Etiket: HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları

  • Hatimoğulları: TTB’nin her daim yanındayız, dayanışmayla bu istibdat rejimini gerileteceğiz-VİDEO

    Hatimoğulları: TTB’nin her daim yanındayız, dayanışmayla bu istibdat rejimini gerileteceğiz-VİDEO

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik açılan dava, Ankara Dışkapı Adliyesi’nde görüldü. TTB Merkez Konseyi üyelerinin  görevden alınması nedeniyle HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve yöneticileri TTB’yi ziyaret etti. Hatimoğulları,”Bu iktidar, kendisine boyun eğmeyen meslek örgütlerine kafayı taktı. TTB hakkında verilen bu karar toplum vicdanını derinden yaralamıştır” dedi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerinin görevden alınmasına yönelik açılan davada mahkeme heyeti, “TTB konseyinin tümünün görevlerine son verilmesine, yerlerine 1 ay içinde yeni seçimleri tamamlamak üzere büyük kongre ile 5 kişilik heyetin görevlendirilmesine” karar verdi.

    Kararın ardından HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve yöneticileri TTB’yi ziyaret etti.

    Heyeti karşılayan TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincan, TTB’yi kastederek “Bu örgütün geleceği var. Bu örgütün geleceği buralarda arkadaşlar” dedi.

    “HİÇBİR KAYYIM ZİHNİYETİNİ DOĞRU BULMUYORUZ”

    HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise şunları söyledi:

    “TTB’ye daha önce yapılan operasyon gününü hatırladım. Ankara’daki bütün demokrasi güçleri, yüreği demokrasiden ve özgürlüklerden yana bütün insanlar buradaydı. Şimdi yine hepimiz buradayız. Bu asla hukuki bir karar değildir; siyasi bir karardır, istibdat rejiminin sonucu olan bir karardır. Boyun eğmeyenleri açlıkla, yoksullukla, işsizlikle ve KHK’larla biat ettireceklerini sandılar. Oysa onurlu kamu emekçileri hiçbir şekilde boyun eğmedi, istibdat rejimine geçit vermedi. Bu iktidar, kendisine boyun eğmeyen meslek örgütlerine kafayı taktı. Baroda bir deneme yaptı. Pandemi olmasaydı aynı uygulamayı TTB üzerinde gerçekleştirecekti. Pandemiyi 84 milyon insanımıza hatırlatmak isterim. Eğer tabiplerimize, meslek örgütlerimize sahip çıkmazsak işte bu ağır toplumsal bedelleri hep beraber öderiz. Pandemide hekimlerimiz, sağlık emekçilerimiz gece gündüz çalıştılar. Onlara buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

    Bu iktidar duysun; bugün bu ülkede doktorlar barınamıyor, tıp öğrencileri 5’inci sınıftayken Almanca kursu alarak yurt dışının yollarını tutuyor. Belki de 10 yıl içinde bizi muayene edecek hekim bulamayacağız. Ranta çevirdikleri bu sağlık politikalarını dün kabul etmedik, bugün de kabul etmiyoruz. TTB hakkında verilen bu karar toplum vicdanını derinden yaralamıştır. Bu kararı asla doğru bulmuyoruz. Hiçbir kayyım zihniyetini doğru bulmuyoruz. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi olarak bizler kayyımlardan çok çekmiş bir partiyiz. Belediyelerimize atanan kayyımların, üniversitelere ve meslek odalarına nasıl zuhur ettiğini, bugün alınan kararla TTB’de nasıl zuhur ettiğini hep beraber gördük. Bunu asla kabul etmiyoruz. Bu istibdat rejimine karşı en geniş demokratik mücadeleyi Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle yürüteceğiz. Bu karar toplumun ve bizlerin vicdanında yok hükmündedir. TTB’nin her daim yanındayız. Dayanışma ile bu istibdat rejimini gerileteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Hatimoğulları: Biz kadınlar bu yerel seçimlerde kayyımcı zihniyetten hesap soracağız-VİDEO

    Hatimoğulları: Biz kadınlar bu yerel seçimlerde kayyımcı zihniyetten hesap soracağız-VİDEO

    PİRHA- Meclis Kadın Grubu’nda konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Biz kadınlar bu yerel seçimlerde kayyımcı, talancı zihniyetten hesap soracağız. Bizim olanı kesinlikle geri alacağız. Yok etmeye çalıştıkları üzerine daha fazlasını ekleyerek belediyelerimizi yeniden inşa edeceğiz. Kadın düşmanı kayyımcı zihniyeti kesinlikle göndereceğiz. Kadın odaklı yerel yönetimlerin nasıl olacağını Türkiye’ye ve bütün dünyaya bir kez daha göstereceğiz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında bu hafta yapacağı Meclis Grup Toplantısı’nı kadınlara ayırdı. Grup toplantısına çok sayıda kadın, Barış Anneleri katıldı. Burada konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları bir çok konuya değindi.

