PİRHA- HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası, “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyası kapsamında Adıyaman’daki Alevi kurumlarla bir araya geldi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu Alevi Masası, “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyası kapsamında Adıyaman’da Alevi kurum temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda konuşan HDP Antalya milletvekili Kemal Bülbül, “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyasının çalışmaları kapsamında kentte olduklarını vurgulayarak, “Alevilerin eşit yurttaşlık hakkının tanınması için mücadele hattı oluşturmaya çalışıyoruz. Bu hakkın elde edilmesi için Alevi toplumunun da siyaset yapması lazım” dedi.
Bülbül, 1982’de darbeciler tarafından yapılan yasa ile Aleviler ve toplumun diğer kesimlerinin eşit yurttaş olamadığını ifade etti.
Devlet nezdinde statüsü olmayan cemevlerinin devlet erkanı tarafından ziyaret edilmesinin altında efendi-köle ilişkisi yaratılmak istendiğini kaydeden Bülbül şöyle konuştu:
“Yurttaşlık kavramından anlaşılan şey devlete saygı duymak, biat etmek ve itiraz etmemek olarak süregitmektedir. Böyle bir yurttaşlık olmaz. Buna yurttaşlık değil kölelik diyoruz. Türkiye’de aslında hakları hukuken düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş bir yurttaşlık yoktur. Eşit yurttaşlık ise Aleviler, Kürtler, Sünniler ve kadınlar içinde yoktur. Eşit yurttaşlık hakkını anayasada düzenleriz. Kenan Evren’in yaptığı yasada eşitlik olmaz ve o anayasa yırtılmalıdır.
Hristiyanlar Lozan Antlaşması ile ne kadarda inanç özgürlüğünü ve anadili hakkını elde etmiş olsa da burada fiili bir hak ihlali söz konusudur. Alevilerin büyük bir bölümü anadilinde eğitimden yoksundur. Hatta Alevi topluluklar içerisinde kimi kesimler Arapça dua edilmesini ötelemekte. Kendi içerimizde Kürt, Arap ve Romanların da bir eşitlik sorunu vardır. Kürtten Alevi olamayacağını, Romanların hiç Alevi sayılamayacağını ve Arapların Aleviliğinin mevcut Alevilik ile alakası olmadığını iddia eden kurum, yapı ve Alevi kanaat önderleri var. Alevi inancının yürütülüş biçimi cemdir, yürütüldüğü yerde cemevidir. Cemevi devletin yasalarında yasaktır. Peki bugün var olan cemevlerinin statüsü nedir? Fiili olarak vardır ama statüsü yoktur. Vali, kaymakam gibi devlet yetkilileri buraya Aleviler ile efendi köle ilişkisi sürdürmek, ağızlarına bir parmak bal çalmak için gelmektedir. Alevilerin bir inancı olduğunu, ibadetlerinin meşru olduğunu kabul eden bir akış açısı ile gelmemektedirler.”
Bülbül‘ün konuşmasının ardından kurum temsilcileri, “Alevilere Eşit Yurttaşlık Hakkı” kampanyası hakkında düşüncülerini ifade etti.
PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun, “Hakikat ve Adalet İçin Canlar Buluşuyor” programı kapsamında Dersim’de Alevi dedeleri ile analar, Alevi kurum başkanları ve milletvekilleri Ana Fatma ziyaretini, 38 Kayalıkları’nı Halvori Gözeleri’ni ve Munzur Gözeleri’ni ziyaret edecekler.
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun, “Hakikat ve Adalet İçin Canlar Buluşuyor” kapsamında bugün Dersim’deki programın ilki Ana Fatma ziyaretinde çerağ uyandırılıp, lokmalar pay edilecek.
Ana Fatma ziyaretinin ardından 38 Kayalıkları’ndan karanfil atılıp Halvori Gözleri ziyaret edildikten sonra Munzur Gözeleri’nde çerağ uyandırılıp, lokmalar paylaştırılacak. Pirler Hasan Hayri Şanlı ve Zeynel Batar’ın Alevilikle ilgili konuşmalarından sonra program sona erecek.
