PİRHA-Dersim’de HDP Kadın Meclisi ve Tevgera Jinên Azad (TJA), ortaklığında yaklaşmakta olan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne kapması çerçevesinde 4 Ekim’de Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilen Jineoloji Dergisi Editörü Nagihan Akarsel’i andı. Nagihan Akarsel’in katledilmesine rağmen mücadelesinin, ideolojisinin ve yarattığı kadın örgütlülüğünün devam edeceğini belirten HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, “Nagihan Akarsel’in katledilmesiyle kadın özgürlük mücadelesi hedef alındı” dedi.
Tüm dünyada başta kadınlar olmak üzere birçok kesim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda olacak.
Dersim’de HDP Kadın Meclisi ve Tevgera Jinên Azad (TJA), yaklaşmakta olan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne kapması çerçevesinde Dersim’de HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ’ın da katılımıyla 4 Ekim’de Federe Kürdistan Bölgesi’nin Süleymaniye kentinde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilen Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi ve Jineoloji Dergisi Editörü, Akademisyen Nagihan Akarsel’i andı.
Anma programında 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ve Nagihan Akarsel’in yaşamına ilişkin sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, Nagihan Akarsel ve kadın özgürlük mücadelesine ilişkin konuşma yaptı.
“NAGİHAN AKARSEL’İN KATLEDİLMESİYLE KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ HEDEF ALAINDI”
Nagihan Akarsel’in katledilmesine rağmen mücadelesinin, ideolojisinin ve yarattığı kadın örgütlülüğünün devam edeceğini belirten HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, “Nagihan Akarsel bütün ömrünü kadın özgürlük mücadelesine adadı ve toplumun kurtuluşunun kadın özgürlüğünden geçtiğine inanan bir yoldaştı. Nagihan Akarsel’in katledilmesiyle kadın özgürlük mücadelesi hedef alındı. Bu nedenle Nagihan’ın katilinin tek bir kişi olmadığını çok iyi biliyoruz, onu katleden faşist erkek zihniyetti. Nasıl ki Sakine Cansız ve Rojbin katledildiğinde kadın özgürlük mücadelesi durmadıysa Nagihan Akarsel katledildiğinde de kadın özgürlük mücadelesi durmayacak. Onların mücadelesi büyüyecek ve bedeli ne olursa olsun bu ülkeye özgürlük gelecek ve kadınlar özgürleşecek. Nasıl ki Nagihan’ın katledilmesi politik bir katliamsa ve kadın özgürlük mücadelesi hedef alındıysa bugün Kobane’ye ve Rojava’ya dönük saldırılarda da özünde kadın devriminin hedef alındığını biliyoruz. Biz nasıl kadın özgürlük mücadelemizin sözünü veriyorsak, kadın özgürlük mücadelemiz sonucunda yarattığımız devrimi de savunacağımızın sözünü veriyoruz” dedi.
PİRHA-Dersim’de HDP Kadın Meclisi ve TJA, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle tutuklu kadınlarla dayanışmak amacıyla mektup ve kart gönderdi.
Dersim’de HDP Kadın Meclisi ve Tevgera Jinên Azad (TJA), yaklaşmakta olan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne kapması çerçevesinde Dersim’de Halkların Demokratik Partisi Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’ın da katılımıyla cezaevinde tutuklu kadınlara dayanışma amacıyla PTT Şubesi’nde mektup gönderdi.
“SAVAŞA, ŞİDDETE VE YOKSULLUĞA KARŞI İSYANDAYIZ”
PTT önünde açıklama yapan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Bizler 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamı çerçevesinde cezaevinde rehin tutulan arkadaşlarımıza kart göndererek dayanışma içeresinde olacağız. Temel şiarımız savaşa, şiddete ve yoksulluğa karşı isyandayız. Bu isyanımızı bugün Dersîm’den yükseltiyoruz” dedi.
Konuşmanın ardından kadınlar, tutuklu kadınlar için kart ve mektup gönderdi.
PİRHA-Tutuklu siyasetçi Aysel Tuğluk’un hastalığına dikkat çekmek amacıyla Merxo (Doluküp) köyüne giden HDP ve DAD Kadın Meclisi, hasta tutukluların tahliye edilmesini istedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi ve Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Kadın Meclisi, ağır hasta tutuklu Aysel Tuğluk’un tahliye edilmesi için, Dersim’in Merxo (Doluküp) köyünde açıklama yaptı. Tuğluk’un köyünde bir araya gelen kadınlar, Tuğluk’un fotoğraflarını taşıdığı eylemde, çıra yaktı.
“AYSEL ÖZGÜRLÜK SAVAŞÇISIDIR”
Aysel Tuğluk başta olmak üzere tüm hasta tutukluların tahliye edilmesini isteyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Aysel sıradan kimlikler taşımıyor. Dersim coğrafyasının çocuğudur. Kadındır, hukukçudur, insan hakları savunucusudur, Kürt’tür, özgürlük savaşçısıdır. Acıların coğrafyasında doğmuş, o acıları hep içinde hissetmiştir. Demiştir ki; ‘Bana durmak değil, acılar çekmiş toplumun insan haklarını inşa etmek yakışır.’ Bu yolda canını ortaya koymuştur. O bir anıttır ve sıradan bir kadın değildir. Bu nedenle Aysel şahsında bütün kadınlar ve hasta tutukluların tahliye edilmesini talep ediyoruz” diye seslendi.
Tuğluk’un cesaretiyle mücadelelerini sürdürdüklerini ifade eden HDP Dersim İl Eşbaşkanı Nazlı Çelik Öz, “Yaktığımız çıraların Aysel ve diğer kadın arkadaşlarımıza özgürlük ve şifa getirmesini umuyoruz” dedi.
“HASTA TUTUKLULAR TAHLİYE EDİLSİN”
Tuğluk’un haksız bir şekilde cezaevinde tutulduğunu dile getiren HDP’li Nurşat Yeşil’de, “Haksız hukuksuz bir şekilde cezaevlerinde tutulan arkadaşlarımızın özgürlüğünü talep ediyoruz. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere diğer tüm hasta tutukluların bir an önce tahliye edilmesini istiyoruz” dedi.
Yapılan açıklamaların ardından, lokmalar kesilerek pay edildi. Kadınlar, Tuğluk’un annesinin mezarını ziyaret etmek üzere Atatürk Mahallesi’nde bulunan Asri Mezarlığa geçti.
PİRHA- HDP Kadın Meclisi, cezaevinde sağlık sorunları yaşayan HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk’un durumuna ilişkin yaptığı açıklamada, ‘Aysel Tuğluk’a yaşatılanlar neyin intikamı!’ diye sorulurken, ““Kadınlar için adalet” kampanyamızı önümüzdeki dönem, cezaevinde hasta tutsaklar başta olmak üzere siyasi rehine olarak tutulan kadınlar için bir kampanyaya evrilteceğiz. Kadınlara çağrımızdır; gelin hep birlikte Aysel Tuğluk şahsında tutsak edilen kadınlara dayatılan ölüm siyasetine karşı yaşam siyasetini savunalım!” ifadelerine yer verildi.
2016 yılından beri Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, sağlık sorunları yaşıyor.
Tuğluk, Mart 2018’de, “örgüt yöneticisi olmak” suçlamasıyla 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Tuğluk’un sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi talep ediliyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, 2016 yılından bu yana tutuklu bulunan ve ciddi sağlık sorunları yaşayan siyasetçi Aysel Tuğluk’un durumuna ilişkin açıklama yaptı.
Tuğluk’un isteği üzerine, hastalığının kamuoyuna yansımaması için çaba sarf ettiklerini, ancak, durumunun giderek kötüleşmesi ve yaşam riskinin bulunmasıyla birlikte açıklama yapma gereği duyulduğu belirtilen açıklamada, “Tuğluk’un ağır sağlık sorunları yaşadığı aylardır kamuoyuna yansımasına rağmen; iktidar yetkilileri kulağını kapatsa da Tuğluk’un yaşadıklarına ilişkin itirazımızı yükseltiyor, dayanışmamızı büyütüyoruz” denildi.