    “MİRABEL KARDEŞLERİN MÜCADELESİ KELEBEK ETKİSİ YARATTI”

    Konuşmasına, Batman’da meydana gelen selde yaşamını yitirenleri anarak başlayan Hatimoğulları, 25 Kasım 1960’da Mirabel Kardeşler’in, Dominik Cumhuriyeti’nde Trujillo diktatörlüğüne karşı özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesi verdikleri için işkence edilerek katledildiğini anımsattı. Mirabal Kardeşler’in miraslarını bıraktıkları yerden devralarak daha da büyüterek ileriye taşıyacaklarını belirten Hatimoğulları, “Mirabal kızkardeşler ve yoldaşları Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı verdikleri mücadelede ülke çapında bir kelebek etkisi yarattılar. Hepimiz biliriz ki kelebeklerin ömrü kısadır, ama kelebekler rengarenktir. Kelebekler kanat çırptıklarında doğada bir çok canlıyı harekete geçirirler, işte o yüzden yarattıkları kelebek etkisine bu faşist diktatörlük tahammül etmedi ve onları işkence ederek katletti” dedi.

    “DEVLET KORUMADIĞI İÇİN KADINLAR KATLEDİLİYOR”

    Bir 25 Kasım’ı daha savaşların gölgesinde ve erkek devlet şiddetinin kadınlar üzerinde kurduğu tahakkümün, her türlü şiddete maruz kalarak geçirdiğini dile getiren Hatimoğulları, 21 yıllık AKP iktidarının 21’inci yüzyılda kadınları evlere hapsetmek istediğini kaydetti. Hatimoğulları, “Sadece son 2 buçuk yılda bin 079 kadın erkekler tarafından katledildi, her gün en az bir kadın katlediliyor. Kadın cinayetlerinde kaybettiklerimiz yaşamlarını tesadüfen kaybetmiyor. Onlar erkek egemen anlayışın sonucu katlediliyor, bu iktidarın düşman siyasetinden dolayı katlediliyor, cezasızlık siyasetinden dolayı katlediliyor. Kadınlar diyor ki ‘Benim can güvenliğim yok; eşim, kardeşim, abim, sevdiğim insan ya da hiç tanımadığım bir erkek tehdit ediyor, koruma verin’ diyor ama devlet koruma vermiyor. Devlet korumadığı için kadınlar katlediliyor. Erkek yargı kadın katillerine haksız tahrik indirimi uyguladığı için kadınları katleden erkekler elini kolunu sallayarak 3-5 sene sonra dışarı çıktığı için kadınlar her gün katledilmeye devam ediyor. AKP iktidarı ortaklarıyla beraber farklı cinsel yönelimlere sahip insanları nefret suçlarının hedefi haline getirdiği için onlar katlediliyor. Kadın yaşam özgürlük şiarımızı dilimizden düşürmedik. Bizler yaşam hakkımız için mücadelemizden bir an bile geri durmadık, buradan bir kere daha haykırıyoruz; Kadın Yaşam Özgürlük, Jin Jiyan Azadî, Mara Haye Hirriye ve bu mücadele başarıya ulaşana dek bu sloganlar sokaklarda yankılanmaya devam edecek” diye belirtti.

    Hatimoğulları’nın konuşmasının satır başlıkları şöyle:

    “Pandemi ile birlikte iş yükümüz daha da ağırlaştı. Evde yaşlı ve hasta bakımı tamamen bizim üzerimize kalmış durumdadır. Depremde çadırlarda konteynerlerde yaşamak zorunda kalan kadınların, oradaki hayatı da inşa etmek ve kurmak yine biz kadınlara kaldı. Bakın geçen bir video yayınlandı. Kadınlar bu yağan yağmurda terlikle dolaşıyor. Bu devlet depremzede kadınlara bir ayakkabı bile vermedi. Bir ayakkabı verecek gücü olmayan bu devlet depremin rantını kapmaya çalışıyor. Hayatın gerçekleri böyle iken Meclis’te bütçe görüşmelerinden de bahsettim. İnanın sevgili kadınlar, bu bütçede kadının adı yok, çocuğun yok, farklı cinsel yönetimlere sahip insanlar yok, engelli yok, engelli kadınlarsa hiç yok, deprem formalite icabı var. Bu bütçe toplumsal cinsiyete ve insana duyarlı olmayan bir bütçe. Bu bütçede ne var? Bu bütçede sermaye var, yandaşa kaynak var, yolsuzluklara kapı aralamak var, var da var. Biz bütçemizi kendi ellerimizle yapacağız. Komisyon aşamasında her bakanlığın bütçesi ayrı ayrı görüşülüyor ya işte sevgili kadınlar, biz HEDEP’li kadınlar olarak programımızdaki çok önemli bir noktanın altını çizmek isterim. Biz Kadın Bakanlığı kuracağız ve Kadın Bakanlığı’nın bütçesi ayrı görüşülecek.

