Etiket: HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan

  • HDP’li Garo Paylan: Amed de vardır, Amedspor da vardır-VİDEO

    HDP’li Garo Paylan: Amed de vardır, Amedspor da vardır-VİDEO

    PİRHA-HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Meclis’te Amedspor’a yapılan ırkçı saldırıya tepki göstererek, “Kesinlikle bu işin arkasında karanlık güçler var ve bu karanlık güçleri ortaya çıkarmak için de harekete geçmeyen bir iktidar anlayışı var. Bursa’da gece otelin önüne güruh geliyor, protesto gösterileri yapıyor, ırkçı sloganlar atıyor. Biz bir basın açıklaması yapmaya kalksak binlerce polisi oraya gönderen valiler, emniyet müdürleri ne yapıyor?” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Meclis Genel Kurulu’nda Bursa’da Amedspor’a yönelik ırkçı saldırıya ilişkin konuşma yaptı.

    “KARANLIK GÜÇLERİ ORTAYA ÇIKARMAK İÇİN HAREKETE GEÇMEYEN BİR İKTİDAR ANLAYIŞI VAR”

    Bursa’da Amedspor’a karşı örgütlü bir provokasyonun devreye girdiğini belirten Garo Paylan, “1990’lı yılların sembolü olan Beyaz Toros’un pankartını açtılar ve Amedsporlu futbolculara bıçaklar atıldı, mermiler atıldı, binlerce yabancı madde atıldı. Maçtan bir önceki gece sabaha kadar da otelin önünde örgütlü bir provokasyon sahneye konuldu. Kimsenin “efendim bir grup milliyetçi genç bir araya gelmişler, böyle bir şey yapmışlar” sözüne inandıramaz. Türkiye’nin siyasi tarihi bize bunu inandıramaz. Kesinlikle bu işin arkasında karanlık güçler var ve bu karanlık güçleri ortaya çıkarmak için de harekete geçmeyen bir iktidar anlayışı var. Bursa’da gece otelin önüne güruh geliyor, protesto gösterileri yapıyor, ırkçı sloganlar atıyor. Bursa Valisi nerede? Bursa Emniyet Müdürü ne yapıyor? Biz bir basın açıklaması yapmaya kalksak binlerce polisi oraya gönderen valiler, emniyet müdürleri ne yapıyor? Yol veriyorlar. Emniyet araçları orada olduğu hâlde müdahale etmiyorlar” dedi.

    “SEÇİM ÖNCESİ KARANIK TEZGAHLARI BOŞA ÇIKARALIM”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Bursaspor taraftarlarını millî duruşlarından dolayı tebrik ediyorum” sözlerine tepki gösteren Paylan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ülkücü hareket de 1980 darbesinden önce millî bir duruş sergilediklerini zannediyordu. Ülkücüler ve devrimciler birbirlerine girmişti. 12 Eylül zindanlarında buluştukları gün anladılar, karanlık bir tezgâh içinde birbirlerini öldürdüklerini anladılar. Böyle karanlık tezgâhlara yol vermek, bu örgütlü provokasyonlara yol vermektir. Bunu yalnızca kınamak yetmez AKP Grubu, gereğini yapmalısınız. 9 kişi gözaltına alındı, sayın Devlet Bahçeli’nin açıklamasından sonra bir baktı ki 9’u birden bırakıldı. Diyorsunuz ki, ‘yargı bunun üzerine gidecek’ Yargı gidebiliyor mu? Gidemiyor. Önerge verdik burada, önergeyi reddettirdiniz. Gelin, bu oyunu bozalım, bunlar karanlık tezgâhlardır. Bunun için bir siyasi iradeye ihtiyaç var. Bu karanlık, örgütlü provokasyonun üzerine gitmeye ihtiyaç var. Amedspor Amed’in gururudur. Ben bir Amed milletvekiliyim ve Amed de vardır, Amedspor da vardır. Diyarbakır da bizimdir, Amed de bizimdir. Gelin, bu oyunları bozalım, bu tezgâhları bozalım ve sporun kardeşlik hukuku içinde yürümesini sağlayalım ve seçim öncesi bu karanlık tezgâhları boşa çıkaralım.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Paylan’dan Bakan Ersoy’a Çağrı: Diyarbakır’daki havrayı bir an önce koruma altına alın

    Paylan’dan Bakan Ersoy’a Çağrı: Diyarbakır’daki havrayı bir an önce koruma altına alın

    HDP Milletvekili Garo Paylan, Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde bulunan, 15’inci yüzyıldan kalma havranın yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, desteklerle ayakta durduğunu belirterek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a, “Anadolu’da kalan son Musevilerin havralarından birini, bir an önce koruma altına alın” çağrısı yaptı.

