Etiket: Hekim

  • Erdoğan ‘Giderlerse gitsinler’ demişti; en fazla hekim göçü Temmuz’da yaşandı!-VİDEO

    Erdoğan ‘Giderlerse gitsinler’ demişti; en fazla hekim göçü Temmuz’da yaşandı!-VİDEO

    PİRHA – Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, hekimlerin yurt dışına göç oranına dikkat çekti. Fincancı, son 1 ayda 288 hekimin, ülkeyi terk ettiğini söyleyerek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Giderlerse gitsinler” sözünün bir tür şiddet dili olduğunu belirtti.

    Hekimlerin özlük haklarındaki taleplerine karşılık verilmemesi ve sağlıkta şiddet vakaları, mevcut krizi günden güne derinleştiriyor.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaşananlar neticesinde hekimlerin, Avrupa ülkelerine yönelmesi konusunda ‘giderlerse gitsinler’ diyerek adeta bir sorun yokmuşçasına tablo çiziyor.

    TÜM ZAMANLARIN EN BÜYÜK HEKİM GÖÇÜ!

    Türk Tabipleri Birliği’nin verilerine göre yurt dışına çıkış için iyi hal belgesi başvurularında son bir ayda adeta patlama yaşandı. Aktarılan bilgilere göre Temmuz ayında 288 hekim, yurt dışına gitmek için TTB’ye başvurdu. Bu oran, son yılların en fazla hekim göçünün yaşandığı süreç olarak kayıtlara geçti.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışına giden doktorlar için “Varsın giderlerse gitsinler. Biz de yeni yetişen hekimlerle, asistanlarla götürürüz” dese de sağlıktaki nitelik de tartışma konusu oldu.

    Hekimlerin “iyi hal belgesi” için başvurularında artış olduğuna vurgu yapan Şebnem Korur Fincancı, “Bu sadece hekimlere özgü de değil, mimarlar, mühendisler de bu ülkeden gidiyor. Bu çok üzücü. Çünkü bu ülkenin geleceği bizim genç meslektaşlarımız ve tablo bu, geleceği yitirdiğimizi gösteriyor” dedi.

    “MAYIS’ IN İLK 15 GÜNÜ BAŞVURU SAYISI AZALDI”

    TTB verilerinde, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler sürecinde yurt dışına giden hekim oranında ise bir azalma olduğu görüldü. TTB yöneticileri bu durumu “Değişimden yana bir umut besleniyordu” sözleriyle yorumladı.

    Şebnem Korur Fincancı, “Özellikle Mayıs ayında, ilk 15 günü ve ikinci 15 günü karşılaştırmıştık. İlk 15 günde seçim öncesi bir beklenti içine girdiklerini ve başvuru sayısının düştüğünü gözlemledik. Fakat ikinci 15 günde, seçimin sonuçları açıklandıktan sonra dramatik bir şekilde arttı sayı ve ilk 15 günün iki katına çıktı. Bu aslında beklentisizlik demek, bu emeğin değersizleştirilmesinin devam etmesi, mesleki itibarımızın yok sayılması demek. Böyle düşünüyor meslektaşlarımız ve gitmeyi tercih ediyorlar” diye konuştu.

    “CUMHURBAŞKANININ SÖZLERİ BİR ŞİDDET DİLİDİR “

    Fincancı, Türkiye’nin geleceğinin gençler olduğunu vurgulayarak, iktidar tarafından oluşturulan şiddet dilinin, sağlık alanına yansımalarını eleştirdi.

    Fincancı, sözlerine şöyle devam etti:

    “Memleket için çok kaygı verici bir durum var. Bu genç insanlar bizim geleceğimiz olacaklar fakat bu ülkede gelecek görmedikleri için bu ülkenin geleceği olmaktan vazgeçiyorlar. Biz onların yeniden bu ülkenin geleceği gibi hissetmelerini sağlamak zorundayız. Meslek örgütleri olarak, onların emeklerinin değer kazanması için mücadele ediyoruz. Tabii ki doğru bir planlama yapılması, sağlık sisteminin özellikle kamusal alanı güçlendirecek koruyucu sağlık hizmetlerini tahkim edecek bir boyuta ulaşması gerektiğini ifade etmek gerekiyor. ‘Beyaz reform’ adı altında sermayeye daha fazla pirim veren, emeğin değersizleşmesini ve ne yazık ki çalışma koşullarının güvencesizliğe doğru evrilmesine neden olan sistem yerine, kamusal alanın güçlendirildiği ve koruyucu sağlık hizmetlerinin daha güçlü sayılıp, basamaklandırılmış bir sağlık hizmeti içinde sağlığa erişim hakkımızın korunması gerektiğini, toplumla birlikte bu mücadeleyi yürütmemiz gerektiğini ifade etmek gerekiyor. Bunun yanı sıra ‘giderlerse gitsinler’ bir şiddet dilidir ve sonrasında sözler değiştirilmiş olsa da bu şiddet dilinin zaman zaman tüm sağlık alanında, sağlık ortamına yönelik kullanılması aynı zamanda sağlıkta şiddeti de körüklemektedir. Bu tür ifadelerin kullanıldığı koşullarda suçlulaştırma girişimlerinin meslek örgütünü, bu meslek örgütüne ve sağlık ortamında emek veren insanları, hekimleri, suçlulaştırma girişimleriyle beraber şiddetin yükseldiğini geçtiğimiz yıl ne yazık ki 6 Temmuz’da Ekrem Karakaya isimli meslektaşımızın katledilmesiyle gördük. Gittikçe daha fazla ateşli silahla sağlık kurumlarına girip ateş açılan bir ortam oluştu.