    “HAKKIMIZI SÖKE SÖKE ALACAĞIZ”

    Kadınların görünen ve görünmeyen ev emeğinin sömürüsüne son vermek için mücadele ediyoruz. Bunun için erkek egemen sistemin, kapitalizm ve ortaklığına son vereceğiz, eşit işe eşit ücret mücadelemizi sürdüreceğiz ve bunu başaracağız. Kreş ve yaşlı bakım evlerini kuracağız. Kadın istihdamını sağlayacak kooperatiflerin önünü açacağız. Kış koşullarında depremzedelerin yaşadıklarını çözüme kavuşturana dek hep toplantımızda sorunlarını dile getirmekten, gündem yapmaktan hiç geri durmayacağız. Son sözüm şudur, bütçeden biz kadınlar hakkımızı olan söke söke alacağız.

    “KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ FITRATA AYKIRI DEĞİL”

    Bu iktidar kadınlara o kadar kötü davrandı ki, o kadar büyük kötülükler yaptı ki bize, kendi elleriyle inşa ettikleri yapılandırdıkları İstanbul Sözleşmesi’nden bir gece ansızın vazgeçtiler. Şimdi ortaklarıyla beraber 6284 sayılı kanuna göz dikmişler, nafaka hakkımıza göz dikmişler, sadece bununla mı yetiniyorlar. Hayır biz kadınları tamamen eve hapsetmek istiyorlar. Kamusal alandan, işten, okuldan, her yerden alıp bizi evlerin içine hapsetmek istiyorlar. Diyorlar ki ‘elinizin hamuruyla erkek işine karışmayın.’ Mantıkları tamamen bu. Biz de onlara diyoruz ki ‘Ey Erdoğanlar, Erdoğancıklar, ey kendini siyasetin merkezinde Kaf dağında sanan erkekler, kadın erkek eşitliği fıtrata aykırı diyenler bizler köhnemiş zihniyetlerinizle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Kadın erkek eşitliği fıtrata aykırı değil. Onların karanlık zihniyetine aykırı, o karanlık zihniyetle hep beraber birlikte mücadele edeceğiz.

    50+1 BİZİM İÇİN ERKEK+ERKEK DEMEKTİR

    Bakın biraz önce bahsettiğimiz AKP iktidarı ve diğerleri kadınların siyasetteki temsil oranını o kadar düşük tutuyorlar ki ve mevcut kadın milletvekillerine kürsüde doğru dürüst söz vermiyorlar. Biz defalarca o parlamento kürsüsünden ifade ettik. Kadınlar daha çok söz kullanmalı. Kadınlar siyasette daha belirleyici olmalı diye bununla ilgili konuşmalarımız olmuştu. Bu iktidar kadına o kadar düşman bir iktidar ki HEDEP’li kadınların, Kürt Kadın Hareketi ve Türkiye Kadın Hareketi’nin el ele vererek geliştirmiş olduğu eş başkanlık ve eşit temsiliyet sistemimize göz diktiler. Koca koca adamlar diyor ki, siyaseti biz yaparız, adamlar olarak yaparız diyorlar ve bize müdahale ediyorlar. Bu hafta biliyorsunuz Erdoğan 50+1’i gündemleştirdi. Günlerdir basın sadece bunları yazıyor. Erdoğan anayasayı buruşturulacak kağıt, canı istediğinde oynanacak oyuncak zannediyor. 50+1’i sen getirdin. Tek adam rejiminin inşa edilmesi için AKP iktidarı otoriter rejimin öncülüğünü yaptı. Onun şahsi öncülüğü senin şahsında cisimleşmiştir. 50+1 bizim için erkek+erkek demektir. Bu 40+1’e de inse erkek+erkek demektir. O nedenle bizler HEDEP olarak bütün siyasi partilerin doğrudan temsil hakkını savunduğumuzu buradan ifade ediyorum. Demokratik bir sisteme ihtiyacımız var. Erdoğan’ın oyları düştüğü için anayasada oynama meselesine ihtiyacımız yoktur. Bu nedenle bu tartışmalar içinde bu şekilde yerimizi alacağız.

