PİRHA- HDP’nin 4’üncü Olağanüstü Kongresi’nde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Bize karşı çökertme planı uygulayanlar da gördü ki diz çökmedik ama onların çökertme planları çöktü, çökmeye devam ediyor. Onurlu mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde delegelerin katılımı ile yeni yönetimini belirlemek ve tüzük değişiklikleri ile Eş Başkanlar Pervin Buldan, Mithat Sancar’ın yerine gelecek yeni eş başkanlar seçimi için 4’üncü Olağanüstü Kongresi’ni gerçekleştiriyor.
Kongreye Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Barış Anneleri, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar katıldı. Önergelerin ve raporlamaların okunması ve oylamaya açılması için kurulan Divan’nın Eş Başkanlığını Emirali Türkmen ve Halide Türkoğlu yaptı. Gündemin okunmasının ardından demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi. Kongre, trafik kazasında hayatını kaybeden Barış Anneleri Adalet Safalı ve Perişan Akçelik’e adandı.
“BU MÜCADELEYİ BİTİREMEYECEKLER”
Divan açılış konuşmalarının ardından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, barış annelerini anarak konuşmasına başladı. Pervin, annelerin gözyaşları dinene kadar ve barış gelene kadar mücadelenin devam edeceğini belirtti. Buldan, HDP’yi yok etmeye çalışanların karşısında dimdik ayakta durduklarını belirterek, “Bu kongreyi gerçekleştirirken küçük bir kongre yaptığımızın bir değişikliğe dönüşüme gittiğimizin farkındayız ama HDP toprağa düşen cemre gibi umudun içinde filizlenen bir sevgi fidanıdır. Bu fidanı yıkmak isteyenler, bu fidana göz dikenler, bu toprağın içinden fışkıran bu cemreyi yok etmeye çalışanlar iyi bilsinler ki, operasyonlarla kayyımlara, kayum darbeleriyle, kumpas davalarıyla, kapatma davalarıyla bu mücadeleyi bitiremeyeceklerini bilsinler. Bütün bu operasyonlara karşı dimdik ayakta olduğumuzu görsünler bilsinler. Mücadelemiz her yerdedir, meydanlardadır, sokaklardadır, tarlalardadır, cezaevlerindedir, mahkeme salonlarındandır ve bu ülkede barışı talep eden, demokrasiyi savunan her insanın yüreğindedir, kalbindedir. Yaşamın her alanındadır. O yüzden diyoruz ki bizleri bitirmeye çalışanlara bizleri yok etmeye çalışanlara dimdik ayakta olduğumuzu göstermenin bir anıdır” diye konuştu.
“ÇÖKERTME PLANINA DİZ ÇÖKMEDİK”
Bir an bile geri adım atmadıklarını dile getiren Buldan, “Fırtınalara karşı hem direndik hem de mücadele ettik. Umudu çoğalttık asla vazgeçmedik, geri adım atmadık, bir an bile tereddüt etmedik. Tıpkı Mehmet Sincar gibi Musa Anter gibi Vedat Aydın gibi bu ülkede yaşamını yitiren bütün yitiren yoldaşlarımız gibi İbrahim Ayhanlar gibi dimdik ayakta durduk bir an bile tereddüt etmedik. HDP’yi anlamayanlar mücadele geçmişine bakarak nasıl dimdik ayakta olduğumuzu görürler. Bize karşı çökertme planı uygulayanlar da gördü ki diz çökmedik ama onların çökertme planları çöktü, çökmeye devam ediyor” dedi.
“MÜCADELENİN PARÇASI OLMAYA ANT İÇTİM”
Buldan şöyle devam etti:
“Ülke olarak ağır bir süreçten geçtiğimizin farkındayız. Ülkenin her alanında krizlerin ve kaosların ortaya çıkmasının birçok nedeni vardır. Kürt sorunu, eşitlik sorunu, tecrit sorunu kayyım darbesi, kadın kırımı, talan sorunu, yolsuzluk sorunu, gerçek adalet ve gerçek demokrasi sorunu bu ülkenin başlıca sorunlarının başında gelir. Bunun için mücadeleyi büyütmek dimdik ayakta tutmak, bu sorunları gidermek açısından oldukça önemlidir. Bu çatı altında mücadele yürütmekten HDP fikriyatının bir emektarı, bir ferdi olmaktan her zaman büyük bir onur duydum. Bu dava son nefesini verenlerin dahi borçlu gidiyorum diyenlerin davasıdır. İşte ben de son nefesimi verene kadar bu mücadelenin bir ferdi olarak, sizlerle birlikte mücadele etmeye, bu yolda yürümeye ant içtim, bu mücadelenin parçası olmaya ant içtim.
“ONURLU MÜCADELE KESİNLİKLE KAZANACAKTIR”
Bana yoldaşlık eden, bütün süreç içinde yanımda olan, bana arkadaş olan, bana can, olan yol gösteren başta cezaevindeki arkadaşlarımız olmak üzere, kadın arkadaşlarıma, barış annelerine, halkıma bütün arkadaşlarıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Her daim yanında olacağımın sözünü veriyorum. Bu onurlu mücadele kesinlikle kazanacaktır. Zalimler kaybedecek mazlum kazanacaktır. Hepimizin yolu açık olsun.”
SANCAR: GÜÇLÜ BİR MÜCADELE HATI OLUŞTURMAYA MECBURUZ
Pervin Buldan’ın konuşmasının ardından HDP Eş Başkanı Mithat Sancar söz aldı. Sancar, “Yenilenmeye, yeniden daha güçlü bir mücadele hattı oluşturmaya mecburuz. Çünkü bu ülkeye demokrasiyi, adil barışı, demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği getirecek başka bir güç adres dinamik ve birikim yoktur. O nedenle sorumluluğumuz büyük, Görevimiz ağırdır. Bundan önce de çeşitli engellerle, zorluklarla karşılaştık. Bu zorlukların tamamı bizim dışımızda bu fikriyatı boğmaya çalışan güçlerin işbirliği ile devreye sokuldu. Bizler de kendi iç birliğimizi koruyarak ve en geniş kesimlerle buluşarak, bütün bu kuşatmaları yarmaya bildik, başardık. Eksiklerimiz yanlışlarımız yetersizliklerimiz oldu. Bunları göz ardı edecek değiliz ama bütün bunları bir arada değerlendirerek ancak doğru yolu ve mücadele hattını oluşturabileceğimizi biliyoruz” diye belirtti.
Konuşmaların ardından kongre faaliyet raporunun okunmasıyla devam ediyor.
PİRHA- Yeşil Sol Parti’nin İzmir’de gerçekleştirdiği final mitinginde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Deniz Poyraz’ın hesabını sormaya geliyoruz” dedi.
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri öncesi İzmir’de final mitingi gerçekleştirdi.
Gündoğdu Meydanı’nda yapılan mitinge Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Sosyalist Yeninden Kuruluş Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen, Azadî Partisi temsilcisi Abdülrahman Süleyman konuşmacı olarak katıldı.
YEŞİL SOL PARTİ VAPUR SEFERLERİ
Miting öncesi aralarında Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarının da bulunduğu yüzlerce partili, Karşıyaka İZBAN önünde toplanarak, iskeleye kadar yürüyüş düzenledi. Yürüyüş sırasında sık sık “Jin, Jiyan azadi”, “Bizler buradayız, Yeşil Sol’dayız” ve “Direne direne kazanacağız” sloganları atan kitle, buradan vapurla Alsancak’a geçti. Kitle ardından Alsancak İskele’den, sloganlarla Gündoğdu Meydanı’na yürüdü.
ONBİNLER GÜNDOĞU’YA AKTI
Kitlenin Gündoğdu Meydanı’na ulaşması sonrası coşkunun doruğa ulaştığı alana onbinler akın etti. Kadınların ulusal kıyafetleriyle halaylara tutuştuğu mitingde, Ege Denizi’nin kıyısındaki yurttaşlar, Yeşil Sol Parti bayraklarını ellerinden düşürmedi. Barış Anneleri’nin en ön saflarda zılgıtlarıyla eşlik ettiği mitingde yer alan bir annenin, “Yörük anasıyım, barışın aynasıyım, ezilenlerin yoldaşıyım, tabiatın sevdalısıyım” dövizi dikkat çekti.
HDP İzmir İl Binası’nda katledilen Deniz Poyraz’ın annesi de mitingde yer alırken kitle sık sık, “Deniz Poyraz ölümsüzdür” sloganları ile Poyraz’ı andı.
“İKİ OYLUK CANLARI VAR”
Final mitinginde birçok renkli görüntü açığa çıkarken, “Gidişi muhteşem olacak”, “Bu ağaç meyve verecek”, “İki oyluk canları var. Bir oy, bir oy, bas, geç” ve “Son kullanma tarihi 14.05.2023 Tayyip’i kapatalım” dövizleri dikkat çekti. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen kamu görevlileri de “KHK rejimine hayır” döviziyle alanda yerini alırken, “AKP gidecek KHK’liler kazancak” sloganları yükseldi.
GENÇLERDEN ‘BÜYÜK KAZANALIM’ MESAJI
Miting programı öncesi, Lawje müzik grubu ve Nurcan Değirmenci’nin ezgileriyle halaylara tutuşan onbinlerin dilinde, “Jin jîyan azadî” sloganları kentin dört bir yanından yankılandı. Yeşil Sol Parti’nin tüm mitinglerine pankartlarıyla damga vuran gençler ise İzmir’de, “Büyük riskler göze alınmadan büyük savaşlar kazanılmaz” yazılı pankart ile alana giriş yaptı.
Miting demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşu ile başladı.
“SANDIĞA GÖMECEĞİZ”
Mitingde konuşan TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Juliana Gözen, mitingin yeni bir yaşamın ilanı olduğunu ifade ederek, “Hayatımızı cehenneme çeviren bu iktidarı tarihin çöplüğüne göndermemize iki gün kaldı. Saraylılara sesleniyoruz. Seni 14 Mayıs’ta sandığa gömmeye geliyoruz. Kimsenin şüphesi olmasın. Nasıl ki şimdiye kadar bütün engellerin karşısında yeni bir yol açtıysak seçimden sonra da daha çok ve güçlü yan yana geleceğiz” dedi.
AKDENİZ: GÜLE GÜLE TEK ADAM
Deniz Poyraz’ı anan EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, 14 Mayıs’ta AKP-MHP iktidarının “silineceğini” söyledi. Akdeniz, “Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor. Sana güle güle tek adam. Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Yoksulun sırtından doyan doyana düzeninize 14 Mayıs’ta son veriyoruz ve sizi soğanlarla patateslerle gönderiyoruz. Herkes bu halklın demokratik iradesine sahip çıkacak” diye konuştu.
GÜMÜŞTAŞ: YOLUN SONUNDALAR
“Direne direne kazanacağız” vurgusu yapan ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, AKP-MHP iktidarına karşı birleşik mücadelenin 14 Mayıs’ta kazanacağını belirtti. Gümüştaş, “AKP-MHP faşist rejimi yıllardır bizi YSK gaspıyla, kedilerle, kayyımlarla, gözaltılarıyla, savaş politikalarıyla bitiremedi. Bugün ise çok büyük bir rejim krizi ile birlikte 14 Mayıs’a kadar geldiler ve artık yolun sonundalar” sözlerine yer verdi.
SYKP Eş Genel Başkanı Cavit Uğur, 14 Mayıs seçimlerinin ardından özgürlüklerin hakim olduğu bir ülke kurma hedefinde olduklarını ifade etti ve “An serkeftin, an serkeftin” dedi.
BAŞAK DEMİRTAŞ: ANAHTAR DA ÇÖZÜM DE BİZİZ
Tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı’nın selamını getirdiğini söyleyen Başak Demirtaş, “Seçime saatler kaldı ama İzmir kararını vermiş. Bu meydanda bunun göstergesi. Bir tek oyumuz bile boşuna gitmemeli. Sandıklar gençlere emanet. Bu seçim bizler için iki tane oydan ibaret değil, barışın, kardeşliğin, adaletin kapılarının açılacağı bir seçimdir. 14 Mayıs’ta anahtar da çözüm de sizler de olacak. Elinizdeki mührü vahşice katledilen Deniz Poyraz için kullanacak mısınız?” diye sordu.
AKIN: DENİZ POYRAZ’A SÖZÜMÜZ VAR
Tüm farklı kimliklerin ortak bir yaşam için Yeşil Sol Parti’de bir araya geldiğini belirten Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın, “Buradayız, birlikte kazanacağız. Barış için demokrasi için kardeşlik için buradayız” dedi. Akın, şöyle konuştu: “İzmir çok önemli sınavlar veriyor. İzmir tekleştirmeye, inkara karşı, yok etmeye karşı, her türlü savaş politikasına karşı burada Gündoğdu Meydanı’nda dimdik ayakta duruyor. Bu ceberut Saray rejimi karşısında her türlü düşmanlaştırma karşısında İzmir halkı barış istiyor. İzmir halkı Deniz Poyraz burada diyor. Deniz Poyraz’a sözümüz var. Bütün Türkiye’de bütün analar, kardeşler, mücadele yoldaşlarımız Deniz Poyraz’a sözümüz var diyor. Bu iktidarı değiştirmek için sözünü yerine getirmeye çalışıyor. Az kaldı 14 Mayıs’a, az kaldı, mutlaka değiştireceğiz. Bu seçimde vicdan ve adalet kazanacak. Bu saray rejimi gidecek.”
SANCAR: HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRECEĞİZ
“14 Mayıs geliyor ve bizler aydınlığı getirmeye geliyoruz” diyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, seçimler öncesi iktidarın tüm engellemelerine ve siyasi operasyonlarına rağmen boyun eğmediklerini ifade ederek, “Mücadele ile direnerek bugünlere geldik. Hep birlikte değiştireceğiz. İstedikleri kadar hileye yeltensinler, hiçbirinin onları kurtarmaya yetmeyeceğini hep birlikte göstereceğiz.” dedi.
‘DENİZ POYRAZ’IN HESABINI SORMAYA GELİYORUZ’
Deniz Poyraz’ın hesabını sormaya geliyoruz. Onun katillerden, katillerinin arkasındaki zihniyetten hesap sormaya geleceğiz. İzmir’in bir görevi de budur. Bu katil karanlığı dağıtmak ve aydınlığa hep birlikte yürümek. İşte bu sorumlulukla 14 Mayıs’ta sandıklarda irademizi en güçlü şekilde, mutlaka ama mutlaka ortaya koyacağız. Savaş düzenini bitirmeye geliyoruz. Bu ülkeye Büyük Barışı inşa etmeye geliyoruz.
‘SANDIKTA GÖREV AL’ ÇAĞRISI
Oy kullanmak görevimiz ama oyumuzu kullandıktan sonra görevimiz bitmiyor. Sandıkları da koruyacağız. Oyumuzu da irademizi de koruyacağız. O nedenle seçim günü oy kullanan herkes aynı zamanda bir sandık görevlisi gibi hareket etmelidir. En çok da siz gençler sandıkları korumak için demokratik nöbet tutmalısınız. Bahar gecikti görüyorsunuz hala bulutlar var bulutlar dolaşıyor ama kararlıyız. 15 Mayıs sabahı bu bulutlar dağılacak bahar gelecek.”
Sancar, sözlerine şair Ahmed Arif’in sözleriyle son verdi: “Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar. Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, ne şah ne sultan. Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma ve dayatmışım. Görüyor musun.”
Miting, Lawje’nin seslendirdiği ezgiler ile son buldu.
PİRHA- Yeşil Sol Parti’nin Ege gezisinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Boşa giden her oy AKP-MHP iktidarına gider” uyarısında bulundu.
Yeşil ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Ege bölgesinde startını verdiği seçim çalışmalarını, Denizli, Aydın ve Muğla’nın ardından İzmir’de devam ettiriyor. Yeşil Sol Parti, Karabağlar Limontepe Mahallesi’nde seçim bürosu açtı.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Esengül Demir, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Mithat Sancar ve TÖP Eşsözcüsü Perihan Koca açılışa katıldı. Partililer, Gaziemir ilçesi Aktepe mevkinde araç konvoyuyla karşılandı. Ardından seçim bürosuna hareket edildi. Yoldan geçen sürücüler de korna çalarak, partililere ilgi gösterdi.
COŞKULU AÇILIŞ
Heyet, seçim bürosu önünde de kalabalık bir kitle tarafından karşılandı. Yeşil Sol Parti bayrakları ile süslenen alandan sık sık “Deniz Poyraz ölümsüdür” ve “Jin, jiyan azadî” sloganları yükseldi. Kadınların ulusal kıyafetleri ile katıldığı açılışa gençlerin yoğun ilgisi dikkati çekti. Heyecan ve coşkunun hakim olduğu açılışta, zılgıt ve alkışlarla uzun bir süre halaya duruldu. Program, demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.
Ardından Yeşil Sol Parti’nin İzmir milletvekili adayları halkı selamladı. İzmir 1’inci Bölge Milletvekili adayları Abdülmecit Yıldırım ve Burcugül Çubuk, yaptıkları konuşmalarda seçimlerin “hesap sorma seçimleri” olduğunu vurguladı.
“TARİH YAZACAĞIZ”
TÖP Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca, 14 Mayıs’ta tarih yazacaklarını vurguladı. İktidarı “suç iktidarı” olarak nitelendiren Koca, “Kadın katillerinden, çocuk istismarcılarından hesap soracağız. Saray iktidarını tarihin çöp sepetine göndereceğimizin sözünü veriyoruz. Bu halkı diri diri ölüme gönderenlerden tek tek hesap soracağız. Hepsinin boğazına yapışıp, hesaplaşacağız. Özgürlük bize birileri tarafından verilmeyecek. İzmir’de kapı kapı dolaşarak, girilmedik ev bırakmayacağız, fabrikalara gideceğiz. Halkın olduğu yerde nefes alıp vereceğiz” ifadelerini kullandı.
“HER BİR OY ÖNEMLİ”
HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, şunları söyledi: “Deniz Poyraz’ın değerli yoldaşları size bin selam olsun. Bu iktidar, Kürtlere karşı düşmanlık siyasetiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Kürt halkının taleplerini yok saymaya çalışıyor. Bu anlayışa, 2018 ve 2019 seçimlerinde yenilgiyi tattırdık. Bu seçimde de iktidarı zayıflatmak değil, iktidarı tamamen gönderme seçimidir. Erdoğan rejimini hep birlikte göndereceğiz. O yüzden her bir oy ve parlamentoda Yeşil Sol Parti temsiliyeti çok önemli. Her bir vekil yeni anayasayayı oluşturma sürecindeki gücümüzü arttıracak.”
“BOŞA GİDEN HER OY AKP’YE GİDER”
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise, “Bu parti bütün unsurlarıyla bir bütündür, ülkenin umudunun rengarenk tablosudur. Bu nedenle iktidar da rejim de bu tablodan korkuyor. HDP bu rejimin korkulu rüyasıdır. Çünkü gerçek değişimin alternatifi olan irade sizlerdedir. Bütün engellemelere rağmen sizlerin iradesini sandıklara yansıtmanıza asla engel olamayacaklar” dedi. HDP’nin bütün birikiminin şimdi de Yeşil Sol Parti’ye aktarıldığını belirten Sancar, “Bu partinin kökleri aynı toprakta, dalları ve yaprakları aynı kaynaktan beslenmektedir. Bu parti yürüyüşü omuzladı hedefe doğru kararlı adımlarla ilerliyor. Bu zülüm iktidarını mutlaka göndereceğiz ve bu düzeni değiştireceğiz. Bu nedenle oylarımızı birleştirelim. Boşa giden her oy AKP-MHP ikidarına gider. Oylarımıza değişimin gücüne, dönüşümün iradesine, Yeşil Sol’a verelim. Deniz Poyraz yoldaşımızının hayallari ve umutularını gerçekleştirmeye söz verdik. Onu da sizin desteğinizle yapacağız” diye konuştu.
