Etiket: hdk eş sözcüsü meral danış beştaş

  • ‘7 Mart’ta Samandağ’da bir araya gelelim, soykırıma karşı ses yükseltelim’-VİDEO

    ‘7 Mart’ta Samandağ’da bir araya gelelim, soykırıma karşı ses yükseltelim’-VİDEO

    PİRHA- HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, DEM Parti İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Celal Fırat, Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunarak, “Bir araya gelelim, güçlü olalım, diri olalım ve hep birlikte soykırıma ses yükseltelim” dedi.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda onbinlerce Alevinin katledildi, yerinden edildi, kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı, çocukların ailelerinden koparıldı, topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkum edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde bir çok coğrafyadan Alevi ve dostları soykırımın durması için çağrıda bulunmaya devam ediyor. 7 Mart’ta bir çok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. 7 Mart’ta Samandağ’da büyün bir miting yapılacak. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.

    “TÜM CANLARI BU KATLİAMA SES ÇIKARMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekilleri Kezban Konukçu ve Celal Fırat, Suriye’de süren Alevi soykırımına dikkat çekerek, “Bütün halkımızı mitinge davet ediyoruz. Tüm canları bu katliama ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bir araya gelelim, güçlü olalım, diri olalım ve hep birlikte soykırıma ses yükseltelim” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘İyi bir anayasadan önce yol temizliği yapmak gerekir’-VİDEO

    ‘İyi bir anayasadan önce yol temizliği yapmak gerekir’-VİDEO

    PİRHA- “Barışın Yolunu Açmak” konferansının 3. oturumunda konuşan Kamu Hukuku Profesörü Sevtap Yokuş, “İyi bir anayasadan önce yol temizliği yapmak gerekir. İnfaz kanunu Ekim’de yeniden gelecek, umarım ciddi değişiklikler olur. Af ile ilgili bir çalışmaya da ihtiyaç var. Meclisin bu işlerle ilgili iyi mesai yapması gerekir. Muhalefet birşey yapmaz, uzaktan bakarsa biz yine demokrasiye özlem duyarız” diye belirtti.

    Barış İçin Toplumsal Girişim, İstanbul Eyüpsultan ilçesinde “Barışın yolunu açmak” başlıklı konferansı üçüncü 3. oturum ile devam etti. Konferansın üçüncü oturumunda, “Barışı Kazanmak İçin Hangi Acil Adımlar Atılmalı, Hukuki Düzenlemeler Yapılmalı?” başlığında sunumlar yapıldı. 3. oturumun moderatörlüğünü Profesör Dr. Fatma Gök gerçekleştirdi.

    Oturumda Profesör Dr. Levent Köker, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Profesör Dr. Sevtap Yokuş konuşmacı olarak yer aldı.

    “SÜRECİ ZORLAMAK ZORUNDAYIZ

    Prof Dr. Levent Köker, “hangi hukuki ve idari düzenlemeler yapılmalı?” başlıklarını değerlendirdi. Köker, “Demokrasiden uzak bir noktaya düşüldüyse eğer yasal düzenlemeleri beklemeden, yargı yoluyla birtakım işler yapılabilir. Örneğin AİHM kararları derhal uygulanabilir. Hapiste tutulan isimşerin hemen serbest bırakılması gerekir. Bu yapıldığı takdirde hiçbir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadan yasaya uymuş olursunuz” diye belirtti.

    Levent Köker, devletin ne zaman hangi adımları atacağının bilinmediğini söyleyerek “Kürt meselesinin en önemli taleplerinden biri ana dilinde eğitimdir. Muhalefet de ‘herkes ana dilini öğrensin’ diyor. Sorun bu değil. Sorun, ana dilinde eğitimin önünü açmaktır. Temel sorun, Türkiye Cumhuriyetinin Türk milliyetçiliği üzerine kurulu olmasından kaynaklanıyor. Bu süreci zorlamak zorundayız” dedi.

