Etiket: hdk-a

  • HDK-A:  Onurlu barış HDP ve HDK’nin demokratik siyaseti ile mümkün

    HDK-A: Onurlu barış HDP ve HDK’nin demokratik siyaseti ile mümkün

    PİRHA- Halkların Demokratik Kongresi-Avrupa (HDK-A) 24 Haziran seçimlerine ilişkin açıklama yaptı.

    Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Sezai Temelli’nin kutlandığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’ın cezaevindeyken ve kara propagandaya rağmen, seçimden 3. sırada çıkmasının taktire değer olduğu vurgulandı.

    Açıklamada, 24 Haziran seçimleri tüm hakların gasp edildiği, adil ve eşit olmayan koşullarda, OHAL altında yapıldığı hatırlatılırken, “Üç yıldır devam eden demokratik siyasetin tasfiye operasyonları, seçim boyunca da kesintiye uğramadan sürdürülmüştür” denildi.

    Meşru olmayan seçimin, yine meşru olmayan uygulamaları eşliğinde yürütülen tüm bu anti-demokratik karar ve uygulamalara rağmen, HDP’nin barajı aştığının vurgulandığı açıklamada, “HDP, hem oy oranı, hem de kazandığı milletvekilleri ile üçüncü parti olma başarısını göstererek halklarımıza bir kez daha umut olmuştur” diye belirtildi.

    “HDP’SİZ OLMAYACAĞI GÖRÜLDÜ”

    Açıklamada, şunlar da kaydedildi:

    “Türkiye halkları, HDP’siz parlamenter rejimin, demokrasi, hak ve adalet mücadelesinin olamayacağını bir kez daha ortaya koymuştur. HDP olmadan onurlu barışın, demokrasinin, çoğulculuğun, yeni ve özgür yaşamın olmayacağının bilinci ile hareket eden halklarımız, iktidara ve tek adam diktatörlüğüne, engellenemez bir halk hareketi olduğunu bu vesile ile bir kez daha gösterme fırsatını bulmuştur.

    Türkiye’de faşizme karşı birleşik mücadelede her zamandan daha çok HDP’ye ve onun örgütlü gücüne ihtiyaç vardır. Demokrasi, özgürlük, adalet ve eşitlik mücadelemizin halklarımızı buluşturacağı onurlu barışta HDP ve HDK’nin demokratik siyaseti ile mümkün olacaktır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDK-Avrupalı kadınlar: 8 Mart’ta grevdeyiz

    HDK-Avrupalı kadınlar: 8 Mart’ta grevdeyiz

    PİRHA-HDK-Avrupalı kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle Avrupa’daki kadınları alanlara çağırdı.

    HDK-Avrupa 2. Meclis Toplantısı’nda bir araya gelen kadınlar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle Avrupa’daki kadınları alanlara çağırdı.

    HDK-A Eşsözcüsü Esra Asiye Güden 8 Mart’ın uluslararası kadın hareketlerinin büyük direnişlerle var ettiği bir gün olduğuna vurgu yaparak, “Kadınlara dönük cins kırımına, savaşa ve şiddete karşı mücadele alanlarında var edilmeye çalışan bir emek var. Biz Avrupa’da yaşayan HDK’li kadınlar olarak bu emeğin sahibi olarak görüyoruz kendimizi” dedi.

    “AFRİNLİ KADINLAR İÇİN GREVDEYİZ”

    Afrin’de yaşanan savaşa da dikkat çeken Güden, “HDK’li kadınlar olarak bu savaşa ‘hayır’ diyoruz, Afrinli kadınların direnişinin yanında olacağımızı dünden bugüne ifade ettik. Direnişlerine ve mücadelelerine sahip çıkıyoruz. Avrupa’da kadın hareketinin örgütlediği uluslararası kadın grevini destekliyoruz. “Afrinli kadınlar için grevdeyiz” diyeceğiz. Kadın isyanını, kadın direnişini bu şiyar etrafında örgütleyeceğiz” diye belirtti.

    Güden sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Avrupalı kadınların kadın örgütlemeleri esasında yerel gündemlerle birleşmek zorunda. Çünkü kadın örgütlenmesi özgün koşullar taşıyor. Bu özgünlükleri bertaraf etmeden örgütlemek zorundayız. Bundan dolayı kadın örgütlenmesinin özgünlüğü ve yerelleşmesini birleştirecek direnişçi bir hat tutturmak zorundayız. Birleşik bir kadın iradesi var olmak zorunda.”

