Etiket: HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul

  • HDP Milletvekilleri: Provokasyonlara karşı Alevi toplumu örgütlülüğünü yükseltmeli

    HDP Milletvekilleri: Provokasyonlara karşı Alevi toplumu örgütlülüğünü yükseltmeli

    PİRHA- HDP Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mahmut Toğrul ve Rıdvan Turan, organize suç örgütü başı Sedat Peker’in cemevilerine saldırı planı yapılacağı mesajına dair PİRHA’ya yaptıkları değerlendirmede, Alevilerin örgütlülüğünü yükseltme çağrısında bulundu.

    Organize suç örgütü başı Sedat Peker sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımla Alevilik konusuna neden değindiğine açıklık getirerek, “Derin Mehmet’in adamları tarafından geçmişte Gaziosmanpaşa’daki kahve saldırısından çok daha büyük bir eylem yapılıp, ülkede kaos çıkarma planlarını boşa çıkarabilmek içindir. Planları bir cemevine saldırıdır” iddiasında bulundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Mahmut Toğrul ve Rıdvan Turan, Peker’in bu iddiasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLET, ALEVİLERİ SİNDİRMEK İÇİN ADIMLAR ATTI, ATIYOR”

    HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Türkiye’de Alevilere dönük provokatif girişimler ve tasfiye operasyonlarının ilk olmadığını belirterek, “Koçgiri’den başlayan ve Dersim’le, Sivas’la, Maraş’la, Çorum’la devam eden ve son aşamada da devletin, metropollerdeki Alevileri sindirmek, toplu yaşam alanlarını yok etmek, asimile etmek, inançlarını geriletmek yönünde adımlar attı, atıyor” dedi.

    “ALEVİ TOPLUMU ÖRGÜTLÜLÜĞÜNÜ SAĞLAMASI GEREKİYOR”

    Gazi Katliamı üzerine yapılan araştırmalara, ortaya konulan birçok veriye bakıldığında devletin de işin içinde olduğu, karanlık ve kirli bir organizasyonun eliyle yapıldığı çok açık ve net olduğunu vurgulayan Kılıç Koçyiğit, “Yakın gelecek açısından bakıldığında AKP’nin kendisini kurtaracağı hiçbir şey olmadığını görüyoruz. AKP kendini kurtarmak için bir takım işlere girişebilir ya da devletin derin odakları denilen ama bugün artık derinliği kalmayan ve tamamen gün yüzüne çıkmış odakları bütün bu kaosu ve aleyhlerine işleyen süreci yeniden lehlerine çevirmek için bu tarz şeyler yapabilirler” diye konuştu.

    “Alevi toplumunun kendi öz savunmasını yani örgütlülüğünü sağlaması gerekiyor” diyen Kılıç Koçyiğit, tüm Alevilerin, Alevi kurumlarının yan yana gelerek, demokrasi güçleriyle beraber bütün kirliliklere karşı ortak bir tutum alması gerektiğinin altını çizdi.

    HERKES BU KONUDA TEDBİRLİ OLMALI”

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul da, geçmişten günümüze iktidarların toplumsal karışıklığa ihtiyaç duyduklarında ya Kürtlerle ya da Alevilerle ilgili bir provokasyon oluşturduğunu vurgulayarak, şunları ifade etti:

    “Peker’in söylediği yeni bir durum değil. Hükümet veya derin devlet sıkıştığında bu iki hassas noktayı sürekli kullanarak toplumu germek ve kendi üzerlerindeki baskıyı farklı yöne kaydırmak için bu yolu kullanıyor. Biz bu noktada ilgilileri dikkatli olmaya çağırmak zorundayız. Herkes bu konuda tedbirli olmalı. Hükümet şu anda kendi üzerindeki bu baskının yönünü değiştirmek, farklı provokasyonlara başvurma potansiyeline sahiptir. Bunu tarihsel olarak da biliyoruz. Türkiye toplumu, Aleviler bu noktada hassastırlar. Gelişecek olan bu provokasyonlar boşa çıkarılacaktır. Artık bu örgütlülüğe ulaşıldığını düşünüyorum.”