PİRHA-HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu “Herkes için Adalet buluşmaları” kapsamında Dersim’de 25-26 Haziran tarihlerinde toplantı düzenleyecek. Toplantıya dair konuşan HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, Alevi dünyasını Dersim’de buluşturmayı hedeflediklerini belirtti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu “Herkes için Adalet buluşmaları”na, Dersim’de devam ediyor.
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu, “Herkes için adalet buluşmaları” kapsamında, “Canlar hakikat ve adalet için buluşuyor” mottosu ve “Herkes için adalet” sloganı adı altında Alevileri bir araya getirecek toplantı düzenliyor.
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyesi Nesimi Aday, “Canlar hakikat ve adalet için buluşuyor” ve “Herkes için Adalet” sloganı adı altında düzenlenecek olan toplantının ayrıntılarını PİRHA’ya paylaştı.
“BÜTÜN ALEVİ DÜNYASINI DERSİM’DE BULUŞTURACAĞIZ”
Programın, Türkiye’deki bütün Alevi çeşitliliğinin dikkate alınarak hazırlandığını belirten Aday, program katılımcıları ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“Bektaşi Babalarından, Alevi Pirlerine, Analarına kadar herkesi davet ettik. Yani her kesimden temsiliyet olacak. Pirler, analar, federasyon başkanları, konfederasyon başkanları, dernek başkanları, cemevi başkanları başta olmak üzere, yine Alevi alanında yazan araştırmacı yazarların da içinde olduğu geniş bir yelpaze olacak. Olanaklar ölçüsünde bütün Alevi dünyasını Dersim’de buluşturacağız.”
“HAKİKAT VE ADALET İÇİN CANLARI DERSİM’DE BİR ARAYA GETİRMEK İSTİYORUZ”
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu tarafından bir süredir adalet buluşmalarının yapıldığını söyleyen Aday, şöyle devam etti:
“Herkes için adalet buluşmaları, partimizin yaklaşık bir yıldır yürüttüğü bir kampanyaydı. Bu kampanya doğrultusunda halklar için adalet, inançlar için adalet, kadınlar için adalet, çocuklar için, ekoloji için adalet gibi isimler altında çeşitli faaliyetler, etkinlikler yürütüyorduk.
Yaklaşık bir yıl önce Hatay’da halklar buluşması yapmıştık, Türkiye’deki bütün halkları bir araya getirmiştik. Partimiz yine yakın zamanda Mart ayında, Ankara’da Demokratik İslam buluşması yapmıştı. Şimdi de Dersim’de canlar buluşmasını hazırlıyoruz. Hakikat ve adalet için canları Dersim’de bir araya getirmek istiyoruz.”
“ALEVİLER DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN ÇOK BÜYÜK BEDELLER ÖDEDİ”
Aday, toplantının amacına ilişkin şunları kaydetti:
“25 Haziran’da Dersim’de bütün canlarla bir araya geleceğiz. Buradaki amacımız, Türkiye’nin içinde bulunduğu bu sıkıntılı süreçte canların ne tür sıkıntılar yaşadığı, ne tür talepleri olduğu, ortak bir vatan için ne tür beklentiler olduğu, eşit yurttaşlık temelinde Demokratik bir Türkiye için çok büyük bedeller ödedi , dolayısıyla bütün bu bedelleri ödeyen, sıkıntıyı en çok yaşayan, bu sistemin en büyük zulmünü gören Alevilerin beklentilerini, önerilerini almak için 25 Haziran’da Dersim’de bir toplantı yapacağız. Orada yüz yüze, cemal cemale bir araya geleceğiz.”