    “SALTANATLARINI YIKACAĞIZ”

    Biraz önce izlediğiniz sinevizyonda Sevgili Gültan Kışanak ne güzel söylemiş değil mi? ‘And olsun ki biz kadınlar en büyük kariyerimizi sizin saltanatınızı yıkarak yapacağız.’ Buradan cezaevlerinde siyasi rehine tutulan bütün kadınlara, Gültanlara, Figenlere, Sebahatlara, Aylalara, Hüdalara, Semralara ve adını sayamadığımız bütün siyasi rehine kız kardeşlerimize ve yoldaşlarımıza selam ve sevgilerimizi  gönderiyorum. Ve and olsun ki en büyük kariyerimizi onların saltanatını yıkarak yapacağız.

    UĞUR KAYMAZ’I HATIRLATTI

    Bugün Uğur Kaymaz’ın ölüm yıldönümü, Uğur Kaymaz’ın da mezarı tahrip edildi. Ben burada onları saygı ile anıyorum. Bütün bunlara rağmen, Kürt anaları diyor ki acımızı çok büyük, bu Kürt halkı için ödediğimiz bedeldir. Kürtler onurlu bir barışa kavuşana dek mücadelemiz devam edecek. Yani yaşadıkları bütün acılara rağmen analar hala barış diyor. Bu ne büyük onur, bu ne büyük mücadele azmi. Türk, Kürt, Arap, Çerkez, bütün halklardan kadınlara düşen en önemli görev, barış analarının uzattığı barış elini hep birlikte tutmak, barışı haykırmak, bunun mücadelesini vermektir. Sözüme başlarken de savaşın bize çektirdiği acıları ifade etmiştim. Sınırları aşan barış mücadelesini hep birlikte örgütlemeliyiz. Asla vazgeçmeyeceğiz. Çatışmalara, faşist rejimlerin yaşamlarımızı cendere altına almasına müsaade etmeyeceğiz.

    “KAYYIMCI ZİHNİYETİ KESİNLİKLE GÖNDERECEĞİZ”

    Buradan kayyımlara diyoruz ki Sayıştay’daki halinize bakın, yolsuzluklarınıza, hürmetsizliğine bakın. İşte kayyım bu demektir. Rüşvet diz boyu kayyımlarda. Bizlerin bütün bunları topluma çok iyi anlatması lazım. Belediyelerimizde bugüne kadar neler yaptığımızı, kayyımın ne demek olduğunu hepsini tek tek anlatmamız lazım. Ey kendini Kaf dağlarında zanneden sahte muktedirler halkımızın evi olan belediyeleri kendi tasarruf alanlarınızda göremezsiniz. Biz kadınlar bu yerel seçimlerde kayyımcı, talancı zihniyetten hesap soracağız. Bizim olanı kesinlikle geri alacağız. Yok etmeye çalıştıkları üzerine daha fazlasını ekleyerek belediyelerimizi yeniden inşa edeceğiz. Kadın düşmanı kayyımcı zihniyeti kesinlikle göndereceğiz.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Hatimoğulları’ndan hükümete: Siz öncelikle barışı kendi topraklarınızda tesis edeceksiniz-VİDEO

    Hatimoğulları’ndan hükümete: Siz öncelikle barışı kendi topraklarınızda tesis edeceksiniz-VİDEO

    PİRHA- Partisinin grup toplantısında konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kürt sorunu barışçıl ve demokratik bir şekilde çözülmek üzere hala dört parçada sorun olarak devam ediyor. Eğer siz Filistin’de, Libya’da herhangi bir Orta Doğu ülkesine barışı taşıyacağım diyorsanız öncelikle barışı kendi topraklarınızda tesis edeceksiniz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) ilk Meclis Grup Toplantısı’nı gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, siyasi gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

    “YOLUMUZA HEDEP OLARAK DEVAM EDİYORUZ”

    Kobanê Davası’nda yargılanan siyasetçileri ve cezaevlerinde tutsak bulunanları selamlayarak konuşmasına başlayan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Yeni bir isimle yola devam ediyoruz ancak aynı paradigmayla, aynı ruhla mücadele azmi ile HDP’ye dönük kapatma davasına karşı, Türkiye’nin dört bir yanında halkın verdiği cevapla HEDEP olarak devam ediyoruz. PTT kargosu ile çocuğunun cenazesi geldiği halde, “Ben hala barış istiyorum” diyen anaların sembolleştiği barış annelerinin gerçekleştirdiğimiz kongremize ruh kattı. Yaşamın her alanında mücadele eden kadınlar, Türkiye’de iyice geleceksizleştirilen, yarını göremeyen, yarının umudu olan gençlerle kongremize güç kattı” diye ifade etti.

