PİRHA- Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu oyunu kullandı. Kenanoğlu, “Halklarımızın özgürlüğü, inançlarımızın eşitliği için hayırlısı olsun. Hızır yardımcımız olsun” dedi.
Depremde en çok yıkımın yaşandığı Adıyaman’da depremzedeler konteynerlerde kurulan sandıklarda oy kullanıyor.
Kentte sabah 08.00 itibariyle başlayan oy kullanma işlemi kapsamında milletvekili adayları da sandıklara giderek oylarını kullandı.
Türkiye genelinde sabah 08.00 itibariyle oy kullanma işlemi başladı. Adıyaman’da sabah saatleri itibariyle Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti) Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, merkeze bağlı Çokpınar ve Kındırali köylerinde kurulan ortak sandıkta oyunu kullandı.
Kenanoğlu, “Halklarımızın özgürlüğü, inançlarımızın eşitliği için hayırlısı olsun. Hızır yardımcımız olsun” diye konuştu.
PİRHA- Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Ali Bozan ve beraberindeki partililer birçok köyde halk buluşmaları gerçekleştirdi.
Yeşil Sol Parti Adıyaman Milletvekili Adayı Ali Kenanoğlu, Yeşil Sol Parti Mersin Milletvekili Adayı Ali Bozan ve beraberindeki partililer Balyan, Davuthan, Tekpınar, Karaçalı, Çimenke, İncekoz, Tolmaz ve Zivar köyleride halk buluşmaları gerçekleştirdi.
Kitlesel bir şekilde gerçekleşen buluşmalarda Yeşil Sol Parti adaylarına halk yoğun ilgi gösterdi.
Ziyaretlerde 14 Mayıs seçimlerine giderken Yeşil Sol Parti’nin meclise güçlü girmesinin önemine vurgu yapan Kenanoğlu, “Bu seçim sıradan bir koltuk değişimi seçimi değil. Geçmiş yüzyılda hataların tekrar edilmediği, ortak vatanda demokratik bir cumhuriyette kardeşlik hukukunu tesis edildiği bir ülkede yaşamak istiyoruz. Ülkede hem siyaseten hem de ekonomi olarak bir rahatlamaya ihtiyaç var. Bizler meclise 100 vekille girmeyi önümüze koyduk” şeklinde konuştu.
PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevi inancının aşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcisi Aşık Veysel’i Hakk’a yürüyüşünün 50. yılında anarak, “Bu ‘Nevroz’ gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz” dedi.
Halk ozanı Aşık Veysel, Hakk’a yürüyüşünün 50. yıldönümünde anılıyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Aşık Veysel’i Hakk’a yürüyüşünün 50. yıl dönümünde mecliste yaptığı konuşmayla andı. Aşık Veysel’in Alevi inancının aşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcisi olduğunu ifade eden Kenanoğlu, onun yüce gönüllü ve doğa aşığı olduğuna dikkat çekerek, “Bu ‘Nevroz’ gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz” ifadelerini kullandı.
“AŞIKKLIK GELENEĞİNİN BÜYÜK TEMSİLCİSİ, SAYGI İLE ANIYORUZ”
Konuşmasına 21 Mart Nevroz Bayramı’nı kutlayarak başlayan Kenanoğlu, 21 Mart’ın ayrıca Aşık Veysel’in de Hakk’a yürüdüğü tarih olduğu bilgisini paylaşarak şöyle konuştu:
“Diğer taraftan 21 Mart Âşık Veysel’in de Hakk’a yürüyüşünün yıl dönümü. Âşık Veysel, Alevi inancının âşıklık geleneğinin son yüzyıldaki en büyük temsilcilerinden birisidir. Kendisi 21 Martta Hakk’a yürüdü. Veysel’e sorarlar: “Âşık, dünyadan ne anladın?” diye. Der ki: “Say ki bir pazar yeri dolaştım, 3 metre bez aldım gidiyorum.” Yani böyle yüce gönüllü bir insandır.
Diğer taraftan, şöyle der: “Mezarıma çimento, beton dökmeyin; toprak kalsın, börtü böcek faydalansın; süt olsun, bal olsun, çiçek olsun.” Bu kadar da doğa âşığı bir insandır. Diğer taraftan “Medet mürvet deyip kapına geldim/İsteğim dileğim var Hacı Bektaş/İndim eşiğine yüzümü sürdüm/Kusurum günahım var Hacı Bektaş” diyerek de Pir’in huzurunda özünü dara çekmesini bilen bir derviştir. Bu “Nevroz” gününde sadık yâri kara toprağa kavuşan Veysel babanın devri daim, mekânı gülistan olsun. Kendisini sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.”
PİRHA-4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyası 30 Ocak Pazartesi günü saat 10.00’da Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Mecliste yaptığı konuşmada davaya katılım çağrısı yapan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “İnancımıza ve cemevlerimize yapılan bu saldırıları bir kez daha kınıyor ve bütün demokratik kamuoyunu 30 Ocak’ta görülecek olan duruşmayı takip etmeye çağırıyoruz” dedi.
4 Alevi kurumuna 30 Temmuz 2022’de yapılan saldırıların ardından açılan dava dosyası 30 Ocak Pazartesi günü saat 10.00’da Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, mecliste yaptığı konuşmada davaya katılım çağrısı yaptı.
“İNANCIMIZA VE CEMEVLERİMİZE YAPILAN SALDIRIYI KINIYORUZ”
Geçen yıl Muharrem Orucu’nun ilk günü aralarında Ana Fatma Cemevi’nin de olduğu 4 Alevi kurumuna saldırı yapıldığını söyleyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Gözaltına alınan 3 kişiden ikisi serbest bırakılmıştı saldırıyı gerçekleştiren Ahmet Ozan Karaca ise tutuklanmıştı. Tutuklu şahsın yaklaşık bir ay önce cezai ehliyeti olmadığına dair rapor aldığı öğrenilmiştir. Saldırı sonrası açılan dava 30 Ocak pazartesi günü görülecektir. Bu saldırı sadece Alevilere yapılmış değil, iktidarın kendisi gibi düşünmeyen bütün muhalif kesimleri baskı altına alma hırsının bir tezahürü olarak gerçekleştirmiştir. Aynı zamanda bu tür saldırıları yapanlara cezasızlık politikasının sürdürülmesi nasıl bir düşmanca yaklaşımla karşı karşıya olduğumuzu da göstermektedir. İnancımıza ve cemevlerimize yapılan bu saldırıları bir kez daha kınıyor ve bütün demokratik kamuoyunu 30 Ocak Pazartesi günü saat 10.00’da Ankara 63. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek olan duruşmayı takip etmeye çağırıyoruz” dedi.
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevini Başkanlığı’nı da kapsayan torba yasanın iptaline karşı AYM’ye dilekçe verilmediğini belirtti. Son başvuru tarihinin 8 Ocak olduğunu hatırlatan Kenanoğlu, Alevi kamuoyuna bir an önce harekete geçmesi çağrısında bulundu.
AKP-MHP hükümetinin cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesine alan kararına karşı Alevi toplumu ‘Büyük Alevi Kurultayı’ ile cevap verirken, meclisten geçen torba yasaya karşı itiraz süresi dolmak üzere. 8 Ocak’ta dolacak süreye dair 121 milletvekilinin itiraz dilekçesine ihtiyaç var.
CAN TV’de Veli Haydar Güleç’in sunduğu Can’dan Bakış programına Gazeteci Çilem Küçükkeleş ile birlikte katılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP ‘li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevini Başkanlığı ve Meclisten geçen torba yasanın iptaline karşı Anayasa Mahkemesi’ne halen dilekçe verilmediğini kaydederek, bu durumun Aleviler açısından büyük tehlike arz ettiğini söyledi.
HDP’li Kenanoğlu Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilecek vekil yeterliliği sayısının ancak CHP’nin meclis grubunda olduğunun altını çizerek, CHP’nin bu konuda bir adım atmamasını eleştirdi. Kenanoğlu, ayrıca Alevi kurumlarına çağrı yaparak torba yasaya karşı görüştükleri siyasi partilerin bu taleplerini görmezden gelmesine karşı tutum almaya çağırdı.
