Etiket: haziran ayı

  • İSİG Meclisi: 2024’ün ilk altı ayında en az 878 işçi hayatını kaybetti

    İSİG Meclisi: 2024’ün ilk altı ayında en az 878 işçi hayatını kaybetti

    PİRHA-İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin yayımladığı iş cinayetleri raporuna göre 2024’ün ilk altı ayında en az 878 işçi çalışırken hayatını kaybetti.

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin yayımladığı iş cinayetleri raporuna göre 2024’ün ilk altı ayında en az 878 işçi çalışırken hayatını kaybetti.

    137 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini belirten İSİG, yılın ilk yarısının bitmesi ve mevsimlik çalışmanın artmasıyla beraber Haziran ayında tarım işkolundaki ölümlerin tüm iş cinayetlerindeki oranının yüzde 30’a yaklaştığını duyurdu.

    2024 yılının ilk altı ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:

    İnşaat, Yol işkolunda 224 işçi; Tarım, Orman işkolunda 141 emekçi (51 işçi ve 90 çiftçi); Taşımacılık işkolunda 103 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 63 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 49 işçi; Metal işkolunda 45 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 41 emekçi; Madencilik işkolunda 40 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 24 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 18 işçi; Enerji işkolunda 16 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 15 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 14 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 13 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 12 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 24 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 11 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 1 işçi; Elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 36 işçi hayatını kaybetti.

    İş cinayetlerinin yoğunlaştığı (toplam yüzde 53 ve 468 işçi ölümü ile) üç işkolu bulunuyor. “Güvencesiz çalışma”nın hakim olduğu inşaat, tarım ve taşımacılık. Uzun çalışma saatleri, yoğun çalışma, sigortasız çalışma ve her türlü kuralsızlığın hakim olduğu bu işkollarında sendikal örgütlenme yok gibi ya da zayıf ve belli mesleklerde öbekleniyor.

    -İşçi ölümlerinde ilk sırada inşaat işkolu geliyor. Bu noktada bir hususa dikkat çekmek gerekiyor. Yılbaşıyla birlikte 11 deprem şehrimizde inşa faaliyetleri hızlandı ve bölgede en az 49 inşaat işçisi hayatını kaybetti.

    -Bu yıl dikkat çekilmesi gereken bir işkolu madencilik. İliç Anagold maden işçisi katliamının da yaşandığı bu dönemde ülke genelinde madenlerden iş cinayetleri haberleri geliyor.

    -Türk inşaat şirketlerinin yurtdışında yaptıkları işlerde de can kayıpları sürüyor. Sadece bu inşaatlara çalışmak için giden 9 işçi arkadaşımızı kaybettik.

    -Şoförlerin ölümü trafik kazası olarak görülüyor. Oysa yoğun aşırı-fazla-yoğun çalıştırma, araçların bakımının yetersizliği ve yol sorunları birçok şoförün (tır, kamyon, servis minibüsü, taksi vd.) ölümüne yol açıyor. Bu dönemde 98 şoför arkadaşımızı kaybettik.

    -Pandemi ile birlikte kitleselleşen bir meslek olan moto kuryeler güvencesiz bir şekilde çalıştırılıyor. İş yetiştirme baskısının bir sonucu da iş cinayetleri. Bu dönem en az 26 moto kurye arkadaşımızı kaybettik, onlarca arkadaşımız yaralandı.

    -Gemi işçisi 16 arkadaşımızı kaybettik. Moto kuryeler gibi sendikal hareket ve ağların çalışmaları deniz işçilerinin hak mücadelesini ve ölümlerini de görünür kılıyor. Gemi işçilerinin ölümü deniz kazası değil iş cinayetidir.

    -31 Mart yerel yönetim seçimlerinin de yapıldığı bu dönemde belediyelerdeki iş cinayetleri gündem olmadı. Oysa en az 27 belediye (iştirak şirketleri ve belediyenin taşeron iş verdiği firmalarda) işçisi hayatını kaybetti.

    Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

    (HABER MERKEZİ)

  • JINNEWS’ten Haziran ayı şiddet çetelesi: 37 kadın katledildi

    JINNEWS’ten Haziran ayı şiddet çetelesi: 37 kadın katledildi

    PİRHA-JINNEWS’in Haziran ayı şiddet çetelesine göre, 37 kadın katledildi, 7 kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    JINNEWS, Haziran ayı şiddet çetelesini açıkladı. Çeteleye göre, Haziran ayında 37 kadın ve 10 çocuk katledildi, 7 kadın ve 2 çocuk şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Katledilen kadınların 16’sı evli olduğu, 5’i boşanma aşamasında olduğu, 3’ü boşandığı, 2’si ayrıldığı, 3’ü tanıdığı, 5’i kimliği tespit edilemeyen, 1’i damadı, 2’si babası, 1’i akrabası ve 1’i de birlikte olduğu erkekler tarafından katledildi.

    Çetelede, kadınların katledildiği kentler ise şöyle sıralandı: “Ankara’da 5, Mersin’de 2, Urfa’da 1, Konya’da 2, Adana’da 4, Hakkâri’de 1, Rize’de 1, Mardin’de 2, Eskişehir’de 3, İzmir’de 4, Diyarbakır’da 1, Kayseri’de 1, Denizli’de 1, Niğde’de 1, Elazığ’da 1, Antep’te 2, Aydın’da 1, Kırıkkale’de 1, Antalya’da 1, İstanbul’da 1, Tekirdağ’da 1.”

    (HABER MERKEZİ)

  • İstanbul’da 30 Haziran’da ‘Laiklik Yürüyüşü’ yapılacak

    İstanbul’da 30 Haziran’da ‘Laiklik Yürüyüşü’ yapılacak

    AKP hükümetinin ‘yeni anayasa’ çıkışına karşı halkı alanlara davet eden Laiklik Meclisi, bu girişime karşı her alanda mücadele edeceğini duyurdu. Laiklik Meclisi’nin çağrısıyla ayıca 30 Haziran Pazar günü İstanbul’da Laiklik Yürüyüşü yapılması kararı verildi. Bütün kitle örgütleri ve yurttaşlar laiklik mücadelesine katılmaya çağrıldı.

    Laiklik karşıtı uygulamalara tepki olarak 25 Eylül’de, 90 aydının imzasıyla kurulan Laiklik Meclisi, 28 Nisan 2024 Pazar günü Ankara’da toplandı. Meclis, iktidarın “Yeni Anayasa” gündemiyle birlikte 26 Kasım 2023 tarihindeki ilk üye toplantısından bu yana yürüttüğü çalışmaları ele aldı, kısa ve uzun vadeli hedefleri ile önündeki görevleri konusunda değerlendirmelerde bulundu.

    Siyasi iktidarın laiklik karşıtı uygulamaları, 31 Mart yerel seçimlerinde halkın laiklik konusundaki hassasiyetinin sandığa yansımasına neden olduğuna işaret edilen açıklamada, ikinci parti konumuna düşmesine rağmen iktidarda temsil edilen parti ve destekçilerinin laiklik karşıtı uygulamalarını arttırarak sürdürdüğü dile getirildi.

    Açıklamada, “Laiklik ilkesini tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen; “Yeni Anayasa” gündemi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” yeni müfredat taslağı, Diyanet İşleri Başkanlığının “2024-2028 Stratejik Planı” ve “Kur’an Eğitim Merkezleri Yönetmeliği”, tarikat ve cemaatlerin artan faaliyetleri ile şeriat ve hilafet çağrılarının ardından gelen yeni saldırı başlıklarıdır. Ana muhalefet partisi başta olmak üzere, meclis bileşiminin muhalefet kanadında yer alan siyasi partilerin çoğunun laiklik karşıtı bu saldırılar karşısında durmak bir yana, bunları meşrulaştıracak fiil ve söylemleri de endişe vericidir” denildi.