Ardından seçim irtibat bürosunun açılışı gerçekleştirildi. Kurdeleyi Deniz Poyraz’ın annesi Fehime Poyraz kesti.
PİRHA-Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar depremin yaşandığı Adıyaman’a gitti. Sancar Adıyaman’da Alevi Kültür Dernekleri Yeni Mahalle Cemevi ve gönüllülerin yaptığı çadır kentte halkla bir araya geldi. Sancar Adıyaman’da yaptığı konuşmada, “. Kamu kaynaklarını kontrol eden hükümetin yaraları sarma konusunda ciddi herhangi bir çalışması görünmüyor, halk kendi ihtiyaçlarını dayanışmayla karşılıyor” dedi.
Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından binlerce kişi yaşamını yitirirken yüz binlercesi de evsiz kaldı. Depremin en çok etkilediği yerlerden biri de Adıyaman. Yurttaşların soğuk havada, dışarıda zor şartlarda bekleyişleri sürüyor. Çoğu yurttaş deprem nedeniyle sokakta ateş yakıp bekliyor. Hala yardım gitmeyen birçok yer var.
Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Mithat Sancar depremin yaşandığı Adıyaman’a gitti. Sancar Adıyaman’da Alevi Kültür Dernekleri Yeni Mahalle Cemevi ve gönüllülerin yaptığı çadır kentte halkla bir araya gelerek sorunları dinledi. Halkın sorunlarını dinleyen Sancar, çadır kentte açıklama yaptı.
“ÇOK SAYIDA İNSAN EVSİZ KALMIŞ DURUMDA, HÜKÜMETİN HERAHNGİ BİR ÇALIŞMASI YOK”
Yıkının çapının çok büyük olduğunu söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “İnsanların sorunları çözülmüyor, ihtiyaçları karşılanmıyor. Dayanışma insanların hayatta kalmasını ve ihtiyaçlarını karşılamasını sağlıyor. Sadece hayatta kalmak yetmiyor ayrıca ruhsal olarak da bu büyük travmayla baş etme konusunda da dayanışmanın büyük bir rolü var. Adıyaman’da ki sorunun başında çadır meselesi geliyor, gittiğimiz her yerde bize ilk dile getirilen ihtiyaç çadır. Çok sayıda insanımız evsiz kalmış durumda. Kamu kaynaklarını kontrol eden hükümetin yaraları sarma konusunda ciddi herhangi bir çalışması görünmüyor, halk kendi ihtiyaçlarını dayanışmayla karşılıyor” diye konuştu.
PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan Mithat Sancar, “HDP’nin kapısına kilit vurulsun’ diyor. Yahu ‘Biz anahtar partiyiz’ diyoruz, onlar kilitten söz ediyor. Tonlarca kilit getirseniz hepsini açarız. Milyonlar hak ve özgürlük için seçimlerini yapmış, o güzel günü bekliyor. Halk kararı verecek ve bu düzene noktayı kalın bir şekilde koyacaktır” ifadelerini kullandı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis’teki grup konuşmasında gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.
Bu haftaki grup toplantısına, Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinden Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan, Ankara İl Başkanı Şükran Doğan, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Genel Sekreteri Emre Öztürk, EHP Sözcüsü Özge Akman, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyeleri Perihan Koca, Juliana Gözen, Pelin Kahiloğulları, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Sözcüsü Barış Kayaoğlu, yöneticileri Erdal Ataş, Dilşat Cambaz Kaya, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün’ün yanı sıra Kurdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Başkanı Bayram Bozyel, Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız, PM üyesi Haydar Cihaner katıldı.
“GİDİŞLERİ MUHTEŞEM OLACAK”
Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Zorlu olduğu kadar umutların ve heyecanın da giderek yükseldiği bir atmosferde seçim sürecine hazırlanıyoruz. Hayatımızı umudumuzu geleceğimiz ekmeğimizi ve sabrımızı tüketmek isteyen bu iktidar düzeninin, bu rejimi bir an önce gönderecek olmanın hayali bile o kadar güzel ki. Gidişlerinin nasıl muhteşem olacağını anlatmaya bile gerek yok. Milyonlar hak ve özgürlük meşalelerini yakmışlar o güzel günü bekliyorlar. Kutsal bir yürüyüş bu ve başarıyı mutlaka getirecek güçlü bir irade bu. Seçim tarihi aşağı yukarı netleşti. AK Parti genel başkanı 14 Mayıs olarak açıkladı. Bugüne kadar zamanında olacak diyordu her sözü gibi bundan da caydı. Bizler HDP ittifaklarımız halkımız hangi tarihte yapılırsa yapılsın bu seçime hazırız. Bu seçim kararının açıklanacağı an cumhurbaşkanının görevden affını isteme anına dönüşecektir. Seçimlerde de halk en büyük kararı verecek ve bu düzene noktayı kalın bir şekilde koyacaktır.
“ÜSKÜDAR’IN YOLUNU BULAMAYACAKLAR”
Bu kez iktidarın atı alıp Üsküdar’ı geçmesi o kadar kolay olmayacak. Atı da Üsküdar’ın yolunu da bulamayacaklar. Önümüzdeki seçimler bir seçimin ötesinde anlama sahiptir. Bunun iktidar da farkında. Sadece bir parlamenter ve cumhurbaşkanlığı seçimi olmayacak. Yaşamak istediğimiz ortak geleceğin belirlenmesi seçimi olacaktır. Bu seçim bir rejimi oylama seçimi olacaktır.
“HER TÜRLÜ ZORLUĞA HAZIRIZ”
Bizler için geleceği kurma, mücadeleyi büyütme meselesidir. Sadece sandıkla sınırlı bir olay değil. Bugünden itibaren sandığa kadar, sandıktan sonra geleceğin her anını birlikte belirleyeceğimiz bir süreçtir bu. Bizler en büyük demokrasi ittifakıyla, Emek ve Özgürlük İttifakı ile yürüyoruz bu süreci. Bu ittifakı daha da büyütüp bütün ezilenleri, bütün mazlumları bir araya getirmek istiyoruz. Onların seçiminde halk yok, yoksullar, kadınlar, gençler yok. Bu ülke yok aslında onların seçimlerinde. Sadece bir tek şey var, kendi saltanatı. Halkın üzerine karabasan gibi çöktükleri kötülük düzenini sandıktan da çıkartmak istiyorlar. Bu seçimler çok çetin bir mücadeleye sahne olacaktır. Biz her türlü zorluğa hazırız.
“SANKİ SEÇİME DEĞİL, SAVAŞA HAZIRLANIYORLAR”
Bu seçimlere hukukun demokrasini askıda olduğu ağır bir siyasi tecrit koşullarında giriyoruz. HDP başta olmak üzere tüm demokratik toplumsal muhalefet her gün yeni saldırılarla karşı karşıya bırakılıyor. Cumhur İttifakı, sanki seçimlere değil savaşa hazırlanıyorlar. Kampanyalarını seçim değil bir savaş kampanyası gibi yürütüyorlar. Çünkü korkuları büyüktür. Çünkü kaybederlerse sonucun ne olacağını hepimizden çok daha iyi biliyorlar. İşte hakkımızda açılan kumpas davaları, yürümekte olan kapatma davası, Hazine yardımına bloke konması kararı, muhalefete yönelik siyasi yasak kuşatması, medya üzerinden yürütülen tetikçilik faaliyeti, bunların her biri bu rejimin seçim kampanyasının araçları olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü bu karanlık ittifakın halka sunabileceği herhangi bir olumlu vaadi kalmamıştır. Siyasi bir meseleleri yoktur. Bu ülke için bu karanlıktan başka bir gelecek tahayyülleri de yoktur. Çünkü çözümün değil sorunların odağı olan bir iktidar olarak bir varlık meselesi mücadelesi yürüttüklerini biliyorlar o nedenle ellerinde kalan baskı, yasak, hukuk dışılık dışında herhangi bir aracı yöntemi kullanacak durumda değiller. Bu ülkenin etrafına cezaevi duvarları örmeye çalışıyorlar. Bunların seçim kampanyası kelepçe siyasetidir, cendere siyasetidir, kuşatma siyasetidir.
“GÜR SESLE BAĞIRIYORUZ; SAVAŞA HAYIR”
Emekliden emekçiden dar gelirliden yoksullardan EYT’lilerden esirgenen kaynaklar nereye gidiyor biliyoruz, işte bu düzenin yalan ve kara propagandasına harcanıyor. Troller ordusuna ve en büyük kalem savaş politikasına harcanıyor. Bu iktidar savaş politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Savaş politikalarıyla toplumsal muhalefet güçleri arasına nifak sokmaya çalışıyor. En savaş karşıtı ittifakı oluşturmak demokrasi yürüyüşünün en önemli hedeflerindendir. Hep birlikte açık ve gür bir sesle bağırıyoruz; savaşa hayır.
“MUHALEFET SESSİZ KALAMAZ”
Bugün iktidarın küçük ortağı esti, gürledi yine. Anayasa Mahkemesi’ni tehdit etti. Açık ve net bir şekilde şantaj yaptı. Artık Anayasa diye bir şey kalmadı. Anayasa’yı ayaklar altına almak konusunda en ufak bir çekinceleri yok. Çünkü kurtuluşları zorbalıktadır. ‘Eğer bu kararı derhal HDP aleyhine almazsanız hainsiniz’ diyor. Yargıya bundan daha açık tehdit olabilir mi? Bu sadece MHP’nin söylemi olarak anlaşılmamalıdır. Bu iktidarın, rejimin politikasıdır. O yüzden yapılan her şey birlikte yapılmaktadır. Hesabını da halka birlikte verecekler. İktidar kanadında kalan muhalefet partilerine de sesleniyoruz: Bu kadar açık Anayasa ihlalleri, bu zorbalık karşısında sessiz kalamazsınız. Sessiz kaldığınız her zorbalığın pratiği, eninde sonunda ülkeye egemen kılınmak istenen sistemin bir aynasıdır. Bu planları hep birlikte bozalım. Bu hepimizin halka karşı tarihi sorumluluğudur.
“TONLARCA KİLİT GETİRSENİZ HEPSİNİ AÇARIZ”
‘HDP’nin kapısına kilit vurulsun’ diyor. Yahu ‘Biz anahtar partiyiz’ diyoruz, onlar kilitten söz ediyor. Tonlarca kilit getirseniz hepsini açarız. Bu ülkede kilit üreticileri sizin taleplerini karşılayacak üretimi bile yapamazlar. Öyle anahtarlar var ki elimizde, koyduğunuz her kilidi çatır çatır açacağız. Bu kararlılık seçimlerde, en fazla 4 ay sonra sizin kapınıza halkın kilit vurduğu tarih olacaktır.
“14 MAYIS HALKLARIN MİLADI OLACAK”
Bizler bir cumhurbaşkanı adayı çıkaracağımızı ilan ettik. Diyoruz ki bu topraklarda yaşayan tüm halkların adayını tartışıyoruz. Böyle bir aday çıkarmak istiyoruz. Alın teri dökenlerin, kadınların, gençlerin temsilcisi olacak. Meclisi en geniş katılımla, tüm renklerin, halkların temsil edildiği bir platforma çevirmek istiyoruz. Yani halkların demokratik meclisini yaratmak istiyoruz. Buna gücümüz var. Gücümüze inanıyoruz, kararlıyız, hepimiz buna odaklanmış durumdayız. 14 Mayıs halkların miladı olacaktır. Gün bizim, güneş bizim. Göğsümüzde ateş bizim. El ele olduğumuz bu güzel ülke bizim. Dün bizim, yarın bizim. İnşa edeceğimiz yeni yaşam bizim. Hasrete vurduğumuz mayısta, haziranda gülmek bizim.
PİRHA- Deniz Poyraz davası öncesi Aliağa Cezaevi Yerleşkesi önünde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, davanın tek sanıkla kapatılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına silahlı saldırı düzenleyen ve Deniz Poyraz’ı katleden tetikçi Onur Gencer hakkında açılan davanın 7’inci duruşması Aliağa Şakran Cezaevi Yerleşkesinde görülecek.
HDP İzmir İl Örgütü, duruşma öncesi yerleşke önünde basın açıklaması yaptı. “Katillerden hesap soracağız. Faşizm yenilecek biz kazanacağız” pankartının açıldığı açıklamada, sık sık “Deniz Poyraz ölümsüzdür”, “Katiller halka hesap verecek” ve “Deniz’e sözümüz devrim olacak” sloganları atıldı.
Açıklamaya Deniz Poyraz’ın ailesinin yanı sıra HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP milletvekilleri Züleyha Gülüm, Serpil Kemalbay, Pero Dündar, Murat Çepni, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) Genel Sekreteri Coşkun Üsterci, İnsan Hakları Derneği (İHD) Onursal Başkanı Akın Birdal, Kamu Emekçileri Sendikası, çok sayıda baro başkanı, siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Açıklamada konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, olayın gerçekleştiği andan itibaren gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik sistematik bir faaliyet yürütüldüğünü söyledi. Türkiye’nin 3’üncü büyük şehrinde, 3’üncü büyük partisinin il binasında katliam amacıyla cinayet işlemenin tek başına yapılamayacağını söyleyen Sancar, başlı başına bu durumun, cinayetin siyasi ve örgütlü bir eylem olduğunu gösterdiğini vurguladı.
“SİYASİ CİNAYETLER TARİHİ”
Türkiye’nin sürekli siyasi katliam ve cinayetlere tanıklık etmek zorunda kaldığına dikkati çeken Sancar, “Türkiye tarihi siyasi cinayetlerle doludur, hepsinde de izlenen yöntem aynıdır. Bu cinayetlerin arkasındaki bağlantılar, özellikle devlet içindeki ilişkiler araştırılmak bir yana, sürekli örtülmüştür. O nedenle ülke sürekli yeniden siyasi katliam ve cinayetlere tanıklık etmek zorunda kalmıştır. Bir kanlı girdap yaratılmıştır, bu kanlı girdap bu ülkeyi bugün huzurdan, barıştan, demokrasiden, adaletten bütünüyle uzaklaştırmıştır. Eğer daha önce işlenen siyasi cinayetlerin gerçek bağlantıları ve planlayıcıları, koruyucuları ortaya çıkarılsaydı, ülke şimdi bu utançlar içinde kalmayacaktı” diye belirtti.
“DAVA KAÇIRILDI”
Mahkemenin de gerçeği ortaya çıkaracak araştırmalardan kaçındığını kaydeden Sancar, “Nihayet bu dava kamuoyu gözünden kaçırılmak için buraya taşınmıştır. Bu senaryo çok tanıdıktır, bu senaryo ülkeye adaletsizliği ve hatta faşizmi yerleştirmek isteyen zihniyet sahiplerinin 10 yıllardır kurduğu tezgahtan farklı değildir. Bu cinayet işlendiğinde, Deniz Poyraz kardeşimiz katledildiği anda söylediğimiz şeylerden biri de ortada bir kaos planının bulunduğudur. Kaos planı toplumu dizayn etmek için ve sistemi daha da otoriterleştirmek amacıyla devreye sokulmuştur. Bu kaos planının engellenmesi için bizler elimizden gelen her türlü çabayı harcadık, yoldaşlarımızla, dostlarımızla birlikte durmadan bu yolda çalışmalar yürüttük” ifadelerini kullandı.
“ADALETSİZLİK, GÜVENSİZLİK YARATIYOR”
Adaletsizliği derinleştiren, her mahkeme kararının, herkesi güvensizlik içinde yaşamaya mecbur bıraktığına işaret eden Sancar, şöyle devam etti:
“Adalet ortadan kalktığında, hiç kimse kendi güvende hissedemez. Buradan mahkeme heyetine bir kez daha sesleniyoruz. içeride de bu çağrımızı yineleyeceğiz. Hakimlerin görevi maddi hakikati, gerçekliği ortaya çıkarmaktır. Ceza yargılamasının hukukunun evrensel temel kuralı budur. Maddi hakikat ortaya çıkmadan adalet gerçekleşmez. Adalet gerçekleşmezse toplumsal barış ve huzur sağlanamaz. Bizlerin her biri gibi hakimler de bütün yargı mensupları da bu güvensizlik ortamının tehditleri altında yaşarlar. Eğer bugün gençler bu ülkede umudunu kaybetmişse, gençlerin yüzde 70’i bu ülkede yaşamak istemiyorsa, tam da bu güvencesizlikten kendilerini güvensiz bir ortamda yaşamak mecburiyetinde hissettiklerindendir.”
“KAPATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Dosyanın tek sanıkla kapatılmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Sancar, “Tek kişi cezalandırıldığında arkasındaki bütün bağlantılar, devlet içindeki ilişkiler örtülmüş olacaktır. Örtülünce yeni cinayetler için de zemin daha da olgunlaştırılacak. Buna izin vermeyeceğiz, mahkemeden hangi karar çıkarsa çıksın, beklentimiz hakimlerin vicdanlarına uygun davranarak, vicdanlarına göre karar vererek, bu bağlantıları, devlet içi ilişkileri, bunun dışındaki çete bağlantılarını ortaya çıkarmaya yönelik bir karar vermesidir. Bunu yapmazlarsa, bunun takibi bizlere düşecektir. Bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da hakikati ortaya çıkarmak, adaleti, hakikat üzerine kurmak için mücadelemize kesintisiz devam edeceğiz” diye konuştu.
KADINLAR AÇIKLAMA YAPTI
Sancar’ın ardından Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir üyeleri, açıklama yaptı.
Açıklamayı yapan Didar Gül, Deniz’i katletmenin bir çok anlamı olduğunun farkında olduklarını kaydederek, şunları kaydetti:
“Deniz’i katletmek Kürt halkına bitmez bilmez saldırıların bir parçasıdır. Deniz’i katletmek kadın düşmanlığının, erkek aklın en açık biçimidir. Direnenlere gözdağı vermekti, aleviler, kadınlar işçiler Kürtler LGBT’ler bugün bu gözdağını gördü buna karşılık sokaklarda meydanlarda mesajını en güçlü biçimde vermeye devam ediyor. Deniz’i katledenlerin o faşist düzen için yapmadıkları kötülük yok. Bu kötülüğü saldırıyla gerçekleştiriyorlar. Gözaltı işkence saldırıları yetmiyor bakıyorlar direnenler direnmeye devam ediyorlar çeşitli suçlar işlemeye devam ediyorlar. Katledilen her bir kadının direnişini sahiplenerek mücadele etmeye devam ediyoruz. Aliağa Şakran Cezaevi İnfaz Kurumunun önündeyiz bizim buraya mahkeme dememizi bekliyorlar. Ama biliyoruz buradan çıkacak adalet erkek adalettir. Biz kadınlar sokakta adalet arayacağımızı sokakta olmaya devam edeceğiz.”
