alan K Gurubu tarafından sorgulandı. İfade vermeyi reddettiği için Mete Altan’ın başında bulunduğu işkence timinin en ağır işkencelerine maruz kaldı. En son şubede sorgulanan diğer arkadaşları tarafından görüldüğünde kanlar içindeydi, konuşamıyordu, bilinci yerinde değildi. O günden sonra Nurettin’i gören olmadı” dedi.

     “ŞAHİDİZ, İŞKENCEDE ÖLDÜRÜLDÜ”

    Baba İsmail Yedigöl’ün, tüm mercilere başvurarak oğlunu sorduğunu aktaran Ocak, “Kenan Evren’e kadar ulaştı. Ancak tüm başvurularına Nurettin’in hiç gözaltına alınmadığı cevabı verildi. 10 kişi Nurettin’i siyasi şubede gördüklerine dair tanıklık etti. “Şahidiz, işkencede öldürüldü” diye ifade verdiler ancak savcılık “böyle şey olmaz, devlete iftira atmayın” dedi. Nurettin Yedigöl’ün gözaltında kaybedilmesi ve faillerin yargılanması ile ilgili yapılan başvurular sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından üç ayrı soruşturma yürütüldü. Ancak soruşturmalarda zaman aşımı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi” diye konuştu.

    “YEDİGÖL’Ü KAYBEDENLER CEZASIZLIK ZIRHI İLE KORUNDU”

    Nurettin Yedigöl, polis tarafından gözaltına alındıktan sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, devletin himayesi altındayken kaybedildiğini söyleyen Ocak şöyle konuştu:

    “Bugüne kadar adli makamlarca maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için etkili bir yargı faaliyeti yürütülmedi. Nurettin Yedigöl’ü kaybedenler cezasızlık zırhıyla korundu. Gözaltında kaybedilişinin 38. Yılında Nurettin Yedigöl’ü kaybedenlerin ve onun akıbetini açığa çıkarma görevini yerine getirmeyenlerin işlediği bu insanlığa karşı suçun takipçileri olmakta ısrar edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz. Nurettin Yedigöl için, bütün kayıplarımız için hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz. 34 haftadır bize kapatılan kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

    “99 YAŞINDAKİ ANNEM HER GÜN NURETTİNİ SORUYOR”

    Basın açıklamasının ardından gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl’ün kardeşi Muzaffer Yedigöl söz aldı. “Annem 99 yaşında, her gün abimi sayıklıyor” diyen Yedigöl, “Nurettin ne zaman gelecek?’ diye bize soruyor. Kafasında hep abim var. Annem hakkını helal etmiyor. Öbür dünyaya inanıyorlarsa hesabı sorulsun diyor. Acılı ve üzgünüz. Bir daha kimse bizim gibi üzülmez. Adalet ve vicdan yerini bulsun” dedi.

    “AKIBETİNİ SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ndeki sorguda Nurettin Yedigöl’ü gören tanıklardan Ümit Efe yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

    “38 yıl önce Nurettin, İstanbul’un  merkezinde Gayrettepe Emniyet Müdürlüğünde gözleri ve elleri bağlı bir biçimde işkenceye maruz bırakıldı. Bu işkence 4 gün acımazsızca sürdürüldü. Kendisi ile orada karşılaştık. 38 yıldır Nurettin’in Gayrettepe Emniyet Müdürlüğünde işkence edilerek katledildiğini, kaybedildiğini söyledik. Nurettin devrimci bir insan olduğu için acımaz bir şekilde katledildi. Ona yapılan işkenceleri onlarca insan gördü. İnsan aklının almadığı işkencelerdir. Tanıklığımızı her zaman anlatmaya Nurettin’i ve onlarca kaybedilen insanın akıbetini sormaya devam edeceğiz. Gerçeklerin üstü örtülemez. Galatasaray meydanından da asla vazgeçmeyeceğiz.”

    “BİZİM BİTMEMİŞ YASIMIZ VAR”

    Son olarak gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in kız kardeşi İkbal Eren söz aldı. “Bizim sevdiklerimiz, kardeşlerimiz 12 Eylül’ün karanlık zindanlarında, işkence edilerek kaybedildi” diyen Eren, “12 Eylül darbecileri yargılanmadığı, hesap vermediği ve bizimle yüzleşmediği sürece bu dava kapanmayacaktır. Çünkü bizim bitmemiş yasımız var” dedi.

    12 Eylül zihniyetinin, yasakçı zihniyetin hala devam ettiğine vurgu yapan Eren, “Galatasaray meydanını bize kapatarak, sevdiklerimizle buluşma mekânımızı yasaklayarak, onları bize asla unutturamazsınız. Galatasaray meydanını öncelikle bize açın, yasakçı zihniyetinizden vazgeçin. Daha sonra sevdiklerimizle ilgili hukuki işletin. Faillerin bizimle yüzleşmesini sağlayın” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

  • Cumartesi Anneleri Hayrettin Eren’in akıbetini sordu: İHD evimiz, Galatasaray mezarımız-VİDEO

    Cumartesi Anneleri Hayrettin Eren’in akıbetini sordu: İHD evimiz, Galatasaray mezarımız-VİDEO

    PİRHA- İstanbul’da Cumartesi Anneleri, 713’üncü haftada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu. Eylemde, Eren’in kardeşi İkbal Eren, “Devleti ikiyüzlü politikalardan vazgeçmeye çağırıyorum” dedi. Yapılan açıklamada ise Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçilmeyeceği vurgusu yapıldı.