    “SAĞLIK KURUMLARI TEKSAS’A DÖNÜŞTÜRÜLDÜ”

    Sağlık kurumları Teksas’a dönüştürüldü. Sağlık kurumları, afetlerde en son zarar görmesi beklenen ortamlardır ama afetlerde ilk zarar görenler oldu. Sağlık ortamları bu tür şiddet eylemlerinin onarıldığı ortamlar olması gerekirken, şiddetin bizzat içinde yaşandığı ortamlar oldu. Biz bu gidişata ‘hayır’ diyoruz. Bunu durdurmak için de söz veriyoruz.”

    Eren GÜVEN-Buse Nehir DEMİR/ANKARA

  • Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    Bahçeli’nin hedef gösterdiği TTB: Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!

    PİRHA-Son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından “Kapatılsın” denilerek, hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği (TTB) sosyal medya hesabından bir paylaşım yaparak, “Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” dedi.

    AKP’ye yakın kesimler tarafından hedef gösterilen Türk Tabipleri Birliği’ni son olarak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de hedef göstermiş, “Kapatılsın” çağrısında bulunmuştu. Sağlıkta şiddet yasasının çıkması, çalışma koşullarının düzeltilmesi için mücadele eden TTB’den “Buradayız” paylaşımı geldi.

    TTB’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Artık kaybettiklerimizin değil umudun, özgürlüğün, sevincin dilimizde; sağlığımızın, geleceğimizin ellerimizde olduğu günlerde hep birlikte bayramları kutlayabilmek için Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz!” ifadelerine yer verildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB: Din görevlisinin ağzından çıkan sözler katliama çağrı niteliğindedir

    TTB: Din görevlisinin ağzından çıkan sözler katliama çağrı niteliğindedir

    PİRHA-Türk Tabipleri Birliği (TTB), bir cami imamının hekimleri hedef alarak sosyal medyaya yansıyan “Sen olsan öldürmez misin?” sözlerine ilişkin bir açıklama yaptı. Diyanet ile adli makamları harekete geçmeye çağıran TTB, açıklamasında “Bir din görevlisinin ağzından çıkan bu sözler; şiddete, cinayete, hatta katliama çağrı niteliğindedir” dedi.

    Konya Şehir Hastanesi’nde görevli kardiyoloji uzmanı Dr. Ekrem Karakaya’nın iki gün önce başka bir hastanede görevli güvenlik görevlisi tarafından öldürülmesinin ardından sağlık çalışanları ülke genelinde iki günlüğüne iş bıraktı. Sağlıkta şiddetin önlenmesinde iktidarın yeterli adımı atmadığını belirten sağlık emekçileri Karakaya cinayetinin ardından birçok yerde protesto gösterilerine başladı. İstanbul’daki protestolarda polis hekimlere sert müdahalede bulundu.

    CAMİ İMAMI: SEN OLSAN ÖLDÜRMEZ MİSİN?

    Sağlık emekçilerinin greve gitmesi iktidara yakın kesimler tarafından hedef gösterilirken, sosyal medyaya yansıyan görüntülere göre Konya’da olduğu iddia edilen bir cami imamının cuma vaazı sırasında iş bırakan doktorları hedef aldığı görüldü. Vaaz sırasında imam “Sen vardın hastaneden boş döndün. İğne yapılacak, oğlun ölecek elinde. Doktor da dedi, “git bugün grevdeyiz”. Öldürmez misin sen? Dövmez misin? Sövmez misin?” sözleriyle hekimleri hedef aldı.

    Sağlıkta şiddet yasasının çıkarılması ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle belirli dönemler greve giden sağlık emekçileri, acil servisleri protestolara dahil etmiyor. Fakat iktidar yanlısı medya, hekimlerin acil servislerde de iş bıraktığı argümanıyla grevleri hedef alıyor.

    TTB: DİN GÖREVLİSİNİN AĞZINDAN ÇIKANLAR KATLİAMA ÇAĞRI NİTELİĞİNDEDİR

    Türk Tabipleri Birliği de (TTB) sosyal medyaya yansıyan görüntülere ilişkin bir açıklama yaparken, hekimleri hedef alan cami imamı için hem Diyanet’i hem de adli makamları harekete geçmeye çağırdı. TTB açıklamasında “Doktorlar dedi ki, bugün grevdeyiz. Öldürmez misin sen? Dövmez misin, sövmez misin?” Bir din görevlisinin ağzından çıkan bu sözler; şiddete, cinayete, hatta katliama çağrı niteliğindedir! TTB olarak hem Diyanet’i hem de adli makamları derhal herekete geçmeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA / İSTANBUL

  • Sağlık emekçileri İstanbul’da da iş bıraktı: İnsanca çalışma koşulları istiyoruz-VİDEO

    Sağlık emekçileri İstanbul’da da iş bıraktı: İnsanca çalışma koşulları istiyoruz-VİDEO

    PİRHA-Özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle yurt genelinde iş bırakma eylemi gerçekleştiren sağlık emekçileri, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi önünden bir kez daha seslendi. Sağlıkçılar ortak yaptıkları açıklama ile “Bu işlemeyen, sağlık değil sağlıksızlık üreten sisteminin tüm yükünü  bizler çekmekteyiz, emeğimizin karşılığını alamadan her geçen gün daha fazla şiddete maruz kalmaktayız” dedi. 

    Sağlık emekçileri, özlük hakları ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi talebiyle yurt genelinde bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. İstanbul Tabip Odası, İstanbul Diş Hekimleri Odası, 1. Bölge İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası, Genel Sağlık-İş Sendikası, Dev-Sağlık-İş ile Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik Ve Dayanışma Sendikası, İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi önünde bir araya geldi.

