PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, Fransa’nın Başkenti Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde katledilen Kürt kadın siyasetçilerden Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i parti binasında düzenlediği etkinlikle anarken, Cansız’ın mezarı başında yapılmak istenen anma polis tarafından engellendi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim İl Örgütü, Fransa’nın Başkenti Paris’te 9 Ocak 2013 tarihinde katledilen Kürt kadın siyasetçilerden Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i parti binasında düzenlediği etkinlikle andı.
Anma etkinliğine, Hakların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinen Azad -TJA) aktivistleri, Diyarbakır, Elazığ, Bingöl ve Dersim İl örgütleri ve çok sayıda kişi katıldı.
Saygı duruşuyla başlayan anmada, daha sonra Sakine Cansız’ın mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş konuşma yaptı.
“PARİS KATLİAMI PLANLI GERÇEKLEŞTİRİLDİ”
9 Ocak Paris katliamının tesadüfen gelişmediğini ve planlı gerçekleştirildiğini belirten HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş şunları söyledi:
“Paris katliamı tarihi, yeri ve hedefleriyle planlanmış bir katliam olarak tarihin sayfalarına geçti. Üç kuşak hedeflendi ve bu üç kuşakta tesadüf değildi gençliği, tarihi hafızayı ve diplomatik çalışmaları hedeflediler. Paris katliamında ayrıca hedef Kürt kadınlarıydı, çünkü kadın mücadelesi anlamında alınan yol egemenleri her zaman rahatsız etti.”
Parti binasında yapılan anmanın ardından Sakine Cansız’ın mezarını ziyaret ederek karanfil bırakmak isteyen kitleye polis müdahale etti. Polis yolu kapatarak Sakine Cansız’ın mezarını sadece HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ve HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun’un ziyaret etmesine izin verdi.
PİRHA-23 Aralık’ta Paris’te Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne yönelik silahlı saldırıya ilişkin Dersim’de HDP milletvekilleri Dilşat Canbaz ve Sezai Temelli açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, “Acımızı, öfkemizi içimize gömerek yolumuzda yürümeye, kararlı mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” denildi.
Fransa’nın başkenti Paris’te, 23 Aralık’ta Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne düzenlenen silahlı saldırıda biri kadın 3 kişi hayatını kaybetmiş, 3 kişi de yaralanmıştı.
23 Aralık’ta Paris’te Ahmet Kaya Kültür Merkezi’ne yönelik silahlı saldırıya ilişkin Dersim Belediyesi önünde yapılan açıklamaya EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, HDP Van Milletvekili Sezai Temelli, TÖP Sözcüler Kurulu Üyesi Perihan Koca, TİP PM Üyesi Bilge Seçkin Çetinkaya ile Dersim Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri katıldı.
“KATLİAMI KINIYORUZ”
Sakine Cansızların katledilmesinin yıldönümünde yaşanan katliamın tesadüfi olmadığını belirten HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, “Paris’te yaşanan katliamın bir aklın ürünü olduğunu biliyoruz. Açığa çıkmayan Türkiye’deki cinayetler gibi ‘münferit, psikolojisi iyi değildi’ ya da ırkçı bir saldırı olarak söyleniyor. Yaşanan katliamı ırkçılığın kendisinin beslediğini biliyoruz ama bu tek başına ırkçılıkla açıklanamaz. O yüzden buradan Paris’teki üç tane canımıza ve yaralı arkadaşlarımıza bunları yapanları kınıyoruz. Bu devlet aklının ortaya çıkarılmasının ve bu katliamın sorumlularının ortaya çıkması için biz de buradan hem katliamı kınıyoruz hem de takipçisi olacağımızı ifade ediyoruz” dedi.
