Etiket: hdp’li vekiller

  • Açlık grevindeki HDP’li vekiller: Diyalog ortamı tekrar oluşturulmalı-VİDEO

    Açlık grevindeki HDP’li vekiller: Diyalog ortamı tekrar oluşturulmalı-VİDEO

    PİRHA – HDP’li Leyla Güven’in başlattığı açlık grevine destek olmak amacıyla üç günlük açlık grevi yapan HDP’li vekiller, diyalog ortamının sağlanması barış ortamının sağlanması gerektiğini belirtti. 

    Tutuklu HDP Milletvekili Leyla Güven’in açlık grevi eylemi 29. gününde devam ediyor. Güven’e destek olmak amacıyla HDP’li vekillerin İstanbul’da başlattığı açlık grevi bugün sona eriyor. PİRHA’ya konuşan vekiller, yapılan açlık grevlerinin önemine dikkat çekti.

    “DİYALOG ORTAMI OLUŞTURULUP BARIŞ SAĞLANMALI”

    Leyla Güven’in süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi başlattığını söyleyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, tecridin kaldırılmasının halklar, inançlar için önemli olduğunu kaydetti. Kenanoğlu, “Tecrit savaş, kan, gözyaşı demektir. 3,5 yıldır tecrid var ve 3,5 yıldır da bu ülkede savaş politikaları egemen durumda. Zulüm, baskı egemen durumda ve hak arayan tüm kesimler de kriminalize edilmekte” dedi.

    Tecridin kaldırılması gerektiğini belirten Ali Kenanoğlu, tekrar diyalog ortamının oluşturulması gerektiğini vurgulayarak barış ortamının sağlanmasını istedi. Kenanoğlu, “Leyla Güven’in iradesini sahipleniyoruz” dedi.

    “MECLİS’TE OLMASI GEREKİRKEN REHİN TUTULUYOR”

    İstanbul’da üç günlük açlık grevi yapan vekillerden Dilşat Canbaz Kaya da açlık grevinde olan Leyla Güven ile dayanışma içinde olduklarını ve onun taleplerinin kendilerinin de talepleri olduğunu vurguladı.

    Türkiye’nin birçok yerinde Leyla Güven’e açlık grevleri eylemlerinin devam ettiğini belirten Kaya, “Güven Hakkari halkının iradesidir. Bizimle birlikte aynı hakka sahiptir. Mecliste olması gerekirken rehin tutulduğu biz Leyla Güven şahsında tüm siyasi tutsakların özgürlük mücadelesi verene kadar dayanışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “KADINCA MÜCADELEMİZİ ARTIRARAK DEVAM EDECEĞİZ”

    HDP’li Hüda Kaya da üç günlük açlık grevine destek oldu. Kaya, tecrit politikası akabinde Türkiye’nin savaş politikalarına teslim edilmeye çalışıldığını söyledi.

    “Leyla Güven kadınca bir itirazını ortaya koydu” diyen Kaya, onun sesine ses çığlığına seda olmaya çalıştıklarını belirterek, “Hepimiz bu gidişattan rahatsızız. Ülkemizin dün olduğu gibi bugünde yarında olduğu gibi barışa evrilmesini istiyoruz. Kaybolan adaleti ve değerin yerine gelmesini istiyoruz” dedi.

    Hüda Kaya, bu şiddet, savaş ve nefret söylemlerinin en çok kadınları hedef aldığını vurguladı. Kadına yönelik her geçen gün şiddet giderek arttığını kaydeden Kaya, egemen bir iktidarın zihniyetinin karşısında en güçlü muhalefeti kadınların ortaya koyduğunu belirtti.

    Kaya, “Kadınca mücadelemizi ve dayanışmamızı artırarak devam edeceğiz. Taki bu eril zihniyet yok oluncaya kadar” dedi.

    PİRHA / İSTANBUL

     

     

  • HDP’li vekiller AYM önünde; Adalet Bakanlığı’na ‘militan’ tepkisi

    HDP’li vekiller AYM önünde; Adalet Bakanlığı’na ‘militan’ tepkisi

    HDP Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri tutuklu vekillerin durumuna dikkat çekmek ve Anayasa Mahkemesine içtihadına sahip çıkması yönünde çağrı yapmak üzere Anayasa Mahkemesi önündeydi.

    HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım, Adalet Bakanlığı’nın Demirtaş ile ilgili gönderdiği yazıya dikkat çekti.

    Yıldırım, “Eş Genel Başkanımızın yargılandığı bütün mahkemelere gizli ibareli belge göndererek, siyasi hadlerini aşarak Eş Genel Başkanımızın örgüt militanı olmaktan tutuklu olduğu ifade edilmiş. Biz de tam da yargının bağımsız olmadığını söylüyorduk. Sağ olsun Adalet Bakanlığı bizi iddiamızı ispatlamak konusunda alabildiğine destekledi, işimizi kolaylaştırdı. Gizli ibareli bu yazı tarafsız yargı diye bir şeyin kalmadığını göstermiştir” dedi.

    Ahmet Yıldırım konuşmasına şöyle devam etti:

    “Siyasi iktidar OHAL’e bağlı yaşıyor. Fişini çektiğiniz anda kendisine siyaset şansı vermeyeceğini çok iyi biliyor. Bu sebeple her geçen gün olağan dışı yöntemleri devreye sokarak sivil iradeyi teslim almaya çalışıyor.

    1 yıl önce, 4 Kasım’da partimiz şahsında ülkede toplumsal ve siyasal yaşam darbeyle teslim alındı. Hedef alınan demokratik siyaset, hukukun üstünlüğüydü. O gün partimize darbe yaparak Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimizi tutuklayanlar belli bir takvim çıkarmışlardı. Önce Eş Genel Başkanlarımız ve milletvekillerimizi aldılar, anayasa değişikliği referandumunu planladılar. Bizim arkadaşlarımız rehin alınmış olabilir ama iradesi rehin alınan bütün Türkiye’dir.

    Bu bir yıllık süreçte akla hayale gelmez hukuk dışı yöntemler işletildi. Eş Genel Başkanımız Demirtaş’ın iddianamesi 9 ay boyunca çıkmadı. Sonra duruşma tarihleri bir türlü belirlenmedi. Eğer dağ yeni bir fare doğurmazsa 7 Aralık’ta mahkeme karşısına çıkarılması gerekiyor. Ama Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ mahkemeye çıktığında onun söylediği bir şeyden korktular; “Ben buraya faşizmin gözlerinin içine bakmaya geldim” dedi. O günden sonra yargılamaktan korkar oldular. O günden sonra SEGBİS’le yüz yüzelik ilkesini ihlal edilmesi mahkemeye çıkarılma kararları konusunda gelgitler yaşandı.

    “DEMİRTAŞ DÖRT DUVAR ARASINDA DURUŞUYLA BİLE KABUSLARI OLDU”

    Bütün bunların izdüşümünde partimize darbe yaparak sivil siyaseti hedef alanlar rehin alınmış arkadaşlarımızı yargılamaktan korkuyorlar. Dışarıdayken Demirtaş onların korkusuydu. Şimdi dört duvar arasında duruşuyla sarayın kabusu haline geldi.

    Öyle ki Eş Genel Başkanımızın yargılandığı bütün mahkemelere gizli ibareli belge göndererek, siyasi hadlerini aşarak Eş Genel Başkanımızın örgüt militanı olmaktan tutuklu olduğu ifade edilmiş. Biz de tam da yargının bağımsız olmadığını söylüyorduk. Sağ olsun Adalet Bakanlığı bizi iddiamızı ispatlamak konusunda alabildiğine destekledi, işimizi kolaylaştırdı.

    Gizli ibareli bu yazı tarafsız yargı diye bir şeyin kalmadığını göstermiştir. Eş Genel Başkanımız ve milletvekillerimizin mahkemeye çıkarılıp çıkarılmayacağına mahkemenin karar verme şansı olmadığını itiraf etmişlerdir.

    Artık mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü Eş Genel Başkanlarımız ve diğer vekillerimizle yüzleşmekten, onların iktidarı yargılamasından korkuyorlar. Arkadaşlarımızın onurlu duruşu gece rüyalarına giriyor. Bugünler tarihin kara sayfalarına not düşüldüğü günler. Bugünün uygulayıcıları tarihin kara sayfalarında yerlerini alacaklar. Biz onları hem o sayfaya yazacağız hem o sayfayı koparıp, bu ülkeyi özgürleştireceğiz. Bugün bu iktidarın yanında duranlar, siyasi ortaklık yapanlar, onlara kalemşörlük yapanlar; gün olacak devran dönecek. Hiçbiri bugünkü uygulamalarını savunamayacaklar. “Ben emir kuluydum” diyecekler. Hiç kimse emir kulu oldu diye hukuktan yoksun kararlara boyun eğemez.

    OHAL’E YASLANMIŞ AĞIR HASTASINIZ

    Bu iktidarın bu anayasaya, yasaya, hukuka aykırı olarak bu talimatlarına boyun eğerek kendilerini emir kulu adderek sorumluluktan kurtulamazlar. Bu düzenin sonu geldi. Tünelin ucunda ışık göründü. Rehin aldıkları kişiyi mahkeme karşısına çıkaramayan iktidar bu ülkeyi yönetme ehliyetini yitirmiştir. Siz demokrasi pusulasını kaybetmişsiniz. OHAL’e yaslanmış ağır hastasınız. OHAL fişini çektiğimiz qün siyasi meftasınız. Bu siyasi iktidarın ipiyle kuyuya inenlerin sonunu hepimiz biliyoruz. Bugün hukuktan, ahlaktan yoksun bu tutumla sakın kuyuya inmeyin.

    “ANAYASA MAHKEMESİ KAFASINI KUMA GÖMMÜŞ”

    AYM bir yıldır kafasını kuma gömmüş. Kimse dosya yoğunluğunda söz etmesin. AYM’den lehimize bir karar beklemiyoruz. Kendi içtihadlarına saygılı olmalarını bekliyoruz. Bugünler geçtiğinde kimin tarafsız yargıya çalıştığını tarih yazacak.

    Tüm arkadaşlarımızı selamlıyoruz. Sizin tüm söylem ve etkinlikleriniz suça konu edilse de o söylem ve etkinlikler bu partiye gönül vermiş herkesin söylemidir. Siz asla suç işlemediniz. Siz rantın gücün değil halkların gücüyle hareket ettiniz. Bu günahsa hepimizin günahıdır.

    Yıldırım’ın ardından söz alan Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, “Eğer biz AYM önünde onlarca vekil olarak bulunuyorsak bu, Türkiye’de hukukun kalmadığının kanıtıdır” dedi.

    Beştaş’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

    Anayasa Mahkemesi şu anda kendi görevini yapıyor mu bu soruyu hepimizin sorması lazım. Eğer biz AYM önünde onlarca vekil olarak bulunuyorsak bu, Türkiye’de hukukun kalmadığının kanıtıdır. Biz burada hukuku hatırlatmak için varız. AYM’ye ne yapması gerektiğini biz değil anayasa söylüyor. Anayasa mahkemesinin varoluş gerekçesi tam da anayasaya uygunluk denetimi yapmaktır. İktidarın anayasaya aykırı kararlarını denetlemek ve karar almaktır. AYM hukuk devletlerinde en önemli denge denetim mekanizmalarındandır. En üst mahkemedir. AYM şu anda bu rolünü unutmuş iktidara külliyeye en fazla kim yakın durur yarışı yapmaktadır.

    2010 yılını hatırlayın. AKP AYM’ye bireysel başvuruyu devrim olarak sundu. Bütün vatandaşların ihlal edilen hakları için AYM’ye başvuru yapabileceğini söyledi. Halk buna güvendi ve 2010’da bu anayasa değişikliğine onay verdi. AKP iktidarı verdiği hiçbir sözü tutmadığı gibi bu sözü de tutmadı. Çünkü AKP iktidarı baskıdan ve açık talimatlardan vazgeçmedi. Hatırlayın Can Dündar kararına ben bu karara saygı duymuyorum dedi. Cumhurbaşkanı danışmanı da cumhurbaşkanının sözleri devletin görüşleridir demekten geri durmadı. Cumhurbaşkanının sözleri devletin sözleridir ve bütün kurumlar bu sözlere uymak zorundadır diyorlar.

    AYM’Yİ BAĞLAYAN TEK BELGE ANAYASA’DIR

    Bizim arkadaşlarımız 1 yıldır rehinler çünkü tutuklama kararları kesinlikle ceza hükmüne dayanmıyor. Çünkü ortada bir suç yok. Ortada siyasi faaliyet var. Yargıya verilen talimatlarla rehin alındılar. 1 yılı doldurmamıza çok az bir süre kaldı AYM hala karar vermedi. Önünde içtihat olmasına rağmen, kendi kararı bulunmasına rağmen karar vermedi, çünkü hukuktan kaçıyor. Ama bu yol yol değil. AYM’yi tarih önünde aklayacak tek olgu onun hukuka uygun karar vermesidir. Yarın iktidar değişir ama AYM’nin uygulaması gereken kurallar değişmez. Anayasa Mahkemesi kararlarını bize göre değil, Erdoğan’a göre değil anayasaya göre verecek. AYM’yi bağlayan tek belge Anayasa’dır.

    Sizler karar vermedikçe neler olduğunu hepimiz biliyoruz. Siz karar verinceye kadar kaç milletvekilliği daha düşecek? Yüz binlerce insanın oyu maalesef Meclis’te değil şu anda. AİHM’den Türkiye süre istedi, 3 hafta verildi, neyi bekliyorsunuz? 1 yıl yetmedi mi? Bu kadar büyük bir hukuksuzluğun önlenmesi görevi sizdedir AYM. AYM üyeleri, lütfen rolünüzü unutturmaya çalışmayın. Herkes neler olduğunun farkında.”

  • HDP’li vekillerden, Demirtaş’a ‘militan’ diyen Adalet Bakanlığı’na tepki

    HDP’li vekillerden, Demirtaş’a ‘militan’ diyen Adalet Bakanlığı’na tepki

    Adalet Bakanlığının, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına “gizli” ibareli bir yazı göndermesi ve bu yazıda Demirtaş için “Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan militan konumunda olan tutuklu” ifadesini kullanmasına Meclis’te tepki sert oldu.

    HDP Grup Başkanvekilleri ve milletvekilleri şunları söyledi:

    Filiz Kerestecioğlu“Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan militan konumunda olan…” Bu nasıl bir ifadedir! Kayseri mahkemesi Selahattin Demirtaş’ın duruşmaya getirilmesini karara bağladığı halde Adalet Bakanlığı nasıl talimat verebilir, ilgili yazıları bütün mahkemelere gönderir? Bu Anayasa 138’e aykırıdır. Çünkü hiçbir merci, kişi hakimlere, mahkemelere talimat veremez, onları yönlendiremez.

    Ahmet YıldırımBiz yıllardır bu Parlamentoda yargının iktidar tarafından siyasallaştırıldığını ve derdest edildiğini söyledik. Buyurun, 13 Ekim 2017 günü Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın fezlekesinin ve dosyasının olduğu bütün mahkemelere gönderilmiş ibretlik bir yazıyla karşı karşıyayız. Neymiş? “Örgüte üye olma suçundan militan konumunda olan ve kamuoyu tarafından yakından bilinen ve takip edilen adı geçen Selahattin Demirtaş’ın bulunduğu il dışında yapılacak duruşmalara getirilmesinin firar, olası saldırı ve adliye önünde gösteri, eylem yapılmasına neden olabileceği, bu sebeple getirilmemesi…”

    Nerede bağımsız yargı? O mahkeme başkanının ve üyelerinin özgür karar verebilme ihtimali kaldı mı? İşte budur yargının siyasallaşması. Buradan siyasi iktidara sesleniyorum: Demirden korkuyorsanız trene binmeyeceksiniz. Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğundan bu kadar korkuyorsanız rehin almayacaksınız. Selahattin Demirtaş’ın Mecliste, alanda, sokakta siyaset yapma hali sizin korkunuzdu, zindanda rehin olma hali kabusunuz olmuş. Bu ne korku?

    Meral Danış Beştaş: Kanun hükmünde kararnamelerle OHAL’e sırtını yaslayan ve her türlü hukuksuzluğu yapan bir iktidarla karşı karşıyayız. Biz size yargıya talimatın, yargıyı yönetmenin belgesini sunuyoruz, siz bize gelip hikaye anlatıyorsunuz.

    Anayasa’yı her an, her saniye çiğnediğinizin gayet iyi farkındayız. Üzerinde “gizli” ibaresi bulunan, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü başlıklı bir yazı Eş Genel Başkanımız Demirtaş’ın bütün dava dosyalarına göndermiştir.

    Adalet Bakanlığının, bir tutuklunun duruşmaya getirilip getirilmeme konusunda yargılamayı yapan mahkeme yerine karar vermesi mümkün değildir. Hükümete sesleniyoruz: Lütfen bunu açıklayın, Türkiye’de biz de artık yargı vardır yoktur tartışmasını bir kenara bırakalım. Bu, “vahim” nitelemesinin bile karşılamayacağı bir belgedir.

    Mahmut Toğrul:  3 gün sonra, siyasi soykırım operasyonlarının başlamasının ve eş genel başkanlarımızın rehin alınmasının üzerinden tam bir yıl geçmiş olacak. Ama bu süre zarfında örneğin, Eş Genel Başkanımız Sayın Selahattin Demirtaş, hala tutuklu olduğu davadan yargı önüne çıkmış değil. Bakın bugün gösterdik, yargı, Adalet Bakanlığından mahkemelere giden talimatla nasıl çalışacağı, nasıl karar vereceği konusunda uyarılıyor. Yargı talimatlı yargıya dönüşmüş, siyasetçiler rakiplerini bertaraf etmek adına onları rehin aldırıyor. Rakip siyasi partinin 11 bin insanını gözaltına aldırıyor, 4 bini hala içeride. Ama “yargı bağımsızdır” diyebiliyoruz.

  • ‘Meclis’e hiç gelmeyen Davutoğlu’nun mazereti kabul ediliyor, HDP’lilerinki kabul edilmiyor’

    ‘Meclis’e hiç gelmeyen Davutoğlu’nun mazereti kabul ediliyor, HDP’lilerinki kabul edilmiyor’

    TBMM İdare Amiri ve CHP Çorum Milletvekili Tufan Köse, eski başbakanlardan AKP Konya milletvekili Ahmet Davutoğlu’nun hiç gelmemesine rağmen gönderdiği mazeret pusulaları kabul edildiği için Meclis’e devamsız görünmediğini söyledi.

    “Kendilerinden olan milletvekillerinin mazeretlerini kabul ediyorlar” diyen CHP’li İdare Amiri ‘devamsızlık’ gerekçesiyle milletvekillikleri düşürülen HDP’li Tuğba Hezer ile Faysal Sarıyıldız’ın durumuna dikkat çekti.

    CHP’nin ‘Meclis’e hiç gelmiyor’ dediği Davutoğlu, henüz yenilenmeyen son ‘devamsızlık’ cetvelinde sadece bir gün Genel Kurul yoklamasında yok görünüyor.

    “ZANA YEMİN ETMEDİĞİ İÇİN DEVAMSIZLIĞI DA OLAMAZ” 

    212 birleşime katılmayan HDP Ağrı Milletvekili için başlayan süreci de değerlendiren Köse, “Zana yemin etmediği için devamsızlığı da olamaz. Görevine başlamayan birisinin devamsızlığı söz konusu olamaz” diye konuştu.

    TBMM Başkanlık Divanı’nın son toplantısında Genel Kurul’un 212 birleşimine katılmayan Zana’nın milletvekilliğinin düşürülmesi yönünde karar vererek dosyası Karma Komisyon’a gönderildi. Karma Komisyon’dan sonra dosya Meclis Genel Kurulu’na gelecek. Zana’nın durumu TBMM’nin 1 Ekim’de açılmasından sonra belli olacak.

    Köse’nin T24’ten Hülya Karabağlı’ya yaptığı değerlendirmeleri şöyle:

    “Şimdi sadece HDP’lilerin devamsızlıkları gündeme geliyor. Tuğba Hezer, Faysal Sarıyıldız, Leyla Zana gündeme geldi ve milletvekillikleri düşürüldü. Ama Zana yemin etmediği için devamsızlığı da olamaz. Yemin etmeyen birisi görevine başlamamış sayılıyor, görevine başlamayan birisinin devamsızlığı söz konusu olamaz.”

    “BİR İLKE KARARI ALINMALI”

    “Bir ilke koymuyorlar. Şimdi, Ahmet Davutoğlu Meclis’e hiç gelmedi ancak pusula gönderiyor. Mazeretlerini kabul ediyorlar. ‘Ben siyasi çalışma yapmak için 10 gün yurtdışındayım’ diyor onu kabul ediyorlar. Ama HDP’lilerin Hezer ve Sarıyıldız’ın kabul etmediler. Biz diyoruz ki bir ilke kararı alınsın ve herkese karar uygulansın diyoruz.”