    Temel Bilimler Fakültesi önünden ana kapıya kadar yürüyüş gerçekleştiren sağlık emekçileri, taleplerini bir kez daha haykırdı. Kurumlar adına ortak basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Başkanı Dr. Pınar Saip okudu. “Pandeminin derinleştiği kriz ortamında ekonomik ve sosyal haklarımız ile ilgili büyük hak kayıpları yaşamaya devam ediyoruz” diyen Saip, siyasi iktidarın sağlık hizmetlerini üreten sağlık emekçilerinin haklarını görmezden geldiğini söyledi.

    “SAĞLIKSIZLIK ÜRETEN SİSTEMİN TÜM YÜKÜNÜ BİZ ÇEKİYORUZ”

    Saip şöyle devam etti:

    “Her gün yağmur gibi gelen zamlar nedeniyle, tüm toplum kesimleri gibi bizler de artık geçinemiyoruz. Sağlığı alınıp, satılan bir meta, hastaneleri işletme, hastaları müşteri ve sağlık çalışanlarını köle olarak gören anlayışın ürünü olan “sağlıkta dönüşüm programı” ile bizlerin emeği ucuzlatılmış, çalışma koşulları kötüleşmiş, halkın sağlık hakkı ise büyük ölçüde elinden alınmış gelinen aşamada sağlık sistemi işlemez hale gelmiştir.

    Sağlığa erişim giderek zorlaşmakta, katkı-katılım payları ile ekonomik krizin derinleştiği koşullarda yurttaşın cebinden giderek daha fazla para çıkmaktadır. Bu işlemeyen, sağlık değil sağlıksızlık üreten sisteminin tüm yükünü ise bizler çekmekte, emeğimizin karşılığını alamadan her geçen gün daha fazla şiddete maruz kalmaktayız. Yetersiz istihdamın ve kışkırtılmış sağlık talebinin karşısında tükenmekte, angarya ile daha çok çalışmaya zorlanmaktayız.”

    “İNSANCA ÇALIŞMA KOŞULLARI İSTİYORUZ”

    Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise sağlık çalışanlarının taleplerini şöyle sıraladı:

    “İnsanca yaşayacağımız temel ücret, insanca çalışma koşulları ve güvenli çalışma ortamları istiyoruz. Emekliliğe yansıyacak hakkımız olan ücretlerimizi ve 7200 ek gösterge istiyoruz. Emekli hekimlerin maaşlarının yaşamlarını ekonomik ve sosyal açıdan sürdürebileceği seviyeye çıkartılmasını istiyoruz. TTB’nin yıllardır önerdiği ‘Sağlıkta Şiddet Yasası’nın çıkarılmasını, sağlıkta şiddetin sona ermesini istiyoruz. Covid-19’un bütün sağlık çalışanları için illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı olarak kabul edilmesini istiyoruz.

    ‘Aile Hekimliği Ceza Yönetmeliği’nin geri çekilmesini; koruyucu sağlık hizmetlerinin kamu tarafından yeterli ve güvenli koşullara kavuşturan kamu binalarında, toplumun her kesimine eşit ve öncelikli sunulduğu birinci basamak sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Asistan hekimlerin asli işlerinin eğitimleri olduğunun kabulünü, ucuz emek sömürüsüne denk düşen uygulamalara son verilmesini istiyoruz. Özel sektörde ciro baskısına, şirket kurdurma zorlamasına son verilmesini, güvenceli sendikalı, çalışma koşullarının oluşturulmasını istiyoruz. Pandemide çalışılan her yıl için 120 gün yıpranma payı istiyoruz.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

     

  • İstanbul Tabip Odası: Salgın yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor

    İstanbul Tabip Odası: Salgın yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor

    PİRHA-“Pandeminin Türkiye’deki Merkez Üssü İstanbul’da Son Durum” başlıklı bir basın toplantısı düzenleyen İstanbul Tabip Odası, ikinci yılını doldurmak üzere olduğumuz Covid-19 pandemisinin en başından beri kontrol edilemediğini söyledi. İTO, “Salgın neredeyse kendi doğal seyrine bırakılmış durumda yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor” dedi.

    İstanbul Tabip Odası (İTO) Cağaloğlu’ndaki binasında “Pandeminin Türkiye’deki Merkez Üssü İstanbul’da Son Durum” başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Salgının en başından beri kontrol edilemediğini belirten İstanbul Tabip Odası, açıklamasında “Meslektaşlarımız artan iş ve hastalık yükü altında güvensiz çalışma ortamı nedeniyle tükeniyor. Sağlık çalışanları korunmaktan öte hasta hasta çalışmak zorunda kalıyor. En başından beri kontrol edilemeyen salgın neredeyse kendi doğal seyrine bırakılmış durumda yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    Açıklamayı İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Güray Kılıç yaparken, Covid-19 pandemisinin ikinci yılını doldurmak üzere olduğumuz bugünlerde salgının seyrine ilişkin tespitlerde bulunuldu. İTO tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “HASTANELER DOLUYOR, SAĞLIK ÇALIŞANLARI TÜKENİYOR”

    “Hastaneler doluyor, sağlık çalışanları tükeniyor. Covid-19 pandemisinin ikinci yılını doldurmak üzere olduğumuz şu günlerde Omicron varyantının oluşturduğu yeni dalga adeta bir tsunami gibi dünyayı ve ülkemizi etkisi altına almıştır. Gerek Omicron varyantının artmış bulaşıcılık özelliği gerek kısıtlamaların azaltılması gerekse de kuzey yarım kürede kış döneminin etkisiyle ülkemizde ve dünyada genelinde olgu sayılarında yeniden artış gözleniyor. Birçok ülkede vaka sayıları rekor üzerine rekor kırarken, Türkiye’de resmi verilere göre test kısıtlamasına rağmen günlük vaka sayısı üç haftadır 60 binin üzerinde, test pozitiflik oranı da vaka sayılarına paralel şekilde üç haftadır yüzde 15’in üzerinde seyretmektedir.

    Yine resmi verilere göre her gün 150 ile 200 arasında yani bir uçak dolusu insanımızı kaybediyoruz. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da itiraf ettiği gibi İstanbul pandeminin merkez üssü haline gelmiş durumda. Haftalık vaka sayısı pandeminin başından itibaren en yüksek sayıya ulaşan İstanbul’da yüz binde 1571 olarak açıklandı. Hastanelerde Covid servisleri ve yoğun bakımları doluyor, yenileri açılıyor.

    “SAĞLIK ÇALIŞANLARI HASTA HASTA ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYOR”

    Meslektaşlarımız artan iş ve hastalık yükü altında güvensiz çalışma ortamı nedeniyle tükeniyor. Sağlık çalışanları korunmaktan öte hasta hasta çalışmak zorunda kalıyor. En başından beri kontrol edilemeyen salgın neredeyse kendi doğal seyrine bırakılmış durumda yayılmaya ve öldürmeye devam ediyor. Semptomu olmayan temaslılara test yapılmaması, izolasyon ve karantinanın tamamen kaldırılması veya sürelerinin kısaltılması, aşısız veya eksik aşılı kişilerin test yaptırmadan kapalı alanlara girişi ve seyahatiyle ilgili kısıtlamaların kaldırılması hastalığın yayılmasını hızlandırıyor.

    Yarıyıl tatili için yurdun dört bir yanına yayılan İstanbullular ile hastalığın daha da yaygınlaşması beklenmelidir. Herkesin hastalığı geçirmesi sonucu toplumsal bağışıklığın kazanılacağı beklentisinin bedeli daha fazla insan ölümü olacaktır. Omicron varyantının bir önceki Delta varyantına göre daha hafif atlatıldığı yönünde veriler olsa da özellikle hastalığı geçirmeyen, aşısız ve hatırlatma dozu yapılmayanlar dahil eksik aşılılar da oldukça ölümcül olabileceğini gösteren çalışmalar da bulunmaktadır.

    “DELTA VARYANTI HALA DOLAŞIMDA”

    Bunun yanında Delta varyantı hala dolaşımdadır. Kronik hastalığı bulunan veya ileri yaştaki kişilerin hem Delta hem de Omicron varyantına karşı kırılgan olduğu aşının yüzde yüz koruyucu olmadığı bilinmektedir. Diğer kişiler hastalığı hafif geçirse bile hastalığı daha ağır geçiren daha fazla sayıda hastaneye yatan, daha fazla ölen bu dezavantajlı gruptaki kişilere bulaşmasına neden olmaktadır.

    “ATAMA BEKLEYEN SAĞLIK ÇALIŞANLARI DERHAL ATANMALIDIR”

    Omicron sürecinde sağlık çalışanlarınım korunmasıyla ilgili önerdiğimiz düzenlemeler şunlardır:

    Sağlık çalışanı ölümlerinde de aşısız ve eksik aşılı sağlık çalışanları göze çarpmaktadır. Yasal düzenlemeler de kullanılarak, tüm sağlık çalışanlarının Covid-19’a karşı zorunlu olarak tam aşılı olması sağlanmalıdır. Riskli alanlarda çalışan sağlık çalışanlarına FFP2, FFP3, N95 benzeri ve üzeri koruyuculuğu olan maskeler parasız şekilde sağlanmalıdır. Atama bekleyen, ataması yapılmayan, kamu görevlerine hukuksuzca son verilen sağlık çalışanlarının ataması derhal yapılmalıdır. İzolasyondaki sağlık çalışanlarından yedinci günün sonunda hala hastalık belirtisi olanlarda izolasyon uzatılmalıdır. Eğer kişinin belirtisi yoksa mevcut izolasyon kuralları uygulanmalıdır.

    “RİSKLİ DURUMLARI OLANLARA KIŞ AYI BOYUNCA ÜCRETLİ İZİN VERİLMELİDİR”

    Toplum için önerilerimiz:

    Vakaların saptanabilmesi için PCR testinin yanında hızlı antijen testi yaygın olarak kullanılmalıdır. Hızlı antijen testi ve PCR testi ile saptanan vakalarda önlemler alınarak, izolasyon uygulanmalıdır. Kapalı ve kalabalık ortamlarda çalışanlar için aşı zorunluluğu getirilmelidir. Aşı kartı uygulaması ile aşısız veya eksik aşılıların kalabalık ortamlara girişine izin verilmemelidir. 5-11 yaş aralığındaki çocuklar için aşılama başlatılmalıdır. Bağışıklık yetmezliği, kronik hastalık gibi riskli durumları olan tüm çalışanlara risk durumlarına göre tüm kış ayı boyunca ücretli izin verilmelidir. Maske kullanılması, zorunlu olmadıkça kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunulmaması, kapalı alanların havalandırılması sağlanmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Koronavirüs salgını: 188 kişi hayatını kaybetti, 30 bin 201 yeni vaka

    Koronavirüs salgını: 188 kişi hayatını kaybetti, 30 bin 201 yeni vaka

    PİRHA- Sağlık Bakanlığı günlük koronavirüs tablosu verilerini açıkladı. Son 24 saatte 188 kişi yaşamını yitirirken; 30 bin 201 yeni vaka tespit edildi.

    Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre; son 24 saatte yapılan 360 bin 115 testte 30 bin 201 vaka tespit edildi. 188 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybederken, 28 bin 167 kişinin de tedavisi ve karantinası sona erdi.

    18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 87,69, 2’nci doz ortalaması yüzde 74,16 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 54 milyon 427 bin 81, 2’nci dozda 46 milyon 30 bin 897 ve 3’üncü dozda 10 milyon 714 bin 829 olmak üzere toplam 112 milyon 37 bin 763 aşı uygulandı.

    En az 2 doz aşı olmuş kişi oranının en yüksek olduğu iller; Kırklareli, Muğla, Ordu, Amasya, Çanakkale, Eskişehir, Edirne, Osmaniye, Balıkesir ve Burdur olurken 2 doz aşı olmuş kişi oranının en az olduğu iller ise Bayburt, Ağrı, Bingöl, Siirt, Bitlis, Mardin, Muş, Batman, Diyarbakır ve Şanlıurfa oldu.

    ‘”CİDDİ İHMALLERİMİZİN OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Ana gündeminizin salgın olmasını istemiyoruz. Konuya odaklanma görevi bizim. Olağan hayatınıza kavuşmanız için sizden beklediğimiz, tedbirli davranarak kendinizi korumanız. Aşı olarak, toplum bağışıklığı sürecini hızlandırmanız. Bu tablo ciddi ihmallerimiz olduğunu gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • TTB: Sağlık Bakanı görüşmezse Ankara’ya yürürüz

    TTB: Sağlık Bakanı görüşmezse Ankara’ya yürürüz

    TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı, 175 bin hekimin taleplerini dile getirmek için Sağlık Bakanı’ndan randevu talep ettiklerini belirterek, 10 gün içinde randevuya yanıt verilmemesi halinde sahaya inerek eylemlere başlayacaklarını, Ankara’ya yürüyeceklerini söyledi.

    Türk Tabipler Birliği (TTB), hekimlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi yönündeki talepleri ile özlük haklarına ilişkin İstanbul Tabip Odası’nda (İTO) basın toplantısı yaptı. Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ile İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip’in yanı sıra çok sayıda TTB ve İTO yöneticileri katıldı.

    TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, özelleştirmeci ve piyasacı sağlık politikaları ile halk sağlığının yok sayıldığını ifade ederek, aynı zamanda sağlık çalışanlarının haklarının da giderek geriletildiğini belirtti.

    “Sağlıkta dönüşüm” politikasıyla hekimlerin ekonomik ve özlük haklarınca ciddi kayıplar yaşandığına dikkat çeken Fincancı, sağlık emekçilerinin yükünün pandemi sürecinde de daha da ağırlaştığını dile getirdi. Hekimler ve sağlık çalışanlarının çok büyük çoğunluğunun hiçbir performans ve diğer ek ödemeleri almadan, gece gündüz demeden çalışmasına rağmen insanca yaşayacak ücret alamadıklarının altını çizen Financı, “Ek ödeme adı altında verilen, geleceğimize yansımayan ücretlendirme modeli, çalışma barışını bozmaktan başka bir işe yaramamıştır. Pandemi döneminde de pandemi öncesinde de yapılan ek ödemelerin miktarı, dağılımı, tamamen keyfi biçimde yapılmakta olup, adaletten oldukça uzaktır. Ek ödemeler idarecilerin iki dudağı arasından çıkacak söze bağlı olarak bazı kurumlarda ya hiç ödenmemekte ya da onur kırıcı rakamlar ile ödenmektedir” dedi.

    “MESLEĞİMİZ GÜVENCESİZLİĞİN EN YAYGIN İŞ KOLU HALİNE GETİRİLDİ”

    Fincancı, uzun saatler kesintisiz fazla çalışma, sık nöbet tutma, yoğun iş yükü, şiddete maruz kalma sağlık ortamlarının olağan hallerine dönüştüğünü belirterek, şunları kaydetti:

    “Kamunun yanı sıra özel hastanelerde de yoğun emek harcayan hekimlerin emekleri sömürülmekte, şirket kurdurma ve ciro baskısı gibi ticari zorlamalar ile meslek onuruna yakışmayan uygulamalar ile karşılaşmaktadırlar. Mesleğimiz güvencesizliğin en yaygın olduğu iş kollarından biri haline getirilmiştir. Bu değişim baskının, mobbingin, ayrımcılığın, eşitsizliğin ve kayırmacılığın alabildiğine yaygın hale gelmesine neden olmuştur. Bu baskıyı tıp fakültelerine müdahalelerde, sağlık kurumlarında idarecilerin tavırlarında, son olarak karşımıza getirilen 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nda disiplin süreçlerine ilişkin hiçbir hüküm yokken ‘ihtar puanı’ adı altında, keyfi bir şekilde uygulanan Demokles’in kılıcı gibi yeni yeni yönetmelikler de görüyoruz.”

    8 BİN HEKİM İSTİFA ETTİ

    Yalnızca 2020 yılında, 12 bine yakın beyaz kod verilen sağlıkta şiddet olayı yaşandığını söyleyen Fincancı, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 2020 yılının ilk 6 ayında 2 bin 412 doktorun istifa ettiği yönündeki açıklamasını hatırlattı. Koca’nın 522 doktorun özel hastanelere geçiş yaptığını da söylediğini belirten Fincancı, resmi olmayan bilgilere göre 18 ayda 8 binin üzerinde hekimin istifa ettiği bilgisinin TTB’ye ulaştığını aktardı. Fincancı, “Yurtdışında çalışmak için birliğimizden talep edilen iyi hal belgesi yılda 900’lere binlere ulaşmıştır. Ayda yaklaşık 80 hekim, bu ülkede hekimlik yapmak yerine yurtdışında göçmen doktor olmayı tercih etmektedir” dedi.