    “ÖCALAN’IN HALEN ÖZGÜR ÇALIŞMA KOŞULLARI YOK”

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise demokratik toplumu inşa etmek için yol haritasının belli olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Beştaş, şunları söyledi:

    “Şu anda Türkiye’de hukuka dayalı bir işleyiş yok. Hiç kimsenin hukuk güvenliği yok. İmralı’da uzun yıllardır bir tecrit var. Sayın Öcalan’ın muhataplığı kabul edildi ancak halen özgür çalışma koşulları yok.

    İkincisi TBMM’de komisyon kurulması lazım. Orada gerçekten yapıcı, genelin görüşünü yansıtan bir komisyondan bahsediyoruz.

    Diğer yandan, geldiğimiz aşamada bir hukuk enkazı var. Artık ‘Türkiye bir hukuk devletidir’ demekten vazgeçsinler. Öncelikle Türkiye’nin imzacısı olduğu sözleşmelere aykırı davranılmamalı. AİHM kararlarının uygulanması gerekiyor. Kobani Kumpas Davasındaki tutukluların derhal serbest bırakılması gerekiyor. Kürdü, Aleviyi, LGBTİ haklarını kapsayan bir anayasaya ihtiyaç var.

    Acılar, ihlaller arasına hiyerarşi koymamak gerekir. İkili hukuk sistemiyle de uğraşmak lazım. Hırsızı, katli cezaevinden çıkarıyorsunuz ama düşüncesinden ötürü insanlar cezaevinde. Peki yargı nasıl bu hale geldi? Bu yargı, emirden kurtarılması lazım. Bugün Onur Yürüyüşü yasaklandı. Neden?”

    “ÖNCE YOL TEMİZLİĞİ”

    Kamu Hukuku Profesörü Sevtap Yokuş da süreci “dışarıdan gelen tazzik ile ilerleyen bir süreç” diye tarif etti. Yokuş, “Herşeye rağmen bir alan açıldı” diyerek şu sunumu yaptı:

    “Bu süreç diğerlerinden farklı çünkü artık iktidar, ‘terör var’ diyemeyecek. Madem Kürt meselesinde bir yol açıldı, iyi değerlendirilmeli.

    Mesela başörtüsü meselesinde bir yasal düzenleme yapıldı mı? Hayır. İyi bir anayasadan önce yol temizliği yapmak gerekir. İnfaz kanunu Ekim’de yeniden gelecek, umarım ciddi değişiklikler olur. Af ile ilgili bir çalışmaya da ihtiyaç var. Meclisin bu işlerle ilgili iyi mesai yapması gerekir. Muhalefet birşey yapmaz, uzaktan bakarsa biz yine demokrasiye özlem duyarız.”

    Konferans sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Barış konferansı: Meclis komisyonu Temmuz ayı ortasında çalışmalarına başlayabilir-VİDEO

    Barış konferansı: Meclis komisyonu Temmuz ayı ortasında çalışmalarına başlayabilir-VİDEO

    PİRHA- “Barışın Yolunu Açmak” konferansının ikinci oturumunda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayyip Temel, sürece yönelik oluşturulması planlanan Meclis komisyonunun Temmuz ayı ortasında çalışmalarına başlayabileceği bilgisini vererek, “Bu sürecin esas hedeflerinden biri mücadeleyi bırakmak değil, yöntemini değiştirmektir. Kürt siyasi hareketinin derdi, barış içerisinde demokrasiyi inşa etmenin çabasıdır” dedi.

    Video eklenecek..

    Barış İçin Toplumsal Girişim, Kürt sorununun demokratik çözümü çerçevesinde ortak politika ve mücadele araçlarını tartışmak amacıyla Eyüp Sultan Kültür Merkezi’nde “Barışın Yolunu Açmak” konulu konferans devam ediyor.

    Çok sayıda siyasetçi, aydın ve sanatçı katıldığı konferansın ikinci oturumunda, “Sürecin barış ve demokrasiye evrilebilmesi için hangi ortak politikalar üretilmeli?” başlığı ele alındı.

    Konferansın bu bölümdeki moderatörlüğünü İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem başkanı Tunç Soyer yürüttü.

    ŞEFFAFLIK VURGUSU!