    “ZALİMKEN MUAVİYE OLANLAR ESKİ ZALİMLİKLERİNİ SÜRDÜREMEDİKLERİNDE ALİ’YE SARILIRLAR”

    HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan ise, “Devlet içerisinde çelişkiler ayyuka varınca bunlar bir bir dökülüyor ve daha da dökülecek çok şey var” diyerek, şunları dile getirdi:

    “Ne yazık ki bizim memlekette zalim iken Muaviye olanlar mazlumluk noktasına ulaştıklarında ya da eski zalimliklerini sürdüremediklerinde Ali’ye sarılırlar. Ne yazık ki böyle bir durum söz konusu. Şimdiye kadar Alevi toplumu sürekli katliamlarla hemhal olmuş bir toplum. Gazi bunun son örneklerinden bir tanesiydi. Ama Gazi’ye varana kadar, özellikle 80 öncesinde çok sayıda Alevi katliamı oldu ve bunlar derin devletin kendi iç mekanizmalarında planlanan kontrgerilla eylemleriydi. Bunların hiçbirinin faili bulunamadı. Doğrusunu söylemek gerekirse bulunmasını da beklemiyorduk. Devletten o zaman beklemediğimiz şeyi şimdi de beklemiyoruz ve ummuyoruz.

    “ALEVİ HALKININ KENDİ ÖZ GÜCÜNE, DİRENİŞ POTANSİYELİNE GÜVENİYORUZ”

    Biz Alevi halkımızın kendi öz gücüne, direniş potansiyeline güveniyoruz. Bunları yapabilirler. Peker söylediği için değil, genel olarak bu konularda temkinli ve uyanık olmakta, Alevilerle kaderi ortak yazılmış olan bütün toplumlar, kökler başta olmak üzere hepsiyle bir dayanışma ve mücadele arkadaşlığı içerisinde olmaya devam etmeliyiz. Zaten bu tarz şeyler Sedat Peker gibilerin ifşaatlarıyla engellenmez, tam tersi toplumların dayanışması, mücadele birliği ve birikimleriyle engellenir. Şimdiye kadar engellediğimiz gibi bundan sonra da böyle yapmalıyız.”

    PİRHA HABER MERKEZİ

     

  • HDP Maraş kongresi gerçekleştirildi: İktidar çürüdü, ömürleri kısa-VİDEO

    HDP Maraş kongresi gerçekleştirildi: İktidar çürüdü, ömürleri kısa-VİDEO

    PİRHA- HDP Maraş İl Örgütü kongresinde konuşan HDP Milletvekili Mahmut Toğrul, ülkede yaşanan krizin üstünün örtülmesi için partilerine saldırıldığına işaret ederek, “HDP’yi yok edeceğiz diyerek tarih verenler, her geçen gün parçalanıp yok oluyor. Ama HDP dimdik ayakta” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Maraş İl Örgütü, “HDP halktır kapatılamaz” şiarıyla 3’üncü Olağan Kongresi’ni gerçekleştirdi.

    Dulkadiroğlu ilçesinde bulunan bir düğün salonunda gerçekleştirilen kongreye, HDP Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, parti meclis üyeleri ve çok sayıda kişi katıldı.

    “SALDIRI VE BASKI İLE ÖMÜRLERİNİ UZATMAK İSTİYORLAR”

    Kongrede ilk söz alan HDP Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, partilerine yönelik baskılara karşı karşı mücadele edeceklerini ifade etti. AKP iktidarı boyunca kadın katliamlarının arttığını belirten Sürücü, “Bu katliamların hangisi aydınlatıldı? Ama katliamlara tepki gösteren insanlar tutuklandı ve cezalandırıldı. Halkımıza ne kadar saldırsalar da iktidarları çürüdü. Varoluşlarını Kürt halkını yok etme üzerine kurmuşlar. Saldırı ve baskılar ile ömürlerini uzatmak istiyorlar. Faşizme karşı daha çok örgütlenip mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    “HDP DİMDİK AYAKTA”

    Ekonomik krizin toplumda büyük bir tahribat yarattığını vurgulayan HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, tüm saldırılara karşı partilerinin dimdik ayakta olduğunu ifade ederek, “Bu krizin üstünü örtmek için partimize saldırıyorlar. Televizyonlarında partimizi tartışıyorlar. Bizi devre dışı bırakarak, muhalefeti dizayn etmek istiyorlar. HDP, AKP ve MHP iktidarına kaybettirecek güç olduğunu iki kez kanıtladı. İçerde ve dışarda Kürtlere karşı savaş yürütüyorlar. Her gün HDP’yi yok edeceğiz diye tarih verenler, her geçen gün parçalanıp yok oluyor. Ama HDP dimdik ayakta” dedi.

    Kongrede HDP Maraş İl Eş Başkanlığına Fatma Şıkyürek ile Fahri Demiroğlu seçildi.

