Etiket: hdp istanbul milletvekili züleyha gülüm

  • Cezaevlerinde bir haftada 4 ölüm yaşandı: Cezaevleri cenaze evleri olmasın

    Cezaevlerinde bir haftada 4 ölüm yaşandı: Cezaevleri cenaze evleri olmasın

    PİRHA- Cezaevlerinde üst üste gelen hasta tutukluların yaşamını yitirmesini Bakırköy Cezaevi önünde protesto etti. Yapılan açıklamada, “İnsanları kaygı içinde bırakmaya kimsenin hakkı yoktur. Hasta tutuklularımıza düşman hukuku uygulamaktan vazgeçin” denildi.

    Son bir haftada, farklı cezaevlerinde 4 mahpus yaşamını yitirdi. Mahpusların şüpheli ve kasıtlı ihmale dayalı ölümleri kamuoyunda günlerdir konuşuluyor. Tutsak ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (MATUHAY-DER), cezaevlerinde yaşanan ölümlere ilişkin “Politik tutsaklara özgürlük” şiarıyla Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde açıklama yaptı. Eyleme, tutuklu aileleri, Barış Anneleri, HDK Eşbaşkanı Cengiz Çiçek,  HDP Milletvekili Züleyha Gülüm ve HDP İl Eşbaşkanı İlknur Birol da katıldı.
    “DÜŞMAN HUKUKU UYGULANIYOR”
    Açıklamada ilk olarak konuşan HDP İstanbul İl Eş Başkanı İlknur Birol, yeniden cezaevlerindeki koşullar üzerine basın açıklaması yaptıkları için üzüntü duyduğunu belirtti. Demokratik bir ülkenin en önemli sicilinin cezaevlerindeki tutumu olduğunu söyleyerek, “Eğer ahlaki davranılmıyorsa bunun sonu bir fecaattir. Şuan cezaevinde bu durum yaşanıyor. Bu ölümler kabul edilebilir değildir. Binlerce tutsak şuan tedavi dahi olamamaktadır. Onun için tutuklular bir an önce tahliye edilmelidir. Talep edilen şey hak ve özgürlüklerin birinci koşuludur. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) siyasi kararlarını geri çekip bilimsel kararlar vermesi gerekir. İnsanları kaygı içinde bırakmaya kimsenin hakkı yoktur. Hasta tutuklularımıza düşman hukuku uygulamaktan vazgeçin” dedi.
    “FAŞİZAN TUTUMDAN VAZGEÇİLMELİ”
    Cezaevlerinin ölüm evleri haline geldiğini dile getiren HDP Milletvekilli Züleyha Gülüm, hasta tutukluların durumuna dikkat çekti. Özgürlük ve adalet talebi olan herkesin cezaevi üzerinden tehdit edildiğine işaret eden Gülüm, “Bu şekilde toplumu sindirmeye çalışıyor. Onun için cezaevinde yaşanan her ölüm ve her hak gaspına hayır dememiz gerekir. Çünkü bütün bunlar hepimize yapılıyor. ATK de faşizan tutumundan vazgeçmelidir. Yargı üzerindeki iktidar baskısı kalkmalı ve bağımsız bir biçimde kararlar verilmelidir. Zannetmesinler ki bunun hesabını vermeyecekler. Hasta tutuklular tahliye edilene kadar sözümüzü söylemeye devam edeceğiz” diye konuştu.
    “SAĞLIK HAKKI KAĞIT ÜSTÜNDE KALDI”
    MATUHAY-DER Eşbaşkanı Esin Çelik de cezaevlerinde süreklileşen tecrit, baskı, işkence, çıplak arama, kelepçeli muayenelerden dolayı tedavi edilmeyen hasta tutsakların yaşamını yitirdiğini dile getirdi. Cezaevlerinde uygulanan ceza infaz sistemiyle tutuklular ve ailelerin her gün öldürüldüğüne dikkati çeken Çelik, “Sağlık ve yaşam hakkı kağıt üzerinde bile karşılık bulamamaktadır. Böyle bir süreçte pandemi de iktidar tarafından fırsata dönüştürülmüş tutsak ve tutsak ailelerine sadece acı pay edilmiştir” dedi.
    “CEZAEVLERİ ÖLÜMEVLERİNE DÖNÜŞTÜ”
    Bir haftada 4 tutuklunun yaşamını yitirdiğini hatırlatan Çelik, cezaevinde keyfi uygulamaların olduğunu belirtti. Çelik, disiplin cezaları, kötü muamele, kalabalık koğuşlar, hijyen olmayan yemekler, kaloriferlerin yanmaması, süngerli oda uygulaması, çıplak arama, kelepçeli muayene dayatılması gibi keyfi uygulamaların yaşandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Garibe Gezer, Abdülrezzak Suyur, Halil Güneş, Salih Toğrul‘u uygulanan ceza infaz sistemi neticesinde kaybettik. En yakıcı olanı ise ağır hasta tutsaklara, tedavilerini engellemek, tek başına hücrede tutmak ve tahliyesini engellemek suretiyle uygulanan sistematik işkencedir. Her yıl onlarca ağır hasta tutsak tedavi edilmediği ya da tahliye edilmediği için yaşamını yitiriyor ve cezaevleri ölüm evlerine dönüşmüş durumda.”
    Yaşamını yitiren tutukluların durumuna tek tek değinen Çelik, “Biz buradan iktidarın cezaevlerinde işkence ve kötü muamelenin önüne geçilmesi, keyfi yasakların durdurulması, hasta tutsakların sağlığa erişim hakkının insan onuruna yakışır bir hale getirilmesi ve ağır hasta tutsakların durumuna ilişkin çözüm sağlanması amacıyla bir an önce girişimlerde bulunmaya davet ediyor ve bu sorunların sonuna kadar takipçisi olacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz”  dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Gülüm’den Alevilere yönelik nefret suçlarına karşı araştırma önergesi