PİRHA-Partisinin haftalık Meclis grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “ Maraş kıyımının üzerinden tam 44 yıl geçti. Maraş Katliamı da Alevi toplumu başta olmak üzere toplumsal hafızamızda ve kamuoyu vicdanında kanayan açık bir yara olmayı sürdürüyor. Çünkü bu konuda bir yüzleşme olmadı. Çünkü katillerden bu katliamı organize edenlerden, sorumlulardan hesap sorulmadı. Katliamı gerçekleştirenler ve planlayanlar karanlıkta tutuldu” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sancar, 19 Aralık’ta “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında yapılan katliamda yaşamını yitiren 30 tutuklu ve Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anarak sözlerine başlarken, “Üzerinden neredeyse çeyrek asır geçti, sorumlular cezasız bırakıldı. Çünkü cezasızlık bir devlet politikası ve yönetim şekli olarak uygulanıyor. 19 Aralık Katliamı da diğer katliamlar gibi kanayan açık bir yara olarak duruyor. Onarıcı bir adalet ve bir yüzleşme gerçekleşmeden bu yara kapanmaz, tıpkı diğer bütün yaralar gibi. Bunun için öncelikli hakikatlerin açığa çıkması ve gerçek bir yüzleşmeye ihtiyacımız var. Ortak geleceği demokratik temeller üzerinde kurabilmek için bunun hayati önemi bulunuyor. Bunun gibi sayısız kanayan yaranın temelini oluşturan ihlaller, kıyımlar, katliamlar açığa çıkarılmadan; gerçek bir yüzleşme olmadan ortak bir yaşamı barış ve demokrasi üzerine kurmanın mümkün olmadığın hatırlatalım. Bizlerin de yüzleşme ve adalet çağrısı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi bir kez daha vurgulayalım” ifadelerini kullandı.
“KATLİAMLARLA YÜZLEŞMEDEN DEMOKRATİK BİR ÜLKEYE ULAŞMAK MÜMKÜN OLMAYACAKTIR”
Maraş Katliamı’nın karanlık tarihin olduğunu dile getiren Sancar şunları söyledi:
“Resmi olmayan kayıtlara yüzlerce Alevi canın katledildiği Maraş kıyımının üzerinden tam 44 yıl geçti. Maraş Katliamı da Alevi toplumu başta olmak üzere toplumsal hafızamızda ve kamuoyu vicdanında kanayan açık bir yara olmayı sürdürüyor. Çünkü bu konuda bir yüzleşme olmadı. Çünkü katillerden bu katliamı organize edenlerden, sorumlulardan hesap sorulmadı. Katliamı gerçekleştirenler ve planlayanlar karanlıkta tutuldu.
Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinden özür dilenmediğini, yüzleşme olmaması nedeniyle başka katliamlar yaşandı. Çorum gibi, Sivas gibi, Gazi gibi. Bu karanlık döngü bugün de Alevi toplumuna karşı nefret, mezhepçi, ayrımcı temelde yönelimlerle devam ediyor. Tarihe kara leke olarak geçen bu katliamlarla yüzleşmeden hesaplaşma, adaleti tesis etme, demokratik bir ülkeye ulaşmak mümkün olmayacaktır.
Bir hakikat ve adalet komisyonu oluşturmak bu kadar zor mu? Evet, bazıları için zor. Çünkü hakikat ortaya çıktığında bu karanlık döngünün gerçek failleri ve sebepleri de öğrenilecektir. Bu yöntemleri bir iktidar tekniği olarak kullanmayı sürdüren çevrelere faturası elbette hafif olmayacaktır. O nedenle gelen her iktidar yüzleşmeden adalet talebinden fersah fersah kaçtı. Ama bizler ve demokratik güçleri bu çalışmaları sürdürme borcu altındayız. Bu hem geçmişte yitirdiğimiz ve büyük acılar çeken canlara borcumuzdur, hem de demokratik geleceği arzulayan bütün insanlara karşı sorumluluğumuzdur. Asla vazgeçmeyeceğiz bu çabadan ve asla karanlıkları geleceğe taşıma planlarına izin vermeyeceğiz.”
“ÖRGÜTLÜ KÖTÜLÜK DÜZENİ İÇERİSİNDE YAŞIYORUZ”
Sancar, İstanbul’da Adalet Nöbeti eyleminde HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ferhat Encü’ye polisin tokatlı saldırısı, ailelere ve HDP Gençlik Meclisi üyelerine yönelik işkence uygulamalarına değinerek şöyle konuştu:
“Bir örgütlü kötülük düzeni içinde yaşıyoruz. Yeni rejim inşası otoriter temelde, çeşitli hamlelerle devam ediyor. Rejim inşasının en önemli parçası demokratik siyasete sürekli saldırmak ve tasfiye planlarını devamlı işletmektir. Pazar günü İstanbul’da yaşananları hepimiz biliyoruz. Bizim İstanbul İl Eşbaşkanımız ve Şırnak eski Milletvekilimiz Ferhat Encü’ye tokatla saldırıldı. Hasta mahpusların ailelerinin Adalet Nöbetine, annelere saldırıldı, onlarla dayanışma içinde orada olan gençlere saldırıldı. Bütün bu saldırıların amacını biliyoruz. Bu iktidar şiddet ve savaş politikalarıyla, gerilim ve nefret politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Önünde en büyük engel gördüğü demokratik mücadele kararlılığına da en sert şekilde saldırmayı ayakta kalmanın bir çaresi ve yolu olarak görüyor. HDP ve birlikte hareket ettiği demokrasi çevreleri bu konuda önlerinde en büyük engel olarak duruyor. HDP’den korkuyorlar o nedenle. HDP’nin bu rejim inşasını durduracağını biliyorlar. HDP’nin bu iktidara kaybetme gücünün farkındadırlar. O nedenle saldırılar pervasızlaşıyor ve sürekli yeni boyutlar kazanarak devam ediyor.
Bizler pazar günü yaşanan saldırıyı protesto etmek ve buna dair bir açıklama yapmak için İstanbul Kadıköy ilçe binamızın önünde bir araya gelmeyi kararlaştırmıştık. Eş Genel Başkanlar olarak ben ve Pervin Buldan, milletvekillerimiz, bileşen partilerimiz, ittifak güçlerimiz ve demokrasi çevrelerinin temsilcileri orada buluşacaktık. Oraya gitmeye kalktığımızda gördük ki, bütün yollar abluka altında. Bütün yollar kesilmiş. Binlerce polis yığılmış. Panzerler, çeşitli polis araçları orada gerçek bir abluka yaratmış. Bu abluka, bu düzenin bizatihi sembolüdür.
Topluma abluka; siyasete, adalete, hakikate abluka. Bu ablukalarla ayakta kalabileceğini düşünüyor ama yanılıyor. Öyle bir pervasızlık vardı ki, Türkiye’nin 3’üncü büyük partisinin bir Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ilçe binamızın içinde ablukada tutuldu, dışarı çıkmasına izin verilmedi. Ben ve yönetici arkadaşlarımız ilçe binamıza birkaç metre kala ağır bir polis ablukasına maruz kaldık. Birimiz kendi ilçe binasından dışarı çıkamıyor, birimiz kendi ilçe binasına giremiyor. Bu tabloyu bir sürü sıfatla anlatabilirsiniz, ama dün de söyledim yine söyleyeceğim: Abidin Dino’ya sorsanız, ‘Sen korkunun resmini yapabilir misin Abidin?’ diye, Nazım Hikmet sormuştu biliyorsunuz, bu tabloyu korkunun tablosu olarak hemen çizerdi.”
“YÜRÜYÜŞÜMÜZ BÜTÜN SALDIRILARA KARŞI BÜYÜYEREK DEVAM EDİYOR”
İktidarın HDP’nin kararlılığından korktuğunu belirten Sancar, “Demokratik siyasette ısrarımızın yarattığı büyük güçten korkuyor. Bu rejimin inşasını durduracak olma irademizden korkuyor. Geleceği demokrasi, adalet ve barış üzerine kurma kararlılığımızdan, ısrarımızdan korkuyor. Yürüyüşümüz bütün saldırılara karşı büyüyerek devam ediyor. Bu da iktidara her alanda korku salıyor. Korku ile sesimizi kısabileceklerini sanıyorlar ama yanılıyorlar. Her şeyi denediler, her yolu denemeye devam ediyorlar, ama sesimizi kısamıyorlar. Tecritlerle, ablukalarla halklarımızla buluşmamızı engelleyeceklerini sanıyorlar ama büyük yanılıyorlar. Halklarla buluşmamızı ve halkların ortak mücadelesini demokratik geleceğin inşasında temel güç haline getirmemizi hiçbir şekilde engelleyemeyecekler. Bunu dün Kadıköy’de bir daha gördüler.
Dün altını çizdiğim bir noktayı bir daha hatırlatayım. İstanbul’u bu yeni rejim inşasında bir üs haline getirmeye çalışıyorlar. İstanbul Türkiye’nin en büyük şehri. Seçilmiş belediye başkanına yargıyı kullanarak ceza veriyorlar, daha önce sayısız örneğini üzerimizde denedikleri politikayı şimdi İstanbul’a taşıyorlar. İstanbul’daki bu tasfiye operasyonunun amacı da belli. Bizler üzerinde denedikleri ve pişirdiklerine inandıkları politikaları bütün Türkiye’ye yayıyorlar. Yeni bir vesayet sistemi ve otoriter rejim inşasını sona götürmek istiyorlar. Yani bu şekilde amaçlarına ulaşacaklarını düşünüyorlar. Biz de diyoruz ki, bunun engellemenin yolu bu iktidarın yeni rejim inşasını durdurmanın yolu, en geniş demokratik ortak mücadeleden geçiyor. İstanbul’u faşizmin üssü yaptırmayacağız. Bunun yolu İstanbul’dan Roboski’ye dalga dalga ortak mücadele ve dayanışma hattını oluşturmaktan geçiyor. İstanbul ve Roboski buluşacak ve bu rejimi de bu iktidarı da durduracak; bu iktidarı da gönderecek. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Yeter ki hepimiz sorumluluklarımızı yerine getirelim. HDP olarak bedeller ödüyoruz ama bu hedeften ve amaçtan vazgeçmiyoruz.”
“SAVAŞ POLİTİKALARININ ÖNEMLİ BİR UNSURUNU İMRALI’DA Kİ TECRİT OLUŞTURUYOR”
İktidarın savaş politikalarıyla, nefret ve ayrıştırma yöntemleriyle varlığını sürdürmek istediğini vurgulayan Sancar, “Bu iktidarın ortak paydası tam da bu politikalardır. İktidarı oluşturan güçler savaş, şiddet ve nefret sütunları üzerine kurdular bu ortaklığı. Bunun adını koymak gerekiyor. Bu sütunların harcını da Kürt düşmanlığı ile örüyorlar. Hep söylüyoruz, Kürt karşıtı bütün politikalara, Kürt düşmanlığı üzerine kurulan bütün iktidarlar kaybetti; bu iktidar da kaybedecek. O nedenle nafile, uğraşmaları boşuna. Kazanamayacaklar; karşılarında mücadele birikimi ve kararlılığı defalarca sınanmış, her seferinde de bu sınavdan yüzünün akıyla çıkmış Kürt halkının direnci var, Kürt halkının Türkiye’deki bütün halklarla ortak mücadele kararı var. Bu nedenle kazanamayacaklar, bu nedenle kaybedecekler.
Bu savaş politikalarının önemli bir unsurunu da İmralı’daki tecrit oluşturuyor. İmralı’da Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır ve mutlak tecrit, Kürt sorununda çözümsüzlük ve savaş politikaları ile doğrudan bağlantılıdır. Bizler bunu her fırsatta dile getiriyoruz. Fakat bazı çevreler sanki tecrit sadece bir kesimin meselesiymiş gibi, bir şahıs meselesiymiş gibi sunmaya çalışıyorlar. Oysa biz diyoruz ki tecrit Türkiye’de ve bölgede siyasal gelişmelerle doğrudan bağlantılıdır. Kürt sorununda izlenen politikalarla doğrudan bağlantılıdır. O nedenle sadece bizlerin ve sadece Kürt halkının meselesi olarak görmek yanılgıdır. Türkiye’nin meselesidir. Bunu herkesin açıkça görmesi gerekiyor. İktidar istediği zaman İmralı üzerinden çeşitli tevatürlerle manipülasyonlar yaratmaya çalışıyor. Bunlar üzerinden çevrelere spekülasyon malzemesi veriyor, maalesef kendilerini iktidar karşıtı olarak tanımlayan bu çevrelerin bir kısmı bu tuzağa düşüp spekülasyonları bir şekilde köpürtüyorlar. Oysa ortada ağır bir hukuksuzluk var. Bu hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk açısından böyledir. Bunu öncelikle kabul etmek gerekiyor.”
“YENİ YIL, YENİ BİR YAŞAMIN BAŞLANGICI OLACAK”
Adalet mücadelesinin her alanda sürdüğünü dile getiren Sancar, “Adalet olmadan hiçbir şey olmaz. İnsanca bir yaşam, bütün canlıların kendileri olarak var olabilecekleri, haklara sahip olarak yaşayabilecekleri bir düzen kurulamaz. Oysa bu iktidar tam da adaletsizlikle var oluyor ve varlığını adaletsizlikle sürdürmeyi hesaplıyor. Şenyaşar ailesinin adalet mücadelesi bir yanda, hasta mahpus ailelerinin Adalet Nöbetleri bir yanda; mahkeme salonlarından arkadaşlarımızın, Gezi yoldaşlarımızın diğer bütün siyasi rehinelerin adalet mücadelesi ortada. İşte bu adalet mücadelesini aynı denize akan nehirler gibi görmeliyiz. Bu nehirlerin yönünü ortak denize çevirebilmeliyiz. Bunu başarırsak, başarmamak için bir sebep yok, o zaman inanın 2023 yılı aydınlık bir yıl olacak. İnanın bu düzen o zaman değişecek; inanın yeni yıl, yeni bir ülke ve yeni bir yaşamın başlangıcı olacak.
“ÇÖZÜM BİZİZ, MUTLAKA KAZANACAĞIZ”
2021 Eylül’ünde açıkladıkları tutum belgesini hatırlatan Sancar, “Köklü bir barışı, güçlü bir demokrasiyi, yerel demokrasinin inşasını, hayatın her alanında kadın erkek eşitliğini, emekçilerin sosyal haklarının sağlanmasını, güvenceli çalışma ve yaşam şartlarını, ekolojik bir Türkiye ve dünyayı, bütün ezilen kimlikleri özgürleşmesini sağlayacak halkçı, demokratik bir yönetimin inşasını hedefledik ve bu hedefimize yürüyüşte 2022 yılı bizler için başarı yılı olmuştur. Eksiklerimiz var, yapmamız gereken daha çok şey var, bunların da farkındayız. Halklarımızın verdiği destek bizleri rehavete sürüklemiyor, tam tersine sorumluluğumuzu daha da büyütüyor. Onların bu iradesine, halklarımızın desteğine layık olmak bu ülkedeki bütün ezilenlerin, sömürülenlerin umudu olmayı hak etmek için daha çok çalışacağız. 2023 yılı mücadeleyi en üst noktaya çıkaracağımız yıl olacak. Final yılını geçtik, şimdi sonuç yılına geçtik. 2023 sonuç alma yılı olacak.
2023 yılı aynı zamanda cumhuriyetin yüzüncü yılını geride bırakacağımız bir yıl. Bu cumhuriyeti demokrasi ile buluşturacak programı da, örgütlülüğü de mücadeleyi de her gün anlattık. Bugün de kısa bir özetini yaptım. 2023 yılının demokratik cumhuriyeti inşa yılı olmasını sağlamak hepimizin ortak görevidir. Bu ortak görev üzerinden ortak hedefe yürüyüşü en güçlü hale getirme sorumluluğu altındayız. Hepimiz hep birlikte bunu başarırsak eşit yurttaşlığı, yerel demokrasiyi, özgürlüğü, adaleti içeren demokratik cumhuriyete giden yolu mutlaka açmış olacağız, mutlaka açacağız. Bundan şüphe duymayın. Kendimize güvenelim, halklarımıza güvenelim ve bu mücadelenin sonuç alacağına hepimiz inanalım.
Korku, bu iktidarın içine düştüğü bir kör kuyu gibi. Korku aynı zamanda panik, saldırganlık, daha fazla yıkımı da beraberinde getiriyor. İktidarı, bunları derinleştirecek yollara sürüklüyor. Korkmakta haksız değiller. Nazım Hikmet’in dörtlüğünü okumuştum dün. Burada bir kez daha tekrar etmek istiyorum. Hiçbir korkuya benzemez halkını satanların korkusu. Evet onlar o nedenle korkuyorlar. Hiçbir cesarete benzemez halkına yaslanan insanların cesareti. İşte HDP, işte demokrasi mücadelesi budur. Çözüm biziz. Yolumuz açıktır. Mutlaka kazanacağız. Hak yardımcımız, hızır yoldaşımız olsun.”
Partilerini suçlayanların aynaya bakmasını isteyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Halktan destek almak konusunda ne doğru dürüst vaatleri ne de oyları olanlar, çıkıp ahkam kesiyorlar” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM), yeni dönem politikalarını belirlemek için partinin genel merkezinde toplandı. Eş Genel Başkan Mithat Sancar, Parti Meclisi toplantısının açılışında siyasetteki gelişmeleri değerlendirdi.
HDP üzerinden yapılan tartışmalarla konuşmasına başlayan Sancar, “İktidarın nefret ve ayrıştırıcı üslubunun bu ülkede yarattığı tahribatlar, halklarımızın gözleri önündedir. İkincisi HDP ile ilgili suçlayıcı ve dışlayıcı söz söylemek isteyen parti, şahıs ve kurumlar, özellikle partiler, HDP ile ilgili suçlayıcı söz söylemeden aynaya baksınlar. Aynaya iyice baksınlar, görecekleri tablodan sonra sözlerini kursunlar. Üçüncüsü halka ve halkın desteğine, algısına ve beklentisine baksınlar. HDP halkın desteği ile yürüyüşünü büyütmeye devam ediyor. Her alanda zulme ve zorbalığa uğramasına rağmen, her türlü kuşatma altında olmasına rağmen yolundan bir milim sapmıyor. Biz buralara kolay gelmedik, büyük bedeller ödeyerek geldik. Biz buralara ikbal sevdasıyla gelmedik, kişisel ve partisel çıkar hesaplarımızla gelmedik, biz buralara büyük bedeller ödeyerek kararlı bir mücadele ile geldik. Bugün bütün olumsuz şartlara rağmen halkların umudu olmaya devam ediyorsak, sebebi halkın gönlünde kurduğumuz müstesna yerdir” dedi.
“DOĞRU BİLDİĞİMİZ YOLDAN AYRILMAYACAĞIZ”
“Halktan destek almak konusunda ne bir doğru dürüst vaatleri ne de oyları olanlar çıkıp ahkam kesiyorlar” diyen Sancar, eleştirilerini şöyle sıraladı:
“Bütün bunlara rağmen yolumuzdan şaşmayacağız, vazgeçmeyeceğiz. Doğru bildiğimiz yoldan yürümeye kararlılıkla devam edeceğiz. Ne iktidarın provokasyon ve operasyonları ne de başkalarını tahrikleri bizleri bu yoldan alıkoyabilir. Yolumuz bu ülkeye demokrasinin kapılarını açmaktır, Kürt sorununa siyasal çözümün zemini yaratmaktır. Bu ülkede yaşayan herkesin onurlu ve eşit bir yaşam sürmesini sağlayacak geleceği inşa etmektir. Bu yolumuza nasıl gideceğimizi en erken ilan eden parti biziz. Farkındayız, seçimler tartışılıyor, HDP’nin konumu herkesin gündeminde. Çünkü inançlı ve kararlı yürüyüş, güçlü bir halk desteği yaratıyor. Bu seçimlerin ne kadar önemli olduğunu herkes biliyor.”
