Etiket: hdp sözcüsü

  • HDP Sözcüsü Günay: Cezaevleri ölüm evlerine dönüştü, hasta tutuklular tahliye edilsin

    HDP Sözcüsü Günay: Cezaevleri ölüm evlerine dönüştü, hasta tutuklular tahliye edilsin

    PİRHA-HDP Sözcüsü Ebru Günay, yaptığı haftalık gündem değerlendirmesinde Adalet Bakanlığı’na seslenerek, “Cezaevlerinin ölüm evlerine dönüştüğü bu uygulamalardan ve düşman hukukundan vazgeçin. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere bütün hasta tutukluları tahliye edin” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin Genel Merkez binasında yaptığı basın açıklamasında haftalık gündemi değerlendirdi.

    Dün yaşamını yitiren Prof. Dr. Yücel Sayman’ı anarak sözlerine başlayan Günay, ailesine ve yakınlarına baş sağlığı diledi. Cezaevlerinde yaşanan ölümlere ve hasta tutukluların durumuna dikkat çeken Günay, Adalet Bakanlığı’na seslenerek, tüm hasta tutukluların bir an önce tahliye edilmesi çağrısında bulundu.

    “KÜRTLER VE MUHALİFLER SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA DÜŞMAN HUKUKU UYGULANIYOR”

    Garibe Gezer’in Kandıra Cezaevi’nde maruz kaldığı işkenceleri hatırlatan Günay, Gezer’in mektuplarla sesini duyurmaya çalıştığını ama Adalet Bakanlığı’nın durumu görmezden geldiğini söyledi.

    Adli Tıp Kurumu’nun Kürtler söz konusu olduğunda cinayet raporları düzenlediğini ifade eden Günay, “Söz konusu kurum mafya çete olunca tahliyelerinin önünü açan raporlar düzenleyen bir kurum haline geldi. Kürtler ve muhalifler söz konusu olduğunda düşman hukuku izlediğinin en somut göstergesidir bunlar. Bunlar bizler açısından kabul edilmez. Bu düşman hukukundan bir an önce vazgeçin. Adalet Bakanlığı’na bir kez daha seslenmek istiyorum: Cezaevlerinin ölüm evlerine dönüştüğü bu uygulamalardan ve düşman hukukundan vazgeçin. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere bütün hasta tutukluları tahliye edin” şeklinde konuştu.

    “EMEKÇİYE, YOKSULA BÜTÇE AYRILMIYOR”

    Meclis’te devam eden bütçe görüşmelerine de değinen Günay, doların 15 TL’yi geçtiğini anımsatarak şunları kaydetti:

    “Aslında ülkenin içinde olduğu durum gözler önüne serildi. Doların bu kadar yükselmesinin kimleri zengin ettiğini buradan sormak gerekiyor. Yükselen dolar bu halkı, emekçileri yoksullaştırıyor. Türk Lirası’nı pula dönüştürüyor, iktidarın destek verdiği birilerini de zengin ediyor. Bütçe görüşmeleri başlarken bizler saraya savaşa değil, halka bütçe ayrılmasını savunduk. Bunu hem Alt Komisyon’da hem de Genel Kurul’da dile getirdik. Bu düzende bir siyasal kriz olduğu çok açık. Faizin sebep enflasyonun sonuç olduğu ise bir hikâye. Yönetememek sebep, siyasal kriz sebep, ekonomik kriz sonuç. Bunu birçok kez söyledik. Bütçe görüşmeleri esnasında Sarayın bakanlarının bütçeyi sunamadıklarını, ülkeyi yönetememe hallerinin, emekçiye yoksula bütçe ayrılmadığını, savaşa talana ve ayırdıkları bütçenin savunması yapamadıklarını, buna karşılık vekillere parmak sallayarak hamaset yaparak yönetememe krizlerinin üstünü örttüğüne bütün Türkiye tanıklık etti. İktidarın bu faşizan uygulamalarına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    “İKTİDAR YARGIYI SOPA OLARAK KULLANIYOR”

