Etiket: hekim göçü

  • Kadıköy’de Büyük Hekim Yürüyüşü! – VİDEO

    Kadıköy’de Büyük Hekim Yürüyüşü! – VİDEO

    PİRHA- Sağlık emekçileri, 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında İstanbul’da yürüyüş yaptı. Kadıköy İskele Meydanı’nda 14 maddelik talep açıklayan hekim ve sağlık çalışanları, “TTB’nin sağlıkta şiddet yasa teklifi kabul edilmelidir” diye belirtti.

    https://youtu.be/hOIgfD83dsg

    Sağlık emekçileri, 14 Mart Tıp Bayramı haftası kapsamında düzenledikleri ‘Büyük Hekim Yürüyüşü’ öncesi Haydarpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde bir araya geldi. Hekim ve sağlık çalışanları, Filistin’de yaşamını yitiren sağlık emekçileri ve Filistin halkı için boyunlarına taktıkları puşiler ile dayanışma gösterdiklerini ifade etti.

    “YAŞAMAK, YAŞATMAK İSTİYORUZ”

    “Herkese eşit parasız sağlık”, “Sağlıkta şiddet ölüm demektir”, “Asistan hekim köle değildir” “Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz”, “Filistin halkı yalnız değildir”, “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz” sloganları ile yürüyüşe geçen hekim ve sağlık emekçilerinin toplanma adresi Kadıköy İskele Meydanı oldu.

    “BİRLİKTE MÜCADELE EDELİM”

    Depremde yaşamını yitiren sağlık emekçileri için 1 dakikalık saygı duruşu ardından TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı ilk konuşmayı yaptı. Fincancı şu konulara değindi:

    “Biz 14 Mart’ı bayram tadında kutlama olanağından yoksunuz.  14 Mart’lar yalnızca bizim bayramımız değil, tüm insanlarımızın bayramı olsun. 14 Mart’ları yalnızca hekimler, yalnızca sağlık emekçileri olarak değil, tüm insanlar olarak bayram kılmak için yan yana duralım, birlikte mücadele edelim. Çünkü sağlık hepimizin, emek hepimizin ve emeğimizi, sağlığımızı yeniden insanlar için var etmek üzere mücadele ediyoruz.

    “İYİ HEKİMLİK YAPMAK İSTİYORUZ”

    İstanbul Tabip Odası adına söz alan Nergis Aydoğan ise şunlar ifade etti:

    “Sorunlarımız çok büyük gerçekten. Anlatıldı, anlatılacak ama her şeye rağmen, şu anda sizlerle birlikte olmanın mutluluğunu, sizlerin gücünü hissetmenin hazzını yaşıyorum. Hepinize çok teşekkür ediyorum bu anlamda. Değerli meslektaşlarım, aslında hekimlerin talepleri son derece basit. Şiddetsiz bir ortamda hekimlik yapmak istiyoruz. Gücümüz ölçüsünde hasta görüp iyi hekimlik yapmak istiyoruz. İnsanca yaşayacağımız koşullara sahip olmak istiyoruz. Bütün enerjimizi mesleğimize daha fazla yöneltmek üzere rahat koşullar istiyoruz. Bunlar son derece basit, uygulanabilir istekler. Son derece insani istekler ama biz biliyoruz ki bu bir tercih meselesi. Nereye, kime yatırım yapacağınıza dair bir siyasi tercih meselesi ne yazık ki. Günümüzde bu tercihin nerelere nasıl yapıldığı belli. Tercihi kendimizden yana döndürebilmek için gücümüze ihtiyacımız var. İnsanca çalışacağımız koşullara kavuşmak için hep birlikte olmanın önemini bir kez daha vurguluyorum.”

    “14 MART’TA 14 TALEP”

    Sağlık emekçileri, “14 Mart Tıp Bayramı’nda 14 talebimiz var” diyerek kamuoyuna şu açıklamayı paylaştı:

    “Sağlık ortamına dair düzenlemeler, TTB ve ilgili sağlık emek-meslek örgütlerinin görüşleriyle yapılmalıdır.