“İTİRAZ İÇİN YETERLİ VEKİL SAYISI OLAN TEK PARTİ CHP”
Kenanoğlu, torba yasanının iptaline dair yapılacak başvuru için 121 vekil sayısına sahip tek partinin CHP olduğuna işaret etti. 8 Ocak tarihinde son bulacak başvuruya dahil halen bir adımın atılmadığını söyleyen Kenanoğlu, “Devlet referanslı bir ‘Alevi Diyaneti! kuruluyor. Bugüne kadar o daireye kimseyi atayamadılar. Atamalar için Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe verilip verilmeyeceğini bekliyor olabilirler. Torba yasa ile birlikte Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na dair yapılacak itirazın süresi 8 Ocak’ta bitiyor. Halen dilekçe verilmiş değil. Alevi kurumlarının gözlerinin, kulaklarının orada olduğunu biliyoruz. Bu itiraz dilekçesini verecek tek bir parti var; oda CHP’dir. HDP olarak bizim 121 vekilimiz yok” dedi.
CHP’nin torba yasanın iptali için karşı AYM’ye itiraz edeceğini Alevi kurumlarına aktardığı bilgisini paylaşan Kenanoğlu, Alevi kamuoyunu uyararak bir an önce son başvuru sürecinin takibinin yapılması gerektiğine vurgu yaparak şöyle devam etti:
“Alevi kurumları bizleri ve mecliste bulunan diğer siyasi partileri de ziyarete ederek bu torba yasanın Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesini istediler. Bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürebilecek tek parti CHP idi ve milletvekilliği sayısı yetiyordu. CHP, Alevi kurumları ile görüşmesinde bu torba yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğini söylemişti. 8 Ocak tarihinde saat 17.00′ ya kadar AYM’ye dilekçe verilmediği takdirde torba yasaya dair bir itiraz olamayacak, geçmiş olsun diyebiliriz. İtiraz için var olan 2 aylık süreç dolmuş olacak. Buna dair Alevi kamuoyundan ses çıkmıyor. Alevi kamuoyu bu konuda uyararak son başvuru tarihini hatırlatmalı. Yarın öbür gün süreyi takip etmedikleri için bu konuda Alevi kurumları suçlanacak. Alevi kurumları torba yasanın iptalinin yapılacak başvuruya dair CHP ile yaptıkları görüşmelere dair kamuoyuna bilgi vermesi gerekiyor. Muhalefetin söz verdiklerini yapmadıkları durumda ise ‘Bu konuyu kamuoyuna açıklamıştık ama yapmadılar’ diye çıkıp söylemeliler. ”
NE OLMUŞTU?
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Şahkulu Sultan Dergahı’nda yaptığı açıklamada Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulacağını açıklamıştı.
Alevi dedelerine maaş bağlanması, cemevlerinin bakım ve giderlerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinden karşılanması öngörülen yasa teklifi TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda tartışmalar eşliğinde AKP ve MHP oylarıyla kabul edilmişti.
Hazırlanan kanun teklifinin yetersiz olduğunu savunan Alevi çatı örgütlerini genel başkanları cemevleri ile ilgili yasa değişikliği teklifi görüşmeleri öncesi ve sonrasında mecliste grubu bulunan muhalefet partilerini ziyaret ederek torba yasanın geri çekilmesi ve Anayasa Mahkemesi’ne taşınması talebinde bulunmuşlardı.
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun Madımak Katliamı’na ilişkin talep ettiği meclis tutanaklarına TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı’ndan ret kararı geldi.
2 Temmuz 1993’te gerici-faşist kalabalıklar tarafından yapılan Madımak Katliamı‘na ilişkin Meclis tutanaklarını talep eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu‘na, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı’ndan ret kararı geldi.
Kenanoğlu’nun Madımak Katliamı tutanaklarını talep ettiği dilekçesine TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanlığı tarafından verilen yanıtta söz konusu belgelerin bir arşivci eşliğinde, aslı ya da herhangi bir kopyası alınmadan incelenebileceği belirtildi.
Kenanoğlu’na yapılan yazılı açıklamada tutanakların “kişilik ve özel yaşama ilişkin bilgiler içeren arşiv belgeleri” ve “gizli ve çok gizli niteliğinde haiz arşiv belgeleri” kapsamında olduğu aktarıldı.
01.10.2022 tarihli ve 2022/4 sayılı TBMM Kütüphane ve Arşiv Kurulu Kararı‘nda TBMM Başkanvekili Isparta vekili Süreyya Sadi Bilgiç, TBMM İdare Amiri Gaziantep vekili Ali Şahin, TBMM Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu ve TBMM Kütüphane ve Arşiv Hizmetleri Başkanı Muaz Ayhan Işık‘ın imzası var.
Konuya ilişkin yasaklama kararının hukuksuzluğuna dikkat çeken Kenanoğlu, “Cumhuriyet tarihindeki Alevi katliamlarının TBMM’de nasıl görüşüldüğünü araştırıyoruz. Bu kapsamda 2 Temmuz Madımak Katliamı’na ilişkin Meclis Araştırma Komisyonu tutanaklarını almak istedik. Söz konusu tutanak belgelerini ilk olarak sözlü şekilde talep ettik ancak verilmedi. Dilekçe vermemiz gerektiği söylendi, biz de bunun üzerine TBMM Genel Sekreterliğine yazılı bir başvuru yaptık. Fakat şimdi de yeni bir engelleme ve yasakla karşılaştık” dedi.
PİRHA-AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şahkulu Sultan Dergahına gidecek olmasını Meclis gündemine taşıyan HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Alevilerin talepleri eşit yurttaşlık kapsamında cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve anayasal güvenceye alınması, zorunlu din dersi uygulamasının müfredattan çıkartılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilerek inançların özgürleştirilmesi ve devletin tüm katliamlarla yüzleşmesi şeklinde oluşuyor” dedi.
Halkaların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 7 Ekim’de İstanbul Kadıköy’de bulunan Şahkulu Sultan Dergahına gidecek olmasını Meclis gündemine taşıdı.
“ALEVİLERİN TALEPLERİNİN TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Kenanoğlu, konuşmasında şunları dile getirdi:
“AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 7 Ekim Cuma günü Şahkulu Dergahı’nda bir açılışa katılacak. 6 Alevi kurumu bu ziyarete ilişkin açıklama yaptı. Polemik değil, hak istiyoruz diyerek taleplerini sıraladılar. Bu talepler Alevilere eşit yurttaşlık kapsamında cemevlerinin ibadethane olarak tanınması ve anayasal güvenceye alınması, zorunlu din dersi uygulamasının müfredattan çıkartılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın lağvedilerek inançların özgürleştirilmesi ve devletin tüm katliamlarla yüzleşmesi şeklinde oluşuyor. Bu talepler HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu olarak Aleviler için eşit yurttaşlık kitapçığında bizimde dile getirdiğimiz taleplerdir. Bu talepler sadece Aleviler için değil Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve laik bir Cumhuriyet olması açısından da olmazsa olmaz taleplerdir. Bizde bu taleplerin takipçisi olmaya devam edeceğiz.”
PİRHA-Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık’ın, ‘CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğinin, iktidarın yapabilecekleri göz önüne alındığında ‘düşünülmesi gereken’ bir şey olduğunu söylemesine tepki gösteren Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Ahmet Şık’ın Alevi kimliği üzerinden yaptığı Kılıçdaroğlu değerlendirmesi algıya hizmetten başka bir şeye yaramaz. Bir siyasetçi olarak görevimiz bu tür algıları yıkmak olmalıdır” dedi.
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık’ın, 2023 seçimlerinde muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışmalarını yorumlarken, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliğinin, iktidarın yapabilecekleri göz önüne alındığında ‘düşünülmesi gereken’ bir şey olduğunu söylemesine yoğun tepkiler gelmeye devam ediyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık’ın sözlerine tepki gösterdi.
“ALGIYA HİZMETTEN BAŞKA BİR ŞEYE YARAMAZ”
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Ahmet Şık’ın Alevi kimliği üzerinden yaptığı Kılıçdaroğlu değerlendirmesi algıya hizmetten başka bir şeye yaramaz. Bir siyasetçi olarak görevimiz bu tür algıları yıkmak olmalıdır. Birebir değerlendirmelerimiz olabilir fakat kamuyouna açık söylemler sadece yanlışa hizmet eder” dedi.