    “İSRAİL BİR AN ÖNCE SİLAHLARI SUSTURSUN”

    Filistin’de yüzlerce insanın yaşamını yitirdiğini belirten Hatimoğulları, “Her gün yüzlerce insan bu savaşta yaşamını kaybediyor. Bütün dünyadan bir çağrı yükseldi. İsrail bir an önce ateşkes ilan etsin. İsrail bir an önce silahları sustursun, Filistin halkının kendi topraklarında nefes almasının önü açılsın. 2 milyon Filistinlinin yaşadığı Gazze, daracık bir coğrafya. Zaten 100 yıla yakındır İsrail’in bu bölgede yürüttüğü siyaset, işgal politikası, 2 milyon insana küçücük bir alanı dar etmiş durumda. Gazze şu anda açık bir hapishane konumunda. Bununla yetinmiyor, Filistinlileri Gazze’den kovmak, orayı Filistinsizleştirmek kendi topraklarına katmak için Filistin’i haritadan silmek için çok ciddi adımlar atıyor. Bu savaşı böyle okumak durumundayız” dedi.

    “AKP İKTİDARI GERÇEK ANLAMDA FİLİSTİN HALKININ YANINDA DEĞİL”

    Türkiye’deki iktidarın kan ağlayan mazlum Filistin halkının gerçek anlamda yanında olmadığına işaret eden Tülay Hatimoğulları, şunları ifade etti:

    “Sadece Türkiye’de iç siyaseti tahkim etmek kendi tabanına şirin gözükmek için Filistin’in yanındaymış gibi davranıyor ve timsah gözyaşları akıtıyorlar. Burada Cumhur İttifakı’na MHP-küçük ortak dahildir ‘Ben Filistin’e seve seve giderim’ diye bugün de açıklama yaptı. Buradan kendilerine soruyorum; AKP iktidarı döneminde İsrail ile geliştirilmiş olan ticari ve askeri anlaşmalar katlanarak artmış durumda. Sadece askeri anlaşmalardan vazgeçmeyi düşünüyor musunuz, ey iktidar? Siz bu anlaşmalardan vazgeçmeyi düşünmüyorsanız siz Filistin halkının yanında olamazsınız. Siz olsa olsa Türkiye’deki Müslümanları sadece kandırmaya çalışmış olursunuz. Biz buradan HEDEP olarak mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu ifade ediyoruz ve onlar için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Bütün dünya kamuoyuna ve ayrıca taraflara buradan sesleniyoruz; Filistin’de devam eden bu saldırıların bir an önce bitmesi, sivil insanların yaşamını kaybetmesinin önüne geçilmesi için ne gerekiyorsa herkesin bir an önce seferber olması lazım.”

    “AKP İKTİDARININ, ÖNCELİKLE KENDİ TOPRAKLARINDA BARIŞI TESİS ETMESİ LAZIM”

    İsrail’in Filistin halkına yaşattıklarını bu AKP iktidarının Rojava’da 2011 yılından beri Kürtlere yaşattığını dile getiren Hatimoğulları, “O topraklar tıpkı Gazze nasıl insansızlaştırılmak isteniyorsa, nasıl Filistinliler Sina Yarımadası’na ya da Necef Çölü’ne gönderilmek isteniyorsa aynısını AKP iktidarı Efrîn’de yaşayan Kürt halkını oradan göndererek, zorla göç ettirerek göç etmeyeni de katlederek nasıl yaptıysa şimdi bunu sürdürmek istiyor. Rojava’da demografik yapıyı değiştirerek bizim komşularımız olan, oranın kadim halkı olan Kürt halkı ve diğer halkları o coğrafyadan sürerek ne yazık ki yerine kendi yandaşlarını yerleştirmek, yerine farklı kesimleri yerleştirerek demografik yapıyı değiştirmek istiyor. İşte Türkiye’ye neden 5 milyon mülteci geldi biliyor musunuz? Bunun kapılarını AKP neden açtı? İnanın mültecileri sevdiği için değil, mülteciliği araçsallaştırdığı için bu politikayı izledi ve şu anda en büyük projesi büyük bir demografik yapı değişimini sağlayarak buradaki insanları götürüp oraya yerleştirmek ve bölgeyi Kürtsüzleştirmek. Buradan bir kez daha diyoruz ki Suriye topraklarından elinizi çekin. AKP iktidarına ve bu rejime bir kez daha diyoruz ki bir an önce bütün silahlı unsurlarınızı Kuzey ve Doğu Suriye topraklarından hemen çekin. Kürt sorunu barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmek üzere halen sorun olarak devam ediyor. Eğer siz Filistin’de, Libya’da herhangi bir Ortadoğu ülkesine barışı taşıyacağım diyorsanız öncelikle barışı kendi topraklarınızda tesis edeceksiniz” dedi.