Aday, 26 Haziran’da çalışmanın devam edeceği bilgisini paylaşarak, “Munzur Gözeleri’ne, o bölgede başta Ana Fatma Ziyareti olmak üzere bir gezi programımız var. Doğrusu bu bir inanç gezisi, yani Alevi inancına, ritüellerine uygun bir şekilde, lokmalar ve dualar eşliğinde bir gezi olacak” dedi.
Bu toplantının amaçlarından bir tanesinin de Türkiye’nin bir çok bölgesindeki Alevileri bir araya getirmek olduğunu dile getiren Aday, “Yani Alevilerin “Yol bir, sürek bin bir” mottosu üzerine hareket edip, bütün anlayışları Dersim’e götürmeye çalışıyoruz. Burada Dersim’i seçmemizin amacı, Dersim Aleviler için bir rıza şehri olarak görülüyor. Bir çok Alevi Ocağı Dersim’dedir. Bu anlamda Aleviler için bir “Ana vatan” imgesi de var. Bundan dolayı Ana Fatma’nın huzurunda, darında; Munzur Baba’nın, Düzgün Baba’nın sofrasında Alevileri, onları mihman etmek için bu buluşmanın Dersim’de gerçekleşmesinin kıymetli olacağını düşündük” şeklinde konuştu.
“ALEVİLER TARİH BOYUNCA KIRIMLARA, SOYKIRIMLARA UĞRADI”
Organize suç örgütü başı Sedat Peker’in, Twitter’dan yaptığı paylaşımda “Derin Mehmet’in adamlarının planları bir cemevine saldırıdır” şeklindeki iddiasına yönelik, “Mehmet Ağar ve ekibinin Aleviler üzerine olası bir provokasyonunu da konuşmak gerekiyor” diyen Aday, şunları söyledi:
“Aleviler son süreçlerde kamuoyunun da izlediği, gördüğü gibi, suç örgütü Sedat Peker’in de ifşa ettiği, Alevilere yönelik yeni bir saldırı olabileceği bilgisi var. Aslında biraz bunu da konuşmak için oradayız. Yani Aleviler için biz ne yapabiliriz, onlar birlikte ne yapabilir, bunları da konuşmak için orada olacağız. Konuşulan bu haber, bu olasılık Alevileri tedirgin etmiş durumda. Çünkü Aleviler tarih buyunca kırımlara, soykırımlara uğradılar. En yakını Gazi Mahallesi olaylarıydı, Sedat Peker’de bunu söylemişti. Yani Mehmet Ağar ve ekibinin Aleviler üzerine olası bir provokasyonunu da konuşmak gerekiyor.”
“ALEVİLERİN İSTEKLERİ DOĞRULTUSUNDA, ONLARIN SÖZÜ OLMAYA ÇALIŞACAĞIZ”
Bu bağlamda parti olarak, Alevilerin istekleri doğrultusunda onların sözü olmaya çalışacaklarını ifade eden Aday, son olarak şunları ekledi:
“Biz de siyaset kurumu olarak desteklerimizi sunacağız. Alevileri olası bir sıkıntıdan kurtarmak için elimizden ne geliyorsa bizler de yapmayı düşünüyoruz. 25 Haziran’da bütün canlarla yüz yüze cemal cemale söyleşeceğiz, bütün bunları konuşacağız. Demokratik bir toplum için, özgür yurttaşlık için canların fikirlerini alıp, ona göre biz de HDP olarak, Alevi canlar için üstümüze düşen ne varsa yapacağız.”
PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu Süryani Katliamı’nın 104. yılı dolayısıyla açıklama yaptı.
Açıklamada, “Türkiye tarihi, toplumu oluşturan halklara ve kültürlere yönelik suçların ve bu suçların yarattığı acıların tarihidir aynı zamanda. Bu topraklarda tekçi, devletçi, düşmanlaştırıcı zihniyetin katliamdan geçirmediği, ölümle terbiye etmeye çalışmadığı halk ya da toplum kesimi neredeyse yoktur” denildi.