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın ağır silahlı kişilerle Düzgün Baba Cemevini basarak yöneticileri tehdit etmesine tepki göstererek, “Haddini bilmez Nazimiye Kaymakamı! Cemevi yönetimini açıkça tehdit ediyor. Haddini bil Kaymakam bey!” dedi.
Dersim’in Nazimiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Cemevi’ne son 3 yılda 60 bin lira para cezası kesilmesine yönelik Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek, cezaların hukuksuz şekilde kesildiği yönünde yazılı açıklama yapmış ve olayın basına yansıması sonucu Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan, kolluk kuvvetleri ile cemevine giderek, eli silahlı bir şekilde çektiği fotoğrafı sosyal medyada paylaşarak Cemevi Başkanı Kırmızıçiçek’i tehdit etmişti.
Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dernek adı altında halkımızın inancını kullanarak para toplayıp, topladığı paraları da usulsüz, kanunsuz ve Düzgün Baba Cemevi ve mekânı dışında yani amaç dışı harcayacaksın, sonra da cemevlerimizi biz ticarethane göreceğiz. Kanunsuzluk, usulsüzlük kıblesi olanlara doğru yolu göstereceğiz. Türkiye Cumhuriyeti kanun ve hukuk devletidir. Sana da uzantılarına da öğreteceğiz kanunu, hukuku ve devletimizin gücünü” diyerek tehditler savurmuştu.
“HADDİNİ BİL KAYMAKAM BEY!”
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu sosyal medya hesabından Nazimiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın tehditlerine tepki göstererek, “Haddini bilmez Nazimiye Kaymakamı! Cemevi yönetimini açıkça tehdit ediyor. Cemevinin iç işleyişi var, üyeleri var, denetim kurulu var, Dernekler masasının da mali denetim yetkisi zaten var. Ama senin öyle tehdit yetkin yok. Haddini bil Kaymakam bey!” ifadelerini kullandı.
PİRHA- TBMM 2022 yılı bütçe görüşmelerinde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın, ‘Bir milletvekili Türk kökenli bir bilim insanının Alevi olduğu için yurt dışına gittiğini zırvaladı’ sözlerine HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu sert tepki gösterdi. Kenanoğlu, “İşinize geldiği zaman, önemli bir buluş gerçekleştirdiği zaman Türkiye ve Türk kökenli olacak; ama sıra onların yok sayılan inançlarına, kimliklerine gelince kabul etmeyeceksiniz, yok sayacaksınız. Yok öyle yağma!” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda 2022 yılı bütçe görüşmelerinde konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’nu hedef alarak, “Bir milletvekili Türk kökenli bir bilim insanının Alevi olduğu için yurt dışına gittiğini zırvaladı. En son Nazi Almanya’sında bilim insanları bu şekilde fişleniyordu” sözlerini kullanmıştı.
Meclis genel kurulunda söz alan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, makbul vatandaş tanımının Türk ve Müslüman olduğuna vurgu yaparak diğer inançların ise inkar edilen noktada olduğunu belirtti.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın, ‘Bir milletvekili Türk kökenli bir bilim insanının Alevi olduğu için yurt dışına gittiğini zırvaladı’ sözlerine cevap veren Kenanoğlu şöyle konuştu:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinden bu yana bir tekçi anlayışın bakış açısı olarak makbul vatandaş olarak Türk ve Sünni-Müslüman kimliği üzerinden bir tanımlama yapılıyor. Birçok inkar ve asimilasyon politikalarının yanında imha politikaları da uygulanıyor. 6-7 Eylül 1955’te bu ülkede yaşayan Ermenilerin, Yahudilerin bu ülkeyi terketmek zorunda kaldığını hepiniz itiraf ediyorsunuz. Maraş Katliamı’nda Aleviler cenazelerini gömemeden ülkeyi terketmek zorunda kaldılar. Orada yaşatılan bu acıyı yok mu sayacaksınız? İşinize geldiği zaman, önemli bir buluş gerçekleştirdiği zaman Türkiye ve Türk kökenli olacak; ama sıra onların yok sayılan inançlarına, kimliklerine gelince kabul etmeyeceksiniz, yok sayacaksınız. Yok öyle yağma!”
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, polisin Çetin Kaya’yı katletmesini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “Çetin Kaya’nın polis kurşunu ile yere yatırılarak ensesinden vurulduğu iddiaları doğru ise son yıllarda artan bu tür vakaların önüne geçilmesi için polis eğitimleri gözden geçirilecek midir?” diye sordu.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 29 Kasım 2021 tarihinde İstanbul Kadıköy/Göztepe’de set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla öldürülmesini Meclis gündemine taşıdı. İçişleri Bakanlığı’na verdiği soru önergesinde Kenanoğlu, olaya ilişkin iddiaları İçişleri Bakanlı Süleyman Soylu’ya sordu.
Soru önergesinde şunlar kaydedildi:
“29 Kasım 2021 tarihi akşamı İstanbul Kadıköy/Göztepe’de set emekçisi Çetin Kaya’nın polis kurşunuyla vurulduğu iddia edilmektedir.
Olayın yaşandığı akşam 22.00 sularında benzin istasyonu kameralarına yansıyan görüntülerde, Çetin Kaya’nın arabasını bir arabanın arkadan takip ettiği ve önüne kırdığı, görgü tanıklarına göre havaya ateş açılmadığı, tek kurşun sesinin duyulduğu, olayın 4-5 saniye içinde olduğu, Çetin Kaya’nın baş kısmından polis kurşunuyla öldürüldüğü kamuoyuna yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.”
UĞUR KURT, TAHİR ELÇİ HATIRLATMASI
Uğur Kurt ve Tahir Elçi’nin katledilmesinde rol oynayanların halen görev başında oldukları hatırlatmasında bulanan Kenanoğlu, “Olayın basına yansıması ve kamuoyundan gelen tepkiler nedeniyle polis gözaltına alınıp tutuklanmıştır. Ama benzeri olaylardan biliyoruz ki polisleri bu kadar rahat bir şekilde cinayet işlemeye sevk eden, bizzat cezasızlıkla ödüllendirilmeleridir. Uğur Kurt, Tahir Elçi katliamında olduğu gibi, polisler, yaptıkları katliama rağmen hâlen dahi görevlerinin başındadır. Bu katliamın bizzat sorumlusu, bu polislerin koruyucusu ve kollayıcısı olan iktidar ve suç işleri bakanlığıdır. Kaya ailesine başsağlığı dilerken katili ve katilin koruyucularını lanetliyorum. Bu olayın takipçisi olacağımızı da belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Ali Kenanoğlu İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:
* Çetin Kaya’nın yere yatırılıp ters kelepçe takılarak kafasından vurulduğu iddiaları doğru mudur?
* Yaşanan olayda polis havaya uyarı ateşi açmış mıdır?
* Yaşanan olayda polis dur ihtarında bulunmuş mudur?
* Çetin Kaya hakkında yakalama veya soruşturma kararı var mıdır?
* Olay anında Çetin Kaya’yı vuran polisin yanında bulunan şahıs kimdir?
* Olayın yaşandığı cadde üzerinde mobese kameralarının devre dışı olduğu iddiaları doğru mudur?
* Çetin Kaya vurulduktan sonra yerde yatarken polisin ilgilenmediği iddiaları doğru mudur?
* Ambulansın geç geldiği iddiaları doğru mudur?
* Çetin Kaya’nın polis kurşunu ile yere yatırılarak ensesinden vurulduğu iddiaları doğru ise son yıllarda artan bu tür vakaların önüne geçilmesi için polis eğitimleri gözden geçirilecek midir?
* Bütün bu iddialar ile ilgili inceleme ve soruşturmaların akıbeti hakkında kamuoyuna açıklama yapılacak mıdır?”
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, cemevlerinin ibadethane statüsünün tanınması için Meclis Başkanlığı’na kanun teklifi verdi. Kenanoğlu, laiklik ilkesi doğrultusunda devletin bütün inançlara ve dinlere eşit mesafede yaklaşmasını gerektiğini hatırlatarak, Alevilerin ibadetlerini özgürce gerçekleştirebilmeleri ve ayrımcılığa maruz kalmamaları amacıyla cemevlerinin ibadethane statüsünün tanınmasının kaçınılmaz bir hak olduğunu ifade etti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, cemevlerinin ibadethane statüsünün tanınması için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na kanun teklifi verdi.