    CHP PM Üyesi Emine Uçak Erdoğan, konuşmasında barış ve demokrasi süreçlerinin birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Uçak Erdoğan, toplum tarafından sürece karşı durulmadığını söyleyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Barış adına bu zamana dek söylenmemiş bir cümle kalmadı diye düşünüyorum. Toplumun büyük kesimi bu süreci destekliyor ama daha sıkı sarılmak için bu salondakilerin dahi zihninde tam oturmamış bir hal var. Vatandaşa ‘bilmeniz gereken zamanda getirip önünüze koyarız’ dememek gerekir. Bu nedenle şeffaflık konusu önemli. Toplumun büyük kesimi de kurumlara, partilere güvenemiyor. Kürt meselesinde yerel demokrasiyi konuşabilmemiz lazım ancak iktidar, bütün yerel hakları tırpanlıyor.”

    “SÜREÇ 2015’TEKİ GİBİ KOLAY TEKMELENEMEYECEK”

    Yazar Erdoğan Aydın, konuşmasına mevcut sürecin, önceki girişimlerden farklı olduğunu belirterek başladı. “Hak gasplarının sürdüğü bir süreçteyiz” diyen Aydın, şunları söyledi:

    “Kürt illerindeki kayyım politikasının heryere yayıldığına şahit oluyoruz. Ciddi bir problem alanıyla karşı karşıyayız ama çözmek zorundayız. Bu sefer sürecin başlama nedeni iktidarın kendi iç meselesi değil, bölgedeki dengelerin değişmesi sebebiyledir. Bu süreç 2015’teki gibi kolay tekmelenemeyecektir. Her şeyden önce Kürt hareketi Rojava’da devletleşmiş, hak teslimine doğru bir konjektür söz konusu. İktidar, Kürtlerin artık nefes alabileceği bir yerde duruyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi Kürt sorununu çözümüyle mümkündür. Ancak CHP’yi destekleyen TV kanallarının hala Özgür Özel ve İmamoğlu’nu geriye çektiği gerçeği var.

    CHP tabanı ve medyasında Kürt sorununa karşı bir değişim görme hakkına sahip olduğumuzı düşünüyorum. Gerçek anlamda siyasi bir affın da çıkarılacağını düşünüyorum. Kucaklayıcı bir dil ve kapsayıcılığa bağlı bu süreç. Özellikle Kürt hareketinin laik, sosyalist niteliği de göz önüne alınırsa kısa zamanda sürecin pozitif bir hale dönüşebileceğini söyleyebilirim.”

    “BARIŞ OLSA DA OLMASA DA KADINLAR MÜCADELE EDECEKTİR”

    Barışa İhtiyacım Var Kadın Girişimi’nden Feride Eralp ise kadınlar açısından süreci değerlendirdi. Kadınların kazanımlarına dönük saldırıları da demokratikleşme başlığı altında değerlendirmek gerektiğini söyleyen Eralp, “Bu senenin ‘Aile yılı’ seçilmesi tesadüf değil. Kadınların eşit yaşamak istemesi aileyi yıkıyormuş! Kadınlar olarak barış olsa da olmasa da mücadele devam edecektir. Kadınlar sürece dair üç temel başlangıç sundu. Bir; siyaset suç olmaktan çıksın. İki; hasta mahpuslar serbest bırakılsın. Kayyım politikaları geri çekilsin” diye belirtti.

    “SÜRECİN ESAS HEDEFİ, MÜCADELE YÖNTEMİNİ DEĞİŞTİRMEK”

    DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayyip Temel de sürecin referansları üzerinde durdu. Kürt siyasi hareketinin, Ortadoğu’da gündem belirleyen bir pozisyona geldiğini söyleyen Temel, şunları dile getirdi:

    “Sürecin genel karekteri, iktidarın isteği ile değil, zorunluluk sebebiyle girildi. Sayın Öcalan’ın ilk girişimi Meclis başkanı, CHP ve MHP başkanlarına oldu. Meseleyi sadece iktidar endeksli görmedi Öcalan. Kürtlerin büyük kısmı ‘bu süreçte devlet ne verecek?’ noktasında. Bu sürecin esas hedeflerinden biri mücadeleyi bırakmak değil, yöntemini değiştirmektir. Kürt siyasi hareketinin derdi, barış içerisinde demokrasiyi inşa etmenin çabasıdır.