Birinci Dünya Savaşı süreci, 1915 ve sonrası yaşanılan coğrafyanın tarihinin en karanlık dönemlerinden olduğu ifade edilen açıklamada, “O tarihlerde sadece Ermeni halkına değil, aynı zamanda Süryani-Asuri-Arami-Keldani halkına ve diğer Hristiyan halklara karşı da sistematik bir soykırım politikası uygulandı” diye kaydedildi.
“1915-1924 yılları arasında Süryani halkına yönelik yapılan Seyfo soykırımının 104. yıl dönümünde, katliamı kınıyor ve Süryani halkının acısını paylaşıyoruz. Bu ülkede, canı yanmış, ötekileştirilmiş, haksızlığa uğramış herkesin acısı bizim acımızdır. Bu katliamların sorumlusu halklar değil tekçi yönetim zihniyetidir. Türkiye’nin bu acı tarihinden dersler çıkararak geleceğe yol alması gerekirken, ne yazık ki ülkemiz aynı tekçi ve baskıcı zihniyeti taşıyan iktidarlar tarafından yönetilmeye devam etmektedir. Bugün mevcut olan yönetim anlayışı da Enver Paşa ve İttihat Terakki zihniyetinin devamıdır. Ancak bu zihniyete karşı kadim ve daim olan güçlü bir direniş ve mücadele geleneği vardır. Partimiz bu mücadele mirasının takipçisi olarak söz konusu acı ve katliamların bir daha asla yaşanmaması ve sorumluların hem tarih hem de hukuk önünde yargılanması için bütün gücüyle çabasını sürdürmeye devam edecektir.”
“SOYKIRIMLA YÜZLEŞİLMELİ”
“Türkiye’nin acıları ve tarihiyle yüzleşmesi için hala geç değildir. Bugün gerçek anlamda toplum olmuş bütün ülkeler acılarıyla yüzleşmiş, geçmiş hatalarından ders çıkarmış ülkelerdir. Türkiye’nin de yapması gereken acıları, katliam ve soykırımları inkar etmek değil, onlarla yüzleşmek ve hakikatlere göre geleceğe yürümektir. Bu bizim için sadece bir beklenti değil aynı zamanda bir mücadele gerekçesidir. Tarihin bize miras bıraktığı bu korkunç suçlarla başa çıkmanın, yaşanan acıları anlamlandırmanın en temel yolu birlikte hareket etmek ve bir arada olmaktır.
PİRHA-HDP’nin Alevi Milletvekilleri Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül, mecliste yaptıkları açıklamada, Alevi inancına yönelik baskıları değerlendirdiler. Vekiller, Hızır’ın alay konusu edilmesi, Kürt Alevi ağırlıklı muhtarların görevden alınıp yerlerine kayyum atanması, Kürt Alevi yurttaşın evinin işaretlenmesi, Diyanet işleri başkanının Tunceli cemevini ziyaret etmesi gibi birçok konuyu değerlendirdiler.
HDP’nin Alevi milletvekilleri Ali Kenanoğlu ile Kemal Bülbül, HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu adına mecliste bir açıklama yaptılar. Vekiller yaptıkları açıklamada son günlerde Alevi inancına yönelik baskı ve asimilasyona dikkat çektiler.
“ALEVİLER IRKÇILIĞA BİREBİR MARUZ KALIYOR”
İlk olarak söz alan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, yaşamın her alanının ablukaya alındığı, kriminalize edildiği bir ırkçılıkla karşı karşıya kalındığını belirtti. Bu ırkçılığa birebir maruz kalan toplumsal kesimlerden birinin de Alevi topluluğu olduğunu söyleyen Bülbül, Alevi toplumuna dönük sistematik hak ihlallerinin çoğalarak devam ettiğine vurgu yaptı.