Uzman raporlarına göre hastalığın Tuğluk’un cezaevinde kalmasına engel olduğunun aktarıldığı açıklamada, şunlara yer verildi:
“Tuğluk’un hafıza kaybı yaşamasına sebep olan devletin inkar, imha, asimilasyon ile Kürt düşmanlığı politikalarıdır. Neden mi bunu söylüyoruz? Çünkü, Tuğluk cezaevinde birinci yılı dolmadan annesi Hatun Tuğluk’un ölüm haberini aldı. Ve izinli olarak cenazeye katılmak üzere çıkarıldı. Cenazeye katılanlar, mezarlığa girdikleri andan itibaren ırkçı, sözlü saldırılara ve tacize maruz kaldı, akabinde de hepsine yönelik taşlı saldırılar başladı. Bu durum defin esnasında ve sonrasında da daha korkunç bir hal alarak devam etti. Havaya ateş açıldı. Aysel Tuğluk bütün bunları, gördü, duydu, yaşadı ve tanıklık etti. Naaşın gömüldüğü yerden çıkarılmasına da tanıklık etti. Avukatı günbegün Tuğluk’un bu etkiden kurtulamadığını, üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını, cezaevi idaresi ve personeli ile eş zamanlı gözlemlediğini dile getirdi.
Tuğluk’un hastalığının ilerlemesiyle birlikte, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı, 5 dakikalık görüşme sonrası hazırladığı raporda; “Hayatını yalnız idame ettirebileceği” ifadelerine yer verdi. Önceki süreçlerde de gördüğümüz gibi, ATK’nin bu tutumu siyasidir ve hasta tutsaklar ya cezaevlerinde ya da serbest bırakıldıktan birkaç gün sonra yaşamlarını yitirmektedir.
Tuğluk’un hastalığının birincil sorumlusu tekçilik rejimiyle saltanatını sürdüren iktidardır. Savaş ve ölüm siyaseti yürüterek, cinsiyetçi, kutuplaştırıcı, ayrımcı, militarist politikalarıyla ayakta durmaya çalışan İktidar; hapsederek, rehin tutarak mücadele etmelerini engelleyemediği kadınlara “yaşatmamayı”, “hafızasızlaşmayı” dayatmaktadır. Soruyoruz bu neyin intikamı? İşte düşman hukuku tam da Aysel Tuğluk üzerinden yürütülen politikadır!”
Aysel Tuğluk ömrünü, kadın özgürlük mücadelesi başta olmak üzere Kürt ve Alevi kimliğine yönelik saldırılara karşı demokratik mücadeleye adadığına dikkat çekilen açıklamada, “Aysel Tuğluk, avukatlık yaptığı dönemde nerede bir hak ihlali varsa, oraya koşmuştur. Bugün, “Aysel Tuğluk için adalet” demek kadın özgürlük mücadelesini savunmaktır, “Aysel Tuğluk için adalet” demek, demokratik siyaseti savunmaktır, “Aysel Tuğluk için adalet” demek, iktidarın ölüm siyasetini reddetmek, yaşam siyasetini savunmaktır” diye belirtildi.
Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunulan açıklamanın devamında, “Aysel Tuğluk derhal serbest bırakılmalı, aksi halde yaşanacak herhangi olumsuz bir durumda sorumlusu sizsiniz! Buradan duyuruyoruz; “Kadınlar için adalet” kampanyamızı önümüzdeki dönem, cezaevinde hasta tutsaklar başta olmak üzere siyasi rehine olarak tutulan kadınlar için bir kampanyaya evrilteceğiz. Kadınlara çağrımızdır; gelin hep birlikte Aysel Tuğluk şahsında tutsak edilen kadınlara dayatılan ölüm siyasetine karşı yaşam siyasetini savunalım!” ifadelerine yer verildi.
PİRHA- HDP Dersim Kadın Meclisi bildiri dağıtıp, kadınları 25 Kasım’da eyleme çağırdı.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Kadın Meclisi, Cumhuriyet (Gazik) Mahallesi’nde yaşayan kadınları 25 Kasım’da Seyit Rıza Meydanı’nda yapacakları basın açıklamasına davet bildirileri dağıttı.
Kadınlar, daveti ilgiyle karşılarken, ekonomik gidişata dair feryatlarını dile getirdi.
HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, AKP-MHP ittifakının “cinsiyetçi, militarist, Kürt ve kadın düşmanı, savaş politikaları” ile kadınlara yönelik saldırı ve katliam politikalarında hız kesmediğini söyledi. Başaran, “İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmek kadın düşmanlığı onaylamaktır” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle feshedilen ve 1 Temmuz’da yasal süreci dolacak olan İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin kitlesel açıklama yaptı.
Meclis Çankaya Kapısı önünde yapılan açıklamada kadınlar, Deniz Poyraz’ın fotoğrafı ve “Kadınları değil, katilleri yargılayın”, “İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmiyoruz” yazılı dövizler taşıdı.
HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, AKP-MHP ittifakının “cinsiyetçi, militarist, Kürt ve kadın düşmanı, savaş politikaları” ile kadınlara yönelik saldırı ve katliam politikalarında hız kesmediğini vurguladı. Başaran, “Başta kadınlar olmak üzere muhalif olan her kesimi baskı ve gözaltı politikalarıyla susturmaya, sindirmeye çalışıyor. Topluma, doğaya, kadına, çocuğa düşman bu iktidar artık gerçek yüzünü gizleyemeyecek duruma gelmiştir. Suç örgütü liderleri tarafından devlet-çete-mafya işbirliği ile işlenen suçlar, bir kez daha ifşa edilmiştir. Yaşadıkları çok boyutlu siyasi krizin temelinde bu kirli düzenin olduğu artık maskelenemez duruma gelmiştir” dedi.
“Toplumun her kesimine savaş açarak işlenen suçları maskelemeye çalışan bu iktidar, en büyük tehlike olarak elbette ki kadınları görmekte. Çünkü kadınlar kendilerine karşı işlenen suçlar karşısında susmuyor, itaat etmiyor” diye konuştu. Kadınları susturmayı başaramayan iktidarın tüm politikalarıyla kadın düşmanlığına yöneldiğine dikkat çeken Başaran, “Kadınlara ve kazanımlarına dönük saldırıların temelinde işte tam da bu gerçeklik vardır. Bizler bir kez daha buradan 19 yıllık iktidarları boyunca kadınlara ve kazanımlarına yönelik açılan savaşı teşhir ediyoruz. Kadınlara ve kazanımlarına saldırarak işledikleri suçları ört pas etmek istiyorlar! Bu ülkeyi yöneten egemenler, ‘kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’ diyerek kadınların haklarını yok saymak istemiştir. ‘Her kürtaj bir Uludere’dir’ diyerek Roboski’de 33 kişinin katledilmesi suçunu örtbas etmiş, kadınların kürtaj hakkını ortadan kaldırmak istemiştir.”
“SUÇLARI MEŞRULAŞTIRMAK İSTİYORLAR”
Başaran, “Çocuk İstismarının önünü açarak çocuklara karşı işledikleri suçları meşrulaştırmak istiyorlar. ‘Bir kereden bir şey olmaz’ diyerek çocuk istismarcılarını aklamaya çalışan erkek egemen iktidar, 2016 yılından beri çocuk istismarının önünü açacak yasayı ısıtıp ısıtıp gündeme getirmeye devam etmiştir. Getirilmek istenen bu yasa ile çocuklara karşı işledikleri suçların üstünü örtmek istemişlerdir. Ancak, cinsel tacizin, istismarın meşrulaştırılmasına karşı kadın mücadelesi karşısında geri adım atmak zorunda kalmıştır. Kadınlar bu suçun meşrulaştırılmasına izin vermedi, vermeyecektir. Bakanlıktan kadının adını çıkaran bu iktidardır! Bakanlığın adından ‘Kadın’ sözcüğünü çıkararak, kadınları ve haklarını yok saymışlardır. Pandemi sürecinde çıkarılan infaz kanunu ile birlikte kadına yönelik suç işleyenler, şiddet uygulayanlar serbest bırakılırken kadınlar, failleri ile yaşamak zorunda kalmıştır” diye konuştu.