“EYLÜL’DE AÇIKLADIĞIMIZ TUTUMUZ DEVAM EDİYOR”
Seçimlerle ilgili tutumlarını bir buçuk yıl önce açıkladıklarını anımsatan Sancar, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: “Bunun ötesinde yapılan her açıklama spekülasyondur, kurmacadır, aldatmacadır. HDP’nin bu çizgisinden vazgeçmesi de şu an bugünkü şartlar altında söz konusu değildir. Bizler çağrı yaptık. Önce büyük bir demokrasi ittifakı kuralım dedik. Bu demokrasi ittifakını ilmek ilmek örüyoruz, büyüyerek inşa oluyor demokrasi ittifakı. Emek ve Özgürlük İttifakı bunun en somut ve önemli sonucudur. Amacımız halkları seçeneksiz, bu toplumu alternatifsiz yaratma arayışlarını boşa çıkarmaktır. Bu ülkenin halkları yaşanan yıkım, çöküş, savaş, yalan, talan ve kan düzenine mahkum değildir. Çünkü HDP var, HDP ile birlikte Emek ve Özgürlük İttifakının yürüyüşü var, çünkü bu yürüyüşün hedeflediği büyük demokrasi ittifakının güneşi parlamaktadır. O nedenle bir seçenek var, umut var, hem de güçlü bir alternatif, çok sağlam bir umut var. Biz çizgimizden ve geçen Eylül deklarasyondan ilan ettiğimiz politikamızdan ne operasyonlar baskılar ne de tahrikler nedeniyle vazgeçecek değiliz.
“ÇAĞRIMIZ TÜRKİYE HALKLARINA”
Çağrılarımız sanılıyor ki siyasi partilerin merkezlerinedir. Elbette bütün muhalefet partilerine çağrılar yapıyoruz. Bu çağrıların amacı gelin bize destek olun olarak anlaşılıyorsa, bu aymazlıktır. Tam tersine Türkiye halklarına gelin, yol açılım amacını taşımaktır. Çağrımızın esas adresi, Türkiye halklarının vicdanı, aklı ve ahlakıdır. Tertemiz bir geçmişe ve bütünüyle kararlı bir demokrasi mücadelesine kendini adamış bir partinin başkalarının boş sözleriyle herhangi bir şekilde yalpalayacağını sananlar büyük yanılıyorlar.
“KİM KÜRT HALKINI YOK SAYARSA…”
Diyoruz ki önümüzdeki seçimde yalan talan ve kan düzenini değiştirelim. Bunun için de cumhurbaşkanlığı seçimi bakımından açık diyalog doğrudan müzakere çağrımızı defalarca yaptık, yineliyoruz. Fakat altını bir kez da çiziyoruz. Bu çağrımızın muhatabı esası olarak Türkiye halklarıdır, toplumun tamamıdır. En başta bu toplumun ezilenlerin, dışlananları, yok sayılanları, sömürülenledir. Biliyoruz ki halklar bu sesi duyuyor. Türkiye toplumlu bu kararlı ve inançlı mücadelenin kendisini aydınlığa çıkaracağını görüyor. Kim ki bunun dışında bir yol izlerse, HDP’yi kurduğu demokrasi ittifakını, bu ittifakın motor gücü olan Kürt halkını yok saymaya dışlamaya ve aşağılamaya yeltenirse Türkiye halklarının vicdanında büyük bir mahkumiyete maruz kalacaktır.
Bizler bu iktidarı değiştirmek istiyoruz. Bunun için sorumlulukla hareket ediyoruz. Gücümüzün farkındayız. Seçimlerde kilit parti olduğumuzu da biliyoruz. Esas düsturumuz sorumluluk bilincidir. Biz halk desteğinin farkındayız. Herkes bilsin ki sorumluluğumuzun bilincindeyiz.
“ALİ RIZA AMCANIN ELİNDEKİ TORBA HAFIZALARDAN SİLİNMEYECEK”
Bu iktidar bir zulüm düzenini, en köklü ve yaygın bir şekilde kurmak için elinden geleni yapıyor. Ülkeyi soyuyor, çetelere teslim ediyor. Devlet artık -yıllar önce Çetin Altan söylediği için yargılanmıştı- bir çeteler ittifakına dönüşmüş durumdadır, bunun sebebi savaş politikalarıdır. Hem Kürtlere karşı uygulanan şiddet yöntemleri hem Kürt sorununda yaklaşımda güvenlikçi politikalar hem de bölgeye yayılmak istenen işgal ve operasyon planlardır. Tüm bunlar, çeteleşmenin ve ekonomik çöküşün de en temel sebebidir. Bunlara karşı kararlılıkla, cesaretle, açık sözlülükle karşı çıkmadıkça ne bu iktidarı durdurmak ne de bu rejimi değiştirmek kolaydır. Gerçekten iktidarı değiştirmek istiyorsak, bu rejimi değiştirmek istiyorsak önce buraya bakacağız. Ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı, yalandan, savaştan, beslenen iktidarın en temel sütunlarına karşı dürüst ve samimi bir duruş sergilemeyen hiç kimsenin bu ülkenin halklarına aydınlık vaat etmesi mümkün değildir. Bu iktidar zulmü zirveye çıkarmıştı. Ali Rıza amcanın elindeki torba bu ülkenin hafızasından silinmeyecektir. En başta Kürtler çocuklarının kemiklerini bir torbada teslim eden bu iktidarı affetmeyecektir! Biz bu ülkeyi mezarsız ölüler cehennemi olmaktan çıkarmak istiyoruz. Ölümler son bulsun istiyoruz, yaşamın gereklilikleri hakim olsun istiyoruz. Bu iktidar zulmü her türlü kötülükle donatarak yürütmeye kararlı görünüyor. Bu şekilde Kürt halkını sindirebileceğini, boyun eğdirebileceğini düşünüyor.
“HDP HİÇBİR ZORBALIĞA DİZ ÇÖKMEZ”
Semra Güzel yoldaşımızın maruz kaldığı muamele. Herkes biliyor, dokunulmazlığı, hukuksuzca, haksızca kaldırıldı. Oylamada da evet diyenler de sessiz diyenler de biliyor. Güzel’e kurulan kumpas ve ardından yapılanlar, bu iktidarın Kürt düşmanlığının en tipik politikalarıdır. Semra Güzel’in duruşu da Kürt halkının ve Kürt halkıyla mücadeleyi büyüten emekçilerin, kadınların, gençlerin, duruşunu en güzel şekilde ortaya koydu. Nasıl İdris Baluken’in boyunu eğdirmeye çalışanlar sert bir tepkiyle karşılaştılarsa aynı muameleyi Semra Güzel’e yapmak isteyenler de aynı cevabı aldı. Özet şudur: HDP asla boyun eğmez. HDP hiçbir zorbalığa karşı diz çökmez. Bizi biz yapan en temel değerlerimiz de tam budur. Bizler bakanlık, mevki peşinde koşacak insanlar değiliz. Burada siyaset yapmak ateşten gömlek giymektir. Bu gömleği halkların aydınlık geleceği için giyiyoruz ve bu kararlılıkla da yolumuza devam edeceğiz.
“ALTERNATİFİ BÜYÜTME SORUMLULUĞUMUZ VAR”
Biz bu ittifakı, ezilenler ve sömürülenler, yok sayılan çevrelere yaymakta kararlıyız. Tekrar söylüyorum sevgili halkımız, sadece seçmenimiz, bize sempati duyanlara değil, bu toplumda biraz demokrasi isteği, azıcık adalet duygusu, yine tahrip olmamış, vicdan parçaları taşıyan yurttaşlarımıza sesleniyorum. Çözüm var, çözüm biziz. Çünkü çoğulculuğu, eşit yurttaşlığı, demokratik cumhuriyeti savunan başka da parti, çizgi yok. Bu ülkenin bütün insanların onurlu ve eşit yaşam vaat eden başka da bir alternatif yok. Biz bu alternatifi büyütme sorumluluğu altındayız. Hayata geçirme sorumluluğu altındayız. Parti Meclisimiz bugün bunları ayrıntılı olarak konuşacak ve yol haritasını biraz daha somutlaştıracaktır.
“ZULME KÖTÜLÜK EKLİYOR”
Zulüm diyoruz, zulmün sonu yok. Zulüm tek başına uygulanmakla kalmıyor, bu iktidar zulümle de yetinmiyor. Zulme kötülük ekliyor. Zulüm tek başına faşizmin ayırt edici özelliği değildir. Kendisine faşist diyemeyeceğimiz rejimlerde de zulüm vardır. Faşizmin alametifarika zulme kötülük eklemektir. Her zulme bir de kötülük ekleyen zihniyet bu ülkede faşizmden başka hiçbir şey getirmez. Biz zulme ve zorbalığa karşı çıktığımız için kötülüğü de ortadan kaldıracak bir mücadele yürütüyoruz. Bu mücadelede iyiliğin, vicdanın adaletin ve özgürlüğün kazanacağından da şüphe duymuyoruz. Cezaevlerinde yapılanlar sadece zulüm değildir. Kötülüktür. Kötülüğün en kötüsüdür. Hasta tutuklu ve hükümlülere yapılanlar hiçbir ilkeye ve değere inanca sığmaz. Tıpkı Ali Rıza amcanın elinde çocuklarının kemikleri olan torbasıyla kamuoyuna ve tarihe yansıyan görüntüleri. Tıpkı Tuğluk arkadaşımıza yapılanlar gibi. Tıpkı bu ülkeye bir rejim olarak giydirilen tecrit gibi. Bunlar hem siyasal hem ahlaki hem de vicdani meselelerdir. O nedenle çağrılarımıza bütün halklarımızın dikkatle kulak vermesi ve önyargısız değerlendirmesi talebimiz var.
“YENİ BİR BAŞLANGIÇ, İNŞA İSTİYORUZ”
Eksiklerimiz var, her şeyi istediğimiz gibi yapmakta değiliz. Eksikleri tamamlanacak canla başla çalışılıyoruz. Eleştiriler başımız gözümüz üstüne ama düşmanlığa prim vermeyiz. Zulme karşı boyun eğmeyiz. Bu karalı yürüyüş ve inançlı duruş sayesinde halkların sayısal ve siyasal alternatifi haline gelmiş durumdayız. Buna bize karşı olan olmayan herkes görüyor. Biz aynı zamanda sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Biz yeni bir başlangıç ve yeniden inşa istiyoruz. Bu ülkeye demokrasinin yolunu açacak her türlü çalışmanın yürütülmesi için elimizden geleni yapmaya söz veriyoruz.
“MUTLAKA KAZANACAĞIZ”
Biz Kürt sorununda siyasi çözümün, inançlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmanın, eşit yurttaşlığın ve demokratik cumhuriyetin yolunda yürüyoruz. Bu yürüyüş bizleri bu hedeflerimize ulaştıracaktır. Hepimiz bu inanç ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz, büyüyeceğiz. Emek ve Özgürlük İttifakı bu ülkenin ne güçlü alternatif haline getireceğiz. Demokrasi ittifakını Türkiye’nin çözüm adresi olarak inşa edeceğiz. Şüpheniz olmasın kazanacağız. Mutlaka kazanacağız.”
PİRHA-HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, zorunlu din derslerinin sadece Alevilerin sorunu olmadığının altını çizerek, “Herhangi bir inanca yönelik baskı Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerinin sorunudur. Zira bu sorun esasen demokrasi, özgürlük ve eşitlik sorununun ayrılmaz bir parçasıdır” dedi. Sancar zorunlu din dersi uygulamasının iktidarın tekçi ve baskıcı zihniyetinin açık bir yansıması olduğunu, Alevi inancının asimilasyonunda uygulanan bir yöntem olarak devreye sokulduğunu kaydetti.
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, zorunlu din dersleri, cemevlerine gelen yüksek elektrik faturaları, cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması, ittifaklarda Alevilerin yeri ve HDP milletvekillerine yönelik saldırılara dair PİRHA’ya konuştu.
“HERHANGİ BİR İNANCA YÖNELİK BASKI TÜRKİYE’DEKİ TÜM DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN SORUNUDUR”
PİRHA: Alevilerin yıllardır mücadele ettiği zorunlu din derslerine ilişkin ne söylemek istersiniz?
MİTHAT SANCAR: Türkiye’de Alevi inancına yönelik çok ciddi kısıtlamalar ve baskılar olduğunu biliyoruz. Alevilerin inancının tanınması talebi de yıllardır bir mücadelenin konusudur. Özellikle 12 Eylül’den sonra sistematik hale gelen bazı uygulamalar var. Bunların başında da zorunlu din dersleri geliyor. Zorunlu din derslerinin hangi amaçla ve içerikle verileceği konusu da uzunca bir dönem tartışıldı. Bu uygulama önce Türkiye mahkemelerine, daha sonra AİHM’ye taşındı. AİHM din derslerinin zorunlu olmasının Sözleşme’nin (AİHS) eğitim hakkını düzenleyen ek protokolünü ihlal ettiğine, ailelerin dini ve felsefi inançlarını açıklamak zorunda bırakılmadıkları bir muafiyet sisteminin hayata geçirilmesine hükmetti. İktidar, bu hukuk dışı uygulamaya son vermek şöyle dursun, aksine, bunu yaygınlaştırmak istiyor. Fakat olması gereken, din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılarak seçmeli hale getirilmesidir. Dünyanın bir çok ülkesinde de bu dersler seçmeli ders statüsündedir, çünkü demokratik bir hukuk devleti, tüm inançlara eşit yaklaşmakla mükelleftir. Aleviler çok uzun yıllardır bu ülkede yok sayıldıklarını, kendi inançlarına yönelik ciddi bir baskı uygulandığını ve bunun kabul edilemez olduğunu söylüyor. Bu uğurda mücadele veriyor. Biz de Alevilerin haklı mücadelesini ve taleplerini sonuna kadar destekliyoruz. Bizim en temel ilkelerimizden biri inanç özgürlüğü ve inançların eşitliğidir. Zorunlu din dersi uygulaması iktidarın tekçi ve baskıcı zihniyetinin açık bir yansımasıdır; Alevi inancının asimilasyonunda uygulanan bir yöntem olarak devreye sokulmuştur.
-Zorunlu din dersleri yalnızca Alevilerin sorunu mu?
Bu elbette sadece Alevilerin sorunu olamaz, herhangi bir inanca yönelik baskı Türkiye’deki tüm demokrasi güçlerinin sorunudur. Zira bu sorun esasen demokrasi, özgürlük ve eşitlik sorununun ayrılmaz bir parçasıdır. Nasıl ki HDP’ye yönelik baskılar sadece HDP’yi değil Türkiye’de demokrasiyi bir bütün olarak hedefine alıyorsa, bir inanca yönelik haksızlık, ayrımcılık, adaletsizlik sadece o inanç grubunu değil tüm inanç gruplarını ilgilendiren “inanç özgürlüğü”nü hedef alıyor. Bu bir zihniyet ve bu zihniyete dayalı sistem sorunudur. Bugün Alevilere yönelik ayrımcı uygulamalar, başka inançlara karşı da yürütülüyor. O yüzden bunun sadece Alevilerin meselesi gibi görülmesi büyük bir yanlış olur; bu mesele Türkiye’de demokrasi, özgürlük ve eşitlik meselesidir. O nedenle de söz konusu taleplere bütün kesimlerin sahip çıkması gerekiyor. Meseleyi sadece Alevilerin itirazı olarak görmek hem büyük bir haksızlıktır hem de ciddi bir yanılgı oluşturur. Bu yaklaşımın en önemli sorunu her kesimin taleplerini sadece kendi kitlesiyle sınırlı tutmasıdır ki bu ciddi bir tuzaktır. Bizim yapmamız gereken bütün ezilenlerin, mağdurların ve ötekileştirilenlerin birlikte mücadelesini hak, özgürlük ve eşitlik temelinde yürütmek ve sahiplenmektir.
“CEMEVLERİNİN İBADETHANE OLARAK TANINMAMASI ALEVİ İNANCINA YÖNELİK BİR AYRIMCILIKTIR”
-Cemevlerini ticarethane statüsünde gören bir iktidarla karşı karşıyayız. Son dönemde cemevlerine 30 bin, 50 bin lira gibi elektrik faturaları geliyor. Alevilerin cemevlerine ibadethane statüsü verilmesi talebine yönelik çalışmalarınız var mı?
Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması gerektiğini parti programımızda da konuşmalarımızda da ifade ediyoruz. Alevilerin talepleri bizim kendi taleplerimizdir. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınması talebi sadece Alevilerle sınırlı bir talep olarak görülmemelidir; bu talep inançların eşitliği ve özgürlüğü içerisinde değerlendirilmelidir. Cemevlerinin ibadethane olarak tanınmaması, Alevi inancına yönelik çok açık bir ayrımcılıktır. Bunun en somut yansımasını elektrik zamlarından sonra çarpıcı bir şekilde yaşıyoruz. Cemevlerine 30 bin, 40 bin hatta 70 bin liraya varan faturalar gönderiliyor. Bu faturaların ödenmemesi veya ödenememesi demek, cemevlerinin faaliyetlerini durdurması demektir.
Bunun anlamı, bir inancın ibadet kurumunun fiilen kapatılmasıdır. Bu, Alevi inancına yönelik bir zulümdür. O yüzden cemevlerinin bir an önce ibadethane olarak tanınması gerekiyor. Utanç verici olan bir diğer husus ise gelen elektrik faturalarında cemevlerinin ticarethane statüsünde değerlendirilmiş ve buna tarifelendirilmiş olmasıdır. Camiler, mescitler, kiliseler, sinagoglar birer ibadethane sayıldıkları için onlara elektrik faturası gelmiyor. Fakat cemevleri bir ev olarak bile kabul etmeyip ticarethane olarak değerlendirildiği için en yüksek tarifeden faturalandırılmış. Bu sadece parasal bir mesele değildir, bu inanca yönelik ağır bir ayrımcılık, büyük bir baskıdır. Bunun önüne geçmek için faturalarda yeni bir düzenleme yapmak yetmez, yapılması gereken cemevlerinin derhal ibadethane olarak tanınmasıdır.
“DEMOKRASİ İTTİFAKINI ORTAK MÜCADELE HATTI OLARAK İNŞA ETMEK İSTİYORUZ”
-İttifaklara ilişkin ne söylemek istersiniz? Alevi toplumunun 3. yoldaki yeri nedir? Nasıl bir mekanizmayla Alevi kurumlarıyla ilişkileniyorsunuz?