    PİRHA/MARAŞ

  • ‘Haznevi Tarikatının’ Antep’teki külliye inşası Soylu’ya soruldu

    ‘Haznevi Tarikatının’ Antep’teki külliye inşası Soylu’ya soruldu

    PİRHA- HDP’li Mahmut Toğrul, Antep’te Suriye merkezli “Haznevi Tarikatı” tarafından yapılan külliyeyi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya sordu.
    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Suriye merkezli “Haznevi Harikatı”nın Antep’te külliye inşa etmesini soru önergesiyle Meclis gündemine taşıdı.
    Toğrul, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması talebiyle şu soruları yöneltti:
    * Gaziantep’in Şehitkamil ilçesine bağlı Karpuzkaya köyü yakınlarındaki yerleşime, merkezi Suriye’de bulunan Haznevi Tarikatı’na ait külliyenin inşa edilmesi Bakanlığınızın ya da Bakanlığınıza bağlı ilgili kurumların bilgisi dâhilinde midir?
    * Söz konusu külliyenin inşa edilmesi, İçişleri Bakanı açısından bir sorun teşkil etmemekte midir?
    * Gaziantep’in Şehitkamil ilçesine bağlı Karpuzkaya köyü arazisi Haznevi Tarikatı’na kim tarafından tahsis edilmiştir? Külliyenin yapımını üstlenen bir yüklenici firma var mıdır? Var ise yüklenici firma kimdir? Yok, ise neden yoktur?
    * Karpuzkaya köyü arazisine yapılan Haznevi Tarikatına ait yapımı devam eden külliyenin inşaatına kimsenin yaklaştırılmamasının nedeni nedir?
    * Karpuzkaya köyü arazisine yapılan Haznevi Tarikatına ait külliyenin, bütçesi kim tarafından karşılanmaktadır?
    * Gaziantep’te Haznevi Tarikatı’na bağlı kaç külliye bulunmaktadır? Haznevi Tarikatına bağlı diğer külliyeler Gaziantep’in hangi bölgelerinde yer almaktadır?
    * Söz konusu külliyenin Alevi yurttaşların yaşadığı mekânların yakınına yapılmasının sebebi nedir?
    HABER MERKEZİ
  • Toğrul: Devletin Maraş özelinde tüm katliamlarla yüzleşmesi elzemdir

    Toğrul: Devletin Maraş özelinde tüm katliamlarla yüzleşmesi elzemdir

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Maraş Katliamı’nı planlayanların ve siyasi destek sunanların tespiti, sorumlularının bulunması, yaşanan katliamlarla ilgili yüzleşme süreçlerinin işletilmesi amacıyla TBMM’ye araştırma önergesi sundu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Antep Milletvekili Mahmut Toğrul sunduğu araştırma önergesinde, geçmişlerindeki acı olaylarla yüzleşemeyen toplumların, demokratik ve ortak bir geleceği inşa edemeyeceklerinin altını çizerek, Maraş Katliamı özelinde oluşturulacak bir hakikat ve yüzleşme deneyimi Şeyh Sait, Ağrı Zilan, Dersim, Çorum, Sivas, Gazi, Roboski, Zergele, gibi tüm yaşanmışlıkların açığa çıkarılması ve yüzleşmesi elzemdir” diye belirtti.

    “CUMHURİYET TARİHİNİN EN HUNHARCA İŞLENMİŞ SİYASİ KATLİAMI MARAŞ’TIR”

    “Tarih boyunca Alevi yurttaşlar dini inançlarından ve kültüründen ötürü birçok katliama maruz kaldığının, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gördüğü en kanlı ve hunharca işlenmiş siyasi katliamlarından birinin 19 ve 24 Aralık 1978 tarihleri arasında Maraş olduğunu vurgulayan Toğrul şunlara değindi:

    “Maraş Katliamı’na giden süreçte provokasyon ve linç kültürü aşamaları devreye konmuştur. Katliamlar 19 Aralık tarihinde Çiçek sinemasına atılan bomba ile başlamıştır. Fakat daha sonra ortaya çıkmıştır ki, bu bombalı saldırı Maraş Katliamı gerçekleşsin diye planlanmış olan bir provokasyondur. Söz konusu provokasyondan sonra Alevilerin yoğunlukla bulunduğu bir kıraathaneye bir bombalı saldırı gerçekleştirilmiştir. Hemen akabinde iki öğretmen öldürülmüş, cenaze törenleri de saldırıya uğramıştır. 22 Aralık’ta karanlık odaklardan güç alan çete çevrelerinin propagandası sonucu saldırılar Alevilere yönelik katliam boyutuna ulaşmıştır. Bu dört günlük süreçte yüzlerce katledilen ve yaralanan yurttaşımız söz konusuyken sessiz kalan kamu otoritesi 24 Aralık’ta sokağa çıkma yasağı ilan etmiştir. Fakat bu yasağa sadece kamu güvenliğini sağlamakla yükümlü kamu görevlilerinin uymasıyla katliam derinleşmiştir. Kamu içerisinde konuşlanmış bazı merkezler eliyle her açıdan planlanarak hayata geçirildiği belli olan bu katliam son günde insanlık dışı boyutunu arttırmıştır.”