“KARARLI MÜCADELEMİZİ BÜYÜTMEYE DEVAM EDECEĞİZ”
10 yıl sonra yeniden Paris’te bir katliam yaşandığını vurgulayan HDP Van Milletvekili Sezai Temelli, “Yine üç arkadaşımızı yitirdik ve tabii ki planlı bir katliam. Uzun süredir devam eden saldırılar hem Türkiye’de, hem Rojava’da, hem Başur’da, hem de Paris’te dünyanın neresine giderseniz gidin karşınıza bir Kürt düşmanlığını görmeniz mümkün. Planlı saldırıdan bahsediyoruz ama çaresiz değiliz bu saldırılara karşı her türlü demokratik hakkımızı kullanarak ve bu saldırıların nereden, nasıl kaynaklandığının peşinde olarak, hesabını soracağız. Kürt halkı özgürlük mücadelesinden, direnişinden asla taviz vermeyecektir. Çünkü haklıyız barış istiyoruz yaşadığımız her yerde demokratik cumhuriyetin hâkim olmasını istiyoruz. Karşımızdakiler faşistlerdir, bizleri yok sayanlardır ve o yok sayanlara karşı da hep birlikte sesimizi göstermeye devam edeceğiz. Acımızı, öfkemizi içimize gömerek yolumuzda yürümeye, kararlı mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz” diye konuştu.
PİRHA-HDP, Aleviler için eşit yurttaşlık kampanyasını Dersim’de başlattı. HDP milletvekilleri Alevi Ocaklarını ziyaret etti, yurttaşları kampanya hakkında bilgilendirdi.
HDP, Aleviler için eşit yurttaşlık kampanyasını Dersim’de başlattı. HDP milletvekilleri ve HDP Dersim İl Örgütü, Alevi Ocaklarını ziyaret etti, yurttaşları kampanya hakkında bilgilendirdi.
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül Derviş Cemal Ocağı, Ağuçan Ocağı, Üryan Hızır Ocağı’nı, HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Kureyş Ocağı, Kalmeme Sur ve Khal Ferat Ocağı’nı, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen ve HDP MYK Üyesi Turgut Öker ise Şıh Çoban Ocağı ve Baba Mansur Ocağı’nı ziyaret etti.
PİRHA-HDP Grubu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının görüşülmesi öncesinde Meclis’te protesto gösterisi düzenledi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel hakkında hazırlanan iki fezlekeye dair dokunulmazlığın kaldırılması yönünde Karma Komisyon’da alınan karar, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek. Genel Kurul öncesi HDP milletvekilleri, salona yürüyüş düzenledi. Ellerinde, “Semra Güzel irademizdir”, “Demokratik siyaset darbeye hayır”, “İrademe vekilime dokunma”, “Semra Güzel halkın iradesidir”, “Jin Jiyan Azadi” dövizleri ile Genel Kurula doğru yürüyüş gerçekleştirdi.
HDP milletvekillerinin katıldığı yürüyüşte alkışlarla da protesto gerçekleştirildi. HDP tam kadro katılacağı Genel Kurul’da, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, savunma yapacak.
NE OLMUŞTU?
HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in, 2017’de hayatını kaybeden PKK’li Volkan Bora ile fotoğrafları basına servis edildi.
Güzel, Bora’nın “sözlüsü” olduğunu, fotoğrafın da “çözüm sürecinde çekildiğini” söyledi.
Fotoğrafın çekildiği dönemde hiçbir siyasi parti ile ilişkisinin olmadığını, Bora’nın üzerinden çıkan fotoğrafla ilgili de hakkında şimdiye kadar bir soruşturma açılmadığını belirtti.
Güzel, 5 yıl önce ele geçtiğini tahmin ettiği fotoğrafların kendisine yönelik “kumpas” amaçlı kullanıldığını savundu.
Fotoğraf nedeniyle Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı ve TBMM Karma Komisyonu’na gönderildi ve dokunulmazlığı kaldırıldı.
PİRHA-HDP milletvekilleri, 9 gündür adalet nöbetinde olan Gülistan Doku’nun ailesini ziyaret etti.
Dersim’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku’nun ailesinin, Tunceli Adliyesi önünde başlattığı oturma eylemi 9’uncu gününde devam ediyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, milletvekilleri Feleknas Uca, Alican Önlü ve Barış Anneleri Meclisi üyeleri Doku ailesine destek ziyaretinde bulundu.