KAYYIM POLİTİKALARI
Başaran şöyle devam etti:
“Siyaset ve yönetim mekanizmalarında kadın görmeye tahammül edemediler. Erkek egemenliğine karşı başkaldıran, yaşamın her alanında ‘ben varım’ diyen kadınlar, bu ülkede işkenceye maruz kalmıştır. Siyaset mekanizmasında, yerel yönetimlerde kadın görmeye tahammül edemeyen iktidar, tüm dünya kadınlarına ilham veren eş başkanlık ve eşit temsiliyet kazanımına saldırmıştır. Halk iradesine, kadınların iradesine kayyım atayarak kadına yönelik şiddetle mücadele merkezlerini, sığınma evlerini kapatarak kadınlara başvuracak bir mekanizma bırakmamıştır. Kayyımlar eliyle kadın kooperatifleri, kadın istihdam alanları hedef alınmıştır.
“YOKSULLUK KADINLARA DAYATILMAK İSTENİYOR”
Yoksulluk bir kader olarak kadınlara dayatılmak istenmiştir. Pandemi süreciyle birlikte derinleşen yoksulluktan da en çok kadınlar etkilenmiştir. Yoksulluk bir kader olarak kadınlara dayatılmak istenmiştir. Kadınları ucuz iş gücü olarak sömüren, ev içi emeğini görmeyen erkek ittifak, pandemi sürecini fırsata çevirmiştir. Kod 29 uygulaması ile ilk işten çıkarılanlar kadınlar olmuştur. Bizleri evlere hapsederek erkeğe bağımlı hale getirmek isteyen bu iktidar şunu çok iyi bilsin ki, emeğimizin sömürülmesine asla izin vermeyeceğiz. Milliyetçiliği, cinsiyetçiliği körükleyenler Deniz Poyraz’ın katledilmesinden sorumludur.
AKP-MHP erkek ittifakı, ‘Türkün kökü kazınmak isteniyor. Her ailede en az 3 çocuk olmalı’ diyerek kadınların kaç çocuk doğuracağını dahi belirlemeye çalışırken diğer yandan milliyetçiliği ve cinsiyetçiliği körükleyerek toplumu kutuplaştırmayı hedeflemiştir. Kürt kadınlarına yönelik özel savaş politikaları geliştirilerek üniformalılar eliyle kadınlar tecavüze maruz kalmış, intihara sürüklenmiştir. Cinsiyetçi, militarist, nefret politikalarının son hedefi Deniz Poyraz olmuştur. Katil elini kolunu sallayarak HDP İzmir il binasına girmiş, Deniz’i katletmiş, bedenine işkence yapmıştır. Deniz’in katilleri, uyguladıkları ırkçı ve nefret politikalarıyla bu söylemleri besleyenlerdir. ‘Deniz teröristtir’ diyerek katliam meşrulaştırılmak istenmiştir. İşlenen bu suçun hesabını kadınlar soracaktır. Erkek adalet değil, gerçek adalet suçluları yargılayacaktır. İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmek kadın düşmanlığı onaylamaktır.
“UMUDUMUZ DİRİ VE GÜÇLÜYÜZ”
Haklarımıza ve kazanımlarımıza saldırıların son halkası yaşam güvencemiz olan İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilme kararı olmuştur. Bu karar, bir gece yarısı tek adamın imzasıyla verilmiştir. Bu karar ile kadına yönelik şiddette bir kez daha imza atılmıştır. Sözleşmeyi uygulamak yerine sözleşmeden geri çekilmek, binlerce kadının katledilmesine onay vermektir. Aksaray’da katledilen Yemen Akkurt’un kızı Gül’ün ’50 kere şikâyet ettik, 50 kere’ isyanı tüm kadınların isyanıdır. Bizler bugün TBMM önünden bir kez daha sesleniyoruz. Kadınların sesini, isyanını bastıramayacaksınız. Tek adam rejiminiz, haklarımızı ve kazanımlarımızı gasp edemeyecek. Çözümsüz değiliz. Umudumuz diri ve güçlüyüz.
“KADIN MÜCADELESİNİ BÜYÜTMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Buradan erkek ittifakını sesleniyoruz: HDP Kadın Meclisi olarak bulunduğumuz her zeminde kadın mücadelesini ve örgütlülüğünü büyütmekten vazgeçmeyeceğiz. Partimizi kapatma davaları açarak yeni yaşam inşamızı durduramayacaksınız. Biz bu topraklara özgür, eşit, adil bir yaşamın tohumlarını ektik ve yeni yaşam ağacımız büyüyecektir. Bu ağaç dal budak yeşerecek ve özgürlüğü elde edecektir. Bu Meclisin çatısı altında haklarımıza ve kazanımlarımıza yönelik saldırı kararlarının alınmasına izin vermeyeceğiz. Haklarımızı ve kazanımlarımızı birleşik mücadelemizi güçlendirerek geri alacağız. Bulunduğumuz her yerde kadın partisi olan HDP’yi, fikriyatını anlatmaya devam edeceğiz. Ve şu unutulmasın ki kadınlar HDP’yi kapattırmayacak. Kadın mücadelesi HDP’nin kapatılmasına izin vermeyecek. HDP değil, erkek ittifakının çeneleri kapatılacak. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet kazanımımızı hedef alan kayyımcı rejime karşı bulunduğumuz her alanda, her mekanizmada mücadele edeceğiz. Adliye koridorlarında erkek adalet değil, gerçek adaleti savunmaya devam edeceğiz.”
PİRHA-HDP Kadın Meclisi öncülüğünde kadınlardan oluşan heyet, “Kadınlar İçin Adalet” kampanyasının “Kadın Yoksulluğuna Hayır” buluşmaları kapsamında kadınlarla buluşmaya devam ediyor. Heyet, Hozat’ ilçesinde bulunan Taner Köyünde “Hozat Taner Köyü Reçelleri” adıyla üretimde bulunan kadınlar ve Ovacık ilçe merkezinde bulunan tekstil işçisi kadınlarla bir araya geldi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi öncülüğünde kadınlardan oluşan heyet, “Kadınlar İçin Adalet” kampanyasının “Kadın Yoksulluğuna Hayır” buluşmaları kapsamında kadınlarla buluşmaya devam ediyor.
HDP’liler ilk olarak Hozat ilçesinde bulunan “Hozat Taner Köyü Reçelleri” üreten kadınları ziyaret etti.
Kendi kurdukları atölyede çilek, elma, vişne, kiraz, yabani erik ve kuşburnundan reçel ve marmelat yaparak yaşamlarını idame ettiren kadınlar, daha fazla satış yapmak ve istihdam için yetkililerden pazar alanlarının kurulmasını istediklerini belirtti. Kadınlar, ayrıca kooperatifi kurduklarından beri erkeklere muhtaç olmadıklarını, ekonomik bağımsızlıklarının kendilerine çok şey kazandırdığını söyledi.
Üretimde bulunan kadınların talebi ise kadınlar için Pazar alanları kurulmasını istediklerini dile getirdi. Pazar alanları olmadığı için satışları internet üzeri yaptıklarını belirten kadınlar, “Meyveleri yaz aylarında toplayıp reçel ve marmelat yapıyoruz. Burada iş alanları olmadığı için kendi üretimimizi kendimiz yapıyoruz. Pazar alanlarımız kısıtlı olduğu için ürünlerimiz elimizde kalabiliyor. Biz de daha fazla satış yapmak için pazar alanları istiyoruz” dedi.
‘PAHALILIK ALTINDAN KALKAMIYORUZ’
Kadın heyeti, daha sonra Ovacık ilçesinde tekstil işçisi kadınları atölyede ziyaret etti.
Kadınlar, heyete ziyaretleri için teşekkürlerini sunarken ekonomik krizin yansımalarından bahsetti. Hayat pahalılığından yakınan bir kadın şunları söyledi:
“Çok fazla pahalılık var. Bir ay önceki kumaş, bir ay sonra çok pahalı olabiliyor. Bu da çok fazla yük oluyor bize ve altından kalkamıyoruz.”
Kadın heyeti, ziyaret ettiği kadınların sesini başta Meclis olmak üzere bulundukları her yerde duyuracaklarını söyledi.
Daha sonra Munzur Gözelerini ziyaret eden HDP Kadın Meclisi öncülüğünde kadınlardan oluşan heyet adına HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran konuşma yaptı.