    6 BİN 178 HEKİMLE YAPILAN ANKET SONUCU

    Fincancı, TTB olarak 81 ilden 6 bin 178 hekim ile yaptıkları anket sonuçlarını da açıkladı. Fincancı, anket sonuçlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

    “Anket sonuçlarına göre, hekimlerin yüzde 45’inin aylık geliri yetmiyor, yüzde 76’sı pandemi ek ödemesi almıyor, yüzde 90’ına göre performansa dayalı ek ödeme sisteminin adaletsiz olduğunu düşünüyor, yüzde 92’si geçen sene TBMM’de kabul edilen sağlıkta şiddet ile ilgili son yasal düzenlemenin etkili olmadığını düşünüyor, yüzde 84’ü daha önce hasta veya yakını tarafından sözel ve fiziksel şiddete uğradığını düşünüyor, yüzde 68’i çalışma şartlarının yoğunluğu nedeniyle hastalarıyla yeterli ve uygun şekilde ilgilenemediğini düşünüyor, yüzde 72’si çalışma ortamının pandemi koşullarına uygun olmadığını düşünüyor. Ankete katılan hekimlerin yarısından fazlası çalışma koşulları, ücretler ve sağlıkta şiddet hakkında; çalışma alanlarında örgütlenme çalışmaları, iş yavaşlatma ve iş bırakma gibi eylem kararlarına destek vereceğini belirtiyor.”

    SAĞLIK BAKANLIĞI İLE GÖRÜŞME TALEBİ

    Fincancı, 175 bin hekimin taleplerini dile getirmek için Sağlık Bakanı ile randevu talep ettiklerini belirterek, 10 gün içinde randevuya yanıt verilmemesi halinde bir dizi eylem ve etkinlik gerçekleştireceklerini kaydetti.

    ÖNCELİKLİ TALEPLER 

    Fincancı, öncelikli taleplerini ise şu şekilde sıraladı:

    “*Sağlıkta özelleştirmeci, piyasacı politikalar durdurulmalı, sağlık hizmetleri toplumcu bir anlayışla yeniden inşa edilmelidir.

    *Güvencesiz, gerçek dışı bahanelerle işimizden edildiğimiz ve köleliği dayatan çalışma koşullarına son verilmeli, güvenceli çalışma esas olmalıdır.

    *İşyerlerimiz alanın uzmanları ile görüşülerek güvenli, sağlıklı çalışma ortamları haline getirilmelidir.

    *Haftalık çalışma sürelerimiz önerilerimiz çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.

    *Temel ücretlerimiz TTB’nin görüş ve önerileri çerçevesinde belirlenmeli, emekliliğe de yansıyacak yaşanabilir ödeme sağlanmalıdır.

    *COVID-19 başta olmak üzere meslek kaynaklı hastalıklara karşı bütüncül bir meslek hastalıkları yasası çıkarılmalıdır! Pandemi süresince çalıştığımız her yıl için derhal 120 gün fiili hizmet süresi zammı verilmelidir.”

    ‘SAĞLIK BAKANI GÖRÜŞMEDEN KAÇMAMALIDIR’

    Daha sonra söz alan TTB İkinci Başkanı Ali İhsan Ökten de Sağlık bakanı ile görüşmenin 175 bin hekimin talebi olduğunun altını çizerek, “Sağlık Bakanı bu görüşmeden kaçınmamalıdır. Taleplerimizin karşılık bulmaması halinde ülkemizin dört bir yanındaki hekimlerle birlikte mücadelemizin büyüyeceğinden ve sonuç alıncaya kadar devam edeceğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır” dedi.

    “BAKAN GÖRÜŞMEZSE ANKARA’YA YÜRÜYECEĞİZ”

    TTB ve tabip odaları olarak hekimlerle, sağlık emekçileriyle, toplumla çalışma ortamlarında ve yaşam alanlarında buluşmalarla taleplerini dile getireceklerini ifade ederek, “Sağlık Bakanı’nın talebimize yanıt vermemesi halinde illerden odalarımızla beraber taleplerimizi dile getireceğimiz bir yürüyüşle Ankara’da bir araya geleceğiz. İktidar bu vurdumduymaz ve sağlık emekçilerine düşman tutumunda ısrar ederse ‘görevin’ de kaçınılmaz olduğunu bilmelidir” diye konuştu.

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Asistan hekimler tükendi, farkında mısınız?’

    ‘Asistan hekimler tükendi, farkında mısınız?’

    PİRHA- Asistan hekimlerin sorunlarına dair basın açıklaması yapan Mersin Tabip Odası, “Asistan hekimler tükendi, farkında mısınız?” diye sorarak, sorunların kısa sürede çözülmemesi halinde eylem yapacaklarını dile getirdi.

    Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu asistan hekimlerin durumuna dikkat çekmek için Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Poliklinikleri önünde basın açıklaması yaptı.

    Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen tarafından yapılan açıklamada, geçen bir yıl içinde sorunları ve çözümünü sıkça dile getirdiklerini ancak o günden bu yana ne asistan hekimlerin ve ne de diğer sağlık çalışanların özlük, ekonomik ve sosyal haklarında istenen düzelme olmadığını belirtti.