    İktidarın muhalefeti siyaseten ekarte edemediği durumlarda yargıyı bir sopa olarak kullandığını vurgulayan Günay; “Bunun en büyük mağduru partimizdir. Bütçe görüşmeleri devam ederken aynı zamanda Sincan’da da Kobanê Kumpas Davası görüldü. Mahkeme başkanını ve üyesinin değiştirilmesi iktidarın açık bir şekilde yargıya müdahale etmesinin göstergesi. Savunma yapmak için arkadaşlarımıza makul süreyi vermemesi üzerine arkadaşlarımızın duruşmayı protesto etmesine karşı duruşmalar görüldü. İlk günden bugüne arkadaşlarımız duruşma salonlarında direnerek iktidarı yargıladı ve yargılamaya devam edecek. Çünkü baştan sona kumpas yalan ve iftiralarla dolu bir yargılama süreci var. Yeterli sürenin verilmemesi bundan korktuklarının göstergesi çünkü arkadaşlarımız yalanlarını kumpaslarını salonda yüzlerine haykırıyor. Hakikatlere tahammülü olmayan iktidar arkadaşlarımızın savunma hakkını engelleyerek kendi sopayı dönüştürdüğü yargısı üzerinden kararlar almaya çalışıyor. Ne arkadaşlarımız ne de HDP’nin dostları ve mücadele arkadaşları, yargının iktidarın elinde sopaya dönüşmesine müsaade etmeyecek” dedi.

    “EYLEM VE ETKİNLİKLERİMİZ KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRECEK”

    Partisinin İstanbul kongresine ve kongrenin ardından inceleme başlatılmasına da değinen Günay son olarak şunları aktardı:

    “O coşkulu fotoğraf, bu saldırılara en büyük cevaptı. ‘Mecali kalmamış’ diyenlere en büyük cevaptı. Emeği geçen bütün arkadaşlarımıza tekrardan teşekkür ediyoruz. İstanbul kongresi sadece bir örnekti, ondan önce Tekirdağ ve Mersin’de yaptığımız mitingler en somut örnekti. Parti kurullarımız sokakta mücadele etmenin demokrasi güçleri ile ortak mücadele zeminini yaratmanın çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu eylem ve etkinliklerimiz kesintisiz bir şekilde sürecek. Bizler birlikte mücadele edince güçlüyüz, birlikte mücadele ettiğimiz takdirde ülkenin demokrasisini koruyacağız. HDP’ye yönelik saldırılar, demokrasiye yönelik saldırılardır. Gelin hep birlikte HDP’yi savunarak Türkiye’nin demokrasisini ve geleceğini savunalım. Bu Türkiye’nin geleceği açısından barınamıyoruz, geçinemiyoruz, görevdeyiz, grevdeyiz diyen emekçiler açısından da HDP’nin savunulması önemlidir.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

     

  • HDP Sözcüsü Günay: Türkiye halklarının en önemli gündemi ekonomik kriz-VİDEO

    HDP Sözcüsü Günay: Türkiye halklarının en önemli gündemi ekonomik kriz-VİDEO

    PİRHA- Düzenlediği haftalık basın toplantısıyla gündeme dair gelişmeleri değerlendiren HDP Sözcüsü Ebru Günay, yaşanan ekonomik krize ve AKP İktidarının savaş politikalarına değindi. Günay, “Halk aş, iş istiyor, iktidar savaş diyor. Gençler gelecek istiyor, iktidar savaş diyor. Toplum hak-hukuk-adalet talebinde bulunuyor iktidar yine savaş diyor. Ellerinde kalan tek şey, zorbalık ve şiddet” dedi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin Genel Merkez binasında düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

    Partilerinin 9’uncu kuruluş yıl dönümü olduğunu hatırlatan ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik savaş tehdidinde bulunduğunu ifade eden Günay, HDP’nin kurulduğu günden bugüne ülkenin siyasetinde köklü değişimler yarattığını ve hayata geçirdiği demokratik siyaset ile halkları nefessiz bırakan, çözümsüzlük dayatan, savaş ve ranttan beslenen Saray ittifakının karşısında temel bir güç ve vazgeçilmez bir alternatif bir haline geldiğini belirtti.

    Açıkladıkları tutum belgesine de değinen Günay, toplumun farklı kesimleriyle bir araya gelmeye devam edeceklerini vurguladı.