İzmir’in Çiğli ilçesinde Kürt Alevi bir ailenin evinin kapısına üç hilal çizilip “Defolun, Allahuekber” yazılarının yazılmasına değinen Bülbül, bu yurttaşın yaşamsal tehlikesi olduğunu ifade ederek “Bu ırkçılıktır, faşizmdir, hedef göstermedir. Zaten bu ırkçılığı ve faşizmi yapanlar için Allahın ekber olduğu bir tek insanlara saldırırken hatırlıyor. Bunun dışında yoksullukla, haksızlıkla mücadelede, canilerle mücadelede Allahuekber kavramı kullanılmıyor. Mazlumlara, kimsesizlere karşı Allahuekber kavramı kullanılıyor” dedi. Kapı işaretlemelerin tarihsel bir derinliği olduğunu kaydeden Bülbül, bu kapı işaretlemelerin ardından gelen Alevi katliamlarını da hatırlattı.
“HIZIRIN KİM OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ?”
Alevi inancında kutsal sayılan Hızır’ın “Keloğlan Ak Ülke” adlı masal kitabında tecavüzcü olarak gösterilmesine de tepkilerini dile getiren Bülbül, buna hukukun sessiz kaldığını kaydetti. Bülbül, sessiz kalanlara şöyle seslendi: “Hukuk da mı bundan yana acaba. Hukuku yürütenler Hızır’ın ne olduğunu biliyor mu? Türkiye’nin hakimleri, savcıları Hızır’ın kim olduğunu biliyor musunuz? Türkiye’nin yürütme organı, cumhurbaşkanı, devlet başkanı Hızır’ın ne olduğunu biliyor musunuz? Utanmıyor musunuz? Hızır Kur’an-ı Kerim’de geçiyor Hızır Aleyhisselam diye. Hızır’ı tecavüzcü olarak gösteren birine sessiz kalmaya utanmıyor musunuz?”
Belediye başkanları ve muhtarların açığa alınarak yerlerine kayyum atanması hakkında da konuşan Bülbül, açığa alınan muhtarların sayısının belli olmadığını, görevden alınan muhtarların Kürt ve Alevi ağırlıklı olduğunu söyledi.
“DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALEVİLİKTEN ELİNİ ÇEK”
Diyanet İşleri başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevini ziyaretine de değinen Bülbül, “Dersim cemevinde Kur’an-ı Kerim dersinin verilip verilmeyeceğine karar verecek olan Diyanet İşleri Başkanı değildir, Dersim toplumudur, Dersim halkıdır. Dersim’deki hak ve hakikat davasını yürüten dedelerdir, pirlerdir, analardır. Sen hangi cürretle gidiyorsun oraya? Devlet okulunda okumakla alim olunmaz. Devlet okulunda okumakla arif de olunmaz. Mekteb-i arifi bitirmek için mürşitlerin, alimlerin, sadıkların, aşıkların dizinin dibinde oturacaksın, onlardan nasipleneceksin, onlardan feyz alacaksın. Sen saraydan feyz alıyorsun… Diyanet İşleri Başkanı Alevilikten elini çek. Ayıptır. Cahillik etme. Bilmediğin şeye talip olma.” diye konuştu.
“DEVLETE SAYGI ADI ALTINDA YAPTIĞINIZ BASİT BİR ROLDEN İBARET”
Bülbül, Dersim’de Diyanet İşleri başkanı ile görüşen dedelere de şöyle seslendi: “Devlete saygı adı altında yaptığınız basit, küçük, sıradan bir rolden ibaret. Ayıptır. Düzgün Baba’ya gidin, Munzur Baba’ya gidin. Ağuçan ocağına, Baba Mansur ocağına, Hacı Kureyş ocağına gidin. 12 ocak var Dersim’de. Oradaki acı çeken analar size anlatsınlar. Seyit Rıza’ya gidin. Darda sır olurken ‘Evladı Kerbelayık! Bihatayık! Ayıptır, günahtır, yazıktır’ deyip kendi idamını yapana bile ders verip kendine saygı duyuracak kadar alim olan Seyit Rıza’ya gidin. Aleviliği öğrenmek için bizim Diyanet işleri başkanlığına ya da onun ilgili bir kurumuna ihtiyacımız yoktur.”
