Etiket: HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit

  • ‘Eren Keskin’le olmak eşitliği, özgürlüğü yalnız bırakmamak demek’- VİDEO

    ‘Eren Keskin’le olmak eşitliği, özgürlüğü yalnız bırakmamak demek’- VİDEO

    PİRHA- Hakkında 105 bin kesinleşmiş para cezası ve 12 yıl hapis cezası kararı bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin’e destek için insan hakları savunucuları, siyasetçiler, gazeteciler ve müvekkilleri İHD’de bir araya geldi. 

    İnsan hakları savunucuları, siyasetçiler, gazeteciler ve müvekkilleri, hakkında 105 bin kesinleşmiş para cezası ve 12 yıl hapis cezası kararı bulunan Eren Keskin’e destek için İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi binasında basın toplantısı düzenledi.

    Hakkında 143 dava olan Keskin’e bu ceza 2014-2016 yılları arasında Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla yaptığı eş yayın yönetmenliği görevi nedeniyle verildi.

    İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde gerçekleşen toplantıya gazeteciler Ümit Kıvanç, Tuğrul Eryılmaz, Yasemin Çongar, Murat Çelikkan, oyuncu Nur Sürer, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Başkanı Ümit Efe, Müzisyen Eylem Aktaş, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu üyesi ve Demokratik Kadın Hareketi sözcüsü Kıvılcım Arat ve 78’liler Girişimi’nden Nimet Tanrıkulu ile Eren Keskin’in müvekkilleri ve hak savunucuları katıldı.

    “KESKİN’E ‘KAÇ GİT BU ÜLKEDEN’ DİYORLAR”

    Toplantıda ilk sözü alan avukat Özcan Kılıç, Keskin’e açılan davalara ilişkin bilgilendirme yaptı.

    Kılıç, “Eren Keskin örgütün neredeyse merkez komite üyesi olarak ana davada yargılanıyor. Para ve hapis cezalarıyla Keskin’e ‘kaç git bu ülkeden ya da kaybol’ diyorlar. Türkiye’de 25 yıldır böyle alışkanlık oluştu, ceza alan birçok insan palyatif çözümle yurt dışına gidiyor. Devlet de buna alıştı. Fakat bu defa sert kayaya çarptılar. Çünkü Erdoğan’ın avukatları davaları sonlandırmak için, baroya da Keskin’in avukatlığını bitirmek için baskı yapıyorlar. Yargıtay’da cezalardan biri onanırsa, sonu yok, diğerleri de ardı ardına infaza girecek” dedi.

    Kılıç konuşmasının ardından 7 Mayıs günü görülecek duruşmaya da katılım çağrısı yaptı.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı avukat Eren Keskin de yıllarca hak mücadelesi yürüttüğü için cezalar aldığını hapis yattığını ifade etti.

    “AVRUPA ÜLKELERİ NEDEN SESSİZ?”

    Keskin, dava konusu olan Özgür Gündem gazetesiyle dayanışma amacıyla yaptığı eş yayın yönetmenliği görevini neden yaptığını anlatarak yaşananları şöyle değerlendirdi:

    “Musa Anter’e, Burhan Karadeniz’e, Ferhat Tepe ve onlar gibi birçok kendimi borçlu hissettiğim için, bu gazete onların olduğu için, dayanışma amacıyla ismim oraya genel yayın yönetmeni olarak yazıldı ama bu işi hiç yapmadım ve gazeteye de gitmedim. Benim hiçbir zaman inanmadığım ancak onların barış süreci dediği zamana kadar gazetenin hiçbir davası yoktu ancak sonrasında davalar ardı ardına geldi. Üç yıl adım yazılıydı gazetede. Baskıdan dolayı arkadaşlara beni değiştirin, dedim çünkü 85 yaşında bakmak zorunda olduğum annem var.

    Ana davada müebbet ile yargılanıyorum, yurtdışına çıkış yasağım, 105 bin kesinleşmiş para cezam ve 12 yıl hapis cezam var. İnsanın yazmadığı yazılardan müebbet ceza oranında ceza alması hiçbir hukuk vicdanına uymaz. Türkiye şu anda tüm uluslararası sözleşmeleri ihlal ediyor. Türkiye hukuk devleti değil ama AB ülkeleri neden sessiz kalıyor?