    “KÜRT SORUNU, BARIŞÇIL VE DEMOKRATİK BİR ŞEKİLDE ÇÖZÜLMEYİ BEKLİYOR”

    Hatimoğulları, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik bir şekilde çözülmek üzere hala dört parçada sorun olarak devam ettiğini vurgulayarak, “Eğer siz Filistin’de, Libya’da herhangi bir Orta Doğu ülkesine barışı taşıyacağım diyorsanız öncelikle barışı kendi topraklarınızda tesis edeceksiniz. Öncelikle kronik olan derinleşmiş ve kanayan yaramız olan Kürt sorununun barışçıl, demokratik yöntemlerle çözeceksiniz bölgeye örnek olabilirsiniz. Ben barış istiyorum dediğinizde bölgenin diğer hakları sizleri ciddiye alabilsin. Bir kez daha diyoruz ki Kürt sorunun demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözmek ve bunu model olarak bütün bölgeye sunmak dışında hiç bir çaremiz yok. Türkiye Barış Meclisi çalışmalarını bütün Türkiye halkları çok iyi hatırlayacak. Bunun öncülerinden biri Yaşar Kemal idi. Yaşar Kemal çok güzel bir söz söylemişti. ‘Dağlar insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa şimdi en güzel şiir barıştır.’ Evet, Yaşar Kemal’lerin başlattığı Türkiye’deki barışı tesis etmek için dönemin bütün aydınlarına, yazarlarına, gazetecilerine, sanatçılarına her kesime Yaşar Kemaller güçlü bir çağrı yaptı. Yaşar Kemallerin o çağrısını burada yineliyoruz. Gelin Türkiye’deki bütün kesimler olarak barışa sahip çıkalım barışı bölgemizde tesis edelim, akan kanı durduralım hep beraber” diye belirtti.

    “ÜLKEDE DERİN BİR YOKSULLUK VAR”

    Ülkede çok yoğun ve derin bir yoksulluk ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Hatimoğulları, şöyle devam etti:

    “Elbette kapitalist sistemin dünya ölçeğinde yaşadığı krizi biliyoruz ama Türkiye’de AKP iktidarı ülkenin bütün gelirlerini, varlıklarını, kendi yandaşlarına peşkeş çektiği için ve özel harp politikalarına sahte güvenlikçi politikalar ile savaşa mermiye silah ayırdığı için ne yazık ki bu ülkenin insanları yoksulluktan kırılıyor. Şu anda açlık sınırın altında yaşayan milyonlarca insan var. Çarşı pazara giden insanlar az bir para ile eskiden pazar fileleri doldurup evine gelirken şimdi 3-5 bir şey alıp evine gidebiliyorlar. Analar çocuklarının beslenme çantasına bir parça, ekmek bir paket süt bile koyamaz hale gelmiş. Kantinlerde tostlar 30-40 lira. Çocuklara bu harçlığı veremez hale aileler. Gençlerin intiharı geleceksizlikten ve yoksulluktan dolayı Türkiye’de de artmış durumda. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bu sistemin sonucudur bu. Bugün otomotiv sektöründe çalışan bir işçi imal ettiği otomobile hayatı boyunca binemeyecek çünkü bunu alacak parası yok. Bir terzi fiyatı biraz pahalı olan bir terzi ömrü billah bu ceketi giyemeyecek. İşte biz böyle kapitalist ve sermaye düzeni içinde yaşıyoruz. AKP iktidarının da buna ekledikleri cabası.”

    “HEDEP OLARAK SONUNA KADAR EMEKLİLERİN HAKLARINI SAVUNACAĞIZ”

    Emeklilerin sorunlarına da değinen Hatimoğulları, “Biliyorsunuz emekliler maaşlarına zam beklerken, 5 bin liralık bir ikramiye verecek. Bu ikramiye bir sefere mahsus verilecek. Peki, bu maaşına zam bekleyen emeklilerin ihtiyacını karşılar mı karşılamaz” dedi.