    “MECLİS KOMİSYONU TEMMUZ AYI ORTASINDA ÇALIŞMALARINA BAŞLAYABİLİR”

    Ne yapılırsa süreç doğru yürür? Birincisi, görüşmelerin bir kısmının gizli yapılması kadar doğal bir durum yoktur. Toplumu ilgilendiren kısımda ise Meclisin devreye girip rol alması gerekir. Örneğin şiddetin devreden çıkması tamamen yasal düzenlemelere dayanır. Bu da söz konusu komisyonun çalışması anlamına gelir.

    CHP’ye yönelik yapılanları da görüyoruz. Silahların devreden çıktığı bir dönemde milyonların yürümesi kadar normal olan bir şey yoktur. İktidarın, süreci araçsallaştırmasının önünde olacak sadece Kürt hareketi ve Öcalan değildir.”

    Tayyip Temel, konuşmasının sonunda, sürece yönelik oluşturulması planlanan Meclis komisyonunun Temmuz ortasında çalışmalarına başlayabileceğini söyledi.

    Konferansın üçüncü oturumunda ise “Barışı kazanmak için hangi acil adımlar atılmalı? Yapılması gereken hukuki ve idari düzenlemeler nelerdir?” başlıkları değerlendirildi. Konferansın son bölümünü Prof. Fatma Gök yürüttü.

    “SÜRECİ ZORLAMAK ZORUNDAYIZ”

    Prof Dr. Levent Köker, “hangi hukuki ve idari düzenlemeler yapılmalı?” başlıklarını değerlendirdi. Köker, “Demokrasiden uzak bir noktaya düşüldüyse eğer yasal düzenlemeleri beklemeden, yargı yoluyla birtakım işler yapılabilir. Örneğin AİHM kararları derhal uygulanabilir. Hapiste tutulan isimşerin hemen serbest bırakılması gerekir. Bu yapıldığı takdirde hiçbir yasal düzenlemeye ihtiyaç duymadan yasaya uymuş olursunuz” diye belirtti.

    Levent Köker, devletin ne zaman hangi adımları atacağının bilinmediğini söyleyerek “Kürt meselesinin en önemli taleplerinden biri ana dilinde eğitimdir. Muhalefet de ‘herkes ana dilini öğrensin’ diyor. Sorun bu değil. Sorun, ana dilinde eğitimin önünü açmaktır. Temel sorun, Türkiye Cumhuriyetinin Türk milliyetçiliği üzerine kurulu olmasından kaynaklanıyor. Bu süreci zorlamak zorundayız” dedi.

    “ÖCALAN’IN HALEN ÖZGÜR ÇALIŞMA KOŞULLARI YOK”

    HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise demokratik toplumu inşa etmek için yol haritasının belli olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Beştaş, şunları söyledi:

    “Şu anda Türkiye’de hukuka dayalı bir işleyiş yok. Hiç kimsenin hukuk güvenliği yok. İmralı’da uzun yıllardır bir tecrit var. Sayın Öcalan’ın muhataplığı kabul edildi ancak halen özgür çalışma koşulları yok.
    İkincisi TBMM’de komisyon kurulması lazım. Orada gerçekten yapıcı, genelin görüşünü yansıtan bir komisyondan bahsediyoruz.
    Diğer yandan, geldiğimiz aşamada bir hukuk enkazı var. Artık ‘Türkiye bir hukuk devletidir’ demekten vazgeçsinler. Öncelikle Türkiye’nin imzacısı olduğu sözleşmelere aykırı davranılmamalı. AİHM kararlarının uygulanması gerekiyor. Kobani Kumpas Davasındaki tutukluların derhal serbest bırakılması gerekiyor. Kürdü, Aleviyi, LGBTİ haklarını kapsayan bir anayasaya ihtiyaç var.
    Acılar, ihlaller arasına hiyerarşi koymamak gerekir. İkili hukuk sistemiyle de uğraşmak lazım. Hırsızı, katli cezaevinden çıkarıyorsunuz ama düşüncesinden ötürü insanlar cezaevinde. Peki yargı nasıl bu hale geldi? Bu yargı, emirden kurtarılması lazım. Bugün Onur Yürüyüşü yasakandı. Neden?”