    HDP’li Gülüm’den Alevilere yönelik nefret suçlarına karşı araştırma önergesi

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Türkiye’de Alevilerin maruz kaldığı nefret söylemleri ve nefret suçlarına karşı önlemlerin alınması, faillere uygulanan cezasızlık politikalarının ortadan kaldırılması ve söz konusu söylem ve suçlara karşı gerekli hukuksal düzenlemelerin yapılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, Alevilerin maruz kaldığı nefret söylemleri ve nefret suçlarına karşı önlemlerin alınması amacıyla araştırma önergesi verdi.

    Gülüm, İnanç Özgürlüğü Girişimi tarafından din veya inanç temelli nefret suçlarının önlenmesi ve nefret suçlarıyla ilgili cezasızlık politikalarının önüne geçilebilmesi amacıyla hazırlanan raporda 14 nefret suçundan 8’inin Alevilere yönelik gerçekleştiğini hatırlatarak, “Türkiye’de Alevilerin maruz kaldığı nefret söylemleri ve nefret suçlarına karşı önlemlerin alınması, faillere uygulanan cezasızlık politikalarının ortadan kaldırılması ve söz konusu söylem ve suçlara karşı gerekli hukuksal düzenlemelerin yapılması amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim” dedi.

    Türkiye’de ayrımcılık, nefret söylemi ve buna bağlı olarak nefret suçlarının arttığına dikkat çeken Gülüm, medya organlarında ve iktidar yetkilileri tarafından kimi zaman farklı etnik ve dini gruplara, kadınlara, LGBTİ bireylere, mültecilere, yabancı uyruklu kişilere ve diğer pek çok kesime yönelik önyargılı, aşağılayıcı ve ayrımcı söylemlerin kullanılması zaman zaman bu kesimleri hedef haline getirerek saldırılara maruz bıraktığını işaret etti.

    HDP’li Züleyha Gülüm’ün verdiği meclis araştırma önergesinde şu ifadelere yer verildi:

    “HAK İHLALİ OLAN NEFRET SUÇLARI HERGÜN ARTIYOR”

    Bir insan hakları ihlali olarak ayrımcılık suçu, Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi’nin aldığı kararlarda yasaklanmış olmakla birlikte taraf olan her devlete, ayrımcılığın ve ırkçılığın önlenmesi için gerekli yasal ve idari bütün tedbirleri alma yükümlülüğünü getirilmiştir.

    İnançları nedeniyle Türkiye’de ayrımcılığa, nefret söylemine ve nefret suçlarına en çok maruz kalan toplumlardan biri olan Alevi toplumu ibadethanelerine saldırılar, evlerinin işaretlenmesi ve tehdit içeren yazıların yazılması gibi pek çok saldırıya ve nefret söylemine maruz kalmaktadır.

    2020’DE 14 NEFRET SUÇU İŞLENDİ, 8’İ ALEVİLERE YÖNELİK

    İnanç Özgürlüğü Girişimi tarafından din veya inanç temelli nefret suçlarının önlenmesi ve nefret suçlarıyla ilgili cezasızlık politikalarının önüne geçilebilmesi amacıyla hazırlanan ‘Türkiye’de Din veya İnanç Temelli Nefret Suçları 2020′ raporuna göre; Ocak – Aralık 2020 tarihleri arasında din veya inançla bağlantılı işlenmiş 14 nefret suçu veya olayı tespit edilmiştir. Bunlardan 8’i Alevilere yönelik gerçekleştirilmiştir.”

    Rapora göre; 3 Ocak 2020’de Malatya’nın Akçadağ ilçesinde Alevilere ait beş evin kapısına ve duvarlarına “Aleviler gitsin, Türkiye Müslümandır” ifadelerinin yazıldığını,  “X” işaretinin çizildiğini, 19 Ocak 2020’de İstanbul’un Sultanbeyli ilçesinde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Cemevi’ne giren kişilerin kapı ve camları kırıp, zemine “Bitmedi”, “Öl” gibi tehdit içerikli yazılar yazıldığını aktaran Gülüm, örnekleri şöyle sıraladı:

    “28 Ocak 2020’de İstanbul’un Pendik ilçesinde Alevilerin yaşadığı bazı evlerin kapılarına çarpı işareti çizildi.

    5 Mart 2020’de wushu sporcusu Sadık Pehlivan, Alevi olduğu ve namaz kılmadığı gerekçesiyle Wushu Federasyonu Başkanvekili Abdurrahman Akyüz tarafından milli takıma alınmadığı belirtildi. 3 Temmuz 2020’de Nazımiye ilçesinde bulunan ve bölge halkı için kutsal sayılan Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda, kayalığa ‘Üç hilal’ ve ‘MHP’ yazılaması yapıldı.

    17 Ekim 2020’de  İstanbul’un Pendik ilçesinde bir apartmanın duvarına ‘Alevilere ölüm’ yazıldı ve çarpı işareti konuldu.

    23 Kasım 2020’de bir belediye çalışanı cemevine gittiği için Maltepe Belediyesi yetkilileri tarafından ‘Cemevine niye gittin, ne işin var orada, bir daha gidersen işten atılırsın’ denilerek işten atılmakla tehdit edildi.
    19 Aralık 2020’de İzmir’in Menemen ilçesinde yaşayan Alevi bir ailenin kapısına çarpı işareti konuldu.”

    ANAYASA ‘HERKES KANUN ÖNÜNDE EŞİT’ DİYOR AMA…

    Anayasa’nın 10’uncu maddesinin, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşit olduğunu belirttiğini hatırlatan Gülüm, “Benzer şekilde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 3’ncü Maddesi de adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesini koruma altına almaktadır. Ancak tüm bu yasal düzenlemelerin hayata geçirilmemesi, nefret saikiyle işlenmiş suçların suç kapsamında cezalandırılmaması nedeniyle benzer suçlar artarak devam etmektedir.

    Bu nedenle Türkiye’de Alevilerin maruz kaldığı nefret söylemleri ve nefret suçlarına karşı önlemlerin alınması, faillere uygulanan cezasızlık politikalarının ortadan kaldırılması ve söz konusu söylem ve suçlara karşı gerekli hukuksal düzenlemelerin yapılması amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederim” dedi.

    (HABER MERKEZİ)