    “TEK DÜŞÜNCEM ANNEM VE KEDİLERİM”

    Yurtdışına gitmeyeceğim, ifade özgürlüğü mücadelesine devam edeceğim. Tek düşüncem annem ve kedilerim. Bu haksızlığı kabul etmiyorum. O nedenle mücadeleme devam edeceğim.

    Ahmet Altan ‘Cezaevinde ölmeye hazırım siz hazır mısınız’ demişti. Kendileri yatmasın diye bütün bir toplumu ateşe atıyorlar ama bu coğrafyada her gün, her an, her şey değişebilir.”

    “EREN KESKİN’İN UĞRADIĞI SALDIRI HEPİMİZE KARŞIDIR”

    İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri de Keskin’e verilen cezaların kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirtti.

    “Eren Keskin insanlara karşı borcunu ödemek için burada, biz de Eren Keskin için buradayız” diyen İHD’nin Eski Genel Başkanı Akın Birdal ise şu şu ifadelere yer verdi:

    “Eren Keskin gerçek bir insan hakları savunucusu. Tecavüze uğramış kadınların, sokak çocuklarının, emekçilerin, ötekileştirilmişlerin, dışlananların savunucusu ve bir hukuk insanı. Bu baskı hepimize yönelik baskıdır. Onun susturulmak istenmesi bizim susturulmak istenmemizdir.

    Eren Keskin kimseyi; dili, dini, ırkı reddedilenleri yalnız bırakmadı. Toplumun haber alma hakkının kanalları kapatıldı. Eren Keskin’in bugün uğradığı saldırı hepimize karşıdır. Susmayacağız. Yitirdiklerimize karşı nasıl sorumluluğumuz varsa yaşayanlara da onları diri tutma sorumluluğumuz var. Biz Eren Keskin’le beraber olacağız. Onu yalnız bırakmayacağız. Eren Keskin’le olmak demek eşitliği, özgürlüğü yalnız bırakmamak demek.”

    Konuşmaların ardından katılımcılar söz aldı. Müvekkilleri, sanatçı, siyasetçi, LGBTİ üyeleri Eren Keskin’le ilgili anılarını paylaşarak, Keskin’in mücadelesini geleceğe taşıyacaklarını vurguladılar. Açıklamaya katılanların konuşmaları Keskin’in duygusal anlar yaşamasına neden oldu. (HABER MERKEZİ)

  • Aleviler ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde neden olmalı?-VİDEO

    Aleviler ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde neden olmalı?-VİDEO

    PİRHA-“Vicdan ve Adalet Nöbeti”ne katılan HDP’li Alevi vekiller ve siyasetçiler nöbete Alevilerin neden katılmaları gerektiğini kendi cephelerinden anlattılar. Siyasetçiler, “72 millete aynı nazardan bakan” Alevileri tüm farklılıkları ve özgünlükleri ile talepleri için nöbet alanında olmaya davet etti. Konuşmaların ardından ay şeklinde oturdukları bariyerler ve polis ablukası altındaki parkta, ‘Gelin canlar bir olalım’ deyişini hep bir ağızdan seslendirdiler. 

    Haberin Videosu

    HDP’nin Diyarbakır’da başlattığı “Adalet ve Vicdan Nöbeti” 8. gününde İstanbul’a taşındı. Diyarbakır’da yoğun polis ablukası altında yürütülen nöbet İstanbul’da da hakimdi. Tamamına yakını bariyerlerle çevrili Yoğurtçu Parkı’ndaki küçücük bir alana sığdırılmaya çalışılan vekiller tek bir kuru ağacın gölgesinde nöbete devam ediyor. Halk ile buluşamayan HDP’li siyasetçiler bu nöbetin Aleviler açısından önemini PİRHA’ya anlattılar.

    Alevi vekil ve siyasetçiler, zorunlu din derslerinden cemevlerinin ibadethane olarak görülmemesine, eşit yurttaşlık hakkından asimilasyoncu uygulamalara kadar pek çok hak gasbını yaşayan Alevilerin, bu nöbet ile mücadeleye güç katmaları çağrısında bulundular. Alevilere bir de  ay şeklinde oturdukları çayırlıkta hep birlikte söyledikleri “Gelin canlar bir olalım” deyişiyle seslendiler.