Kadınların yoksulluğuna hayır, kadınlar için adalet demek için yola çıktıklarını söyleyen Başaran, “Üçüncü etabımızda Dersim’deydik ama Dersim sadece yoksulluğu konuşmuyor. Dersim doğa talanının da en fazla yapıldığı şehirlerden biri, Dersim inançlara karşı en büyük saldırıların gerçekleştiği kentlerden biri, Dersim genç bir kadının her taraf mobese kameralarıyla izlenirken Gülistan Doku’nun kaybedildiği bir şehir” dedi.
PİRHA-Gülistan Doku’nun kaybolmasının 500. Gününde HDP Kadın Meclisi Dinar Köprüsü’nde bir araya gelerek balon uçurdu. Köprü üzerinde konuşma yapan HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil; “Bizler 500 gündür Gülistanın akıbetini sormaya bulunduğumuz her alanda sormaya devam ettik. HDP Kadın Meclisi olarak bugün de burada soruyoruz, ‘Gülistan Doku nerede?’” dedi.
5 Ocak 2020 tarihinden bu yana haber alınamayan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci sınıf öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku 500 gündür kayıp. Gülistan Doku’nun kaybolmasının 500. gününde HDP Kadın Meclisi Dinar Köprüsü üzerinde bir araya gelerek balon uçurdu.
“SORUŞTURMA USULE UYGUN BİR ŞEKİLDE YÜRÜTÜLMÜYOR”
500 gündür Gülistan Doku’nun akıbetini bulundukları her alanda sormaya devam ettiklerini söyleyen HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil eylemde kısa bir açıklama yaparak şunları dile getirdi:
“Bugün de burada 500. günde ‘Gülistan Doku nerede?’ diye HDP Kadın Meclisi olarak soruyoruz. Temsili olarak buraya gelmeyi planladık, kimseye de haber vermedik ama geldiğimizde de burada yüzlerce polis vardı. Bizi bu kadar yakından takip ediyorlar ama Gülistan Doku’yu 500 gündür bulamadılar. 35 bin kişilik küçük bir şehir, her taraf mobese kameralarıyla izleniyor ve kişi başına bir polis düşüyor bu şehirde. Bugün bunu çok rahat bir şekilde gördük ama Gülistan Doku 500 gündür kayıp. Başından beri söylüyoruz soruşturma usule uygun bir şekilde yürütülmüyor. Sadece bir intihar olgusu oluşturuldu. Bu intihar olgusu üzerinden soruşturma yürütüldü ve bunun sonucunda da hiçbir şey çıkmadı. Defalarca bu gölette Gülistan Doku arandı başka şeyler düşünülmedi.”
HDP Kadın Meclisi, Nisan ayı içerisinde Van ve Diyarbakır’da İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı TJA ile ortak yürüyüş düzenleme kararı aldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, 30 Mart’ta yaptığı Kadın Koordinasyonu toplantısında “Herkes İçin Adalet” kampanyası kapsamında başlattığı “Kadınlar İçin Adalet” programına dair bir dizi karar aldı.
İKİ KENTTE YÜRÜYÜŞ
MA’da yer alan habere göre, toplantıda İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararına karşı yürütülecek bir dizi eylem ve etkinliklerin takvimi netleştirildi. Diyarbakır’da bulunan sivil toplum örgütlerinin kadın yapılarıyla buluşmanın planlandığı toplantıda, Nisan ayı içerisinde İstanbul Sözleşmesi’nin iptaline karşı Serhat bölgesindeki illerin katılımıyla Van’da, çevre illerin katılımıyla da Diyarbakır’da Özgür Kadın Hareketi (TJA) ile ortak yürüyüş düzenleme kararı alındı.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
Kadın Meclisi, sözleşmeye dair önümüzdeki hafta içinde İstanbul’da geniş katılımlı kadın buluşması düzenleyecek. Yine İstanbul’da kadın gazeteci ve yazarlarla sözleşmeye ilişkin yuvarlak masa toplantısı organize edilecek. Ayrıca, bütün yerellerin kendi özgünlüklerine göre panel, çadır kurma, mor zincir eylemleri ve stant açma eylem ve etkinlikleri düzenlenecek.
KADIN YOKSULLUĞU PROGRAMI
Kadın Meclisi’nin “Kadınlar İçin Adalet” programının ikinci kolu ise 5 Nisan’da İstanbul’da başlatılacak. Kadın Meclisi, programın ardından 13, 14 ve 15 Nisan tarihlerinde kadın yoksulluğuna ilişkin Ege bölgesinin Aydın ve İzmir kentlerinde çalışmalar yapacak.
SİYASİ PARTİLERLE GÖRÜŞMELER
Kadın Meclisi’nin toplantıda aldığı bir diğer karara göre, HDP’nin il binalarına asılmak üzere Ocak 2021 tarihinden bu yana katledilen kadınların isimlerinin yazılı olduğu bir pankart hazırlanarak illere gönderilecek. Toplantıda kadın kurumları ve siyasi partilerle İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin yapılan görüşmeler için de devam kararı alındı.
PİRHA-HDP Ankara Kadın Meclisi, 8 Mart’a ilişkin yaptığı açıklamada kadınları mücadeleye çağırarak “Sokakları, evleri, fabrikaları, okulları hapishanelere çeviren, kadınları tecritle nefessiz bırakan AKP-MHP faşist blokunun kadın düşmanı politikalarına itirazımız var” dedi.
HDP Ankara İl Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için eylem ve etkinliklerine başladı.
HDP İl binası önünde toplanan kadınlar, “Yaşasın 8 Mart, isyanımız özgürlüğümüz için” yazılı pankart açarken “Emek sömürüsüne son”, “Erkek adalet değil gerçek adalet” ve “Eş başkanlık sistemini savunan kadınlar için adalet” yazılı dövizler taşıdı.
“FAŞİST BLOKUNUN POLİTİKALARINA İTİRAZIMIZ VAR”
HDP Ankara Kadın Meclisi Sözcüsü Zeyno Bayramoğlu, dinamik ve direnen kesim olan kadınların susturulmak istendiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Düşmanca saldırılarla susturmak isteyen, adaletin terazisinde konu kadınlar olunca her türlü tahakkümcü uygulamaları kefeye koymaktan geri durmayan iktidarın cinsiyetçi, militarist, kadın düşmanı politikalarına karşı isyanımızı birlikte büyüttüğümüz kadınlarla, 8 Mart günü evde, okulda, işyerinde, meydanlarda, yaşamın her alanında yan yana omuz omuza olacağız.
Erkek iktidar, kadınları yaşam alanlarından çıkararak, evleri hapishaneye çevirerek demokratik siyaset haklarından men ederek kadınların özgürlük, adalet ve eşitlik sözünü tecrit etmek istemektedir.
Kadın seçilmişlerimiz demokratik siyaset yürüttükleri, kadın özgürlük mücadelesi verdikleri, çıktıkları mahkemelerde yargılanan değil, yargılayan oldukları için rehin tutulmaktadır.
Her ne kadar iktidar cephesinin sözcüleri tarafından yokmuş gibi sunulmaya çalışılsa da çıplak aramaya maruz kalan, birincil ihtiyaçlarına dahi ulaşamayan, çocukları ile birlikte cezaevinde kalmak zorunda bırakılan, cezaları bittiği halde tahliye edilmeyen, keyfi disiplin cezalarıyla infazları yakılan, insanlık dışı koşullarda yaşamaya zorlanan onlarca kadın olduğunu biliyoruz.
Bu ülkede her gün en az 3 kadın, erkekler tarafından katledilmektedir. Kadın katliamları adeta bir kadın kırımı haline gelmektedir. Ve bu veri bir savaş tablosunu çağrıştırmaktadır. Keza AKP iktidarı döneminde en az 7 bin 600 kadın katledilirken, binlercesi şiddetin her türlüsüne maruz kalırken kadınlar, fail erkekleri aklama kurumu haline gelen adliye koridorlarında verilen kararlarla ölüme mahkûm edilmektedir.
Kürt illerinde özellikle genç kadınlar üzerinden yürütülen kirli savaş politikaları ile birlikte bugün onlarca kadın katledilmişken bu suçu işleyen kolluk güçleri elini kolunu sallayarak dışarıda yaşamaya devam etmektedir. Boğaziçili genç kadın öğrenciler ve onlarla dayanışma içinde olan üniversiteli kadınlar, erkek-devlet şiddetine karşı direndikleri için saçlarından sürüklenerek işkenceye ve cinsiyetçi hakaretlere uğradı.