Devletin, laiklik ilkesi doğrultusunda ülkede yaşayan tüm dinlerin, mezheplerin ve inançların ibadet yerlerine eşit yaklaşması gerektiğinin altını çizen Kenanoğlu, muhtelif kanunlarda geçen “ibadet yeri” tanımı arasına “Cemevi” eklenerek Alevilerin ibadet yeri net bir biçimde ortaya konulması gerektiğini dile getirdi.
Kenanoğlu’nun, cemevlerine ibadethane statüsü kazandırılması amacıyla bazı kanunlarda değişiklik yapılması için verdiği kanun teklifi şöyle:
“CEMEVLERİNİN İBADETHANE OLARAK TANINMASI KAÇINILMAZ BİR HAKTIR”
Alevilerin Türkiye’de yaşayan diğer inanç grupları gibi ibadetlerini serbestçe yapabilmeleri, ayrımcılığa maruz kalmamaları ve toplumsal uzlaşmanın gereği olarak Anayasa’nın eşitlik ilkesi yönünden cemevlerinin ibadethane olarak tanınması kaçınılmaz bir haktır.
Fiili olarak Türkiye’nin hemen hemen her ilinde açılan yüzlerce cemevi kanun önünde resmi olarak ibadethane olarak tanımlanmadığından, büyük ölçekte belediyelerin inisiyatifine bırakılmış, birçok yerde elektrik, su gibi giderleri nedeniyle ayrımcılığa ve baskılarla karşı karşıya kalarak, bir açmazın içinde çözümsüzlüğe terkedilmiş bir sorun olarak yerini korumaktadır. Özellikle ve öncelikle 3194 sayılı İmar Kanunu’nda geçen “ibadet yeri” ifadesine tanım anlamında açıklık getirilmeli, hangi yerlerin “ibadet yeri” olduğu isimlendirilerek düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer kanunlarda geçen tüm “ibadet yeri” tanımlarına teşmil edilmelidir.
Muhtelif kanunlarda geçen “ibadet yeri” kavramı içerisinde Alevilerin ibadet yeri olan “Cemevi” ifadesi geçmediğinden, birçok tartışmayı beraberinde getirmektedir. Bu tartışmaların son bulması ve devletin tüm inançlara ve mezheplere eşit mesafede yaklaşması adına ‘ibadet yeri’ ibaresinin geçtiği kanun metinlerinin ‘cami, cemevi, mescit, kilise, havra, sinagog’ olarak değiştirilmesi sorunu çözmüş olacaktır.
Cemevlerine ibadethane statüsü kazandırılması amacıyla bazı kanunlardan değişiklik yapılması için verilen kanun teklifi maddeleri şöyle:
MADDE 1- 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 2 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Cami” ibaresi “Cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra veya benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 2- 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salȃhiyet Kanununun 16’ncı maddesinin yedinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “ibadethanelere” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerlerine” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 3- 8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ibadethaneler” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 4- 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 31 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “cami” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 5- 6831 sayılı Kanunun 32 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “cami” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 6- 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 23’üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ibadet yerleri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 7- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “ibadethaneler” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 8- 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yer alan “ibadethaneler” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 9- 26/5/1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun 36’ncı maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“2. Dinî hizmetlerin ifasına mahsus ve umuma açık bulunan cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerlerinde,”
MADDE 10- 2464 sayılı Kanunun mükerrer 44’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ibadet yerleri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 11- 2464 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ibadet yerleri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 12- 2464 sayılı Kanunun ek 2’nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan “ibadethaneler,” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri ile” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 13- 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu’nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin (b) bendinin ikinci fıkrasında yer alan “ibadet yeri ve” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri ile” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 14- 2981 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “ibadet yeri, mescit” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 15- 2981 sayılı Kanunun ek 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İbadet yeri, mescit,” ibaresi “Cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri ile” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 16- 24/2/1984 tarihli ve 2982 sayılı Konut İnşaatında ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde Yapılacak Yatırımlarda Vergi, Resim ve Harç İstisna ve Muaflıkları Tanınması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ibadethaneler” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 17- 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu’nun 2’nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “ibadethane” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 18- 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 13’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “ibadet yerleri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 19- 3194 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ibadet yeri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 20- 3194 sayılı Kanunun 27’nci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “ibadet yeri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 21- 3194 sayılı Kanunun 44’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrasının (b) bendinde yer alan “ibadet yeri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 22- 3194 sayılı Kanunun ek 2 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“EK MADDE 2- İmar planlarının tanziminde, planlanan beldenin ve bölgenin şartları ile müstakbel ihtiyaçları göz önünde tutularak lüzumlu cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri ayrılır.
İl, ilçe ve kasabalarda mülki idare amirinin izni alınmak ve imar mevzuatına uygun olmak şartıyla cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri yapılabilir.
Cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri, imar mevzuatına aykırı olarak başka maksatlara tahsis edilemez.”
MADDE 23- 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7’nci maddesinin birinci fıkrasının (n) bendinde yer alan “mabetler” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 24- 5216 sayılı Kanunun 3’üncü maddesinin (d) bendinde yer alan “mabetler” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 25- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 153’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “İbadethanelere” ibaresi “Cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerlerine” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 26- 5237 sayılı Kanunun 188 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan “ibadethane gibi” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri gibi” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 27- 5237 sayılı Kanunun 191 inci maddesinin onuncu fıkrasında yer alan “ibadethane gibi” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri gibi” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 28- 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde yer alan “ibadet yerleri” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 29- 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 73’üncü maddesinin onaltıncı fıkrasında yer alan “yıkılan ibadethane” ibaresi “yıkılan cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde ve “yerlerde ibadethane” ibaresi “yerlerde cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 30- 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “ibadethaneler” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerleri” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 31- 16/2/2011 tarihli ve 6113 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Bir Kısım Borç ve Alacaklarının Düzenlenmesine Dair Kanunun 2’nci maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendinde yer alan “İbadethanelerin” ibaresi “Cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerlerinin” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 32- 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun geçici 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ibadethanelere” ibaresi “cami, mescit, cemevi, kilise, sinagog, havra ve benzeri ibadet yerlerine” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 33- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 34- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
PİRHA- 23 yıl sonra görülmeye başlayan Ümraniye Katliamı davasının duruşması bugün Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etti. 4 Kasım’a ertelenen duruşma sonrasında açıklama yapan şehit aileleri, cezasızlık politikasının temel nedeninin bu katliamların esas sorumlusu devletin kendisi olduğuna vurguda bulunarak, devlet eliyle gerçekleştirilen katliamların hesabını sormaya devam edeceklerini belirttiler.
15 Mart 1995 tarihinde İstanbul Gazi Mahallesi’ndeki saldırıları Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nde protesto eden gruba polis tarafından açılan ateş sonucunda 5 kişi ölmüş 14 kişi yaralanmıştı. Olaya ilişkin açılan dava 23 yıl aradan sona tekrar görülmeye başlandı.
Bugün Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eeden duruşma 4 Kasım 2021 tarihine ertelendi.
Anadolu Adliyesi 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, şehit ailelerinin yanı sıra HDP Milletvekilleri Ali Kenanoğlu, Zeynel Özen, PSAKD Ataşehir Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Gazi Cemevi Başkanı Hıdır Karataş, Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Hüsnü Korkmaz, Gaziosmanpaşa Cemevi Başkanı Hıdır Çam, DAD Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Genel Sekreteri Yeşim Kantekin de katıldı.
Gazi-Ümraniye Şehit Aileleri adına açıklamayı okuyan Kibar Poyraz, Gazi ve Ümraniye’de yaşamını yitirenlerin aileleri olarak katliamın sorumlularının cezalandırılması için bu davaların ısrarlı takipçisi olacaklarını kaydederek, devlet eliyle gerçekleştirilen diğer katliamların hesabını sormaya devam edeceklerinin altını çizdi.