    Garo Paylan, Anadolu’da yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olan kültürel varlıklarına yaptığı ziyaretlere devam ediyor. Paylan, son olarak Diyarbakır’ın Çermik ilçesindeki bir havrada inceleme yaptı. Paylan, “Diyarbakır Çermik’in Yahudi mahallesindeyiz. Burada 60 yıl öncesine kadar Yahudiler yaşıyordu. Yahudilerden geri yalnızca bu havra, ibadethane kaldı. Şu anda maalesef kötü durumda. Yıkılmak üzere. Burada bir kitabesi var” diye konuştu.

    “BİR AN ÖNCE KORUMA ALTINA ALIN”

    Havranın içerisinde çok sayıda eşya olduğunu, ardiye gibi kullanıldığını söyleyen Paylan, “Bu havrada yüzlerce, belki binlerce yıl Museviler ibadet ettiler. Yıkılmak üzere, belli desteklerle ayakta duruyor. Son dua yerini görüyoruz. Bu havra, Anadolu’da kalmış son Musevilerin havralarından birisi. Buranın mutlaka Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınması gerekiyor. Maalesef şu anda yıkılmak üzere. Kültür Bakanı’na çağrımdır; Anadolu’da kalan son Musevilerin havralarından birini, bir an önce koruma altına alın” diyerek Bakan Nuri Ersoy’a çağrıda bulundu.

    (HABER MERKEZİ)

  • 6-7 Eylül Pogromu’nun üzerinden 66 yıl geçti; Garo Paylan’dan araştırma önergesi

    6-7 Eylül Pogromu’nun üzerinden 66 yıl geçti; Garo Paylan’dan araştırma önergesi

    PİRHA- 6-7 Eylül 1955’te başta Rumlar olmak üzere Müslüman olmayan halklara yönelik başlatılan saldırıların üzerinden 66 yıl geçti. HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, pogromun faillerinin ortaya çıkarılması, yaşanan can ve mal kayıplarının tespit edilmesi, mağdurların ve kurumların maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilmesi ve adaletin yerini bulması için bir meclis araştırması açılmasını talep etti.

    6-7 Eylül 1955 yılında İstanbul ve İzmir’in de aralarında bulunduğu Türkiye’nin birçok kentinde yaşayan Rum ve Ermeniler başta olmak üzere Hıristiyan ve Musevilere yönelik sistematik bir şekilde hayata geçirilen pogromun üzerinden 65 yıl geçti.

    Pogromda resmi verilere göre, yalnızca İstanbul’da 73 kilise, sekiz ayazma, iki manastır, 3 bin 584’ü Rumlara ait olmak üzere 5 bin 538 ev ve işyeri yakılıp yıkıldı.

    Onlarca kadın cinsel saldırıya maruz bırakıldı, birçok kişi öldürüldü, mezarlıklar tahrip edildi, on binlerce yurttaş Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı.

    POGROM NASIL BAŞLADI?

    6 Eylül 1955 tarihinde, Mithat Perin’in sahibi, Gökşin Sipahioğlu’nun yazı işleri müdürü olduğu, Demokrat Parti yanlısı İstanbul Ekspres gazetesi “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskısını yaptı.

    Gazete, tirajı 20 bin civarında olduğu halde, 6 Eylül’de 290 bin basılmıştı. O dönemde kurulmuş olan Kıbrıs Türktür Derneği’nin üyeleri, o günkü sayıyı bütün İstanbul’da satmaya ve halkı galeyana getirmek üzere kullanmaya başladı.

    Görgü tanıklarının ifadesiyle saat 19.00’da, Pangaltı’da, şu anda Ramada Oteli’nin yerinde bulunan ve Rum bir vatandaşın sahip olduğu, dönemin popüler mekânlarından Haylayf Pastanesi’ne yapılan saldırıyla başlayan pogrom, tüm İstanbul’a, oradan da yurda yayıldı.