“YOLUMUZA SAHİP ÇIKACAĞIZ”
Bütün bunları her yerde dile getireceklerini ifade eden Bülbül, “Alevilik hakkın hakikatin yoludur. Alevilik mekteb-i irfan yoludur. Yol cümleden uludur. Kendini cümleden ulu sanan küçük beyinlileri teşhir etmeye devam edeceğiz. Yolumuza, erkanımıza sahip çıkacağız.” dedi.
Bütün bu ayrımcılığa sebep olanın Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana devam ecen ırkçı, gerici , tekçi rejimi olduğunu ifade eden Bülbül, bütün bunların bir şekilde ortadan kalkması gerektiğine işaret etti.
Arkasından söz alan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da yaşanılan sorunların Türkiye’nin demokratik olmayışından ve demokratik bir anayasaya sahip olmayışından kaynaklı sorunlar olduğunu kaydetti. Bu sorunların aşılması yönteminin demokratik bir anayasadan geçtiğini belirten Kenanoğlu, tüm inançlara hak, hukuk, adalet çerçevesinde eşit mesafede durmakla ilgili olduğunu söyledi. Bu sorunların lokal sorunlar olmadığını, diğer inançların da hemen hemen aynı sorunları yaşadıklarını dile getiren Kenanoğlu, bu sorunların tamamını aşmanın yönteminin de demokratik bir ülke, demokratik bir anayasa ve laiklik olduğunu kaydetti. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Alevilere yönelik artan nefret söylemlerine karşı HDP Halklar ve İnançlar Komisyonuna bağlı Alevi Masası adına Zeynel Özen, TBMM’de basın açıklaması yaptı. Özen, yeni eğitim-öğretim yılının Alevilere hakaretlerle başladığını belirterek, Alevi toplumunu ve Aleviliği hedefleyen bu ayrımcı, baskıcı uygulamalar son verilmesi çağrısında bulundu.
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’na bağlı Alevi Masası, okullarda bazı din öğretmenlerinin derslerde Alevilerle ilgili nefret söylemleri olmak üzere, eğitimin tek bir inanç ekseninde dinselleşmesine ve Diyanet’in farklı inançların vergileriyle finanse edilmesine dair TBMM’de bir basın toplantısı gerçekleştirdi.
Toplantıda, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İzmir Milletvekili Tuma Çelik, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ve Şırnak Milletvekili Nuran İmir bulundu.
Basın açıklamasını HDP Halklar ve İnançlar Komisyonuna bağlı Alevi Masası adına HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen okudu. Alevilere yönelik nefret söylemlerine en çok karşılaştıkları yerlerin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullar ve müfredat içinde okutulan “zorunlu din dersleri” olduğunu söyleyen Özen, yeni eğitim-öğretim yılınında “zorunlu din dersinde” yeni bir hakaret örneğiyle karşılaştıklarını belirterek, yeni eğitim-öğretim yılının Alevilere hakaretle başladığının altını çizdi.
Özen, Alevilere yönelik nefret söylemine okullarda bu kadar sık rastlanmasının ciddi bir toplumsal soruna işaret ettiğine dikkat çekti.
“BU SORUN ZİHNİYET SORUNUDUR”
Alevilere yönelik hakaret ve nefret söylemlerinin son örneği İstanbul’un Arnavutköy İlçesinde bulunan Cumhuriyet Ortaokulu’nda gerçekleştiğini söyleyen Özen, durumu şöyle özetledi:
“Zorunlu din dersi için görevlendirilen öğretmen sınıfta “Alevilerin yaptığı yemek yenmez” deme cüretini göstermiştir. Kamuoyunun gösterdiği tepki üzerine görevden alındığı söylenen öğretmenin ücretli öğretmen statüsünde olması İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bir teselli gerekçesi gibi sunulmuştur. Buna dayanarak olayın münferit bir hadise gibi gösterilmesi ise gerçeklere aykırı ve kandırmacadır. Alevilere yönelik bu nefret söylemlerinin sorumluluğu; cehaletin sesi olan bazı din öğretmenlerinden ziyade, sırtlarını dayadıkları tekçi, inkârcı ve iktidara dayanan ulema anlayışına aittir. Bu sorun her şeyden önce bir zihniyet meselesidir.”