    Bu kapsamda Laiklik Meclisi’nin aldığı kararlar şöyle ilan edildi:

    “1-Siyasi iktidarın “Yeni Anayasa” adı altında sürdürdüğü girişim, aşındırılan Cumhuriyet’in tamamen ortadan kaldırılmasını, laikliğin tasfiyesini ve idari yapının dönüştürülmesini hedeflemektedir. İktidar, bu karşı devrim hamlesiyle ülkemizi karanlığa sürüklemeyi hedeflerken, tartışmanın parçası olan kesimler ülkemizi bu sürece meşruiyet kazandırma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır. Meşruiyeti olmayan, Anayasayı tanımayan siyasi iktidar ve toplumu temsil etmeyen bu Meclis Anayasa yapamaz! Dolayısıyla, Türkiye’nin bir anayasa gündemi yoktur. Laiklik Meclisi “Yeni Anayasa” girişime karşı her alanda mücadele edecektir.

    2-Belediyelerde sürdürülen laikliğe aykırı faaliyetlerin siyasi iktidar ve onunla benzer çizgideki siyasi partilerle sınırlı olmadığı, ana muhalefet başta olmak üzere muhalif siyasi partilerin seçimle yönetimine geldiği birçok belediyede de laikliğe aykırı eylemlerin varlığı ortadadır. Laiklik Meclisi iktidarın laiklik karşıtı uygulamaların yanı sıra muhalefetin laiklik karşıtı eylem ve söylemlerini de izlemeyi, nereden gelirse gelsin laiklik karşıtı tüm girişimlere karşı mücadele etmeyi sürdürecektir.

    3-Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli yeni müfredat taslağı” adıyla kamuoyunun görüşüne sunduğu metin Anayasa’ya aykırılığı ile bilimsellikten ve pedagojik olmaktan uzak olmasının yanı sıra, gerici ve piyasacı ideolojik saldırının parçasıdır. Dindar ve kindar nesil yetiştirme hedefini açıkça ilan eden bu iktidar eğitim programı/müfredat yapamaz! MEB’in bu hedefe yönelik “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla uygulamayı hedeflediği “yeni müfredatını” reddediyoruz! Laiklik Meclisi eğitim alanındaki gerici saldırılar karşısında gereken her türlü çalışmayı sürdürecektir.

    4-Laiklik kavramı konusunda tartışmaya yol açan söylemler ile iktidara verilen destekler, laiklik karşıtı hamlelerin önünü açmıştır. Tarikat ve cemaatlere alan açarak laiklik karşıtlarının güçlenmesine fırsat veren, özellikle liberal kaynakların bu konuda kirlilik yaratan demagojik girdileri göz önünde bulundurulmalıdır. Laiklik Meclisi laikliğin ne olup ne olmadığı konusunda toplumu aydınlatıcı çalışmalar yapacaktır.

    5-Laiklik, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere emekçi sınıflar için vazgeçilmezdir. Bu bağlamda, uluslararası ve işbirlikçi sermaye düzeni ile gericiliğin birbirini beslediği görülmelidir. Laiklik Meclisi, siyasi iktidarın laiklik karşıtlığının bu işbirlikçi boyutunu vurgulayan, başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere, emeğiyle geçinen yurttaşlar için onurlu ve insanca bir yaşamın ancak laiklikle mümkün olabileceğini ortaya koyan çalışmalar yapacaktır.