    TTB’nin sağlıkta şiddet yasa teklifi, mekânsal önlem önerileri kabul edilmelidir. Güvenli bir çalışma ortamı sağlanmasında idarecilerin sorumluluğu öncelikli olarak dikkate alınmalıdır.

    Hekimlerin/sağlık emekçilerinin dinlenme koşulları, sağlık hizmetinde hataya sevk etmeyecek şekilde düzenlenmelidir. Her sağlık kurumunda yeterli sayıda doktor dinlenme odası, kafeterya, emzirme odası, kreş sağlanmalıdır. Nöbet ertesi izin, idarecilerin insafına bırakılmamalıdır.

    Pandemilerde, pandemiye yol açan hastalık, sağlık emekçileri için illiyet bağı aranmadan meslek hastalığı kabul edilmelidir.

    Sağlık emekçileri için fiili hizmet süresi zammı 120 gün olmalıdır.

    Hekimlerde ek gösterge üst sınırı 7600’e yükseltilmelidir.

    Tüm sağlık emekçilerine, emekliliğe yansıyan, gerçek enflasyona uygun, insanca yaşayabilecekleri tek kalem maaş verilmelidir.

    Emekli sandığı, SSK, Bağ-Kur emekli aylıkları arasındaki uçurum giderilmeli, tüm emekli hekim aylıkları yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmalı, tüm hekimler emeklerinin hakkı ölçüsünde emekli ikramiyesi alabilmelidir.

    Vergide adalet istiyoruz! Vergi dilimi üst sınırı %15 olmalıdır.

    Muayene süreleri, bilimsel ve nitelikli sağlık hizmeti gözetilerek düzenlenmelidir.

    Acil servislerde yeşil alan kaldırılmalı, poliklinik hizmeti verilmemelidir.

    Atamalar bilimsel ölçütlere ve liyakate dayalı olmalıdır.

    Tıp fakültesi ve tıpta uzmanlık eğitimi kontenjanları, eğitimin niteliği gözetilerek azaltılmalıdır.

    Koruyucu sağlık sisteminin öncelendiği, güçlü ve bölge tabanlı birinci basamak, basamaklandırılmış ve parasız bir sağlık sistemi inşa edilmelidir.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Hekim örgütlerinden hükümete: Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz!

    Hekim örgütlerinden hükümete: Susmuyoruz, korkmuyoruz, hiçbir yere gitmiyoruz!

    PİRHA – TTB ve Tabip Odaları, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın hekim göçünün nedenine ilişkin ifade ve hareketine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada Bakan Koca’ya, ‘utanç verici’ eleştirisi yöneltildi.

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve tabip odalarının temsilcileri, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Meclis’teki bütçe görüşmeleri sırasında hekim göçüne dair kullandığı ifade ve yaptığı hareketi kınadı.

    TTB Genel Merkezinde yapılan basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi üyeleri ile tabip odalarının temsilcileri katıldı.

    Basın açıklaması öncesinde konuşan TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Kazım Doğan Eroğulları, “Ülkemiz adına utanç verici günlerden geçiyoruz. Hukukun, Anayasa’nın askıya alındığı, her türlü muhalif senin kısıldığı, basının ve tüm aykırı seslerin üzerinde yoğun bir baskının hissedildiği bu günlerde TTB olarak yurdun dört bir yanından gelen tabip odası temsilcilerimizle, aktivistlerimizle buradayız ve susmuyoruz. TTB hiçbir zaman susmadı, susmayacak” ifadelerini kullandı.