“ALEVİ ÖĞRENCİLER DİN ÖĞRETMENLERİN HAKARETLERİNE MARUZ KALIYORLAR”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına rağmen zorunlu din dersinin hala okullarda okutulduğunu söyleyen Milletvekili Zeynel Özen, sadece iktidara yedeklenmiş bir Sünni İslam anlayışının öğrencilere aşılanmaya çalışıldığı bu derslerde Alevi öğrencilerin çeşitli sıkıntılar yaşarken, bir taraftan da din öğretmenlerinin hakaretlerine maruz kaldıklarını belirtti.
AKP hükumetinin eğitimi tamamen dinselleştirme politikalarıyla mevcut eğitim sisteminin Alevi çocukları için işkenceye dönüştüğünü kaydeden Özen, “Müfredata yeni eklenen ve “seçmeli” kategorisi altında sunulan ama aslında fiili olarak zorunlu kılınan yeni din dersleri ile eğitimin önemli kısmı dini bir içeriğe bürünmüştür” dedi.
“DİN DERSLERİ TÜMÜYLE KALDIRILMALI”
Alevi toplumunu ve Aleviliği hedefleyen bu ayrımcı, baskıcı uygulamalara son verilmesi çağrısında bulunan Zeynel Özen, “Öğrencilerin ve ailelerin istek ve iradeleri dışında “zorunlu” ve “seçmeli” adı altında zorla öğretilen din dersleri ablukası tümüyle kaldırılmalıdır. İmam hatip okullarının gereğinden fazla açılmasından ve bir asimilasyon aracı olarak kullanılmasından vazgeçilmelidir” dedi.
PİRHA – HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Başkanı Kemal Peköz yaklaşan 24 Haziran seçimlerini değerlendirdi. Peköz, “Yaptıkları yeni yasalar ile doğru dürüst seçim çalışmaları yürütülmesin diye ellerinde geleni yapacaklar. Ve her şeyi uygulayarak sandıkta kendilerini çıkarmaya çalışacaklar” dedi.
AKP ve MHP ittifakının birlikte yapacağı baskın seçime yönelik muhalif tüm kesimlerden tepkiler gelmeye devam ediyor. HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Başkanı Kemal Peköz yapılacak olan baskın seçime ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.
Normal koşullarda seçim yapılması gerektiğini vurgulayan , “OHAL koşullarında seçim yapmak çok fazla sorun yaratır. Özellikle bizler için erken seçim sorun yaratacak. 15 bine yakın gözaltı ve 10 bine yakın tutuklu arkadaşımız var. Türkiye gibi bir ülkede 240-250 bine yakın hükümlü ve tutuklu var. Ayrıca 70 bine yakın da öğrenci cezaevinde. Kimi tutuklu kimi hükümlü durumda. Yaptıkları yeni yasalar ile doğru dürüst seçim çalışmaları yürütülmesin diye ellerinde geleni yapacaklar” dedi.
Peköz AKP’nin sandıkta kendini çıkarmak için herşeyi uygulayacağına dikkat çekerek, ” Daha önceleri sıkı yönetim dönemlerinde de bunlar yaşandı. Örneğin 1999 seçimlerinde arkadaşlarımız güvenlik kuvvetlerinin baskısına ve şiddetine maruz kaldıklar. Fakat yine de ‘biz oyumuzu kullanalım öldürecekseniz ondan sonra öldürün’ diyen arkadaşlarımız oldu” şeklinde konuştu.