    6-1990’ların ilk yarısı, toplumun Cumhuriyet ve laiklikle bağlarını kesmek üzere dinci-faşist paramiliter unsurların sahneye sürüldüğü dönemdir. Uğur Mumcu, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy gibi aydınlarımızın alçakça katledildikleri bu sürecin tepe noktası, 2 Temmuz 1993’teki Sivas Katliamı olmuştur. Laik Cumhuriyetin temelinin atıldığı Sivas’ta toplumu terörize ederek laik Cumhuriyet’i hedef alan bu gerici kalkışma sonucunda, Madımak otelinde ateşe verilen 35 aydınımız ve yurttaşımız, 1978 Kahramanmaraş, 1980 Çorum ve benzeri katliamlarda olduğu gibi, devletin gözleri önünde planlı olarak katledilmiştir. 14 Eylül 2023 tarihinde ise yargıda bir kara leke olarak anılacak olan Sivas Katliamı Davası’nın son duruşmasında dava bütün sanıkların beraatıyla tamamen düşürülmüştür. Laiklik Meclisi, laikliğe yönelik saldırıların parçası olan bu alçak katliam ve kalkışmanın yıldönümünü, laiklik mücadelesini yükseltmek amacıyla bir etkinlikle anma kararı almıştır. Bu karar çerçevesinde, bu yıl (2 Temmuz’un hafta içi bir gün olması nedeniyle) 30 Haziran Pazar günü İstanbul’da bir “Laiklik Yürüyüşü” yapılacaktır. Ayrıntıları daha sonra belirlenecek olan bu yürüyüşe mümkün olduğu kadar geniş katılım sağlanması için, laikliğe sahip çıkan tüm çevrelerle iletişime geçilecektir.

    7-Laiklik Meclisi, laiklik mücadelesinin yaşamsal olduğunu ve bu büyük tehlikeye karşı ülkenin ilerici birikiminin ayağa kalkması gerektiğini bir kez daha yineleyerek ilerici, yurtsever bütün kitle örgütlerini ve yurttaşları laiklik mücadelesine çağırmaktadır.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur…”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • KCDP: Haziran’da 22 kadın katledildi

    KCDP: Haziran’da 22 kadın katledildi

    PİRHA-Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun raporuna göre Haziran ayında 22 kadın katledildi, 27 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) Haziran ayı erkek şiddetine ilişkin verilerini paylaştı. Rapora göre erkekler Haziran ayında 22 kadını katletti, 27 kadın ise şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

    “ŞİDDET BOYUT DEĞİŞTİREREK SÜRMEYE DEVAM EDİYOR”

    Rapora göre 22 kadından 6’sı boşanmak istediği, barışmayı reddetmek, evlenmeyi ve ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istediği için katledildi. Kadınlardan 2’si ekonomik, 1’i de çocuğunun velayetini alması bahanesi ile katledildi. Raporda, 13 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi. 13 kadının hangi bahaneyle katledildiği tespit edilemedi. Raporda, “13 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesi kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucudur. Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe, adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” denildi.

    Raporda, Haziran ayında kadınların yüzde 41’inin evli olduğu erkek tarafından katledildiğine yer verildi. Bu ay katledilen kadınların yüzde 55’i ise evinde katledilirken bu kadınların yüzde 55’inin ateşli silahla katledildiği paylaşıldı.

    “ŞÜPHELİ ÖLÜMLER AYDINLATILMALI”

    KCDP, 27 kadının şüpheli şekilde yaşamını yitirmesine ilişkin de şu ifadeleri kullandı: “Bir süredir raporlarımızda da açıkladığımız gibi intihar veya doğal ölüm gibi sunulan şüpheli kadın ölümleri ve şüpheli bir şekilde ölü bulunan kadın sayısında pandemi süreciyle birlikte çok ciddi bir artış yaşanmaktadır. Şüpheli kadın ölümleri, maalesef kadın cinayetlerinden daha da zorlu olabilmektedir. Kadınların öldürülüp öldürülmediği, gerçekten kaza ile mi öldükleri, kadınların toplumsal cinsiyet temelli öldürülüp öldürülmediği (kadın cinayeti olup olmadığı), intihar edip etmedikleri veya intihara sürüklenip sürüklenmediklerinin açığa çıkarılması gerekmektedir.”

    (HABER MERKEZİ)