    Hatimoğlulları konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bugün Erdoğan gelsin 7 bin 500 TL maaşla geçinsin geçinebilir mi? Onların bir günlük saraydaki masrafı bütün emeklilere yetecek kadar. Bugün emekliye layık gördükleri ise 7 bin 500 TL’dir. Bunun anlamı nedir? Siz tamam yaşlandınız harcadığınız emekler de bitti hadi emekli kenara git evinde otur. Oysa emekliler bugüne kadar emek vererek bu toplumu bugüne kadar taşımış olan insanlar. Bizim emeklilere borcumuz var. Sevgili emekli kardeşlerimiz bizler HEDEP olarak haklarınızı sonuna kadar savunacağız. Hem parlamentoda hem de sokakta yaptığınız eylem ve etkinliklerden sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz.”

    “DEPREMZEDELER BİZLERİ UNUTMAYIN, UNUTTURMAYIN, DİYOR”

    Depremin üzerinden 8 ay geçmesine rağmen değişen hiçbir şeyin olmadığını ifade eden Hatimoğulları, “Geriye dönüp yaşama baktığımızda emin olan değişen bir şey yok. Bakın depremin ilk anından itibaren bu iktidar ne yaptı?  Ana akım medyanın büyük kameralarının olduğu yerde birkaç çadır kurdu ve bunları basına servis etti. Bütün dünya ya da bütün Türkiye zannetti ki gerçekten her yere böyle çadırlar kurulmuş ve insanların açlığı gideriliyor. Ama koca bir yalan. İnanın adresini bile biliyorum. Şimdi o çadırları kurup ve kameraları yerleştirdiği yerleri hepsi yalan ve dolan. 15 milyonu etkileyen bu depremde bizler çok büyük acılar çektik ve çekmeye devam ediyoruz. Hala deprem bölgesinde insanlar hijyen kitlerine, temizlik malzemelerine, temiz içme suyuna ihtiyaçları var. Bakın kış yaklaştı ki bazı bölgeler kışı daha da ağır yaşıyor. Yaklaşan bu kışta biliyorsunuz ki yağan yağmurlarda da seller o insanların çadırlarını götürdü. Toplumsal dayanışma ağlarının onlara verdiği battaniyeleri ve çarşafları sel alıp götürdü. Her gün konteynırlarda yangınlar çıkıyor. Çünkü hepsi sağlıksız ve korumasızdır. Birçok bölgede hala taş üstüne taş konmamış. Okul bile yapılmadı. Her okulun yerine bir prefabrik okul yapmak çok mu zordu? Bunu bile yapmadılar. Çocukları şu an servislere mahkum ederek bir saatlik yol almalarını istiyorlar. Depremzedeler bütün bu acılar içinde diyor ki bizleri unutmayın, bizleri unutturmayın. Depremzede kardeşlerimiz şundan emin olsun ki biz onları unutmayacağız, unutturmayacağız ve halkları onlara verilene kadar her biri bir konut sahibi olana kadar onların yanında durmaya, sesi soluğu olmaya devam edeceğiz” diye ifade etti.

    “YASAKLARA KARŞI ÖRGÜTLÜ BİR ŞEKİLDE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Sanatçılara, konserlere ve festivallere müdahale olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, şunları vurguladı:

    “Peki, bu toplum neyden ve nasıl beslenecek? Tiyatrolara müdahale var. Hatırlayalım; 1980 askeri cunta darbesi gerçekleştikten sonra aradan 4 yıl geçiyor ve doğrudan Kenan Evren’i eleştiren kabareler İstanbul’da sahneleniyordu. Bizi askeri cunta döneminin de gerisine götüren bu baskıcı rejime karşı en fazla biz kadınlar ama elbette toplum olarak karşı durmak zorundayız. Bu iktidar döneminde İstanbul Sözleşmesi ortadan kaldırıldı. Şimdi Meclis’te torba yasada kadınların aldığı nafaka hakkı tartışma konusu olmuş durumda. 6284 sayılı kanun yine gündemde ve tartışılıyor. Bunu da yasadan çıkarmak istiyorlar. Sürekli makbul kadın tarifi yapıyorlar. Biz kadınlar; bedenimize, emeğimize ve kimliğimize yönelik sistematik bu saldırılara karşı sessiz kalmadık, kalmayacağız. Bu erkek egemen zihniyetine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizlere yaşamlarımızı dar etmeye çalışan bizi dört duvar arasına hapsetmeye çalışan bugüne kadar yürüttüğümüz mücadelelerle çok sayıdaki kazanımlarımıza el koymaya çalışan bu iktidara sözümüz; asla boyun eğmeyeceğiz. Dün nasıl boyun eğmediysek nasıl kadınlar tarih boyunca mücadele ede ede bugüne geldiyse bundan sonra da bizler mücadele tarihimizi daha ileriye taşımak için örgütlü bir biçimde mücadele etmeye devam edeceğiz.”

