Etiket: hayvan üreticisi

  • Hayvancılığın zorlukları: Mahir Benler’in 30 yıllık emek mücadelesi!- VİDEO

    Hayvancılığın zorlukları: Mahir Benler’in 30 yıllık emek mücadelesi!- VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Pertek ilçesinde hayvan üreticiliği yapan Mahir Benler, yaklaşık 30 yıldır sürdürdüğü hayvancılık işinin zorluklarını ve belirsizliklerini PİRHA’ya anlattı. Benler, sabah saat 4’te başlayan yoğun mesailerine rağmen işin giderek ağırlaştığını, kazancın ise eskisi gibi olmadığını dile getirdi.

    Türkiye’de tarım ve hayvan üreticiliği büyük bir kriz ve sorun içinde. Hükümetin, üreticiyi desteklemeyen ve ithalata dayalı politikaları üreticileri büyük bir sıkıntıya koymakta. Emeğinin karşılığını alamayan üreticiler ise var olan koşullar karşısında üretimi terk ediyor.

    Bölge özelinde ve Dersim’de temel üretim ve geçim kaynağı olan hayvancılık, yasaklamalar, maliyetlerin artması ve hükümetin üreticileri desteklememesi sebebiyle büyük tehlike altında. Özellikle uzun yıllardır devam eden yasaklar ve zorluklar nedeniyle hem küçükbaş hem de büyükbaş hayvan sayısında önemli azalma yaşandı. Bu yıl ise henüz bir yasak kararının bulunmadığı kentte üreticiler, 32 yaylada faaliyet gösterebilecek.

    “HAYVANCILIK DIŞARIDAN KOLAY VE KARLI GÖZÜKÜYOR AMA ÖYLE DEĞİL”

    Dersim’in Pertek ilçesinde hayvan üreticiliği yapan Mahir Benler, yaklaşık 30 yıldır sürdürdüğü hayvancılık işinin zorluklarını ve belirsizliklerini PİRHA’ya anlattı.

    Günlük iş rutinlerinin oldukça yoğun geçtiğinden bahseden Mahir Benler, “Hayvanları yemlemek için sabah saat 4’te kalkıyoruz. Yemlerini dolduruyoruz, daha sonra koyunları bırakıyoruz. Koyunlar yemlerini yedikten sonra, kuzuları salıyoruz. Kuzular annelerini emiyorlar. Kuzular da karınlarını doyurunca, annelerinden ayırıp ahıra götürüyoruz. İşimiz bitince dinlenmek için eve gidiyoruz. Saat 9-10 gibi tekrardan koyunları yemleyip, kuzuları emziriyoruz. Aynı şekilde akşam 5-6 gibi yine hayvanları yemliyoruz. Bu döngü günde 3 defa tekrarlanıyor. Bunun dışında başka bir iş çıkarsa onları yapıyoruz. Hayvanların altını temizliyoruz, bakımlarını yapıyoruz” dedi.

    Benler, hayvancılığın göründüğü kadar karlı bir iş olmadığını vurguladı:

    “Yaklaşık olarak 30 yıldır bu işle uğraşıyorum. Hayvan üreticiliği çok zor bir iştir. Dışarıdan bakan çoğu kişi bu işi kolay bir işmiş gibi görüyor ve çok para getiren karlı bir iş olarak görüyor. Aslında öyle bir iş değil. Zorluklarının yanı sıra riskleri çok büyük olan bir iştir hayvancılık. Bu işin kolay olduğunu söyleyenler işin içine girince zorluğunu görüyor.”

    Benler, yaşının ilerlemesiyle işin daha da ağırlaştığını belirtiyor. Çocuklarının bu işi yapmayı düşünmediğini ifade eden Benler, “Bende yapabildiğim kadar yapacağım, çocuklar yapmayacağı için sonra mecburen bırakacağız” diyor.

    ÇOBAN SORUNU VE ARTAN MALİYETLER

    Hayvancılığın en büyük sorunlarından biri ise çoban bulamamak. Benler, bu durumu şöyle anlatıyor: “Gençler, hayvancılık yapmıyor. Çoban bulamıyoruz, çoban yetişmiyor. Mecburen Afgan çobanlar alıyoruz. Dışardan çoban alınca da senin karın düşüyor. Çoban tutmayınca da mecbur sen ve ailen yapacaksın” dedi.

    Önceden daha az hayvanla geçimlerini sağladıklarını söyleyen Benler, artık 400 koyun ve 400 kuzuya rağmen masrafların çok ağır olduğunu belirtti. Çoban maaşları, yem maliyetleri, yayla giderleri ve düşen verim nedeniyle kâr etmekte zorlandıklarını dile getirdi.

    HASTALIKLAR VE BELİRSİZ PİYASA

    Bu yıl hayvan hastalıklarının sürüyü olumsuz etkilediğini söyleyen Benler, çok sayıda kuzunun doğum sonrası öldüğünü aktardı:

    “Her ne kadar ilaç verip, tedavilerini yaptıysak da fayda etmedi. Bu sene iyi verim alamadık. Artık kuzular büyüdü. Bir ay sonra kuzuları emzirmeyeceğiz. Koyunun sütünü peynir için sağmaya başlayacağız. Bu sene peynirin fiyatı ne olur bilmiyoruz. Geçen sene 160 liradan veriyorduk. Bu sene de en az 250 lira olmalı. Ama 250 lira olacağını sanmıyorum. Daha hiçbir şey belli değil.”