    “EĞİTİMDEKİ MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ KİNDAR VE DİNDAR NESİL HAYALİDİR”

    Bir bütün olarak şu anda eğitim sisteminin dini bir eksene çevrildiğini söyleyen Alevi siyasetçi ve HDP  MYK Üyesi Ali Kenanoğlu, “Sadece okullarda okutulan zorunlu din dersleri değil neredeyse matematik dersinin içerisine bile din dersi koymuş durumdalar. Bu anlamıyla tabi bu dersler belli bir inancın belli bir öğretinin kindar ve dindar bir nesil yetiştirme hayalinin bir tezahürü olarak ortaya konulmuş” dedi.

    “EĞİTİMDE DE ADALET VE VİCDAN”

    Bundan en çok etkilenecek olan kesimlerin başında Alevi çocuklarının olduğuna dikkat çeken Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu derslerin tamamının bir asimilasyon dersi olduğunu kabul ediyoruz. Sadece din dersinin değil bütün eğitim müfredatının bir asimilasyon müfredatı olduğunu kabul ediyoruz. Bu nedenle buna karşı Alevi kurumları ile birlikte HDP’nin içerisinde siyaset yapan Aleviler olarak mücadelenin içerisindeyiz. Hem bir Alevi birey olarak, baba olarak bu eğitim sistemine karşı mücadelenin her alanında yer almaya devam edeceğiz. Bugün de bu amaçla ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ içerisinde bulunuyoruz. Eğitimde de adalet ve vicdan. Yaşamın her alanında adalete ihtiyacımız var. Onun için bu tür nöbetlere ve eylemler içerisinde yer almaya ve desteklemeye devam edeceğiz.”

    ‘PİRİN HUZURUNDA DURDUĞU GİBİ NÖBETE DURMAYA’ DAVET

    Alevileri nöbet alanında hakları için mücadeleye çağıran HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş  de şunları söyledi:

    “Aslında en önemlisi bu coğrafya da direnmeyi bilmiş, öyle sözler söylemiş ki çok ciddi karşılığı olmuş bir toplum Aleviler. ‘72 millete bir nazarla bakarız’ dedi, bütün Anadolu’yu etkiledi. Bütün toplumu etkileyen bir cümle kurdu ve doğal olarak da 72 milletin bir arada olduğu, bizim de burada HDP de kimliklerimizi saklamadan Alevi olduğumuzu söyleyerek bütün bu mücadele içerisinde ne kadar dinamik olduğumuzu göstererek yolumuzu yürümeye devam edenleriz. Doğal olarak da bu ülkede demokrasi için çok ciddi mücadele vermiş Alevi toplumunun kendi kimliğini saklamadan sadece bir tabela altında kendini nasıl ifade ediyorsa onu da bizim nöbetimiz de ifade etmesini bekliyoruz. Onun içinde bizim bir formülümüz yok. Bu toplum kendi formülüyle ama bu direnişte mutlaka yer almalı. İşte bu eğitim sistemine, bu Osmanlılaşan AKP’ye karşı hep birlikte burada olmalıyız, direnmeliyiz ki bertaraf edebilelim. Hep birlikte duralım ki bizim ışığımız bu karanlığı aydınlatsın. O yüzden de Alevileri buraya vicdan nöbetine durmaya davet ediyorum tıpkı pirin huzurunda durduğumuz gibi.”

    TÜM FARKLILIKLARIMIZLA BİRARADAYIZ”

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul ise 7 Haziran’dan bu yana tüm farklı inanç ve kültürler ile birlikte çoğulcu ve yerinde bir yönetimi esas alan politikalarına karşı devletin özellikle de AKP’nin baskı ve sindirme politikası uyguladığını söyledi. CHP’nin Adalet Yürüyüşü’ne olan yaklaşım ile HDP’lilerin öncülüğünü yaptığı bir eylemselliğe aynı nazarda bakmadıklarına dikkat çeken Toğrul, Sonuçta o kontrol edilebilir bir nokta olarak. Kendi paradigmasının içerisinde görüyor CHP’nin eylemini. Oysa biz bu ülkeye yeni bir formül öneriyoruz tüm Ortadoğu’ya önerdiğimiz gibi. Tüm farklılıkların birbirini değiştirmeden dönüştürmeden bir arada olması” dedi.