    Yıllar sonra, emekli orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, gazeteci Fatih Güllapoğlu’na verdiği bir röportajda, 6-7 Eylül’de yaşananları, “Mükemmel bir özel harp harekâtıydı, amacına da ulaştı” diye anlatacaktı.

    Selanik’teki bombalama olayının da Türkiye devleti tarafından tertiplenen bir kışkırtma olduğu, Yunanistan makamlarınca o günlerde ortaya çıkarıldı.

    Olayla ilgili olarak, Selanik Hukuk Fakültesi’nde burslu öğrenci olarak okuyan ve MİT ajanı olduğu belirtilen Oktay Engin ve Selanik Başkonsolosluğu Kavası Hasan Uçar yakalandı. Konsolosluk yetkilileri dokunulmazlıkları olduğu için yargılanamazken, Uçar ve Engin bir süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildiler.

    Engin, daha sonraki dönemde MİT’te önemli görevlere getirildi, devlet kademelerinde hızla ilerledi, ve 1992’de Nevşehir Valiliği’ne kadar yükseldi.

    GARO PAYLAN’DAN ARAŞTIRMA ÖNERGESİ

    HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, 6-7 Eylül Pogromu’nun faillerinin ortaya çıkarılması, yaşanan can ve mal kayıplarının tespit edilmesi, mağdurların ve kurumların maddi ve manevi kayıplarının tazmin edilmesi ve adaletin yerini bulması için bir meclis araştırması açılmasını talep etti.

    19. yüzyılın son döneminden itibaren devlet tarafından Ermeni, Rum, Süryani ve Yahudi halkların 6-7 Eylül 1955 Pogromu ile bir yıkım daha yaşadığına dikkat çeken Paylan, “Ülkemizde yaşanan bu büyük suçun üzerinden 66 yıl geçmesine rağmen TBMM, Pogrom’un faillerinin ortaya çıkarılması için bugüne kadar herhangi bir adım atmamıştır. 2015 yılında, Atina’da bulunan İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu’nun TBMM’ye yaptığı bu yöndeki çağrıya karşı da sessiz kalınmıştır” ifadelerini kullandı.

    ‘KARANLIK GELENEK VARLIĞINI BUGÜNE KADAR SÜRDÜRDÜ’

    6-7 Eylül 1955 pogromunun hesabını vermeyen karanlık geleneğin bugüne kadar varlığını sürdürdüğünü ve faillerin cezalandırılmak yerine ödüllendirildiği anlayışın cezasızlık politikaları değişmediği belirten Paylan, “Siyasetçiler ve kamu görevlileri bugün de hukuk dışına çıkmakta ve insan hakları ihlalleri gerçekleştirmektedir. 6-7 Eylül 1955 pogromu ile yüzleşmek, bugün devlet içinde benzer pogromları organize etmeye hazır odakların varlığına son verecektir. Bu nedenle, 6-7 Eylül 1955, aslında bugündür. Faillerin cezalandırılmak yerine ödüllendirildiği anlayış cezasızlık politikaları nedeniyle değişmemiştir. 2007 yılında öldürülen Agos Gazetesi kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in cinayetinde dahli olan kamu görevlilerinin aldıkları terfiler ve kuşandıkları dokunulmazlık zırhı, bu devamlılığın en taze örneklerinden olmuştur” diye  belirtti.

    (HABER MERKEZİ)

  • Garo Paylan: Ermeni halkının yarasını iyileştirecek tek meclis TBMM’dir-VİDEO

    Garo Paylan: Ermeni halkının yarasını iyileştirecek tek meclis TBMM’dir-VİDEO

    HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, Meclis Başkanlığına, “Ermeni Soykırımı’nın Tanınması, Soykırım Faillerinin İsimlerinin Kamusal Alandan Kaldırılması ve Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi verdi.

    Paylan, yaptığı açıklamada, “24 Nisan 1915 Ermeni halkının Büyük Felaketinin başlangıç günü oldu. Ermeni Halkı anavatanlarından, yurtlarından, kasabalarından, şehirlerinden topyekûn göç yollarına sürüldü ve büyük çoğunluğu göç yollarında katledildi. Bu katliamdan babaannem gibi yetimler hayatta kaldı. O yetimler, tam 106 yıldır adalet arıyor. Babaannem bu adaleti göremeden bu dünyadan göçtü. İkinci kuşak olan babam da bu adaleti yaşayamadan hayatını kaybetti. Ben üçüncü kuşak Türkiyeli bir Ermeni olarak bu adaleti Türkiye’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde arıyorum” dedi.