    Yaylaların veriminin de eskiye göre düştüğünü belirten Benler, hem maliyetlerin hem de piyasa belirsizliğinin üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti.

    Cem EKİNCİ/DERSİM

  • Malatyalı kayısı üreticisi Kemal Gedik: Çiftçi sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor!- VİDEO

    Malatyalı kayısı üreticisi Kemal Gedik: Çiftçi sadaka değil, emeğinin karşılığını istiyor!- VİDEO

    PİRHA- Malatya Yeşilyurt’ta kayısı ve hayvancılıkla geçimini sağlayan Kemal Gedik, tarım girdilerinin yüksekliği ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle üretimde zorlanıyor. “Sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz” diyen Gedik, devletin planlı tarım politikalarına ve çiftçiyi koruyan adımlara acilen dönmesini talep ediyor.

    Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Mahmutlu Mahallesi’nde, eski Kürtçe adıyla Hamedan köyünde çiftçilik yapan Kemal Gedik, Türkiye’de tarımın geldiği noktayı ve üreticilerin yaşadığı sorunları PİRHA’ya anlattı. Babasının 1955’te Arguvan’dan gelerek yerleştiği, Dilek’e yakın baraj kenarındaki sulu arazilerde yaklaşık 2 bin kayısı ağacı bulunan Gedik, hayvancılık da yapıyor.

    “ESKİDEN 3 DOLARA KAYISI SATTIĞIMIZDA PARA KOYACAK YER BULAMIYORDUK”

    Gedik, geçmişte kayısıdan iyi gelir elde ettiklerini vurgulayarak şunları söyledi: “3 dolara kayısı sattığımızda 80’li 90’lı yıllarda para koyacak yer bulamıyorduk. Traktörümüzü yeniliyor, daire alıyorduk. Bugün ise maliyetler tarım girdileri yüzünden inanılmaz arttı. İşçilik, mazot, gübre, ilaç… Hepsi el yakıyor. Geçen yıl işçi yevmiyesi 1.100-1.200 lira arasıydı. Ürünümüzün değerini karşılamıyor.”

    Kemal Gedik, ilaçlama ve bakım maliyetlerinin altından kalkamadıklarını dile getirerek, “İlaçlama mevsimi geliyor. Bir depo ilacın mazot ve işçilik hariç maliyeti yaklaşık 5 bin lira. Bu, ancak 100 ağaca yetiyor. Eskiden gübre ve ilaç devlet tarafından yüzde 50 sübvanse ediliyordu. Kemal Derviş döneminde bu destekler kaldırıldı, AKP iktidarı da devam ettirdi. Şimdi bize mazot desteği adı altında sadaka veriyorlar. Biz sadaka istemiyoruz, emeğimizin karşılığını istiyoruz” diyerek iktidara sert tepki gösterdi.

    “DEVLET PLANLAMAMIYOR, ÇİFTÇİNİN ÖNÜ KAPALI“

    Gedik, Türkiye’de tarım politikasının olmadığını belirterek devletin üretimi planlaması gerektiğine dikkat çekerek, “Hollanda’da domates eken çiftçi kaça satacağını biliyor. Biz kayısı, domates, pancar ekiyoruz; yıl sonunda ne kazanacağımızı bilmiyoruz. Önümüzü göremiyoruz. Kanada’dan mercimek ithal ediyoruz. Bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik, şimdi tamamen ithalatçı olduk” dedi ve ülkede tarımın bitme noktasında olduğunu bildirdi.

    “KAZAKİSTAN VE ÖZBEKİSTAN’LA REKABET EDEMİYORUZ”

    İthalat politikalarını eleştiren Gedik, şunları kaydetti:

    “İthalatı, AKP’nin yandaş ithalatçıları para kazansın diye yapıyorlar. Yoksa Kanada’daki üretici durup dururken bize mal satmaz. Elin çiftçisi kazanıyor, bizim çiftçimiz kaybediyor. Tarım bittiğinde sanayide ürettiğiniz demiri, plastiği yiyemezsiniz. Sağlıklı ürün istiyorsak çiftçiye sahip çıkmalıyız.

    Son 10-15 yılda müthiş fidan ihracatı yapıldı. Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan kayısı üretmeye başladı. Orada işçilik bizden çok ucuz. Şimdi Türkiye’ye bu ülkelerden kayısı geliyor ve Malatya kayısısı diye pazara çıkıyor. Devlet hâlâ uyuyor. Çiftçiye niye bu kadar düşmansınız, anlamıyorum.”

    Kemal Gedik, tarım politikalarının acilen değişmesi, devlet planlamasının yeniden devreye girmesi ve çiftçinin ürettiği ürün üzerinden desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

    Cem EKİNCİ/MALATYA