    “72 MİLLETE AYNI NAZARDAN BAKAN ALEVİLER BU NÖBETTE YERİNİ ALMALI”

    ‘72 millete aynı nazarla’ bakan Alevilerin ise en iyi yansıması olduğunu vurgulayan Toğrul, ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde neden Alevilerin olması gerektiğini ve taleplerini şöyle sıraladı:

    “Kadın erkek eşitliği temelinde Alevilerin aslında yıllardır asimilasyona yok sayılmaya maruz kaldığını hepimiz biliyoruz. Alevilerin talepleri eşit yurttaş olmak dışında bir talepleri yok. Özellikle zorunlu din derslerine karşı Alevi çocuklarının yeni müfredatlarla sürekli asimile edilmesine Aleviler artık dur diyor. İkincisi kamuda özellikle Alevilerin önünde ciddi bariyerler var. Okuma oranının en yüksek olduğu kesim Aleviler ama bu ülkede bir Alevi vali yok, bu ülkede bir Alevi rektör yok. Devletin üst kademeleri tamamen Alevilere kapanmış. Aleviler bu anlamda da eşit yurttaşlık istiyor. Diğer önemli noktalardan bir tanesi 33 canımızı kaybettiğimiz Sivas Madımak otelinin bir utanç müzesi olarak bir daha o acıların yaşanmaması için bir müzeye dönüştürülmesini istiyor. Aleviler kendi inançlarını olduğu gibi yaşamak istiyor. Cemevlerinin bir statüsünün olmasını istiyor. Nasıl inanıyorlarsa devletin görevi bir inancın nasıl yapılacağını nasıl inanılacağını tarif etmek değil. Onun olanaklarını devlet sağlayacak. Alevilerin talepleri bu. Ve Aleviler 72 millete aynı nazarla baktığı için aslında bu mücadelenin göbeğinde olan bir kesimdir. Dolayısıyla biz tüm Alevileri burada kendi yol ve erkanında olan bu Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne davet ediyoruz.”

    “HAKTAN YANA ALEVİCE BİR DURUŞ GÖSTERMELİYİZ”

    “Yıl 2017 ve Aleviler aslında en temel hakları için bile direnmek zorunda kalıyorlar” diyen HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Alevilerin inançları gereği zorunlu din dersleri, cemevlerinin ibadethane olarak tanımlanmaması gibi çok ciddi zorluklar yaşadıklarına dikkat çekti.

    Tüm bu hak taleplerine karşı Alevilerin yıllardır mücadele sürdürdüklerini söyleyen Koçyiğit, ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne sahip çıkmanın “AKP’nin dinci selefi milliyetçi çizgisine karşı haktan yana, inançtan yana Alevice bir duruş göstermek”  olduğunu vurguladı.

    Koçyiğit sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kendi tarihimize (Aleviler) baktığımız zaman atalarımız direnmişler. Yezid’e karşı direnmiş Muaviye’ye karşı direnmiş Hüseyin olmuş sesli ya da sessiz ama her zaman direnmiş ve kadim inancını bir sonraki nesile taşımayı başarmış. Bugün gerçek anlamda bu inancın yok olması gibi bir süreçle de karşı karşıyayız. Devlet, bir şekilde farklı yollarla inancın içini boşaltmaya çalıştı cami -cemevi projeleriyle veya ramazan cemleri gibi yeni yeni şeylerle de aslında inancını asimile etmeye özünden uzaklaştırmaya çalıştırıldığı bir dönemdeyiz. Bu yüzden bir Alevi yurttaş olarak inancımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü biz mazlumlardan, haklılardan, yok sayılanlardan yana her zaman saf tutmuş buna karşı bedel almayı göze almış bir inanca mensubuz. Bugün bu ülkede faşizm var, bu faşizm herkese yönelik bir zorluğu getiriyor. Ama bu faşizmin ilk hedef kitlesi ilk yok edeceği kimler diye sorduğumuzda Aleviler ilk sırasında yer alıyor. Onun için mücadeleyi büyütmek bugün en fazla Alevilerin yapması gerekiyor. Buradaki ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne Aleviler kendi talepleriyle kendi kimlikleriyle kendi sözleriyle sahip çıkmalıdırlar.”