    “HDP VAR OLDUKÇA UMUDU BİTİREMEZLER”

    Büyük bir kıvanç ve gururla partilerinin kuruluş yıldönümlerini karşıladıklarını dile getiren Günay şunları kaydetti:

    “HDP var oldukça faşizmi kalıcılaştıramayacaklarını biliyorlar, HDP var oldukça umudu bitiremeyeceklerinin farkındalar. Türkiye’de hala barıştan, özgür ve umutlu bir gelecekten söz edebiliyorsak bu HDP’nin ve HDP siyasetinin toplumsallaşmasından kaynaklıdır. HDP’nin varlığı bu yüzden topluma nefes aldıran en önemli güvencedir. Bu yüzden umudun partisi, özgür bir geleceğin adresi biziz. HDP bu ülkede bütün ezilenlerin, emekçilerin, gençlerin, geleceksiz bırakılmak istenenlerin, özgürce yaşamak isteyen inançların, alın terine sahip çıkan esnafın, çiftçinin, işçinin, yaşamı aydınlık yarınlara taşıyacak olan öğrencinin partisidir. Yaratılmak istenen tekçiliğe, karanlığa, renksizliğe karşı HDP bu ülkenin gerçeğini yansıtan bin bir çiçekli bahçesidir. HDP halkların partisidir, dili yok sayılanların, kimliği inkar edilenlerin, yani özgürlüğün ve eşitliğin partisidir.”

    “TÜRKİYE DÜNYA SUÇ İNDEKSİNDE AVRUPA’DA BİRİNCİLİĞE YÜKSELMİŞ DURUMDA”

    AKP İktidarının yeniden savaş siyasetine sarıldığını ve ülkeyi ateşe atma pahasına da olsa iktidarlarını sürdürmek için her yola başvurduğunu söyleyen Günay sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Biz bu umut ve coşkuyla yolumuza devam ederken, mücadeleyi büyütürken, iktidar da boş durmuyor. Siyaseten tükenmiş ömrünü savaşla, talanla, rantla uzatmaya çalışıyor. Yalan, çarpıtma ve şatafattan ibaret politik halüsünasyonlar ile ayakta kalmanın çabasını verirken son bir umutla tekrar savaş çığırtkanlığına başladı. İktidar da krizleri derinleşince, can çekişmeye başlayınca hemen savaş tehdidine sarılıyor. Ekonomik kriz var, öğrenciler sokaklarda yatıyor,  kâğıt atıklarından geçimini sağlayanlara bile savaş açılmış, kadın cinayetleri durmak bilmiyor, her gün üst düzey bir IŞİD’linin ülkede yakalandığı, dünya suç indeksinde Avrupa’da birinciliğine, dünyada ise 193 ülke arasında 12. sıraya yükselmiş, paramiliter yapılar cirit atıyor bir ülkeye dönüştük, iktidar ise yeniden savaş siyasetine sarılıyor.

    Açık şekilde savaş suçları işlenerek girilen Suriye siyasetinden dersler çıkarmak yerine, bu hafta önce Erdoğan, sonra Çavuşoğlu yeniden Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırı tehdidinde bulundu. Diplomasi deyince akıllarına ilk savaş geliyor. Putin İdlib meselesinde ültimatom veriyor onlar Kuzey Doğu Suriye’ye karşı savaş tehdidinde bulunuyor. Biden’le görüşecekler Kuzey Doğu Suriye’ye karşı savaş tehdidinde bulunuyorlar. Bu iktidar tam bir savaş hükümetidir. Tek dertleri herkesi bu savaşa alet etmektir. Bu iktidar Türkiye’ye kaybettiriyor. Her kaybın bedelini demokratik kamuoyuna ödeterek, yanlışlarına ortak etme derdindedir. Bu iktidar, uluslararası siyasette attığı her adımın, kurduğu her cümlenin yanlışlığına sarılarak, pazarlık gücünün tesisini savaş ile elde etmeye çalışan tekçi bir rejimdir.”

    “TÜRKİYE HALKLARININ EN ÖNEMLİ GÜNDEMİ EKONOMİK KRİZDİR”

    İktidarın ekonomi politikalarına da değinen Günay ülkede büyük bir ekonomik kriz olduğunu, krizin temel sebebinin de AKP iktidarı olduğunu belirterek şunları ifade etti:

    “Halk aş, iş istiyor, iktidar savaş diyor. Gençler gelecek istiyor, iktidar savaş diyor. Öğrenciler eğitim istiyor, iktidar savaş diyor. Toplum hak-hukuk-adalet talebinde bulunuyor iktidar yine savaş diyor. Ellerinde kalan tek şey, zorbalık ve şiddet. Umdukları tek şey ülkeyi ateşe atma pahasına iktidarlarını sürdürmek. Bu zihniyete izin ve geçit vermeyeceğimizi tekrar ifade ediyoruz. Halkımız bu manipülasyonlara, gündem çarpıtmalarına asla kanmamalıdır. Gerçek ve yakıcı olan gündemlerin üzerinin örtülmesine izin vermemelidir. Savaş asla bir çözüm değildir, tüm kaynakları savaşa harcamak bir devlet politikası olamaz, olmamalıdır. İktidar yeni bir macera ile iç kamuoyundan gelecek tepkileri bastırmak ve halkı zapturapt altına almak için güvenlikçi politikaları dayatıyor.

    Bu iktidar savaşla, talanla ömrünü uzatmaya çalışırken Türkiye halklarının en önemli gündemi ekonomik kriz ve onun yarattığı geçim sıkıntısıdır. Elektrik, doğalgaz, gıda ürünleri, giyecek, içecek, yakıt gibi ‘ihtiyaca hâsıl her şey’ ateş pahası durumdadır. Türk lirası pul oldu. Hani diyordu ya bu kardeşinize yetkiyi verin kurla nasıl mücadele edileceğini göstereyim diye. Aldı yetkiyi ve işte sonuç ortada. AKP iktidarı tarımın, hayvancılığın cenazesini kaldırdı. Her şey ithal ve dövizle satın alınıyor, çiftçi elinde pul olmuş TL olduğu için üretim yapamıyor, borcunu ödeyemiyor. Asgari ücretle çalışan milyonlarca emekçinin geliri açlık sınırının altında, gıda fiyatlarına yapılan zamlar yüzde 80’in üzerinde, kira fiyatları tırmanışta, enflasyon yüzde 45’in üzerinde. Ekonomistim ben diyen Erdoğan, gerçek dünya ile bağını koparmış, Türkiye’den bihaber, sorulan her soruya “kem küm” ile cevap verme gayretindedir. Büyüyoruz, uçuyoruz diyen iktidar cenahına yalanlarla sarmaladıkları ve artık gerçek sandıkları dalavere rüyasından uyanmalarını salık veriyoruz.”

    “ŞEFFAF VE DENETLENEBİLİR BİR SİSTEMLE EKONOMİYİ DÜZELTECEĞİZ”

    AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘Ekonomimiz büyüyor’ sözlerini anımsatan Günay son olarak şunları aktardı:

    “Büyüyen ekonomi değil, sanayi değil, tarım değil, üretim değil, gelir değil. Büyüyen işsizlik, yoksulluk, borçlar, enflasyon, zamlar ve büyüyen iş bilmezliğinizden kaynaklı döviz kurlarıdır. Üretiminin para birimi, ödenen faizlerin para birimi, yandaş şirketlere verilen garanti ödemelerinin para birimi ve en önemlisi Erdoğan’ın ve yakın çevresinin banka hesaplarının para birimi dolar olduğu için doların artışını dert etmiyorlar.

    HDP 2022 yılı bütçesinden başlayarak; barınamıyoruz diyen gençlerin, geçinemiyoruz diyen emekçilerin, ‘eskiden kilo ile sattığım peyniri şimdi gram gram satıyorum, geçinemiyorum’ diyen esnafın, ‘AKP iktidara gelmeden önce 1 kilo etle 3-4 çuval yem alınırdı ama şimdi 1 tane bile alamıyoruz’ diyen çiftçinin hakkını teslim edeceğiz. Bizler bütçeyi halkla beraber yapacağız, toplumun her kesimine eşit bir şekilde dağıtacağız. Şeffaf ve denetlenebilir bir sistemle halkın vergileri ile toplanan bütçeyi halkın gözetimine sunacağız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP Sözcüsü Günay: Asıl ihanet ülkeyi talan etmenizdir-VİDEO

    HDP Sözcüsü Günay: Asıl ihanet ülkeyi talan etmenizdir-VİDEO

    PİRHA- Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan HDP Sözcüsü Ebru Günay; “Bahçeli’nin büyük ortak adına racon kesmesi yaşadıkları siyasi sefaletin göstergesidir. İhanet ‘vatan vatan’ diyerek ülkenin canına okumanızdır, ülkeyi talan etmenizdir” dedi. Günay, Ekonomi Komisyonu’nun yarın Türkiye’nin en yoksul ili olan Ağrı’da bütçeye ilişkin ekonomi programı açıklayacağını da aktardı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu bir basın toplantısı yaptı.