PİRHA- HDP’li vekiller yaklaşan Maraş Katliamı’nın 42. yılı nedeniyle Meclis’te bir basın açıklaması yaptılar. Ortak açıklamayı okuyan HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğlulları, Maraş’ta yaşananların katliamdan öte bir soykırım olduğunu vurguladı. Hatimoğlulları, 21 Aralık’ta ise Maraş’a giderek canları anacaklarını kaydetti.
Faşist-gerici grupların saldırısı sonucu gerçekleştirilen Maraş Katliamı’nın 42. yılı.
Tülay Hatipoğulları, Zeynel Özen, Ali Kenanoğlu, Kemal Bülbül, Gülistan Yiğit Koçyiğit’in de aralarında bulunduğu bir çok vekilin katılımıyla Meclis’te açıklama yapıldı.
HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğlulları’nın okuduğu açıklamada, Maraş’ta yaşananların katliamdan öte bir soykırım olduğu vurgulandı. Alevilerin evlerinin önceden belirlenip açıkça hedef alınıp kırımdan geçirildiği belirtildi.
Ülkenin kendi tarihiyle yüzleşmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, 21 Aralık Pazartesi günü Maraş’ın Pazarcık Yolboyu köyünde Mehmet Mengücek’in mezarında ve Yörükselim Mahallesi’ndeki Erenler Cemevinde katledilen canların anılacağı kaydedildi.
HDP’li vekillerin açıklaması şöyle:
“Maraş Katliamı, 19-25 Aralık 1978 tarihlerinde Maraş’ta meydana gelen özellikle Alevilere ve solculara yönelik bir katliamdır. Her aşaması planlı ve organize olduğu tescil edilmiş bu katliamda resmi rakamlara göre yedi gün süren olaylar sırasında 111 insan öldürülmüş, katliamın canlı tanıklarına göre ise yüzlerce can katledilmiştir. Yine resmi rakamlara göre Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakılmış, 100’ü aşkın işyeri tahrip edilmiştir. Gayrı resmi rakamlar ise bu tablonun çok daha korkunç boyutlarda olduğunu ortaya koymaktadır.
“MARAŞ’TA YAŞANANLAR KATLİAMDAN ÖTE BİR SOYKIRIMDIR”
Maraş’ta yaşananlar bir katliamdan da öte bir soykırımdır. Çünkü burada Alevi evleri öncesinden belirlenip, açıkça hedef alınarak kırımdan geçirilmiştir. 80 yaşında gözleri kör Cennet Çimen nene görmeyen gözleri oyularak katledilip hela çukuruna atılmıştır. 8 aylık hamile Esma Suna’nın karnı yarılıp çıkarılan ceninin parçaları duvardan kazınarak alınmıştır. 12 yaşındaki Ali Traş kolları ve bacakları kesildikten sonra parçalar halinde bir kazan içinde kaynatılmıştır. Yani bu bir katliam değil, aslında Alevilerin soyunu tüketmek, geleceğini bitirmek için yapılan bir soykırımdır. Özellikle Alevilerin az sayıda yaşadıkları mahallelerdeki Aleviler savunmasız kalıp hunharca katledilmişlerdir. En can yakıcı olanı ise buralarda yaşayan Aleviler sürekli ilişkide oldukları yakın komşuları tarafından katledildiler.
“KATLİAMA KARŞI DİRENEN YOLDAŞLARIMIZ DA VARDI”
Bu katliama karşı onurlu bir şekilde direnen yoldaşlarımız da vardı. Pazarcık’ın Yolboyu köyü muhtarı Mehmet Mengücek, Karamaraş Mahallesi’nin girişinde üstlendiği özsavunma sayesinde o mahallede yaşayan birçok canımızın hayatını kurtardı. Mahalleye 3 gün boyunca katliamcı güçlerin hiçbirisini sokmadı. Mehmet yoldaş sayesinde buralarda yaşayan birçok canımız katliamın eşiğinden döndü. Ama kendisi katliama seyirci olanlar tarafından katledildi.