    “O KOLTUĞU BIRAKIN GİDİN”

    Eroğulları, TTB’ye yönelik görevden alma davasına da değinerek “Bu hukuksuz dava ile bizlerin sesini kısmak istiyorlar ama TTB 70 yıldır susmadı, doğru bildiklerini söyledi ve bugün de burada bu doğruları tekrar söylemek için toplandık. Halkın sağlığa ulaşamadığı, hekimlerin de gittikçe yoksullaştığı bugünlerde Sayın Sağlık Bakanı, Meclis’te yaptığı hareketlerle hepimizi, halkın gözünde bizi paragöz olmakla suçlamış ve bizleri meslek adına, insanlık adına utandırmıştır. Sayın Bakan’ın hayatının merkezinde para olabilir, kar olabilir. Buradaki hekimlerin hayatının merkezide halkın sağlığı, hekimlerin hakları ve mücadele var. Buradan Sağlık Bakanı’na sesleniyoruz: Bizleri utandırmayın artık ve o koltuğu bırakın gidin” dedi.

    TTB ve tabip odaları adına basın açıklamasını ise TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Adalet Çıbık okudu. Sağlık Bakanı Koca’nın bütçe görüşmelerinde kullandığı ifadeler ve yaptığı el hareketiyle izledikleri politikaları aklamaya, hekimleri ise paragözlükle suçlayarak toplumun gözünde hedef haline getirmeye çalıştığını söyleyen Çıbık, “Sağlıkta şiddetin ve hekim intiharlarının tırmandığı, umutsuzluğun ve geleceksizliğin derinleştiği, fakültelerde tıp kitaplarının yerini yabancı dil kitaplarının aldığı ülkemizde hekim göçünün Bakan tarafından indirgendiği yer utanç vericidir” dedi.

    “SUSMUYORUZ, KORKMUYORUZ, HİÇBİR YERE GİTMİYORUZ”

    Yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    Ülkemizde evrensel hukuk ilkelerinin ve adaletin zerresinin de iktidar çevreleri tarafından bitirilmeye çalışıldığı bir dönemdeyiz. Kısa bir süre önce Yargıtay eliyle yapılan hukuk darbesi ile anayasasızlaştırma sürecine yeniden hız kazandırılmıştır.

    Tekrarlıyoruz: Her bir kurum ve birey için hayati olan anayasal hakların ilga edilmesi er ya da geç, öyle ya da böyle herkese kaybettirecektir.

    Anayasa’yı tanımadığını açıkça ilan eden ve hukukun üstünlüğü ilkesini rafa kaldırmış olan iktidar çevrelerine ve bu karara karşı güçlü bir iradeyi birlikte kurmak için bu duruma karşı sesimizi yükseltmek ve dayanışmayı artırmak bir zorunluluktur.

    Sağlık Bakanlığı yaşadığımız sorunlara karşı bu sorunları anlamaktan ve çözüm üretmekten uzaktır, günü kurtarmaya çalışan söylem ve uygulamalarla yaşadığımız sorunları derinleştiren bir tutum izlemektedir.

    Piyasacı, halk sağlığını ve hekimleri/sağlık emekçilerini yok sayan, değersizleştiren sağlık politikalarının şiddeti daha çok artıracağını söyledik ve ne yazık ki bir tüketim nesnesine dönüştürülmemiz sonucunda sağlıkta şiddet nedeniyle birçok meslektaşımızı kaybettik, birçok meslektaşımız fiziksel, sözel ve psikolojik şiddete maruz kaldı.

    Niteliksel bir sağlık hizmetinden çekilen iktidar, sağlığı sadece rakamlara indirgemiş durumda. 3-5 dakikada bir hasta bakmamızı istiyor. Onlar için övünülecek olan her yıl artan hasta sayısı, poliklinik sayısı, tetkik sayısı, BT sayısı, MR sayısı, kısaca sadece sayılar onlar için önemli olan…

    “TIP KİTAPLARININ YERİNİ YABANCI DİL KİTAPLARI ALDI”

    Geçtiğimiz gün Meclis’teki Sağlık Bakanlığı bütçesi görüşmelerinde Sağlık Bakanı yurtdışına hekim göçü konusunda ellerindeki verilerin TTB verileri ile uyuşmadığını ve bu konuda TTB’den veri paylaşımı talebinde bulunduklarını belirtti. Sağlık Bakanlığı tarafından TTB’den konuya dair istenmiş bir bilgi mevcut değildir. Ayrıca TTB olarak her ay ve her yıl elimizdeki verileri şeffaflıkla kamuoyu ile paylaşıyoruz.