    “KATLİAM FAİLLERİ HEM MAHKEMECE HEM DE SİYASETEN ÖDÜLLENDİRİLDİ”

    Başta Alevi yurttaşlar olmak üzere, tüm demokratik kamuoyunun beklentisinin bu katliamı gerçekleştirenlerin, katliam emrini verenlerin ve bütün sorumluların yargı önüne çıkartılıp hak ettikleri cezalara çarptırılması olduğunu dile getiren Toğrul, suçluların ödüllendirildiğini vurguladı.

    “Bu ödül yetmezmiş gibi Maraş Katliamı’nda baş rolde yer alanların birçoğu daha sonraki süreçlerde siyaset içerisinde yer alarak ödüllendirilmiştir” diyen Toğrul şunları belirtti:

    Yüzlerce insanın öldürülmesi, binlerce insanın yaralanması, kentlerin harabeye çevrilmesi, işyerlerinin ve evlerin tahrip edilmesi gibi suçlar cezasız kalmıştır. Maraş davasında yargılananların bir kısmı ceza alsa da daha sonra çıkarılan yasalarla, hapis yatmadan cezasızlık ile ödüllendirilmiştir. Bu ödül yetmezmiş gibi Maraş Katliamı’nda başrolde yer alanların birçoğu daha sonraki süreçlerde siyaset içerisinde yer alarak ödüllendirilmiştir. Maraş Katliamı davasına bakan Halil Sıtkı Güllüoğlu, Ahmet Albay, Ceyhan Can adlı avukatlar ise suikast ile katledilmiştir. Bu katliamda resmi verilere göre 111 kişi katledilmiş, 176 kişi yaralanmış ve 210 ev ile 70 işyeri tahrip edilmiştir. Fakat resmi olmayan güvenilir bilgilere göre ise 19-24 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nda beş yüze yakın yurttaşımız katledilmiştir ve yüzlercesi sakat kalmış çok sayıda kadına tecavüz edilmiş, işkence yapılmış,  yüzlerce ev ve iş yeri tahrip edilmiş, binlerce insan yerinden edinerek, metropollere veya Avrupa‘ya göç etmek zorunda bırakılmıştır.”   

    “MARAŞ ÖZELİNDE DİĞER KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMESİ ELZEMDİR”

    “Geçmişlerindeki acı olaylarla yüzleşemeyen toplumlar, demokratik ve ortak bir geleceği inşa edemeyeceklerdir” diyen Toğrul katliamla yüzleşilmesi çağrısını yineledi.

    Önergesinin devamında devletin Alevilere özür borçlu olduğunu hatırlatan Toğrul, şunalrı kaydetti:

    Gününde gereğini yapamayan ve adaletin yerini bulmasını sağlayamayan devlet, Alevilere ve tüm topluma karşı özür borçludur. Meclis bünyesinde  kurulacak Araştırma Komisyonu, Maraş Katliamı ve tarihimizdeki tüm insan hakları ihlalleri ve insanlık suçlarını aydınlatmak için çalışmasının böyle bir yüzleşme ve tanıma süreci için iyi bir başlangıç olacaktır. Maraş katliamı özelinde oluşturulacak bir hakikat ve yüzleşme deneyimi Şeyh Sait, Ağrı Zilan, Dersim, Çorum, Sivas, Gazi, Roboski, Zergele, gibi tüm yaşanmışlıkların açığa çıkarılması ve yüzleşmesi elzemdir. Bu kapsamda, 19-24 Aralık 1978 tarihinde Maraş’ta nefret saikiyle gerçekleşen katliamı planlayanların ve siyasi destek sunanların tespiti, sorumlularının bulunması, yaşanan katliamlarla ilgili yüzleşme süreçlerinin işletilmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasını talep ediyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Toğrul Bakana sordu: Barış isteyenler üzerindeki baskıların sebebi nedir?