    “ÖNCE YOL TEMİZLİĞİ”

    Kamu Hukuku Profesörü Sevtap Yokuş da süreci “dışarıdan gelen tazzik ile ilerleyen bir süreç” diye tarif etti. Yokuş, “Herşeye rağmen bir alan açıldı” diyerek şu sunumu yaptı:

    “Bu süreç diğerlerinden farklı çünkü artık iktidar, ‘terör var’ diyemeyecek. Madem Kürt meselesinde bir yol açıldı, iyi değerlendirilmeli.
    Mesela başörtüsü meselesinde bir yasal düzenleme yapıldı mı? Hayır. İyi bir anayasadan önce yol temizliği yapmak gerekir. İnfaz kanunu Ekim’de yeniden gelecek, umarım ciddi değişiklikler olur. Af ile ilgili bir çalışmaya da ihtiyaç var. Meclisin bu işlerle ilgili iyi mesai yapması gerekir.muhalefet birşey yapmaz, uzaktan bakarsa biz yine demokrasiye özlem duyarız.”

    Konferans, konuşmaların ardından sona erdi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • KRT TV emekçilerinin eylemi 13. gününde; HDK Eş Sözcüsü Beştaş’tan ziyaret

    KRT TV emekçilerinin eylemi 13. gününde; HDK Eş Sözcüsü Beştaş’tan ziyaret

    PİRHA- 28 Mart’tan bu yana hakları için iş görmekten kaçınma haklarını kullanan KRT TV emekçilerinin eylemi 13 gündür devam ediyor. HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş KRT TV emekçilerini ziyaret ederek sorunlarını dinledi. 

    Kültür Radyo Televizyon (KRT) çalışanları, ücretlerin ödenmemesi, kötü çalışma koşulları, iş yükü ve yemek ücreti nedeniyle iş bırakarak kurumun içinde başlattıkları direnişe devam ediyor.

    13 gündür eylemde olan KRT TV’deki basın emekçilerinin 28 Mart’tan bu yana ücret ve 3 aylık yemek parası ödenmiyor.

    İşveren Fırat Bozfırat ile bugün saat 14.00’te ilk görüşme yapılması bekleniyordu ancak Bozfırat gelmedi.

    Bozfırat, görüşme için avukatı ve haber müdürü Recep Eser’i gönderdi. Görüşmeye ilişkin basın emekçileri açıklama yaptı.

    Çalışanlar adına hazırlanan açıklamayı, KRT Program editörü Fatih Yapıcı okudu. Açıklamada, “Fırat Bozfırat bir kez daha sözünü tutmadı, hep tutumuyor. Masadan kaçtı. İyi niyetimizle bekledik. 28 Mart’tan bu yana hesabımıza bir para girişi yok” denildi.

    Açıklamanın devamında,Son olarak Çalışma Bakanlığı geçen hafta itibarıyla devreye girdi. Yarın büyük bir teftişe başlıyor. Geçen hafta evrak istendi. Çalışma Bakanlığı müfettişi de bir aksilik olmadığı takdirde yarın burada olacak. Devam ediyoruz mücadeleye, direnmeye. Başka seçenek bırakılmadı bize. Mücadele ederek alacaklarımızı alacağız” diye belirtildi.

    HDK EŞ SÖZCÜSÜ BEŞTAŞ’TAN ZİYARET

    Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş, maaşları ödenmemesi, kötü çalışma koşulları nedeniyle 13 gündür iş bırakma eyleminde olan KRT televizyonu çalışanlarını ziyaret etti.

    4 Haziran’da iş bırakma eylemine giden Kültür Radyo Televizyon (KRT) televizyonu çalışanlarını ziyare eden Meral Danış Beştaş, işyerinde sürdürülün eylemdekileri ziyaret ederek sorunlarını dinledi.