    Sayın Bakan bununla da kalmadı, bütçe görüşmelerinde kullandığı ifadeler ve yaptığı el hareketiyle izledikleri politikaları aklamaya, hekimleri ise paragözlükle suçlayarak toplumun gözünde hedef haline getirmeye çalıştı. Sağlıkta şiddetin ve hekim intiharlarının tırmandığı, umutsuzluğun ve geleceksizliğin derinleştiği, fakültelerde tıp kitaplarının yerini yabancı dil kitaplarının aldığı ülkemizde hekim göçünün bakan tarafından indirgendiği yer utanç vericidir.

    Tüm bunlara karşı;

    Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın derhal terk edilmesini istiyoruz.

    Tüm sağlık birimlerinde şiddete karşı güvenli çalışma alanları istiyoruz.

    Hekim-hasta arasındaki ilişkileri bozacak söylemlerden, hekim ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddet içeren dilden vazgeçilmesini istiyoruz.

    Toplumu hastalıklardan koruyabildiğimiz; tüketim nesnesi değil, hak öznesi olduğumuz bir hekimliği var etmenin koşullarını istiyoruz.

    İdarecilerin liyakat temelli olmasını ve emekçiler tarafından demokratik olarak seçilmesini istiyoruz.

    Şehir hastanelerine aktarılan kaynakların koruyucu sağlık birimlerine aktarılmasını istiyoruz.

    İnsanca hekimlik yapabileceğimiz bir sağlık ortamını hep birlikte inşa edebilmek için tüm meslektaşlarımızı ortak mücadeleye davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Sağlık meslek örgütlerinden ortak eylem kararı!-VİDEO

    Sağlık meslek örgütlerinden ortak eylem kararı!-VİDEO

    PİRHA – Türk tabipleri Birliği(TTB) ile çok sayıda sağlık meslek örgütü, sağlık ortamının sorunlarını, çözüm önerilerini ve ortak mücadele stratejisini değerlendirmek için Ankara’da biraraya geldi. Yapılan açıklamada Kasım 2023’te büyük “beyaz miting” planının gündemde olduğu bilgisi verildi.

    TTB, mesleki sorunlarının çözümü için sağlık örgütleri ile yaptıkları toplantılar ardından çizilen eylem tablosunu basın mensupları ile paylaştı.
    Basının yoğun ilgisinin olduğu toplantının açılış konuşmasını TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı yaptı. Fincancı, sağlık çalışanlarının sorunlarının günden güne arttığına vurgu yaptı.

    “İŞ BIRAKMAYA KADAR GİDİLECEK”
    Fincancı, mevcut sorunlar nedeniyle hekim göçünün arttığını belirterek “Yurtdışına gitmek için bize başvuranların sayısı 1964’e ulaştı. Bu sadece bize başvuranların sayısı. İyi hal belgesi istemeyen ülkelerin olduğunu da biliyoruz. Emek örgütleri, hakları konusunda yaz başında tepkilerini dile getirmek için iş bıraktılar. Şimdi ise birlikte ‘bu mücadeleyi nasıl yürütürüz?’ konusunda toplantılar yapıyoruz. Özellikle alanda tüm çalışma arkadaşlarımızla buluşarak ilk adım olarak onlarla var olan sorunları paylaşmak ve duyurmak için bir program çıkaracağız. Bu dönem, birlikteliği örme çabamız olacak. Ardından tüm bileşenler ile büyük bir miting yapacağız. Haklarımızı alamamamız durumumda iş bırakmalara kadar gidilecek. Bu mitingi Kasım ayında başarmayı planlıyoruz. Yoksulluğa, şiddete karşı hakkımızı arayan bir çizgi oluşturacağız. Hakkımızı alana kadar da mücadeleden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