    HDP’li Toğrul Bakana sordu: Barış isteyenler üzerindeki baskıların sebebi nedir?

    PİRHA- HDP Antep Milletvekili Dr. Prof. Mahmut Toğrul, KESK MYK üyesi Elif Çuhadar’ın gözaltına alınmasını meclis gündemine taşıdı. Toğrul, “Barış isteyenlerin yasal dayanaktan yoksun bir şekilde gözaltına alınması, haklarında soruşturma başlatılması savaş karşıtlarına gözdağı vermek amaçlı mıdır?” diye sordu. 

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

    Önergede, 20 Ocak’tan bu yana her yeni güne ‘savaşa hayır’ diyenlere yönelik ev baskınları, gözaltı ve tutuklamaların yaşandığı belirtilerek, KESK Yürütme Kurulu Üyesi olan Elif Çuhadar’ın 2014’de İzmir’de yapılan bir panele katılması gerekçe gösterilerek gözaltına alınmasını meclis gündemine taşıdı.

    “BU BASKILARLA NE AMAÇLANIYOR?”

    Toğrul İçişleri Bakanı’na şu soruları yöneltti:

    • 2014 yılında İzmir’de izin verilen, tamamen düşünce ve ifade özgürlüğü, barışçıl gösteri ve toplanma hakkı kapsamında yapılan bir etkinliğin gerekçe gösterilerek Elif Çuhadar’ın gözaltına alınması bilginiz dahilinde midir?
    • KESK Yürütme Kurulu üyesi Elif Çuhadar’ın gözaltına alınmasının yasal gerekçesi nedir?
    • Elif Çuhadar’ın geçmişe yönelik bir panele katılması gerekçe gösterilerek suçlanmasının yasal dayanağı nedir?
    • Muhalif kesimlere, emek ve barış mücadelesi yürütenlere yönelik giderek artan sistematik saldırıların ve gözaltı furyalarının sonlandırılmasına yönelik bir girişiminiz olacak mıdır?
    • Hükümetinize itaat etmeyen, politikalarınızı eleştiren ve size muhalefet eden herkesi gözaltına alarak veya tutuklayarak dizayn etmeye mi çalışmaktasınız?
    • Barış isteyenlerin yasal dayanaktan yoksun bir şekilde gözaltına alınması, haklarında soruşturma başlatılması savaş karşıtlarına gözdağı vermek amaçlı mıdır?
    • Son birkaç aydır sistematik bir hal alan muhalif ve barış isteyen kesimler üzerindeki baskıların sebebi nedir? Bu baskılarla ne amaçlanmaktadır?
    • KESK Yürütme Kurulu üyesi Elif Çuhadar’ın serbest bırakılması için herhangi bir girişimiz olacak mı?
    • KESK Yürütme Kurulu üyesi Elif Çuhadar’ın gözaltına alınması Türkiye’nin 2003 yılında onaylamış bulunduğu Uluslararası Sivil ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19’uncu maddesine ve Anayasada belirtilen ifade özgürlüğüne aykırı değil midir? (HABER MERKEZİ)
  • Aleviler ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde neden olmalı?-VİDEO

    Aleviler ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde neden olmalı?-VİDEO

    PİRHA-“Vicdan ve Adalet Nöbeti”ne katılan HDP’li Alevi vekiller ve siyasetçiler nöbete Alevilerin neden katılmaları gerektiğini kendi cephelerinden anlattılar. Siyasetçiler, “72 millete aynı nazardan bakan” Alevileri tüm farklılıkları ve özgünlükleri ile talepleri için nöbet alanında olmaya davet etti. Konuşmaların ardından ay şeklinde oturdukları bariyerler ve polis ablukası altındaki parkta, ‘Gelin canlar bir olalım’ deyişini hep bir ağızdan seslendirdiler. 

    Haberin Videosu

    HDP’nin Diyarbakır’da başlattığı “Adalet ve Vicdan Nöbeti” 8. gününde İstanbul’a taşındı. Diyarbakır’da yoğun polis ablukası altında yürütülen nöbet İstanbul’da da hakimdi. Tamamına yakını bariyerlerle çevrili Yoğurtçu Parkı’ndaki küçücük bir alana sığdırılmaya çalışılan vekiller tek bir kuru ağacın gölgesinde nöbete devam ediyor. Halk ile buluşamayan HDP’li siyasetçiler bu nöbetin Aleviler açısından önemini PİRHA’ya anlattılar.

    Alevi vekil ve siyasetçiler, zorunlu din derslerinden cemevlerinin ibadethane olarak görülmemesine, eşit yurttaşlık hakkından asimilasyoncu uygulamalara kadar pek çok hak gasbını yaşayan Alevilerin, bu nöbet ile mücadeleye güç katmaları çağrısında bulundular. Alevilere bir de  ay şeklinde oturdukları çayırlıkta hep birlikte söyledikleri “Gelin canlar bir olalım” deyişiyle seslendiler.

    “EĞİTİMDEKİ MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ KİNDAR VE DİNDAR NESİL HAYALİDİR”

    Bir bütün olarak şu anda eğitim sisteminin dini bir eksene çevrildiğini söyleyen Alevi siyasetçi ve HDP  MYK Üyesi Ali Kenanoğlu, “Sadece okullarda okutulan zorunlu din dersleri değil neredeyse matematik dersinin içerisine bile din dersi koymuş durumdalar. Bu anlamıyla tabi bu dersler belli bir inancın belli bir öğretinin kindar ve dindar bir nesil yetiştirme hayalinin bir tezahürü olarak ortaya konulmuş” dedi.

    “EĞİTİMDE DE ADALET VE VİCDAN”

    Bundan en çok etkilenecek olan kesimlerin başında Alevi çocuklarının olduğuna dikkat çeken Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu derslerin tamamının bir asimilasyon dersi olduğunu kabul ediyoruz. Sadece din dersinin değil bütün eğitim müfredatının bir asimilasyon müfredatı olduğunu kabul ediyoruz. Bu nedenle buna karşı Alevi kurumları ile birlikte HDP’nin içerisinde siyaset yapan Aleviler olarak mücadelenin içerisindeyiz. Hem bir Alevi birey olarak, baba olarak bu eğitim sistemine karşı mücadelenin her alanında yer almaya devam edeceğiz. Bugün de bu amaçla ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’ içerisinde bulunuyoruz. Eğitimde de adalet ve vicdan. Yaşamın her alanında adalete ihtiyacımız var. Onun için bu tür nöbetlere ve eylemler içerisinde yer almaya ve desteklemeye devam edeceğiz.”

    ‘PİRİN HUZURUNDA DURDUĞU GİBİ NÖBETE DURMAYA’ DAVET

    Alevileri nöbet alanında hakları için mücadeleye çağıran HDP MYK Üyesi Çilem Küçükkeleş  de şunları söyledi:

    “Aslında en önemlisi bu coğrafya da direnmeyi bilmiş, öyle sözler söylemiş ki çok ciddi karşılığı olmuş bir toplum Aleviler. ‘72 millete bir nazarla bakarız’ dedi, bütün Anadolu’yu etkiledi. Bütün toplumu etkileyen bir cümle kurdu ve doğal olarak da 72 milletin bir arada olduğu, bizim de burada HDP de kimliklerimizi saklamadan Alevi olduğumuzu söyleyerek bütün bu mücadele içerisinde ne kadar dinamik olduğumuzu göstererek yolumuzu yürümeye devam edenleriz. Doğal olarak da bu ülkede demokrasi için çok ciddi mücadele vermiş Alevi toplumunun kendi kimliğini saklamadan sadece bir tabela altında kendini nasıl ifade ediyorsa onu da bizim nöbetimiz de ifade etmesini bekliyoruz. Onun içinde bizim bir formülümüz yok. Bu toplum kendi formülüyle ama bu direnişte mutlaka yer almalı. İşte bu eğitim sistemine, bu Osmanlılaşan AKP’ye karşı hep birlikte burada olmalıyız, direnmeliyiz ki bertaraf edebilelim. Hep birlikte duralım ki bizim ışığımız bu karanlığı aydınlatsın. O yüzden de Alevileri buraya vicdan nöbetine durmaya davet ediyorum tıpkı pirin huzurunda durduğumuz gibi.”

    TÜM FARKLILIKLARIMIZLA BİRARADAYIZ”

    HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul ise 7 Haziran’dan bu yana tüm farklı inanç ve kültürler ile birlikte çoğulcu ve yerinde bir yönetimi esas alan politikalarına karşı devletin özellikle de AKP’nin baskı ve sindirme politikası uyguladığını söyledi. CHP’nin Adalet Yürüyüşü’ne olan yaklaşım ile HDP’lilerin öncülüğünü yaptığı bir eylemselliğe aynı nazarda bakmadıklarına dikkat çeken Toğrul, Sonuçta o kontrol edilebilir bir nokta olarak. Kendi paradigmasının içerisinde görüyor CHP’nin eylemini. Oysa biz bu ülkeye yeni bir formül öneriyoruz tüm Ortadoğu’ya önerdiğimiz gibi. Tüm farklılıkların birbirini değiştirmeden dönüştürmeden bir arada olması” dedi.