    “8 MART BİR DİRENİŞ GÜNÜ”

    HDK-Stuttgart Eşsözcüsü  Aynur Karakaya ise 8 Mart’ın  bir direniş günü olduğuna dikkat çekerek, “Kadının yaşam içerisindeki direnişini, ve mücadelesini ifade eden bir gün. Ev hayatında, iş hayatında, dışarıda kendimizi var sayacak konuma getirmek, ya da  yok sayanlara karşı duruş göstermek bu anlamda çok önemli. Şu an Afrin’de bir savaş yaşanıyor. Ben bir kadın, bir anne olarak “çocuklarımızın hayatını koruyabilmek çok önemli” diyorum. Buna karşı kadınların belirleyeceği bir hedef olmalı. Benim kendi hedefim o savaşı durdurmaya çalışmak olmalı. Kadınların acısını azaltmaya çalışmak olmalı” dedi.

    “Dünya sağa doğru kaymaya başladı. Bunu sadece Avrupa’da gözlemlemiyoruz. Dünyanın her alanında gözlemliyoruz” diyen Karakaya, bu durumun en çok ta kadınları etkilediğine vurgu yaptı.

    “NE OLURSA OLSUN HERŞEY KADINLARIN BAŞINA GELİYOR”

    Erkek egemenliği ve onun en yakın ittifakı olan heteroseksizmle işbirliği yapan kapitalizmin kadınları ve LGBTİ hareketini çok yakından etkilediğini belirten SYKP Kadın Meclisi üyesi Fahriye Usta, “Bu iki sömürü ve tahakküm biçimi el ele, sırt sırta, bazen yan yana gelerek en çok ta kadınları etkiliyor” diye konuştu.

    “Bize sadece Erdoğan rejimi, Türkiye AKP’si değil, örneğin Avrupa’da yaşayan bizler için Trump’tan Merkel’e, May’den Orban’a ırkçılık, cinsiyetçilik, sağ popülizm birleşerek hırsını kadınlardan çıkarıyor. Ne olursa olsun her şey kadınların başına geliyor” şeklinde konuştu.

    Kapitalizmin ve yükselen sağ popülizmin patriarşi ile bir sorun yaşamadığını kaydeden Usta, hiçbir kadının savaşı istemediğini, bütün kadınların doğaları gereği savaşa karşı olduğunu söyledi.

    “MARAŞLI KADINLAR ALANLARA ÇIKMALI”

    Maraş Girişimi Eşsözcüsü Safiye İşcan ise , özellikle Maraşlı kadınların alanlara çıkmaları ve  kendilerini ifade etmeleri çağrısı yaptı. İşcan Alevi coğrafyasında kadınların emeğin bilincinde olduğunu ve bu emeğin alanlara taşması gerektiğini kaydetti.

    Elif SONZAMANCI/FRANKFURT

  • Fransa- Strasbourg’ta ‘Maraş’tan Roboski’ye’ mitingi yapıldı-VİDEO

    Fransa- Strasbourg’ta ‘Maraş’tan Roboski’ye’ mitingi yapıldı-VİDEO

    PİRHA- HDK-Avrupa (HDK-A) Maraş ve Roboski katliamlarının yıldönümü dolayısıyla Fransa- Strasbourg’ta gerçekleşen ‘Maraş’tan Roboski’ye katliamları unutmadık, unutturmayacağız’ yürüyüşü binlerce yurttaşın katılımıyla başladı.

    Haberin videosu

    Maraş ve Roboski katliamlarının yıldönümü dolayısıyla Halkların Demokratik Kongresi Avrupa HDK-A bileşenleri Maraş Girişimi öncülüğünde ‘Maraş’tan Roboski’ye katliamları unutmadık, unutturmayacağız’ merkezi yürüyüşü başladı. Maraş ve Roboski Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı yürüyüşte yurttaşlar, “Unutmadık, unutturmayacağız” sloganı atıyor.