“23 YIL SÜREN, 804 SANIĞIN YARGILANDIĞI DAVALARDA GÖSTERMELİK YARGILAMALAR”
Yıllara yayılan dava süreçleri, bulunamayan failler, mağdur avukatlarının uğradıkları faili meçhul cinayetler ve mezarları dahi bulunmayan toplu olarak gömülen kurbanlar bu trajedinin özeti gibidir. Yirmi üç yıl süren 804 sanığın yargılandığı davalar sonucunda göstermelik verilen cezalar bile uygulanmamıştır. Her ne hikmetse katliamda önemli rol oynayan 68 kişiye ise hiç ulaşılamamıştır. Maraş’ta yaşanan kırımın; toplumu ayrıştırıp, farklılıkları bastırmaya yönelik organize bir katliam olduğunu, bu süreci takip eden 12 Eylül Darbesi’nden anlayabiliriz. Darbeye giden yol; ayrıştırma, kutuplaştırma ve çatışmadan geçiyordu. Bu anlamda darbeciler için Maraş Katliamı bulunmaz fırsatlar sunuyordu.
KENDİ TARİHİYLE YÜZLEŞMEK
Ülkemizin demokratik gelişimi kendi tarihiyle yüzleşmeden gerçekleşemez. Bugün sorumluluk makamında oturanların bu katliamlara yaklaşımı, ne yazık ki demokrasi ve toplumsal barış noktasında daha çok yol almamız gerektiğini ortaya koyuyor. Demokrasinin gelişmesi için önceliğimiz; bu farklı kültür, inanç ve etnik kimlikteki insanlarımıza ana sütü kadar helal olan bu eşit yurttaşlık haklarını tanımaktır.
21 ARALIK’TA MARAŞ’TA ANMA
Bizler acılarımızı paylaşmaya ve yitirdiğimiz canlarımızı anmaya nefesimiz yettiğince devam edeceğiz. 21 Aralık Pazartesi günü Maraş’ın Pazarcık Yolboyu köyünde Mehmet Mengücek yoldaşın mezarında ve Yörükselim mahallesindeki Erenler Cemevinde canlarımızı anacağız. Bu acıyı yaşayan toprakların bir insanı olarak, Maraş’ta katledilen tüm canları saygıyla anıyor, “unutursak kalbimiz kurusun” diyorum!”
PİRHA – Galatsaray Meydanı’na yürüyüşlerine izin verilmeyen HDP eş başkanları ve milletvekilleri Hill Otel önünde basın açıklaması yaptılar. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yürüyüşlerine izin vermeyen İçişleri Bakanı’na şöyle seslendi: “Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ diyen İçişleri Bakanı milletvekillerini yürütmemekle adam olunmayacağını bilmelidir. Ancak ve ancak ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir” dedi.
Tecridin kaldırılması için açlık grevi başlatan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven açlık grevinin 96. gününde. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile milletvekilleri cezaevlerine yayılan açlık grevlerine ve tecride dikkat çekmek için Taksim Hill Otel’de toplanarak Galatasaray Meydanı’na yürüyüp karanfil bırakmak istedi ancak polis izin vermedi.
Polisin izin vermemesi sonucunda HDP eş genel başkanları ve milletvekilleri Hill Otel’in önünde basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı.
“İŞTE TECRİDİN FOTOĞRAFI BURADA”
İlk olarak konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Türkiye’de bir duyarlılık yaratmak için burada bir araya gelerek milletvekilleriyle birlikte Taksim’den Galatasaray’a yürümek ve orada bir açıklama yapmak istediklerini kaydetti. Türkiye’nin bir hukuk devleti olmasını istediklerini belirten Temelli, “Bu ülkede demokrasinin, demokratik bir Cumhuriyetin var edilmesini istiyoruz. Hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ve yargı bağımsızlığını savunuyoruz. Bütün bunların olabilmesi için tecridin bir an önce sonlanması gerektiğini dile getiriyoruz. Leyla Güven de tam 96 gündür sesini bu amaçla yükseltiyor. Onun sesine ses katmak mücadelesine ortak olamak için buradayız” dedi.