    “72 MİLLETE AYNI NAZARDAN BAKAN ALEVİLER BU NÖBETTE YERİNİ ALMALI”

    ‘72 millete aynı nazarla’ bakan Alevilerin ise en iyi yansıması olduğunu vurgulayan Toğrul, ‘Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde neden Alevilerin olması gerektiğini ve taleplerini şöyle sıraladı:

    “Kadın erkek eşitliği temelinde Alevilerin aslında yıllardır asimilasyona yok sayılmaya maruz kaldığını hepimiz biliyoruz. Alevilerin talepleri eşit yurttaş olmak dışında bir talepleri yok. Özellikle zorunlu din derslerine karşı Alevi çocuklarının yeni müfredatlarla sürekli asimile edilmesine Aleviler artık dur diyor. İkincisi kamuda özellikle Alevilerin önünde ciddi bariyerler var. Okuma oranının en yüksek olduğu kesim Aleviler ama bu ülkede bir Alevi vali yok, bu ülkede bir Alevi rektör yok. Devletin üst kademeleri tamamen Alevilere kapanmış. Aleviler bu anlamda da eşit yurttaşlık istiyor. Diğer önemli noktalardan bir tanesi 33 canımızı kaybettiğimiz Sivas Madımak otelinin bir utanç müzesi olarak bir daha o acıların yaşanmaması için bir müzeye dönüştürülmesini istiyor. Aleviler kendi inançlarını olduğu gibi yaşamak istiyor. Cemevlerinin bir statüsünün olmasını istiyor. Nasıl inanıyorlarsa devletin görevi bir inancın nasıl yapılacağını nasıl inanılacağını tarif etmek değil. Onun olanaklarını devlet sağlayacak. Alevilerin talepleri bu. Ve Aleviler 72 millete aynı nazarla baktığı için aslında bu mücadelenin göbeğinde olan bir kesimdir. Dolayısıyla biz tüm Alevileri burada kendi yol ve erkanında olan bu Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne davet ediyoruz.”

    “HAKTAN YANA ALEVİCE BİR DURUŞ GÖSTERMELİYİZ”

    “Yıl 2017 ve Aleviler aslında en temel hakları için bile direnmek zorunda kalıyorlar” diyen HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, Alevilerin inançları gereği zorunlu din dersleri, cemevlerinin ibadethane olarak tanımlanmaması gibi çok ciddi zorluklar yaşadıklarına dikkat çekti.

    Tüm bu hak taleplerine karşı Alevilerin yıllardır mücadele sürdürdüklerini söyleyen Koçyiğit, ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne sahip çıkmanın “AKP’nin dinci selefi milliyetçi çizgisine karşı haktan yana, inançtan yana Alevice bir duruş göstermek”  olduğunu vurguladı.

    Koçyiğit sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kendi tarihimize (Aleviler) baktığımız zaman atalarımız direnmişler. Yezid’e karşı direnmiş Muaviye’ye karşı direnmiş Hüseyin olmuş sesli ya da sessiz ama her zaman direnmiş ve kadim inancını bir sonraki nesile taşımayı başarmış. Bugün gerçek anlamda bu inancın yok olması gibi bir süreçle de karşı karşıyayız. Devlet, bir şekilde farklı yollarla inancın içini boşaltmaya çalıştı cami -cemevi projeleriyle veya ramazan cemleri gibi yeni yeni şeylerle de aslında inancını asimile etmeye özünden uzaklaştırmaya çalıştırıldığı bir dönemdeyiz. Bu yüzden bir Alevi yurttaş olarak inancımıza sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü biz mazlumlardan, haklılardan, yok sayılanlardan yana her zaman saf tutmuş buna karşı bedel almayı göze almış bir inanca mensubuz. Bugün bu ülkede faşizm var, bu faşizm herkese yönelik bir zorluğu getiriyor. Ama bu faşizmin ilk hedef kitlesi ilk yok edeceği kimler diye sorduğumuzda Aleviler ilk sırasında yer alıyor. Onun için mücadeleyi büyütmek bugün en fazla Alevilerin yapması gerekiyor. Buradaki ‘Adalet ve Vicdan Nöbeti’ne Aleviler kendi talepleriyle kendi kimlikleriyle kendi sözleriyle sahip çıkmalıdırlar.”