    İstanbul Taksim’de Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirilmesi 700’üncü haftadan bu yana yasaklanan Cumartesi Anneleri’nin basın açıklaması, bu hafta da İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde yapıldı.

    Eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, HDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu katılarak destek verdi.

    Eylemde bu hafta 21 Kasım 1980 tarihinde İstanbul Saraçhane’de gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Hayrettin Eren’in akıbeti soruldu.

    Cumartesi Anneleri adına açıklamayı Sebla Arcan okudu.

    Açıklamada, Eren’in gözaltına alındıktan sonraki süreçleri ve tanık beyanları aktarılarak, “Gayrettepe Siyasi Şube’de kaybedilen Hayrettin Eren’in akıbetini açığa çıkartacak, onu kaybedenlerin cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte bir soruşturma ve yargılama başlatılması için yargı makamlarını göreve çağırıyoruz” denildi.

    Açıklama, “Hakikat ve adalet talebimiz gerçekleşinceye kadar kayıplarımı aramaktan ve kayıplarımızla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” ifadeleriyle son buldu.

    “DEVLETİ İKİYÜZLÜ POLİTİKALARDAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUM”

    Açıklamanın ardından Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren söz aldı. Eren, annesinin mesajı olduğunu belirterek, “Cumartesi Anneleri’ne, Cumartesi İnsanları’na ve basın mensuplarına sevgilerini iletti.” dedi.

    “Devleti ikiyüzlü politikalardan vazgeçmeye çağırıyorum.” diyen Eren şunları söyledi:

    “38 yıl önce biz Hayrettin Eren’i Gayrettepe’de kaybettik. Faillerinden hesap sormak için 38 yıldır sesimizi yükseltiyoruz. Devlet Suudi Arabistan konsolosluğunda kaybedilen Cemal Kaşıkçı’nın failini yargılamak istiyor, akıbetini soruyor, bu çok insani bir şey, olması gereken de bir şey. 38 yıl kaybettiklerimizin akıbetini sorduğumuz için terörist ilan edildik. O zaman ya devlet teröristlik yapıyor ya da biz insanlık yapıyoruz.”

    “Bu meydanda büyüyen bir çocuk şunu söylemiş; o da dayısını kaybetmiş, katledilmiş Metin Göktepe’nin yeğeni. Annesine şunu söylemiş: Kaybedilen bir şey aranır ve bulunur, bu nasıl bir şey, insan nasıl kaybedilir ve bulunmaz. En saf şekliyle soruyor. Bunun üzerine söylenecek bir şey yok. Bizim farkımız, arıyoruz ama bulamıyoruz.”

    “İHD BİZİM EVİMİZ, GALATASARAY MEZARIMIZ”

    İkbal Eren’in ardından Faruk Eren konuştu. Eren, 38 yıl önce kaybedilen abisi için 23 yıl Galatasaray Meydanı’nda mücadele ettiklerini belirtti ve “Bizi buraya sıkıştırdılar ama şunu bilmiyorlar, yüzlerce kaybımız yüreğimize sıkışmış durumda, asla sökemeyecekler; bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

    Eren konuşmasına şöyle devam etti:

    “İHD bizim evimiz, Galatasaray mezarımız. Ne evimizden ne mezarımızdan ne de mezar arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. İnsan hakları ihlalleriyle mücadele etmeye devam edeceğiz. Bunu hem kendimiz için hem de gelecek kuşaklar için yapacağız.”

    KIRBAYIR: BİZİ İHD’NİN KAPISINA SIKIŞTIRAN 12 EYLÜL ZİHNİYETİ

    Eren’in ardından söz alan Cemil Kırbayır’ın kardeşi Mikail Kırbayır şunları söyledi:

    “Hayrettin Eren 38 yıl önce 12 Eylül cuntacıları tarafından katledildi. Hayrettin Eren ve Hayrettin Erenler bu coğrafyada yaşayan insanlara doğruyu güzel olanı yaşatmak için yola çıkmışlardı ama 12 Eylül zihniyetiyle yolları kesildi. 23 yıldır Galatasaray’da Hayrettin Eren belirsizliğini belirliye çevirmek için aynı zihniyet yolumuzu kesti, şimdi İnsan Hakları Derneğinin kapısında kamuoyuna sesimizi duyurmaya çalışıyoruz.”

    Eylem, kayıp Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız’ın, “Ey saray başı, biz çocuklarımızı arıyoruz, çek polisini buradan, aç meydanımızı!” feryadıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL