Etiket: hdp istanbul milletvekili

  • Özen: Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri belirlenmeli -VİDEO

    Özen: Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri belirlenmeli -VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen Dersim Tertelesi’nin 84. Yıl dönümü dolayısıyla yaptığı konuşmasında Seyit Rıza’nın idamını hatırlatarak; “Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri belli değildir; arşivler açılmalı, mezar yerleri belirlenmelidir” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Dersim Tertelesi’nin 84. Yıldönümü dolayısıyla Meclis’te konuşma yaptı. Konuşmasında Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamını hatırlatan Özen, mezar yerlerinin belirlenmesi için arşivlerin açılması gerektiğini söyledi.

    “ARŞİVLER AÇILMALI, MEZAR YERLERİ BELİRLENMELİDİR”

    Özen Meclis’te yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

    “Bundan 84 yıl önce pirimiz Seyit Rıza ve yoldaşları, Kasımın 14’ünü 15’ine bağlayan gece Elâzığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler. İdam için Seyit Rıza’nın yaşı küçültüldü, oğlu ise 18 yaşından küçük olduğu için yaşı büyütüldü. İdamdan önce son isteği soruldu Seyit Rıza’ya, Seyit Rıza “Beni oğlumdan önce idam edin” dedi fakat oğlu, Seyit Rıza’nın gözü önünde idam edildi. Seyit Rıza idam sehpasına giderken “Ben sizin hilelerinizle, oyunlarınızla baş edemedim; bu, bana dert oldu. Ben de sizin önünüzde eğilmedim, diz çökmedim; bu da sizlere dert olsun” diyerek sehpaya yürüdü.

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri belli değildir; arşivler açılmalı, mezar yerleri belirlenmelidir.

    Seyit Rıza ve yoldaşlarını saygıyla anıyorum, devirleri daim olsun.”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm: Devlet kaynakları peşkeş çekildiği için yoksuluz -VİDEO

    HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm: Devlet kaynakları peşkeş çekildiği için yoksuluz -VİDEO

    PİRHA-HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, partisinin pazar günü Tekirdağ’da gerçekleştireceği ‘Demokrasiye Çağrı’ mitingine çağrı yaparak; “Biz yoksulluğa ve açlığa mahkum değiliz. Onlar yandaşlarına devlet kaynaklarını peşkeş çektiği için yoksuluz” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, parti çalışanları ile birlikte Tekirdağ’a bağlı Ereğli ilçesinde esnaf ziyareti yaparak, bildiri dağıtımı yaptı. İlçe örgütünün düzenlediği çalışmada Gülüm, esnaf ve pazarcılar ile sohbet etti, sorunlarını dinledi.

    Gülüm, pazar günü Tekirdağ’ da yapılacak olan ‘Demokrasiye Çağrı’ mitingine de çağrı yaparak; “Biz yoksulluğa ve açlığa mahkum değiliz. Onlar yandaşlarına devlet kaynaklarını peşkeş çektiği için yoksuluz” şeklinde konuştu.

    HDP’nin Tekirdağ’da ‘Demokrasiye Çağrı’ sloganıyla yapacağı miting, 7 Kasım Pazar günü saat 10.00 – 16.00 arasında Çerkezköy, Kızılpınar mevkiinde gerçekleşecek.

    PİRHA/TEKİRDAĞ

  • Uğur Kurt’un katledilmesinde sorumluluğu olan Servet Yılmaz’ın emniyetteki yükselişi Meclis gündeminde

    Uğur Kurt’un katledilmesinde sorumluluğu olan Servet Yılmaz’ın emniyetteki yükselişi Meclis gündeminde

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Uğur Kurt’un Okmeydanı Cemevinde katledilmesinde sorumluluğu olan Servet Yılmaz’ın emniyetteki yükselişini İçişleri Bakanı Soylu’ya sordu. Kenanoğlu  “Bakanlığınız bir taraftan cemevlerine danışman gönderip sorunlarını öğrenmeye çalışırken, diğer taraftan cemevi bahçesinde katledilen Uğur Kurt’un ölümünde sorumluluğu bulunan bir şahsın terfi etmesine nasıl göz yummaktadır?” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 2014 yılında Okmeydanı Cemevi bahçesinde Uğur Kurt‘un polis kurşunuyla katledilmesinde görevini yapmadığı gerekçesiyle sorumluluğu bulunan Servet Yılmaz‘ın emniyetteki yükselişine ilişkin soru önergesi verdi.

    Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı‘na verdiği soru önergesinde, Uğur Kurt’un öldürülmesine ilişkin açılan davada Servet Yılmaz hakkında soruşturma açıldığını ve bu soruşturmaya istinaden Servet Yılmaz’ın ceza alması gerekirken Ankara Emniyet Müdürlüğü‘ne kadar terfi ettirildiğini belirtti.

    Servet Yılmaz hakkında açılan soruşturmayı yürüten başmüfettişin yaşı dolmadığı halde zorla emekliliğe sevk edildiği de ifade edilen soru önergesinde Kenanoğlu, İçişleri Bakanlığı’na; ‘Bakanlığınız bir taraftan cemevlerine danışman gönderip sorunlarını öğrenmeye çalışırken, diğer taraftan cemevi bahçesinde katledilen Uğur Kurt’un ölümünde sorumluluğu bulunan bir şahsın terfi etmesine nasıl göz yummaktadır?’ diye sordu.

    “CEZA ALMASI GEREKEN SERVET YILMAZ TERFİ ETTİRİLMİŞ”

    Ali Kenanoğlu’nun vermiş olduğu soru önergesinin metninde şu ifadeler yer aldı:

    “İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca düzenlenen disiplin raporuna göre; 2014 yılında Okmeydanı Cemevi bahçesinde polisin ateş açması sonucu yaşamını yitiren Uğur Kurt’un ölümünde ‘görevi savsaklama’ suçundan ceza alması gereken dönemin, Şişli ilçesinden sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Servet Yılmaz, bırakın ceza almasını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından önce Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına terfi ettirilmiş, daha sonra da 2017 yılında Ankara Emniyet Müdürü göreviyle taltif edilmiştir.

    Servet Yılmaz hakkında ‘görevi savsaklama’ nedeniyle cezalandırılması gerektiği yönünde disiplin raporu düzenleyen başmüfettiş ise yaşı dolmadığı halde zorla emekliliğe sevk edilmiştir.

    Servet Yılmaz’ın, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olduğu dönemde müfettişlerce araştırıldığı suç konusu; Soma’da 13 Mayıs 2014’teki maden kazasında 301 madencinin yaşamını yitirmesi nedeniyle, 22 Mayıs 2014 günü Okmeydanı’nda protesto gösterisinde bulunan grubun dağıtılması amacıyla yapılan polis müdahalesinde, cemevi bahçesinde Uğur Kurt’un polis tarafından öldürülmesi öncesinde, olayların yaşandığı bölgede sorumlu olduğu halde gerekli güvenlik önlemlerini almadığı iddiasıdır.

    MÜFETTİŞ RAPORU: GÖREVİNİ YAPMAMIŞ

    Bu iddia, İçişleri Bakanlığı’nca görevlendirilen bir Mülkiye Başmüfettişi ile Polis Başmüfettişi tarafından kapsamlıca araştırılmıştır. Araştırma kapsamında müfettişler, olayların yaşandığı Okmeydanı bölgesinin Beyoğlu, Kâğıthane ve Şişli İlçe Emniyet Müdürlükleri’nin sorumluluk alanlarının kesiştiği bölge olduğunu tespit etmiş, Çevik Kuvvet, Terörle Mücadele ve Güvenlik Şubelerinin yanı sıra Beyoğlu, Kâğıthane ve Şişli İlçe Emniyet Müdürlüklerinin resmi yazı ile görevlendirildiği anlaşılmıştır.

    Ancak, söz konusu müfettiş raporuna göre, cemevi bahçesinde polis kurşunuyla öldürülen Uğur Kurt’un da yaşamını yitirdiği olaylar sırasında, Şişli ilçesinden sorumlu İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Servet Yılmaz ile Şişli İlçe Emniyet Müdürü Muhammed Fatih Sarıyıldız’ın, “Görev emrinde isimleriyle talimat verilmesine” karşın, olayların yaşandığı yerde olmadıkları tespit edilmiştir.

    Müfettişler, Yılmaz ve Sarıyıldız’ın resmi talimat yazısında görev yerine gelmedikleri gibi herhangi bir rütbeli personel de görevlendirmedikleri, sadece rutin devriye görevi yapan üç kişilik shortland aracını görevlendirilmiş gibi yaptıkları, söz konusu ekibin de protesto eyleminin başlangıç aşamasında gözaltına aldıkları bir çocuğun adli işlemleri ile ilgilenmelerinden dolayı eylem süresince olay mahallinde bulunmadıklarını ortaya koymuştur.

    Bakanlık araştırması sırasında müfettişler, haklarında inceleme yaptıkları Yılmaz ve Sarıyıldız’ın bilgisine de başvurmuş ancak, verdikleri beyanlarının gerçek olmadığı rapora yansımıştır. Her iki polis müdürünün verdikleri bilgilerden ikna olmayan müfettişler raporda şu değerlendirmeyi yapmıştır;

    “(…) Şişli ilçesinden sorumlu İl Emniyet Müdür Yardımcısı Servet Yılmaz’ın olay yerinde olduğu yolundaki beyanının gerçeği yansıtmadığı, zira adı geçenin, olay yerine Uğur Kurt’un vurulmasını müteakip olayların kitleselleşmesinden sonra intikal ettiği, İlçe Emniyet Müdürü Muhammet Fatih Sarıyıdız’ın da Adliye Sarayı önünde başka bir görev ifa ettiği yolundaki beyanına da itibar etmenin mümkün olmadığı, zira Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında Adliye Sarayı önünde herhangi bir olay olacağı veya olduğuna dair tedbir planı veya olay tutanağı belgelerine rastlanmadığı anlaşılmıştır. (…)”

    “SERVET YILMAZ SOYLU’NUN SAĞ KOLU”

    Nihayetinde İçişleri Bakanlığı Müfettişleri, Yılmaz ve Sarıyıldız hakkında Emniyet Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesinde düzenlenen “Görevin takdir ve yerine getirilmesinde savsaklama eylemi” çerçevesinde “kınama” cezası verilmesi gerektiğini talep etmişlerdir.

    Bu konuda yetkisini kullanan Disiplin Kurulu, müfettişlerin görevi savsaklama, yanlış beyanda bulunma tespitlerine karşın Yılmaz ve Sarıyıldız’ın yaşananlarda bir eksiğinin bulunmadığı gerekçesiyle herhangi bir ceza verilmesine gerek olmadığına hükmetmiştir.

    Böylece, kınama cezası alması halinde bulunduğu görevden alınması gereken ve sonrasında başkaca bir üst yönetici görevine getirilemeyecek olan Yılmaz, emniyet teşkilatındaki görevine devam etmiştir.

    Devletin görevlendirdiği başmüfettişin tespitleri sonrasında hazırlanan raporda hakkında somut deliller olmasına rağmen kurul kararıyla cezadan kurtulan, adı organize suç örgütü liderinin videolarında “Soylu’nun adamı’ olarak gündeme gelen Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz, Trabzonlu hemşehrisi Soylu’nun sağ kolu olarak beş yıla yakın süredir emniyet teşkilatının biçimlendirilmesinde bizzat etkin rol oynamaktadır.

    Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olduktan sonra 2017’deki Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulu’nun doğal üyesi olarak terfi, atama ve emeklilik kararlarının altına imza atan Servet Yılmaz’ın tahmin edileceği gibi yaptığı ilk işlerden biri de kendisi hakkında ceza istemli raporu hazırlayan polis başmüfettişinin emekliliğe sevk edilmesi olmuştur.

    “SERVET YILMAZ’A CEZA İSTEYEN POLİS BAŞMÜFETTİŞİ NEDEN ZORLA EMEKLİ EDİLDİ?”

    Bütün bunlara göre;

    -Cemevi bahçesinde polis kurşunuyla vurulan Uğur Kurt’un ölümünde, başmüfettiş raporuna göre görevini yapmadığı gerekçesi ile ceza verilmesi gereken Servet Yılmaz’a neden ceza verilmemiştir?

    -Cemevi bahçesinde polis kurşunuyla vurulan Uğur Kurt’un ölümünde, başmüfettiş raporuna göre görevini yapmadığı gerekçesi ile ceza verilmesi gereken Servet Yılmaz emniyet bürokrasisinde nasıl yükselmiştir?

    -Doğru beyanda bulunmadığı Müfettiş raporuyla da tespit edilen bir Emniyet yetkilisi ceza alması gerekirken nasıl terfi edebilmektedir?

    -Servet Yılmaz’a ceza isteyen polis başmüfettişi neden yaşı dolmadığı halde zorla emekliliğe sevk edilmiştir?

    -Hakkında rapor hazırladığı polis başmüfettişinin, Yılmaz’ın genel müdür yardımcısı olarak katıldığı ilk YDK’da emekli edilmesi bir tesadüf müdür?

    -Kamuoyuna yansıyan bu bilgiler doğrultusunda Servet Yılmaz hakkında yeniden bir soruşturma başlatılacak mıdır?

    -Bakanlığınız bir taraftan Cemevlerine danışman gönderip sorunlarını öğrenmeye çalışırken, diğer taraftan Cemevi bahçesinde katledilen Uğur Kurt’un ölümünde sorumluluğu bulunan bir şahsın terfi etmesine nasıl göz yummaktadır?”

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Özen: Vergi affı Kanunu 5’li çetenin ve yandaşların kârlarını artıracak-VİDEO

    HDP’li Özen: Vergi affı Kanunu 5’li çetenin ve yandaşların kârlarını artıracak-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ‘Vergi affı’ Kanunu’nun görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada, “Böylesi bir ortamda siyasi meşruiyeti biten AKP iktidarı, mafya ve tarikat ilişkileriyle korku ve itaat iklimi yaratarak baskı ve zulümlerle iktidarını uzatmaya çalışmaktadır” dedi. Özen, çıkarılmak istenen ‘Vergi affı’ yasası ile iktidara yakın büyük şirketlerin kârlarını artıracağını vurguladı.

    1 Haziran Salı günü Genel Kurul’da AKP milletvekillerinin imzasını taşıyan, ‘Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’ teklifi ele alındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ‘Vergi affı’ kanununun görüşmeleri sırasında Meclis Genel Kurulu’nda söz alarak görüşülen yasaya ilişkin konuşma yaptı.

    “AKP İKTİDARI SİYASİ ÖMRÜNÜ UZATMA DERDİYLE İÇİ BOŞ KANUN TEKLİFLERİ GETİRİYOR”

    AKP iktidarının günü kurtarmak için yasalar çıkardığını belirten Zeynel Özen konuşmasında şunları dile getirdi:

    “AKP iktidarı, yalnızca günü kurtarmak amacıyla, tamamen siyasi ömrünü uzatma derdiyle getirdiği kanun teklifleriyle içini boşalttığı hazine kasasını sonucu ne olursa olsun yalnızca doldurma gayreti içerisindedir. Burada sözde stok affı kapsamında zaten zor durumda olan KOBİ’lerden KDV alacak, iflasa sürükleyecektir. Bu işletmeler zaten yatırım yamadıkları için zamanını dolduran teçhizat ve makinelerle ayakta durmaya çalışıyor. Ayrıca teçhizat ve makinelerin ilgili iş alanı içerisinde gerekli yeterliliklere sahip olup olmadıklarına yönelik bir inceleme yapılmaması, buna yönelik düzenleme ve incelemelerin öncelikli olarak ele alınması gerekirken yine gayri resmî bir yöntemle sadece vergi gelirlerinin esas alınması gelecekte büyük tahribatlara yol açacaktır.”

    “BU YASA 5’Lİ ÇETENİN VE YANDAŞLARIN KARLARINI ARTIRACAK”

    Çıkarılmak istenen ‘Vergi affı’ yasası ile iktidara yakın büyük şirketlerin kârlarını artıracağını vurgulayan Özen sözlerine şu şekilde devam etti:

    “TÜİK, Türkiye’nin yüzde 7 büyüdüğünü açıkladı. Kişi başına millî gelir 11 bin dolardan 7 bin dolarlara indi. Fakat iktidar onlarca kez çıkardığı özel vergi aflarıyla 5’li çetenin ve yandaşların kârlarını artırdı. Dar gelirlilerin geliri yüzde 30 civarında azalırken 5’li çete ve yandaşlar servetine servet kattı. TÜİK aracılığıyla servis edilen bu veriler gerçekçi ve doğru değil çünkü millî gelir eşit olarak dağıtılmamaktadır. Özellikle pandemi sürecinde kapısına kilit vuran KOBİ’lerin, esnafın, emekçinin, işçinin gerçeğini yansıtmamaktadır. Bazı sermaye grupları pandemiyle kârlarına kâr, servetlerine servet katarken emeğiyle geçinen yurttaşlar işçiler ise perişan duruma düşmüştür. Özellikle küçük esnaflar, KOBİ’ler batmış, pek çok işletme kapısına kilit vurmak zorunda kalmıştır. Hizmet sektöründe gündelik çalışan emekçiler işsiz ve aşsız kalmışlardır. Ancak bu yasa teklifini getiren bu gerçeği yok sayarak tüm mükellefleri aynı kefeye koyarak toptancı bir biçimde vergi affı getirmek istemektedir. Bu toptancı yaklaşımla vergi borcu olan herkes aynı çuvala konmuştur. Vergi affının önceliği pandemiden dolayı vergisini ödeyemeyen işsizler, işçiler, çiftçiler, KOBİ’ler, esnaflar, emeğiyle geçinen yurttaşlar olmalıdır. Pandemi koşullarından dolayı şayet vergi alanında düzenlemeler yapılıyor, yapılandırma veya af getiriliyorsa daha da bozulan gelir dağılımını hesaba katarak öncelikle ve esasen emeğiyle geçinen yurttaşlar üzerindeki hem dolaysız hem de dolaylı vergi yükü hafifletilmelidir.”

    “AKP İKTİDARI, MAFYA VE TARİKAT İLİŞKİLERİYLE KORKU VE İTAAT İKLİMİ YARATTI”

    AKP iktidarının siyasi meşruiyetinin bittiğini dile getiren Özen, “Değerli milletvekilleri, iktidarı, bugüne kadar ülke içinde ve dışında kirli ilişkilerinde kullandığı bir suç örgütü lideri itiraflarda bulunarak hepsini ifşa etmiştir. AKP öncesinde ülkede katliamların çoğunda imzası olan karanlık şahsiyetler, bugün iktidarla birlikte kaldıkları yerden devam ediyorlar. Gazi Katliamı’ndan Suriye’deki cihatçı teröristlerle işbirliğine kadar birçok insanlık suçunun altında imzası olanlar hâlâ bu memleketi yönetiyorlar” diye konuştu.

    Özen şöyle devam etti:

    “Bu ülkede tüm yurttaşlara kan ve gözyaşından başka bir şey ifade etmeyen devlet, mafya ve tarikat ilişkilerini artık bu topraklar kaldırmıyor. “Vatan, millet, Sakarya” edebiyatıyla perdelenmeye çalışılan bu kirlenmişlik artık rögar kapaklarından dışarı taşıyor, bu pis kokular Türkiye’yi sardığı gibi dünyaya yayılıyor. Böylesi bir ortamda siyasi meşruiyeti biten AKP iktidarı, mafya ve tarikat ilişkileriyle korku ve itaat iklimi yaratarak baskı ve zulümlerle iktidarını uzatmaya çalışmaktadır. Bu yüzden önümüzdeki ilk seçimlerde Türkiye halkları, aydınlık bir gelecek ve demokrasi için dar çıkar gruplarının, oligarşik kamu mensuplarının iktidarı olan AKP’den kurtulacaktır.”

    “GEZİ ŞEHİTLERİNİ UNUTMAYACAĞIZ”

    Zeynel Özen konuşmasını bitirirken, “Gezi’de yitirdiğimiz Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Hasan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım, Ahmet Atakan, Ali İsmail Korkmaz ve Berkin Elvan’ı saygıyla anıyorum. Onların mücadelesi bir halk hareketiydi, onları hiçbir zaman unutmayacağız ve unutturmayacağız” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Piroğlu: Hükümet ve belediyeler engellilerin sorunlarına çözüm üretmelidir-VİDEO

    Piroğlu: Hükümet ve belediyeler engellilerin sorunlarına çözüm üretmelidir-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, koronavirüs salgınında engellilerin sorunlarının arttığına dikkat çekerek, hükümet ve belediyelerin sorunlara çözüm üretmesi gerektiğini söyledi. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, dünya ve Türkiye’nin ağır bir salgın krizi ile yüz yüze olduğunu ve hükümetin kriz karşısında insanlara “Evde kal” çağrısı yaptığını belirterek, “Ne yazık ki evde kalın çağrısı evde nasıl kalınacağına yönelik çözüm önerileri ile beraber yapılmadığı için yoksullar, işçiler ve özellikle de engelliler derin bir sorun ve sıkıntıyla yüz yüze kalmıştır” dedi.

    “HÜKÜMET, ENGELLİLERİN MEDİKAL VE İLAÇ SORUNU GİDERMELİ”

    “Ekonomik olarak çok ciddi sıkıntılar yaşayan, istihdamın dışında bırakılan, çalışma koşulları engellenen engellilerin, emeklilik hakları da rapor meselesi ile ellerinden alınmış ve bu olağanüstü koşullarda hayatlarını nasıl sürdüreceklerine dair herhangi bir çözüm önerilmemiştir” diyen Piroğlu, şunları ifade etti:

    “Engelliler birinci derecede risk grubunu oluştururlar. Sağlık hizmetleri almak zorundadırlar. Rehabilitasyon ve fizik tedavi hizmeti almak zorundadırlar. Ayrıca çeşitli medikal hizmetlere, araçlara ve ilaçlara ulaşım sorunu yaşamaktadırlar. Hem ekonomik sebeplerle, hem olağanüstü koşullar nedeniyle bunlara ulaşımları neredeyse imkansız hale gelmiştir. Hükumetlerin ve belediyelerin buna yönelik çözüm önerileri üretmesi gerekmektedir. Aynı şekilde EBA adı altında milli eğitimin yayınladığı program görme ve işitme engellileri görmezden gelmekte, onların bu ulaşımını da engellemektedir. Yine milli eğitim rehabilitasyon merkezlerindeki eğitimi askıya aldırarak, buradaki öğretmenleri ortada bırakmış, öğrencileri de çözümsüz hale getirmiştir.”

    “Engellilerin emeklilik haklarına yönelik saldırılara son vermeli, rapor uygulamasından vazgeçilmelidir” diyen Piroğlu, hükümete “Engellilerin medikal ve ilaç sorunu giderilmeli, bütün sağlık hizmetlerine ve medikal malzemelere ücretsiz erişimi sağlanmalı, gıda ve ekonomik destek yapılmalıdır” çağrısında bulundu.

    Cebrail ASLAN/ANKARA

  • Kenanoğlu, havalimanı inşaatında rögarda ölü bulunan işçiyi mecliste sordu

    Kenanoğlu, havalimanı inşaatında rögarda ölü bulunan işçiyi mecliste sordu

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 3’üncü Havalimanı’nda rögarda ölü bulunan işçiyi meclis gündemine taşıdı. Kenanoğlu, “Bu işçinin ne zaman öldüğü ve kim olduğu henüz tespit edilmiş değil. Bunun araştırılmasını ve kamuoyuna açıklayıcı bir cevap verilmesini talep ve rica ediyorum” dedi. 

    3. Havalimanı inşaatında her geçen gün iş cinayetlerine, iş kazalarına ve hak gasplarına bir yenisi ekleniyor.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu 3’üncü Havalimanında rögarda ölü bulunan işçiyi meclis gündemine taşıdı.

    Yerinde söz alarak konuşan Kenanoğlu şöyle konuştu:

    “3’üncü Hava limanında her geçen gün yeni bir can kaybının olduğu bilgisini alıyoruz. Bir kaç gün önce bir işçinin tesadüfen rögarda temizlik yapılırken ölü bedenine rastlandı. Bu işçinin ne zaman öldüğü ve kim olduğu henüz tespit edilmiş değil.
    Yetkililerin bu konuda herhangi bir açıklamaları da yok. Kamuoyu ve bütün işçiler, bu işçinin ne zaman öldüğünü, nasıl öldüğünü ve kimliğini, kim olduğunu merak ediyor, soruyor.
    Bir çok işçinin aslında kayıt dışı çalıştırılıp bir şekilde böyle ölü bulunduğuna yönelik iddialar var. Bu nedenle de resmî açıklamaların sayısıyla kamuoyundaki işçi cinayetlerinin sayısı oranında bir tutarsızlık olduğu da hep ortaya konuyor.
    Bunun araştırılmasını ve kamuoyuna açıklayıcı bir cevap verilmesini talep ve rica ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)