    Yürüyüş devam ediyor…

    AYRINTILAR GELECEK…

  • HDK-A: Anadolu topraklarında dinmeyen acılardan Sivas Katliamı’nı lanetliyoruz

    HDK-A: Anadolu topraklarında dinmeyen acılardan Sivas Katliamı’nı lanetliyoruz

    PİRHA-Halkların Demokratik Kongresi – Avrupa (HDK-A), 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamının 24. yıldönümü nedeniyle yayınladığı açıklamada “HDK-A olarak 2 Temmuz katliamını lanetliyor, Alevi halkımızın ve diğer inanç topluluklarının inanç özgürlüğünü savunacağımızı, demokrasinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan özgürlükçü laikliği hayata geçirmek için mücadele edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz” dedi.

    33 aydın, sanatçının yanarak can verdiği Sivas Katliamı’nın 24. yıldömünde HDK-A yazılı bir açıklama yaptı. Katliamı lanetleyen HDK-A ayrıca etkinliklere ilişkin çağrı da yaptı.

    Yapılan açıklamada şu sözlere yer verildi:

    “Halkların, inançların, kültürlerin beşiği sayılan Anadolu ve Mezopotamya topraklarında dinmeyen acılardan biri de Sivas katliamıdır. Sivas katliamı Alevilere ve aydınlara karşı gerçekleştirilmiş, arkasındaki güçler sır gibi gizlenen bir katliamdır. Darbeleri, tertipleri, karanlıkta kalan olayları açığa çıkarmak ve sorumlularından hesap sormaktan söz eden faşist AKP Hükümeti de katliamın arkasındaki karanlık güçleri, bizzat açığa çıkarmamıştır. Dahası, insanlık suçu kabul edilmesi gereken ve zaman aşımına kapsamına alınmaması gereken Sivas katliamının katillerinin bir bölümü “zaman aşımı” gerekçe gösterilerek aklanmış oldu. Sivas Davası’nda “zaman aşımı” kararı verilmesi karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan “Hayırlı olsun” diyerek yaklaşımını da açıklamış oldu.”

    “HALA ALEVİLERİN TALEPLERİ KABUL EDİLMİYOR”

    Hala bir özür dilenmediğine dikkat çekilen açıklamada, “Devletin katliamdaki rolü, tutumu mahkum edilmedi. Diğer tarafta Alevi inancına mensup halkımıza yönelik baskılar ve ayrımcılık sürüyor. Alevilerin talepleri kabul edilmiyor. Sürekli olarak yaşandığı gibi, Cemevleri yıkılmaya, Alevi yurttaşların oturduğu evler işaretlenmeye devam ediyor. Alevi çocuklarına zorunlu din dersi okutmaktan vazgeçilmiyor” denildi.

    ANMALARA KATILIM ÇAĞRISI YAPILDI

    HDK-A ayrıca yaptığı açıklamada katliamı lanetleyerek anma etkinliklerine de çağrı yaptı:

    “HDK-A olarak 2 Temmuz katliamını lanetliyor, Alevi halkımızın ve diğer inanç topluluklarının inanç özgürlüğünü savunacağımızı, demokrasinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan özgürlükçü laikliği hayata geçirmek için mücadele edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz. HDK-A olarak, tüm halklarımızı, Avrupa’da Alevi kurumların ve diğer tüm devrimci, demokrat, ilerici kuruluşların ‘2 Temmuz Sivas Katliamını Lanetleme’ etkinliklerine katılmaya çağırıyoruz.” (S.K)

  • HDK-A’dan Sur için imza kampanyası

    HDK-A’dan Sur için imza kampanyası

    PİRHA-HDK-Avrupa (HDK-A) Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesi için alınan “acele kamulaştırma” kararı ile tarihi ve kültürel mirasın yok edilmesine yönelik bir imza kampanyası başlattı.

    Change.org sitesinden başlatılan imza kampanyasında Dünya Mirası içinde yer alan kentler başta olmak üzere yerel yönetimlerin Sur’u kardeş şehir ilan ederek sahiplenmesi, yıkımı hemen durduracak etkili diplomatik ve politik girişimlerin acilen başlatılması talep edildi.

    Yapılan açıklamada, Diyarbakır Sur içi ve Kalesinin, günümüzde, kentsel tarihin gelişimini ve geçmiş birikimini tüm evreleriyle simgeleyen ender kentlerden biri olduğu belirtildi.