    DİSK Basın-İş ise kamuoyunu ve basın emekçilerini sürecin takipçisi olmaya çağırdı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • İzmir Newroz’unda ‘barış ve ortak mücadele’ mesajı-VİDEO

    İzmir Newroz’unda ‘barış ve ortak mücadele’ mesajı-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de yapılan Newroz kutlamasında konuşan HDK Eş Genel Sözcüsü Meral Danış Beştaş, iktidarın Kürt halkı ile Türkiye halklarının ortak mücadelesini bölmeye çalıştığını ifade ederek, “İktidar bir yandan barış görüşmelerini yapıyor, bir yandan da demokratik hak ve özgürlüklerin kırıntılarına bile tahammül edemiyor” dedi. Beştaş, ‘Kent Uzlaşısı’nın hedef alınmasına da tepki göstererek, “Böyle yaparak Kürt halkı ile Türkiye halklarının yan yana gelmesini engellemek istiyorlar. Birlikte mücadele suçmuş gibi gösteriyorlar” diyerek gözaltılara tepki gösterdi.

    Bu yılki İzmir Newrozu, “Rêbertiya Azad Civaka Demokratîk” ve “Özgürlük İçin Demokratik Toplum” şiarıyla, Gündoğdu Meydanı’nda kutlandı.

    Kutlama başlama saatinden önce giriş kapılarında birikmeye başlayan yurttaşlar, sabahın erken saatlerinde halaylara başladı. “Güvenimiz Dehaklara değil güneşimizin kudretinedir”, “Adil ve demokratik bir barış için yaşasın Newroz” pankartları açılan kutlamada sık sık barış çağrısı yapıldı.

    Newroza gençler ve kadınların yoğun katılımı gözlemlenirken, çalınan şarkılar eşliğinde halaylar çekildi.

    Özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına yapılan saygı duruşu ile başlayan kutlamada açılış konuşmasını DEM Parti İzmir İl Eş Başkanları Fulya Erdoğan ve Selçuk Odabaşı yaptı. Eş başkanlar hakların eşit, özgür ve barış içinde yaşaması, savaşın değil barışın, baskıya karşı mücadelenin kazanacağı bir dünyanın mümkün olduğunu söyleyerek, halkların Newrozunu kutladı.

    NEWROZ ATEŞİNİ BARIŞ ANNELERİ YAKTI

    Sahneye çıkan Barış Anneleri adına yapılan konuşmanın ardından Newroz ateşi yakıldı. Ardından ise sanatçı Şemsettin Çetinkaya sahne aldı.

    MERTTÜRK: FAŞİZME KARŞI MÜCADELEMİZ SÜRECEK

    Çetinkaya’nın ardından konuşan Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk, irade gaspını protesto edenlere yönelik sert müdahaleleri eleştirerek, “Fırat’ın doğusu da batısı da mücadelede. Bize yoksulluktan, faşizmden başka çare bırakmayanların karşısına halkın iradesiyle çıkıyoruz. Halkın iradesi gasp edilerek gözaltılar yapılıyor. Halkın barış, eşitlik ve özgürlük talebini görmezden gelmelerine izin vermeyeceğiz. Bizi baskıyla yıldırmaya çalışıyorlar. Bugün sadece İzmir’de 150 kişi gözaltına alındı. Bizi teslim almak isteyenlerin karşısında eşitliği de barışı da kendi ellerimizde kuracağız. Halkın iradesi İzmir’de, İstanbul’da sokaklarda. Bu memlekete barışı, eşitliği, özgürlüğü bizlerin örgütlü mücadelesi getirecek. Bugün yaktığımızı newroz ateşi mücadelemizi, direncimizi, örgütlülüğümüzü harlasın. Kurtuluş ancak kendi ellerimizde, faşizme karşı mücadelemiz sürecek” diye belirtti.

    BEŞTAŞ: İSTANBUL BAROSU’NUN YANINDAYIZ

    Kutlamada son olarak konuşan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Genel Sözcüsü Meral Danış Beştaş, Newroz haftasında ülkenin dört bir yanında milyonların barış, özgürlük diyerek, büyük bir direniş ortaya koyduklarını vurguladı. İstanbul Barosu’na yönelik görevden alma kararına tepki gösteren Beştaş, “Ancak iktidar bu coşkuya karşı darbe pratiklerine devam ediyor. İstanbul barosu yönetimini dün görevden aldılar. Hukuksuzluğun geldiği en önemli noktalardan birisi. İstanbul Barosu yönetimi Rojava’da katledilen Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için soruşturma açılmasını istediği için bu durum yaşandı. Mahkemeler avukatların iradesine kayyım atayamaz. Savunmayı susturacaklarını sananlar büyük yanılıyor. Savunma susmadı, susmayacak. İstanbul Baraso’nun yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

    “KENT UZLAŞISI SUÇ DEĞİLDİR”

    31 Mart 2023 yerel seçimlerinden bugüne 13 belediyeye kayyım atandığını anımsatan Meral Danış Beştaş, son olarak İBB başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının da siyasi bir müdahale olduğunu vurguladı.