Poyraz, 26 yıl önce12 Mart 1995 günü, Gazi Mahallesi’nde bulunan bir pastane ile yakınındaki kahvehanelere bir taksi içinden otomatik silahlarla ateş edilerek özel olarak hedef seçilen Halil Kaya adlı Alevi Dedesi’nin öldürüldüğünü ve açılan ateş sonucu ise, Gazi Mahallesi’nde toplam 17 canın yaşamını yitirdiğini hatırlattı.
Poyraz, “Gazi Mahallesi’nde yaşanan ve günlerce süren bu katliamı protesto amacıyla, 15 Mart 1995 tarihinde, Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi 30 Ağustos İlk Öğretim Okulu önünde toplanan kalabalığa açılan ateş sonucu ise 5 canımız yaşamını yitirmiş, onlarcası yaralanmıştır. Tarihe “Gazi-Ümraniye Katliamı” olarak geçen bu katliamlar da tıpkı Çorum, Maraş, Sivas katliamları sonrasında yaşandığı gibi, açılan göstermelik davalar ve yargılamalar sonrasında cezasızlıkla sonuçlandırıldı” ifadelerini kullandı.
“KATLİAMIN ESAS SORUMLUSU DEVLETTİR”
Yaptıkları suç duyurularının takipsizlikle sonuçlandırılarak, itirazların reddedildiğini dile getiren Poyraz, yeniden yargılamaya devam edilmekte olan Ümraniye Katliamı davasının cezasızlıkla sonuçlandırılmak istendiğine vurgu yaptı.
Poyraz, cezasızlık politikasının temel nedeninin bu katliamların esas sorumlusunun devletin kendisi olduğuna işaret ederek, “Nitekim Gazi Katliamı’nın devlet eliyle gerçekleştiğini dönemin Emniyet Genel Müdürü İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı açıkça itiraf etmiş ve olayları ilk başlatan ve kahvehanelerle pastaneyi tarayan grubun “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’ın da içinde yer aldığı bir kontrgerilla ekibi olduğunu söylemiş ve sonraki günlerde yaşanan saldırılarla ilgili olarak da Kaymakamlıkta aralarında Korkut Eken ve Hüseyin Kocadağ ile Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz gibi Özel Harekatçılardan oluşan bir “karargah” kurulduğunu ve saldırıların bunlar tarafından organize edildiğini söylemiştir” diye belirtti.
“AĞAR, ALEVİLERE VE KÜRTLERE YÖNELİK POLİTİKALARIN SORUMLULARINDANDIR”
Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in, son günlerde yaptığı açıklamalarda Mehmet Ağar’ın Gazi’de yaşanan katliama benzer biçimde cemevlerine yönelik yeni saldırılar planladığını ifşa etmesine değinen Poyraz, “şunları kaydetti:
“Alevi halkının yine karanlık bir geleceğe mahkum edilmek istendiğini göstermektedir. Biliyoruz ki Mehmet Ağar, Gazi katliamının gerçekleştirildiği tarihte bu ülkede Emniyet Genel Müdürlüğü yapmaktaydı ve övünerek anlattığı “Bin operasyon” ile 1990’lı yıllarda Alevilere, Kürtlere yönelik olarak gerçekleştirilen kirli savaş politikalarının da sorumlularındandı.”
“İFŞALAR, ALEVİLER AÇISINDAN BÜYÜK VE CİDDİ BİR TEHLİKEYE İŞARETTİR”
Sedat Peker’in açıklamalarının kendileri açısından geçmişe dair bildiklerinin tekrarı olduğunu söyleyen Poyraz, bunun gelecek açısından büyük ve ciddi bir tehlikeye işaret olduğuna dikkat çekti.
Poyraz, Gazi ve Ümraniye’de yaşamını yitirenlerin aileleri olarak katliamın sorumlularının cezalandırılması için bu davaların ısrarlı takipçisi olmaya devam edeceklerinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Son dönemlerde gündeme gelen ifşaatlar da mevcut siyasi iktidarın yalnızca baskı ve şiddet politikalarını devreye sokarak hak ve özgürlük mücadelesi veren toplumsal muhalefete saldırmakla yetinmeyeceğini, daha büyük saldırı planları ve iç savaş hazırlıkları yaptığını ortaya koymuştur. Bizler, yaşadığımız süre boyunca Gazi- Ümraniye Katliamı’nın ve devlet eliyle gerçekleştirilen diğer katliamların hesabını sormaya devam edeceğiz. Ancak bizler bununla yetinmeyerek, bundan sonraki süreçte olası katliamların önüne geçmek için de mücadele edeceğiz. Bu nedenle herkesi katliamların yaşanmayacağı bir ülke için birlikte mücadele edeceğiz.”
“İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA ZAMAN AŞIMI OLMAZ”
Gazi Ümraniye avukatlarından Sevim Akat ise bu katliamların arkasında özel birimlerinin olduğunu hatırlatarak, “Gazi davasından çok çaba harcadık. Yargılananlar beraat etti. Yine Ümraniye davasında takipsizlik kararı verildi. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının olmayacağını ifade ediyoruz. Yargı gerekli sorumluluğunu yerine getirmedi. Bu olay, dosyada sanık olan gösterilen polislerin işi olabilecek kadar basit değil. Dönemin emniyet müdürü, içişleri bakanı dinlenmedi. Bu olayların takipçisi olacağız. Katliamların arkasından özel birimlerin olduğu biliniyor” diye konuştu.
“KURULUŞUNDAN BU YANA DEVLET-MAFYA İLİŞKİSİ SÜRÜYOR”
Açıklamada söz alan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Alevilerin tarihinin katliamlar tarihi olduğunu dile getirerek, “Bizim tarihimiz katliamlar tarihidir. Devletin kuruluşundan beri mafya-devlet ilişkisi devam ediyor. Tüm katliamlarda devlet ya göz yumuyor, ya da kendisi katlediyor. Hiçbir sorumlu yargılanmadı. AKP-MHP iktidarı bunun araştırılmasını reddetti. Devlet bu katliamların sorumlusudur” ifadelerini kullandı.
Bir diğer HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise organize çete başı Sedat Peker’in açıklamalarının, katliamlar planlı bir şekilde işlendiğine yönelik ifşalar olduğuna işaret ederek, “Bunun araştırılması, açığa çıkarılması gibi bir dertleri yok. Bu çete anlayışından hesap soracak birlikteliği geliştirmek gerekiyor. Hakikatlerin araştırılması ve toplum nezdinde mahkum edilmesi açısından bu mücadeleyi sürdüreceğiz” diye konuştu.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Gülsev Kaya da “Alevi toplumunun yüz yüze kalmış olduğu katliamlarla, hep konuşur olduğumuz Alevilerin adalet talebini hatırlatmak, söylemek için buradayız. Yarına dair söz söyleyen herkesin bu katliamlarla yüzleşmesi gerekiyor. Biz bu katliamları tabi ki unutmayacağız. Buna dair söz söylemeye devam edeceğiz, bununla yüzleşeceğiz. Toplumun bununla yüzleşmesi için çabalayacağız” dedi.
PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk’ün, Elazığ Merkez’e bağlı Uzuntarla Köyü’ne yapımı beklenen köy okulu için, “Bu Alevi köyüne okul yaptırmam” şeklindeki sözlerini Meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, Milli Eğitim Bakanının cevaplaması için verdiği soru önergesinde “Alevi köyüne okul yaptırmam” dediği iddia edilen Elazığ Milli Eğitim Müdürü Fevzi Gürtürk hakkında inceleme başlatılmış mıdır?” diye sordu.
Elazığ’ın merkeze bağlı Uzuntarla Köyü’ndeki okul, 2016 yılında yaşanan depremin ardından ağır hasar aldığı gerekçesiyle yıkılmıştı.
230 öğrencisi olan okulunun tekrar yapımı için ihalesi yapılmasına karşın, Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk tarafından okulun yapımının engellendiği belirtildi.
Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Feyzi Gürtürk’ün, “Alevi köyüne okul yaptırmam, peşine düşmenizin bir anlamı yok” sözleri üzerine HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu konuyu Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a sordu.
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yazılı olarak cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:
-“Alevi köyüne okul yaptırmam” dediği iddia edilen Elazığ Milli Eğitim Müdürü Fevzi Gürtürk hakkında inceleme başlatılmış mıdır?
-Elazığ’da meydana gelen deprem nedeniyle Uzuntarla Köy Okulu için hasar tespit raporu düzenlenmiş midir?
-Okulun yıkım kararı hangi rapora dayanılarak alınmıştır?
-Millî Eğitim Bakanlığınca onaylanan ve TOKİ tarafından tekrar ihalesi yapılan köy okulunun yapımına Elazığ Milli Eğitim Müdürü neden engel olmaktadır?
PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmek istenmesine tepki gösterdi. Kenanoğlu, “Gergerlioğlu, Türkiye’nin vicdanıdır, halkın vekilidir” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmek istenmesine tepki gösterdi.
Gergerlioğlu’nun hakikati savunduğu için vekilliği düşürülerek cezalandırılmak istediğini belirten Kenanoğlu, “Gergerlioğlu, Türkiye’nin vicdanıdır, halkın vekilidir. Ömer Faruk Gergerlioğlu halkın iradesidir, hakikati savunduğu için cezalandırılmakta ve vekilliği düşürülmeye çalışılmaktadır. Daha Anayasa Mahkemesi dahi kararını vermeden bu telaşınız nedir? Hakikat sizi bu kadar mı ürkütüyor? Suç işliyorsunuz. Biz vekilimizin yanındayız, milyonlar vekilimizin yanında. Gergerlioğlu, Türkiye’nin vicdanıdır, halkın vekilidir” diye konuştu.
PİRHA- HDP’li Ali Kenanoğlu, özellikle Boğaziçi eylemlerinde öğrencilere verilen ev hapsi cezalarıyla gündeme gelen elektronik kelepçe uygulamasıyla ilgili meclis araştırması talep etti. Elektronik kelepçe uygulamasının yukarıdan talimatlarla ve politik sebeplerle uygulandığını belirten Kenanoğlu, toplumsal muhalefetin eve hapsedilmek istendiğini vurguladı.
AKP’li Recep Tayyip Erdoğan tarafından Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasına karşı yapılan eylemlere ilişkin şu ana dek 24, şubat ayının ilk iki haftasında ise toplam 48 kişiye ev hapsi cezası verildi. Ev hapsi cezası verilen yurttaşlara, elektronik kelepçe uygulaması yapılıyor.
Bu uygulamayı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıyan Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, uygulamanın yukarıdan talimatla ve politik Saiklerle hayata geçirildiğinin açık olduğunu belirterek, elektronik kelepçenin olağan bir aksesuara dönüştüğünü vurguladı.
Uygulama ile ilgili Meclis Araştırması için önerge veren Kenanoğlu, gerekçesinde ayrıca şu ifadeleri kullandı:
Yerli ve milli elektronik kelepçenin üretilmesiyle ve 2021 yılı Ocak ayından itibaren Sulh Ceza Hakimlerinin bol kepçeden verdiği ev hapsi (konutu terk etmeme) adli kontrol tedbiri kararları, tıpkı tutuklu yargılama gibi bir tedbir olarak değil cezalandırma aracı olarak uygulanmaya başlamıştır. Ev hapsi, ilçeyi terk etmeme gibi tedbirler, tutuklama gibi yurttaşları özgürlüğünden yoksun bırakan tedbirler oluğu açıktır.
Normalde gözaltı işlemi bile yapılmayan, yapılsa dahi emniyetten salıverme şeklinde sonuçlanan, en kötü ihtimalle mevcutlu olarak getirildiği savcılık tarafından ifade işlemi sonrasında serbest bırakılan insanlarımız, son süreçte 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlaması nedeniyle artık tutuklama, eve hapsedilme veya ilçeden çıkma yasağı ile karşı karşıya kalmaktadır.”
Anılan kanunun 32. maddesinde “Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” denilmektedir. Alt sınırı 6 ay olan, infazdaki yaygın söylemiyle “yatarı olmayan” bir suçlama ve yargılama neticesinde çok büyük oranla beraatla sonuçlanmaktadır.
Son günlerde gözle görünür oranda yaygınlaşan tutuklama, ev hapsi ve ilçe dışına çıkma yasağı kararları, siyasal iktidarın belli bir plan dâhilinde hareket ettiğini, faşizmi kurumsallaştırmak adına her yolu deneyeceğini, medya, kolluk kuvvetleri ve yargı mekanizmasını senkronize bir şekilde harekete geçirdiği gözlemlenmektedir.
AKP iktidarının her zamanki gibi hamle yaparken salt bir hedefe odaklanmadığı, bu uygulaması ile de özel olarak ev hapsi ve elektronik kelepçe uygulamasını yaygınlaştırarak birçok sonuç elde etmek istediği görülmektedir.
‘TOPLUMSAL MUHALEFETE ‘MODERN PRANGA’
Sokaktaki muhalefeti bitiremeyen siyasal iktidar, polis şiddetinin yanında yargı sopasıyla son günlerde gözle görünür oranda yaygınlaşan tutuklama, ev hapsi ve ilçe dışına çıkma yasağı kararlarına bir yenisini ekleyerek, elektronik kelepçe denilen modern prangayı insanlarımızın ayak bileğine takarak ne kadar süreceği belli olmayan ev içi tutsaklık sürecini başlatmıştır. Bu uygulamanın normalleşmesi halinde geleceğin tutsaklık modeli olan elektronik kelepçe hayatımızın olağan bir parçası, vücudumuzda görmeye alışık olduğumuz bir aksesuara dönüşecektir.”
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Yalova’da Alevilere ait evlere çarpı işareti konmasını meclis gündemine taşıyarak, Alevi evlerinin işaretlenmesi vakalarına yetkililerin “sarhoş veya çocuk işidir” diyerek bireysel duruma indirgeme eğiliminde olduğunu ifade etti.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Yalova’ya bağlı Bağlarbaşı Mahallesi’nde yaşayan Alevi ailelerin evlerine işareti konması sonrası geçmişte yaşanan tehdit içeren yazılamalar gibi Alevilere yönelik nefret suçu içeren olayları İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘ya sordu.
Alevilere yönelik nefret söylemi ve tehditlerin rutin şekilde devam ettiğine dikkat çeken Kenanoğlu, bu rutinliğin yöntemlerinden birisi olan Alevi evlerinin işaretlenmesi vakalarına yetkililerin “sarhoş veya çocuk işidir” diyerek bireysel duruma indirgeme eğiliminde olduğunu ifade etti.
Alevilere yönelik 37 nefret suçu ve saldırıyı kronoloji halinde açıklayan Kenanoğlu, nefret suçlarının nedeninin kamu otoritesinin hiçbir şekilde harekete geçmemesinden kaynaklandığına işaret ederek, “Kamuoyuna yansıyan bilgilerin yer aldığı otuzyedi (37) vaka ile ilgili ne tür bir işlem yapılmıştır, faili tespit edilenler hangi vakalardır?” diye sordu.
Kenanoğlu, ayrıca faillerin ortaya çıkarılmayarak cezai işleme tabi tutulmaması sonucu Alevilere düşmanlık besleyenlere cesaret verilmekte olduğuna dikkat çekti.
Kenanoğlu bu bağlamda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya cevaplaması ile ilgili şu soruları yöneltti:
“Alevilere ait evlerin işaretlenmesi ile ilgili olarak;
2012 yılında, Adıyaman, İzmir, Gaziantep, Erzincan, Aydın, Balıkesir, Mersin, İstanbul illerinde,
2013 yılında, İstanbul, Ankara, Adıyaman, Malatya illerinde,
2014 yılında, İstanbul ilinde,
2015 yılında, Adıyaman, İzmir, İzmit, Elazığ, İstanbul, Ankara illerinde,
2016 yılında, Adıyaman, Ankara illerinde,
2017 yılında, Adana, Malatya, İstanbul, Manisa illerinde,
2019 yılında, Ankara, İzmir ilerinde,
2020 yılında, Malatya, İstanbul illerinde,
Muhtelif tarihlerde, evler, kapılar, duvarlar, sokak başları, araçlar, apartmanlar, dernekler gibi onlarca ev veya mekana işaretleme, hakaret gibi tehditler yazıldığı kamuoyuna yansıyan haberlerden bilinmektedir. Ancak, bu güne kadar haberlere yansıyan bu otuzaltı (36) vaka ile ilgili kamuoyuna aydınlatıcı bir bilgi aktarılmadığı gibi, ilgi (a) ve (b)’de kayıtlı soru önergelerimize de yanıt verilmemiştir. Son olarak, 25 Ocak 2021 tarihinde, Yalova’ya bağlı Bağlarbaşı Mahallesi Lokman Sokak’ta bulunan Alevilerin yaşadığı 5 eve çarpı işareti konularak duvarlarına ‘Alevi’ ifadesi yazılmıştır
Bu nedenle;
*Yukarıda belirtilen olaylarda, kamuoyuna yansıyan bilgilerin yer aldığı otuzyedi (37) vaka ile ilgili ne tür bir işlem yapılmıştır, faili tespit edilenler hangi vakalardır?