    Günay konuşmasında, Türkiye’nin kaderinin şekillendiği bir dönemden geçtiğini ifade ederek böylesi dönemlerde topluma yol gösterici rehberlere ihtiyaç olduğunu belirterek, Ekonomi Komisyonlarının yarın Türkiye’nin en yoksul ili olan Ağrı’da bütçeye ilişkin ekonomi programı açıklayacağını da aktardı.

    “BİZİM ÇÖZÜM TALEBİMİZ MİLYONLARIN TALEBİDİR”

    Konuşmasında Kürt sorununa ilişkin yaşanan tartışmalara değinen Günay şunları dile getirdi:

    “Bugün de söz konusu çatışma ve çelişkinin bam telini Kürt sorunu oluşturuyor. Kürt sorununda çözüm isteyenler ile çözümsüzlük isteyenler, barış mücadelesi yürütenler ile savaş ve kaos planları dayatanlar arasında keskinleşerek devam eden bu çelişki ve çatışma halini yaşıyoruz. Coğrafyamızı ilgilendiren bu meselede bizim tarafımız ve yerimiz nettir. Biz Kürt sorunu da dâhil bütün toplumsal sorunların demokratik, müzakere ve diyalogla çözümünden yanayız; bunun için bedelleri ağır olsa da çok büyük bir mücadele yürütüyoruz. Biz çözüm için varız, çözüm için çaba gösteriyoruz, bunun için projeler üretiyoruz. Bu konuda derin bir birikime, yol-yöntem zenginliğine, şimdiye kadar uygulanmış ve sorunu derinleştirmiş yöntemlerin dışında önerilere sahibiz. Bu konuda yalnız da değiliz, sadece Türkiye’de değil bütün coğrafyada milyonlarca inanmış insanla birlikte hareket ediyoruz. Bizim çözüm talebimiz milyonların talebidir, ölümden, yoksulluktan, ezilmekten kurtulmak isteyen halkların talebidir.

    İşte deklarasyonumuzu bu ruhla bu bilinçle hazırladık. Bu belgeyi partimiz açıklamış olsa da Türkiye sorunlarının çözüm deklarasyonudur. Türkiye halklarının deklarasyonudur. Bütün dezenformasyonlara, karalama kampanyalarına, yalan siyasetine rağmen geçmişte yürütülen çözüm sürecine toplumun yüzde 70’ine yakını destek verdi. Eğer o süreç devam etmiş olsaydı inanıyoruz ki bu destek yüzde yüze çıkacaktı. Dolayısıyla bugün aklı başında kim ortaya koyduğumuz 11 maddeye karşı çıkabilir?”

    “ASIL İHANET ÜLKEYİ TALAN ETMENİZDİR”

    MHP’nin sağa sola saldırmasının iktidar ittifakının toplam korkusundan kaynaklandığını belirten Günay sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bahçeli’nin büyük ortak adına racon kesmesi yaşadıkları siyasi sefaletin göstergesidir. Aczinizi ciddiye almazdık ama söyleyecek bir kaç sözümüz var. Partimizin meşruiyetini tartışmak haddinize mi? Barajın altında kalan, halk desteğini yitirmiş, bütün dünyada şiddetle yan yana gelen ve terörizm tartışmalarıyla anılan ocakçılar; siz kim oluyorsunuz da 6 milyon oy almış, 20 milyon insanı temsil eden bir partinin meşru olup olmadığını tartışıyorsunuz? Siz kendinizi efendi, toplumun geri kalanlarını tebaa olarak mı görüyorsunuz? İçinizde hortlayan iktidar kibriniz, görgüsüz efendiyi, egemenlik zehrini dizginleyin; zira geçti o dönemler, bu topluma parmak sallayamazsınız, hadsizlik yapamazsınız. Çıkmışlar utanmadan sıkılmadan ‘Meclis her meselenin çözüm adresidir ama ihanetin çözüm kaynağı olamaz’ diye buyuruyorlar. İhanet sizin bu topluma dayattığınız savaş siyasetidir, kutuplaştırmadır, düşmanlık zihniyetidir, saraylarınızda keyif çatarken insanları bir kuru ekmeğe muhtaç hale getirme politikalarınızdır. İhanet ‘Vatan Vatan’ diyerek ülkenin canına okumanızdır, ülkeyi talan etmenizdir. İhanet bu ülkenin gencecik evlatlarını ölüme gönderirken ülkenin kaynaklarını ensesi kalın yandaşlarınıza peşkeş çekmenizdir. İhanet sizin ayrımcı diliniz, faşist anlayışınızdır. Sizin varlığınız, zihniyetiniz bu ülkeye bu ülke insanına en büyük ihanettir.”