Sokakları, evleri, fabrikaları, okulları hapishanelere çeviren, kadınları tecritle nefessiz bırakan AKP-MHP faşist blokunun kadın düşmanı politikalarına itirazımız var. Mumla aranan adaleti bu ülkeye biz kadınlar getireceğiz.
Buradan tüm kadınlara çağrımızdır. 8 Mart’a giderken;
Eşit, özgür ve adil bir yaşam için,
Savaşa karşı barışı savunmak için,
Yaşanılabilir bir toplum için,
Yaşam alanlarını savaş ve yoksulluktan kaynaklı terk etmek zorunda kalan mülteci ve göçmen kadınlar için,
Gasp edilen haklarımızı geri almak ve kazanımlarımıza sahip çıkmak için,
Yaşanılan tüm bu adaletsizliklere karşı isyanımızı haykırarak örgütlü direnişimize dönüştürelim.
Bu erkek egemen sistemi kadın iradesi ve kadın dayanışmasıyla biz değiştireceğiz. Biz kazanacağız.”
PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için çalışmalara başladı.
HDP Dersim Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne yönelik parti binasında açıklama yaptı. Kadın Meclisi, “İsyanımız özgürlüğümüz için” pankartı asarken 8 Mart’a dönük çalışmaların başlatıldığını belirtti.
Açıklamayı yapan HDP Eş Başkanı Nurşat Yeşil, kadınlar olarak haklarından vazgeçmeyeceklerini söyledi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde tüm kadınlarla birlikte taleplerini haykıracaklarını dile getiren Yeşil, “Erkek devlet şiddetine, hak ihlallerine, kaçırma ve kaybetmelere, kadın katliamlarına, tacize ve tecavüze, çıplak aramalar, tecrit koşulları basta olmak üzere kadına yönelik her türlü şiddet ve nefret söylemlerine karşı isyanımız özgürlüğümüzdür. Kadınlar için adalet diyoruz. Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Erkek adalete karşı kadınlar için adaleti hep birlikte sağlayacağız. 8 Mart’ta tüm kadınları alanlara bekliyoruz” dedi.
HDP Kadın Meclisi, yeni dönemi planlaması için hazırlıklarını tamamlayarak, eylem takvimini Şubat’ta ayında açıklayacak. “Adalet” temasıyla alanlarda olmayı planlayan HDP Kadın Meclisi, eylem takvimini Şubat ayında kamuoyuna duyuracak.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, yeni dönem planlamasına ilişkin hazırlıklarını tamamladı. Geçtiğimiz günlerde, tüm bileşenlerinin bir araya geldiği HDP Kadın Meclisi’nin gündeminde kadın kırımı, iklim krizi, kadın yoksulluğu ve toplumsal muhalefete dönük tasfiye politikaları vardı.
Yeni dönem planlamasını uzun soluklu ele alan HDP Kadın Meclisi, 4-5 ay sürecek eylem ve etkinlikler düzenleyecek. Son dönemlerde artan kadın kırımına, AİHM-Demirtaş kararı ardından kadın siyasetçilerin durumuna, cezaevlerinde başlayan açlık grevine ve İmralı’da uygulanan tecrit politikasına karşı kadınların itirazlarını yükseltecek bir program planlandı. Bu kapsamda HDP’li kadınlar, hem sokakları hem de Meclis’i aktif bir şekilde kullanarak, itirazlarını yükseltecek.
8 MART HAZIRLIKLARI BAŞLADI
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin de tartışmalar yürüten HDP’li kadınlar, hazırlıklara şimdiden başladı. Meclis, cins kırımı ve kadına yönelik şiddete karşı mücadeleye ilişkin 8 Mart sürecinde 1 haftaya yayılacak panel, açıklama ve sokak eylemleri yapacak.
EYLEM TAKVİMİ ŞUBAT AYINDA
“Adalet” temasıyla alanlarda olmayı planlayan HDP Kadın Meclisi, eylem takvimini Şubat ayında kamuoyuna duyuracak.
PİRHA-HDP Kadın Meclisi, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü için Dersim’de 25 Kasım Çarşamba günü 12.30’da Seyit Rıza Meydanı’nda olacağını duyurdu.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü yaklaşırken, HDP Kadın Meclisi, 25 Kasım Çarşamba günü 12.30’da Dersim’de Seyit Rıza meydanında olacağını duyurdu.
HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında çağrısı şöyle:
“Bu dönemlerde 25 Kasım’ın anlamı bizim için daha da artıyor. Ayda neredeyse 40 kadının öldürüldüğü bir dönemden geçiyoruz. Kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri ve kadının emek istismarı her geçen gün artıyor. Biz de bu kapsamda 25 Kasım’da alanlarda olmaya devam edeceğiz. HDP Kadın Meclisi olarak çalışmalarımıza yaklaşık bir haftadır başladık. Mahallelerde ve köylerde kadınlara 25 Kasım’ı anlatıyoruz. 25 Kasım Çarşamba günü Seyit Rıza Meydanı’nda bir araya geleceğiz.”
PİRHA-HDP Kadın Meclisi, 8. kuruluş yıl dönümü için HDP Dersim İl binasında etkinlik düzenledi.
HDP’nin 8. kuruluş yıldönümü için Kadın Meclisi’nin düzenlediği etkinlikte, HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil bir konuşma yaptı.
“EŞBAŞKANLIK SİSTEMİ HDP’YLE BAŞLADI”
Nurşat Yeşil, konuşmasında, “HDP bir kadın partisi çünkü Türkiye’deki siyaset tarihinde ilk defa Eş başkanlık sistem HDP’yle başladı. Önce kadın kotasıyla başlayan daha sonra yine kadınların mücadelesiyle eşit temsiliyeti ile devam eden kazanımlar var. Bizler bu gelenekten gelen kadınlar olarak bu mücadeleyi bugün bizler omuzladık bundan sonra da bizden sonra gelecek arkadaşlara devredeceğiz” dedi. Yeşil, HDP öncülüğünde gelişen kadın hareketinin Türkiye ve bölge toplumları açısından örnek teşkil ettiğini ve bu sorumluluğu taşıma onurunu taşıdığını belirtti.
Etkinlik konuşmanın ardından yapılan sinevizyon gösterimiyle sona erdi.
PİRHA- Dersim HDP Kadın Meclisi, 3 Ağustos günü, “Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü” ilan edilmesi için çağrı yaptı.
Şengal Katliamı’nın 6’ncı yıldönümü nedeniyle Dersim’de HDP Kadın Meclisi bir açıklama yaptı.
Nurşat Yeşil’in okuduğu açıklamada, 3 Ağustos 2014 tarihinde IŞİD çetelerinin, Şengal’e saldırısı sonucu binlerce Êzidî’nin soykırıma uğradığı, o gün 6000 kadın ve çocuğun esir alındığı, 400 bin Êzidî’nin zorla göç ettirildiği belirtildi.
Açıklamaya şöyle devam edildi:
“Esir alınan kadın ve çocuklara cinsel işkence uygulandı, köle pazarlarında para karşılığında satıldı, zorla din değiştirmeye maruz bırakıldı. IŞİD çetelerinin özellikle Êzidî kadınlara uyguladığı bu yöntemler, Êzidî kadınları şahsında kadın iradesini teslim alma ve biat ettirme politikasının bir devamıdır.
Kadınları köle pazarlarına çıkaran zihniyetin; Ortadoğu’da gelişen kadın özgürlük mücadelesine karşı yapıldığını biliyoruz. Öyle ki, aradan geçen zamanda Ortadoğu’da kadınların iradelerine yönelik saldırılar bugün Kuzey ve Doğu Suriye’de, Türkiye’deki iktidarın desteklediği çeteler tarafından devam ediyor. Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef’in katledilmesi, Türkiye’ye ait SİHA’ların Kobanê’nin Helince köyündeki saldırıda; Kongreya Star Fırat Bölge Koordinasyonu Üyesi Zehra Berkel, Hebûn Mela Xelil ve ev sahibi Emine Weysi’nin yaşamlarını yitirmesi bu politikalardan bağımsız değildir.