    ALEVİLER İÇİN DE ADALET

    HDP Parti Meclis Üyesi Sultan Güneş Özcan de “Hak taleplerimizi yıllarca örgütlü mücadele çerçevesinde sürdürdük. Sokaklarda bütün diyalog kanallarını zorlayarak eşit yurttaşlık hakkının inanç özgürlüğü hakkının tanınması talebimizdir. Bunu tanımak yerine adaletsizliğin her alanında derinleştirildiği bir Türkiye şu an önümüzde. Dolayısıyla biz herkes için adalet Aleviler için de adalet istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “FAŞİZME KARŞI ORTAK MÜCADELE”

    HDP Genişlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Beycan Taşkıran;

    “Tüm toplumlar ve emekçiler için emeğin tarih yarattığı emeğin başkentindeyiz Yoğurtçu Parkı. 15-16 Haziran direnişinin yaşandığı 3 işçinin katledildiği bir yer. O nedenle biz hem bu tarihle ilişki kurmak için buradayız hem de ezilenlerin mücadelelerinin bir parçasıyız, devamcısıyız. Biliyoruz ki ortak yaşam ancak ortak mücadeleyle kazanılabilir. Faşizme karşı ortak mücadeleyle faşizm geriletilebilir. Türk-Sunni olacaksınız başka da bir şey olmayacaksınız deniliyor ama bu ülkede sadece Türkler ve Sunniler yok. Bu ülkede Aleviler, Ermeniler, Ezidiler, Süryaniler, Romanlar çok farklı halklardan diller ve inançlar var. Onların hepimizin kendi dili ve inancıyla yaşayabilmesi için mücadelemizi yürütmemiz lazım. Onun için bu mücadeleye omuz vermeye, güç vermeye buradaki kürsüyü kullanmaya bu mücadele için birlikte yürümeye davet ediyoruz tüm emekçileri ve Alevi halklarımızı.”

    “ORTADAN KALDIRILMIŞ ADALETİ GERİ GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Nöbete katılan HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş da, “Ortadan kaldırılmış olan adaleti geri getirmeye çalışıyoruz. Mücadelemiz burada başlamadı burada bitmeyecek” dedi.

    Ataş şöyle konuştu:

    “Ülkemizde önemli oranda eşitsizliklerin yaşandığı yüzyıldır biliniyor. Zaten buna yönelik mücadelelerde sürdürüldü. Ama maalesef mevcut iktidar o kazanılmış haklar da dahil olmak üzere bunların tümünü bir şekilde yok ederek gerileterek yeniden bir çatışma sürecine dönüştürdü. İnanç ayrımı eşitsizliği devam ediyor. Diller arasında ayrım var. Cinsiyet kimliklerine yönelik büyük bir saldırı var. Ekolojisi tahrip ediliyor. Yine emekçileri önemli oranda yoksullaştırılmış. Bunun üstüne bir de demokratik olmayan diktatör bir yönetim var. Demokrasi güçlerinin sürdürdüğü mücadele bu iktidarı önemli oranda zor duruma sürükledi. Bu tekçi zihniyetle artık gidilemeyeceği anlaşılınca o da geçmişte olduğu gibi OHAL ve askeri operasyonlar ile mevcut iktidarını ayakta tutmaya çalışıyor. Alevilerde yüzyıldır kandırılan bir kesimdir. Laiklik olmamasına rağmen sürekli laikliğin olduğu ifade edilerek laikliğin adı altında aslında tek inanca dair bir fikriyat hem tarih anlayışına hem ekonomik hem siyasete hem de eğitim ve diğer tüm alanlara yansıtıldı. İktidar kazanılan tüm hakları gasp ediyor. Alevilerin istediği laik bütün inançlara eşit mesafede duran bir anlayışla inancında siyasetin etkisine alınmadığı ya da onun tarafından yönetilmediği, yönlendirilmediği bir hükme dönüştürülmesi yönünde talep var. Bugüne kadar yapılan Alevi katliamlarının en azından özrünün dilenerek faillerinin açığa çıkartılması, yargılanmaların ve diğer yurttaşlar gibi haklardan eşit yararlanmak isteniliyor. Ortadan kaldırılmış olan adaleti geri getirmeye çalışıyoruz. Mücadelemiz burada başlamadı burada bitmeyecek.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL