Etiket: hdp’li belediyelere kayyım

  • Buldan’dan iktidara hodri meydan: Tabelamızı bile size vermeyeceğiz-VİDEO

    Buldan’dan iktidara hodri meydan: Tabelamızı bile size vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, AKP-MHP iktidarına erken seçim çağrısında bulunurken, kapatma davasına ilişkin, “Tabelamızı bile size vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuştu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

    “AKP-MHP iktidarı sürdükçe bu ülkede hiç kimse güvende değildir” diyen Buldan, erken seçim çağrısında bulundu. “Kapatma davası kararını büyükşehir belediyelerini kaybettikleri 31 Mart akşamı verdiler. 23 Haziran akşamı da kapatma davasını planlayarak ve takvime bağlayarak düğmeye bastılar” diyen Buldan, iktidara meydan okuyarak “Tabelamızı bile size vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Pervin Buldan’ın açıklamasından satır başları şöyle:

    KIZILDERE ANMASI

    30 Mart 1972’de Kızıldere’de yaşamını yitiren THKP-C Lideri Mahir Çayan ve arkadaşlarını da anan Buldan, “Onların hayatlarını devrimci dayanışmanın en büyük örneği olarak feda etmesi bugün de mücadelemize ışık tutmaktadır, bizlere yol göstermektedir. Bu yolda hep birlikte dayanışmayla, güç birliğiyle ilerleyeceğiz.” dedi.

     “KRİZ VE KIRILMALARIN YAŞANDIĞI DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

    Hep birlikte büyük kriz ve kırılmaların yaşandığı dönemden geçiyoruz, Türkiye böyle bir dönemden geçiyor. Tüm toplumu kuşatan, tekçi, faşizan bir yönetim anlayışının hukuksuzluğuyla ve krizleriyle karşı karşıyayız.

    “MUHALEFETE SAVAŞ AÇMIŞ DURUMDALAR”

    AKP-MHP iktidarı sürdükçe bu ülkede hiç kimse güvende değildir. Ne toplumun, ne kadınların, ne emekçilerin ne kimlik ve inançların bugünü ve yarını güvende değildir. Bu kriz ve çöküş sistemi ekonomik krizden her anlayışa yönelik şiddete kadar, toplumsal, siyasi ve iktisadi alana kadar her sorunu derinleştiriyor. Parlamento üzerinde, yürütmenin vesayetini kurdular. Meclis’in denetim yetkisini bu iktidar kaldırdı. Kuvvetler ayrılığını sonlandırıp tek adamın kuvvetler birliğine dönüştürdüler parlamentoyu. Yargıyı Saray’ın sopası haline getirdiler. Anayasa’yı ve yasaları rafa kaldırdılar. Kararlar artık Anayasa ve hukuka göre değil, tek adamın iki dudağı arasından çıkacak fermana göre alınmaktadır. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan muhalefeti dinleme ve ortak akıl oluşturma yerine muhalefete savaş açmış durumdalar. ”

    “MİLYONLARIN İRADESİNİ YOK SAYIP HDP’Lİ BELEDİYELERİ GASP ETTİLER”

    Demokrasinin en temel ilkesi olan seçme, seçilme hakkına darbe yaptılar. Milyonlarca Kürt’ün iradesini yok sayıp HDP belediyesini gasp ettiler, bunun da yarın yıl dönümü. Boğaziçi’ne bile kayyım atadılar. Gezi Parkı’na el koymak için kayyım atadıklarını da geçtiğimiz günlerde gördük. Yurttaşların demokratik, ekonomik ve sosyal haklarını ortadan kaldırmak için baskı ve sindirme yoluna gidiyorlar. 28 Şubatçılar gibi herkesi fişlediler. Bugün Meclis Genel Kurulu’na getirecekleri yeni güvenlik soruşturması yasası bir fişleme yasasıdır, kamuya yönelik büyük bir tasfiyenin hazırlığıdır. Halkın, kamunun ekonomik kaynaklarını tükettiler, insanları işsiz, çaresiz bıraktılar. Halkın vergilerini iktidarlarının beka savaşına harcadılar. Yalanı yol haritası yaptılar, kara propagandayı, nefret dilini eylem planı haline getirdiler.

    “DEMOKRATİK SİYASTEE DARBE SÜRECİ BAŞLATTILAR”

    İstanbul Sözleşmesi’nden çekilerek kadın kazanımlarına saldırdılar. HDP hakkında kumpas davası açtılar. Demokratik siyasete darbe süreci başlattıklarına tanıklık ediyoruz. Plan ve politikaları sadece kendilerini kurtarmak, iktidardan düşmemek için. Ülke batmış halk perişan olmuş bunların umurunda bile değildir. İktidarın ekonomiden adalete, işsizlikten yoksulluğa kadar hiçbir meselede çözüm politikası yok. Sokakta herkes adalet diye feryat ediyor, buldukları çözüm HDP’ye ve hak arayan herkese karşı adaletsizliği büyütmek olmuştur.

    “ÇÖZÜMLERİ HALKI EVE, SİYASETİ HDP’YE KAPATMAK OLMUŞTUR”

    Çaresizlik içindeki halk iş ve aş istiyor, Saray iktidarının sunduğu çözüm HDP hakkında kapatma davası açmak olmuştur. Aşı yok, pandemi her gün can alıyor, buldukları çözüm halkı eve, siyaseti HDP’ye kapatmak olmuştur. Günde en az 2 kadın katledilmektedir, çözümleri erkek şiddetiyle mücadele olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmaktır. İşkence, çıplak arama, insan hakları ihlalleri ayyuka çıkmıştır, iktidarın bulduğu çözüm insan hakları mücadelesi veren Gergerlioğlu’nu düşürmek, sabah namazında hukuksuzca gözaltına almak olmuştur.

    ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI

    Cumartesi Anneleri adalet mücadelesi veriyor, iktidarın çözümü Cumartesi Anneleri’ni yargılamak, hakikatleri karartmak olmuştur. Halk, bu iktidardan bir an önce kurtulmak için seçim sandığını istemektedir ve bunu talep etmektedir. Biz de bir kez daha çağrı yapıyoruz, çözüm erken seçimdedir diyoruz. Tek adam yönetiminin özeti bir az önce saydığım haksızlık ve hukuksuzluklardır. Tek icraatları, huzur ve refah isteyen halka umudun, demokrasi isteyenlere siyasetin, adalet isteyenlere adaletin yolunu kapatmak olmuştur.

    “AÇILAN DAVA SİYASİ BİR İNTİKAM DAVASIDIR”

    İktidar, adaletsizlik ve talan düzenini sürdürebilmek için yüz yıllık demokrasi mücadelesinin temel birikimlerini taşıyan HDP’yi siyaset dışına itmeye çalışmaktadır. Çünkü siyasi hesaplarının önündeki tek engel HDP’dir. Kapatma davası kararını büyükşehir belediyelerini kaybettikleri 31 Mart akşamı verdiler. 23 Haziran akşamı da kapatma davasını planlayarak ve takvime bağlayarak düğmeye bastılar. Açılan dava siyasi bir intikam davasıdır. Bu dava hukuki bir dava değil, siyasi bir davadır ve sandıkta kaybetme davasıdır. Halkın iradesine karşı açılan bir kumpas davasıdır.

    “TABELAMIZI BİLE SİZE VERMEYECEĞİZ”

    Bu davanın kararını ve talimatını veren sarayın iki ortağıdır. Küçük ortak davanın savcısı, büyük ortak davanın başsavcısıdır. Her şey açık ve nettir: AKP-MHP ikilisi seçim kazanmak için HDP’yi kapatmak istemektedir. İki ortak Saray’da bize karşı bir kurtlar sofrası kurdular, bu sofrada HDP’yi bitirmeyi planlıyorlar. HDP öyle sandığınız gibi kolay bir lokma değildir, boğazınızda kalır, düğümlenir ve tıkanırsınız. Kapatma davasıyla sizin HDP’den koparabileceğiniz tek bir parça olsa olsa HDP’nin tabelası olabilir onu da alamazsınız. Tabelamızı bile size vermeyeceğiz!

    “TÜRKİYE HAKLARINI HDP’SİZ BIRAKMAYACAĞIZ”

    HDP’nin mücadele geleneğini ortadan kaldırmaya gücünüz yetmeyecektir. Newroz’a bir kez daha bakın, milyonlar ne dedi, ne mesaj verdi bir kez daha dinleyin. Halk benim irademi durduramazsın, buna izin vermem dedi. Boş yere HDP’siz Türkiye, HDP’siz Meclis hayali kurmayın. Kapatma davasından size iktidar çıkmayacaktır, bu davanın sonucunda en büyük kaybeden ve devranı kapanacak olan sizin iktidarınız olacaktır. HDP, milyonların destek ve gücüyle dünden daha fazla büyüyecek ve güçlenecek. Bizler pes etmeyeceğiz, yolumuzdan dönmeyeceğiz, sonuna kadar mücadele edeceğiz. Türkiye halklarını HDP’siz bırakmayacağız.

    “İMRALI’NIN KIYISINDA HUKUK BİTİYOR MU?”

    Çok önemli bir konudan daha bahsetmek isterim. Toplum olarak yaşadığımız kuşatmanın bir diğer ayağı da İmralı’da sürdürülen hukuksuz tecrittir. Devlet kendi hukukunu İmralı’da yok saymaktadır. Son 10 yılda İmralı’ya yapılan 951 avukat başvurusundan sadece 5’ine, 375 aile görüş başvurusundan ise sadece 26’sına cevap verilmiştir! En insani talep olan aile görüşü ve hukuki talep olan avukat görüşü keyfi olarak engellenmektedir. Böyle bir hukuksuzluk olabilir mi? Sormak istiyorum: Anayasada yazılı olan hukuk devletinin sınırları İmralı’nın kıyısında mı bitiyor? Ötesine geçmiyor mu? Bu sorunun cevabını iktidardan, Adalet Bakanı’ndan bekliyoruz.

    “PARA TUTAN AKP’LİLERDİR”

    Ekmek parasını bulamayan insanlarla alay edercesine yastık altındakileri bankalara getirin diye çağrı yapıyorlar! Biz de kendisine şu çağrıyı yapıyoruz. Yastığın altında para tutan, altın tutan sadece AKP’lilerdir. Siz getirin! Bin odalı sarayınızda, başka yerlerde istiflediğiniz paraları siz getirin! Yandaşlarınız getirsin! İktidarınız boyunca vatandaşların yastık altında bir birikimi hiç olmadı. İnsanlar açlıkla, sefaletle mücadele ederken yastığın altına para koyamaz.

    “KİMSE UMUTSUZLUĞA KAPILMAMALI”

    Yaşadığımız karanlık tabloya bakarak hiç kimse umutsuzluğa ve kaygıya asla kapılmamalıdır. İktidar kaybedecek olmalarının büyük korkusunu yaşamaktadır. Bizler ise kazanacak ve başaracak olmanın umudunu ve heyecanını yaşıyoruz. HDP var olduğu sürece umut da, cesaret de, başarı da hep var olacaktır. İnanın ki onurlu ve adil bir geleceği hep birlikte kuracağız. Değişim ve demokrasi baharını hep birlikte yaşayacağız. Omuz omuza ve yan yana duracağız. Hep birlikte mücadele edeceğiz! Bu çöküşten büyük demokrasi hamlesi ile mutlaka çıkacağız. O günler çok yakın. Yolunuz, yolumuz açık olsun. Hızır hepimizin yoldaşı olsun.”

    (HABER MERKEZİ)

  • FEDA: Gün zulme karşı direnenlere sahip çıkma günüdür

    FEDA: Gün zulme karşı direnenlere sahip çıkma günüdür

    HDP’li Diyarbakır Mardin ve Van belediyelerine kayyım atanmasına ilişkin yazılı açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), kayyım atanan belediyelere karşı siyasi soykırım operasyonları yürütüldüğüne ve halk iradesine karşı nefret suçu işlendiğine vurgu yaptı. Alevi kurumlarına karşı gelişen gözaltına operasyonlarına da tepki gösterilen açıklamada, ortak mücadele çağrısında bulunuldu.

    HDP’li Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine kayyum atanması ve Demokratik Alevi Dernekleri’ne (DAD) ilişkin gözaltı operasyonlarını kınayan FEDA, ‘Gelin canlar zalimin zulmüne karşı bir olalım, iri olalım, diri olalım’ başlığıyla yaptığı açıklamada, “Yerel seçimlerde sonuç alan bu güç birliği bölünüp parçalanmak istenmektedir ve DAD’lı canlarımız nezdinde tüm Alevilere gözdağı verilmektedir”ifadelerini kullandı.

    HDP seçmeninin yerel seçimlerdeki bilinçli tutumu ile yenilgiye uğrayan AKP-MHP bloğunun savaş konseptini yürürlüğe sokarak intikam almaya çalıştığının belirtildiği açıklamada, Alevi kurumlarına operasyon ile tüm kesimlere gözdağı verilmeye çalışıldığına vurgu yapıldı.

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “HALK İRADESİNE KARŞI SİYASİ SOYKIRIM OPERASYONLARI”

    Ülkemizde sürmekte olan AKP-MHP rejimi her geçen gün karakterini yansıtan barbar uygulamalarına yenilerini  eklemektedir. Son olarak halkın iradesine karşı, HDP’li seçilmişlerin yerine tekrardan kayyum atayan Erdoğan ve Süleyman Soylu bir kez daha kitle-kırım, siyasal soykırım operasyonları  ile başta Amed olmak üzere tüm Kürdistan’da kin ve nefret suçları işlemektedir. Devlet terörü sınırsız bir şekilde halkın seçilmiş iradesine karşı, halkın kendisine karşı alenen suç  işlenerek sürdürülmektedir. Yüzlerce kişi suçsuz sebepsiz yere yakalanmış, binlerce insan kolluk kuvvetlerinin saldırılarına maruz kalmıştır.

    HDP ve bileşenleri, sivil kitle örgütleri, ve bir çok suçsuz insanın zulüm tezgahından geçirildiği bu süreçte özellikle dikkat çeken bir diğer nokta ise Demokratik Alevi Dernekleri temsilcilerinin yakalanması, evlerinin baskınlarla tarumar edilmesi ve medya üzerinden kriminalize etme girişimleridir. Başta Dersim olmak üzere Ankara ve diğer illerde DAD çalışanları terör etiketiyle yaftalanıp içeri atılmaktadır.

    “ÇÖKERTME PLANINDA SIRA ALEVİLERE GELMİŞTİR”

    Peki bununla ne amaçlanmaktadır? RTE ve  Soylu baskı ve zulümle bu uygulamalarla nereye varmak istemektedirler? Başta büyük şehirler olmak üzere tüm Kürdistan’da  özellikle de HDP seçmenin bilinçli tutum ve tavrı ile büyük hezimete uğrayan AKP-MHP faşist kliği tekrardan savaş konseptini yürürlüğe sokarak intikam almak istemektedir. Şaşırmadık elbette; ot kökünde biter misali faşist tek adam rejimi doğası gereği barbarlığını bir kez daha ifşa etmiştir ve çökertme planında sıra artık Alevilere ve tüm demokratlara gelmiştir.

    Asıl amacın yalan ve kör-ilkel milliyetçi  Türk-İslam faşizminin ebedileşmesidir. Bunun için en büyük tehlike halklar arası oluşturulan ön yargıların kırılması olarak görülmektedir. Son seçimlerde sistemin olmaz dediği olmuş ve tüm ötekiler demokrasi bloğu etrafında saraya kafa tutmuş ve başarı elde etmiştir. İşte tüm Alevi kurumlarının  özellikle son dönemlerde yolda birlik şiarıyla hayata geçirip hem Kürdistan ve hemde Türkiye’de örmeye çalıştığı bu sevgi kültürü sistemi korkutmuştur ve sistem açısından tehlikeli bulunmuştur.

    “DAD’LI CANLAR NEZDİNDE ALEVİLERE MESAJ VERİLİYOR”

    Aleviler kurumları üzerinden devletin Alevisi olmazsa devletin çizdiği çerçevede devletin sözde muhalifi  olmak üzere dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Yani devletin istediği gibi bir Alevi; itaatkar bir Alevi, çizilen çerçeveyi asla aşmayan bir Alevi, istendiğinde muhalif istendiğinde protokol Alevisi olan, bölük-pörçük, örgütsüz, asimilasyon aracı olmaktan öteye geçmeyecek, sorgulamayan bir Alevi ve de her şeyden önemlisi Alevileri düzen içileştiren, sistem içine çekmekle görevli bir Alevi profili, asla birlik olmayacak bir Alevi, siyasal hedefi olmayan, kendi kendine yön veremeyen bir Alevi! Tercihsiz bırakılan bir Alevi, sisteme diktatörlüğe mahkum bir Alevi, alternatifsiz bir Alevi. Tüm ötekileştirilmişlerle bir araya gelemeyen bir Alevi.

    İşte son seçimlerde başta DAD olmak üzere emek veren, bu yola canım kurban tenim tercüman diyerek gönül vermiş sıdkı sadakatla bağlı canların ortak çabaları önce yolda birlik olarak pratik bir birliktelik oluşturmuş ve sonrada demokrasi cephesine taşınan bu hayat suyu fiili bir güce evrilmiştir. HDP’de kendini somutlaştıran siyasal temsiliyet, son dönemlerde daha geniş bir çerçeve kazanmış ve zulme karşı bir demokrasi cephesine dönüşmüş bulunmaktadır. Yerel seçimlerde sonuç alan bu güç birliği bölünüp parçalanmak istenmektedir ve DAD’lı canlarımız nezdinde tüm alevilere gözdağı verilmektedir. Ya itaat edeceksiniz yada hapishaneye denilmektedir!

    “GÜN DİRENENLERİ SAHİPLENME GÜNÜDÜR”

    Ama korkunun ecele faydası yok! tek adam rejimi ve soysuzları halkların ortak direnişi ile yıkılacaklardır. FEDA olarak buradan başta kardeş, dost, musahip Alevi kurumları olmak üzere bütün inanç kurum ve kuruluşlarına, tüm ötekileştirilmişlere çağrıda bulunuyoruz. Gün zalimin zulmüne karşı birlik olma günüdür, direnenleri sahiplenme günüdür, Alevilerin ve tüm halkların demokratik iradesine sahip çıkma günüdür. Son demlerini yaşayan faşizme karşı  alanlara çıkıp Hüseyni duruşla direnelim. Bulunduğumuz her alanı direniş sahasına çevirelim. Bugün DAD’a uygulanan yarın diğer tüm Alevilere uygulanacaktır. Bugün Amed’e ve diğer Kürt kentlerine uygulanan yarin İzmir, İstanbul’a uygulanacaktır.

    DAD üzerinden Alevilerin vicdanı korkuyla esir alınıp karartılmak istenmektedir. Gücümüze güvenip, günümüze, geleceğimize sahip çıkalım!Gelin canlar bir olalım, bir olalım, iri olalım, diri olalım, mazlumun hakkin alalım!

    (HABER MERKEZİ)