“MÜCADELENİN YÜKSELTİLMESİ GEREKİYOR”
11-12 Mart 2017 tarihinde Almanya’da Uluslararası Êzidî Kadın Konferansı’nda, IŞİD çeteleri tarafından alıkonulan Êzidî kadınların özgürleştirilmesi için uluslararası düzeyde etkili bir mücadelenin elzem olduğu vurgulanmış ve bu çerçevede 3 Ağustos tarihinin “Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü” olarak ele alınması kararlaştırılmıştır. Kadınlara yönelik cins kırımının tekrarlanmaması için mücadelenin yükseltilmesi gerektiğini belirtiyoruz. 3 Ağustos günü, “Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü” ilan edilmesi için çağrımızı tekrarlıyoruz.
“EZİDİ KADINLAR TÜM KADINLARA ÖRNEK OLDULAR”
Tarih boyunca 73’üncü kez soykırıma uğrayan Êzidî halkı, bugün Şengal Dağı’nda kolektif iradelerini ortaya koyarak Halk ve Kadın Meclislerini oluşturmuşlardır. Êzidî kadınlar, kendi savunmalarını örgütleyerek, soykırım ve saldırı riski altında olan tüm dünya halklarına ve ezilen tüm kadınlara da örnek oldular. Biz kadınlar, yaşadıkları onca zulüm ve işkenceye rağmen dimdik ayakta kalmış Êzidî kadınların bu direniş ve mücadelesini bir kez daha selamlıyoruz. Onların mücadelesi, bizim de mücadelemizdir.
HDP Kadın Meclisi olarak; Êzidî kadınlar şahsında bütün dünya kadınlarının özgürlük iradesine ve mücadelesine yapılan saldırılara ve işlenen savaş suçlarına karşı sesimizi yükseltmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz.”
PİRHA- HDP Kadın Meclisi Sultangazi İlçesinde basın açıklaması yaptı. Açıklamada ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve SKM Sözcüsü Deniz Aktaş ile SKM MYK üyelerinin gözaltına alınmasına tepki gösteren HDP Kadın Meclisi, “Gözaltındaki arkadaşlarımızın verdiği mücadeleyi yargılayamazsınız. ESP/SKM’li kadınları derhal serbest bırakın” denildi.
Açıklamaya HDP Kadın Meclisi’nin yanısıra Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Gazi Cemevi Kadın Meclisi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği gibi Alevi kurumları da katıldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş ve Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Deniz Aktaş ile SKM MYK üyelerinin olduğu 9 kadının Balıkesir’de gözaltına alınmasına tepki gösterdi.
AKP-MHP erkek ittifakının kadınlara yönelik saldırılarına devam ettiği ifade edilen açıklamada, “AKP’nin savcıları adeta her gün ‘hangi kadını gözaltına alsam, tutuklasam’ diye sahte deliller yaratarak siyasi soykırım operasyonlarına kılıf uyduruyor. Bu sabah, Balıkesir’in Altınoluk ilçesinde Edremit İlçe Eşbaşkanımız Sevgi Özdem’in evi basılarak kendisiyle beraber evinde bulunan ESP Eş Genel Başkanı Özlem Gümüştaş, SKM Genel Sözcüsü Hatice Deniz Aktaş ve SKM MYK üyeleri Çiçek Otlu, Satiye Ok, Züleyha Mangan, Ezgi Bahçeci, Tanya Kara, Ebru Yiğit gözaltına alındı” denildi.
Gözaltına alınan sosyalist kadınların, kadın özgürlük mücadelesi yürüten ve bunun için her daim sokaklarda olduğu vurgulanan açıklamada, “İşte iktidarın korktuğu da sokakta sesini yükselten kadınlardır. Her gün kadınlara gözaltı operasyonları yaparak susturacağını sanan iktidar, şunu bilsin ki bu baskı politikalarınız biz kadınları yıldırmıyor, aksine mücadele kararlılığımızı perçinliyor” diye belirtildi.
HDP Kadın Meclisi, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi:
“Diyarbakır’da TJA aktivistlerine ve Rosa Kadın Derneği üyelerine yönelik baskı ve gözaltı operasyonları, Cemal Metin Avcı tarafından katledilen Pınar Gültekin için İzmir’de sokaklara çıkan kadınlara yönelik saldırılar, biz kadınların güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması, çocuk istismarının yasal güvenceye alınmak istenmesi… Tüm bunlar, iktidarın kadınlara ne kadar düşman olduğunu gösteren sadece birkaç örnek. Kadın düşmanı politikalarında ısrar eden iktidar, kadınlara adeta savaş açmış durumda.
“BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ DEDİĞİMİZ İÇİN HEDEF ALINIYORUZ”
“Bu ülkede kadınlar hangi kesimden, hangi siyasi partiden, hangi renkten olursa olsun; Türk, Kürt, Arap, Çerkes, feminist, sosyalist, Müslüman, Alevi… Kimliği fark etmeksizin iktidarın kadın düşmanı politikalarına karşı ‘birlikte güçlüyüz’ dedikleri için, hep birlikte sokaklara çıkıp ‘suçlu sensin’ dedikleri için hedef haline getiriliyor. SKM’li kadın yoldaşlarımızın da tam da bu sebeplerden, iktidarın saldırılarını teşhir ettikleri için gözaltına alındıklarını biliyoruz.
“BİRLİKTE SESİMİZİ YÜKSELTELİM”
Ancak, biz kadınlar kadın düşmanı politikalarına geçit vermeyeceğimizi her yerde, her platformda söylemeye devam edeceğiz. Birlikte her daim alanlarda, meydanlarda omuz omuza mücadele ettik, mücadele etmekten bir an olsun geri durmayacağız.
AKP-MHP erkek ittifakının kadınlara yönelik saldırıları bu kadar aleni bir şekilde devam ederken, tüm kadınlara şu çağrıyı yapıyoruz: Gelin hayatlarımız hakkında karar almak isteyenlere karşı birlikte sesimizi yükseltelim.
Gözaltındaki arkadaşlarımızın verdiği mücadeleyi yargılayamazsınız. ESP/SKM’li kadınları derhal serbest bırakın!”
PİRHA – HDP Dersim Kadın Meclisi, kadın kazanımlarına dönük artan saldırılara karşı başlatılan kampanyada her yerde olacaklarını belirtti.
Dersim’de Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, kadın kazanımlarına dönük artan saldırılara karşı bir aylık kampanyaya ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. “İstismara, infaza, kayyuma karşı biz varız, kadın mücadelesi her yerde” pankartı açıldı. Açıklamayı HDP PM üyesi Helin Yağmur Uci yaptı.
“LEYLA GÜVEN YAŞAMINI KADINLARA ADADI”
Türkiye ve dünyada kapitalizm krizinin yaşandığını söyleyen Uci, koronavirüs salgını sürecinde uygulanan politikalarla kadın ve halk karşıtı olduklarını gösterdiklerini belirtti.
AKP- MHP ittifakının, kayyımlar eliyle Kürt halkının seçme seçilme hakkını yok saydığını dile getiren Uci, halk iradesine darbe vurulduğunu ifade etti.
Son örnek olarak 3 milletvekilinin vekilliğinin düşürüldüğünü hatırlatan Uci, vekilliği düşürülen DTK Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekilimiz Leyla Güven, yaşamını kadın ve Kürt halkının özgürlük mücadelesine adamış ve bu uğurda bedeller ödemiştir. Kadın mücadelesini hedefe koyan, başta kadınlar olmak üzere bütün kesimlere faşist iktidarlar saldırı geliştiriyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, kadınların, ezilen halkların öfkesini dindiremiyorlar” dedi.
“HER YERDE OLACAĞIZ”
HDP PM üyesi Helin Yağmur Uci, HDP Kadın Meclisi olarak, kayyımlara, istismara, infaz yasasına, kadına yönelik şiddete, Meclis’te, sokakta, mahallede, evde, meydanlarda, fabrikalarda, atölyelerde, kentlerin her noktasında mücadele halinde, eylem ve örgütlenme halinde olacaklarını belirtti.