“TÜRKİYE TECRİT ALTINDADIR”
Bu mücadelenin tüm Türkiye’nin mücadelesi olduğunu vurgulayan Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu mücadele tüm Türkiye’nin barış, demokrasi, özgürlük talebiyle ortaya çıkmış bir mücadeledir. O yüzden tecridin kırılmasını istiyoruz. Her hükümlünün en temel hakkı olan aile ve avukatlarıyla görüşme hakkının sayın Öcalan’dan esirgenmesi aslında büyük bir hukuksuzluğun en önemli referans noktasıdır. O yüzden tecridin kırılması aslında Türkiye’de bir hukuk mücadelesidir. Sevgili basın mensupları tecridin fotoğrafını görmek istiyorsanız işte biz bugün bu fotoğrafı size gösteriyoruz. ‘İşte Türkiye tecrit altındadır’ diyoruz. Evet bir abluka altındadır Türkiye. Bugün Taksim Meydanı’nda da bu abluka kendini teşhir etmiştir, hukuksuzluk kendini teşhir etmiştir, yasa tanımazlık kendini burada bu ablukayla teşhir etmiştir. İşte tecrit budur. Tecrit insan haklarına müdahaledir. Tecrit insan haklarını yok saymaktır. Leyla Güven açlık grevinin 96’ıncı günü de sürekli bunu dile getirdi. Biz bu ülkeye demokrasinin barışın gelmesini istiyorsak insan haklarından, demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, yargı bağımsızlığından yana taraf olduğumuzu cesaretle ilan etmeliyiz. Türkiye’deki tüm kamuoyuna, tüm demokrasi güçlerine, emekçilere, kadınlara sesleniyorum. Gelin demokrasiden, barıştan, insan haklarından, hukukun üstünlüğünden yanan taraf olun. Yargı bağımsızlığını, tarafsızlığını savunun. Bunu hep birlikte başarabilirsek bu tecride son verebilirsek Türkiye’nin yolu açılacaktır. Bu ceberut devlet anlayışı, Cumhur İttifakı denen bloğun geriletilmesi ancak ve ancak demokrasi cephesinde yan yana gelmemizle mümkündür ancak o zaman bu ülkede ifade özgürlüğünü, basın özgürlüğünü var edebilir, demokratik siyasetin önünü açabiliriz. Anayasayı ihlal etmek artık olağanlaşmışsa, emniyet güçleri bunu sıradan bir olay gibi yapıp burada vekillerin önünü çok kolay kesebiliyorsa artık bu ülkede ne hukuk kalmıştır, ne yargı bağımsızlığı ne de idarenin yasaları tanıması kalmıştır. Bu bir yasa tanımazlık, suçtur. Bu suçu bugün sizlerin önünde yine bu iktidar ve onun kolluk güçleri işlemiştir. Biz tüm bu suçlara karşı adaletsizliğe ve yasa tanımazlığa karşı Leyla Güven’in sesine ses katmaya, açlık grevi mücadelemizi yükseltmeye ve tecridi sonlandırma mücadelemize devam edeceğiz. Bu bir hukuk mücadelesi, demokrasi mücadelesidir.”
“İÇİŞLERİ BAKANI VEKİLLERİ YÜRÜTMEMEKLE ADAM OLUNMAYACAĞINI BİLMELİ”
Arkasından söz alan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da “Hep birlikte bir kez daha tecrit edildik. Şu anda sadece biz değil sizler de tecrit altındasınız” diyerek ülkedeki baskıya dikkat çekti. Galatasaray Meydanı’na yürümelerinin İçişleri Bakanının talimatıyla engellendiğini dile getiren Buldan, şunları kaydetti:
“Eğer sizi yürütürsem adam değilim’ diyen İçişleri Bakanı milletvekillerini yürütmemekle adam olunmayacağını bilmelidir. Ancak ve ancak ölümleri durdurmak insan olmanın gereğidir. Bizler bugün Leyla Güven’in 96’ıncı gününde cezaevlerinde diğer arkadaşlarımızın da uzun süredir süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde olduğu bir dönemde Galatasaray Lisesi’nin önüne gidip tecridin bir an önce kaldırılması, Leyla ve arkadaşlarının yaşaması için bir farkındalık yaratmaya çalışacaktık. Ancak bugün bir kez daha gördük ki İçişleri Bakanı hukuksuz bir şekilde milletvekillerinin gidişini engellemeye çalışmaktadır. Evet adam olmak insan olmak demek değildir. İnsan olmak ölümlere dur demektir, ölümleri engellemektir. Bu şekilde bu ülkeyi yönetenler bilmelidir ki bizler haklı ve meşru taleplerimiz her zaman her yerde dile getireceğiz. Bu mücadele bize 40 yıldır dayatılan haksızlıklar ve hukuksuzluklar üzerinden, ölümler, cezaevleri ve işkenceler üzerinden dayatılan meşru bir haktır. Biz 40 yıldır bu mücadeleyi veriyoruz. Özgürlük, barış, demokrasi mücadelesini biz işçileri bakanından öğrenmedik. Geçmişte de bu ülkeyi yönetenler bize aynı şekilde davrandılar ama biz hiçbir zaman ilkelerimizden taviz vermedik. Bu ülkeye barışın, demokrasinin, adaletin, özgürlüklerin gelmesi için her türlü bedeli ödedik… Artık dile bile kolay olmayan bir süreçteyiz. Biz açlık grevinde olan arkadaşlarımızın yaşamını yitirmesine asla izin vermeyeceğiz. Bunun için bugün buradayız.”