Biz, kongre kararımız doğrultusunda en geniş demokrasi ittifakını hedeflediğimizi belirtiyoruz. Bu demokrasi ittifakını öncelikle bir mücadele ortaklığı olarak tanımlıyoruz. Bu ortaklığı sadece seçimlere endeksli bir mesele olarak da görmüyoruz. Örneğin bu günlerde sömürüye ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı emekçilerin protestoları, direnişleri, iş bırakma eylemleri arttı. İttifakımızın en önemli parçalarından biri elbette emekçiler olacaktır. Temel hedeflerimizden biri emekçilerin haklarına kavuşması için yürütülen mücadeleye destek vermektir. Tıpkı emek mücadelesi gibi inançlara yönelik baskıları ve ayrımcılıkları da sözünü ettiğim ortak mücadelenin konusu olarak görüyoruz. Bu baskılar, hak gaspları ve ayrımcılıklar ancak ortak mücadele ile aşılabilir.
O yüzden biz demokrasi ittifakını ortak mücadele hattı olarak inşa etmek istiyoruz. Amacımız böyle bir ittifakın, mümkün olan en geniş kesimleri kapsamasıdır. Bunun için hem sol-sosyalist parti ve yapılar hem Kürdi partiler hem de inanç grupları için bir yol açma mücadelesi veriyoruz. Alevi dünyasıyla buluşmalar düzenliyoruz ama bu buluşmaları artırmak ve derinleştirmek istiyoruz. Bunu yaparken de Alevilerin örgütlendiği kurumlarla bire bir ilişki kurmayı amaçlıyoruz. Bunun yanı sıra kurumların da ötesinde Alevi toplumuyla doğrudan iletişim içinde ve sürekli diyalog halinde olmayı hedefliyoruz. Demokrasi ittifakı kurulacaksa Aleviler bunun en güçlü parçasından biri olmalı ve bu ittifakta tüm ağırlığıyla yer almalıdır. Kürtlerin demokrasi ittifakındaki yerleri ve önemi, Aleviler için de geçerlidir.
-HDP’ye yönelik baskı ve saldırılarla birlikte milletvekillerine de çeşitli saldırılar oluyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Partimize yönelik saldırıların çok kapsamlı olduğunu ve her alanda yürütüldüğünü söylüyoruz. Bu saldırılar milletvekillerimize de yöneliyor. Semra Güzel meselesine dair gerekli açıklamaları yaptık. Esas mesele bu fotoğrafların yıllarca tutulup şimdi servis edilmesidir. Bunun belli bir amacı olduğu ortadadır ve bize yönelik baskı kampanyasının bir parçası olarak kumpas biçiminde gündeme getirilmiştir. Elbette orada benimsemediğimiz fotoğraflar da var; HDP’nin silahla bir araya gelmesi bizim anlayışımıza uygun değildir. Ancak bu fotoğrafların ne zaman çekildiğini ve bunun altındaki gerçekliği yok saydığınızda asıl meseleyi kaçırırsınız. Bu fotoğraflar çözüm süreci döneminde çekilmişti ve o dönem Türkiye’de silahların susması için başlatılan çok önemli bir girişim mevcuttu. Devletin bizzat bilgisi dâhilinde ailelerin PKK mensubu çocukları veya yakınlarıyla buluşmaları için çadırlar kurulmuştu. On binlerce insan PKK’de yer alan yakınlarıyla bir araya geldi. Bunun şimdi gündeme getirilmesinin amacı PKK üzerinden HDP’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırmak ve demokratik siyaseti tasfiye etmektir. Her türlü yola başvurarak HDP’ye yönelik saldırıları sürdürmek ve bizi etkisiz hale getirmek istiyorlar ama bunu başaramayacaklar.
Çünkü biz yolumuzdan dönmeyeceğiz; bu yol eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi yoludur. Biz Türkiye’de silahların susması, büyük barışın kurulması, toplum kesimleri arasındaki düşmanlıkların sona erdirilmesi için mücadele ediyoruz. Büyük barıştan kastettiğim, öncelikle Kürt sorununda demokratik çözüm ve Kürt sorununda çatışmaların nihai olarak sona ermesidir. Ama bu kavram bunun ötesini hedefler. Büyük barış, Türkiye’deki toplum kesimlerinin eşit ve özgür yaşayabileceği ortak bir yaşamı inşa etme programıdır. Oya Ersoy arkadaşımız hakkında, yaptığı bir konuşma nedeniyle İslam’a hakaret ettiği iddia edilerek bir algı yaratıldı. Konuşmanın tümüne baktığınızda Oya Ersoy’un böyle bir niyeti olmadığı görülür. HDP’nin en önemli ilkeleri arasında inançlara eşitlik ve özgürlük yer alıyor, bunun vazgeçilmez şartı da her türlü inanca saygıdır. İnançlara saygı bizim bütün politikalarımızın temelindeki ilkelerin yansımasıdır. İnançlara baskı ve ayrımcılık yapan bir iktidarın HDP’ye bu açıdan saldırmasının inandırıcılığı yoktur. HDP’nin bu konudaki duruşu nettir. Dini, siyasi istismar aracı olarak kullanan bu iktidarın bize yönelik manipülasyon çabalarının sonuç vermesi mümkün değil.
PİRHA-HDP Dersim İl Örgütü’nün 4. Olağan Kongresi’ni, iktidarın, zihniyeti gibi ülkeyi de karanlığa mahkûm etmek istediğini söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Elektriğe yapılan zamlar bir avuç sermayedarı zengin etmeye devam ediyor ama bir yandan da inançları baskı altında tutmanın bir aracı olarak kullanılıyor. Cemevlerine neden fatura geliyor çünkü cemevleri ibadethane kabul edilmiyor” dedi.
HDP Dersim İl Örgütü’nün “Örgütlü bir yaşam için hep birlikte/Seba cuyêka rexîstinkerda pêro pîya” sloganıyla belediye konferans salonunda düzenlediği 4. Olağan Kongresi’ne yoğun katılım vardı.
Saygı duruşu ile başlayan kongrede divanın oluşturulmasını ardından divandan yapılan konuşma ile partinin tutuklu eski İl Eş Başkanı Ergin Doğru ve eski Belediye Eş Başkanları Mehmet Ali Bul, Nurhat Altun şahsında tutuklu tüm siyasetçilere selam gönderildi. Salonda o anlarda “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganı atıldı.
“DERSİM’DEKİ BASKILAR FARKLI COĞRAFYALARDA DA YÜRÜTÜLÜYOR”
Kongrede konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Dersim’de yaşanan baskıların Türkiye’de yaşanan sistemin bir modeli olduğunu belirterek, “Her açıdan kimliğe, doğaya, emeğe saldırıların kesintisiz devam ettiği bir şehir olan Dersim’deyiz. Dersim’deki bu baskıların kökü de eskidir, şimdi devam eden bu ülkedeki genel zihniyetin yansımasıdır. Doğaya saldırı var, Munzur kurutulmak isteniyor, Munzur Dağları tahrip ediliyor, inanç merkezleri özünden koparılıyor, fakat aynı baskılar bu ülkede başka coğrafyalarda da yürütülüyor. Munzur suyuna, dağlarına ve inanç merkezlerine yapılan saldırı bir kültüre, bir halka ve bir geleneğe yapılan saldırıdır ve bu saldırının temelinde bu geleneğe duyulan korku vardır. Bu gelenek halkların, inançların özgürlüğü ve eşitliği geleneğidir” dedi.
“SÖMÜRÜCÜ İKTİDAR DÜZENİNİ BİRLİKTE MÜCADELE EDEREK DURDURABİLİRİZ”
Sadece HDP’nin mücadelesiyle bu baskıları aşmak ve bu zulmü bitirmenin mümkün olamayacağını dile getiren Sancar, “Çünkü bugün burada Dersim’de Munzur’a saldıran Kaz Dağları’nı da talan ediyor. Her yerde kimliklere, doğaya, emeğe saldıran talancı, sömürücü bir iktidar düzenini ve bu düzeninin temelini oluşturan rejimi ancak hep birlikte mücadele edersek durdurabiliriz. O nedenle demokrasi ittifakı diye yola çıktık ve demokrasi ittifakının bütün ezilenlerin ortak mücadelesi olarak tanımladık ve bunu inşa etmek içinde elimizden gelen her türlü çalışmayı yürütmeye başladık. Demokrasi ittifakına ihtiyacımız var, fikir farklılıklarımız olacaktır ama hedefi ortak olarak belirlersek yan yana yürümekten bizi alıkoyacak hiçbir gerekçe olamaz. Bu ülkeye eşit yaşamı, demokrasiyi, özgürlüğü ve barışı mutlaka getireceğiz” diye belirtti.
“ELEKTRİĞE YAPILAN ZAMLAR İNANÇLARI BASKI ALTINA TUTMANIN ARACI OLARAK KULLANILIYOR”
Halkların, iktidarın insafsız politikalarıyla soğuğa ve karanlığa mahkûm edildiğini söyleyen Sancar, “İktidar zihniyeti gibi ülkeyi de karanlığa mahkûm etmek istiyor. Buna dur diyeceğiz ve bunu mutlaka başaracağız. Elektriğe yapılan zamlar bir avuç sermayedarı zengin etmeye devam ediyor ama bir yandan da inançları baskı altında tutmanın bir aracı olarak kullanılıyor. Garip Dede Dergâhına 30 bin TL elektrik faturası, Şahkulu Sultan Dergahı’na gelen fatura daha da yüksek, neden fatura geliyor, çünkü cemevleri ibadethane kabul edilmiyor. Eğer ibadethane olarak tanınsaydı bugün elektriği de suyu da halkın verdiği kaynaklarla karşılanır, tıpkı camilerin, kiliselerin, sinagogların ihtiyaçlarının bu şekilde karşılanması gibi, ama cemevleri ibadethane olarak tanınmadığı için bütün bu giderleri kendileri karşılamak zorunda. Elektrik faturaları bu kadar kabarık gelince bir de bakıyorsunuz faturanın altında başka bir gerçek yatıyor, cemevini ev olarak bile kabul etmiyorlar, ticarethane olarak görüyorlar. Bu Alevi inancına yönelik yürütülen ayrımcı politikaların en rezil örneklerinden biridir. Eğer bu faturalar ödenmezse ne olacak, cemevleri faaliyetlerine devam edemeyecek, bir inancın ibadet merkezleri faturaları ödeyemediği için faaliyetini durdurursa bunun adı ayrımcılıktır, inanca baskıdır, zulümdür. Bu sömürü sistemi bir yandan inançlar arasında ayrımcılık yaparken bir yandan da halkı karanlığa mahkûm ediyor. O yüzden inançlarımızın özgürlüğü, kimliklerimizin tanınması ve kimlik haklarımızın güvence altına alınması için yürütülen özgürlük mücadelesi ekmek mücadelesinden koparılamaz ayrı tutulamaz. Bu yüzden halklar ve inançlar için özgürlük, emeğin hakları için adalet, bütün ezilenler için hukuk ve demokrasi, ülkenin tamamı için barış mücadelesini birleştirmemiz gerekiyor. Her alanda bu birliği kurmak bizlerin görevidir, bu konuda kim sorumluluktan kaçarsa hem bugün, hem de gelecekte insanlara hesap vermek zorunda kalacaktır. Farklılıkları Değil, ortaklıkları öne çıkartmamız gerekiyor” dedi.
“ORTAK ADALET MÜCADELESİNİ MUTLAKA BAŞARMALIYIZ”
Adaletsizliğin diz boyu olduğunu ve bazılarını sürekli hatırlatmaları gerektiğini vurgulayan Sancar, “Anlatalım ki adalet arayışı sönmesin. Mesela Şenyaşar Ailesi’nin adalet nöbeti gibi, Gülistan Doku için adalet arayan Bedriye Ana’nın mücadelesini hatırlatmamız gerekiyor. Emine Ana’nın adalet nöbeti vicdanlarımıza yapılmış bir çağrıdır. Bedriye Ana’nın nöbeti vicdanlarına yönelmiş bir çağrıdır. Nerede Gülistan Doku? İki yıl oldu nasıl bulamıyorsunuz? Buradaki amaç nedir? Yoksa bu ülkeye korku salmanın bir yöntemi olarak mı kullanıyorsunuz kayıpları ve kayıpların bulunmamasını? Adaletsizlik kime yapılırsa yapılsın hep birlikte karşı çıkılmadığı takdirde yaygınlaşır. Bedriye Ana’nın adalet arayışı, Cumartesi Anneleri’nin adalet arayışının bir parçasıdır. Emine Ana’nın adalet arayışı, bu ülkede bütün zulümlere, haksızlıklara karşı adalet arayışının bir parçasıdır. Kime yapılırsa yapılsın adaletsizliklere karşı çıkmak ahlaki yükümlülüğümüz olmalıdır. Ortak adalet mücadelesini mutlaka başarmalıyız. Yoksa adaletsizlik başka bir kesimi vuracaktır, yeni mağduriyetler yaratacaktır” dedi.
“YÜRÜYÜŞÜMÜZE AYNI KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ”
Muhalefette de iktidarın dili ile konuşan, zihniyeti ile hareket eden kim varsa dokunulmazlıklar ve parti kapatma konusunda iktidarla aynı çizgiye düşüyorsa kendi kendini bin kez sorgulaması gerektiğini belirten Sancar, “Muhalefet olmak için demokrasiyi özgürlüğü eşitliği talep etmek gerekiyor, çünkü iktidar bunun tam tersini yapıyor. İktidara muhalefet ancak bu şekilde demokrasi, barış vaadinde topluma inandırıcı mesajlar verebilir. Aksi takdirde bu iktidar fırsatçılıkla ülkenin başına yeni belalar açabilir. Bunlara hepimizin dikkat etmesi gerekiyor. Dokunulmazlıklar konusunu gündeme getiriyorlar. 2016’da dokunulmazlıklar kaldırılınca neler yaşandığını gördük. Şimdi AİHM de dokunulmazlıkların kaldırılmasını… Bizler söyledik ‘yapılan baskılar zulümdür’ diye. AİHM de bunu tescil etti. Cumhurbaşkanı ‘mahkememi tanımayanı tanımam’ diyor. Tıpkı Demirtaş ve Kavala kararını tanımadığı gibi. Tıpkı din derslerinin zorunlu olmasının insan haklarına aykırı olduğunu tanımadığı gibi. Yani diyor ki Cumhurbaşkanı; ‘ben anayasama göre imza koyduğum, kararlarımı tanıyacağımı taahhüt ettiğim mahkemeyi tanımıyorum, yani anayasayı tanımayacağım’. Biliyoruz zaten, adalet, hukuk umurunuzda değil, ama bizim umurumuzda. Bizim umurumuzda olan bir şey daha var, o nedenle bedel de öder, baskıya da maruz kalırız ama boyun eğmeyiz. Seyit Rıza’nın geleneğini sürdürür. İstedikleri hileleri yapsınlar ama boyun eğmeyeceğiz, yürüyüşümüze aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Bu ülkede geleceği barış, demokrasi, eşit ve ortak yaşam üzerine kurma gücü büyüyor, inancı yükseliyor. Kurtuluş buradadır. Çare biziz, çare birlikteliğimizdir. Memleket darda olabilir ama biliyoruz Hızır darda olanın imdadına yetişir. Hızır fakir fukara için her zaman hazır ve nazırdır. Hızır’ın yetişeceği yer, mücadelenin yetişeceği topraklardır. Hak yardımcımız, Hızır yoldaşımızdır, başaracağız. Bu zamana kadar görevini fedakarlıkla sürdüren yönetimdeki arkadaşlara, il eş başkanlarımıza teşekkür ediyorum. Yeni seçilen yönetim de başarılı olacaktır ” diye konuştu.
Faaliyet raporunu okunmasının ardından yapılan seçimde İl Eş Başkanlığı’na Ferhat Yıldız ve Ümmügülsüm Özdemir getirildi.
Dersim’e yönelik sistematik saldırıların Türkiye’de kurulmak istenen zihniyetin laboratuvarı olduğunu söyleyen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Hepimiz demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük çerçevesinde ortak mücadeleyi başarabilirsek, Dersim’de bütün bu saldırıları durdurabiliriz. Türkiye’de de aynı başarıyı yakalarız” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, İl Örgütlerinin yarınki kongresine katılmak üzere geldiği Dersim’deki temasları kapsamında kentteki siyasi parti ve Sivil Toplum Örgütü (STÖ) temsilcileri ile buluştu. Grand Şaroğlu Otel’de düzenlenen yemekli buluşmaya Dersim Barosu Başkanı Kenan Çetin, Dersim Belediyesi Başkan Yardımcısı Canan Ay ve Ümit Kaya, yerine kayyım atanan Akpınar Belediyesi Eşbaşkanı Orhan Çelebi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), İHD, CHP, ESP, Partizan, EMEP, SMF ile TMMOB ve KESK’e bağlı kimi sendikaların yöneticileri katıldı.
Toplantıda Mithat Sancar’a, Dersim Milletvekili Alican Önlü, partinin eski milletvekili olan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Turgut Öker, İl Eş Başkanları Nurşat Yeşil ve İbrahim Kasun ile PM Üyesi Nesimi Aday eşlik etti.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Nesimi Aday, HDP olarak ‘Üçüncü Yol’ olarak da adlandırdıkları Demokrasi İttifakını oluşturmak için uzun zamandır Türkiye genelinde toplantılar düzenlediklerini ve farklı toplumsal kesimlerle bir araya geldiklerini söyledi.
“Bugün de Dersim’de sizlerle birlikteyiz. Birlikte bu sıkıntılı günlerin nasıl çıkabileceğimizi sizinle konuşup, dinlemek istedik” diyen Aday, sonrasında sözü Sancar’a verdi.
Sancar, konuşmasına “Sevgili canlar, hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Geçtiğimiz Haziran ayında yine bu güzel şehrimizdeydik. Kültür, inanç merkezi, direniş odağı bir coğrafyanın bu şehrinde bulunmaktan, bir kez daha sizlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyorum” sözleriyle başladı.
HDP olarak, yollarını bütün demokrasi güçleriyle birlikte belirlemek, yürüyüşlerini halkla birlikte inşa etmek istediklerini dile getiren Sancar, o nedenle gittikleri şehirlerde bütün demokrasi çevreleriyle bir araya gelip, istişare toplantılarında bulunmayı arzuladıklarını ve bunlardan da yararlandıklarını belirtti.
Bugünkü bu buluşmayı da bu amaçla düzenlediklerini söyleyen Sancar, konuşmasına şöyle devam etti: “Geçen buluşmada da söylemiştim. Burada bulunuşumuz bir olmak, iri olmak, diri olmak içindir. Yani Hacı Bektaş-ı Veli’nin bize rehber olarak verdiği bu talimatın gereğini yerine getirmek içindir. ‘72 millete bir nazarda bakmaya, 40 yıl müderris olsa hakikatte asidir’ sözleri ışığında, hakikatin ancak tartışarak bulunabileceği inancını taşıyarak bu toplantıları gerçekleştiriyoruz.
“DERSİM KUŞATMA VE SALDIRI ALTINDA”
Dersim’in çok yönlü sorunları var. Dersim birçok açıdan kuşatma ve saldırı altında ama bu saldırı ve kuşatma Türkiye’nin her tarafında geçerli. Öyle bir iktidar zihniyetiyle karşı karşıyayız, kimlikleri, inançları doğayı, halkın kaynaklarını talan etmeyi aklına koymuş bir iktidar ve zihniyet.