PİRHA – HDP Dersim Kadın Meclisi, infaz yasasına ilişkin yaptığı açıklamada, cezaevlerinin bir an önce boşaltılması, cezaevlerinden tahliye olan ya da olacak kadına yönelik şiddet faillerine karşı koruyucu önlemlerin alınması gerektiğini belirtti. Açıklamada, “Kadın düşmanı infaz yasasını kabul etmiyoruz, infazda eşitlik istiyoruz” denildi.
Halkların Demokratik Partisi Dersim Kadın Meclisi, infaz yasasına ilişkin açıklama yaptı.
HDP il binasında yapılan açıklamaya Kadın Meclisi üyeleri katılırken açıklamayı HDP Dersim İl Eş Başkanı Nurşat Yeşil okudu.
Yeşil, “Tüm dünyada Korona Virüs salgınına karşı acil önlemler alınırken AKP-MHP ittifakı, virüsle mücadele etmesi gerekirken daha önce gündeminde olan ve olağan dönemlerde hayata geçiremediği yasaları pandemiyi fırsata çevirerek hayata geçirmektedir. Dünyada Aralık ayının sonunda gündemleşen ve Türkiye’de mart ayında ilk vakanın ortaya çıkmasıyla beraber birinci derecede risk alanları olan cezaevlerinde salgının yayılması ihtimaline karşı ne tür tedbirler alınacağı ve risk grubunda bulunan siyasi tutsak ve adli mahpuslar başta olmak üzere cezaevlerinin boşaltılmasına dair toplumsal bir talep oluşmuşken AKP/MHP ittifakı tarafından adına infaz yasası denilen ancak bir kısım hükümlü açısından af niteliği taşıyan, siyasi tutsaklar açısından ise fiili idam niteliği taşıyan infaz yasası meclisten apar topar geçirildi. Adına ölüm yasası dediğimiz bu yasa hazırlanırken, muhalefet partilerinin, demokratik kamuoyunun, hukukçuların, insan hakları savunucularının görüş ve talepleri alınmazken sadece kendi yandaşlarının, çetelerin ve katillerin talepleri alındı” ifadelerini kullandı.
“YASA, VAHŞET YASASIDIR”
AKP/MHP ittifakının başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye’deki sorunları güvenlikçi politikalarla çözme kararı vermesiyle beraber ülkede her türlü demokratik hakın kullanılmaz hale getirildiğini belirten Yeşil, şunları kaydetti:
“Toplumsal muhalafet zor aygıtlarıyla bastırılmaya çalışılırken, yargı iktidarın sopası haline gelmiş ve aralarında milletvekilleri, belediye eşbaşkanları olmak üzere binlerce siyasetçi, akademisyen, gazeteci öğrenci hukuksuz bir biçimde tutuklanarak cezaevine konulmuştur. İmralı’da Sn. Öcalan’a uygulanan tecrit bir yönetim biçimi haline gelmiş ve tecrit bütün cezaevlerinde yaygınlaştırılmıştır. Hukuksuz bir biçimde rehin tutulmanın yanında cezaevlerinde bulunan tutsaklar nefessiz bırakılmaya çalışılmış, 80 dönemi Amed cezaevini aratır uygulamalar geliştirilmiştir. İnfaz yasasıyla siyasi tutsaklar ölüme terk edilirken bu güne kadar fiili olarak uygulanan gazete yasağı, ağırlaştırılan disiplin cezaları ile cezaevi içinde cezaevi yaklaşımı kanuni bir hale getirilmiştir.
Biz Kadınlar, biliyoruz ki bu eşitsiz yasal düzenlemeyle birlikte başta risk grubunda olan hasta, 65 yaş üstü tutsaklar ve çocuklu kadınlar olmak üzere tüm siyasi tutsaklar ölüme terk edilmek istenmiş; kadına ve çocuklara karşı suç işleyenler, mafyalar serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla; bu yasa vahşet yasasıdır, bu yasa erkek şiddetine cezasızlık getiren, kadına ve çocuklara karşı suç işleyenleri teşvik eden ancak bir taraftan da düşüncelerini ifade eden, kadın mücadelesi yürüten Figenleri, Sebahatları, Selmaları, Gültanları, gazetecileri, özsavunmasını gerçekleştiren kadınlar Nevinler cezaevinde tutmanın yanında Korona virüsü tehdidiyle yüz yüze bırakan bir yasadır.”
Cezaevlerindeki tedbirlerin yetersiz olduğunun altını çizen Yeşil, “Tutsaklara maske, dezenfektan, temizlik malzemesi verilmemekte; tutsaklar kendi olanaklarıyla temin etmek istediklerinde ise cezaevi kantinlerinde satılan bu malzemeler fahiş fiyatlarla tutsaklara satılmaktadır. Cezaevlerinde olağan koşullarda bulunması riskli olan hasta tutsaklar, pandemi nedeniyle hastanelerin büyük risk taşımasından kaynaklı tedavileri aksatılmakta daha da büyük bir tehlike ile yüz yüze bırakılmaktadırlar. Bunun yanında sürekli bir biçimde “sosyal mesafe” uyarısı yapan iktidar tutsaklar söz konusu olduğunda fiziki mesafeyi hiçe sayan tutsakların yaşamını tehlikeye atan ayakta sayım, arama adı altında koğuş baskınları gibi uygulamalardan vazgeçmemektedir. Hastalıktan korunmanın en önemli yollarından biri bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hava sirkülasyonunu sürekli bir biçimde sağlamaktır. Cezaevlerinde özellikle uzun süre bulunan tutsaklar açısından bağışıklık sisteminin cezaevi koşullarından zayıfladığı açık olduğundan müebbet ceza alan tutsaklar da birinci derecede risk grubu içinde sayılabilir” dedi.
“YAŞANACAK ŞİDDET VE ÖLÜMLERİN SORUMLUSU EVET OYU VERENLERDİR”
Yaşam hakkının bu kadar açık bir biçimde risk altında olduğu bir süreçte iktidarın sorumluluğunu görmezden gelerek salgının cezaevlerinde yayılmasını izlemesinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Yeşil, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İktidar Kürtlere, muhaliflere, kadınlara düşman hukuku uygularken, hiçbir tedbir almadan kadına ve çocuğa karşı suç işleyenlerin serbest bırakılmasının da faturasını kadınlar, muhalifler ödemektedir.
İnfaz Yasası ile tahliyelerin başlamasıyla birlikte ne mi oldu? Sadece geçtiğimiz hafta basına yansıyan bazı haberler bile yasanın önümüzdeki süreçte kamuoyunda infial yaratacağının açık bir göstergesi. Kars Belediyemiz saldırganların hedefi oldu. İzmir’de cezaevinden çıkan Mehmet I., tartıştığı arkadaşını öldürdü. Geçen yıl Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde eşi ve kızına şiddet uyguladığı için tutuklandığı cezaevinden infaz düzenlemesiyle tahliye olan Ramazan İnanç ise eşinin amcasını bıçakladıktan sonra ölü bulundu.
Şunu çok iyi biliyoruz ki, Antep’te 9 yaşındaki Ceylan’ın babası tarafından vahşice katledilmesinin nedeni de infaz yasasının getirdiği cezasızlık politikalarıdır. Şu çok iyi bilinmelidir ki, bu yasayla kadına ve çocuğa yönelik suçlar örtülü bir biçimde affedildi. Yaşanacak tüm şiddet ve ölümlerin sorumlusu bu yasaya evet oyu veren AKP-MHP milletvekilleridir.
“KADIN DÜŞMANI İNFAZ YASASINI KABUL ETMİYORUZ”
Ancak; AKP-MHP faşist iktidarı şunu bilmelidir ki, Biz Kadınların; kadına düşman, çocuğa düşman, doğaya düşman; hırsıza, çeteye, şiddet failine, mafyaya dost bu yasaya karşı mücadelemiz bitmemiştir, bundan sonra da kararlılıkla devam edecektir.
Buradan çağrımızı bir kez daha yineliyoruz; başta risk grubunda bulunan hasta, 65 yaşüstü veçocuklu kadın tutsaklar olmak üzere cezaevleri bir an önce boşaltılması, cezaevlerinden tahliye olan ya da olacak kadına yönelik şiddet faillerine karşı koruyucu önlemlerin alınması gerekmektedir.