    İktidarın seçim sonuçlarını tanımamak için yargıyı silah olarak kullandığını belirten Beştaş, şunları ifade etti:

    “Nasıl Hakkari’nin kayyımını tanımıyor ve mücadele ediyorsak, İBB ve ilçe başkanlarına kayyım hazırlığını da kabul etmiyoruz. Milyonlarca İstanbullunun seçtiği iradeye el konulmasının hiçbir izahı yoktur. İmamoğlu kent uzlaşısı ile ilgili sorgulanıyormuş. Kent uzlaşısı bir il ya da ilçede partilerin kendi aralarında anlaşması, halkın, kent bileşenlerinin istedikleri adaya oy vermesidir. Kürtlerin söz hakkı yok mu? İmamoğlu’nun dosyasında şunu yazmışlar; kent uzlaşısı Kürtlerin belediye meclis üyelikleri ve belediye başkanlıklarında yer almak için yaptığı uzlaşısı. Kürtler bu ülkenin vatandaşı değil mi? Kürtlerin belediye meclis üyesi ve başkanı seçme hakkının olmadığını söylüyorlar. İmamoğlu’na yöneltilen en büyük suçlama bu. Böyle yaparak Kürt halkı ile Türkiye halklarının yan yana gelmesini engellemek istiyorlar. Birlikte mücadele suçmuş gibi gösteriyorlar. Bunların hiç birisi ne savcıların ne de suçun konusudur. Onlar bölücülük yapmaya devam etsin. Biz halkların kardeşliğini, ortak mücadeleyi büyüteceğiz. Ekrem İmamoğlu da Abdullah Zeydan da Ahmet Türk ve diğer belediye başkanları da görevinin başına dönmesini istiyoruz ve bunun için mücadeleye devam edeceğiz.”

    “BARIŞI İNANCIMIZLA GETİRECEĞİZ”

    27 Şubat’ta açıklanan deklarasyon ile yeni bir dönemin başladığını kaydeden Meral Danış Beştaş, halkta bir umut oluşmasına rağmen iktidara inanıp inanmamakta bir tereddüt yaşandığını belirtti. İktidarın bir yandan barış görüşmelerini yaptığını bir yandan da demokratik hak ve özgürlüklerin kırıntılarına bile tahammül edemediğini kaydeden Beştaş, “Türkiye’nin dört bir yanında protestolar var ve bu protestolara çok sert müdahaleler var. Barış ve demokrasiyi nasıl ayıracaksınız? Barışa giden yol demokratik toplumdan, hukuk ve siyaset zemininden geçer. Hak ve özgürlükler ayaklar altına alınınca nasıl barış olacak? Biz demokrasi ve barış mücadelesini yükselteceğiz. Barışı bu topraklara inancımızla, direncimizle ve umudumuzla getireceğiz. Karşımızda ki güçler kağıttan kaplan misali eser gürler ama son sözü halklar söyler. İmralı’da tutulan Sayın Öcalan 1993’ten bu yana inatla, barışı, kardeşliği, eşitliği ve demokratik bir toplumun inşasını savunuyor. Tecridin kırıldığını, özgür çalışma koşullarının olduğunu söyleyemiyoruz. Ama Sayın Öcalan çok kararlı. Burada bulunan sizlerin yakınları ya yaşamıyor ya da  cezaevinde. Bu acılara son vermenin zamanı geldi de geçti. Siyasi tutsakların özgür olması gerekiyor. Bizler Türkiye halkları ile birlikte mücadelenin içinde varız, var olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Kutlama sanatçılar Şilan Dora ve Ali Tekbaş’ın sahne alması ile sona erdi.

    PİRHA/İZMİR