Türkiye’de yaşanan krizlerin çok boyutlu olduğunu dile getiriyoruz. Çoklu krizlerle karşı karşıyayız. Bunları aşmak için çok birliktelikler ve ittifaklar oluşturma mecburiyetimiz vardır. Halkın değerlerine, halkın ekmeğine, halkın inancına, bütün değerlerine saldırılar var. Bu saldırıları ancak birlik olarak göğüsleyebiliriz. Ortak mücadele ile bunların üstesinden gelebiliriz. Bu toplantılarımızın amacı da budur. HDP olarak, son kongremizde belirlediğimiz Demokrasi İttifakı hedefi çerçevesinde bu çalışmaları hız kesmeden yürüttük ve yeni bir aşamasında Dersim’deyiz, sizlerle birlikteyiz. Bir kez daha geldiğimiz nokta itibariyle bunları sizlerle ele alacağız tartışacağız.
Çoklu krizlerin temelinde bu yönetim anlayışı ve iktidar zihniyeti yer alıyor. Bu iktidar bir avuç sermayedara halkın kaynaklarını peşkeş çekiyor. Ülkenin doğasını talan ediyor. Tekçi bir anlayışa, baskıcı bir anlayışa sahiptir. Kendisinden farklı olan bütün çevreleri çeşitli yöntemlerle ezme ve susturma yolunu var oluş sebebi olarak belirlemiştir. Bu yolda giderken bütün güçlerin birbiriyle buluşmasını engelleyecek yöntemleri de devreye sokuyor. Sürekli olarak ayrıştırma, kutuplaştırma, gerilim politikaları uyguluyor. Bunu kendisine bağlı medya kuruluşuyla her gün yeniden ve yeniden gündeme taşıyor, canlandırıyor ve ileriye götürüyor. Bu anlaşın karşısına ancak en geniş demokrasi ittifakını oluşturarak durabiliriz ve başarılı olabiliriz. O nedenle başlattığımız çalışmalar, takip ediyorsunuz çeşitli aşamalardan geçerek bize göre başarıya doğru ilerliyor. Elbette eksiklikler vardır, yapılması gereken vardır ama bugüne kadar yaptığımız çalışmaların verdiği neticeler bize umut veriyor.
“AMACIMIZ EN GENİŞ DEMOKRASİ İTTİFAKINI KURMAK”
Demokrasi İttifakı’nı biz en geniş birliktelik olarak tasavvur ediyoruz, tarif ediyoruz. Bu çerçevede sol, sosyalist 8 parti ve oluşum olarak bir araya geldik. Görüşmeleri devam ettirme kararı aldık. Bunu da basına ortak bir açıklama ile duyurduk. İnanç çerçeveleriyle aynı şekilde görüşmeler müzakereler yürütüyoruz. Yine Kurdi partilerle bu çerçevede müzakerelerimiz var. Yerel yönetim seçimlerinden kalma ittifakımız daha da genişletme amacındayız. Kısacası bu ülkede sömürülen, ezilen, dışlanan bütün mağdur ve mazlum kesimleri bir araya getirecek en geniş demokrasi ittifakını kurma amacındayız.
“DEMOKRASİ İTTİFAKININ TEMELİ ORTAK MÜCADELE”
Bu yöndeki çalışmaların temelini ortak mücadele olarak adlandırıyoruz. Yani demokrasi ittifakı olarak kastettiğimiz sadece seçimlere yönelik bir ittifak değil. Bütün bu haksızlıklara zulümlere karşı ortak mücadeledir. Ortak mücadele zeminini ve hattını oluşturabilirsek seçimler için en geniş ittifakı oluşturmayı sağlarız. Seçimlerin çok önemli olduğunun farkındayız. Önümüzde Cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri var. Erken veya zamanında ne zaman yapılırsa yapılsın, bu seçimlerin Türkiye’nin önümüzdeki yıllarını belirleyecek kritik bir dönemeç olduğunun farkındayız. Bu nedenle seçimlerin önemini yok saymıyoruz ama sadece seçimlere indirgenmiş ittifak tartışmalarını kısır ve sıkıntılı olduğunu düşünüyoruz. Yani seçimlere odaklı bütün tartışmaların sorunlara çözüm olma konusunda yetersiz kalacağı yönünde inancımız var. Bu inancın gereği olarak Demokrasi İttifakı’nın temelini ortak mücadele olarak açıkladık. Ortak mücadeleyi bütün bu saydığım kesimleri içerecek bir birliktelik olarak hedefledik, öyle de tarif edip yürüyoruz.
Sizlerden gelecek olan önerilerle en geniş demokrasi ittifakını kurmak konusunda yapılması gerekenlere dair de fikirler ve öneriler alacağız. Buradan büyük faydalar üreteceğiz, yolumuzu belirlerken bunlardan yararlanacağız.
“DERSİM’İN YAŞADIĞI SALDIRILAR SİSTEMATİK”
Dersim’in yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Dersim’in yaşadığı saldırıların sistematik olduğunun bilincindeyiz, Türkiye’de kurulmak istenen zihniyetin bir laboratuvar araştırması olarak görülmesi gerekiyor. İnancına, doğasına, coğrafyasına, diline saldırılan bir kenttir Dersim. Çünkü Alevilik bugün her alanda ayrımcılığa maruz kalan bir inanç. Sadece son örneklere, son tartışmalara baktığımızda bunları çarpıcı bir şekilde görmemiz mümkün.
CEMEVLERİ
Biliyorsunuz cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor. Son elektrik zamlarından sonra gelen faturalar cemevlerinin çalışmalarını yürütmesini engelleyecek kadar yüksek. Cemevlerine gelen elektrik faturaları ticarethane tarifesinden hazırlanıyor ve ticarethane tarifesine göre ödeme yapmaları isteniyor. Bugün özelleştirilmiş olan elektrik sektörü tam bir soygun sektörü ve iktidar yandaşlarını en fazla besleyen alan. Yüksek faturaların ticarethane tarifesiyle cemevlerine ödetilmesi çok açık ayrımcılıktır.
‘İNANÇLARA SAYGI’ PARTİ KİMLİĞİMİZİN PARÇASI
En fazla halkın evlerinde elektrik faturalarıyla karşılaştıklarını biliyoruz ama camilere mescitlere, kiliselere, sinagoglara, ibadethane statüsü nedeniyle ödenmeyen elektrik faturalarının bu kadar yüksek meblağlarda ticarethane tarifesiyle cemevlerine ödetilmesi çok açık ayrımcılıktır ve saygısızlıktır. HDP, bütün inançların eşitliğini ve özgürlüğünü savunan bir partidir. Alevi kimliğine dönük saldırıların ve ayrımcılığın son bulmasını en samimi ve kararlı bir şekilde talep eden bu yönde mücadele yürüten bir partidir. Bizlerin kuruluşundan beri bütün inançların katılımı eşit etkisi ve ağırlığı olsun istedik. Parti yapımız böyledir. İnançlara saygı partimizin doğasında vardır, partimizin kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
“DERSİM BİR DİRENİŞ KENTİ”
Öte yandan Dersim’e yönelik saldırılar, doğaya yönelik saldırıların özel bir örneğini oluşturacak yoğunluktadır. Munzur suyu üzerinde çok sayıda HES yapılıyor, bu HES’ler Munzur suyunun neredeyse kurumasına ve özünü kaybetmesini neden oluyor. Sadece Munzur Suyuyla sınırlı kalmıyor etkiler. Munzur Dağı ve bütün Dersim doğası maden ruhsatlarıyla talan edilmek isteniyor. Oysa Dersim kültürü, bütün bunları içerecek bir bütünlüğe sahiptir. Yani inanç din dil kültür doğa hepsinin iç içe geçerek Dersim kimliğini bütünlüklü olarak oluşturmaktadır.
Dersim’in bu şekilde saldırılara maruz kalmasının, Dersim’in bu saldırılara sistematik bir şekilde uğratılmasının nedenlerini çoğumuz biliyoruz Dersim aynı zamanda direniş kentidir, boyun eğmeme geleneğinin kentidir. Zulme baskıya zorbalığa karşı çıkan direnişin mücadele zaferidir. O nedenle Dersim’in kimliğini her türlü yolla yok etme planları boşuna değil tesadüf değildir. Sistemli yürütülmesi de ayrıca bu söylediklerimizi kanıtlıyor. Dersim’de kimliği yozlaştırma ve yok etme çabaları aynı zamanda yozlaştırma yöntemleriyle de yürütülüyor. Hepimiz farkındayız, son yıllarda burada başta üniversite olmak üzere çeşitli alanlarda cemaatlerin ve tarikatların hakimiyetine geniş bir saha açıldı. Bu yolla Dersim’in kimliği başka yönden de asimile edilmek isteniyor.
Yine yoksulluk ve işsizlik bununla bağlantılı çeşitli sorunlar dolayısıyla göçler yaşanıyor. Dersim durmadan göç veren bir kent haline geliyor. Bugün genç nüfusun en az olduğu şehirlerden biri de Dersim’dir. Yine üretim alanında, meraların yaylaların yasaklanması, güvenlik bölgeleri ilan edilen bölgeleriyle Dersim’in adeta bir garnizona çevrilmesi yoksulluğu derinleştiren faktörlerdir.
TEK ÇIKIŞ YOLU: ORTAK MÜCADELE
Böylece Dersim insansızlaştırmak, inançsızlaştırılmak ve kimliğinden koparılmak isteniyor. Bütün bu saldırılara karşı duruşun tek yolu vardır o da ortak mücadele. Eğer hepimiz demokrasi adalet eşitlik ve özgürlük çerçevesinde ortak mücadeleyi başarabilirsek Dersim’de bütün bu saldırıları durdurabiliriz. Türkiye’de de aynı başarıyı yakalarız. Ortak mücadele gelecek dönemi kurmanın en vazgeçilmez yolu olarak karşımızda duruyor. Bir başka saldırı kimliğin en önemli unsuru olan dile yönelik saldırılardır. UNESCO’nun yaptığı Tehlike Altındaki Diller Dünya Atlası çalışmasında Türkiye’de 18 dilin bu kategoride yer aldığı tespit edilmiş. 18 dil yok olma tehlikesi altındadır. Yani Kırmançkî de yok olma tehlikesi altında yer alan dillerdendir. Ermenice, Hemşince, Süryanice, Lazca gibi diller de yine yok olma tehlikesi altındaki dillerdir.
O nedenle bu saldırılar dediğimiz gibi boşuna değil. Dili yok etmek, kimliği yok etmenin en etkili yöntemlerden biridir. Dile ve kimliğe sahip çıkmak, aynı zamanda kendi benliğine ve onuruna sahip çıkmaktır. Dillere yönelik saldırıları püskürtmenin dilleri yaşatmanın yollarını hep birlikte bulmak zorundayız. Çünkü Türkiye’de bu zenginliği bu çeşitliliği koruyarak eşit ortak yaşamı inşa edersek eğer, bütün halklar için güzel bir gelecek kurmuş olacağız. Güzel bir dünya kurmuş olacağız. Yeni bir yaşamı kurabilmek için bütün bu çoğulculuğu farklılıkları koruyabilmemiz ve eşit muamele görebilecekleri bir düzen kurmamız gerekiyor. HDP olarak bunun için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Eksiklerimiz olabilir, yetersiz kaldığımız konularda olabilir ama bunları da özeleştiri ve sizden gelen eleştirileri dikkate alma konusunda samimiyiz.
HDP’nin en önemli ilkelerinden biri sürekli yenilenme uyarı eleştiri ve sorgulamaya değer vermesidir. Bu tür toplantıların gördüğünüz her eksiği, bizlerin yapmadığımız şeyleri ihmal ettiğimiz şeyleri lütfen bu toplantılarda yüzümüze karşı söyleyin ki bizler de bunları sorgulayarak yolumuza güçlenmiş bir şekilde sizlerin katkılarıyla devam edebilelim.
DİRENEN İŞÇİLERE SELAM YOLLADI
Ekonomik alanda en derin noktalara ulaştığını da verilerle her gün okuyoruz yaşıyoruz. Ben burada rakamlara girmeyeceğim ama sadece asgari ücrete yapılan zamanın büyük bir şatafatla şovla takdim edildiği günlerin üzerinden çok fazla zaman geçmedi. Asgari ücret açlık sınırının altına düştü. Yani bu iktidar verdim dediği şeyleri geri almak için, daha fazlasını almak için hiç vakit kaybetmiyor. Güya asgari ücrete işçi memur ücretlerine zamlar yapıldı, bunlar yüksek zamlar gibi yansıtıldı. Ama iktidarın zam furyası emekçilerin halkın eline geçeni şimdiden eritti. İşçiler her yerde direniyor. Gördüğümüz gibi bu direnişler sonuç da alıyor. Hakkını elde etmek için sömürüye karşı çıkmak için direnen bütün işçilere bütün emekçilere Dersim’den selam gönderiyoruz.
BÜYÜK BİR MÜCADELE ORTAKLIĞI KURULMALI
Sorumluluğumuz daha da ciddileşmektedir. Kısacası bizler emek için, adalet için, ekmek için, özgürlük için, demokrasi için, barış için büyük mücadele ortaklığının kurulmasını istiyoruz. Ekmeği özgürlükten; işi aşı demokrasiden çıkarmamız mümkün değil. Bu iktidarın sömürü, talan, ayrımcılık ve ayrıştırma zihniyetinin en önemli aracı savaş politikalarıdır. Savaş politikalarına birlikte karşı çıkmak da bu iktidarın temel anlayışına karşı çıkmak demektir. Bu nedenle savaş politikalarını her alanda reddeden orta duruşu her alana yaymak durumdayız. Savaş politikalarına karşı mücadele yürütüldüğünde aynı zamanda büyük barış için de büyük mücadele yürütülmüş olur. Amacımız Türkiye’de büyük barışı kurmaktır. Bu büyük barışın en büyük kilidi anahtarı Kürt sorunu da demokratik çözümüdür. Ama sadece bundan ibaret değildir. İnançların, eşitliğini ve özgürlüğünü sağlamaktır.
YÜZLEŞME VE HESAPLAŞMA ŞART
Bugüne kadar açılmış yaraları, ayrımcılıktan katliamdan zulümden açılan yaraları sarmanın yolu büyük yüzleşmedir. Yüzleşme için en önemli örneklerin başında biri Dersim Katliamı’dır. Dersim katliamıyla yüzleşmeden Dersim’e yönelik sistemli saldırıların sebebini amacını anlamak mümkün değildir. Katliam hangi zihniyetle yapıldıysa o zihniyet bugün aynı nedenlerle Dersim’i hedef alıyor. O katliama neden olan zihniyetle yüzleşmek ve hesaplaşmak geleceği barış üzerine kurmanın en önemli şartlarından biridir. Bu sadece Dersim için değil bütün Türkiye, Türkiye’deki halklar, inançlar için geçerlidir.
Bir kez daha bizlerin inançların özgürlüğü ve eşitliği, inançlara saygı konusunda herhangi bir taviz vermemizin söz konusu olmadığını belirtmek isterim. Bu son günlerde bir milletvekilimizin konuşması üzerinde yürütülen linç kampanyasına da kısaca değinmek istiyorum. Arkadaşımız iktidarı eleştirirken kullandığı ifadelerinden dolayı “İslam inancına saldırmakla” suçlanıyor. Oysa HDP’nin herhangi bir inanca saygısızlık yapması doğasıyla yapısıyla çelişir. Bizim herhangi bir inanca saygısızlık yapmamız düşünülemez. Konuşmanın bağlamından koparılarak buraya yerleştirilmesinin özel sebepleri olduğunu biliyoruz. İnanç üzerinden siyaset yürütme çabası inancı istismar ederek iktidarı sürdürme hevesi ve hırsı bu iktidarın özelliğidir. Kendisinin bu özelliğini başkasına yansıtma yoluyla kampanyalar yürüterek sonuç almayı bekliyorsa iktidar yanılıyor. Bizlerin inançlara saygısızlık anlamına gelecek en ufak bir sözü ve davranışı olmaz olamaz. Olduğunda da mutlaka bu kendi içimizde tartışılır sorgulanır. Eğer gerçekten bu konuda herhangi birimiz herhangi bir şekilde bu ilkelerle bağdaşmayan bir tutum içinde olmuşsa bunun da değerlendirmesini kendi içimizde yaparız. İktidarın trollerinin ve yandaş basının HDP’ye inanç ve İslam düşmanlığı üzerinden saldırması esasen ayrıştırma ve kutuplaştırma politikasının başka araçlarla her fırsatta yeniden devreye sokulmasından başka bir anlam taşımıyor inançların tamamına nerede olursa olsun saygıda en ufak bir kusurumuz olmaz buna izin vermemiz de söz konusu olmaz. Çünkü asıl inançlara baskı ve ayrımcılığın ne gibi derin yaralara yol açtığını bilen ve bunların olmadığı bir düzen inşa etmeyi hedefleyen bir partiyiz. O nedenle buradan yürütülen kampanyalara da aynı açık sözlülükle cevap vermemiz en ufak bir sıkıntımız olamaz.
2022 FİNAL YILI
Sizleri dinlemektir esas buluşma nedenimiz. Tekrarlamak istiyorum önümüzde çok önemli bir görev var tarihi bir görev. Geçen haziranda burada yaptığım konuşmada 2022 yılının final yılı olacağın söylemiştik. Tekçi, baskıcı, talancı, rantçı, zihniyet ile eşitlikçi özgürlükçü demokratik adalet arayan zihniyet arasında hesaplaşmanın final yılı olacağını belirtmiştim. Bu final yılının gereğini yapabilmek bu final mücadelesinin hakkını verebilmemiz birleşmemiz gerekiyor. Ayrışma nedenlerini değil buluşma noktalarını bulmamızı ve onlara yoğunlaşmamız gerekiyor. Nerelerde buluşabileceğimizi konuşmamız gerekiyor. Eğer yan yana yürümeyi başarabilirsek farklılıklarımızı bir birimizle tartışmamız mümkündür, kolaydır ve daha da sağlıklı olacaktır.
Mücadele ortaklığı aynı zamanda birlikte tartışmayı da içerir sorgulamayı eleştiriyi de içerir eğer birbirimize eleştirimiz birbirimize herhangi bir uyarımız olacaksa omuz omuza yürürken bunu yapmanın önünde herhangi bir engel yoktur. İlkelerimiz, hedeflerimiz bellidir. Bunların içini mücadele ortaklığında sahada hayatın her alanında doldurmamız asıl bekleyen görevdir Elbette farklı fikirler olacaktır en geniş demokrasi ittifakı dediğimiz zaman herkesin bütün fikirlerde aynılaştığı bir buluşmayı kast etmiyoruz. Aksine farklıklarımızla ortak hedef yürümeyi öneriyoruz. Bunu başaracağımıza inancımız tamdır. Bunun örneğinin en önemli merkezinin de burası olacağına Dersim olacağına benim inancımız tamdır. bu konuda herhangi bir tereddüdüm yoktur. Dersim zorluklara rağmen farklılıkları ayrışma nedeni yapma nedeni yapma tuzağına düşmeyecektir. Tam tersine bütün farklılıklar buluşarak ortak hedefe yürümenin en güçlü örneğini dersim ortaya koyacaktır. Dersim’deki demokrasi güçleri devrimciler sosyalistler ilericiler ortaya koyacaktır. Ben Dersim’in bu konuda örnek olacağından şüphe duymuyorum.”