Kadın düşmanı infaz yasasını kabul etmiyoruz, infazda eşitlik istiyoruz.”
PİRHA – HDP Kadın Meclisi, Dersim’de bir ayı aşkın süredir kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Gülistan’ın kaybolmasını muhalefete yönelik baskıya dönüştürmeyin, hesap verin Gülistan nerede?” denildi.
Dersim’de 5 Ocak gününden bu yana haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetini sormak için Halkların Demokratik Partisi Kadın Meclisi açıklama yaptı.
Açıklama şöyle:
“Gülistan’ın kaybolmasını muhalefete yönelik baskıya dönüştürmeyin, hesap verin Gülistan nerede?
Munzur Üniversitesi 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak’tan bu yana haber alınamıyor. Gülistan’ın kaybolmasının üzerinden 40 gün geçmesine rağmen kendisinden bir haber alınamamıştır. Gülistan’ın kaybedilişiyle ilgili tek zanlı olarak görülen erkek arkadaşı Zainal Abarokov hakkında tatmin edici bir soruşturma yürütülmemiş ve Gülistan’ın bulunmasını sağlayacak ifade ve deliller kamuoyundan saklanmasının yanı sıra etkin bir biçimde araştırılmamıştır.
“POLİS, ESP BİNASINA GİDEREK HEDEF ŞAŞIRTMAYA ÇALIŞMAKTADIR”
Tüm iddia ve delillere kulak tıkayan sorumlu merciler şimdi de Gülistan’ın kaybolmasını muhalefete dönük bir baskı aracına dönüştürmek istemektedir.
Polis, 11 Şubat günü Gülistan’ın kaybolmasıyla ilgili ESP Diyarbakır il binasına giderek, Gülistan’ın en son ESP Diyarbakır İl binasında görüldüğüne dair ihbar aldıkları iddiasını gerekçe olarak göstermiştir. Gülistan’ı bulmak için yeterli çabayı göstermeyenler, polis marifetiyle Diyarbakır’daki ESP İl binasına giderek hedef şaşırtmaya çalışmaktadır.
Biz biliyoruz ki, Gülistan’ın kaybedilmesine ilişkin etkin bir soruşturma yürütmeyen iktidar ve kurumları, olayı saptırarak muhalefeti hedef haline getirmek istiyor. Bu baskınla, iktidarın gözaltı ve tutuklamalara kılıf uydurmaya çalıştığının farkındayız. Böylece Gülistan’ı bulmamakta ısrar eden ve kaybedilmesinin üzerini örtmeye çalışan iktidar, bunu muhalefete dönük bir baskı aracına da dönüştürmek istiyor.
“GÜLİSTAN DOKU NEREDE DİYE SORMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
HDP Kadın Meclisi olarak, bu baskının, yaratılmak istenen algının ve hedeflenen senaryonun aynı zamanda yaklaşan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi, kadınlara gözdağı verme amacı taşıdığını biliyoruz. Bu tür baskı politikalarına boyun eğmedik ve eğmeyeceğiz. Asıl muhatap Gülistan’ı kaybeden ve bulmamakta ısrar eden erkek-devlet işbirliğidir. Bunu saptırmaya dönük girişimler bu gerçeği değiştiremez. Kararlıyız, ısrarlıyız. Gülistan bulunana kadar asıl muhataplara #Gülistan Doku Nerede? diye sormaya devem edeceğiz.
PİRHA – HDP Kadın Meclisi, Dersim’de yaşanan cinsel şiddet olaylarına ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Erkek-devlet; Kürt ve Alevi karşıtlığı, asimilasyon ve inkar siyaseti ile cinsiyetçi, istismarcı, militarist politikalarıyla kendini Dersim’de yaşatmaya çalışırken, toplumdaki erkekliğe de bilinçli bir alan açıyor” ifadeleri yer aldı.
Halkların Demokratik Partisi Kadın Meclisi, Dersim’de son günlerde ortaya çıkan cinsel şiddet olaylarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada şunları belirtildi:
“AKP iktidarı, cinsiyet eşitsizliğini ve savaşı yücelterek militarizmi körükleyen politikalarıyla her geçen gün toplumun tamamını istismar etmeye çalışmaktadır. Bugün kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarındaki artışın en büyük nedeni, gücünü erkek egemenliğinden alan AKP iktidarının uygulamış olduğu baskı ve zulüm politikalarıdır.
Nitekim, en son örneğini Dersim’de gördüğümüz cinsel istismar ve cinsel saldırı bu politikalardan bağımsız değildir.”
“DERSİM’E YÖNELİK SALDIRILAR TESADÜF DEĞİLDİR”
“Munzur Üniversitesi Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Cem Tekinoğlu’nun ‘bazı kadın öğrencilere cinsel saldırıda bulunduğu, öğrencileri tehdit ederek vali, kaymakam ve üst düzey kamu görevlileri ile para karşılığı cinsel ilişkiye zorladığı’ kadın öğrencilerinin beyanıyla yakın dönemde ortaya çıkmıştı. Yine Pertek ilçesinde Harun Yıldırım adlı erkeğin, yaşları 11 ile 16 arasında değişen çok sayıda çocuğu istismar ettiği ortaya çıkmıştır. Pertek Cumhuriyet Başsavcılığı başlattığı soruşturmada, cinsel istismara ilişkin gizlilik kararı almıştır.
Dersim’in kültürüne, insanlarına yönelik saldırılar ve yozlaştırma girişimleri tesadüfi değildir. Dersim halkı, kadın ve çocuk düşmanı AKP iktidarının bu tür politikalarıyla Dersim’deki kadın özgürlük mücadelesine saldırmayı amaçladığının farkında. Nitekim, son 5 yıldır yoğunlaştırılmış bir şekilde kuşatmaya almak istediği, Dersim’deki kadın özgürlük ve direniş mücadelesi ile Dersim halkının özgün kimliği, kültürü ve direnme alanlarıdır.”
“SORUMLUSU; AKP İKTİDARI VE ONUN ERİL YARGISIDIR”
“Erkek-devlet; Kürt ve Alevi karşıtlığı, asimilasyon ve inkar siyaseti ile cinsiyetçi, istismarcı, militarist politikalarıyla kendini Dersim’de yaşatmaya çalışırken, toplumdaki erkekliğe de bilinçli bir alan açıyor. Ancak bu tür saldırılara karşı binlerce yıldır boyun eğmeyen Dersimli kadınlar, istismara karşı tepkisini sokaklara çıkarak göstermiştir. Çünkü; Dersimli kadınlar, kadın ve çocuklara yönelik her türlü saldırının tesadüfi olmadığının farkında.
Biz Kadınlar biliyoruz ki Dersim’de yaşanan cinsel istismar olayının birincil sorumlusu, koruyucu ve önleyici tedbirleri yeteri kadar almayan ve imzacısı olduğu sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyen, kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran, cinsiyetçi söylemlerine her gün bir yenisini ekleyen, kadın katliamlarının önünü açan, şiddete maruz kalanı değil, şiddeti uygulayanı koruyan bir yerde olan AKP iktidarı ve onun eril yargısıdır. Öyle ki, AKP’nin iktidara geldiği günden bu yana cinsel istismar olaylarının ne denli arttığını veriler de açık bir şekilde ortaya koyuyor.”
“TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ, GEÇİT VERMEYECEĞİZ”
“TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu verilerine göre, Türkiye’de çocuk istismarıyla ilgili dava sayısı son 10 yılda yaklaşık 3 kat artarken, yılda ortalama 8 bin çocuk, istismara maruz kalıyor. Ancak, siyasi iktidar ve onun temsilcisi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Meclis’e getirilmesi beklenen çocuk istismarını meşrulaştıracak yasaya tepki göstereceği yerde, “Gençlerimizin evlilik yaşı giderek yukarı çıkıyor, genç yaşta maalesef evlenmiyorlar” açıklaması yapıyor.
HDP Kadın Meclisi olarak; AKP’nin kadın ve çocuk düşmanı politikalarına boyun eğmeyeceğimizi, Dersim başta olmak üzere yaşanan istismar olaylarının takipçisi olacağımızı, gizlilik kararı koyarak cezasızlığı meşrulaştırmaya çalışanlara asla geçit vermeyeceğimizi bir kez daha duyuruyoruz.”