    “SUR DÜNYA MİRAS ALANI TAMPON BÖLGE SINIRLARI İÇERİSİNDEDİR”

    Sur’un sahip olduğı birbirinden farklı kültürleri bir emanet gibi sakladığına dikkat çekilen açıklamada, “Zaman içinde birçok uygarlığın, kültürün merkezi olagelmiştir. Sur bu çok dilli, çok kültürlü ve çok katmanlı yapısı ile bir Dünya Mirası’dır. Suriçi’nde 147 anıtsal, 448 sivil mimarlık örneği olmak üzere toplam 595 adet tescilli yapı bulunmaktadır. Sur, bu kültürel ve tarihi yapılarıyla birlikte benzersiz sokak yapısıyla da adeta mistik bir etki yaratan özel bir yaşam alanıdır“ denildi.

    Temmuz 2015’de Dünya Miras Komitesi tarafından Almanya’nın Bonn kentinde yapılan 39. toplantısında Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı’nın Dünya Mirası olarak tescillendiğine vurgu yapılan açıklamada,tarihi Suriçi bölgesinin Dünya Miras Alanı’nın tampon bölge sınırları içerisinde kaldığı, dolayısıyla Suriçi bölgesinin ulusal ve uluslararası yasalar ile koruma altına alındığı kaydedildi.

    “SUR’DA YIKIM AĞIR MAKİNALARLA GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR”

    2015-2016 yıllarında Sur’un önemli bir kısmının ağır silahlarla yok edildiği ifade edilen açıklamada, “BM İnsan Hakları Komisyonu’nun Şubat 2017 tarihli raporunda bu yıkım uydu fotoğraflardan eski ve yeni hali karşılaştırılarak gözler önüne serilmiştir. BM raporuna göre ‘ölümleri, hayatta kalan insanların topluca yerinden edilmesi ve evlerinin ve yerel kültürel miraslarının yıkılması izlemiştir. Başta Kürtler olmak üzere 355 bin’in üzerinde kişi yerinden edilmiştir. UNITAR’ın Operasyonel Uydu Uygulamaları Programı (UNOSAT) tarafından elde edilen uydu görüntülerinin analizleri, güvenlik operasyonlarının yoğun nüfusa sahip merkezlerde kullanılan ağır silahlar ve havadan atılan mühimmatlarla doğru orantılı olarak yol açtıkları yıkımı gözler önüne sermektedir. Diyarbakır’ın nüfusça yoğun Sur semtinde yıkım ağır makineler tarafından gerçekleştirilmiştir. Haziran 2015 ile Temmuz 2016 arasında alınan uydu görüntüleri, enkaz ekiplerinin bir seferde şehrin bir bölümünün hatlarını belirlediğini ve hasarlı ve hasar görmemiş binaları ayrım gözetmeden kaldırdığını göstermektedir Diyarbakır’ın 2.000 yıllık şehir merkezindeki üç hektarlık (veya 30.000 m2) kentsel yapı Ağustos 2016’da yerle bir edilmiştir“ ifadelerine yer verildi.

    “45 BİN KİŞİ BÖLGEYİ TERKETTİ”

    Diyarbakır yerel yönetiminin, Sur mahallesinin doğusundaki binaların yüzde 70’inin bombardımanla yıkıldığını tahmin ettikleri dile getirilen açıklamada, “Sur’un 120 bin sakininden 45 bin kişi bölgeyi terk etmiş ve evlerine geri dönmelerine veya evlerini yeniden inşa etmelerine izin verilmemiştir.Yerel yönetim bahar operasyonları sırasında tarihi, kültürel veya dini değeri olan önemli en az yedi bölgenin de zarar gördüğünü bildirmiştir. “Suriçi Kentsel Arkeolojik Alan” olarak adlandırılan alan eşsiz sokaklarını ve fiziksel yapısını kaybetmiştir. Bugün Sur’un Alipaşa ve Lalebey Mahallesi’nde de ‘kentsel dönüşüm’ adı altında zorla göçettirme, insansızlaştırma ve yıkım politikası izlenmektedir. Bu mahalleler ağırlıklı olarak yoksul insanlardan oluşmaktadır. Ahalinin %79,2’si asgari ücretin altında bir gelire sahiptirler. Hiçbir ekonomik güvencesi olmayan bu insanlar, cüzi bir miktar para karşılığında yerinden edilerek çok daha zor koşullarda yaşamaya itilmektedirler. Yerinden edilme işsizliği daha da artıracak, insanları daha da yoksullaştıracaktır“ denildi.