Sancar’ın konuşmasının ardından buluşma basına kapalı gerçekleşiyor.
PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partililerle birlikte Dersim’de esnaf ziyareti gerçekleştirdi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP Dersim İl Örgütü’nde partililerle bir araya geldi. Daha sonra partililerle birlikte esnaf ziyareti gerçekleştirdi ve yurttaşları pazar günü yapılacak 4. olağan kongreye davet ettiler.
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’a esnaf ziyaretinde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı ve 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Turgut Öker, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP PM Üyesi Nesimi Aday eşlik etti.
Esnaf ziyaretinde sık sık ‘HDP halktır, halk burada’ sloganları atıldı. Sancar Dersim programının birinci gününü saat 17.30’da sivil toplum örgütleri ve siyasi parti temsilcileriyle bir araya gelerek tamamlayacak.
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Dersim programının ikinci gününde saat 11.00’de Belediye Konferans Salonu’nda düzenlenecek HDP Dersim İl Örgütü’nün 4. olağan kongresine katılacak.
PİRHA- Mersin’de on binlere seslenen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, AKP’ye seçim çağrısını yineleyerek, “Halklar, HDP’yle birlikte bu iktidarı göndermeye ve bu bozuk düzeni, bu sömürü, yalan, talan düzeni değiştirmeye geliyor” dedi.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Mersin’de düzenlediği “Demokrasiye çağrı” mitingi Eski Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’nun yanında düzenlenen miting alanı HDP bayrak ve flamalarıyla süslendi. Kadınların yöresel kıyafetleriyle katıldığı mitinge 7’den 70’e her yaş grubunda insanlar katıldı. İki arama noktasından geçen yurttaşlar, Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çeken çekiyor. Alanda sık sık “Hükümet istifa”, “AKP istifa”, “HDP halktır halk burada”, “Bijî berxwedana zindanan” ve “Jin jiyan azadî” sloganları atıldı.
Mitinge katılanları Türkçe, Kürtçe ve Arapça selamlayan Sancar, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Mitin alanındaki coşkuya dikkati çeken Sancar, “Bu coşkuyu bu heyecanı görünce Saray’dakilerin tir tir titrediğini biliyoruz. Zulme zorbalığa sömürüye, yoksulluğa, açlığa rağmen heyecanınızdan umudumuzdan hiçbir şey kaybetmediğimizi görenler kimin nereye yürüdüğünü biliyorlar. Halklar, HDP’yle birlikte bu iktidarı göndermeye ve bu bozuk düzenin, bu sömürü, yalan, talan düzeni değiştirmeye geliyor. Bizler geliyoruz bizler” diye belirtti.
“SOKAK SOKAK MÜCADELEYİ BÜYÜTÜYORUZ”
İktidarı istifaya çağıran ve derhal seçim talebini yineleyen Sancar, “Bu iktidar istifa etmelidir. Hemen şimdi istifa etmelidir. Erken seçim ya da derhal seçim kararı almalıdır. Eğer kendine güveniyorsa ekonominin kitabını yazdığı iddiasında samimiyse politikalarına inanıyorsa getirsin sandığı koysun buraya bakalım halktan ne cevap olacak. Buyursunlar getirsinler sandığı halktan alsınlar cevabı. Bizim seçim hazırlığımız gördüğünüz gibi her an vardır. Mücadelenin her yeriniz, mahallelerde, evlerde, sokaklarda, meydanlarda mücadeleyi, büyütüyoruz, baskıları, zulümleri, davaları, polis baskınları, bizi yıldırmıyor yıldıramıyor yıldıramayacak” diye konuştu.
“ZULÜM DÜZENİNİ BİZ DEĞİŞTİRECEĞİZ”
Sancar, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü HDP halkların ortak evidir, halkların birleşik iradesidir, ortak geleceğin güvencesidir. Biz değiştireceğiz bu bozuk düzeni. Bu otoriter, sömürücü, bu zulüm süren düzenini ancak biz değiştirebiliriz arkadaşlar. Buna inanın, mücadeleniz de kararlıyız. Mücadelemizde inatçıyız, ısrarcıyız. Büyük bir irade ve sabrımız var. Bu sabır onların yüreğine korku salıyor. Sabır inattır, mücadele karanlıktır. Sizlerin coşkusu umudun ta kendisidir.”
“EKONOMİ AYNI ZAMANDA BARIŞ MESELESİDİR”
Bu ülkenin onurlu insanları mı kuru ekmeğe bulamayacak hale getirdiler. Nereye gidiyor bu ülkenin kaynakları? Bu ülkede kaynak var. Ülkenin emekçi hakları, ürettikleri değerler de bu ülkede refahı da kuracak göçtedir. Bu kaynaklar saraya, israfa, ranta, savaşa gidiyor. Bildikleri tek bir tek şey var. Her yerde düşmanlık politikası ve hastaları birbirine kırdırma. Bölgeye de askeri politikalarını ihraç ediyorlar. Kürt sorununda yıllardır izlediklerini, güvenlikçi militarist politikalarla bu ülkenin kaynaklarını savaşta heba ediyorlar. İşte biz diyoruz ki ekonomi sadece ekonomi değildir. Ekonomi aynı zamanda barış meselesi, aynı zamanda demokrasi meselesidir. Aynı zamanda özgürlük meselesidir. Eğer bir ülkede hukuk ayaklar altına almışsa, artık hukuk bir şey kalmamışsa. Eğer bir ülkede demokrasi yok edilmiş, eğer bir ülkede toplumsal barış tamamen tahrip edilmişse o ülkede adalet olmaz. Adalet hiçbir alanda olmaz, ekonomide de olmaz elbette. Savaş baronlarına aktarılan kaynaklar ve iktidarını devam ettirmek için savaş politikasından umulan faydalar, bu ülkeyi her gün daha fazla yoksullaştırıyor.
“SORUNLARI ÇÖZECEK İRADEMİZ VAR”
Bizim çözüm önerilerimiz var. Bizim önerilerimizi hayata geçirecek birikimimiz var. Bizim bu sorunları çözecek irademiz var. Çünkü biz bu ülkeye barışı getirmeye kararlıyız, savaşları bitireceğiz. Kürt sorununda demokratik çözümü getireceğiz. Kürt sorununda çözüm aynı zamanda toplumsal barış demektir. İşte barışı, demokratik çözümü getirdiğimiz de bu talan düzeninin temelini yok edeceğiz. Bu sömürü ve talan seni savaş politikaları üzerine kurulmuştur. Bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz, biz getireceğiz. Bizsiz bu ülkede barış olmaz, demokrasi olmaz, ekonomide adalet olmaz, halk için refah olmaz. İşte kanıtı sizlerin coşkusu, sesi ve nefesidir.
“ÇÖZÜM GÜCÜYÜZ”
Barajlar koydular önümüze. Güya barajlarla bizi engelleyeceklerdi. Şimdi biz kendimize baraj koyduk. Diyoruz ki önümüzdeki seçimlerde yüzde 15’in altında oy alırsak, başarısız sayacağız kendimizi. Hedefimiz yüzde 15’ten yukarıdır. Bu ülkenin halklarının ortak iradesinin bu ülkenin çözüm gücü haline getirmektir. Burada meydanlarda ortak mücadeleyle sağlayacağız. Sadece masa başı görüşmelerle ortak mücadele ve sağlam demokrasi ittifakı kurulamaz. Önce meydanlarda, sokaklarda, mahallelerde, halkın, emekçilerin, yoksulların yaşadığı her yerde tarlada, fabrikada mücadele ortaklığını kurmak zorundayız. Bu düzene, bu sömürü bu talan, savaş ve yalan düzenine karşı ortak mücadele çağrısını bakmadan usanmadan yapıyoruz. Bu birlikteliği burada sizlere bulunduğu her yerde, meydanlarda, sokaklarda gerçekleştireceğiz. Buna inancımız var. Bunun için sabrımız, kararlılığımız ve inancımız var. İşte bunu sağladığımızda artık seçim ittifaklarını uzun uzun konuşmaya gerek kalmayacak.”
“GÖNDERECEĞİZ”
Eğer bu iktidar göndermesi hemen şimdi erken seçimi, bu iktidara kabul ettirmezsek, halkların ortak mücadelesinin iradesiyle sandığı getirmesek, gelecek sene bugün yaşadıklarımızı arayacağımız felaketlerle dolu olacaktır. Bunu unutmayın. Göndereceğiz, AKP’yi göndereceğiz. Ortağı MHP ile göndereceğiz. Bu iktidarı, soyguncu, ırkçı, savaşçı, talancı, yalanıcı iktidarı göndereceğiz. Bunu sizlerle halkların ortak iradesiyle yapacağız. Buna inanın. Buna inanın asla umudunuzu. Asla inancınızı kaybetmeyin. Biz meydanlara çıktığımız da sokağa çıktığımız da umudumuz kat kat yükseliyor, inancımız daha da artıyor. Çünkü sizlerin gözündeki ışık bizim vicdani sorumluluklarımızı arttırıyor.
“HDP HALK İÇİN VARDIR”
HDP halkın partisidir halk için vardır, halkçı yönetimi kurmak hedefindedir. Bir avuç sermaye değil, halka kaynak aktaracağız. Savaşa yandaşa savaşa giden o büyük meblağları halkın hizmeti için kullanacağız. Dediğim gibi buna hazırlığımız var. Buna irademiz var. Bunu gücümüz de var. Gücümüz sizsiniz. Bu ülkenin barışı, ortak eşit geleceği ve demokrasisi sizlerin iradesi olmadan kurulamaz.”
Sancar’ın konuşmasının ardından Sanatçı Xece sahne aldı. Miting, şarkılar, halaylar eşliğinde son buldu.
PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun, “Hakikat ve Adalet İçin Canlar Buluşuyor” kapsamında Dersim’de Alevi temsilcilerle düzenlediği etkinlikte konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Büyük bir yol ayrımına ilerliyoruz. Bu yolda birlikte gönül gönüle yürüyebilir isek bu baskıcı anlayışı değiştirmemiz yakındır. Çağrımız; gelin canlar bir olalım, bir olalım ki bu devri bitirelimdir” dedi.
“Hakikat ve Adalet İçin Canlar Buluşuyor” etkinliği Dersim’de başladı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Alevi kurum başkanları ve temsilcilerle buluşmak için geldiği Dersim’de partisinin düzenlediği “Hakikat ve Adalet İçin Canlar Buluşuyor” etkinliğine katıldı.
HDP Milletvekilleri Tülay Hatimoğları, Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül, Zeynel Özen, Alican Önlü yanı sıra AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, ADFE Genel Başkanı Celal Fırat, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, DAD Eşbaşkanları Musa Kulu ve Saime Topçu, AABK Kurucu Başkanı Turgut Öker, Koçgiri Kütür Derneği Başkanı Rıza Karaman, Dersim Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu ve çok sayıda Alevi temsilcisi ile pirler katıldı.
Şaroğlu Otel salonunda yapılan etkinlikte Seyit Rıza’nın fotoğrafı asıldı.
Etkinlik, HDP İzmir il binasına yönelik saldırıda katledilen Deniz Poyraz için yapılan saygı duruşuyla başladı.
“ALEVİLER HALA HEDEFTE”
Açılış konuşmasını yapan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Başkanı ve HDP Milletvekili Tülay Hatimoğulları, Ortadoğu coğrafyasında inançlar ve mezhepler arasındaki çatışmaların hız kesmeden devam ettiğine vurguda bulundu.
Alevilerin hala iktidarların hedefinde olduğunu kaydeden Hatimoğulları, bu senaryolara karşı verilecek bir cevabın olacağının altını çizerek, şunları kaydetti:
“Bugün hakikat ve adalet şehri için Dersim’de buluştuk. Toplumun en çok ihtiyaç duyduğu değerler yumağı için bir aradayız. Anadolu ve Mezopotamya topraklarında halklar, inançlar ve mezhepler arasında çatışmalar hız kesmedi. Çok kan aktı. Acılar ile yoğruldu bu topraklar. İçinden geçtiğimiz kaotik dönemde yine Alevi canlar üzerinden senaryo yazmak isteyenlere elbette hep beraber verecek cevabımız var. Aleviler hala bu güzel coğrafyada hedeftedir. 21. yüzyılın Hızır Paşaları, Firavunlar, zalim Dehakları Pir Sultanların ruhu karşısında yenilmeye mahkumdur. İktidar bu toprakları bize dar etmek için elinden geleni yapmaktadır. Hızır Paşaların çarkına direnen Pir Sultanların, Hallacı Mansurların, diz çökmeyen Seyit Rızaların ve Ana Fatmaların bilinciyle, ruhuyla adaletsizliğe dur diyebiliriz.”
Türkiye’nin birçok kentlerinde halklar ve inançlarla bir araya geldiklerini ifade eden Hatimoğulları, “Bu güzel coğrafyada Aleviler tarih boyunca nasıl hedef olarak seçildiyse, şimdi de aynı şekilde. İktidar seküler yaşamımıza göz dikmiş, coğrafyayı dar etmek için elinden geleni yapıyor. Zalimlerin karşısında diz çökmeyen Seyid Rızalarla, Ana Fatmaların bilinciyle adaletsizliklere hep birlikte dur diyebiliriz. Halkların ve inançların birlikte barış için yaşaması için daha fazla birlikte mücadele edebiliriz” ifadelerini kullandı.
MAÇOĞLU: ADALETSİZLİKLERE DUR DİYEBİLİRİZ
Dersim Belediyesi Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, “Bizler inanç meselesi söz konusu olduğunda, tam eşit hak, inanç sağlanana kadar mücadele eden yoldaşlarımızın söylediklerini önemser ve onlarla birlikte omuz omuza mücadele ederiz. Sistemin bu kadar asimile ve inkar politikaların olduğu bu süreçte birlikte iş yapmaktan başka bir şey kalmadı. Bunun için çaba harcıyorsunuz. Başta HDP, sizlere, bu mücadeleye omuz verdiğiniz için teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“İRİ VE DİRİ KALMAK İÇİN BİRLİKTE YÜRÜMEK ZORUNDAYIZ”
Dersim’de temaslarını sürdüren HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Hakikat ve Adalet İçin Canlar Buluşuyor” etkinliğinde konuştu.
Sancar, ülkede büyük bir yol ayrımına girildiğine dikkat çeken Sancar, ancak beraber yürünebilmesi durumunda bu rüzgarın tersine çevrileceğini söyledi. Sancar, iktidarın inançlara yönelik yaklaşımını eleştirerek inançlara karşı zulüm ve baskının ülkedeki barışa yönelik en tehlikeli yaklaşım olduğuna vurguda bulundu.
Sancar’ın konuşmasından başlıklar şöyle:
“Sevgili canlar, hakikat ve adalet için buluştuk, hakikat ve adaletin Alevi inancında en temel düsturlar olduğunu biliyoruz. Bu buluşmada da bütün canlarla bir araya gelip, birlikte konuşup, tartışıp, bir yol belirlemek istiyoruz. Bu şehirde buluştuk, Dersim’de buluştuk, çünkü Dersim Rıza şehridir. Buradaki yerel deyişle dervişlerin yurdudur. Alevi inancının tarihteki hakikat ve adalet mücadelesinin sembol topraklarındandır ve simge, öncü isimlerimizin de yetiştiği bir diyardır. O nedenle Dersim’de bulunmak, her zaman beni heyecanlandırır. Buradan her ayrıldığımda ufkumun genişlediğini, gönlümün zenginleştiğini, hissederim.
BİRLİKTE YOL ALACAĞIZ
Bu zenginliği, gönül genişliğini bütün ülkeye yaymak için elimizden geldiğince çaba harcarız ama bu çaba hiç bir zaman tek başına başarıya ulaşamaz. Ancak hep birlikte uğraşırsak, bunun için bir yol alırız. Mutlaka da eninde sonunda başarıyı elde ederiz. Bizim için başarı bugünden yarına bir tek şeyi birkaç şeyi değiştirmek değil, yolu hakikat ve adaletle yürümektir. Eğer hakikat ve adalet için yürüyorsak, yolumuzun da buna uygun olması gerekiyor. Hakikat ve adalet elbette şiarımız, demokratik siyaset bizim yolumuz, istişare ve irşat da yöntemimizdir. Zor zamanlardan geçiyoruz. Bu sözü sık kullandığımızı hepimiz biliyoruz. Bu ülkede zor zamanlar iyi zamanlardan çok daha fazladır. Ama bazı zamanlar özel olarak zordur. Bunu kabul etmemiz lazım.
FİNAL YILI
Şimdi içinden geçtiğimiz dönem, belki de tekçi, baskıcı, inkarcı, kıyıcı zihniyetle, eşitlik, adalet, özgürlük isteyen zihniyet arasındaki mücadelede final yılı olacaktır. Bir büyük yol ayrımına doğru ilerliyoruz. Bu yol ayrımında hep birlikte, omuz omuza, gönül gönüle yürüyebilirsek, inanın onlarca yıldır devam eden inkar, zulüm, baskı, ayrımcılık anlayışını değiştirmemiz yakındır. Israrla ve inatla birlikte yürüme çağrısı yapıyoruz. Biraz önce Hünkar Hacı Beştaş Veli’den aktardı değerli kardeşim Tülay. Bir olmazsak, iri olmazsak, diri olmazsak, korkarız ki karşımızda tekçi inkarcı, baskıcı, faşist hülyaları, hayalleri, hırsları, hedefleri olanlar bir süre daha bu ülkenin başına musallat olacaktır. O nedenle birlikte olmak zorundayız. İri ve diri kalmak için birlikte yürümek zorundayız.
“HALKLAR ÖZGÜR, İNANÇLAR EŞİT OLMALI”
Alevi toplumunun sorunlarını benim size anlatmama gerek yok. Fakat bir temel sorun var, o da eşit yurttaşlık meselesidir. On yıllardır yapılan ayrımcılıkların, baskıların, inkar ve sindirme yöntemlerinin temelinde tam da ayrımcı yurttaşlık, imtiyazlı yurttaşlık anlayışı yatıyor. Birileri makbul yurttaş, diğerleri tebaa. Birileri özgür, diğerleri esir. Birileri bu ülkenin kaynaklarına çöker, diğerleri emek ve alın teriyle günlük ekmeğini bile zor kazanır. İşte adalet nedir diye sorarsanız, aslında büyük bir tanım vermek zor ama adaletsizlik nedir diye sorarsanız, örnek bol. Bu saydığım örneklerin hepsinde inançlara karşı zulüm, inkar, baskı, belki de bu ülkenin, bu toplumun barışının en büyük tehdidi olmuştur. Barışın bozan, kendi özgürlüğünü savunanlar değildir, barışı bozan inançların eşit, halkların özgür olmasını engelleyenlerdir. Halklar özgür, inançlar eşit olana kadar da bu topraklarda barışı yaşama imkanımızın olmayacağını hepimiz bilelim.
Baskıcı iktidarlardan, yalancı, talancı iktidarlardan medet uman çok değerli insanlarımız, onlara oy veren kıymetli yurttaşlarımız da bilsinler ki eşitlik veya adalet olmadan, onlar için de huzur ve refah olmayacaktır. Bu insanlarımız adına hükmeden, bu insanlarımızın oylarını arkasına alarak onları bahane ederek yöneten ayrımcı zihniyet, baskıcı anlayış, hepimize, hep birlikte haksızlık adaletsizlik yapıyor. Hepimizin, hep birlikte geleceğini çalıyor.