” DEMOKRATİK BİR ORTAMDA SEÇİM ÇALIŞMASI YÜRÜTÜLMELİ”
“Biz her şeyin en iyisini azami bir şekilde yapmaya çalışıp önlemlerimiz almaya çalışacağız” diyen Peköz şöyle devam etti:
“Gönül isterdi ki herkesin demokratik bir şekilde demokratik bir ortamda, eşit koşullarda faaliyet yürüteceği bir seçim çalışması yapılabilsin. Bizim açımızdan süre olarak çok bir şey fark etmiyor. Biz belirli bir çalışması olan, sürekli 24 saat çalışan bir siyasi partiyiz. Biz diğer partiler gibi haftanın belirli günleri gelip ilimizi, ilçemizi ve genel merkezimiz açmıyoruz. Bizim ilimiz, ilçemiz ve genel merkezimiz arkadaşlarımızın tamamı 24 saat faaliyet altındadır. “
“DİRENMENİN ANLAMI BASKIYI BOŞA ÇIKARMAKTIR”
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu Başkanı Kemal Peköz baskın seçime ilişkin son olarak şunları kaydetti:
“Baskı ne kadar çok olursa karşısındaki dirençte o kadar çok olacaktır. Yani direnmenin anlamı baskıyı boşa çıkarmaktır. Biz bugüne kadar sürdürdüğümüz bu direnci bundan sonrada sürdürüp bu baskıyı azaltacağız. Ve 2015 seçimlerine oranla daha güçlü bir şekilde meclise gireceğimizi düşünüyorum.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Aleviler için kutsal olan Hızır (Xızır) orucu için HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu adına Ali Kenanoğlu açıklama yaptı. Açıklamada, “Savaşların sürdüğü, kan ve gözyaşının hakim olduğu bir süreçte Hızır’ın mazlumlara can, darda kalanlara derman olmasını ve tüm dünyaya barış ve huzur getirmesini diliyoruz” denildi.
Aleviler için kutsal olan Hızır (Xızır) orucu içinHDP Halklar ve İnançlar Komisyonu adına Ali Kenanoğlu açıklama yaptı. Açıklamada, Hızır’ın (Xızır) yeşil, bolluk ve bereket anlamına geldiği ve doğanın, varlığın, hakikatin, mukaddesin, yaşamın medet umulan, darda kalınca yetiş denilen umut kapısı olduğu belirtildi.
HIZIR, DOĞANIN DOĞUMUDUR
HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu’nun Hızır orucuna ilişkin yaptığı açıklama şöyle:
“Alevilerin ibadet takviminde önemli bir yer tutan Hızır ibadeti ve bu ibadet bütünü içinde yer alan Hızır orucu, 13-14-15 Şubat tarihlerinde tutulur. Bu oruç Alevilerce üç gün olarak tutulmakla birlikte kimi Ocaklarda yedi gün de sürdürülür.
30 Ocak ile 20 Şubat arasında icra edilen Hızır inancı, Alevilerce çok yoğun yaşanan bir inanç ve ibadettir. Bu dönemde Hızır ile İlyas’ın buluştuğu ve insanlığa yardım için dünyaya geldiğine inanılır. Hızır inancı diğer taraftan ‘doğanın doğumu’ öncesidir. 20 Şubat’ta ilk cemrenin havaya düştüğü zamana kadar inançsal ritüeller devam eder. Hızır için oruç tutulduğu gibi lokmalar da sunulur. Her akşam cemler yapılıp dualar edilir. Birlik lokmaları yenir.
Yaşadığımız coğrafyada savaşların sürdüğü, kan ve gözyaşının hakim olduğu bir süreçte Hızır’ın mazlumlara Can, darda kalanlara derman olmasını ve tüm dünyaya barış ve huzur getirmesini diliyoruz. Hızır cümle canların yar ve yardımcısı olsun. Alevi toplumunun orucu makbul, duaları kabul olsun. Aşk ile…” (HABER MERKEZİ)