    “İKİNCİ KEZ GÖÇ DAYATILIYOR”

    Sur’da zorla yerinde edilecek olan insanların, son seçimlerde oylarını %85-90 arasında HDP’ye verdiklerine vurgu yapılan açıklamada devamla şunlar belirtildi:

    “Bu anlamıyla insansızlaştırma aynı zamanda siyasal tasfiye amacını da taşımaktadır. Etnik kimlik olarak %93,2’si kendini Kürt olarak tanımlamaktadır. Aile içinde %81,4 oranında Kürtçe dili konuşulmaktadır. Ve bu insanların önemli bir kısmı daha önce boşaltılan köy ve mezralardan Sur’a göçedenlerdir. Şimdi ikinci kez zorunlu göç dayatmasıyla karşı karşıyadırlar. Sur sakinleri bu tarihi yaşam alanlarını terk etmek istememektedirler. Sur dışında nefes alamayacaklarını, tüm yoksulluk ve olanaksızlığa rağmen onları bir arada tutan sosyal dayanışmanın dağılacağını düşünmektedirler. Sur halkı üzerinde devlet baskısı devam ediyor. Devlet, Sur’u boşaltmak için yılın bu en sıcak aylarında elektrik ve su kesintisi uygulamaktadır. Bu zorunlu göç ile birlikte insanlığa karşı suç kategorisinde değerlendirilecek temel hak ihlallerdir.”

    HDK-A’DAN ÇAĞRI

    Açıklamada HDK-A olarak UNESCO ile birlikte, Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, tüm sivil toplum örgütleri ve duyarlı herkese çağrı yapıldı.

    HDK-A’nın talepleri ise şunlar:

    “SUR’un politik ve etnik demografisinin değiştirilmesine,

    Tarihsel ve kültürel dokusunun yok edilerek hafızasızlaştırılmasına,

    Geleneksel dayanışmacı yaşam kültürünün ortadan kaldırılmasına,

    Ekonomik rant alanı olarak kullanılmasına,

    Tarihi Sur şehrinin bir karakol şehir olarak yeniden inşa edilmesine karşı  tutum almaya, harekete geçmeye çağırıyoruz. Dünya Mirası içinde yer alan kentler başta olmak üzere yerel yönetimlerin Sur’u kardeş şehir ilan ederek sahiplenmesini , yıkımı hemen durduracak etkili diplomatik ve politik girişimlerin acilen başlatılmasını talep ediyoruz.”

     

    İmza kampanyasının linki:

    https://www.change.org/p/united-nations-educational-scientific-and-cultural-organization-7-thousand-of-historical-texture-sur-has-been-destroyed-stop-akp

     

     

  • “HDK-A, tüm kimliklere açık olan toplumun sivil demokratik örgütlülüğüdür”

    “HDK-A, tüm kimliklere açık olan toplumun sivil demokratik örgütlülüğüdür”

    PİRHA- HDK-A Eşsözcüsü Demir Çelik  HDK-A 1. meclis toplantısında yaptığı konuşmada, “HDK-A bileşenlerin hiçbiri kendi programını bir kenara bırakmadan, kendi parti tüzel kimliğinden vazgeçmeden, stratejilerini terk etmeden, parça bütün ilişkisi içinde özgün ve özerk olacaklarından tüm kimliklere, tüm inanç ve düşüncelere açık olan toplumun sivil demokratik örgütlülüğüdür” şeklinde konuştu.

    HDK-Avrupa (HDK-A) 4 Şubat 2017 tarihinde gerçekleşen kongresinin ardından 1. Meclis toplantısını gerçekleştirdi.

    Almanya’nın Frankfurt kentinde DGB Haus’ta yapılan toplantıya Avrupa’nın değişik kentlerinden HDK-A meclis üyeleri katıldı. Toplantı divan seçimi ile başladı. Ardından ilk gündem maddesi olan  siyasal süreç değerlendirmesi ile devam etti.