    Asistan hekimlerin sorunlar karşısında tükenmişlik yaşamaya başladığının altını çizen Antmen, “Bu sorunların önemli bir kısmının ne hastane idaresinden, ne dekanlıktan ve ne de rektörlükten kaynaklandığını, son 18 yıldır sürmekte olan Sağlıkta Dönüşüm Programına bağlı olduğunu bilmekteyiz. Ancak Sağlıkta Dönüşümün getirdiği yüklerin yanı sıra idarenin de çözmesi gereken sorunlar olduğunu, burada bu sorunların çözümü için bulunduğumuzu duyurmak istiyoruz” dedi.

    Antmen, asistan hekimlerin sorunlarını, “Son 8 aylık performans hak edişlerinin ödenmemesi, nöbet ücreti almayan bölümlerde asistanlar tarafından çalışılan aylık 80 saate kadar eğitim dışı rutin işler için yapılan fazla mesailerin ek ücretlerinin ödenmemesi, COVID ek ödemelerinin yapılmaması, Başhekimlik tarafından bölüm içi nöbetçi sayılarının düşürülerek asistan üzerinden kemer sıkma politikasıyla asistanların iş yükünün arttırılması ve nöbet ücretlerinin düzensiz yatırılması” olarak açıklarken taleplerini şu şekilde sıraladı:

    “1) Ödenmeyen performans ücretlerinin ivedilikle ve bundan sonraki aylarda düzenli ödenmesi

    2) Ek mesai yapan bölümlerin mesai ücretlerinin ödenmesi

    3 ) COVID ek ödemelerinin yapılması

    4) Nöbetçi asistan sayılarının bölüm içi iş kapasitesine göre arttırılarak iş yükünün azaltılması

    5) Nöbet ücretlerinin her ay düzenli ödenmesi”

    Antmen, son olarak sorunların devam etmesi halinde uyarı eylemleri yapacaklarını ifade etti.

    PİRHA/MERSİN

  • Bir hekim daha koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

    Bir hekim daha koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetti

    İzmir’in Urla ilçesinde bir aile hekimi yakalandığı koronavirüs sonucu hayatını kaybetti.

    İzmir’in Urla ilçesinde aile hekimi olarak görev yapan Dr. Cengiz Çil, yakalandığı yeni tip koronavirüs (Covid-19) nedeniyle yaşamını yitirdi.

    İzmir Tabip Odası tarafından sosyal medyadan yapılan paylaşımda, “İzmir’in Urla ilçesinde aile hekimi olarak görev yapan Dr. Cengiz Çil’i Covid-19 nedeniyle kaybettik. Ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı dileriz” denildi.

    Çil’in cenazesinin yarın öğle saatlerinde Denizli’nin Acıpayam ilçesinde toprağa verileceği öğrenildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Başakşehir Şehir Hastanesi’nde sorunlar çözülmüyor, hekimler tepkili!

    Başakşehir Şehir Hastanesi’nde sorunlar çözülmüyor, hekimler tepkili!

    PİRHA- Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde sorunlar çözülmüyor. Sağlık emekçileri, hastanede yaşanan sorunların aylardır çözülmemesine karşı bugün de alkışlı eylem yaptı.

    Geçtiğimiz Mayıs ayında koronavirüs pandemisine karşı önemli bir merkez olacağı iddiasıyla açılan Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde hekimler pandemi yönetiminin zayıf olduğunu belirterek, yürütülecek çalışmalarda söz sahibi olmak istiyorlar.

    Hastanede görevli hekimler ayrıca, aylardır eksik yapılan ek ödemeler ve geleceğin belirsiz bırakılması konusunda da tepkili. Biriken sorunlar konusunda bir çözüm iradesi sergilenmemesine tepki gösteren hekimler, hastane içinde yürüyüş ve alkışlı protesto eylemi gerçekleştirmeye devam ediyorlar. Hekimler bugün saat 12.30’da Başhekimlik binası önünde toplanarak alkışlı protesto eylemi düzenleyip, biriken sorunlarına dikkat çektiler ve çözüm talep ettiler.

    Hekimler talepleri karşılanana kadar her pazartesi saat 12.30’da alkışlı protesto eylemi yapacaklarını da duyurdular.

    PİRHA/İSTANBUL

  • KHK’li hekimlerden yasa teklifine protesto: Emeğimizi çöpe atamazsınız

    KHK’li hekimlerden yasa teklifine protesto: Emeğimizi çöpe atamazsınız

    Ankara’da toplanan doktorlar sağlık alanındaki değişiklileri içeren kanun teklifini protesto etti, sloganlar eşliğinde teklifin geri çekilmesini talep etti.

    Sağlık alanındaki değişikliklere ilişkin AKP milletvekilleri tarafından Meclis’e sunulan kanun teklifi Meclis Sağlık Komisyonu’ndan geçti. Gazeteduvar’ın haberine göre, teklifin beşinci maddesinde yer alan KHK’yla ihraç edilmiş sağlık çalışanlarının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile sözleşmesi olan sağlık kuruluşlarında çalışmasına yasak getirilmesine ve diğer maddelere karşı doktorlar, Ankara’da Kuğulu Park’ta bir araya geldiler.

    “ÇALIŞIRKEN ÖLDÜRÜLMEK İSTEMİYORUZ”

    ‘Yaşamak Yaşatmak İstiyoruz’, ‘Hükümet al torbanı başına çal’ sloganlarıyla önlükleriyle Kuğulu Park’ta toplanan doktorlar, ‘6 Yıllık Emeğimizi ‘Torbayla’ Çöpe Atamazsınız’, ‘Kovir Misen Ağam’, ‘Beyaz Direniş Var Dediler Geldik’, ‘Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane KHK’lar Bahane’, ‘Çalışırken Ölmek, Öldürülmek İstemiyoruz’, ‘Sağlıksızlıklaştıran Yasayı Kabul Etmiyoruz’ yazılı dövizler taşıdı.