    Şebnem Korur Fincancı, 1970’lerden itibaren sağlık alanının, bir tür tüketim alanı olması için bir çabaya girildiğinin altını çizdi. Fincancı, şunları söyledi:
    “Türkiye’de, çalışanlarını tüketmeye odaklı, nesneleştiren bir uygulamaya gitti. Türkiye’de şu an hiçbir hak yok. Türkiye’de tıp fakültesi sayısı 128’e ulaştı. Eğitim veremediğimiz de ortada. Öğrenciler, büyük çabalarla tıp bölümünü kazanıyorlar ancak karşılarında nitelikli eğitim verecek kimse bulamıyorlar. Hastaneleri olmayan tıp fakülteleri var malesef. Yurtdışına giden hekimleri “ne kadar mutlular” diyerek karalamaya çalışan bir anlayış var. Aslında oradaki yalnızlıklarını gidermek için bir araya geliyorlar. Onlar isteyerek gitmediler. Toplumun sağlığını korumak adına hep birlikte olmalıyız.”

    HEKİM GÖÇÜNDE REKOR SAYI!
    Yapılan açıklamalarda hekim göçünün en büyük sebebinin sağlıkta şiddet olduğuna vurgu yapılırken, Ağustos ayında yurtdışına giden hekim sayısının 315 ile rekor düzeye ulaştığına da vurgu yapıldı.
    Diş Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Er ise istihdam konusundaki yetersizliklere vurgu yaparak “2002’de yaklaşık 14 olan fakülte sayısı şu anda 104. Dolayısıyla meslektaşlarımızın gelecek kaygıları ortada. Aslında beyin göçünü salt sağlık alanında değil birçok alanda görüyoruz. Bizler bir umut için bir aradayız” ifadelerini kullandı.

    Basın toplantısında, sağlık meslek örgütleri ile gazeteciler arasındaki iletişimin daha da güçlendirilmesi konusunda vurgu yapıldı.
    PİRHA/ANKARA

  • Erdoğan ‘Giderlerse gitsinler’ demişti; en fazla hekim göçü Temmuz’da yaşandı!-VİDEO

    Erdoğan ‘Giderlerse gitsinler’ demişti; en fazla hekim göçü Temmuz’da yaşandı!-VİDEO

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, hekimlerin yurt dışına göç oranına dikkat çekti. Fincancı, son 1 ayda 288 hekimin, ülkeyi terk ettiğini söyleyerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Giderlerse gitsinler” sözünün bir tür şiddet dili olduğunu belirtti.

    Hekimlerin özlük haklarındaki taleplerine karşılık verilmemesi ve sağlıkta şiddet vakaları, mevcut krizi günden güne derinleştiriyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaşananlar neticesinde hekimlerin, Avrupa ülkelerine yönelmesi konusunda ‘giderlerse gitsinler’ diyerek adeta bir sorun yokmuşçasına tablo çiziyor.

    TÜM ZAMANLARIN EN BÜYÜK HEKİM GÖÇÜ!

    Türk Tabipleri Birliği’nin verilerine göre yurt dışına çıkış için iyi hal belgesi başvurularında son bir ayda adeta patlama yaşandı. Aktarılan bilgilere göre Temmuz ayında 288 hekim, yurt dışına gitmek için TTB’ye başvurdu. Bu oran, son yılların en fazla hekim göçünün yaşandığı süreç olarak kayıtlara geçti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışına giden doktorlar için “Varsın giderlerse gitsinler. Biz de yeni yetişen hekimlerle, asistanlarla götürürüz” dese de sağlıktaki nitelik de tartışma konusu oldu.

    Hekimlerin “iyi hal belgesi” için başvurularında artış olduğuna vurgu yapan Şebnem Korur Fincancı, “Bu sadece hekimlere özgü de değil, mimarlar, mühendisler de bu ülkeden gidiyor. Bu çok üzücü. Çünkü bu ülkenin geleceği bizim genç meslektaşlarımız ve tablo bu, geleceği yitirdiğimizi gösteriyor” dedi.