    Toplantıda siyasal süreç değerlendirmesini ilk olarak HDK-A Eşsözcüsü Demir Çelik yaptı. Çelik, içinde bulunduğumuz sürecin bir kriz süreci olduğunu belirterek, “Kriz dönemsel olmaktan çok, kapitalizmin yapısallığı ile ilgilidir. Yapısal kriz bazen kaosa neden olur. Yarattığı kaos toplumsal, siyasal, ekolojik, kadın kırımını insanlığa dayatarak yaşam bulur. Bugün yapısal krizi aşmak adına kaosu halklara dayatılarak, halklar ve devletler çatışması yaratılıyor. Yeni bir siyasal alternatif sunamadığımız topluma doğru öncülük yapamadığımızdan kaynaklı bizden yıllarımızı çalmaya devam ediyorlar” dedi.

    “DEMOKRASİYİ İNŞA ETMEK TEMEL GÖREMİZDİR”

    Devletçi sistemin siyasal, toplumsal ve ekolojik krizine paralel Türkiye’de katı merkeziyetçi, ulus devletin tek adam diktatörlüğünün neden olduğu derin bir siyasal kriz yaşandığına vurgu yapan Çelik, şöyle konuştu:

    “Ortadoğu’da devam eden savaşı durdurmak, demokrasiyi inşa etmek bugün üstesinden gelinmesi gereken en temel görev olmaktadır. Bunun için ilk elde yapılması gereken şey; toplum dinamiklerinin tümüne yönelmiş olan faşizme karşı demokrasi cephesi ile karşı durmaktır. Egemenlikçi sistem sömürü ve baskı alanlarının tümünde farklı kesimlere dönük saldırıda birleşmiş, demokrasi karşıtı saflarda bloklaşmış bulunmaktadır. Hem Türkiye’de hem de Avrupa genelinde demokrasi hareketini geliştirmek, örgütlemek, meşru ve demokratik talepleri için toplum dinamiklerinin yan yana gelmesini sağlamak bugünün temel görevi olmaktadır.’’

    “Demokratik toplum asgari müştereki ile HDK-A’da olmak insani olduğu kadar vicdani bir görevdir” diyen Çelik, “HDK-A, bileşenlerin hiçbiri kendi programını bir kenara bırakmadan, kendi parti tüzel kimliğinden vazgeçmeden, stratejilerini terk etmeden, parça bütün ilişkisi içinde özgün ve özerk olacaklarından tüm kimliklere, tüm inanç ve düşüncelere açık olan toplumun sivil demokratik örgütlülüğüdür” şeklinde konuştu.

    Çelik’in konuşmasının ardından meclis üyeleri de tek tek söz alarak siyasal süreç değerlendirmesinde bulundu.

    HDK-A ÇALIŞMA PLANLAMASI YAPILDI

    Yapılan konuşmaların ardından HDK-A Eşsözcüsü Esra Asiye Güden, HDK-A perspektifi ile meclis örgütlenmesini konu alan bir sunum gerçekleştirdi. HDK-A’da çalışanların ortak emeği ile bir çalışma yürüttüklerini belirten Güden, ‘’Tekleştirme politikası ile kitleleri bölme faşist iktidarların temel argümanlarıdır. Türkiye’de, Avrupa’da HDK’de örgütlenerek bu tartışmaları tüketmiş olduk. Avrupa’da demokratik bir cepheye ihtiyaç olduğundan hareketle HDK-A kuruldu. Özverili bir çalışma yürütüyoruz” dedi.

    Güden’in sunumunun ardından HDK-A örgütlenmesinde yaşanan sorunlar dile getirildi. Meclis üyeleri kentlerde nasıl bir örgütlenme gerçekleştirdiklerini ve sorunlarının neler olduğunu dile getirdi. Meclis üyeleri ayrıca taleplerini de meclise sundu.

    Toplantının sonunda 6 aylık planlama önerileri alındı.

    Sonraki gün ise HDK-A Yürütme Kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda Meclis Üyelerinin onayı ile alınan öneriler kararlaştırıldı. HDK-A olarak süreç hassasiyetlerine göre planlama yapıldı.

    HDK-A 1. Meclis toplantısı sonuç bildirgesi önümüzdeki günlerde deklere edilecek.

    Elif SONZAMANCI/Frankfurt