“BİR ARAYA GELELİM, BU DEVRİ BİTİRELİM”
O nedenle mazlumların özgürlük ve eşitlik mücadelesi, aslında kendini mazlum görmeyenlerin de onurlarını ve geleceklerini kurtarma çağrısıdır. Yani ben bu iktidar tarafından, bu devlet anlayışı tarafından ezilmiyorum, benim rahatım yerindedir diyenlerin de gelecekleri ve bu günleri çürük temellere dayandığı için ne mutluluğu ne refahı ne huzuru yaşayabilirler. Biz burada bir araya gelen canlar, elbette kendi yolumuzu birlikte tartışacağız. Ama buradan her göz buradan her değer, her düstur bu ülkede yaşayan herkese mutlaka yol gösterecektir. Biz istiyoruz ki bütün bunları ülkenin ezilenleri, ötekileştirilenleri, inkar edilenleri, emeği gasp edilenleri, alın teri sömürülenleri birleştirelim, bir araya getirelim. Ancak öyle iri ve diri olabiliriz. Ancak öyle bu devri bitirebiliriz. Çağrımız her zamanki gibi açıktır: Gelin canlar bir olalım. Canlar bir olalım ki bu devri birlikte bitirelim. İşte bu buluşma belki de tam olarak bize yol gösterecek fikirlerin olgunlaşacağı ilk önemli buluşmamızdır. Kardeşlerim biraz önce söylediler, biz Halklar ve İnançlar Komisyonu olarak daha önce Hatay’da böyle bir toplantı gerçekleştirdik. Ama yeni dönemin bazı farklı gelişmeleri olduğunu biliyorsunuz.
“DERSİM’İN DOĞASI DERSİM’İN KİMLİĞİ, KÜLTÜRÜ VE İNANCIDIR”
İşte partimiz hakkında kapatma davası açıldı. Kobanê kumpas davasında yoldaşlarımız yargılanıyor. Pek çok arkadaşlarımız baskı altında, cezaevlerinde, pek çok demokrat, devrimci insan sürekli iktidarın zulmüne maruz kalıyor. Dersim’in doğasını talan eden anlayış, aynı şekilde İkizdere’yi de talan ediyor. Bitlis’ten Hopa’ya, Cudi’den Marmara Denizi’ne kadar doğamızı talan eden bu anlayış, aslında sadece rant peşinde de koşmuyor. Tabi ki asıl hedefi rant ama Dersim’in doğası, Dersim’in kimliğidir aynı zamanda, Dersim’in kültürü ve inancıdır aynı zamanda. Bu doğayı talan eden Dersim’i, Alevileri inançlarından, kimliklerinden, kişiliklerinden mahrum etmek isteyen anlayıştır. İkizdere’yi talan eden de orada yüzyıllardır doğayla iç içe kurdukları yaşamı gasp etmek isteyenlerdir. Onların kimliğini de hayatını da değersiz gören anlayıştır. O nedenle her alanda bu baskıcı zihniyet ne yaptığını biliyor. Bu zalim yönetim hangi alanda, hangi yöntemlerle başarı kazanacağını da görüyor. İşte asıl şimdi buna cevabı bizlerin vermesi gerekiyor. Bizim de onların yaptıklarını görmemiz, iyi görmemiz, onları görebilmek için de hep birlikte bakmamız lazım. Bu gözle baktığımızda adaletin nerede olduğunu da daha iyi göreceğiz. Adalet inancımızı, kimliğimizi, doğamızı, emeğimizi, alın terimizi savunmaktır. Bunları savunmak için bir araya gelmek mecburiyetidir. Adalet arayışı bize bunu emretmektedir. Gerçekten adalete ulaşmak istiyorsak, başka da çaremiz yoktur.
“HDP’Yİ SONUNA KADAR SAVUNACAĞIZ, YAŞATACAĞIZ”
Neden bu ilk toplantısıdır bu yeni dönemin? Soruluyor bize, doğal olarak basın mensupları merak ediyor. Acaba kapatma davasına karşı ne yapacaksınız, Kobanê Davası devam ediyor. Orada nasıl bir yol izlemeye devam edeceksiniz. Kapatma davası konusunda söylediğimiz söz açıktır. Biz HDP’yi sonuna kadar savunacağız, yaşatacağız, büyüteceğiz. Yani partiyi feshedin de işte bu davayı boşa çıkarın diye iyi niyetli veya kötü niyetli görüş belirtenlere, bir kez daha hatırlatmak için bunu açıkça dile getirme ihtiyacı hissediyorum. Hayır, partiyi biz feshetmeyeceğiz. Esasen bu partiyi kapattırmayacağız. Yaşatacağız ve büyüteceğiz. Neden? Bizim buraya sizi davet etmemizde partimizin mücadelesini anlatma gibi bir hedefi yok. Bunu sizlere değil, bizleri buradan izleyen kamuoyuna mesaj olsun diye bir kaç cümleyle söyledikten sonra asıl bizim bu toplantıyla bağlantısını kuracağım.
Evet, biz HDP’yi kökleri derinlerde, burada Munzur Çayı’nda, Munzur dağlarında, ülkenin bütün şehirlerinde, bütün bölgelerinde, Karadenizden Ege’ye, Çukurova’dan Mardin’e, Diyarbakır’a, Van’a, her tarafa, Zonguldak’tan aklınıza gelecek herhangi bir şehre kadar, bu ülkenin bütün topraklarında kökü olan bir ağaç olarak görüyoruz. Bu ağacı ancak halklar birlikte sularla büyütebiliriz. Belki şimdi istediğimiz kadar bir birliktelik yaratabilmiş değiliz, belki çok daha geniş bir çatı oluşturmamız gerekirdi, eksikliklerimiz de olmuştur ama fikriyatımız da tereddüdümüz, inancımızda herhangi bir samimiyetsizliğimiz yoktur.
“MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Biz bu partiyi kurarken de, şimdi yaşatmak için mücadele ederken de köklerini bu ülkenin bütün topraklarına yaymak, oradan büyütüp, dallarını bütün inançların ve halkların eşit temsil edildiği bir ortak eve çevirmek niyetindeydik. Yine öyle yürüyoruz. O nedenle bu fikriyatın bu kadar güçlü kökleri, bu kadar büyümüş dalları olan bir fikriyatın, bir davayla kapatılması mümkün olmaz. Kapatılsa bile ne yapacaksınız sorusu soruluyor. Kapatılsa bile mücadelemizi sürdürecek yollar var. O yollar nedir diye soruluyor. İşte cevabı sizinle buluşmadır. Biz cevabımızı, sadece parti teşkilatlarımızla, sadece merkez kurullarımızla konuşarak ortaya koymayacağız. Bizim bundan sonra kapatma davasına da dava ola ki aleyhimize sonuçlansa, sonrasına da karar verirken, temel şiarımız, istişaredir, müzakeredir. Bizim toplumun demokrasi güçleri dediğimiz bütün çevreleriyle diyalogdur.
“YOLUMUZU SİZ BELİRLEYECEKSİNİZ”
Bizim yolumuzu biz değil, siz belirleyeceksiniz. Yani burada yapacağımız tartışmalarda, bundan sonra başka şehirlerde yapacağımız buluşmalarda, irşat olmak istiyoruz, yol görmek istiyoruz. Bunu halkımızın yapmasını istiyoruz. Bu ülkede demokrasiyi, laikliği, özgürlüğü, eşitliği, adaleti isteyen her kesimle buluşacağız, dinleyeceğiz, tartışacağız ve sonunda yolumuzu birlikte belirleyeceğiz. Bunu size ben partim adına bir söz olarak veriyorum. Seçimlerle ilgili, kapatma davasının akışıyla ilgili kim ki kafalara zihinleri bulandıracak sorular sormaya kalkarsa, cevabı başta siz canlar, bütün demokrasi güçleri hep birlikte vereceğiz. Biz biliyoruz ki HDP halkla istişare ederek, demokrasi güçleriyle konuşarak yolunu belirleyecek ama bu yol mutlaka ve mutlaka adaletin, hakikatin yolu olacaktır. Ne yaparsak yapalım bu şiardan asla vazgeçmeyeceğiz. Öncelikle ve her seferinde bunu söyleyeceğiz, söylüyoruz.
“DERSİM HARDE DEWRES, DERVİŞLERİN YURDUDUR”
Sevgili canlar, Dersim, dün de söyledim; pirimiz Seyid Rıza’nın huzurunda, evet bir yanıyla acının şehridir, acının coğrafyasıdır, acının tarihinin yazıldığı bir yerdir. Ama nerede zulüm varsa, orada da direniş olmuştur. Diğer yanıyla Dersim, yani Harde Dewres, yani dervişler yurdu, aynı zamanda direnmenin, mücadelenin, irfanın şehri olmuştur. Buradan başlamamızın temel nedeni budur. Yeni yolumuzu bundan sonra yapacaklarımızı belirlemek için istişare buluşmalarımıza, diyalog ve tartışma buluşmalarımıza buradan başlamamızın en önemli nedeni budur. Biz sizlerle burada buluşurken, sizlerden fikir ve irfan rica ediyoruz. Bizi irşat edin, irşat edin ki herhangi bir yerde gözümüzün görmediği bir engele takılmayalım. Onları sizler bizlere gösterin. Bizlerde hep birlikte bunun hakkını vermeye çalışalım. Evet Dersim direnişin şehridir, mücadelenin şehridir ve pirimizin sözünü anmadan burada bir konuşmayı bitirmenin doğru olmayacağını hepimiz biliyoruz. İdam sehpasına götürülürken pirimiz Seyid Rıza ne demişti, ‘Ben sizin yalanlarınızla, hilelerinizle baş edemedim, bu bana dert oldu, ama bende sizin önünüzde diz çökmedim bu da size dert olsun’ dedi.
“SEYİT RIZA’YA SÖZÜMÜZÜ DAHA KUVVETLİ SÖYLEYEMELİYİZ”
Bir de diyoruz ki sevgili pirimiz, biz diz çökmemeyi senden ve senin gibi büyük öncülerimizden öğrendik. Özgürlük, eşitlik mücadelesinde dik duranlardan, bedel ödeyenlerden öğrendik. Ama o günden bugüne bir şeyi daha öğrendik. Biz zalimin hileleriyle, yalanlarıyla baş etmeyi de öğrendik. Ama bunu iyice kuvvetlendirmek için hep birlikte konuşmaya ihtiyaç var. Yani istişareye, irşada, irfana birlikte ulaşma ihtiyacımız var. İşte o zaman belki de gönül rahatlığıyla pirimiz Seyit Rıza’ya sözümüzü daha kuvvetli söyleriz. Pirim, biz bunların hileleriyle de yalanlarıyla da mutlaka baş edeceğiz. Hakla, hakikatle, aşkla kalın.”
Diyarbakır Newroz’u için sabahın erken saatlerinden itibaren alanı dolduran Diyarbakırlılar, iradelerinin yok sayılmasına ve HDP’nin kapatılma davasına karşı haykırdı.
Alanda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Hangi güç yeter bu halkı kapatmaya, hangi güç yeter bu iradeyi kapatmaya, başaramayacaklar. HDP dükkan mıdır? Siz neyi kapatıyorsunuz. HDP halktır halk, HDP umudun adresidir, HDP bu ülkede özgürlük ve barış içinde yaşamın güvencesidir” dedi.
Newroz kutlaması için güne erken başlayan Diyarbakırlılar, kayyum yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı otobüslerin Newroz alanına sefer gerçekleştirmemesinden dolayı gruplar halinde Newroz alanına yürüdü.
Newroz Parkının kontrol noktalarında sabah erken saatlerinde uzun kuyruklar oluşurken, “Newroz ateşiyle direnelim, özgürleşelim” şiarıyla binlerce kişi alana girmeye başladı. Alana girişler HES koduyla gerçekleştirildi.
Alana “Newroz barış, özgürlük, birlik ve özgürlüğü haykırmaktır”, “Kadın kırımına karşı yaşamı ve özgürlüğü savunuyoruz”, “İnkara, savaşa, sürgüne karşı Kawa’nın direniş ruhudur” pankartları asılırken, 9 dilde Newroz kutlaması yapıldı.
“Newroz pîroz be” maskeleri takan binlerce kişi, halaylar eşliğinde kutlama gerçekleştirdi. Kadınlar ve erkekler yöresel kıyafetleriyle renkli görüntüler oluşturdu.
Kürt Dil Platformu ve Kürt Dil Ağı’nın Kürtçenin resmi ve eğitim dili olması talebiyle başlattığı imza kampanyası kapsamında Newroz alanı girişlerine stant kuruldu.
“RENKLERİMİZLE, DİLİMİZLE BU MEYDANDAYIZ”
Newroz Tertip Komitesi Başkanı İrfan Söner, yaptığı açılış konuşmasında “Dehak, Kawa’nın direnişi karşısında yenildi ve Newroz ateşini yaktı. 2633 yıldır halklar Newroz bayramını kutluyor. Newroz pîroz be. Newroz, direniştir, eşitliktir, adalet ve demokrasidir. Renklerimizle, dilimizle bu meydandayız” dedi.
GÜZEL: TECRİT KALKMADIKÇA, BARIŞ GELMEYECEK
HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, “Kürtleri yok sayanlar bu meydana baksınlar. Kürtler bu direniş meydanında. Hangi iktidar bu gerçekliği yok edebilir” dedi.
Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine dair konuşan Güzel, “Direnişçi kadınlar, iktidarlar mücadelemizi yok etmek istiyor, kazanımlarımızı elimizden almak istiyorlar. Buradan bir kez daha söylüyoruz. Biz varız, var olacağız, kendimiz olacağız. Bu politikalara karşı mücadele edeceğiz” diye belirtti.
Öcalan üzerindeki tecride dikkat çeken Güzel, “Ortaya atılan iddiaların giderilmesi için tecridin sonlandırılması gerekiyor. İmralı’ya yaklaşım, Kürt halkına, Kürt sorununa yaklaşımdır. Tecride karşı 115 gündür tutsaklar açlık grevinde. Tecrit kalkmadıkça, bu topraklara barış gelmeyecektir” dedi.
ÇİFTYÜREK: İŞTE MEYDAN, KÜRT HALKI
Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek ise, Kürtçenin resmi dil ve eğitim dili olması için başlatılan imza kampanyasına destek vermeye çağırdı. Çiftyürek, Kürt halkına ve Kürt siyasetine yönelik baskılara değinerek, şunları söyledi: “Ferman padişahın ise meydan halkımızındır. İşte meydan, işte Kürt halkı. Kürt siyaseti yüz yıldır sokaklarda siyaset yapıyor. Meclis’te Kürt siyasetini hedef alınmasıyla siyaset bitmez. Fermanlarınızı tanımıyoruz, işte Kürt halkı, işte siyaset bu meydanda.”
SANCAR: HDP DÜKKAN MI, SİZ NEYİ KAPATIYORSUNUZ?
HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Newroz özgürlüğe olan tutkudur yaşam biçimidir. Newroz ateşi yandığı sürece hiç kimse bizlere boyun eğdiremez, diz çöktüremez” ifadelerini kullandı.
Partilerine yönelik baskıların bitmediğini belirten Sancar, mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirerek, “Haksızca, hukuksuzca halkın iradesini gasp ettiler. Bununla da bitmiyor bu sabah Gergerlioglu’nu abdest alırken gözaltına aldılar. İşte bu kadar kötüler işte bu kadar saygısızlar. Newroz meydanını dolduran milyonlar diyor ki biz size boyun eğmeyeceğiz. Bu ülkeye özgürlüğü demokrasiyi, barışı hep birlikte getireceğiz. Söz olsun mutlaka kazanacağız mutlaka başaracağız. Siyasetle yenemedikleri HDP’yi, şimdi savcılarını harekete geçirerek kapatmaya çalışıyorlar. Hadi diyelim HDP’yi kapattınız, bu halkı ne yapacaksınız. Hangi güç yeter bu halkı kapatmaya, hangi güç yeter bu iradeyi kapatmaya, başaramayacaklar. HDP dükkan mıdır? Siz neyi kapatıyorsunuz. HDP halktır halk, HDP umudun adresidir, HDP bu ülkede özgürlük ve barış içinde yaşamın güvencesidir. Buna engel olamayacaksınız. İşte buradayız bu size dert olsun, kaybedeceksiniz” dedi.
“BU HALK SİZE BOYUN EĞMEYECEK”
Diyarbakır Newroz alanını dolduran yüzbinlere işaret eden Sancar, “Bütün Newroz meydanlarını dolduran milyonlar diyor ki; biz size boyun eğmeyeceğiz. Kötülüğüne geçit vermeyeceğiz. Bu ülkeye özgürlüğü, demokrasiyi, barışı hep birlikte getireceğiz. Söz olsun, mutlaka başaracağız. Mutlaka kazanacağız” sözleriyle direniş ve mücadele vurgusu yaptı.
“HALKI BİR YERE KAPATAMAZSINIZ!”
Siyasetle yenemedikleri HDP’yi, savcılarını harekete geçirerek kapatmak istediklerini söyleyen Sancar, şöyle konuştu:
“Sarayın talimatıyla bir dava açıyor Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı. Öyle bir iddianame ki hukuk tarihine büyük bir ayıp olarak geçecek. Buldukları tek şey bizim barış sesimizdir, özgürlük isteğimizdir, demokrasi çalışmalarımızdır. Başka bir şey yok. Peki, hadi diyelim HDP’yi kapattılar, ya bu halkı ne yapacaksınız. Bu halkı nereye kapatacaksınız, hangi güç yeter bu halkı kapatmaya, bu inancı durdurmaya. Başaramayacaklar. Biz halkımızdan aldığımız güçle, demokratik siyasette ısrarımızı devam ettireceğiz. Biz halkımızın demokrasi, özgürlük ve barış umudunu, siyaset, barış yoluyla gerçekleştirmek için mutlaka hep birlikte yeni yollar yaratacağız. Yeni yollar açacağız. HDP bir dükkan mı? Siz nereyi kapatıyorsunuz? HDP budur, HDP halktır, halk… HDP, umudun adresidir… İşte buradayız. Bu size dert olacak. Kaybedeceksiniz, kaybedeceksiniz, kaybedeceksiniz… Ne yapabilirsiniz daha. Zindanlarınız, savcılarınız, hileleriniz durduramıyor bizi. Çünkü biz direnen halkın umudu, gücüyüz. Ve biz biliyoruz ki direnmek, yaşamaktır. Berxwedan jiyane.”
“ÖZGÜRLÜĞÜN YOLU ULUSAL BİRLİKTEN GEÇİYOR”
Konuşmasında, Kürt ulusal birliği çağrısı yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Ortadoğu barışının yolu Kürtlerin özgürlüğünden geçiyor. Kürtlerin özgürlüğünün yolu da Kürtlerin ulusal birliğinden geçiyor. Newroz Amed’den Qamışlo’ya, Mahabad’dan Hewlêr’e, Kürt halkının kimliğini, onurunu korumak için, demokrasi ve barış umudunu savunmak için bir araya gelme, ulusal birliği kurma günüdür. Newroz ulusal birliğin sembolü olsun. Bütün Kürtler her şartta ve her yerde ulusal birliği sahiplenmeliler” diye belirtti.
Diyarbakır Newroz mitingi, yüzbinlerin sloganları ve halaylarla sona erdi.