    “İSTESENİZ DE İSTEMESENİZDE SORUNLAR ÇÖZÜLECEK”

    Geçtiğimiz haftalarda Demokrasi, Adalet ve Barışa Çağrı Deklarasyonu yayınladıklarını anımsatan Günay deklarasyonun hak ettiği yankıyı bulmasından memnun olduklarını belirtti. Günay şunları aktardı:

    “Geçti o dönemler, siz isteseniz de istemezseniz de bu ülke bütün sorunlarını çözecek, hayal ettiği aydınlık günlere kavuşacak. Bu toplum gerçek yüzünüzü gördü, çözümsüzlük politikalarına asla prim vermiyor çıldırmanız bu yüzdendir, saldırganlığınız bu yüzdendir. Bir de insani bir uyarıda bulunalım, bu kadar hiddet, bu şiddet bünyenize zarar.

    Aslında bunların ciddiye alınacak, büyütülecek bir karşılıkları da yok. Biz elbette bunların yarattığı ve toplumsal bedeli ağır olan çözümsüzlükleri biliyoruz, bu çözümsüzlükle ciddiyetle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Biz kendimize, mücadelemize, çözüm isteyen milyonların iradesine güveniyoruz. Zaten bizi mutlu eden bütün bu hezeyanlara rağmen toplumun büyük kesiminin çözümden, barış ve kardeşlikten yana tavrıdır. Demokrasi, Adalet ve Barışa Çağrı Deklarasyonumuzun hak ettiği yankıyı bulmasından memnunuz, bu toplumun çözüm talebi ve iradesinin somut göstergesidir. Bu aynı zamanda aydınlık yarınların müjdecisidir. Türkiye bu gidişattan kurtulmak istiyorsa çözüm ve barış yolunda kararlı adımlarla ilerlemek zorundadır. Bu hepimizin ortak ve en büyük sorumluluğudur.

    En başta muhalefete, demokrasi isteyen bütün demokratik güçlere büyük görevler düşüyor. İnanıyoruz ki herkes sorumluluğunu yerine getirecek ve hep birlikte Türkiye’yi bu karanlık girdaptan kurtaracağız. Herkes bilsin ki Türkiye bu korkunç yönetimi hak etmiyor, bu ülke bu rezalete mahkûm değil. Kuşkusuz bunlar sadece Kürt sorununu inkar etmiyorlar. Bu iktidar, yoksulluğu, yolsuzluğu, talanı, rantı, barınma sorununu, kadınların, gençlerin, Alevilerin, ezilenlerin, emekçilerin sorunlarını da inkar ediyor. Çünkü bu sorunların müsebbibi bu iktidardır. Dünyada herhalde 20 yıl iktidarda kalıp hiçbir şeyin sorumluluğunu almayan başka bir iktidar örneği yok. Önce sorunu inkâr ediyorlar, sorunu kabullenmek zorunda kaldıkları noktada sorumluluğu bir başkasına yüklüyorlar.”

    “YARIN AĞRI’DA EKONOMİ PROGRAMIMIZ AÇIKLANACAK”

    Günay, “Biz elbette halkımızı bu vicdansızlığa mecbur etmeyeceğiz. Ekonomi komisyonumuz yarın Türkiye’nin en yoksul ili olan Ağrı’da bütçeye ilişkin ekonomi programımızı açıklayacağız. Nasıl ki ‘HDP’liyiz Her Yerdeyiz’ diyerek Türkiye’nin dört bir tarafını gezdik, nasıl ki ‘Kadın Yoksulluğu’yla mücadele için tarlaları, işyerlerini, fabrikaları, atölyeleri gezerek kadınlarla omuz omuza yoksulluğa karşı mücadele ettiysek, bu bütçe sürecinde de il il, sokak sokak halkımızla birlikte halkın bütçesi için mücadeleyi yükselteceğiz” şeklinde konuştu.

    PİRHA/ANKARA