    Yıllardan beri sağlıkta şiddete karşı yasa beklediklerini belirten Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Başkanı Sinan Adıyaman,“OHAL’de güvenlik soruşturması nedeniyle eğitim hakları engellenen meslektaşlarımızın eğitimlerine dönmelerini bekliyorduk. Bunları beklerken 44 maddelik torba yasa ile karşılaştık. Demokratikleşme beklerken daha acımasız bir tasarıyla karşılaştık. Bu antidemokratik yasa tasarısı, açlıkla terbiye etmeye çalışan yasa tasarısı geri çekilsin. Geri çekilene kadar tüm demokratik haklarımızı kullanacağız” diye konuştu.

    “BİZİM ÜSTÜMÜZDEN TOPLUMA MESAJ VERİLİYOR”

    Güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlanan tıp fakültesi mezunu bir doktor, atanamayanların hem sosyal hem psikolojik şiddete maruz kaldığını söyledi. Yedi ay sonunda gerekçe gösterilmeden atama talebine ret geldiğini belirten doktor, beşinci maddeyle ilgili şunları söyledi: “Beşinci madde bizi fiilen yasaklıyor. Böyle bir durumda hangi iş veren bize iş verir? Bizim üzerimizden topluma mesaj veriliyor. Siz okusanız doktor olsanız bile bizim gibi olmazsanız sizi açlığa mahkum ederiz diyorlar.” (HABER MERKEZİ)

  • ‘Barış çağrısı’ yapan TTB yöneticilerinin evlerine polis baskını: 11 hekim gözaltında

    ‘Barış çağrısı’ yapan TTB yöneticilerinin evlerine polis baskını: 11 hekim gözaltında

    İçişleri Bakanlığı’nın suç duyurusunun ardından haklarında soruşturma başlatılan Türk Tabipler Birliği yöneticilerinin evlerine polis baskını düzenlendi, 11 hekim gözaltına alındı.

    Türkiye’nin Afrin’e operasyonuna karşı ‘barış’ çağrısı yaptığı için önce AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Terörist seviciler” sözleriyle hedef gösterilen ardından İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında suç duyurusunda bulunulan Türk Tabipleri Birliği’ne (TTB) soruşturma açılmıştı.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından haklarında Türk Ceza Kanunu’nun 216. Maddesi’nde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ile 301. Madde’deki “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyetini aşağılama” suçlamaları ile soruşturma başlatılan TTB yöneticilerinin sabah saatlerinde evlerine polis baskını düzenlendi.

    Ankara merkezli 8 ilde yapılan ev baskınlarında aralarında TTB Başkanı Raşit Tükel’in de olduğu 11 hekim, gözaltına alındı.

    Gözaltına alınan hekimlerin isimleri şöyle:

    Raşit Tükel, Sezai Berber, Sinan Adıyaman, Selma Güngör, Şeyhmus Gökalp, Hande Arpat, Ayfer Horasan, Taner Gören, Funda Obuz, Yaşar Ulutaş, Nazım Yılmaz.

    TTB’nin genel merkezi ve hekimlerin hastanelerdeki odalarında da polisin arama yaptığı belirtiliyor.

    ERDOĞAN HEDEF GÖSTERMİŞTİ

    Türk Tabipleri Birliği, Türkiye’nin Afrin’e yönelik operasyonuna karşı ‘barış’ çağrısı yapmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Terörist seviciler” sözleriyle hedef gösterilmişti.

    “Bazı kesimler bunu iyi duysunlar. Bugün operasyonun 7. günü. 343 terörist etkisiz hale getirildi. Bunlar tespit edilenler. Bundan rahatsız olan, sözde Türk Tabipler Birliği gibi bir kesim ‘savaşa hayır’ diye kampanya yürütmek istiyor. Bu terörist sevicilerin bugüne kadar ‘barışa evet’ dediklerini duymadık. Bunlar bugüne kadar güneydoğuda, doğuda, vatandaşlarım şehit edildi. İçeride olan terör uygulayıcılarına yönelik en ufak açıklama duyduk mu? Duymadık. Bunlar bu işin içindeler.”

    Erdoğan’ın bu ifadelerine yanıt veren İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Selçuk Erez ise “Hekimin, ‘savaş olmadan barış teşebbüsleri yapılsa daha iyidir’ demesi hiçbir zaman gayri milli bir şey değildir. Bilakis vatanseverliktir, insan severliktir” demişti.

    TTB’NİN AÇIKLAMASI 

    TTB, Afrin’e yönelik operasyona dair yaptığı “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” başlıklı açıklamada, şu ifadelere yer vermişti:

    “Biz hekimler uyarıyoruz:

    “Savaş, doğada ve insanda tahribat yapan, toplumsal yaşamı tehdit eden, insan eliyle yaratılan bir halk sağlığı sorunudur.

    “Her çatışma, her savaş; fiziksel, ruhsal, sosyal ve çevresel sağlık açısından onarılmaz sorunlara yol açarak büyük bir insani dramı da beraberinde getirir.

    “Yaşatmaya ant içmiş bir mesleğin mensupları olarak, yaşamı savunmanın, barış iklimine sahip çıkmanın birincil görevimiz olduğunu aklımızdan çıkarmıyoruz.

    “Savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

    “Savaşa hayır, barış hemen şimdi!”