Basın açıklamasının ardından Hil Otel önünde oturma eylemi yapan milletvekilleri ve eş başkanlar Galatasaray Meydanı’na çıktı. Oturma eyleminin ardından otelden tek tek çıkan milletvekilleri İstiklal Caddesi’nin başında üzerinden Leyla güven’in resminin bulunduğu önlükleri çıkararak Galatasaray Meydanı’na tek tek yürüdüler. Galatasaray Meydanı’nda polis barikatıyla karşılaşan milletvekilleri balık pazarından Tarlabaşı’nda bulunan HDP ile binasına doğru sloganlar atarak yürüdüler. Yol boyu “Direne direne kazanacağız”, “Biji berxwedana Leyla”, “Leyla Güven onurumuzdur”, “Jin Jiyan Azadi” sloganları atarak HDP il binası önünde yürüyüşlerini sonlandırdılar.
Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Milletvekilleri Osman Baydemir ile Selma Irmak’ın vekilleri düşürüldü.
HDP milletvekilleri Osman Baydemir ve Selma Irmak’ın haklarındaki cezanın istinaf mahkemesinde onaylanmasının ardından milletvekilliklerinin düşürülmesine dair tezkere Meclis Genel Kurulu’na geldi.
Tezkereler okunmadan önce HDP’liler Genel Kurulu terk etti.
Baydemir ile Irmak’ın vekillikleri düşürüldü.
Böylece 1 Kasım seçimlerinde 59 milletvekili çıkaran HDP’nin vekil sayısı 48’e düşmüş oldu.
HDP Ağrı Milletvekili Leyla Zana’nın milletvekilliği düşürüldü.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı Milletvekili Leyla Zana hakkında “devamsızlık” gerekçesiyle hazırlanan rapor Genel Kurul’da görüşüldü.
Genel Kurul’da alınan kararla Zana’nın vekilliği düşürüldü. Oylamaya 324 milletvekili katıldı.
Oylamada 302 ‘evet’ 22 ‘ret’ oyu kullanıldı.
HDP’Lİ 6 İSMİN MİLLETVEKİLLİĞİ DÜŞÜRÜLDÜ
HDP’li vekillerin daha önce de milletvekillikleri düşürülmüştü. HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksedağ’ın 21 Şubat’ta milletvekilliği, 9 Mart’ta da parti üyeliği düşürüldü.
9 Mayıs’ta ise yargılandığı davada verilen hapis cezası onaylanan HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın milletvekilliği düşürüldü.
27 Temmuz’da ise HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer Öztürk ile Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın vekillikleri Meclis tarihinde bir ilke imza atılarak ‘devamsızlıktan’ düşürüldü.
Son olarak ise HDP Bitlis Milletvekili Besime Konca’nın vekilliği düşürülmüştü.
Zana’nın vekilliğinin düşürülmesi sonrası 1 Kasım seçimlerinde Meclis’te 59 sandalyeyle temsil edilme hakkı kazanan HDP’nin milletvekili sayısı 53’e düşmüştü.