    “MAYIS’ IN İLK 15 GÜNÜ BAŞVURU SAYISI AZALDI”

    TTB verilerinde, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler sürecinde yurt dışına giden hekim oranında ise bir azalma olduğu görüldü. TTB yöneticileri bu durumu “Değişimden yana bir umut besleniyordu” sözleriyle yorumladı.

    Şebnem Korur Fincancı, “Özellikle Mayıs ayında, ilk 15 günü ve ikinci 15 günü karşılaştırmıştık. İlk 15 günde seçim öncesi bir beklenti içine girdiklerini ve başvuru sayısının düştüğünü gözlemledik. Fakat ikinci 15 günde, seçimin sonuçları açıklandıktan sonra dramatik bir şekilde arttı sayı ve ilk 15 günün iki katına çıktı. Bu aslında beklentisizlik demek, bu emeğin değersizleştirilmesinin devam etmesi, mesleki itibarımızın yok sayılması demek. Böyle düşünüyor meslektaşlarımız ve gitmeyi tercih ediyorlar” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANININ SÖZLERİ BİR ŞİDDET DİLİDİR “

    Fincancı, Türkiye’nin geleceğinin gençler olduğunu vurgulayarak, iktidar tarafından oluşturulan şiddet dilinin, sağlık alanına yansımalarını eleştirdi.

    Fincancı, sözlerine şöyle devam etti:

    “Memleket için çok kaygı verici bir durum var. Bu genç insanlar bizim geleceğimiz olacaklar fakat bu ülkede gelecek görmedikleri için bu ülkenin geleceği olmaktan vazgeçiyorlar. Biz onların yeniden bu ülkenin geleceği gibi hissetmelerini sağlamak zorundayız. Meslek örgütleri olarak, onların emeklerinin değer kazanması için mücadele ediyoruz. Tabii ki doğru bir planlama yapılması, sağlık sisteminin özellikle kamusal alanı güçlendirecek koruyucu sağlık hizmetlerini tahkim edecek bir boyuta ulaşması gerektiğini ifade etmek gerekiyor. ‘Beyaz reform’ adı altında sermayeye daha fazla pirim veren, emeğin değersizleşmesini ve ne yazık ki çalışma koşullarının güvencesizliğe doğru evrilmesine neden olan sistem yerine, kamusal alanın güçlendirildiği ve koruyucu sağlık hizmetlerinin daha güçlü sayılıp, basamaklandırılmış bir sağlık hizmeti içinde sağlığa erişim hakkımızın korunması gerektiğini, toplumla birlikte bu mücadeleyi yürütmemiz gerektiğini ifade etmek gerekiyor. Bunun yanı sıra ‘giderlerse gitsinler’ bir şiddet dilidir ve sonrasında sözler değiştirilmiş olsa da bu şiddet dilinin zaman zaman tüm sağlık alanında, sağlık ortamına yönelik kullanılması aynı zamanda sağlıkta şiddeti de körüklemektedir. Bu tür ifadelerin kullanıldığı koşullarda suçlulaştırma girişimlerinin meslek örgütünü, bu meslek örgütüne ve sağlık ortamında emek veren insanları, hekimleri, suçlulaştırma girişimleriyle beraber şiddetin yükseldiğini geçtiğimiz yıl ne yazık ki 6 Temmuz’da Ekrem Karakaya isimli meslektaşımızın katledilmesiyle gördük. Gittikçe daha fazla ateşli silahla sağlık kurumlarına girip ateş açılan bir ortam oluştu.

    “SAĞLIK KURUMLARI TEKSAS’A DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Sağlık kurumları Teksas’a dönüştürüldü. Sağlık kurumları, afetlerde en son zarar görmesi beklenen ortamlardır ama afetlerde ilk zarar görenler oldu. Sağlık ortamları bu tür şiddet eylemlerinin onarıldığı ortamlar olması gerekirken, şiddetin bizzat içinde yaşandığı ortamlar oldu. Biz bu gidişata ‘hayır’ diyoruz. Bunu durdurmak için de söz veriyoruz.”

    Eren GÜVEN-Buse Nehir DEMİR/ANKARA