*Bu otuzyedi (37) vakadan faili tespit edilenlere nasıl bir işlem yapılmıştır?
PİRHA- Kimliği belirsiz kişilerce kaçırılan Gökhan Güneş’in ailesi İHD’ye başvurdu. Anne Nazife Güneş, “Çocuğuma ne yaptılarsa getirsinler. Yavrumu istiyorum. Onu sağ istiyorum” diye konuştu.
20 Ocak’ta İkitelli’deki evinden işe giderken Başakşehir’de otobüste inen Gökhan Güneş, kimliği henüz belirlenmeyen kişiler tarafından zorla bir arabaya bindirilerek kaçırıldı. Kameralara yansıyan ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde Güneş’in 5 kişi tarafından bir araca bindirilerek kaçırıldığı açığa çıkmıştı.
Gökhan Güneş’in ailesi ve yakınları, Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’ne başvuru yaptıktan sonra basın toplantısı yaptı.
Toplantıya, Hakların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Musa Piroğlu, Ali Kenanoğlu, Murat Çepni, HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü katıldı. Açıklamada salona “Gökhan Güneş 20 Ocak’ta devlet güçleri tarafından kaçırıldı” pankartı asılırken, Güneş’in kaçırılmasında devlet yetkililerin sorumlu olduğu belirtildi.
İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, 1990’lı yıllarda bu tarz olaylarının çokça yaşandığını hatırlattı. Cezasızlık politikasının sonucu olarak tekrardan kaçırılma olayların çokça yaşandığını belirten Yoleri, “Yoğunlaşan bu olaylardan dolayı oldukça endişeliyiz” diyerek, yetkilere seslendi.
“YAVRUMU SAĞ İSTİYORUM”
Güneş’in babası İbrahim Güneş de “3 gündür çocuğumu arıyorum. Bu devlet nerede? Gökhan Güneş nerede” diye tepki gösterdi.
Güneş’in annesi Nazife Güneş ise gözyaşları içinde, yetkililerin oğlunun nerede olduğunu söylemediklerini belirterek, “Çocuğuma ne yaptılarsa getirsinler. Yavrumu istiyorum. Onu sağ istiyorum” dedi.
“DEVLET NEREDE OLDUĞUNU AÇIĞA ÇIKARSIN”
Abla Nurhayat Güneş ise kardeşinin polis tarafından kaçırıldığından emin olduğunu çünkü daha önce de kardeşinin polis tehdidiyle karşılaştığını kaydetti. Abla Güneş, yetkililerin araması gereken kardeşinin kendi imkanlarıyla aradıklarını ve kaçırılma görüntülerine bu çaba sayesinde ulaştıklarını aktararak, “Belirli bir planları vardı. Babam dün tekrar karakola gitti. Akşam 20.00’de gelin dediler gittik, bu kez sabah gelin dediler. Sabah gittik bin bir türlü bahane buldular. Biz nerede olduğunu bilemeyiz bunu devletin açığa çıkarması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Güneş, kardeşinin ortaya çıkarılması içi kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.
GÜLSÜM ELVAN: SORUMLUSU İÇİŞLERİ BAKANIDIR
Gezi direnişinde başından aldığı gaz fişeği ile yaşamının yitiren ve sembolleşen Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan da, “Gökhan ve Berkin kuzenler. İçişler bakanına sesleniyorum; bizden bir kurban aldınız, bir kişi daha vermeyiz. Mahkeme öncesinde geçen sefer abimi gözaltına aldılar. Bu kez de Gökhan’ı aldılar. Bu bilinçli işlenen bir tiyatrodur. Sorumlu da İçişleri Bakanı ve devlettir” ifadelerini kullandı.
“GÖKHAN’A SESSİZ KALMAYIN”
Güneş ailesinin ve Gökhan Güneş’in avukatı Sezgin Uçar ise ailenin emniyete yaptığı başvuruda TEM Şubenin “Gökhan bizde değil” değinini aktardı.
Güneş’in sosyalist kimliğinden dolayı daha önce hedef haline geldiğini söyleyen Uçar, “Aslında kim oldukları aleni olan kişilerce Gökhan kaçırıldı. Sorumluların bir an önce yargılanmasını istedik. Kamera görüntüleri ve birçok hususa dahil araştırma yapılması gerektiğini söyledi ama hiçbir şey yapılamasının ardından biz kendi emeğimiz ile kamera görüntülerine ulaştık. Bu görüntüler ortadayken ne İçişleri Bakanlığı ne de Adalet Bakanlığı’ndan henüz bir açıklama yok. Rejim 90’ları hatırlatıyor. Ülkede hukuksuzluk kol geziyor. Bugün Gökhan’a sessiz kalırsak yarın yaşanacak birçok ihlale de yol açmış oluruz” diye belirtti.
Uçar, sorumlu bakanlıklar tarafından bir açıklama beklediklerini söyleyerek, sorumluların yargılanması çağrısında bulundu.
“İÇİŞLERİ BAKANI ÇETE LİDERİDİR”
İktidarın kendi yasalarına dahi uymadığını belirten HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu kaçırılma olaylarının mafya çete yöntemleri olduğunun altını çizerek, “Anayasal çerçevede yapılacak işler değil. Dolayısıyla bugün İçişleri Bakanı çete lideridir. Gökhan’ı kaçırarak, itiraz eden tüm kesime gözdağı vermeye çalışıyorlar. Tüm bunların karşısında cesaretle bir araya gelmek gerekiyor. Çünkü onlar korkak. Korkaklığa karşı cesaretimizle üzerlerine gitmemiz gerekiyor. Gökhan’ı aldıklarını artık hepimiz biliyoruz, bize vermekten başka şansları yok. İktidar son demlerinde çetevari bir şekilde 90’ları yaşatıyor. Fakat biz bu çetelere boyun eğmeyecek son demlerinde hak ettikleri yerlere göndereceğiz” diye vurguladı.
“SORUMLU SARAY REJİMİDİR”
Ardından söz alan ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü ise, iktidarın ajanlaştırma politikaların hız kesmeden örgütlü bir şekilde yürüttüğüne dikkat çekti. Gökhan Güneş’in bulunması ise herkesi duyarlılığa çağıran Tümüklü, “Failler belli. Geçmişten tanıyoruz. Sorumlusu İçişleri Bakanı Soylu’dan Erdoğan’a bütünen saray rejimidir. Emekten haktan özgürlükten yana herkese çağrımızdır, faşizme karşı birlikte mücadele etmek gerekiyor. Faşist Saray rejimine tarihi okumalarını tavsiye ediyoruz. Hasan Ocak’ın direniş geleneğini görsünler, sahibi biziz. Gökhan’ı bulacağız. Herkese bu anlamıyla bir görev düşüyor. Herkes elini taşın altına koymalı” çağrısını yineledi.
Açıklamanın ardından Güneş’in ailesi İHD’ye başvuruda bulundu.
PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu,Meclis’te yaptığı konuşmada Maraş Katliamı’nın insanlığın gördüğü en vahşi katliamlardan bir tanesi olduğunu söyledi. Kenanoğlu, “‘Maraş Katliamı özetle bir kadının kocasına beni sen öldür onların eline bırakma diye haykırdığı bir katliamdır. Bu konular susalım, bir daha konuşmayalım demekle kapatılmıyor. Çünkü acılar devam ediyor” dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda Maraş Katliamı’nın 42. yıl dönümüne dair konuşma yaptı.