    “ERMENİ HALKININ ACISI İLE YÜZLEŞMELİYİZ”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ermeni Soykırımı’nı tanıması için yasa teklifi verdiğini belirten Paylan, “Ermeni Soykırımı bu topraklarda gerçekleşti ve Ermeni Soykırımı’nın adaleti ancak bu topraklarda, Türkiye’de sağlanabilir. Türkiye, Ermeni Soykırımı’yla yüzleştiğinde; başka meclislerin, parlamentoların ne dediğinin hiçbir önemi kalmayacaktır. 106 yıldır Ermeni Soykırımı inkâr edildiği için bu mesele başka meclislerin, başka devlet başkanlarının konusu olmaya devam etmektedir. Ermeni halkının acısını, ait olduğu topraklara, bu topraklara Türkiye’ye taşımalıyız. Ermeni halkının acısıyla yüzleşmeliyiz ve bu acıyı adaletle dindirmeliyiz” çağrısı yaptı.

    1 MİLYONUN ÜZERİNDE ERMENİ YOK EDİLDİ

    Teklifin gerekçesinde, Osmanlı İmparatorluğu dağılırken, tek kimliğe dayalı bir ulus inşa etmek amacıyla, Müslüman olmayan halkların sürülmesine karar verildiği, Geçici Tehcir Kanunu ile Ermeni halkının kadim topraklarından sürüldüğü, büyük çoğunluğunun yaşadıkları yerlerin civarında ve göç yollarında katledildiği ifade edildi. Gerekçede, “O dönem önce Dahiliye Nazırı, daha sonra Sadrazam olan Talât Paşa’nın tuttuğu günlüklerde dahi, 1914 ile 1917 arasında, 1 milyon 150 bin Osmanlı Ermenisinin ‘yok edildiği’ bilgisi yer almaktadır” denildi.

    Tehcir Kanunu’nun başta Ermeniler olmak üzere Süryani, Keldani ve Ezidi halkları için de büyük yıkımlara yol açtığı ifade edilen gerekçede, 1915’te başlayan bu büyük suçun inkârının 106 yıl boyunca suçun tekrarına yol açtığı, Türkiye’de azınlıklara karşı defalarca nefret suçları işlendiği kaydedildi.

    Gerekçede, “Türkiye’nin imparatorluk geçmişi ve Cumhuriyet tarihinde insanlığa karşı işlenen suçları tanıması ve adaletini sağlaması gerekmektedir. Bu yönde koyulacak irade, bir asrı aşkın süredir, hepimize kimliklerimizden dolayı zulmeden soykırımcı geleneği devletten arındıracaktır” denildi.

    “ERMENİ HALKININ YARASINI İYİLEŞTİRECEK TEK YER MECLİS”

    Soykırımdan sonra hayatta kalan Ermenilerin, başlarına gelen büyük felaketin adaletini bulmak için 106 yıldır mücadele ettiği, dünyada çok sayıda devlet ve eyalet parlamentosunun, Ermeni Soykırımı’nı tanıdığına vurgu yapılan gerekçede şöyle denildi:

    “Ancak bu kararlar Ermeni halkının yarasını iyileştirmemiştir. Ermeni halkının Büyük Felaketi, olması gerektiği yerde, Türkiye’nin meclisinde konuşulmalı, adı konulmalı ve adaleti sağlanmalıdır. Bu sağlanırsa, diğer ülkelerin devlet başkanlarının ve parlamentolarının bu konuda söyleyeceklerinin bir önemi kalmayacaktır. Ermeni halkının yarasını iyileştirecek tek meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Ermeni Soykırımı, siyasi bir kararla, dönemin siyasetçileri ve kamu görevlileri tarafından, bu topraklarda uygulanmıştır. Talat, Enver, Cemal paşalar, siyasetçilerdi. Ermeni Soykırımı’nın adaleti milliyetçi tarihçiler tarafından değil, ancak vicdanlı siyasetçiler tarafından ve bu topraklarda sağlanabilir. Ermeni halkının yaşadığı Büyük Felaket’in adının hakikate uygun biçimde konması, büyük suçun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tanınması, Ermeni Soykırımı mağdurlarının 106 yıl sonra dahi olsa adalete kavuşması adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sorumluluk alması gerekmektedir.”

     (HABER MERKEZİ)