    “TÜRKİYE’DE YARGI HİÇ BU KADAR İKTİDARIN KOLTUK DEĞNEĞİ HALİNE GELMEMİŞTİ”

    Tüm dünyaya örnek olan eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet sistemlerini hedef alan politikalara karşı mücadelelerini sürdüreceklerini ifade eden Hatimoğulları, “Kadın cinayetlerine tacize ve tecavüze her türlü erkek egemenliğine, erkek devlet şiddetine, anlayışına karşı, nefret cinayetlerine karşı, bizler mücadelemizi sürdüreceğiz. Bunu kadın ittifakı ve dayanışması ile örgütleyeceğiz. ‘Kadın yaşam özgürlük, mara heya hurriya , jin jiyan azadi’ bu şiar yolumuzu aydınlatmaya devam edecek. Bu iktidar Kürt düşmanlığını diri tutmak ve siyaset devşirmek gibi Kobanê kumpas davası gibi davayı kurguladı. Bu davanın senaryosunu adeta sarayın hukukçuları ile bunları yazdılar. Çünkü şu anda bağımsız bir süreçten bahsetmek mümkün değil ne yazık ki. Yargı hiçbir biçimde bağımsız değil ama hiçbir zaman da bu kadar bağımlı bu kadar iktidarın koltuk değneği haline gelmemişti. Gerçek şu ki Türkiye halkları Kobanê’de Kürtlerin bölgedeki Araplar ile diğer halkların birlikte yürüttüğü mücadeleye hepimiz minnettarız. IŞİD’in bütün dünyaya yenilebileceğini Kobanê direnişi göstermişti. IŞİD’in sınırda komşu yapmaya çalışanlar, şimdi Sincan adliyesinde komşu yapmaya çalışıyorlar. Bu bölgeye IŞİD’i el Nusra’yı ve uzantısı çeteleri yerleştirerek aynı zamanda demografik yapı değişimi isteniyor. Oysa biz onları komşumuz değil, biz orada bulunan halkların komşumuz olmasını istiyoruz. Tarih şahit olsun ki bu zihniyet Kobanê’de kaybetti, Sincan’daki kumpas davasında da kaybedecek, halklar kazanacak, özgürlükler kazanacak, barış ve kardeşlik kazanacak” dedi.

    “TOPLUMUN TIKANAN NEFES BORULARINI TEK TEK AÇACAĞIZ”

    Yepyeni bir isimle yollarına devam ettiklerini belirten HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, sözlerini şöyle noktaladı:

    “Şimdi de yeniden diyerek yolumuzu aydınlatan bütün değerlerimizi pozitif yönlerimizi yanımıza alarak yürüyüşümüzü sürdürüyoruz. Bu uzun yolda partimizin kuruluş paradigmasını daha da güçlendirerek yolumuza devam edeceğiz. Toplumun 3’üncü yol siyasetine ihtiyacı var, Toplumun kurtuluşu 3. Yol siyasetindedir, bizler bütün tarihsel birikimlerimizi değerlerimizi bu yolu daha fazla açmaya daha fazla büyütmeye ve bu yolda daha başarılı ilerlemek için hep birlikte bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz. Bu topraklar üzerinde özgürlükten barıştan demokrasi ve demokrasiden yana yükselen bütün seslerin taşıyıcısı olacağız. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken bu seslerin iradesiyle demokratik cumhuriyeti hep birlikte inşa edeceğiz. Bu iradeyi bu ülkenin yönetimine de hep birlikte taşıma iddiamızı daha da güçlendireceğiz. Toplumun tıkanan nefes borularını tek tek açacağız. Türkiye halklarının eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşama hayallerini gerçekleştireceğiz. Emekçilerin ezilenlerin yoksulların, ekmek ve özgürlük mücadelesinin sonuç verdiği günleri hep birlikte göreceğiz. Gündüzlerinde sömürülmeyen gecelerinde aç yatılmayan bir dünya hayalimiz var ve dimdik ayakta. Bu umut ve direnç ve kurucu irademizle hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum, yolumuz açık olsun, yeni partimiz bütün Türkiye halklarına kutlu olsun hepimize hayırlı uğurlu olsun.”

    PİRHA/ANKARA