    ALEVİLER İÇİN DE ADALET

    HDP Parti Meclis Üyesi Sultan Güneş Özcan de “Hak taleplerimizi yıllarca örgütlü mücadele çerçevesinde sürdürdük. Sokaklarda bütün diyalog kanallarını zorlayarak eşit yurttaşlık hakkının inanç özgürlüğü hakkının tanınması talebimizdir. Bunu tanımak yerine adaletsizliğin her alanında derinleştirildiği bir Türkiye şu an önümüzde. Dolayısıyla biz herkes için adalet Aleviler için de adalet istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “FAŞİZME KARŞI ORTAK MÜCADELE”

    HDP Genişlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve MYK üyesi Beycan Taşkıran;

    “Tüm toplumlar ve emekçiler için emeğin tarih yarattığı emeğin başkentindeyiz Yoğurtçu Parkı. 15-16 Haziran direnişinin yaşandığı 3 işçinin katledildiği bir yer. O nedenle biz hem bu tarihle ilişki kurmak için buradayız hem de ezilenlerin mücadelelerinin bir parçasıyız, devamcısıyız. Biliyoruz ki ortak yaşam ancak ortak mücadeleyle kazanılabilir. Faşizme karşı ortak mücadeleyle faşizm geriletilebilir. Türk-Sunni olacaksınız başka da bir şey olmayacaksınız deniliyor ama bu ülkede sadece Türkler ve Sunniler yok. Bu ülkede Aleviler, Ermeniler, Ezidiler, Süryaniler, Romanlar çok farklı halklardan diller ve inançlar var. Onların hepimizin kendi dili ve inancıyla yaşayabilmesi için mücadelemizi yürütmemiz lazım. Onun için bu mücadeleye omuz vermeye, güç vermeye buradaki kürsüyü kullanmaya bu mücadele için birlikte yürümeye davet ediyoruz tüm emekçileri ve Alevi halklarımızı.”

    “ORTADAN KALDIRILMIŞ ADALETİ GERİ GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

    Nöbete katılan HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş da, “Ortadan kaldırılmış olan adaleti geri getirmeye çalışıyoruz. Mücadelemiz burada başlamadı burada bitmeyecek” dedi.

    Ataş şöyle konuştu:

    “Ülkemizde önemli oranda eşitsizliklerin yaşandığı yüzyıldır biliniyor. Zaten buna yönelik mücadelelerde sürdürüldü. Ama maalesef mevcut iktidar o kazanılmış haklar da dahil olmak üzere bunların tümünü bir şekilde yok ederek gerileterek yeniden bir çatışma sürecine dönüştürdü. İnanç ayrımı eşitsizliği devam ediyor. Diller arasında ayrım var. Cinsiyet kimliklerine yönelik büyük bir saldırı var. Ekolojisi tahrip ediliyor. Yine emekçileri önemli oranda yoksullaştırılmış. Bunun üstüne bir de demokratik olmayan diktatör bir yönetim var. Demokrasi güçlerinin sürdürdüğü mücadele bu iktidarı önemli oranda zor duruma sürükledi. Bu tekçi zihniyetle artık gidilemeyeceği anlaşılınca o da geçmişte olduğu gibi OHAL ve askeri operasyonlar ile mevcut iktidarını ayakta tutmaya çalışıyor. Alevilerde yüzyıldır kandırılan bir kesimdir. Laiklik olmamasına rağmen sürekli laikliğin olduğu ifade edilerek laikliğin adı altında aslında tek inanca dair bir fikriyat hem tarih anlayışına hem ekonomik hem siyasete hem de eğitim ve diğer tüm alanlara yansıtıldı. İktidar kazanılan tüm hakları gasp ediyor. Alevilerin istediği laik bütün inançlara eşit mesafede duran bir anlayışla inancında siyasetin etkisine alınmadığı ya da onun tarafından yönetilmediği, yönlendirilmediği bir hükme dönüştürülmesi yönünde talep var. Bugüne kadar yapılan Alevi katliamlarının en azından özrünün dilenerek faillerinin açığa çıkartılması, yargılanmaların ve diğer yurttaşlar gibi haklardan eşit yararlanmak isteniliyor. Ortadan kaldırılmış olan adaleti geri getirmeye çalışıyoruz. Mücadelemiz burada başlamadı burada bitmeyecek.”

    Sevim KAHRAMAN/İsmet SEFER

    İSTANBUL