Kenanoğlu konuşmasında, “Bugün Maraş Cemevi başkanına bir tebligat yapılmış ve ‘Maraş’ta 31 Aralık’a kadar bütün etkinlik ve anmalar yasaklanmıştır’ denilmiş. Berlin parlamentosunun önünde Yahudi anıt mezarlığı var, neden? Katliamla yüzleşmek için. Peki siz ne yapıyorsunuz? Cemevi başkanına ‘Maraş’ta hiçbir anma yapamazsınız’ diyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Kenanoğlu, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:
“Maraş Katliamı insanlığın gördüğü en vahşi katliamlardan bir tanesidir. Maraş Katliamı özetle bir kadının kocasına beni sen öldür onların eline bırakma diye haykırdığı bir katliamdır. Bu konular susalım demekle kapatılmıyor çünkü acılar devam ediyor. Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenlerin birçoğunun hala mezar yerleri belli değil, yani aileleri halen mezar başında dua edemez durumdalar. Maraş Katliamı, insanların acısını hafifleterek unutulabilir. Ama bu insanların acısının üstüne kül örterek, o insanların acısını dindirmeden bunlardan kurtulmak mümkün değildir. Acılar soğutulduğu sürece bu sorumluluktan kurtulabiliriz.”
PİRHA – İBB tarafından 23 Nisan nedeniyle hazırlanan ve 100 bin çocuğa gönderilen “Cumhuriyet ve Demokrasi” adlı broşürde temsil edilen Alevi Dedesi’ne karşı gerici eleştiriler halen devam ediyorken HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu’da tartışmalara ilişkin bir açıklama gerçekleştirdi. Kenanoğlu “Bu resimde ibadethanaler resmedilseydi ne olacaktı, yani Camii, Kilise, Cemevi ve Sinagog yan yana resmedilseydi ne yapacaktınız? Cami bizi temsil ediyor Cemevini resmetmeye gerek yok mu diyecektiniz?” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından hazırlanan broşürde resmedilen Alevi Dedesi konusu gündemde sıcaklığını koruyor. Alevi kurum ve kuruluşlarından sonra Birçok Alevi kurumunda yöneticilik de yapmış Hubyar Sultan Ocağına mensup HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu’da bir açıklama yaparak değerlendirmelerde bulundu. Ali Kenanoğlu “İBB’nin yaptığı aslında bizim yıllardır mücadelesini verdiğimiz bir talebin yerine getirilmesidir. Burada verilen reflekslere baktığımızda Aleviliğin görünür olması egemen inanç mensuplarını ne çok rahatsız etmiş olduğudur” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan broşürde yan yana yer alan Müslüman, Hristiyan ve Musevi halkları temsilen bulunan din adamlarının yanına Alevi Dedesinin de eklenmesi ile ilgili çok sert açıklamalar ardı ardına gelirken, Alevilere yönelik gelişen gerici eleştirilere cevap veren HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu “Aleviliğin tanınması, kabul edilmesini içine sindiremeyenler bu resim üzerinden saldırıya geçtiler. Eleştirdikleri şuydu; Alevilik ayrı bir din değildir o yüzden o resme Aleviliği temsil eden bir Cemevi Dedesi resmetmeye gerek yoktu. Yani şunu demek istiyorlar; resimdeki Cami hocası Alevileri de temsil etmektedir, o yüzden ayrıca bir “Dede” resmetmeye gerek yoktur. Ayıca Dede’nin resmedilmesi üzerinden egemen inancın savunucuları İslamı bölme girişimi, Aleviliği İslam’dan koparma fitneliği gibi ifadeler kullandıkları gibi, Melih Gökçek gibileri de “Müslüman Aleviler İmamoğlu’na dava açmalıdır” çağrıları yapmaktan geri durmadılar” dedi.
Alevi Dedesi’nin temsil edilmesi tartışması o kadar büyüdü ki çok farklı gruplardan farklı yorumlar gelmeye başladı. Ali Kenanoğlu açıklamasına “Bunların yanı sıra esas çuvallayanlar ise Ali’siz Alevilik söyleminden medet umanlar oldu, onlar da bu resmi fırsat bilerek Sünni İslam kalemşörlerinin dahi aklına gelmeyecek bir şekilde eleştiriyi Ali’siz Alevilik üzerinden yapmaya başladılar. Ne de olsa onların besin kaynağı tam da bu tartışmanın kendisiydi. Tartışma büyüyünce Alevi kurumları açıklamalarıyla İBB’nin yaptığı kitapçığa ve Cemevi Dedesinin diğer inanç önderleriyle birlikte resmedilmesine destek verdiler” diyerek devam etti.
“ALEVİLERİN İÇ TARTIŞMALARI DEVAM EDECEKTİR”
Alevi camiası içerisinde sürekli aktif bir şekilde tartışılan konulardan birine değinen Ali Kenanoğlu “Biz yıllarca Aleviliğin tanınması, Cemevlerinin kabul edilmesi, Dedelerimizin inançsal dizilimde hak ettiği yeri alması için uğraştık uğraşmaya da devam ediyoruz. Aleviliği yolu, süreği, kutsalları, ibadet şekilleri, yasakları Sünni İslam anlayışı, Hristiyanlık, Yahudilikten çok farklıdır. Kimi Aleviler bu farklılıkların islamın özü olduğunu söyleyip biz gerçek Müslümanız derken kimi Aleviler de bunlar İslamdan farklı şeylerdir, dolayısıyla biz Müslüman değiliz Aleviyiz der. Bu bir iç tartışmadır ve tartışılmaya da devam edecektir” dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu “Aleviler açısından tartışılmayan şeyler vardır ki bunlar” diyerek şöyle devam etti;
Alevilerin ibadethanesi Cami değil Cemevi’dir.
Alevilerin toplu ibadeti Namaz değil Cem’dir.
Alevilerin orucu Ramazan değil Hızır ve Muharrem’dir.
Alevilerin inanç önderi Camide görev yapan Hoca değil Pir, Dede ve Ana’dır.
Alevilerin kuran anlayışı, öbür dünya anlayışından tutun da bireysel ve toplu ibadet şekilleri, kutsalları farklıdır.
“BİZLERDE MÜCADELE VERDİK”
Halkların Demokratik Partisi (HDP) olarak Aleviler ve Alevilik inancı üzerine yapılan çalışmalardan bahseden HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu “Yeri gelmişken bir de Alevi kamuoyuna söz söylemek gerekir” diyerek Alevi kamuoyuna hatırlatmalar yapan Kenanoğlu sözlerini “Biz HDP olarak ve HDP Milletvekilleri olarak, HDP Belediye Başkanları olarak burada yapılanın çok daha fazlasını söyledik ve yaptık. Diyarbakır Belediyesi eş başkanlarımız anahtar teslimi Cemevi yaptığı için yargılandı, HDP Diyanet kapatılmalı dediği için en başta ulusalcı kesim tarafından hedefe konup “Diyaneti biz kurduk” denilerek eleştirildi. HDP ve HDP’liler bu kadar iş yaparken meclis kürsülerinde o kadar ileri laflar ederken Alevi toplumu ve kimi kurumları bize ve bizim söylediklerimize yeteri kadar sahip çıkmıyor ve önemli Alevi kurumları tarafından kamuoyu ile paylaşılmıyor. Burada altı üstü bir resim vardır ve bir resme tahammül edemeyenler kadar bu resmin ne büyük bir iş olduğunu söyleyenler de biraz dönüp etrafına nelerin yapıldığını ve söylendiğini görmelidirler” dedi.
“FARKLILIĞIN REDEDİLDİĞİ YERDE DEMOKRASİ OLMAZ”
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu açıklamasını “Alevi gerçeğini ve de tüm etnik ve inançsal farklılıkları kabul etmeden “Cumhuriyet ve Demokrasi” bir anlam ifade etmek. Bu farklılıkların reddedildiği bir yerde demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Demokrasinin olmadığı bir Cumhuriyetin de kimseye faydası yoktur, tıpkı İran’da olduğu gibi bir Cumhuriyet olur ki bu da herhalde bizim arzu ettiğimiz bir Cumhuriyet değildir” diyerek sonlandırdı.